P40 odağına netliği aldı

Fotoğrafı çekilen kişi, manzara, olay veya obje net olmadığı sürece, ortaya çıkan fotoğrafın diğer özelliklerinin bir pek bir önemi kalmıyor. Her zaman daha net, daha anlaşılır, anlam ifade eden fotoğraflar peşinde insanlığın 200 yıla yaklaşan fotoğrafçılık serüveninde Huawei, mobil cihaz fotoğrafçılığı için netliği ve odaklanmayı artık bir sorun olmaktan çıkarttı. Ancak, teknolojinin bu noktaya gelmesi de hiç kolay olmadı.

Kontrast algılamalı oto odaklanma (CDAF)

Bir görüntü sensör aracılığıyla gerçek zamanlı olarak oluşturulur ve odağı belirlemek için, algılanan görüntünün maksimum kontrast noktası Görüntü Sinyali İşlemcisine (ISP) aktarılır. CDAF, lensin odak noktasını tekrar tekrar ayarlaması gerektiğinden nispeten daha yavaştır. Aynı zamanda, özellikle düşük ışık koşullarında, değişen aydınlatma durumlarında daha duyarlıdır.

Faz algılamalı oto odaklanma (PDAF)

Ana sensördeki renk algılayan bazı pikseller, PDAF’yi desteklemek için odak pikselleriyle değiştirilir. Otomatik netleme elde etmek için Lens hareketini kontrol ederek, faz farkı ortadan kaldırılır. PDAF’nin özellikleri arasında, sık lens hareketi gerektirmeden gelişmiş odaklama hızı ve hassasiyeti bulunuyor. Ancak, sınırlı sayıda odak pikselleri vardır ve tüm pikseller odaklanamaz.

Tam piksel çift faz algılamalı oto odaklanma

Çift PDAF’yi destekleyen sensörler, her bir pikselin bağımsız olarak PDAF gerçekleştirmesine olanak tanıyan iki fotodiyotla oluşturulmuş renk algılama pikselleri kullanıyor. Her piksel bir netleme pikseli olduğunda, düşük ışıklı veya hareketli fotoğraflar çekerken bile netleme süresi büyük ölçüde iyileştiriyor.

HUAWEI P40 Serisi, dünyanın ilk Full Pixel Octa PD Otomatik Odaklama özelliğini sunuyor

HUAWEI P40 Serisi, yüksek çözünürlük ve yüksek hızlı odaklama sunan 50MP HUAWEI Ultra Görüntü Sensörüne sahiptir. Her piksel, otomatik netlemeyi desteklemek için iki fotodiyot içermektedir. Varsayılan kamera modu, dört pikseli bir 2,44 mikrometre boyutunda bir süper piksele birleştirerek, her pikselin sekiz fotodiyotun otomatik odaklama amacıyla çalışmasını sağlayarak çok daha keskin odaklama sağlıyor:

  • Düşük ışıklı ortamlarda veya küçük nesnelere odaklanmada hızı ve doğruluğu artırıyor.
  • Sokak ve spor fotoğrafçılığına uygun hareketli nesneyi yakalamak için mükemmel bir araç.
  • Video çekimi sırasında sürekli odak izleme elde ediliyor.

HUAWEI P40, Full Pixel Octa PD AutoFocus’u desteklemenin yanı sıra, bir lazer sensör içeriyor. HUAWEI P40 Pro ve HUAWEI P40 Pro +, daha da net bir odak elde etmek için mesafeyi açıkça ölçebilen bir ToF kamera ile birlikte geliyor.

Otomatik odaklama (AF), kamera performansının temel bir parçası. Yalnızca kamera odağı nesneye hızlı ve doğru bir şekilde indirdiğinde net ve keskin fotoğraflar çekebilir. Ancak akıllı telefonlar daha yüksek çözünürlüklü sensörler alıyor ve tek piksel boyutu mevcut teknolojik sınırları zaten kırdı. Günümüzde birçok sensör artık Çift PDAF’ı desteklemiyor ve odaklama yeteneğinde bozulmaya neden oluyor.

Full Pixel Octa PD AutoFocus

HUAWEI P40 Serisi için HUAWEI Ultra Vision Sensörünü tasarlarken, Huawei, fotoğraf performansını etkileyebilecek üç temel faktörü, dinamik aralığı, gürültü azaltmayı ve odaklama hızını dikkate aldı. Loş ışık gibi zorlu aydınlatma ortamlarında daha hızlı Tam Piksel Octa PD Otomatik Netleme sağlamak için 2.44 mikrometre boyutunda piksel kullanır. HUAWEI P40 Pro için yaptığı incelemede DXOMARK şöyle yazıyor:

“Huawei’nin tüm piksellerde çift faz algılamalı yeni oto odaklama sistemi, testlerimizde olağanüstü bir iş çıkardı ve P40 Pro’nun otomatik netlemesini bugüne kadar test ettiğimiz diğer tüm cihazlardan daha iyi hale getirdi. Performans, aydınlık dış mekan sahnelerinden çok düşük ışığa kadar her koşulda kusursuzdu ve test kullanıcılarımız, gerçek hayat çekimlerinde veya laboratuvar testlerimizde otomatik netleme sorunları bulamadılar. Laboratuvarda otomatik odaklama çok hızlı ve tüm ışık koşullarında tutarlı bir şekilde doğru odaklanma sağladı. P40 Pro otomatik odaklama, fotoğraf makinesini odaktan çıkardıktan sonra hem kısa hem de uzun gecikmeler için anında ve çok güvenilir bir şekilde odağa kilitlendi.”

Huawei her şeye rağmen karını artırdı

Tüm endüstrilerin zorluklarla karşı karşıya olduğu günümüzde HUAWEI Tüketici Elektroniği Grubu, yoluna hız kesmeden devam ediyor. Üretim ve hizmetlerini aksatmayarak globalde bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla gelirlerini 2020 yılının ilk çeyreğinde yüzde 1,4 artırmayı başardı. Küresel akıllı telefon sevkiyatında dünya 2.’liğini koruyan HUAWEI, tüketici elektroniği satış gelirlerini yüzde 3,9 oranında artırdı.

HUAWEI Tüketici Elektroniği Grubu Türkiye Ülke Müdürü Seth Wang yaptığı açıklamada, “Hepimizin bildiği gibi, dünya son 2 ayda ciddi bir şekilde değişti. Hepimiz hayatlarımıza devam etmeye ve işimizi doğru bir şekilde yapmaya devam ediyoruz. Pandeminin ne Türkiye’de ne de küresel olarak markamızı ve hizmetlerimizi durdurmadığını söyleyebilirim. Tüketicilerimiz için zengin bir cihaz ve servis eko-sistemi oluşturmak için çok çalışmayı hiç bırakmadık. Örnek olarak, HUAWEI Çin’de pandemik dönemde satışlarını artıran tek şirketti” dedi.

Tüm endüstrinin karşı karşıya olduğu büyük dış zorluğa rağmen, HUAWEI istikrarlı bir büyüme sürdürüyor. Güncel IDC raporuna göre, 2020 yılının ilk çeyreğinde HUAWEI, yıllık yüzde 1,4 artışla 192,2 milyar CNY (25,7 milyar USD) gelir elde etti. Küresel tüketicilerin desteğiyle, HUAWEI’nin tüketici elektroniği satış gelirleri yüzde 3,9 büyüdü.

Ekosistem gelişiminde önemli atılımlar yapıldı. Mevcut ABD yönetiminin getirdiği kısıtlama ile karşı karşıya kalan HUAWEI, müşterilerine sürekli destek sağlamak için AppGallery’i geliştirdi. HUAWEI Mobil Servisleri’nin (HMS) aylık aktif kullanıcı sayısı yaklaşık yüzde 50 arttı ve ekosistem gelişiminde istikrarlı ve sağlıklı bir büyüme gösterdi.

Seth Wang, “İlerlemek için her zaman daha fazlası var, ancak doğru yolda olduğumuzu söyleyebilirim. Eklemem gereken önemli bir nokta var; Türkiye, HMS eko-sistemi ve AppGallery’i lokal anlamda geliştiren lider ülkelerden biridir. Yerel ekibimiz bunun için fazladan yol kat ediyor. Türkiye’de toplam pazar payı hedefimiz yüzde 30 ve bunun yüzde 20’sini ise AppGallery yani HMS destekli telefonlarımız oluşturuyor.

2020 yılının ilk çeyreğinde HUAWEI, küresel akıllı telefon sevkiyatında 2. sırada yer alırken Çin’de 1 numarayı korudu. HUAWEI, Çin pazarında yıldan yıla yüzde 6 oranı ile büyüme sağlayan tek üretici oldu. 8 milyondan fazla 5G akıllı telefonun sevkiyatıyla, HUAWEI’nin dünyanın önde gelen 5G cep telefonu tedarikçisi olma durumu tartışmasız bir şekilde korundu. Ayrıca, Süper Çözünürlüklü fotoğrafçılığa ve güçlü kameralara sahip yeni amiral gemisi telefonlardan oluşan HUAWEI P40 Serisi’ni piyasaya sürdü.

Seth Wang konuşmasını şöyle sürdürdü: “MATE XS, önemli bir kitlenin hayran kaldığı üst düzey HUAWEI ürünlerinden biri oldu. Bu ürün, Türkiye’de de büyük ilgi uyandırdı. Artık yerel müşteriler HUAWEI ürünlerini çok iyi biliyor. HUAWEI telefonlar sadece medya tüketen cihazlar değil, aynı zamanda üretim ve iş birliği için de kullanılabiliyor.

HUAWEI’nin PC grubu ürünleri de piyasadaki en ünlü ürünler arasına katıldı. HUAWEI 2019’dan beri Türkiye’de MateBook ürünlerini satmaya başladık. Artık Türkiye’de dizüstü bilgisayar pazarında ciddi atılımlar yapacak. MateBook serisi sadece HUAWEI Online Mağazası’nda değil, her yerde satılıyor; zincir teknoloji mağazalarından çevrimiçi e-ticaret web sitelerine kadar. Çoklu ekran iş birliği gibi ileri teknoloji özellikleri ile MateBook serimiz Türk kullanıcılar tarafından sıcak karşılandı.”

Seth Wang PC grubu konusunda yaptığı bilgilendirme sırasında “İlk iki hafta içinde ilk MateBook 15 stoklarımız tükendi. Ayrıca, HUAWEI MatePad Pro, cihazların kullanıcılarla ve birbirleriyle etkileşimini temelden değiştiren Çoklu Ekran Paylaşımı ve AppMultiplier gibi devrim niteliğinde yenilikler sunuyor. Yeni akıllı saatimiz HUAWEI WATCH GT 2e de Watch GT2’de olduğu gibi tüketicilerimizden büyük ilgi görmeye başladı” dedi.

HUAWEI, kullanıcılara farklı şekillerde ulaşmak için bazı yeni programlar başlattı. Online mağaza bu girişimin yeni sonuçlarından biri. Mart 2020’de açılan Online mağaza her gün daha çok sayıda kullanıcının sık sık ziyaret ettiği bir yer platform haline geldi. E-ticaret web sitesi yakında müşterilere 360 derece satış platformu sunacak. Tüm ürünler online mağazada bazı avantajlar ve promosyonlar ile tüketicilere sunuluyor.

Huawei yüksek teknolojinin fiyatını 3.400 TL’ye düşürdü

Tüketicilerin farklı ihtiyaçlarını gözeten Huawei, P smart Pro’nun otomatik pop-up selfie kamerası ve 6,59 inç Ultra Tam Görüş Ekranı ile tamamen çerçevesiz bir görsel deneyim yaratıyor. Kullanıcı odaklı üretilen akıllı telefon, farklı renk tonları ve benzersiz dokusu ile çekici bir kullanım deneyimi sunuyor.

48 megapiksel mobil fotoğrafçılık harikası

Ultra geniş açılı ve yapay zeka destekli 48 megapiksellik üçlü kamera sistemi, Huawei’nin düşük ışık fotoğrafçılığındaki gücünü kullanarak keskin detaylı çok yüksek kalitede fotoğraf çekimine imkan tanıyor. Huawei P smart Pro, bu olağanüstü özellikleri ile ileri seviye bir mobil fotoğrafçılık deneyimi sunuyor.

48 megapiksellik ana kamera, 8 megapiksellik ultra geniş açılı kamera ve 2 megapiksellik derinlik sensörü ile donatılan P smart Pro, f/1.8 diyafram genişliği ve 6 lensli tasarımı ile fotoğrafların netliğini ve kalitesini geliştiriyor.

8 megapiksellik ultra geniş açılı kamera, fotoğraf ve video çekerken 120 derecelik kadraj alanı sunarak, 78 derece olan standart lenslerin neredeyse iki katı alanı kullanıcının kaydetmesi için sunuyor. 2 megapiksellik derinlik sensörü ise profesyonel bokeh efekti ile özellikle portre çekimlerinin daha canlı olmasını sağlıyor.

Güçlü donanımının yanında yapay zeka ile de donatılan P smart Pro’nun yazılımı, çekilen fotoğrafları daha da geliştiriyor. Huawei AI algoritmaları ile güçlendirilen Multi-Frame Noise Reduction özelliğini barındıran çarpıcı gece modu, 6 saniyeye kadar elle çekilen gece fotoğraflarındaki kırmızı göz, gren veya bulanıklık gibi istenmeyen efektleri fotoğraftan otomatik olarak kaldırabiliyor. Huawei P smart Pro, Sahne Tanımlama algoritması ile mimari, gün doğumu, portre vs. gibi 500’den fazla sahneyi tanıyıp kamera ayarlarını buna göre optimize edebiliyor.

Ekran önünde çentik veya delikli tasarımları kullanmayan Huawei P smart Pro, 16 megapiksellik otomatik selfie pop-up kamerası ile de bu yapay zeka özelliklerini kullanabiliyor ve kullanıcısına AI arka ışıklandırma ve AI portre güzelleştirme gibi özellikler ile ideal selfie çekimleri yapabilmesine olanak sağlıyor.

Performans farkıyla öne çıkıyor

Huawei P smart Pro’nun 6,59 inç büyüklüğündeki Ultra Tam Görüş Ekranı 2340 x 1080 piksel çözünürlük sunuyor. 1500:1 karşıtlık oranı ile renkleri en keskin şekliyle görüntüleyebilen LCD erkan, ayrıca Göz Konforu Modu ile sağlıklı bir okuma deneyimi sunuyor. Zararlı mavi rengi süzme konusunda P smart Pro’nun ekranı aynı zamanda TÜV Rheinland tarafından sertifikalandırıldı.

Yüksek performanslı ve düşük enerji tüketimli Kirin 710F çipiyle donatılan Huawei P smart Pro, önceki Kirin 659 çipli modeller ile karşılaştırıldığında tek çekirdekte yüzde 75, çok çekirdekli işlemlerde de yüzde 68’e varan performans iyileştirmesine sahip. Huawei P smart Pro, 4000mAh kapasiteli pilinin yanında, 6GB RAM ve 128GB depolama alanı sunuyor.

Sahibinden satılık 5G rekoru

Bir basın bülteni geldi. Üstünde “Türk Telekom’dan gerçek 5G denemesinde
dünya hız rekoru” yazıyordu. Büyük bir ihtimalle ülke basınının büyük bir kısmı bunu alıp sorgusuz sualsiz kullanacaktı. Niye? Çünkü 5G geleceğin teknolojisi. Niye? Çünkü Türk Telekom güzel reklam veren… Size de çıkabilir.

Gelelim bültenin içeriğine ve neden olduğu gibi girmemesi gerektiğine. Maddeler halinde TKNLJ formatında sıralayalım:

  • 5G denemesi ne demek? Ülkenizde 5G gelmesi muhtemelen zamanlara yaklaştığımızın ve bunun için artık son dokunuşların yapılması demek. Ülkemize 5G gelecek mi? 2020 yılında değil. Çünkü ihale şartnamesinin çıkarılması, kurumların harekete geçmesi, deneme süreci ve başlangıç için minimum 18 ay gerekiyor. 3G ve 4G bunun göstergesi.
  • 5G denemesini kiminle yapıyorsunuz? Huawei ile. Mesela bu şu anlama mı geliyor: Sizin kurulu bir sisteminiz, 5G konusunda bir iki ekipmanınız eksik onun için Huawei’yi mi çağırıyorsunuz? Hayır. Huawei’nin bir test kiti var. Getirip onu size takıyor. Siz de testlerinizi bunun üstünden yapıyorsunuz.
  • Rekor gerçekten var mı? Ben çok fazla 5G test haberi okuyorum bu aralar yabancı basından. Bu rakamların benzerlerini herkes dile getiriyor.
  • Diyelim ki rekor var. Bu nasıl olur ki? Yani Paris’te bu aletlerle deneme yaptılar… 2,7 çıktı İstanbul’da yapınca neden 2,9 çıksın? Alet mi yükseltildi? İstanbul’un deniz kıyısında olması basıncı artırıyor o yüzden data daha hızlı mı gidiyor? O sırada orada olan bir Türk mühendis “bir dakika şu kırmızı kabloyla mavinin yerini neden değiştirmiyoruz ki” mi dedi? Ne yani?

Peki bu test nasıl yapılmış? Türk Telekom’un Ümraniye Teknopark Mobil Şebeke Test Merkezinde Huawei ile kurduğu uluslararası 3GPP standartları ile uyumlu canlı 5G test şebekesi üzerinde gerçekleştirdiği bu deneme ile 3.5 GHz frekansında 2 adet 100MHz’lik bant genişliğine sahip taşıyıcı kullanılmış. Deneme sonucunda, içerisinde Türk Telekom 5G uyumlu SIM kartı bulunan,  3GPP Standartları ile uyumlu olan ve ticari olarak kullanılmaya başlanan Huawei Mate 20 X 5G akıllı telefonu ile en yüksek 5G hızına ulaşılmış.

Bundan sonra ne olması bekleniyor? Bunları da TKNLJ formatında kurcalayalım isterseniz:

  • İsveç firmaları “biz bu kadar uğraştık bu kadar para harcadık rekoru Mate 20 X ile deney yapan Türk Telekom’a kaptırdık bundan böyle bir şey geliştirmiyoruz” diyecekler
  • 5G konusunu Türkiye gündemine getirsek mi getirmesek mi diye düşünen BTK, “Türk Telekom rekor kırmış. Belli ki 5G konusuna herkes çok meraklı o zaman bir an önce 5G ihale süreçlerini başlatayım” diyecek.
  • Ulaştırma Bakanlığı, Türkiye’de rekorlar kırılıyor. Ama operatörlerin bu işe verecek parası olmayabilir. Madem öyle yeni frekansları bila bedel verelim de 5G’de gönüllerince yeni rekorlar kırsınlar” diyecek.
  • Huawei, “dünyanın her yarinde bu kadar deneme yaptık, fakat rekor kırmak Türk Telekom ile yaptığımız çalışmalara kısmet oldu. O zaman bundan sonra tüm dünya Ar-Ge çalışmalarımızı burada yürütelim” diyecek.

Hiç saklamaya çalışmayacağım. Bu tür bültenler beni çok geriyor.

Bu arada 4G ilk kez ülke gündemine girdiğinde Türk Telekom bir gigabit, yani bin megabit hızında 4G hizmet verdiğini söylemişti. Hemen almak istediğimi iletmiştim. Bazı yerlerde demişti. Adresi sorduğumda bazı telefonlarla demişti. Sonra da ortadan kalktı bu konu. Yani 5G ile 2,9 gigabit hızında internet hızına erişilmiş olması gerçek olsa bile bizim işimize yarayan bir şey olmayacak.

Cepler, depremin üstünden 14 saat geçmeden gelsin yeter

İşte son on yılda cep telefonu satışlarının değişimi

Türkiye’de en önemli polemik konularından biridir cep telefonu satış rakamları. Biz genelde bu rakamları sorduğumuzda hemen hiçbir cep telefonu üretici, ihracatçı veya satıcısı bize bunları vermez. Ama bu verilerin bize sunulmaması bunların bir yerlerden bulunamayacağı anlamına gelmiyor. Daha önce 15 Temmuz 2016’da sosyal medyanın nasım kullanıldığını anlattığım yazıda kaynak olarak kullandığım StatCounter değişik istatistikler veriyor. Ben cep telefonu kullanım istatistiklerini oradan aldım.

Bu kurum bu istatistikleri nasıl ediniyor, hangi araçları kullanıyor bilmiyorum. Türkiye verilerinin güvenilir olup olmadıklarını da bilmiyorum ama bildiğim birkaç dünya ülkesinin verileri açık kaynaklarda sunulanlarla paralel gidiyor. Yani dünyada yalan söylemeyip Türkiye’de yalan söylediklerini düşünmek çok saçma… Dünya, kıtalar ve ülkeler özelinde en uç marka telefonlara kadar yüzdesel olarak satış rakamları bu site tarafından veriliyor. Ben de buradan sizler için birkaç veri çıkardım.

İlk veri seti 2010-2019 yılları arasında Türkiye’de satılan markaları incelememizi sağladı. 2010 yılının başında Türkiye’nin lideri Nokia imiş. 2010 yılında yüzde 67 olan pazar payı 2019 yılında yüzde 0,62’ye düşmüş. 2013 yılında Nokia piyasadan öylesine silinmiş ki üstüne bir değil iki ayrı şirket çıkmış: Samsung ve Apple.

2012 yılında yüzde 28 pazar payına sahip Samsung 2013 yılında yüzde 45 bandına gelmiş. 2019 yılında yüzde 53’e gelmiş ama genelde 2012 yılında yaptığı zıplamayla karşılaştırıldığında yatay bir seyir izlemiş.

Apple Türkiye’de hep düz bir çizgide yer almış. En fazla yüzde 19 olmuş en az yüzde 16. Çıkardığı sese bakıldığında daha fazla satıyormuş izlenimi uyandırsa da çok belli bir kullanıcı kitlesi olduğu çok bariz.

Son yıllara baktığımızda en dikkat çekici oranı Huawei’de görüyoruz. Bir yıl içinde neredeyse iki kat büyüyüp yüzde 4,5’tan 9’a çıkmayı başarmış. Bir anda üçüncü büyük cihaz haline dönüşmüş.

Dördüncü sırada ise yüzde 5 civarı ile General Mobile var. Ne yazık ki Türk üreticileri verdikleri imaj kadar iyi değiller sıralamada. Vestel yüzde 1,89, Casper 1,17… Turkcell ve Vodafone markalı telefonların toplamı da hemen hemen yüzde 1 yapıyor. Vestel 10 sene içinde en fazla yüzde 1,95 olmuş.

2019 verilerini detaylı incelemek isteyenler için…

Gelelim dünya verilerine…

Huawei’nin yeni işletim sisteminin adı Harmony olacak

Huawei, Trump’ın engelleme hamlesi ve Google’ın attığı adımların ardından yeni çıkaracağını duyurduğu mobil işletim sistemi için çalışmalarının sonuna geldi.

Basında çıkan haberlere göre, Huawei Avrupa’da kendi marka işletim sistemi için “Harmony” adını tescil ettirdi. Ark OS ve Hong Meng olarak da adlandırılan Huawei’nin kendi işletim sistemi, şirketin ABD’de tekrar tekrar yasaklanmasının Google’ın Android işletim sistemine erişimini etkilemeye devam etmesi durumunda hızlıca devreye alınacak.

Huawei’nin tercihi, cep telefonlarının ve tabletlerinin Android hizmetlerini kullanmaya devam etmesini sağlamakla birlikte, Başkan Trump, Çin ile olan ticari görüşmelerinde kaldıraç sağlamak için Huawei yasağını kullanma kararı, şirketi kendi işletim sisteminin gelişimini hızlandırmaya zorladı .

Fransız haber sitesi Le Point ile yaptığı röportajda Huawei’nin kurucusu Ren Zhengfei, şirketinin yeni işletim sisteminin piyasaya sürüldüğünde Android’den yüzde 60 daha hızlı olacağını söyledi.

Zhengfei, Huawei’nin şu anda uygulama satın alımları için Android tabanlı bir platform olan Google Play Store’a karşı geçerli bir alternatifi olmadığını, ancak şirketin bu aşamada kendisine açık olan tüm seçenekleri düşündüğünü de dile getirdi.

Google teknolojinin neferi değil Trump’ın finosuymuş meğer

Trump ABD’nin iç işleyişinde ve küresel ticaret savaşlarında Huawei’yi kendine başlangıç hedefi olarak seçti. Şirketin sahibinin kızını uçaktan aldırıp hapse attırdı, dünyanın diğer ülkelerine Huawei ile çalışan bana gelmesin dedi, AB ülkeleri üstündeki gücünü Huawei kullanmamalarına telkin için kullandı.

Ama bunların hiçbir yetmedi, bir de ülkesinin topraklarından çıkan en önemli gücü olan Google’ı devreye soktu. Google, bizim her zaman eleştirdiğimiz gereğinden fazla yükselmiş olan gücünü haksız bir biçimde Huawei üstünde kullandı.

Google dedi ki mevcut telefonları etkilemeyecek ama bundan böyle çıkacak olan telefonlarda Android güncelleme ve birçok hizmete erişmeye kısıtlama gelecek.

Bundan sonrasını TKNLJ formatında sorgulayarak sürdürelim:

Vodafone köyden şehire indi: TechCity 2.0

Vodafone akıllı köy hareketi başlatmıştı. Böylece tarımı ve köy hayatının daha iyi hale gelmesi için deneyler ve herkesin işine yarayacak adımlar atacaktı. Ardından bunu bir adım ileri götürerek köy hayatının dışında, şehirlerde de bir hayat olduğunu ortaya koydu ve şehir hayatını incelemeye başladı.

Huawei ve Vodafone Türkiye, TechCity2.0 Projesini İstanbul’da başlattı. Bu yeni proje, Türkiye’nin dijitalleşmesine öncülük eden, hem gelecek teknolojilerdeki liderliğini hem de dikey yapıyı ve toplumsal değerleri geliştiren Vodafone Türkiye ile her iki tarafın da daha geniş bir işbirliği yapmasını sağlayacak.

TechCity2.0 Projesi ile her iki şirket de sadece yeni teknolojileri sağlamak ve bunları ticari olarak devreye almak için işbirliği yapmayı sürdürmekle kalmayacak; aynı zamanda çeşitli teknoloji ve çözüm kümeleri sunarak ticari başarı ve sosyal değerlerin gelişmesini sağlayacak. Proje anlaşması, Vodafone Türkiye CEO’su Colman Deegan ve Huawei Orta Asya ve Kafkasya Bölge Başkanı James Chen tarafından imzalandı. İstanbul, Mayıs 2016’da dünyanın önde gelen 14 Teknokent’inden (TechCity) biri seçilmişti. Proje, İstanbul’daki megakent sorunlarına çözümler üretiyor; yenilikçi teknoloji ve hizmetler sunarak hayatı kolaylaştırarak, iletişim deneyimini geliştiriyor.

TechCity projesi geçen yıl bazı ileri teknolojileri Türkiye’de başarıyla devreye soktu. Vodafone Türkiye sponsorluğundaki Beşiktaş stadyumunda TechCity projesi kapsamında 4*4 MIMO ve CRAN teknolojisi kullanıldı. Bu sayede stadyumu dolduran binlerce kişiye mükemmel bir kapasite ve hız sağlandı. Stadyumun mağazasında, Huawei Lampsite baz istasyonuyla dünyanın ilk ticari lisanslı ve lisanssız bantlarını (LAA 3CC) birleştiren (LAA CC) teknolojisi kullanılarak 400Mbps hızlarına ulaşıldı. Kapsama alanı ve kapasiteyi artırmak için DRAN ve Easy Macro çözümleri kullanılarak, üniversite alanları, oteller, konser, sosyal etkinlik alanları ve çok kalabalık ulaşım yolları gibi yoğun alanlarda en iyi internet deneyimi sağlandı.

Vodafone Türkiye ve Huawei, GL frekans (spektrum) paylaşım çözümünün dünyadaki ilk denemesini Vodafone’un İstanbul’daki ticari ağlarında yakın zamanda gerçekleştirdi. Bu yenilikçi çözüm, hem LTE veri hızını hem de hücre kapasitesini artıran GSM ve LTE arasındaki frekans paylaşımını mümkün kılıyor. LTE, 5M ile karşılaştırıldığında, LTE tepe noktası oranı yaklaşık yüzde 80 artıyor. Bu da müşterilerin daha yüksek hızlara ulaşmasını ve daha iyi bir 4.5G deneyimi yaşamalarına imkân sağlıyor.

Ar-ge merkezi değil çok kültürlü bir okul

Wu Lianqing

Huawei… Dünyanın önde hizmet ve ekipmanları üreticisi. Türkiye’de son yıllarda ciddi biçimde ürün ve hizmet satıcısı haline geldiler. Dünyanın önde gelen şirketlerinden biri olarak burada etkin bir biçimde olmalarının şartı olarak burada bir Ar-Ge merkezi açmak zorundalardı 3G ürünlerini baz istasyonlarını satabilmeleri için. Açtılar da…

Turkcell 375 aşkına bir kuleden diğer kuleye

Turkcell 375 megabitlik mobil hızı taahhüt olarak verdi. Basın bültenlerinde bunu vurgulamaya devam ediyor. Bu kadar çok söyledikten, bu algıyı yerleştirdikten sonra “ama çok insan gelirse tabi 375 olmaz” diyebilecek mi… Bu tartışmaya açık. Çünkü 3G Türkiye’ye gelmeden önce hiçbir şekilde 5 megabit olacak 10 megabitin altına düşmeyecek gibi taahhütler verilmemişti. Bu da insanları gereksiz bir beklenti içine girmekten kurtardı.

Yani “5 olacak çok yoğunluk olmadığı sürece 3’ün altına düşmeyecek” gibi daha güvenli iletişimi tercih etmeyip 375 gibi net bir rakamın söylenmesi bir süre sonra “bak gördün mü yapamamışlar” denmesini engelleyebilecek mi? Biraz Türk insanını tanımak lazım: 375 dedikten sonra 374 megabit internet verirseniz 100 megabit deyip 101 megabit veren insandan daha kötü durumda olursunuz. Bunu tarihe not düşelim…

Turkcell geçtiği basın bülteniyle 4G için (4,5 değil, hele Türk dilbilgisi kurallarına göre yaşıyorsak 4 nokta 5 hiç değil) baz istasyonları kurulumlarını  hızlandırdığını dile getirdi. Turkcell’in 2017 taahhüdü ise 1.000 megabit veya bir gigabit…

İlker Kuruöz alıntısıyla dağıtımı yapılan bültende Kuruöz’ün ağzından Turkcell iş ortakları dile getirilmiş. Buna göre Huawei ve Ericsson, Turkcell’in ana iş ortakları. Kuruöz yerli baz isasyonlarının testlerine de devam ettiklerini diye getirdi. Bu nokta beni çok şaşırtıyor. 1 Nisan’da 375 megabit internet taahüdü altına girmişsiniz, koştur koştur baz dikiyorsunuz. Ne zaman ve neden sonra Türk baz istasyonu dikeceksiniz? Mevcutları mı sökeceksiniz yoksa bunları o zamana kadar dikmediğiniz (mesela) Doğu Anadolu’ya mı göndereceksiniz? Bu koşturmaca içindeki kurumların başlarının böylesi acayip şeylerle ağrıtılması ne kadar acı…

Yerli baz istasyonu konuşmak Nokia’ya düştü

Heiko Straulino

Öyle acayip bir ülkeyiz ki biz… Neyi niye yaptığımız o kadar belirsiz ki… Gazetelere yansıyan bir haberi sindirmek için kendi kendime üç dört gün bekledim. Konu yerli baz istasyonuydu. Şimdi on binlerce yeni baz istasyonu gelecek ya 4G ile beraber… Onları Türkleştirmek zorundayız ya kanun olarak. Nasıl yaparız diye bakınıp durma zamanımız başladı.

Bence yerli baz istasyonu tartışmalarının en enteresan ayağını Nokia’nın Münih Teknoloji Merkezi Başkanı ve İnovasyon Direktörü Heiko Straulino gerçekleştirdi. Bizim Türk baz istsayonu için harcayacağımız çabayı çok önemli buluyor ve diyor ki “yerli bir baz istasyonu üretmek teknolojik olarak bir meydan okumadır…” 

Ben anlamıyorum ki Straulino neden böyle bir şey söylüyor? Kendini Türk mü görüyor? Bizi Finlandiyalı mı sanıyor?

Biz baz istasyonlarını Türk yapacağız deyince Ericsson’dan Huawei’ye Nokia’ya kadar herkesin bir Türkleşesi tuttu. Parasını verince herkesi Türk yapabiliyormuşuz meğerse ne güzel…

Ha şu anda da baz istasyonlarımız yerli zaten. Aküsünü yapıyoruz, sanayide dış kaplamasını yapıyoruz, aküsünü yapıyoruz, dış kaplama, akü…

Yani kısaca biz Türkiye’de teknoloji üretmek yerine yabancı teknoloji şirketlerini Türkleştirerek konuyu hallettik sanırım…

Turkcell Huawei ile stratejik işbirliğini Çin’den duyurdu

Turkcell ve Huawei, 5G teknolojileri üzerinde ortak çalışma, araştırma ve geliştirmeye yönelik işbirliği için karşılıklı bir mutabakat anlaşması imzaladı. İmza törenine Çin’de resmi temaslarda bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da katıldı.

Turkcell Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Akça ve Huawei Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ping Guo tarafından imzalanan anlaşma kapsamında iki şirket, stratejik ortaklıklarını bir üst aşamaya taşırlarken, özellikle 5G teknolojilerinin araştırılması ve geliştirilmesine yönelik gelecekteki işbirliğini artıracak imkânları belirleme konusunda da önemli bir adım atmış oldu.

Turkcell ve Huawei, 5G teknolojileri ile ilişkili araştırma geliştirme çalışmalarının, sektördeki gelişmelerin, küresel 5G standartlaştırma süreçlerinin paylaşılmasına ve Türkiye pazarındaki ihtiyaçların analiz edilmesine yönelik düzenli toplantı ve atölye çalışmaları gerçekleştirmeyi hedefliyor. İki dev şirket, 5G üzerinde yapacakları ortak AR-GE çalışmaları ile nesnelerin kesintisiz ve daha güçlü iletişim kurdukları bir dünya için son kullanıcı deneyimini iyileştirmeyi amaçlıyor.

Turkcell Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Akça konuyla ilgili açıklamasında şöyle konuştu: “Turkcell olarak en gelişmiş 5G teknolojilerini şekillendirmek ve uygulamak konusunda kararlıyız. Huawei ile ortak olarak hem bireysel hem de kurumsal müşterilerimizin ihtiyaç ve beklentilerini karşılamayı hedefliyoruz. Şirketlerimiz ayrıca AR-GE alanındaki işbirliği fırsatlarını da kollayacak ve inceleyecekler. 5G alanında dünyadaki tüm iş ortaklarımızla yakın bir şekilde çalışmayı sürdüreceğiz.”

Huawei Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ping Guo ise konuyla ilgili açıklamasında şunları söyledi: “Hem Türkiye’nin hem de bölgesinin inovatif lideri Turkcell, her zaman yeni fikirler ve çözümler yaratıyor. Biz ise Turkcell ile olan işbirliğimizi önümüzdeki dönemde daha da güçlendirmek istiyoruz. 5G teknolojisi ve mimarisi, 4G ile kıyaslandığında oldukça farklı olacak. Bu bakımdan, iki şirket arasında bugün imzaladığımız anlaşma ile gerçekleştirilecek ortak 5G araştırma ve geliştirme çalışmalarının çok büyük ve değerli sonuçlar yaratacağına ve hem Turkcell hem de Türkiye’nin standartlar ve teknolojiler konusundaki ihtiyaçlarına yanıt sunacağına inanıyoruz.”

Huawei 46,5 milyar doların 6,5’ini Ar-Ge’ye yatırdı

Küresel bilgi ve iletişim teknolojileri alanının lider şirketi Huawei, 2014 yılına dair denetlenmemiş finansal sonuçlarını açıkladı. Şirket, 2014 yılında da güçlü büyümesi sürdürdü. Huawei’nin küresel satış geliri bir önceki yıla göre Yuan bazında yüzde 20, ABD doları bazında yüzde 18 artış göstererek 31 Aralık itibariyle 287 – 289 milyar Yuan seviyesine ulaştı.

Huawei CFO’su Meng Wanzhou, Huawei’nin 2014 yılı için ana iş kollarından elde ettiği kârın 2013’e oranla yüzde 12’lik artış göstererek 33,9 ile 34,3 milyar Yuan’a ulaşacağını belirtti. Bu dönemde şirketin operasyon faaliyetlerinden elde ettiği nakit akışı ve şirketin varlıklarının borcuna oranı dengeli seyretti.

Huawei’nin Telekom Hizmetleri geliri yaklaşık yüzde 15’lik büyüme ile bir önceki yılın üzerine çıktı. Büyümenin önemli bölümünü dünya genelinde yapılan 3G yatırımları ve 4G’ye geçiş yatırımları oluşturdu.

Huawei’nin Kurumsal Çözümler Bölümü, yaklaşık yüzde 27 oranında büyüme gösterdi. Bölüm, dünyanın en büyük 500’ü içinde yer alan 100’den fazla şirkete hizmet veriyor. Firma aynı zamanda, SAP ve Accenture gibi önemli firmalarla bulut bilişim ve büyük veriler de dahil olmak üzere müşterek yenilik için stratejik ortaklıklar kurdu.

Huawei Tüketici Hizmetleri ise dünya genelinde hızla büyümekte olan akıllı telefon pazarında orta ve üst segment ürünlerde gerçekleştirdiği yüksek satışlarla bir önceki yıla göre yüzde 32’lik bir büyüme kaydederek gelişmekte olan pazarlardaki güçlü büyümesine devam etti.

Meng Wanzhou, Huawei’nin 2014 yılında gerçekleşen küresel büyümesinde iki etkenin önemli olduğunu söyledi: “Birincisi temel değerleri yeniliklerle destekliyoruz, tüketici odaklıyız, bir vakıfta olduğu gibi kendini işine adamış çalışanlarımız var ve buna bağlıyız. İkinci etken ise organizasyon yapısı genelinde verimliliği arttırmak ve tutkuya ilham vermek için tasarlanmış uygulama yönetimi ve örgütsel dönüşüm sürekli olarak devam ediyor.”

Wanzhou, 2025 itibariyle, dünyadaki bağlantı sayısının 100 milyarı aşarak hava ve su gibi her yerde olacağının beklendiğini söyledi. Yaygın bağlantı ve büyük verinin, akıllı teknolojilerde yeni bir sanayi devrimi başlatarak geleneksel sanayileri modernleşmeye iteceğini, bugünün endüstriyel ve iş çevrelerini ise yeniden şekillenmeye yönlendireceği ifade etti.

Wanzhou sözlerine şöyle devam etti: “Endüstriyel inovasyonun odağı, tüketici internetinden endüstriyel internete taşınacak. Daha güçlü bağlantıya sahip bir dünya bizi bekliyor. Her zaman ve her yerden bağlantı, yeni bir model olacak”.

Huawei, dünya genelinde sayısız sistemi, iş kolunu, şehri ve insanı birbirine bağlamayı vadediyor. Böylece iş verimliliği artıracak, sanayilere dönüşümde yardım edecek, her kullanıcıya daha iyi bir deneyim yaratacak ve fikirlerin serbestçe değişimi sağlanmış olacak. Huawei, bilgi toplumunun önde gelen destekçisi olacak.

Bu yaklaşım sebebiyle Huawei, sürekli olarak gelecekte olabilecek değişikliklerden etkilenmeyen teknolojik avantajlar inşa etmeye yatırım yapıyor. 2014 yılında Huawei, 2013’e göre yüzde 28’lik artış ile Ar-Ge’ye 39,5-40,5 milyar Yuan yatırım yaptı. Huawei, son on yıllık toplamda ise Ar-Ge’ye 188 milyar Yuan yatırım yapmış oldu. Buna ek olarak, şirket dünya toplamının yaklaşık yüzde 25’ine denk gelen 3GPP’den LTE ana standartları için toplam 546 öneri sundu.

Huawei, Thomson 2014 yılında açıkladığı “Top 100 Global Inovatörleri” listesinde ilk kez yer aldı. Şirket ayrıca Interbrand’in Top 100 En İyi Global Markalar listesinde 94. sıraya yerleşerek listedeki ilk Çin menşeili şirket oldu.

Meng Wanzhou “Huawei’in yirmi yılı aşan büyüme yolculuğundaki başarısının altında yatan en temel değerler; tüketici odaklı bir şirket olması, işine bağlı/kendini işine adamış çalışanları ve şirkete duyulan büyük bağlılıktır. Huawei, bu Önümüzdeki 10 yılda şirketin her kademesinde bu temel değerlerin ışığında çalışmaya devam ederek bilişim ve iletişim teknolojileri alanında lider bir şirket olmayı hedefliyoruz.” dedi.

Huawei 1 gigabiti 4G ile görürüz dedi

Dünyanın en önemli etkinliklerini Türkiye’den takip edebilmek harika. Şangay’a gitmeye gerek kalmadan takip ettiğim Broadband Forum etkinliğinde Huawei’nin ürün ve hizmetlerinden sorumlu başkanı Ryan Ding, hepimizin şapkasını uçurması gereken çok önemli açıklamalarda bulundu. Bu başlıkları öncelikli olarak TKNLJ formatında paylaşalım sizlerle:

  • Her ne kadar ülkemize 4G’nin gelmesi için çok erken dense de Huawei durmuyor ve konunun üstünde ekstra çalışmalar yürütüyor. Şu anda 4.5G konusunda çok ilerlemişler ve 2015 yılının ilk çeyreğinde bunu duyuracak, 2016 yılında da kullandırmaya başlayacaklar.
  • Ding, isim takıntılı insanlar için bunun isminin büyük bir ihtimalle 4.5G olmayacağını dile getirdi. 4GX, 4G+ veya 4G B gibi isimler önerdi ama bunlardan biri olmayabilir de dedi.
  • 4G ile 5G arasındaki boşluğu doldurmak için böylesbi bir köprünün şart olduğunu dile getiren Ding, kullanıcıların 5G’nin geleceği 2020 yılına kadar bekleyemeyeceğini vurguladı.
  • 4.5G’nin en önemli tarafı frekans: Şu anda yeni bir bağlantı teknolojisi geldiğinde firmalar deli gibi en güzel frekansları kapabilmek için birbiriyle açık artırma yarışına giriyorlar ve elbette bundan tek karlı çıkan frekansın doğal sahibi devlet oluyor. Bunun tek kaybedeni ise operatörlerin frekansa verdiği parayı üstünden çıkarmaya çalıştığı kullanıcılar oluyor. 4.5G ile eldeki frekanslarla çok yüksek hızların yakalanması mümkün.
  • Ding, Huawei araştırmacılarının 4.5G ile 1 gigabite varan hızları yakalayabileceğini, bunun için 5G’nin beklenmesinin gerekmediğini dile getiriyor.

Bu konuşmalar beni çok heyecanlandırdı. Umarım Huawei’nin Türkiye’deki yöneticileriyle de bu vizyonu konuşabilme imkanı buluruz…

Huawei Çin’i dünya listelerine soktu

Huawei, Interbrand tarafından 9 Ekim’de açıklanan ‘Dünyanın En İyi 100 Markası’ listesinde bu yıl ilk kez yer alma başarısını gösterdi. 4 milyar 313 milyon dolarlık marka değeriyle listeye 94’üncü sıradan giriş yapan Huawei, aynı zamanda bu listeye girmeyi başaran ilk Çin şirketi oldu.

Interbrand’ın yayınladığı liste küresel markaları finansal performansına, rolüne ve gücüne göre sıralamayı amaçlıyor. Markaların listede yer alabilmesi için en az 3 ana kıtayı kapsayan ve gelişmekte olan pazarları da içine alan geniş bir alanda faaliyet göstermesi gerekiyor. Ayrıca listeye girecek şirketlerde gelirlerinin en az yüzde 30’unun şirketin kurulduğu ülke dışından gelmesi ve tek bir kıtadan elde edilen gelirlerin toplam gelirin yüzde 50’sini aşmaması şartları aranıyor.

Huawei’nin bu yıl listede ilk kez yer almasına dair bir açıklama yapan Interbrand yöneticisi Jez Frampton, “2014’ün ilk çeyreğinden itibaren akıllı telefon satışlarında yakaladığı ivmeyle 2014 yılında dünyanın ilk 100 markası arasında yer alma başarısını gösteren Huawei’nin çabalarını hız kesmeden sürdüreceğine inanıyoruz” dedi.

Huawei, gösterdiği hızlı büyüme ve uzun dönemli marka yatırımlarıyla dünyanın en değerli markaları arasındaki yerini her geçen gün daha da sağlamlaştırıyor. Sunduğu kurumsal ve altyapı çözümlerinin yanı sıra son kullanıcılara odaklı ürünleriyle de tüketicilerin beğenisini kazanan Huawei, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yaygın bir bilinirliğe ulaşmış durumda.

Interbrand’ın dünyanın en değerli 100 markası sıralamasında yer almaktan gurur duyduklarını ifade edenHuawei Tüketici Ürünleri Grubu Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı Shao Yang, “Dünyanın her yerinde insanların hayatını kolaylaştırmak için ‘Mümkün Kıl’ (Make it Possible) adını verdiğimiz felsefe eşliğinde nitelikli çözümler sunuyoruz. Tüketiciler de onlara verdiğimiz değerin farkında. IDC verilerine göre bugün dünya genelinde piyasaya sürülen akıllı telefon adedi bazında 3’üncü sıradayız. Türkiye dahil tüm bölgelerde marka bilinirliğimiz her geçen gün artıyor. Huawei marka bilinirliğini ve marka değerini güçlendirmek için çalışmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

Huawei, küresel ölçekte markasını güçlendirmek için uzun süredir Ar-Ge, tasarım ve marka bilinirliği alanında güçlü yatırımlar yapıyor. Huawei’nin son dönemde kazandığı başarılar ve yaptığı yatırımlar arasında öne çıkanlar şöyle:

· Dünyanın en büyük 3’üncü akıllı telefon üreticisi olan Huawei, telekomünikasyon ve ağ altyapıları konusunda dünyanın önemli oyuncuları arasında yer alıyor.

· Asya’da tanınan bir marka olan Huawei, batılı pazarlarda da hızla bilinirliğini artırıyor. Özellikle Latin Amerika ve Merkez Asya’da pazar lideri olan Huawei, Kanada’da da güçlü bir marka algısına sahip.

· Huawei’nin Ascend marka akıllı telefonları, yüksek nitelikli ürünleri ulaşılabilir fiyatlarla tüketiciye sunarak markanın değer algısını güçlendiriyor. Mayıs 2014’te Paris’te tanıtılan Huawei Ascend P7 ve Almanya’daki IFA 2014 Fuarında tanıtılan Huawei Ascend Mate7, kendi sınıfında en etkileyici tasarıma ve performansa sahip ürünler arasında gösteriliyor.

· Haziran 2013’te tanıtılan ve 100’ün üzerinde ülkede satışa sunulan Ascend P6, inceliği ve tasarımıyla EISA ve iF Design Award gibi itibarlı tasarım ödüllerinin sahibi oldu.

· Huawei, marka bilinirliğini artırmak üzere gerçekleştirdiği sponsorluklar aracılığıyla dünyanın önde gelen spor kulüpleriyle iş birliği yapıyor. Huawei’nin sponsorlukları arasında İspanya’da Liga de Fútbol Professional (LFP), İtalya’da AC Milan, Almanya’da Borussia Dortmund, İngiltere’de Arsenal Football Club, Fransa’da Paris Saint-Germain ve Türkiye’de Galatasaray Sportif A.Ş yer alıyor.

· Küresel pazarlama araştırmaları şirketi IPSOS’un verilerine göre Huawei’nin marka bilinirliği 2013 yılında dünyada yüzde 52, Çin’de yüzde 68’e ulaştı. IPSOS’un yaptığı araştırmaya Türkiye verileri de dahil.

IFA’ya gitmeden IFA ürünleri

Philips taşınabilir hoparlör

İnce bir profile sahip kablosuz taşınabilir stereo… El veya omuz çantasına sığacak büyüklükte. İhtiyacınız olduğunda müziği açılandırabilecek bir destek çubuğu var. Favori melodileri çalmak için NFC’yi kullanıp mobil cihazı bağlayarak eşleştirmek mümmkün.

Yüzümüzü Güneşe dönmeliyiz

Huawei ve güneş enerjisi panelleri üreticisi CSUN, Türkiye’de güneş enerjisini geliştirmek için stratejik ortaklık anlaşması imzaladılar. Tuzla’da açılan 300 MW güneş paneli ve 100 MW güneş pili üretim kapasitesine sahip fabrikayla gelecek günlerin en önemli sorunu olan enerjiye “çevreci bir çözüm” sunuyorlar. CSUN Türkiye Genel Müdürü Robin Xi, yenilenebilir enerji ve Türkiye’nin bu alanda geleceği konusunda sorularımızı yanıtladı

Türkiye’deki mevcut güneş enerjisi kullanımı ne durumda?

Türkiye güneş enerjisi kullanımında, Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında rekabet edebilir bir düzeyde değil. Türkiye’de toplamda 200 MW’ın altında güneş enerji santrali bulunuyor. Oysa hem Avrupa hem de Asya’daki birçok ülke her yıl gigawatlar düzeyinde güneşten enerji elde ediyor, örneğin bu sene içinde Çin toplamda 12 gigawata ulaşan kapasitede güneş enerji santralleri kuruyor.

Türkiye’nin güneşli gün sayısından yola çıkarak güneş enerjisi potansiyelini değerlendirebilir miyiz?

Türkiye, tüm dünyada en iyi solar kaynağa ve potansiyele sahip ülkeler arasında yer alıyor. Güneşli gün sayısı ortalamanın üzerinde. Örneğin NASA verilerine göre Türkiye’de yıl boyunca 1.400 saatten fazla güneşli geçiyor. Bu miktar güneşten enerji üretimi için ideal. Oysa Çin’de güneşli saat dilimi yılda sadece 1.100 saat. Türkiye aynı zamanda geniş arazilere de sahip ki bu alanlar güneş enerjisi kullanmak için ideal bir yapı oluşturuyor. Teoride konuşursak, Türkiye, yüzde 100 yenilenebilir enerji kullanan bir ülke olma potansiyeline sahip. Üstelik bu güneş enerjisini yakın gelecekte ihraç etme kapasitesi dahi bulunuyor.

Türkiye’nin güneş enerjisi kullanımını diğer ülkelerle kıyaslayabilir miyiz?

Türkiye’de güneş enerji kullanımı hala başlangıç düzeylerinde seyrediyor. Diğer ülkelere kıyasla, Türkiye’nin güneş enerji pazarı, çıkarılmamış altın madenine sahip bir ülkeye benziyor. Çok küçük seviyelerde olsa da birkaç yıl önce Türkiye’de güneşten enerji kullanımı gerçekleştirildi, ancak bugün güneş enerjisi pazarının yıldızının hızla parlamaya başladığını görüyoruz. Genel olarak solar enerji kullanımı açısından Türkiye’nin bazı Avrupa ülkelerinden 3 – 4 yıl geriden geldiğini söyleyebiliriz. Ama unutmayalım ki hala hiç güneş enerjisi kullanmayan çok sayıda ülke bulunuyor.

Güneş enerjisinden üretilen elektriğin saklanması konusunda sorun olduğu, bu yüzden de güneş enerjisinin elektrik üretiminde sürdürülebilir olmadığı dile getiriliyor. Bu konuya çözümler getirilebildi mi?

Depolama gücü, her türlü yenilenebilir enerji için bir problem. Ancak güneşten elde edilen elektrikte, çok geniş kapasiteli güneş enerjisi için depolama bir sorunken, güneş enerji santrallerinin kapasitelerinin çok yüksek olmadığı düşünüldüğünde bir zorunluluk olmaktan çıkıyor. Genelde güneş enerjisinin çoğu, tıpkı rüzgar gibi ya da benzer yenilenebilir enerji kaynakları gibi, üretildiği anda tüketilir. Fosil yakıtlara kıyasla, güneş enerjisinin çok iyi organize edilip ayarlanması gerekir.

Petrol, doğal gaz ve kömür gibi kaynaklardan elektrik üretim maliyetleriyle güneş ve rüzgarı karşılaştırabilir miyiz?

Şu an itibariyle, maddi açıdan baktığımızda fosil yakıtlardan elde edilen elektrik güneşten çok daha uygun. Güneş enerjisinden elektrik elde etme, fosil yakıtlardan yüzde 30 daha pahalı. Türkiye’de fosil yakıtlardan elde edilen elektrik yaklaşık 0,09 $/kWh iken, güneşten elektrik için bu miktar 0,13 $/kWh. Fakat burada iki önemli farklılığın altını çizmek isterim: Öncelikle fosil yakıtların fiyatı hızla artmaya devam ediyor. Öte yandan güneş ve rüzgar her zaman ücretsiz. İkincisi, fosil yakıtların dünyayı kirlettiği ve iklim değişikliğine sebep olmasından kaynaklanan bir maliyet söz konusu. Fosil yakıtlardan kaynaklanan bugün gelecekteki çevre sorunlarını çözmek için çok büyük maliyetleri uygulamak zorunda kalacağız. Fakat güneş enerjisi her zaman temiz kalacak bir enerji kaynağı olduğu için, yarattığı kirlilikten kaynaklanan bir maliyeti de bulunmuyor.

Güneş panellerinin üretiminde de çevrenin kirletildiği, bu anlamda da sanıldığı kadar yeşil enerji olmadığı dile getiriliyor. Bunun gerçekliği var mıdır?

Güneş panellerinde kullanılan malzemelerden biri olan silikon yapımı sırasında, atık su kirliliği yaratıyor. Ancak  bu, hem yüksek derecede kontrol edilebilir bir sorun hem de ortaya çıkan atık su başka alanlarda kullanılarak dönüştürülebiliyor. Üstelik diğer endüstrilere kıyasla güneş endüstrisinden kaynaklanan bu kirletme etkisi çok sınırlı. Zaten son yıllarda, silikon yapımındaki yeni teknolojiler de daha az atık su ortaya çıkmasını sağlıyor.

Altını çizmemiz gereken bir konu daha var. Tıpkı her alanda olduğu gibi, güneş endüstrisi de geliştikçe ve yaygınlaştıkça, AR-GE çalışmaları artacak ve temiz enerjinin temiz üretimi de mümkün olacak. Bunun için yenilenebilir enerji kaynaklarını desteklemek ve uzun dönemli yatırımlar yapmak gerekiyor.

Türkiye’de güneş enerjisi paneli üretimi konusunda nasıl adımlar atılıyor?

Solar panel üretimi çok zor bir süreç gerektirmiyor. Tüm solar hücrelerini bir panelde montaj yapıyoruz ve alüminyum kasnak ve kabloları monte ediyoruz. Türkiye’de zaten çok sayıda güneş paneli üreticisi mevcut. Ancak güneş endüstrisinde kilit düzeyde önemli teknoloji, güneş hücre ve silikon yapımı. CSUN olarak biz, Türkiye’deki tek güneş hücre üreticisiyiz.

Üretilecek olan paneller ve bunların özellikleri konusunda bilgi verebilir misiniz?

Endüstri içinde solar panel üretimi ve süreçleri çok yaygın ve gayet iyi biliniyor. Öte yandan, iyi güneş panelleri yapımı farklı bir hikaye. Çok sayıda teknoloji var ve bunlar sadece seri üretim süreçlerine sahip olarak öğrenilebilir. CSUN olarak 10 yıldır solar panelleri yapıyoruz ve Türkiye’deki toplam panel üretimi kapasitesinden çok daha yüksek hacimlerde üretim gerçekleştiriyoruz. Seri üretim deneyimi CSUN’ın müşterileri için en iyi çözümleri üretebilme kapasitesini ortaya koyuyor. Bununla birlikte, tüm dünyada güneş pili ya da hücre üretimi ileri teknolojik üretim kabiliyetlerini gerekli kılıyor, biz de bunu Türkiye’de gerçekleştiriyoruz.

CSUN olarak Türkiye’ye 2012 yılında geldik ve hala Türkiye’deki ilk ve tek PV ve panel üreticisi konumundayız. Bir anlamda Türkiye’deki güneş enerji endüstrisinin bize emanet olduğunu hissediyoruz ve bu sorumlulukla hareket ediyoruz. Tuzla’daki fabrikamızı kurmamızdan sadece 2 yıl geçmesine rağmen, yaklaşık 40 milyon dolarlık bir yatırımla, bugün 300 MW solar panel ve 100 MW solar hücre üretim kapasitesiyle çalışıp, Türkiye’ye temiz enerji sağlıyoruz. Türkiye’deki hedefimiz bir fabrika daha kurarak yatırımlarımızı 160 milyon dolara çıkarmak…

Fabrikanın burada açılmasıyla çevre ülkelere panel ihracatı yapılacak mı?

CSUN olarak serbest ticaret bölgesinde bulunuyoruz ve Türkiye’de ürettiğimiz güneş panellerinin çoğunu Avrupa’ya ihraç ediyoruz. Bugün Tuzla’daki üretimimizin yüzde 85’ini AB ülkelerine Türkiye’den gönderiyoruz. Güneş enerjisi alanında yüksek potansiyeli olan Türkiye’de her ne kadar güneş endüstrisi henüz başlangıç seviyesinde olsa da, güneş endüstrisinin kalbi AB, Made in Turkey güneş panel ve hücrelerini kullanıyor.

Bununla birlikte yakın zamanda kurmayı planladığımız diğer fabrikayla lokal pazarı destekleyip mobilize etmeyi hedefliyoruz.

Huawei ile yaptığınız işbirliğini açabilir misiniz?

Huawei tüm dünyadaki güneş endüstrisi dahilinde en iyi dönüştürücüyü geliştirdi. Güneş santralleri için paneller olduğu kadar dönüştürücüler, en kritik parçalar konumunda. Öncelikle Huawei’nin dönüştürücüleri A+ enerji verimliliğini en yüksek seviyeye çıkarıyor. Böylece güneşten üretilen elektriğin ulusal elektrik şebekesine verilmesinde enerji kaybının yaşanması engelleniyor ve ciddi bir tasarruf elde ediliyor. Huawei dönüştürücüleri başta AB ülkeleri olmak üzere tüm dünyada 20’den fazla ülkede kullanılıyor. CSUN ve Huawei olarak 50 MW’lık bir satış hedefi koyduk.

5C, iPhone’un “mantık dışı ürün” olduğunu kanıtladı

Bu aralar çok fazla “ben dememiş miydim” haberi çıkıyor basına. iPhone’un 5C satış oranlarıyla ilgili haber de bunlardan biri…

Gazetelere yansıyan habere göre Apple’ın CEO’su Tim Cook, yaptığı bir açıklamada, Apple’ın ucuz iPhone konusundaki planlarının çok ters gittiğini ve istediklerini bulamadıklarını itiraf etti. Tim Cook’a göre, en az 55 milyon adet satmayı planladıkları iPhone 5C’nin 51 milyonda kalması büyük bir başarısızlık. İnsanlar iPhone 5C’ye ilgi göstermezken, iPhone 5S için kuyruklara girdiler. Üretim talebe yetişmez oldu.

Tim Cook bunu ‘a göre bunun en önemli nedeni de iPhone 5S’de kullandıkları ekstra yeniliklermiş. İnsanlar uzun zamandır bekledikleri yenilikleri bırakmak için 100 dolar eksik vermeye razı değiller.

Bu bizi “ben demiştim” dediğim hoktaya getiriyor. iPhone fiyatı için alınan bir ürün değil. Steve Jobs yarattığı her üründe bunu çok iyi gördü. Ama altından gelen kadro onun yerini dolduramadığı için bunun farkına varamadı. İnsanlar minik bir tık yukarı da olsa yeni ürüne para vermeyi, hala çok iyi alet olan bir önceki telefonu bırakmayı göze alıyor.

Ucuz olsun da iPhone olsun diye bir seçenek yok Apple’ın önünde. Apple her daim daha iyisini çıkarmak zorunda. Çünkü Apple kullanıcıları özelliklerine bakarak telefon almayı seçseydi Samsung alırdı, LG alırdı, ucuza gitseydi Huawei alırdı.

Artık bunu anlamak için Steve Jobs olmaya gerek yok.

Bu tezimi kanıtladım ya… Artık ölmem ben.

15 tablet 22 modellik tablet festivali

Turkcell, 3G’li tabletleriyle bilgiye erişimde bir adım önde olmak isteyenler için 3G’li tablet festivali’ni başlattı. Uygun koşullarda 3G’li bir tablet sahibi olmak isteyen herkes, kontratlı ya da peşin ödeme seçeneklerinden faydalanabiliyor. Kampanya kapsamında Turkcell müşterilerine sunulan 15 farklı cihaz arasında Apple’ın merakla beklenen tabletleri iPad Air ve iPad Mini Retina da yer alıyor.

Turkcell müşterileri, 3G’li tabletlere ayda 19 TL ile 79 TL arasında değişen fiyatlara ve faturaya ek 24 ay kontratla her ay 250MB internet içinde sahip olabiliyor. Ayrıca kontratlı tekliflerin 1GB, 4GB ve sınırsız internet dâhil paket seçenekleri de Turkcell’lileri bekliyor.

Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Hulusi Acar, konuyla ilgili açıklamasında şunları söyledi: “Teknoloji, yaşam biçimlerimizi ve alışkanlıklarımızı kökünden değiştirdi. Artık her an her yerde internete bağlı olma ayrıcalık değil büyük bir ihtiyaç. 3G’li tabletler bu ihtiyaca karşılık verdiği için çoktan lüks olmaktan çıktı. Biz Turkcell olarak gerçek mobilite için tabletlerin 3G’li olması gerektiğine inanıyoruz. İhtiyaç duyduğumuz bilgiye ya da habere anında ulaşmak, müziğimizi ya da televizyonumuzu yanımızda taşımak ve mobil internet avantajını ekran genişliği ile birleştirmek için en uygun platform; tabletler. Turkcell tablet festivalinde öğrenciden, esnafa, ev hanımından, profesyonellere kadar herkese uygun bir 3G’li tablet var.”

3G’li tablet festivalinde Samsung, Apple, Acer ve Huawei markalarının farklı modelleri yer alıyor. Kampanya kapsamında sunulan cihazlara Turkcell İletişim Merkezleri ya da www.TurkcellMagaza.com üzerinden sahip olmak mümkün.

Turkcell’in 3G’li tablet festivalinde Huawei 7” ve 10” tabletlerin yanında 12 ay boyunca Akıllım Güvende; Samsung Tab 3 7 ve Tab 3 8’in yanında 3 ay boyunca Turkcell Müzik’ten ayda 15 şarkı indirme paketi; iPad 2 64GB ve Samsung Note 8.0’ın yanında ise 3 ay boyunca Turkcell TV standart paket hediye ediliyor.

Phablet konsepti Nokia’yı da harekete geçirdi

Telefonlar iş aleti olarak kullanmak için fazla küçük. Tabletler telefonun yanında ek olarak ikinci bir alet olmak için fazla kalabalık yapıyor. Bu anlamda dünya devleti Phone ve Tablet kelimelerinin birleştiği bir Phablet konsepti üretildi.

Bu konsepte dünya cihaz devleri kayıtsız kalmadı. Samsung ve Huawei gibi şirketler hemen bu konuda çalışmalarını yapıp iri telefonlar hayata geçirdiler. Bu konsepte şimdi Nokia da katılıyor. Sızan bilgilere bakılacak olunursa Nokia Eylül ayı kadar yakın bir tarihte büyük ekranlı bir telefon hayata geçirmeyi planlıyor.

Sızan bilgilere göre yeni telefonlar 5 inçin üstünde ekran büyüklüğüne sahip olacak. Nokia yetkilileri henüz bu konuda onaylama ya da yalanlama gibi bir bilgi vermekten kaçındı.

Analistler phabletlerin toplumda ciddi ilgi gördüğünü, bu ilginin de daha yüksek ekran büyüklüğü isteyen uygulamaların artmasıyla yükseleceğini öngörüyor.