Çin, Avrupa ve ABD tepişecek global teknoloji sona erecek

ANKARA, İNTERNET, MANŞET, POLEMİK, ULUSLARARASI TELEKOM

Global NetworkBaşta bize sunulan şey şuydu: Dünya global bir bahçe haline gelecek. Herkes bu global yapıya üretecek, ardından yine bu bahçeden beslenecek. Sınırmar ortadan kalkacak. Herkes bağlı olduğu ülkenin kurallarına göre değil artık tek bir yumruk haline gelmiş dünyaya çalışacaklardı.

Elbette bunun zararları olacaktı. Elbette bu sistem oturana kadar zorlu yollardan geçecektik. Ama bir şekilde taşlar yerli yerine oturunca daha iyi bir dünyamız olacaktı hesapta. Ama olmadı. Neden olmadı? Gelin bunu masaya yatırıp inceleyelim:

  • Avrupa, kurduğu birliğin arkasına saklanarak ABD teknolojisini hiç rahat bırakmadı. Tüm ülkeler bu şirketle teker teker harika ilişkiyer yürütürken Avrupa Birliği ismi altında toplandıklarında onlarca dava açtılar bu kuruma. Tekel olmasını eleştirdiler. Tarayıcısını eleştirdiler. Verdiği ve vermediği vergileri eleştirdiler.
  • Google… Avrupa’nın en çok eleştirdiği kurumların başında geliyordu. Hemen hemen çıkardığı her hizmet için üst üste davalar açıldı. Arama motorundan reklam uygulamalarına kadar hem birlikten hem de teker teker ülkelerden ayrı ayrı sopa yedi. Yılmadı ama 2000’lerin başıyla kıyasladığımızdaki motivasyonunun olduğunu söylemek güç…
  • ABD bu arayı boş geçirmedi. Avrupa’dan gelen şirketler hiçbir zaman birer ABD şirketi haline dönüşemedi. Buna örnek olarak ABD’nin altyapı yükünü çeken Deutsche Telecom ve ona yapılanları örnek gösterebiliriz. Seslerini çıkarmadılar ama bu ülkede gerçekten çok çektiler.
  • Geçtiğimiz günlerde ülkemizde de Turkcell’in ortağı olarak dolaylı faaliyet gösteren Telia, ABD’den 1,5 milyar dolarlık bir sopa yedi Türki Cumhuriyetlerde verdiği iddia edilen rüşvet yüzünden…

Bunlar bilinen şeyler. Bu arada belgelenemeyen olaylar da var: Mesela ABD’nin telekulak skandallarını dillendiren Joseph Snowden’in Avrupa tarafından bu işe sokulduğu söyleniyor. Keza ABD’nin Almanya ve Türkiye gibi ülkeleri dinlediği iddialarının temelinde yine Snowden var.

Globalleşmek için öncelikle birbirinin ayağına basma motivasyonu olmayan ülkelerin varolması gerekiyor. Ülkelerin mükemmel geçinmesi şart değil ama birbirlerine aba altından sopa göstermeleri de hoş olmuyor. Görünen o ki dünya henüz o aşamada değil.

Lütfen bu yazıyı bir globalleşme sevdalısının üzüntülerini anlatması olarak algılamayın. Dünya bir şekilde globalleşecek ama bunu yaparken küçükleri ezmeyecek, devasa global markaların ülkelerin bağımsızlık ve bütünlüklerini görmezden gelerek hareket etmesi engellenecek.

Bir tezim var: Eğer Fenerbahçe ile Yandex arasında yapılan reklam anlaşması tutmuş ve her iki tarafa da yüz milyonlarca dolar kazandırmış olsaydı Rusya ile aramızda kriz çıkmazdı. Bir top mermizine Erdoğan konup havada uçmakta olan Putin düşürülse bile çıkmazdı…

Genel kurul sabahında Kcell’den atama haberi

MANŞET, OPERATÖRLER, ULUSLARARASI TELEKOM

Ali AganTürk yönetim gücü bütün dünyaya özellikle de telekomünikasyon alanında hızla yayılıyor. Kazakistan’ın en büyük GSM operatörü Kcell’de Veysel Aral’ın CEO’luk dönemi oldukça başarılı geçti. İngiltere’de halka açılan şirket kendi içinde de tarihinin en parlak günlerini geçirdi. O kadar parlak günler oldu ki Veysel Aral, Kcell’in başından birkaç Avrasya ülkesine aynı anda bakar hale geldi.

Bir süre Veysel Aral’ın ismi Turkcell’de düşünülür mü, bu yapının başına geçer mi diye tartışıldı. Elbette gelişen zaman ve şartlar ne gösterir bilinmez ama Veysel Aral’ın mevcut gidişattaki kariyer planı, diğerlerinin de gelişimini göz önünde bulundurursak, sanki TeliaSonera yönetiminde tepe noktalara doğru gidiyormuş gibi gözüküyor.

Acaba bu iki işi aynı anda nasıl yapar derken belki de daha önce karara bağlanmış atama resmiyete döküldü ve Ali Ağan ismi gündeme geldi.

20 yılı aşkın süredir çeşitli ülkelerde finans ve telekomünikasyon sektörlerinde deneyim kazanmış olan Ali Ağan, birikimlerini bundan böyle Kcell’de değerlendirecek. Kcell CEO sorumluluğunu 2013 yılı Şubat ayında TeliaSonera Avrasya Bölgesi Başkanlığı’na atanan Veysel Aral’dan devralan Ali Ağan’ın yeni görevi, 1 Haziran 2013 tarihinden geçerli olacak.

Kcell’e Özbekistan’ın ikinci büyük operatörü ve kardeş şirketi Ucell’den gelen Ali Ağan, 2008 yılı Mayıs ayından itibaren yine TeliaSonera grubu şirketlerinden Azerbaycan’ın lider telekom şirketi Azercell’de CEO Yardımcılığı ve CEO görevlerinde de bulunmuştu. Azercell’de görev yaptığı 5 yıllık sürede; 3G ve 4G lansmanları, marka yenileme çalışmaları, ülkedeki yoğun rekabet ortamına rağmen ciro artışı sağlanması gibi başarılara imza atmış olan Ali Ağan’ın, Ucell’in Avrasya Bölgesinde net satış artışında liderliğe yükselmesinde de önemli katkıları olmuştur.

Ali Ağan, yeni görevine başlamadan önce yaptığı açıklamada “Dünya hızla değişiyor. Telekomünikasyon sektörünün şu an ne tür zorluklarla karşılaştığını biliyoruz. Kcell bu değişen dünyada müşterileri için vazgeçilmez olmayı hedefliyor. Operasyonel etkinlik, müşteri odaklılık, global pazar trendlerinin izlenmesi gibi kavramları profesyonel bir ekiple harmanlayarak bu hedefi gerçekleştireceğimize inanıyoruz” dedi.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu olan Ali Ağan, Kanada Toronto Üniversitesi’nden sertifika sahibi ve ABD Baltimore Üniversitesinde finans konusunda MBA yaptı. Ali Ağan evli ve iki çocuk babasıdır.

Turkcell’in en önemli günlerinden birinin sabahında yapılan bu açıklamayı normal bulmak da mümkün, manidar da…

4G BTK ile değil tezlikle gelir

5G, İNTERNET, MANŞET, ULUSLARARASI TELEKOM

BTK, geçtiğimiz hafta Türkiye’de demosunu yapıp basınla paylaştığı için Turkcell’i bir basın bülteniyle Anadolu Ajansı’na şikayet etmişti. Bu hafta Azercell, Bakü’de 4G hızında mobil internet dönemini “tezlikle” sloganıyla başlatarak gelişmekte olan telekom pazarlarında önemli bir ilke imza atmış oldu. Yakında ticari kullanıma geçecek olan 4G ağı Bakü’de 100 Mbps’ye kadar süper hızlı veri aktarımı sağlayacak.

Daima Türklerin ne kadar akıllı olduğunu söyleyen ve bizleri çok seven Azeri kardeşlerimizin zaman zaman yanılabildiklerini böylece onlara bir kez daha kanıtlamış olduk. Siz Türkiye’de istediğiniz kadar ceza verin, basına anlatımını durdurun, sonuçta adamların ortak olduğu şirket, sizin vatandaşı olduğunuz ülkede yapmak dururken Azerbaycan’da bu hizmeti hayata geçirdi. Mutlaka 8G çıkmasına yakın, bütün dünya bunu bitirdikten sonra birkaç ihalesini iptal ettirmeyi başararak Türkiye”ye de gelir 4G.

Hedef olarak da 2023 yılı yakışır bize…

Dördüncü kuşak mobil iletişim teknolojisi 4G, mobil şebekelerde 100 Mbps hıza kadar geniş bant internet erişimi sunarak veri transfer hızını görülmemiş ölçüde arttırıyor. Projenin ilk aşamasında Azercell 4G ağı Bakü şehir merkezinde ve kentin deniz kıyısındaki ulusal parkta kullanılacak.

1800 Mhz frekansında çalışacak ve ilk aşamada sadece veri hizmetlerini destekleyecek olan şebeke, saniyede 100 MB’ye kadar süper hızlı data aktarımı sağlayacak. Kullanıcıların Azercell’in yeni hizmetinden yararlanmak için 4G modem satın alması ve SINIRSIZ internet paketine abone olması gerekecek. Bu paket Azercell’in 2G/3G şebekelerinde de kullanılabilecek.

Azercell Telecom CEO’su Ali Ağan konuyla ilgili açıklamasında şunları söyledi: “Bugün yaklaşık 4,2 milyon abonesi olan Azercell, yüzde 55 pay ile Azerbaycan mobil iletişim pazarının lideridir. ICT sektörü gelirlerinin yüzde 70’nin mobil telekomünikasyondan elde edildiği Azerbaycan’da bu gelirin yüzde 70’ini de Azercell sağlıyor. Azercell’in, gelişmekte olan pazarlarda bir ilk olan Azerbaycan 4G inovasyonuyla ilgili en önemli nokta; 4G’nin İskandinav ve Baltık ülkeleri haricinde Türkiye, İngiltere, Fransa, İtalya ve İspanya gibi gelişmiş Avrupa ülkelerinde bile henüz tam kapsamlı kullanıma girmemiş olmasıdır. Ancak, Azercell olarak biz Bakü’de bu uygulamayı başlatmış bulunuyoruz ve yakın gelecekte ticari uygulamaya da geçerek 4G kapsama alanımızı geliştiriyor olacağız.”

Azercell, Azerbaycan’da 4G demo’sunu bir ilk olarak Kasım 2010 yılında Bakü’de yapılan BakuTel adlı ICT ve telekomünikasyon fuarında yapmıştı. Ardından, Nahçıvan Devlet Üniversitesi’nde 4G demo uygulamasını başlatmıştı ve Bakü’deki Teknik Üniversitesi’nde öğrenciler için bir 4G mobil laboratuvarını kurmuştu.

Eğer BTK bu etkinliklerin yapıldığını görse muhtemelen Azerbaycan büyükelçimizin çekilmesine kadar uzayacak yaptırımlar önerir, bunu yapmayı planlayanları da ajans frans prese şikayet ederdi.

Bu arada bu etkinliğin bir diğer önemli anlamı da var: Azercell, Avrasya bölgesinde faaliyet gösteren TeliaSonera Grubu operatörleri arasında ticari 4G uygulamasına geçen ilk operatör olacak. TeliaSonera, Aralık 2009’da ticari 4G uygulamasını başlatan dünyanın ilk operatörü olmuştu. 4G uygulamasını İsveç’in başkenti Stockholm ve Norveç başkenti Oslo’da başlatan TeliaSonera; bugün İsveç, Finlandiya, Norveç, Danimarka, Estonya ve Litvanya’daki yüzlerce şehirde 4G iletişim hizmeti sunuyor.

Megafon Turkcell düğümünü çözecek mi?

MANŞET, TURKCELL, ULUSLARARASI TELEKOM

Rusya’nın en zengin iş adamı Alişer Usmanov, ülkesinin en büyük 3 cep telefonu operatöründen biri olan Megafon’da kontrolü ele aldı. Turkcell’in Rus ortağı Alfa Group ve İsveç-Finlandiya konsorsiyumu TeliaSonera’nin hisselerinden bir kısmını 5 milyar dolara satın alan Usmanov, Megafon’da hisselerini yüzde 50’ye çıkardı. Megafon’da yüzde 31,1 hisseye sahip olan Usmanov, TeliaSonera’dan yüzde 8,2 ve Alfa Group’dan da yüzde 10,7 hisse satın aldı. Usmanov’un sahibi olduğu Kommersant gazetesine göre resmi süreç önümüzdeki günlerde tamamlanacak.

Bu anlaşma şirketler arasında uzun süredir süregelen bir hisse alım satımı konusuydu. Farklı dinamikler şirketlerin tartışmalarını tıkamış, özellikle Türkiye gibi farklı ülkelerde değişik ortaklık yapıları bulunan şirketler arasında çözülmez bir sorun yumağı halini almıştı. Rus mahkemelerinin kararları bulunan çözümleri onamaktan kaçınırken ümit ışığı kaybolmuştu.

Son durumda çözümün bulunması belki de en çok Türkiye’yi etkileyecek. Çünkü ortakların mevcut sürtüşmelerini çözüme ulaştırmasıyla Turkcell üzerine daha etkin bir biçimde yoğunlaşmaları söz konusu olacak. Ortaklar enerjilerinin büyük bir bölümünü harcadıkları 20 milyar dolar büyüklüğündeki Megafon’u odaklarından kaldırdıklarında bir sonraki en büyük öncelikleri Turkcell gözüküyor.

Bu arada anlaşmanın en önemli yönlerinden bir diğer yönü de hem Alfa hem de Telia Sonera’nın yaptığı anlaşmanın ardından şirketlere ciddi bir nakit akışı sağlandı. Bu nakit, hisse devri ve kar paylarının dağıtımından gelecek.

Şu anda Turkcell içinde bağımsız üye belirleme süreci devam ediyor. Bağımsız üyelerin belirlenmesi ve (devletin ilgili kurumlarını da sayarsak) her dört tarafın onayının ardından belki de Turkcell tarihinin en önemli genel kurulu yaşanacak. Bu genel kurulda birikmiş iki senelik ödemelerin yapılması, ortaklık yapısının oturtulması, Turkcell’in 3 milyar dolarlık nakit birikiminin yeni bölgesel telefon operatörü satın almalarına dönüştürülmesi masaya yatırılacak. Sonrasında Mehmet Emin Karamehmet’in Alfa ve Telia ile sürmekte olan davalarının sonuçlanmasıyla ortaklık yapısının son halini alması bekleniyor.

Kısacası, Alişer Usmanov’un Megafon hamlesi en çok Turkcell’i etkileyecek gibi görünüyor.

Alfa eleştirilere ne cevap veriyor?

MANŞET, TURKCELL

Alfa, şu ana kadarki gelişimi göz önünde bulundurulduğunda nevi şahsına münhasır bir şirket. Kavgadan kaçmayan, bir yapısı var. Zaten şirketi anlatan yazılı basın ve internet kaynaklarına girdiğinizde şirketin tüm dünyanın farklı ülkelerinde, farklı kurumlarla sürtüşmesi, şirket anlatımında çok önemli bir yer tutuyor.

10 yıllık tarihlerinde, farklı dönemlerde Kanada’da Norex ile, Büyük Britanya’da BP ile, İsveç’te TeliaSonera ile, Norveç’te Telenor ile, Türkiye’de malumunuz olduğu gibi Çukurova Grubu ile ve Endonezya’da hukuki sorunlar yaşamış ve mahkemelik olmuş. Hatta Birleşmiş Milletler, Alfa’yı Saddam Hüseyin zamanı Irak’a yaptırımların engellenmesiyle suçlanmış. Bu davalardan bazıları ilerliyor, bazıları sonuca ulaştı. Ancak Alfa hiçbirinde geri adım atmış ya da atacakmış gibi gözükmüyor.

Alfa’ya Türkiye’den gelen eleştirileri sorduğumuzda açıklıkla cevap veriyorlar. İlk sorumuz sıklıkla gündeme gelen TeliaSonera ile aralarında para alışverişine de dayanan Turkcell karşıtı bir anlaşma olup olmadığıydı. Mustafa Kıral TeliaSonera ile Turkcell’in daha stratejik yönetilmesi için bir anlaşmalarının olduğunu dile getirdi. Bunun gizli saklı bir anlaşma da olmadığını söyleyen Kıral, halka açık bu belgelere isteyenin istediği zaman ulaşabileceğini belirtti.

Bu tarzda belgelere gerçekten de TeliaSonera sitesinden ulaşılabiliyor.

TeliaSonera CEO’su Lars Nyber imzalı 12 Kasım 2009 tarihli kamuya açık belgede Turkcell ve MegaFon için iki şirketin el sıkıştığı dikkatleri çekiyor. Anlaşmanın gerekliliklerine bakıldığında kontrolü yükseltmek, likiditeyi artırmak, şirketi uluslararası pazarlarda daha iyi hale getirmek ve şimdiye kadar süregelen kavgaları ortadan kaldırmak ön plana çıkıyor. Bunun hissedarlar için de önemli olduğunu dikkat çeken iki şirket, Batı hukuk sistemi kurallarına tabi olacak bir şirketin kurulacağını, Turkcell ve MegaFon’un sahiplik yapısının sadeleştirileceği söyleniyor. Turkcell ve MegaFon’un tek bir şirket tarafından yönetileceğini belirten belgelerde en çok dikkat çeken unsur Fintur hisseleri.

Fintur konusunda görüşlerini sorduğumuz Altimo, su andaki Fintur daki Turkcell hissesinin Turkcell için iyi bir yapı olmadığını dile getirdi. Su andaki yüzde 42’lik azınlıkla Turkcell bu hisseleri kontrol edemiyor ve Turkcell in değeri bu nedenle olması gerekenden daha düşük. Bu hisselerin kontrolünü zamanında TeliaSonera ya satarak bu durumu yaratanın da 9 sene önce Karamehmet olduğunu belirten Altimo, bu yapının Turkcell için en karlı şekilde çözülmesine caba göstereceklerini söyledi.

Şu anda Turkcell Fintur’un yüzde 41.45 hissesine sahip. Yine bu kamuya açık belgelerde Altimo ile TeliaSonera’nın aralarında hisselerin tamamının TeliaSonera’ya geçmesi için anlaştığı göze çarpıyor. Fintur, Gürcistan’daki Geocell, Kazakistan’daki Kcell, Moldova’daki Moldcell ve Azerbaycan’daki Azercell’i kapsıyor.

Söylenti ve sürtüşmelerin odaklarından biri de Ukrayna’daki operasyon. Turkcell’in Ukrayna’da başarısını artıran bir şirketi var. Aynı şekilde Altimo’nun bu ülkede direkt ve endirekt yoldan yönettiği operatörler var. Geçtiğimiz aylarda Ukrayna’daki operasyonlar için Turkcell genel kurula bir ödeme isteği gönderdi, ancak bu ödeme reddedildi. Bu red talebi kamuoyunda Altimo’nun Ukrayna’daki diğer şirketlerine avantaj sağlamak için Turkcell’i orada zayıflatma girişimi olarak tanımlandı.

Mustafa Kıral bunun kesinlikle böyle olmadığını söylüyor: “Ukrayna’da ortağı olduğumuz KyivStar operasyonumuz vardı. VimpelCom’un Ukrayna’ya girmesi bu operasyona zarar verebilirdi. Telenor ile bu anlamda tartışmalar yaşasak da yine de VimpelCom bu pazara girdi. Bizim için önemli olan yatırımcılardır diyerek pazara girdik. Bizim için aslolan hissedarlarımızdır. Bu bakış açısıyla da aslolan Turkcell’in Ukrayna’daki hissedarının durumu değil, Turkcell’in hissedarlarının durumudur. Biz her zaman bunu gözetiyoruz.”

Alfa ve Çukurova’nın Bağımsız Macerası

MANŞET, TURKCELL

Turkcell’in gündelik yaşamı her şeye rağmen devam ederken geçtiğimiz yıl devreye giren yeni Türk Ticaret Kanunu kapsamında genel kuruldaki sandalye yapısının da değişmesi bekleniyor. Yeni kanuna göre minimum bağımsız üye sayısında artış yaşanacak. Ortaklar bir araya gelerek öyle ya da böyle bağımsız üye seçecekler ki ticaret kanunu içinde “eğer ortaklar kendi aralarında anlaşamazlarsa devlet birilerini bulur” olarak okunabilecek maddeler var.

Peki nedir ortaklar arasında anlaşmazlık yaratan bu sandalye meselesi? Konu aynı eskiden deniz kenarında oynanan eksik sayıda sandalyenin etrafında yapılan dansa benziyor. Müzik varken herkes dans ediyor. Müzik durur durmaz herkes bir sandalye kapmaya çalışıyor. Akta kalan oyundan çıkıyor.

Mevcut sandalye dağılımına bakıldığında karşımıza her şirketten eşit şekilde ikişer üye çıkıyor. Çukurova’dan Mehmet Bülent Ergin ve Nazlı Karamehmet Williams; Altimo’dan Oleg Malis ve Alexey Khudyakov; Telia Sonera’dan Tero Erkki Kivisaari ve Karin Eliasson yönetim takımının şirketler tarafını temsil ederken Colin Williams da bağımsız üyeliğinin yanında yönetim kurulu başkanlığını yürütüyor.

Daha önce konan şartlar kapsamında şirkette bir değişiklik yapılabilmesi için 7 üyeden beşinin onay vermesi gerekiyor. Bu kapsamda herhangi iki şirket kendi aralarında karar alarak şirketin ele geçirilmesi engellenmesi planlanmış. Bir kesin karar alabilmek için en az üç partinin, üç şirket ya da iki şirket artı bağımsız üyenin ortak oy vermesi gerekiyor.

Şimdiye kadar yaşanan kavgaların önemli bir kısmı bu noktada yaşanıyor: Zira Telia Sonera ve Altimo, son bir yıldır neredeyse her demeçlerinde Colin Williams’ı eleştiriyor. Eleştiriler şu noktalarda yoğunlaşıyor:

  • Colin Williams GSM sektörünü bilen bir kişi değil, geçmiş tecrübelerinin hiçbiri şu andaki işine yakın değil.
  • Colin Williams GSM sektöründe bir firmayı yönetecek dinamizme sahip değil, hızlı karar almada Turkcell’in olması gerektiği hıza yetişemiyor.
  • Colin Williams tarafsız bir üyenin sahip olması gereken özelliklere sahip değil ve daha çok Çukurova Grubu’nun çıkarlarını korur yönde hareket ediyor.

Bu yüzden yönetim kurulu toplantıları 2010 yılı sonu itibarıyla büyük bir gerginlik içinde geçmeye başladı. Ardından bu gerginlik yerini çözümsüzlüğe götüren somut adımlara bıraktı: Yönetim kurulunun tek bir kararda birleşememesi yüzünden Türkiye’nin en karlı ve New York borsasına kote şirketlerinden biri olan Turkcell kar payı dağıtamamaya başladı. Taraflar açıkça söylemeseler de bunun adını şöyle koydular: Şirketin daha iyi yönetilmesi için bir takım adımların atılması gerekiyor, ama bu adımlar her seferinde engelleniyor. Şirket bundan zarar görüyor ve bir an önce bu sorunu ortadan kaldıracak adımlar atılmalı.

Ne var ki bu sorunların hiçbiri ortadan kalkmadı. O yüzden de 2010 yılının kar paylarını alamayan en büyüğünden en küçüğüne kadar olan yatırımcıların sorunu bir sonraki yıla da sarktı.

Bu arada genel kurula trafiğe sıkıştığı ve/veya hasta olduğu için gelemeyen hükümet komiserlerinin durumu olayı daha da katlanılabilir bir hale getirmediği gibi Türkiye’nin itibarını yurt dışı yatırımcılar nezdinde çok kötü bir noktaya getirdi.

Bugün genel kurulun ne zaman yapılacağı konusunda net bir zamanlamayı kimse veremiyor. Çözümün SPK’da mı, yeni Türk Ticaret Kanunu’nda mı, TBMM çatısı altında mı yoksa çok uzak denizlerdeki İngiliz adaları üstünde kurulmuş mahkemelerde mi olduğunu söylemek güç.

Altimo ve Telia Sonera’dan Turkcell açıklaması

KISA KISA, OPERATÖRLER, TURKCELL

Altimo ve Telia Sonera gece yarısı Turkcell hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Altimo Başkan Yardımcısı ve Turkcell Yönetim Kurulu Üyesi Alexey Khudyakov şunları söyledi: “Yönetim Kurulu Başkanı Colin Williams, Çukurova direktörleriyle birlikte hareket ederek yine bu isteğe muhalefet etti. Colin Williams, sadece Çukurova’nın ve kendisinin çıkarlarını gözeterek Turkcell’in diğer hissedarlarının haklarını hiçe saymaktadır. Turkcell Yönetim Kurulu Başkanının ve Çukurova direktörlerinin Türk yasalarını ihlal eden daha önceki eylemlerinin tekrarlandığına bir kez daha şahit olduk. Yönetim kurulu toplantısı öncesinde Turkcell’in azınlık hissedarı olarak TeliaSonera, bir sonraki Turkcell Genel Kurulunda, Turkcell Yönetim Kurulu Başkanının değiştirilmesi konusunu bu toplantıda tekrar dile getirdi. Yönetim Kurulu Başkanı Colin Williams, Çukurova direktörleriyle birlikte hareket ederek yine bu isteğe muhalefet etti. Sayın Williams’ın TeliaSonera’nın söz konusu önerisinin önünü tıkamasına gerekçe olarak gösterebileceği yasal bir neden bulunmadığı gibi, kendisi hissedarlara bu tavrının nedenlerini açıklayamamaktadır. Colin Williams, sadece Çukurova’nın ve kendisinin çıkarlarını
gözeterek, Turkcell’in diğer hissedarlarının haklarını hiçe saymaktadır. Bu durum, kendisinin tarafsız olmadığının ve bağımsız bir yöneticiden beklenen şekilde hareket etmediğinin kanıtıdır. Şirketimizin bir azınlık hissedarınca yönetim kurulundaki direktörlerden
bir tanesinin değiştirilmesine ilişkin maddenin şirketimizin genel kurul toplantısının gündeminde yer alması talebi defalarca reddedilmiştir. Aynı ihlal, 21 Nisan 2011’de düzenlenen yıllık genel kurul toplantısında, yönetim kurulu başkanının geçmişteki yönetim kurullarında dile getirdiği ifadeleriyle çelişecek biçimde, aynı azınlık hissedar tarafından genel kurul toplantısının gündemine eklenmesi istenen bir maddeyi eklemeyi reddetmesiyle de ortaya çıkmıştı. Bugün aynı senaryonun kendini tekrar ettiğini görüyoruz. Aynı 3 direktör, bir kararın verilmesine engel olarak azınlık hissedarlarını haklarını kullanma olanağından kaba bir biçimde mahrum etmektedirler.

TeliaSonera Başkan Yardımcısı Cecilia Edstrom, şu bilgiyi verdi: “Yönetim kurulu bir süredir kilitlenmiş durumdadır, ancak hissedar haklarının korunması zorunludur. Dolayısıyla yeni bir genel kurul toplantısı yapmak amacıyla İstanbul Ticaret Mahkemesine dilekçe sunduk. Tüm standart gündem maddelerine ek olarak, Colin J. Williams’ın tamamen bağımsız ve tarafsız bir yönetim kurulu üyesi ile değiştirilmesi hususunu ele alacağız. Bu gerçekleştirildiğinde, SPK ve ABD Menkul Kıymetler ve Borsalar Kurumunun talepleri doğrultusunda, bağımsız üyelerin artırılması konusuna odaklanacağız.”