Yataş Youtube’a güvenli masallar koydu

Yataş, YouTube kanalı Uyku ve Çocuk by Yataş’ta çocukları öğretici ve hayal gücünü geliştiren modern Türk Masalları ile buluşturmaya devam ediyor. Bir buçuk yıl önce açılan Uyku ve Çocuk by Yataş kanalında yer alan birbirinden güzel masallar, bugüne kadar 2.5 milyonu aşkın izlenme rakamına ulaştı. Günde ortalama 10 bin kez görüntülenen Uyku ve Çocuk by Yataş kanalında en çok izlenen masal ise 454 bin rakamıyla “Kayıp Prenses Bebek” oldu. Masalcı Gümeç Abla’nın (Gümeç Alpay Aslan) anlattığı ve keyifli çizimlerle renklenen masallar, metin ve görsel olarak pedagog filtresinden geçen, tamamen özgün senaryolarla ve titizlikle oluşturuluyor.

Uyku ve Çocuk by Yataş kanalında çocukların yanı sıra ebeveynler için de özel içerikler yer alıyor. Uzman pedagogların hazırladığı videolarda yeni anneler için emzirmenin püf noktalarından çocuklarda inatçılık dönemine,akran zorbalığından çocuklar için güvenli internet kullanımına dair birçok konu ele alınıyor. Kanalda ayrıca ebeveynlerin günün yorgunluğu ve stresinden uzaklaşmasına yardımcı olan yağmur, okyanus, orman ve doğa, kuş sesi gibi meditasyon müzikleri de yer alıyor. Uyku ve Çocuk by Yataş kanalına buradan ulaşılabiliyor.

Youtube’un en önemli yıldızı DLive’a geçiyor

DLive, dünyanın en ünlü içerik üreticisi PewDiePie’ın özel canlı yayın platformu olacak. Küresel çapta 100 milyon abonesiyle dünyanın en büyük bağımsız içerik üreticisi olan PewDiePie’yla DLive’ın anlaşması bugüne kadar yapılmış olan en büyük canlı yayın anlaşmalarından biri. 14 Nisan tarihinden itibaren PewDiePie yalnızca DLive üzerinden haftalık yayın yapacak.

Yıllar boyunca, yaratıcı kişiler içerik üreticilerini ürettikleri içerik değerinde ödüllendirmeyen geleneksel içerik platformlarında izleyici kitleleri edindiler. Bazı platformlar içerik üreticisinin gelirinin %50’sini alırken, kitlelerin hayat damarlarını tıkayarak sürdürülebilirliklerini zedelemiştir. Bu sorunu çözmek adına DLive üç ana prensip üzerine kurulu yeni bir ekosistemin öncülüğünü yapmıştır. Bunlar: İçerik üreticilerine ve izleyicilere yüksek değerli içerikler üretmek ve bunları desteklemek konusunda teşvik sunan veren bir ödül sistemi, platformun ve içeriğinin merkezi olmayan mülkiyet hakları ve platform kesintisinden muafiyet. Bu üç ilke ekseninde DLive içerik üreticileri, izleyiciler ve içerik platformları arasındaki etkileşimde devrim yaratmayı amaçlamaktadır.

“DLive’da üreticiler birbirleriyle rekabet etmektense, birbirilerini desteklemekten fayda sağlayacaklardır. Platform kesintisi olmadığından, herkese izleyiciler için en yüksek kalitede içerik üretmeye teşvik ediyoruz” diyen Lino Network Kurucu Ortağı Wilson Wei sözlerine şöyle devam etti: “PewDiePie üreticilerin büyük emek, çaba ve zaman harcayarak ürettikleri değerlerin ateşli bir savunucusu olmuştur ve aynı zamanda DLive’ın vizyonuna inanmaktadır. Canlı yayın platformumuz bu sektörde içerik üreticilerinin temsil edilme şeklini sonsuza dek değiştirme potansiyeline sahiptir ve bizler PewDiePie’ın bu konuda öncülük etmekte bize destek sağlamasından son derece gururluyuz.”

Felix Kjellberg de, “Tekrardan düzenli olarak canlı yayın gerçekleştireceğim için heyecanlıyım! DLive, diğer yayıncıları gibi bana da gerçek bir ortakmışım gibi davrandığı için harika bir platform” dedi.

Aylık 3 milyon aktif kullanıcıyla ve 35.000 aktif yayıncıyla, DLive’a DLive.tv’nin yanı sıra Android ve iOS uygulamaları üzerinden erişilebiliyor. DLive, Lino kullanılarak üretilmiş olup içerik endüstrisinde özünde yenilikçi, tamamen şeffaf, merkeziyetsiz bir canlı yayın platformudur. Ekosistemdeki içerik üreticileri, izleyiciler ve diğer paydaşlar DLive’a katılımları ve katkıları için Lino blok zincirinin yerel dijital para birimi olan Lino puanlarla ödüllendirilecekler.

Instagram Youtube olma adımları atıyor

Instagram enteresan bir mecra. Facebook içinde olmak istemeyen genç nesli harika bir biçimde toparlayıp bünyesine aldı. Orada harika hayatlar ve mükemmel resimlerle kendi iç kitlesini yarattı. Ancak video alanında biraz zayıftı. Çünkü buraya videoları ölçüp biçerek koymak gerekiyordu, zaman kısıtlaması vardı.

Instagram, WallStreet Journal haberine göre bunu bir kenara bırakıp artık bir saate kadar videoları da bünyesine katma kararı aldı. Bu da başta kaynak gazete olmak üzere herkes tarafından Instagram Youtube olmak istiyor şeklinde yorumlandı.

Bir dakikadan bir saat geçmek Instagram bakış açısı için çok önemli. Bu bakış açısıyla şirketler kurumsal videolarını çok da düşünmeden bu mecraya koymak için adımlar atmaya başlayacak belki de.

Peki neden Youtube’a video konmasın da Instagram’ı tercih etsinler? Bunun birkaç bariz sebebi var. Gelin bunları TKNLJ formatında inceleyelim:

  • Instagram tam bir “bugünün sosyal medya aleti”… Oysa Youtube sosyal medya ortamı değil. Mesela küfürlü yorumlara baktığınızda Youtube çirkinliğin merkezinde ama Instagram’da bunlar göreli olarak çok daha az gerçekleşiyor.
  • Youtube’e kıyasla Instagram’da daha etkin sayıda genç var. Bakın daha çok demiyorum, etkin diyorum. Gençler Youtube ortamında kendilerini ifade etmek istemiyor. Ama Instagram’da bunu yapıyor.
  • Hızla değişen nesil Instagram’da kendini gerçekleyebiliyor ama Youtube içinde kendini kaybolmuş hissediyor paylaşım anlamında. Bu tezimin kaynağı şu: İnsanlar Youtube’a konan mallarını Instagram gibi Twitter gibi alanlarda paylaşıyor. Ama Instagram için aynı şey söz konusu değil. Oraya bir paylaşım yapıldığında konu kapanmış oluyor.
  • Şirketler Youtube’a ne çekerlerse koyuyorlar ama Instagram için özel çalışmalar yürütüyorlar.
  • Instagram reklam konusunda hep daha ileri adımlar atmaya çalışıyor. Bunu video ile yapmak da bence gayet iyi bir fikir.

Hal böyleyken Instagram’ın böyle bir şey yapsak mı acaba sorusu bile heyecan yaratıyor.

Peki insanlar bu alanı neden tercih etmesinler? İşte bu nokta da çok önemli: Youtube içerik geliştiricilere para veriyor. Tamam çekilen videoların daha çok gösterilmesi, Instagram kitlesine sunulması güzel ama bu şirket şimdiye kadar hiç gelir paylaşımlı bir modele gitmedi. Youtube üstünden para kazananlar “varsın para gelmesin yeter ki seyredilsin videom” der mi? Bence demez.

Bir de şunu düşünmek lazım: Instagram bir dakikadan uzun video seyretmek isteyen insanların alanı mıdır? Ben zannetmiyorum. İnsanlar oradaki resimlere bile detaylı bakacak zaman harcamıyorlar bu ortamda…

Değişik tartışmalar bizi bekliyor.

Video TV’yi bitirir mi?

Başlığı atarken içim bir tuhaf oldu. 1980 yılında Almanya’dan gelmiş bir arkadaşın evinde ilk kez video gördüm. Yani istediğin zaman filmi görüp istediğin zaman durdurabildiğin alet. Neler geçmişti aklımdan bununla yapılabilecek. O yıllarda çocuktun ve kendi aramızda inanılmaz muhabbetlerimiz vardı: Oğlum televizyonu bitirir lan bu… Başlat reklam çıkınca ileri sar (O zamanlar reklamsız bir yayın videoda bile olmaz sanıyorduk. Çocuktuk işte)

Aradan seneler geçti ve ülkem çoğunluğu özel birçok kanala kavuştu. Bu kanal sahiplerinden birine, Erol Aksoy’a o zaman sahip olduğu Cine5 ve Show TV’yi internete taşıyacak, dolayısıyla maçları yurt dışında da seyrettirecek bir sistem önerdim. Bayağı bir gitme gelmeden ve tartışmadan sonra kabul etti. O zamanın şartlarında ayda 20 dolar gibi devasa bir ücretle yayınları izlemek için binlerce kişiye ulaştık. Ama bu işi kimin yöneteceği kaygısı devreye girdi, zaten Erol Aksoy o yılların sonuna doğru medya ve ekonomi sahnesinden çekildi.

Google Twitch’e savaş açtı

Google çok büyük. Bu büyüklüğünü her zaman kullanıyor. Bunu müşterilerine daha iyi hizmetler vermek için kullanırken bazen de kendi işini tehdit eden rakiplerine karşı silah olarak değerlendiriyor.

Twitch enteresan bir web hizmeti… Bir nevi Youtube… Akıllıca bir hareket yaparak oyun oynayanlara yöneldiler. Onlar için özel uygulamalar geliştirdiler. Böylece Mac ya da PC ya da Playstation ya da Xbox gibi tüm baba platformlarda oyun oynayanlar bunları eş zamanlı olarak birilerine gösterebilir hale geldi. Bunu ne kadar çok insan seyrederse gösterim yapanlar o kadar çok para kazanmaya başladı. Sistem müthiş tuttu ve Amazon bu şirketi satın aldı.

Google bu başarı öyküsünü fazla kaldıramadı. “Ne olacak oğlum, birileri daha pazarda olsun” sözünü kabul edemedi. Bir de baktık ki Google açıklama yaparak Youtube Gaming sitesini bu yaz kullanıma açacağını dile getirdi.

Google Youtube Gaming hizmetini diğer tüm Youtube hizmetlerinden farklı konumlandıracağını söylüyor. Amazon’un Twitch’e 970 milyon dolarlık teklif vermesinden önce Google’ın bu şirketle ilgilendiği dillendiriliyordu.

“Eğer alamazsam benzerini yaparım ne var ki” diyor…

Twitter ve Youtube neden kapandı?

Twitter ve Youtube yine bir ulusal saçmalığa imza atılarak kapatıldı. Peki neden kapatıldı? Eldeki imkanlarla edindiğimiz belgelere dayanarak sizlerle paylaşalım…

Bekir Altun isimli hakimimiz İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından kendine gönderilen belgeye dayanarak kapatma kararlarını çıkardı. Konu, 31 Mart günü yaşanan terör saldırısı. O saldırıdan yola çıkılarak resimlerin paylaşılması, kapatmanın başlıca sebebi olarak gösterildi.

Muhtemelen Youtube, Twitter ve Facebook’a kapatma istekleri gönderildi. Neydi bu istekler? NTV’de yayımlanan bir resim, Facebook’ta belli adreslerde yayımlanan resimler, sondakika.com sitesinde yayımlanan haber, Twitter’da Metin Uca gibi önde gelen isimlerin paylaşımları… Önce üç ana akım da kapatılacakken son dakikada Facebook tekrar açıldı ve gösterime girdi.

Bu kapatma kime ne sağlar? Resimleri gören gördü zaten. Gazetelere yasak da getirildi. Bu saatten sonra getirilen yasaklamalar tamamen halkın haber alma hakını ellerinden almak ve istedikmeri anda istedikleri içeriği kaldırmayan, bir başka deyişle dümen sularına gitmeyen Google ve Twitter’a kafa atmaya yöneliktir.

Bir de 7 Nisan günü milletvekili adayları açıklanacak ve Cumhurbaşkanı’nın onayıyla birçok milletvekili dışarıda kalıp bağırıp çağıracak. Gündemin değişmesi lazım tabi…

Kısa videolar artacak ama geliri yüksek olmayacak

Videolar konusunda çok şey yazıldı ve söylendi. Deloitte geçtiğimiz hafta da yayımladığım raporlar silsilesi içinde önümüzdeki aylır video trendi hakkında kapsamlı bir çalışma yayımladı. Rapordan ana başlıkları sizler için TKNLJ formatında yayımlıyorum:

  • 20 dakikanın altındaki kısa videolar tüm video izlemelerinin tv dahil tüm ekranlarda izlenen videoların yüzde 3’üne ulaşması bekleniyor.
  • Kısa videolar 5 milyar dolarlık bir gelir kazandıracak. TV formatındaki videoların ise reklamlar dahil 400 milyar dolarlık gelir yaratacağı dile getiriliyor.
  • Uzun video formatındaki en çok izlenen dizilerden biri Big Bang Theory 17.5 milyon izleyiciye ulaşmış. Oysa Gagnam Style şarkısı iki yılda 2 milyar izleyiciyle buluşmuş. Şarkıyı söyleyen PSY isimli Korelinin kanalındaki içerikler ise 4 milyar izleyiciyi aşmış…
  • TKNLJ içinde adını geçirdiğimiz Pewdiepie isimli şahsiyetin 32,5 milyon takipçisi var ve ayda oralama 350 milyon kez video izletiyor. 2 binden fazla izleyiciyle milyarlarca izlenime kavuşmuş.
  • Youtube’un en çok izlenen 100 kanalı ayda ortalama 10 milyar gösterime sahip.
  • Dünyada tv aboneliklerinin yarattığı değer ise 200 milyar dolar civarında…
  • TV dizilerinin reklamları dünyada saatte birkaç milyon dolarlık gelir yaratıyor.
  • Dizilerin yarattığı on milyonlarca dolarlık gelirle kıyaslandığında bir kısa internet videosunun yüksek video gösterim ücreti olan 2 dolarla milyon kez gösterime girmesi gerekiyor.
  • en çok ilgi çeken videoların başında sırasıyla müzik, nasıl yapılır videoları, klasik TV programlarının internet sürümleri (Skeçler, spor başlıkları), film fragmanları ve eğlence dünyası haberleri geliyor.
  • Kısa filmler genellikle laptop, akıllı telefon ve tabletlerden seyrediliyor.
  • Kısa videoların televizyonda iş yapması beklenmiyor. Zira bu tarzda videolar televizyonlardaki tüm programların yüzde 5’inin altında. Araştırmacılar bunun sebebinin TV izleyicilerinin 30 yaşın üstünde olmasına bağlıyor…

Çocuklarını Pewdiepie ile büyütmek

Ne zaman hayatımıza girdi tam olarak bilmiyorum. Bir anda kulaklıksız dinlenen iPad üstünden bağırmalar haykırmalar duydum. “Ne oluyor” dedim oğlana, “piyudipay izliyorum” gibi bir şey söyledi. O ne dedim, “bir adam işte oyun anlatıyor” dedi…

Sakata gelmeyelim diye bu adamın kim olduğunu araştırdım. Siz piyudipay okunan bir adamın aslında PewDiePie olduğunu nasıl bulurdunuz? Elbette benim gibi bulamazdınız.

Adamın esas adı Felix Arvid Ulf Kjellberg. Adı nasıl okunuyor zerre kadar fikrim yok. İsveçli. Ekim 1989 doğumlu. 2010 yılında şu anda bile bana saçma gelen bir fikirle oyun oynarken üstüne konuşma kararı almış. Sora 2012 yılında 2 milyon takipçi 2013 yılında 3,5 milyon, 2014 yılında 30 milyonla dünyanın en çok takip edilen Youtube içerikçisi.

Mutlaka bir şekilde yolunuz onunla kesişmiştir ama ben yine de ne yaptığını anlatayım: Oyun videolarını kaydederken üstüne kendi kafasının resmini koyuyor. Genellikle korku oyunları oynuyor ve oynarken de dana gibi bağırıyor. Siz de onun da korktuğunu görüyor ve bunu komik buluyorsunuz. Bakalım bir sonraki oyunda nasıl korkacak, korkudan küfür edecek diye merakla izliyorsunuz.

Çocuklar daha çok seviyor onu. Genellikle 15 yaş altı ergenler. Bunun sebebini biraz araştırdım ve kendimce bir sebep buldum: Çocuklar büyük bir abinin de kendileri gibi korktuğunu, hatta kendilerinden daha fazla şobalak gibi korktuğunu görerek bir nevi temizlenme ve arınma yaşıyorlar. Basit bir şablon bu. Ama bunu yakalamak bu İsveçli ibişe düşmüş. Bilerek yaptığını düşünmüyorum. Deneme yanılma usulü geliştirmiş olabilir.

South Park çizgi filminde de bununla ilgili bölümü görünce anladım dünyada ne kadar çok çocuğun bu adamın pençesine düştüğünü… Deli gibi küfür ediyor hatta tecavüzle ilgili laflar ediyor ve bu yüzden ara ara kınanıyor. Evinizde böyle bir adam olsa muhtemelen konuşmasına izin vermezdiniz. Ama o dünyada milyonlarca çocuğun “bakalım bugün nasıl korktu ve anırarak bağırdı” moduna girdiği ve izlediği adam…

Bu adam bizim evde olsa ve oğlumla konuşsa muhtemelen yorulana kadar döverdim. Sonra biraz dinlenir ve yine döverdim.

Bugün oğlumun üstünde onun logosu olan bir çantası var ve birkaç arkadaşının daha. Eğer internette bir şeyi yanlış yaptıysam o da oğlumun bu adamla tanışmasına göz yummak olmuştur. Ama benim için önemli bir adım oldu. Artık her girdiği film kanalını mutlaka ben de bir kez seyrediyorum.

İnternet bu değil, içerik bu değil. Ama en çok seyredilen adam bu. Videolarının koyulduktan sbir saat sonra bir milyonu geçmesini açıklamak mümkün değil.

Adamı bağırdığı için eleştirmiyorum. Adamı küfür ettiği için de eleştirmiyorum. Sonuçta oğlum benden de duyuyor o küfürleri, maça götürdüğümde de duyuyor hatta meclis TV evin içinde açıkken de küfre maruz kalıyor oradaki yüksek terbiyeli insanlardan… Ben bu adamı çocukların vaktini aldığı için sevmiyorum. Bunu söylerken de “bu adamı seyretmeyince atomu mu parçalıyor oğlun” diyen/diyecek ekşi sözlük tayfası geliyor gözümün önüne. Olsun, boş boş oturup tavana bakması bile iyidir bir bakış açısıyla…

Lütfen çocuklarınıza bu adamı tanıyıp tanımadığını bir kez sorun. Sonra da biraz daha dikkat edin ne izleyip izlemediği konusunda…

Youtube’u yanlış kapatanlar cezasını çeksin

Anayasa Mahkemesi, Twitter için söylemişti, kimse anlamamıştı. Şimdi bizim dediğimizi bir kez daha söyledi ve Twitter’ın ardından Youtube da açılsın dedi. AYM, ihlalin ortadan kaldırılması için kararı. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) ve Ulaştırma. Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’na gönderdi. Yüksek Mahkeme’nin ihlal karan doğrultusunda Youtube‘un erişime açılması bekleniyor.

Şimdi hep beraber bakalım kaç günde AYM’den TİB’e gidebilecek o karar ve kaç günde hayata geçirilecek. Hep birlikte göreceğiz.

AYM Genel Kurulu 2’ye karşı 14 oyla Youtube‘a erişim engelini ifade özgürlüğünün ihlali saydı. Yani hadi be az daha bizim dediğimiz gibi oluyordu gibi bir durum da söz konusu değil. Karardaki, “Youtube‘un sınırlan belirsiz bir yasaklama kararı ile engellenmesin, demokratik toplumların en temel değerlerinden biri olan ifade özgürlüğüne ağır bir müdahale oluşturduğu açıktır” cümlesi bu ülkenin ayıbı olsun.

Şimdi size soruyorum: Bu kadar açık bir şekilde yapılan yanlış, bu yanlışın AYM’de bu kadar net bir biçimde dile getirilmesi… Bugün benim Youtube’a bağlanmak için harcadığım para, Youtube’dan video gösterimiyle kazanabileceğim para, orada takipçi haline getirebileceğim insanları elimden kaçırma… Ben küçük bir kullanıcıyım ya büyükler ne olacak? Bunların zararlarını kim tazmin edecek?

Veya bu tip kayıpları yaşamak bizim fıtratımızda var deyip geçecek miyiz?

Kara tren gecikir belki hiç gelmez

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Elvan, basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Elvan, mahkemenin yürütmeyi durdurma kararının henüz TİB’e ulaşmadığını dile getirdi. Bu kararın TİB’e ulaşmasının da Youtube’un açılması anlamına gelmeyeceğini belirten Elvan, “karar ulaştıktan sonra TİB gerekli değerlendirmeyi yapacaktır” dedi.

Sene olmuş 2014, insanların evinde 1 gigabit internet var, biz bir mahkeme kararının üç gündür Ankara mahkemesinden Ankara’nın TİB’ine gitmesini bekliyoruz. Bu arada tüm yargı sistemimiz elektronik ortama geçmiş, avukatlar davalarını internetten takip ediyor ama biz basın tarafından tüm detayları yazılan bir sarı zarfın birkaç kilometreyi katetmesini bekliyoruz.

Buradan anlıyoruz ki insanların açmaya gönlü yok. Yerim dar diyor, yenim dar diyor.

Açmaya gönlünün olmadığını da zaten son cüleden anlıyoruz. Hele bir gelsin bizimkiler baksınlar değerlendirsinler bakalım. Demek ki bu ülkede güçler ayrılığı mahkeme ve bürokrasi arasında gerçekleşiyor. TİB istemezse mahkeme kararını uygulamaya koymayabiliyor.

Hukuk guguk olmuş.

Toptan kapatın şunu da rahat etsin herkes…

TİB üriner yarışa girmezse Youtube açılır

Bugünkü gazetelerde Youtube açılacak haberi var. Üstünde çok da düşünülmemiş, analiz yapılmamış bir haber bu. Haberin özü Ankara 4. İdare mahkemesinin Youtube kapatma kararını durdurması üstüne kurulu. Hemen olasılıkları TKNLJ tarzında inceleyelim, hızlıca anlayalım:

  • Mahkemeler devletin düşmanı değildir. Öncelikle bunu başta hükümet olmak üzere TİB ve BTK gibi kurumların kavraması gerekiyor.
  • Youtube ne kadar kapalı kalırsa TİB o kadar başarılıdır diye bir önerme olamaz. Bunu düşünmek çok ciddi bir suçtur.
  • Youtube Anayasa Mahkemesi gibi mekanizmaların kararlarıyla hemen açılması, TİB veya benzeri kurumların başarısızlığı değildir.
  • TİB’in Youtube ve benzeri şirketlerin kendilerinin isteklerini geri çevirmesi sebebini; onların bizi takmamasında değil, bizim yönetmeliklerin evrensel hukuk normlarından uzak olmasında araması lazım.
  • TİB’in başvuruya itiraz hakkı var ve bunun için anlamsızca uzun bir zaman dilimi verilmiş. Eğer itiraz için onlarca gün hazırlık süresine ihtiyaç duyuyorsa TİB’in kapatılması lazım çünkü yatıyorlar anlamına gelir.
  • Eğer TİB hemen bu başvuyu yapabilecek zeka ve iş yeterliliğine sahipse o zaman bilerek ve isteyerek, devletin hukukayl iddialaşıyor anlamına gelir ki bunun sokak dilindeki adı üriner yarıştır.
  • Özellikle TUB ve BTK gibi uzman devlet kurumları halk için çalıştıklarını bir diğer deyişle bürokrat olduklarını unutmamalı. Onlar hükümet yetkilileri için değil, halk için çalışıyorlar. Bunu mutlaka biliyorlardır ama bir hatırlatma geçme gereği duydum.

Özetle, eğer TİB yapması gereken hareketleri yapması gereken hızda yerine getirirse Youtube açılır. Ama ertelerve hükümetin istediği hızda çalışıp itiraz etme hakkını son ana kadar bırakırsa 3 ay sonra açılır.

Ama açılıştan kaçış yok gibi geliyor bana. Ünlü bir atasözünün de söylediği gibi, açılış kaçınılmazsa keyfini çıkarın…

BTK’nın elinde 151kaldırma sebebi daha var

BTK bir açıklama yaptı. Açıklamanın tam metnini aşağıda sizlerle paylaşıyorum. Ama okumaktan sıkılabilecekler için biraz açalım: BTK diyor ki Atatürk’e hakaretten kapattık biz aslında. Adamlar da bunu kaldırdı. Ama elimizde onu kapalı tutacak 151 madde daha var. Hiç boşu boşuna beklemeyin hayatta açılmaz bu…

Bilindiği üzere, Gölbaşı Sulh Ceza Mahkemesinin devlet sırlarının ifşasının önlenmesi amaçlı 27/03/2014 tarihli ve 2014/358 Değişik İş No.lu Kararına istinaden ve ayrıca Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret niteliğindeki içerikler nedeniyle 5651 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin 1 numaralı fıkrasının (b) bendi ile 4 numaralı fıkrası hükümleri uyarınca Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından youtube.com adlı internet sitesine erişimin engellenmesi tedbiri uygulanmaya başlanmıştır.

Gölbaşı Sulh Ceza Mahkemesinin 04/04/2014 tarihli ve 2014/381 sayılı Kararıyla, 2014/358 Değişik İş No.lu Kararda belirtilen ilgili internet sitesindeki (youtube.com) tüm yayına erişimin engellenmesine dair karar kaldırılmıştır.

Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine, Gölbaşı Asliye Ceza Mahkemesinin 04/04/2014 tarihli ve 2014/81 Değişik İş No.lu Kararıyla, ilgili internet sitesi tarafından gereğinin yerine getirilmemesi durumunda, youtube.com internet sitesinin tüm yayınına erişimin engellenmesine ve suça konu içerikler kaldırılıncaya kadar erişime engelin devamına hükmedilmiştir.

Gölbaşı Asliye Ceza Mahkemesinin 09/04/2014 tarihli ve 2014/91 Değişik İş No.lu Kararı ile 2014/381 Değişik İş No.lu Kararında belirtilen 15 linke erişimin engellenmesine dair Kararın aynen devamına ve youtube.com internet sitesinin bu şekilde erişime açılmasına karar verilmiştir.

Youtube tarafından 2014/381 Değişik İş No.lu Kararda yer alan 15 linkteki içeriklerin bir kısmının kaldırılmış olduğu, bir kısım linklerde ise içeriğin tamamen çıkarılmayarak sadece Türkiye’den erişimin engellendiği ancak, yurtdışından erişimin mümkün olduğu tespit edilmiştir.

27/03/2014 tarihinden bugüne kadar ilgili internet sitesinde aynı içeriği taşıyan toplam 151 link tespit edilmiş, bu içeriklerin çıkarılması için youtube’a bildirimde bulunulmuştur. Youtube tarafından bu içeriklerin bir kısmının kaldırılmış olduğu, bir kısım linklerde ise içeriğe sadece Türkiye’den erişimin engellendiği fakat, yurtdışından erişilebildiği tespit edilmiştir. Ayrıca, aynı içeriği taşıyan bir kısım linklerin halen yayınlanmaya devam ettiği görülmektedir.

Diğer taraftan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret niteliğindeki içerikler nedeniyle youtube’a uyarı mesajları gönderilmiş olup, söz konusu içerikler çıkarılmadığı için 27/03/2014 tarihinden itibaren 5651 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin 1 numaralı fıkrasının (b) bendi ile 4 numaralı fıkrası hükümleri uyarınca erişimin engellenmesi tedbiri uygulanmıştır. Söz konusu içeriklerin bir kısmı hala ilgili internet sitesinde yayınlanmaya devam ettiğinden, youtube.com internet sitesine uygulanan erişimin engellenmesi tedbirine devam edilmektedir.

Kendine dokunan Youtube’u Atatürk’ü bahane edip kapatmak

TİB’in sitesindeki bilgiye göre Dışişleri’ndeki güvenlik toplantısı ses kayıtlarını yayınladığı için engellenen YouTube, katalog suçlar kapsamında kapatılmış. Gerekçe yapılan yasa maddesi 5651 sayılı kanuna göre katalog suç maddeleri şöyle sıralanıyor: İntihara yönlendirme, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, sağlık için tehlikeli madde temini, müstehcenlik, fuhuş, kumar oynanması için yer ve imkân sağlama, Atatürk Aleyhine İşlenen suçlar.

Bu hemen aklımıza bir diğer tapeyi getirdi. Bir bürokrat diğerine diyor ki… “Aman efendim bunu kapatırsak herkes ne der…” Diğeri ona cevap veriyor: “Sen hele bi kapat, kanun sonrasında peşinden gelir…”

Bu çok ayıp ve üzücü bir şey. Çünkü son günlerde çıkarılan tape iki ülke arasında savaşa neden olabilecek kadar kötüyse mutlaka bunu kapattıracak bir kötü durum maddesi vardır elinizde. Kalkıp da kumarla Atatürk sevgisiyle kapattıramazsınız bu siteyi… Eğer kaphatmak için fuhuşa kumara kaldıysanız o zaman da ben şunu derim: Demek ki orada konuşulanlar o kadar kötü ve yanlış şeyler değilmiş baksanıza internet sitesini kapatmaya bile yetmiyor, yalandan dolandan bahaneler yaratmaya çalışıyorsunuz…

Ha zaten böyle bir konşma olduysa, bu konuşma ülkenin en önemli bilgilerini dışarı sızdırma ihtimali taşıyorsa bana niye göstermiyorsunuz da yurt dışının görmesinde sorun olmuyor onu anlamak hiç mümkün değil.

Ama sıkça söylediğim bir şeyi sizlere dile getireceğim: Herkes seçime çok az bir zaman kala Youtube’un kapanacağına adı gibi emindi. Ama öyle bir konjonktüre girilmişti ki eğer kapansaydı seçim bile kaybedilebilirdi. Ama seçime iki gün kala öyle bir şey oldu ki hem Youtube kapandı hem de kapatanlar kahraman oldu.

Türkiye’nin büyük bir bölümü yedi. Ben de öyle görünüyorum.

Twitter ve Youtube bugün açılıyor

Seçimlerin hemen ardından mikrofonlarımıza çok önemli açıklamalarda bulunan devlet yetkilileri birbirinden ilginç noktaları dile getirdiler. Bu noktaların en önemlisi Youtube ve Twitter’ın açılması yönünde olanlardı. Bu noktaları sizler için kısa maddeler halinde TKNLJ farkıyla toparladım:

  • Youtube ve Twitter’ın kapanması gerçekten yanlış bir karardı. Bu karardan ne kadar hızlı dönersek o kadar doğru hareket etmiş olacağımızı düşündük. Bu yüzden de 1 Nisan günü akşam saatlerine kadar açılmış olacak bu iki internet sitesi…
  • Mahkemelerin karar verme hızını artırıyoruz. Bundan sonra artık mahkemeler karar alacak ondan sonra konuyu diğer mercilere taşıyacağız.
  • Erişim Sağlayıcıları Birliği kurma fikri gerçekten çok kötü bir karardı. Kendi aramızda yaptığımız birçok toplantıda neden bizim sansürleyeceğimiz bir şey için servis sağlayıcıları milyonlarca dolarlık yatırım yapsın diye soruyorduk kendimize zaten. Bunun kaldırılmasına karar verdik. Zaten her şeyin mahkemeler eliyle yapılması da böylesi bir birliğe gerek bırakmıyor…
  • Bundan sonra ülkemizde interneti filtreli de vermeyeceğiz. Bunun yerine anne babalara çocukları daha doğru bir biçimde internete nasıl sokacaklarına dair aile içi bilgilendirmeler yapacağız.
  • Bir süredir üstünde çalıştığımız bilgi edinme hakkı kapsamındaher tür sorunuza hızlı ve etkin bir biçimde cevap vermeye karar verdik. Kaç internet sitesi kapatıldı, kaç siteye girilemiyor, şirketler konusunda merak ettikleriniz… Tüm sorularınızı hızla cevaplandıracağız.

Tüm bu gerçekleşmesi gereken şeylerin aslında kötü bir 1 Nisan şakası olması da bu ülkenin ayıbı olsun

Youtube yasağı da geliyor

9to5Google adresinde yayımlanan bir yazıya göre Türk hükümeti Google’dan Youtube üstünde bulunan videoların kaldırılmasını istedi. Google bunun üzerine bir açıklama yaparak videoların kanuni bir suç oluşturduğuna dair bir temel olmadığını söyleyerek bu kaldırmayı gerçekleştirmeyeceğini Türk Hükümeti’ne bildirdi.

Hatırlanacağı gibi Twitter da aynı minvalde bir açıklama yapmış, ardından da mikro blog sitesi, elde URL engelleme mekanizması olduğu halde toptan kapatılmıştı. Aynı sürecin işlemesi Youtube’un da kapatılması yönünde en önemli gösterge gibi görünüyor.

Şu anda akil bir düşünce yapısıyla Youtube kapatılması, Twitter engellenmesinin ardından dünyada çok büyük bir infial yaratacağından çok zor gibi gözükse de başbakanın “köklerini kazıyacağız, nereye kadar giderse oraya gideriz” yaklaşımıyla çok da imkansız gözükmüyor.

Devlet Youtube’u kapatmıyor, ayar veriyor

Geçtiğimiz günlerde Vimeo, önceki gün Youtube… Ülkemiz interneti aynı Gezi parkı gibi aç kapa aç kapa şenlikleriyle karşı karşıya… Turk.net ve UyduNet üstünden girmeye çalışanlar mahkeme kararıyla karşılaştılar. Ülkemiz ne yazık ki sıradan bir sansürü bile beceriyle uygulayabilecek konumda gözükmüyor.

Vimeo ve Youtube gibi internet sitelerinin bir kapanıp bir açılmasının sebebi  halktan gelen tepki olduğu gibi internet sitelerinden istenenlerin yerne getirilmesi de olabilir. Yani genellikle video sitelerinin başına iş geldiğine göre, orada bulunan ve haka açıklanmayan bazı içeriklerin peşinden gidiliyor. Bu da akla son zamanlarda ayyuka çıkan Cemaat – İktidar video kavgalarını getiriyor. Ama dediğim gibi bunların hepsi çıkarım.

Herkesin unuttuğu bir kavram var kanunlarımızda: Uyar ve kaldır. Bence devlet içinde yetkililer yabancı kaynaklı şirketlere uyarı, Türk servis sağlayıcılarına da kapatma emri  gönderiyorlar. Bir süre sonra Vimeo ve Youtube kaldırma işlevini yerine getirdiği için de kapatma emrdi işlevsiz hale geliyor.

Şu anda dünyanın en sansürcü ülkesi olarak tanımlanmamıza sebep olan bu kapatmalara karşı devletin artık adımlar atması gerekiyor. Mesela birilerini uyaralım eğer kaldırmazlarsa kapatalım.

Bunun aksinin yapılması, devletin Youtube’a ayar vermesi anlamına geliyor bence. Devlet diyor ki “ey Youtube, eğer sana söylediğim içerikleri kaldımazsan seni döver ve kapalı tutarım…” Youtube şimdilik bu ayarı görüyor bence

Bunun dışında birkaç öneri daha isterseniz şöyle bir yazı yazmıştım, onu kullanabilirsiniz…

Sosyal medyada erkekler daha çok nefret ediyor

Yaşar Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Özlem Aşman Alikılıç ile Araştırma Görevlisi Göker Gülay, sosyal medyada insanların yaptıkları söylemleri mercek altına aldı. Akademisyenler, sosyal medyanın günümüzde adeta stres atma platformu olarak kullanıldığını ifade etti.

Ortaya çıkan araştırmanın sonucuna göre, Twitter kullanıcılarının, You Tube kullanıcılarına göre daha hoşgörülü ve objektif bir duruş sergiledikleri tespit edilmiş. Buna karşın, You Tube kullanıcılarının, yaptıkları yorumlarda genellikle takma isimlerle, daha çok nefret içerikli söylemlerde bulunduğunu belirlenmiş. You Tube ve Twitter kullanıcılarına yönelik yapılan araştırmada, incelenen toplam bin 831 yorumda, erkek kullanıcıların kadın kullanıcılara göre daha çok nefret odaklı söylemlerde bulundukları tespit edildi.

Geleneksel medyada olduğu gibi sosyal medyada da bir denetim mekanizması olması gerektiğini belirten Araştırma Görevlisi Göker Gülay “Beğenilmeyen veya hoş görülmeyen bir paylaşım nedeniyle tüm sistemin kapatılması anlamsız ve çözüme hitap etmeyen bir tercih olabilir. Ancak sosyal medya araçları içerisindeki kullanıcı denetimlerinin ve şikayet mekanizmasının daha aktif hale getirilmesi gerekiyor.” yorumunu getirmiş

Bu kadar bilimsel bir araştırmanın sonucunda denetim çıksın söylemi çok yanlış olmuş. Akademisyenlerin araştırması güzel ama çıkardıkları sonuç bence çok yanlış. Ben aynı araştırma verilerinin sonucunda bambaşka bir çıkarımlar önermek istiyorum:

Eğer insanları hapis vesair korkularla zaptu rapt altına almaya çalışırsanız o zaman doğal olarak anonimlik şemsiyesi altına kaymak istiyorlar. Eğer bu kişiler üstündeki denetimi kaldırırsanız o zaman doğal olarak belli bir zaman dilimi içinde kendi isimleriyle yazdıklarından, saklanmaya çalışmadıklarından nefret söyleminin dozunu ister istemez indireceklerdir.

İnternetin bugünkü yapısı içinde her zaman herkesi engelleyemezsiniz. Engellemeye çalıştıklarınız, dava açtığınız kişiler kim olduğunu açık ve net bir biçimde yazanlar olacaktır. Bu da insanları daha çok yeraltına itmekten öteye bir işe yaramayacaktır.

Youtube “gel benden para kazan” diyor

Dünyayı video içerik ile birbirine bağlayan en önemli adres olarak konumlanan YouTube, kullanıcılara kendi içeriklerini üretme imkanının bir adım ötesine geçerek kendi girişim modellerini oluşturabilecekleri YouTube İş Ortaklığı Programı’nı (YouTube Partnership Program) Türkiye’de de hayata geçiyor. Türk kullanıcılar için yeni bir gelir modeli platformu yaratan YouTube online dünyada yeni girişim modelleri sunarak Internet ekonomisinin büyümesine katkı sağlamayı hedefliyor.

Google Türkiye ofisinde 3 Mayıs 2013, Cuma günü düzenlenen basın buluşmasında Youtube İş Ortaklığı Programı konusunda bilgi veren YouTube EMEA Bölgesi İş Ortağı Geliştirme Operasyonları Birimi Kıdemli Stratejisti Christoph Poropatits, konu hakkındaki görüşlerini şu sözlerle dile getirdi: “YouTube’un 1 Ekim 2012’de Türkçe içerik desteği vermeye başlaması Türk kullanıcıların deneyimini geliştirmeye yönelik adımlarımızın ilkini temsil ediyordu. Bugün de, Türkiye’deki içerik geliştiricilerin, girişimcilerin ve ilgili iş kollarının YouTube platformunun avantajlarından daha fazla faydalanmasına katkı sağlayacak YouTube İş Ortaklığı Programı’nı duyurmaktan büyük heyecan duyuyoruz. Türk kullanıcıların online dünyadaki aktifliği ve trendleri yakından takip ettiği gerçeğinden hareketle, Türkiye’den çok yaratıcı ve ilginç başarı hikayeleri çıkacağına, iş ortaklığı programımızın her ölçekteki içerik üreticisinin dünyaya açılmasına ve ülkenin ekonomik gelişmesini destekleyecek bir platform olacağına inanıyoruz.”

İş ortaklarının YouTube’un yaşam kaynağı olduğunun altını çizen Christoph Poropatits, bu yıl gelecek kuşağın içerik üreticileri olduğuna inandıkları YouTube İş Ortakları’na yoğun şekilde yatırım yapmaya devam edeceklerini belirtti. Geleceğin yıldızlarının ve yapım şirketlerinin YouTube’da yer alacağını ve artık keşfedilmek için ‘ne yaptığının değil kimi tanıdığının’ önemli olduğu devrin kapandığını söyleyen Poropatis, şöyle devam etti:
“İlgi çekici içerik her yerden gelebilir, biz de YouTube olarak insanlara gerekli platform ve araçları sunarak daha büyük işlerin gerçekleşmesini ve büyük izleyici kitlelerinin oluşmasını destekliyoruz. İş ortaklarımıza başka hiçbir dağıtım platformunda olmayan yaratıcılık ve herhangi bir yapım takvimi veya içerik yönlendirmesine bağlı kalmama özgürlüğü sağlıyoruz. Her geçen gün daha fazla kişinin YouTube’u yalnızca hobi değil aynı zamanda bir iş platformu olarak görmesini istiyoruz.”

Ortaklık programına kabul edilen kullanıcının kısa bir on-line eğitim içerikli dokümanı tamamlaması ve ortaklık anlaşmasını kabul etmesi gerekiyor. Daha sonra ortak, YouTube’un reklamları için değerlendirmesini istediği videolarını seçiyor. YouTube, bu videoların içinde veya yanında yer alan reklamların satışını gerçekleştirerek her ay ortağın Google AdSense hesabına kazancın belli bir miktarını aktarıyor. Reklam gelirinin çoğunluğu ortağa ait oluyor. Ortaklar işin sadece başarılı içerik üretimi tarafına yoğunlaşırken, YouTube da içeriğin dağıtımı ve gelire dönüştürülme bölümünü üstleniyor.
Ortağın kazancı, gelir kazanımı için kullanıma sunduğu videoların sayısına ve popülerliğine bağlı olarak değişiyor. Düzenli olarak 1 milyondan fazla kez izlenen video üreten ortaklar ayda bir kaç bin Euro kazanabiliyor.
YouTube iş ortaklarının başarılı olması için her geçen gün artan oranda eğitim ve kaynak desteği sağlıyor. Bunlar arasında Londra’daki YouTube Creator alanı (space), YouTube NextUp ve Creator Academy gibi programların yanı sıra YouTube Creator Playbook, Creator Hub ve Creator Channel yer alıyor.

Google “yemedi”

Biz ballandıra ballandıra Youtube’u nasıl telif hakları konusunda kandırdığımızı anlattık

Google dedi ki:

YouTube yetkilileri yaptıkları açıklamada; ‘’Geçtiğimiz haftasonu YouTube hakkındaki erişimi engelleme kararı Türk mahkemesi tarafından kaldırıldı ve Türkiye’deki kullanıcılar 2 yıl gibi bir sure sonrasında tekrar siteye erişim imkanına sahip oldular. Erişim engelleme kararı, küresel çapta bir hizmetimiz olan YouTube.com’da bulunan, Türk kanunları kapsamında yasalara aykırı sayılan fakat halihazırda Türkiye’deki kullanıcıların erişimine kapatmış olduğumuz bir takım videoların global olarak siteden kaldırılması talebi sonucunda işleme konmuştu. Bu talebi, Türkiye kanunlarının Türkiye dışında geçerli kılınma zorunluluğu olmadığına inandığımızdan geri çevirdik.

Erişim engelleme kararı, Türkiye’de Internet Kurulu tarafından Almanya’da bulunan bir şirketin mevcut ‘otomatik telif hakları şikayet’ mekanizmasını kullanarak, YouTube.com’dan söz konusu videoları silmesi sonucunda kaldırılmıştır. Konuyu araştırdığımızda, bu videoların telif hakları politikamızı ihlal etmediği sonucuna vardık ve videolar Türkiye’den ulaşılamayacak bir şekilde yeniden siteye yüklendi. Türkiye’deki kullanıcılarımızın YouTube’a sorunsuz bir şekilde erişmeye devam edebilmelerini diliyoruz.

Youtube aslında dedi ki:

Biz Türkiye’nin kendi lokal dünyasında aldığı kararların muhattabı değiliz. Bunun için global stratejilerimizi değiştirmeyeceğiz. Bunu 1.2 milyar nüfuslu Çin için de yapmadık, ABD Temsilciler Meclisi için de… Videoların kaldırılması otomatik telif mekanizmasının kötüye kullanımından kaynaklandı. Ama onu da düzeltecek mekanizmalara sahibiz.

Şimdi devletimiz şunu diyebilir:

  1. Bunu milat kabul edelim ve başlamışken mevcut yanlışları ortadan kaldıralım.
  2. Almanya’da şirket mi yok, ILS gider MAYELES gelir. Biz böyle böyle haftada iki gün kadınlar matinesi tadında siteyi açar kaparız.
  3. Eh 907 günün ardından 3 gün açık kaldı daha ne istiyorsunuz… Zaten biz baktık izleyenler izledi bayağı…
  4. Zaten biz mahkeme kararı alıp kapatılsın diyene kadar birkaç gün daha idare eder bu…
  5. Bir kedi filmi vardı ya onu indirecektim tüh bak…

AGİT’in Gözüne Girdik

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı AGİT, Youtube yasağının ortadan kalkmasından duyduğu memnuniyeti bildirdi. Basın Özgürlüğünden Sorumlu Temsilci Dunja Mijatovic, bugün yaptığı açıklamada  “Üç yıl aradan sonra ilk kez Türkler özgürce bu web sitesine girip dünyada neler olup bittiğini özgürce haber alabilmeye başladılar” ifadelerine yer verdi. Mijatovic uzun zamandan beri Türkiye’de internet sitelerinin yasaklanmasına olanak sağlayan kanunun değiştirilmesi için çaba gösteriyordu.