Peki biz o bokları neden yedik?

ANKARA, İNTERNET, MANŞET, POLEMİK

Padişah veziriyle gezintiye çıkmış. Hava güzel, kuşlar cıvıl cıvıl. Keyif dolmuş yürürken. Derken yolda bir öbek bok görmüşler. Padişah keyifle vezirine takılmış: “Vezir şu bokların hepsini son kırıntısına kadar yersen kavuğu sana vereceğim padişah sen olacaksın…”

Vezir bir boka bakmış, bir padişaha. Hemen gidip hapır hupur boku son kırıntısına kadar yemiş. Herkes donup kalmış. Padişah o kadar adamın arasında verdiği sözü yutamamış. Sıkıntı içinde kavuğunu çıkarıp vezire vermiş.

Vezir önce acayip sevinmiş. Fakat sonra bir bakmış ki etrafında kellesini almak isteyen adamlar… Sırada bekleyen devlet işleri. Savaşlar… Bu kadar adamın idaresi… Yaptığına son derece pişman olmuş. Tam o anda imdadına yeni bir öbek bok yetişmiş. Heyecanla dönmüş eski padişah yeni vezire… “Şu bokları yersen kavuğu sana vereceğim” deyivermiş.

Pişmanlıktan ölen padişah durur mu? Koşmuş kafayı gömmüş bokun içine hepsini hapır hupur yemiş bitirmiş.

Saraya doğru dönerken sakalındaki bokları temizlemeye çalışan padişah “yahu” demiş vezire… “Demin sen vezirdin ben padişahtım. Şimdi yine sen vezirsin ben padişahım. Peki biz o bokları neden yedik?”

Geçtiğimiz günlerde Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın yaptığı açıklamaya göre 24 Mayıs’ta Başbakan Binali Yıldırım’ın katılımıyla Ankara’da gerçekleştirilecek törende, tüm telekomünikasyon şirketleri sabit elektronik haberleşme altyapılarını karşılıklı kullanıma açan protokole imza atacaklar.

TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Ata Arıak, Türk Telekom CEO’su Paul Doany, Turkcell CEO’su Kaan Terzioğlu, Vodafone Türkiye CEO’su Colman Deegan ve Türksat CEO’su Cenk Şen arasında imzalanması beklenen anlaşma, ülkemizin gücüne güç katacak.

TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Ata Arıak, telekomünikasyon şirketlerinin aldığı bu kararın; uzun yıllardır süregelen fiber altyapı meselesini çözeceğini, yeni altyapı kurulması için yapılması gereken 25 milyar liralık yatırımı 4-5 milyara liraya düşüreceğini ve internet fiyatlarının düşmesine destek vereceğini dile getirdi.

Anayasa Mahkemesi interneti özgürleştirdi mi?

ANKARA, İNTERNET, MANŞET, POLEMİK, Sansür

freedomBugün Anayasa Mahkemesi bir karar alacaktı 5651 numaralı kanunla alakalı… Bu kanun, internete sınırlamalar getiren, bizim hep birlikte birçok maddesini eleştirdiğimiz bir yapıya sahip. Sitelerin kapatılması, engellenmesi ve türevi hareketler, gücünü bu kanun maddesinden alıyor.

Kanunun eleştirilecek birçok yönü varken TELKODER kanalıyla işletmecilere dokunan maddesi Anayasa Mahkemesi’ne götürüldü. Neydi o yasanın 9. maddesi? Hemen öğrenelim:

Yer sağlayıcı, yer sağladığı hizmetlere ilişkin trafik bilgilerini 1 yıldan az ve 2 yıldan fazla olmamak üzere yönetmelikte belirlenecek süre kadar saklamakla ve bu bilgilerin doğruluğunu, bütünlüğünü ve gizliliğini sağlamakla yükümlüdür”, 4. fıkra, “Yer sağlayıcılar, yönetmelikle belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde yaptıkları işin niteliğine göre sınıflandırılabilir ve hak ve yükümlülükleri itibarıyla farklılaştırılabilirler

Bu niçin TELKODER’in eleştiri oklarına hedef oldu? Çünkü kullanıcıların tüm yaptıklarını iki yıl boyunca saklayacaksınız işletmeci olarak. Bu da kolay bir iş değil. Çünkü herkesin on binlerce kullanıcısı var. Bu kadar kullanıcının bilgisini iki yıla kadar saklamak kadar onları toplayabilmek de çok ciddi ve maliyetli bir iş.

Şu anda hizmet veren 300 kadar çoğunluğu TELKODER üyesi şirketlerin bu yükün altından kalkması çok da mümkün görünmüyor.

Bu alınan karar TELKODER için ciddi bir zaferdir. Bunu bir kenara yazmak lazım. Bu arada kanundan çıkarılan bir diğer şey de “erişim sağlayıcının yükümlülükleri” başlıklı 6. maddeye eklenen “Erişimi engelleme kararı verilen yayınlarla ilgili olarak alternatif erişim yollarını engelleyici tedbirleri almakla” ve “Başkanlığın talep ettiği bilgileri talep edilen şekilde Başkanlığa teslim etmekle ve Başkanlıkça bildirilen tedbirleri almakla, yükümlüdür” cümleleri.

Düşünsenize devlet diyor ki bunu engelle. Siz engellediğinizi düşünüyorsunuz ama birisi bir yol bulup giriyor. Siz bundan sorumlu olacaksınız. Devletin kendinin tam anlamıyla yapamadığı bir şeyi şirketlerden istemesi, buna bir yol bul diyerek diretmesi bana çok doğru gelmiyor…

Ama bana en çok yanlış gelen şey de şu: Bu kanunla bir savcı mahkeme kararı bile olmadan bir siteyi kapattıbiliyor. Hukuk mekanizmaları devreye girmeden, site sahibinin haberi dahi olmadan bir site öyle bir savcı istedi diye kapalı kalabiliyor. Bunun için tanımlanmış bir şey yok. Diyelim ki siteniz kapandı ve siz bunun gereksiz yere olduğunu kanılayıp açtırdınız. Mesela iki gün boyunca kapalı kaldı siteniz ve zarara uğradınız. Bu konuda tazminat da talep edemiyorsunuz.

Tanımı net olmayan bir müstehcenlik ve nasıl yapıldığı bilinmeyen bir intihara teşvik ile sitelerin kapatılabiliyor olması kimseye batmadı. Sadece bu kadar adamın verisini saklamak zor öyle her istendiğinde kapatmak da zor gibi şeylerin sonucunda birkaç cümle iptal edildi.

Yani özetle… İnternetin özgürleştirildiği filan yok. Birkaç şirketin zarara girmesi engellendi. O kadar…

Hemen sevinmeyin diye söyleyeyim dedim…

 

Türk Telekom’un kurumsal bakışının analizi

5G, ANKARA, İNTERNET, MANŞET, TÜRK TELEKOM

Mehmet Ali AkarcaTürk Telekom, Kurumsal İş Birimi CEO’su Mehmet Ali Akarca ile kurumsal hizmetlerinin duyurusunu yaptı, hangi noktada olduklarını detaylı olarak anlatmaya çalıştı. Aldığım küçük notları, doğru ve yanlışları, TKNLJ formatında sizlerle paylaşmak istiyorum:

  • Öncelikle Akarca ile bundan 10 sene önce de 3 sene önce de konuştuğumuzu ve o zamanlar onun Türk Telekom konusunda en sert açıklamaları yapan TELKODER yönetim kurulunda olduğunu hatırlatmakta fayda var diyeceksin. Ama benim de 10 sene önce Türk Telekom’a kurumsal iletişim hizmeti veren bir firmada olduğumu düşünecek olursak çok bir şey ifade etmediğini söyleyebiliriz…
  • Akarca’nın bence en yanlış iletişimi; konuşmasına internetin kurumlar için faydalarını anlatarak başlamasıydı. Sifondan bile internete girildiği şu günlerde biraz tuhaf kaçtı.
  • Türkiye’nin en büyük 500 şirketinin Türk Telekom’dan hizmet alıyormuş. KOBİ’lerin yarısı… Akarca bununla çok övünüyor. Sanki bu hizmetleri alanların başka bir seçenekleri varmış gibi.. Sanki başka bir kurumun 444’lü hat vermesine izin veriliyormuş gibi… Sanki başka bir kurumun istediği yere fiber çekmesine kolayca izin veriliyormuş gibi…
  • KOBİ’ler teknolojiyi yüzde 10 fazla kullanırsa 15 milyar dolar ek gelir elde edecekmiş. Konuşmada adı verilmeyen araştırmalar bunu söylüyormuş. Çok inandırıcı gelmiyor ama araştırmayı görmeden bir şey söylememiz imkansız.
  • Akarca’nın gözünü diktiği en önemli noktalardan biri ise veri merkezleri. İstanbul’u Almanya ve Hollanda’dan sonra dünyanın önde gelen veri merkezlerinden biri haline getirme gibi çok ciddi amaçları var. Akarca bir zamanlar bu hedefe yönelik Türkiye’nin önde gelen servis sağlayıcılarını bir araya getirerek TNAP (Türkiye’nin Network Altyapı Platformu) diye bir yapı kurulmasına önayak olmuştu. 2011 yılında bunun basın toplantısında konuşmuştuk Akarcalı ile… Orada Türk Telekom’a karşı yapamadığını burada Türk Telekom ile yapabilir…
  • Akarca’nın en acayip açıklaması ise fiberin Türkiye için 3 ve 4G için yeterli olduğunu dile getirmesiydi. Bence fiber Türk Telekom için yeterli olabilir. Ama Türkiye için kesinlikle değil. Çünkü Türk Telekom tesis paylaşımı yapmıyor, çünkü kendinin bulunduğu yerlerde başkalarının fiber çekmesine zorluk çıkarıyor, çünkü fiber kira bedeli olarak cidden fahiş fiyatlar çekiyor.
  • Türk Telekom ciddi abone kaybı yaşıyor. Toplantı sırasında da sorduğum gibi kalan abonelerin büyük bir kısmının kurumsal hat sahipleri olduğunu düşünüyorum. Ama Türk Telekom bu konuda bilgi vermekten kaçınıyor. Sebep basit: Borsa’ya açıklar.
  • Son olarak… Türk Telekom’un kurumsal birimi reklam kampanyalarını ucuzluk üstüne temellendirmiş. Reklam ve dili gibi konuları bilmem anlamam. Sade suya bir izleyiciyim. Ama iletişimsel olarak verilen hizmetlerin albenisinin ucuzluk olmadığını sezinleyebiliyorum…

 

Fiberi yok gezmeye tahtırevanla gider ihaleye

5G, ANKARA, MANŞET, OPERATÖRLER

telkoder4G ihalesi tüm hızıyla devam ederken TELKODER herkesin dikkatini bizim her zaman çektiğimiz bir noktaya “davet etti”…

TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Ata Arıak, 4.5G teknolojisini tam anlamıyla kullanabilmek için mevcut fiber altyapısının 5-6 kat artırılması gerektiğini, mevcut açığın kısa sürede kapatılmasının çok zor olduğunu dile getirdi.

4.5G teknolojisi için fiber altyapının olmazsa olmaz olduğunu belirten Yusuf Ata Arıak, 4.5G ile ortaya çıkacak olan büyük kapasitenin taşınabilmesi için her baz istasyonunun fiber ile merkez santrallere bağlanması gerektiğini, yeni ihale ile hali hazırda 65 bin civarında olan baz istasyonu sayısının çok daha artacağını, bu sebeple fiber şebekelerin hızla yaygınlaştırılmasının şart olduğunu söyledi.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından yayınlanan 2015 ilk çeyrek verilerine göre hali hazırda Türkiye’de toplam 250.614km uzunluğunda fiber altyapı bulunuyor. BTK’nın raporunda mevcut altyapının 197.262km’lik bölümünün Türk Telekom’a ait olduğu, geri kalan 53.352km’lik bölümün ise alternatif işletmeciler arasında dağıldığı görülüyor. “4.5G için fiber altyapının tahminen 5-6 kat artırılması gerekiyor. BTK raporlarını incelediğimizde son beş yılda fiber altyapının yıllık artış hızının yaklaşık %23 olduğunu görüyoruz. Yani beş yılda ancak iki katına çıkabilmiş. Aynı artış hızıyla devam edilirse fiber altyapı açığının bu kadar kısa sürede kapatılamayacağı açıkça görülüyor.” şeklinde konuşan Yusuf Ata Arıak sektörün önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini belirtti.

Fiber şebekelerin yaygınlaşması için “Geçiş Hakkı” ve “Tesis Paylaşımı” olmak üzere iki yol bulunduğunu belirten TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Ata Arıak, bu iki yolun da henüz Türkiye’de verimli şekilde kullanılamadığını söyledi. Bir işletmecinin kendi şebekesini (fiber kablo, kanal, göz) kurabilmesi ve kamu/özel mülkiyet altındaki arazilerden geçebilmesi için kazı yapma izni alması olarak tanımlanabilecek “Geçiş Hakkı” izni konusunda Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından yapılan düzenlemelerin beklenen sonuçları vermediğini söyleyen Arıak, “Tesis Paylaşımı” konusunun da çok farklı olmadığını dile getirdi. Arıak, “Tesis paylaşımı yoluyla her işletmecinin kendi kazısını yapmasının yerine, mevcut kurulmuş fiber şebekesinin herkes tarafından kullanılması sağlanıyor. Bu sayede fiber şebekelerin yaygınlaşması büyük hız kazanabiliyor. BTK’nın ilgilendiği tesis paylaşımı konusunda da çok gecikmeli olarak yapılan düzenlemeden beklenen sonuç alınabilmiş değil. Ayrıca BTK’nın 2011 yılında aldığı karar ile Türk Telekom’u fiber yatırımı yapması halinde 5 yıl boyunca tüm düzenlemelerden muaf tutmasının da rekabeti engellemek dışında bir şeye hizmet etmediği açıkça görülüyor. Yatırımların artması için bu kararın ortadan kaldırılması gerekiyor.” şeklinde konuştu.

Yusuf Ata ARIAK, 4.5G ihale şartnamesinde yer alan kademeli kapsama alanı şartına da dikkat çekerek, fiber altyapı kurulmasının önündeki engellerin süretle ortadan kaldırılmasıyla sorun yaşanmasının önüne geçilmesinin mümkün olabileceğini de sözlerine ekledi.

Telkoder “belediye kafasına göre para alamaz” dedirtti

İNTERNET, MANŞET, OPERATÖRLER, POLEMİK

ibbTELKODER, Elektronik Haberleşme Geçiş Hakkı Hizmet Tarifesi’nde yer alan haksız maddelerin iptaline ilişkin İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne karşı açtığı davayı kazandı. İstanbul’da fiber İnternet hizmeti vermek üzere altyapı çalışmaları yapmak isteyen firmaların önündeki en büyük engellerden biri İstanbul 8. İdare Mahkemesi’nin aldığı kararla kalktı. Diğer belediyelerin uygulamalarına karşı emsal olarak gösterilebilecek olan kararda ilgili tarifenin geçiş hakkı ücretini belirleyen miktara ilişkin kısımları keyfi/fahiş artırımlar yapılamayacağı gerekçesiyle iptal edildi. Bu karar başta İstanbul olmak üzere tüm Türkiye’de fiberin yaygınlaşması için daha uygun bir ortam oluşmasına katkı sağlayacak.

AB ülkelerinde %16 seviyesine ulaşan çok hızlı fiber internet kullanım oranı ülkemizde sadece %1,9 oranındadır. Fiber şebekelerinin yaygınlığının önündeki en büyük engellerin başında, belediyeler tarafından verilmeyen kazı izinleri ve fiber kabloları döşemek için talep edilen yüksek ücretler geliyor.

TELKODER’in İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden aldığı verilere bakıldığında, İstanbul’da kazı izni verilen fiber optik metrajları 2008’den 2014’e kadar büyük ölçüde düşmüş görünüyor. 2008 yılında İstanbul’da 678 kilometre fiber şebeke döşenmişken bu uzunluk 2014 yılında sadece 17 kilometre… Bu sonucun ortaya çıkmasında; verilmeyen kazı izinleri kadar, fiber kablo döşenmesi için İBB’nin talep ettiği yüksek ücretlerin de etkisi bulunuyor.

Fiber İnternet şebekesi için kazı yapma ve kablo döşeme (geçiş hakkı) konusunda belediyelerin uygulamalarına karşı harekete geçen TELKODER’in, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 2014 yılı Geçiş Hakkı tarifesinde yer alan tartışmalı maddelerin iptali için açtığı dava sonuçlandı. İstanbul 8. İdare Mahkemesi tarafından alınan kararda, 2014 yılı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Elektronik Haberleşme Geçiş Hakkı Hizmet Tarifesinde yer alan birçok madde geçersiz sayıldı. Diğer belediyelerin uygulamalarına karşı emsal olarak gösterilebilecek olan kararda tarifenin geçiş hakkı ücretini belirleyen miktara ilişkin kısımları keyfi/fahiş artırımlar yapılamayacağı gerekçesiyle iptal edildi.

Konuya ilişkin açıklama yapan TELKODER Başkanı Yusuf Ata Arıak, “Fiber İnternet hem ülke ekonomisi hem de vatandaşlarımız için büyük önem taşıyor. Akamai 2014 verilerine göre internet hızında Türkiye 5,8 Mb hız ile dünya genelinde 52. Sırada yer alıyor. Ülkemiz 2023 vizyonu kapsamında hızla gelişen ekonomiler arasında olacak diyorsak, fiber İnternet’in yaygınlaşması için herkese büyük görev düşüyor. Bu noktada Belediyeler, hem kazı izinleri hem de fiber döşenmesi için talep ettikleri ücretlerle gelişim yolunda ülkemize adeta engel oluyorlar. Başta İBB olmak üzere kâr amacı gütmeden halka hizmet için aracı olması gereken bazı Belediyeler, fiber İnternet alanında ne yazık ki sadece gelir elde etmek hedefindeler. Bunun önüne geçmek için TELKODER olarak açtığımız davalardan birini daha kazandık. İstanbul 8. İdare Mahkemesi tarafından alınan karar, fiber İnternet ağlarının yaygınlaşmasına biraz daha katkı sağlayacak”dedi.

TELKODER tarafından kazanılan dava sonucunda İstanbul 8. İdare Mahkemesi’nce alınan kararlar ise şu şekilde oldu:

  • Tarifenin Açıklamalar kısmındaki 2. maddede yer alan “Belediye bu tarife kapsamındaki tesis ve altyapıları kullandırıp kullandırmamakta serbesttir. Bundan kaynaklanan tasarruf ve uygulamalarından sorumlu tutulamadığı gibi, işletmeci/kurum/operatörlerce bu konuda herhangi bir hak iddia edilemez.” İfadesi, 5809 sayılı Kanun’un ihlal edilerek geçiş hakkı talepleri konusunda İBB’nin kendisine ayrıcalıklı bir yetki alanı oluşturduğu ve sınırsız bir takdir yetkisi alanı oluşturduğu gerekçesiyle iptal edilmiştir.

  • Tarifenin Açıklamalar kısmındaki 4. maddesinde yer alan “İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından 2014 ve takip eden diğer yıllarda yeni bir ücret tarifesi karar alınıncaya kadar aynı tarife her yıl %10 fazlası (mevzuatta aksi belirtilmediği sürece) ile uygulanır.” İfadesi, takip eden yıllarda tarife artırımının ÜFE oranında yapılabileceği, keyfi/fahiş artırımlar yapılamayacağı gerekçesiyle iptal edilmiştir.

  • Tarifenin Açıklamalar kısmındaki 5. maddesinde yer alan “İBB; her türlü haberleşme sistem ve ekipmanları tesis yerini ve elektronik haberleşme altyapısını kamu kurum ve kuruluşları ile İBB’ye bağlı Genel Müdürlük ve iştiraklerine iş bu tarifedeki maddelerde belirtilen ücretlerden hiçbirini almadan (ücretsiz) olarak kullandırabilecektir.” İfadesi, ayrım gözetmeme, serbest rekabet ilkelerine ve mevzuata aykırı olması nedeniyle iptal edilmiştir.

  • Tarifenin 14. maddesinde yer alan “Altyapı Katılım ve Güzergah Bakım Bedelleri altyapı tesisini kuran işletmeci veya kuruma ödenmesi gereken ücretlerdir. Mevcut altyapıyı kullanmak isteyen her işletmeci alt yapı katılım bedeli olarak 2.2 tarife pozunun 1/2 veya 1/3 oranında ödeme yapar. Güzergahın tesisi işletmeci tarafından yapılmış ise altyapı kullanım bedeli, mevcut altyapının kullanımını talep eden ilk işletmecinin güzergahı tesis eden işletmeciye, mevcut altyapının kullanımı talep eden 2.,3. ve diğer işletmecilerin ise İBB’ye ödeyeceği ücretlerdir. Daha önce altyapı katılım bedeli altyapıyı tesis eden işletmeciye ödendi ise ödeme miktarı gözetilmeksizin altyapı katılım bedeli İBB’ye ödenecektir.” İfadesi, mevzuata aykırı bulunarak iptal edilmiştir.

Danıştay Erişim Sağlayıcıları Birliği’ne dur dedi

ANKARA, İNTERNET, MANŞET, Sansür

TELKODER Toplanti1Geçtiğimiz sene Şubat ayında 5651 sayılı internet kanununa torba yasayla eklenen bir madde ile “Erişim Sağlayıcılar Birliği” kurulması zorunlu hale getirilmişti. Bu Birliğin Tüzüğünü onaylayan BTK kararının iptal edilmesi için TELKODER tarafından Danıştay’da açılan davada, Danıştay yürütmeyi durdurma kararı aldı.

TELKODER Başkanı Yusuf Ata Arıak, Danıştay 13. Daire Başkanlığı’nın aldığı yürütmeyi durdurma kararına ilişkin, “Kanun yoluyla Erişim Sağlayıcıları Birliği adında bir Sivil Toplum Kuruluşunun zorunlu olarak kurulmasını ve zorunlu olarak üye olunmasını doğru bulmuyoruz. Ancak, Kanun gereği kurulacak olan söz konusu Birliğin gerçekten sivil karakterde olması, öncelikle orta ve küçük cirolu işletmeciler olmak üzere tüm işletmecilerin beklenmedik yatırım/harcama risklerinden korunması, adil temsilin sağlanması, TELKODER üyelerinin de aralarında bulunduğu 116 işletmecinin bir araya gelerek oluşturduğu ve “Serbest Grup” olarak adlandırılan işletmecilerin kabul ettiği temel ilkelerdi. Bu ilkeler doğrultusunda hazırlanmış olan Serbest Grup ESB Tüzüğü, 116 işletmecinin imzası ile birlikte BTK onayına sunulmuştu. Ancak BTK çoğulcu yaklaşımla hazırlanmış olan bu Tüzük yerine, 12 büyük cirolu işletmeci tarafından imzalanmış olan bir Tüzüğü onaylamayı tercih etmişti.

Danıştay tarafından yürütmesi durdurulan ve 12 büyük cirolu işletmeci tarafından imzalanmış olan Tüzük, aşağıdaki sakıncaları içermekteydi:

  • Yasaya uygun değildi,

  • Geniş tabanlı olarak hazırlanmamış, büyük çoğunluktaki işletmeciler göz ardı edilmişti,

  • Üyelere eşit oy hakkı verilmemişti, oy hakkı ciro büyüklüğü esas alınarak belirlenmişti,

  • Yönetime seçilme hakkı adil değildi, 11 kişilik Yönetim Kurulu üyeliklerinin 9 tanesinin büyük cirolu işletmecilere verilmesi zorunlu tutulmuştu,

  • Orta ve küçük ölçekli işletmecileri gereksiz yatırım ve yükümlülüklerden koruyacak maddeler bulunmamaktaydı,

Kanun zoruyla da olsa bu Birliğin kurulması ilk defa 116 işletmecinin aynı amaç doğrultusunda bu büyüklükte bir araya gelmesine sebep olmuştur. Serbest Grup çatısı altında 116 işletmeci kendi hakkına sahip çıkmıştır ve çıkmaya devam edecektir. TELKODER bu mücadelede sadece öne düşmüş ve yol göstermiştir. Küçük ve orta ölçekli işletmecileri, yani bu sektörün fidanlığını, görmezden gelen bu anlayışı değiştirmek için hep birlikte ve her ortamda kararlı mücadelemize devam edeceğiz.

Danıştay kararını verdi ve 12 büyük cirolu işletmeci tarafından hazırlanmış olan tüzüğü onaylayan BTK kararının yürütmesini durdurdu! Bu kararla birlikte Erişim Sağlayıcılar Birliği’nin yasal dayanağı ortadan kalkmıştır. Biraz geç alınmış bir karar olsa da yanlışa dur diyen bu kararın alınmasından dolayı mutluyuz” dedi.

Bu noktada yorum girmem gerekirse: Telkoder’den daha önce aldığımız bilgilere göre bir Erişim Sağlayıcıları Birliği kurulması planlandı devletin açtığı kanun maddelerne göre. Ama devlet bu maddelerin arasında birkaç cambaz adımı atıp bunun yönetimini küçük ama yakın bir şirketler grubuna verdi. Telkoder buna itiraz etti çünkü mevcut kurulmuş Erişim Sağlayıcıları Birliği her gelen kapatma önerisini hiç itirazsız hızla yerine getiriyordu. Bakalım bundan sonra neler olacak hep birlikte göreceğiz.

Rakip şirketler konu TV vergisi olunca kol kola girdi

BÜLTEN, DONANIM, MANŞET, TÜRK TELEKOM, TURKCELL

tvTelkoder, TV yayınları için kendi içinde bir yapı oluşturdu. Bu yapıya D-Smart, Tİvibu ve Turkcell dahil oldu. Normalde kendi içinde kıyasıya rekabet eden şirketler bu komisyon kapsamında ortak hareket edecek… İşin ilginç yanı Telkoder Tivibu’nun şemsiye grubu Türk Telekom’a sürekli negatif mesajlar çıkarken bir noktada beraber çalışmayı benimsemesi…

Hatırlanacağı gibi 1999 yılında yaşanan deprem ile geçici olarak Özel İletişim Vergisi (ÖİV) hatımıza girdi. Sonra bu vergi çok beğenildi ve kalıcı oldu. Bu vergi daha sonraki yıllarda İnternet hizmet bedelleri %25-15’ler seviyesinden %5’lere kadar çekildi. Ancak, yayıncılık platformu hizmetlerindeki vergi yükü olduğu gibi bırakıldı. Bu durumdan bilgi ekonomisinin önemli bir bölümünü oluşturan yayıncılık platformu olumsuz yönde etkileniyor ve tabii ki işin yükünü tüketici çekiyor. Bu vergiler, tüketicinin cebinden çıkıyor ve bilginin büyük kitlelere ulaşmasını önlüyor.

Dünyada iletişim hizmetlerine uygulanan vergiler ile ülkemizde uygulanan vergiler karşılaştırıldığında, Türkiye’de hem uygulanan vergilerin çok çeşitli ve karmaşık olduğu hem de vergilerin çok yüksek oranlarda uygulandığı görülüyor. Dünyada tüketicinin TV seyretmek için verdiği vergi oranı ortalama yüzde 20’ler seviyesinde iken ülkemizde yüzde 33 (KDV+ÖİV) oranında olduğu görülüyor. Ayrıca, ülkemizde yayıncılık platformlarının yayınlarının izlenebilmesi için kullanılan alıcı cihazları üzerinden ithalat veya imalat aşamasında yüzde 19,7 oranında Özel Tüketim Vergisi, Bandrol ve Kültür Bakanlığı kesintileri de alınıyor. Bunların da en fazla yüzde 10 olacak şekilde azaltılması gerekiyor.

Bu vergiler ve kesintiler kullanım yaygınlığını olumsuz etkiliyor. Avrupa Birliğinde yüzde 63, Doğu Avrupa ülkelerinde  yüzde 50’ler seviyesinde olan kullanım yaygınlığının ülkemizde yüzde 30’lar seviyesinde olduğu tahmin ediliyor. Hatta Doğu Avrupa ülkelerinde 2017 itibariyle yüzde 61 seviyesine ulaşması bekleniyor. Ülkemizde, Maliye Bakanlığı ile Ulaştırma Denizcilik Haberleşme Bakanlığı tarafından acil olarak yeni bir sektörel vergi reformu yapılmasına ihtiyaç duyuluyor.

Diğer yandan, Yayıncılık platformlarınca yapılan TV ve radyo gibi içerik satışı elektronik haberleşme hizmeti olmadığından sunulan bu hizmetler dolayısıyla alınan içerik bedellerinin Özel İletişim Vergisi (ÖİV)’ye tabi tutulmaması da gerekiyor. Tüketiciler içerik üzerinden ÖİV ödemek zorunda kalmamalılar.

Ülkemizde uydu ve İnternet üzerinden film, dizi gibi alanlarda yayın yapan ve 6112 sayılı Radyo Ve Televizyonların Kuruluş Ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun kapsamında yerleşik kabul edilmediğinden lisans almak zorunda olmayan bazı yabancı kanallar ücret karşılığında izleniyor. Ancak bu yayınları yapan yabancı şirketler devlete vergi ödemiyorlar. Aynı işi yapan yerli şirketler ise devlete her türlü vergilerini ödüyorlar. Bu durum sektörde haksız rekabete yol açıyor. Devlet vergi kaybediyor. Haksız rekabete sebep olan ve vergi kaybına yol açan bu uygulamaların da makul çerçevede düzenlemesi, şartların dengelenmesi gerekiyor.