Türk Telekom karlı mevsimi kârlı geçirdi

Türkiye’nin dijital dönüşümüne liderlik eden Türk Telekom, 2020’nin ilk çeyreğinde yüzde 17 büyüme ile 6,3 milyar TL gelir elde ederken, 2008’deki halka arzdan bu yana en yüksek ilk çeyrek gelir artışını gerçekleştirdi. Güçlü gelir büyümesiyle Türk Telekom’un faiz, amortisman ve vergi öncesi kârı da (FAVÖK), geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12 artışla 3 milyar TL olarak gerçekleşirken, FAVÖK marjı 47,2 oldu. Güçlü operasyonel performans ve yabancı para riskinin azaltılması ile düşen finansal giderler sayesinde yılın ilk çeyreğinde Türk Telekom, 661 milyon TL net kâr kaydetti. Türk Telekom’un yatırım harcamaları da 2020’nin ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 41 artarak 896 milyon TL’ye yükseldi.

Ümit Önal: “Yılın ilk çeyreğinde yüzde 17 büyüme kaydettik”

Konuya ilişkin açıklama yapan Türk Telekom CEO’su Ümit Önal, “Yılın ilk çeyreğinde özellikle sabit genişbant segmentindeki büyümenin katkısı ile konsolide gelirlerimiz, geçen yılın ilk çeyreğine göre yüzde 17 büyüme kaydetti. Nakit akış yaratma kapasitemiz artmaya devam ederken, gelir tablomuzun kur hareketlerine karşı hassasiyetinin azalması, içinden geçtiğimiz bu olağanüstü durumda dahi öngörülebilir finansal giderler ve net kâr yaratmamıza olanak sağladı. Vergi öncesi net kârımız geçen yıla göre yaklaşık 4 katına çıkarken vergi sonrası net kârımız ise 661 milyon TL olarak gerçekleşti. Türk Telekom olarak 2020’ye ‘sağlıklı’ ve güçlü bir başlangıç yaptık” dedi.

“Güçlü bilançomuz ile kur risklerine karşı daha korunaklıyız”

2020 yılı birinci çeyreğinde, koruma işlemleri gerçekleştirmeye devam ettiklerini ve aynı zamanda TL cinsinden borçlanma payını artırdıklarını da sözlerine ekleyen Önal, “Borçluluk seviyesindeki düşüş ve türev işlemlerin etkisi ile net açık yabancı para pozisyonumuz, halka arzdan bu yana en düşük seviye olan 225 milyon dolara gerilemiş bulunuyor. Diğer yandan, Net Borç/FAVÖK oranımız da aşağı yönlü seyrini sürdürerek son beş yılın en düşük seviyesi olan 1.38x seviyesinde gerçekleşti” diye konuştu.

“2020 yatırım öngörümüzü yükselttik”

Yılın ilk çeyreğinde güçlü finansal ve operasyonel sonuçlar kaydettiklerini aktaran Önal, “Bu sonuçlar neticesinde, FAVÖK için belirlemiş olduğumuz yıllık öngörümüzü ‘12,4 milyar TL’den ‘12,4 – 12,6 milyar TL’ aralığına; yıllık yatırım öngörümüzü ise ‘yaklaşık 5,8 milyar TL’den ‘yaklaşık 6,4 milyar TL’ye yükseltmiş bulunuyoruz” dedi.

“Süreç, internet kullanım alışkanlıklarını değiştirdi”

Sosyal izolasyon tedbirleri uyarınca evde kalınan bu dönemde dijital dönüşümün önemine tanık olunduğunu belirten Önal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Mart ayı ortasından itibaren ülke çapında alınan önlemlerle çok sayıda faaliyetin online ortamlara taşınması, hem internet trafiğine yansıdı hem de üst paketlere geçişi hızlandırdı. Ortalama günlük sabit data kullanımı Şubat ayına göre, Mart ayında yaklaşık yüzde 20, Nisan ayında yaklaşık yüzde 45 artış gösterdi. Ayrıca sosyal izolasyon döneminde ‘Online İşlemler’ uygulamamızı kullanan tekil abone sayısı son üç ayda 2 milyon artışla 19,8 milyona yükseldi.”

“Kesintisiz ve güvenli iletişim”

Önal, “Ülkemizin 81 ilinde 30 bini aşkın çalışanımız, yaygın ve güçlü altyapı yatırımlarımız, Türkiye’nin dört bir yanında 308 bin kilometreye ulaşan güçlü fiber ağımızla kesintisiz ve güvenli iletişimi sağlamaya devam ediyoruz. Son 12 ayda 3,5 milyon artarak 22,6 milyona ulaşan fiber hane kapsamamız sayesinde trafiğin arttığı yoğun saatlerde dahi hiçbir kapasite sorunu yaşamıyoruz” dedi.

Toplam abone sayısı 48,4 milyona ulaştı

Yılın ilk çeyreğinde 563 bin net abone kazanımı sağlayan Türk Telekom, toplam abone sayısını 48,4 milyona taşıdı. Sabit genişbant internet aboneleri, fiber abone sayısındaki güçlü büyüme ile 11,6 milyona ulaşırken sabit genişbant ARPU ilk çeyrekte 2011 yılından bu yana en yüksek yıllık büyümeyi kaydederek yüzde 14 artış gösterdi. Fiber abone sayısı ilk çeyrekte, yıllık yüzde 22 artış ile 4,4 milyona yükseldi. Mobil abone sayısı 23,2 milyona yükselirken sabit seste 103 bin net abone artışı ile 2008 yılındaki halka arzdan bu yana en yüksek ilk çeyrek net abone kazanımı kaydedildi.

Sahibinden satılık 5G rekoru

Bir basın bülteni geldi. Üstünde “Türk Telekom’dan gerçek 5G denemesinde
dünya hız rekoru” yazıyordu. Büyük bir ihtimalle ülke basınının büyük bir kısmı bunu alıp sorgusuz sualsiz kullanacaktı. Niye? Çünkü 5G geleceğin teknolojisi. Niye? Çünkü Türk Telekom güzel reklam veren… Size de çıkabilir.

Gelelim bültenin içeriğine ve neden olduğu gibi girmemesi gerektiğine. Maddeler halinde TKNLJ formatında sıralayalım:

  • 5G denemesi ne demek? Ülkenizde 5G gelmesi muhtemelen zamanlara yaklaştığımızın ve bunun için artık son dokunuşların yapılması demek. Ülkemize 5G gelecek mi? 2020 yılında değil. Çünkü ihale şartnamesinin çıkarılması, kurumların harekete geçmesi, deneme süreci ve başlangıç için minimum 18 ay gerekiyor. 3G ve 4G bunun göstergesi.
  • 5G denemesini kiminle yapıyorsunuz? Huawei ile. Mesela bu şu anlama mı geliyor: Sizin kurulu bir sisteminiz, 5G konusunda bir iki ekipmanınız eksik onun için Huawei’yi mi çağırıyorsunuz? Hayır. Huawei’nin bir test kiti var. Getirip onu size takıyor. Siz de testlerinizi bunun üstünden yapıyorsunuz.
  • Rekor gerçekten var mı? Ben çok fazla 5G test haberi okuyorum bu aralar yabancı basından. Bu rakamların benzerlerini herkes dile getiriyor.
  • Diyelim ki rekor var. Bu nasıl olur ki? Yani Paris’te bu aletlerle deneme yaptılar… 2,7 çıktı İstanbul’da yapınca neden 2,9 çıksın? Alet mi yükseltildi? İstanbul’un deniz kıyısında olması basıncı artırıyor o yüzden data daha hızlı mı gidiyor? O sırada orada olan bir Türk mühendis “bir dakika şu kırmızı kabloyla mavinin yerini neden değiştirmiyoruz ki” mi dedi? Ne yani?

Peki bu test nasıl yapılmış? Türk Telekom’un Ümraniye Teknopark Mobil Şebeke Test Merkezinde Huawei ile kurduğu uluslararası 3GPP standartları ile uyumlu canlı 5G test şebekesi üzerinde gerçekleştirdiği bu deneme ile 3.5 GHz frekansında 2 adet 100MHz’lik bant genişliğine sahip taşıyıcı kullanılmış. Deneme sonucunda, içerisinde Türk Telekom 5G uyumlu SIM kartı bulunan,  3GPP Standartları ile uyumlu olan ve ticari olarak kullanılmaya başlanan Huawei Mate 20 X 5G akıllı telefonu ile en yüksek 5G hızına ulaşılmış.

Bundan sonra ne olması bekleniyor? Bunları da TKNLJ formatında kurcalayalım isterseniz:

  • İsveç firmaları “biz bu kadar uğraştık bu kadar para harcadık rekoru Mate 20 X ile deney yapan Türk Telekom’a kaptırdık bundan böyle bir şey geliştirmiyoruz” diyecekler
  • 5G konusunu Türkiye gündemine getirsek mi getirmesek mi diye düşünen BTK, “Türk Telekom rekor kırmış. Belli ki 5G konusuna herkes çok meraklı o zaman bir an önce 5G ihale süreçlerini başlatayım” diyecek.
  • Ulaştırma Bakanlığı, Türkiye’de rekorlar kırılıyor. Ama operatörlerin bu işe verecek parası olmayabilir. Madem öyle yeni frekansları bila bedel verelim de 5G’de gönüllerince yeni rekorlar kırsınlar” diyecek.
  • Huawei, “dünyanın her yarinde bu kadar deneme yaptık, fakat rekor kırmak Türk Telekom ile yaptığımız çalışmalara kısmet oldu. O zaman bundan sonra tüm dünya Ar-Ge çalışmalarımızı burada yürütelim” diyecek.

Hiç saklamaya çalışmayacağım. Bu tür bültenler beni çok geriyor.

Bu arada 4G ilk kez ülke gündemine girdiğinde Türk Telekom bir gigabit, yani bin megabit hızında 4G hizmet verdiğini söylemişti. Hemen almak istediğimi iletmiştim. Bazı yerlerde demişti. Adresi sorduğumda bazı telefonlarla demişti. Sonra da ortadan kalktı bu konu. Yani 5G ile 2,9 gigabit hızında internet hızına erişilmiş olması gerçek olsa bile bizim işimize yarayan bir şey olmayacak.

Cepler, depremin üstünden 14 saat geçmeden gelsin yeter

Gençler interneti takas aracı olarak kullanacak

Türk Telekom’un gençlik dünyası Selfy, hayata geçirdiği yeni “Dijital Paketler” ile sadece internetten oluşan bir teklif sunuyor. Bu paketlerdeki internet, ihtiyaç halinde dakika ve SMS’e dönüşerek, gençlere kolaylık ve esneklik sağlıyor. Selfy’liler, Dijital Paketlerdeki internetlerini, özel bir işlem yapmalarına gerek olmadan otomatik olarak SMS ve dakikaya dönüştürerek kullanabiliyor.

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Türk Telekom Pazarlama ve Müşteri Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Ümit Önal, “Türk Telekom olarak gençleri dinliyor, onlara ihtiyaçlarına uygun esnek çözümler sunuyoruz. Bu anlayışla hayata geçirdiğimiz Selfy’nin yeni Dijital Paketleri ile ‘Bana SMS, dakika değil internet lazım’ diyen gençler için internetten oluşan bir paket hazırladık. Onların değişen ihtiyaçlarına uyum sağlayabilmek için de paketteki interneti, konuşma ve mesajlaşmaya dönüşebilir hale getirdik. Bu paketteki GB’lar özel bir işleme gerek olmaksızın, konuşma ve mesajlaşma için kullanabiliyor. Dijital paketlerin avantajlı yapısı ile gençlerin paket içeriği aylık ihtiyaçlarına göre değişebilecek. Selfyli gençler, telefonlarında kuralları kendileri koymaya devam edecek” dedi.

5 GB’lık paket 23 TL, 10 GB’lık paket 33 TL ve 15 GB’lık paket de 39 TL olarak sunuluyor.

Selfy Dijital Paketlerde gerçekleşecek dakika kullanımları 1 dakika = 5 MB ve SMS kullanımları 1 SMS = 0,25 MB olarak değerlendirilecek; MB’lar tarifedeki internet hakkından otomatik düşülecek.

Türkiye’de 2018 telekomünikasyon dünyası

BTK 2018 telekomünikasyon rapor ve rakamlarını açıkladı. Üstünden konuşulması gereken konuları TKNLJ formatında küçük başlıklar halinde sizler için çıkardım. Özetle çok parlak değil durum. Ama neden değil… İşte bunları size maddelerle vereyim.

Türkiye Kıbrıs’a sudan sonra interneti de veriyor

Türkiye’nin lider bilgi ve iletişim teknolojileri şirketi Türk Telekom ile KKTC’nin ana internet sağlayıcısı KKTC Telekomünikasyon Dairesi arasında üç yıllık toplu internet alımına yönelik protokol imzalandı. 12 Temmuz Perşembe günü Türk Telekom CEO’su Dr. Paul Doany ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Tolga Atakan arasında Lefkoşa’da imzalanan protokol kapsamında KKTC Telekomünikasyon Dairesi, Türk Telekom’un Kıbrıs’a sağladığı teknik altyapı ve imkânlar üzerinden üç yıl süre ile daha uygun fiyat ve daha yüksek kapasite ile internet hizmeti alacak. Yapılan anlaşma ile KKTC Telekomünikasyon Dairesi, hâlihazırda 75 gigabit olan internet kapasitesini üç yıl içinde ikiye katlayarak yaklaşık 160 gigabit’e kadar; şu anda saniyede 5 megabit olan son kullanıcı internet hızını da yaklaşık altı kat arttırarak saniyede 30 megabit’e kadar çıkarmayı hedefliyor.

Anlaşma ile, Kuzey Kıbrıs’ta KKTC Telekomünikasyon Dairesi’nin hizmet verdiği sayıları 30’u bulan internet servis sağlayıcısı ve iki mobil operatörün abonelerine sunduğu internet hizmetlerinde de hız ve kalite artışı sağlanacak.

Lefkoşa’da gerçekleşen imza töreninde konuşan Türk Telekom CEO’su Dr. Paul Doany, Türkiye’nin dijital dönüşümünün öncüsü Türk Telekom olarak, KKTC Telekomünikasyon Dairesi ile yaptıkları protokol neticesinde Kuzey Kıbrıs’ı da bu dönüşüm sürecine dahil ettiklerini belirterek “Yeni nesil akıllı şehirlerin oluşumu için de son derece gerekli olan yüksek hızda fiber interneti KKTC Telekomünikasyon Dairesi aracılığıyla Kıbrıslı vatandaşlarımıza yüksek kapasite ile sunacak olmanın mutluluğunu yaşıyoruz” diye konuştu.

Kuzey Kıbrıs ile Türkiye arasındaki teknik altyapıyı son dönemde önemli ölçüde geliştirdiklerinin altını çizen Doany, “Yatırımlarımızı sadece Türkiye ile sınırlandırmıyoruz. KKTC’li vatandaşlarımızı kendi vatandaşlarımızdan ayrı tutmuyor, altyapı yatırımlarımızı Kuzey Kıbrıs’ı da kapsayacak şekilde planlıyoruz. Kıbrıs’ın dijitalleşmesi için 2017 yılında yapmış olduğumuz yatırımlar neticesinde, alternatif iki güzergâh üzerinden yedeklediğimiz denizaltı fiber optik kablo hattımızda yapmış olduğumuz iyileştirmeler ve doğrudan uluslararası internet çıkışımız ile kapasitemizi önemli ölçüde artırarak Kıbrıs’taki hizmet kalitemizi yükseltmiş bulunuyoruz. Adada ağırlıklı olarak radyolinkler aracılığıyla sağlanan, kapasitesi ve hızı sınırlı interneti çok daha yüksek kapasiteye çıkararak Kıbrıs’ta yüzleri güldüreceğiz. Bugünden itibaren KKTC Telekomünikasyon Dairesi aracılığı ile, bu yüksek hızda ve kapasitede interneti Kıbrıslı vatandaşlarımızın kullanımına sunarak üç yıl içinde adadaki internet kapasitesini yaklaşık iki katına, son kullanıcı internet hızını ise yaklaşık altı katına çıkaracağız.” dedi.

Törende konuşan KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Tolga Atakan ise, Türk Telekom ile yapmış oldukları protokol neticesinde, KKTC vatandaşlarına ve Kıbrıs’taki servis sağlayıcılara yüksek kapasiteli kaliteli internet hizmetini daha uygun fiyatlarla sunacaklarını ifade ederek “Ülkemizde gerçek anlamda bir bilişim sektörünün gelişmesini sağlamak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu hedefe ulaşmak için, internet kalitesini artırırken fiyatları da düşürmemiz gerekiyor. Türk Telekom ile yaptığımız bu anlaşma ile, toptan internet fiyatlarında güncellemeye giderek maliyetlerimizi önemli oranda azaltmış bulunuyoruz. Bu anlaşma ile, saniyede 75 gigabit olan mevcut kullanım kapasitemiz için KKTC Telekomünikasyon Dairesi olarak ödemekte olduğumuz tutara göre %30’a varan, kullanım kapasitemiz saniyede 100 gigabit’e çıktığı zaman da %45’e varan indirim sağlamış oluyoruz. Bu önemli oranlardaki indirimi 1 Ağustos 2018 itibarıyla KKTC Telekomünikasyon Dairesi Ücretler Tüzüğü’ne de yansıtarak, internet servis sağlayıcıların mevcut kapasitelerini %40-50 oranlarında indirimli almalarını sağlayacağız. İndirim sonrası oluşacak olan fayda, özellikle düşük band toptan internet alan internet servis sağlayıcılarına rekabet ortamı sağlamakla birlikte, KKTC´de son kullanıcıya uygulanan internet satış fiyatlarında daha sağlıklı bir rekabet ortamının sağlanmasına imkan tanıyacaktır. Ülkemiz için imza attığımız bu önemli değişim, geliştirmek istediğimiz bilişim sektörüne ciddi bir ivme kazandıracaktır. Buna ek olarak, ülkemizin fiber altyapısını en kısa zamanda ve önemli derecede iyileştirmeyi, ülke çaplı internet hızımızı saniyede 30 megabit’e çıkarmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

Kuzey Kıbrıs’ta KKTC Telekomünikasyon Dairesi’nin hizmet verdiği sayıları 30’u bulan internet servis sağlayıcısı, iki mobil operatör, 20 bin ADSL/VDSL ve 50-60 bin civarında Wi-Fi son kullanıcısı da yapılan anlaşmadan olumlu yönde etkilenecek. Yapılan üç yıllık taahhüt sayesinde uygun fiyat avantajından da yararlanacak olan KKTC Telekomünikasyon Dairesi’nin, bu fiyat avantajını abonelerine ve kurumsal müşterilerine de yansıtması bekleniyor.

Türk Telekom yeni fiber modeli rekabeti artıracak demeli mi?

Türk Telekom’un basına yansıyan şöyle bur haberi çıktı:

Türk Telekom CEO’su Paul Doany, fiber altyapının ortak kullanımı için geliştirdikleri yeni modelin, altyapı ve hizmete dayalı rekabeti teşvik ettiğini belirterek, “Yatırım harcamalarını minimumda tutmak isteyen operatörler mevcut altyapıyı kullanabilir ve abonelerine farklı çeşitlilikte ürün ve hizmetler sunmaya odaklanabilirler. Bu da pazardaki hizmete dayalı rekabeti artıracaktır” dedi.

Doany, Türk Telekom olarak rekabeti sonuna kadar desteklediklerini ve Türkiye’de daha yüksek internet penetrasyonunun önünü açmaya çalıştıklarını vurgulayarak, “Kendi şebekelerini kurmak isteyen operatörler bunu rahatlıkla yapabilir. Hatta, Türk Telekom olarak kendi gözlerimizi onların kullanımı için sunuyoruz ki şebekelerini kurarken önemli miktarda zamandan tasarruf sağlayabilsinler. Bu, pazardaki altyapıya dayalı rekabeti arttırır. İkincisi, yatırım harcamalarını minimumda tutmak isteyen operatörler de mevcut altyapıyı kullanabilir ve abonelerine farklı çeşitlilikte ürün ve hizmetler sunmaya odaklanabilirler. Bu da pazardaki hizmete dayalı rekabeti artıracaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Haberin en tüyler ürpertici tarafı bunun seçil bazı yayınlara gönderilmiş olması değil. Haber sanki Türk Telekom e Paul Doany’nin bir geçmişi yokmuş, basın piyasasına dün girmiş gibi bir iletişimle paketlenmiş olması yüzünden çok saçma.

Fiberle ilgili alınan yeni kararlar rekabeti artıracak demiş Doany. Peki bu saate kadar neredeydik acaba? Neden daha önce rekabeti teşvik edecek şeyler yapmadık? Acaba fiber Türk Telekom’a münhasır kalsın diye senelerce fiber hizmeti vermemesi durumu söz konusu oldu mu? Türkiye’d rekabeti destekleyen şirketler deyince acaba Türk Telekom kaçıncı sırada aklınıza geliyor?

Bana bir basın bülteni göndermeyi becerememek çok büyük sorun değil. Ama içerik bu anlamda çok sorunlu…

Peki biz o bokları neden yedik?

Padişah veziriyle gezintiye çıkmış. Hava güzel, kuşlar cıvıl cıvıl. Keyif dolmuş yürürken. Derken yolda bir öbek bok görmüşler. Padişah keyifle vezirine takılmış: “Vezir şu bokların hepsini son kırıntısına kadar yersen kavuğu sana vereceğim padişah sen olacaksın…”

Vezir bir boka bakmış, bir padişaha. Hemen gidip hapır hupur boku son kırıntısına kadar yemiş. Herkes donup kalmış. Padişah o kadar adamın arasında verdiği sözü yutamamış. Sıkıntı içinde kavuğunu çıkarıp vezire vermiş.

Vezir önce acayip sevinmiş. Fakat sonra bir bakmış ki etrafında kellesini almak isteyen adamlar… Sırada bekleyen devlet işleri. Savaşlar… Bu kadar adamın idaresi… Yaptığına son derece pişman olmuş. Tam o anda imdadına yeni bir öbek bok yetişmiş. Heyecanla dönmüş eski padişah yeni vezire… “Şu bokları yersen kavuğu sana vereceğim” deyivermiş.

Pişmanlıktan ölen padişah durur mu? Koşmuş kafayı gömmüş bokun içine hepsini hapır hupur yemiş bitirmiş.

Saraya doğru dönerken sakalındaki bokları temizlemeye çalışan padişah “yahu” demiş vezire… “Demin sen vezirdin ben padişahtım. Şimdi yine sen vezirsin ben padişahım. Peki biz o bokları neden yedik?”

Geçtiğimiz günlerde Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın yaptığı açıklamaya göre 24 Mayıs’ta Başbakan Binali Yıldırım’ın katılımıyla Ankara’da gerçekleştirilecek törende, tüm telekomünikasyon şirketleri sabit elektronik haberleşme altyapılarını karşılıklı kullanıma açan protokole imza atacaklar.

TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Ata Arıak, Türk Telekom CEO’su Paul Doany, Turkcell CEO’su Kaan Terzioğlu, Vodafone Türkiye CEO’su Colman Deegan ve Türksat CEO’su Cenk Şen arasında imzalanması beklenen anlaşma, ülkemizin gücüne güç katacak.

TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Ata Arıak, telekomünikasyon şirketlerinin aldığı bu kararın; uzun yıllardır süregelen fiber altyapı meselesini çözeceğini, yeni altyapı kurulması için yapılması gereken 25 milyar liralık yatırımı 4-5 milyara liraya düşüreceğini ve internet fiyatlarının düşmesine destek vereceğini dile getirdi.

e-Devlet patladı… Kısa Kısa – 19-21 Ocak

Kısa kısa köşesi, belirtilen tarih aralığında gazete, TV ve internet sitelerine yansımış haberlerin mümkün olan en kısa özetiyle size ulaştırılmış halidir. 
  • Kendilerini “Ayyıldız Tim” olarak isimlendiren Türk hacker grubu, İsrailli eski müsteşarın Twitter hesabını hackledi. Netanyahu’ya yakınlığıyla bilinen eski Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Dore Gold’un Twitter hesabına yerel saatle 22:47 sularında siber saldırı düzenledi. Eski İsrail Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Gold’un hesabını ele geçiren hacker grubu. “Hesabınız Türk Siber ordusu Ayyıldız Tim tarafından hacklenmiştir. Verileriniz ve özel mesajlarınız ele geçirildi. Türkler neler yapıldığını ya da neyin şeytani olduğunu asla unutmayacak.” mesajını yayınladı.
  • Türk Telekom 90 günden fazla süredir kendinde olan müşterilerine hediye veriyor. Hediye ne? Tabi ki kota. Kaç yıldır müşteriyse 3 katı gigabayt veriyorlar üç ay boyunca
  • Avrupa Birliği tarafından desteklenen Erasmus+ Programı Mesleki Eğitim Stratejik Ortaklıklar projesi kapsamında Uludağ Üniversitesi koordinatörlüğünde İngiltere’den Huddersfield Üniversitesi, Bulgaristan’dan Sofya Teknik Üniversitesi ile ULUTEK Teknopark ta bulunan Bizpark ile yürütülen ‘Sanal ve Arttırılmış Gerçeklik Aplikasyonları Projesi’nin ilk toplantısı UÜ Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulunda gerçekleştirildi.
  • İstanbul Aydın Üniversitesi bünyesinde, dünyanın sayılı nükleer araştırma merkezlerinden Avrupa Nükleer Araştırma Merkezinin (CERN) veri ve hesaplama birimini hizmete sundu… İstanbul Aydın Üniversitesi, yakın geçmişte “yaşamın kaynağının araştırıldığı yer” olarak kamuoyuna yansıyan Avrupa Nükleer Araştırmalar Merkezine (CERN) büyük bir katkıda bulundu.

Türkiye genişbantta dünyanın neresinde? En hızlı ADSL şirketi kim?

Sizlere TKNLJ bünyesinde sıklıkla yabancı sitelerin ve içerik sağlayıcıların dünya çapında yaptığı hız istatistiklerini paylaşıyorum. Türkiye’de bizlere sunulmayan ve BTK tarafından yasaklanan hız testleri yüzünden önümüzü göremediğimiz için bu tip veriler bizlere baz oluşturan çok önemli çalışmalar olarak ön plana çıkıyor.

Geçtiğimiz günlerde Steam’in dünya çapında yaptığı testler karşıma çıktı. Eldeki verilen güzel analiz fırsatları veriyordu bana. O yüzden bu fırsatı kaçırmadım.

Steam çoğu gencin çok iyi bildiği bir oyun oynama, olun indirme ve bunu çalıştırma platformu. Dünya üstündeki mevcut birçok oyun, kendini satabilmek için Steam platformunu kullanıyor. Bundan daha da önemlisi, Steam 50-100 gigabaytlık oyun indirttiği için onların hız verileri, diğerlerine göre çok daha önemli oluyor. Gelin onların Türkiye için hazırladığı hız tablosuna bakalım

Bu noktada konuşulması gerekenleri küçük notlar halinde TKNLJ formatında sizlerle paylaşmak istiyorum:

  • Bu veriler kesin ve net bir biçimde şu servis sağlayıcı diğerinden bu kadar hızlıdır anlamına gelmiyor. Bunlar dünya üstünde Steam sistemine erişme hızları. CNN’e erişim hızında birinci olan sekizinci çıkabilir, Microsoft’a erişim hızında sonuncu birinci çıkabilir. Çıkmayabilir de. Yani bunu genel olarak büyük resmi görebilme fırsatı olarak kullanın lütfen…
  • Geçen haftalarda yine Türkiye’de çok kullanılan Netflix’in sunduğu hız tablosunu sizinle paylaşmıştım. O tabloda olan biteni yine size anlatmıştım. O haberin tablosunu beraberce hatırlayalım:

  • Bu tablo bize aslında Steam’in rakamlarını doğrulayan bir nitelik taşıyor. Şöyle ki: Her iki tablonun da ilk üç sırası aynı. Steam tablosunda ikinci sıradaki Tellcom aslında teknoloji tarihimizi yaktından takip edenlerin hatırlayabileceği gibi Turkcell Superonline’ın diğer adı.
  • Türksat’ın kablosu neden hep birinci sırada çıkıyor? Çünkü kablo güzel bir teknoloji ve iyi iş yapıyorlar bunu öne koyalım. Ama yaygın ve teknolojik altyapıya rağmen sonuçta 800 bin aboneleri var.
  • Turkcell Superonline her iki tabloda da ikinci. Ama Steam tablosu bu noktada bölünmeleri bize gösterebildiği için karşımıza ilginç bir kıyas fırsatı çıkıyor: Tellcom IP’leri büyük bir ihtimalle Turkcell’in fiber altyapısını temsil ediyor. Superonline ADSL ve Global İletişim gibi fiber olmadığı aşikar hizmetler daha aşağıda görünüyor.
  • Bu tablonun ve diğerinin üçüncü sırasındaki TurkNet ilginç bir konumda: Daha önce de vurguladığım gibi bu şirket kotasız internet sattığı için yavaşlayabilir algısı piyasada çok etkindi. Demek ki öyle olmuyormuş. Kotasız, dilediğince, özgürce internet kullandırmak şirketi ve kullanıcıları yavaşlatmazmış demek ki… Bence bu ver hepimiz için çok önemli.
  • Daha da enteresan bir bilgi: TurkNet’in üstünde kablolu ve fiber teknolojisi var. Bilindiği gibi TurkNet de ADSL dışında bir teknoloji satıyı yapmıyor. Buradan şunu çıkarabiliriz: Türkiye’de en hızlı ADSL hizmetini bu kurum veriyor.
  • Türk Telekom ve D Smart her iki araştırmada da en altta yer alıyor. Bu da sanırım kaçınılmaz bir biçimde bir veri sunuyor bize…

Doany: İş yapalım deyin hemen masaya oturalım. Ama konuşmak için ben yokum

Türk Telekom toplantılarına son dönemlerde denk gelemedim. Zaten Paul Doany, gelmesinden bu yana genellikle küçük, kapalı ve  göreli olarak daha güvenli gruplarla buluşup bilgi aktarımında bulundu. O yüzden Türk Telekom, Paul Doany konuşacak deyince açıkçası biraz da heyecan duyarak toplantıya gittim.

Kendisiyle üç sene yakın çalışmış biri olarak söyleyebilirim ki toplantının ilk dakikalarından son sorulara kadar oldukça gergindi. Ama bu gerginlik anlattıklarına yansımadı. Hatta yine eski tecrübelerime dayanarak şunu söyleyebilirim: Genelde gergin olduğu zamanlarda daha net ve nokta atış bilgiler verir.

Bu toplantıda da öyle oldu. Size basın bülteninde yayınlanan bilgileri vereceğim ki o bilgileri zaten Doany de verdi. Ama bence toplantının yıldız bilgileri bültene yansıyan değil orada bu bilgileri vermeye başlamadan önce söyledikleriydi.

Söyleyiş biçimi ve daha önce gazetelere gönderdikleri açıklamalar belli ediyor ki Türk Telekom’un yabancı ortağı ile ilgili söylenen her şey mevcut iş yükü içinde onları yormuş. Şimdiye kadar hiç söylemediği bir şeyi toplantıda şu minvalde dile getirdi: “Benim tekrar Türk Telekom’a dönerken bir şartım vardı: Ortaklık işleriyle şirket yönetim işlerinin birbirine karışmasını engellemek.” 

Bu bakış açısıyla anlıyoruz ki Doany amiyane tabiriyle hoplaya zıplaya gelmemiş. Kendi şartlarını koymuş. Biraz da zorlamış. Ama neticeye baktığımızda belki de şirket yönetimi için zaten olması gereken şartlar oluşmuş. Turkcell’in ortaklık yapısıyla ilgili yaşananlar ve bunun şirket bünyesine yansımalarının ne gibi sonuçlar çıkardığını düşünecek olursak, yerinde atılmış adımlar olmuş bunlar.

Doany’nin tavırlarından ve kelime seçiminden anladığım kadarıyla eski zamanları veya rakiplerinin tepe yöneticilerinin aksine devlete karşı kartlarını daha açık oynadığı da ortaya çıkıyor. Bunu nereden mi çıkardım? Elbette şirketi için yapılmayanları veya ondan istenen bazı şeyleri eleştirmesinden. Örneğin dedi ki: “Bizden diğer şirketlerle konuşup onlarla bağlantı paylaşımı yapmam istendi. Ama biz diğer operatörlerle aynı şartlarda oynamıyorum. Bizim lisans süresi dolunca yaptığımız fiber yatırımını da bırakmamız isteniyor. Oysa diğerlerinde aynı durum söz konusu değil…”

Basın bültenine yansımayan bir diğer konu da şirketin abone kazanım ve kayıp süreçleriyle alakalı… Doany sabit işletmenin bir süre sonra şirketin içine girdikleri zamanda olduğundan daha zorlu olacağını biliyormuş. Aycell ve Aria birleşmesinden ortaya çıkan Avea’yı bir şekilde almak zorundaydı. Ama bunu alırken kar edemeyeceğini bildiğini dile getirdi. Belli ki kendi önüne sunulan Avea alım aşamalarından hiç de mutlu olmamış. Hatta Telsim satışının 4,5 milyar dolarlık kısmının iyi olduğunu söylese de o operasyonun karlı olmayacağını da bildiğini dile getirdi.

Bu kadar konuşmayı söylediği bir cümle çok iyi özetliyor aslında: “Ben artık konuşmalardan sıkıldım. Bana iş yapalım deyin hemen yarın masaya otururum, ama artık konuşmalı iş yapmak istemiyorum…”

Türk Telekom Gökçeada’ya fiber internet götürdü

Türk Telekom, Gökçeada’ya, hem evde internet abonelerine hem de mobil abonelerine en iyi hizmeti verebilmek için, denizaltından fiber kablo döşedi. Kabatepe’den Gökçeada Kuzu Limanı arasına döşenen fiber kablonun uzunluğu ise 27 kilometre.

Üç ayda tamamlanan proje sonunda ana karayla bağlantı hızı ve kapasitesi artırılan Gökçeada’da ikamet eden Türk Telekom evde internet ve mobil abonelerinin hizmet kalitesi daha da artıracak. Evde internet abonelerinin dosya yükleme ve indirme hızları daha da iyileşirken, mobil Türk Telekom aboneleri ise çok daha iyi 4.5G deneyimi yaşayacaklar.

Dünyanın en önemli ve yüksek kapasiteli denizaltı veri hatlarından birini inşa eden SEA-ME-WE-5 konsorsiyumuna üye ilk ve tek Türk şirket olan ve 17 ülkenin denizaltından fiberle bağlanmasına önayak olan Türk Telekom deniz altı fiber uzmanlığını bu kez de Gökçeada halkının hizmetine sundu.

Nüfusu yaz aylarında bir milyonun üzerine çıkan Türkiye’nin en büyük adası olan Gökçeada’da abonelerine en iyi hizmeti veren Türk Telekom, hem evde internet hem de mobil abonelerinin yaşam kalitesini artırmak vizyonuyla bu kapsamdaki çalışmalarına devam ediyor.

Fiber kullanıcı sayısı konusunda hala anlaşamamak

Türkiye’de fiber, internete bağlanmanın en hızlı, hatta en hesaplı yolu. Ama bir sorunumuz var ki fiberin evlere girebilmesi için ülkede ciddi yatırımlar yapılması gerekiyor. Bu yatırımlar uzun süre o ya da bu sebeple, o ya da bu şekilde engellendi. Ama şirketler Türkiye’de fiberin yaygınlaşması için çok ciddi çabalar sarfettiler.

Mesela Turkcell Superonline, fiber satabilmek için 5,2 milyar TL yatırım yaptı. Bunun karşılığında 40 bin kilometre fibere kavuştu. Ama en önemlisi, homepass adı verilen, fiber almaya muktedir, içine fiber internet girebilecek hane sayısı 3 milyona ulaştı.

Bu noktada rakibi Türk Telekom rakamlarına bakalım. Türk Telekom’un Türkiye sınırları dışında Turkcell Superonline kadar, yani 40 bin kilometre fiberi var. 246 bin kilometre döşenmiş fiberi var. 15,4 milyon haneye ulaşıyor.

Haberin derinliklerine indiğimizde karşımıza 1,2 milyon fiber müşterisi çıkıyor Turkcell’e ait. Türk Telekom resmi çeyrek açıklamasında 2,2 milyon fiber müşterisi olduğunu söylüyor. Diğer taraftan BTK’nın pazar verisi açıklamalarına baktığımızda kurum Türkiye’de fiber abone sayısının 2,1 milyona yaklaştığını söylüyor.

Şimdi Türkiye’deki yakışıklı insan sayısını araştırıyoruz dersek, yakışıklılık göreli bir kavram olduğu için kimine göre 1 milyon, kimine göre 3, kimine göre 40 milyon çıkması normal. Ama fiber bu. Işıl ışıl bir kablo bu. Evde olursa anlarsınız, yoksa hemen belli olur zaten. Yani BTK’nın bir önceki çeyrek verilerine bakacak olursanız Türk Telekom’un rakamı kesin yanlış, Turkcell’in rakamlarının yanlış olma ihtimali var. Ya da ikisi de doğru ve yıllardır pazar verilerini toplayan, bu verileri Türk Telekom, Vodafone ve Turkcell’den bizzat alan BTK yanılıyor.

Bunun ötesinde Turkcell Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Murat Erkan iki yıldır pazar lideri olduklarını söyleyerek Türk Telekom’un 2 milyonun üstünde fiber rakamını da gömecek açıklamalar yapıyor.

Yani bugün haydi bizim gibi yıların teknoloji muhabirlerini bir kenara bırakın. Diyelim ki Türkiye’ye bir şirket geldi yatırım yapmak için veya ürün satmak için veya Türkiye’nin hızlı internetine güvenerek iş yapmak için… Adam fiber kullanıcı sayısını soruyor. Acayip acayip, değişik değişik rakamlar çıkacak karşısına hepsi güvenilir olan kaynaklardan. Borsaya yıllardır açık şirket bir rakam söyleyecek, onu regüle eden kurum bambaşka bir şey söyleyecek.

Siz sıkılmadınız mı bundan?

Devletim bir el atsa bu rakamlara da kimin neyi söylediğini anlasak…

Türk Telekom’dan 450 TL zam

2005 yılında Türkiye’de yönetimi ve sahipliği değişen Türk Telekom, sendikalı işçileriyle 12. dönem Toplu İş Sözleşmesini imzaladı.

Anlaşma 12 bin çalışanı kapsıyor. Yani neredeyse mobil rakiplerinin toplam çalışanları kadar bir kitle. Daha önce bu toplu sözleşmeler için grevler yapıldığını da görmüştük. Ama bu sefer olay hızlı ve tatlı bir biçimde halledildi.

Toplu iş sözleşmesi,  T.C. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Türk Telekom CEO’su Dr. Paul Doany, Türk Telekom İnsan Kaynakları, Regülasyon ve Destek Genel Müdür Yardımcısı Şükrü Kutlu, Türk-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Ergün Atalay, Türkiye Haber-İş Sendikası Genel Başkanı Veli Solak ile diğer sendika ve kurum temsilcilerinin katılımıyla düzenlenen törende imzalandı.

Verilen zam oranları sendikayı mutlu etmişe benziyor. Nedir bu oranlar diye soracak olunursa:

  • İlk altı aylık dönem için seyyanen 325 TL,
  • İkinci altı aylık dönem için seyyanen 125 TL,
  • Üçüncü ve dördüncü altı aylık dönemler için ise yüzde 4 oranında zam yapılmasına,
  • Yine üçüncü ve dördüncü altı aylık dönemdeki TÜFE enflasyon oranının yüzde 4’ü aşması halinde, aşan kısmın ücretlere ilave edilmesine karar verildi.
Şirketin şu anda 34 bine yakın çalışanı var. Özelleştirmeden önce hantal diye adlandırılan yapısıyla 50 bini aşkın çalışana sahip olduğu dönemlere oldu. Özelleşmeden sonra istihdam yaratacağı söyleniyordu. Şu anda ilk yıl 450 TL zam almayı onaylamış 12 bini aşkın sendikalı ve 21 bini aşkın sendikasız çalışanı olan bir şirket…

Twitter babalar günü iletişimi üstünden iletişim dünyası eleştirisi

Twitter ülkemizde de basın iletişimi yapıyor ve bu güzel bir şey. Dünya devlerinin ülkeyi iletişim anlamında ciddiye alıyor olması hem o ülkelye verdiği değeri gösteriyor hem de burada yatırım yapma isteğinin arttığını… Aslında aynı zamanda o ülkeden para kazandığınının da önemli bir göstergesi ya… O konuyu şimdilik bir kenara bırakalım.

Twitter bir babalar günü iletişimi yapmış. Önemli gün ve konuların kendi sistemleri üstünde ne kadar ve nasıl paylaşıldığını anlatmak, bak sohbetler bizim üstümüzde dönüyor demek için çok önemli. Bu doğru bir iletişim. Ama iletişimin tonu çok yanlış. Neden mi?

Çünkü Twitter babalar günü hakkında konuşan halkla ilglii bir bülten yapmamış firmaların orada paylaştıklarını basın bülteni haline getirmiş. Diyor ki bakın Halk Bankası şunu demiş, Gittigidiyor böyle bir resim paylaşmış, Türk Telekom babaları böyle kutlamış, LC Waikiki ne kadar enteresan bir kampanya yapmış.

Peki bundan okura ne? Ben bu basın bültenini neden paylaşayım bir gazeteci olarak? Bana ne bir giyim firmasının söylediklerinden? Ha bu arada ben bir gazeteci olarak ilgilenmiyorum da halk neden ilgilensin? Twiggy ile özel bağı olan biri Twitter’da buna bakıp gülüp geçebilir ama bunun için neden haber okusun?

Bütün bunlar sanırım Twitter’ın reklam aldığı, kendine yatırım yapan şirketleri tanıtma isteği yüzünden meydana geliyor. Herkes babalar gününü Twitter’da kutladı diyerek herkesi şirketlere indergerseniz insanlar sizi şirketlere hizmet veren kurumdan ibaret olarak görür. O kadar net. Siz şirketlere hizmet veren şirketlerle yatıp kalkan bir kuruluş imajından bir adım öteye gidemezsiniz. Oysa şirketlerin Twitter’a gelmesinin ve reklam vermesinin sebebi de orada insanlar olması. Yani Twitter’ın hammaddesi insan aslında. Sanıldığı ve imajda verilmeye çalışıldığı gibi şirketler değil.

Peki ne yapılabilirdi? Ben onların iletişimcisi kadar zeki değilim. Ama ben olsam babalar günü için kaç mesaj atıldı, en çok okunan mesaj hangisi oldu, en çok paylaşılan, en çok like verilen, kelime olarak en çok geçen… Bunlar halkın gerçekleri firmaların para babalarının kodamanların değil…

Şirketler kime iletişim yaptıklarını anlamalı, buna göre kendilerine bir yön seçmeliler. Özellikle de bunu sanki son kullanıcıya gidecekmiş gibi değil, gazeteciye gidecekmiş gibi hazırlamalılar. Basına gönderdiğiniz haberi basın okuyor halk değil. Bunu neden anlatamadık bilemiyorum bir türlü…

Yaşasın! Çok ucuza güdük internet geliyor

Türk Telekom efsanevi bir iletişim yapmış. Birkaç gazeteden birkaç güzel insanla buluşup çok güzel konular konuşmuşlar. Haftalardır benim sorularıma neden cevap alamadığım da böylece ortaya çıktı, meğer bu konuyla çok meşgullermiş.

Bu elitist toplantının sonucunu birkaç gazeteden derleyerek çıkaracak olursak ana tema ucu internet sağlamak üstüne oturuyor. Evet Türk Telekom ucuz internet verecekmiş. Peki nedir bu paket? 20 gigabayt internet kotalı bir internet…

Biraz benim yazdığım BTK raporlarına bakan ortalama zekada bir insan, Türkiye sabit internet ortalama kullanımının 72,9 gigabayt olduğunu görür. Yani ortalama kelimesi anahtar kelime aslında. Ortalamanın 4 kat altında bir interneti ucuz diye satmak ne kadar akıl karıdır onu tartışalım. Çünkü bizim yaptığımız şu: Ekmek 1 liraya satılıyor çok pahalı biz iki dilim ekmeği 75 kuruştan satalım çabasındayız.

Paul Doany 20 gigabayt kotalı güdük internetin her ev için yeterli olacağını söylüyor. Ben söylenmeyenleri dile getireyim: Zaten bunun üstünde etkin bir internet bağlantısını sunmakta zorlanıyor şirket. Yine BTK raporlarına baktığımızda yatırım gücünün düştüğünü görüyoruz. Evlere gelen bakır kablo, kurşun gibi duruyor Türk Telekom’da. Fiber diye sattığı “hizmetin” adını BTK raporlarında bile göremiyoruz sadece TT çeyrek açıklamalarında var.

Bütün bunları üst üste koyduğumuzda karşımıza Paul Doany ile karşı karşıyayken sorulmayan bir soru çıkıyor: Şu anda up to 50 gigabit internet 79 liraya satılıyor ki kurulum ücreti vs. olaylarını hiç katmıyorum buna. Aşağı yukarı aynı hızlarda (çünkü up to dediğimiz olay büyük bir yalan, asla 16 megabitk görmek mümkün değil) 20 gigabaytlık interneti 15 liraya satmak istediğinizi beyan ediyorsunuz.

Arada 35 gigabaytlık bir kota farkı ve 64 liralık tarife farkı var. Ya önceki fiyatınız çok yanlıştı senelerce bu halktan anlamamnız gereken bir ücret aldınız ya şimdiki çok yanlış. Ama ikisinin arası yok.

Bu arada yine o toplantıya katılan kimsenin soramadığı soruyu masanın üstüne koyalım: 15 liralık internet verirken telefon sabit ücreti buna dahil oalcak mı olmayacak mı? Çünkü o zaman 15 lira dediğiniz şey 40 liraya kadar çıkacak.

Son bir not da Doany’nin demeci üstüne: Bizim için penetrasyon önemli. Bence bu demeç de yanlış. Bizim için insanların internete girebilmesi önemli. Çünkü Doany 20 gigabayt kotalı internetin cep telefonunda 100 liralık bir tarifeye denk geldiğini söylüyor. Mobille sabitin aynı şey olduğuna inandırmaya çalışıyor bizi. Yine BTK raporlarında aylık ortalama kulanımının 2,5 gigabayt olduğu hizmetle 72,9 gigabayt olduğu hizmeti aynı kefeye koyup bizim buna ikna olmamımızı bekliyor.

5 inçlik ekrandan aldığınız veri; bilgisayar, oyun konsolu ve hatta Digiturk ile paylaşılan internetle aynı olur mu? Bunun cevabını Doany’nin bildiğine eminim.

Bu yıl kişi başı ortalama 72,9 gigabayt internet kullandık

BTK’nın 2017 birinci çeyrek raporu alışılmışın üzerinde bir gecikmeyle bugün itibarıyla yayımlandı. Çok enteresan ve üstünde konuşmaya değer veriler var. Bunları size yine TKNLJ formatında sunayım, üstünde konuşacak çok şeyimiz olacak…

  • Gelirler itibarıyla bakıldığında Türk Telekom ve Avea’yı iki ayrı şirket gibi düşündüğümüzde Türk Telekom resmen üçüncü şirket konumuna geriledi.
  • Gelirler açısından bakıldığında Vodafone ile Turkcell arasında sadece 600 milyon liralık bir fark kaldı
  • Yatırımlar açısından bakıldığında 2017 ilk çeyreğinde Turkcell 330 milyonun üstünde yatırımla toplam 736 milyonluk operatör yatırımları arasında birinci sırayı, neredeyse yüzde 50’lik payı aldı.
  • En az yatırımı 118 milyon liralık yatırımıyla geçen senenin zarar şampiyonu Avea gerçekleştirirken fiber işine giren Vodafone’un 143 milyon liralık yatırımda kalması dikkat çekti
  • Türkiye içindeki arama pazarında dakika bazında düşüş iyiden iyiye kendini göstermeye başladı. 2016 3. çeyrekte 64,2 milyar dakikaya çıkan konuşma, 2017 birinci çeyrekte 62 milyara düştü.
  • Sabit telefon görüşme dakikaları, çeyrek bazında 2,1 milyar dakikaya kadar düştü.
  • Şikayet sayıları aslında Türkiye’nin hale-i ruhiyesini gösterir nitelikte: 2016 son çeyreğiyle 2017 başında mobilden şikayet oranı 14 binden 26 bine kadar zıplamış. Bunda 4G’nin etkisi mi var, oluşturulan yanlış tarifelerin mi yoksa şirketlerin eskiye oranla müşteriye karşı daha umarsız olmaları mı… Bunu sizin değerlendirmenize bırakıyorum. (Mobil hizmetlerde gelen en çok şikayeti yüzde 21,6 ile faturalar oluşturuyor)
  • Telefon pazarında Serbest Telekom Hizmeti veren işletmecilerin payları giderek artıyor artmasına ya… O pazarın da lideri Türk Telekom’un TTnet’i ve Turkcell’in Superonline’ı… üçüncü sırada gelen Türksat’ı da bir kenara bırakırsak en serbest işletmeci olarak Turk.Net gözüküyor. Onun pazar payı yüzde 5,8…
  • Türk Telekom gelirlerinin lideri yüzde 58 ile erişim… Bir çeyrekteki payı yüzde 5’e yakın artmış.
  • Türk Telekom’un yüzde 25,8 olan telefon gelirleri 713 milyon. Bir başka bakış açısıyla erişim gelirleri 1,6 milyar TL.
  • Uluslararası aramalarda Türk Telekom pazar payı ilk kez diğerlerinin altına düştü. Yüzde 47,4’ye kadar geriledi. Dışarıdan Türkiye’nin arandığı trafiklerde ise STH’lar yüzde 80,2 ile inanılmaz derecede uçtular.

89 TL versem limitsiz elektrik ve su verir misiniz?

Ülkede acayip bir tartışmadır sürüp gidiyor: BTK, ne söylediğini tam ölçüp tartmadan bir açıklama geçti. Dedi ki bundan böyle internet kotasız olacak, adil kullanım kotası diye bir şey olmayacak. Bunu duyan halkım, bu tam olarak düşünülmemiş açıklamalardan yola çıkarak sandı ki şu anda verdiği mevcut kotalı internet fiyatlarının aynını kotasız olarak verebilecek. Halkta, özellikle de gençler arasında inanılmaz bir beklenti oluştu.

Sonra şirketler birer ikişer kotasız tarifelerini, doğal olarak üstüne kotasız kullanım ücretini giydirerek çıkarmaya başladı. Halkım da olanca gücüyle sosyal olan her tür medyadan harekete geçti ve bağırmaya başladı.

Daha önce TKNLJ içinde defalarca yazdım ama sizler için tekrar bir özet geçelim:

Adil Kullanım Kotası adını verdiğimiz şey, kelimeler anlamıyla bir iletişim yanlışı. Kotanın adili adaletsizi yok aslında. Bir tane kota var. O da şirketlerin size belli bir para karşılığında sattıkları kota.

Şu anda siz internete girdiğinizde girip çıktığınız her internet sitesi, indirdiğiniz her veri onların maliyeti haline dönüşüyor. Yani siz evinizde yaptığınız her internet gezintisi, operatörlerin cebinden belli bir para alıyor. Eskiden bunu hesaplamak kolaydı çünkü internet altyapımız kötüydü. Bu adamlar olsa olsa şu kadar data çekebilirler diye bakılırdı ve fazlasını çekebilmek fiziksel olarak mümkün değildi zaten.

Ama bugün fiber ve saz arkadaşları var. 25 megabitlik bir giriş paketi dediğimiz şey 1997 yılında 100 bin kişiyle kullandığımız ülke internet kullanımının 5 katına tekabül ediyor. İnterneti açıp indirmeye bağlayan biri bir şirketin canına okuyabilir. Ama esas kritik nokta şu: 25 megabitle indirme yapan biri, normal internet kullanan, yazısını okuyan, sosyal medya paylaşımını yapandan 100 kat fazla trafik oluşturuyor.

Kota bu noktada aslında normal internet kullanıcılarını korumak için yapılmış bir şey: Düşünün bir kere siz toplam 40 gigabayt kullanım yapıyorsunuz. Diğer taraftaki adam 500 gigabayt kullanmış. Data kullanımının paralı olduğu bir noktada ikimizin aynı fiyatı vermesi doğru mu? Hakkaniyetli mi?

Haydi olayı daha anlaşılır hale getirelim: Biz diyoruz ki belli bir para vereyim bunun karşılığında istediğim kadar internet kullanayım. Peki aynı şeyi elektrik ya da sular idaresine söyleyebiliyor muyuz? “Ben 89 lira vereyim ama istediğim kadar elektrik kullanayım bana elektrik kotası aşımı verme…” Bunu söyleyemeyiz. Diyelim ki söyledik, elektrik idaresi sizin evinizde yakabileceğiniz elektrik için size bir fiyat çıkarabilir. Peki ya siz evinizi, hatta apartmanınızı elektrik sobasıyla ısıtmaya kalkarsanız? Bu konuştuklarımızdan hiç farkı yok bunun…

Benim internet kullanımım belli. Onu bunu indirmiyorum. Muhtemelen en yüksek kullanımım Digiturk üstünden seyrettiğim “Dilediğin Yerden İzle” film ve dizileri… Eğer ben kafayı kırıp bir yerden yazılım, film, müzik indirecek olsam, sahip olduğum hızla 30 günde terabaytı bulabilirim. Ama bunu yapmıyorum.

Şimdi terabaytı bulan adamla benim aynı parayı verme durumuma bakalım: Ya terabaytlık adam ile aynı fiyatı veriyor ve anlamsız para harcıyorumdur… Ya terabaytlık adam benim küçük kullanımlarım için ayarlanmış tarifeyi veriyor ve şirketi zarara sokuyordur. Oysa ben azımı vereyim öteki de çoğunu versin… Niye bunu yapmak bu kadar zor ve anlaşılmaz geliyor herkese? Bunu çözemiyorum.

 

Bizim BTK ve operatörlerden isteyeceğimiz şey kotasız değil kotalı internet olmalı aslında. Biz demeliyiz ki abi bana az kullanımlı bir internet ver en ucuz kaça olur bu… Çünkü sabahtan akşama Facebook, Instagram ve Twitterdan çıkmayan birinin aylık internet kullanımı 100 gigabayt yapmaz, yapamaz.

Data kullanımı, su kullanımı veya elektrik kullanımı… Bunların birbirinden hiç farkı yok. Bunlar sevgi gibi paylaştıkça çoğalmıyor. Kapıdan içeri girmesinin net bir maliyeti var. Biz bu maliyetlerin düşürülmesini isteyelim devletten, kotasız olmasını isteyeceğimize… Bu maliyetlerin düşürülmesinin yollarını da yazdım daha önce defalarca yine TKNLJ içine: Daha çok fiber, daha çok yurt dışı çıkışı, daha az özel iletişim vergisi, rekabeti sağlayacak daha çok şirket ve daha alternatifli yollarla internete girme fırsatı…

Türk Telekom’dan BiP’e büyük destek

Türk Telekom’un gençler için yarattığı dünyaya verdiği isim Selfy. Muhtemelen bu saatten sonra artık herkes bir şekilde bu hizmetin ne olduğunu ve neleri kapsadığını biliyordur. Geçtiğmiz günlerde başlayan Selfy reklamlarında çok iginç bir detay dikkatimi çekti: Türk Telekom reklamda Selfy kullananların bedava kullanacakları WhatsApp gibi uygulamaların arasına en büyük rakibi Turkcell’in BiP’ini koydu.

Şimdiye kadar şirketler arasında görmeye alıştığımız türden bir rekabet değil bu. Birbirlerine altyapı vermeyen, birbirleriyle veri dahi paylaşmayan, devlyet zoruyla bile ortak bir nokta bulamayan bu iki şirket arasında atılan adım gerçekten de dikkat çekici.

Turkcell BiP’e çok ciddi yatırım ya;ptı. Çeyrek açıklamalarında fiberden çok BiP ile ilgili istatistikleri veriyor. Buna gelen Türk Telekom’un desteği eğer mecburiyetten olsaydı sessiz sedasız yapılabilirdi. Ama Türk TElekom büyük şirket olmanın gerekliliğini yerine getirerek BiP’i reklamlarının tam ortasına getirip koydu.

Bu gelir olarak önemsiz ama birlikte varolma adımları adına süper cesaretli hareketi destekliyor ve buna cüret edenleri yürekten kutluyorum.

Konuta verdiğimiz desteğin yüzde biriyle internet uçar biz uçarız

Türkiye’de internete bağlantı yaptığımızda hiçbirimiz mutlu olmuyoruz. Hep içimiz kan ağlıyor. Facebook ortamında birkaç kişiye danıştım ne düşünüyorsunuz bağlantınız hakkında diye. Verdiği para ve aldığı hizmetten memnun olan çok az kişi var. Bunların sebep ve çözüm önerilerini sizler için birkaç maddede toplamaya çalıştım.

İnternetimiz kötü çünkü:

  • Yurt dışı çıkışlarımızda sorun var. Biz hala darboğazlardan ülke dışına gitmeye çalışıyoruz. Yatırımlarımız arasında çıkış kapılarımızı genişletemiyoruz. O yüzden hem kotayla boğuşuyor hem de diğerlerinin verdiği paradan fazlasını veriyoruz
  • Ülke içinde adam gibi bir altyapımız yok. Hakim işletmecilerden bazıları bir şekilde alt yapı yaptırılmasını engellemeye çalışıyor.
  • Ülkenin bağlantılar konusunda alternatifleri yok. Yani bir yanda bakır, bir yanda fiber ve diğer yanda koaksiyel kablolu yayın eşit derecede herkesin evine kadar gitmiş olsa rekabet olabilirdi ve fiyatlar inebilirdi.
  • Teknolojiler gibi şirketlerin de birbiriyle rekabet etme ortamı yok. Büyük şirketler bile birbirlerinin rekabetinin önünü keserken küçüklerin var olabilmesi imkansız. Küçükler var olmazsa yaratıcılık olmaz, küçük yerlere gitmek olmaz. sürpriz fiyat indirimleri olmaz.
  • İnternetimizin üstündeki Demokles kılıcı olan sansürü ortadan kaldırmamız lazım. Olmuyor işte onunla. İnsanlar kesintiye ve internetsizliğe alıştırılıyor bir şekilde.

FETÖ telefon satışlarını da vurmuş

Akıllı telefon pazarı diğer birçok form faktörlerin aksine uzun bir süredir büyümekte ve pazar tahminleri de büyüme trendleri göstermekteydi. 15 Temmuz darbe girişimi, dolardaki oynaklık ve piyasalarda bunların sonucu oluşan ekonomik belirsizlikler bu büyüyen teknoloji grubunda ciddi bir negatif etki ve kırılma yaratmış gözüküyor.

IDC (International Data Corporation) Türkiye 2016 3. çeyrek raporuna göre Türkiye akıllı telefon pazarı yıllık bazda yüzde 11, bir önceki çeyreğe göre ise yüzde 17 küçülme göstererek toplamda 2.75 milyon ithalat adedi ile üçüncü çeyreği kapattı. Ciro olarak ise yıl bazında küçülme aynı kalırken bir önceki çeyreğe göre yüzde 25 küçülme gerçekleşti.

Türkiye Akıllı Telefon Pazarı

2014Q3

2015Q3

2016Q3

Adet

QoQ Değişim

14%

11%

-17%

YoY Değişim

41%

10%

-11%

Halihazırda yükselmiş olan dolar nedeniyle sene başından beri son kullanıcı fiyatlarında indirimi baskılamak ve hatta zaman zaman ürün fiyatlarını artırmak zorunda kalan üreticiler, 15 Temmuz darbesi ve arkasından gelen ekonomik kriz ortamında daha da düşen karlılıklarla başetmek zorunda.

Piyasadaki tüm oyuncuların bir an evvel 2016’dan kurtulmak istemesinde sadece dolar fiyatları etkili değil. Teknoloji zincirlerinde hemen hemen tüm oyuncular piyasalara da yansıdığı şekilde ölüm kalım savaşı veriyor. Düşen satışlar ve karlılık, azalan tüketici güveni, fiyatlar üzerindeki ciddi rekabet bu oyuncuları zor durumda bırakıyor. Telekom operatörleri tarafında da pek parlak bir durum yok. Turk Telekom ve Avea birleşmesinin bayiler üzerindeki etkisi yılın ortasında bitti bitecek derken Turk Telekom distribütörleri üzerindeki karlılık baskısı cihaz satışlarına çok olumlu yansımıyor. Turkcell tarafındaki yönetim belirsizliği, Turkcell’in cihaz satışları konusundaki tutumunu da etkiliyor ve uzun yıllardır cihaz satışı konusunda liderliği elinde bulunduran Turkcell kanalı gerileme kaydetmiş durumda.

Samsung’u Note 7 değil J serisi vurdu

Üretici özelinde ise Samsung, %43 pazar payıyla liderliğini koruyor olsa da rakam bazında yılın önceki çeyreklerine göre Q3’te daha düşük bir performans sergiledi. Burada Note 7 etkisinden daha çok J serisindeki tedarik sıkıntıları rakamlar üzerinde negatif bir etki yarattı. Apple, iPhone 7 lansmanı öncesi, 2015Q3’teki düşük performansına benzer şekilde pazar payında (%15) ve ithalat rakamlarında düşüş kaydetti. LG ise G4’de yakaladığı çıkışı G5 ile sürdüremedi ve organizasyonel değişikliklerle beraber pazar payı %4’e düştü. Yerli oyuncular tarafında yukarıdaki olumsuz resmin aksine güzel gelişmeler yaşanıyor. General Mobile, Andoid One serisine odaklı stratejisine devam ediyor ve %13 pazar oayıyla ilk 4 marka sıralamasında yerini koruyor. Vestel, son çeyrek Vodafone kanalında yaptığı başarılı kampanyayla %7 pazar payı yakaladı.

IDC Türkiye’den Kıdemli Pazar Araştırma Analisti Ramazan Yavuz: “2016 akıllı telefon pazarının doyum noktasına evrildiği, cep telefonlarından çok giyilebilir teknolojiler ve sanal gerçeklik gibi yeni teknolojilerin daha ön plana çıkmaya başladığı bir yıl olabilir” dedi. “Özellikle son kullanıcı fiyatlarının orta fiyat bandında oturması, bu segmenttteki ürünlerde ciddi rekabet, doların ve piyasada derinden ilerleyen ekonomik krizin akıllı telefon markalarını 2017’de de zorlayacağa benziyor.”

IDC raporundan alınacak dersler

  • BTK raporuna göre 15 temmuz ve devamında telefonla konuşma sürelerinde patlama yaşansa da telefon satışları tam tersi etki görebiliyor
  • 15 Temmuz olaylarının etkilerini yaşadık ama her yönüyle henüz inceleyebilmekten çok uzağız
  • 2016 yılının son çeyreğinde yaşanacak gelişmeler bize 15 Temmuz’un zararlarıyla ilgili gerçek bilgiyi o da kısmen verebilir
  • Çeyreksel bazlı küçülmenin yıllık küçülmeden daha derin olması, 15 temmuzla aslında iyi olabilecek bir yılın olması gerekenden çok daha kötüye gittiğini gösteriyor
  • Küçülmenin tamamını 15 temmuza bağlamak doğru olmaz. IDC raporu net bir biçimde firmaların şimdiye kadar hiç bu kadar yanlış yapmadığını da satır aralarında bize vurguluyor. Büyük aktörlerler Samsung ve LG’de yaşananlar çeyrek bazındaki daralmanın önemli sebepleri olarak gösterilebilir
  • Şirketlerin dünyada yaşadığı aksaklıkların Türkiye’de de yaşanması, Apple örneğinden görebilebileceği gibi Türk tüketicisinin dünya nezdinde alışveriş alışkanlıklarına ulaştığını gösteriyor
  • Esiden cihazların yayılmasıyla karını doğru oranda artıran operatörlerin dünyası da değişti. Bu sene karlılık ve kullanım çok iyi arttı ama Vodafone dışında hiçbir operatörün şahane cihaz sattığını söylemek mümkün değil.
  • Vestel’in Vodafone desteği ve “Türk” söylemine rağmen yüzde 7 pazar payında olması, üstünde konuşulması gereken bir unsur. Üstünde neredeyse iki kat pazar payına sahip General Mobile isimli Türk telefonu olmasaydı söyleyecek çok sözü olabilirdi. Ancak belli ki tüketici Türk algısına değil telefon özelliklerine bakıyor.