Vestel Ar-Ge içine tasarımı da soktu, ArGeTa’ya başladı

Vestel, Manisa Teknokent’te ArGeTa ofisini devreye soktu. Araştırma ve geliştirme süreçlerine tasarlama modülünün eklenmesiyle oluşturulan ArGeTa, üretilen fikirlere hızlı bir prototipleme ve donanım geliştirme imkânı sağlayacak. Vestel’in hali hazırda dışarıya yaptırdığı önemli miktarda prototip işini de üstlenecek olan ArGeTa ofisi, prototip maliyetlerinin düşürülüp kalitenin artmasına da önemli bir katkı yapacak.

Açılışta konuşan Vestel Elektronik Sanayi ve Ticaret AŞ Genel Müdürü İsmail Murat Sarpel, “Teknoloji üretiminin temeli Ar-Ge’ye dayanıyor. Yeni teknolojiler ve dönüşen ekonominin yeni alanları konusunda ne kadar çok Ar-Ge yatırımı yaparsanız, üretimde de o kadar güçlü bir konuma geliyorsunuz. Ar-Ge mühendislerimiz her gün yeni teknolojiler üzerinde çalışıyor. Bu çalışmaların karşılığını da ulusal ve uluslararası ödüller ve sertifikalarla alıyoruz. 2017 yılında Avrupa Patent Ofisi’ne 408 patent başvurusu yapan Vestel Elektronik, dünya devlerini geride bırakarak listeye ilk 50’den girdi. Biz her zaman Türkiye’yi en yeni teknolojilerle tanıştıran ilk marka olma hedefiyle çalışıyoruz. Bunu yapmak için de bütçemizin önemli bir kısmını Ar-Ge’ye ayırıyoruz. Bu bağlamda, ürettiğimiz fikirlerin hızlı bir şekilde prototipe dönüşmesini çok önemsiyoruz” dedi. Vestel Ar-Ge’nin Teknokent’teki varlığını da artırdıklarını söyleyen Sarpel, araştırma grubu ve otomotiv elektroniği gruplarının da Teknokent’e taşınacağını söyledi.

Manisa Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Hüseyin Aktaş “Teknokent’in kurulduğu günden bu yana gerçekleştirdiği büyümeyi anlatarak, “Özel sektörde yer alanlar çok iyi bilir ki siz firmanızı rekabetçi olarak tanımlayabilirsiniz ama şehriniz rekabetçi değilse, işiniz zordur. Bizim dijital dönüşüm çağını da göz önünde bulundurarak; Üniversitemiz, yerel yönetimler ve büyük firmalarımızla birlikte dünyada sürekli izlenen yenilikçi şehir kapasitelerine nasıl ulaşacağımız konusu son derece çok önemlidir. Biz bu bağlamda Üniversitemiz ve Teknokent olarak yapılması gerekenleri yapmaya hazırız” dedi. 

Zafer Kalkınma Ajansı Genel Sekreter Vekili Veli Oğuz “Zafer Kalkınma Ajansı olarak 10 yıldır planlı çalışma modelini rayına oturttuk. Belli alanlara odaklanmamız gerekiyordu. Üniversitelerimiz, Valilerimiz ve yerel yönetimlerle bunları belirledik. Manisa’da savunma sanayii, Afyon ve Kütahya’da sağlık turizmi, Uşak’ta deri tekstil ve gençlerimize yönelik çalışmalar konularını seçtik. Bu alanlarda paydaşlarımızla birlikte çok başarılı projeler hayata geçirdik ve çalışmaya da devam ediyoruz. İnşallah ülkemizi hep birlikte arzu edilen seviyelere ulaştıracağız” dedi.

Manisa Celal Bayar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. A. Kemal Çelebi, görev yaptığı dört yıllık süre içinde en önem verdiği projenin Manisa Teknokent olduğunun altını çizerek başladığı konuşmasında, “Bugün üniversite-sanayi iş birliğinin güzel örneklerinden birisini burada hep birlikte hayata geçiriyoruz. Göreve geldiğimde en önem verdiğim proje Teknokent projesi idi. Öğrencilerimizi hayata daha hazır getirecek ve girişimcilik yeteneği kazandıracak eğitimi vermenin yeri sadece laboratuvarlar ve sınıflar değildir, elbette Teknokent de buna dahildir. Manisa Celal Bayar Üniversitesi olarak Vestel başta olmak üzere, sanayimizle bu iş birliği imkânlarını aramak noktasında bir gayret içine girdik ve çok olumlu bir cevap aldık. Manisa deyince firmaların başında Vestel geliyor. Vestel Manisa için önemli, Üniversitemiz için de ayrı bir önemi var. Vestel’in buraya gelmesi bize çok şey kattı” dedi.

Manisa Valisi Ahmet Deniz, Manisa Teknokent’in üniversitelerden hep beklenen üniversite-sanayi iş birliğinin çok güzel ve arzulanan bir örneği olduğunu dile getirerek, “Beklediğimiz üniversite-sanayi iş birliğinin en güzel örneği Manisa Celal Bayar Üniversitesi tarafından kurulan Teknokent’tir. Vestel’in çok değerli yöneticilerine de çok teşekkür ediyorum. Ayrıca Zafer Kalkınma Ajansının Manisa’da hayata geçirilmesine imkân sağladığı ve benden önceki iki Valimizin çabalarıyla oluşan Kodla(Ma)nisa Projesi ve Yeni Nesil Eğitim Mali Destek Programı (YENEP) için de Zafer Kalınma Ajansı Genel Sekreteri Veli Oğuz’a çok teşekkür ediyorum. Açılışını yaptığımız Manisa Teknokent- Vestel ArGeta’da çok başarılı projelerin hayata geçirilmesini temenni ediyorum” diye konuştu.

ArGeTa’nın sağlayacağı faydalar:

  • Vestel Ar-Ge ekibi tarafından üretilen fikirlere hızlı bir şekilde prototip çıkarmak,
  • Hali hazırda dışarıya yaptırılan önemli miktarda prototip işini üstlenerek maliyetleri düşürüp kalitenin artmasını sağlamak,
  • Vestel Venture’ın destek olduğu genç girişimlere ürünlerini geliştirebilecekleri altyapıları sağlamak,
  • Vestel çalışanları için oluşturulan ‘Parlak Bir Fikir’ projesini kapsamında kurum içi girişimcilere altyapı desteği vermek,
  • Sadece yeni ve iç girişimler değil açık inovasyonun Vestel’in tüm bünyesine yayılmasına fırsat yaratmak.

Vestel ihracat şampiyonluğunu kimseye bırakmıyor

Vestel, sektöründeki ihracat şampiyonluğunu yine kimselere bırakmadı ve 20’nci kez Elektrik Elektronik ve Hizmet sektöründe birinciliği göğüsledi. 2017 yılında yaptığı 2 milyar 104 milyon dolarlık ihracatla Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından kendi sektöründe birinci seçilen Vestel, genel sıralamada da 7’nci oldu. 30 Haziran’da düzenlenen törende ihracat şampiyonluğu ödülünü Başbakan Binali Yıldırım’ın elinden alan Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Zorlu yaptığı değerlendirmede; “Zorlu Holding olarak tüm faaliyet alanlarımızda teknoloji ve inovasyona yaptığımız yatırımla katma değer yaratan ürün ve hizmetler sunuyor, gerçekleştirdiğimiz ihracatla ülkemizin ekonomisine katkı sağlıyoruz. Ortaya koyduğumuz bu vizyonunun en güçlü temsilcisi olan Vestel, Türkiye’den dünyanın 155 ülkesine teknoloji ihraç ediyor. Zorlu Grubu olarak, kurulduğumuz günden bu yana yaptığımız her işte her zaman liderliği hedefledik. Ne mutlu ki, yıllardır Türkiye’nin en başarılı ihracatçıları arasında yer alıp Vestel ile Elektrik Elektronik ve Hizmet sektöründe 20 yıldır aralıksız ihracat lideri olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Vestel; önümüzdeki dönemde de yenilikçi ürün, hizmet ve katma değerli servisleriyle Türkiye’nin teknolojide dünyaya açılan kapısı olmaya devam edecektir” dedi.

Vestel Şirketler Grubu İcra Kurulu Başkanı Turan Erdoğan da “Vestel teknoloji açısından Türkiye sınırlarını aşmış bir değere sahip. Ar-Ge ve Ür-Ge çalışmalarına yaptığımız yatırımlarla uluslararası standartlarda ürünler üretip, bu ürünlerimizi dünyanın dört bir yanına ulaştırıyoruz. Dünyanın 4’te 3’üne yaptığımız ihracatla ülkemizin cari açığının kapatılmasına katkıda bulunmanın da gururunu yaşıyoruz. Üst üste 20 yıldır aldığımız bu ödül de doğru yolda olduğumuzun bir göstergesi. Bu motivasyonla ülkemiz için daha çok çalışıp, daha çok üreteceğiz” dedi.

Vestel ve Microsoft bir araya gelmişti o yıllarda

Microsoft bir dünya devi… O yıllarda da öyleydi. Vestel’in de bir dünya devi olduğunu düşündüklerinden Türkiye’ye geldiler. Türkiye’ye bizzat şirketin CEO’su ve Bill Gates’in en has adamlarından biri olan Steve Ballmer geldi. Ahmet Nazif Zorlu ile el ele kol kola pozlar verdiler, ortak bir basın toplantısını düzenlediler  İzmir’e gitmiş gazetecilerle…

O zamana kadar geçen 6 yıl içinde 3 kez Türkiye’ye gelmişti Ballmer. Uzun uzun Türkiye’nin Avrupa’nın teknoloji üssü olma potansiyelinden bahsettiler.

Ne var ki…

O zamandan Fatih projesi benzeri 120 bin öğretmenin eğitilmesi projesi konuşuldu. Biz gazetecilerle üstü kapalı olarak orada bilgisayar üretilmesi ve bunun başta Avrupa olmak üzere tüm bölgeye satılması konuşuldu.

O günden sonra Türkiye bir bilgisayar üssü olmadı. Vestel Avrupa ve bölge ülkelerin en büyük bilgisayar üreticisi olmadı. Microsoft bir daha o zamanki kadar büyük bir şirket olmadı. Ballmer bir daha böylesi şaşalı bir şekilde Türkiye’ye gelmedi.

FETÖ telefon satışlarını da vurmuş

Akıllı telefon pazarı diğer birçok form faktörlerin aksine uzun bir süredir büyümekte ve pazar tahminleri de büyüme trendleri göstermekteydi. 15 Temmuz darbe girişimi, dolardaki oynaklık ve piyasalarda bunların sonucu oluşan ekonomik belirsizlikler bu büyüyen teknoloji grubunda ciddi bir negatif etki ve kırılma yaratmış gözüküyor.

IDC (International Data Corporation) Türkiye 2016 3. çeyrek raporuna göre Türkiye akıllı telefon pazarı yıllık bazda yüzde 11, bir önceki çeyreğe göre ise yüzde 17 küçülme göstererek toplamda 2.75 milyon ithalat adedi ile üçüncü çeyreği kapattı. Ciro olarak ise yıl bazında küçülme aynı kalırken bir önceki çeyreğe göre yüzde 25 küçülme gerçekleşti.

Türkiye Akıllı Telefon Pazarı

2014Q3

2015Q3

2016Q3

Adet

QoQ Değişim

14%

11%

-17%

YoY Değişim

41%

10%

-11%

Halihazırda yükselmiş olan dolar nedeniyle sene başından beri son kullanıcı fiyatlarında indirimi baskılamak ve hatta zaman zaman ürün fiyatlarını artırmak zorunda kalan üreticiler, 15 Temmuz darbesi ve arkasından gelen ekonomik kriz ortamında daha da düşen karlılıklarla başetmek zorunda.

Piyasadaki tüm oyuncuların bir an evvel 2016’dan kurtulmak istemesinde sadece dolar fiyatları etkili değil. Teknoloji zincirlerinde hemen hemen tüm oyuncular piyasalara da yansıdığı şekilde ölüm kalım savaşı veriyor. Düşen satışlar ve karlılık, azalan tüketici güveni, fiyatlar üzerindeki ciddi rekabet bu oyuncuları zor durumda bırakıyor. Telekom operatörleri tarafında da pek parlak bir durum yok. Turk Telekom ve Avea birleşmesinin bayiler üzerindeki etkisi yılın ortasında bitti bitecek derken Turk Telekom distribütörleri üzerindeki karlılık baskısı cihaz satışlarına çok olumlu yansımıyor. Turkcell tarafındaki yönetim belirsizliği, Turkcell’in cihaz satışları konusundaki tutumunu da etkiliyor ve uzun yıllardır cihaz satışı konusunda liderliği elinde bulunduran Turkcell kanalı gerileme kaydetmiş durumda.

Samsung’u Note 7 değil J serisi vurdu

Üretici özelinde ise Samsung, %43 pazar payıyla liderliğini koruyor olsa da rakam bazında yılın önceki çeyreklerine göre Q3’te daha düşük bir performans sergiledi. Burada Note 7 etkisinden daha çok J serisindeki tedarik sıkıntıları rakamlar üzerinde negatif bir etki yarattı. Apple, iPhone 7 lansmanı öncesi, 2015Q3’teki düşük performansına benzer şekilde pazar payında (%15) ve ithalat rakamlarında düşüş kaydetti. LG ise G4’de yakaladığı çıkışı G5 ile sürdüremedi ve organizasyonel değişikliklerle beraber pazar payı %4’e düştü. Yerli oyuncular tarafında yukarıdaki olumsuz resmin aksine güzel gelişmeler yaşanıyor. General Mobile, Andoid One serisine odaklı stratejisine devam ediyor ve %13 pazar oayıyla ilk 4 marka sıralamasında yerini koruyor. Vestel, son çeyrek Vodafone kanalında yaptığı başarılı kampanyayla %7 pazar payı yakaladı.

IDC Türkiye’den Kıdemli Pazar Araştırma Analisti Ramazan Yavuz: “2016 akıllı telefon pazarının doyum noktasına evrildiği, cep telefonlarından çok giyilebilir teknolojiler ve sanal gerçeklik gibi yeni teknolojilerin daha ön plana çıkmaya başladığı bir yıl olabilir” dedi. “Özellikle son kullanıcı fiyatlarının orta fiyat bandında oturması, bu segmenttteki ürünlerde ciddi rekabet, doların ve piyasada derinden ilerleyen ekonomik krizin akıllı telefon markalarını 2017’de de zorlayacağa benziyor.”

IDC raporundan alınacak dersler

  • BTK raporuna göre 15 temmuz ve devamında telefonla konuşma sürelerinde patlama yaşansa da telefon satışları tam tersi etki görebiliyor
  • 15 Temmuz olaylarının etkilerini yaşadık ama her yönüyle henüz inceleyebilmekten çok uzağız
  • 2016 yılının son çeyreğinde yaşanacak gelişmeler bize 15 Temmuz’un zararlarıyla ilgili gerçek bilgiyi o da kısmen verebilir
  • Çeyreksel bazlı küçülmenin yıllık küçülmeden daha derin olması, 15 temmuzla aslında iyi olabilecek bir yılın olması gerekenden çok daha kötüye gittiğini gösteriyor
  • Küçülmenin tamamını 15 temmuza bağlamak doğru olmaz. IDC raporu net bir biçimde firmaların şimdiye kadar hiç bu kadar yanlış yapmadığını da satır aralarında bize vurguluyor. Büyük aktörlerler Samsung ve LG’de yaşananlar çeyrek bazındaki daralmanın önemli sebepleri olarak gösterilebilir
  • Şirketlerin dünyada yaşadığı aksaklıkların Türkiye’de de yaşanması, Apple örneğinden görebilebileceği gibi Türk tüketicisinin dünya nezdinde alışveriş alışkanlıklarına ulaştığını gösteriyor
  • Esiden cihazların yayılmasıyla karını doğru oranda artıran operatörlerin dünyası da değişti. Bu sene karlılık ve kullanım çok iyi arttı ama Vodafone dışında hiçbir operatörün şahane cihaz sattığını söylemek mümkün değil.
  • Vestel’in Vodafone desteği ve “Türk” söylemine rağmen yüzde 7 pazar payında olması, üstünde konuşulması gereken bir unsur. Üstünde neredeyse iki kat pazar payına sahip General Mobile isimli Türk telefonu olmasaydı söyleyecek çok sözü olabilirdi. Ancak belli ki tüketici Türk algısına değil telefon özelliklerine bakıyor.

Vestel ve Arçelik mobil operatörler gibi olmasın

Geçen hafta televizyoncularımız bir yönüyle iyi bir yönüyle kötü olan bir haber geçti. Vestel ve Arçelik, neredeyse aynı saatte iki bülten gönderdiler: Türkiye’nin ilk OLED televizyonunu biz yaptık.

Bir yönüyle sevindirici bu haber çünkü Türkiye’de OLED televizyonun yapılması teknolojide bir tırnak daha ileri gittiğimizin göstergesi. Artık OLED televizyon almak isteyenlerin yurt dışına biraz daha az para verme ihtimali var. OLED TV almak isteyenler ülke içinden TV alır mı sorusunu şimdilik görmezden gelelim. Niye almasın… Üstelik Türkiye’de yapılan bu üretim sayesinde beyaz eşya üreticilerimizin yurt dışına satacağı bir kalem daha ürünümüz oluştu. Bence buna her Türk sevinmeli.

Diğer taraftan bu haber beni çok üzdü. Çünkü iki önemli ve oturaklı iletişim yapan firmamız birbirleriyle basın bülteni savaşına başladı. Aynı mobil operatörler gibi. Bu iletiyşim dünyası için gerçekten çok kötü bir haber.

Bu neden kötü bir haber? Çünkü tarih bize gösteriyor ki bir süre sonra şirketlerimiz kendi aralarında kavgaya başlayacak ve gazetecilerin sadece kendi etraflarında gruplanmasını isteyecek. Olur olmaz şeylerde yarışacaklar. Böylece esas anlatmak istedikleri şeyleri dile getirmek yerine saçma sapan kavga dövüş ve gürültü yaşayacaklar. Kendileri gibi değil, diğeri gibi düşünen gazetecilere karakter atacaklar. Her şey saçma sapan olacak yani.

Eğer bu teknoloji, dünyada ilk kez yapılan bir şey olsa ve bunu ilk kez yaptığını söyleyen iki kurum kendi arasında kapışsa anlarım. Ama hayır! Dünyada ne zamandır üretilegelen OLED’i sen 15 dakika sonra ürettin ben 2 gün önce banttan aldım kavgası bu.Bırakın bu kavgayı üretecek ve söyleyecek bir şeyleri olmayanlar yapsın. Bu firmalar IFA gibi dünya sahnesi bir fuara yüzlerce ürünle çıkmış, büyük gövde gösterisi yapmış. OLED TV almak isteyen bir insan önce kimin ürettiğine mi bakar yoksa en iyi kimin ürününün olduğuna mı?

Operatörlerde neredeyse her gün görüyoruz bunu. Türk baz istasyonu üretilmesi için 4G gibi bir yeniliği 6 ay gecikmeli olarak kullanmaya başladık. Sonra operatörler birbirini çiğnercesine “ilk biz Türk baz istasyonu imzası attık hayır biz” kavgasına giriştiler. Girdiler de ne oldu? Kaç tane Türk baz istasyonu var şu anda üstünde 4G sinyali olan? İmzadan sonra kaçı sahaya dikildi? Halkın ne kadar umurunda ilk kimin bu baz istasyonu konusunda imza attığı?

Ne olur ciddi olalım. Kimsenin böyle şeyleri taktığı yok. Bu kavgalar hem mobil operatör sektörüne zarar veriyor hem de iletişim mekanizmalarına. Zaten bu tarzda kavgaları da kimse sayfalarına taşımıyor. Zaten bu tarz bültenler de halk için değil, Türk mobil operatörünü matah bir şey sanan devlet yetkilileri karşısında puan almak isteyenler için yapılıyor.

Arçelik ve Vestel’den özel ricam: Girmeyin bu toplara…

Vestel tek başına Çin oluyor

Tüm dünya kayıtsız şartsız Çin’e gidip üretim sistemlerini onlara devretti ya. Vestel bunun tek seçenek olmadığını gösteriyor cümle aleme. Ulaşım yollarının kesişim noktasında, üretmeye alışmış çalışkan bir Egeli kitleyle, artık olgun bir yaşa gelmiş üretim bilgi birikimiyle beyaz eşyadan bilgisayara, tabletten telefona kadar teknolojiye katkıda bulunuyor.

Bu sene IFA’nın en büyük katılımcılarından biri oldular. 3 bin metrekarelik bir alanda 730 farklı ürün tanıtacaklar. 2016’nın mutedil darbeli ortamında 152 ülkeye mal satıp yüzde 24 büyümek enteresan bir gelişme. Avrupa pazarının TV üretiminde ikinciler. Beyaz eşyada ilk beşin içindeler.

IFA ortamında duyurdukları ürünler iyi hoş ama bence orada yapılan en önemli duyuru Toshiba oldu: Vestel, stratejik ortaklıklarını güçlendirme hedefi doğrultusunda Toshiba ile marka lisans anlaşması imzaladı. İmzalanan bu anlaşmayla Vestel, bu yıl sonuna kadar Toshiba için Avrupa’da yeni bir yapılanma ve organizasyon oluşturarak Toshiba markalı TV’lerin Avrupa pazarında üretim, satış, pazarlama ve tedarik zinciri gibi faaliyetlerinden sorumlu olacak. Bu işbirliği İngiltere’de başlamak üzere, Avrupa pazarında geniş bir dağıtım ağı kurmakla sürecek. Hedef olarak Toshiba’nın pazar payını yüzde 5’in üzerine çıkarmak konmuş. Vestel olarak hali hazırda Avrupa TV pazarında yüzde 20 paya sahip. Toshiba ile bunun artırılması hedefleniyor.

Vestel Avrupa’nın yeni beyaz eşya Çin’i olmaya aday. Dediğimiz gibi çok temiz üretiyorlar, üstelik üretimden hemen sonra denize indirdikleri malları neredeyse saatler mertebesinde Avrupa limanlarına dökebilecek. Ama attığım başlığı kendi kendime yalanlayayım: Vestel Avrupa’da Çin’den daha farklı bir yere könomlanacak: Çünkü Vestel aynı zaanda pazarlama yeteneklerine sahip. AliBaba.com adresinde toplaşan on tane ucuzcu Çinlinin aksine  tüketiciyi tanıyor, ona göre ürün çıkarıyor ve fiyat ayarlaması yapıyor. Bu bakış açısıyla teorik olarak Çin’den daha fazla kazanıyor.

IFA’ya gittiğimiz yıllarda “ah keşke Türkler olsa burada da biz gelemesek” derdik. Bu sene IFA’ya gidemedim. Umarım bu fuarı hep bu kadar domine ederiz de ben bir daha IFA yüzü görmem…

 

Vestel yeni “Türk”ünü tanıttı

Vestel 2014 yılında ilk Venus telefonunu tanıttı. “Biz üretiyoruz, Türk telefonu” dedi. Yurt dışına telefon için verdiğimiz parayı bu sayede azaltacağımızı, cari açığı kapatacağımızı ve herkes için her şeyin çok iyi olacağını söylediler.

Onlarla gerçekten gurur duyduk. Ama sonra devlete yabancı telefonlara ek vergi gelmesi üstüne, kendilerinin korunması üstüne başvuruda bulundular. Kendi adıma benim gurur duygum orada bitti…

Bu ön bilgiden sonra yeni çıkan telefonun tanıtımına geçelim.

İlk telefonun aksine bu telefonun lansmanı Türkiye’de yapıldı. Vurgu, görebildiğimiz kadarıyla tasarım ve onun hatları üstüne kuruluydu. Venus ismi de zaten marka vaadi olarak tasarıma çok güzel uyan bir isimdi.

Telefon tanıtımını Vestel Şirketler Grubu İcra Kurulu Başkanı Turan Erdoğan yaptı. Erdoğan konuşmasına Vestel’in daha çok ismini duyurduğu ve çok para kazandığı alandan girdi: “Türkiye’de adım adım başladığımız TV üretim yolculuğumuzda bugün satış bazında Avrupa’da üçüncü, Türkiye’de lider, ihracatta ise şampiyon konumdayız. Venus’le de aynı hikayeyi yazmak için yola çıktık. Bir sene önce piyasaya sürdüğümüz ilk Venus’le Vestel tarihinde yeni bir sayfa açtık. Bugün Venus’ün yeni modeli V3 ile birlikte çıtayı daha da yukarıya taşıyoruz. Venus’ü, Türkiye’nin ve yakın coğrafyamızın teknoloji üssü, Avrupa’nın tek lokasyonda üretim yapan en büyük endüstri komplekslerinden biri olan Vestel City’de tasarladık ve ürettik. Gurur duyduğumuz mühendislerimizin yeteneği ve zekasının ürünü olan Venus V3, özgünlüğü ve yenilikçi özellikleri ile rekabetçi bir ürün olacak. Vestel City’nin etrafındaki tedarikçi ekosistemi ve tesislerde oluşacak istihdam ile Venus V3, aynı zamanda önemli bir iş hacmi yaratacak ve Türkiye’ye büyük bir katma değer sağlayacak…”

Telefonun özellikleri 

Vestel gönderdiği basın bülteninde telefonu şöyle tanıtıyor:

Venus V3, doğadaki ışık yansımalarından ilham alınarak tasarlandı. Özel “diamond cut” teknolojisi kullanılarak geliştirilen metal çerçevesi stil sahibi bir duruş sergilerken; Gorilla Glass 3 ekranı çizik ve darbelere “Dur!” diyor. Üst segmentin yeni gözdelerinden biri haline gelecek Venus V3 5570’in 5.5’’ ve 5070’in 5.0” büyüklüğündeki Full HD IPS ekranı, renklerin canlılık ve parlaklığını artırarak akıllı telefonda film izleme ve oyun oynama keyfini en üst düzeye taşıyor. İnci beyazı, tekno gri ve altın renk seçenekleri ile sunulan 5570, hafifliği ile de segmentinin en iyileri arasında yerini alıyor.

Diamond Cut özelliği hatırlayanlar olacaktır iPhone 5 serisinin üretiminde sık sık adından bahsettiren bir teknolojiydi. Gorilla Glass’ı da devreye sokacak olursanız iPhone’un örnek alındığını söylemek çok yanlış olmaz.

Kamerada minik hoşluklar

Selfie kamerası; el sallama, göz kırpma ve gülümseme olmak üzere üç farklı mod ile çalışıyor. Venus V3 ile selfie çekmek için göz kırmak, gülümsemek ya da el sallamak yeterli.

Telefonda kullanılan BSI Görüntü Sensörü sayesinde akşam çekimlerinde daha çok detaya ulaşılabiliyor. Auto modu özelliği ortam ışığı uygun olmadığında çekilen fotoğraflarda bile doğru çekimler yapabiliyor. Venus V3’ün sunduğu bir diğer yenilikçi özellik olan Hızlı Auto Focus, hareketli nesnelerin titreme sorunu yaşanmadan çekilmesini sağlıyor. Böylece daha net selfie’ler ve görüntünün titremediği video çekimleri yapılabiliyor. Venus V3’ler, geliştirilmiş HDR modu sayesinde aydınlık noktaları daha iyi tespit edebiliyor. Parmak izi bırakmayan ve yansımaları önleyen lensi sayesinde, ortam ışığı ve fiziksel kirlenme kaynaklı çekim kusurlarını da en aza indiriyor.

En azından yazılımı Türk

Vestel Türk telefonu yaptım dese de işlemcisinden camına, kasa yapım teknolojisine kadar bunların hepsinin yabancı olduğu hepimizin ayina olduğu bir şey. Donanımda olmasa da yazılımda bu açığı kapatmış olması gerek. Bunun için birkaç önemli not sunulmuş bizlere:

Venus V3’lerde otomatik olarak yüklü gelen ve müşterilerimizin ihtiyaçlarına özel olarak derlenen uygulamalar hem hayatı kolaylaştırıyor, hem de birçok avantaj sunuyor.

VESTEL SMART CENTER
Venus’teki fotoğraf, müzik ve videolarınızı Vestel Smart TV’ye kolayca aktarın; Akıllı Rehber ile TV deneyiminizi bir üst seviyeye taşıyın. Vestel Smart TV’lere özel Vestel Remote uygulaması ile Venus televizyonunuzun kumandası da olacak.

VESTEL MOBİL ASİSTAN
Vestel ürünleri hakkında detaylı bilgilere, ürünlerin kullanım kılavuzlarına, garanti sürelerine, mağazaların lokasyonlarına ve size özel fırsatlara ulaşmanızı sağlayan Vestel Mobil Asistan, Vestel deneyimini bir üst seviyeye taşıyor.

VESTEL TAKVİM
Birbirinden yararlı, birbirinden eğlenceli bilgiler ve uygulamalar içeren Maarif Takvim, şimdi Venus’te. Üstelik uygulama ile topladığınız puanlarla hediye kazanma fırsatıyla…

 

TÜBİSAD: Ne olmalı ne olmamalı

TÜBİSAD’ın yeni üye listesi açıklandı listenin tam halini vererek haberin sıcak kısmını burda kapatalım. Sonrasında söyleyecek birkaç şey çıkabilir…

 

Asil Üyeler

Yedek Üyeler

Ahmet Öngün (Gantek) Adnan Metin (Borsa İstanbul)
Ali Kançal (Index) Barış Öney  (Global Turk Capital)
Burak Aydın   (Intel) Burak Ertaş  (Sahibinden.com)
Cenk Kıvılcım  (Cisco) Nil Bağdan (Software AG)
Coşkun  Şahin (Avea) Önder Sönmez (Alcatel)
Emre Kurttepeli (Mynet) Serpil Mermer (Detaysoft)
Erman Karaca  (TFI) Tijen Armağan  (Enocta)
Güngör Kaymak (HP E) Ümit Cinali  (Tradesoft)
Hasan Süel  (Vodafone) Zafer Küçükateş  (Vestel)

“Bizi korumaktan korkmayın” diyen adam

Vestel İcra Kurulu Başkanı Turan Erdoğan Dünya gazetesine konuşmuş. Çok ilgimi çeken başlıklar vermiş. Söylediklerinin satır başlarını ve onlara yorumlarımı elbette TKNLJ formatında sizlerle paylaşıyorum:

  • Turhan Erdoğan Venüs 3’ü röportaj öncesi cebinden çıkarıp röportaja gelen gazeteciye göstermiş. Geçen sene de Almanya’da lansman yapmışlardı. Önceliklendirme konusunda kesinlikle bir sorunları var.
  • “Korumacılık kötü bir şey değil, korkmamak lazım. Dünyanın bütün gelişmiş ülkeleri kendi şirketlerini koruyor. Stratejik ihalelerde öncelik sağlıyor, Kore’den ABD’ye pek çok ülke, ülke menfaati görüyorsa korumacılık yöntemleri uyguluyor. Devlet Türkiye’de teknoloji üretimini desteklemeli. Yerli cep telefonuna destek verilmeli. Bunun yöntemi nasıl olur bilmiyoruz ama bir şekilde yapılmalı bu. (Burada Erdoğan diyor ki valla bizi nasıl koruyacağınızı bilmiyorum ama bir şekilde koruyun. Bak Amerikalılar da Koreliler de kendi şirketlerini nasıl koruyor)
  • Bakın Ar-Ge destekleri nasıl etkili oldu, Türkiye orjinli olmasına da gerek yok, bu toprakların teknoloji üretiminde cazibe merkezi haline getirilmesi gerek. (Bu pek yanlış bir çıkarım. Bu topralarda Ar-Ge yapılsın da hangi ülke yaparsa yapsın yaklaşımı çok saçma. Çünkü adamlar gelip bizim mühendislerin beyinlerini ucuza sömürüp gidiyorlar. Burada yapılan Ar-Ge çalışmasının patenti burada olmayınca neye yarar ki?)
  • Sanayi Bakanlığı ile Venüs’ün yerli sayılması gerektiği üzerine görüştüklerini, yetkililerin Vestel City’i gezdiğini ve görüşlerin olumlu olduğunu anlatmış. (Ne güzel. Bakanlığın neyin yerli neyin yabancı olduğuna fabrika gezerek karar verebiliyor olması harika…)
  • Çipi 2 dev üreticiden birinden almak zorundasınız. Mühim olan, o çipi alıp onun etrafındaki anakartı üretip onun tasarım ve üretimini yapabilmek. (Değil. Böyle söyleyince Vestel sadece çipi alıyormuş gibi bir hava uyandırmaya çalışıyor. Vestel burada hangi ekranı üretiyor hangi devreyi basıyor işletim sisteminin ne kadarını kendi yazıyor… Böyle sayınca çok acayip oluyor değil mi?)
  • Venüs özgün bir cihaz. Burada artık yerlilik oranına bakılmaz diyoruz. Ona bakarsanız domatesin de tohumu, gübresi yabancı… Yeni dünyada artık iş yaratabiliyor musun buna bakılıyor… (Çok güzel verilmiş domates örneğinden başlayalım: Domates’in tohumunun kilosu 20 liraya geliyor. Ama bu tohumdan 200 liralık domates alıyorsunuz. Oysa cep telefonunda 250 dolarlık işlemci alıp telefonu 350 dolara satıyorsunuz. Aynı şey miymiş?)
  • Şimdiye kadar 200 bin Venüs satılmış. Henüz cep telefonu üretiminden kar edemediklerini söyleyen Erdoğan, “Başabaş olsak razıyız. Ancak bu üretimi yapmazsanız bugünün dünyasında yok olursunuz. Şu anda bir kapasite sorunumuz yok, cep telefonunu üretmek kolay, satmak zor” diyor. (Çin’de üretip buraya getirip satan kazanıyor da niye burada üretip satan kazanamıyor? Ben buna inanmıyorum. Sanki en başta söylediği teşviği anlamlandırmak için dile getirilmiş bir söz bu)
  • 2 ila 3 yıl sonra 3 milyon adetlik satışa ve ilave 3 bin istihdama ulaşmayı hedefliyoruz. (Harika. Peki bunun gübresini de yapacak mısınız yoksa yine aynı modelle mi devam edeceksiniz?) (Bir de şunu anlamıyorum bin kişi 1 milyon telefon üretiyorsa 3 bin kişi 3 milyon telefon üretecekse hacimli üretim yapmanın mantığı ne? Ben sanayide hacim yükseldikçe gider ve istihdam düşer diye biliyordum değilmiş demek ki)
  • Avrupalı eskiden bizden bir fındık, bir de incir alırdı. Bugün Vestel Avrupa’ya 8.5 milyon TV satıyor. (Katma değerlerine bakmak lazım. Fındıktan ne kazanıyoruz ne kadarını biz üretiyoruz televizyonlardaki durumumuz ne diye… Bugün Türkiye dünyanın en önemli fındık üreticisi. Ama dünyanın en önemli teknoloji üreticisi değil. Demek ki fındık çiftçisi çok daha akıllı şeyler yapmış)

 

Ben Türkiye’den bir teknoloji firması çıkmasına karşı değilim. Aksine bu beni kimsenin inanamayacağı kadar mutlu eder ve onları sırtımda taşımak isterim. Ama Zorlu grubu gibi yapıların ülke yönetimine yakın gelip teşvikler istemesi, diğer telefonların pahalanması için bizim sırtımıza ekstra vergi yükü koyması bir de üstüne ağlaması beni son derece rahatsız ediyor. Mümkün olan tüm sevgi kırıntılarını alıp götürüyor benden.

Yerli tablet üretim harekatı başlıyor

Milliyet gazetesinde dostumuz Hanife Baş’ın yazdığı yerli tablet harekatı isimli yazı. Bu hafta okuduğumve beni güldüren her şeyi baştan hatırlattı ve güldürdü beni. TKNLJ formatında inceleyelim ve siz de gülün…

  • Bakan “oğlum biz 10 milyon tablet alacağız ona göre ha” diye sanayi odalarına mektup gönderiyor. Tabi canım işte böyle olmalı ihaleler hep…
  • Bu arada ekonomi bakanı 13 odaya tablet ihalesi yapıldığını söylerken bir yandan da onlara aranızda tablet veya bileşenlerini yapan var mı diye de sormayı ihmal etmiyor. Bilmiyor çünkü…
  • Bu hafta bütün sosyal medya ortamlarında cep telefonlarına yeni getirilecek olan vergi Vestel vergisi olarak tanımlanmış. Acaba bakanın bahsettiği 13 oda içinde Ahmet Zorlu beyefendinin çalışma odası da var mı?
  • Haberin içinde aslında Vestel’i komik duruma düşürebilecek veriler de mevcut: Deniyor ki bu sene 12 milyon telefon satılacağı öngörülüyor. 2013 yılında Türkiye’de (güya) üretilen telefon sayısı (güya) yüzde 208 artarak 1 milyon 71 bine çıkmış. E şimdi bir o kadar daha artsın 3 milyona çıksın. Yine 9 milyon açığımız var ne yapacağız?
  • Yani devlet diyor ki yerli sermayeyi destekliyoruz ama yine 9 milyonunuz yüksek vergi mergi demeden hayvan gibi yabancı ürünlere abansın…
  • İster misiniz Aradaki Türk açığını kapatmak için bizim yerliler de (sanki şu anda hiç yapmıyormuş gibi) Çin’de üretime geçsinler ve devlet bunları yerli olarak tanıma özgürlüğünü kullansın?
  • Tabletlerde vergi indiriminden bahsetmiş Milliyet. Hayırlısı bakalım. Bir de ara başlık atmış vergi indirimi tablet üretimini destekler diye. Yani telefonlarda yabancılara vergi artırımı yerli üretimi desteklerken tabletlerde yerlilere vergi indirimi yerliyi destekliyor. Sanırım yerlilerin desteklerden aldığı etki ekran boyutuna göre değişiyor.
  • Bir de Türkiye’ye özel tasarım tablet geyiği var: Mesela ABD tabletlerini burda kullananlar bilir ki üstüne Türk kahvesi dökülüyor. Yerli tablet firmalarımız bu tehlikeyi görerek ona özel “turkish coffee proof” tabletler üretiyor… Ne demek abi Türkiye’ye özel tasarım? Kilim desenli tablet mi yapacaksınız? Peri bacası şekli mi vereceksiniz tabletlere?

TÜBİSAD ek vergiyi topa tuttu

TÜBİSAD Vestel ve arkadaşlarının yakınmasıyla getirilen ek vergilere karşı sesin adam gibi yükselten ilk kurum oldu. Siz ne yapıyorsunuz minvalinde güzel bir yazıyı Türk bilişim tarihine not etti ve hala anlamamış olan bir takım yetersiz insanın dikkatine sundu. İşte o metin…

Ülkemizin bilişim ve iletişim teknolojileri sektörünün gelişmesinin önündeki en büyük engellerden birinin, sektörde uygulanan ağır vergi yükü olduğu açıktır. Özellikle bilgisayar ve iletişim donanım ekipmanlarına uygulanması düşünülen ek vergi yükünün, bilişim ürünlerinin genel olarak fiyatını yükselteceği; dolayısıyla kullanım ve erişim oranlarını ciddi bir şekilde düşüreceği bir gerçektir. Bu durumun da gerek ekonomik gerekse de bilgi toplumuna dönüşüm hedefleri bakımından gelişimin önünde önemli bir engel oluşturacağı açıktır.

Bilişim sektörünün gelişmesi, yalnızca bilişim sektörüne değil tüm ülke ekonomisinin gelişmesine önemli ölçüde etki etmektedir. TÜBİSAD olarak yaptığımız kapsamlı çalışmalarda, Bilgi ve İletişim sektörünün GSMH icindeki payının artmasının, ülke ekonomisinin büyümesine yaklaşık 1.6’lık bir çarpan etkisi ile fayda sağladığı bir gerçektir. Bilişim teknolojilerinin üretimi ve kullanımı 1990’lardan itibaren yaygınlaşarak ülkelerin büyüme oranlarına önemli katkılar yapmaya başlamıştır. Gelişmekte olan ülkelerde bu etki gelişmiş ülkelere kıyasla daha yüksektir. Söz konusu etki göz önüne alındığında ülkemizin ekonomik büyümesinin hızlanabilmesi için bilişim sektörü üzerindeki olası ek vergi yükünün kesinlikle uygulanmaması ve Bilgi ve İletişim Teknolojileri sektörünün ekonominin tüm diğer alt sektörleri için bir kaldıraç gücü oluşturan stratejik bir sektör olarak kabul edilmesi gerektiği açıktır.

TÜBİSAD Bilişim sektöründe, özellikle yazılım ve katma değerli bilişim ürünleri üretiminde yerli üretimin önemine inanmakta ve bunu her platformda desteklemektedir. TÜBİSAD bu ek vergilendirmeye dayalı koruyucu tedbirlerin ve politikaların terk edilmesi ve bunun yerine sektörün gelişmesini sağlayacak önlemlerin alınması için tüm ilgili aktörlere çağrı yapmaktadır. Bu kapsamda TUBİSAD bilişim sektörü üzerindeki vergilerin artırılarak değil, özellikle yerli üretime ve ihracata yönelik desteklerin ve teşviklerin arttırılarak sektörün büyümesinin sağlanması ve bu yolla gelişen sektörün yeni iş alanları ve potansiyeller yaratarak vergi gelirlerini arttıracağı inancını taşımaktadır.

Kamuoyuna saygılarımızla arz ederiz.

Peki ülkesini kim en çok seviyor?

Ne zaman büyük bir firmanın lehine olmayan bir yazı yazsam mutlaka o firmanın içinde çalışanlar başta olmak üzere o firmada çalışmadığını söyleyen insanlar tarafından saldırıya maruz kalırım.

Vestel’de de daha önce yaşandı bu, şu anda yine yaşanıyor. Okumayı ya da okuduğunu anlamayı başaramayan insanlara teker teker anlatmaya çalışmak yerine hızlıca bir yazı daha kaleme almayı uygun buldum. Zira fikrinin yetmediği yerleri bozuk diliyle tamamlamak isteyen geri zekalıların yazılarını zaten sitede barındırmıyorum.

Maddelerle açıklayalım ki 140 karakterden fazla okuyamayan neslimizin mühendisleri daha kolay anlasın:

  • Ahmet Nazif Zorlu yanlış yer ve zamanda yanlış şeyler konuşuyor. Bu tartışmaya açık değil. Yazdığım yazılar buna yönelik ama bunu anlamayan o kadar çok insan var ki…
  • Zorlu şimdiye kadar ülke için ne üretti? Dünyanın gündemine ne kattı? Bunun takibini kimse yapmıyor.
  • Mega fabrikalar belgeselinde gösterilen çok güzel fabrikası varmış. Yani?
  • Zorlu bütçe açığını kapatacak ya… Bütçe açığı nasıl kapanır? Dışarıdan aldığınızla dışarı sattığınız arasındaki fark. Peki dışarı sattığımız televizyon ya da X ürün… Bunun üstündeki katma değerimiz ne? Yani 100 birime satılan ürün için dıyarı kaç birim ücret veriyoruz? Kimse bunu hesaplamıyor bu konuda bilgi de vermiyor. Varsa yoksa mega fabrika belgeseli…
  • Zorlu açık ve net biçimde pozitif ayrımcılık istiyor. Bu mudur? Teknoloji üretmenin başka yolu yok mudur? Bir tek ben daha fazla vergi verirsem mi Zorlu mega fabrikasında telefon üretebilecek?
  • Kimse de sormuyor Zorlu’nun fabrikasındaki yıllık telefon üretim kapasitesini… Gerçekten devlet mega vergi getirir ve ülkede tek bir samsung ya da apple satılmazsa herkese yetecek kadar üretim yapma yetisi var mı bu fabrikanın? Bunu düşünen var mı aranızda?
  • Daha iyisini yapmaya çalışmak yerine ötekileri daha pahalıya getirecek önlemler almayı içinize sindirebiliyorsanız… Ve halk bundan rahatsız değilse… O halkla tartışmayayım ben zaten…

Vestel’den çok Zorlu bir iletişim

Ahmet Nazif Zorlu’nun iletişim dilini ve tonunu oldum olası sevemedim. Kaş yaparken göz çıkaran bir tarzı var.

Dün devlet ithal cep telefonu ve tabletlere ek vergi getireceğini söyledi. Olayın içinde tek bir kelime ile Vestel geçmezken Daha önce yaptıkları yüzünden olay doğal olarak Vestel’e yansıdı. Hatırlayacaksınız Vestel devlete dudağını büzerek ama bizim ürünlerimiz satmıyooo diye ağlamıştı. Biz de bunun haberini yapmıştık…

Dedik ki bunu sadece sosyal medyada görürüz. Ama Zorlu ne yapmış? Demeç vermiş. Hem de Habertürk’e, hem de “oooh ne güzel oldu harika yapmışız oooh” modunda bir demeç…

Demiş ki Zorlu: “Daha dün akşam sanayici arkadaşlarla bir iftarda bu konulardan bahsediyorduk. Yalnız elektronik değil, birçok alanda Türkiye ithalat cenneti oldu. 7 milyar doları aşan elektronik ürün ithalatı var. Sanayimizi kendimiz kollamazsak olmaz. Pek çok ülke de bunlara benzer tedbirler alıyor. Yerli üretici olarak tabii ki haksız rekabetin karşısındayız. Ek vergi, geç kalınmış bir hamle. Olması gereken buydu. Çünkü iç piyasada kapasitemizi kullanamıyoruz. Türkiye’de pazar edinmek için satışı maliyetine yapılan ithal ürünler var. Kendi bahçemize daha iyi bakmamız lazım.”

İnanılır gibi değil bu söyledikleri. Onun lafın nereye gideceğini düşünmeden söylediklerini TKNLJ formatında masaya yatıralım:

  • Daha dün akşam sanayici arkadaşlarla bir iftarda bu konulardan bahsediyorduk: Sayın Zorlu arkadaşlarıyla yahu ne güzel olur şöyle hayvan gibi bir vergi konsa ithal ürünlere diye mi konuşuyor? Her gece mi konuşuyor yoksa bakanın bunu söyleceğini bildiği gün mü konuşuyor? Ne kadar enteresan değil mi?
  • Yalnız elektronik değil, birçok alanda Türkiye ithalat cenneti oldu: Türkiye dışarıdan LCD ekran alırken sorun yok, televizyon için işlemci satın alırken sorun yok, televizyon uzaktan kumanda devresi satın alırken sorun yok. Yani Ahmet beyin televizyon parçası alarak onlara kendi ürettiği televizyon süsü vermesinde sorun yok. Ama geri kalan her şeyin ithalatı tü kaka…
  • 7 milyar doları aşan elektronik ürün ithalatı var: Peki Vestel’in yıllık cihaz ithalatı ne kadar? Telefonlar için? Televizyon için? Çamaşır makinesi ve buzdolabı için? Bu 7 milyar doların neresinde?
  • Ek vergi, geç kalınmış bir hamle. Olması gereken buydu. Çünkü iç piyasada kapasitemizi kullanamıyoruz: Ek vrgi geç kalınmış bir hamle. Çünkü yurt dışından gelen mallarla rekabet edemiyor Vestel. Samsung, LG, Apple ve muadilleriyle başa çıkamıyor. Çünkü onlar ileri teknoloji işine girdiğinde Vestel hala çamaşır makinesi motoruyla uğraşıyordu. Çağı yakalayamadı. Şu anda da yakalayamadığı çağın öcünün vergilerle alınmasını istiyor. Apple için yurt dışına kaç para veriyoruz? Peki Vestel Venus için kaç para veriyoruz? Kaç lirasını Türkiye’de üretebiliyoruz bu telefonun? Nesini ürtiyoruz? Hiçbir tutar tarafı olmayan, utan kaynağı bu ek vergilere geç kalınmış güzel hamle demekten Zorlu utanmıyor olabilir. Ben onun adına utanıyorum.
  • Kendi bahçemize daha iyi bakmamız lazım: Bahçemiz dediği teknoloi pazarımız. Zorlu bu bahçenin gülü sanırım. Kendi bahçenize bakın, bana bakın ben bir şey yapmayayım gül gibi buranın ortasında durayım para kazanayım diyor. Siz benim temelimi çapalayın, beni gübreleyin diyor.

Zorlu Holding çok kötü bir iş yaptı.

Zorlu’nun bundan sonra çok çalışmasına gerek yok. Hangi sanayi dalına girecekse söylesin devletimiz oraya ek vergi koyar Zorlu’nun bahçesine bakılır…

 

Yabancı cepçiler görüşme odasına

Bugün Cumhuriyet gazetesinde harika bir habere imza atan Şehriban Kıraç, dev cep telefonu üreticilerinin geçn hafta Ulaştırma Bakanlığı yetkilileriyle görüşmeye çağrıldığını belirtti. Daha önce üretici firmalardan ülkelerinde devlet desteği alıp almadıkları ile ilgili yazılı bilgi isteyen bakanlık daha sonra firmaları sözlü görüşlerine de başvurmuş. Firmaların çoğu Ankara’daki toplantıya ticaret ateşeleri, konsolosluk yetkilileriyle birlikte katılmış. Türkiye’de şu anda Türkiye’de ürünleri en fazla satan markalar arasında Apple, Samsung, HTC, LG, Huavvei, Lenovo, HP yer alırken bu şirketlerin çoğunun yetkililerinin Ankara’daki toplantıya katılmış. Ben bu çağrının ve sorunun sebebini hiç anlamayadım. Yani şu mu soruluyor: “Oğlum siz nasıl böyle büyüdünüz? Yoksa ülkeniz mi yardım etti…”

Şimdi özellikle Çin ve Uzakdoğu’dan gelen telefonlara ek vergi getirilmesi bekleniyor. Ülkedeki tüm sorunlar bitti, 4G’nin tartışıldığı şu günlerde biz iki sence öncesinin teknolojisiyle üretilmiş yerli olduğu iddia edilen telefonlara mahkum bırakılacağız. Hani gören duyan da ekstra vergileri alınca yerli şirketlere ar-ge yatırımı yapacak devlet zannedecek. Hani gören duyan da sözde yerli telefon üreten şirketlerin yabancı telefonların vergiler yüzünden satılmadığı ortamda palazlanıp kendi ar-gesini yapacağını, icat çıkaracağını zannedecek.

Yerlilere yerlilerin tanrısı ulu Manitu yardım etsin…

Yerli Türk Vestel ve Apple karşılaştırması

Yazı için önemli not: Vestel’in yüzde 100 Türk dediği ayrıntıyı notlarımda bulamadım. Bu anlamda onu buluncaya kadar ilgili bölümü (başlıktaki bir kelime ve en alttan en üstten birer satır) yazıdan kaldırıyorum. Ama bu yazının ana fikri yüzde yüzlük olayı değil. Yerlilik tartışması. Bunu okuyan herkesin anlayacağını ummuştum düzeltir özür dilerim

Şununet bir biçimde ifade etmek gerekiyor: Bir telefonun bir ülkeye ait olması için o ülke ya da şirketinin içine yaptığı katkının ortalamanın üstü olması gerekir. Veya şöyle bir durumun olması lazım: Diyelim ki Qualcomm’un ülkesi Türkiye ile maraza çıkardı, size “sana bir daha işlemci vermiyorum” dedi. Bu durumda siz ağzınızı havaya açıp telefon işinden çıkıyor musunuz yoksa biraz para harcayıp bunu ikame edebilecek misiniz… Bunu da bir düşünün.

Konu ne zaman açılsa “ama Apple da ABD’de üretilmiyor” diyen bazı çok akıllı dilbazlar var. Biz burada üretilmesinden bahsetmiyoruz ki… Öncelikle ürün o ülkede üretilince o ülkeye ait olmuyor. Apple istese bunu üretebilir ama daha ucuza gelsin diye o ülke dışında bunu üretip ülkeye daha çok katkı sağlıyor.

Nasıl mı? Açıklayalım:

  • Apple’ı oluşturan ürünler; ABD’den İsrail’e, Singapur’dan Tayland’a, Çek Cumhuriyeti’nden Güney Kore’ye, Çin’den Vietnam’a kadar birçok ülkede üretiliyor.
  • Apple üretim zincirini isterse ülkesine getirebiliyor ve bu ürün başı 4 dolarlık bir maliyet çıkarıyor.
  • Ürünleri ABD’de üretirse iş günü pahalılığı yüzünden 600 milyon dolarlık bir maddi kayba uğruyor.
  • Tüm ürünleri ABD’de üretirse, ABD malı olan ürünler için yüzde 35 daha fazla vergi ödemek zorunda kalacak.

Ne kadar enteresan rakamlar değil mi? Pemi ABD’ye katkısı ne ona da bakalım:

  • Apple ekosistemi ABD sınırları dahilinde 598 bin 500 iş yaratmış durumda.
  • Yaratılan işlerin dağılımına bakılacak olunursa… 80 bin Amerikalı Apple için ülke sınırları dışında çalışıyor.
  • 291 bin Amerikalı iOS uygulamaları üstünden ciddi para kazanıyor.
  • ABD perakende pazarında 26 bin kişilik iş olanağı yaratmış durumda.

Bunları Vestel sağlayabiliyor mu? Belki zorlarsak yaptıklarını söyleyecek birileri çıkabilir. Yeterince yüksek sesle sorarsak ülke yönetiminden dahi bu rakamları verecek birileri çıkacaktır.

Şimdi gelelim Apple’ı gerçek Amerikalı yapan işlere:

  • Bir ABD şirketi olan Avago Technologies buradan ciddi ekmek yiyor.
  • Bir ABD şirketi olan Texas Instruments cihaz içine geliştirdikleriyle çok ciddi paralar kazanıyor.
  • Bir ABD şirketi olan Fairchild Semiconductors tam kapasiteyle sadece Apple’a çalışıyor.
  • Baktığınızda bu adı geçen şirketler de Çin, Malezya ve Singapur gibi ülkelerde üretim yapıyor. Ama ABD şirketi ve paraları ABD’ye geliyor orada vergilendiriliyor.

Yapılan bir araştırma diyor ki Apple’ın ihtiyacı olan sayıda üretimi yapmak için ihtiyaç duyulan fabrikalar için 8 bin 700 mühendis ve 200 bin çalışan gerekli. Bunları bir araya getirmeniz ABD’de 9 ay sürüyor, Çin’de ise 15 gün.

Bu bilgiler ışığında oluşan fikirleri TKNLJ formatında maddelerle sıralayayım:

  • Bir telefonun Türkiye’de bir araya getirilmesi onu Türk yapmaz.
  • Bir telefonun Çin’de üretilmesi onu ABD’den koparmaz.
  • Şirketler bir ürün üstüne koydukları katma değerle övünmelidir ürettikleri yerle değil
  • Şirketler o ürünü üretirken yarattıkları ekosistemle övünmelidir reklama çıkardıkları yağız gençle değil

4K için muazzam işbirliği

TRT, Türksat ve Vestel, Türkiye’de ilk kez 4K ve hibrit yayıncılığı hayata geçirmek için işbirliği yaptı. Proje kapsamında 2015 yılında test yayının tamamlanması ve 2016 yılında planlı yayına geçilmesi hedefleniyor.

Peki genelde kimsenin hizmeti için süper ve über gibi kelimeleri kullanmayan TKNLJ, niye bunu söyledi sizce? Hemen TKNLJ formatında inceleyelim:

  • 4K yayınının şu ana kadar tam olarak yapılamamasının sebebi yüksek bant genişliği istemesidir. Bu konuda çalışma yapan Türk kurumların haberini geçtiğimiz hafta sizinle paylaşmıştım. Türksat bunu nasıl ve hangi sistemlerle yapıyor çok merak ediyorum.
  • TRT 4K içine ne gibi ayrıcalıklar getirecek bunu çok merak ediyorum. Maçlar ve olimpiyatlar demiş. Yani başkalarının çekimlerini kullanacağız. O zaman TRT’nin oradaki işlevi ne? Bizim vergilerle yayın satın almacı mı?
  • TRT günlük yayınını buradan verecek mi? Yani spikerin elbisesinin daha önce göremediğimiz tüylerini görüp b kanalda çoklukla gösterilen AKP mitinglerindeki insanların suratlarını daha iyi mi seçeceğiz?
  • Türksat benim nezdimde 128K yayın yapsa da satın almayacağım bir kurum. Yaşlı kadınlara sattığı kutunun kablosundaki arızayı parasıyla dahi gidermeyip taahhüt süresi boyunca parasını söke söke almaya devam eden bir kurum teknolojik olmadan önce insan odaklı olmalı… İnsanı merkeze koymayan bir kurum merkeze ne koyarsa koysun benim nezdimde yok sayılacaktır.
  • TRT yayın içeriği, Türksat içerik taşıyıcılığı, Vestel de cihaz tedariği sağlayacakmış. Peki sadece Vestel televizyonlarda mı görünecek bu? Hayır. Vestel bu projede esas yayın kutusu tarafını yapıyor.
  • Muazzam kelimesine gelecek olursak… Kinaye kelimesinin edebiyattaki anlamı bir sözü gerçek anlamının dışında kullanma sanatıdır

Bu işbirliği bana süper bir gelecek çağrıştırmadı. Süper bir gelecek ne olabilir 4K konusunda onu da tam olarak bilmiyorum. Çünkü şu anda zaten 77 tane HD yayın var deniyor ama bunların kaçı gerçek HD oturup derinlemesine tartışalım. Normal yayın ve HD arasında ciddi bir teknoloji zıplaması vardı HD ile Ultra HD arasında böylesine bir fark var mı onu konuşalım.

Ama en önemlisi üç büyük kurumun sorumluları böylesine muazzam bir şeyi duyururken neden bu kadar asık suratlılar onu tartışalım.

Veya tartışmayalım.

Gavura dava açma sanatı

2014 yılının en komik olaylarından biri; Türk teknoloji üreticisi Vestel ve birkaç arkadaşının yabancı teknoloji üreticilerine (belki de biraz devletin zoruyla) dava açmasıydı. “Yabancılar bizi dövüyor çok güzel ürünler çıkarıyor, biz çıkaramıyoruz. O yüzden de devlet bizi korusun” anlamına da gelebilecek olan bu davanın son durumunu bilmiyorum. Açıkçası o kadar saçma bir dava ki bunun sonunu merak dahi etmiyorum.

Diğer tarafta Uygar Saral adında gencecik bir patronla tanıştım. Dünyayla kavga etmek yerine dünyayı anlayıp onunla birlikte hareket etmek üzerine bir strateji belirlemiş. “Türkiye’de üretim yapmak iş değil ki” diyor. Birkaç kuruş koyan herkesin üretim bandı üstünden bilgisayar, televizyon, cep telefonu veya benzeri teknolojik aletleri geçirmesi için dahi olması gerekmiyor günümüz dünyasında.

Ancak şunu düşünmek için dahi olmak şart: Bu adamlarla savaşmak yerine onların oyununu oynayıp yeterince volümlü mal üretirseniz adam ilk çıkan teknolojik gelişmeleri sizin cihazınıza takar. Uygulama konusunda yeterince içlerine nüfuz ederseniz dünyanın en iyi platformlarını sizin için yazar…

Yaptığımız röportajın en can alıcı yeri geleceğe bakış açısı: Intel şu anda HP ile Teknosa’yı birleştirip bu sattığımız tablet mi laptop mu isminde bence gerçekten çok anlamsız bir kampanya yürütüyor. Bu kampanya ciddi ve teknolojiye değer veren gazeteler ve yayın organları yerine spor gazetelerinde kendini ifade ediyor. (Belki de gelişmemizin yolu budur)

Saral yakın gelecekte kendi pazarlama ve iletişim yöntemlerini kullanarak Intel’in kendine iş ortağı olarak seçtiği ve milyonlarca sipariş verdiği bir kurum olarak görmek istiyor şirketini. Muhtemelen şirketi Türkiye’ye gelen yabancı şirketlerin düştüğü mevcut pazarlama hatalarına da düşmeyecektir.

Bu bakış açısıyla Türkiye’de üç beş tane telefon üreten şirketler mi bizim kahramanımız olmalı yoksa dünyanın altını üstüne getirenler mi…

iPhone fiyatlarını kim artırdı?

iPhone fiyatlarını artırdı. Bizim teknoloji dünyası dalgalandı… Hemen konuyu TKNLJ formatında, kolay algılanabilir şekliyle inceleyelim…

  • Fiyat artışları yüzde 6,39 ila 8,45 arasında değişiyor
  • Bilindiği üzere iPhone Dolar ve Euro üstünden satılıyor. Bunun için de ya günlük iPhone kuru belirleyeceksiniz ya da belli periyodlarla ayarlama yapacaksınız
  • Tablonun sağ tarafından görebileceğiniz gibi iPhone fiyatının açıklandığı 11 Eylül’den bu yana dolar kuru yüzde 5,66 artmış.
  • Bu bakış açısıyla ürün fiyatlarına yapılan net zammın 0,73 ila 2,82 arasında olduğunu görebilirsiniz.
  • Apple bunu belli dönemlerde yapmayı seçiyor. Bu dönemler üçer aylık diye biliyorum. Uygulama fiyatlarından da bunu görebilirsiniz
  • Bunu kesinlikle devletin şu anda konuşmakta olduğu yabancı cihazlar vergisine bağlamamak lazım. Onun ne kanunu ne yönetmeliği var henüz…
  • Bu bakış açısıyla bu artışı “HENÜZ” Vestel’in verdiği (ya da verdirildiği) şikayet dilekçesine bağlamak imkansız
  • Konuyla ilgili benim duruş ve görüşlerimi bu adresten bulabilirsiniz

Lütfen sakin olalım. Derin nefes alıp, neyin ne olduğunu görüp ona göre tepkimizi koyalım…

Amaç Türk firmalarını korumak değil vergi almak

Türkiye’de her hafta birbirinden ilginç olaylar ve demeçler olmasına alıştık artık. Bunun bir örneğini geçtiğimiz haftalarda telefon pazarında gördük. Vestel; NCB, Telpa, Ova ve Erkayasan şirketleriyle birlikte ithalat koruması istedi. Bir başka deyişle “Yabancı şirketler Türkiye’de çok iyi satıyor ve biz Türk şirketler olarak bundan zarar görüyoruz. Bu konuda devlet bir şey yapsın” dediler.

Ardından bu hafta içinde Ekonomi bakanı Nihat Zeybekçi bir açıklama yaparak Türkiye’ye gelen cep telefonu, bilgisayar ve elektronik aletlere anti-damping vergisi getireceklerini açıkladı. Amaç elbette yerli üreticilerin pazar payını artırmak. Zeybekçi “Türkiye çok başarılı bir şekilde mobil telefon üretebiliyor, tablet üretebiliyor, laptop üretebiliyor” diyerek bu vergilerin konma sebebini kendince gerçeklemeye çalıştı.

Ancak dikkat edilmesi gereken bir nokta gözden kaçıyor: Eğer gerçekten Türk şirketleri koruma altına alınmak istense o zaman bu ürünlere getirilen vergilerin düşürülmesi gerekirdi. Türk ürünlerinden alınan vergilerin düşürülmesiyle bu ürünler zaten yabancı muadillerine kıyasla daha hesaplı bir hale gelecekti.

Ama hayır. Hükümet bunu yapmak yerine yabancı ürünlere ekstra vergiler getirme kararı alacağını beyan etti. Yani temel sebep Türk üreticisini daha satın alınabilir hale getirmek değil yurt dışından getirilen ürünlerden ekstra vergi alabilmek ve bütçe açığını bu şekilde azaltmaya çalışmak.

Bilişimin ülkeyi kalkındıracağı, bilişime yapılan yatırımın hepimizin geleceği ve ekonomisine katkıda bulunacağını bilmeyen yok. Ama biz Türk üreticileri koruma bahanesiyle bilişimi daha da zor ulaşılabilir hale getiriyoruz. Belki de insanların bilgiye daha kolay bir biçimde ulaşmasını istemiyoruz.

Geçtiğimiz hafta gördük ki Diyanet İşleri Başkanı’nın ısıtmalı koltukları olan güvenli sürüş imkanı tanıyan 1 milyon liralık Mercedes S500 kullanabilmesi için vergiyi sıfırlayabiliyoruz. Peki halkımızın bilgiye daha kolay ulaşması için bu vergi indirimini neden yapamıyoruz, bunu anlayabilmek ve kabullenmek çok güç.

Açıkçası Vestel ve beraberindeki şirketlerin bu başvuruyu gerçekten bunu düşünerek mi yaptığını, yoksa yapmaları için hükümet tarafından mecbur bırakılıp bırakılmadıklarını bilemiyoruz. Ama onların da diğer şirketlere ekstra vergi getirilmesi yerine kendi vergilerinin düşürülmesi konusuna sıcak bakacaklarına eminim.

Hangi telefonlar Türk sayılır, bir telefon ya da bilgisayarın tam anlamıyla Türk olabilmesi için işlemcisinden piline, ekranından kılıfına kadar hangi parçalarının Türkiye’de üretilmesi gerektiğini bilmiyorum. Tek bildiğim bu şekilde giderse Türkiye’de daha az insanın internete girmesi, daha az bilgisayar satılması söz konusu olabilir.