İşte son on yılda cep telefonu satışlarının değişimi

Türkiye’de en önemli polemik konularından biridir cep telefonu satış rakamları. Biz genelde bu rakamları sorduğumuzda hemen hiçbir cep telefonu üretici, ihracatçı veya satıcısı bize bunları vermez. Ama bu verilerin bize sunulmaması bunların bir yerlerden bulunamayacağı anlamına gelmiyor. Daha önce 15 Temmuz 2016’da sosyal medyanın nasım kullanıldığını anlattığım yazıda kaynak olarak kullandığım StatCounter değişik istatistikler veriyor. Ben cep telefonu kullanım istatistiklerini oradan aldım.

Bu kurum bu istatistikleri nasıl ediniyor, hangi araçları kullanıyor bilmiyorum. Türkiye verilerinin güvenilir olup olmadıklarını da bilmiyorum ama bildiğim birkaç dünya ülkesinin verileri açık kaynaklarda sunulanlarla paralel gidiyor. Yani dünyada yalan söylemeyip Türkiye’de yalan söylediklerini düşünmek çok saçma… Dünya, kıtalar ve ülkeler özelinde en uç marka telefonlara kadar yüzdesel olarak satış rakamları bu site tarafından veriliyor. Ben de buradan sizler için birkaç veri çıkardım.

İlk veri seti 2010-2019 yılları arasında Türkiye’de satılan markaları incelememizi sağladı. 2010 yılının başında Türkiye’nin lideri Nokia imiş. 2010 yılında yüzde 67 olan pazar payı 2019 yılında yüzde 0,62’ye düşmüş. 2013 yılında Nokia piyasadan öylesine silinmiş ki üstüne bir değil iki ayrı şirket çıkmış: Samsung ve Apple.

2012 yılında yüzde 28 pazar payına sahip Samsung 2013 yılında yüzde 45 bandına gelmiş. 2019 yılında yüzde 53’e gelmiş ama genelde 2012 yılında yaptığı zıplamayla karşılaştırıldığında yatay bir seyir izlemiş.

Apple Türkiye’de hep düz bir çizgide yer almış. En fazla yüzde 19 olmuş en az yüzde 16. Çıkardığı sese bakıldığında daha fazla satıyormuş izlenimi uyandırsa da çok belli bir kullanıcı kitlesi olduğu çok bariz.

Son yıllara baktığımızda en dikkat çekici oranı Huawei’de görüyoruz. Bir yıl içinde neredeyse iki kat büyüyüp yüzde 4,5’tan 9’a çıkmayı başarmış. Bir anda üçüncü büyük cihaz haline dönüşmüş.

Dördüncü sırada ise yüzde 5 civarı ile General Mobile var. Ne yazık ki Türk üreticileri verdikleri imaj kadar iyi değiller sıralamada. Vestel yüzde 1,89, Casper 1,17… Turkcell ve Vodafone markalı telefonların toplamı da hemen hemen yüzde 1 yapıyor. Vestel 10 sene içinde en fazla yüzde 1,95 olmuş.

2019 verilerini detaylı incelemek isteyenler için…

Gelelim dünya verilerine…

Samsung’un hataları ‘katlanabilir’ olmaktan çıktı

Samsung dünyanın en önemli teknoloji markalarından biri. Gerçekten de önemli teknolojilerin dünyadaki ilk örneklerini herkesten önce sunmak gibi bir misyon edinmiş durumda kendisine. Bir Samsung ürün aldığınız zaman ilk diyorlarsa gerçekten de onun ilk olduğunu biliyorsunuz.

Ama Samsung bu öncü olma isteğinin ceremesini de çok çekiyor. Geçtiğimiz yıllarda ilk kez hızlı şarj hizmetini telefonlarına aktardıklarında bunun patlayan pillerle geri dönmesi başlarına ciddi işler açmış ve bir kuşak telefonların hepsinin toplanmasına neden olmuştu. Bugün herkesin merakla beklediği katlanabilir telefonu Galaxy Fold test için birkaç elit kullanıcıya dağıtıldı ve daha test aşamasında ekran darmadağın oldu.

Burada üstünde konuşulması gereken birkaç önemli noktayı vurgulayalım:

  • Samsung, bir önceki patlayan pil konusunda krizden minimum hasarla çıktı çünkü insanlar üstünde bu şirketin ciddi bir kredisi vardı. Kaldı ki Samsung insanların tek bir kuruş bile zarara girmemesi için elinden gelen her adımı attı ve çok doğru bir iletişim stratejisi yürüttü
  • Bugün Samsung, Galaxy Fold’u diğer piyasaya sürdüğü telefonların iletişimini gölgede bırakma pahasına aynı gün ve zamanda tanıttı. Tanıtım yapılırken telefonlar gösterilmedi. İnsanların akılları kendi kuşağında iyi birer alet olan telefonlardansa katlanabilir olanlarda kaldı ama resmi bile yoktu kimsenin elinde. Bu stratejik bir hataydı.
  • İki telefon büyüklüğündeki bu katlanabilir telefonların fiyatı, iki telefonun toplam fiyatından fazlaydı. Kullanıcılar acaba bu kadar yüksek de olsa bu telefonlara bakış açısını değiştiren aletlerin satın alınıp alınmaması gerektiğini düşünürken bu sorun herkesin satın alma motivasyonunu sıfıra indirdi.
  • Samsung, Türkiye de dahil olmak üzere daha önce yakın ve sıcak bir iletişim sürdürüyordu. Bu iletişim doğal olarak kendi içinde şeffaflığı getiriyordu. Bugün şirkette o şeffaflık kayboldu. Elit bir yapıya büründü. Elit iletişimi kolaydır. Yüzlerce basın mensubuyla uğraşmak yerine iki üç elitle haşır neşir olursunuz ve işiniz ilerliyormuş gibi görünür. Ama ilerlemez. İlerlemediğini ilk krizde görürsünüz. Samsung da bunu görecek sanırım yakında…

Katlanabilir telefonlar yapmak güzel ama önce krizleri katlanılabilir hale getirmek lazım. Yüksek teknoloji, yüksek kalitede iletişim anlamına gelmeyebilir her zaman…

Selçuk İnan gerçekten ne umdu Samsung’dan?

Samsung dünya sathında, dünyanın en büyük teknoloji firmalarıyla boğaz boğaza hukuki mücadeleler veren bir şirket. Telefonu telefon yapan temem unsurlar konusunda yaşanıyor bu savaş. Bütün bunlar yetmezmiş gibi Türkiye’de enteresan bir dava ile karşı karşıya kaldı geçtiğimiz günlerde. Galatasaray’ın 8 numaralı futbolcusu Selçuk İnan S8 benim tekelimde dedi.

Peki gerçekten ne umdu Selçuk İnan bu davayı açarak? Avukatına bakılırsa bir şekilde Samsung’dan 110 bin lira tazminat alabilecekmiş hissiyatına kapılmış. Yani gerçekten de gerçek hayatta bunun olabileceğine inanmış olabilir mi? Yoksa avukatı eğlenmek için mi açtı davayı… Bunu bilmek çok zor.

Mahkeme ne demiş? “Ya bit deli yaa” demiş gibi geldi bana. Çünkü mahkeme başkanı sayılar ve rakamlar kimsenin tekelinde değildir açıklamasında bulunmuş.

Sırada ne var? Benim lakabım 8+ deyip iPhone’a mı dava açacak?

Selçuk İnan biraz ciddiyet lütfen. Bir aralar güzel oynamış bu aralar oynayamayan adam olarak hatırlayalım biz seni. Samsung’dan para sızdırmaya çalışan bitik futbolcu olarak değil…

Samsung’dan yapay zekaya gerçek Ar-Ge merkezi

Samsung, telefondan bulaşık makinesine, televizyondan güvenlik yazılımlarına kadar birçok alanda pazarlama taktiklerinden çok teknolojisiyle konuşturan bir şirket. Endüstride taşları yerinden oynatabilmek için yapay zekanın çok önemli bir yerde olduğunu anlamış olacak ki yeni araştırmalarının odağını bu noktaya getirdi.

Sitesinden yaptığı açıklamada şirket içinde küçük organizasyonel değişiklikler yapacağını duyurdu. Bu değişikliklerin kökeninde de araştırmacılar var. Araştırmacılar da yapay zekaya doğru adımlar atıyor.

Eylül ayında Yapay Zeka konusunda yapılan bir forumda Samsung, bu teknolojinin potansiyelinden ve oraya gitmek istediklerinden bahsetti uzun uzun. Şirketin CEO’su Yoon Boo-keun, “bütün arzumuz önümüzdeki günlerde şirketimizi Yapay Zeka çağına hazır hale getirmek” şeklinde konuştu.

2016 yılında şirket, Yapay Zeka ile ilgili çalışmaları olan Viv Labs isimli şirketi yaklaşık 215 milyon dolara satın aldı. Ekim ayında Samsung, Yapay Zeka geliştirmeyi hızlandırmak için Kanada’da bir laboratuvar açtı.

Eğer Kore ve Samsung üstünde en ufak bir etkimiz varsa ülkede dikey bir yazılım istiyorsak bizim de ülke olarak odağımızı oraya vermemiz, hatta Samsung’dan bu yeni dalgayı daha iyi işleyebilmek için bilgi birikimi ve yetkinliklerini bize aktarmasını istememiz gerekiyor.

Eğer Samsung buna evet derse muhtemelen ülke için atılmış en iyi yatırım ve desteklerden biri olacaktır. Unutmayın bir teknoloji için değil, yeni gelecek bir çağ için bütün bunlar.

Samsung görmüş, umarım biz de görürüz.

BlackBerry nasıl hala ayakta?

Bu dünya çok acayip teknoloji devleri gördü. Onların çok hızlı çöktüğünü de gördü. Ama bazen öyle acayip bir şey oluyor ki ne yaparsanız yapın göçüp gitmiyor markalar…

BlackBerry de bunlardan biri. Şirket battı gitti derken kendi küllerinden inatla doğdu. Son 6 çeyrektir beklentilerin üstünde gelir elde ediyor. Bu çeyrekte 297 milyon dolar gelir elde etti. Siparişleri artıyor, satışı artıyor… Kısacası her şeyi artıyor. Peki bu kadar telefonun olduğu, sabah erken kalkanın kendi lisanslı telefonunu üretebildiği dünyamızda bunun sebeplerini nerede aramalı?

BlackBerry’nin en dikkat edilmesi gerken taraflarından biri iş telefonu özelliğini asla kaybetmemiş olması… Daha akıllı değil belki ve daha yüksek kameralı da değil… Hatta Apple ve Google tarafından milyonlara ulaşmış geçmişi olan bir işletim sistemleri de yok.

Ama iş dünyasını biliyorlar. İş dünyasını anlıyorlar. Orijinal şirket olmasalar bile iş geleneğini devam ettirmeyi biliyorlar.

Google Android’i Linux tabanlı bir işletim sistemi olarak satın aldı. Peki BlackBerry, bir başka deyişle Research in Motion ne yaptı? Unix tabanlı QNX işletim sistemini satın aldı. İki satın almanın arasında 5 senelik fark var. QNX başarılı bulundu ve dünyanın pek büyük şirketleri tarafından da kullanılıyor.

BlackBerry geri dönebilir. Telefon olarak değil ama şirket olyarak geri dönebilir. Akıllıca bir iş yaparak daha önceki hatalarına düşmüyor, Apple ya da Samsung ile kavga dövüşe girmiyorlar. Alttan alttan gidiyorlar.

Bakalım daha neler göreceğiz…

 

FETÖ telefon satışlarını da vurmuş

Akıllı telefon pazarı diğer birçok form faktörlerin aksine uzun bir süredir büyümekte ve pazar tahminleri de büyüme trendleri göstermekteydi. 15 Temmuz darbe girişimi, dolardaki oynaklık ve piyasalarda bunların sonucu oluşan ekonomik belirsizlikler bu büyüyen teknoloji grubunda ciddi bir negatif etki ve kırılma yaratmış gözüküyor.

IDC (International Data Corporation) Türkiye 2016 3. çeyrek raporuna göre Türkiye akıllı telefon pazarı yıllık bazda yüzde 11, bir önceki çeyreğe göre ise yüzde 17 küçülme göstererek toplamda 2.75 milyon ithalat adedi ile üçüncü çeyreği kapattı. Ciro olarak ise yıl bazında küçülme aynı kalırken bir önceki çeyreğe göre yüzde 25 küçülme gerçekleşti.

Türkiye Akıllı Telefon Pazarı

2014Q3

2015Q3

2016Q3

Adet

QoQ Değişim

14%

11%

-17%

YoY Değişim

41%

10%

-11%

Halihazırda yükselmiş olan dolar nedeniyle sene başından beri son kullanıcı fiyatlarında indirimi baskılamak ve hatta zaman zaman ürün fiyatlarını artırmak zorunda kalan üreticiler, 15 Temmuz darbesi ve arkasından gelen ekonomik kriz ortamında daha da düşen karlılıklarla başetmek zorunda.

Piyasadaki tüm oyuncuların bir an evvel 2016’dan kurtulmak istemesinde sadece dolar fiyatları etkili değil. Teknoloji zincirlerinde hemen hemen tüm oyuncular piyasalara da yansıdığı şekilde ölüm kalım savaşı veriyor. Düşen satışlar ve karlılık, azalan tüketici güveni, fiyatlar üzerindeki ciddi rekabet bu oyuncuları zor durumda bırakıyor. Telekom operatörleri tarafında da pek parlak bir durum yok. Turk Telekom ve Avea birleşmesinin bayiler üzerindeki etkisi yılın ortasında bitti bitecek derken Turk Telekom distribütörleri üzerindeki karlılık baskısı cihaz satışlarına çok olumlu yansımıyor. Turkcell tarafındaki yönetim belirsizliği, Turkcell’in cihaz satışları konusundaki tutumunu da etkiliyor ve uzun yıllardır cihaz satışı konusunda liderliği elinde bulunduran Turkcell kanalı gerileme kaydetmiş durumda.

Samsung’u Note 7 değil J serisi vurdu

Üretici özelinde ise Samsung, %43 pazar payıyla liderliğini koruyor olsa da rakam bazında yılın önceki çeyreklerine göre Q3’te daha düşük bir performans sergiledi. Burada Note 7 etkisinden daha çok J serisindeki tedarik sıkıntıları rakamlar üzerinde negatif bir etki yarattı. Apple, iPhone 7 lansmanı öncesi, 2015Q3’teki düşük performansına benzer şekilde pazar payında (%15) ve ithalat rakamlarında düşüş kaydetti. LG ise G4’de yakaladığı çıkışı G5 ile sürdüremedi ve organizasyonel değişikliklerle beraber pazar payı %4’e düştü. Yerli oyuncular tarafında yukarıdaki olumsuz resmin aksine güzel gelişmeler yaşanıyor. General Mobile, Andoid One serisine odaklı stratejisine devam ediyor ve %13 pazar oayıyla ilk 4 marka sıralamasında yerini koruyor. Vestel, son çeyrek Vodafone kanalında yaptığı başarılı kampanyayla %7 pazar payı yakaladı.

IDC Türkiye’den Kıdemli Pazar Araştırma Analisti Ramazan Yavuz: “2016 akıllı telefon pazarının doyum noktasına evrildiği, cep telefonlarından çok giyilebilir teknolojiler ve sanal gerçeklik gibi yeni teknolojilerin daha ön plana çıkmaya başladığı bir yıl olabilir” dedi. “Özellikle son kullanıcı fiyatlarının orta fiyat bandında oturması, bu segmenttteki ürünlerde ciddi rekabet, doların ve piyasada derinden ilerleyen ekonomik krizin akıllı telefon markalarını 2017’de de zorlayacağa benziyor.”

IDC raporundan alınacak dersler

  • BTK raporuna göre 15 temmuz ve devamında telefonla konuşma sürelerinde patlama yaşansa da telefon satışları tam tersi etki görebiliyor
  • 15 Temmuz olaylarının etkilerini yaşadık ama her yönüyle henüz inceleyebilmekten çok uzağız
  • 2016 yılının son çeyreğinde yaşanacak gelişmeler bize 15 Temmuz’un zararlarıyla ilgili gerçek bilgiyi o da kısmen verebilir
  • Çeyreksel bazlı küçülmenin yıllık küçülmeden daha derin olması, 15 temmuzla aslında iyi olabilecek bir yılın olması gerekenden çok daha kötüye gittiğini gösteriyor
  • Küçülmenin tamamını 15 temmuza bağlamak doğru olmaz. IDC raporu net bir biçimde firmaların şimdiye kadar hiç bu kadar yanlış yapmadığını da satır aralarında bize vurguluyor. Büyük aktörlerler Samsung ve LG’de yaşananlar çeyrek bazındaki daralmanın önemli sebepleri olarak gösterilebilir
  • Şirketlerin dünyada yaşadığı aksaklıkların Türkiye’de de yaşanması, Apple örneğinden görebilebileceği gibi Türk tüketicisinin dünya nezdinde alışveriş alışkanlıklarına ulaştığını gösteriyor
  • Esiden cihazların yayılmasıyla karını doğru oranda artıran operatörlerin dünyası da değişti. Bu sene karlılık ve kullanım çok iyi arttı ama Vodafone dışında hiçbir operatörün şahane cihaz sattığını söylemek mümkün değil.
  • Vestel’in Vodafone desteği ve “Türk” söylemine rağmen yüzde 7 pazar payında olması, üstünde konuşulması gereken bir unsur. Üstünde neredeyse iki kat pazar payına sahip General Mobile isimli Türk telefonu olmasaydı söyleyecek çok sözü olabilirdi. Ancak belli ki tüketici Türk algısına değil telefon özelliklerine bakıyor.

İnovasyonun lideri Türkiye’de inovasyon merkezi açtı

Samsung Electronics Türkiye, MENA bölgesindeki ilk Samsung İnovasyon Merkezi’nin Türkiye’de açıldığını duyurdu. T.C. Başbakanlık Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Başkanı Arda Ermut’un katılımıyla açılışı gerçekleşen merkezde ziyaretçiler, Samsung’un farklı sektörlerin ihtiyaçlarına göre geliştirdiği yenilikçi ürün ve çözümler ile tanışacaklar.

Samsung’un dünya çapında gerçekleştirdiği inovatif çözümlere en hızlı adapte olan ülkelerin başında Türkiye’nin geldiğini dile getiren Samsung Electronics Türkiye Başkanı DaeHyun Kim, “Uzun yıllardır en gelişmiş teknolojilere öncülük eden bir dünya lideri olarak, ihtiyaçları ve beklentileri anlayıp insanların hayat kalitesini artıracak yenilikçi teknolojilerimizi onlarla buluşturuyoruz. MENA bölgesindeki ilk Samsung İnovasyon Merkezi’nin Türkiye’de açmanın gururunu yaşıyoruz” dedi.

Teknolojinin artık sadece dikey bir sektör olarak değil, tüm endüstrileri yatayda kesen bir konsepte dönüştüğünü belirten Samsung Electronics Türkiye Başkan Yardımcı Tansu Yeğen, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Dünya hızla dijitalleşirken, kurumlar teknolojiyi, işlerini hızlandıran bir araç olarak kullanmanın çok ötesinde görüyor. Dijitalin sunduğu rekabet avantajını elde tutmak için, inovasyon ve teknolojiyi kurumsal DNA’larının yapı taşına dönüştürme çabasında olan kurumlar, müşterilerin yeni deneyimler sunma talebini karşılamaya çalışıyor. Zorlu küresel ekonomik şartlarda sürdürülebilir büyümeyi yakalayabilmek için ülkemizde de bu inovasyon ve teknoloji vizyonunun yaygınlaştırılması büyük önem taşıyor. Bu vizyonun kurumlar tarafında sahiplenilmesine destek olmak adına, ‘Samsung İnovasyon Merkezi’mizi Türkiye’deki müşterilerimiz ve iş ortaklarımızın hizmetine açtık. Yılda 14 milyar doları aşan Ar-Ge yatırımımızın sonuçlarını, ülkemizdeki şirketlere ilk elden ulaştırmanın mutluluğunu yaşıyoruz.”

Samsung İnovasyon Merkezi’nde finans, perakende, ulaştırma, turizm ve eğitim sektörleri başta olmak üzere, birçok endüstrideki kurumun ilgi duyacağı teknolojik çözümler yer alıyor. Merkez, Samsung teknoloji ortaklarının çözümlerini sunmanın yanı sıra sektör liderlerinin de katıldığı çeşitli etkinliklere de ev sahipliği yapacak.

Türkiye’nin dijitalleşme yolculuğuna doğrudan katkı sağlayacak merkez, bu hedefe ulaşılmasında yenilikçi teknolojik çözümleriyle destek olacak. Samsung İnovasyon Merkezi sayesinde Samsung müşterileri ve iş ortakları her an kurumsal ürün ve çözümlerini deneyimleme şansına sahip olabilecekler.

İPhone 7 lansmanının derin analizi

Dünyada merakla beklenen iPhone 7 serisi lansmanı 7 Eylül günü yapıldı. Bu konuda telefonun ve çevre birimlerinin özelliklerinden çok şirketin gidişatı üstüne anlatacak şeyler var. Bunları masaya yatıralım istiyorum.

Apple’ın son birkaç lansmanı gerçekten sönük geçti. Hatta öyle ki şirket yetkilileri lansmanı yapıp bitirdikten sonra hala ekranlara bakıp bu kadar olamaz mutlaka bir şeyler daha söyleyeceklerdir diye bakıp durduk. Saat kayışı ve eski telefonun değişik renklisi gibi eski hızından ve yeteneklerinden çok uzak şeyler alattı ve bunu satın almamazı bekledi Apple. Ancak en büyük Apple taraftarları bile şirkete sinir oldu.

Bu lansman gerçekten de çok büyük önem taşıyordu. Kaçıracak treni kalmamıştı Apple’ın. Bu lansman o kadar çok dikkate alındı ki Samsung gibi en dişli rakip dahi, amiral gemisi Note ürününün modelini 5’ten 7’ye yükseltti sırf aynı isimde olabilmek için…

Apple küçük lansman salonlarından yine eski büyük alanlarda yaptı lansmanını. Yine eski model şirket CEO’lu tanıtımlara verdi kendini. Büyük kalabalıklar getirerek herkesin şaşkınlık nidalarını ve olur olmaz şeyleri beğenen alkışlarını verdi yayına. Sonda söyleyeceğimizi baştan söyleyeyim: Ben ürüne bakınca hayal kırıklığına uğramadım. Ama en azından 6 serisi çıktığı zamanki gibi bir heyecana da kapılmadım.

Apple son zamanlardaki trendinde yaptığı gibi iPhone 7 ve iPhone 7 Plus’ı tanıttı. Aklımızda kalan ne? Daha yüksek fotoğraf kalitesi… iPhone’un eski modellerine kıyasla bir diş daha yükseltilmiş pil ömrü… Akıllıca tasarlanmış stereo ses deneyimi yaşatan hoparlörler…  Eskiye oranla daha iyi bir ekran… Su ve toz geçirmeme ihtimali… 

Son birkaç haftadır Note 7 deneyimledim ve sıkça dile getirdiğim gibi şimdiye kadar bir cep telefonundan aldığım en acayip kamera deneyimini yaşadım. Gerçekten de şimdiye kadar karanlıkta çekip yapabilen ve ışıksız ortamda dahi bu kadar hızlı odaklayan, gündüz çekimlerinde bu kadar doygun renkler veren bir alete rastlamadım. Neredeyse SLR fotoğraf makinesi kalitesine ulaştığımı söylemem lazım.

Apple bu algının çok farkında bir şirket olarak en büyük odağını kameraya vermiş. Kameranın içine sırf bu işe özel bir çip koymuş. Bildiğiniz çektiğiniz her fotoğrafı resim işleme yazılımından geçirir gibi, Photoshop ile oynar gibi düzeltiyor. Plus ürününde çift kamera olması, iki kat optik zum ve 10 kat dijital zum sağlıyor. Ürünü henüz denemediğim için Samsung ile farkını dile getirmem mümkün değil. Bu yazıyı yazarken elimdeki tek somut kaynak lansman sırasında canlı renklere insanların verdiği “vaaaoov” tepkisi… Daha çok LED ile daha parlak flaş bize ne sağlar? Benim çekim deneyimlerimde hiç flaş açmışlığım yok. Telefonun flaşıyla güzel resim çekilebileceğine inanan biri değilim.

Performansa geldiğimizde karşımıza elbette yeni çip seti A10 çıkıyor. Apple bunun için piyasadaki en hızlı işlemci tanımını getirmiş. Uzmanı değilim. Karşısında ya da yanında olmak bu yüzden imkansız. Ama ilk iPhone’a kıyasla bilmem kaç yüz kat daha hızlıymış. Açıklama bana anlamsız geldi. iPhone 6s’ten üç kata kadar daha hızlı çalışan ve onun kullandığı gücün yarısı değerde bir gücü kullanan daha güçlü bir grafik performansa da sahipmiş. “Ay hadi inşallah” deyip geçelim.

Pil konusundaki tanımları tam bir iletişim sihirbazlığı: Şu ana kadarki en iyi iPhone pili ne demek? Mesela şu ana kadar giden en hızlı Murat 124 dersem ne anlarsınız? Lansman sırasında bizim ekrana aptallaşmış biçimde bakmamızı sağlayan bir cümle kullandılar: iPhone 7 eskisinden 2, Plus ise eskisinden 1 saat daha fazla çalışmasını sağlayacak pile sahip. İyi de ne yaparken? Stand by durumunda mı? Konuşurken mi? İnternete girerken mi yoksa fotoğraf çekerken mi? Ben bunun detayını göremedim açıklamalarda. Muhtemelen ilerleyen zamanlarda çıkar ortaya…

Lansmanda göremediğim sonrasında dokümantasyon okurken rastladığım en önemli bilgiyi sizlerle paylaşayım: iPhone ilk kez LTE bağlantının hakkını vermeye başladı. Yeni cihazla 25 LTE bandına kadar destek veriliyor. 6 serisi ile 70 megabitlerde maksimum hız alınabilirken bu yeni seriyle “teorik olarak” 450 Mbps’ye kadar veri alışverişi mümkün.

Son yılların en baştan savma Apple toplantısı

Apple toplantıları yakın zamana kadar hep bir heyecan dalgası yaratırdı. Yeni telefonu, tableti, saati, bilgisayarı ve onların yazılımları.

Apple’ın 21 Mart 2016 toplantısı da bunları yapmak için hayata geçirilmiş bir toplantı olarak dikkatlerimize sunuldu. Ama gerçekten (bence) iPhone 4’ten 4S’e geçildiği toplantıdan bu yana yaşanmış en kötü etkinlik olarak tarihe geçti.

4G için bu telefonları almalısınız…

4G geliyor aslanlar gibi hızlarla internete bağlanacağız. Turkcell 375 megabit hızıyla internet verecek bize. Bunların hepsi çok güzel ve umut verici söylemler… Nasıl iple çekiyorum 1 Nisan’ı bilemezsiniz.

İyi de 4G geldiğinde öyle haldır huldur o hızlarda internete nasıl gireceğiz? Acaba Turkcell, TT ve Vodafone’un baz istasyonları üstünde yaptığı değişiklikler bizi hızlı internetçi yapacak mı? Bunun için elbette bizim de bir şeyler yapmamız gerekiyor. Yapmamız gereken şey camları temiz ve açık tutmak değil tabii ki… Eğer hız istiyorsak hızı destekleyen cihazlar almamız gerekiyor.

İnternetin nesneleri televizyona çıkıyor

Samsung, tüm 2016 akıllı TV serisinin Nesnelerin İnterneti’ne (IoT) hazır olacağını duyurdu. Samsung daha önce nesnelerin internetini evin içinde nasıl kullanacağını da duyurmuştu. Yani televizyonun bu alana etkisi sürpriz değil tamamlayıcı oldu.

Peki ülkesini kim en çok seviyor?

Ne zaman büyük bir firmanın lehine olmayan bir yazı yazsam mutlaka o firmanın içinde çalışanlar başta olmak üzere o firmada çalışmadığını söyleyen insanlar tarafından saldırıya maruz kalırım.

Vestel’de de daha önce yaşandı bu, şu anda yine yaşanıyor. Okumayı ya da okuduğunu anlamayı başaramayan insanlara teker teker anlatmaya çalışmak yerine hızlıca bir yazı daha kaleme almayı uygun buldum. Zira fikrinin yetmediği yerleri bozuk diliyle tamamlamak isteyen geri zekalıların yazılarını zaten sitede barındırmıyorum.

Maddelerle açıklayalım ki 140 karakterden fazla okuyamayan neslimizin mühendisleri daha kolay anlasın:

  • Ahmet Nazif Zorlu yanlış yer ve zamanda yanlış şeyler konuşuyor. Bu tartışmaya açık değil. Yazdığım yazılar buna yönelik ama bunu anlamayan o kadar çok insan var ki…
  • Zorlu şimdiye kadar ülke için ne üretti? Dünyanın gündemine ne kattı? Bunun takibini kimse yapmıyor.
  • Mega fabrikalar belgeselinde gösterilen çok güzel fabrikası varmış. Yani?
  • Zorlu bütçe açığını kapatacak ya… Bütçe açığı nasıl kapanır? Dışarıdan aldığınızla dışarı sattığınız arasındaki fark. Peki dışarı sattığımız televizyon ya da X ürün… Bunun üstündeki katma değerimiz ne? Yani 100 birime satılan ürün için dıyarı kaç birim ücret veriyoruz? Kimse bunu hesaplamıyor bu konuda bilgi de vermiyor. Varsa yoksa mega fabrika belgeseli…
  • Zorlu açık ve net biçimde pozitif ayrımcılık istiyor. Bu mudur? Teknoloji üretmenin başka yolu yok mudur? Bir tek ben daha fazla vergi verirsem mi Zorlu mega fabrikasında telefon üretebilecek?
  • Kimse de sormuyor Zorlu’nun fabrikasındaki yıllık telefon üretim kapasitesini… Gerçekten devlet mega vergi getirir ve ülkede tek bir samsung ya da apple satılmazsa herkese yetecek kadar üretim yapma yetisi var mı bu fabrikanın? Bunu düşünen var mı aranızda?
  • Daha iyisini yapmaya çalışmak yerine ötekileri daha pahalıya getirecek önlemler almayı içinize sindirebiliyorsanız… Ve halk bundan rahatsız değilse… O halkla tartışmayayım ben zaten…

Ötekiler nerede, biz neredeyiz?

Daha iyiye gitmek için zaman zaman kafayı kaldırıp çevrede olan bitene bakmak, oradan kendimize dersler çıkarmak gerekiyor. Yabancı basını yeterince takip edince Türkiye’deki özel ve kamu kuruluşlarının gerçekten okumadıklarını veya okuduklarını anlamakta zorluk çektiklerini anlayabiliyorsunuz…

Geçtiğimiz haftanın bir haberiyle başlayalım: İtalya’da devlet 2020 yılında hane başı internet hızının 30 megabitler seviyesine varması ve ülke nüfusunun yüzde 31’inin hiç internete girmemiş olmasını kendine dert edinmiş ve bunun için bakırdan fibere geçme hamlesi başlatmış. Devlet bunun için 6 milyar Euro ödenek ayırırken İtalyan operatörler de kendi aralarında daha etkin bir fiber şebekesi kurabilmek için ortak hareket kararı almış.

Biz limitsiz adını verdiğimiz internet kullanımına kotalar getiriyor o kotalar aşılınca yavaşlatıyoruz. BTK’nın ABD’li mevkidaşları bir şey ya limitlidir ya limitsizdir limitsiz diyorsanız öyle yavaşlatma filan olmaz diyerek konuyu hızla kapatıyorlar.

Kore’de (elbette güney taraf) operatörler ve dünya devi cihaz üreticisi Samsung gibi Koreli firmalar ile bir araya gelmişler ve yepyeni bir bağlantı üstünde çalışmaya başlamışlar. Öyle bir bağlantı ki bu, bizim bir türlü ihalesini bile yapamadığımız 4G ve WiFi bağlantıyı birleştiriyor ve 1.170 megabite varan hızlarda mobil bağlantılar sağlayacak icatlar yapıyor. Bu muazzam hızlarla internete girecek yeni cihazlar geliştirmeyi de ötelemiyor üstünde çalışıyorlar. Bildiğiniz gibi biz şu anda Cumhurbaşkanlığı seviyesinde 5G’nin Türkleştirilmesini tartışıyoruz. (Yabancı basın bizi umursasa acayip gülerler bu habere ya… Allah koruyor)

Kore demişken biraz da Kuzey tarafına bakalım: Ülke o kadar acayip bir durumda ki, internete o kadar az yatırım yapılıyor ki ülkenin çıkışı yerlerde sürünüyor. Bu durumu değiştirmek için Kuzey Kore’nin genç irisi başkanı ne yapıyor? Ülkesinde bulunan yabancıların internete girmesine kısıtlar getiriyor. Bu son haberi dikkate almasanız da olur aslında…

Son olarak İran… Bakmış ki kadınlar kapalı ve evlerinde oturuyor ve ülkedeki evlilik oranları düşüyor, bir evlilik sitesi yapmaya karar vermiş. Bunun asla bir arkadaş bulma sitesi olmadığını söylüyor gençlik bakanı… Bu siteye gönderilen profiller uzman İranlılar tarafından elden geçiriliyor ve doğru eşler birbiriyle buluşturuluyor. Bunun diğer Müslüman ülkelere iyi bir model olacağı dile getiriliyor.

Bu gidişle… Darısı başımıza.

G. Kore LTE’yi Wifi ile birleştirip 1170 megabit yaptı

Bizim geliştiriciler “abi biraz durun bak çok güzel şeyler geliştireceğiz” diye kendi kendilerini paralayıp bizi kandıradursun Güney Koreliler dünyanın en hızlı mobil bağlantısını öyle devletten yardım filan beklemeden hayata geçirdiler.

Bu yeni süper hızlı bağlantıyı icat eden öyle hükümet kuruluşu filan da değil. Ülkenin ikinci en büyük operatörü KT’nin yaptığı AR-GE ile hayata geçti bu. Maksimum 1,17 gigabit hıza ulaşabilen bu bağlantıyı mümkün hale getirmek için ülkede kurulmuş olan 200 bin LTE baz istasyonu ve 140 bin Giga Wifi hotspotlardan kullanıldı.

Bu hizmetin kaç kişiye ulaşılabileceğini söylemek zor ama Wifi noktaları genelde çok kalabalık olan ortamlarda bulunuyor. KT’nin abonelerinin yüzde 70’i LTE kullanıyor. KT’nin pazar payı ise yüzde 33 civarında.

Şimdi bir ülkede teknoloji firması bulunmasının ne kadar önemli bir şey olduğunu beraberce anlayalım: Bizimkiler enerjisinin büyük bir bölümünü hükümete yakın olmakla harcayan Netaş ve Savunma Müsteşarlığı ile zaten yapılmış bitirilmiş olan 4G için doğru dürüst bir üretim yapmayı beceremezken; ülkenin ikinci büyük operatörü Samsung gibi dünya deviyle bir araya gelip dünyanın en hızlı mobil bağlantısını hayata geçirebiliyor.

(Bu noktada aşırı milliyetçileri, SSM ve Netaş çalışanlarını bana saydırmak ve sonrasında ‘dur ya galiba adam doğru bir şeyler söylüyor’ diyebilmeleri için bu parantezi açıyorum)

Samsung bu teknolojinin mümkün olmasını sağlamanın dışında bu teknolojiyle beraber çalışacak ürünler de geliştirdi. Samsung’un 5-6 ürününü takiben yine bir Kore firması olan LG de bu alanda ürünler çıkarmaya başlayacak.

Hız konusunda KT’nin rakibi SK Telecom da LG Uplus ile birlikte çalışmalar yapıyor.

Biz ise zaten geç kaldığımız 4G ihalesini üçer aylık periyodlarla ileri öteliyor, belki müthiş Türk firmaları yerli 4G yapar diye kendimizi kandırıyoruz.

Samsung 4G’nin her yerinde

Samsung Electronics Türkiye Ağ Teknolojileri Direktörü Koray Kepenek

Samsung Electronics Türkiye Ağ Teknolojileri Direktörü Koray Kepenek

4G ile ilgili dünyada verdiğiniz network hizmetleri konusuna sizden bilgi alabilir miyiz?

Samsung ilk 4G şebekesini 2010 senesinde Güney Kore’de hayata geçirmiş ve o günden bugüne, ABD dahil pek çok ülkede bu tür projeleri gerçekleştirmeye devam etmiş bir firma.

Güney Kore ilginç bir örnek. Ülkede 4G’nin çok yoğun kullanıldığını görüyoruz ve Türkiye’de 4G’nin gelişimi anlamında iyi bir hedef örnek olabilir.

Güney Kore’de ilginç olan, 4G’yi devreye aldıkları günden bugüne varolan 3G’ye hiç yatırım yapmamış olmaları. Açıkçası bu yatırıma gerek yok ve bizim açımızdan önemli ayrıntılardan biri olduğunu düşünebiliriz. Ülkenin irili ufaklı tüm yerleşimlerinde yüksek hızlı 4G iletişimi mümkün. Tüm iletişim konseptini kesintisiz ve yüksek hızlı iletişim üzerine kurmuşlar ve bunun günlük hayata etkisini her anlamda hissedebiliyorsunuz. Dolayısıyla Samsung kendi pazarında çok önemli tecrübeler edindi ve inovasyon kültürünü bu tecrübenin üzerinde başarılı bir şekilde geliştirmeyi başardı.

Samsung, 3G ve daha önceki teknolojiler ile değil, 4G ve sonrasına odaklanmış olsa da işbirliği yaptığı operatörlerin isteği ile 2G ve 3G altyapılarını da zaman içerisinde geliştirmek durumunda kaldı. Böylelikle, tüm bu teknolojileri destekler hale geldi. Tabii tüm ürünler sadece radyo teknolojileri ile sınırlı değil; şu anda veri iletişimi tarafında santral çözümleri de portföye girdi.

4G kullanılabilen telefon, tablet ve benzer cihazlarınızın listesini alabilir miyiz?

S5 , Note 4, Note Edge, S6, S6 Edge, S4 Active, Grand Prime, Galaxy Alpha, Grand 2 LTE modellerimiz LTE altyapısını destekliyor. Ayrıca Galaxy Tab 3 10.1 modelinin LTE uyumlu modeli de satışta.

Samsung Galaxy S6 ve S6 Edge modelinde, kendi ürettiği 14 nm Exynos işlemcisini, kendi ürettiği LPDDR4 hafıza modülünü ve UFS 2.0 dahili hafıza arabirimini kullanıyor. Tüm bu arabirimler ve Super AMOLED ekran, daha az pil tüketimine ve daha çok performansa odaklanmış durumda.

Bir ülkeye 4G geldikten sonra uygun cihazların yayılım hızı nasıl oluyor? Türkiye’de bu hızın ne olmasını öngörüyorsunuz?

Genelde trend, yeni teknoloji hayata geçtiğinde halihazırda terminal tarafında yüzde 30 üzerinde bir penetrasyon seviyesine varmak şeklinde.

3G’de buna benzer bir durum yaşamıştık. Henüz 3G yatırımı yapılmadan piyasaya 3G destekleyen telefonlar sürülmeye başlanmış ve tüketiciler de bu cihazları satın almaya başlamışlardı. 3G servisleri başladığında önemli sayıda insanın 3G telefonu vardı ve bu durum operatörler için çok önemli bir avantaj oldu. Ancak yine de 3G ile 4G dönüşümünü birebir karşılaştırmak doğru olmayabilir. Çünkü 3G aynı zamanda akıllı telefonlara dönüşümü ifade ediyor. O yüzden 3G telefonlara geçiş biraz daha hızlı gerçekleşti sanıyorum.

Herşeye rağmen, 2015 sonunda 4G hayatımıza girdiğinde pek çok kullanıcı 4G telefonları ile hazır bekleyecek. Mobil operatörler bu konuda çok yoğun kampanyalar yapıyorlar.

4G ile birlikte cihazlarınızın kullanım alanları değişiyor mu?

Tamamen video diyebiliriz. Tüm dünyada 4G ile birlikte burada büyük bir patlama görülüyor ve Türkiye’de de farklı olacağını düşünmüyorum. Video paylaşımı, sosyal medya ve eMBMS gibi operatörlerin video yayıncılık (video broadcasting) uygulamaları ile televizyon yayıncılığı alanına girdikleri uygulamalar çok popüler.

Bu aynı zamanda operatörlerin gelir modellerinin değişeceği anlamına geliyor. 4G ile birlikte ses ve sms gibi temel servislerin fiyatlandırma modelleri büyük ölçüde data fiyatlandırması içerisinde kaybolacak. Aboneler tamamen veri kapasitelerine göre paketler satın alacaklar. Ses gibi hizmetler parasal bir değere sahip olmayacak ve veri paketlerinin içerisinde zaten olması gereken temel bir hizmetten öte bir anlam taşımayacaklar.

4G kurumsal pazara nasıl bir etkide bulunuyor? İş dünyasında tercih ediliyor mu? İş yapış şekillerini nasıl değiştiriyor?

Hem bireysel hem de kurumsal kullanıcılarda büyük değişim demek 4G. Tüm içerik ve uygulamalara uzaktan ve yüksek hızlı erişim, pek çok yeni uygulamanın hayatımıza girmesi demek. Örneğin çoklu kullanıcılı video konferans, ya da bir video ya da müzik dosyasını aynı anda çok sayıda kullanıcı ile paylaşmak bugünkü şartlarda çok hızlı olmasa da 4G’de bunlar saniyeler mertebesinde ve yüksek kalitede olacağından, kullanım talebi de o şekilde yükselecek.

M2M alanında verdiğiniz hizmetler nelerdir? 4G bu hizmetlerde nasıl farklılıklar getiriyor?

4G ile M2M uygulamaları arasında yakın bir ilişki var. Özellikle genişbant ile birlikte üreticililer buna uygun şekilde ürünleri dizayn etmeye başladılar. 2G ve 3G tabanlı M2M uygulamaları bu sebeple devre dışı kalmaya başladılar.

Örneğin, Otomotiv sektöründe araç içi M2M uygulamaları bundan ilk etkilenen segment oldu. ABD’de GM ve Verizon OnStar markası ie bulut üzerinden araç için uygulamalar geliştirdi ve pek çok özelliğin yanında, araçları aynı zamanda kablosuz ağ bağlantı noktası şekline dönüştürmüş oldu. Bu uygulama sayesinde, araçların ön panelleri akıllı telefon ön yüzü şekline dönüşerek müthiş bir kullanım kolaylığı sağlıyor.

4G’nin yüksek hız ve düşük veri gecikme özelliklerinden faydalanan diğer bir segment video izleme uygulamaları. Halihazırda büyük şehirlerde yoğun olarak kullanılan bu uygulamalar 4G sayesinde yüz tanıma gibi çok daha gelişmiş niteliklerle kamusal çalımalarda yerini almaya başlamış durumda. Sağlık sektöründe de kişisel sağlık takibi ve müdahale pratiklerinde önemli gelişmeler göreceğiz.

Türkiye’de 4G hizmeti başlarken ürün ve stratejilerde değişiklik öngörüyor musunuz?

Samsung olarak 4G’nin pazara yeni sunulduğu Türkiye gibi ülkelerdeki yaklaşımımız genelde operatörlere farklılık yaratacak uygulamalar sunmaktır. Örneğin Türkiye’deki üç operatör de bu konuda aynı anda yatırım yapacaklar ve belki dördüncü operatör de lisans alarak pazara giriyor olacak. Bunlar aynı zaman diliminde yapılacak yatırımlar. Dolayısıyla onlar için kullanıcı tarafında farklılık yaratmak zor olacaktır.

Bu mücadelede başarının en önemli kriteri diğerlerinin sunamadığı servisleri kendi abonelerinize sunmak ve bu sayede diğer operatörlerden abone taşımak olacaktır.

Samsung olarak bizim yaklaşımımız, bu tür yenilikleri Ar-Ge kabiliyetlerimizi de kullanarak operatörlere bu avantajlar elde edecek şekilde sunmaktır. Tabii bu arada cihazlar tarafındaki unutmayalım. Biz network altyapı tarafında bir yenilik çıkardığımızda, bu yeni özelliklerin cihazlar tarafında desteklenmesi çok önemli; aksi takdirde bir anlam taşımıyor.

Yabancı cepçiler görüşme odasına

Bugün Cumhuriyet gazetesinde harika bir habere imza atan Şehriban Kıraç, dev cep telefonu üreticilerinin geçn hafta Ulaştırma Bakanlığı yetkilileriyle görüşmeye çağrıldığını belirtti. Daha önce üretici firmalardan ülkelerinde devlet desteği alıp almadıkları ile ilgili yazılı bilgi isteyen bakanlık daha sonra firmaları sözlü görüşlerine de başvurmuş. Firmaların çoğu Ankara’daki toplantıya ticaret ateşeleri, konsolosluk yetkilileriyle birlikte katılmış. Türkiye’de şu anda Türkiye’de ürünleri en fazla satan markalar arasında Apple, Samsung, HTC, LG, Huavvei, Lenovo, HP yer alırken bu şirketlerin çoğunun yetkililerinin Ankara’daki toplantıya katılmış. Ben bu çağrının ve sorunun sebebini hiç anlamayadım. Yani şu mu soruluyor: “Oğlum siz nasıl böyle büyüdünüz? Yoksa ülkeniz mi yardım etti…”

Şimdi özellikle Çin ve Uzakdoğu’dan gelen telefonlara ek vergi getirilmesi bekleniyor. Ülkedeki tüm sorunlar bitti, 4G’nin tartışıldığı şu günlerde biz iki sence öncesinin teknolojisiyle üretilmiş yerli olduğu iddia edilen telefonlara mahkum bırakılacağız. Hani gören duyan da ekstra vergileri alınca yerli şirketlere ar-ge yatırımı yapacak devlet zannedecek. Hani gören duyan da sözde yerli telefon üreten şirketlerin yabancı telefonların vergiler yüzünden satılmadığı ortamda palazlanıp kendi ar-gesini yapacağını, icat çıkaracağını zannedecek.

Yerlilere yerlilerin tanrısı ulu Manitu yardım etsin…

Türkiye patentte bir IBM değil

IBM, günde ortalama 20’den fazla patent ile, bir yılda 7.000’den fazla patent almayı başaran ilk şirket olma unvanını kazandı. Geçtiğimiz yıl 7,534 patent alan IBM 22’inci kez ABD patent listesinde lider oldu. Türkiye’deki Türk şirketlerin tamamı 2014 yılında 4.665 patent başvurusunda bulundu.

IBM’in 2014 rekoru, 43 ülkeden 8,500’i aşkın IBM mucidi’nin çalışmalarıyla elde edildi. IBM’in aldığı patent sayısının yine, birçok önde gelen teknoloji ve bilişim şirketinin aldığı patentlerin toplamından fazla olduğu dikkat çekiyor.

2014 yılında dünyada şirketlerin patent sıralaması şöyle oluştu:

IBM                             7,534

Samsung                    4,952

Canon                         4,055

Sony                            3,224

Microsoft                    2,829

Toshiba                      2,608

Qualcomm                  2,590

Google                         2,566

LG Electronics            2,122

Panasonic                   2,095

Samsung “cepte 300 megabiti gördük” dedi

Samsung Electronics dünyanın ilk Üç-Bant Taşıyıcı Birleştirme (CA – Carrier Aggregation) teknolojisini bir LTE ticari ağında kullanarak, indirme hızını 300 Mbps’ye, yani LTE ağının dört katına çıkardığını açıkladı. Samsung’un LTE Advanced (LTE-A) Üç-Bant Taşıyıcı Birleştirme (CA) teknolojisi sayesinde, kullanıcılar daha güçlü ve kesintisiz multimedya ve web tarama deneyimine kavuşuyorlar.

Samsungs Electronics Ağ İşletmeleri Direktörü Youngky Kim konuyla ilgili: “İnsanlar mobil cihazlarında HD video gibi veriyi yoğun kullanan uygulamaları giderek daha fazla talep ediyorlar. Bu da telekomünikasyon sektörünün mevcut ağ altyapısı üzerindeki performansını artıracak yenilikçi teknolojilere ihtiyaç duymasına neden oluyor. Şirketimizin LTE-A Üç-Bant Taşıyıcı Birleştirme (CA) teknolojisi mümkün olan en üstün mobil deneyimi sunarken, bir yandan da operatör  ağlarının kapasite ve yeteneklerini farklılaştırma fırsatını yakalamalarını sağlıyor” dedi.

Samsung dünyanın ilk “Çift Bant Taşıyıcı Birleştirme” ağını Haziran 2013’te Kore’de tüketicilerin hizmetine sunmuştu. Şirket bu inovasyon liderliğinden elde ettiği deneyimden faydalanarak Üç-Bant CA çözümünü geliştirdi. Söz konusu çözüm LTE-A’nın kabiliyetlerini daha da güçlendirerek, sektörü 5G çağına bir adım daha yaklaştırıyor.

Üç-Bant CA, başta yoğun nüfuslu bölgelerde olmak üzere, mobil ağların veri hacim kapasitesini önemli ölçüde arttıran bir teknoloji olarak değerlendiriliyor. Bunun yanı sıra, yoğun olarak bölünmüş spektrumu birleştirme kabiliyeti de spektrumu sınırlı olan operatörlere kayda değer spektrum verimliliği kazandırıyor. Üç-Bant CA sayesinde operatörler, birden fazla spektrumdaki bölünmüş veri bloklarının tek ve daha büyük bir birleşmiş blok olarak çalışmasını sağlayarak müşterilerine gerçek anlamda gelişmiş bir LTE deneyimi sunabilecekler.

Samsung, LTE-A Üç-Bant CA ağını ticari kullanıma sunmasının ardından, dünyanın ilk LTE-A Üç-Bant CA özellikli cihazı olan Samsung Galaxy Note 4’ü piyasaya sundu. Bu cihazın ve ağ teknolojilerinin aynı anda müşterilerle buluşturulması, şirketin sektörde yeni nesil mobil teknolojilerin kullanımını hızlandırmaya yönelik benzersiz yeteneğini öne çıkarıyor.

Amaç Türk firmalarını korumak değil vergi almak

Türkiye’de her hafta birbirinden ilginç olaylar ve demeçler olmasına alıştık artık. Bunun bir örneğini geçtiğimiz haftalarda telefon pazarında gördük. Vestel; NCB, Telpa, Ova ve Erkayasan şirketleriyle birlikte ithalat koruması istedi. Bir başka deyişle “Yabancı şirketler Türkiye’de çok iyi satıyor ve biz Türk şirketler olarak bundan zarar görüyoruz. Bu konuda devlet bir şey yapsın” dediler.

Ardından bu hafta içinde Ekonomi bakanı Nihat Zeybekçi bir açıklama yaparak Türkiye’ye gelen cep telefonu, bilgisayar ve elektronik aletlere anti-damping vergisi getireceklerini açıkladı. Amaç elbette yerli üreticilerin pazar payını artırmak. Zeybekçi “Türkiye çok başarılı bir şekilde mobil telefon üretebiliyor, tablet üretebiliyor, laptop üretebiliyor” diyerek bu vergilerin konma sebebini kendince gerçeklemeye çalıştı.

Ancak dikkat edilmesi gereken bir nokta gözden kaçıyor: Eğer gerçekten Türk şirketleri koruma altına alınmak istense o zaman bu ürünlere getirilen vergilerin düşürülmesi gerekirdi. Türk ürünlerinden alınan vergilerin düşürülmesiyle bu ürünler zaten yabancı muadillerine kıyasla daha hesaplı bir hale gelecekti.

Ama hayır. Hükümet bunu yapmak yerine yabancı ürünlere ekstra vergiler getirme kararı alacağını beyan etti. Yani temel sebep Türk üreticisini daha satın alınabilir hale getirmek değil yurt dışından getirilen ürünlerden ekstra vergi alabilmek ve bütçe açığını bu şekilde azaltmaya çalışmak.

Bilişimin ülkeyi kalkındıracağı, bilişime yapılan yatırımın hepimizin geleceği ve ekonomisine katkıda bulunacağını bilmeyen yok. Ama biz Türk üreticileri koruma bahanesiyle bilişimi daha da zor ulaşılabilir hale getiriyoruz. Belki de insanların bilgiye daha kolay bir biçimde ulaşmasını istemiyoruz.

Geçtiğimiz hafta gördük ki Diyanet İşleri Başkanı’nın ısıtmalı koltukları olan güvenli sürüş imkanı tanıyan 1 milyon liralık Mercedes S500 kullanabilmesi için vergiyi sıfırlayabiliyoruz. Peki halkımızın bilgiye daha kolay ulaşması için bu vergi indirimini neden yapamıyoruz, bunu anlayabilmek ve kabullenmek çok güç.

Açıkçası Vestel ve beraberindeki şirketlerin bu başvuruyu gerçekten bunu düşünerek mi yaptığını, yoksa yapmaları için hükümet tarafından mecbur bırakılıp bırakılmadıklarını bilemiyoruz. Ama onların da diğer şirketlere ekstra vergi getirilmesi yerine kendi vergilerinin düşürülmesi konusuna sıcak bakacaklarına eminim.

Hangi telefonlar Türk sayılır, bir telefon ya da bilgisayarın tam anlamıyla Türk olabilmesi için işlemcisinden piline, ekranından kılıfına kadar hangi parçalarının Türkiye’de üretilmesi gerektiğini bilmiyorum. Tek bildiğim bu şekilde giderse Türkiye’de daha az insanın internete girmesi, daha az bilgisayar satılması söz konusu olabilir.

Vestel ve arkadaşları kurtuluş mücadelesi başlatıyor

Vestel ve Türkiye’de telefon ürettiğini iddia eden şirketler, devlete bir şikayet dilekçesi vermiş. Bu yabancı telefonlar bizi şaşatmıyor, gereğini yapın diyorlar. Konuyu TKNLJ formatında maddelerle inceleyelim:

  • Başvurunun adı bile çok enteresan: ALICISI BULUNAN VERİCİ PORTATİF (CELLULAR) TELSİZ TELEFON CİHAZLARI İTHALATINDA KORUNMA ÖNLEMİ UYGULANMASINA YÖNELİK BAŞVURU
  • Başvuran ana firma Vestel ve diğerleri ise şöyle sıralanıyor: Telpa Telekomünikasyon Ticaret A.Ş., NCB Telekomünikasyon İletişim San. Tic. Ltd. Şti., Ova Elektronik İletişim San. ve Tic. A.Ş., Erkayasan Telekomünikasyon Elektronik Otomotiv Tekstil İnşaat Yapı Malzemeleri San. ve Tic. Ltd. Şti.
  • Erkayasan şirketinin isminde olan inşaat, otomotiv ve tekstil sizi şaşırtmasın sadece telefon konusunda şikayet ediyor. Ama bizim tüm Türk firmaları gibi her şeyi yapabiliyor onlar
  • Başvuru bize Vestel’in ne kadar güzel işler yaptığını, ne zaman kurulduğunu filan anlatıp bize bir altlık yapıyor. Yani öyle ki “bu kadar güzel işler yapan bir firmanın telefonlarını satmayı nasıl engellersiniz hain köpekler” diyesi geliyor insanın, gözlerine yaş doluyor.
  • Vestel ve arkadaşları diyorlar ki bu yabancı şirketler sattıkça bize zarar geliyor iyisi mi devletimiz bizi korusun. Ama nasıl koruyacağına dair bir istek ve öneri bulamadım.