LG Avrupa Birliği’nin enerji tüketimini azaltmasına katkı verecek

AB’nin 2030 yılına kadar enerji tüketimini yüzde 32,5 azaltma çabalarının bir parçası olarak Mart 2021’de Avrupa Birliği’nde (AB) yeni bir enerji etiketi piyasaya sürüldü (2007’de belirlenen öngörülen seviyelere göre). AB Enerji Etiketi veya E-etiketi, A +++ ila D enerji kullanımı sınıflandırma sistemini kullanmayı sonlandırırken, tüm sınıflar için enerji tüketimi kriterlerinin sıkılaştırıldığı, takip etmesi kolay A’dan G’ye sistemini kullanmaya başlıyor.

Tüketicilerin AB’nin yeni sistemindeki bir ürünün enerji sınıfını belirleyen ana göstergeleri görmek için cihazın E-etiketine çok dikkatli bakması gerekiyor. Bir çamaşır makinesi veya kurutucu alırken enerji tüketimi, sıkmalı kurutma verimliliği, su tüketimi ve gürültü seviyeleri dikkate alınması gereken önemli unsurlar olarak gösteriliyor. Buzdolabı satın alırken ise, tüm saklama bölmelerinin toplam hacmi ile ilgili enerji tüketimi ve gürültü seviyeleri dikkat edilmesi gereken temel faktörler. Yeni E-etiket, tüm bu temel bilgileri açıkça gösteriyor ve tüketicilerin Avrupa Komisyonu’nun veri tabanından ek ürün verilerine erişmesini sağlayan yerleşik bir QR kodu içeriyor.

Teknoloji liderliğinin yanı sıra, dünyamız için daha fazla sürdürülebilirlik ve daha iyi bir gelecek sağlamaya odaklanan LG Electronics (LG) ve yüksek verimli cihazları, yeni E-etiketinin daha katı standartlarını tam olarak karşılayabiliyor.

LG’den Dünya’ya ESG Taahhüdü

Çevre yönetimini son derece ciddiye alan LG, dünya kaynaklarını korumaya ve kirlenmesini azaltmaya yardımcı olmak için tasarlanmış bir dizi ESG (Çevresel, Sosyal ve Kurumsal Yönetişim Programı) uyguluyor. LG 2019’da, 2030 yılına kadar Sıfır Karbon girişimini duyurmuş ve 2030 yılına kadar tüm küresel operasyonlardan net sıfır karbon emisyonu elde etmeyi taahhüt etmişti. Şirket, tüm iş alanlarında tutarlı, sistematik bir yaklaşımla hedefine ulaşmayı planlıyor.

LG’nin sürdürülebilir bir gelecek arzusunu teşvik etme ve paylaşma yollarından biri olarak, kıyafet atıklarıyla ilgili çevresel sorun hakkında farkındalık yaratan #CareForWhatYouWear kampanyası gösterilebilir. Kampanya tüketicileri, dayanıklı, çevreye duyarlı giysiler satın alarak, giysileri yeniden tasarlayarak ve artık kullanılmayan eşyaları giyebilecek kişilere aktararak durumu iyileştirmek için üzerlerine düşeni yapmaya davet ediyor. LG ayrıca, #CareForWhatYouWear’ın bir parçası olarak NET-A-PORTER ile işbirliği yaparak doğal, makinede yıkanabilir malzemelerden yapılmış, düzgün bir şekilde bakıldığında uzun yıllar dayanacak sürdürülebilir bir moda çizgisi yarattı.

Daha Sürdürülebilir Bir Çamaşır Odası

LG’nin çamaşır yıkama çözümleri, tüketicilerin sevdikleri giysilerin ömrünü uzatmak için yalnızca kumaş hasarını2 azaltarak değil, aynı zamanda birçok rakip üründen daha az elektrik ve su kullanarak doğayla daha fazla denge kurulmasına yardımcı oluyor.

Örneğin, AI DD1 içeren çamaşır makinesi, kumaşların ağırlığını ve yumuşaklığını algılayıp, çamaşırları temizlemek için en uygun yıkama programını seçerken giysilerin ömrünü uzatmak için yüzde 18 daha fazla kumaş koruması da sunuyor. TurboWash 3603 ile makine, performanstan veya kumaş bakımından ödün vermeden enerji tüketimini yüzde 28, çevrim sürelerini ise yüzde 38 (geleneksel çamaşır makinelerine kıyasla) azaltıyor4.

Şirketin DUAL Inverter Heat Pump özellikli kurutucusu, gereksiz aşınma ve yıpranmayı önlemek için düşük sıcaklıkta kurutma kullanarak giysilerin iyi durumda tutulmasına da yardımcı oluyor. Ek olarak bu cihaz, minimum çevresel etkisinin tanınmasıyla dünyada TÜV Rheinland’dan5 Yeşil Ürün sertifikası alan ilk kurutucu oldu. LG’nin kendi Eco Hybrid teknolojisi6 ile donatılan kurutucu, enerji kullanımını yüzde 15 (Enerji modu) azaltıyor, sürelerini yüzde 18’e kadar kısaltıyor (Zaman modu).

Bu arada, LG Styler giysi yönetimi gardırobu, hassas bakıma ihtiyaç duyan ferahlatıcı giysiler için ideal çözüm sunuyor. Saf buhar parçacıkları kullanarak kokuları nazikçe gideriyor, kırışıklıkları7 azaltıyor ve ev tozu akarlarının, bakterilerin ve virüslerin8 yüzde 99,9’undan fazlasını gideriyor. Çevre bilincine sahip bir ürün olan benzersiz Styler, çalışma sırasında hiçbir kimyasal madde kullanmadan yalnızca su kullanıyor. LG’nin Inverter Heat Pump özelliği sayesinde mükemmel enerji verimliliği sağlıyor ve kabin içinde üretilen sıcak, nemli havadan ısıyı geri dönüştürerek enerji tüketimini azaltıyor.

Daha Yeşil Bir Mutfak İçin Enerji Tüketimini ve Gıda İsrafı En Az Seviyede

LG ayrıca yüksek kaliteli, E-etiketli buzdolapları ile tüketicilerin mutfakta daha sürdürülebilir bir yaşam tarzının keyfini çıkarmalarına yardımcı oluyor. Verband Deutscher Elektrotechniker (VDE) tarafından 20 yıldır9 çalıştığı doğrulanan Inverter linear Compressor özelliğine sahip olan LG’nin gelişmiş buzdolapları, enerji tüketimini yüzde 32’ye10 kadar düşürürken olağanüstü dayanıklılık sunuyor.

LG’nin InstaView Door-in-Door, LINEARCooling ve DoorCooling+ sistemleri yiyecekleri daha uzun süre korumaya yardımcı oluyor, tazeliği artırıyor ve ailelerin evdeki gıda israfını azaltmalarına ve aynı zamanda market faturalarından tasarruf etmelerine yardımcı oluyor. LINEARCooling yiyeceklerin bozulmasının ana nedeni olan sıcaklık dalgalanmalarını en aza indiriyor11. Aynı zamanda DoorCooling+, stratejik olarak konumlandırılmış12 bir havalandırma deliğinden güçlü hava akışı dağıtarak buzdolabının kapı alanına hızlı soğutma sağlıyor ve kapı raflarında saklanan herhangi bir şeyin vaktinden önce bozulmasını önlüyor.

LG, iyi ESG yönetimi ve verimli ürün ve teknolojilerin geliştirilmesiyle desteklenen küresel bir strateji aracılığıyla, gezegeni korumak ve gelecek nesiller için daha iyi bir yarın sağlamak için üzerine düşeni yapıyor.

İşte son on yılda cep telefonu satışlarının değişimi

Türkiye’de en önemli polemik konularından biridir cep telefonu satış rakamları. Biz genelde bu rakamları sorduğumuzda hemen hiçbir cep telefonu üretici, ihracatçı veya satıcısı bize bunları vermez. Ama bu verilerin bize sunulmaması bunların bir yerlerden bulunamayacağı anlamına gelmiyor. Daha önce 15 Temmuz 2016’da sosyal medyanın nasım kullanıldığını anlattığım yazıda kaynak olarak kullandığım StatCounter değişik istatistikler veriyor. Ben cep telefonu kullanım istatistiklerini oradan aldım.

Bu kurum bu istatistikleri nasıl ediniyor, hangi araçları kullanıyor bilmiyorum. Türkiye verilerinin güvenilir olup olmadıklarını da bilmiyorum ama bildiğim birkaç dünya ülkesinin verileri açık kaynaklarda sunulanlarla paralel gidiyor. Yani dünyada yalan söylemeyip Türkiye’de yalan söylediklerini düşünmek çok saçma… Dünya, kıtalar ve ülkeler özelinde en uç marka telefonlara kadar yüzdesel olarak satış rakamları bu site tarafından veriliyor. Ben de buradan sizler için birkaç veri çıkardım.

İlk veri seti 2010-2019 yılları arasında Türkiye’de satılan markaları incelememizi sağladı. 2010 yılının başında Türkiye’nin lideri Nokia imiş. 2010 yılında yüzde 67 olan pazar payı 2019 yılında yüzde 0,62’ye düşmüş. 2013 yılında Nokia piyasadan öylesine silinmiş ki üstüne bir değil iki ayrı şirket çıkmış: Samsung ve Apple.

2012 yılında yüzde 28 pazar payına sahip Samsung 2013 yılında yüzde 45 bandına gelmiş. 2019 yılında yüzde 53’e gelmiş ama genelde 2012 yılında yaptığı zıplamayla karşılaştırıldığında yatay bir seyir izlemiş.

Apple Türkiye’de hep düz bir çizgide yer almış. En fazla yüzde 19 olmuş en az yüzde 16. Çıkardığı sese bakıldığında daha fazla satıyormuş izlenimi uyandırsa da çok belli bir kullanıcı kitlesi olduğu çok bariz.

Son yıllara baktığımızda en dikkat çekici oranı Huawei’de görüyoruz. Bir yıl içinde neredeyse iki kat büyüyüp yüzde 4,5’tan 9’a çıkmayı başarmış. Bir anda üçüncü büyük cihaz haline dönüşmüş.

Dördüncü sırada ise yüzde 5 civarı ile General Mobile var. Ne yazık ki Türk üreticileri verdikleri imaj kadar iyi değiller sıralamada. Vestel yüzde 1,89, Casper 1,17… Turkcell ve Vodafone markalı telefonların toplamı da hemen hemen yüzde 1 yapıyor. Vestel 10 sene içinde en fazla yüzde 1,95 olmuş.

2019 verilerini detaylı incelemek isteyenler için…

Gelelim dünya verilerine…

Yağmurda çamurda telefona bağlı hoparlör

LG Electronics (LG), XBOOM serisinin yeni ürünü LG XBOOM Go PK7 taşınabilir Bluetooh Hoparlörü müziği hayatının her alanına taşımak isteyenlerin ilgisine sunuyor. Yaz coşkusunu katlayacak LG XBOOM Go PK7, mükemmel ses kalitesi, net vokalleri, derin basları ile ön plana çıkıyor. Yaz partilerini renklendirecek detaylara da sahip olan LG XBOOM Go PK7, ritme göre renk değiştirmesi ve yaydığı ışık şeritleriyle büyülü ortamlar yaratıyor.

MERIDIAN Teknolojisiyle Yüksek Çözünürlüklü Ses

Ses teknolojisi lideri İngiliz MERIDIAN Audio’nun eşsiz teknolojisini sunan LG XBOOM Go PK7, hem evde, hem açık alanda, hem de hareket halindeyken yüksek çözünürlüklü sesleri dinleme imkanı sunarak müzikseverlere olağanüstü ses deneyimi yaşatıyor. Ses performansından ödün vermeden taşınabilir hoparlör kullanmanın keyfini sunan LG XBOOM Go PK7, kullanıcıların sevdikleri şarkıları diledikleri zaman, diledikleri yerde üstün ses kalitesiyle dinlemesine imkan tanıyor.

Telefondan Hoparlöre Doğrudan Ses

LG Taşınabilir Hoparlör PK7’in sahip olduğu aptX HD dahili özelliği CD kalitesinden daha yüksek derinlikle seslerin telefondan hoparlöre doğrudan aktarılmasını sağlıyor. Kullanıcıların, tipik Bluetooth sıkıştırması olmadan, yüksek çözünürlüklü akış hizmetlerinden en iyi şekilde yararlanmasına olanak veriyor.

LG XBOOM’un Baslarıyla Coşku Dorukta

LG XBOOM Go PK7, “Net Vokal” özelliği ile, en yüksek seviyedeki seslerin bile bozulma olmadan net bir şekilde dinlenmesini sağlıyor. Taşınabilir Bluetooth Hoparlörün “Gelişmiş Bas Modu” ise daha derin bas tonları oluşturuyor. LG XBOOM Go PK7’nin çift pasif radyatörleri olağanüstü bas çıkarmanın yanı sıra, partilere daha fazla enerji, şarkılara daha çok coşku katmak için mini bas sürücüleri olarak görev yapıyor. LG XBOOM Go PK7’de bulunan çift tweeter ise, enstrümanların ve vokallerin daha doğru ve daha doğal duyulması için fazladan netlik sağlıyor.

LG XBOOM Renkli ve Suya Dayanıklı

Ritme göre değişen rengiyle partilere eğlence ve coşku katan LG XBOOM Go PK7’nin wooferları çok renkli ışıklandırma yapmanın yanı sıra, partilere hareket katan, adeta bir gece kulübü ortamı yaratan aşağı ve yukarı aydınlatan ışık şeritlerine de sahip.

LG XBOOM Go PK7 ile yağmur bulutları göründüğünde partinin durması gerekmiyor. LG Taşınabilir Hoparlör PK7, zorlu hava koşullarına, su sıçramasına dayanıklı (IPX5) yapısıyla havuz kenarında veya çalışan fıskiyeler altında bile kullanmanıza olanak tanıyor.

Ergonomik tutma alanıyla kullanıcılara ekstra hareketlilik sağlayan LG XBOOM Go PK7’nin X-Grip tutma kolu denge ve koruma sağlayarak hoparlörün istenilen yere sıkıca yerleştirilmesini sağlıyor. LG XBOOM Go PK7, 20 saatlik şarj ömrü ile, partileri geceden gündüze taşıyor. İki Bluetooh’lu cihazın aynı anda bağlanabildiği LG XBOOM Go PK7, müzikseverlerin vazgeçilmezi haline geliyor.

LG XBOOM taşınabilir hoparlör serisinde LG XBOOM Go PK7’nin yanı sıra, LG XBOOM Go PK5 ve LG XBOOM Go PK3’le müziği hayatının her alanına taşımak isteyenlere farklı alternatifler sunuyor.

FETÖ telefon satışlarını da vurmuş

Akıllı telefon pazarı diğer birçok form faktörlerin aksine uzun bir süredir büyümekte ve pazar tahminleri de büyüme trendleri göstermekteydi. 15 Temmuz darbe girişimi, dolardaki oynaklık ve piyasalarda bunların sonucu oluşan ekonomik belirsizlikler bu büyüyen teknoloji grubunda ciddi bir negatif etki ve kırılma yaratmış gözüküyor.

IDC (International Data Corporation) Türkiye 2016 3. çeyrek raporuna göre Türkiye akıllı telefon pazarı yıllık bazda yüzde 11, bir önceki çeyreğe göre ise yüzde 17 küçülme göstererek toplamda 2.75 milyon ithalat adedi ile üçüncü çeyreği kapattı. Ciro olarak ise yıl bazında küçülme aynı kalırken bir önceki çeyreğe göre yüzde 25 küçülme gerçekleşti.

Türkiye Akıllı Telefon Pazarı

2014Q3

2015Q3

2016Q3

Adet

QoQ Değişim

14%

11%

-17%

YoY Değişim

41%

10%

-11%

Halihazırda yükselmiş olan dolar nedeniyle sene başından beri son kullanıcı fiyatlarında indirimi baskılamak ve hatta zaman zaman ürün fiyatlarını artırmak zorunda kalan üreticiler, 15 Temmuz darbesi ve arkasından gelen ekonomik kriz ortamında daha da düşen karlılıklarla başetmek zorunda.

Piyasadaki tüm oyuncuların bir an evvel 2016’dan kurtulmak istemesinde sadece dolar fiyatları etkili değil. Teknoloji zincirlerinde hemen hemen tüm oyuncular piyasalara da yansıdığı şekilde ölüm kalım savaşı veriyor. Düşen satışlar ve karlılık, azalan tüketici güveni, fiyatlar üzerindeki ciddi rekabet bu oyuncuları zor durumda bırakıyor. Telekom operatörleri tarafında da pek parlak bir durum yok. Turk Telekom ve Avea birleşmesinin bayiler üzerindeki etkisi yılın ortasında bitti bitecek derken Turk Telekom distribütörleri üzerindeki karlılık baskısı cihaz satışlarına çok olumlu yansımıyor. Turkcell tarafındaki yönetim belirsizliği, Turkcell’in cihaz satışları konusundaki tutumunu da etkiliyor ve uzun yıllardır cihaz satışı konusunda liderliği elinde bulunduran Turkcell kanalı gerileme kaydetmiş durumda.

Samsung’u Note 7 değil J serisi vurdu

Üretici özelinde ise Samsung, %43 pazar payıyla liderliğini koruyor olsa da rakam bazında yılın önceki çeyreklerine göre Q3’te daha düşük bir performans sergiledi. Burada Note 7 etkisinden daha çok J serisindeki tedarik sıkıntıları rakamlar üzerinde negatif bir etki yarattı. Apple, iPhone 7 lansmanı öncesi, 2015Q3’teki düşük performansına benzer şekilde pazar payında (%15) ve ithalat rakamlarında düşüş kaydetti. LG ise G4’de yakaladığı çıkışı G5 ile sürdüremedi ve organizasyonel değişikliklerle beraber pazar payı %4’e düştü. Yerli oyuncular tarafında yukarıdaki olumsuz resmin aksine güzel gelişmeler yaşanıyor. General Mobile, Andoid One serisine odaklı stratejisine devam ediyor ve %13 pazar oayıyla ilk 4 marka sıralamasında yerini koruyor. Vestel, son çeyrek Vodafone kanalında yaptığı başarılı kampanyayla %7 pazar payı yakaladı.

IDC Türkiye’den Kıdemli Pazar Araştırma Analisti Ramazan Yavuz: “2016 akıllı telefon pazarının doyum noktasına evrildiği, cep telefonlarından çok giyilebilir teknolojiler ve sanal gerçeklik gibi yeni teknolojilerin daha ön plana çıkmaya başladığı bir yıl olabilir” dedi. “Özellikle son kullanıcı fiyatlarının orta fiyat bandında oturması, bu segmenttteki ürünlerde ciddi rekabet, doların ve piyasada derinden ilerleyen ekonomik krizin akıllı telefon markalarını 2017’de de zorlayacağa benziyor.”

IDC raporundan alınacak dersler

  • BTK raporuna göre 15 temmuz ve devamında telefonla konuşma sürelerinde patlama yaşansa da telefon satışları tam tersi etki görebiliyor
  • 15 Temmuz olaylarının etkilerini yaşadık ama her yönüyle henüz inceleyebilmekten çok uzağız
  • 2016 yılının son çeyreğinde yaşanacak gelişmeler bize 15 Temmuz’un zararlarıyla ilgili gerçek bilgiyi o da kısmen verebilir
  • Çeyreksel bazlı küçülmenin yıllık küçülmeden daha derin olması, 15 temmuzla aslında iyi olabilecek bir yılın olması gerekenden çok daha kötüye gittiğini gösteriyor
  • Küçülmenin tamamını 15 temmuza bağlamak doğru olmaz. IDC raporu net bir biçimde firmaların şimdiye kadar hiç bu kadar yanlış yapmadığını da satır aralarında bize vurguluyor. Büyük aktörlerler Samsung ve LG’de yaşananlar çeyrek bazındaki daralmanın önemli sebepleri olarak gösterilebilir
  • Şirketlerin dünyada yaşadığı aksaklıkların Türkiye’de de yaşanması, Apple örneğinden görebilebileceği gibi Türk tüketicisinin dünya nezdinde alışveriş alışkanlıklarına ulaştığını gösteriyor
  • Esiden cihazların yayılmasıyla karını doğru oranda artıran operatörlerin dünyası da değişti. Bu sene karlılık ve kullanım çok iyi arttı ama Vodafone dışında hiçbir operatörün şahane cihaz sattığını söylemek mümkün değil.
  • Vestel’in Vodafone desteği ve “Türk” söylemine rağmen yüzde 7 pazar payında olması, üstünde konuşulması gereken bir unsur. Üstünde neredeyse iki kat pazar payına sahip General Mobile isimli Türk telefonu olmasaydı söyleyecek çok sözü olabilirdi. Ancak belli ki tüketici Türk algısına değil telefon özelliklerine bakıyor.

Son yılların en baştan savma Apple toplantısı

Apple toplantıları yakın zamana kadar hep bir heyecan dalgası yaratırdı. Yeni telefonu, tableti, saati, bilgisayarı ve onların yazılımları.

Apple’ın 21 Mart 2016 toplantısı da bunları yapmak için hayata geçirilmiş bir toplantı olarak dikkatlerimize sunuldu. Ama gerçekten (bence) iPhone 4’ten 4S’e geçildiği toplantıdan bu yana yaşanmış en kötü etkinlik olarak tarihe geçti.

4G için bu telefonları almalısınız…

4G geliyor aslanlar gibi hızlarla internete bağlanacağız. Turkcell 375 megabit hızıyla internet verecek bize. Bunların hepsi çok güzel ve umut verici söylemler… Nasıl iple çekiyorum 1 Nisan’ı bilemezsiniz.

İyi de 4G geldiğinde öyle haldır huldur o hızlarda internete nasıl gireceğiz? Acaba Turkcell, TT ve Vodafone’un baz istasyonları üstünde yaptığı değişiklikler bizi hızlı internetçi yapacak mı? Bunun için elbette bizim de bir şeyler yapmamız gerekiyor. Yapmamız gereken şey camları temiz ve açık tutmak değil tabii ki… Eğer hız istiyorsak hızı destekleyen cihazlar almamız gerekiyor.

Sanal gerçeklik bizim gerçek geleceğimiz

Dünya Mobil Kongresi her sene bir ürün grubunun çok ciddi yükselişine ve geleceğimize damga vurmasına sahne olur. Bu sene yakın geleceğimizin odağı belli oldu: Sanal gerçeklik…

Sanal gerçeklik kendi içinde lider olmak için çok önemli imkanlar taşıyor. Öncelikle dijital dünya için yepyeni bir deneyim sunuyor. Nereye bakarsanız orası için yaratılmış bir gerçeklik çıkıyor karşınıza. İkinci sırada uzun zamandır üstünde düşündüğümüz ve burada tartıştığımız bir soruna çözüm getiriyor: Cep telefonunun ekranını mükemmel hale getirmek.

G. Kore LTE’yi Wifi ile birleştirip 1170 megabit yaptı

Bizim geliştiriciler “abi biraz durun bak çok güzel şeyler geliştireceğiz” diye kendi kendilerini paralayıp bizi kandıradursun Güney Koreliler dünyanın en hızlı mobil bağlantısını öyle devletten yardım filan beklemeden hayata geçirdiler.

Bu yeni süper hızlı bağlantıyı icat eden öyle hükümet kuruluşu filan da değil. Ülkenin ikinci en büyük operatörü KT’nin yaptığı AR-GE ile hayata geçti bu. Maksimum 1,17 gigabit hıza ulaşabilen bu bağlantıyı mümkün hale getirmek için ülkede kurulmuş olan 200 bin LTE baz istasyonu ve 140 bin Giga Wifi hotspotlardan kullanıldı.

Bu hizmetin kaç kişiye ulaşılabileceğini söylemek zor ama Wifi noktaları genelde çok kalabalık olan ortamlarda bulunuyor. KT’nin abonelerinin yüzde 70’i LTE kullanıyor. KT’nin pazar payı ise yüzde 33 civarında.

Şimdi bir ülkede teknoloji firması bulunmasının ne kadar önemli bir şey olduğunu beraberce anlayalım: Bizimkiler enerjisinin büyük bir bölümünü hükümete yakın olmakla harcayan Netaş ve Savunma Müsteşarlığı ile zaten yapılmış bitirilmiş olan 4G için doğru dürüst bir üretim yapmayı beceremezken; ülkenin ikinci büyük operatörü Samsung gibi dünya deviyle bir araya gelip dünyanın en hızlı mobil bağlantısını hayata geçirebiliyor.

(Bu noktada aşırı milliyetçileri, SSM ve Netaş çalışanlarını bana saydırmak ve sonrasında ‘dur ya galiba adam doğru bir şeyler söylüyor’ diyebilmeleri için bu parantezi açıyorum)

Samsung bu teknolojinin mümkün olmasını sağlamanın dışında bu teknolojiyle beraber çalışacak ürünler de geliştirdi. Samsung’un 5-6 ürününü takiben yine bir Kore firması olan LG de bu alanda ürünler çıkarmaya başlayacak.

Hız konusunda KT’nin rakibi SK Telecom da LG Uplus ile birlikte çalışmalar yapıyor.

Biz ise zaten geç kaldığımız 4G ihalesini üçer aylık periyodlarla ileri öteliyor, belki müthiş Türk firmaları yerli 4G yapar diye kendimizi kandırıyoruz.

Yabancı cepçiler görüşme odasına

Bugün Cumhuriyet gazetesinde harika bir habere imza atan Şehriban Kıraç, dev cep telefonu üreticilerinin geçn hafta Ulaştırma Bakanlığı yetkilileriyle görüşmeye çağrıldığını belirtti. Daha önce üretici firmalardan ülkelerinde devlet desteği alıp almadıkları ile ilgili yazılı bilgi isteyen bakanlık daha sonra firmaları sözlü görüşlerine de başvurmuş. Firmaların çoğu Ankara’daki toplantıya ticaret ateşeleri, konsolosluk yetkilileriyle birlikte katılmış. Türkiye’de şu anda Türkiye’de ürünleri en fazla satan markalar arasında Apple, Samsung, HTC, LG, Huavvei, Lenovo, HP yer alırken bu şirketlerin çoğunun yetkililerinin Ankara’daki toplantıya katılmış. Ben bu çağrının ve sorunun sebebini hiç anlamayadım. Yani şu mu soruluyor: “Oğlum siz nasıl böyle büyüdünüz? Yoksa ülkeniz mi yardım etti…”

Şimdi özellikle Çin ve Uzakdoğu’dan gelen telefonlara ek vergi getirilmesi bekleniyor. Ülkedeki tüm sorunlar bitti, 4G’nin tartışıldığı şu günlerde biz iki sence öncesinin teknolojisiyle üretilmiş yerli olduğu iddia edilen telefonlara mahkum bırakılacağız. Hani gören duyan da ekstra vergileri alınca yerli şirketlere ar-ge yatırımı yapacak devlet zannedecek. Hani gören duyan da sözde yerli telefon üreten şirketlerin yabancı telefonların vergiler yüzünden satılmadığı ortamda palazlanıp kendi ar-gesini yapacağını, icat çıkaracağını zannedecek.

Yerlilere yerlilerin tanrısı ulu Manitu yardım etsin…

LG’den saate benzeyen akıllı saat

LG Electronics’in ilk tamamen metal malzemeden üretilen lüks saati LG Watch Urbane, Mobile World Congress 2015’te görücüye çıkacak.

LG Watch Urbane, LG’nin Ekim 2014’te tanıttığı, ilk tam dairesel tasarımlı Plastic OLED ekrana sahip akıllı saat olan LG Watch R’nin adımlarını takip ediyor. LG Watch R, günlük hayatı ve aktif kullanıcıları düşünerek tasarlanmışken LG Watch Urbane ise daha ince profiliyle sahip olduğu resmi görüntüsü sayesinde hem kadınlar hem de erkekler için ideal bir seçim sunuyor. LG Watch Urbane, klasik saat tasarımıyla yenilikçi özellikleri birleştirerek günlük yaşama tarz ve rahatlık katıyor.

LG Watch Urbane, aynen LG Watch R gibi 1.3 inçlik tam yuvarlak P-OLED ekranıyla, tasarımsal olarak daha akıcı çizgilere ve çok daha ince bir çerçeveye sahip. Kaliteli bir saatin tüm özelliklerini barındıran LG Watch Urbane, kullanıcıların kolunda aynı zamanda mükemmel bir moda aksesuarı haline geliyor. Paslanmaz çelik gövdesi, cilalanmış gümüş ve altın eklemeleriyle iki farklı şekilde kullanıcısıyla buluşuyor. Daha klasik bir görüntü için de doğal deri bir kayışla tamamlanıyor. 22 mm genişliğinki deri kayışı farklı seçenekleriyle değiştirilerek kullanıldığında hem ortama hem de kıyafetinize daha da uygun bir hale getirilebiliyor. Tüm LG Watch Urbane, bunların yanında sezgisel tabanlı dokunmatik kullanıcı arayüzü sayesinde Android 4.3 ve üstü işletim sistemine sahip akıllı telefonlarla da uyumlu çalışıyor. 

Teknik Özellikler:

  • İşlemci: 1.2GHz Qualcomm Snapdragon 400
  • İşletim Sistemi: Android Wear
  • Ekran: 1.3-inç P-OLED Ekran (320 x 320, 245ppi)
  • Boyut: 45.5 x 52.2 x 10.9mm
  • Hafıza: 4GB eMMC / 512MB LPDDR2
  • Pil: 410mAh
  • Alıcılar: 9-Axis (Gyro / Hız Ölçer / Pusula) / Barometre / PPG (Kalp Hızı Algılayıcısı)
  • Renkler: Altın / Gümüş
  • Diğer: Toz ve suya dayanıklı (IP67)

Amaç Türk firmalarını korumak değil vergi almak

Türkiye’de her hafta birbirinden ilginç olaylar ve demeçler olmasına alıştık artık. Bunun bir örneğini geçtiğimiz haftalarda telefon pazarında gördük. Vestel; NCB, Telpa, Ova ve Erkayasan şirketleriyle birlikte ithalat koruması istedi. Bir başka deyişle “Yabancı şirketler Türkiye’de çok iyi satıyor ve biz Türk şirketler olarak bundan zarar görüyoruz. Bu konuda devlet bir şey yapsın” dediler.

Ardından bu hafta içinde Ekonomi bakanı Nihat Zeybekçi bir açıklama yaparak Türkiye’ye gelen cep telefonu, bilgisayar ve elektronik aletlere anti-damping vergisi getireceklerini açıkladı. Amaç elbette yerli üreticilerin pazar payını artırmak. Zeybekçi “Türkiye çok başarılı bir şekilde mobil telefon üretebiliyor, tablet üretebiliyor, laptop üretebiliyor” diyerek bu vergilerin konma sebebini kendince gerçeklemeye çalıştı.

Ancak dikkat edilmesi gereken bir nokta gözden kaçıyor: Eğer gerçekten Türk şirketleri koruma altına alınmak istense o zaman bu ürünlere getirilen vergilerin düşürülmesi gerekirdi. Türk ürünlerinden alınan vergilerin düşürülmesiyle bu ürünler zaten yabancı muadillerine kıyasla daha hesaplı bir hale gelecekti.

Ama hayır. Hükümet bunu yapmak yerine yabancı ürünlere ekstra vergiler getirme kararı alacağını beyan etti. Yani temel sebep Türk üreticisini daha satın alınabilir hale getirmek değil yurt dışından getirilen ürünlerden ekstra vergi alabilmek ve bütçe açığını bu şekilde azaltmaya çalışmak.

Bilişimin ülkeyi kalkındıracağı, bilişime yapılan yatırımın hepimizin geleceği ve ekonomisine katkıda bulunacağını bilmeyen yok. Ama biz Türk üreticileri koruma bahanesiyle bilişimi daha da zor ulaşılabilir hale getiriyoruz. Belki de insanların bilgiye daha kolay bir biçimde ulaşmasını istemiyoruz.

Geçtiğimiz hafta gördük ki Diyanet İşleri Başkanı’nın ısıtmalı koltukları olan güvenli sürüş imkanı tanıyan 1 milyon liralık Mercedes S500 kullanabilmesi için vergiyi sıfırlayabiliyoruz. Peki halkımızın bilgiye daha kolay ulaşması için bu vergi indirimini neden yapamıyoruz, bunu anlayabilmek ve kabullenmek çok güç.

Açıkçası Vestel ve beraberindeki şirketlerin bu başvuruyu gerçekten bunu düşünerek mi yaptığını, yoksa yapmaları için hükümet tarafından mecbur bırakılıp bırakılmadıklarını bilemiyoruz. Ama onların da diğer şirketlere ekstra vergi getirilmesi yerine kendi vergilerinin düşürülmesi konusuna sıcak bakacaklarına eminim.

Hangi telefonlar Türk sayılır, bir telefon ya da bilgisayarın tam anlamıyla Türk olabilmesi için işlemcisinden piline, ekranından kılıfına kadar hangi parçalarının Türkiye’de üretilmesi gerektiğini bilmiyorum. Tek bildiğim bu şekilde giderse Türkiye’de daha az insanın internete girmesi, daha az bilgisayar satılması söz konusu olabilir.

Vestel ve arkadaşları kurtuluş mücadelesi başlatıyor

Vestel ve Türkiye’de telefon ürettiğini iddia eden şirketler, devlete bir şikayet dilekçesi vermiş. Bu yabancı telefonlar bizi şaşatmıyor, gereğini yapın diyorlar. Konuyu TKNLJ formatında maddelerle inceleyelim:

  • Başvurunun adı bile çok enteresan: ALICISI BULUNAN VERİCİ PORTATİF (CELLULAR) TELSİZ TELEFON CİHAZLARI İTHALATINDA KORUNMA ÖNLEMİ UYGULANMASINA YÖNELİK BAŞVURU
  • Başvuran ana firma Vestel ve diğerleri ise şöyle sıralanıyor: Telpa Telekomünikasyon Ticaret A.Ş., NCB Telekomünikasyon İletişim San. Tic. Ltd. Şti., Ova Elektronik İletişim San. ve Tic. A.Ş., Erkayasan Telekomünikasyon Elektronik Otomotiv Tekstil İnşaat Yapı Malzemeleri San. ve Tic. Ltd. Şti.
  • Erkayasan şirketinin isminde olan inşaat, otomotiv ve tekstil sizi şaşırtmasın sadece telefon konusunda şikayet ediyor. Ama bizim tüm Türk firmaları gibi her şeyi yapabiliyor onlar
  • Başvuru bize Vestel’in ne kadar güzel işler yaptığını, ne zaman kurulduğunu filan anlatıp bize bir altlık yapıyor. Yani öyle ki “bu kadar güzel işler yapan bir firmanın telefonlarını satmayı nasıl engellersiniz hain köpekler” diyesi geliyor insanın, gözlerine yaş doluyor.
  • Vestel ve arkadaşları diyorlar ki bu yabancı şirketler sattıkça bize zarar geliyor iyisi mi devletimiz bizi korusun. Ama nasıl koruyacağına dair bir istek ve öneri bulamadım.

Cumhurbaşkanı teknolojiye ne kadar karışmalı?

Cumhurbaşkanı dedi ki:

“İnsanlar o marka telefonu alabilmek için gece dahi saatlerce kuyrukta bekliyorlar. bu marka her yıl model çıkardığı halde, modeller arasında çok büyük farklılıklar da yok ha, bunu da söyleyeyim. Tanınmışlık sayesinde bu uzun kuyrukları oluşturabiliyorlar. burada birçok arkadaşımız da bunu biliyor. aslında satılan telefon değil, satılan o telefonun markası. “bak yenisini aldım” bu.

Bu demeç gerçekten de Türk tarihinin en ilginç yaklaşımlarından biri. Çünkü Cumhurbaşkanı gözle görülür bir biçimde girmemesi gereken bir konuya giriyor, açık bir biçimde bilmediği konuda konuşuyor ve net bir biçimde haddini aşıyor.

Cumhurbaşkanı milli eğitim konusunda konuşabilir, ulaştırmadan dem vurabilir, çocuk psikolojisini bildiğini iddia edip bu konuda ahkam kesebilir ve hatta teknoloji konusunda derinliği olan ya da olmayan şeyleri dile getirebilir.

Ama cumhurbaşkanı bir markayı hedef alarak konuşma yapamaz. Çünkü cumhurbaşkanı memleketinin tüm insanlarına aynı uzaklıkta olduğu gibi (bizim cumhurbaşkanımızın herkese aynı uzaklıkta olduğunu değil olması gerekeni söylüyorum) tüm markalara da aynı uzaklıkta olmalıdır.

Olaya teknoloji gözüyle bakmayın. Marka markadır… Mesela Nuh’un Ankara makarnasını yemeyin o çok lapa oluyor diyemez. Tat konserve yemeyin onun doğallığından şüphelerim  var diyemez. Nova City’de oturmayın orasının ulaşımı kötü diyemez. LG Televizyon almayın onun renkleri kötü diyemez…

Çünkü cumhurbaşkanı herkese ve kurumsal yapılara aynı uzaklıktadır.

Çünkü cumhurbaşkanının cumhur idaresi gibi çok fazla ve ulvi işleri vardır.

Çünkü cumhurbaşkanı eğer bir sorun görmüşse bunu rapor eder ve bunu çözecek devlet erkanı vardır.

Çünkü cumhurbaşkanı “atıp tutamaz”…

Neden biliyor musunuz?

Çünkü birisi çıkıp derse ki “sana ne isteyen istediği kuyrukta bekler, ne anladın modeller arasında çok büyük farklılık olmadığını A7 ile A8 işlemciyi karşılaştıracak bir yetenğin oldu mu hiç hayatında, 4,7 inç ile 5,5 inç arasındaki farklı parmaklarını açarak gösterebilir misin”…

Burada çirkin konumda olan sadece cumhurbaşkanı değil onun temsil ettiği iddia edilen devlet olur.

Eğer etrafında akıllı bir danışan varsa ona sus artık desin. Eğer yoksa bizi dinlesin, sussun…

5 milyonu duyan 17 firma “ben telefon yaparım” dedi

TÜBİTAK çok enteresan bir açıklama yaparak Türkiye’nin içinde bulunduğu acıklı durumun haritasını verdi.

Hatırlanacağı gibi hükümet ülkenin trilyon dolarlık petrol alımından, silah alımından doğan açıkları telefon ve tabletlere yüklemeye çalıştılar. Sonrasında “acaba biz ülke olarak kendi telefonumuzu yapabilir miyiz” diye sordular. Sonra biz Türk telefonu ürettik diyen şirketler çıktı ortaya. Çin’de birleştirilip birleştirilip ütsüne Türk yazılıp bize gönderilmiş ürünlerdi bunlar. Biz yemedik ama yiyenler mutlaka olmuştur.

Arada çok enteresan bir çıkış oldu ve TÜBİTAK kanalıyla dendi ki “kendi telefonumuzu üretme konusunda adım atacak kurumlara 5 milyon TL’ye kadar kredi verilecek”… Bir anda 17 tane şirket çıktı ortaya ve bu krediye başvurdu.

Dedik ki vay be demek ki bizim tek eksiğimiz 5 milyon liraymış. Dünyanın 25 yılda yakaladığı cep telefonu trendini bizim çözmemiz ve kendi telefonumuzu üretmemiz için ihtiyaç duyulan paraymış meğer… Türk telefonu yaparız deyince ne kadarını Türk yapacaklarını bir tartışalım: Acaba pil mi yapacaklar, işlemci mi? Ekran mı? Saklama alanı mı? Kılıf mı?

Bunların hangilerini yapınca telefonlar Türk olacak?

Toplam başvuruların istediği ücret 32 milyon liranın üstünde olmuş. Yürü be Türk telefonu kim tutar seni? Kork bizden LG, Samsung, iPhone ve Nokia… Türkler geliyor 5 milyon liraya…

Nokia’nın yeni genel müdürünü zor günler bekliyor

Nokia’nın yeni genel müdürü haberi duygusal bir toplantıyla gazetecilerle birinci ağızdan paylaşıldı ve Sertaç Şener oldu. Sertaç Şener, 1999’da Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi bölümünden mezun oldu. Mobil iletişim sektöründe yaklaşık 15 senelik bir deneyime sahip. 2000-2010 seneleri arasında Nokia’da yerel ve bölgesel pozisyonlarda  pazarlama ve satış alanlarında görev yaptı.

Peki Şener’i neler bekliyor? Gelin bunları TKNLJ formatında derinlemesine kurcalayalım:

  • Nokia geçtiğimiz hafta resmen Microsoft’un malı oldu. Bu anlamda globalde ve Türkiye’de çok ciddi yönetsel krizler çıkabilir. Bu iki firmanın içini de bildiğimden değil her birleşen şirketin içinde yaşandığını gördüğüm verilere dayanıyor. Kriz çıkar diyen değil çıkmaz diyen falcıdır bu anlamda…
  • Nokia giderek satışları düşn bir firma. Bu anlamda neredeyse son on yıldır ne bir rakam açıkladılar ne de buna yakın bir bilgi notu geçtiler. Bu anlamda iletişim işi çok zor olacak.
  • Yeni çıkan X serisi gibi telefolar bir yandan Microsoft’un malı ama diğer yandan Nokia’nın mevcut işletim sisemleriyle Android gerçeğine uzak kalmamaya çalışacak. Bunları açıklamak da zor olacak.
  • Eskilerin çok lider çok elit telefonu Nokia, son yıllarda ucuz telefonlarla piyasada tutunmaya çalıştı. Ancak artık akıllı telefonların da çok ucuzları var. Microsoft işletim sistemiyle ucuzda kalmak nasıl olacak hep birlikte göreceğiz.
  • Özellikle kamera ve görüntüleme sistemlerilye kendine çıkış arayan Nokia Apple’ın kendinden oluşan, Samsung e LG gibi telefonların çok kuvvetli iletişim gücü altında çok zor hareket edecek. Çünkü 2000’li yılların başında sahip olduğu pazarlama ve tanıtım bütçelerinden çok uzak bir tutum sergiliyor.

Sertaç, yıllardır yakından takip ettiğimiz sıcak bir mobil dünya çalışanı. Genel müdürlük için çok zor bir zamanı seçti. Hayırlısı diyelim…

5C, iPhone’un “mantık dışı ürün” olduğunu kanıtladı

Bu aralar çok fazla “ben dememiş miydim” haberi çıkıyor basına. iPhone’un 5C satış oranlarıyla ilgili haber de bunlardan biri…

Gazetelere yansıyan habere göre Apple’ın CEO’su Tim Cook, yaptığı bir açıklamada, Apple’ın ucuz iPhone konusundaki planlarının çok ters gittiğini ve istediklerini bulamadıklarını itiraf etti. Tim Cook’a göre, en az 55 milyon adet satmayı planladıkları iPhone 5C’nin 51 milyonda kalması büyük bir başarısızlık. İnsanlar iPhone 5C’ye ilgi göstermezken, iPhone 5S için kuyruklara girdiler. Üretim talebe yetişmez oldu.

Tim Cook bunu ‘a göre bunun en önemli nedeni de iPhone 5S’de kullandıkları ekstra yeniliklermiş. İnsanlar uzun zamandır bekledikleri yenilikleri bırakmak için 100 dolar eksik vermeye razı değiller.

Bu bizi “ben demiştim” dediğim hoktaya getiriyor. iPhone fiyatı için alınan bir ürün değil. Steve Jobs yarattığı her üründe bunu çok iyi gördü. Ama altından gelen kadro onun yerini dolduramadığı için bunun farkına varamadı. İnsanlar minik bir tık yukarı da olsa yeni ürüne para vermeyi, hala çok iyi alet olan bir önceki telefonu bırakmayı göze alıyor.

Ucuz olsun da iPhone olsun diye bir seçenek yok Apple’ın önünde. Apple her daim daha iyisini çıkarmak zorunda. Çünkü Apple kullanıcıları özelliklerine bakarak telefon almayı seçseydi Samsung alırdı, LG alırdı, ucuza gitseydi Huawei alırdı.

Artık bunu anlamak için Steve Jobs olmaya gerek yok.

Bu tezimi kanıtladım ya… Artık ölmem ben.

Fırtına giyilebilir halde geliyor

Bülent Yılmaz
Bu aralar ülkemizde başka fırtınalar beklense de asıl fırtına Las Vegas’daki CES Fuarı’nda kopuyor diyebiliriz.
Önceki yazımızda CES’de takip edilmesi gereken 5 konu başlığını paylaşırken giyilebilir teknolojilere ayrı bir başlık açmıştık.LG konuda bizi yanıltmadı ve bu alana giren bir başka üretici firma oldu. Sadece bununla da kalmadı, bükümlü ekrana sahip G-Flex akıllı telefonunu ve Akıllı TV’lerde kullanılana WebOS işletim sistemine ilişkin planlarını da paylaştı.
LG ilk olarak LifeBand adını verdiği akıllı bileklik ürününü lanse etti. Spor, fiziksel bir egzersiz yaparken vücut fonksiyonlarınıza ilişkin verileri toplayan bu ürün ile LG’de giyilebilir teknolojisi alanına girmiş oldu. Ayrıca LifeBand ürünü ile birlikte çalışan Heart Rate Earphone kulaklıklar sayesinde kalp atış hızını da ölçebiliyor.
Akıllı Telefon tarafında ise bükümlü ekrana sahip G Flex’in tanıtımı yapıldı. Ekranın sadece uçlarından bükümlü olması da ne işe yarar demeyin ! LG, bu özellik sayesinde daha iyi görüntü, daha iyi ses ve daha ergonomik bir tutuşun sağlandığını ifade ediyor. Özellike konuşma ve müzik sesi kalitesinde önemli bir artış sağladıklarını ve bu inovatif özelliklerle pazarı etkileyeceklerini düşünüyorlar. G Flex yılın ilk çeyreği sonunda Amerika pazarında satışa sunulacak.
TV tarafında ise geçtiğimiz Mart ayında HP’den satın aldıkları WebOS işletim sistemini daha da geliştirdiklerini ve bu sayede kullanıcıların akıllı televizyon deneyimlerini zengileştirdiklerini söylediler. Bu esnada Netflix CEO’su da sahneye çıkarak 4K içerik programlaması konusunda WebOS işletim sistemine destek vereceklerini açıkladı.
Son olarak LG, WhatsApp gibi çok yaygın kullanılan başka bir anlık mesajlaşma uygulaması LINE ile işbirliği yaptıklarını açıkladı. HomeChat adı verilen LINE uygulaması ile tüketiciler evlerindeki akıllı cihazlarını (buzdolabı, bulaşık makinesi vb) uzaktan kontrol edebilecekler.

Eğer seni takip etmezsem o televizyonu kullanamazsın

Akıllı televizyonlar yeni ev konseptimizin en iyi parçalarından biri. Bilgisayar açmamıza gerek bile bırakmadan evin içinde internete girmemizi sağlar, internetten filmleri alıp bize getirir, Youtube seyretmemizi sağlar ve hatta oyun oynamamızda bize yardımcı olur.

Yeni akıllı televizyonlarının en ilginç yönlerinden biri de henüz tüm kullanım alanlarının tam anlamıyla ortaya çıkarılamamış olması. Eskiden olsa televizyonların evimizin neresinde durduğu, üstüne ne kadar ışı geldiği, sesinini ne kadar açık kalacağı gibi bilgiler ezberden tüm sektör tarafından bilinirdi. Ama akıllı televizyonlar tüm oyunu baştan sona değiştirtti ve yeni düzende minicik de olsa bir yenilik yakalayanlar muhtemelen gelecek nesilin şampiyon televizyon satıcısı olacak… Olabilir…

Ama televizyon firmaları bu işin suyunu çıkarmış durumda. Bir dostum bana LG ile ilgili yaşadığı sorunu göndermiş. LG önüne uzun uzun bir kullanım şartı çıkarmış. Eğer bu şartları kabul etmezseniz, televizyonun hemen hiçbir şeyini kullanamıyorsunuz.

Nedir bu şartlar gelin bakalım:

  • Sizden kişisel tanımlanabilir bilgi ve kişiyle eşleştirilemez bilgi toplanıyor.
  • Örneğin ne zaman LG kullanarak bir şey satın alsanız, isminizi ve adresinizi, e-postanızı verseniz sizin bu bilgileriniz tanımlanabilir olarak hemen cepleniyor ve LG karargahında sizin hanenizde saklanıyor. Hatta bu bilgiler sizin her yaptığınız işin ardından aynı isim üstünde giderek zenginleştiriliyor. Sizin hakkınızda bildiğiniz dosya tutuyorlar işte
  • Tanımlanamayan bilgi aslında IP adresiyle bağlantılı olan çerezle ilgili şeyler. Burada tüm kavramlar hukuk metni okumamış biri için birbirine giriyor. Arada çok acayip bir laf ediyor LG: B bilgileri sitemizi ziyaret eden kullanıcılardan topluyoruz. Almamızı istemiyorsan sitemize girme… ALLAH ALLAH!
  • Tanımlamanabilir bilgileri bizimle ilgili reklam gösterimi vs. alanında kullanmak istiyor LG ama tanımlanamaz bilgileri kanun neye izin verirse, Allah ne verdiyse sonuna kadar kullanmakta kararlı.
  • Bizden bir şey satın alırsanız bunları size daha iyi hizmet verilmesi amacıyla hatta promosyon ve tanıtım amaçlı üçüncü kişilerle paylaşırız diyor LG…
  • Sizin daha iyi hizmet almanız için kişisel bilgilerinizi başkalarına veya Kore’deki ana şirkete vermek zorunda kalabiliriz diyor LG. Zorunda kalmak?

İnternet LG’nin bu tuhaf isteklerini eleştiren insanlarla dolu. Tüketici kanunu imzadan geçmiş ve 6 ay sonra yürürlüğe girecekken içinde bununla ilgili bir tüketici koruması görmedim. Ben televizyona para veriyorsam onu her şekilde kullanmak için veririm. Ben televizyonumu başkalarına bilgi vermeden de kullanabilmeliyim. Ben bilgilerimi Kore’ye gönderilmesi onayını vermeden de televizyonumu kullanabilmeliyim. =

Bana zorunlu olarak al bilgilerimi istediğin gibi kullan modu işaretlettiremezsiniz. Böyle bir hakkınız yok. Hele benim bilgilerimi güya bana daha iyi hizmet verilsin diye promosyon amaçlı başkalarıyla paylaşmak sizin haddiniz değil.

Olmaz olsun böyle teknoloji ve bunu engellemeye dahi çalışmayan kanunlar…

LG ve Google’ın yeni Nexus’u duyuruldu

LG ve Google birleşerek Android 4.4, KitKat işletim sistemli en ince ve en hızlı akıllı telefon Google Nexus’u pazara sundu. 5 inçlik Full HD IPS ekranı ile Nexus 5, 16 GB ve 32 GB’lık alternatifleri ile piyasaya sürülüyor.

İlk defa LG G2’de sunulan optik görüntü sabitleyici özelliği Nexus 5, 8 MP kameraya sahip ve karanlık ortamlarda çekim yapma olanağı tanıyor. Photo Sphere özelliği taşıyan ürün aynı zamanda, bir dizi fotoğrafı art arda çekip 360 derecelik bir deneyime çevirebiliyor. HDR+ modu ile Nexus 5, anında birçok fotoğraf çekerek bu görselleri tek bir karede birleştiriyor, ışık ve gölge ile şekillendiriyor.

Nexus 5, dünyanın ilk Android 4.4 KitKat işletim sistemli telefonu olma özelliğine sahip. SnapdragonTM 800 işlemcisi ve 4G/LTE ile Nexus 5, daha hızlı dokunma teknolojisi sunan 445 ppi Full HD IPS ekranı ile dış mekanda da daha rahat görüntüleme ve net bir görüntü kalitesi elde etme olanağı sunuyor.

Nexus 5, Gmail, Chrome, Ajanda, Haritalar, Drive ve Hangouts ile kullanıcılarının hayatlarını kolaylaştırıyor. Telefonla Google Play’deki milyonlarca uygulama, oyun, kitap ve müzik gibi içeriklere erişmek de çok basit. Siyah ve beyaz renk alternatifleri bulunan Nexus 5, Avrupa, Orta ve Güney Amerika, Asya, Bağımsız Devletler Topluluğu Bölgesi ve Ortadoğu’da Kasım ortasında satışa sunulacak.

Teknik Özellikleri:

İşlemci: Qualcomm® Snapdragon 800 (2.26GHz Quad-Core Krait CPU)
İşletim Sistemi: Android 4.4, KitKat®
Ekran: 5 inç (gerçek 4.95 inç) Full HD IPS (1920 x 1080 piksels)
Network: CDMA/1xRTT/EVDO, GSM/GPRS/EDGE, WCDMA/HSPA+, LTE
Hafıza: 32GB / 16GB
RAM: 2GB
Kamera: Arka 8.0MP – OIS / Ön1.3MP HD
Pil: 2,300mAh Li-Polymer (Gömülü)
Boyut: 137.84 x 69.17 x 8.59mm
Ağırlık: 130g
Diğer: Kablosuz şarj, NFC

Arkadan tuşlu LG G2 Eylül’de Türkiye’de

LG’nin yeni akıllı telefonu G2’nin dünya tanıtımı New York’ta gerçekleştirildi.

Diğer akıllı telefonlardan farklı olarak G2’nin tuşları ürünün arka kısmına yer alıyor. Akıllı telefon sektöründe bir ilke imza atan G2’nin yan tarafında herhangi bir tuş bulunmuyor, böylelikle kullanımda kolaylık sunuluyor. Arka tuşa basılı tutulduğunda, QuickMemo, kamera ve not alma özelliklerinden daha kolay şekilde faydalanılıyor. Bunun yanı sıra, G2’nun açma/kapama tuşu telefonu kaldırmadan da rahatlıkla kullanılabiliyor. KnockON ile ekrana hafifçe vurarak ürün açılabiliyor.

LG G2, 5.2 Full HD ekrana sahip. LG’nin Dual Routing teknolojisi ürünün 2.65 mm’lik inceliğe sahip olmasını sağlıyor. IPS teknolojisi ise üstün görüntü kalitesi sunuyor. Öte yandan LG G2’nin Graphic RAM’i (GRAM) yüzde 26 oranında ekran enerjisini azaltarak kullanımı yüzde 10 dolayında artırma başarısını gösteriyor. Ürünün 3,000mAh pili, tüm gün boyunca kesintisiz kullanıma olanak tanıyor.

LG G2’de bulunan Optical Image Stabilizer (OIS) teknolojisi hareket halindeki görüntülerin bile daha net, parlak ve canlı olmasını sağlıyor. OIS teknolojisine sahip birçok fotoğraf makinesi 4MP ile 8MP arası çözünürlük sunarken LG G2 13MP fotoğraf makinesiyle dikkat çekiyor. Ayrıca Super Resolution ve Multi-point AF özellikleri fotoğraf karesindeki tüm nesnelerin odak noktasında kalmasına destek oluyor.

Son yıllarda akıllı telefonlarda daha üstün ses özelliğine yönelik tüketici talebinde artış görülüyor. TV dizileri, filmler ve oyunlar gibi eğlence unsurlarının akıllı telefonlarda bir araya gelmesi görüntü kadar sesin de yüksek kalitede olma zorunluluğu yaratıyor. LG G2, bir CD’den çok daha üstün, stüdyo kalitesinde 24 bit/192kHz Hi-Fi playback sese sahip. Bu da kullanıcıların, daha önce bir akıllı telefonda görmedikleri gerçek ses performansına sahit olmaları anlamına geliyor.

LG G2, kullanıcı deneyimini maksimuma çıkaran bir dizi popular özelliğe sahip. Bunlar, kullanıcı telefonu kullağına götürürken cihazın otomatik şekilde açılmasını sağlayan Answer Me, birden fazla cihazı kumanda eden QuickRemote, kulaklık veya USB kablosu telefona bağlandığında farklı seçenekleri kullanıcıya sunan Plug & Pop, mesajlardaki önemli bilgileri hafızasına alıp aramada kullanılmasını sağlayan Text Link, üç parmak yardımıyla birden fazla işlemi yapabilen Slide Aside ve kullanıcının kişisel bilgilerini koruma altına alan Guest Mode.

LG G2, akıllı telefon deneyimini benzersiz bir seviyeye taşıyan, etkileyici grafik özellikleriyle göz dolduran ve pil ömrüyle fark yaratan mobil çipset Qualcomm Snapdragon 800 işlemciye sahip. LG’nin uzun bir süredir akıllı cep telefonlarına yönelik olarak Qualcomm ile işbirliği bulunuyor.

LG G2’nin Eylül ayında Türkiye’ye gelmesi bekleniyor.

Teknik Özellikler:
İşlemci: 2.26GHz Quad-Core Qualcomm Snapdragon 800
Ekran: 5.2-inç Full HD IPS (1080 x 1920 piksel/ 423 ppi)
Hafıza: 16GB
RAM: 2GB LPDDR3 800MHz
Fotoğraf Makinesi: OIS’li arka 13.0MP / Ön 2.1MP
Pil: 3,000mAh
İşletim Sistemi: Android Jelly Bean 4.2.2
Ebat: 138.5 x 70.9 x 8.9mm
Renkler: Siyah / Beyaz