Onur ve gururla: Honor 20

HONOR; HONOR 20 LITE, HONOR 20 ve HONOR 20 PRO’dan oluşan yeni akıllı telefonlarını bugün Londra’da düzenlediği global bir etkinlikte resmi olarak tanıttı. Bu teknoloji harikası koleksiyon HONOR N-Serisinin, üstün tasarım, eşsiz fotoğrafçılık yetenekleri ve gençliğin beklentilerine uygun olarak geliştirilen en üst düzey kullanıcı deneyimi konusunda mükemmelliğini kanıtlıyor.

48 MP AI Dörtlü Kamera, kullanıcıların özellikle AI Ultra Clarity moduyla, gündüzleri çok net fotoğraflar çekmelerini sağlıyor. Çekilen fotoğraflar yapay zeka destekli 7nm Kirin 980 AI yonga setinde bulunan Dual-NPU ve Dual-ISP, 48 MP fotoğrafların her birinden en iyi detaylar tek bir karede “Super 48MP fotoğraf” için bir araya getirilir. Ayrıntılar ve renkler daha fazla canlılık için ayarlanır. 16 MP Süper Geniş Açılı Kamera ile kullanıcılar, 117° görüş açısı ile çok daha fazlasını yakalayabilir. Optik Görüntü Sabitleme (OIS) özelliği sayesinde, en hareketli ortamlarda ya da titreyen elle yapılan bir çekimde bile görüntü kalitesinin akıcı ve net olması sağlanıyor.

 

2 MP Makro lens, çıplak gözün asla göremeyeceği yeni bakış açıları sunarak kullanıcılara yaratıcı bir avantaj sağlar. Çiçek ve fauna çekmekten hoşlanan fotoğrafçılar için ideal olan 4 cm’ye kadar inanılmaz ayrıntıları yakalamalarına imkan tanır. Benzer şekilde, 3X kayıpsız optik zoom, 5X hibrid zoom, 30X dijital zoom da bir nesneyi yakınlaştırma yeteneği, doğayı seven ve vahşi yaşamı fotoğraflamak isteyen fotoğrafçılar ve şehir hayatının karmaşasını canlandıran sokak fotoğrafçıları için tüm detayları çekebilecekleri anlamına gelir.

Dinamik Holografik Tasarım Harikası

HONOR 20 Serisi, HONOR’un tarihindeki çok boyutlu, Dinamik Holografik bir camlı arka cama sahip ilk ürün olarak kullanıcı deneyimini yeniden tanımlamaktadır. HONOR’un sektördeki ilk Üçlü 3D Mesh tekniği ile titizlikle üretilen iki aşamalı işlem, ilk olarak milyonlarca minyatür prizmayı oymak için nanoteknolojiyi kullanarak bir derinlik katmanı oluşturur. Mühendisler, bu karmaşık işlemin tamamlanmasının ardından, 3B eğimli cam, renkli katman montajı ve derinlik katmanı uygular. Işık derinlik katmanındaki prizmalardan geçerken, her yöne yansıtılır ve kırılır.

Fantom Siyahı, Fantom Mavisi, Geceyarısı Siyahı veya Safir Mavisi ile kaplanan HONOR 20 Serisinin renk katmanı, sıcaklık ve basıncın hassas kontrolü altında vakum ortamında, cam ve derinlik katmanı ile birleştirilir. Sonuç, HONOR 20 Serisini öncekilerden farklı kılan derinliğe neden olan bir optik etkidir. Karmaşık işlem nedeniyle, her 100 arka kapaktan sadece 20’si HONOR’un katı standartlarına uygun olarak üretilir.

Çok Yönlü Kullanıcı Deneyimi Harikası

HONOR’un “Her zaman Daha İyisi” mottosu, markayı Dinamik Holografik arka camının dokusal ve renkli tasarımlarının ötesine geçmeye itiyor. HONOR 20 Serisi, yüzde 91,7 ekran / gövde oranına ve 6,26 inç tam görüş ekranına sahiptir. 4,5 mm çapındaki ekran içi kamerasıyla tam görüş ekranı, estetikten ödün vermeden daha da büyüleyici bir görsel deneyim sunar.

Alüminyum çerçevesinin sağ tarafındaki parmak izi sensörü, biri telefonu eline aldığında parmakların doğal yerleşimini tamamlayacak şekilde konumlandırılmıştır. Dört kamera lensinin asimetrik “L-şekilli” konumu, tam gün kesintisiz bir kullanımı destekleyebilen 4.000 mAh pilin telefona konumlandırılmasını sağlar. Bu arada, HONOR 20 Serisi, ısıyı verimli bir şekilde dağıtan ve böylece optimum performansı koruyan yeni bir termal çözüm olan bir Graphene soğutma teknolojisine sahiptir.

Mobil oyunlar açısından, HONOR 20 Serisi, kullanıcılara gelişmiş görsel ve dokunsal bir deneyim sunarak cihazın oyun yeteneklerini artıran, endüstri lideri GPU Turbo 3.0 ile donatılmıştır. Tüketici talepleriyle desteklenen HONOR 20 Serisinde, şu anda Fortnite, PUBG Mobile ve Arone of Valor dahil olmak üzere en çok rağbet gören 25 mobil oyunla bir araya gelmiş bulunuyor.

Görüntüleme ve oyun deneyimlerinin yanı sıra, kullanıcılar, Histen 6.0 tarafından desteklenen Sanal 9.1 Surround Ses özelliği ile etkileyici bir ses deneyimine de katılabilirler. Bu teknoloji ilk kez bir akıllı telefonla beraber sunuluyor. Sanal 9.1 surround teknoloji, ses konusunda beklentisi yüksek olanların özel ihtiyaçlarına göre uyarlanan bir sistem olan gürültü azaltma özelliğine sahip dahili bir mikrofonu barındırır.

Telefonla konuşma ücreti 13 senede yüzde 47500 artmış

TUİK’in yıllık enflasyon verileriyle hazırladığı tablolar aslında bize çok şey anlatıyor. Özellikle teknolojinin gelişimi ve bundan sonra nereye gideceği konusunda bize ciddi veriler sağlıyor. Ben size 2003-2015 arasında sağlanan verilerden bir bilgi saçağı çıkardım. Bilgileri yayına hazırlama aşaması gerçekten yorucuydu ve internet siteme bazı yeni eklentiler indirmek durumunda kaldım. Ama açıkçası verileri koyduktan sonra bunları izlemesi ve üstüne düşünmesi çok daha eğlenceli hale geldi.

Sizler de verileri inceledikten sonra fikirlerinizi vermek isterseniz lütfen hiç çekinmeyin.

Oysa dünya telefon lideri olmamız gerekiyordu

Zaman gazetesi harika bir haber yapmış ama haberin içindeki mizahı kaçırmış. Haberin detayı çok net: Türkiye, cep telefonu cihazlarında dünyanın en çok vergi alan ülkesi! Ve hala telefonlara yeni vergiler getirmek istiyor. Niye? Çünkü Türk firmalar ağlaşıyor yabancılar çok yaman bir telefon geliştiremiyoruz diye… E peki dünyanın en büyük vergisini biz veriyormuşuz hala mı yetmiyor diye sormamış Zaman gazetesi. Biz soralım.

Haber diyor ki Dünya GSM Birligi’nin 2015 raporuna göre Türkiye yüzde 41,2 oranıyla telefon ve iletişimde uygulanan vergiler konusunda listenin ilk sırasında yer alıyor. Sıralama şöyle:

  1. Türkiye yüzde 41,29
  2. Ürdün yüzde 38,5
  3. Gabon yüzde 36,3
  4. Tanzanya yüzde 36
  5. Jamaika yüzde 35,6
  6. Yunanistan yüzde 34,5
  7. Brezilya yüzde 33,2
  8. Pakistan yüzde 31,9
  9. Arjantin yüzde 30,7
  10. Myanmar yüzde 30,4

Vergi konusunda yarıştığımız ülkeleri görüyorsunuz. Hepsi dünya ülkeleri, teknoloji devleri, ekonomi cambazları. Bir Gabon olsun, bir Myanmar olsun, bir Ürdün ve Pakistan olsun… Bu ülkeleri bir alanda olsun geçebildiğimiz için gurur duyuyorum ülkemle…

Zama ngazetesi haberinde örnek de verilmiş: Örneğin 1.200 liraya ülkeye giriş yapan bir akıllı telefon yüzde 25 ÖTV’ye (Özel Tüketim Vergisi) tabii tutuluyor. Bu durumda fiyatı 1.200’den 1.500 liraya çıkıyor. Bunun üzerine yüzde 18 KDV eklenince fiyat 1.770 lira oluyor. Böylece 1200 liralık cihaz için vatandaş 570 lira vergi ödüyor. Bıınıın üzerine yakın zamanda yapılacak ek vergi de hesaba katıldığında fiyatlann daha da artacağı belirtiliyor.

Tüm vergi severlere ve daha yüksek vergi gelince Vestel’in daha iyi telefonlar üretebileceğine yönelik umuda sahip olanlara gelsin bu haber…

Ek yüzde 20 vergi getireceğine mevcut yüzde 42’yi yerli telefonlar için yüzde 20’ye indirmeyi düşünmemiş kimse… Vestel de unutmuştur bunu önermeyi…

Vestel’den çok Zorlu bir iletişim

Ahmet Nazif Zorlu’nun iletişim dilini ve tonunu oldum olası sevemedim. Kaş yaparken göz çıkaran bir tarzı var.

Dün devlet ithal cep telefonu ve tabletlere ek vergi getireceğini söyledi. Olayın içinde tek bir kelime ile Vestel geçmezken Daha önce yaptıkları yüzünden olay doğal olarak Vestel’e yansıdı. Hatırlayacaksınız Vestel devlete dudağını büzerek ama bizim ürünlerimiz satmıyooo diye ağlamıştı. Biz de bunun haberini yapmıştık…

Dedik ki bunu sadece sosyal medyada görürüz. Ama Zorlu ne yapmış? Demeç vermiş. Hem de Habertürk’e, hem de “oooh ne güzel oldu harika yapmışız oooh” modunda bir demeç…

Demiş ki Zorlu: “Daha dün akşam sanayici arkadaşlarla bir iftarda bu konulardan bahsediyorduk. Yalnız elektronik değil, birçok alanda Türkiye ithalat cenneti oldu. 7 milyar doları aşan elektronik ürün ithalatı var. Sanayimizi kendimiz kollamazsak olmaz. Pek çok ülke de bunlara benzer tedbirler alıyor. Yerli üretici olarak tabii ki haksız rekabetin karşısındayız. Ek vergi, geç kalınmış bir hamle. Olması gereken buydu. Çünkü iç piyasada kapasitemizi kullanamıyoruz. Türkiye’de pazar edinmek için satışı maliyetine yapılan ithal ürünler var. Kendi bahçemize daha iyi bakmamız lazım.”

İnanılır gibi değil bu söyledikleri. Onun lafın nereye gideceğini düşünmeden söylediklerini TKNLJ formatında masaya yatıralım:

  • Daha dün akşam sanayici arkadaşlarla bir iftarda bu konulardan bahsediyorduk: Sayın Zorlu arkadaşlarıyla yahu ne güzel olur şöyle hayvan gibi bir vergi konsa ithal ürünlere diye mi konuşuyor? Her gece mi konuşuyor yoksa bakanın bunu söyleceğini bildiği gün mü konuşuyor? Ne kadar enteresan değil mi?
  • Yalnız elektronik değil, birçok alanda Türkiye ithalat cenneti oldu: Türkiye dışarıdan LCD ekran alırken sorun yok, televizyon için işlemci satın alırken sorun yok, televizyon uzaktan kumanda devresi satın alırken sorun yok. Yani Ahmet beyin televizyon parçası alarak onlara kendi ürettiği televizyon süsü vermesinde sorun yok. Ama geri kalan her şeyin ithalatı tü kaka…
  • 7 milyar doları aşan elektronik ürün ithalatı var: Peki Vestel’in yıllık cihaz ithalatı ne kadar? Telefonlar için? Televizyon için? Çamaşır makinesi ve buzdolabı için? Bu 7 milyar doların neresinde?
  • Ek vergi, geç kalınmış bir hamle. Olması gereken buydu. Çünkü iç piyasada kapasitemizi kullanamıyoruz: Ek vrgi geç kalınmış bir hamle. Çünkü yurt dışından gelen mallarla rekabet edemiyor Vestel. Samsung, LG, Apple ve muadilleriyle başa çıkamıyor. Çünkü onlar ileri teknoloji işine girdiğinde Vestel hala çamaşır makinesi motoruyla uğraşıyordu. Çağı yakalayamadı. Şu anda da yakalayamadığı çağın öcünün vergilerle alınmasını istiyor. Apple için yurt dışına kaç para veriyoruz? Peki Vestel Venus için kaç para veriyoruz? Kaç lirasını Türkiye’de üretebiliyoruz bu telefonun? Nesini ürtiyoruz? Hiçbir tutar tarafı olmayan, utan kaynağı bu ek vergilere geç kalınmış güzel hamle demekten Zorlu utanmıyor olabilir. Ben onun adına utanıyorum.
  • Kendi bahçemize daha iyi bakmamız lazım: Bahçemiz dediği teknoloi pazarımız. Zorlu bu bahçenin gülü sanırım. Kendi bahçenize bakın, bana bakın ben bir şey yapmayayım gül gibi buranın ortasında durayım para kazanayım diyor. Siz benim temelimi çapalayın, beni gübreleyin diyor.

Zorlu Holding çok kötü bir iş yaptı.

Zorlu’nun bundan sonra çok çalışmasına gerek yok. Hangi sanayi dalına girecekse söylesin devletimiz oraya ek vergi koyar Zorlu’nun bahçesine bakılır…

 

Huawei 46,5 milyar doların 6,5’ini Ar-Ge’ye yatırdı

Küresel bilgi ve iletişim teknolojileri alanının lider şirketi Huawei, 2014 yılına dair denetlenmemiş finansal sonuçlarını açıkladı. Şirket, 2014 yılında da güçlü büyümesi sürdürdü. Huawei’nin küresel satış geliri bir önceki yıla göre Yuan bazında yüzde 20, ABD doları bazında yüzde 18 artış göstererek 31 Aralık itibariyle 287 – 289 milyar Yuan seviyesine ulaştı.

Huawei CFO’su Meng Wanzhou, Huawei’nin 2014 yılı için ana iş kollarından elde ettiği kârın 2013’e oranla yüzde 12’lik artış göstererek 33,9 ile 34,3 milyar Yuan’a ulaşacağını belirtti. Bu dönemde şirketin operasyon faaliyetlerinden elde ettiği nakit akışı ve şirketin varlıklarının borcuna oranı dengeli seyretti.

Huawei’nin Telekom Hizmetleri geliri yaklaşık yüzde 15’lik büyüme ile bir önceki yılın üzerine çıktı. Büyümenin önemli bölümünü dünya genelinde yapılan 3G yatırımları ve 4G’ye geçiş yatırımları oluşturdu.

Huawei’nin Kurumsal Çözümler Bölümü, yaklaşık yüzde 27 oranında büyüme gösterdi. Bölüm, dünyanın en büyük 500’ü içinde yer alan 100’den fazla şirkete hizmet veriyor. Firma aynı zamanda, SAP ve Accenture gibi önemli firmalarla bulut bilişim ve büyük veriler de dahil olmak üzere müşterek yenilik için stratejik ortaklıklar kurdu.

Huawei Tüketici Hizmetleri ise dünya genelinde hızla büyümekte olan akıllı telefon pazarında orta ve üst segment ürünlerde gerçekleştirdiği yüksek satışlarla bir önceki yıla göre yüzde 32’lik bir büyüme kaydederek gelişmekte olan pazarlardaki güçlü büyümesine devam etti.

Meng Wanzhou, Huawei’nin 2014 yılında gerçekleşen küresel büyümesinde iki etkenin önemli olduğunu söyledi: “Birincisi temel değerleri yeniliklerle destekliyoruz, tüketici odaklıyız, bir vakıfta olduğu gibi kendini işine adamış çalışanlarımız var ve buna bağlıyız. İkinci etken ise organizasyon yapısı genelinde verimliliği arttırmak ve tutkuya ilham vermek için tasarlanmış uygulama yönetimi ve örgütsel dönüşüm sürekli olarak devam ediyor.”

Wanzhou, 2025 itibariyle, dünyadaki bağlantı sayısının 100 milyarı aşarak hava ve su gibi her yerde olacağının beklendiğini söyledi. Yaygın bağlantı ve büyük verinin, akıllı teknolojilerde yeni bir sanayi devrimi başlatarak geleneksel sanayileri modernleşmeye iteceğini, bugünün endüstriyel ve iş çevrelerini ise yeniden şekillenmeye yönlendireceği ifade etti.

Wanzhou sözlerine şöyle devam etti: “Endüstriyel inovasyonun odağı, tüketici internetinden endüstriyel internete taşınacak. Daha güçlü bağlantıya sahip bir dünya bizi bekliyor. Her zaman ve her yerden bağlantı, yeni bir model olacak”.

Huawei, dünya genelinde sayısız sistemi, iş kolunu, şehri ve insanı birbirine bağlamayı vadediyor. Böylece iş verimliliği artıracak, sanayilere dönüşümde yardım edecek, her kullanıcıya daha iyi bir deneyim yaratacak ve fikirlerin serbestçe değişimi sağlanmış olacak. Huawei, bilgi toplumunun önde gelen destekçisi olacak.

Bu yaklaşım sebebiyle Huawei, sürekli olarak gelecekte olabilecek değişikliklerden etkilenmeyen teknolojik avantajlar inşa etmeye yatırım yapıyor. 2014 yılında Huawei, 2013’e göre yüzde 28’lik artış ile Ar-Ge’ye 39,5-40,5 milyar Yuan yatırım yaptı. Huawei, son on yıllık toplamda ise Ar-Ge’ye 188 milyar Yuan yatırım yapmış oldu. Buna ek olarak, şirket dünya toplamının yaklaşık yüzde 25’ine denk gelen 3GPP’den LTE ana standartları için toplam 546 öneri sundu.

Huawei, Thomson 2014 yılında açıkladığı “Top 100 Global Inovatörleri” listesinde ilk kez yer aldı. Şirket ayrıca Interbrand’in Top 100 En İyi Global Markalar listesinde 94. sıraya yerleşerek listedeki ilk Çin menşeili şirket oldu.

Meng Wanzhou “Huawei’in yirmi yılı aşan büyüme yolculuğundaki başarısının altında yatan en temel değerler; tüketici odaklı bir şirket olması, işine bağlı/kendini işine adamış çalışanları ve şirkete duyulan büyük bağlılıktır. Huawei, bu Önümüzdeki 10 yılda şirketin her kademesinde bu temel değerlerin ışığında çalışmaya devam ederek bilişim ve iletişim teknolojileri alanında lider bir şirket olmayı hedefliyoruz.” dedi.

Dünya akıllıya biz Türk malına hasret…

Bizim kardeşlerden birisi gazetelere yarın yansıyacak bir haber gönderdi ne diyorsun diye. Ne diyeyim kahkaha attım.

Haberde diyor ki “ithalatında son yıllarda ciddi artış gözlendiği ve yerli üretimin bu ithalattan zarar gördüğü gerekçesi ile cep telefonu ithalatına korunma önlemi soruşturması açıldı.

Bunda bu kadar gülecek ne var demeyin… Sanırsınız ki bizim ülke İsveç, Nokia gibi bir markamız var da dışarıdan gelen telefonlar bizim önümüzü kesiyor.

Yahu bizim bütün telefonlar dışarıdan geliyor. Hadi Türkiye’de de kimilerinin birleştirme dediği bazılarının yerli telefon üretimi olarak adlandırdığı şeyi yapıyoruz diyelim… Onun parçaları da dışarıdan geliyor. Ekranı, işlemcisi, saklama alanı, işletim sistemi…

Hadi Nokia, LG, iPhone ve Samsung ithalatını kıstınız… Yerine koyacak malımız var mı ülkede? Gerçekten var mı?

Habere göre bu başvuruyu bir yerli üretici yapmış. Bakalım kim bu bizi güldüren yerli “üretici”… Bakalım o yerli üretici neyi ne kadar üretiyor da dışarıdan gelen iPhone ve Samsung olmasa şahane işler yapacak…

Cumhurbaşkanı teknolojiye ne kadar karışmalı?

Cumhurbaşkanı dedi ki:

“İnsanlar o marka telefonu alabilmek için gece dahi saatlerce kuyrukta bekliyorlar. bu marka her yıl model çıkardığı halde, modeller arasında çok büyük farklılıklar da yok ha, bunu da söyleyeyim. Tanınmışlık sayesinde bu uzun kuyrukları oluşturabiliyorlar. burada birçok arkadaşımız da bunu biliyor. aslında satılan telefon değil, satılan o telefonun markası. “bak yenisini aldım” bu.

Bu demeç gerçekten de Türk tarihinin en ilginç yaklaşımlarından biri. Çünkü Cumhurbaşkanı gözle görülür bir biçimde girmemesi gereken bir konuya giriyor, açık bir biçimde bilmediği konuda konuşuyor ve net bir biçimde haddini aşıyor.

Cumhurbaşkanı milli eğitim konusunda konuşabilir, ulaştırmadan dem vurabilir, çocuk psikolojisini bildiğini iddia edip bu konuda ahkam kesebilir ve hatta teknoloji konusunda derinliği olan ya da olmayan şeyleri dile getirebilir.

Ama cumhurbaşkanı bir markayı hedef alarak konuşma yapamaz. Çünkü cumhurbaşkanı memleketinin tüm insanlarına aynı uzaklıkta olduğu gibi (bizim cumhurbaşkanımızın herkese aynı uzaklıkta olduğunu değil olması gerekeni söylüyorum) tüm markalara da aynı uzaklıkta olmalıdır.

Olaya teknoloji gözüyle bakmayın. Marka markadır… Mesela Nuh’un Ankara makarnasını yemeyin o çok lapa oluyor diyemez. Tat konserve yemeyin onun doğallığından şüphelerim  var diyemez. Nova City’de oturmayın orasının ulaşımı kötü diyemez. LG Televizyon almayın onun renkleri kötü diyemez…

Çünkü cumhurbaşkanı herkese ve kurumsal yapılara aynı uzaklıktadır.

Çünkü cumhurbaşkanının cumhur idaresi gibi çok fazla ve ulvi işleri vardır.

Çünkü cumhurbaşkanı eğer bir sorun görmüşse bunu rapor eder ve bunu çözecek devlet erkanı vardır.

Çünkü cumhurbaşkanı “atıp tutamaz”…

Neden biliyor musunuz?

Çünkü birisi çıkıp derse ki “sana ne isteyen istediği kuyrukta bekler, ne anladın modeller arasında çok büyük farklılık olmadığını A7 ile A8 işlemciyi karşılaştıracak bir yetenğin oldu mu hiç hayatında, 4,7 inç ile 5,5 inç arasındaki farklı parmaklarını açarak gösterebilir misin”…

Burada çirkin konumda olan sadece cumhurbaşkanı değil onun temsil ettiği iddia edilen devlet olur.

Eğer etrafında akıllı bir danışan varsa ona sus artık desin. Eğer yoksa bizi dinlesin, sussun…

Vestel telefonunu Türklere tanıtmayı hiç beceremedi

Kurumsal iletişim bir meslektir. Ama meslek olmanın da ötesinde aslında bir sanattır. Farklı değişkenleri en optimum şekilde kullanarak birilerinin sizi; sizin olmayı arzu ettiğiniz şekilde tanımasını sağlamaktır. Zordur. İyi adamların yapması gerekir. Kötü adamlar bu işi gerçekten de çok yanlış yerlere getirebilirler…

Vestel geçtiğimiz yıllarda bir Türk telefonu üreteceğini duyurmuştu. Bunu duyururken bir bilişim fuarına gizlice gelen Ahmet Nazif Zorlu, oradaki seçkin gazetecilere anlatma yöntemini kullanmıştı. Sonra yemin billah etmişlerdi ya öyle rastlantı eseri spontan gelişti diye. Siz Türk telefonu üreteceksiniz ve spontan tanıtım yapıp ağzınızdan kaçıracaksınız öyle mi? Hadi canım…

Vestel aradan yıllar geçti ve Turkcell’in Vodafone’un telefonlarını üretti. Kendi telefonunu üretecekmiş. Bunun duyurusunu nerede yaptı? Almanya’daki IFA fuarında yine küçük ve seçkin bir gazeteci grubuna. Onlara telefonu tanıtıp filmlerini çekmesini sağlayıp en az bir hafta avantaj verdikten sonra Türkiye’deki gazetecilere konuyu anlatacak. Bildiğiniz saygısızlıktır bu ve habercilikte eşit mesafe yaratmanın tam tersidir. Buna ses çıkarmayan kimsenin Erdoğan’ın AKP kongresine bazı gazetelerin gelmesini yasaklamasına söyleyecek sözü yok. Tıpkı kopyası…

İletişim ciddi bir iştir. Kurumsal iletişim akıllıca yapılması gereken bir iştir.

Berlin’e gidebilmiş birkaç gazeteciye ürünü öncelikli anlatıp iki eline birer telefon alıp sallayan müdür resmini Türkiye’deki gazetecilere servis etmek ne kurumsaldır ne de iletişim…

Telefonun adının Venüs olmasına şaşırmamalı. Dünyalı bir iletişim değil bu…

Lojistik çözümü telefonda buldu

Eskiden adam öldürmek için savaşmak için için geliştirilen ürünler gerçek hayatta insanların yaşatılması için kullanılırdı. Bugün bu işlevin yerini oyun ve cep telefonundan konuşma aldı. Cep ve oyun için geliştirilen cihazlar lojistik gibi alakasız bir sektöre çözüm getiriyor. Bu haber birbirini etkileyen sektörleri göstermesi açısından gerçekten çok önemli…

DHL tarafından yapılan yeni bir araştırma, tüketici elektroniğinde kullanılmak üzere tasarlanan teknolojilerin ürün endüstrisinde de kullanım alanı bulacağına işaret ediyor. DHL Müşteri Çözümleri ve İnovasyon Birimi Trend Araştırmaları ekibine göre, yeni teknolojilerin ancak kurumsal alanda kullanıldıktan sonra tüketiciye indiği eski model tersine dönecek. “Düşük Maliyetli Sensör Teknolojileri” başlıklı trend raporunda Microsoft’un sensörlü video oyunu kamerası Kinect gibi (yakın alan iletişimi) teknolojilerinin lojistik alanındaki uygulama alanlarına nasıl uygulanabileceğini inceliyor.

DHL Müşteri Çözümleri ve İnovasyon birimi Trend Araştırma Direktörü Dr. Markus Kückelhaus “Akıllı telefonların ve bilgisayarların bugünkü durumu, çalışanların kullandıkları kişisel cihaz ve teknolojilerin işte kullandıkları teknolojilerden daha iyi bir noktaya gelmesini sağladı. Ancak kullandıkları şirket cihazlarında da aynı teknolojiyi arar bir hale geldiler. Bu nedenle şirketlerin artık akıllı telefon sensörlerini lojistik süreçlerinde kullanmaya başlamaları gerektiğini düşünüyoruz” şeklinde konuşuyor.

Tabletler ve akıllı telefonlar, çevremizde olup biteni algılayan çok daha fazla sayıda sensör içeriyor. Bir süredir bu cihazları kullanarak hız, konum, aydınlatma gibi unsurları ölçer hale geldik. Bu teknolojiler lojistik alanında da kullanılabilir. Bu uygulamalar takip-izleme hizmetinin bir parçası olarak, lojistik merkezlerinde sevkiyatların varış zamanını kaydetmekten tutun da, aracın tam konumunu belirleyerek online bir platformda güncellemeye kadar pek çok şekilde kullanılabilir.

DHL iki farklı uygulama alanını daha test ediyor. Palet hacmini ölçmek için kullanılan iki özel konsept, Microsoft’un kontrolörsüz ve kumandasız Kinect’in sensör sistemi ile aynı mantık temelinde geliştirildi. Yapılan testler derinlik sensörü teknolojisi ile yapılan ölçümlerin eski tip teknolojilerle yapılan ölçümlere göre yüzde 50 daha hızlı olduğunu ortaya koydu. Olası diğer kullanım alanları arasında konteyner ve kamyonların dolum seviyesi ölçümü, izleme ve yük hasarının dokümantasyonu gibi işlemler yer alıyor.

Makul maliyetleriyle bu sensörler lojistik sektörünün oldukça ilgisini çekiyor. Çünkü genellikle network geliştirmeye yönelik yatırımların oldukça maliyetli olduğu düşünülürdü. Ancak sensörlerin seri üretimi sayesinde oluşan ölçek ekonomisi, bu maliyetlerin etkilerini telafi ediyor. Böylece şirketler bu yeni yaklaşımın faydalarını görüyorlar: Yapılan ölçümler sayesinde lojistik araç ve ağlarını daha verimli kullanmak mümkün oluyor. Ayrıca optimal yükleme sağlanarak karbondioksit emisyonları azaltılıyor, yük hasarı daha iyi belgeleniyor.

Tüketici elektroniği teknolojilerinin farklı kullanım alanları ve teknik ayrıntılar“Düşük Maliyetli Sensör Teknolojileri” başlıklı trend raporunda yer alıyor. Raporu şu adresten indirmek mümkün: www.dhl.com/lowcostsensor. Çalışma DHL’in Logistics Trend Radar (www.dhl.com/trendradar)araştırmasını temel alıyor. DHL, Trend Radar’ı lojistik sektöründe önemli etkiye sahip olabilecek olası konuları tanımlamak amacıyla kullanıyor.

Microsoft küllerinden doğmaya çalışıyor

Önce Microsoft’un küllerinden doğması için ölmüş olması lazım diyenlere önden cevap vererek başlayalım: Mobil dünyayı neredeyse pas geçti, işletim sistemi dünyasını Windows işletim sistemi olmayan tabletlerin domine etmesine izin verdi. Son işletim sistemi çalışmaları da harika gitmiyor. Evet belki ölmedi ama en azından son kullanıcı pazarı için 1990’ların Microsoft’u olmadı da kesin…

Şirket 2-4 Nisan tarihleri arasında eskiden Türkiye’den gazetecilerin de götürüldüğü geliştiriciler konferansı gerçekleştirdi. Orada konuşulanları şirketin gönderdiği resmi bülten, oraya katılanların blogları ve zaman içinde edindiğimiz bilgi birikimleriyle harmanlayarak TKNLJ stilinde sizlerle paylaşayım…

  • Microsoft artık 9 inçten küçük aletlerden işletim sistemi parası almayacak. Bu da demek oluyor ki telefonlara ücretsiz girerek Android ile yarışı onun bedava kulvarına çekmeyi planlıyor. Bu yarışı sadece Nokia üstünden giderek beceremeyecekleri kesindi zaten…
  • Nokia üç yeni telefonunu orada duyurdu. Bu da demek oluyor ki artık Nokia’nın kendi öz varlığı yok. Oranın assolisti bile değil. Orada havayı ısıtan bir uvertür konumunda.
  • İşletim sistemi grup başkan yardımcısı amacının Windows’u herkese hitabeden bir platform yapmak olduğunu söylemiş. Bence talihsiz bir iletişim. Çünkü Microsoft eskiden herkesin platformuydu. Artık öyle olmadığını bizzat en üst düzey yöneticiler söylemiş.
  • Microsoft bundan 10 yıl kadar önce ataç ve çatlak profesör görünümlü kişisel asistanını algısıyla beraber kaybetmiş olmalı. Şimdiki kuşak Apple’ın Siri’sini ilk kişisel asistan sanıyor olabilir. Ama Microsoft kendi asistanını Siri’ye bakarak yeniden tasarlamış görünüyor. Cortana isimli asistan Bing arama motorunu kullanıyor, davranış analizi yapıyor, kişisel bir etkileşim kurabiliyor. 2015 yılından önce de ülkemize gelmeyecek. Ha şahsen Siri’den önce Türkçe konuşacağına eminim bu konuda iddiaya bile girerim.
  • Microsoft’un en önemli işlerinden biri de kurumsal dünyaya dalması olacak. Uzaktan erişimle cihazları kontrol ederek müdahale edebilme, aynı 1990’lı yıllarda başlayan Windows uzaktan yönetimi gibi cep telefonlarına çok şey kazandıracak. Android ve iOS işletim sistemlerine karşı bu tecrübesini daha iyi kullanmalı. Zaten yeterince geç kaldı bu alanda… 
  • Windows 8.1 önümüzdeki aydan itibaren telefonlara ücretsiz olarak dağıtılacakmış. Şu andaki çok minik mobil Windows varlığı yüzünden çok sorun çekeceklerini zannetmiyorum…
  • Yabancı kaynaklarda da öne çıkan en enteresan yanlardan biri Microsoft’un belki de attığı geri adım: O alıştığımız Başlat menüsü yeni düzende pek bir uzaklara atılmış, gözden yitmişti. Kullanıcılar o kadar çok dövdüler di tırım tırım geri getiriyorlar o menüyü. Kullanıcıyla kavga etmek her zaman harika sonuçlar getirmez. Olsun, hatadan dönmek de erdemdir.
  • Bence konferansın en önemli mesajlarından biri icat edildiği tarihten bu yana hep daha fazla disk alanı ve hafıza kullanımı isteyen Windows’un geriye doğru adım atması oldu. Söylenenlere bakılırsa 1 GB bellek ve 16 GB disk alanı bu işletim sisteminin çalışmasına izin verebilecek. Bu da neyi getirecek? Tabii ki ucuz, örneğin 300 doların altındaki tabletlerde Windows satılabilmesini… İşte o zaman Android ile yarışmaya başlayabilir.
  • Buraya kadar yarış hep Android ile yarışmaya çalışıyordu. iOS ile yarışabilmek için de programlama özelliklerini geliştirmeye çalışacak. örneğin telefon için ayrı bilgisayar için ayrı yazılım paketleme sistemi olmayacak. Bir kez programlayan ikisi için de kullanabilecek yaptığı işi.
  • Windows mağazası da aynı iTunes gibi uygulama keşfi, gelir paylaşımı ve kişiselleştirilmiş uygulama tavsiyeleriyle bezendi. Bunu 1990’ların ortasında yapsa harika olurdu, ama kısmet bugüneymiş.
  • Ben bir süredir gelişmelerini yakından takip ettiğim Kinect için yapılanları hayranlıkla izliyorum: Microsoft hareket algılayan bu cihazı sistemiyle o kadar iyi birleştirdi ve bunun kaynak kodlarını öylesine açtı ki ileride Microsoft’u işletim sistemi değil Kinect ile hatırlıyor olabiliriz

Bu telefon on saniye sonra kendini yok edecektir

ABD’nin uzay ve havacılık şirketi Boeing, mobil iletişim sektörüne de el attı. Şirketten Ulusal Havacılık Otoritesi’ne (FCC) gönderilen yazılı bir belgede, Boeing’in yüksek güvenlik niteliklerine sahip bir mobil telefon ürettiği bilgisi yer aldı.

Kısaca ‘Black’ adını taşıyan cihazın özellikle kritik bilgilere sahip üst düzey devlet yetkililerinin kullanımı için düşünüldüğü belirtiliyor.
Şirketten yapılan açıklamada, yeni cihazın karşılıklı görüşmeleri çoklu kripto tekniğiyle şifrelediği ve görüşmelerin dinlenmesini imkânsız hale getirdiği ileri sürüldü.

Cihazın en önemli özelliği olarak ise cep telefonunun kasasının zorla açılması halinde sensörlerin devreye girerek tüm bilgileri kullanılmaz hale getirmesi gösteriliyor. Ancak cihazın bu özelliğinin telefonun pilinin bitmesi halinde de devreye girip girmediği henüz bilinmiyor. Henüz oldukça az detayın bilindiği cihazın Android işletim sistemiyle çalışacağı ve 4.3 inç ekranı olacağı belirtiliyor.

Araştırma: Teknolojinin girmediği yerimiz kalmayacak

Deloitte’un Teknoloji, Medya, Telekomünikasyon sektörlerine ilişkin öngörülerine göre 2014 yılında globalde 375 milyar dolarlık akıllı telefon satışı gerçekleşecek. 55 yaş üzeri akıllı telefon kullanıcı sayısı %25 artacak. Tablette ekran küçülecek. 100 milyon kişi televizyonu akıllı cihazlardan ve tabletlerden izleyecek.

İşin daha Türkçesi: Önümüzdeki günlerde üstümüz başımız oramız bramız da dahil olmak üzere teknolojinin girmediği yer kalmayacak…

Teknoloji

  • Tablette “mini” devri: 2014’ün ilk çeyreğinde kullanımdaki mevcut tabletler içinde daha küçük ekranlı ve daha kompakt tabletler ilk defa pazar payına hâkim olacak. Buna göre, yılın ilk çeyreğinde kullanımda olan ekranı 8,5 inç ve daha küçük olan tabletlerin sayısı 165 milyona ulaşırken, aynı dönemde standart boyuttaki tabletlerin sayısı ise 160 milyon seviyesinde kalacak.
  • Oturma odalarımıza hâkim beş cihaz: İnternete bağlı televizyonlar, bilgisayar, oyun konsolları, akıllı telefonlar ile telefon özelliği olan ve olmayan tabletlerin satışının 2014 yılında 750 milyar dolara ulaşacağı öngörülüyor. Bu satışın yaklaşık yarısı ise (375 milyar dolar) akıllı telefonlara ait olacak.
  • Yeni akıllı aktör “giyilebilir cihazlar”: 2014 yılına damga vurması öngörülen giyilebilir cihazların satışlarında da artış yaşanması bekleniyor. Buna göre, 10 milyon adet akıllı gözlük
  • (ortalama fiyatı: 500 dolar), akıllı saat (ortalama fiyatı: 200 dolar) ve akıllı bileklikten (ortalama fiyatı: 140 dolar)  yaklaşık 3 milyar dolar satış geliri elde edilecek.
  • Kitlesel açık online dersler (MOOC) ikiye katlanacak: Kullanıcıların online olarak kayıt yaptırabildikleri ve dersleri bilgisayar üzerinden takip edebildikleri kitlesel açık online ders (massively open online course) sistemine yapılan ders kayıtları, 2012 rakamlarına oranla neredeyse %100 artacak. MOOC sisteminin 2020 yılında yaygın öğretim de dâhil olmak üzere, alınan tüm eğitimlerin %10’unu oluşturması bekleniyor.
  • Sağlık alanındaki e-viziteler ile 5 milyar dolarlık tasarruf: 2014 yılında genellikle soru formları, fotoğrafların doktora ulaştırılması sürecinden oluşan e-vizitelerin, özellikle sinüzit, boğaz ağrısı, alerji, mesane enfeksiyonu ya da akne tedavileri gibi kesin belirtisi olan hastalıklarda yaygın olacağı öngörülüyor. 2012 yılı ile karşılaştırıldığında %400’lük bir büyümenin (toplam 100 milyon kez e-vizite) gerçekleşeceği bu e-viziteler sayesinde yaklaşık 5 milyar dolarlık tasarruf elde edileceği öngörülüyor.

 

Medya ve Eğlence

  • TV değişiyor: 2014 yılında 100 milyonun üzerinde izleyici, TV’yi dizüstü bilgisayar, tablet ve akıllı telefon aracılığıyla da seyredecek.
  • 50 milyon evde yan odada da Pay-TV: Oturma odalarımızın bir numaralı sahibi TV’ler, 2014’te 50 milyon evde, birden fazla dijital TV platformu aboneliği ile varlığını sürdürecek. Söz konusu ödemeli dijital platformların kullanılmasıyla elde edilecek gelir ise ortalama 5 milyar dolar olacak. Bunun yanında 10 milyon hane ise, yine 2014’te genişbant gibi farklı platformlar üzerinden Premium TV hizmetinden faydalanacak. Genişbant üzerinden yayın yapmayı mümkün kılan OTT teknolojisinin gelişmesi ile birlikte, talebe bağlı televizyon sistemi (VoD) üyelikleri de hız kazanacak.
  • Reklam ölçümlemesinde yeni dönem: Dijital platformların yaygınlaşması ve online TV izleme süresi arttıkça, reklamların getirisinin ölçümlenmesinde de bir takım değişiklikler gerçekleşecek. Rapora göre 2014, yeni nesil hibrid ölçümleme modelinin şekilleneceği yıl olacak.
  • Spor karşılaşmalarından rekor gelir: Spor karşılaşmalarının yayın hakkından elde edilen gelir, 2014 yılında %14 artarak 24,2 milyar dolara ulaşacak. Bu artışın dörtte üçü Almanya, Fransa, İngiltere, İspanya, İtalya futbol ligleri, UEFA ligleri ve Kuzey Amerika’daki profesyonel liglerin imzalayacağı sözleşmeler ile elde edilecek.
  • Telif ve hak sahiplik gelirlerinde artış: Önceki yılların aksine, 2014 yılında müzik endüstrisinde hak sahiplerine ödenen telifler ve kaydedilmiş müzik araçlarından elde edilecek gelir, ilk defa 1 milyar dolara ulaşacak. Günlük hayatımızda dinlediğimiz her şarkıdan elde edilen lisans gelirinin ise 2014 yılında günlük 3 milyon dolar olarak gerçekleşmesi öngörülüyor.

 Telekomünikasyon

  • Nitelikte anlık mesajlaşma, nicelikte SMS: 2012 yılında, SMS ile neredeyse aynı gelire sahip olan anlık mesajlaşma (IM) işlemlerinin (50 milyon / gün) 2014 yılında SMS’in (21 milyon / gün) iki katından fazla gerçekleşmesi bekleniyor. Buna rağmen SMS değer kaybetmiyor. 2014 yılında SMS’den 100 milyar doların üzerinde gelir elde edilmesi beklenirken, bu rakam anlık mesajlaşmada SMS gelirlerinin sadece 1/50 oranında gerçekleşeceği öngörülüyor.
  • Phabletler yükselişte: 5-7 inç arası telefon özelliğine sahip mini tabletler olarak nitelendirilen phabletler, 2014’te satılması öngörülen 1,2 milyar adet akıllı telefon pazarının 1/4’ünü oluşturacak. Tanesi ortalama 415 dolar olan phabletler, akıllı telefonlardan %10 daha pahalı olacak ve toplam satışından da 125 milyar dolar gelir elde edilecek. Oyun severler ve mesaj kullanıcılarının yanı sıra akıllı telefonlara göre büyük ve aydınlık ekrana, daha yüksek ve kaliteli sese, daha büyük klavyeye sahip olması nedeniyle sürpriz bir şekilde 55 yaş üzeri kesim de phableti tercih eden kesim içinde yer alacak.
  • 55 yaş üzeri penetrasyon artıyor: Gelişmiş ülkelerde 55 yaş üzeri kullanıcıların akıllı telefon penetrasyonu, 2013’e göre %25 oranında artacak.
  • Saha telefonlarında artış: Genellikle sahada çalışanların kullandığı ve zorlu şartlara dayanıklı olarak tasarlanan ve merkeze bağlı mobil cihaz fiyatlarının 2014’te ortalama 250 dolara düşmesi bekleniyor. Bununla birlikte yine 2014 yılında satılması öngörülen 10 milyon adet ile birlikte, piyasadaki toplam cihaz miktarı 30 milyon adete ulaşacak.

Xerox “araba kullanırken şu zıkkımla konuşmayın” dedi

Aslında tam olarak başlıktaki cümleyi söylemedi ama o kadar güzel bir üslupla aslında kendi işi olmayan bir alanda o kadar güzel bir mesaj verdi ki ben olayı buraya getirmekte fayda gördüm.

Dünyanın önde gelen teknoloji ve iş süreç yönetimi hizmetleri veren şirketlerinden Xerox, realbusiness.com adlı sitesinde cep telefonlarının neden olduğu trafik kazalarına dikkat çeken bir açıklama yayınladı. Yayınlanan açıklamada, her yıl dünya genelinde onbinlerce insanın ölümüne neden olan bu alışkanlığı azaltmak üzere geliştirilen örnek akıllı cep telefonu uygulamaları ve özellikleri tanıtıldı.

Ülkemizde de yılda ortalama 569 bin 421 trafik kazası yaşanıyor ve bu kazalarda yaklaşık 4 bin kişi hayatını kaybederken, 124.988 kişide yaralanıyor ve sakat kalıyor. Türkiye’de henüz cep telefonu kullanımından kaynaklanan kazalarla ilgili bir istatistik bulunmasa da araç sürerken cep telefonu kullanma alışkanlığının oldukça yaygın olduğu biliniyor.

Yaratabileceği yaşamsal sonuçlardan dolayı araç sürerken cep telefonunu kapatmak ya da uçak moduna almak gerekiyor. Akıllı telefon kullanıcısı değilseniz ve araç sürerken size ulaşanları bilmek istiyorsanız, her operatörün farklı şekillerde kullanılabilen telesekreter servisleri de bu konuda bir çözüm sunuyor. Akıllı telefon kullanıyor ve sizi arayanların araç sürdüğünüz için çağrılara cevap veremediğinizi bilmesini istiyorsanız, güvenli sürüş sağlayan mobil uygulamaları kullanabilirsiniz. Güvenli araç kullanmanızı sağlayacak bu mobil uygulamalar, araba sürdüğünüz için cevap veremediğinizi ve ne zaman geri dönüş yapabileceğinizi, sesli mesaj, SMS, e-posta olarak sizi arayan kişiye iletiyor. Xerox, güvenli bir yolculuk için tercih edilebilecek örnek mobil uygulamaları şu şekilde sıralıyor:

DriveMode(Android ve Blackberry)

Aracınız etkin bir şekilde saatteki hızı en az 25 km olduğunda, size ulaşmaya çalışan kişilere yolculuk esnasında olduğunuzu haber veren, kişiselleştirilmiş otomatik bir yanıt gönderir.

DriveSafe.ly (iOS, Android, Windows Mobile ve Blackberry)

Gelen e-posta ve mesaj bildirimlerini susturur, gerçek zamanlı olarak yüksek bir sesle gelen metinleri okur ve sizin adınıza otomatik bir yanıt gönderir. Uygulamanın ücretsiz ve yükseltilmiş ücretli sürümü de bulunuyor.

SafeCell (iOS ve Android)

Aracınız saatte 5 km hızla yol almaya başladığı andan itibaren, bu uygulama telefonunuza gelecek aramaları, mesajları size ulaşmadan önce durdurur. Size ulaşmaya çalışanlara konumunuzu ve araç kullandığınızı belirten otomatik bir yanıt gönderir.

Do Not Disturb (iOS)

Apple marka cihazlarda mevcut olan bu özellik sayesinde yolda olduğunuz sırada tüm çağrılar, metinler ve uyarılar susturulur. Varacağınız yere ulaştığınızda yakaladığı çağrı ve mesajları kullanıcıya hatırlatır.

Driving Mode (Windows)

Windows Driving Mode, iPhone uygulaması Do Not Disturb’e benzemektedir. Gelen bütün aramaları susturur, otomatik olarak konum ve yanıt gönderebilir ama giden arama ve metinler bloke olmaz.

Safe Driving Text Machine (Android)

Sürüş algılama moduyla gelen tüm mesajları otomatik bir mesajla yanıtlar, istediğinizde konuşmalarınızı metin mesajı haline çevirerek iletir.

iOS in the Car (iOS)

Aramaları sesli mesaj olarak iletme, mesajlarınızı yüksek sesle size okuma gibi özellikleri olan bu uygulama navigasyon hizmeti de sunmaktadır

Cep telefonları, trafikteyken dış dünya ile bağlantı kurmayı, iş, aile ve arkadaşlarla sürekli iletişimi sağladığı için yoğun bir şekilde kullanılıyor. Amerika’da 2011 yılında yapılan, araç sürerken cep telefonu kullanma alışkanlığının trafik kazalarına etkilerini araştıran bir çalışmaya göre; direksiyon başında cep telefonu kullanan sürücüler yüzünden 3.331 kişi hayatını kaybetti ve 400.000 kişi de yaralandı. Araştırma sonuçları, cep telefonunu kulaklığa bağlı olarak kullanmanın da, elde kullanmak kadar tehlikeli olduğunu gösteriyor. Virginia Teknoloji Ulaştırma Enstitüsü tarafından yapılan başka bir araştırma cep telefonunu bulma, rehberi açıp aranacak kişiyi seçme ve arama gibi telefon görüşmesine kadar yapılan aktivitelerin, telefonla konuşmaktan üç kat daha fazla trafik kazasına sebep olduğunu ortaya koyuyor.

Dünyanın birçok yerinde, araç sürerken cep telefonu kullanmaktan kaynaklanan kazalarla ilgili ortaya çıkan istatistikler, sorumlu kişileri bu konuda harekete geçirerek, sosyal sorumluluk ve bilinçlendirme kampanyaları düzenlenmelerini sağlıyor. Özellikle ABD’de faaliyet gösteren cep telefonu operatörleri, araç sürerken cep telefonu kullanımını engelleyebilmek için ulusal çapta bilinçlendirme ve sosyal sorumluluk kampanyaları düzenliyor.

Ünlü Amerikan cep telefonu operatörü AT&T’nin düzenlediği “It can wait” (Bekleyebilir) adlı sosyal sorumluk kampanyası da bunlardan biri. Araç sürerken telefonla konuşma ve mesajlaşma yapılmamasını öğütleyen, sürücüleri uyaran yazılar, istatistiki rakamlar, haberler, çarpıcı belgesel filmler ve videolar kitle iletişim araçlarında yayınlanıyor, www.itcanwait.comadlı bir internet sitesi üzerinden de benzer bir şekilde toplum bilinçlendirilmeye çalışılıyor.

Araç sürerken cep telefonuyla konuşma, mesajlaşma gibi eylemlerden kaynaklanan trafik kazalarının önüne geçilebilmesi için, ilgili kamu kurumları başta olmak üzere, Türkiye’deki cep telefonu operatörlerinin de bu konuda benzeri sosyal sorumluluk projesi başlatmaları ve kullanıcılarına sürüş güvenliği sağlayacak mobil uygulama ve servisleri ücretsiz olarak sunmaları gerekiyor.

Teknolojik ürün ve çözümlerinin yanı sıra; köprü, otoyol geçiş sistemleri ve park alanları yönetimi gibi ulaştırma hizmetleri de sunan Xerox, geliştirdiği teknolojik çözümlerle trafik sorununun çözülmesine yardımcı olmaya çalışıyor. Ulaşım sektörüne yönelik olarak ABD’deki bir çok eyalette yer alan köprü, oto yol, “E-Z Pass” sistemlerini yöneten Xerox, ayrıca birçok büyük şehrin, şehir içi araç park sistemini de yönetiyor. Faaliyette bulunduğu sektörlerin ve hizmet verdiği müşterilerin iş akışlarını kolaylaştırmaya çalışan Xerox, aynı sorumlulukla toplumsal sonuçları olan konulara da sosyal sorumluluk anlayışı ile yaklaşıyor.

BTK’nın test ettiği telefonlar sınıfta kaldı

BTK, cep telefonu ve benzen elektronik ileticim cihazlarından numune toplayıp standart denetimine tabi tutuyor. Bu yılın ilk 9 avında toplanan 660 adet cihaz, BTK laboratuvarında testten geçirilmiş. Test sonucu 661 cihazdan 147’sinde standarda aykırılık tespit edilmiş. Standarda uymayan cihazların buvuk çoğunluğunu CE ve uygunluk belgesi bulunmayan ürünler oluşturmuş. İncelenen cihazlann en çok sınıfta kalan parçası bataryası olmuş.

BTK Laboratuvarı Müdürü Ahmet Emin Turgut cihazlardan yayılan elektromanyetik dalgalann insan sağlığını tehdit etmemesi için SAR (özgül soğurma oranı) ölçümlerini gerçekleştirdiklerini belirtiyor. Ölçümlerde SAK değerinin Avrupa Komisyonu’nun belirlemiş olduğu limit değer olan 2 W/kg altın da olup olmadığını kontrol ettiklerini belirten Turgut, limitin üzerinde SAR değerine sahip cihazlann piyasadaki satışının yasaklandığını kaydetti.

Zaman gazetesinin bu haberi harika. BTK’nın yaptığı iş de harika. Ama biz son kullanıcılar kaç telefondan kaçının bozuk çıktığını değil bu telefonların isim ve modelini de bilmek istyoruz. Ya bu telefonlar bizim elimizdeki cihazlarsa? Sonuçta test edilen telefonların yüzde 22’si standartların dışında çıkıyor. BTK öyle ya da böyle bu açıklamaları yapmak zorunda. Hem diğer telefonların itibarını kaybetmesini önlemek hem de bizim gözümüzdeki BTK itibarını sağlamlaştırmak için…

Uçakta telefon var ama kullanmıyoruz

Bugün basın organlarına yansıyan haberlere göre Sivil Havacılık Genel Müdürü Bilal Ekşi, yolcuların havayolu seyahatlerinde internet kullanımına ilişkin sektörle toplantı yapıp gerekli prosedürü oluşturacaklarını belirterek, sonrasında isteyene uçaklarda data transferi kullanımı konusunda izin vereceklerini bildirmiş.

Bu konunun yasal prosedürler sıralamasına girmiş olması harika bir şey. Umarım yakında resmi olarak uçaklarda veri alışverişi başlar. Ama Ekşi’nin söylediği çok acayip bir şey var: Uçaklarda cep telefonunun kullanılıp kullanılamayacağı sorulan Ekşi, konuyla ilgili  teknolojilerin artık herkes tarafından kullanılabilir hale geldiğini belirtmiş. Ama yine de uçaklara şu anda bu iletiyşimin sokulması istenmiyor. Çünkü yolcular sakin bir yolculuk geçirmek istiyorlarmış. Kimse etrafında konuşan insanları sevmiyormuş. O yüzden de izin verilmesi düşünülmüyormuş.

Turkcell’in yeni telefonu 499 TL’ye satışa çıktı

Turkcell’den yapılan açıklamaya göre, Turkcell’in Ar-Ge üssü Turkcell Teknoloji’de geliştirilen Turkcell T40 satışa çıkıyor. Türk mühendisleri tarafından tamamen T40’a özel tasarlanan Turkcell ara yüz ise kullanıcılarının hayatını kolaylaştırmayı hedefliyor.

İsteyenler, tavsiye edilen peşin satış fiyatı 499 lira olarak açıklanan Turkcell T40’a 2 Ekim’den itibaren “turkcellmagaza.com” ya da Turkcell İletişim Merkezleri’nden 24 ay boyunca tarifeye ek ayda 8-24 lira arasında değişen kontratlı tekliflerle de sahip olabilecek.

Kurumsal müşteriler de kendilerine özel cazip Turkcell T40 kontratlı tekliflerinden yararlanabilecek.

Turkcell T40 kontratlı olarak alanlar Turkcell’in hediyesi 3 aylık Turkcell TV Standart Paketi ve 3 aylık Turkcell Müzik 15 şarkı indirme hakkı sayesinde her an her yerden müzik ve TV keyfi yaşayacak. Turkcell Akıllım Güvende ile akıllı telefon sigortası ve akıllı telefon asistans hizmeti ilk 10 bin kişiye hediye edilecek.

Turkcell T40’ları sıvı teması ve kazaen kırılmalara karşı sigorta kapsamına alan Akıllım Güvende ile sigorta kapsamındaki hasarlı cihazlar kullanıcıdan alınıp, tekrar bulundukları adrese teslim edilme ayrıcalığı sağlanıyor.

Türkiye’nin ilk yerli tasarım akıllı telefonunu Turkcell’lilerle buluşturmaktan büyük memnuniyet duyduklarını ifade eden Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Hulusi Acar, mobil internette fırsat eşitliği vizyonu ve herkesi akıllı telefon sahibi yapma hedefiyle yola çıkarak kendi adlarıyla ilk telefonu sundukları günden bu yana yaklaşık 1 milyon T serisi cihaz sattıklarını açıkladı.

Acar, Türkiye’de tasarladıkları Turkcell T40’la Türk insanına hakkettiği kalitede yüksek teknoloji ürünü bir akıllı telefonu çok uygun fiyata sunmanın gururunu yaşadıklarını belirterek, “Gelişmiş ses ve kamera gibi teknolojik özellikleri, Türk kullanıcıların alışkanlıklarına göre geliştirilmiş hayat kolaylaştıran ara yüzü ve Turkcell’in zengin mobil uygulama dünyasını herkesin erişebileceği fiyatta bir araya getiren T40 ile Turkcellliler bir adım önde olacak” dedi.

TKNLJ olarak bu telefonu son kullanıcı tarafında deneyerek sizlerle ailenin farklı bireyleri gözünden anlatacağım… Bizi takip edin…

Vodafone elinde telefonla araç kullanmama sözü verdi

Vodafone gönderdiği bir basın bülteniyle “BS ISO 39001 Yol Trafik Güvenliği Sertifikası”nı Türkiye’de almaya hak kazanan ilk şirket olduğunu duyurdu. Verilen sertifika, İngiliz Standartları Enstitüsü tarafından verilen bir sertifika. Dünyanın en büyük sertifikasyon kuruluşlarından BSI (British Standards Institution-İngiliz Standartları Enstitüsü) tarafından verilen bu sertifikaya dünyada çok az sayıda şirket sahip. Vodafone Türkiye, dünyada bu sertifikayı almaya hak kazanan 7. şirket olarak dikkat çekiyor.

Karayollarında gerçekleşen kazaları azaltmak amacıyla yayınlanan sertifika, Karayolu Trafik Güvenliği Yönetim Sistemi’nin kurulmasını, uygulanmasını, bakımının sağlamasını ve performansının geliştirmesini uluslararası bir standartla belgeliyor. Sertifika gerekliliklerine göre, Vodafone Türkiye bünyesinde 15 çalışan 5 günlük ISO 39001 Yol Trafik Güvenliği Sistemi Bilgilendirme ve İç Denetçi Eğitimi aldı. Sistem kurulum çalışmalarının bir parçası olarak tüm operasyonları içeren 6 günlük bir Vodafone Türkiye ISO 39001 İç Denetimi yapıldı. ISO 39001 Yol Trafik Güvenliği Sistemi Standardı bakış açısıyla tüm operasyonları içeren bir Vodafone Türkiye Yol Trafik Güvenliği Risk Analizi hazırladı. Sistem kurulumu esnasında Vodafone Türkiye bünyesindeki 1.116 araç Vodafone Türkiye Sürüş Güvenliği Prosedürü’ne ve ilgili mevzuata göre gözden geçirildi. Ayrıca bir yıl boyunca 2.361 sürücüye Yol Trafik Güvenliği eğitimi verildi.

Vodafone Türkiye ayrıca, “Trafikte Sorumluluk Hareketi” kapsamında geliştirilen “Kurumsal Trafik Güvenliği Deklarasyonu”na imza atan ilk ve tek telekomünikasyon şirketi. Aldığı ISO 39001 sertifikasıyla, bu konudaki titizliğini ve sorumluluğunu bir kez daha vurgulayan Vodafone Türkiye, iş güvenliği için ‘6 Mutlak Kural’ı uyguluyor. Vodafone’un trafik konusunda tüm dünyada belirlediği, şirketin ekosisteminde yer alan tüm kurum, kuruluş ve çalışanların kesinlikle uyması gereken 6 Mutlak Kural’ı bulunuyor. Bu kurallardan 4’ü doğrudan trafikte güvenlik ile ilgili:

• Her zaman güvenli ve yasalara uygun şekilde araç kullanırız: Her koltukta her zaman emniyet kemeri takarız.
• Her zaman hız sınırlarına uyarız.
• Asla elimizde bir mobil cihazla araç kullanmayız.
• Asla alkol veya uyuşturucu etkisi altında çalışmayız.

Operatör marka telefonlar yüzde 12 sattı

OPR Araştırma Hizmetleri güzel bir araştırmayı basınla paylaşmış. Türkiye’de telefon satışını konu alan bu araştırmadan küçük notları sizlerle paylaşıyorum:

  • 2013’ün ilk yarısında 4 milyon 465 bin 243 adet cep telefonu satılmış
  • Satılan telefonların yüzde 74’ü akıllı telefon
  • Akıllı telefonlar tüm telefon satışı cirosunun yüzde 92’sini kapsıyor
  • Türkiye’de telefon satan 49 marka var
  • Türkiye’de 750 farklı model telefon satılmış
  • Telefon fiyatları 108 TL ve 3.717 TL arasında değişiyor
  • Satılan telefonların yüzde 97’si dokunmatik
  • Satılan tüm telefonların yüzde 12’sini operatörlerin kendi markaları oluşturuyor
  • Akıllı telefonların yüzde 44’ünü operatörler satmış
  • Tüm telefonların yüzde 24’ü hiper ve süpermarketlerde satılmış
  • Satılan akıllı telefonların yüzde 69’u Android

Bu güzel araştırmayı paylaştığı için OPR’a teşekkür ediyoruz

Aklımdan geçen akıllı saat

Ben çok saat insanı değilim. Hayatım boyunca bir yıldan uzun kullandığım iki saatim oldu. Biri sünnetimde babamın aldığı fosforlu saatim diğeri de ortaokula başlaren alınan oyunlu saatim… Onun dışında saat olayını hep “bir şekilde” hallettim.

Son zamanlarda çıkan akıllı teknolojilere sahip saatleri yakından inceleme fırsatı buldum. Bu konuyla ilgili bir analiz size sunmak istiyorum:

1. Büyüklük: Yeni model akıllı saatler gerçekten çok büyük. Benim gibi spor salonu müdavimi olmayan normal kollu insanlarda gerçekten çok komik duruyor. Çok para verseler de koluma öylesi büyüklükte bir saati takmazdım.

2. Diğer cihaz: Kola takılan saat gün boyu diğer cihaz olarak hayatımıza girmek durumunda. Onunla ilgili yeni bir şey öğrenmek, onun kurallarını bilmeye çalışmak bana gerçekten de zul geliyor…

3. Diğerleriyle konuşma: Yeni model saatler diğer aletlerle konuşmaya çalışması üstüne kurulmuş. Telefonu bir alıyor bir almıyor. İyi de telefon zaten üstümdeyse niçin ondan konuşmak yerine saate kulaklık takıp saatle telefon arasında zaten sakat bir teknoloji olan bluetooth bağlantısı kurup konuşmaya çalışayım?

4. Pil: Bu saatlerin içine ne teknolojisi koyarsanız koyun diğer aletlerle iletişime geçmeye çalışması onun pilini bir gün boyu yetmez hale getiriyor. İnsan telefonunu şarja koyar da saatini öyle her an şarja takabilir mi? Bana oldukça itici geliyor bu sorun…

Bunları belirttikten sonra aklımdan geçen fantezi saati sizlerle paylaşmak istiyorum:

1. Katlanabilir ekran: Şu anda Samsung’un üstünde çalıştığını söylediği saatin ekranı, daha önce Sony’nin de tanıttığı tarzda katlanabilir (flexible) bir ekrana sahip olacakmış. Bilinen anlamda bir ekranın dışında tüm kayışı ekran olan bir saat enteresan olabilirdi.

2. Tek başına bir cihaz: Benim en büyük fantezim burada zaten. Ben bir saat manyağı değilim ama hem saat hem telefon taşımak işime gelmez. O yüzden de tek başına birçok cihazın işini yapan tek bir saat beni telefon kullanmaktan alıkoyabilirdi… Hatta alıkoysun istiyorum. Şu şekilde:

a. Elimizdeki cihazlara neden ihtiyacımız var? Bir işlemci, bir internet bağlantısı, yeterince büyük bir ekran ve pil için… Ekranı Google tarzı bir akıllı gözlük ile halledebildiğimiz durumda saati bağlantı aleti olarak nano simkartlarla bağlamak mümkün. Pilin fuel cel teknolojisiyle saatten bile halledilmesi durumunda bu mümkün olabilir. Ha önümüzdeki 10 yılda olabilir mi, onu bilmiyorum.

b. Sıradan telefon aramaları için saati kulak içi kulaklık ile halleder telefonu tamamen hayatımızdan çıkarabilirdik.

c. Mevcut sistemlerle dokunmatik ekrana ihtiyacımız niçin var? Mesaj yazmak ve komut vermek için. Bunu mevcut sesli komut algılama teknolojisiyle halletmemiz mümkün. Basit komutlarla idare edilebilen bir sistem sayesinde menü ve işletim sistemini öğrenme gibi saçmalıkları da hayatımızdan çıkarabilirdik.

3. Sürekli vücudumuza takılı bir cihaz: Şimdiye kadar konuştuğumuz her tür M2M sağlık sistemi vücuda takılı bir cihaz istiyordu. İşte size fırsat. Her zaman teninize değen bir cihazınız, saatiniz var. Bununla her tür düzenli sağlık kontrolünü yaparak hala ölüme sebep veren hastalıklar arasında ilk beşte olan kalp krizlerine karşı inanılmaz bir önlem alabilmek mümkün olurdu. vücut sıcaklığı, tansiyon ve hatta şu anda mevcut kan şekeri tahlilleri gibi imkanları uç uca eklediğinizde inanılmaz bir tıbbi kontrol imkanına kavuşabiliriz.

4. Titreşim: Mevcut telefonlarını sürekli elinde taşıyan hastalıklı insanları dışarıda bırakırsak ben telefonların titreyimli olmasının mantığını hiç anlamıyorum. Ama sürekli teninize değen bir saatin titreşiyor olması, telefon zili kavramını bir daha geri dönmemek üzere hayatımızdan çıkarabilirdi.

Bu yazdıklarımın hiçbir bilimsel temeli yok. Yapılabilir mi yapılamaz mı bilmiyorum. Ama bunlar benim fantezilerim. Eğer böyle bir saat çıksa muhtemelen fiyatını sormazdım

İki hatlı telefonlarda İMEİ krizi

 

Yurt dışından telefon getirterek pasaporta kaydettirmek ve kullanma işi Türkiye’de oldukça yaygınlaştı. GSM şirketlerinin bayi teşkilatlarının yardımcı olmasıyla işlemler oldukça hızlı ilerliyor. Ne var ki bu konuda sorunlar çıkabiliyor. Zaman gazetesinin iddiasına göre çift hatlı telefonları yurt dışından getirmek sorun yaratıyor. Zira telefonu bir hattın üstüne kaydettiriyorsunuz ancak diğer hat telefonu kaçak gibi algılıyor ve diğer hatta kaydettirme yapamıyorsunuz. Zaman gazetesi konuyla ilgili MOBİSAD Yönetim Kurulu Üyesi Caner Özgül ile görüşmüş.

Özgül aslında çift hatlı telefon denen cihazın iki telefonun tek bir aletin içinde vücut bulmuş hali olduğunu belirtiyor. Tek pasaporta iki İMEİ numarası kaydettirilemeyeceğini belirten Özgül bu konuda sorunlar yaşandığını ve yaşanacağını belirtiyor.