Türkiye Kıbrıs’a sudan sonra interneti de veriyor

ANKARA, İNTERNET, MANŞET, TÜRK TELEKOM, ULUSLARARASI TELEKOM

Türkiye’nin lider bilgi ve iletişim teknolojileri şirketi Türk Telekom ile KKTC’nin ana internet sağlayıcısı KKTC Telekomünikasyon Dairesi arasında üç yıllık toplu internet alımına yönelik protokol imzalandı. 12 Temmuz Perşembe günü Türk Telekom CEO’su Dr. Paul Doany ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Tolga Atakan arasında Lefkoşa’da imzalanan protokol kapsamında KKTC Telekomünikasyon Dairesi, Türk Telekom’un Kıbrıs’a sağladığı teknik altyapı ve imkânlar üzerinden üç yıl süre ile daha uygun fiyat ve daha yüksek kapasite ile internet hizmeti alacak. Yapılan anlaşma ile KKTC Telekomünikasyon Dairesi, hâlihazırda 75 gigabit olan internet kapasitesini üç yıl içinde ikiye katlayarak yaklaşık 160 gigabit’e kadar; şu anda saniyede 5 megabit olan son kullanıcı internet hızını da yaklaşık altı kat arttırarak saniyede 30 megabit’e kadar çıkarmayı hedefliyor.

Anlaşma ile, Kuzey Kıbrıs’ta KKTC Telekomünikasyon Dairesi’nin hizmet verdiği sayıları 30’u bulan internet servis sağlayıcısı ve iki mobil operatörün abonelerine sunduğu internet hizmetlerinde de hız ve kalite artışı sağlanacak.

Lefkoşa’da gerçekleşen imza töreninde konuşan Türk Telekom CEO’su Dr. Paul Doany, Türkiye’nin dijital dönüşümünün öncüsü Türk Telekom olarak, KKTC Telekomünikasyon Dairesi ile yaptıkları protokol neticesinde Kuzey Kıbrıs’ı da bu dönüşüm sürecine dahil ettiklerini belirterek “Yeni nesil akıllı şehirlerin oluşumu için de son derece gerekli olan yüksek hızda fiber interneti KKTC Telekomünikasyon Dairesi aracılığıyla Kıbrıslı vatandaşlarımıza yüksek kapasite ile sunacak olmanın mutluluğunu yaşıyoruz” diye konuştu.

Kuzey Kıbrıs ile Türkiye arasındaki teknik altyapıyı son dönemde önemli ölçüde geliştirdiklerinin altını çizen Doany, “Yatırımlarımızı sadece Türkiye ile sınırlandırmıyoruz. KKTC’li vatandaşlarımızı kendi vatandaşlarımızdan ayrı tutmuyor, altyapı yatırımlarımızı Kuzey Kıbrıs’ı da kapsayacak şekilde planlıyoruz. Kıbrıs’ın dijitalleşmesi için 2017 yılında yapmış olduğumuz yatırımlar neticesinde, alternatif iki güzergâh üzerinden yedeklediğimiz denizaltı fiber optik kablo hattımızda yapmış olduğumuz iyileştirmeler ve doğrudan uluslararası internet çıkışımız ile kapasitemizi önemli ölçüde artırarak Kıbrıs’taki hizmet kalitemizi yükseltmiş bulunuyoruz. Adada ağırlıklı olarak radyolinkler aracılığıyla sağlanan, kapasitesi ve hızı sınırlı interneti çok daha yüksek kapasiteye çıkararak Kıbrıs’ta yüzleri güldüreceğiz. Bugünden itibaren KKTC Telekomünikasyon Dairesi aracılığı ile, bu yüksek hızda ve kapasitede interneti Kıbrıslı vatandaşlarımızın kullanımına sunarak üç yıl içinde adadaki internet kapasitesini yaklaşık iki katına, son kullanıcı internet hızını ise yaklaşık altı katına çıkaracağız.” dedi.

Törende konuşan KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Tolga Atakan ise, Türk Telekom ile yapmış oldukları protokol neticesinde, KKTC vatandaşlarına ve Kıbrıs’taki servis sağlayıcılara yüksek kapasiteli kaliteli internet hizmetini daha uygun fiyatlarla sunacaklarını ifade ederek “Ülkemizde gerçek anlamda bir bilişim sektörünün gelişmesini sağlamak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu hedefe ulaşmak için, internet kalitesini artırırken fiyatları da düşürmemiz gerekiyor. Türk Telekom ile yaptığımız bu anlaşma ile, toptan internet fiyatlarında güncellemeye giderek maliyetlerimizi önemli oranda azaltmış bulunuyoruz. Bu anlaşma ile, saniyede 75 gigabit olan mevcut kullanım kapasitemiz için KKTC Telekomünikasyon Dairesi olarak ödemekte olduğumuz tutara göre %30’a varan, kullanım kapasitemiz saniyede 100 gigabit’e çıktığı zaman da %45’e varan indirim sağlamış oluyoruz. Bu önemli oranlardaki indirimi 1 Ağustos 2018 itibarıyla KKTC Telekomünikasyon Dairesi Ücretler Tüzüğü’ne de yansıtarak, internet servis sağlayıcıların mevcut kapasitelerini %40-50 oranlarında indirimli almalarını sağlayacağız. İndirim sonrası oluşacak olan fayda, özellikle düşük band toptan internet alan internet servis sağlayıcılarına rekabet ortamı sağlamakla birlikte, KKTC´de son kullanıcıya uygulanan internet satış fiyatlarında daha sağlıklı bir rekabet ortamının sağlanmasına imkan tanıyacaktır. Ülkemiz için imza attığımız bu önemli değişim, geliştirmek istediğimiz bilişim sektörüne ciddi bir ivme kazandıracaktır. Buna ek olarak, ülkemizin fiber altyapısını en kısa zamanda ve önemli derecede iyileştirmeyi, ülke çaplı internet hızımızı saniyede 30 megabit’e çıkarmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

Kuzey Kıbrıs’ta KKTC Telekomünikasyon Dairesi’nin hizmet verdiği sayıları 30’u bulan internet servis sağlayıcısı, iki mobil operatör, 20 bin ADSL/VDSL ve 50-60 bin civarında Wi-Fi son kullanıcısı da yapılan anlaşmadan olumlu yönde etkilenecek. Yapılan üç yıllık taahhüt sayesinde uygun fiyat avantajından da yararlanacak olan KKTC Telekomünikasyon Dairesi’nin, bu fiyat avantajını abonelerine ve kurumsal müşterilerine de yansıtması bekleniyor.

Türk Telekom yeni fiber modeli rekabeti artıracak demeli mi?

İNTERNET, MANŞET, TÜRK TELEKOM

Türk Telekom’un basına yansıyan şöyle bur haberi çıktı:

Türk Telekom CEO’su Paul Doany, fiber altyapının ortak kullanımı için geliştirdikleri yeni modelin, altyapı ve hizmete dayalı rekabeti teşvik ettiğini belirterek, “Yatırım harcamalarını minimumda tutmak isteyen operatörler mevcut altyapıyı kullanabilir ve abonelerine farklı çeşitlilikte ürün ve hizmetler sunmaya odaklanabilirler. Bu da pazardaki hizmete dayalı rekabeti artıracaktır” dedi.

Doany, Türk Telekom olarak rekabeti sonuna kadar desteklediklerini ve Türkiye’de daha yüksek internet penetrasyonunun önünü açmaya çalıştıklarını vurgulayarak, “Kendi şebekelerini kurmak isteyen operatörler bunu rahatlıkla yapabilir. Hatta, Türk Telekom olarak kendi gözlerimizi onların kullanımı için sunuyoruz ki şebekelerini kurarken önemli miktarda zamandan tasarruf sağlayabilsinler. Bu, pazardaki altyapıya dayalı rekabeti arttırır. İkincisi, yatırım harcamalarını minimumda tutmak isteyen operatörler de mevcut altyapıyı kullanabilir ve abonelerine farklı çeşitlilikte ürün ve hizmetler sunmaya odaklanabilirler. Bu da pazardaki hizmete dayalı rekabeti artıracaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Haberin en tüyler ürpertici tarafı bunun seçil bazı yayınlara gönderilmiş olması değil. Haber sanki Türk Telekom e Paul Doany’nin bir geçmişi yokmuş, basın piyasasına dün girmiş gibi bir iletişimle paketlenmiş olması yüzünden çok saçma.

Fiberle ilgili alınan yeni kararlar rekabeti artıracak demiş Doany. Peki bu saate kadar neredeydik acaba? Neden daha önce rekabeti teşvik edecek şeyler yapmadık? Acaba fiber Türk Telekom’a münhasır kalsın diye senelerce fiber hizmeti vermemesi durumu söz konusu oldu mu? Türkiye’d rekabeti destekleyen şirketler deyince acaba Türk Telekom kaçıncı sırada aklınıza geliyor?

Bana bir basın bülteni göndermeyi becerememek çok büyük sorun değil. Ama içerik bu anlamda çok sorunlu…

Peki biz o bokları neden yedik?

ANKARA, İNTERNET, MANŞET, POLEMİK

Padişah veziriyle gezintiye çıkmış. Hava güzel, kuşlar cıvıl cıvıl. Keyif dolmuş yürürken. Derken yolda bir öbek bok görmüşler. Padişah keyifle vezirine takılmış: “Vezir şu bokların hepsini son kırıntısına kadar yersen kavuğu sana vereceğim padişah sen olacaksın…”

Vezir bir boka bakmış, bir padişaha. Hemen gidip hapır hupur boku son kırıntısına kadar yemiş. Herkes donup kalmış. Padişah o kadar adamın arasında verdiği sözü yutamamış. Sıkıntı içinde kavuğunu çıkarıp vezire vermiş.

Vezir önce acayip sevinmiş. Fakat sonra bir bakmış ki etrafında kellesini almak isteyen adamlar… Sırada bekleyen devlet işleri. Savaşlar… Bu kadar adamın idaresi… Yaptığına son derece pişman olmuş. Tam o anda imdadına yeni bir öbek bok yetişmiş. Heyecanla dönmüş eski padişah yeni vezire… “Şu bokları yersen kavuğu sana vereceğim” deyivermiş.

Pişmanlıktan ölen padişah durur mu? Koşmuş kafayı gömmüş bokun içine hepsini hapır hupur yemiş bitirmiş.

Saraya doğru dönerken sakalındaki bokları temizlemeye çalışan padişah “yahu” demiş vezire… “Demin sen vezirdin ben padişahtım. Şimdi yine sen vezirsin ben padişahım. Peki biz o bokları neden yedik?”

Geçtiğimiz günlerde Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın yaptığı açıklamaya göre 24 Mayıs’ta Başbakan Binali Yıldırım’ın katılımıyla Ankara’da gerçekleştirilecek törende, tüm telekomünikasyon şirketleri sabit elektronik haberleşme altyapılarını karşılıklı kullanıma açan protokole imza atacaklar.

TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Ata Arıak, Türk Telekom CEO’su Paul Doany, Turkcell CEO’su Kaan Terzioğlu, Vodafone Türkiye CEO’su Colman Deegan ve Türksat CEO’su Cenk Şen arasında imzalanması beklenen anlaşma, ülkemizin gücüne güç katacak.

TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Ata Arıak, telekomünikasyon şirketlerinin aldığı bu kararın; uzun yıllardır süregelen fiber altyapı meselesini çözeceğini, yeni altyapı kurulması için yapılması gereken 25 milyar liralık yatırımı 4-5 milyara liraya düşüreceğini ve internet fiyatlarının düşmesine destek vereceğini dile getirdi.

Doany: İş yapalım deyin hemen masaya oturalım. Ama konuşmak için ben yokum

ANKARA, İNTERNET, MANŞET, TÜRK TELEKOM

Türk Telekom toplantılarına son dönemlerde denk gelemedim. Zaten Paul Doany, gelmesinden bu yana genellikle küçük, kapalı ve  göreli olarak daha güvenli gruplarla buluşup bilgi aktarımında bulundu. O yüzden Türk Telekom, Paul Doany konuşacak deyince açıkçası biraz da heyecan duyarak toplantıya gittim.

Kendisiyle üç sene yakın çalışmış biri olarak söyleyebilirim ki toplantının ilk dakikalarından son sorulara kadar oldukça gergindi. Ama bu gerginlik anlattıklarına yansımadı. Hatta yine eski tecrübelerime dayanarak şunu söyleyebilirim: Genelde gergin olduğu zamanlarda daha net ve nokta atış bilgiler verir.

Bu toplantıda da öyle oldu. Size basın bülteninde yayınlanan bilgileri vereceğim ki o bilgileri zaten Doany de verdi. Ama bence toplantının yıldız bilgileri bültene yansıyan değil orada bu bilgileri vermeye başlamadan önce söyledikleriydi.

Söyleyiş biçimi ve daha önce gazetelere gönderdikleri açıklamalar belli ediyor ki Türk Telekom’un yabancı ortağı ile ilgili söylenen her şey mevcut iş yükü içinde onları yormuş. Şimdiye kadar hiç söylemediği bir şeyi toplantıda şu minvalde dile getirdi: “Benim tekrar Türk Telekom’a dönerken bir şartım vardı: Ortaklık işleriyle şirket yönetim işlerinin birbirine karışmasını engellemek.” 

Bu bakış açısıyla anlıyoruz ki Doany amiyane tabiriyle hoplaya zıplaya gelmemiş. Kendi şartlarını koymuş. Biraz da zorlamış. Ama neticeye baktığımızda belki de şirket yönetimi için zaten olması gereken şartlar oluşmuş. Turkcell’in ortaklık yapısıyla ilgili yaşananlar ve bunun şirket bünyesine yansımalarının ne gibi sonuçlar çıkardığını düşünecek olursak, yerinde atılmış adımlar olmuş bunlar.

Doany’nin tavırlarından ve kelime seçiminden anladığım kadarıyla eski zamanları veya rakiplerinin tepe yöneticilerinin aksine devlete karşı kartlarını daha açık oynadığı da ortaya çıkıyor. Bunu nereden mi çıkardım? Elbette şirketi için yapılmayanları veya ondan istenen bazı şeyleri eleştirmesinden. Örneğin dedi ki: “Bizden diğer şirketlerle konuşup onlarla bağlantı paylaşımı yapmam istendi. Ama biz diğer operatörlerle aynı şartlarda oynamıyorum. Bizim lisans süresi dolunca yaptığımız fiber yatırımını da bırakmamız isteniyor. Oysa diğerlerinde aynı durum söz konusu değil…”

Basın bültenine yansımayan bir diğer konu da şirketin abone kazanım ve kayıp süreçleriyle alakalı… Doany sabit işletmenin bir süre sonra şirketin içine girdikleri zamanda olduğundan daha zorlu olacağını biliyormuş. Aycell ve Aria birleşmesinden ortaya çıkan Avea’yı bir şekilde almak zorundaydı. Ama bunu alırken kar edemeyeceğini bildiğini dile getirdi. Belli ki kendi önüne sunulan Avea alım aşamalarından hiç de mutlu olmamış. Hatta Telsim satışının 4,5 milyar dolarlık kısmının iyi olduğunu söylese de o operasyonun karlı olmayacağını da bildiğini dile getirdi.

Bu kadar konuşmayı söylediği bir cümle çok iyi özetliyor aslında: “Ben artık konuşmalardan sıkıldım. Bana iş yapalım deyin hemen yarın masaya otururum, ama artık konuşmalı iş yapmak istemiyorum…”

Türk Telekom’dan 450 TL zam

MANŞET, TÜRK TELEKOM

2005 yılında Türkiye’de yönetimi ve sahipliği değişen Türk Telekom, sendikalı işçileriyle 12. dönem Toplu İş Sözleşmesini imzaladı.

Anlaşma 12 bin çalışanı kapsıyor. Yani neredeyse mobil rakiplerinin toplam çalışanları kadar bir kitle. Daha önce bu toplu sözleşmeler için grevler yapıldığını da görmüştük. Ama bu sefer olay hızlı ve tatlı bir biçimde halledildi.

Toplu iş sözleşmesi,  T.C. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Türk Telekom CEO’su Dr. Paul Doany, Türk Telekom İnsan Kaynakları, Regülasyon ve Destek Genel Müdür Yardımcısı Şükrü Kutlu, Türk-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Ergün Atalay, Türkiye Haber-İş Sendikası Genel Başkanı Veli Solak ile diğer sendika ve kurum temsilcilerinin katılımıyla düzenlenen törende imzalandı.

Verilen zam oranları sendikayı mutlu etmişe benziyor. Nedir bu oranlar diye soracak olunursa:

  • İlk altı aylık dönem için seyyanen 325 TL,
  • İkinci altı aylık dönem için seyyanen 125 TL,
  • Üçüncü ve dördüncü altı aylık dönemler için ise yüzde 4 oranında zam yapılmasına,
  • Yine üçüncü ve dördüncü altı aylık dönemdeki TÜFE enflasyon oranının yüzde 4’ü aşması halinde, aşan kısmın ücretlere ilave edilmesine karar verildi.
Şirketin şu anda 34 bine yakın çalışanı var. Özelleştirmeden önce hantal diye adlandırılan yapısıyla 50 bini aşkın çalışana sahip olduğu dönemlere oldu. Özelleşmeden sonra istihdam yaratacağı söyleniyordu. Şu anda ilk yıl 450 TL zam almayı onaylamış 12 bini aşkın sendikalı ve 21 bini aşkın sendikasız çalışanı olan bir şirket…

Yaşasın! Çok ucuza güdük internet geliyor

İNTERNET, MANŞET, TÜRK TELEKOM

Türk Telekom efsanevi bir iletişim yapmış. Birkaç gazeteden birkaç güzel insanla buluşup çok güzel konular konuşmuşlar. Haftalardır benim sorularıma neden cevap alamadığım da böylece ortaya çıktı, meğer bu konuyla çok meşgullermiş.

Bu elitist toplantının sonucunu birkaç gazeteden derleyerek çıkaracak olursak ana tema ucu internet sağlamak üstüne oturuyor. Evet Türk Telekom ucuz internet verecekmiş. Peki nedir bu paket? 20 gigabayt internet kotalı bir internet…

Biraz benim yazdığım BTK raporlarına bakan ortalama zekada bir insan, Türkiye sabit internet ortalama kullanımının 72,9 gigabayt olduğunu görür. Yani ortalama kelimesi anahtar kelime aslında. Ortalamanın 4 kat altında bir interneti ucuz diye satmak ne kadar akıl karıdır onu tartışalım. Çünkü bizim yaptığımız şu: Ekmek 1 liraya satılıyor çok pahalı biz iki dilim ekmeği 75 kuruştan satalım çabasındayız.

Paul Doany 20 gigabayt kotalı güdük internetin her ev için yeterli olacağını söylüyor. Ben söylenmeyenleri dile getireyim: Zaten bunun üstünde etkin bir internet bağlantısını sunmakta zorlanıyor şirket. Yine BTK raporlarına baktığımızda yatırım gücünün düştüğünü görüyoruz. Evlere gelen bakır kablo, kurşun gibi duruyor Türk Telekom’da. Fiber diye sattığı “hizmetin” adını BTK raporlarında bile göremiyoruz sadece TT çeyrek açıklamalarında var.

Bütün bunları üst üste koyduğumuzda karşımıza Paul Doany ile karşı karşıyayken sorulmayan bir soru çıkıyor: Şu anda up to 50 gigabit internet 79 liraya satılıyor ki kurulum ücreti vs. olaylarını hiç katmıyorum buna. Aşağı yukarı aynı hızlarda (çünkü up to dediğimiz olay büyük bir yalan, asla 16 megabitk görmek mümkün değil) 20 gigabaytlık interneti 15 liraya satmak istediğinizi beyan ediyorsunuz.

Arada 35 gigabaytlık bir kota farkı ve 64 liralık tarife farkı var. Ya önceki fiyatınız çok yanlıştı senelerce bu halktan anlamamnız gereken bir ücret aldınız ya şimdiki çok yanlış. Ama ikisinin arası yok.

Bu arada yine o toplantıya katılan kimsenin soramadığı soruyu masanın üstüne koyalım: 15 liralık internet verirken telefon sabit ücreti buna dahil oalcak mı olmayacak mı? Çünkü o zaman 15 lira dediğiniz şey 40 liraya kadar çıkacak.

Son bir not da Doany’nin demeci üstüne: Bizim için penetrasyon önemli. Bence bu demeç de yanlış. Bizim için insanların internete girebilmesi önemli. Çünkü Doany 20 gigabayt kotalı internetin cep telefonunda 100 liralık bir tarifeye denk geldiğini söylüyor. Mobille sabitin aynı şey olduğuna inandırmaya çalışıyor bizi. Yine BTK raporlarında aylık ortalama kulanımının 2,5 gigabayt olduğu hizmetle 72,9 gigabayt olduğu hizmeti aynı kefeye koyup bizim buna ikna olmamımızı bekliyor.

5 inçlik ekrandan aldığınız veri; bilgisayar, oyun konsolu ve hatta Digiturk ile paylaşılan internetle aynı olur mu? Bunun cevabını Doany’nin bildiğine eminim.

İkinci Paul Doany dönemi, o dahil herkes için daha zorlu olacak

ANKARA, MANŞET, TÜRK TELEKOM

paul-doany

Türkiye’nin lider iletişim ve eğlence teknolojileri şirketi Türk Telekom’un yeni CEO’su, Yönetim Kurulu kararıyla Paul Doany oldu.

Bu cümle bir Türk Telekom basın bülteniyle geldi. Bekleniyordu çünkü o kadar çok yazılıp çizildi ki dedikodu olmaktan çıkmıştı artık. Bu cümle kesinleştikten sonra birkaç yazı yazıp sildim. Sonrasında sizlere Paul Doany kimdir konusunu, onun Türk Telekom’un başına geçtiği ilk dönemde çok yakınında olan biri olarak anlatmak istiyorum.

Önce o dönemler nasıldı onu hızlıca özetleyeyim size: AKP’nin ilk yıllarıydı. Sonradan bakanlıkta en uzun süre kalma rekoru kıracak olan bugünün başbakanı Binali Yıldırım’ın ilk yıllarıydı. Türk Telekom’un satışını kabul etmeyen muhalefet ve sivil toplum kuruluşlarının seslerinin en yüksek çıktığı zamanlardı. BTK’nın yeni yeni yapılandığı ve sektördeki ağırlığının henüz sonrası dönemlerde olduğu kadar yüksek olmadığı zamanlardı.

Gelelim Türk Telekom’un içine… Türk Telekom o yıllarda bir devlet kuruluşuydu. İçindekiler hedefsiz çalışmaya alışmış devlet memurlarıydı. Özel bir şirkette çalışma mevhumları olmadığı gibi, çok da yoğun bir çalışan kitlesine sahiplerdi. O zamanlar söylenenlere göre iş verimliliği çok da yüksek değildi. Çalışanların büyük bir kesimi devletin farklı kademelerine geçrek devlet memurluklarını devam ettirmekte çok kararlıydı.

Türkiye’ye gelmesinin ilk günlerinde bu şirkete danışmanlık hizmeti vermek üzere şirket dışından ama Paul Doany’e çok yakın bir seviyede çalışmaya başladım.

Çok zor zamanlardı gerçekten. Çünkü yapılan her yeni tarifenin günlerce BTK bünyesinde onay için bekletilmesi söz konusuydu. Şirket rekabeti korumak amacıyla TTnet ve mobil olarak birkaç parçaya bölünmüştü. Evet o zamanlarda daha Vodafone yoktu. Ama Turkcell inanılmaz derecede kuvvetliydi. Avea, Aycell ve Aria başarısızlığının gerçekten çok dibe vurmuş haliydi. Dolayısıyla şirket içinde koordinasyon kurmak neredeyse imkansızdı.

phBence o yıllarda Paul Doany bir mucize yarattı: Devletin o zorlu yapısıyla serbestleşmeye çalışan bir sektörün sancılarını harmanlayıp, farklı bir çalışma dünyası olduğunu çok yavaş benimseyen şirket içi çalışanları motive etmeye çalıştı.

Yaşananlar konusunda detay verebilmem profesyonel açıdan doğru olmaz. Ama kan ter ve göz yaşıyla geçen çok zor bir üç yıl olduğunu söyleybilirim size…

O zaman dilimi içinde Doany ile ilgili gördüklerim şunlar: İnanılmaz zeki ve esprili biri. Belki Binali Yıldırım le o yüzden çok iyi anlaşıyorlardı. İşine çok dedike çalışan biriydi ki benden az uyuyan bir tek onu gördüm. İnanılmaz espriler yapmasının yanında sinirlendiği zamanda yanında olmak istemeyeceğiniz biriydi. Onu en çok sinirlendiren şeyin hayal kırıklığı ve insanların aptallığı olduğunu söylemekte fayda var.

Özel hayatında doğru dürüst Türkçe konuştuğunu hiç görmedim ama Türkçe sunum yaptı, o zamanın başbakanına tamamı Türkçe açılış konuşması yaptı. Hesap kitap işlerini bizzat kendinin yaptığına birkaç kez şahit oldum. Sözünü sakınan da bir adam hiç değildi: Çok fazla diplomatik olmadığı çok zamanlar gördüm. Ama bunu insanları kırmadan yapardı. Türk Telekom il müdürlerinin şimdiki değil özelleşmeden önceki hallerini düşünün: O zaman bu insanlar devlet törenlerinde devlet erkanıyla beraber, vali, kaymakam, askeri erkanla beraber saf tutardı. O insanların özel şirkete dönüşme sancılarını gecesini gündüzüne katıp her biriyle teker teker konuşarak giderdi.

04cb2a4f1f6336448c2d302dbKimsenin bilmediği bir yönü gündeme getirmekte fayda var: Ülkede yabancı ürün hayranlığının olduğu 2000’li yılların başında her eve soktuğu modemleri bir Türk firmasından alarak resmen bir sektör yarattı ülkede. Ama en önemlisi şirket satın almaları yaparak oyun, eğitim, Ar-Ge ve benzeri alanlarda çok da onlardan istenmeyen Türkleştirme adımları attı. O adımların iyi ya da kötü sonuçlanması konu dışı. Sonuçta kaç büyük Türk sermayesi biliyorsunuz şirket satın almalarıyla Türkiye’de şirket büyüten?

Yeniden Türk Telekom’un başına gelmesiyle sektör tekrar hareketlenebilir. Çünkü Türk Telekom son birkaç yıl içinde ilerleyen değil cepten harcayan bir kurum oldu. Ypabileceği birçok şeyi yapmadı. Şirket onun bıraktığı zamandan itibaren düzenli olarak aşağı doğru gitti. Devlet ilişkileri ve rekabet nezdinde hiç ileri adım atmadı (ben hep ileri adım atmalı demiyorum ama ilk zamanlarıyla kıyaslandığında çok fazla geriye gitiğini söylemek çok da yanlış olmaz)… Bence Binali Yıldırım’ın bir önceki Türk Telekom CEO’sunun gözlerinin içine baka baka fiber rekabetini eleştirmesiyle ilişkiler kopma noktasına geldi.

 

Bence daha ılımlı bir Türk Telekom için şirketin başına tekrar getirildi. Bene tüm yapıları değiştirip oyunu baştan yazması gerekiyor. İlk sefer kadar hatta daha zorlu bir süreç olabilir onun için.

Ama şurası çok önemli: Onun varlığı, Turkcell için çok büyük tehdit. Çünkü göreli olarak Kaan Terzioğlu’ndan daha fazla zaman geçirdi bu ortamda ve özellikle de “bu” devlet erkanıyla. Hele hele Türkiye’yi ve pazarı çok fazla bilmeyen yeni CEOsuyla Vodafone içintehdidin boyutları çok daha korkutucu…

Ama en azından sektöre yeniden heyecan gelebilir. Ve girişimcilerle geçirdiği sıkı fıkı 4-5 yılın ardından Türkiye’de yeni şirketlerin ayağa kalkmasını sağlayabilir.

Merakla bekliyorum ilerlemeleri…