Netflix raporlarıyla Türkiye’nin hız haritası

İNTERNET, MANŞET

Netflix… Dünyanın en önemli içerik platformlarından biri. 109 milyon abonesiyle 190 ülkede günde 125 milyon saatten fazla içerik gösterimi yapıyor. Dünyanın her yerinden kendine gelen müşterilerinin hızlarını inceleyen Netflix enteresan bir çalışmaya imza atıyor aylardır: Ülkelerin hızlarını düzenli olarak ölçüyor.

Peki bu hızları nasıl ölçüyor? Bunun için her ülkenin Prime Time adı verilen en çok yayın izlenen zaman dilimi içinde hızlarını alıyor ve ortalamasına bakıyor.

Bu noktadan itibaren Netflix tablolarından almamız gereken dersleri sizlerle paylaşmak istiyorum:

  • Bu tablolar kesinlikle “şu servis sağlayıcı daha hızlı bu daha yavaş” önergesinin birincil göstergesi değil. Yazıda da belirttiğim gibi bunlar Netflix’e en hızlı ulaşan servis sağlayıcılar listesi
  • Burada dünyanın en hızlı bağlantısının 4,11 megabit olduğunu göz önünde bulunduracak olursanız hızların 3 virgül bir sayı olduğuna şaşırmamanız gerektiği ortaya çıkar. Öteki ülkelerde Netflix’e 50 megabitle ulaşan kimse yok yani.
  • Türkiye’nin ortalama hızı 3,24 megabit. İlk 6 sıradaki servis sağlayıcılarımızın 4’ü bu ortalamanın üstünde. Türk Telekom ve D Smart gerçekten çok düşük olunca ortaya böyle bir sonuç çıkıyor.
  •  Türkiye, 3,24 megabit ortalamasıyla 59 Netflix ülkesi arasında 31. sırada. Neredeyse tam ortadayız yani. Alt tarafımızda en diye dokunur ülke Japonya ve Fransa. Üstümüzde Trinidad var.
  • Türkiye’nin birinci sıradaki İsviçre ile arasında yüzde 27’lik bir hız farkı var. ABD ve İngiltere’den yüzde 13 daha yavaşız. Son sıradaki Venezuella’dan yüzde 61 daha hızlıyız.
  • Gelelim Türkiye karşılaştırmalarına: Türkiye’nin birinci sırasında 3,73 megabitle Türksat var. İkinci sırada Turkcell Superonline 3,67 megabitle geliyor. Listenin en ilginç ismi 3,41 ile TurkNet.
  • Şirketleri dünya ile karşılaştırdığımızda mesela 3. sıradaki TurkNet, dünyada 20. sırada; İsrail, İspanya, Kanada ve İtalya gibi ülkelerin ortalamasından daha hızlı gözüküyor.
  • Bu arada aylara uzanan bir bakış açısıyla baktığımızda Türksat ve Turkcell’in hızlarının giderek düştüğü gözlemleniyor. Türkiye’de hızı önceki ayara göre en çok artan şirket TurkNet olmuş ve onun altında da Vodafone var.
  • Bu tarzdaki yurt dışı kaynaklı hız ölçümleri, Türkiye’deki şehir efsanelerinin de yerle bir olmasına neden oluyor. E han kotasız internet kullandırdığı için TurkNet’in hızı giderek düşecekti? Dünya devi Vodafone’un üstüde, Türkiye’nin fiber şampiyonu karasal dev Türk Telekom’dan yüzde 16 daha hızlı…
  • Türkiye’ye daha çok internet baronu gelirse bu gibi yurt dışı hizmetlere daha hızlı erişebiliriz. Hatta keşke ülkemizde barındırılabilse bu hizmetler

Türkiye’deki fiber tünelleri boğaz manzaralı mı?

ANKARA, İNTERNET, MANŞET, OPERATÖRLER

telkoder3Telkoder bir toplantı yaptı ve yine mevcut düzendeki aksaklıkları dile getirdi. Bu seferki konuşmalar Türkiye’de fiberin etkinleşmesi ve yaygınlaşmasıyla alakalı. Fiber neden yaygınlaşsın? Çünkü mevcut düzende mevcut bakır üstünden geçen ADSL bağlantıları kimseye yetmiyor. Ülkenin bir fiber ayltyapısının oturması lazım, bunun için de bir iki firmanın değil herkesin fiber çekmesi veya çekilmiş fiberi kullanabilmesi lazım.

Hal böyleyken Telkoder; Turknet’ten Mehmet Çelebiler, Superonline’dan Çiğdem Aygözer Önal, Telkoder başkanı Yusuf Ata Arıak ve Grid Telekom’dan Hakan Alkan konuşmalarıyla yapıldı.

Arıak Avrupa’nın hedefler koyduğunu, 2020 yılında evlerin yarısının 100 megabitle internete bağlanmasının konuşulduğunu dile getirdi. Geri kalanların da yine ülkemizde çok bulunmayan 30 megabitle internette olması öngörülüyor.

Arıak iki konuda sıkıntı görüyor: Bir işletmeyi tesis yapmışsa başkalarının da bedelini ödeyerek bundan faydalanması gerekiyor. Buna tesis paylaşımı deniyor. İkincisi bir yerde şebeke hiç olmayabilir veya başkası da orada yapmak istiyordur rekabet etmek istiyordur… Onların da kolayca kazabilmesi gerekiyor. Buna da geçiş hakkı deniyor. Kamu ve özelden geçebilmeleri gerekiyor engellemelerin olmaması gerekiyor.

Söylenenlerden anladığımız kadarıyla bu ikisi de fiilen mevcut değil. Telkoder yetkililerinin verdiği rakamlara bakılacak olunursa Türk Telekom, fiberin yıllık kirasının metresinin 48,77 TL olmasını istiyor. Hesaplar dip toplamda bunu veriyormuş. Bu fiyatların yurt dışında bunun 30 kat altında olduğu dile getiriliyor. İkincisinde ise başta İstanbul ve Ankara belediyeleri olmak üzere birçok yerde yerel yönetimler fiber döşenmesi için yapılan kazılarda sadece Türk Telekom’a izin veriyorlar.

BTK şu anda Türk Telekom’un verdiği fiyatlar üstünde çalışıyormuş. Nasıl ara bağlantı ücretlerinde fiyatlar mantıklı bir yere getirildiyse bence fiberde de istenenin değil olması gerekenin adil fiyat düzeninin BTK tarafından oturtulması lazım. Bence BTK’nın bu sene yapacağı en önemli iş bu.

İşin ikinci kısmının içinden ben bir türlü çıkamıyorum. Hangi hastalıklı bakış açısıyla İstanbul Belediyesi ve Ankara Belediyesi fiber döşeme izinlerini sadece Türk Telekom’a verir? Mart sonu yerel yönetim seçimleri yaşayacak olan bu ülkede gençler oy vermeden önce bu belediyeleri bununla değerlendirmeli. Şehrin göbeğinde değil kenarlarında fiber kullanılmasına neden olan bu çirkin seçiciliğin cezası sandıkta mutlaka ama mutaka verilmeli. Hatta benden oy istemek için gelecek olan belediyeler beni fiber döşenmesine yardımcı olacakları konusunda ikna etmeli. Yoksa oy değil su yok onlara… Eğer büyükşehir dışındaki belediyelerde 30 liranın altına döşenen fiber, işin içine büyükşehir girince 110 TL’nin üstüne çıkıyorsa… Ve o belediyeler bayramlarda çocuklara plastik oyunca dağıtmakla övünüyorlarsa… Benim söyleyeceğim her şey sitemin hakaret yüzünden kapatılmasına neden olur. Bu bakış açısıyla söyleyeceklerimin ne olduğunu herkesin hayal gücüne ve kelime bilgisine bırakıyorum.

Bu arada bir sözüm BTK’ya: GSM şirketlerine verilerini bir gün geç paylaştıkları için milyonlarca TL ceza kesen kurum, 1 senedir uygulanmayan tesis paylaşımı ve belediyelerin izin vermemesini es geçiyor? Kaybedilen bir senenin hesabını kim, kimden soracak bu belli değil.

Telkoder şimdiye kadar verdiği en net mesajı sunuyor devlet büyüklerine: Onlar otomotiv ve ona bağlı sanayii sektörü gibi bana para ver, bana bedava elektrik ver yer ver gibi isteklerde bulunmuyor. Onlar sadece şu önümüzdeki engelleri kaldırın da biz de fiber döşeyelim diyor.  Sizce de çok çirkin değil mi yatırım yapmak isteyenlerin önüne bu engellerin çıkarılması?

Bu haber yazılırken Türk Telekom’dan karşı açıklama geldi. O açıklamaları sizlerle ayrıca paylaşacağım…

TurkNet “en ucuz benim benimle bayramlaşın” dedi

KISA KISA, MANŞET, OPERATÖRLER, TÜRK TELEKOM

TurkNet, ucuza konuşturan 1095 sabit telefon hizmeti ile Ramazan Bayramında da hem şehir içi, ve şehirlerarası hem de yurtdışı aramaları için tasarruflu konuşma imkanı sunduğunu belirtti. TurkNet’in ucuza konuşturan 1095 sabit telefondan hizmetinden yararlanarak Ramazan Bayramı’nda uzaktaki sevdiklerin bayramını kutlamak için sabit telefondan aranan her numaradan önce 1-0-9-5’i tuşlamak yeterli oluyor.

TurkNet’in ucuza konuşturan 1095 sabit telefon hizmetinin kullanımıyla şehir içi aramalarda yüzde 46, şehirlerarası aramalarda yüzde 37, GSM aramalarında yüzde 24 ve uluslararası aramalarda yüzde 58’e varan tasarruf sağlanıyor. 1095 tarifeleri, herhangi bir kampanyaya bağlı olmaksızın, sürekli geçerli tarifeler olduğundan, kullanıcılara her daim tasarruf yapma imkanı sunuyor.

TurkNet’in şehir içi, şehirlerarası, GSM ve uluslararası yönlere yapılan tüm aramalarda büyük tasarruf sağlayan 1095 hizmeti, hiçbir abonelik, sözleşme, taahhüt ya da ek cihaz kullanımı gerektirmiyor ve kullanıcılara “istediği zaman kullanabildiği” ve “kullandığı kadar tasarruf ettiği” bir sistem sunuyor. www.1095.turk.net adresindeki “Fatura Tasarruf Sihirbazı” ile yapılan sabit telefon görüşmelerinin dakikaları girilerek kaç TL’ye mal olduğu ve yüzde kaç oranında tasarruf sağlandığı hesaplanabiliyor. Ayrıca http://1095.turk.net/tarifeler.asp adresinden ülkeye göre tarife listesine ulaşılabiliyor.

Çelebiler: Sadece ADSL değil hat da taşınsın

ANKARA, İNTERNET, MANŞET, OPERATÖRLER, POLEMİK

Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER) tarafından Sapanca’da gerçekleştirilen 5. Telekom Zirvesi’ne katılan Çelebiler, çok uzun süredir rekabetin bulunmadığı sabit hat sektörünün bir kaç yıldır rekabete açıldığını söyledi. Alternatif operatörlerin fiber döşeyebildiklerini ve kendi alt yapılarını kurabildiklerini dile getiren Çelebiler, “Ancak pratikte bir sürü sıkıntı var. Fiber döşemeye çalışıyoruz. İzinler alınamıyor. Belediyelerle sorunlar var. Bu işleri çözmeye çalışıyoruz. Türk Telekom’un birçok yerde atıl duran alt yapısı var. Onu paylaşalım diyoruz. Özellikle Avrupa’da internet tarafında patlama var. Eskiden 1- 2 megabit iyiydi. Şimdi 10-20 ve 100 megabitlerden bahsediyoruz. Türkiye biraz geride kaldı. Bunları nasıl çözeceğiz. 100 megabitlere nasıl ulaşacağız. Çok istekli yatırım yapmak isteyen alternatif operatörler var. Bu konuda da Türknet çok ciddi yatırımlar yapıyor. Ama bazı şeylerde ciddi sıkıntı yaşlanıyor. İzinler alamıyoruz. Bu hatları döşeyemiyoruz.” dedi.

Türkiye’nin çok gözde, iyi sonuçlar veren ve hızlı büyüyen bir ekonomisinin bulunduğunu anlatan Çelebiler, bu büyümeyi bazı sıkıntılardan dolayı telekom sektöründe göremediklerini ifade etti. Sabit tarafta sektörün bir süredir oldukça durgun olduğunu vurgulayan Çelebiler; ‘Sektör oldukça durgun. Geniş bant da öyle. Telefon hat sayısında bir azalma var. Mobil daha hareketli, ama mobil tarafında da bir yavaşlama var. Bunu çözmek istiyoruz. Bazı önlemler alabilirsek 2011 yılının daha iyi olacağını düşünüyorum. Yapısal olarak sektöre baktığımızda Türk Telekom’un sabit tarafta hala yüzde 90’ı aşan bir pazar payı söz konusu. Bir yandan liberalleşme ve pazarın rekabete açılması başladı. Ama kağıt üstünde kaldı.” dedi.

Avrupa ülkelerine bakıldığında pazar payının alternatif operatörler için yüzde 40 ila 50’lere varırken yerleşik eski operatörün de yüzde 50 ila 60’lara gerilediğinin görüldüğüne dikkati çeken Çelebiler, şöyle konuştu- ‘Şimdi yavaş yavaş Türkiye’de de bunların yaşanacağını düşünüyoruz. Eğer bunlara çözüm bulabilirsek, pazarın büyümesiyle Türk Telekom’un pazar payı azalır, ama daha büyük bir pazarda Türk Telekom’a da önemli işler düşer. Rekabet sayesinde yenilikçi hizmetler ve daha yüksek hızlar sağlanacak. Sektör gerilemeye başladı ve yerinde sayıyor. Avrupa’daki değişime göre biz geriye düşmeye başladık. Hiç de normal değil. Bunlar gerçekleşirse tekrar sektör canlanır diye ümit ediyoruz.’

Alternatif operatörler içinde TürkNet’in çok ciddi büyüme içinde olduğunu ve abone sayısının 100 bin civarlarında bulunduğunu kaydeden Çelebiler, geçen yıl yüzde 40, ondan önceki sene yüzde 60 büyüdüklerini söyledi. Bu yılki bütçelerinde büyüme oranının yüzde 47 olduğunu belirten Çelebiler; ‘Bu zorluklara rağmen TürkNet adına diyebilirm ki çok iyi bir dönemdeyiz. Çok hızlı büyüyoruz. Bunların sonunda ciddi sayıda abonemiz artıyor. Hala baktığınızda pazar payı alternatif operatörlerin yüzde 10’un altında. Hala ufak bir şeyi temsil ediyoruz. Bunun kökten bir değişmesi gerekiyor.’ ifadesini kullandı.

ADSL taşınabilirliğinin bir kaç ay önce başladığını anımsatan Çelebiler, bunun sektöre heyecan ve hareketlilik getirdiğini dile getirdi. Bu taşımanın aynısının telefon hizmetlerinde de olmasını istediklerine dikkati çeken Çelebiler, sözlerini şöyle sürdürdü- ‘Artık bir ADSL abonesi numara taşınabilirliğinde olduğu gibi çok basit bir şekilde hattını bir başka operatöre taşıyabiliyor. Biz bunun aynısı sabit telefon taşınabilirliğinde de olması lazım. Bunlar çok kolay olmuyor. Sabit hat taşımak istiyoruz. Hepimiz biliyoruz ki GSM’de çok etkin bir taşıma yaşandı. Sabitte henüz bu etkinliği yaratamadık. Bu sıkıntıları çözmeye çalışıyoruz. Bunları çözebildiğimizde tüketici tercihini kullanabilecek. Tüketicinin daha fazla alternatifle karşı karşıya gelmesi daha iyi fiyat alması, daha yüksek hızlara kavuşması ve daha fazla kampanyadan istifade edilmesini sağlayabilecek. Bu da tüketicinin lehine olacak.’

Turknet de bizi bilgilendirdi

MANŞET, OPERATÖRLER, POLEMİK, SOSYAL MEDYA, TÜRK TELEKOM

Beni Turknet’ten aradıklarını tüm özlük bilgilerimi bana okuduklarını söylemiş ve bu konuda yaşadığım rahatsızlığı dile getiren bir yazı yazmıştım. Turknet’in muhtemelen hukuk departmanı (yazım dili ve iletişim yaklaşımı iletişim departmanı izlenimi uyandırmıyor) konuyla ilgili cevap vermiş, ancak cevabını nezaketen elektronik postayla lütfetmek yerine ilgili yazıya yorum olarak girmiş.

O yüzden yazının tamamını bu köşe yazısının içinde paylaşmıyorum. Kendilerinin uygun gördüğü cevaplar kısmında okumak isteyen olursa buraya tıklayarak en alta inip okuyabilir.

Sadece cevap gerektiren, şirketin gösterdiği fevri yaklaşımdan dolayı atladıkları birkaç küçük nokta var. Kısaca üstünden geçmekte (onlar adına da) fayda görüyorum.

Şirket beni arayanın, datalarıma sahip olanın kendileri olmadığını söylüyor. Eğer bu gazetecilik dışı bir kişisel blog olsaydı buna inanmadığımı dile getirirdim. Ancak gazetecilik görgü ve yaklaşımında, kurumların söylediklerinin karşı konmaz bir biçimde doğru olduğunu, aksi belgelenmedikçe yalanlanamayacağını kabul ediyorum.

Ne var ki konuya yaklaşımı biraz fazla kolaycı buluyorum. Şirket özetle, “bunu yapanlar biz değiliz, bizim bayimiz. Onlara da hep söylüyoruz böyle yapmayın diye, ceza vereceğimizi belirtiyoruz. Zaten sadece bizim bayimiz de değil başkalarına da bakıyorlar” diyerek konunun dışında kalabilecekleri gibi izlenime sahipler. Ne yazık ki durum tam olarak böyle işlemiyor. Zaten bunu da sevgili BTK’nın ilgili sayfasına yaptığım başvurunun sonucunda göreceğiz. “Konuyla ilgili sorumluluğumuz yoktur” diyerek bu sorumluluktan kurtulmak söz konusu değil. Bu konuda regülasyonları, bunların takip edilip edilmediğinin kararını BTK verir. Verdiği zaman menfi ya da müsbet bunu sizlerle de paylaşacağım.

Bu arada şirketin dile getirdiği ve esas haber unsurunu oluşturan çok önemli bir alan var. Yazıyı yazanın hukuk departmanı olmadığını tek düşündüren bölümü bu oldu zira buradan doğabilecek hukuki sonuçları tahmen ediyor olmalarını beklerdim: Şirket burada sorumluluğun kendilerinde değil, bilgileri çaldıran şirkette, yani Türk Telekom’da olduğunu söylemiş. Yani benim datalarımı eline alıp bunu kullanan bayi değil esas suçlu olan… Aslında konu bundan yaklaşık bin yıl kadar önce Nasreddin hoca tarafından “hırsızın hiç mi suçu yok” şeklinde özetlenmişti.

Son olarak cevabı yazan kişinin belirttiği çok ilginç bir yön var. Ben yaklaşık 6 yıldır fiili gazetecilikten uzak kaldım. Benim uzak kaldığım yıllar dahilinde takip edememişim ve Turknet şirketinin logosunu “İZİNSİZ” kullanmışım. Onların dediğini sorgusuz biçimde kabul edecek olursam artık haber yaparken logo kullanmak için müsaade istemek gerekiyor. Eğer böyle bir şey varsa “ben cahilim” diyor ve başta haberini yaptığım şirket olmak üzere rencide ettiğim herkesten özür diliyorum. Ama eğer yeni bir kanun vesaire yoksa, logo kullanmak için yüksek müsaadeye başvurmak gerekmiyorsa cahillik tanımını bir başka tarafla paylaşmak istiyorum.

Bu yazının belki de uzaktan konusu olan kısa bir bilgilendirme de yapmak gerekirse… Bundan 6 sene önce ülkenin en büyük iletişim ajanslarından birinde, ülkenin önde gelen iletişimcileriyle beraber, ülkenin Türk Telekom, Avea, Google, Türkiye Bilişim Derneği ve Google gibi kurumlarına iletişim danışmanlığı hizmeti verme fırsatı buldum. Bundan yaklaşık 3 sene önce Türkiye’nin önde gelen iletişim şirketlerinden biri olan Turkcell’in içinde kurumsal iletişim departmanında iletişim stratejileri konusunda görev aldım. Dijital medyanın doğuşundan itibaren içinde yeraldım, dijital iletişim konusunda adı geçen kurumlarda çalıştım. Hatta Turk Nokta Net’in kuruluşunda oradaydım, Ahmet Yürekli sattıktan sonra bir buçuk sene kadar orada kadrolu olarak çalıştım.

Bu alanlarda edindiğim tüm bilgi birikimi ve tecrübeye dayanarak “internet medyası” dahi olsa gazeteciye yapılan yaklaşımın “doğru” olarak adlandırdığımız temel kavramlarin birçoğuna çok uzak olduğunu söyleyebilirim. Ama dediğim gibi bunu, iletişim ne değildir başlıklı bir yazının konusu olarak işleyeceğim.

Demek istediğim şeyin özeti şu: Ben izin almadan logoyu kullandım diye geleştiriliyorum. Ama niye benim kişisel bilgilerimi kullanıyorlar diye eleştiremiyorum. Ben A diyorum, Turknet B diyor. Doğru harfin ne olduğunu konunun hakem ve hakimi BTK söyleyecek. Arada Türk Telekom da doğan cevap hakkını kullanmak isteyecektir belki…

Turknet de benim tüm bilgilerime ulaştı

İNTERNET, KISA KISA, MANŞET, OPERATÖRLER

TKNLJ.com bildiğiniz gibi kişisel bilgilerimizin korunması üstüne çok büyük hassasiyet gösteriyor. Biz hassasiyet gösterdikçe firmalar bu konunun suyunu çıkarıyor. Geçtiğimiz günlerde BİRİ isimli firmanın yaptıklarını sizlere anlatmıştık. O firmadan geri dönüş oldu. Konunun üstüne gittiklerini söylediler. Konunun mahkemeye yansıdığını söylediler. Hatta bizi de tanık olarak mahkemeden çağırabileceklerini belirttiler. Ne arayan oldu sonrasında ne soran ama konu muhtemelen tüm hızıyla ilerliyordur diye düşünüyoruz.

Konuyla ilgili herkesin daha hassas davrandığını düşünürken kazın ayağının aslında öyle olmadığı bir kez daha ortaya çıktı. Sabah saatlerinde ev telefonum çaldı. Karşımdaki ses bana Turknet’ten aradığını, bir teklifi olduğunu söyledi. Dinlemeye hazırdım. Bana adım, soyadım ve hatta göbek adımla hitabediyordu karşımdaki ses. Ardından bana TTnet kullandığımı ve bu firmanın Net4 paketinden faydalandığımı ve üyeliğimin bitmek üzere olduğunu söyledi. Yapmam gereken tek şey onlara evet demekti.

Binrkaç sorumu cevaplarlarsa hemen abone olacağımı söyledim. Çok basitti sorularım: Benim adımı nasıl bulmuşlardı… Benim TTnet abonesi olduğumu nereden biliyorlardı… Hangi paketi kullandığımı nasıl biliyorlardı ve benim bile bilmediğim Net4 paketinin bitmek üzere olduğunu nasıl öğrenmişlerdi…

Tuzak soru değil bunlar çok basit. Karşımdaki kişi de çok basit cevap verdi zaten: “Benim önümdeki ekranda yazıyor.” O bir çalışandı. Ben ona kağıttan mı yoksa bilgisayardan mı okuyorsun dememiştim ki… Benim bu kadar kritik bilgim onda ne arıyordu soru bu kadar basitti. Ama belli ki bu sorunun cevabı onda yoktu. Daha önce BİRİ’nden yaşadığım tecrübeyle onun Turknet’te mi yoksa bir bayide mi çalıştığını sordum. Elbette Turknet’te çalıştığını söyledi. Telefonunuz neden 0544 gibi bir Vodafone numarası gözüküyor gibi bir polemiğe girmedim. Teşekkür edip kapattım.

Sonra Turknet’in 444’lü numarasını arayarak bilgi edinmeye çalıştım. Onların olup bitenden hiç haberi yoktu.Olsa olsa bayi yapmıştır dedi çağrı merkezi çalışanı. Bu başyiyer eski TTnet bayileri olduğu için bu bilgilere ulaşabiliyorlarmış. Annemin kızlık soyadı, banka kartı numaram, oraya girdiğim şifreler geçti gözümün önünden. Muhtemelen bu yazıyı okurken sizin de geçiyordur.

Sonra genel merkezi arayarak üstüme düşen bilgilendirmeyi yaptım.

Şu bir gerçek ki bu ülkede kişisel bilgilerin korunması diye bir olay söz konusu değil. Kendi adıma bu bilgileri TTnet’in vermediğine eminim. Neden kendi eliyle müşteri kaybetmek istesinler ki… Bunun kaynağının bulunmasını en az benim kadar TTnet ve Turknet de istiyordur. Ama sonuçta maymun olan. halkın elinde gezinen benim bilgilerim. Ben son derece rahatsızım bundan.

Bunun failleri hesap vermeli. İş Türk Telekom ya da Netone genel müdürlüğüne kadar gerilecekse germeye hazırım.

Eğer bu ülkede BTK diye bir kurum varsa bu işe el atmalı. Bu tartışmaya açık bir konu değil.