Fransızlar’ın 5G şartnamesi belli oldu, darısı başımıza

Fransızların telekom regülatörü 5G şartnamesini açıkladı. Bu şartnameyi okumak, bizim yakın gelecekteki 5G şartnamesine de ışık tutacaktır.

Fransa’nın BTK’sı olarak tanımlanabilecek telekomünikasyon düzenleyicisi Arcep, 5G için düzenlenecek 3,4 – 3,8 GHz spektrumu açık artırması için kuralları belirleyen bir taslak prosedür üstünde istişarelere başladı.

4 Eylül’e kadar sürecek olan istişarelerle, Arcep’in sonbahardaki açık artırma öncesinde şartlarını tamamlamasını sağlayacak. Bu arada hükümet, Eylül ayı sonuna kadar mevcut sıklıklar için rezerv fiyatı hakkında ayrı bir tavsiye de alacak. Prosedür, ülkenin dört şebeke operatörünün, 5 yıllık bir uzatmayla 15 yıllık lisanslar altında 2020 yılından itibaren 310 MHz’e varan hacimde spektrum elde etmesini sağlayacak.

İki bölümden oluşan bir ihale sürecinde operatörler, sabit bir fiyattaki ilk spektrum demeti için başvurabilecek ve daha sonra geri kalanı için bir açık artırmaya katılabilecekler. Regülatör, ilk aşamadan sonra her operatörün en az 40 MHz spektruma sahip olacağını, ancak bu minimum konsültasyona tabi olabileceğini öne sürüyor. Açık artırma sonunda şirket başına en fazla 100 MHz alınması mümkün hale getirilecek.

Teklif süreci, katılımcıların 10 MHz’lik bloklara bölünmüş frekansları almalarını sağlayacak. Her kazanana tahsis edilen spektrum miktarı belli olduktan sonra frekansların banttaki blokların konumunu belirlemek için yeni bir açık artırma yapılacak.

Operatörlerden tahsis prosedürünün ilk aşamasında talep edecekleri isteğe bağlı taahhütlerin yanı sıra, tüm lisans sahiplerine asgari yükümlülükler uygulanacak. Asgari yükümlülükler kapsamı hedeflerini ve en az 240 Mbps hızıyla tanımlanan asgari hizmet seviyesini içeriyor. Bu hızı elde etmek için, operatörler 3.4 – 3.8 GHz frekansları veya sahip oldukları diğer frekansları kullanabilecek.

Her operatörden, 2020’nin bitiminden önce en az iki şehirde 5G hizmetlerini başlatmaları ve 2022’ye kadar işletilmekte olan 3 bin sahaya sahip olmaları, 2024’te 8.000’e ve 2025’te 12.000’e yükselmeleri isteniyor. İstişareye bağlı olarak, operatörlerin 2024-2025 dönemi için belirlenen dağıtım hedeflerinin üstünde, bu konumlarda işletilen sitelerin yaklaşık yüzde 20 ila 25’ine sahip olmaları gerekecek.

Özellikle otoyollara uygulanan yükümlülükler, AB kurallarına uygun olarak da planlanmış. Ülkenin otoyollarının (16,642 km) 2025 yılına kadar, tüm ana yolların (54,913 km) 2027 yılına kadar tamamlanması gerekiyor. Bu yükümlülükler, 2027 yılına kadar her bir hücre sahasında minimum 100 Mbps bağlantı hızı içeriyor.

Ders kitaplarına konan baz istasyonu karşıtı dilekçe

Çocuklarımızı daha iyi okusunlar, bugün bizim olduğumuzdan daha iyi insanlar olsunlar ve bizim onlara verdiğimiz bir bardak suyu sürahiye dönüştürüp yarınlara daha iyi bir ülke bıraksınlar diye okula gönderiyoruz.

Devlet çocuklarımız için kitap seçimini yapıyor. Onlara kitapları ücretsiz bir biçimde veriyor ki ailelerin durumu olanlar olmayanlar bundan faydalanabilsin diye. Bu kitapları da bizzat seçtiği uzmanlara yazdırıyor ki çocuklarımız olur olmaz şeyler okumasınlar diye.

6. Sınıf sosyal bilgiler kitabı. İçini okuyunca çocuklarımızı haklarını arayan, duyarlı ve bilinçli bireyler olarak yetiştirmeyi hedefleyen bir yayın olduğunu görebiliyorsunuz.

Ancak…

İçinde bir bölüme inanamadım. İçinde bir bölümde dilekçe nasıl ve niye yazılır anlatılan bir bölümde örnek olarak bir dilekçe konmuş. Dilekçede çocuklarımızın baz istasyonu kaldırılması için neler yapması gerektiği anlatılıyor ve bu da sağlığa verdiği zararlarla uzun uzadıya tarif ediliyor.

Bu tarifin içinde baz istasyonunun ne işe yaradığından bahsedilmiyor. BTK gibi regülatör kurumların baz istasyonu konusunu regüle etmek için yaptıkları, anlık ölçümleri, şirketleri nasıl zorladıkları da yok. Onlar tek bir bakış açısıyla baz istasyonlarının zararlı olduğuna karar vermişler ve oradan yürümüşler.

Beyler bayanlar o iş öyle olmuyor. Siz ders kitabı yazıyorsunuz. Tek taraflı, tek bakış açılı şeyler veremezsiniz. Baz istasyonu olmazsa neleri yapamayacağımızı biliyor musunuz? Dünya Sağlık Örgütü’nün izin verdiği ölçümlerin kaç kat altında çalıştırıldığını biliyor musunuz? Baz istasyonu kadar ışıma yapan saç kurutma makinesi, mikrodalga fırın ve buzdolabı gibi cihazların kimse tarafından regüle edilmediğini biliyor musunuz?

Biz çocukları daha teknolojiye yakın ve bilinçli eğitelim dedikçe sizin bu yaptığınız iş mi? Çocuklarımıza bilinç ve şuur vermek baz istasyonlarının kaldırılmasına mı kaldı?

Olmaz böyle şey.

Devleti bu konuda BTK gibi uzman bağımsız kurumlara danışarak ciddi adımlar atmaya davet ediyorum.

Aynı şekilde operatörleri de bu konuda daha etkin olmaya çağırıyorum.

Telekomünikasyon firmaları Bakan gidiyor diye mi ayakta?

Türkiye’nin bence en önemli bilişim etkinliği, Bilişim Zirvesi bu sene çok enteresan toplantılara sahne oldu. Ancak benim orada izlediğim en enteresan toplantı telekomünikasyon sektörünün rekabet açısından ele alındığı toplantı oldu. Turkcell, Avea, Vodafone ve Türk Telyekom’un regülasyondan sorumlu en yetkin isimlerinin yeraldığı toplantının moderatörlüğünü de BTK yaptı.

Ne yalan söyleyeyim bu tarzda toplantılara katılırken hep ayaklarım geri geri gider çünkü herkesin konuşacağı bellidir. Kimse birbirine açık ve net bir biçimde terslenmez, hele BTK varken hiç sorun çıkmaz hele hele BTK’ya karşı bir şey söylemek kimsenin aklının köşesinden geçmez.

Ama bu toplantıda öyle olmadı.

Toplantının ilk anından sonuna kadar herkes, o güne kadar alışılagelen şeylerin tersini yaptı. Neler mi söyledi? hemen maddelerle sıralayalım:

  • Türk Telekom: Regülasyonlar Türk Telekom’un yüzde 90 pazar payı olduğu devirlerde yapıldı. Şu anda sabit ses pazarı yüzde 9’lara geriledi. Tüm kuralların güncellenmesi lazım
  • Türk Telekom: İnsanları günlük ve saatlik internete bağlamak istedik. Regülasyon bunu kabul etti ama yargı bozdu. Ülkeye katkısı olacak bir şeydi bu…
  • Türk Tlekom: Mobil ve sabit ses pazarı için tek bir kurallar bütünü olmalı, b piyasalar birbirinden ayrılmamalı
  • Vodafone: Vergiler kesinlikle düşmeli
  • Vodafone: Sektörün büyümesi için cihaz lazım, bu cihazların da Türkiye’ye gelebilmesi için uygun vergi ve gümrük avantajlarının sağlanması lazım.
  • Vodafone: Regülasyon piyasa aksaklığında devreye giren bir kurumdur. Regülasyonun varlığı serbest piyasanın bazı aktörlerinin aksadığının göstergesidir.
  • Vodafone: 4G’nin gelmesi için fiberde şebeke paylaşımı şart. Eğer bu paylaşım olmazsa 4G’yi unutun
  • Vodafone: OTT’leri kullanıcıların kendi aralarında operatör olmadan konuşturmaları gibi konularda kısıtlamayacağız. Ama devlet bizden aldığı lisans paraları ve vergileri onlardan da alsın. Devlet bnu yapmayınca bize karşı çok büyük haksızlık oluyor.
  • Vodafone: 4G için veri gelirleriyle ses gelirlerinin eşitlenmesi gerekiyor. Yoksa 4G olmasının bir manası kalmaz.
  • Turkcell: Geçiş hakkı yönetmeliği çıktı ama hala doğru dürüst uygulanmıyor. Fiber döşerken bırakın belediyeleri ormanlık alanlar yüzünden başbakanlığa bile takıldığımız oluyor
  • Turkcell: Turkcell regülasyondaki aksaklıklar yüzünden değil işini çok iyi yaptığı için daha çok müşteri kazanıyor ve büyüyor.
  • Turkcell: Sektörde farklılaşmanın yolu regülatif müdahalelerden medet ummak değil, işini iyi yapmaktır.
  • Turkcell: Rakibin değil, rekabetin korunduğu kurallar istiyoruz

Bu alıntılar konuşulanların sadece küçük bir kısmı. Yanlışlıkla ağızdan çıkmış sözler de değil, sonuçta bu konuyulanların bülteni dahi geçildi. Bayram değil seyran değil neden bütün bunlar oluyor sorusuna benim basit ve hızlı bir cevabım var: Bilindiği gibi Türkiye’nin en uzun ulaştırma bakanlığı görevini yapmış olan Binali Yıldırım’ın son dönemi. Hatta adı kulislerde belediye başkanlığı adaylığı için de anılıyor. O gittikten sonraki dünya için hazırlık ve gövde gösterisi yapıyor olabilir şirketler.

Bunu bir kez daha düşünmekte fayda var.