Anayasa Mahkemesi interneti özgürleştirdi mi?

freedomBugün Anayasa Mahkemesi bir karar alacaktı 5651 numaralı kanunla alakalı… Bu kanun, internete sınırlamalar getiren, bizim hep birlikte birçok maddesini eleştirdiğimiz bir yapıya sahip. Sitelerin kapatılması, engellenmesi ve türevi hareketler, gücünü bu kanun maddesinden alıyor.

Kanunun eleştirilecek birçok yönü varken TELKODER kanalıyla işletmecilere dokunan maddesi Anayasa Mahkemesi’ne götürüldü. Neydi o yasanın 9. maddesi? Hemen öğrenelim:

Yer sağlayıcı, yer sağladığı hizmetlere ilişkin trafik bilgilerini 1 yıldan az ve 2 yıldan fazla olmamak üzere yönetmelikte belirlenecek süre kadar saklamakla ve bu bilgilerin doğruluğunu, bütünlüğünü ve gizliliğini sağlamakla yükümlüdür”, 4. fıkra, “Yer sağlayıcılar, yönetmelikle belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde yaptıkları işin niteliğine göre sınıflandırılabilir ve hak ve yükümlülükleri itibarıyla farklılaştırılabilirler

Bu niçin TELKODER’in eleştiri oklarına hedef oldu? Çünkü kullanıcıların tüm yaptıklarını iki yıl boyunca saklayacaksınız işletmeci olarak. Bu da kolay bir iş değil. Çünkü herkesin on binlerce kullanıcısı var. Bu kadar kullanıcının bilgisini iki yıla kadar saklamak kadar onları toplayabilmek de çok ciddi ve maliyetli bir iş.

Şu anda hizmet veren 300 kadar çoğunluğu TELKODER üyesi şirketlerin bu yükün altından kalkması çok da mümkün görünmüyor.

Bu alınan karar TELKODER için ciddi bir zaferdir. Bunu bir kenara yazmak lazım. Bu arada kanundan çıkarılan bir diğer şey de “erişim sağlayıcının yükümlülükleri” başlıklı 6. maddeye eklenen “Erişimi engelleme kararı verilen yayınlarla ilgili olarak alternatif erişim yollarını engelleyici tedbirleri almakla” ve “Başkanlığın talep ettiği bilgileri talep edilen şekilde Başkanlığa teslim etmekle ve Başkanlıkça bildirilen tedbirleri almakla, yükümlüdür” cümleleri.

Düşünsenize devlet diyor ki bunu engelle. Siz engellediğinizi düşünüyorsunuz ama birisi bir yol bulup giriyor. Siz bundan sorumlu olacaksınız. Devletin kendinin tam anlamıyla yapamadığı bir şeyi şirketlerden istemesi, buna bir yol bul diyerek diretmesi bana çok doğru gelmiyor…

Ama bana en çok yanlış gelen şey de şu: Bu kanunla bir savcı mahkeme kararı bile olmadan bir siteyi kapattıbiliyor. Hukuk mekanizmaları devreye girmeden, site sahibinin haberi dahi olmadan bir site öyle bir savcı istedi diye kapalı kalabiliyor. Bunun için tanımlanmış bir şey yok. Diyelim ki siteniz kapandı ve siz bunun gereksiz yere olduğunu kanılayıp açtırdınız. Mesela iki gün boyunca kapalı kaldı siteniz ve zarara uğradınız. Bu konuda tazminat da talep edemiyorsunuz.

Tanımı net olmayan bir müstehcenlik ve nasıl yapıldığı bilinmeyen bir intihara teşvik ile sitelerin kapatılabiliyor olması kimseye batmadı. Sadece bu kadar adamın verisini saklamak zor öyle her istendiğinde kapatmak da zor gibi şeylerin sonucunda birkaç cümle iptal edildi.

Yani özetle… İnternetin özgürleştirildiği filan yok. Birkaç şirketin zarara girmesi engellendi. O kadar…

Hemen sevinmeyin diye söyleyeyim dedim…

 

Tunus, Zambia, Uganda ve Bengladeş bizden özgür

Freedom House isimli kuruluşun özürlükler raporu yayımlandı. Rapora göre Türkiye 65 ülke içinde 43. sırada. Kısmi olarak özgürüz. Aynı eli kolu ağzı kapalı ama sağ ayak baş parmağı ölesiye özgür insanlar gibi…

Washington merkezli kuruluş Freedom House’un 2014 yılında internette özgürlükleri değerlendirdiği “Freedom on the Net 2014” raporunda Türkiye; Tunus, Zambia, Bangladeş, Uganda gibi ülkelerin ardından 43’üneü sırada yer aldı. Az puan almanın daha iyi olduğu bu sistemde Türkiye 100 üzerinden 55 puan aldı. Türkiye erişim engelleri alanında 25 üzerinden 14, içeriğin sınırlanması alanında 35 üstünden 18 ve kullanıcı hakların ihlali alanında 40 üzerinden 23 puan aldı.

Türkiye’nin geçen yıl aynı raporda 49 puan almıştı. Yani 6 puanlık düşüş söz konusu. Son 5 yıla baktığımızda 13 puanla en çok puan kaybeden ülkeyiz. Bizden sonra 11 puanla Rusya geliyor.

Puanlarımızın neden düştüğünü hepimiz biliyoruz ama tarihe not düşmek anlamında masaya yatıralım:

  • 30 Mart’taki seçimler öncesinde hem twitter hem YouTube’a erişim bloke edildi. Anavasa Mahkemesi daha sonra bunun ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine karar vererek yasağı kaldırdı.
  • Şubat ayında 5651 numaralı internet yasasına tartışmalı değişiklikler getirildi. Çeşitli yenilikler arasında erişim sağlayıcıların yükümlülüğünün artması, erişim sağlayıcılara trafik bilgilerini 1-2 yıl saklama mecburiyeti getirilmesi, erişim sağlayıcılar birliği kurulması da yer alıyor.
  • Mayıs 2013’teki Gezi eylemleri sırasında sosyal medya çok sık kullanılmıştı. Bu olayların ardından en az 30 kişi tweet’leri ve online yazılan nedeniyle gözaltına alındı ve soruşturmaya tabi tutuldu.
  • Facebook’ta dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği gerekçesiyle Osman Garip bir yıl hapis cezası aldı. tvvitter’da kulanıcı adında “Allah” yazan bir kişi dini değerlere hakaretten 15 ay hapis cezası aldı. Fazıl Say da Eylül 2013’t.e attığı bir tweet nedeniyle 10 ay ertelenmiş hapis cezası aldı.
  • Nisan 2014’te çıkarılan bir yasa ile MİT’in mahkeme karan olmaksızın kullanıcı verilerini talep etmesine izin çıktı. Ayrıca MİT’in kişisel bilgilere ulaşımını kolaylaştıran geniş bir çerçeve oluşturuldu.

Anayasa Mahkemesi TİB’e “tatava yapma hemen aç” dedi

Ülkede hala hukuk var dedirten olaylardan biri gerçekleşti ve Anayasa Mahkemesi TİB’e Twitter’ı açma emri verdi. Bu emirden maddeleri TKNLJ stilinde sizlerle paylaşmak istiyorum. Tarihe not düşelim, bunları mutlaka okuyalım ki bir daha kimseyi tapelerde “sen kapat biz icabına bakarız” tarzı konuşurken duymayalım…

Mahkeme Anayasa’nın 13. ve 26. maddesini hatırlatıyor:

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.”

Ve Anayasa Mahkemesi kapatmayı düşünen herkese derslerde sıkça kullanılması gereken bir ders vermiş:

İfade özgürlüğü, demokratik toplumun temellerinden biri olup toplumun gelişmesi ve bireyin kendini geliştirmesi ve gerçekleştirmesi için vazgeçilmez koşullar arasında yer alır. Hakikat ışığı fikirlerin çarpışmasından doğar. Bu bağlamda toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Aynı şekilde birey özgün kişiliğini düşüncelerini serbestçe ifade edebildiği ve tartışabildiği bir ortamda gerçekleştirebilir. İfade özgürlüğü, kendimizi ve başkalarını tanımlamada, anlamada ve algılamada, bu çerçevede başkalarıyla ilişkilerimizi belirlemede ihtiyaç duyduğumuz bir değerdir.

İnternet ve sosyal medyayı korumak için ekstra bir ifadede bulunmuş mahkeme:

Anayasa’da sadece düşünce ve kanaatler değil, ifadenin tarzları, biçimleri ve araçları da güvence altına alınmıştır. Anayasa’nın 26. maddesinde düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün kullanımında başvurulabilecek araçlar “söz, yazı, resim veya başka yollar” olarak ifade edilmiş ve “başka yollar” ifadesiyle her türlü ifade aracının anayasal koruma altında olduğu gösterilmiştir 

Bu bağlamda ifade özgürlüğü, Anayasa’da güvence altına alınan diğer hak ve özgürlüklerin önemli bir kısmı ile doğrudan ilişkilidir. Görsel ve yazılı medya araçları yoluyla fikir, düşünce ve haberlerin yayılmasını güvence altına alan basın özgürlüğü de düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün kullanılma araçlarından biridir. Basın özgürlüğü, AİHS’de ifade özgürlüğüne ilişkin 10. Madde kapsamında koruma altına alınmışken, Anayasa’nın 28 ilâ 32. maddelerinde özel olarak düzenlenmiştir

Demokratik bir sistemde, kamu gücünü elinde bulunduranların yetkilerini hukuki sınırlar içinde kullanmalarını sağlamak açısından basın ve kamuoyu denetimi en az idari ve yargısal denetim kadar etkili bir rol oynamakta ve önem taşımaktadır. Halk adına kamunun gözcülüğü işlevini gören basının işlevini yerine getirebilmesi özgür olmasına bağlı olduğundan basın özgürlüğü, herkes için geçerli ve yaşamsal bir özgürlüktür

İnternet modern demokrasilerde başta ifade özgürlüğü olmak üzere temel hak ve özgürlüklerin kullanılması bakımından önemli bir araçsal değere sahip bulunmaktadır. İnternetin sağladığı sosyal medya zemini kişilerin bilgi ve düşüncelerini açıklama, karşılıklı paylaşma ve yaymaları için vazgeçilmez niteliktedir. Bu nedenle düşünceyi açıklamanın günümüzde en etkili ve yaygın yöntemlerinden biri haline gelen internet ve sosyal medya araçları konusunda yapılacak düzenleme ve uygulamalarda devletin ve idari makamların çok hassas davranmaları gerektiği açıktır.

40. Düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü mutlak ve sınırsız değildir. Bu bağlamda düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü kullanılırken bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek tutum ve davranışlardan kaçınılması gerekir. Nitekim Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinin koruma altına aldığı düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti Anayasa’nın 13. maddesindeki koşullara uygun olarak, bu maddelerde belirtilen sebeplerle sınırlandırılabilir. Anayasa’nın 13. maddesine göre temel hak ve özgürlüklere yönelik sınırlamalar ancak kanunla yapılabilir ve demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı gibi hak ve özgürlüklerin özlerine de dokunamaz.

Neticede interneti zırt pırt kapatmak isteyenlere “yavaş olun bu ülkenin demokrasisine Anayasa Mahkemesi sahip çıkar” sözünü biraz uzatarak söylemiş:

İfade özgürlüğüne yönelik sınırlamalar konusunda devletin ve kamu makamlarının takdir yetkisine sahip olduğu belirtilmelidir. Ancak bu takdir alanı da Anayasa Mahkemesinin denetimine tabidir. Demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk, ölçülülük ve öze dokunmama kriterleri çerçevesinde yapılacak denetimde genel ya da soyut bir değerlendirme yerine, ifadenin türü, şekli, içeriği, açıklandığı zaman, sınırlama sebeplerinin niteliği gibi çeşitli unsurlara göre farklılaşan ayrıntılı bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Öze dokunmama ya da demokratik toplum gereklerine uygunluk kriterleri, öncelikle ifade hürriyeti üzerindeki sınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir niteliğinde olmalarını, başvurulabilecek en son çare ya da alınabilecek en son önlem olarak kendilerini göstermelerini gerektirmektedir. Nitekim AİHM de demokratik toplumda gerekli olmayı, “zorlayıcı sosyal ihtiyaç” şeklinde somutlaştırmaktadır. Buna göre, sınırlayıcı tedbir, zorlayıcı bir sosyal ihtiyacın karşılanması ya da gidilebilecek en son çare niteliğinde değilse, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir tedbir olarak değerlendirilmemektedir. Aynı şekilde zorlayıcı sosyal ihtiyacın varlığı araştırılırken de soyut bir değerlendirme yapılmayıp, ifade ortamına dahil olan ifade edenin sıfatı, hedef alınan kişinin kimliği, tanınmışlık düzeyi, ifadenin içeriği, ifadelerin kamuoyunu ilgilendiren genel yarara ilişkin bir tartışmaya sağladığı katkı gibi çeşitli hususlar göz önünde bulundurulmalıdır.

Öyle bir video için bütün ülkenin sosyal medyasını yiyemezsin demek için ise yine müthiş bir açıklama yapmış:

Kamu otoritesince yapılan müdahalenin haklı sebeplere dayanması, hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması sırasında hakların özüne dokunulmaması ve ölçülü olunması gerekmektedir. Hakkın amacına uygun şekilde kullanımını son derece zorlaştıran, ciddi suretle güçleştiren, örtülü bir şekilde kullanılamaz hale koyan ve etkisini ortadan kaldıran sınırlamalar öze dokunur niteliktedir. Sınırlama amacı ile aracı arasında adil bir dengenin gözetilmesi şeklinde tarif edilen ölçülülük ilkesi ile daha az sınırlayıcı ya da daha hafif tedbirlerle sınırlama amacına ulaşılması mümkün olduğu halde hak ve hürriyetleri daha çok sınırlayan, haklardan yararlanacak kişilere daha ağır yükümlülükler getiren düzenlemelerin önlenmesi amaçlanmaktadır. Dolayısıyla belli bir amaca ulaşmak için alınan sınırlayıcı tedbir, gereğinden ağır ve katı ise o sınırlama ölçülü olmayacağı gibi demokratik toplum düzenine de uygun bir sınırlama olmayacaktır.

Anayasa Mahkemesi kararlar evrensel mi bak diyor, sınırlar olsun diyor, tüm siteyi engelleme diyor, ifade özgürlüğüne sekte vurma diyor. Anayasa Mahkemesini uzun zamandır ilk defa yargıda benim gibi düşünen birilerini gördüğüm için çok sevdim.

TİB yedi sopayı oturdu gibi geldi bana…

Öğretmenler sosyal medyada Zaytung da paylaşamayacak

Birgün gazetesinin haberine göre İstanbul Beylikdüzü’nde iki okul müdürüne başta Gezi eylemi olmak üzere sosyal medyadaki paylaşımları nedeniyle Bakanlık inceleme başlattı. Eğitim Sen’li öğretmenler hakkında başlatılan incelemenin gerekçesi “devlet büyüklerine hakaret” ve “devlet memuru vakarıyla bağdaşmayan hareketlerde bulunmak” olarak gösterildi.

İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından görevlendirilen müfettişler tarafından saatlerce sorgulanan öğretmenlere 2012 yılından bu yana Tvvitter ve Facebook üzerinden yaptıkları tüm paylaşımları soruldu. Müdürlerden Twitter üzerinden yaptıkları sohbetler hakkında açıklama yapmaları da istendi. Soruşturulan ve hakkında açıklama yapılması istenen tvveetler arasında, 4+4+4 eğitim sistemine yönelik yorumlar, 2 Temmuz Madımak Katliamı ile organ nakli sırasında ölen hastalarla ilgili ifadeler de var.

[Tweet “MEB müfettişleri Zaytung’dan alınarak paylaşılan haberleri öğretmen soruşturmasına dahil etti”]

Tüm dünyada tartışılan sosyal medyanın kurumsallık ya da bireyselliği henüz bir eksene oturtulamadı ama maaşallah Türkiye’de böyle bir sorun yok. Eğer bir öğretmen payaşırsa öğretmene Milli Eğitim müfettişleri saldırıyor. Eğer polis saldırırsa içişleri bakanlığından insanlar bakıyor. Peki bu insanların özeli, kendilerini ifade edebilecekleri bir alan yok mu? Arkadaşlarıyla da mı konuşamayacaklar?

TİB uyardı internetçiler kaldırdı

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın (TİB), bugüne kadar ”Uyar-Kaldır” yöntemiyle internetten çıkarttığı zararlı içerik sayısı 60 bini geçti. “www.guvenliweb.org.tr” ve ”www.guvenlicocuk.org.tr” internet siteleri aracılığıyla kullanıcıları her türlü tehdide karşı bilgilendiren TİB, kurduğu ”www.ihbarweb.org.tr” adresi üzerinden de suç unsuru taşıyan içeriklere yönelik kullanıcı ihbarlarını değerlendirmeye aldı.

İnternet Daire Başkanlığının kuruluşunu gerçekleştiren 5651 sayılı Kanunla birlikte internet kullanıcılarının güvenliğine yönelik bir ihbar merkezi kuruldu. Yaklaşık 3,5 yıldan bu yana 250 binden fazla ihbar ve şikayet geldi. Söz konusu başvurular çerçevesinde ilk olarak şikayete konu içeriklerle ilgili inceleme ve tespit yapıldı. Yasalara aykırılık teşkil eden bölümlerin çıkarılması için ilgili internet sitesinin yönetim ve servis sağlayıcılarına uyarıda bulunuldu. TİB bu yönteme “Uyar-Kaldır” adını veriyor.

Bugüne kadar yaptıkları işlemler neticesinde zararlı görülen 60 bin içerik internet ortamından çıkarıldı. “Uyar-Kaldır” talebine yanıt vermeyen internet sitelerinin erişimini ise yargı kararıyla veya kanunların TİB’e verdiği yetki ile resen engellendi. TİB İnternet Daire Başkanlığına bugüne kadar ulaşan ihbarların sayısı 269 bin 337 oldu. Söz konusu ihbarların büyük bir bölümü ”müstehcen” içeriklerle ilgili olurken, sıralamayı Atatürk aleyhine yayınlar ve fuhuşa yönelik web sayfaları takip etti.

”Uyar-Kaldır” yöntemiyle bugüne kadar kaldırılan içerik sayısı ise 61 bin 674 olurken, bunlardan 27 bin 315’i ”müstehcenlik”, 25 bin 454’ü ise
Atatürk aleyhine işlenen suçlar kapsamında değerlendirildi. Sıralamayı kumar (4 bin 373), bahis (bin 742), intihar (bin 542), çocuk
(374), fuhuş (355), sağlık (354), uyuşturucu (58) ve ”diğer” olarak nitelendirilen (107) sayfalar izledi.

Google “yemedi”

Biz ballandıra ballandıra Youtube’u nasıl telif hakları konusunda kandırdığımızı anlattık

Google dedi ki:

YouTube yetkilileri yaptıkları açıklamada; ‘’Geçtiğimiz haftasonu YouTube hakkındaki erişimi engelleme kararı Türk mahkemesi tarafından kaldırıldı ve Türkiye’deki kullanıcılar 2 yıl gibi bir sure sonrasında tekrar siteye erişim imkanına sahip oldular. Erişim engelleme kararı, küresel çapta bir hizmetimiz olan YouTube.com’da bulunan, Türk kanunları kapsamında yasalara aykırı sayılan fakat halihazırda Türkiye’deki kullanıcıların erişimine kapatmış olduğumuz bir takım videoların global olarak siteden kaldırılması talebi sonucunda işleme konmuştu. Bu talebi, Türkiye kanunlarının Türkiye dışında geçerli kılınma zorunluluğu olmadığına inandığımızdan geri çevirdik.

Erişim engelleme kararı, Türkiye’de Internet Kurulu tarafından Almanya’da bulunan bir şirketin mevcut ‘otomatik telif hakları şikayet’ mekanizmasını kullanarak, YouTube.com’dan söz konusu videoları silmesi sonucunda kaldırılmıştır. Konuyu araştırdığımızda, bu videoların telif hakları politikamızı ihlal etmediği sonucuna vardık ve videolar Türkiye’den ulaşılamayacak bir şekilde yeniden siteye yüklendi. Türkiye’deki kullanıcılarımızın YouTube’a sorunsuz bir şekilde erişmeye devam edebilmelerini diliyoruz.

Youtube aslında dedi ki:

Biz Türkiye’nin kendi lokal dünyasında aldığı kararların muhattabı değiliz. Bunun için global stratejilerimizi değiştirmeyeceğiz. Bunu 1.2 milyar nüfuslu Çin için de yapmadık, ABD Temsilciler Meclisi için de… Videoların kaldırılması otomatik telif mekanizmasının kötüye kullanımından kaynaklandı. Ama onu da düzeltecek mekanizmalara sahibiz.

Şimdi devletimiz şunu diyebilir:

  1. Bunu milat kabul edelim ve başlamışken mevcut yanlışları ortadan kaldıralım.
  2. Almanya’da şirket mi yok, ILS gider MAYELES gelir. Biz böyle böyle haftada iki gün kadınlar matinesi tadında siteyi açar kaparız.
  3. Eh 907 günün ardından 3 gün açık kaldı daha ne istiyorsunuz… Zaten biz baktık izleyenler izledi bayağı…
  4. Zaten biz mahkeme kararı alıp kapatılsın diyene kadar birkaç gün daha idare eder bu…
  5. Bir kedi filmi vardı ya onu indirecektim tüh bak…

İnternet kafeler programa bağlandı

Bir internet kafeye girer bütün bankaların hesaplarını çökertirim” zihniyeti sona erdi. Tabii ki aynı zamanda “benim ne yaptığımdan kime ne, kendi iç dünyamda takılırım” devri de… İnternet kafelere getirilen şartlarla herkesin ne yaptığı nereye girdiği ve çıktığı bilinebilecek.

İçişleri Bakanlığı, BK ve TİB ile birlikte tüm Türkiye sathında internet kafeleri konrol altında tutmak için çalışmalarını sonlandırmak üzere. Bilindiği gibi 2007 yılı mayısında 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun devreye girdi. Bu kanunla birlikte “internet kafeler” izin belgesi olmadan çalışamaz hale getirildi.

Bu sayede çocukların korunması, suçların önlenmesi ve suçluların tespiti yönünde gerçekleşmesi sağlandı ya da sağlanacak. Bu amaçla bir filtre programı kullanılacak, kafeler içinde iç IP dağıtım loglarının saklanacak, sabit IP kullanımı ve IP log imzalayıcı program kullanılması zorunlu hale getirilecek. Toplanan bütün bilgiler TİB’e özel bir web ara yüzü ile ulaşacak. Bu web arayüzünün gerekli mercilere ulaşabilmesi için 967 mülki amirliğe kullanıcı adı ve şifre hazırlanarak gönderildi. İçişleri Bakanlığı ile yeni imzalanan protokolle bu veri girişleri artık İçişleri e-Modülü üzerinden gerçekleştirilecek. Bu yazılımı kullanan internet kafe sayısı ise 22 bin 500‘ü aştı.

Artık gönül rahatlığıyla internet kafelerden internete girebilir, oradan gelecek saldırıların müsebbibinin dakiklar mertebesinde bulunacağına emin olabiliriz.

Güvenli iletişim yasaklanıyor

Devletimiz, 23 Ekim günü resmi gazetede yayımlanan bir açıklamayla kişi ve kurumların kendi içlerinde şifresi kırılamayan güvenli elektronik sistemler üstünden ses ya da veri aktarımı gerçekleştirmelerini yasakladı. Bunu yapmaya yetkili olan kurumlar ise sadece “Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Dışişleri Bakanlığı” olarak gösterildi.

Eğer mutlaka bu sistemi kullanmanız gereken bir iş yapıyorsanız yasaklanmıyor, sadece bir iki küçük formaliteyle karşı karşıya kalıyorsunuz:  Kurulması planlanan haberleşme sistemiyle Bilgi Teknolojileri Kurumu’na başvuruyorsunuz. Kullanılan kripto tekniği veya cihazı ile ilgili belgeler ve kullanılacak elektronik haberleşme sisteminin teknik özelliklerini aktarıyorsunuz. Kripto algoritması ve anahtarı, anahtar üretme, dağıtma ve yükleme modülü veya cihazı, bu amaçla kullanılan tüm yazılım ve donanım, gerektiğinde şifrenin çözülmesine imkan tanıyan yazılım ve⁄veya donanımı kuruma sağlıyorsunuz. Bu cihazdan iki adet kuruma veriyorsunuz.

Diyelim ki bunları verdiniz… Yine bitmiyor. Eğer cihazı üreten firma veya sizin sicil kayıtlarınızda Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Cumhuriyetin temel ilkelerine ve devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık veya 12⁄4⁄1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlardan mahkum olma durumu var ise yapılan başvuru reddediliyor.

Bunu istekleri yerine getirmeyenler, kodlu veya kriptolu elektronik haberleşme cihazı veya sistemi kullanıcı ve üreticileri için 5809 sayılı Kanunun 60 ve 63 üncü maddeleri uygulanıyor. Yani yetki belgelerine el konabiliyor, şirketleri kapatılabiliyor, 1 milyon lira idari para cezası uygulanıyor, 6 ay hapis ve 10 bin güne kadar adli para cezası veriliyor.

İlginç günler ve tartışmalar bizi bekliyor.

Aslında olmaması gereken bir özgürlük

2008 yılının Mayıs ayında Atatürk’e hakaretten kapandı. Şu anda dünyanın en fazla ziyaret edilen üçüncü sitesi. İki buçuk yıldır kapalı olmasına rağmen Türkiye’nin en fazla ziyaret edilen altıncı sitesi. Üstünde Türk sitesi olarak bir tek Mynet var. Yakın zamana kadar ilk üçteydi. Başbakan “ben giriyorum siz de girin” dedi. Cumhurbaşkanı sitenin kapalı olmasını tasvip etmesinin mümkün olmadığını söyledi. Ne var ki sitenin açılması 907 gün sürdü.

Siteden zararlı içeriklerin yok edilmesinin ardından 5651 sayılı Kanun’un, “Erişimin engellenmesi kararı ve yerine getirilmesi” başlıklı 8. maddesinin 9. fıkrası uyarınca yasak kararı ortadan kalktı. Liselerarası kompozisyon yarışması finalinde basınla buluşan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım müjdeli haberi verirken mevcut gelişmelerin bilgileri dahilinde olduğunu ve Youtube’un açılmasından mutluluk duyduğunu söyledi.

Açılışın ilk saatlerinde “bir şekilde ortadan kalkan videoların” yarattığı mutluluk, sonrasında derin bir endişe dalgasına bıraktı kendini. İlk gelen bilgiler içinde İnternet Kurulu Başkanı Serhat Özeren’in yoğun çabalarıyla açılışın gerçekleştiği yönündeydi. Yönetime yeni gelen Özeren’in bir süredir yasakların kalkması için yollar aradığı kaydedilmekteydi zaten. Ancak detaylı bilgiler geldiğinde bu yolların ne olduğu daha iyi ortaya çıktı.

Söylentilere göre Serhat Özeren yurt dışında International Licensing Services isimli bir kuruluşla temasa geçti. Kimi çevreler tarafından milliyetçi bir kuruluş olarak tanımlanan bu şirket Youtube üzerine konan videoları “kendi videoları” olarak tanımladı. Youtube böylesi bir başvuru karşısında kayıtsız kalmadı ve videoları kaldırdı.

Bu noktada karşımıza çok enteresan konu başlıkları çıkıyor şüphesiz:

  1. Aslında Youtube ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki sürtüşme hiçbir şart ve koşulda ortadan kalkmadı.
  2. Ulaştırma Bakanı’nın sık sık satır aralarında gündeme getirdiği Türkiye’de mevcudiyeti olmayan vergi vermeyen bir şirket tanımını değiştirecek bir durum oluşmadı.
  3. Youtube’un hızlı aksiyonu gösterdi ki bu şirket için telif hakları ülkelerin kendine yönelttiği ricalardan çok daha büyük önem arzediyor. Çünkü 907 günlük kapatmada gidip gelen bilgileri çok da fazla dikkate almazken bir telif hakları ihlalini bir haftadan kısa bir sürede değerlendirmeye aldı.
  4. Basına yansıyan bilgiler arasında Youtue’un bu gelişmelerden çok da fazla mutlu olmadığı görülüyor. Konuyu prestij olarak ele alacak tek yapı Türkiye Cumhuriyeti olmayacaktır.
  5. Youtube aslında sessiz sedasız bitirilmesi gereken bu hareketin bu kadar büyümesi karşısında mutyaka inceleme başlatacaktır. Bu videoların ILS isimli şirkete ait olmadığı gün gibi aşikardır, ilk inceleme başlatacak kişi bunu görecektir.
  6. Youtube açıldıktan sonra bunun tekrar kapanmaması mucize olacaktır. Bunu anlamak için bilge olmak gerekmemektedir.

Hindistan’dan Blackberry’de Geri Adım

Hindistan bugün yaptığı bir açıklamada Blackberry cihazlarına yönelik yaptığı tehditten geri adım attı. Birleşik Arap Emirlikleri ile birlikte Blackberry’nin yaratıcısı olan RIM firmasına sert çıkan Hindistan aldığı tepkilerden sonra açıklamasını gözden geçirdi. “Şu anda RIM’in verdiği hizmetlerde herhangi bir aksama yok” diyen yetkililer daha önce hükümet mail ve mesajlaşma hizmetlerini takip edemezse bu özelliklerin durdurulacağını belirtmişti. Kapatma tehdidi ortadan kalksa da hükümet yetkilileri hala sunucuların Hindistan’da bir yere taşınmasını talep ediyor.