İnternet zehir midir?

İNTERNET, MANŞET

Cumhurbaşkanı yaptığı bir konuşmada “zehir evlere girdi” dedi. Ben başta uyuşturucuyu kastediyor sandım. Sonra atık su kanallarına dökülen ve oradan evlerin tuvaletlerinden evi kokutan fabrika atıklarını düşündüm. Hatta üç zehir tuz, şeker ve un bile geçti aklımdan. Ama asla internetten bahsettiği aklımın ucundan geçmedi.

İnternet bu ülkede çok sopa yedi. Yaygınlaştırılamadı. Serbestleştirilemedi. Özelleştirilemedi bile. Sık sık ve olur olmaz her yeri yasaklandı. Ama cumhurbaşkanı seviyesinde zehir olarak nitelenince gerçekten derinden yara aldım. Çok üzüldüm.

Daha önce Fetö ekibi de interneti eleştirmişti. Devvar u gaddar demişti bu gelişmeye. Ben de bunu TKNLJ’ye taşımıştım.

İnternet daha önce Binali Yıldırım’ın bakanlık ve başbakanlık döneminde de dile getirdiği gibi bir alet. Mesela bir bıçak. Yine Yıldırım’ın sözleriyle baktığımızda doktorun elinde hayat kurtaran bir bıçak, katilin elinde kötü bir alet. Biz bunu zehir olarak niteleyerek ülkede zaten giderek batağa saplanan eğitim sisteminin yedek lastiği olabilecek özellikler taşıyan bir güzelliğin hak tarafından kullanılmasını engellemeye çalışıyoruz.

Sevgili devlet büyüklerim. Sevgili aklı başında insanlar. Lütfen bunu yapmayınız. Lütfen hepimiz için çok önemli fırsatlar taşıyan bu güzelliği iyi yönleriyle anlatınız halka. Doğru kullanırsak hayatımızı nasıl kolaylaştıracağını konuşalım. Siz de biliyorsunuz ki bir kesim ne derseniz onu yapıyor nereye derseniz oraya gidiyor.

Eğer bu sistemin güzelliklerini görmekte zorlanıyorsanız elimden gelen yardımı yapmaya hazırım size.

Ey internetten faydalanan insanlar… Lütfen internetin güzelliklerini devlete anlatmamızda, onların bu sistemi eleştirmesini durdurmakta bizlere yardımcı olun…

ABD regülasyonu “bazı siteleri yavaşlatabilirsiniz” diyor…

ANKARA, İNTERNET, MANŞET, OPERATÖRLER

ABD’de “net neutrality” adında bir kavram tartışmaya açıldı. Önce bu kavramın ne olduğunu size hatırlatayım: Diyelim ki bir servis sağlayıcınız var. Bu servis sağlayıcısı, tüm internet sitelerinin müşterilerine aynı hızlarla, mümkün olan en yüksek hızlarla gelmesini sağlamak zorunda. Buna ağ tarafsızlığı deniyor.

“Sana ne kardeşim sen onun adresine filan bakma neyse getir” deniyor ki bu da size mantıklı gelmiştir. Tabi canım insanlar neden bazı siteleri yavaşlatsın bazılarını hızlandırsın ki? Biz ülkemizde bu sorunun cevabını yaşadık. Terörist eylemler zamanı sosyal medya, özellikle de Twitter ve Facebook, tartışmaların çok da uzamaması için gözle görülür biçimde yavaşlatıldı. Buna kimi sözde gazetecilerimiz ama kapanmadı sansür yok diyerek destek bile verdi. Onların işi ve parası çok ama yatacak yeri yok. Neyse ana konumuz bu değil.

ABD, 2 yıl önce bu olayın önemini, bizzat o zamanki başkanı Barack Obama’nın yaptığı geniş açıklamalarla halkına anlattı. Ve bunun için yapılan özgürlükçü söylemleri regülasyonlar takip etti.

ABD’de bizdeki BTK’nın muadili bir kurum var. Adı Federal Communications Commission… Komisyonun şimdiki başkanı, Ajit Pai, ajitasyon yaparak bu kuralların kaldırılmasını istediğini dile getirdi.

Bir ülke bunu neden kaldırmak ister? Akıl sır erdirmek zor. 14 Aralık günü bunun oylanması yapılacak. Pai bu tarafsızlığı kaldırarak internetin özgürlüklerini yeniden getirdiğini, servis sağlayıcılar üstündeki baskıyı kaldırdığını dile getiriyor şaşırtıcı bir biçimde. İsteyen istediğini. beğenmediğini yavaşlatma özgürlüğüne sahip olsun diyor.

Amerika ciddi adımlarla bir kabile devleti olmaya doğru ilerliyor.

FCC’nin oylaması üçte iki çoğunluğa sahip Cumhuriyetçilerin oylarıyla birlikte kesin kabul edilecek. Orada hemen kimsenin şüphesi yok.

Peki bu noktadan sonra ne olacak? Servis sağlayıcılar internet sitelerinden para alacak ve diyecek ki para verenler hızlı gelsin parasını vermeyenler sürünsün, öyle yavaş gelsin ki millet bezip bize para veren öteki sitelere gitsinler.

İnternetin doğasına ve ruhuna aykırı bu hareket dünyaya yayılır mı? Kesin örnek alan çok ülke olacaktır. Ben Türkiye’de para için bu yola girilmez gibi geliyor ama belli de olmaz. Gelecek için temkinli bir iyimserlik içindeyim.

Peki para kazanma tarafını söyledik. Ya şirketler farklı düşüncelere sahip internet sitelerinin hızlarını yavaşlatırsa? Farklı fikirler derken… Alternatif bakış açıları, muhalifler, büyük şirket ve iktidarı eleştirenler… Böyle sayınca kesin olmaz diyebilir misiniz? Ben diyemem.

Ha kural ve kanun takip edilecekse, 2011 yılında konjonktüre rağmen BTK’nın dimdik durarak aslanlar gibi çıkardığı harika kararlar var.

Dünya giderek, palyaçoların yönettiği bir gezegen olma yolunda büyük adımlarla ilerliyor. Bizim akıllı olmamız, o ülke bu ülke demeden bu tarzda söylemlere karşı durmamız gerekiyor.

Ya da Elon Musk’a gidip ne oldu abi şu bizim Mars işi deyip duracağız.

Çok fazla seçeneğimiz yok…

 

 

TBV’den Wikipedia için 6. ay hatırlatması

İNTERNET, MANŞET, Sansür

İnternet üzerinden yayınlanan, dünyanın en büyük ansiklopedisi Wikipedia’ya, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından 29 Nisan 2017’den itibaren “idari tedbirle” erişimin engellenmesi 6 aydan fazla bir süredir devam ediyor. Wikipedia, doğrudan doğruya kullanıcıların kattıkları bilgilerle sürekli güncellenen bir ansiklopedidir ve Google, Facebook, Twitter, Instagram ve benzeri siteler gibi gündelik yaşamın ayrılmaz bir parçası olmuştur.

“İdari tedbir” kararı, Türkçe ve diğer dillerde yaklaşık 45 milyon makale içeren Wikipedia.org sitesini sadece Türkiye’deki kullanıcılara kapatıyor. Türkiye ile ilgili “sakıncalı” olduğu değerlendirilen içeriğe ise Türkiye dışındaki ülkelerde serbestçe ulaşılıyor. Türkiye, Avrupa Konseyi üyesi ve Avrupa Birliği’ne aday olmasına rağmen, ne yazık ki, Wikipedia’yı yasaklamış ülkeler arasında yer alıyor.

Türkiye Wikipedia’da kendini savunamıyor

Wikipedia’nın sadece Türkiye’den erişime kapatılması, Türkiye’deki kullanıcıları bilgiye anında ulaşmaktan alıkoyduğu kadar, daha da vahim bir duruma yol açıyor: Wikipedia, kullanıcıların kattıkları bilgiyle sürekli yenilendiği için, Türkiye’deki kullanıcıların, “sakıncalı” bulunan içerikleri düzeltme, ekleme ve çıkartma yapma olanağı da kalmıyor. Ülkemizi ilgilendiren değerlendirmelere bütün dünya katılım gösterirken Türkiye’den kullanıcılar, kitlesel olarak görüşlerini iletemez ve kendilerini savunamaz durumdadır. Dolayısıyla, erişim yasağı nedeniyle, küresel olarak şekillenen dünya görüşlerine Türkiye savunmasız kalmaktadır. Benzer şekilde, erişim yasağı, ülkemizin algısını da olumsuz etkilemektedir.

Wikipedia, hem Türkçe, hem diğer dillerdeki yayınlarıyla özellikle eğitim çağındaki gençlerimiz tarafından yoğun biçimde tercih edilmektedir. Wikipedia gibi bir bilgi kaynağının kullanıma kesintisiz açık olması, bir bilgi toplumu olmayı hedefleyen ülkemizin ve vatandaşlarımızın yararınadır.

Wikipedia’da kullanıcıların el birliği ile oluşturduğu içeriklerde hukuka aykırı, rahatsız edici veya doğru olmayan bilgiler hakkında yasal merciler tarafından hukuka uygun ve yetkileri çerçevesinde önlemler alınması hukukun en tabii gereğidir. Bu önlemler alınırken hukukumuzun ve evrensel hukukun temel prensibi olan “ölçülülük” ilkesi çerçevesinde hareket edilmesi önem taşımaktadır. Ölçülülük ilkesi çerçevesinde, hukuka aykırı, rahatsız edici veya doğru olmayan içeriğe yönelik olarak teknik ve hukuki tedbirlerin alınması mümkündür. Ülkemizin bilgi toplumu niteliği kazanması için 20 yıldan fazla bir süredir çalışan Türkiye Bilişim Vakfı’nın arzusu Wikipedia erişiminin engellenmesi konusunun bu çerçevede yetkili makamlar tarafından değerlendirilerek konuya çözüm bulunmasıdır.

Parası olan yazdıklarımızı internetten silebilir mi?

İNTERNET, MANŞET, POLEMİK

Bana gelen bir basın bülten kafamda internette parası olan herkes bizim yazıp çizdiklerimizi silebilir mi sorusunu uyandırdı kafamda… Bunun için bana bülteni gönderen kurumla derinlemesine bir sohbete girdik. Önce gelen basın bültenini sizinle paylaşarak neden bende bu izlenimin uyandığını sizinle paylaşmak istiyorum…

Bültenin başlığı “İNTERNETTE İSTENMEYEN HABERLERDEN KURTULMAK MÜMKÜN” ile verilmiş. Devamındaki spotunda Hakkınızda yayınlanmış asılsız haberlerin kaldırılması zor değil deniyor.

Şirket bize diyor ki “kişi ve kurumlar dijital ortamda yayınlanmış asılsız haberler veya yanlış bilgilerin kaldırılması için çoğunlukla tek tek haber kaynaklarına ulaşmak zorunda kalıyor. Dijital hukuk alanında yaşanan gelişmeler bu sorunların çözümünü de kolaylaştırıyor. “E-koruma.net”, dünyanın önde gelen arama motorları, sosyal ağlar ve dosya paylaşım sitelerinde yer alan istenmeyen içeriklerin kaldırılmasında yüzde 100’e yakın bir başarı sağlıyor.”

Şirketin kurumsal iletişim yöneticisi Esra Topal, “dijital ortamlarda paylaşılan asılsız, karalayıcı ve küçük düşürücü içerikler kişi ve kurumların itibarını zedeleyebiliyor. Bu tür içerikler internet ortamında geleneksel mecralara göre çok daha hızlı yayılıp tek tıkla milyonlarca kişiye ulaşabiliyor. Özellikle göz önünde olan kişiler, büyük şirketler ve ünlü isimler zaman zaman internet ortamında yıllarca emek vererek oluşturdukları itibarlarını, çalışma hayatlarını, iş ilişkilerini olumsuz yönde etkileyecek içeriklerle karşılaşabiliyor. Bu içerikler; asılsız, karalayıcı haberler ve özellikle telif haklarına aykırı her hangi bir durum olarak karşımıza çıkıyor. E-koruma.net’in dijital hukuk alanında yaptığı çalışmalar bu tür haberlerin ve içeriklerin internet ortamından kaldırılmasına yardımcı oluyor” demiş.

İstenmeyen içeriklerin kaldırılması konusunda sosyal medya ajansları, dijital pazarlama ve marka ajanlarının yetersiz kalacağını belirten Topal ”Örneğin geçtiğimiz dönemlerde büyük bir içecek firmasına yapılmış olan karalama kampanyası gerçeği yansıtmamasına rağmen haksız rekabet oluşturarak hedef kitlesini yanıltıcı ve itibar zedeleyici imaj çizmişti. İnternette hakkınızda çıkmış olan bu tür haberlerin tespit, takip ve dava süreçleri uzman kişi ve kurumlar tarafından yapılmalıdır. Hukuki ve bilişim alt yapısı olmayan kurumlar bu işlemleri gerçekleştiremez. Yaptıracağınız hiçbir işlemin yüzde 100 bir sonucu yoktur. Yapılacak işlemin kaldırılma süreçleri içeriğin boyutuna göre değişkenlik göstermektedir.’’ açıklamasını getirmiş.

“Bu davaların hızlı bir şekilde çözüme kavuşması için uzman kişilerden destek almanızda fayda var” diyor.

Peki o zaman benim aklıma gelen soru muhtemelen bir çoğunuzun da aklına gelmiştir. Mesela ben bir şey söylüyorum ve bu benim kendimi ifade etme özgürlüğümle uyuşuyor. Peki buna rağmen bu yazılanların internet ortamından silinmesi mümkün mü? Konuyu birkaç soruyla şirkete yönelttim. Esra Topal ivedilikle bu sorulara samimi cevaplar verdi:

Twitter “sen kime ne cezası kesiyorsun” davası açtı

ANKARA, MANŞET, Sansür, SOSYAL MEDYA

twitter hapisBTK Twitter’ın terör örgütünü öven içeriklerini çıkarmadığı için 150 bin TL para cezası kesti. Öylesine… Durduk yerde…

Twitter da şimdi karşı dava açmış. Böyle ceza mı kesilir diyor. Yapılan işin anlamsızlığını dile getiriyor.

Kanaltürk’e Türksat uymadı Arabsat uydu

ANKARA, İNTERNET, MANŞET, POLEMİK, Sansür

192273Hatırlanacağı üzere ismi cemaatle anılan kanallar Türkiye’de yayıncılık üzerine bilinen tüm sistemler üzerinden itinayla ayıklandı. Ne Digiturk, ne Tivibu, ne Turkcell TV ne de Türksat… Sadece yayın saçakları ve platformlardan çıkarılmakla kalmadılar aynı zamanda parasını verip girdikleri Türksat uydularından da çıkarıldılar. İnsanlar bunu doğal olarak onlara yapılmış bir sansür olarak tanımladı.

Alman demokrasisini yüzde 80 tutturduk

ANKARA, İNTERNET, MANŞET, Sansür

sansurAlmanya’da bir internet sitesi, netzpolitik.org bir haber yapıyor. Haber, devletin Alman vatandaşları üstündeki online takibini artırmasına yönelik unsurlar içeriyor. Alman Federal Savcısı Harald Range bu yapılan haberlerin devletin sırlarını ifşaya yönelik vatana ihanet olduğunu düşünmüş olacak ki kendi fikrini doğrulatmak için bağımsız uzmanlardan görüş istedi.

Bu noktaya kadar olan her şey ülkemizde de yaşanıyor. Yani biz Alman demokrasisinin kaba bir hesapla yüzde 80’ini tutturuyoruz. Bizde de savcılar, acelece ve acemilikle çıkarılmış kanunların onlara verdiği yetkiye dayanarak zırt pırt internet sitelerini kapattırabiliyor hatta birisi açılsın diyene kadar Twitter’ından Youtube’a kadar geniş bir yelpazede sitelere erişimi engelliyor.

Ancak Almanya’da durum bizimkinden biraz daha farklı: Adalet Bakanı Heiko Maas, internet sitesinde yayımlanan haberin devletin sırlarını ifşaya yönelik bir şey olduğundan şüphe duyduğunu dile getirdi ve Başbakan ile mutabık kalarak Cumhurbaşkanından Range’i emekli etmesini istedi.

İşte Alman demokrasisiyle aramızdaki bu yüzde 20’lik küçük fark; onları Avrupa’nın başkenti, bizi Ortadoğu’nun Paris’i yapıyor sanırım…

Bu haberi okuyup bir süre düşünmenizi öneriyorum size hayatın gerçekleriyle alakalı…