Avea ve TTnet’in cenazesini Turabi ve Hadise kaldırdı

türk telekom yeni logoTürk Telekom, basının birçok ismini çağırdığı bir basın toplantısı düzenledi. Toplantı Antalya’da iki gün sürdü. Ne yazık ki yaşamsal koşturmacalar yüzünden toplantıya katılamadım. Toplantının ne olduğunu, neden bu kadar büyük bir etkinlik düzenlendiğini merak etmekteydim ki imdadıma oradan gelen basın bültenleri değil gazetelere ve ajanslara yansıyan yazılar yetişti: Avea ve TTNET artık Türk Telekom ismi ve çatısı altında birleşmişti.

Toplantıya katılan arkadaşların sosyal medya hesaplarından görebildiğim kadarıyla oldukça geniş katılımlı ve eğlence tarafı ağır basan bir etkinlik olmuş. Rıdvan Dilmen, soyadını bilmediğim hiç de merak etmediğim Survivor Turabi, soyadını kimsenin bilmediğini düşündüğüm Hadise ve gurmeler gurmesi Arda Türkmen gibi konusunun en önde gelen isimleri hoşça vakit geçirtmek için elinden geleni yapmış. Bir anlamda Acun Medya etkinliği olmuş.

Yapılanlara baktığımızda aslında Avea ve Ttnet’in tarihe karışması etkinliğiydi bu. Sonuçta eğlence dünyasının önde gelen isimlerinin katıldığı bir cenaze etkinliği olmuş bu.

Türkiye’nin telekomünikasyonunda neler eksik?

Türkiye’de telekomünikasyon, en önemli sektörlerden biri. Gerek halka gerekse teknolojiye yaptığı katkılar açısından Türkiye için kilit öneme sahip. Şirketler çok kazanıyor çok kazandırıyor. Ancak rekabet açısından gerçekten de çok ciddi sorunlar var. Dünyada aşılmış bitirilmiş sorunlar Türkiye’de saçma sapan bir şekilde hayatımızı zorlaştırmaya devam ediyor.

Elbette son kullanıcı bu sorunların farkında değil. Çünkü son kullanıcı önüne gelenleri görüyor. Rekabet sağlansa daha iyi nelerin olabileceğini düşünmek zorunda değil. Bunu rekabet kurumu, BTK gibi kurumların düşünmesi lazım. Örneğin ABD’de bunu yapan FCC gibi kurumlar var ve halk için en uygun rekabet ortamını yaratabiliyorlar.

Türkiye’de TELKODER gibi bir kuruluş olmaya hiçbirimizin neler olup bittiğinden haberi olmayacak. Ben bu farkındalığı sağlayabilmek için bu kurumun yetkililerini TV programına çağırdım.

Neler konuştuk? Fiber, rekabetin sağlanamayan unsurları, Türk Telekom’un fiyat sıkıştırması, Türk Telekom’un Avea ve TTnet markalarını toprağa gömme isteği, kablolu şebekesinin devlet tarafından rekabete açılmasındaki adımlar, kurumların altyapı paylaşımlarındaki geri adımları, sanam mobil operatörlüğün bitmeyen çilesi…

Bütün bunlar arka arkaya gelecek bu iki videonun içinde. Gerçekten de Türkiye’de nelerin yanlış gittiğini anlamak için bir buçuk saatiniz var…

Programa 4,5Ğ kıyafetimle çıktım. Çünkü 4G konusunda çok sert şeyler söylediğimi düşünüyordu herkes. Ben de gazetelerde çalışan arkadaşlarım gibi yaptım. Yumuşattım söylediklerimi. O zaman 4,5Ğ oldu olay

[wpdevart_youtube]EL50lm7LM0A[/wpdevart_youtube]

[wpdevart_youtube]08Z68d2MY_s[/wpdevart_youtube]

TELKODER de “markalar ölmez TT bölünmez” dedi

Hürriyet gazetesinde yayımlanan “Avea ve TTnet markaları ölüyor, Türk Telekom tek marka kalıyor” haberinin ardından basında öyle kimsenin çok sesi çıkmadı. Ben bir yazı yazdım, ardından TELKODER de konuyla ilgili ve telekomünikasyon dünyasına duyarlı bir şirket olarak açıklamasını yaptı.

TELKODER şöyle bir açıklama yaptı:

TT birleşmesinin önlenmesi için hem Rekabet Kurumu hem de BTK’ya başvurularımız olmuştu, bu başvurularımıza olumlu yanıt vermeyen her iki kuruma da ayrı ayrı dava açtık, bu davalar ilgili idare mahkemelerinde görülmeye devam ediyor.

Diğer yandan son haberde sözü edilen tüm hizmetlerin aynı marka altında birleşmesi ve tek fatura kesilmesinde ise daha büyük sorunlar var. Tek fatura kesilebilmesi için TTNet ve Avea’nın kapatılarak TT altında hukuki olarak birleşmesi gerekiyor, TT’nin ve Avea’nın ayrı imtiyaz sözleşmeleri, TTNet’in yetkilendirmeleri var.

Mevcut mevzuatımıza göre bunun gerçekleşmesi mümkün değil, dolayısı ile mevzuat değişikliği yapılması gerekir. Yapılacak değişiklikler ülkemiz Telekom sektörü düzenleme rejiminin çatısını değiştirecek büyüklükte olabileceğini tahmin ediyoruz. Tabi bunların ekonomik yönden ve rekabete etkileri yönünden de ayrıca incelenmesi gerekir. Kısacası bu konunun ayrıntılı olarak çalışılması gerekir.

Elbette çok haklı TELKODER. Avea’nın ayrı imtiyaz sözleşmesi var, TTnet’in ayrı, Türk Telekom’un apayrı. Siz neye göre hepsini bir potada eriteceksiniz?

Bazı gazeteleri ısrarla takip ediyorum Türk Telekom’un ismni hep diğerlerinin karşısında ve tek gösteriyor şimdiden. Yapmayın böyle. Düşmeyin bu PR tuzaklarına…

Markalar ölmez TT bölünmez kampanyam devam edecek…

Markalar ölmez TT bölünmez!

Hürriyet gazetesinde çok yakından takip ettiğim Ahmet Can çok enteresan bir kulis haberine imza atmış. Habere göre Türk Telekom ve grup şirketleri son zamanlarda yönetici ve satış mekanlarını birleştirmekle kalmayacak tek bir marka altında, Türk Telekom ismi altında birleşecek. Ardından mobil telekom işletmecisi Avea ve internet bağlantılarını satan TTnet markaları öldürülecek. Konuyu TKNLJ formatında masaya yatıralım:

  • Türk Telekom’un farklı markalarla iş yapmasının çok önemli bir sebebi vardı. Çünkü Türk Telekom, Türk vatandaşlarının vergileriyle kurulmuy bir kurum olarak özelleşse de diğer firmalara altyapı hizmetleri satmak zorundaydı.
  • Kanunlara hangi gözlükle bakarsanız bakın Türk Telekom gibi bir yapının hangi devlet anlaşmasıyla kurulmuş olursa olsun hep toptancı hem de perakendeci olması mümkün değildir. Çünkü özellikle piyasayı etkileyecek bu gibi durumlarda kendisine özel çıkar sağlama ve toptan sattığı firmaları öldürme riski barındırmaktadır.
  • Şu anda Türkiye’de diğer firmaların fibar ve altyapı hizmetleri yaratması önünde ciddi engeller bulunmaktadır. Dolayısıyla şu anda fiilen ülkenin telekom altyapısı tek bir şirketin kucağında tutulmaktadır çıkarılmayan ve çıkarılan yönetmelikler marifetiyle. Bugün bir şirket toprak altınra fiber döşemek için orada fiber zaten varsa Türk Telekom’dan izin almak zorundadır.
  • Ülkede telekomünikasyon alanında rekabet var mı sorusunun cevabı 3 büyük firma arasında pozitife yakın olsa da serbest telekom işletmecileriyle büyükler arasında bakıldığında net bir “hayır”dır.
  • Türk Telekom’un bunu yapma sebebi giderek kan kaybettiği sabit telekom alanındaki hakim güç konumlandırmasını kaldırabilmek, telekom alanında hakim güç olarak gösterilen tek şirketin Turkcell olmasını sağlamaktır. Türk Telekom’un sabit pazardaki payı her ne kadar müşterilerinin büyük bölümünü kaybetmiş olsa da hala yüzde 90’lar civarındadır.
  • İşin en ilginç tarafı ise daha önce Türk Telekom üstünden satış yapma çabaları, Lokum örneğinde olduğu gibi rekabete aykırı bulunmuştur. Hala konu üstünde uğraş vermelerini anlamak gerçekten çok güç…

Başlıkta biraz da şaka olsun diye böyle bir cümle kullandım. Ama net bir şekilde bu başlığın tersinin olacağını hepimiz biliyoruz…

Konuyu bir anketle kapatalım

[poll id=”5″]

Türkiye’nin kısa telekomünikasyon tarihinden notlar

En başından beri GSM Abone sayıları

Sizler ve olur olmaz gazete haberleri yapanlar için GSM dünyasındaki abone sayılarının artışını ilk gününden, yani 1994 yılından itibaren etkileşimli bir tablo halinde çıkardım. Rakamlar BTK’nın faaliyet raporlarından alındı. Genelde farklı faaliyet raporlarında aynı konu için farklı rakamlar çıkabiliyor çünkü ilerleyen yıllar içinde güncellemeler geliyor. Ben bu konuyu sizin için en son verilen en doğrusudur mantığıyla çıkardım.

Biraz rakamları açmak gerekirse… 1998 yılına kadar durağan bir yapı izliyor GSM abone sayıları ülke nüfusuna oranla… Ülke nüfusuna oranla diyorumm çünkü tabloya bakacak olursanız bayağı yatay bir yapı izlese de aslında her sene iki katına çıkıyor neredeyse.

Rakamlar olgunlşınca yükseliş grafiksel olarak hızlanıyor. İlk düşüş ki kendisi 3 milyona yakın, 2009 yılında gerçekleşiyor. Hatırlayanlar olacaktır o yıllarda çıkan numara taşınabilirliği ve ara bağlantı ücretlerinin değiştirilmesi yönetmeliğinin arkasından geldi bu.

Bugün bize saçma gelebilir ama o yıllarda insanlar değişik GSM şirketleri için ceplerinde değişik telefonlar taşıyorlardı. Bu yönetmelikler çıktıktan sonra diğer operatörleri aramak da kendi operatörünü aramakla hemen aynı noktaya geldi bir de üstüne numara taşıyabilince insanlar bu kadar telefona gerek yok dedi ve 3 milyon telefon neredeyse haftalar mertebesinde kapandı. Olayın eski haline dönmesi 2,5 yılı buldu…

Not: BTK’ya bu rakamları halen düzenli olarak paylaştığı için teşekkür ederim. Umarım geçmişe yönelik baz istasyonu sayısından abone harekelerine kadar yaşananları yine aynı şeffaflıkla vermeye devam eder…

Türk Telekom Şampiyonlar Ligi’nde ne yapar?

Hakan Dursun - Rami Aslan - Şenol Göke - Erkan Akdemir
Hakan Dursun – Rami Aslan – Şenol Göke – Erkan Akdemir

Türk Telekom Şampiyonlar Ligi gösterimini aldı. Açıkçası haberini hemen yazmadım çünkü araştırdığım, peşinden koştuğum bir takım bilgiler vardı… Tamamını toplayamadım ama topladıklarımla da mevcut yazılanlardan farklı bir içerik çıktı ortaya. Bunları TKNLJ formatında inceleyelim, farklı haberler ve fikirler okuyalım:

  1. Türk Telekom Şampiyonlar Ligi’ni paketleri içinde gösterecek. İnternete ulaşamayan kullanıcılar uydu kanalı üstünden de maçları izleme olanağına kavuşacak.
  2. Salı günkü maçlar TRT üstünden açık olarak gösterilecek, isteyen Tivibu üstünden de bunu tabii ki seyredecek. Çarşamba günü maçları sadece Tivibu aboneleri tarafından seyredilebilecek.
  3. Şu anda Tivibu’nun full paketi bir yıllık kullanım garantisi verirseniz 31 TL… İçinde Şampiyonlar Ligi olan paketin daha pahalı olacağını düşünmüyorum. Ama Şampiyonlar Ligi’nin Türk takımları için 1 yıl sürmediğini, hatta 6 ay bile sürmediğini hatırlatmak isterim. 6 aylık paketler için 41 TL isteniyor. 24 ay gitmeme garanti verirseniz 28 TL veriyorsunuz.
  4. Şu anda D-Smart spor paketi 40 TL
  5. Tivibu’nun alışılagelmiş özellikleri, geri al, tekrar izle, dört ekrandan izle gibi özellikler devam edecek hatta 4K için çalışmalar yapılıyor.
  6. En önemli konu şu: Şu anda TTnet’in son BTK raporuna göre 6,7 milyon ADSL abonesinin yüzde 77,5’i yani 5,2 milyon ADSL abonesi var. Oo süper pazar demeyin. Bunların yüzde 6’nın üstündeki kısmı 4 megabitin altında. Yani ne yaparsanız yapın Tivibu seyredemeyecekler. Kaldı mı size 4,88 milyon… Bunların yüzde 53’ü “8 megabite kadar” internet hızına sahip. Bu da ya seyreder ya seyredemez ama HD yayını yer gök bir araya gelse seyredemez anlamına geliyor. Yani 10-30 megabit arası internet kullandığı için HD seyredebilecek olanlar toplamın yüzde 35,4’ü yani 2,37 milyon… 1 milyon da fiber var onu es geçmeyelim…
  7. Ben ne yaparsam yapayım bir türlü Türk Telekom ile TRT arasında nasıl bir anlaşma olduğunu bulamadım. Oysa TRT benim vergilerimle yaşayan bir devlet kurumu. Yani yaptığı her şeyi bana bir şekilde söylemek zorunda. Türk Telekom yetkililerine nedir bu anlaşma diye sorduğumda UEFA kuralları dahilinde bunu söyleyemeyiz dediler. Yanılıyorlar. Çünkü UEFA ona verilen parayı söyleyemeyeceklerini dile getiriyor. Çünkü Türkiye ile İngiltere veya tersi örnek Romanya’nın yayına aynı parayı verdiğin düşünmek saflık olur. O yüzden bunun söylenmemesi normal. Ama Türk Telekom bize TRT ile verilen parayı yüzde 50-50 paylaştık diyebilir. Yüzde 10 biz verdik yüzde 90 onlar verdi diyebilir. Bu söylenebilir. Hatta söylenmeli de. Çünkü bu kurumlar hesap verebilirlik ve şeffaflık kapsamında bunu söylemekle yükümlüdürler. Ya TRT yayın giderinin yüzde 99,9’unu verdiyse? Ne korkunç soru değil mi? Dedikodusu bile güzide iki kurumu şaibe altında bırakır.
  8. TRT bunun için bir ihale açtı mı? Bildiğim ve sektöre sorup öğrendiğim kadarıyla hayır. Peki Türk Telekom ile neden iş yaptı bir devlet kurumu olarak? Mesela TRT “ben Serhat ile anlaştım bundan sonra reklam alımlarımı onun üstünden yapacağım” diyebilir mi? Daha neler dersiniz değil mi? Bu konuda benim bilmediğim bir şey varsa lütfen beni uyarın. Ama düz mantıkla gidince devlet kuruunun her özel kuruma aynı uzaklıkta olması gerek gibi geliyor bana…
  9. Gelelim sorup öğrendiklerime: Şimdiye kadar sorduğum herkes, ki aralarında federasyonun ve TV dünyasının önde gelen isimleri var, UEFA’ya verilen ücretin 40 milyon Euro civarında olduğunu dile getiriyor. TL’ye çevirdiğimizde 100 milyon TL’nin üstünde bir rakam çıkarıyor karşımıza. Bunun TRT ile yüzde 50-50 paylaşıldığını öngörsek 50 milyon yapar. 30 TL ortalama aylık abonelikle 1,7 milyon abonelik çıkar. Bunu 12 aya yaydığımızda ayda 100 binin üstünde abonenin ödeme yapması anlamına geliyor. Aslında gayet yapılabilir, para kazanabilir bir sistem. Ama bunun pazarlaması var, o paketin içindeki diğer filmlerin bedeli var, işletme bedeli var… Bu da bize aylık bazda 200 binin üstünde müşteri portföyüne sahip olunması gerekliliğini anlatıyor.
  10. Türk Telekom’un 12,7 milyon abonesi var. Türk Telekom sadece abone kaybını engellemek için bile bu işe girebilir… Ki bu da kimseyi şaşırtmasın, Türkiye’nin en çok kazanan şirketlerinden birinden bahsediyoruz.

Özetle Türk Telekom, mevcut durumda kendi içinde çok önemli bir iş yapmış. Rakiplerine karşı önemli bir adım atmış durumda. 3 yıl önce 1 milyon abonesi olduğunu söyleyen Tivibu, bu işin altından kalkabilir gibi duruyor.

Ama esas vurucu uygulama lig maçları… Bu tartışmaya açık değil. Bir sene sonra yapılacak olan açık artırma, Türkiye’deki televizyonculuğun gidişatını belirleyecek…

Türk Telekom’un mevzuata uygun yeni ve karmaşık yapısı

Türk Telekom Grubu tam entegrasyon yönünde 2014 yılı boyunca attığı adımları tamamladı. Bireysel, kurumsal ve toptan satış olmak üzere üç ana alanda ürün ve hizmetlerin pazara sunulması stratejisi kapsamında; Türk Telekom Grubu perakende satış, pazarlama, müşteri hizmetleri ve bu işlerle doğrudan ilgili finans fonksiyonlarını Bireysel ve Kurumsal İş Birimleri altında topladı. Yeni organizasyonel yapılanma ile Türk Telekom Grubu dünyanın en büyük entegre operatörlerinden biri haline geldi. Yeni organizasyon değişikliklerini Türk Telekom, TTNET ve Avea’nın tüzel kişiliklerini mevcut halleriyle muhafaza ederek ve tâbi oldukları mevzuat ve regülasyonlara tamamen uyarak gerçekleştirdi.

Türk Telekom CEO’su Rami Aslan’ın liderliğinde Türk Telekom Grubu’nda iş segmentleri bazında yeniden oluşturulan yapıda Avea CEO’su Erkan Akdemir, Bireysel İş Birimi Genel Müdürü görevini üstlenirken, daha önce Türk Telekom Grubu’nda çeşitli üst yönetim görevlerinde bulunan Mehmet Ali Akarca, Kurumsal İş Birimi Genel Müdürü görevine getirildi.

Ürün ve hizmetlerin pazara sunulmasıyla ilgili iş birimleri olan, bireysel ve kurumsal iş birimleri, Türk Telekom Grubu’nun perakende gücünü oluşturacak. Bireysel tarafta Türk Telekom Grubu, müşterilerinin tüm iletişim ihtiyaç ve beklentilerini mobil, sabit ses ve geniş banttan televizyon, içerik ve eğlenceye uzanan geniş bir spektrumda uçtan uca çözümler ile karşılayacak. Kurumsal tarafta ise, şirketlere, KOBİ’lere, küçük ofis/ev ofislere kurumsal iş ortağı olarak yüksek teknoloji ürün ve hizmetlerini güvenilir ve etkin bir şekilde sunacak. Yeni yapının üçüncü ayağını oluşturan Toptan Satış ise telekom operatörlerine ve internet servis sağlayıcılarına toptan seviyede en iyi altyapı ile hizmet vermeye devam edecek.

Bireysel İş Birimi, Grup seviyesinde bireysel satış, bireysel pazarlama, bireysel müşteri hizmetleri ve bireysel finans fonksiyonlarını içerecek. Benzer şekilde, Kurumsal İş Birimi, Grup seviyesinde kurumsal satış, kurumsal pazarlama, kurumsal müşteri hizmetleri ve kurumsal finans fonksiyonlarından oluşacak. Toptan Satış organizasyonu ise Türk Telekom altında ayrı bir fonksiyon olarak varlığını sürdürecek.

Şunun içinden çıkamıyorum: Üç farklı şirket var, ki bunların üç ayrı şirket olması hukuk ve rekabet yüzünden gerekiyor, üçünün yöneticileri, bütün grubu yönetiyor. Yani Avea’nın ki kendisinin yukarıda dile getirdiğimiz sebeplerden dolayı Türk Telekom’dan ayrı olması gerekiyor, tepe yöneticisi Türk Telekom’un ve hatta rekabet yüzünden ayrı yapılar halinde kurulmak zorunda kalınmış TTnet’in bireyselini de yönetiyor. Umarım Türk Telekom yapılamayan ve hızla ertelenen toplantıları bir an önce hayata geçirerek bizlere neyin ne olduğunu anlatır. Mevcut durumda yapılanların mevzuat ve regülasyona uygun olduğunu söyleyen tek şey Türk Telekom’un basın bülteni…

Teknolojinin 2015 sihirli küresi

4G nasıl gelecek?

2014 yılının son çeyreğinde en önemli tartışma konularından biri 4G oldu. Türkiye 3G’ye geçerken dünyada yaygınlaşan 4G’nin 2015 yılında kullanıma gireceği müjdelendi. Ancak operatörlere bu hizmetin nasıl dağıtılacağı konusu açıkta kaldı. 4G için en önemli şey frekanslar ve bunların nasıl dağıtılacağı belli olmadı. Mevcut duruma bakıldığında devlet tüm operatörlere eşit biçimde yaklaşmayı ve frekansları en çok para verene göre değil, eşit bir biçimde dağıtmayı hedefliyor. Ancak daha netleşmiş değil. Bu arada yine geçtiğimiz senelerde çok konuşulan tesis paylaşımı da 2015 yılında gündeme gelebilir. Mevcut durumda hiçbir operatör baz istasyonunu diğeriyle paylaşma üzerine bir anlaşma yapmadı. Sadece baz istasyonlarının takıldığı kulelerde paylaşıma gidildi. Ülke kaynaklarının daha az harcanması ve herkesin kurduğu sistemi rakibinin bulunmadığı bölgelerde kiralaması 2015 yılında gündeme gelebilir. Türkiye’de 4G için ekipmanlara daza az para yatırılması ve bütçe açığı yaratmaması için 4G baz istasyonu teknolojilerinin yaratılması da özendirilebilir.

Fiberin artış yılı olacak

Son iki yıl içinde fiber konusunda hiçbir somut adım atılamadı ve şirketlerin fiber döşeme hızı diğer yıllara göre oldukça düştü. Bu konuyu gündemlerinde tutan BTK ve ilgili bakanlıkların yaptığı çalışmalar sonlanmak üzere olduğu dile getiriliyor. Bu sayede hem fiberin istenen her yere döşenmesi mümkün olacak hem de bazı telekom firmalarının ellerinde bulunan fiberi paylaşmak için isteksizlikleri devlet eliyle ortadan kaldırılacak. İki sene öncesinin fiber döşeme hızı yakalandığında fiberin ülkenin birçok alanına daha çok yayılması ve ADSL gibi giderek eskiyen ve fibere göre yavaş kalan teknolojilerden kurtularak ülkede gerçek yüksek geniş bant teknolojilerinin gelmesi söz konusu olabilir. Zaten 4G’nin için en önemli gerekliliklerin başında fiber teknolojileri geliyor. Fiberin dağılımının artmasıyla hem şirketler hem de bireyler daha hızlı internete girebilecek.

 

Telekomünikasyonda eski tatlı karlar olmayacak

Türkiye’de telekomünikasyon, dünyadakinin aksine bir gelişme gösteriyor ve global daralmaya rağmen giderek artıyordu. Daha çok konuşma süresi, durmadan artan kar oranları ve tüm dünyayı kıskandıracak kadar hızlı artan 3G kullanımı. Ancak telefon penetrasyonunda neredeyse yüzde 100’e gelindi. Türk Telekom’un sabit abone sayısında yaşadığı kayıplar onu ülkenin dördüncü operatörü haline getirdi. Avea 2014 yılının başında hala karlılık açıklayamazken Vodafone Turkcell’i yakalamak için yüksek pazarlama bütçeleriyle çalışmaya başladı. Turkcell ise neredeyse kurulduğu günden bugüne ilk kez abone sayısında Pazar toplamının yüzde 50’sinin altına düştü. 2015 yılında şirketler toparlanma dönemine girecek. Yüksek ihtimalle karlılığı artıracak tedbirler alınacak ve fiyat rekabetinin hızı düşecek. Şirketler birbirleriyle teknoloji ve 4G gibi alanlarda yarışırken daha ucuz olmak artık bir seçenek olmaktan çıkacak.

 

İnternet ve telefon dinlemeleri

2015 yılında dinlemeler Türkiye’de en az konuşulan konulardan biri olacak. Çünkü artık dinlemeler tamamen MİT kontrolüne geçecek. Doğal olarak da kimin, nasıl ve hangi sebeplerden dolayı dinlendiği konusunda daha az hesap verilmeye başlanacak. BTK içinde yapılanan TİB’i daha az duyuyor olacağız. Bunun yanında 2014 yılında etkin bir biçimde konuşulan internet dinlemeleri 2015’te de en önemli konulardan biri olacak. Her ne kadar Facebook ve Twitter arzu edildiği kadar çok kimlik bilgilerini Türk yargısıyla paylaşmıyor olsa da yine de buzlama ve yayından kaldırma işlemi sayesinde daha sakin bir seçim dönemi geçirilecek. Bu bakış açısıyla, çok önemli bir şey çıkmadığı sürece Twitter ve Youtube gibi sitelerin kapatılması beklenmiyor. Ancak seçim süreci boyunca etkinliği artan Türk haber sitelerinde geçmiş döneme göre daha büyük yasaklar gelebilir…

 

Mobil telefon dünyası

Mobil teknolojilerde özellikle telefonlar alanında geçmiş senelere kıyasla daha küçük gelişmeler olması bekleniyor. Telefonların parçalarının üretiminin tamamına yakını Çin’de yapıldığı için cihazlar birbirlerine çok benzeyecek. Daha yüksek pikselli fotoğraf makinesi, daha büyük ekran gibi teknolojilerde sınırlara gelindiği için yenilikler tasarım alanında aranacak. Telefonların çok fazla birbirine benzemesi, rekabeti fiyata çekecek ve tüm pazar araştırmalarının gösterdiği gibi dünyada markasız (no name) Çin malı ucuz ürünlerde patlama yaşanacak. Markalar bir anlamda kendilerini yaratan ve ucuza satılmasını sağlayan kaynaklarla fiyat rekabetine hazırlanıyor. Bu savaşı kullanıcısıyla duygusal bağ kurmayı başaran ürünler kazanacak. Ancak giderek zorlaşan bir ekonomide fiyat ve duygusal bağ arasındaki savaşın oldukça zorlu geçmesi bekleniyor. Türkiye’de üretimi özendirebilmek için devlet önümüzdeki sene yabancı telefonlara ekstra vergi getirmek istediğini söyledi. Bu da yabancı telefonlarla Türk olanlar arasında çok ciddi bir fiyat farkının doğabileceğini gösteriyor. Yani 2015 yılında ülkemizde ya Türk telefonlar ya da tamamen isimsiz Çin malı ürünler görme ihtimalimiz çok yüksek…

 

Bilgi güvenliğinde daha da çok zorlanacağız

2014 yılında insanların internet üstünden dolandırılması ve dijital saldırılara maruz kalması olaylarını çok görmüştük. Ne yazık ki saldırılar dozunu ve yaratıcılıklarını daha da artırarak sürdürecek. Dolandırıcılıklar yerel hırsızlık vakalarından çıkarak uluslararası bir boyut kazanacak. Kişisel bilgilerin ortada dolaşması eskisinden daha çok rahatsız edici olacak. E-Devlet hizmetlerinin de giderek artış göstermesiyle dijital kimlikleri çalınan vatandaşların adına sanal şirketler kurulabilecek, banka hesapları boşaltılacak, hatta işinden dahi olabilecek. Bilgisayar korsanlarının yeni ve en önemli hedefi ise herkesin kişisel bilgilerinin bulunduğu cep telefonları olacak. Önümüzdeki sene bilgisayar saldırılarıyla cep telefonu saldırı sayısının eşitlenmesi bekleniyor.

 

İstenmeyen SMS ve maillere son

Yıllarca herkesin her daim yanında olan telefonlara gelen istenmeyen mesajlar kullanıcılara hayatı zehir etti. Ancak 2014 yılının son çeyreğinde çıkarılan bir kanunla kullanıcıların istemedikleri SMS’leri göndermek isteyenlere ciddi para cezaları verilmesi gündeme geldi. 2015 yılının ortasından itibaren şirketler SMS atmak istedikleri kullanıcılardan öncesinde izin almış olmaları gerekiyor. Böylece otomobil tamircilerinden kuru temizleme şirketlerine, uydu çanak satıcılarından internet hattı dağıtan bayilere kadar birçok şirketin önü kesilmiş olacak. Özellikle GSM şirketleri ciddi adımlar atmak ve kendileri üstünden gönderilen SMS’lerin kanuna uygunluğunu denetlemek zorunda kalacak. Kurumlar kullanıcıları SMS almaya ikna etmek için yaratıcı kampanyalar yapmaya başlayacak.

 

Nesnelerin interneti patlayacak

Makinelerin arada insan müdahalesi olmadan kendi aralarında haberleşerek veri oluşturması ve belirli bazı işleri yapabilmesi anlamına gelen nesnelerin interneti 2015 yılında çok daha ileri gidecek. Makinelere takılan GSM hatlarına vergi avantajı sağlanmıştı. Artık belirli bir doygunluğa ulaşmış, halkın yüzde 100’üne erişmiş GSM pazarında satılacak “makineler arası iletişim” hatları yepyeni bir soluk getirecek. M2M adı verilen bu sistem, aynı zamanda şirketlerin iş yapış biçimlerini de değiştirerek daha verimli çalışmalarını sağlayacak. Tarımdan fabrikalara, belediye hizmetlerinden elektrik su ücretlerinin toplanmasına kadar birçok alanda devrimsel ilerleme söz konusu olacak.

 

Buluta güvenlik geliyor

Bulut bilişim bundan birkaç sene önce, çok hızlı bir biçimde kullanıma girdi. Verilerin internet üstünde tutulması ve yedeklenmesi şirket ve kullanıcıların kafasında yepyeni ufuklar açtı. Ancak 2014 yılında bu verilerin kötü niyetli kullanıcılar tarafından ele geçirilmesi ve sanatçıların istenmeyen fotoğraflarının kamuoyuyla paylaşılması buluta olan güvenin sarsılmasına neden oldu. Bilgilerin sızma nedeni olarak kullanıcıların yeterince sağlam parola belirlememesi gösterildi. 2015 yılında alınan dersler ışığında bulutun güvenliğine daha çok önemi verilecek. Apple, Google ve Microsoft gibi verileri buluta taşıyan şirketler yepyeni kurallar belirleyecek ve bilgilerin çalınmasını engellemeye çalışacak.

 

Bilgisayar yerini tablete bırakacak

Mikro işlemci teknolojilerinin giderek gelişmesi, eskiden sınırlı işler yapabilen tabletlerin yeteneklerini artırdı. Bilgisayarlar ve tabletler arasındaki fark giderek kapandı. Özellikle tabletler içinde bulunan yazılımın getirdiği destekle de geniş kitleler için bilgisayar kullanmak anlamsız hale gelmeye başladı. Tüm teknoloji analistleri, 2015 yılında tabletlerin çok ucuzlayacağını, bu yüzden de satışların patlayarak bilgisayarları tahtından indireceğini söylüyor. Uzmanlar 2015 yılında bilgisayar almak isteyenlerin tablet seçeneklerini gözden geçirmeden satın alma yapmamaları gerektiğini dile getiriyor.

 

Yazılıma harcanan para artacak

Geçtiğimiz yıllarda çok yüksek fiyatlara satılan yazılımlar tablet ve akıllı telefonların gelmesiyle farklı bir dönemece girdi. Korsan kullanımın bu cihazlar sayesinde azalmasıyla yazılımlar son derece ucuzladı. Bundan on sene önce 100-300 dolarlar mertebesinde satılan yazılımlar herkesin bunu almaya başlamasıyla birlikte 10 doların altına düştü. Hatta çoğu yazılım sadece 1 dolara satılıyor. Bu yüzden kullanıcılar daha fazla yazılıma para verir hale geldi. Yazılımcıların daha çok para kazanması ise hemen her konuda yeni bir yazılımın üretilmesine neden oldu. Kullanıcıların yazılımlar için harcadığı para, neredeyse akıllı telefon ve tabletlerine verdiği ücretle eşdeğer hale geldi.

Türk Telekom müşteri kaybettikçe daha çok kazanıyor

Her üç ayda bir derinlemesine açılımını yaptığımız BTK raporunun yenisi açıklandı. Hemen sizlerle birlikte bu raporun detaylarına bakalım:

  • Gelirler feci şekilde arttı. 4 büyük işletmecinin gelirleri bir önceki çeyreğe göre yaklaşık 500, bir önceki yıla göre 700 milyon TL arttı. 4 operatörün de geliri arttı, aralarında artmayan yok.
  • Şirketlerin üç aylık yatırımları 990 milyon TL’ye geldi. Geçen sene aynı döneme göre düşük olsa da bu yılın en yüksek yatırım rakamına ulaşıldı.
  • Yatırımda rakamsal olarak en yüksek artışı Turkcell yaşarken oransal olarak en yüksek artıyı geçen dönemde yatırımı çok düşen Avea yaşadı. Bir tek Vodafone’un yatırım oranı geçen çeyreğe göre düştü.
  • Konuşma oranlarının mobilde arttığını, her zamanki gibi sabitte süründüğünü söylemek mümkün. Geçen sene ilk üç çeyrekte 13 milyar dakikalarda olan sabit konuşma trafiği bu sene 11 milyar dakikalara düşmüş. İnanılmaz büyük hızla geriliyor.
  • Mobilde konuşma dakikaları ise 2. çeyrekte aldığı gazı bırakmıyor. 5 milyar dakikalık konuşma zıplaması 3. çeyrekte de etkisini devam ettirdi.
  • Sabit telefonu kaybın sabitten sabit telefonların aranması yönünde gerçekleşiyor. Çeyrek bayına kayıp 400 milyon dakikayı aşıyor.
  • Yüzdesel olarak trafik dağılımına bakıldığında 2012 yılının başında yüzde 10 seviyelerinde olan sabitten sabit arama 2014 yılının üçüncü çeyreğinde yüzde 4 civarlarına düşmüş.
  • Mobilden mobile aramalar 2012 yılında yüzde 83 civarındayken şimdilerde yüzde 89’un üstüne çıkmış.
  • Sabit abone sayısı 2008 yılında 17.5 milyondayken bu çeyrekte 12.7 milyona düştü ve ilk kez 13 milyonun da altını gördü.
  • Serbest telekom işletmecilerinin liderinin de yüzde 50’nin üstünde bir oranla TTnet olması aslında sektördeki serbestleşmenin becerilemediğini gösteriyor bize
  • Türk Telekom’un üç aylık gelirlerine baktığımızda sabit konuşma gelirlerinin inanılmaz biçimde düştüğünü görüyoruz. 2013 yılının ocağında yüzde 52.3 olan PSTN gelirleri 2014 yılının üçüncü çeyreğinde yüzde 38’e düşmüş.
  • BTK raporunun bence en ilginç verisi Türk Telekom’un diğer diye bir gelir kaleminin olması ve bunun geçen çeyreğe göre gelirler içindeki payının yüzde 5’in üstünde artarak yüzde 11’in üstüne çıkması
  • Tüm bunlar olurken, her yerde kayıplar yaşanırken EBIDTA marjının 2013 yılı başındaki yüzde 49’luk seviyesinden yüzde 52,4 gibi devasa bir seviyeye çıkmış olması inanılmaz…
  • Çağrı başlatmalarda TT, serbest telekom hizmeti verenlere kıyasla yüzde 85 – 15 gibi bir oranla açık farkla öndeyken şehirlerarası trafikte yüzde 67 – 33’e, milletlerarasında 59-41 oranına değişiyor.
  • Bedava verilen dakikalara rağmen kişi başına kullanım dakikalarında da erime tüm hızıyla sürüyor:  2013 yılı başında 188 dakika olan kişi başı konuşma sayısı son çeyrekte 147’ye düşmüş
  • Herşey düşerken gelirin yükselmesi çok acayip ama kişi başına kazanç, bu çeyrekte 23 TL sınırını aştı.

Türk Telekom beklenen ikinci değişimini açıkladı

Uzun zamandır Türk Telekom ne oluyor nerelere gidiyor, tüm hizmetleri kendi içinde bir yerde birleştirecek mi sorularının cevapları alışılmadık bir biçimde akşam saatlerinde gönderilen bültenle kamuoyuyla paylaşıldı…

Bültenden ve dedikodulardan anladığımız kadarıyla Türk Telekom, TTnet ve Avea’nın tüzel kimlikleri korunacak. Ancak tek noktadan hizmet verilecek.

Bu neden yapıldı? Çünkü teker teker baktığımızda oyunun en başından beri tekel gücünü en iyi kullanan TTnet dışında diğer şirketler çok da başarılı olamadı: Türk Telekom 2005 yılında 19 milyon aboneden 13 milyon civarına geriledi. Avea deseniz 2008 – 2013 yılları arasında 5 milyar liranın üstünde zarar etti. Yani bir şeylerin değişmesi gerekiyordu adım atılması şarttı.

Bu bakış açısıyla ilk adım grubun mobil ve sabit tüm bireysel satış faaliyetlerinin ortak yönetimi amacıyla yeniden tanımlanan ‘Bireysel Satış Genel Müdür Yardımcılığı’ görevine Hüseyin Balcı atanması oldu.

Hüseyin Balcı sağlam bir satışçı. 1997 yılından 2013 yılındaki Avea transferine kadar Ülker’in içinde bulunduğu Yıldız Holding bünyesinde çalıştı. Avea’da satıştan sorumlu genel müdür yardımcısı olmadan önce Ülker Ticaret AŞ’nin genel müdürüydü. O seviyeden Avea genel müdür yardımcılığına, bütün kariyerindeki yağ ve bisküvi olaylarına rağmen GSM dünyasına girmesi şaşırttı herkesi. Ama herşeyin birleştiği gün ortada sadece onun adı kaldı. Türk Telekom ve TTnet satışçıları bu konuda geride kaldı.

İkinci adımda bireysel müşteri hizmetleri var: Bu alanda tüm mobil ve sabit hat operasyonlarının müşteri ilişkileri birimlerinin yönetimi, yeni oluşturulan ‘Bireysel Müşteri Hizmetleri Genel Müdür Yardımcılığı’ çatısı altında birleştirildi ve bu göreve Orçun Onat atandı. Onat Migros kökenli bir üst yönetici. Avea’da müşteri hizmetlerinden sorumluydu ki bu da onun bir adım öne çıkmasına sebep oldu muhtemelen…

Kurumsal müşteri tarafında ise, grubun kurumsal pazarlama, kurumsal satış ve müşteri ilişkileri birimlerinin yönetimi ‘Kurumsal Ticari Genel Müdür Yardımcılığı’ çatısı altında birleştirildi. Bu göreve atanan isim ise Mehmet Ali Akarca oldu. Akarca Türk Telekom içindeki en yeni isimlerden biri. Koç.net gibi bir şirketin 2004 yılından yakın zamana kadar genel müdürlüğünü yaptı. Hatta ilginçtir Türk Telekom’un en büyük zorlayıcılarından olan TELKODER’de etkin rol oynuyordu.

TTNET Genel Müdürü Abdullah Orkun Kaya görevinden ayrıldı. Konuşuluyordu, sonunda oldu. Olur öyle demekten başta söyleyecek bir şey yok. TTNET böyle bir şirket işte. İnsanlar geliyorlar ve gidiyorlar.

TTNET CFO’su Kaan Aktan mevcut görev ve sorumluluklarına ek olarak, Grup entegrasyon programında TTNET için öngörülen organizasyonel yapının uygulanması sürecinde Genel Müdür görev ve sorumluluklarını üstlendi.

Çok zor zamanlar olan ve sürekli cezaların yağdığı şu günlerde boş olan Türk Telekom ‘Regülasyon Başkanlığı’ pozisyonuna Ramazan Demir atandı. 1972 doğumlu, MIT havası solumuş, şirket içinde 2009 yılından bu yana danışmanlık yapan bir isim. Muhtemelen geçiş dönemi içinde bu sorumluluk “emanet edildi” kendisine…  Yine de epeydir içeriyi bilmeyen biri olarak çok da ahkam kesmeyelim umarım ne kadar sürerse sürsün işinde başarılı olur…

Tüm Telekom operatörlerine ve Internet Servis sağlayıcılarına, toptan seviyede daha iyi hizmet vermek amacıyla “Toptan Satış Direktörlüğü” pozisyonu, Türk Telekomünikasyon A.Ş’de kalarak, Türk Telekom CEO’suna direkt bağlandı. Bu çok acayip. Türk Telekom yıllar sonra yeniden hem toptancı hem perakendeci mi olacak? Bunu göreceğiz.Madem böyle bir şey yapılabiliyordu neden TTNET ayrı bir şirket olarak açıldı? Bunu ilerleyen günlerde rekabet kurumu söylemlerine bakarak daha iyi anlayabiliriz…

Türk Telekom, Avea ve TTNET markalarının en etkin şekilde yönetilmesini sağlamak amacıyla Avea ve TTNET bünyesinde bulunan Pazarlama Genel Müdür Yardımcılığı görevleri, mevcut yönetim ekibi ile devam ediyor.

Türk Telekom CEO’su Rami Aslan, organizasyonel değişikliklerle ilgili şunları söyledi: “Müşteri odaklılık, rekabet gücümüzün kaynağıdır ve iş yapış şeklimizin merkezinde yer almaktadır. Müşterilerimize daha fazla değer sunmamızı sağlayacak entegrasyon projemizin ilk adımını bu Nisan ayında attık. Bugün attığımız adım ile mobil ve sabit hizmetlerimizde satış ve müşteri ilişkileri yönetimini birleştiriyoruz.”

Nisan ayında neler olmuştu? O zamanın öngörüeri ve söylemiyle okuyalım

  • Mehmet Ali Akarca, Türk Telekom ve TTNET kurumsal müşteri işimizin liderliğini yapmaya başladı.
  • Mert Başar, Türk Telekom ve TTNET bireysel pazarlamanın liderliğini TTNET Bireysel Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı olarak üstlendi.
  • Ali Yılmaz, Türk Telekom ve TTNET bireysel satış organizasyonlarının liderliğini yapmak üzere TTNET Bireysel Satış Genel Müdür Yardımcısı olarak atandı.
  • Coşkun Şahin, Türk Telekom ve Avea’nın Teknoloji, Network ve Operasyon organizasyonlarının liderliğini Türk Telekom Teknoloji Başkanı sıfatıyla üstlendi.
  • Hakan Dursun, grup seviyesinde strateji fonksiyonuna Türk Telekom Strateji ve İş Geliştirme Başkanı sıfatıyla liderlik etti.
  • Fırat Yaman Er, grup seviyesinde yeni kurulan iş planlama fonksiyonunun liderliğini Türk Telekom İş Planlama Başkanı sıfatıyla üstlendi.
  • Metin Erhan, Grup seviyesinde satınalma organizasyonunun liderliğini Türk Telekom Satınalma Başkanı sıfatıyla üstlendi.
  • Bahattin Aydın, grup seviyesinde yeni kurulan insan kaynakları fonksiyonuna Türk Telekom İnsan Kaynakları Başkanı olarak liderlik etmeye başladı.
  • Ahmet Bülter, Türk Telekom Hukuk Başkanı olarak hukuk organizasyonuna liderlik etti.
  • Tevfik Fikret Karaman, Türk Telekom Saha Yönetimi Başkanı olarak saha yönetimi organizasyonuna liderlik etti.
  • Abdurrahman Güvenlioğlu, yeni kurulan destek hizmetleri organizasyonuna Türk Telekom Destek Hizmetleri Başkanı olarak liderlik etti

 

TTnet fazladan aldığı parayı hangi faizle geri verecek?

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu TTNET’e 30.4 milyon liralık ceza kesti. Çünkü şirket kullanıcılarından almaması gerektiği kadar fazla para aldı.

Bu bilgiler ışığında elimden geldiğince detaylı olarak Türk Telekom, TTnet ve BTK ile görüştüm. Ortaya bazı cevaplar ve enteresan bazı sorular çıktı. Bunları sizlerle TKNLJ formatında teker teker paylaşmak istiyorum:

  1. TTnet bu paraları kesinlikle ve kesinlikle belli bir plan dahilinde iade etmek durumunda ancak henüz bunların planları belli olmamış gibi duruyor
  2. Artık TTnet abonesi olmayanlardan da para alındıysa onların da ödemesi yapılmalı. Bunun için TTnet o insanları bulmalı ve parayı bir şekilde geri ödemeli. Bunu BTK söylüyor
  3. TTnet hala bizlere özellikle ütüne basarak sormamıza rağmen kimlere fazla para kestiğini, aç ay boyunca fazla para kestiğini söyleyemedi. BTK da bunu söyleyemiyor ve bunu TTnet’e sormamız gerektiğini söylüyor. Şirketler bir şekilde daha şeffaf olmalı. Ki BTK en son şeffaf olmadığı için Türk Telekom’a ceza kesti hatırlarsanız…
  4. Türk Telekom’un şu günlerde en öneli sorunu regülasyola ilgili bölümünün başındaki kadronun ayrılması ve yerine yeni bir kadro getirilememesi… Bu bahsi geçen konular da tamamen regülasyonla alakalı…
  5. En nemli konunun cevabını ne BTK ne de TTnet verebildi: Eğer birkaç sene öncesinin fazladan para alması konusuysa bu… Faizler ne üstünden ve ne şekilde işleyecek? Bunun bir an önce dile getirilmesi gerekiyor.

Bu arada şirket ne kadar zor durumda olursa olsun, şu paketten dolayı şu kadar fazla para almışız demek bu kadar zor olmamalı.

Türk Telekom artık resmen ses değil internet firması

BTK, telekomünikasyon sektörünün 2014 ikinci çeyrek rakamlarını aıkladı. Hemen sizler için bunları TKNLJ formatında hızlıca okunabilir hale getirelim:

  • Türk Telekom, Turkcell, Avea ve Vodafone’un satış rakamlarının üç aylık toplamları 6,8 milyar TL oldu. Rakamlar hem bir önceki çeyrek hem de geçen sene aynı döneme göre artmış gözüküyor.
  • Yatırımlara baktığımızda Türk Telekom ve Avea’da bir önceki yılın aynı çeyreğine göre gözle görünür bir düşüş var. Turkcell yüzde 12 civarı, Vodafone ise yüzde 6 artış sağlamış. Ama genellikle Türk Telekom grubu yılda harcaması gerekeni üç ve dördüncü çeyreklerde harcıyor.
  • Sabit hatlar üstünden aramalar yine hızla düşüşünü sürdürürken mobilde yaz ve bayramın etkisiyle ciddi bir artış yaşandı. Yaklaşık 5 milyar dakikalık artış gerçekten de çok ciddi bir rakam…
  • 5 milyar dakikalık artışın çok büyük bir bölümü mobilden mobile yaşanmış. Pek azı mobilden sabite doğru gerçekleşmiş. Yüzdesel olarak baktığımızda mobilden mobile yüzde 1,1 artmış.
  • Müşteri şikayetlerine baktığımızda yaşanan sorun bu sektörde kablo ve uydu pazarının doğru hizmet veremediğini gösteriyor: En büyük şikayet kalemi fesih ve durdurmada gerçekleşiyor.
  • Sabit abone sayısı gelecek çeyrekte 13 milyonun da altına inecek gibi görünüyor. Sabit telefondaki kan kaybı durdurulamıyor. 3 seneye kadar 10 milyonun altına inecek gibi duruyor.
  • Türk Telekom için çok önemli bir olay gerçekleşti bu dönemde: Kurulduğundan beri Türk Telekomun ses gelirleri ilk kez veri gelirlerinin altına düştü. Türk Telekomünikasyon tarihi bunu atlamamalı
  • Türk Telekom’un Sabit telefon gelirleri geçen yıla oranla 300 milyon TL kaybetti. TT, serbest telekom işletmecilerine göre yüzde 1 pazar kaybetti.
  • TT’nin şebeke içi aramaları geçen senenin başında yüzde 82 iken bu çeyrekte yüzde 72’ye düştü.
  • Yaz boyunca sabitten en çok aradığımız ülke tabii ki Almanya. Ama ikinci sırada Gürcistan’ın olması hepimizi şaşırttı. Dördüncü sırada Türkmenistan’ın olması da kolay açıklanabilir bir veri değil.
  • Türk Telekom sabit pazarda abone başı 22 liranın üstünde gelir elde ediyor. Türk Telekom’un sabit ücretinin 20-25 TL arasında olduğu göz önünde bulundurulursa şirketin konuşmadan hiç para kazanmadığı, hatta kaybettiği söylenebilir…
  • Sabit telefon numara taşınabilirliğinde 49 bin abone kaybeden Türk Telekom, bunların büyük bir çoğunluğunu, 45 bine yakınını Superonline’a vermiş…

Galatasaray stadına TTnet aklı gelecek

Galatasaray, TTnet ile bir ortaklık yapacak ve toplantı da Türk Telekom Arena’da olacak dediklerinde konuyu aşağı yukarı çözmüştüm. Detayları merak ettiğimden toplantıya gitmek istedim. Ancak kapıdan içeri girmek için biz gazetecilerden TC kimlik numaralarının istenmesi hiç şık olmadı. Şimdiye kadar Microsoft’un sunucu parklarına girdim, TÜBİTAK’ın kriptoloji bölümüne girdim, GSM şirketlerinin hassas iş bölümlerine girdim. Kimse bana böylesi bir paranoya yapmadı.

GS ile TTnet birlikteliği 2010 yılında GSnet isimli ADSL hat satışıyla başlamış. Sonradan araya yine Türk Telekom gruptan Avea ile çıkarılan ortak markalı telefon hattı satışı girdi. Ardından Türk Teekom stadyuma adını verdi. Türk Telekom Grup, hiçbir kulüp ve topluluğa vermediği kadar prim verdi GS kulübüne. Bir şirketin bir kulübe bu kadar yakın olmasını yadırgadığımı yine bu sayfalarda sizlerle paylaşmıştım.

Yeni birliktelik, 50 binin üstünde seyircinin hızlı bir biçimde internete wifi ile girmesini hedefliyor. TTnet genel müdürü Abdulah Orkun Kaya, konuşmasına bu bakış açısıyla başladı. Türkiye’de satılan tabletlerin yüzde 90’a yakınının sim kartının olmadığını dile getiren Kaya, bu bakış açısıyla wifi ne kadar güzel bir şey demeye getirdi. Maça gelen kaç kişi tabletle geliyor sorusunu kimse sormadı.

GS başkanı Ünal Aysal, stadın Türkiye’nin kesinlikle ilk, dünyanın en ilklerinden biri olacağını duyurdu gururla. İzleyicilerin dijital platform ve sosyal medyayı etkin kullanacaklarını söyledi. Bunu söylerken gl görüntülerinin çekilip internete konması durumunda Digiturk’ün ne kadar sert girdiğini bilmiyordu muhtemelen. Olsun. Bir de işin garip tarafı akıllı stat denince hep hızlı internet bağlantısı getirdiler akıllara. Akıl demek hız demekmiş, bunu anladım.

TTnet genel müdür yardımcısı Mert Başar, ki kendisini yakından tanır severim hakikaten güzel insandır, akıllı uygulamalardan bahsetti. Biz akıllı uygulamaların ne olduğunu sormaya yeltendiğimizde ise aslında bunların halen üstünde çalışıldığını, sezonun ilk derbisi olan, 6. haftada oynanacak Fenerbahçe maçına yetişeceğini söyledi. Detay vermedi.

Beni en çok şaşırtan fiyatlandırma tarafı oldu. Söylediklerine göre TTnet’in mevcut müşterileri bu hizmetten stat içinde ücretsiz olarak faydalanacak. Ancak diğerleri ne kadara hangi şartlarda yararlanacak sorusunun cevabı havada kaldı. Şu anda fiyat söylemek doğru olmaz gibi enteresan bir cevap aldık. Ama kredi kartıyla bağlantı satın almak mümkün olacak onu kesinlikle biliyoruz.

İnternetin bağlanması için Ericsson ile bir işbirliğine gidilmiş. Ona neredeyse eminim. Yoksa neden bu şirketin genel müdürü Ziya Erdem toplantıyı gelip seyretsin? 23,5 kilometre kablo kullanılmış bu sistemi kurmak için. 335 farklı bağlantı noktası tasarlanmış. Bunun için Kanada’dan uzmanlar getirilmiş. Stadı parsellere ayırarak farklı bağlantı grupları oluşturmuşlar diye anlıyorum. Herkesin örneğin sağlam bir gol sonrasında internete bağlanması anında bu cihazların her birinin 150’nin üstünde eşzamanlı bağlantı desteklemesi gerekiyor. Yapılan hesaplamalarda 200 megabit internetin yeterli olabileceği öngörülmüş. Ancak oraya 400 megabit internet bağlanmış.

Toplamda 2,8 milyon TL harcanmış olacak. Bu paranın bağlantı ücretlerinden çıkarılması imkansız. TTnet bunu prestij için yapmış olmalı. İyi de yapmışlar. Sosyal medya paylaşımlarının doğru anlarında seyirciyle bir gönül birliği kurmak iyi olacaktır. TTnet’in şu anda toplamda 5 bin Wifi noktasından hizmet verdiğini düşünecek olursanız neredeyse toplam yatırımının onda birini stada yapmış olması Galatasaray taraftarına gurur vermeli.

Bundan haftalar önce Beşiktaş’ın Vodafone Arenası’nda nasıl bir teknoloji olacağını sormuştum şirket yetkililerine. Hemen hemen bugün anlatılan cevapların sorularını yöneltmiştim. Cevap vermemeyi seçtiler. Bunu da tarihe bir minik not olarak düşelim…

Telekom sektörü nasıl kurtulur?

EY’nin Telekomünikasyon Sektöründeki En Önemli 10 Risk 2014 Raporu’na göre, her ne kadar global ekonomide yaşanan toparlanmanın olumlu etkilerinden yararlansa da telekomünikasyon sektörü, yapısal baskılar ve artan rekabetten dolayı hala pek çok riskle karşı karşıya. Bu risklerin başında ise şirketlerin sektördeki yeni iş modellerine bağlı olarak değişen rollere adapte olamaması gösteriliyor.

EY’nin hazırladığı 10 maddeyi benim yorumlarımla birlikte sizlere sunmak istiyorum

Türk Telekom fiber için fahiş fiyat çekiyor

9. Uluslararası Elektronik Haberleşme Düzenleyiciler Konferansı’nda İşletmeciler Toplantısı’nda konuşmacı olarak söz alan TELKODER Başkanı Yusuf Ata ARIAK, telekomünikasyon sektörünü değerlendirerek, sektörün gelişmesini engelleyen problemleri ve çözüm yollarını işaret etti. Arıak’ın söylediklerini TKNLJ formatında maddeler halinde inceleyelim:

  • “Son birkaç yıla bakacak olursak Telekom sektörünün cirosu ABD Doları cinsinden 16-17 Milyar arasında kendini tekrar ediyor. 14 yıl önce de var olan Türk Telekom ve üç GSM işletmecisinden oluşan ana yapı devam ediyor. Bağımsız Alternatif işletmecilerin (TTNet hariç) ciro payı on yılda sadece yüzde 8 seviyesine ulaştı.
  • Yeni yabancı yatırımcılar ülkeye gelmiyor, yerli büyük guruplar pazardan çıktılar. Bu noktada hepimizin bu durumun nedenlerini ve pazarın büyümesi için neler yapılabileceğini kendimize sormamız gerekiyor.
  • Ülkemiz telekomünikasyon sektörü için en önemli risk ve tehdit sektörde serbestleşme sürecinin tamamlanmamış olmasıdır.
  • Türk Telekom gurubunda devletin doğrudan mevcudiyeti sürmektedir; Turkcell Yönetim Kurulu’na giren yeni üyelerle sektörün bünyesine yeni bir devlet mevcudiyeti eklenmiştir. Sonuçta, mevcut yapının yüzde 77’sini oluşturan bu iki gurubun yönetiminde hükümet doğrudan etkin duruma gelmiştir. Nedeni ne olursa olsun bu durum ‘’doğal’’ ve dengeli değildir. Temennimiz kısa sürede doğal duruma dönülmesidir.
  • Tüm bu gelişmeler, Türkiye telekomünikasyon sektörünün triopol/düopol yapısına dönüşmesine zemin hazırlıyor. Henüz rekabetin yeterince gelişmediği ülkemizde yaşanan bu durum serbestleşmeye çok büyük zarar verecektir. Bu durumdan yakın ve orta vadede, gerek vatandaşlar gerekse de sektörde faaliyet gösteren firmalar zarar görecektir.
  • Avrupa Birliği’nde, 2020 yılına kadar evlerin yarısına 100 MB hızındaki fiber hatlarla ulaşmayı, diğer yarısına da 30 MB hızın sağlanması planlanmış durumda. Her eve, her işyerine hızlı haberleşme altyapısı kurulması Türkiye’nin uluslararası düzeyde rekabet gücünün arttırılması ve Türkiye ekonomisinin sayılı ekonomiler arasına girebilmesi için olmazsa olmaz bir öneme sahiptir.
  • Facebook, Twitter, Youtube, Skype, WhatsApp, ön ödemeli mobil kartlar ve benzerleri… Hepsi rekabetçi ortama en erken geçilen, uygun altyapıya en önce sahip olan yerde ABD’de ortaya çıktı. Hepsi de çok küçükten başlayıp büyüdüler. 8-10 sene geriden gelen ülkeler, hala arayı kapatıp benzeri teknolojileri ve yenilikçiliği yapamadılar. O nedenle, vakit kaybetmeden, yaygın, rekabetçi, hızlı genişbant şebekelerini gerçekleştirmeliyiz. Yeni fiber şebekeleri yapamazsak, Yaygın alternatif fiber şebekeler olmazsa, “yeni teknolojiler ve yenilikçilik” dar yollarda vakit kaybeder”.
  • Hızlı haberleşme altyapısı olan fiber şebekeler sadece sabit internet için kullanılmamakta, aynı zamanda cep telefonu şebekeleri de fiber optik şebekeleri kullanıyor. Fiber şebekeler yaygınlaşmazsa cep telefonunda 3G’den 4G’ye geçemeyiz. Fiber şebekeler yaygınlaşmazsa artan veri iletimi karşısında ulusal haberleşme şebekemizde yavaşlamalar hatta çökmeler yaşanabilir. Mevcut ulusal yeraltı kablo kanallarını herkesin bedeli karşılığı kullanabilmesi hem İnternet kullanıcıları hem de Türkiye’nin geleceği için kritik öneme sahip. Yeraltı kablo kanallarını, fiberlerini tüm işletmecilerin uygun kiralama fiyatlarıyla kullanabilmesi için bu fiyatların maliyet temelli olarak belirlenmesi gerekiyor.
  • Türk Telekom’un açıkladığı yeraltı kablo kanallarının kullanım kirasının AB’ye göre neredeyse 30-40 kat daha pahalıdır. Ülkemizde rekabetin artması ile İnternet kullanıcılarının işletmecisini, tarifesini, kalitesini seçebilmesi için bu fiyatların AB fiyatları seviyesinde belirlenmesi gerekiyor. Bu durumu düzeltmek için Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, (BTK) alacağı kararla yeraltı kablo kanallarının diğer işletmeciler tarafından kiralanması ücretlerini ve şartlarını en doğru biçimde belirleyeceğine inanıyoruz. Zira yeri kazmak suretiyle sıfırdan hat çekme maliyetleri bile şu anki kablo kanalları kirasından daha uygun bir maliyet sunuyor.
  • Bir işletmecinin, ulusal altyapının bulunmadığı veya uygun olmadığı yerlerde kendi fiber şebekesini (fiber kablo, kanal, göz) kurabilmesi için kazı yapma izni alması gerekiyor. Dünyada yerel yönetimler hızlı internetin kendi şehirleri için hem bireysel hem de ticari alanlarda ciddi üstünlük sağlayacağını biliyorlar ve adeta yarış edercesine fiber optik şebekelerin kurulmasına destek veriyorlar. Ancak örneğin İstanbul’da dünyanın tam tersine bir uygulama ile Yeni Nesil İşletmecilerin Fiber Optik Altyapı tesis etmelerine ve var olan altyapıları kullanmalarına İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından izin verilmiyor.
  • Fiber altyapının genişletilmesinin bir diğer yolu olan tesis paylaşımı alanında ise ulusal altyapımızı şu an sadece Türk Telekom kullanmakta ve bu altyapının diğer işletmeciler tarafından kullanılması için de fahiş ücretler talep edilmektedir. Ayrıca karayolları, demiryolları, boru hatları, elektrik iletim hatları ilgili kamu kuruluşlarının alternatif işletmecilere izin vermemeleri, ayırımcı davranışları ve yüksek kira bedelleri istemeleri nedeniyle fiber optik şebekesi kurmak engelleniyor.
  • Bakanlık; “önce kiralamaya çalış” demesin. İsteyene altyapı izni versin. Mükerrer yatırımı devlet değil, yatırımcının aklı önler, kiralama olanağı önler. BTK; var olan yeraltı borularını makul fiyat ve şartlarla kullandırsın. Fiyat ve şartları belirlesin. Belediyeler; engel olan, şehrinin gelişimini engeller. Bakanlık, engelleyen belediyeleri engellesin.

THY’nin 12 uçağı internetle uçacak

Türk Hava Yolları ve TTNET arasında işbirliği anlaşması imzalandı. İmzalanan anlaşma ile TTNET, Türk Hava Yolları filosunun internet erişimi bulunan uçaklarında sunulan WiFi hizmetinin internet servis sağlayıcısı ve Türk Hava Yolları’nın marka ortağı oldu.

Uluslararası uçuşlarda kullanılan kablosuz internet altyapısına sahip 12 adet Boeing 777-300 ER tipi uçakta sunulan WiFi internet hizmeti, Nisan ayı itibariyle TTNET tarafından sağlanacak. Türk Hava Yolları’nın Boeing ve Airbus’tan teslim alacağı yeni geniş gövdeli uçaklarla birlikte, 2017 yılı sonunda 62 adet geniş gövdeli uçakta yolcuların “TTNET WiFi Fly” ile internete bağlanması hedefleniyor. İnternet altyapısı olan uçaklarda sunulan WiFi hizmetinin bundan böyle TTNET tarafından sağlanmasının yanı sıra, geniş kapsamlı bir marka ortaklığını da içeren anlaşmaya göre, Türk Hava Yolları’nın uçak içi eğlence sistemi olan Planet’te de TTNET’in reklam ve tanıtım içerikleri yer alacak.

TTNET Genel Müdürü Abdullah Orkun Kaya, “İlk olarak uluslar arası uçaklarda kullanılan 12 adet uçaklarda WiFi Fly servisimiz olacak. VViFi Fly markası olacak ücretli olacak. Saatlik ve 24 saatlik iki paket var. THY çok uzaklara doğrudan uçuşlarla yolcuları taşıyor. 24 saatlik paketimiz var. Uçuş değiştirseniz de aynı gün dönseniz de o süre içinde kullanılabilinecek. Ücreti ise 9.99 dolar, 24 saatlik ücreti ise 14.99 dolar yani Avrupa’daki muadilleriyle karşılaştırıldığında aynı rakam. Fakat döviz kuru euro değil de dolardır. Teknoloji uydu üzerinden uçaklara internet erişimi sağlayacak. Bizde giriş sayfasıyla ücretlendirme süreçleriyle yer alacağız.” diye konuştu.

Gezinti TTnet için çok değerli olmalı

Gezinti.com sitesi, önceki sene gündeme bomba gibi düşen bir konu. Daha önce bu konuda şöyle ve şöyle yazılar yazdım. Kısaca özetlemek gerekirse TTnet insanlara daha etkin reklam sunmak için bir mekanizma kurdu. Bu mekanizma herkesin gezdiği internet sitelerini kontrol ederek onları profilleyecek ve onlara daha etkin reklamlar sunulması için ortam hazırlayacak.

Halkımız bu uygulamaya oldukça büyük tepki gösterdi. Çünkü ilk çıkışında hayata geçirilen sayfa düzeni ve kurulumuyla bu hizmeti almamak neredeyse imkansızdı. Sonra BTK’nın müdahalesi gerçekleşti, uyarı ve cezalar birbirni kovaladı. Sonra sistem yenilenmiş haliyle tekrar ortaya çıktı. Halk öylesine tepkiliydi ki benim ve Serdar Kuzuloğlu’nun bu konuda yazdığımız kullanıcılar anonimleştiriliyormuş yazılarımız yüzünden istenmeyen adam ilan edilmemiz gündeme geldi.

Geçtiğimiz günlerde halka açık bir internet ortamında önüme tekrar gezintinin çıkmasıyla konu canlılık kazandı. Ben kamuya açık internet ortamlarında bir kişinin gezintiyi onaylayınca diğerlerinin de bu onay üstünden takibe gireceğini dile getirdim. Türk Telekom yetkilileri bunun doğru olmadığını dilye getirirken genel olarak bizi şu yönde bilgilendirdi: Evde ya da kafeler gibi halka açık ortamlarda sistem sizi bir kişi olarak görüyor. Siz istemiyorum dediğiniz anda bir daha size göstermiyor. Ancak aynı ağda bulunan diğer kişiye de bunu soruyor. Eğer kimse istemezse kimse bu sisteme girmemiş oluyor.

Şimdi gelelim aslında cevabı verilmese de olur temel sorulara:

  1. Gezinti çok değerli olmalı çünkü özellikle fişlemenin ayyuka çıktığı ve takibin bu kadar eleştirildiği bir zaman diliminde dahi bu sistem durdurulmuyor.
  2. Gezinti.com sitesi açıkçası benim haber kaynağı olarak kullandığım bir site değil ve muhtemelen de olmayacak. Kötü olduğu için değil bana hitabetmediği için bu böyle. Ama sitenin Türkiye Alexa sıralaması 74. Yani çok girilip çıkıldığını söylemek yanlış olmaz. Ha bu giriş çıkışların ne kadarı otomatik olarak TTnet’in istiyorum-istemiyorum sayfası? Onu içeridekilerden başkası bilemez…
  3. TTnet bu hizmeti sadece altyapısını kurarak bütün reklam dünyasına açmadığı zaman bir rekabet sorunu çıkar mı ortaya? İlk bakışta çıkar gibi gözüküyor. Çünkü diğer reklam ajanslarının her bağlananın verisini inceleme şansı yok. TTnet de bu avantajı sadece kendine kullanıyor. Ama TTnet’in rekabet hukuku konusundaki bilgisi ve gücünü kimse tartışamaz. Mutlaka bu konu masaya yatırılmış ve net cevapları alınmıştır.
  4. TTnet, önceki gün yaptığı açaklamalarda da net bir biçimde dile getirildiği gibi internetin birçok alanında lider firma. Lider olan firmaya daima saldırılır. Takip ve benzeri işleri yapan firmalara zaten saldırılıyor. Gezinti için algı çok ama çok zor değişecek. Ne düşünürlerse düşünsünler denemeyecek kadar yüksek oktavda eleştiri geliyor. Ttnet iletişim biriminin işi bu anlamda çok zor… Bundan sonra da daha kolay olmayacak.
  5. Ben kendi adıma, bilgilerin anonimleştirilerek alınmasını da istemiyorum. Çünkü bu ülkede 17 aralık sonrası olaylarda da görüyoruz ki en iyi niyetli ve sıkı kontrol edilen uygulamalar bile birilerinin elinde çok zararlı hale gelebiliyor. Bu da beni o kadar çok korkutuyor ki ne kadar iyi niyetli dahi olsa tek bir satır bilgimi dahi kimseye emanet etmek istemiyorum

Türk Telekom’da beklenen deprem gerçekleşti

Türkiye’nin öncü iletişim ve yakınsama teknolojileri şirketi Türk Telekom, üst yönetim yapılanmasında Grup CEO ve Genel Müdür görevlerinin birleştirilmesini içeren bir değişiklik gerçekleştirdi. Yeniden yapılanma kapsamında, Türk Telekom yönetim kurulu üyesi ve Oger Telecom CEO’su olarak görev yapan Rami Aslan, 10 Aralık 2013 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere Türk Telekom CEO’su olarak atandı. Aslan, mevcut görevlerine ek olarak, Türk Telekom İcra Komitesi’ne ve grup şirketleri Avea ve TTNET’in yönetim kurullarına üye olarak atanacak.

Türk Telekom Grup CEO’su olarak görev yapan Hakam Kanafani, Türk Telekom Yönetim Kurulu Başkanı Başdanışmanı olarak atandı. Kanafani, aynı zamanda Türk Telekom ve Grubun teknoloji şirketlerinin ve Oger Telecom ve Güney Afrika’da faaliyet gösteren Cell C (PTY) Limited’in yönetim kurulu üyesi olacak. Türk Telekom Genel Müdürü olarak görev yapan Tahsin Yılmaz ise, Oger Telecom Yönetim Kurulu Başkanı danışmanı olarak atandı.

Aynı İstanbul’un beklenen ha oldu ha olacak denen depremi gibi. Türk Telekom’da uzun zamandır beklenen deprem en sonunda gerçekleşti. Hakam Kanafani ve Tahsin Yılmaz görevden alındı. Bize gelen bilgilere göre burada da kalmaz, Yılmaz ile birlikte gelen kurumsal iletişim gibi CEO’ya bağlı birimler de oradan alınır… Bu değişikliğin sebebi neydi? Gelin birlikte TKNLJ stilinde konunun farklı yönlerini masaya yatıralım:

  • Mevcut Türk Telekom ekibi, TTNET bünyesinde iyi işler yaptığı için oraya atanan Tahsin Yılmaz ile birlikte geldi. Ekibin Yılmaz ile birlikte ayrılması kimseyi şaşırtmamalı.
  • Benzer değişimleri birçok alanda çok göreceğiz önümüzdeki günlerde. Çünkü 2002 yılından bu yana orada sapasağlam duran Binali Yıldırım artık yavaş yavaş elini eteğini çekiyor. Onun gitmesiyle bazı toprak kaymalarının yaşanması kaçınılmaz
  • Türk Telekom hiçbir zaman tam anlamıyla özel bir şirket olmadı. Kimse kendini kandırmasın. Orayı özel bir şirket haline dönüştürmeye çalışıp yıldız olmaya aday olanların birer yıldız gibi kaydığını da çok gördük.
  • Orada özelleşmeden bu yana kafaları kurcalayan sözleşme maddeleri varken, iktidarın etkisi bu kadar barizken, aynı anda iki tepe yöneticisinin (en tepenin) oradan ayrılması iktidarda da enteresan değişimlerin ön habercisi olabilir…
  • Ayrılanların danışman, başdanışman olması geleneği bu sefer de bozulmadı. Muhtemelen tazminat verilmemesi için her iki ayrılan isim de danışmanlık görevi yürütecek…
  • Yeni göreve gelen Rami Aslan, telekomun özelleştirilmesi döneminden bu yana o havayı soluyan bir Oger figürü… İlerleyen süreçte işe alma ve işten çıkarmaların yönü bize tepe yönetimin ayrılma sebepleri konusunda da fikir verecektir.

Bir minik şahsi not: Tahsin Yılmaz ile yakın sohbet imkanı buldum. Hem TTnet hem de Türk Telekom zamanlarında… Önemli işler yapmaya soyunacak biriydi. Yaptı da… Önemli adımları oldu. Ama bitişini göremedi. Sektörde tekrar karşımıza çıkacak bir isim olarak görüyorum onu. Şimdi en çok merak ettiğim konu: TTnet’te çalışırken onun Twitter aktivitelerini izlemek bir zevkti. Sonra Türk Telekom’da kendisi değil çalışanları yazmaya başladı. Şimdi ne olacak? Yeniden hesabını teslim edecekler mi Tahsin Yılmaz’a?

BTK yılı 34.5 milyon TL ile kapattı

BTK, Türk Telekom, TTNET, Turkcell,Vodafone ve Avea’ya 34,5 milyon lira para cezası verdi. Kurul kararlarına göre, Türk Telekom’a bazı abonelik sözleşmelerinde yer alması gereken asgari bilgilerden bir kısmının bulunmaması, bazı abonelerin başarısız çağrılarının ücretlendirilmesi gibi nedenlerle 4 milyon 957 bin 920 lira para cezası uygulandı. Kurul, TTNET’e, bazı faturalara fazla ücret yansıtılması, taahhüt edilen indirimlerin yansıtılmaması, birtakım indirimlerin uygulanmaması, bazı abonelerin taleplerinin geç devreye alınması gibi gerekçelerle 6 milyon 989 bin 54 lira para cezası verilmesini kararlaştırdı. Turkcell’in abonelik sözleşmesinde yer alması gereken asgari bilgilerden bir kısmının bulundurmadığını tespit eden BTK, şirkete abonelerin başvurmak istedikleri bazı paketlerin tanımlanması, Turkcell Mobil TV hizmetini iPphone veya Android işletim sistemli cihazlar üzerinden kullanan abonelere, uygulama içindeki Twitter entegrasyon özelliği paket ücreti içerisinde ücretsiz olması gerekirken, Tvvitter kullanımlarının ücretlendirmesi nedeniyle 20 milyon 314 bin 135 lira para cezası verdi. Kurul, Vodafone’a 2 milyon 88 bin 871 lira para cezası verilmesini kararlaştırılırken, Avea’ya ise paket alımı gerçekleştiren abonelere paketsiz olarak fazladan ücretlendirilmesi gerekçesiyle 203 bin 510 lira para cezası verdi.

Ali Güven’e katılmama hakkını kullanma zamanı

Anadolu Ajansı’na demeç veren D-Smart Üst Yöneticisi (CEO) Ali Güven, D-Smart’ın Digitürk’ü satın alma isteğine ilişkin, “Bu iki şirketin birleşmesiyle 3 yıl sonra 6-7 milyon abonesi olan, piyasa değeri 10 milyar doları bulmuş, Türk televizyonunu bölgeye yayan bir dünya devinin çıkmasını hayal ediyorum” dedi. Güven, D-Smart’ın, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) Çukurova Grubu’nun borçları nedeniyle el koyduğu Digitürk’e ilişkin planlarını AA muhabiriyle paylaştı. Türkiye’de Digitürk ile aynı işi yapan bir şirket bulunduğunu, bunun da D-Smart olduğunu söyleyen Güven, “Bizim bu şirkete talip olmamız kadar doğal bir şey olamaz. Kendimize çok güveniyoruz. D-Smart’ın Digitürk’ü almasıyla ortaya çıkacak ekonomik avantajlar diğer firmalarda olmayacak” diye konuştu.

Ali Güven bu konuda oldukça yanlış düşünüyor. Zira Türk Telekom’un bu şirketi alması söz konusu olursa giderek eriyen abone sayısı, dolayısıyla şirketin değerinin evlere verilecek belki de ücretsiz yayınla bir anda durdurulması söz konusu olabilir. Yani bu en çok kime yarar diye bakıldığında Türk Telekom’a katma değeri D-Smart’tan çok daha fazla olacaktır. Ama alan kişi şunu hatırlamalı: Çok yakında Digiturk’ün futbol üstündeki gösterim hakkı öyle ya da böyle bitecek…

Ali Güven, tekelleşme eleştirilerinin hatırlatılması üzerine ise şunları söyledi: “Türkiye’de çok kuvvetli, dünya normlarında bir rekabet hukuku var. Çok iyi çalışan bir Rekabet Kurumu ve çok deneyimli uzmanları var. Tabii ki onların izin vermesi halinde bu satınalma gerçekleşir. Burada raconu devlet keser ve çok da haklı olur. Devletin ya da Rekabet Kurulu’nun yerinde ben de olsam, bu satışı çok incelerim. Diğer firmalar arasında Türk Telekom’dan açıklama geldi. Onlar da hakikaten Digitürk’ü alıp, büyütebilecek vizyona ve kapasiteye sahipler. Bizim bu açıklamaları yapmamızdaki en önemli sebep, yetkili mercilerin yanı sıra halka bu talebimizi resmi olarak belirtmek ve iletmekti. Biz bunu yapmak zorundayız.”

Ali Güven burada da şaşırtıcı bir biçimde yanılıyor: Zira Rekabet Kurumu rekabetin tesis edebileceği şartlarda çalışabilir. Sektörün ikincisi, sektörün birincisini satın alıp akabinde “Rekabet Kurumu şahane çalışıyor haydi çalışsın da tekel olmasın” derse buna kargalar da dahil olmak üzere herkes güler. O yüzden de bu söylem çok akil durmuyor…

Güven, D-Smart’ın Digitürk’ü satın alması halinde, yapılacakların listesinin yüzde 99 tamamlandığını belirterek, planlarına ilişkin şu bilgileri verdi: “Biz Digitürk’ü alırsak eğer, elindeki 2015 Mayıs ayına kadar elinde olan lig haklarını, Türkiye’deki diğer pay TV operatörlerine, yani bize gelecek herkese Rekabet Kurulu’nun belirlediği şartlarla ve fiyatlarla vereceğiz. Bugüne kadar Digitürk’ün ‘Benden başka kimsede olamaz’ dediği şeyi biz herkese açacağız. Alan herhangi bir firmanın da aynısını yapmasını bekliyoruz. Türkiye’de futbol, ‘benden başkasında olmasın’ anlayışı yüzünden bitti, futbolun değeri çok düştü. İnsanlar çocuklarını artık voleybol kursuna yazdırıyor. Özellikle 2011 yazında olanlar yüzünden de insanlar futboldan soğudu. Bizim en büyük görevimiz Türkiye Süper Lig haklarını tabana yaymaktır. Fiyat konusunda Digitürk’ü çok eleştiremem ama biz aldığımız takdirde şu an Digitürk müşterilerinin ödediği paket fiyatlarında mutlaka bir iyileştirme yapacağız.”

Hep Ali Güven’in tersine gitmek istemem ama bak bir alalım ne kadar ucuzlatacağız yaklaşımı bana çok popülist geldi. Halk bunu mevcut D-Smart fiyatlamalarına bakmadan dahi yutmaz. Futbolun değerinin sürünmesinin sebebi mevcut maç gösterimi midir yoksa hükümetin işin içine elini ayağını, kolunu bacağını sokması mı? Tabii ki bunları AA röportajında dile getirmesini bekleyemeyiz. Ama futbola ilgi düştü millet çoluğunu çocuğunu voleybola yazdırıyor yaklaşımına kendimi ne kadar zorlarsam zorlayayım ikna olamadım…