Türkiye’de bilgisayar Umre’den daha az kullanılıyor

numara tasimaTeknolojinin hayatımızdaki yeri ve ağırlığı konusunda tüm dünyada birbirinden farklı araştırmalar yapılıyor. Ancak bu araştırmaların en önemlilerinden biri, ülkenin nabzını düzenli olarak tutmak zorunda olan TUİK’te duruyor aslında. Çünkü TUİK enflasyon hesaplaması için Türkiye’deki tüm ürünlerin fiyatlarını, ekmeğinden benzinine, cep telefonundan çocuk bezine, düzenli olarak takip etmek zorunda. Üstelik bu ürünlerin kimin tarafından ne oranda kullanıldığını da belirlemek zorunda ki ona göre hayatımıza enflasyon etkisini görebilsin. İşte bu bakış açısıyla teknolojik ürünlerin hayatımıza etkisini TUİK tablolarında inceledik.

Yerli tablet üretim harekatı başlıyor

Milliyet gazetesinde dostumuz Hanife Baş’ın yazdığı yerli tablet harekatı isimli yazı. Bu hafta okuduğumve beni güldüren her şeyi baştan hatırlattı ve güldürdü beni. TKNLJ formatında inceleyelim ve siz de gülün…

  • Bakan “oğlum biz 10 milyon tablet alacağız ona göre ha” diye sanayi odalarına mektup gönderiyor. Tabi canım işte böyle olmalı ihaleler hep…
  • Bu arada ekonomi bakanı 13 odaya tablet ihalesi yapıldığını söylerken bir yandan da onlara aranızda tablet veya bileşenlerini yapan var mı diye de sormayı ihmal etmiyor. Bilmiyor çünkü…
  • Bu hafta bütün sosyal medya ortamlarında cep telefonlarına yeni getirilecek olan vergi Vestel vergisi olarak tanımlanmış. Acaba bakanın bahsettiği 13 oda içinde Ahmet Zorlu beyefendinin çalışma odası da var mı?
  • Haberin içinde aslında Vestel’i komik duruma düşürebilecek veriler de mevcut: Deniyor ki bu sene 12 milyon telefon satılacağı öngörülüyor. 2013 yılında Türkiye’de (güya) üretilen telefon sayısı (güya) yüzde 208 artarak 1 milyon 71 bine çıkmış. E şimdi bir o kadar daha artsın 3 milyona çıksın. Yine 9 milyon açığımız var ne yapacağız?
  • Yani devlet diyor ki yerli sermayeyi destekliyoruz ama yine 9 milyonunuz yüksek vergi mergi demeden hayvan gibi yabancı ürünlere abansın…
  • İster misiniz Aradaki Türk açığını kapatmak için bizim yerliler de (sanki şu anda hiç yapmıyormuş gibi) Çin’de üretime geçsinler ve devlet bunları yerli olarak tanıma özgürlüğünü kullansın?
  • Tabletlerde vergi indiriminden bahsetmiş Milliyet. Hayırlısı bakalım. Bir de ara başlık atmış vergi indirimi tablet üretimini destekler diye. Yani telefonlarda yabancılara vergi artırımı yerli üretimi desteklerken tabletlerde yerlilere vergi indirimi yerliyi destekliyor. Sanırım yerlilerin desteklerden aldığı etki ekran boyutuna göre değişiyor.
  • Bir de Türkiye’ye özel tasarım tablet geyiği var: Mesela ABD tabletlerini burda kullananlar bilir ki üstüne Türk kahvesi dökülüyor. Yerli tablet firmalarımız bu tehlikeyi görerek ona özel “turkish coffee proof” tabletler üretiyor… Ne demek abi Türkiye’ye özel tasarım? Kilim desenli tablet mi yapacaksınız? Peri bacası şekli mi vereceksiniz tabletlere?

MEB bir türlü Fatih projesinin yavaş gittiğine inanmıyor

Fatih projesinin gerçekleşmeleri konusunda sizlerle bir haber paylaşmıştım. MEB bu haberdeki rakamların doğru olmadığını dile getirdi. Ne dedi peki? Hemen irdeleyelim isterseniz:

  • Biz yazımızda 620 bin dersliğin 85 bininde ancak çalışmaların sonlandırıldığını dile getirdi. MEB buna büyük tepkili: “Olur muuu 114 bin sınıfta akıllı tahta dağıtımı yaptık…” Yani MEB diyor ki 620 bin derslikte 30 bin yanılmanız var, yani yüzde 5. Yani hala yüzde 20’ler civarındayız… MEB Yıl sonuna kadar 300 bin etkileşimli tahtanın dağıtılabileceği görüşünde. Site burada, yazılar burada… Bekleyip görelim yıl sonuna kadar nasıl 200 bin tahta dağıtacaklarını. Ki bunu dağıtmaları durumunda dahi hala yüzde 50’ye varılmış oluyor.
  •  20 bin 269 okula çok fonksiyonlu yazıcı dağıtıldığı, 2015 sonuna kadar da 25 bin 384 çok fonksiyonlu yazıcının okullara dağıtımının ve kurulumunu tamamlanacağı aktarılan açıklamada, böylece 45 bin 653 okulda çok fonksiyonlu yazıcı kurulumunun yapılacağı ifade edildi.
  • Meslek liseleri hariç 81 ildeki 3 bin 516 lisede geniş bant hızlı internet altyapısı kurulumlarının tamamlandığı kaydedilen açıklamada, 4 bin 462 okulda geniş bant hızlı internet altyapısı çalışmalarının sürdüğü, 9 bin 52 okulda ise ihale sürecinin tamamlandığı ve çalışmalara başlanacağı aktarıldı. Bu yıl 10 bin okulun fiber internet altyapısı için ihaleye çıkılmasının planlandığı kaydedilen açıklamada, böylece, 27 bin 30 okulun fiber internet altyapısının tamamlanacağı belirtildi.
  • Halihazırda 4 bin okulun uydu internet ve 35 bin 684 okulunADSL bağlantısıyla erişim imkanının sağlandığı anlatılan açıklamada, tüm okullann fiberinternet erişimi için çalışmaların bittiği, hizmetin 2015 yılı ilk çeyreğinde verilmeye başlanacağı ifade edildi.
  • Öğretmenlere ve 9. sınıf öğrencilerine 737 bin 800 tablet bilgisayar dağıtıldığı kaydedilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “2015 yılı içerisinde yaklaşık 700 bin tabletin dağıtımı planlanmış ve ihale süreci başlatılmıştır.” E ben de bunu yazmıştım. Aynı rakamı vermişler. Bunun nesi yanlış? Buradaki tek yanlış olan şey yanlışını kabul ememek…
  • Şubat 2oı6’da 10 milyon 600 bin tablet bilgisayaıın dağıtımına başlanması planlanmaktadır. Eğitimde FATİH Projesi kapsamında tablet bilgisayar dağıtımları 5. ve 9. sınıf öğrencilerinden başlayacak şekilde planlanmıştır. Bu süreçte tablet bilgisayar dağıtımı için ön koşul okullardaki etkileşimli tahta kurulumlarının ve internet altyapısının tamamlanmasıdır.
  • Şimdiye kadar bu koşulları sağlayan okullarda tablet bilgisayar dağıtımı yapılmıştır.” Açıklamada, proje kapsamında, 100 binlerce eğitsel içeriğe sahip ve ücretsiz olarak eğitim camiasının hizmetine sunulan özel portaller hariç 150 binden fazla eğitsel içeriğin üretildiği kaydedildi. Bu konuda bir yazı dile getireceğim.

Birilerinin yapamadıklarını kabul etme vakti geldi geçiyor.

Ceplerin habercisi masaüstüne baskın yapıyor

Akıllı telefon ve tablet dünyasının yakından tanıdığı Flipboard, biraz da masaüstünü deneyelim diyerek bilgisayarlara doğru yelken açtı. Bilmeyenler için ne olduğunu kısaca özetleyelim: Flipboard, haber okumayı estetik ve zevkli hale getiren bir haber uygulaması. Haber okumak isteyenler ilgilerini çeken haber kaynaklarından bilgilere abone olarak bunu seçimleri olan flipboard ekranına getiriyor ve oradan her gün otomatik güncellemelerle okuyorlar.

Eskiden Flipboard uygulamasında gerçekleştirdikleri bu okumayı şimdi Flipboard adresinden gerçekleştirecekler. Bu şekilde yüz milyonlarca farklı kullanıcıya ulaşmayı hedefliyorlar. Kullanıcıların belli bir haber seçimi yapmalarından dolayı mutlaka halen edinmemişlerse bir kullanıcı adı ve parola edinmeleri gerekiyor.

Şu anda sistemle birlikte seçilebilir 34 bin başlık sunuluyor. Kullanıcılar bu başlıkları kullanarak kendi dergilerini hazırlıyorlar. Şu ana kadar hazırlanmış ve günlük olarak kendini güncelleyen 15 milyonun üstünde dergi bulunuyor.

Bu arada sanılanın aksine Flipboard kimsenin haberini ya da emeğini çalmıyor. O sadece gerçek içerik ve muhtemelen ona ulaşması mümkün olmayan kullanıcı arasında köprü kuruyor. Yazılar ya da resim ve videolar hep kendi sitesinden geliyor ve izlenme oranları oraya yazıyor elbette. Flipboard sadece bu içerikleri analiz ederek onları daha iyi göstermenin ya da bir başka deyişle son kullanıcıya sunmanın yollarını buluyor.

Siteye ister kullanıcı adı yaratıp girin isterseniz Facebook ve türevleriyle üye olun. Üyelik mekanizması gerçekten de çok kolay. İçeri girince iki dakikada hangi haberleri görmek istediğinizi seçin. Ardından Belki de şimdiye kadar gördüğünüz en yakışıklı internet haber sitesi çıkacak karşınıza. Aşağı doğru, sonsuza doğru uzanan bir internet sitesi bu. Vaktin nasıl geçtiğini anlamayacaksınız…

Çocuklara seksek oynatın ki gelişsinler

Bu hafta gazetelere yansıyan bir ajans haberi: Uzman klinik psikoloğu Yekta Korkmaz, 0-6 yaş arasındaki çocukların, uzun süre bilgisayar kullanmalarının gelişimlerini engelleyeceğini söyledi.

Nasıl yani dediğinizi duyar gibiyim. Bakalım haberin detayına: Korkmaz bilgisayar ve teknolojik aletlerin aşırı kullanımının tehlike oluşturduğunu ifade etliş. İlkokul öncesi dönemi çocukların bilgisayar, tablet veya telefonları genellikle oyun amaçlı kullandığını hatırlatan Korkmaz kullanım süresinin artıkça çocukların gelişimlerinde problemlerin ortaya çıktığını bildirmiş.

Ne gibi sorunlar? “0-6 yaş arası dönemde çocukların zihinsel, duygusal, sosyal ve dil gelişimleri oldukça hızlıdır. Çocukların kendi yaşıtlarıyla oynadığı oyunlarm saklambaç ip atlama, kule yapma, boyama, kes yapıştır, lego, sek sek… İnce motor, kaba motor, dil gelişimi sosyal-bilişsel alanlarının gelişimine katkısı fazladır. Ebeveynlerin çocuklarını teknolojik aletlerden çok bu tarz oyunlara yöneltmesi gelişimleri için oldukça önemlidir. Çocukların yaklaşık 2 yaş civarında teknolojik aletlere ilgisi başlar. 3 yaş öncesinde teknolojik cihazlarla ilgilenmesine olabildiğince engel olmak 3 yaş sonrasında ise bunu olabildiğince en aza indirerek en fazla gun boyu toplamda 20 dakika anne babanm denetimi altında oynamasına izin verilebilir.”

Uzman psikoloğumuzun anlamadığı, matbaayı engeleyen zihniyete sarılmasını sağlamasının nedeni çok basit: Korkmaz bilgisayar, tablet ve akıllı telefonların içinde ne olduğunu bilmiyor. O yüzden ip atlama, seksek ve kule yapma gibi yüksek entelektüel faaliyetleri öneriyor. Aslında uzmanımızın çocukları tanıdığını da söyleyemeyiz. Çünkü Lego 6 yaşından küçük çocuklara verilmez. Kutusunun üstünde yazıyor. 3 yaşındaki bir çocuğa ip atlatmaya çalışırken de uzmanımızı görmek isterim gerçekten… Bu arada dokunmatik ekranların küçük motor yeteneklerine yaptığı katkı için kendisine milyonlarca sayfalık bilimsel çalışma bulabilirim…

Korkmaz diyor ki “4-6 yaş grubu çocukları için bilgisayar oyunları çok cazip gelebilir ailenin bu konuda net tavır sergilemesi esnek olmaması çok önemlidir. Günde en tazla toplamda yarım saat olarak ailenin de onayladığı oyun veya çizgi filmleri izlemesine izin verilebilir. Çocuğun yaşı ilerledikçe internet kullanımını denetim altına almanın güçleşir.

İşte bunlar hep denetimci zihniyetin çocuk yaştan başlattığı tahakküm. İnternete girmemeyi öğren… Benim sayfalarımı okuyanlar göreceklerdir ki kim internet hakkında kötü bir şey söylerse basın ve yönetim tarafından el üstünde tutuluyor. Çocuklar için internet ve bilgisayarları ulaşılmaz gösterirseniz onlar ilk bulduklarında deli gibi oynarlar bununla. Oysa çocuklar küçük yaştan itibaren bu cihazlarla tanışsalar o zaman buna olan ilgileri azalır, mantıklı zamanlarda oynar, dışarıda oynama ihtimali varsa çıkar oynarlar. Br başka deyişle buldumcuk olmazlar.

Bu tip haberleri her gördüğünüzde eleştirin. Çocukların bilgisayarla nasıl etkileşime geçmesi gerektiğini bunu uzun süredir yapmakta olan anne babalara sorun…

Çocukların bilgisayar kullanımına dikkat edin demek başka, bilgisayar çocukların gelişimini engeller demek başka. Herkes kendine gelsin yahu!!!

2 milyarlık tabletler çocukları bozuyormuş meğer

Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü, 14 Temmuz’da ilçe milli eğitim müdürlüklerine gönderdiği bir yazı ile hükümetin milyar dolarlık yatırımı FATİH Projesi ile ilgili sorun ve şikâyetlerin öğretmenler kurulunda görüşülmesini istemiş. Bu toplantı için bir de rapor hazırlanmış. Raporda, FATİH Projesi ile ilgili ciddi eleştirilere yer verilmiş. Raporda, projeye ilişkin “dersin ahengini bozuyor. Akıllı tahta eğitim öğretim için çok faydalı fakat tabletler öğrencilerin dikkatini dağıtmakta, öğretmen ders anlatırken öğrencinin tabletle ders dışı işlerle uğraşması dersin ahengini bozmakta ve öğrenmeyi güçleştirmektedir” denmiş…

Bu işe bu kadar para yatırmadan önce bu öğretmenlerin, eğitimcilerin ve bu kadar çocuktan anlayan insanların aklı neredeydi acaba? Biz her şeyi deneme yanılma yolu olmadan öğrenmek zorundaki insanlar mıyız? Mesela “tabancayı kendimize doğrultup ateş ettiğimizde canımız çok acıyor” demeden bunun zararlarını göremiyor muyuz? Veya suyun altında 20 dakika nefessiz kalınca insanlar ölüyor şeklinde bir rapor mu beklemeliyiz? Veya elimizi ateşe sokarsak çok canımız yanar raporu gelene kadar elimizi pişirmeli miyiz?

Tabletlerin çocukların dikkatini dağıtmasından yakınmak yerine bunun dikkatleri dağıtmaması, faydalı olması için adımlar atmayı neden kimse düşünmüyor? Çok mu karmaşık geliyor acaba eğitimcilere bu kadar basit şeyleri düşünmek?

Vodafone’dan Saint Benoit’ya tablet ve yazılım desteği

Vodafone Türkiye, eğitimde de dijital dönüşümü yaşatmak için Özel Saint Benoît Fransız Lisesi ile tablet bilgisayar işbirliğini duyurdu. Vodafone işbirliği ile tabletlerle dijital eğitime geçecek Özel Saint Benoît Fransız Lisesi öğrencilerinin öğrenme hızı artacak, eğitim ihtiyaçlarına yönelik çözümle eğitimin bireyselleşmesi ön plana çıkacak.

2014-15 eğitim yılında başlayarak, 2017’ye kadar 1.000 adet tablet Özel Saint Benoît Fransız Lisesi öğrencilerine dağıtılacak. En geç üç yıl içinde tüm okul dijital eğitime geçmiş olacak. Bu projeyle Özel Saint Benoît Fransız Lisesi, Vodafone İş Ortağım iş birliğiyle dijitalleşme sürecine ilk adımı atan ve fark yaratan eğitim kurumları arasında yerini almış oldu. Özel Saint Benoît Fransız Lisesi fark yaratan bu projeyle, eğitim sektörüne dijitalleşme alanında öncülük etti.

Vodafone İş Ortağım tablet projesi sayesinde Özel Saint Benoît Fransız Lisesi öğrencileri, Vodafone SIM kartları aracılığıyla 3G mobil internete yer ve mekandan bağımsız olarak erişebilecek. Smart Edu mobil eğitim yazılımı ile eğitim içeriğine ulaşımda verimlilik artışı sağlanacak. Özel Saint Benoît Fransız Lisesi öğrencileri, kendilerine özgü içeriklere Smart Edu ile ulaşarak eğitim kaybının önüne geçecek. Vodafone İş Ortağım’ın sunduğu mobil cihaz yönetimi çözümü, okul idaresine de cihazların uzaktan kontrolü imkanını sunacak. Böylece öğrencilerin içeriklere erişimi ve güvenli internet kullanımları tek merkezden yönetilebilecek. Tabletlerle okul, öğrenci ve velilerle ilgili tüm süreçlerde verimlilik ve memnuniyet artışı hedeflenirken, öğrencilerin eğitim geçmişi kayıt altına alınarak, ilerlemeleri ve gelişme noktaları tespit edilebilecek.

Eğitimde dijitalleşmeyi hedefleyen bu proje, tablet kullanımının pedagojik avantajlarını da öğrencilerin hizmetine sunuyor. Okuduğunu anlama, sözlü anlatım, resimlerin okunması, yazım hatalarının düzeltilmesi gibi faydalar; tabletlerdeki birçok metin, yazılım ve uygulamayı eğitimde verimlilik artışıyla buluşturuyor. Öğrencilerin dünyaya açılmasını sağlayan tabletler Vodafone 3G Süper İnternet ağına erişim sağlayarak öğrencilerin birçok farklı konuda bilgiye ulaşmalarını kolaylaştırıyor. Tablet bilgisayarlar okuma kolaylığıyla kitap okumaya ve PDF formatında birçok belgeye erişime imkan tanıyor. Tabletler, öğrencilerin kendi öğrenme süreçlerinde etkin rol almasına yardımcı oluyor, motivasyonu ve adaptasyon hızını artırıyor.

Eğitimde verimliliği artıran tabletlerle öğretmenlerin de işi kolaylaşıyor. Öğrencinin kendi başarısını ya da öğrenci başarısının öğretmenler tarafından güvenilir bir şekilde değerlendirilmesi tabletlerle kolaylaşıyor. Her öğrencinin kolayca takip edilmesine zemin sunan bu sistem, öğrencinin gelişiminin aynı zamanda ailesi tarafından da izlenebilmesine yardımcı oluyor. Öğrencilere dersin işleyişine katılımlarıyla ilgili zaman kazandırıyor. Değerlendirmeler sonucunda ortaya çıkan sonuçlara hızlı bir şekilde ulaşılmasını sağlıyor. Öğrencilerin kitap defter gibi ağırlıklardan kurtularak daha mobil olmaları tabletlerle mümkün oluyor.

Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Engin Aksoy, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:

“Giderek birbirine yakınlaşan, daha bağlantılı hale gelen dünyamızda eğitim de hızla dijitalleşiyor. Türkiye’nin sürdürülebilir büyüme ve ekonomik kalkınma hedefleri doğrultusunda daha donanımlı, teknolojiyle iç içe bir neslin dijital eğitim ve en son teknolojiyle buluşması gerektiğine inanıyoruz. Vodafone Türkiye olarak, eğitimde verimliliğe katkı sağlamayı hedefleyen tablet projemizi Özel Saint Benoît Fransız Lisesi ile hayata geçirmenin gururunu yaşıyoruz. Kurumsal vatandaşlık görevimiz olarak gördüğümüz eğitime destek faaliyetlerimize yeni bir halka eklerken, Özel Saint Benoît Fransız Lisesi öğrencilerinin Vodafone 3G mobil internet sayesinde her an her yerden tabletlerle eğitime erişimini kolaylaştırıyoruz. Sürekli yatırımlarla her ölçekten kuruma verimlilik artışı sağlayan teknolojiler geliştiren Vodafone İş Ortağım ile eğitim kurumlarının da güvenilir iş ortağı olarak onların dijitalleşme vizyonuna katkı sağlamaktan mutluluk duyuyoruz.”

Saint Benoît Lisesi Okul Müdürü Pierre Gentric ise şunları söyledi:

“Özel Saint Benoît Fransız Lisesi olarak, 1783 yılından bu yana nitelikli ve ayrıcalıklı eğitim kurumu kimliğinden ödün vermeden, Türk gençliğine en iyi eğitimi sunmayı hedefliyoruz. Öğrencinin, eğitici projelerin merkezinde olmasını sağlayan anlayışımızla, bilgi aktarımını en iyi şekilde sağlamayı amaçlıyoruz. Özel Saint Benoît Fransız Lisesi öğrencilerini her anlamda eğitmek, öğrenim sürecine anlam katmak, kendini keşfederek gelişmesini sağlayan yolda ona öncülük etmek üzere eğitimde teknolojinin olanaklarını kullanıyoruz. 2014-15 eğitim yılından başlayarak Vodafone ile birlikte hayata geçirdiğimiz tablet projemizle, öğrencilerimize dijital eğitimin imkanlarını ulaştıracak olmanın ve eğitim sektöründe bir ilke imza atmanın gururunu yaşıyoruz.”

Microsoft küllerinden doğmaya çalışıyor

Önce Microsoft’un küllerinden doğması için ölmüş olması lazım diyenlere önden cevap vererek başlayalım: Mobil dünyayı neredeyse pas geçti, işletim sistemi dünyasını Windows işletim sistemi olmayan tabletlerin domine etmesine izin verdi. Son işletim sistemi çalışmaları da harika gitmiyor. Evet belki ölmedi ama en azından son kullanıcı pazarı için 1990’ların Microsoft’u olmadı da kesin…

Şirket 2-4 Nisan tarihleri arasında eskiden Türkiye’den gazetecilerin de götürüldüğü geliştiriciler konferansı gerçekleştirdi. Orada konuşulanları şirketin gönderdiği resmi bülten, oraya katılanların blogları ve zaman içinde edindiğimiz bilgi birikimleriyle harmanlayarak TKNLJ stilinde sizlerle paylaşayım…

  • Microsoft artık 9 inçten küçük aletlerden işletim sistemi parası almayacak. Bu da demek oluyor ki telefonlara ücretsiz girerek Android ile yarışı onun bedava kulvarına çekmeyi planlıyor. Bu yarışı sadece Nokia üstünden giderek beceremeyecekleri kesindi zaten…
  • Nokia üç yeni telefonunu orada duyurdu. Bu da demek oluyor ki artık Nokia’nın kendi öz varlığı yok. Oranın assolisti bile değil. Orada havayı ısıtan bir uvertür konumunda.
  • İşletim sistemi grup başkan yardımcısı amacının Windows’u herkese hitabeden bir platform yapmak olduğunu söylemiş. Bence talihsiz bir iletişim. Çünkü Microsoft eskiden herkesin platformuydu. Artık öyle olmadığını bizzat en üst düzey yöneticiler söylemiş.
  • Microsoft bundan 10 yıl kadar önce ataç ve çatlak profesör görünümlü kişisel asistanını algısıyla beraber kaybetmiş olmalı. Şimdiki kuşak Apple’ın Siri’sini ilk kişisel asistan sanıyor olabilir. Ama Microsoft kendi asistanını Siri’ye bakarak yeniden tasarlamış görünüyor. Cortana isimli asistan Bing arama motorunu kullanıyor, davranış analizi yapıyor, kişisel bir etkileşim kurabiliyor. 2015 yılından önce de ülkemize gelmeyecek. Ha şahsen Siri’den önce Türkçe konuşacağına eminim bu konuda iddiaya bile girerim.
  • Microsoft’un en önemli işlerinden biri de kurumsal dünyaya dalması olacak. Uzaktan erişimle cihazları kontrol ederek müdahale edebilme, aynı 1990’lı yıllarda başlayan Windows uzaktan yönetimi gibi cep telefonlarına çok şey kazandıracak. Android ve iOS işletim sistemlerine karşı bu tecrübesini daha iyi kullanmalı. Zaten yeterince geç kaldı bu alanda… 
  • Windows 8.1 önümüzdeki aydan itibaren telefonlara ücretsiz olarak dağıtılacakmış. Şu andaki çok minik mobil Windows varlığı yüzünden çok sorun çekeceklerini zannetmiyorum…
  • Yabancı kaynaklarda da öne çıkan en enteresan yanlardan biri Microsoft’un belki de attığı geri adım: O alıştığımız Başlat menüsü yeni düzende pek bir uzaklara atılmış, gözden yitmişti. Kullanıcılar o kadar çok dövdüler di tırım tırım geri getiriyorlar o menüyü. Kullanıcıyla kavga etmek her zaman harika sonuçlar getirmez. Olsun, hatadan dönmek de erdemdir.
  • Bence konferansın en önemli mesajlarından biri icat edildiği tarihten bu yana hep daha fazla disk alanı ve hafıza kullanımı isteyen Windows’un geriye doğru adım atması oldu. Söylenenlere bakılırsa 1 GB bellek ve 16 GB disk alanı bu işletim sisteminin çalışmasına izin verebilecek. Bu da neyi getirecek? Tabii ki ucuz, örneğin 300 doların altındaki tabletlerde Windows satılabilmesini… İşte o zaman Android ile yarışmaya başlayabilir.
  • Buraya kadar yarış hep Android ile yarışmaya çalışıyordu. iOS ile yarışabilmek için de programlama özelliklerini geliştirmeye çalışacak. örneğin telefon için ayrı bilgisayar için ayrı yazılım paketleme sistemi olmayacak. Bir kez programlayan ikisi için de kullanabilecek yaptığı işi.
  • Windows mağazası da aynı iTunes gibi uygulama keşfi, gelir paylaşımı ve kişiselleştirilmiş uygulama tavsiyeleriyle bezendi. Bunu 1990’ların ortasında yapsa harika olurdu, ama kısmet bugüneymiş.
  • Ben bir süredir gelişmelerini yakından takip ettiğim Kinect için yapılanları hayranlıkla izliyorum: Microsoft hareket algılayan bu cihazı sistemiyle o kadar iyi birleştirdi ve bunun kaynak kodlarını öylesine açtı ki ileride Microsoft’u işletim sistemi değil Kinect ile hatırlıyor olabiliriz

Yaşasın tabletli propaganda dönemi

Tablet konusunda en büyük açılım bugün yapılıyor. 81 ilde 675 bin okulda tablet dağıtımına başlandı. Türkiye’nin her yerinden 100 tablet dağıtıldı, 400 öğretmen bilgisayara kavuştu gibi haberler yağmaya başladı.

Bugün hükümet aslında belki de olmaması gereken bir projeyi hayata geçirecek. Bugünden itibaren nelerin olduğunu, nelerin asla yürüyemeyeceğini daha iyi öğreneceğiz.

Bugünün bilançosu, etkin hükümet propagandası olarak, 81 ilde 3 bin 500 okulda 675 bin öğrenci ve öğretmene tablet bilgisayar dağıtılacak. Dağıtılan tabletlerin 575 bin tanesinin 9. sınıf öğrencilerine, 100 bin tanesinin de öğretmenlere verileceğini söyledi, toplamda ise 675 bin tablet dağıtımı yapılacak. Yine Fatih Projesi kapsamında 350 bin etkileşimli tahta da sınıflara Nisan ayında kurulacak.

2010 başlayan proje çalışmaları kapsamında 2011-2012 eğitim-öğretim yılında, 17 pilot ilde, 52 okulda 8 bin 500 tablet dağıtıldı. Genişletilmiş pilot proje kapsamında da 2013’te 81 ilde 217 okulda 49 bin tablet bilgisayar dağıtımı yapıldı.

Bugüne kadar pilot proje kapsamında 9. sınıftaki öğrencilere ve öğretmenlere 62 bin 800 tablet bilgisayar dağıtımı gerçekleştirildi. Bu liselere 84 bin 921 etkileşimli tahta kuruldu.

Bakanlık verilerine göre, 2013 itibarıyla sınıf uygulamalarında tablet bilgisayar kullanan öğrenci sayısı 41 bin 172’ye, öğretmen sayısı ise 7 bin 528’e ulaştı. Bakanlık yılsonuna kadar 1 milyon 200 bin öğrenci ve 100 bin öğretmenin sınıf içi uygulamalarında tablet kullanmasını hedefliyor.

Araştırma: Teknolojinin girmediği yerimiz kalmayacak

Deloitte’un Teknoloji, Medya, Telekomünikasyon sektörlerine ilişkin öngörülerine göre 2014 yılında globalde 375 milyar dolarlık akıllı telefon satışı gerçekleşecek. 55 yaş üzeri akıllı telefon kullanıcı sayısı %25 artacak. Tablette ekran küçülecek. 100 milyon kişi televizyonu akıllı cihazlardan ve tabletlerden izleyecek.

İşin daha Türkçesi: Önümüzdeki günlerde üstümüz başımız oramız bramız da dahil olmak üzere teknolojinin girmediği yer kalmayacak…

Teknoloji

  • Tablette “mini” devri: 2014’ün ilk çeyreğinde kullanımdaki mevcut tabletler içinde daha küçük ekranlı ve daha kompakt tabletler ilk defa pazar payına hâkim olacak. Buna göre, yılın ilk çeyreğinde kullanımda olan ekranı 8,5 inç ve daha küçük olan tabletlerin sayısı 165 milyona ulaşırken, aynı dönemde standart boyuttaki tabletlerin sayısı ise 160 milyon seviyesinde kalacak.
  • Oturma odalarımıza hâkim beş cihaz: İnternete bağlı televizyonlar, bilgisayar, oyun konsolları, akıllı telefonlar ile telefon özelliği olan ve olmayan tabletlerin satışının 2014 yılında 750 milyar dolara ulaşacağı öngörülüyor. Bu satışın yaklaşık yarısı ise (375 milyar dolar) akıllı telefonlara ait olacak.
  • Yeni akıllı aktör “giyilebilir cihazlar”: 2014 yılına damga vurması öngörülen giyilebilir cihazların satışlarında da artış yaşanması bekleniyor. Buna göre, 10 milyon adet akıllı gözlük
  • (ortalama fiyatı: 500 dolar), akıllı saat (ortalama fiyatı: 200 dolar) ve akıllı bileklikten (ortalama fiyatı: 140 dolar)  yaklaşık 3 milyar dolar satış geliri elde edilecek.
  • Kitlesel açık online dersler (MOOC) ikiye katlanacak: Kullanıcıların online olarak kayıt yaptırabildikleri ve dersleri bilgisayar üzerinden takip edebildikleri kitlesel açık online ders (massively open online course) sistemine yapılan ders kayıtları, 2012 rakamlarına oranla neredeyse %100 artacak. MOOC sisteminin 2020 yılında yaygın öğretim de dâhil olmak üzere, alınan tüm eğitimlerin %10’unu oluşturması bekleniyor.
  • Sağlık alanındaki e-viziteler ile 5 milyar dolarlık tasarruf: 2014 yılında genellikle soru formları, fotoğrafların doktora ulaştırılması sürecinden oluşan e-vizitelerin, özellikle sinüzit, boğaz ağrısı, alerji, mesane enfeksiyonu ya da akne tedavileri gibi kesin belirtisi olan hastalıklarda yaygın olacağı öngörülüyor. 2012 yılı ile karşılaştırıldığında %400’lük bir büyümenin (toplam 100 milyon kez e-vizite) gerçekleşeceği bu e-viziteler sayesinde yaklaşık 5 milyar dolarlık tasarruf elde edileceği öngörülüyor.

 

Medya ve Eğlence

  • TV değişiyor: 2014 yılında 100 milyonun üzerinde izleyici, TV’yi dizüstü bilgisayar, tablet ve akıllı telefon aracılığıyla da seyredecek.
  • 50 milyon evde yan odada da Pay-TV: Oturma odalarımızın bir numaralı sahibi TV’ler, 2014’te 50 milyon evde, birden fazla dijital TV platformu aboneliği ile varlığını sürdürecek. Söz konusu ödemeli dijital platformların kullanılmasıyla elde edilecek gelir ise ortalama 5 milyar dolar olacak. Bunun yanında 10 milyon hane ise, yine 2014’te genişbant gibi farklı platformlar üzerinden Premium TV hizmetinden faydalanacak. Genişbant üzerinden yayın yapmayı mümkün kılan OTT teknolojisinin gelişmesi ile birlikte, talebe bağlı televizyon sistemi (VoD) üyelikleri de hız kazanacak.
  • Reklam ölçümlemesinde yeni dönem: Dijital platformların yaygınlaşması ve online TV izleme süresi arttıkça, reklamların getirisinin ölçümlenmesinde de bir takım değişiklikler gerçekleşecek. Rapora göre 2014, yeni nesil hibrid ölçümleme modelinin şekilleneceği yıl olacak.
  • Spor karşılaşmalarından rekor gelir: Spor karşılaşmalarının yayın hakkından elde edilen gelir, 2014 yılında %14 artarak 24,2 milyar dolara ulaşacak. Bu artışın dörtte üçü Almanya, Fransa, İngiltere, İspanya, İtalya futbol ligleri, UEFA ligleri ve Kuzey Amerika’daki profesyonel liglerin imzalayacağı sözleşmeler ile elde edilecek.
  • Telif ve hak sahiplik gelirlerinde artış: Önceki yılların aksine, 2014 yılında müzik endüstrisinde hak sahiplerine ödenen telifler ve kaydedilmiş müzik araçlarından elde edilecek gelir, ilk defa 1 milyar dolara ulaşacak. Günlük hayatımızda dinlediğimiz her şarkıdan elde edilen lisans gelirinin ise 2014 yılında günlük 3 milyon dolar olarak gerçekleşmesi öngörülüyor.

 Telekomünikasyon

  • Nitelikte anlık mesajlaşma, nicelikte SMS: 2012 yılında, SMS ile neredeyse aynı gelire sahip olan anlık mesajlaşma (IM) işlemlerinin (50 milyon / gün) 2014 yılında SMS’in (21 milyon / gün) iki katından fazla gerçekleşmesi bekleniyor. Buna rağmen SMS değer kaybetmiyor. 2014 yılında SMS’den 100 milyar doların üzerinde gelir elde edilmesi beklenirken, bu rakam anlık mesajlaşmada SMS gelirlerinin sadece 1/50 oranında gerçekleşeceği öngörülüyor.
  • Phabletler yükselişte: 5-7 inç arası telefon özelliğine sahip mini tabletler olarak nitelendirilen phabletler, 2014’te satılması öngörülen 1,2 milyar adet akıllı telefon pazarının 1/4’ünü oluşturacak. Tanesi ortalama 415 dolar olan phabletler, akıllı telefonlardan %10 daha pahalı olacak ve toplam satışından da 125 milyar dolar gelir elde edilecek. Oyun severler ve mesaj kullanıcılarının yanı sıra akıllı telefonlara göre büyük ve aydınlık ekrana, daha yüksek ve kaliteli sese, daha büyük klavyeye sahip olması nedeniyle sürpriz bir şekilde 55 yaş üzeri kesim de phableti tercih eden kesim içinde yer alacak.
  • 55 yaş üzeri penetrasyon artıyor: Gelişmiş ülkelerde 55 yaş üzeri kullanıcıların akıllı telefon penetrasyonu, 2013’e göre %25 oranında artacak.
  • Saha telefonlarında artış: Genellikle sahada çalışanların kullandığı ve zorlu şartlara dayanıklı olarak tasarlanan ve merkeze bağlı mobil cihaz fiyatlarının 2014’te ortalama 250 dolara düşmesi bekleniyor. Bununla birlikte yine 2014 yılında satılması öngörülen 10 milyon adet ile birlikte, piyasadaki toplam cihaz miktarı 30 milyon adete ulaşacak.

10 kuruşluk devlet FATİH’te ne yapacak?

Bir öğretmen arkadaşımla konuşuyordum. Okullarındaki sorunları anlatıyordu. Öyle şeyler anlattı ki bir noktadan sonra başım dönmeye başladı. Öğretmenlerin öğrencileri geçirmek zorunda olması… “Kaynaştırma öğrencileri” tamlamasının manası… Müfettişlerle olan muhattabiyetleri… Öğrencilerin hayatı ve okul çevresi… Bunları buradan anlatmak bana düşmez ama anlatmak isteyen öğretmenler olursa mutlaka onlar için doğru sayfaları açmaya çalışacağımı beyan ve taahhüt ederim.

Ama konuşmalar sırasında arada geçen bir bilgi vardı ki… Çok acayipti: Okul çocuklara imtihan yapıyor. Bunun için imtihan kağıtları dağıtıyor tabii ki. Sorular fotokopiyle çoğaltılmış kağıtlar vasıtasıyla veriliyor çocuklara. Ancak okulların fotokopi çektirecek parası yok. Varsa da okul böyle bir para vermek istemiyor. Öğretmenlere öğrencilerden imtihan kağıdı bastırmak için para toplamasını istiyor.

Bahsettiğimiz para beher imtihan için öğrenci başına 10 kuruş. Yani 45 kişilik bir sınıfın bir imtihan maliyeti 4.5 TL. Ama bunu çocuklardan almak zorundasınız. Çocuğu yılda 20 bin dolarlık ilkokullara giden veliler buna muhattap kalmıyorur muhtemelen. Ama İstanbul’dah Ardahan’a kadar okullardaki çocuklar ve öğretmenleri buna maruz kalıyor.

Okul öğretmenden bu paraları toplamasını istiyor. Yoksa imtihan kağıtlarını bastırmak için ona fotokopu odasının kapısını açmıyor. Öğretmenlerin çocuklardan para toplaması yasal değil, meşru da değil. Bir diğer bakış açısıyla doğru da değil. Belki de 10 kuruşu dahi veremeyecek durumda ailesi olan çocuklardan para isteyen koskoca öğretmenler… Öğretmenin o anda içinde olduğu utanç tablosunu düşünün.

Ne oluyor sanıyorsunuz? Öğretmen bu paraları çocuklardan toplayamıyor. Öğretmen bu paraları kendi cebinden veriyor. Sırf çocuklar karşısında zor durumda kalmamak için. Sırf çocuklar 10 kuruş için zor durumda kalmasın diye…

Ve bu devlet FATİH Projesi için 3 milyar dolarlık tablet ve akıllı tahta satın almaya çalışıyor. Öğrenci başına 10 kuruş veremeyen, üç otuz para verdiği öğretmenlerinin günlük simit parasından kesip imtihan kağıdı fotokopisi parası verdiği devletten bahsediyoruz.

Bunları duyunca FATİH Projesi için yazdığım her yazıdan, teknolojiden bahsedeceğiz diye bu ülkenin gerçeklerine bu kadar yabancılaşmış olmamdan çok tiksindim.

Türk insanı teknoloji satın almasında Japon’u geçmiş

Deloitte, “Küresel Mobil Kullanım” raporunu yayınladı. Rapor, Belçika, Fransa, İngiltere, Kanada, ABD gibi gelişmiş ülkeler ile Türkiye, Brezilya, Meksika, Güney Afrika gibi gelişmekte olan ülkeleri masaya yatırıyor. Bu anketle mobil cihaz sahipliği ve kullanımı, mobil cihaz tercih eğilimleri, internete mobil bağlanma alışkanlıklarına yönelik güncel bilgiye ulaşma imkânını sunuluyor. Bunun yanı sıra, numara taşıma ve operatör değiştirme nedenleri, mobil işletim sistemi tercihleri, fiyatlandırma ve faturalandırma eğilimleri ile mobil pazarlama gibi birçok alt başlık incelenmiş.

Mayıs – Temmuz 2013 tarihleri arasında yürütülen araştırmanın raporuna göre Türkiye’de, bir kişinin ortalama 5,4 adet taşınabilir cihazı bulunuyor. Bu rakamla Türkiye, İngiltere ve Fransa ile aynı orana sahipken; Amerika, Almanya, Hollanda, Japonya gibi birçok gelişmiş ülkenin de önüne geçiyor. Türkiye’de akıllı telefon, tablet, dizüstü bilgisayar ya da netbook cihazları üzerinden internete bağlanma oranı ise 2013 yılında, bir önceki yıla oranla %42 oranında artış gösterdi.

Bunun yanı sıra, gelişmekte olan ülkelerde kullanıcıların geleceğe dair mobil cihaz satın alma eğilimleri, gelişmiş ülkelere göre daha yüksek bir trend gösteriyor. Örneğin gelişmiş ülkelerdeki kullanıcıların %30’u akıllı telefon, %23’ü dizüstü bilgisayar ve %19’u tablet bilgisayar almayı planlarken, bu oran gelişmekte olan ülkelerde neredeyse ikiye katlanıyor ve akıllı telefonda %63, dizüstü bilgisayarda %53 ve tablet bilgisayarda %51’e çıkıyor.

Tablet bilgisayarlarda büyüme oranı düşük olsa da, piyasanın büyümeye devam edeceği bekleniyor. Dünyada kullanılan tabletlerin yalnızca %20’si 3G ve 4G ile internete bağlı iken, neredeyse yarısının ekranı 23 cm’den küçük. 2013 yılı sonu itibariyle Dünya’da 180 milyon adet tablet satılması bekleniyor.

Tarihsel olarak, yaşlı kullanıcıların gençlere göre teknolojik cihazlara daha geç adapte olduğu miti günümüzde kırılıyor. Ankete göre, özellikle gelişmiş ülkelerde yaş ortalamasının yüksek olması göz önüne alındığında, 55 yaş üzeri grupta akıllı telefon kullanımının arttığı görülüyor. Bu grupta telefon satın alımı, hediye yolu veya eski telefonların artık piyasada olmaması ile ilişkilendirilse de, bu kararın bilinçli bir tercih olduğu değerlendiriliyor. Ülkeler bazında incelendiğinde ise, örneğin Türkiye’de, tüm kullanıcılar nezdindeki akıllı telefon penetrasyonu %67 iken, sadece 45 yaş ve üzeri gruba ilişkin oranın %53’e çıktığı görülüyor.

Hızlı teknoloji gelişiminin hayatımıza getirdiği bir diğer durum ise kullanılan telefonun belirli aralıklarla değiştirilmesi olarak karşımıza çıkıyor. Kullanılan telefonun yenisiyle değiştirilmesi süresi, 18-24 yaş arası grupta 14 ay iken, 55 yaş üzeri grupta 2 yıla kadar çıkıyor. Küresel Mobil Kullanım Araştırması, bu verilerle, mobil cihaz ve bu cihazlar için uygulama üreten şirketlerin, 55 yaş üzeri kitleyi de hedef gurubu içerisine alması gerektiğinin önemle altını çiziyor.

Öte yandan, Wi-Fi kullanımı, araştırmaya konu olan 20 ülkenin 16’sında hala birinci sırada bulunuyor. Türkiye verilerine bakıldığında ise özellikle akıllı telefonlarda mobil kullanımın %72’sini Wi-Fi, %26’sını ise operatörden alınan mobil network oluşturuyor. Gelişmekte olan ülkeler arasında Türkiye, Wi-Fi kullanımı oranıyla, Meksika’nın (%74) ardından ikinci sırada gelirken, operatörden sağlanan mobil network kullanımında ise sondan ikinci oluyor.

2013 yılının başlarında, anlık mesajlaşmanın, hızlı mesaj (SMS)’i geçmesi, raporda öne çıkan önemli değerlendirmelerden bir diğerini oluşturuyor. Anlık mesajlaşmanın bu denli hızlı yayılmasının bir nedeni olarak OTT (Over-the-top) trendi gösterilirken, SMS hizmet sağlayıcılarının 2013 yılında beklenen gelirlerinin neredeyse 5’te biri olan 32 milyar dolarlık bölümünü anlık mesajlaşmaya kaptırdıkları tahmin ediliyor. Yine de SMS gelirlerinin, 2015’e kadar artarak devam etmesi bekleniyor.

Türkiye’ye bakıldığında ise, akıllı telefonlar aracılığıyla anlık mesajlaşma uygulaması kullananların oranı %56 olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye, bu oranla Almanya (%43), Brezilya (%43), İngiltere (%30), Rusya (%28), Amerika (%23), Belçika (%20) ve Fransa (%15) gibi ülkeleri geride bırakıyor. Anlık mesajlaşmanın en çok kullanıldığı ülkenin ise %83 oranıyla İspanya olduğu belirtiliyor.

Kullanıcıların profili incelediğinde ise, gelişmiş ülkelerde 18-34 yaş arası kullanıcıların %50’den fazlası anlık mesajlaşma uygulaması kullanırken; bu oran Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde %63’ün üzerine çıkıyor. 55 yaş ve üzeri gruplara bakıldığında ise gelişmiş ülkelerdeki kullanıcıların oranı %29 iken, gelişmekte olan ülkelerdeki anlık mesajlaşma kullanım oranı %49’a kadar çıkıyor. Araştırmaya katılan kullanıcıların belirli bir fiyat ödeyerek sınırsız hizmete sahip olmak istedikleri uygulamaların başında ise WhatsApp geliyor. Bu listede WhatsApp dışında Blackberry Messenger, LINE, Kakao Talk ve QQ uygulamaları bulunuyor.

Rapordan çıkan sonuçları TKNLJ tarzıyla masaya yatıralım:

  • Türkiye’deki insanların kişi başına 5,4 taşınabilir cihaza sahip olması, bin insanın 5,4 mobil cihaza sahip olması çok acayip.

  • Türk insanının kişi başı mobil cihaz kullanımıyla Amerikalı, Alman ve hele Japonların önüne geçmesi bana kesinlikle inandırıcı gelmiyor.

  • Gelişmekte olan ülkelerin cihaz alımına yönlenmesini salt ihtiyaçla açıklayamıyorum. Biraz da eziklik var sanki… Bir Meksikalı ve Türk’ün bir Japon’dan daha fazla teknolojiye ihtiyaç duyması elbette mümkündür. Ama LTE’si bile olmayan ülkelerin bunlara sahip olmasının sebebini özentiyle de açıklamak mümkündür.

  • Yaşlıların teknolojiden faydalanmaya başlayacakları kaçınılmaz bir gerçekti. Ama bu insanlar 2 yıldan önce cihaz değiştirmiyor. Onlara özel daha sade aletler yapılmalı diye düşünüyorum.

Turkcell’den teknoloji eğitimi

Turkcell, eğitim kurumlarına daha başarılı öğrenciler yetiştirmelerini sağlayacak yepyeni bir eğitim platformunu hayata geçirdi. Turkcell Akıllı Eğitim adı verilen platformla, eğitim kurumları dijital dönüşümlerini Turkcell’in üstün teknoloji desteğiyle yapabilecek. Platform, akıllı tahta ve tablet cihazlarla interaktif eğitim teknolojilerini sunarak, eşsiz bir interaktif sınıf deneyiminin kapılarını açıyor. Kurulan sistem sayesinde video, ses ve tüm dijital içerikleri sanal veri depolama alanlarında saklayan eğitim kurumları, eğitim içeriklerini tüm öğrencilerle kolaylıkla paylaşabiliyor. Öğretmen ve öğrencilere, okulda evde, diledikleri yerde 3G ile hızlı, güvenli ve kesintisiz internet erişimi sunularak, eğitimde tüm sınırlar kaldırıyor.

Platform içerinde bulunan fiber erişim, akıllı bulut, eğitim programları gibi çözümlerle Turkcell, iş ortakları ve grup şirketleriyle uçtan uca bir eğitim çözümü sunuyor. Tüm eğitim ihtiyaçlarının tek platforma toplayan Akıllı Eğitim sayesinde okullar tüm hizmeti tek bir yerden alabiliyor.

Turkcell Akıllı Eğitim’de, öğretmenlerin dijital dönüşüm konusunda donanımlı olabilmeleri için Turkcell Akademi’de “Digital Eğitmenlik ve Sertifika” başlıklı bir eğitim programı bulunuyor. Veliler de Akıllı Eğitim sayesinde çocuklarının eğitim durumu, devamsızlıkları ve başarıları hakkında anında bilgilendiriliyorlar.

Akıllı Eğitim’le sunulan teknolojik fırsatlar

  • Turkcell Akıllı Eğitim ile Eğitim Uygulamaları
  • Turkcell Akıllı Eğitim’in temelini oluşturan eğitim teknolojisi yazılımı, bu yazılım her seviyede kurumun kullanımına uygun. Ürün kurumun ihtiyacına göre düzenleyerek tüm eğitim kurumlarında uygulanabiliyor.
  • Turkcell Superonline fiber erişim çözümleri (1000 Mbps’ye ulaşan hızla),
  • Turkcell Akıllı Bulut altyapısında içerik paylaşım imkanı, eğitim materyalleri için veri depolama,
  • Donanım Ürünleri (Akıllı Tahta ve Tablet seçenekleri)
  • Öğrencilere 3G’li tablet ve internet paketi ile kesintisiz eğitim
  • Turkcell Akıllı Cihaz Yönetimi ile güvenli uygulama ve cihaz yönetimi
  • Turkcell Kurumsal APN ile güvenli internet
  • Turkcell Akademi Eğitim programları ile digital teknoloji eğitimleri ve eğitimci sertifikasyonu

Akıllı tahta ihalesi tableti kaçıran Vestel’de

Eğitimde FATİH Projesi kapsamında 347 bin akıllı tahta ve yazıcı ihalesi için firmaların teklifleri alındı. Oyak Teknoloji A.Ş. ve Sentim Bilişim AŞ yazcılar için, Vestel Elektronik ve Arçelik akıllı tahta için bu ihaleye katıldı. İhalede 347 bin 367 akıllı tahta ihalesini Vestel Elektronik birim fiyat 2 bin 878 lira olmak üzere 999 milyon 722 bin 226 lira ile en düşük teklifi verdi. 13 bin 645 çok fonksiyonlu A3 yazıcı ve 28 bin 351 çok fonksiyonlu A4 yazıcı alımını ise 163 milyon 595 bin 472 lira teklifi ile Oyak kazandı. İlk ihalede akıllı tahta için en düşük teklifi veren Datateknik Boğaziçi-Akçadağ- İnformatik Ortak Girişim Grubu (OGG) teknik yeterliliği sağlayamadığı için ihale dışında kaldı.

Bu ne garip bir ihale ki yaklaşık 3 ay süren ilk teklif araştırma dönemi sonunda firmalar teklif veriyor. Genelde ilk tekliflerde düşük veren firmalar bir anda yetersiz olarak lanse ediliyor. Peki 3 ay boyunca neden yetersiz oldukları ortaya çıkmadı da üçüncü ayın sonunda ilk en düşük teklifi verdiklerinde yetersiz çıktılar? Bu bir değil iki değil. İlk tablet ihalesinde de Vestel en düşük teklifi vermiş ve hemen sonrasında yetersiz çıkmıştı. Biz Vestel’e hayrola neyiniz yetersiz çıktı diye soru gönderdik ama Vestel bu konuda bir açıklama yapmaktan kaçındı. Vestel şu anda fiilen tablet yapmaya yetersiz ama akıllı tahta yapmanın uzmanı bir şirket olarak gözüküyor.

Windows 8.1 Asus ile hafifleyip geliyor

Asus’un çıkarıp çıkarıp Türkiye’ye getirmediği fiyatlarını vermeden tanıttığı ürünlerinden bana gına geldi. Açıkçası kendi kendime ızıyorum bunu yazdığım ya da anlattığım için. Neyse bu da son olsun…

Merakla takip ettiğimiz Windows tabanlı ucuz tabletlerin zamanı yavaş yavaş geliyor. ASUS, Intel Atom “Bay Trail” dört çekirdekli işlemci ve 10.1 inç ekranla dikkat çeken, aynı zamanda tek başına bir Windows 8.1 tablet olarak da kullanılabilen, çıkarılabilir ekranlı Transformer Book T100’ün T100 isimli tabletin yurtdışı satış fiyatı 349 dolar… Bülteninde cihazın, 1,07 kg ağırlığıyla mevcut dizüstü bilgisayarların en hafifi olmakla kalmadığı, tablet olarak kullanıldığı zamanlarda 550 gr ağırlığıyla 10 inç tabletlerin de en hafifi olmayı başardığı dile getiriliyor.

Transformer Book T100, çoklu görev performansı için yeni bir Intel Atom Z3740 dört çekirdekli işlemci ve enerji verimliliği özellikleri barındırıyor; ayrıca bataryasıyla 11 saate kadar çalışabiliyor. Hafif klavye istasyonu, uzun süre rahat kullanım için hassasiyetle tasarlanmış tuşlara sahip, bunun yanı sıra çoklu dokunmatik touchpad, Windows 8.1 için tam bir hareket desteği sağlıyor.

Tablet modundayken sadece 10,5 mm kalınlığıyla Transformer Book’un 10.1 inçlik ekranı, 1366 x 768’lik canlı bir çözünürlüğe ve günışığında çok iyi görüş sağlayan geniş 178 derece görüş açısı için IPS teknolojisine sahip. Kapasitif çoklu dokunmatik ekran, tablet modundayken harika bir parmak ucu kontrolü sağlıyor, ayrıca muhteşem ASUS “Reading Mode” teknolojisi uzun süreler boyunca okuma yapabilmeyi kolaylaştırmak için ekranı otomatik olarak ayarlıyor.

Transformer Book T100 ayrıca, kullanıcıların tabletlerden beklediği türden hızlı tepki özelliği için ASUS Instant On teknolojisini de barındırıyor. Transformer Book bekleme durumundan çok kısa bir zamanda uyanıyor ve 14 güne kadar bekleme modunda kalabiliyor.

Phablet konsepti Nokia’yı da harekete geçirdi

Telefonlar iş aleti olarak kullanmak için fazla küçük. Tabletler telefonun yanında ek olarak ikinci bir alet olmak için fazla kalabalık yapıyor. Bu anlamda dünya devleti Phone ve Tablet kelimelerinin birleştiği bir Phablet konsepti üretildi.

Bu konsepte dünya cihaz devleri kayıtsız kalmadı. Samsung ve Huawei gibi şirketler hemen bu konuda çalışmalarını yapıp iri telefonlar hayata geçirdiler. Bu konsepte şimdi Nokia da katılıyor. Sızan bilgilere bakılacak olunursa Nokia Eylül ayı kadar yakın bir tarihte büyük ekranlı bir telefon hayata geçirmeyi planlıyor.

Sızan bilgilere göre yeni telefonlar 5 inçin üstünde ekran büyüklüğüne sahip olacak. Nokia yetkilileri henüz bu konuda onaylama ya da yalanlama gibi bir bilgi vermekten kaçındı.

Analistler phabletlerin toplumda ciddi ilgi gördüğünü, bu ilginin de daha yüksek ekran büyüklüğü isteyen uygulamaların artmasıyla yükseleceğini öngörüyor.

 

Fatih Projesi’nin iyimser ve kötümser ilerleme durumu

Fatih Projesi ile ilgili birçok yazı yazdım. İhalenin son durumu şu noktada kaldı oradan okuyabilirsiniz.

Sözcü gazetesi, projenin okullarda devletin yapması gereken taraflarıyla ilgili bir bilgiye ulaşarak bir haber hazırlamış. Bu haberle ilgili iyimser ve kötümser bakış açılarını sizinle paylaşayım istedim.

  •  İnternet altyapısı yenilenen okul sayısı binde 7. Yani yapılması istenen iş için yüzde birlik dahi performans yakalayamamışız. İyimser bakış açısı: Okullarımızın bağlantıları zaten yeniydi. Kötümser bakış açısı, bir sınıf dolusu çocuk bir ADSL hat ile internete girmeye çalışacak.
  • Akıllı tahta konusunda yaşanan ilerleme yüzde 17. İyimser bakış açısı, ülke çocuklarının yüzde 17’si artık daha akıllı bir biçimde eğitim ve öğretim görecek, fen matematik ve din bilgisi derslerini dünya standartlarında okuyacak. Kötümser bakış açısı, akıllı tahta diye 5 senedir bağıran büyüklerimizin sözleri havaya uçmuş kaybolmuş
  • Okullardaki sunucuların yenilenmesi durumunda yüzde 1 oranını yakalamışız. İyimser bakış açısı, 216 okulumuzda kesinlikle bir sunucu var. Kötümser bakış açısı sunucusu olmayan bir okul tablet, bilgisayar ve akıllı tahtayı nasıl çekip çevirecek?  21.473 okulda neler oluyor?
  • Türkiye’de sınıfların yüzde 29’u akıllı sınıflara dönüştürülmüş. İyimser bakış açısı iyi bir başlangıç. Kötümser bakış açısı 216 tane sunucusu yenilenmiş okul varken okulların hepsini akıllı sınıf yapsanız ne? Sınıf akıllı olunca ne oluyor? Bir sınıf nasıl akıllı hale geliyor adam gibi bağlantısı olmadan?
  • Uzaktan eğitim merkezi açılması durumunda yüzde 100’ü yakalamış durumdayız. Devlet kendisinin yapması gerekmeyen şeylerde son derece başarılı. İyimser bakış açısıyla Hüloğ! Kötümser bakış açısıyla tablet yokken, akıllı tahta yokken, sunucu yokken, bağlantı yokken uzaktan eğitim merkezi olsa ne olmasa ne…

Bu konu ülkenin geleceği. Bunu kimsenin yüzüne gözüne bulaştırmasına izin vermeyeceğim…

Kore’nin güzel yanaklı lideri bile telefonunu yaptı… Biz?

Vatandaşlarına interneti yasaklayan, sosyal ağların kullanımını ise yabancılara mümkün kılan Kuzey Kore, tablet bilgisayarın ardından şimdi de akıllı telefon üretimine başladı. Kuzey Kore haber ajansları, hafta sonunda genç lider Kim’in fabrikaya yaptığı ziyaretin görüntülerini yayımladı. Telefon hakkında spesifik hiçbir bilgi bulunmazken, sadece kamera çözünürlüğünün ‘yüksek’ olduğu öne sürüldü.

Fabrika ziyaretinde çalışanlarla sohbet eden ve akıllı telefon projesi hakkındaki görüşlerini sunan Kim, ‘Arirang’ın insanlar tarafından büyük ilgi gördüğünü ve bundan memnuniyet duyduğunu’ belirtti. ‘Güvenlik özelliği yüksek ve Kuzey Kore standartlarına göre üretilen bir telefonun büyük önem taşıdığını’ ifade eden Kim, Kuzey Kore markasını taşıyacak telefonun ulusal gurur ve halka olan saygının göstergesi olacağını belirtti.

Telefonların en son teknolojiyle üretildiğine de dikkat çeken Kim, insanların Kuzey Kore teknolojisini seveceğine değinirken, özellikler kamera çözünürlüğünün yüksek olmasının önemli olacağını ifade etti. Kuzey Kore’nin bu ay başında görüntüleri ortaya çıkan 7 inç’lik ‘Samjiyon’ tablet bilgisayarı, internet bağlantı özelliği olmamasıyla mobil teknoloji tarihine geçmişti.

Gelelm “biz?” sorusuna… Biz şu anda Çin’de telefon ürettirip üstüne ismini yazan tuhaf ithalatçı firmalar statüsündeyiz. Okullara 12 milyon tablet ısmarlayıp kendi işletim sistemini ürettiremeyen, kendi teknolojik beslenme alanlarını kuramayan bir ülkeyiz. Bir tablet ihalesini yapmamız 5 ay sürüyor. Bir seferde üç yıllık tableti aynı anda satın alabiliyoruz.

Ama iş konuşmaya geldi mi Kuzey Kore’ye demediğimizi bırakmıyoruz. Biz tablet yapmayı da iyi biliriz…

Turkcell Tablet Festivali fiyatları belli oldu

Turkcell, 3G’li tabletleriyle internet keyfini her yere taşımak isteyenler için 3G’li tablet festivali başlattı. Uygun koşullarda 3G’li tablet sahibi olmak isteyen herkes, kontratlı ya da peşin ödeme seçeneklerinden faydalanabiliyor. 22 Temmuz’da 6 markaya ait 8 farklı cihaz modeli ve bir aksesuarlı teklif ile başlayan Tablet Festivaline yeni cihazlar eklemeye devam edecek.

Turkcell müşterileri, 3G’li tabletlere ayda 19 TL ile 69 TL arasında değişen fiyatlara ve 24 ay kontratla her ay 250 MB internet içinde sahip olabiliyor. Ayrıca kontratlı tekliflerin 1GB, 4GB ve Sınırsız internet dahil paket seçenekleri de Turkcell’lileri bekliyor. Turkcell, cihazlarını peşin almak isteyenler için de avantajlı seçenekler sunuyor. Peşin ödeme seçeneğini İş bankası, Garanti Bankası ve Yapı Kredi Bankası kredi kartlarına sıfır faiz ile 12 ay taksitlendirmek mümkün. Üstelik, tabletini peşin alanlara 3G hızını deneyimleyebilmeleri için ilk ay 1GB internet Turkcell’den hediye!

Fatih’in tahtası “Ulaştırma”dan sorulur

İçinde bulunduğumuz hafta ihaleye çıkan Fatih projesi tabletlerinin ardından şimdi de akıllı tahta, akıllı doküman kameralar ve yazıcıları için ihalee çıkıyor. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Haberleşme Genel Müdürlüğü Fırsatları Artırma Teknolojiyi İyileştirme Hareketi (FATİH) Projesi’nin akıllı tahta, akıllı doküman kameralar ve yazıcıları için 5 Temmuz’da ihaleye çıkıyor.

5 Temmuz’da yapılacak ihalede, 347 bin 367 akıllı tahta, 41 bin 996 doküman kamera, 13 bin 645 çok fonksiyonlu A3 yazıcı ve 28 bin 351 çok fonksiyonlu A4 yazıcı satın alınacak. İhale üç kısımdan oluşacak Projenin ihalesi üç kısım halinde gerçekleştirilecek. İstekliler, tekliflerini Haberleşme Genel Müdürlüğü’ne teslim edecek. Sözleşmenin yapılacağı tarihte, işe başlanacak ve sözleşme süresi 430 gün olacak.

İhale doküman fiyatları İhale dokümanı satış bedeli birinci kısım için 100 bin lira, ikinci kısım için 50 bin lira, üçüncü kısım için 25 bin lira, her üç kısım için ihaleye girecek istekliler ise 175 bin lira olarak belirlendi. Tekliflerin geçerlilik süresi, ihale tarihinden itibaren 90 gün olacak.

İhalenin birinci kısmı (etkileşimli tahta) için sunulacak. LCD TV veya dokunmatik ekran veya panel üretim kapasitesi yıllık en az 250 bin adet olacak. İş deneyim belgesi ihalenin ikinci (çok fonksiyonlu A3/A4 yazıcı) ve üçüncü kısmı (doküman kamera) için de istenecek.

Numuneleri ise ihaleden önce Milli Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğüne teslim edilecek ve teslim tutanağı teklifle birlikte verilecek.

İhalenin birinci kısım için isteklilerin ihale konusu işle ilgili olarak Ar-Ge merkezi bulunması ve söz konusu merkezde en az 50 mühendis çalıştırıyor olması şartı aranacak. Ar-Ge merkezi bulunmayan yerli ve/veya yabancı istekliler imza tarihinden itibaren 6 ay içinde Ar-Ge merkezini ister kendi adına isterse Türkiye’de yerleşik bir istekliyle kuracak. Buna ilişkin taahhütnameyi teklifle birlikte sunacak. Bu süre içinde taahhüdünü gerçekleştiremeyenlere, her geçen gün için sözleşme bedelinin onbinde 1’i oranında ceza kesilecek.