Nijerya’nın kapsama için 136 milyar dolara ihtiyacı var

Nijerya’nın telekom regülasyon kurumu, mevcut yatırım seviyelerinin kapsama alanını genişletmek ve en son teknolojileri kullanmak için yeterli olmadığını söyledi.

Yetkililer bu hafta, Nijerya’nın telekom ağlarının kapsama alanını genişletmek ve daha modern mobil teknolojiyi kullanabilmek için yaklaşık 136 milyar dolar yatırım yapması gerektiğini söyledi.

The Nation tarafından yayınlanan bir rapora göre , Nijerya Haberleşme Komisyonu CEO’su Umar Dambatta, ülkedeki telekom yatırımlarının geçen yıl 68 milyar dolara ulaştığını ve bağlanan kullanıcı sayısının 172 milyonu aştığını belirtti.

Ülke, 2000 yılında sadece 60 milyon dolar ve 450.000 bağlantıya karşılık geliyor. 2014 yılına kadar, yatırım seviyeleri 32 milyar dolara yükselirken, bağlantılar 151 milyona ulaştı. Raporda, “Nijerya’da 68 milyar dolarlık yatırım çok büyük, ancak hiçbir şekilde dünyanın en hızlı büyüyen telekomünikasyon pazarlarından biri için yeterli değil” dedi.

Yetkililer, 40 milyondan fazla Nijeryalı’nın hâlâ mobil hizmetlere erişemediğini ve ülkenin bazı bölgelerinin hala sadece 2G şebekeleri kapsamında olduğunu dile getirdi.

Dambatta, operatörlerin sürekli artan veri talebini karşılamak için altyapı harcamalarını hızlandırma ihtiyacının, gelecek on yılda 2018’in iki katına çıkması gerektiğini söyledi.

2000’li yılların başında GSM’e ne oldu?

 

GSM dünyamızıanlayabilmek için 1990’lı yılları anlayabilmemiz lazım. Ben size o yıllara ait birkaç veri sunmak istiyorum. Gerçekten bugünkü dünyamızda neyin ne olduğunu size çok iyi anlatacak.

Öncelikle ARPU, yani kullanıcı başına elde edilen gelirle başlayalım. Size 2000 yılından bu yana Avrupa ve ABD’nin kullanıcı başına elde ettiği gelir tablosunu vereyim ki dünyada nasıl bizde nasıl bir fikriniz olsun:

Görüldüğü gibi bugüne geldikçe oldukça düşüyor kullanıcı başı gelir. Ama 2000’li yılların başında Avrupa’da 50 dolarların üstünde olduğunu görmek için büyük finansçı olmaya gerek yok.

Peki Türkiye’de nasılmış bu gelirler?

1998-2004 yılları arasıdaki 6 yıllık dönemde abone sayısı 10 kat arttı. Ancak gelirler aynı dönemde 3,9 kat arttı.

Bunun sebebine baktığımızda karşımıza ne veriler çıkıyor: 1998 yılında kullanıcı başına ortalama gelir 30-40 dolar bandındaydı. 1999 yılındaki vergi değişikliklerinin ardından 12-13 dolar düzeyine geldi. Vergiyle bunun ne alakası var demeyin. Kullanıcıların cep telefonlarına harcayacakları belli bir cüzdan payı var. Eğer o para 100 liraysa şirketler ne yaparlarsa yapsınlar aynı ses hizmetiyle bu paranın üstüne çıkamıyorlar. O yüzden katma değerli hizmetler, TV izleme, müzik çalma, oyun oynama gibi şeylerle kullanıcının başka dünyalara vereceği ücretlere talip oluyor.

Diyelim ki bir kullanıcının 100 lirası var cep telefonu dünyasına harcayacak. Masraflar çıktıktan sonra cep telefonu şirketine bu paranın 40 lirası cep telefonu şirketine kalıyor diyelim. Devlet yüzde 25 olan vergiyi bir gecede yüzde 51’e çıkarırsa ne olur? O zaman cep telefonu firması 40 lira yerine 14 lira kazanmaya başlar. Çünkü bu vergi yükünü kullanıcıya yansıtmak, GSM’in cüzdan payını artırmak öyle kolayca olmaz.

Teknolojinin dinle imtihanı

Gazetelere yansıyan, günün en önemli, üstünde en çok tartışılması gereken haberlerinden biri fitre tartışmasıydı. Bir vatandaş BTK’ya başvurarak fitre paralarının olması gerektiği zamanda ödenmediğini dile getirmiş. Bunun ne demek olduğunu din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinden hatırlayalım: Fitre, şartları yerinde olan her müslümanın vermekle yükümlü olduğu bir sadaka. Ramazan ayında, Bayram namazının başlamasına kadar veriliyor. Eğer o tarihe kadar veremediyseniz sonrasında normal sadaka yerine geçiyor ve fitre kavramının dışına çıkıyor.

Şimdi gelelim teknolojinin dinle imtihanı tarafına:

  1. Bir GSM şirketi güzel bir iş yaparak SMS ile ihtiyacı olanlara fitre verilmesi üstüne bir mekanizma kurmuş. Harika. Peki siz fitre SMS’inizi bayram namazına kadar atarak bu yükümlülükten kurtuluyor musunuz? Mantık öyle diyor.
  2. Peki siz bu ödemeyi yaptınız ama ödemeyi yaptığınız şirket bunu fakirlere bayram namazı sonrasında gönderdi. Siz fitrenizi doğru bir biçimde ödemiş oluyor musunuz? Burası biraz gri bir alan.
  3. Peki siz fitre SMS’inizi attınız. GSM firması bunun ödemesini sizin için yaptı. Ama siz resmi olarak bunun parasını GSM şirketine bayramdan sonra verdiniz. Yani mantıken siz bunun parasını vermemiş oluyorsunuz. Burası çok koyu gri bir alan.

Bu noktada İslam mantık dinidir diyerek önemli olanın yapılmak istenen şeydeki sizin niyetiniz olduğunu söyleyebiliriz. O kadar kalın kırmızı çizgileri yok dinin…

Ama burada GSM ve diğer teknoloji şirketlerine bir iş düşüyor: Böylesi iş akışları kurmadan önce vatandaşı adam gibi bilgilendirmek ve özellikle Diyanet gibi akil kurumlardan bu gri alanları aydınlatacak bilgileri edinmek gerekiyor.

Her şeyi iyi niyete bırakmak o kadar da doğru değil.

Bir ailenin iletişim faturası yıllık ortalama 1.373 TL

TELKODER yine çok ilginç çalışmaya imza atarak 2014 yılında bir ailenin yıllık ortalama haberleşme giderinin ortalama yaklaşık 1.373 TL olduğunu bulmuş.

Nasıl yapmış bunu? Hemen bakalım: BTK’nın yayınladığı veriler ile TELKODER’in yaptığı genel sektör değerlendirmesi sonucunda; bir cep telefonu, bir sabit telefon ve de bir İnternet aboneliğine sahip olan bir ailenin aldığı haberleşme hizmetleri için ayda ortalama 114,45 TL harcadığı ortaya çıkmış.

BTK Türkiye Elektronik Haberleşme Sektörü Üç Aylık Pazar Verileri Raporu’na göre sabit telefona aylık ortalama 23,07 TL ödeniyor. Aynı raporda, 3 GSM operatörünün abonelerinin ortalama aylık ödemelerinin ise 22,97 TL’ye ulaştığı belirtiliyor. Genişbant İnternet bağlantısı abonelerinin aylık ortalama gideri ise aylık ortalama 41,4 TL seviyesine gelmiş durumda. Tüm bu giderlere yüzde 18 KDV, mobil telefon için yüzde 25, sabit telefon için yüzde 15 ve İnternet bağlantısı için yüzde 5 olarak belirlenen Özel İletişim Vergisi olarak Devlete ödenen toplam 27 TL tutarında vergiler eklendiğinde bir ailenin ortalama haberleşme gideri ayda ortalama 114,45 TL’ye, yılda ise yaklaşık 1.373 TL’ye ulaşıyor.

Bu fiyatlar Türkiye ortalaması olarak gözükse de aslında ihtiyaçların çok altında. Sadece telefon ve fiber kullanımım bile bu yıllık ücretin neredeyse iki katı…

Bence kaç liralık konuşulduğundan öte, kampanya, cep telefonu satışı Digiturk vs. hizmetlerle kullanıcıların cüzdan payından iletişim için ne kadar çıktğına bakmak lazım…4 kişilik bir ailede cebinizden çıkacak para asgari ücreti yakalayabilir…

Bir buçuk sene önce yapılan aynı TELKODER haberinde 4 kişilik bir ailenin harcaması 2.451 TL olarak bulunmuştu… Bu seneki fiyat 2.556 TL olmuş…

Cep telefonu şirketleri zan altında

Dünyada casusluk konularında ABD’nin ipliğini pazara çıkaran John Snowden, en acayip iddiasından birini gündeme getirdi: Snowden’a göre Auroragold adlı gizli bir programla tüm dünyadaki GSM operatörlerine sızan NSA, Mayıs 2012 itibariyle bu şirketlerin yüzde 70’inin bilgilerini ele geçirdi.

Son derece gizli yürütülen program sayesinde NSA, tüm dünyadaki GSM operatörlerine sızmaya çalıştı. Kanada, Tunus ve Myanmar gibi birkaçı hariç bütün ülkelerdeki cep telefonu operatörlerine erişti.

Ajanlar, cep telefonu operatörlerinin sistemlerine ekledikleri güvenlik açıkları aracılığıyla istedikleri hedefin konuşma bilgilerine ulaştı. Ayrıca şirket çalışanlarına ait bin 200 e-mail hesabı da NSA tarafından takip edildi.

Mayıs 2012 itibariyle tüm dünyadaki 985 cep telefonu operatöründen 701’inin teknik bilgileri NSA’in eline geçti. Ancak istihbaratın casusluk için faydalandığı güvenlik açıkları, hacker’lann da dikkatini çekti.

Türkiye’deki cep telefonlarının yüzde 75’inin ABD istihbaratının dinleme ağı kapsamında olduğu belirlendi.

Şimdi sıra bizim GSM şirketlerinde… Bu iddialara birinin cevap vermesi gerekiyor. Sonuçta bahsi geçen bizim telefonlarımız. Ben annem, karım ve çocuğum gibi bir çekirdek aile düşündüğünüzde sadece birimizin telefonu dinlenmemiş oluyor. Birisi bu konuda bizi bilgilendirmeli, herkesin içini rahatlatmalı…

GSM fiyatlarını çözemeyen ekonomi basını

Geçtiğimiz hafta gazetelerde beni çok rahatsız eden bir haber çıktı: BTK, 26 Mart’ta aldığı kurul kararıyla, mobil elektronik haberleşme hizmetleri azami ücret tarifesini belirlemiş; mobil şebekelerden sabit şebekelere ve mobil şebekelerden mobil şebekelere yurtiçi arama ücretlerinin 1 Temmuz 2014’e kadar bir önceki azami ücret olan dakika başına 43.89 kuruş olarak uygulanmasına karar vermişti. Bu sürenin dolmasıyla yarından itibaren söz konusu tavan fiyat dakika başına 46.25 kuruş olacak.

Basınımız bu haberi nasıl gördü? GSM’de kara gün fiyatlar artıyor. Basınımızın cahilliğini yüzüne vurma pahasına gelin beraberce bu haberin saçmalığına maddeler halinde inceleyelim:

  • Bahsi geçen artış 2.36 kuruştur. Velev ki bu fiyat artışının tamamı kullanıcıya yansıdı, yaklaşık 300 dakika ortalama konuşma süresine sahip insanımız bundan yaklaşık 7 lira etkilenir.
  • Kullanıcıların çok büyük kısmı paket kullanmaktadır. Bu fiyat sadece paketlerin aşımında devreye girer. 2 bin dakika kullanmış olan kullanıcılar kaç dakika paket aşımına girecekler bunu varın siz tahayyül edin.
  • Bizim şirketlerimizin en önemli sorunu fiyat rekabeti yapması. Hatta bu yüzden bir şirketimiz kurulduğu günden bu yana kara geçemezken bir diğer şirketimiz daha geçtiğimiz sene kar etmeye başladı. Şirketlerimiz bu üst limitin yakınından dahi geçemezken üst limitin artırılması onları fiyat artırmaya götürür mü? Biraz kafamızı kullanırsak sorunun cevabını buluruz.
  • GSM sektörünü yakından biraz daha yakından incelersek sektör sorununun ve en önemli tartışmalarının üst değil alt limit olduğunu görürüz. “Alt limiti daha aşağı indirmeyin, daha yukarı çekin” tartışmalarının olduğu yerde üst limit artınca fiyatlara zam geleceğini düşünmek çok büyük cahillik olur.

Ajans bu haberi böyle geçmiş olabilir ama ne olur biraz uzmanlara danışarak koyun, biraz üstünde düşünün ne olur!..

Dinlemeye yataklık etmeyene 3.5 milyar TL ceza

Bilgi Teknolojileri ve iletişim Kurumu (BTK), haberleşme şirketlerine uygulanacak idari yaptırım ve cezalara ilişkin kapsamlı bir yönetmelik yayınladı. Farklı alanlar için daha önce çıkarılan düzenlemeleri bir araya toplayan yönetmelik, son dönemde gündeme gelen kamu güvenlik ve istihbarat amaçlı dinleme, teknik takip ve internet izlemelerini kolaylaştırmayı hedefliyor.

Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren yönetmelik, GSM operatörleri, sabit telefon şirketleri, internet servis sağlayıcıları ile uydu ve kablo TV yayını hizmeti verenler başta olmak üzere elektronik haberleşme işletmecisi olan tüm şirketlere, dinleme ve izleme konusunda altyapı desteği sunma zorunluluğu getiriyor. Yönetmelik, dinleme ve takibe altyapı ve teknik destek sağlamayan işletmelere ise ağır mali cezaların verilmesini öngörüyor.

Yönetmeliğe göre, her türlü elektronik haberleşme şirketleri, kamu güvenlik ve istihbarat kurumlan ile Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın (TİB) özel yasalarla kendilerine verilen görevleri yerine getirmelerine imkan sağlayacak tedbirleri alacak. Bu kapsamda işletmeler, mevzuat uyarınca teknik altyapıyı, BTK tarafından belirlenecek süre ve şartlar içerisinde ve tüm harcamaları kendilerine ait olmak üzere kuracak ve bu alandaki güncellemeleri BTK tarafından verilen süre içerisinde yapacak. Bu görevlerini yerine getirmeyen işletmelere bir önceki takvim yılına ait net satışlarının yüzde 3’üne kadar idari para cezası uygulanacak. Bu da bazı şirketler için 3.5 milyar TL’ye tekabül ediyor.

Taksit kısıtlaması GSM operatörlerine yarayacak

Kredi kartlarında taksit sayısının azaltılması konusu en çok GSm operatörlerinin işine yarayacak. Çünkü zaten Türkiye’nin telefon ve bilgisayarda ciddi bir yükünü taşımakta olan bu operatörler; 24-36 ay taksit yapamayan firmalardan değiller. Çünkü onlar kredi kartına takside bölmüyor, müşteriyle 36 aylık özel bir sözleşme yapıyorlar. Bu sözleşmede kullanıcının malın ücretini nakit parayla, kredi kartı ya da takas yöntemiyle ödeyeceği belirtilmediğinden kanunun bu maddelerine takılmıyor.

Her ne kadar şimdiden geleceği bilimsel olarak görmek imkansız olsa da; GSM operatörlerinin bayi ağının ülkeye yayılma durumu ve şimdiye kadar sattıklarını göz önünde bulunduracak olursak Teknosa ve benzeri teknoloji mağazalarının zaten geride oldukları telefon cihazı işini GSM operatörlerine kaptıracakları, bu pazarda ezilecekleri kesin gibi. Eğer bu fırsatı kullanırsa GSM firmaları onların bilgisayar satış işine de ciddi sekte vurabilir.

Ülkenin içinde bulunduğu kriz ortamında müşteri kaybetmeye tahammülü kalmayan GSM firmaları, sadece müşteri sadakati için bile kur farkı gözetmeden, 2-3 yıllık kampanyalarla müşterilerini ürüne boğabilirler. Unutulmamalı ki her müşterinin yarattığı cironun belli bir kısmı onu şirkette tutmak için ayrılıyor ve numara taşınabilirliği şirketlerin en sevdiği isim tamlaması değil. Şimdiye kadar 65 milyonun üstünde taşınan numaralara teknoloji şirketlerinin bu açığını değerlendirerek dur diyebilirler.

Bu arada konuyla ilgili komik bir noktayı sizinle paylaşmak isterim: Bundan yıllar önce bankaların (Özellikle de Denizbank) bana istemediğim SMS’leri göndermesine sinirlenmiş ve BTK’ya konuyla ilgili şikayette bulunmuştum. Bankalar BTK değil BDDK denetiminde olduğu için BTK üstünden şikayeti belli bir noktaya kadar götürebilmiştik. Şimdi GSM şirketleri BDDK denetimine dahil olmadıkları için mi bu malları satabiliyorlar bilmiyorum. Ama beni güldüren bir benzeştirme oldu bu…

BTK bu sene bu işleri yapacak

BTK ne işe yarar, ne iş yapar diyenler için bu senenin iş planı açıklandı. Biz de size bu iş planını ana hatlarıyla verelim istedik:

  1. İşletmecilerin ınternet sitelerini engelli kullanıcılar için daha erişilebilir hale getirmelerini sağlamak amacıyla, elektronik haberleşme sektöründe faaliyette bulunan ve 200 binin üzerinde abonesi olan işletmecinin, internet sayfalarının engelli kullanıcılar tarafından erişilebilirliğinin artırılması
  2. Tüketici Hakları Yönetmeliği mevzuatında yapılan değişiklik sonrası uygulamanın takip edilmesi
  3. Fatura üst sınırı uygulamasına ilişkin usul ve esasların gözden geçirilmesi
  4. Uluslararası elektronik haberleşme sektöründe her ay düzenleyici gelişmeler bülteninin, Türkiye elektronik haberleşme sektörüne ait üç aylık pazar verileri raporunun ve elektronik haberleşme sektörüne ilişkin il bazında yıllık istatistik bülteninin hazırlanması
  5. İl bazlı elektronik haberleşme verilerine ilişkin analiz raporu hazırlanması
  6. Temmuz 2014’e kadar düzenleyici yaklaşım modelleri, deregülasyon ve ülke incelemeleri raporu hazırlanması
  7. Numara taşıma sürecine ilişkin düzenlemelerin gözden geçirilmesi
  8. e-Piyasa gözetimi ve denetimi (E-PGD) altyapısının kurulması
  9. Giyilebilir bilgi teknolojisi cihazlarına uygulanabilecek testlerin araştırılması ve incelenmesi
  10. 3G mobıi haberleşme şebekelerine yönelik hizmet kalitesi saha ölçümlerinin yapılması
  11. Kurumun denetimine tabi gerçek ve tüzel kişiler ile yetkilendirilmiş işletmecilerin denetimi
  12. Elektronik Haberleşme Cihazlarından Kaynaklanan Elektromanyetik Alan Şiddetinin Uluslararası Standartlara Göre Maruziyet Limit Değerlerinin Belirlenmesi, Kontrolü ve Denetimi Hakkında Yönetmelik’in gözden geçirilmesi
  13. Frekans spektrumunun ve 790-862 MHz frekans bandının taranması
  14. Ardıl düzenleyici etki analizinin yapılması; sabit ve mobil ses hizmetlerinde toptan seviyede uygulanan fiyat düzenlemelerinin etkilerinin saptanması, fiyat sıkıştırması ihlallerinin tespiti, önlenmesi ve giderilmesine ilişkin çalışmanın gerçekleştirilmesi • Referans arabağlantı ve erişim tekliflerinin onaylanması ve güncellenmesi, referans erişim/arabağlantı teklifleri kapsamında yapılan düzenlemelerin uygulamaya yansıtılmasıyla söz konusu düzenlemelere uyumun sağlanması
  15. İşletmeciler arasında uzlaştırma prosedürü işletilmesi, ‘Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi’ çizelgesinin güncellenmesi, yeraltı elektronik haberleşme altyapı tesislerine ilişkin standartların oluşturulması, posta hizmetlerine ilişkin ikincil mevzuatın hazırlanması
  16. Elektronik Haberleşme Sektöründe Teknolojik Gelişmeler ve Eğilimler Raporu’nun haziran ayında tamamlanması
  17. Ar-Ge konusunda yürütülen çalışmaların denetlenmesi sonucu elde edilenler doğrultusunda mevcut durumun analiz edilerek yeni yetkilendirmeler için strateji belirlenmesi
  18. Dünya Radyokomünikasyon Konferansı 2015 (VVRC-201S) hazırlık çalışmalarının yapılması
  19. Milli Monitör Sistemı’nin, yıllık bakım onarımı ve teknolojik gelişmelere paralel olarak iyileştirilmesi.
  20. Milli Frekans Planı’nın güncellenmesi
  21. KEP düzenlemelerinin güncellenmesi ve ihtiyaç duyulan alanlarda yeni düzenlemeler yapılması
  22. Elektronik imza düzenlemelerinin güncellenmesi, ihtiyaç duyulan alanlarda yeni düzenlemeler yapılması ve elektronik sertifika hizmet sağlayıcıların (ESHS) denetlenmesi
  23. İnternetin toplum üzerindeki etkilerinin incelenmesine dair aralık ayında tamamlanacak raporun hazırlanması
  24. İnternet alan adları yönetiminin yeniden yapılandırılması ve buna bağlı olarak TRABİS’ın kurulması ve işletilmesi
  25. Bilgisayar kullanıcılarının siber güvenlik konusunda bilinçlendirilmesi. Uluslararası Siber Güvenlik Tatbıkatı’nın Mayıs 2014’te düzenlenmesi ve mobıl cihazlarda güvenliğe ilişkin rapor hazırlanması
  26. 2003 ve 2005 yıllarında gerçekleştirilen Dünya Bilgi Toplumu Zirvesi çıktılarının değerlendirileceği VVSIS+10 Üst Düzey Etkinliği 13-17 Nisan 2014 tarihleri arasında gerçekleştirilmesi
  27. 2014 yılı dış müşteri memnuniyeti ölçme ve değerlendirmesinin yapılması ve raporlanması
  28. Milli Frekans Yönetim Sistemi Yazılımı’nın güncellenmesi
  29. Uluslararası ikili işbirliği kapsamında eğitim programları düzenlenmesi. 2014 internet Yönetişimi Forumu Toplantısı’nın eylül ayında gerçekleştirilmesi, Dünya Telekomünikasyon Kalkınma Konferansı’na, Tam Yetkili Temsilciler Konferansı’na ve ITU Konsey toplantılarına katılım sağlanması
  30. IRG/BEREC Genel Kurulu 2014 yılı genel kurul toplantısının organizasyonunun gerçekleştirilmesi
  31. İkili işbirliklerinin güçlendirilmesi
  32. 9. Uluslararası Elektronik Haberleşme Düzenleyiciler Konferansı’nın İstanbul’da organize edilmesi
  33. ITU yasa ve sözleşmesinin istikrarlı bir hale getirilmesiyle ilgili konsey çalışma grubuna katılım
  34. Dünya Telekomünikasyon ve Bilgi Toplumu Günü’nün kutlanması ve İTÜ’nün 150. yılı konsey komitesine katılım sağlanması.

Bu maddeleri şimdilik yorumsuz veriyorum. Sene içinde bu maddelerin her biri için gerekli yormuları yapacağız hep birlikte…

 

BTK’nın 2013 bilançosu

BTK başkanı Tayfun Acarer 2013 yılının kurum için nasıl geçtiğini anlattı. Satır başlarıyla TKNLJ tarzında sıralayalım:

  • Sektörde halen 800’ün üzerinde yetkilendirme yapıldı, bu yetkilendirmelerle 500’den fazla işletmeci sektörde faaliyet gösteriyor
  • 2013 yılı üçüncü çeyreği itibarıyla sabit telefon abone sayısının 13,5 milyon, mobil abone sayısının 69,5 milyon oldu
  • Mobil abonelerden 48,5 milyonu 3. Nesil abonesi
  • 2013’ün üçüncü çeyreğinde, mobil internet kullanım miktarı 40 TByte’a ulaşırken, aynı dönemde toplam mobil trafik hacmi ise 48 milyar dakikayı aştı.
  • Türkiye, 340 dakika ortalama aylık mobil kullanım süresi ile Türkiye Avrupa Birliğinde en fazla mobil telefon görüşmesi yapan ülke oldu.
  • SMS sayısı açısından da yine Türkiye birinci sırada yer alıyor.
  • Acil yardım çağrılarının SMS ile gönderilebilecek olması nedeniyle konuşma veya işitme engelli vatandaşlarının SMS ile acil yardım çağrısında bulunabilmesi sağlandı.
  • Engelliler ile gazi ve şehit yakınlarına indirimli tarifeler sunuluyor.
  • 17 milyon kişi e-devlet hizmetlerini kullanmaya başladı.

Devletten yasa dışı dinleme itirafı

Sabah gazetesinde enteresan bir haber çıktı: Son zamanlarda ortaya çıkan dinleme olaylarını masaya yatıran gazete, devletin elinden kaybolan dinleme cihazlarının varlığından bahsetmiş. Bu dinleme cihazları bizim  yazımızın ana konusu. Zira bu cihazların varlığı, eğer varlarsa, devletin yasa dışı dinleme yaptığının resmi kanıtıdır.

Bu, neden ve neye kanıttır hemen inceleyelim:

5397 sayılı yasa ve bu yasanın uygulama esaslarını düzenleyen Yönetmelik hükümleri gereği telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin tespiti (arama, aranma, tarih, saat, yer bilgisi, vb.), dinlenmesi, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi ve kayda alınması işlemleri, 23.07.2006 tarihinden itibaren Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu(BTİK) bünyesinde faaliyete geçen Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) tarafından yürütülüyor.

Düzenlemelere göre haberleşmeye müdahale, ancak kanunla dinleme yapmaya yetkilendirilmiş kurumlar tarafından son tedbir olarak uygulanması gereken çare ve mahkeme kararı ile mümkün oluyor. Takip edilecek numaraları içeren mahkeme kararı, kararı talep eden birim (Emniyet, Jandarma, MİT) tarafından regülasyon otoritesi (BTİK) bünyesindeki TİB (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı)‘e iletilmekte ve TİB tarafından şebekemizde takip edilmektedir.

Gelelim gazete haberine:

Haberde deniyor ki emniyetin 2 yıldır kayıp olan toplam 11 dinleme cihazı varmı ve bunlar İstanbul merkezli operasyonda kullanılmış. Bu aletlere kısa mesafeli dinleme cihazları deniyor. Belli bir operatöre bağlı olmaksızın aktif ve pasif olmak üzere iki ayrı modeli bulunuyor. Aktif dinlemede, cihaz içine konduğu çantada kendisini bir baz istasyonu haline getiriyor. Cep telefonu dinlenen kullanıcı, dinlendiğini fark etmiyor. Bu cihaz, aktif olarak her türlü bilgiye ulaşabiliyor. Fiyatı yaklaşık 250 – 300 bin dolar olan bu cihazı ABD, Rusya ve İsrail ile birlikte birkaç ülke üretebiliyor.

Pasif dinleme cihazları ise 1.5-2 milyon dolar civarında. En tehlikeli dinleme cihazı olarak kabul ediliyor. Rus-İsrail ortak yapımı olan bu cihazın, telefon ve baz istasyonu arasında kırılamaz denen A51 GSM kriptosunu kırılabildiği iddia ediliyor. Gazetenin iddiasına gre kriptoyu bir Rus bilim adamı kırarak, yazılımı İsrail’in bilişim tecrübesi ile birleştirmiş. Cihaz yaklaşık 500 metreye kadar her tür cep telefonunu pasif olarak dinliyor.

Eğer bu tip cihazlar devletin bilgisi dahilinde alındıysa, mahkeme ve yasal kavramları delik deşik ettiği için yasadışı dinlemeyi mümkün hale getirdiği için kanuna aykırı. Bunu alanın da ülkede kullananın da bir şekilde hapsi atılması lazım. Bunu çalanın hapse atılması gerekir mi bilmiyorum. Mesela bir insan karakola gidip eroin paketinin çalındığını ihbar edip polisten bunun bulunmasını ister mi bilmiyorum. Ama şunu biliyorum ki eroin paketi çalınmışsa bu onu daha az suçlu yapmaz.

Geçen Ocak’ta yasadışı telefon ve ortam dinlemelerini araştırmak için komisyon kurulması önerisi parti gruplarının desteğiyle TBMM’de kabul edilmişti Yargıtay’ın da bu konuyla ilgili kararları var. Cihazların zaten rafa kalkması gerekiyordu. Bugün anlaşılıyor ki cihazlar rafa kalkmamış.

BTK’nın test ettiği telefonlar sınıfta kaldı

BTK, cep telefonu ve benzen elektronik ileticim cihazlarından numune toplayıp standart denetimine tabi tutuyor. Bu yılın ilk 9 avında toplanan 660 adet cihaz, BTK laboratuvarında testten geçirilmiş. Test sonucu 661 cihazdan 147’sinde standarda aykırılık tespit edilmiş. Standarda uymayan cihazların buvuk çoğunluğunu CE ve uygunluk belgesi bulunmayan ürünler oluşturmuş. İncelenen cihazlann en çok sınıfta kalan parçası bataryası olmuş.

BTK Laboratuvarı Müdürü Ahmet Emin Turgut cihazlardan yayılan elektromanyetik dalgalann insan sağlığını tehdit etmemesi için SAR (özgül soğurma oranı) ölçümlerini gerçekleştirdiklerini belirtiyor. Ölçümlerde SAK değerinin Avrupa Komisyonu’nun belirlemiş olduğu limit değer olan 2 W/kg altın da olup olmadığını kontrol ettiklerini belirten Turgut, limitin üzerinde SAR değerine sahip cihazlann piyasadaki satışının yasaklandığını kaydetti.

Zaman gazetesinin bu haberi harika. BTK’nın yaptığı iş de harika. Ama biz son kullanıcılar kaç telefondan kaçının bozuk çıktığını değil bu telefonların isim ve modelini de bilmek istyoruz. Ya bu telefonlar bizim elimizdeki cihazlarsa? Sonuçta test edilen telefonların yüzde 22’si standartların dışında çıkıyor. BTK öyle ya da böyle bu açıklamaları yapmak zorunda. Hem diğer telefonların itibarını kaybetmesini önlemek hem de bizim gözümüzdeki BTK itibarını sağlamlaştırmak için…

Operatör marka telefonlar yüzde 12 sattı

OPR Araştırma Hizmetleri güzel bir araştırmayı basınla paylaşmış. Türkiye’de telefon satışını konu alan bu araştırmadan küçük notları sizlerle paylaşıyorum:

  • 2013’ün ilk yarısında 4 milyon 465 bin 243 adet cep telefonu satılmış
  • Satılan telefonların yüzde 74’ü akıllı telefon
  • Akıllı telefonlar tüm telefon satışı cirosunun yüzde 92’sini kapsıyor
  • Türkiye’de telefon satan 49 marka var
  • Türkiye’de 750 farklı model telefon satılmış
  • Telefon fiyatları 108 TL ve 3.717 TL arasında değişiyor
  • Satılan telefonların yüzde 97’si dokunmatik
  • Satılan tüm telefonların yüzde 12’sini operatörlerin kendi markaları oluşturuyor
  • Akıllı telefonların yüzde 44’ünü operatörler satmış
  • Tüm telefonların yüzde 24’ü hiper ve süpermarketlerde satılmış
  • Satılan akıllı telefonların yüzde 69’u Android

Bu güzel araştırmayı paylaştığı için OPR’a teşekkür ediyoruz

4G’ye sahip olmadan 5G tartışmak Türkiye’ye kısmet oldu

Dünyada mobil iletişim sektörünün yol haritasını belirleyen Dünya GSM Birliği (GSMA) Yönetim Kurulu’nda yer alan Avea, Avrupa Birliği Çerçeve Programları Araştırma Fonu desteğiyle 5G’nin geleceğini şekillendirmek üzere kurulan MOTO (Mobile Opportunistic Traffic Offloading) Projesi’nde de Avrupa’dan ve Türkiye’den tek mobil operatör olarak yer aldı. 11-12 Temmuz tarihleri arasında Avea’nın ev sahipliğinde Türkiye’de bir araya gelen konsorsiyumda 5G kapsamında gelecek vizyonları masaya yatırdı.

Fransa’nın en büyük güvenlik ve iletişim şirketi Thales Communications’ın liderliğinde çalışmalarını yürüten konsorsiyumda Fransa’nın yanı sıra Türkiye, İtalya ve İspanya’dan toplam 8 farklı kurum yer alıyor.

2012 yılı Kasım ayında kurulan ve çalışmalarını 3 yıl boyunca sürdürecek olan konsorsiyumda Avea adına AveaLabs ekibi görev alıyor. Avea aktif olarak, proje kapsamında “Kullanım senaryoları, gereksinim belirlemesi ve mimari oluşturulması” iş paketinin lideri olmanın yanı sıra, “temel teknoloji geliştirmesi”, “deneysel validasyon” ve “bilgi yayılımı” iş paketlerinde çalışmalar yapacak. Yapılan bu çalışmalar doğrultusunda ise “opportunistic networking” teknolojisi geliştirilecek.

MOTO Projesi ile 5G teknolojisini ülkemize kazandırabilmek için önemli bir adım atarak; Türkiye’nin yolunu açtıklarına da değinen Avea Teknolojiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Dr. Coşkun Şahin; sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye, 3. nesil mobil iletişim (3G) teknolojileriyle tanışalı henüz 3-4 yıl olmuşken; Asya ve Amerika 4G’ye yeni yeni geçmişken; Avea olarak 5G çalışmalarımıza başladık. 5G teknolojisi, gelecekte mobil operatörlerin ses, mesajlaşma vb. tüm hizmetleri, kampanyaları internet hizmeti üzerinden şekillendirmesine olanak sağlayacak. 5G teknolojisiyle çok daha hızlı internet kullanımı mümkün olacak. Bu nedenle, müşterilerine sürekli daha iyisini sunma vizyonuyla adım atan ve Türkiye’nin en çok akıllı telefon kullanıcısına sahip operatörü olarak, bu teknolojinin şekillenmesinde ve kullanılmasında öncülük etmek bizim için önemli. Fransa, İspanya gibi Avrupa’nın teknoloji devlerinin yer aldığı projede, Avrupa ülkelerinden katılan tek mobil operatör olarak; hem Türkiye’ye uluslararası arenada teknoloji üreten ülke sıfatını eklemiş oluyor; hem de derin bir know-how’ı ülkemize kazandırmış oluyoruz.“

5G ile birlikte telefon ve tabletlerin klasik kullanımlarının ötesinde, kablosuz “şeylerin interneti”nin yaşamımıza gireceğini vurgulayan Şahin; bu sayede günlük yaşamda kullandığımız ayakkabılar, saatler, otomobiller, termostatlar, kapı kilitleri gibi birçok objenin mevcut internet ağına dahil olabileceğini belirti. Şahin konu hakkındaki açıklamalarını şöyle sürdürdü:“5G teknolojisini günlük hayatımızı da değiştirecek. Sabah kaybolan cüzdanımızı endişeyle evin içinde aramak yerine onu google’layarak bulacağız… 4G’ye göre çok daha hızlı bir teknoloji olacak olan 5G, bağlanmış durumdaki milyarlarca cihazı, sorunsuz idare edebilecek akıllı bir iletişim ağı haline gelecek. Telefonlarımız ve tabletlerimiz sadece bir iletişim aracı olmaktan çıkıp adeta portatif birer asistana dönüştükçe; hem kullanıcı sayısı hem de kullanıcı başına data kullanım oranı artıyor.5G teknolojisi kısa mesafe iletişim fırsatlarını ön plana çıkartırken, 2G, 3G CD 4 G olmak üzere tüm nesil bantları da birbirlerine tamamlayıcı olarak kullanabilecek. Bu özelliği sayesinde daha çok data kullanımının mümkün hale gelerek kapasite de artırılmış olacak. Böylece depremler, milli maçlar, milli kutlamalar gibi data trafiğinin en çok arttığı dönemlerde oluşabilecek iletişim sıkıntısının da önüne geçilecek” dedi.

Deprem gibi doğal afetlerin sonrasında, milli maçlar esnasında artan mobil veri trafiğine bağlı olarak yaşanan iletişim probleminin;5G teknoloji sayesinde büyük ölçüde azaltılabileceğini belirten Şahin;”5G teknolojisi depremler, milli maçlar, milli kutlamalar gibi data trafiğinin en çok arttığı dönemlerde oluşabilecek iletişim sıkıntısının önüne geçilecek. Kullanımın artması sorun değil avantaj yaratarak, daha güçlü bir iletişim kanalı oluşturacak. Kapasitenin artırılacak olması akıllı şehirlerin oluşumu için de önemli bir özellik. Çünkü, yerel bilginin dağıtımı kolaylaşacak dedi.

Mobil veri trafiğinin dünyaya paralel olarak, ülkemizde de günden güne artmakta olduğunu ve bu artışın eğer alt yapı yatırımları ile desteklenmezse; mevcut hücresel ağ mimarilerinin bu talebi yakın gelecekte karşılamakta yetersiz kalacağını vurgulayan Şahin; “Uluslararası Telekomünikasyon Birliği’nin yaptığı analize göre, 2013 yılının ilk döneminde dünyada toplam 6.835 milyon telefon kullanıcısı vardı. Mobil internet kullanıcı sayısı ise 2.096 milyondu. Dünya nüfusuna oranladığımızda %30’dan fazla kişi, yani dünyada her 3 kişiden biri telefonundan, tabletinden interneti kullanıyor.

Geçen yıldan bu yıla geniş bant internet kullanıcı sayısı Türkiye’de yüzde 40’ın üzerinde bir artış gösterdi. Türkiye nüfusunun yüzde 45,13’ü interneti kullanıyor. Bu 20 milyonluk abonenin 12 milyonu geniş bant mobil ağı. Yani ülkemizde her iki kişiden biri akıllı telefonlarını hem bilgisayar hem internet erişim aracı olarak kullanmaya devam ediyor. Yani data iletim hızını artıracak 4G de yayılmaya başladığında 5G ihtiyacı daha da artacak. 4G’ye göre çok daha hızlı olacak olan bu teknolojiyi ilk getiren yarışa önde başlayacak” dedi.

Konsorsiyumun üçüncü toplantısı için İstanbul’a gelen Moto Proje Yöneticisi MOTO ve Thales Communications Ar-Ge Projeler Yöneticisi Dr. Conan Vania, projenin kapsamı hakkında bilgi verirken; Türkiye’nin katılımından duyduğu memnuniyeti de dile getirdi. Vania; ”2013 yılında dünyada 800 milyonun üzerinde akıllı telefon satılarak kullanımda olan toplam akıllı telefon sayısının yılsonunda 2 milyara ulaşması bekleniyor. Önümüzdeki yıllarda da bu sayı katlanarak artacak. 4G teknolojisinin, bu yoğunluk karşısında yakın bir gelecekte yetersiz kalacağı öngörülüyor. MOTO Projesi’nin çıkış noktası da bu. Bu anlamda proje, hali hazırda var olan hücresel veri mimarilerinin sahip olduğu altyapı yükünü azaltmanın yanı sıra birçok avantaj da sunmayı hedefliyor. Bu teknoloji sayesinde akıllı telefonlarımızın hepsi mevcut internet ağına dahil olabilecek. 5G, bağlanmış durumdaki milyarlarca cihazı, sorunsuz idare edebilecek akıllı bir iletişim ağı olacak. 5G ile dünyadaki tüm akıllı telefon mobil terminal gibi hizmet verecek. Bu şekilde kullanıcıların iletişim maliyetleri de düşecek.

Öte yandan, Türkiye akıllı telefon kullanım oranı ile de son dönemde dikkat çeken ülkeler arasında gösteriliyor. Araştırmalarımız sonucu, Türkiye’de 10 akıllı telefondan 9 tanesinin internete bağlı olduğunu gördük. Bu inanılmaz bir rakam. Bu anlamda, Türkiye’nin sahip olduğu potansiyeli düşündüğümüzde, Türkiye’nin konsorsiyumda yer alan 5 ülke arasında yer alması önemli bir unsur. Konsorsiyumunda önemli akademisyenlerin yanında, birçok teknoloji ve iletişim şirketinin de yer aldığı bu proje kapsamında bir GSM operatörü ile de işbirliği yapmak oldukça önemli. Bu anlamda, Avea’nın bakış açısı ve teknik donanımının projemiz için önemli ve stratejik olduğunu söyleyebilirim. Projenin Avea ve Türkiye için önemi bu anlamda ayrıca önemli” dedi.

Konuyla ilgili şahsi notum:

Coşkun Şahin inanılmaz biri. Onunla 3 yıla yakın birlikte çalışma imkanım oldu. Her konudan anlayan adamlar modunda. Biraz da çatlak bilim adamı gibi… Eğer dünya üstünde birileri 5 ya da 6. nesil telefon şebekesiyle uğrayacaksa bunun içinde Şahin’in parmağı olması gerekir. Dünyada da buna kani olan birçok insan vardır.

Sadece beni korkutan bir noktayı dile getirmek istiyorum: Böylesi konularda işler inisiyatif alındığı kadar hızla ve noktaya kadar ilerler. 5G konusunda standart belirleyici tartışmaların içinde olmak harika. Ama Şahin, 3G alınmasa nasıl olur acaba diyen bir firmada çalışıyor. 3G’yi iyi ke geç aldık ak ne güzel her şeyimizi ucuza getirdik diyen bir devlet zihniyeti tarafından regüle ediliyor. 4G konşulmaya başlandığı zaman hele bir dur daha mevcut bazların parası çıkmadı ohooo denen bir ülkede yaşıyor.

Eğer bu tip beyinler dünyanın başka yerlerinde olsa şimdiye kadar nobelli çatlak profesör olurlardı. Türkiye’de yapılan bu tip güzellikler bu yüzden moralimi bozuyor işte…

Herkes evindeki internetinden cep telefonuyla konuşacak

Bugün bilindiği zannedilen ancak üstünde konuşulmaya oldukça gerek olan bir kavramı masaya yatıralım istedim. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, 3G kapsamasının yetersiz kaldığı ev ve iş yerlerine ‘femtocell’ denen cihazlar ile bağlantının ulaştırabilmesinin önünün açıldığını belirtti.

Femto aslında bir uzunluk birimi. 15 anlamına gelen bu kelime; 1 bölü 10 üssü 15 anlıman geliyor. Sonuna cell koyduğunuzda bir bağlantı türü olarak devreye giriyor. Düşük güçlü, evde ev ahalisinin kullanımına sunulmuş baz istasyonlarıyla hayata geçirilen iletişim anlamına geliyor bu kelime.

Tanıtım hikayesini önce benden sonra da bakanımızdan dinleyin: Aynı baz istasyonlarının çalışma mantığıyla evinizin içine bir mini baz istasyonu kuruluyor. Bu baz istasyonu cep telefonlarınızın bilgi alışverişi yapabileceği frekanstan yayın yapıyor, yani konuşmalarınızı karşı ya gönderip karşıdaki konuşmaları da size getiriyor. Elde edilen yayınlar evinizdeki internet bağlantısı kullanılarak  karşıya aktarılıyor. Yani çevrenizde iyi bir baz istasyonu olsun ya da olmasın siz artık kapsama alanı altına giriyorsunuz.

Binali Yıldırım bu sistemi şöyle anlatıyor: “Femtocell ile her eve, kuruma ya da sitelere özel 3G bağlanabilecek. Artık vatandaşımız uygun fiyata, kişiye özel 3G’ye kavuşacak, 3G çekmeyen yer kalmayacak. Böylece baz istasyonlarının üzerindeki yük de azaltılmış olacak. Artık her evin ADSL gibi kendine özel 3G hizmeti olacak. Artık 3G hizmetini sağlıklı alamayan evler, siteler, şirketler femto cihazı bağlatarak bu hizmeti daha kaliteli alacaklar.”

Yıldırım, Fento cihazlardan, telsiz ücreti de alınmayacağı için vatandaşın 3G hizmetini daha uygun fiyata alabileceğini dile getiriyor: “Artık vatandaşımız uygun fiyata, kişiye özel 3G’ye kavuşacak, bu sayede 3G çekmeyen yer de kalmayacak…”

Şimdi gelelim işin içindeki farklı bakış açılarına…

  1. Öncelikle vatandaşlar evlerine işler durumda bir baz istasyonu kurmak isteyecekler mi sorusunun cevabını bulabilmek lazım. Bugün evlerden yüzlerce metre uzaktaki korumalı baz istasyonlarına bile laf eden halkımız evlerdeki baz istasyonlarına oh ne güzel diyecekler mi? Kimse onları korkutmayacak mı? Bunu konuşmak gerekiyor.
  2. Evlere konacak cihazlar ağaçların dallarından toplanmıyor. Bunların parasını kim verecek? GSM şirketleri mi? Avrupa’da bu sistemin istendiği gibi hayata geçirilememesinin sebebi de bu zaten. Kulanıcının mı yoksa GSM şirketinin mi bu aletin parasını vereceği konusu bir türlü kararlaştırılamıyor. Hane başına kurulum da dahil 500 dolara yakın bir yatırımdan bahsediyoruz.
  3. Avrupa’da bu sistemin hayata geçememesinin sebeplerinin başında ev kullanıcılarının “ben niye evime bu sistemi kuruyorum ki zaten evime çalışır durumda GSM hizmeti getirmek firmaların görevi” diyor. Haksızlar mı? GSM firmalarının getiremediği kapsamayı siz Femto ile kapatmaya çalıştıktan sonra bir de üstüne niye para veresiniz ki o GSM şirketine?
  4. Evlere konacak aletler çevreye de kapsama sağlayacak mı? Alın size bir polemik konusu daha. Mesela sizin evinize koyduğunuz alet sayesinde komşularınız ve hatta aşağınızdaki bakkala girip çıkanlar telefonda konuşabilecekse… Niye başkaları için bu kadar zahmete giresiniz ki?
  5. Binali Yıldırım’ın konuşmaları halka yönelik olduğu için mi yoksa bir bilgi hatası mı var ortada bilmiyorum. Ama sanki sadece 3G hizmeti bu cihazlar üstünden verilecekmiş gibi konuşuluyor. Yani sadece internete girmek için Femtocell olayına girilecekse nafile bir yatırım olur. Çünkü bu cihazlar zaten evinizdeki internete girebiliyor. 3G girsin diye evinizdeki interneti bunlara açmak bana çok büyük tuhaflık gibi geliyor. Yani konuşulan şey sadece data ise daha başlamadan kapatın bu hizmeti…
  6. Bu cihazlar sayesinde baz istasyonları daha az dikilecek demek de çok saçma. İyi de bana ne? Beher konuşmamızdan dünyalar kadar para alan şirketler baz istasyonu dikmeyeceklerse neden varlar ki? O kadar parayı niye alıyorlar? Çevir sesi vermek için mi?

Bir de insanların şunu düşünmesini iletişimsel olarak engellemek lazım: “Madem böyle internet üstünden konuşarak oluyor o zaman niye polemiğe gireyim Skype yaparım…”

Telefonun çekecek taht misali o musalla taşında

Kütahya merkeze bağlı Akoluk köyünde, şebeke sıkıntısı yüzünden vatandaşlar cep telefonuyla görüşmelerini sadece cami minaresi ve mezalık içinde bulunan musalla taşından yapabiliyor.

Kütahya’ya 35 kilometre mesafede bulunan 82 haneli 270 nüfuslu köyde, sabit telefonların da sık sık arıza yapması vatandaşları isyan ettirdi.  Sabit telefonların normale dönmesi için santralın yenilenmesi gerektiğini belirten köy muhtarı Hüseyin Cengiz, problemin çözümü için çalmadık kapı bırakmadığını söyledi. Cengiz, köyde cep telefonlarının sadece mezarlık içindeki musalla taşı üzeri ile 15 metre yüksekliğindeki miraden çektiğini ifade etti.

Dışarıdaki yakınlarıyla görüşmek için her gün minareye çıkmak, veya mezarlığa akın etmek zorunda kalan vatandaşların bu durumu, traji komik görüntülerin oluşmasına sebep oluyor.

GSM şirketlerine gönderdiklerini bildiren muhtar Cengiz, kendilerine gönderilen yazıda bu meselenin kısa sürede çözüleceğine dair söz verilmesine rağmen bir yılı aşkın süredir herhangi bir gelişme olmadığını ifade etti.

Başlığa konu olan şiir Cahit Sıtkı Tarancı’nın 35 yaş şiiri… Son kıtasını okuyalım:

Neylersin ölüm herkesin başında,
Uyudun uyanamadın olacak.
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misâli o musalla taşında.

 

BTK: Saatlerde sorun olmaz GSM şirketleri çözer merak etmeyin

Yaz saati uygulamasının bütün dünyanın aksine sadece Türkiye’de bir gün geç kabul edildiğini sizlerle paylaşmış, bunun getirebileceği sorunları aktarmıştık. Devletimizin ilgili kurumlarının yetkilileri, yapılan yanlışı ve olası kötü şeyleri kabul etmek yerine “bir şey olmaz merak etmeyin” açıklamaları yapmaya başladı.

Hürriyet gazetesi haberine göre Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkam Tayfun Acarer, “GSM şirketleri gerekli çalışmaları yaptı ve dijital risk taşıyan bir durum olmadı” demiş. Bu açıklamadan geriye “bütün sorun GSM şirketlerinde miydi ki onlar düzeltme yapınca sorun tamamen ortadan kalkacak” sorusu kaldı.

Özellikle telekomünikasyon sektörünün gerekli çalışmayı yaparak sistemlerini saat uygulamasına göre ayarladığını belirten Acarer, “Geçiş sırasında uygulamadan haberdar olan ve sistemlerim güncelleyen kurumlar bir sorun yaşamayacak. Operatörler gerekli çalışmayı yaptı. Bir sorun yaşanacağım düşünmüyorum. Özellikle otomatik olarak değil, kişinin kendisinin saat ayarlamasının yaptığı telefonlarda bir sorun yaşanmayacak. Saat uygulamasını otomatik olarak ayarlayan telefonlar ise yerel saat bilgisini iki şekilde elde ediyor. Birincisi telefonda kullanılan operatörün saat dilimini kendisene baz alarak ayarlama yapanlar ikincisi ise Küresel Yer Belirleme Sistemi’ni baz alarak ayarlama yapanlar. Burada yine operatörler yaz saati uygulamasına göre saat ayarlamasını yapacağı için operatörü baz alarak ayarlama yapan telefonlarda sorun yaşanmayacak. Ancak uydu aracılığı üe koordinat bilgisi alan ve buna göre saat bilgisi veren GPS kullanan telefonlar yaz saati uygulamasını dikkate almayacak. IPhone gibi GPS’i baz alarak saat uygulaması yapan telefonları kullananların manuel olarak saati ayarlamaları gerekecek.”  dedi.

Türk Telekom 444’lü numaralar için GSM şirketlerini eleştirdi

Türk Telekom, Tüketiciler Birliği’nin hafta sonu yaptığı 444’lü numaralar açıklamasına tepki gösterdi ve karşı açıklama geçti.

444’lü numaraların, mevzuatta “ülkenin her yerinden aynı sayıda rakam çevrilmesi suretiyle erişilen ve üzerinden çağrı merkezi, bilgi ve danışma ve benzeri hizmetlerin sunulduğu numaralar” olarak tanımlandığını belirten Türk Telekom, kendileri tarafından tahsis edilen 444’lü numaraların kullanımına da mevzuat kapsamında devam edildiğini söyledi.

Türk Telekom, GSM şirketlerini eleştiren açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“Buna karşın bazı GSM işletmecilerinin mevzuata uygun hareket etmemesi neticesinde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), sektördeki karışıklığı gidermek ve tüketici algısında yaşanan karmaşayı ortadan kaldırmak için mevzuata uygun hareket etmeleri gerektiği (444’lü numaraların 7 haneli olarak aranması) konusunda işletmecileri uyarmıştır. Bu, yeni bir karar değildir.

GSM şirketlerini 444’lü numaralara, GSM şebekesi üzerinden erişildiğinde uygulanan tarifeler ve bu numaraların mobil işletmecilerin ilgili paketlerinin içinde yer alıp almaması, GSM işletmecilerinin tamamen kendi tercihleridir. Bahsi geçen BTK bildirimi öncesi ve sonrasında da mobil operatörlerin bu hizmet için Türk Telekom’a ödediği ücret değişmemiştir. Maliyet olarak herhangi bir değişiklik olmadığı halde 444 arama tarifesinde bazı GSM işletmecileri tarafından yapılan değişiklik tamamen ticari tercih doğrultusunda yapılan bir uygulamadır.

Nitekim, Türk Telekom şebekesinden 444’lü numaralara doğru yapılan arama tarifelerinde herhangi bir değişiklik olmamıştır. Bu aramalar hâlâ şehir içi tarifeden fiyatlandırılmaktadır.”

Evrensel fon tüm çocukları internete sokacak

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Diyarbakır’ın Bismil ilçesi Kavuşak Köyü Kınık Mezrası’nda “Evrensel Hizmet Kesintisiz Telefon ve İnternet Erişimi” açılış törenine katıldı. Bakan Yıldırım, elektronik haberleşme altyapısı olmayan veya yetersiz olan yaklaşık 2 bin 500 köy ve mezranın internet ve telefon şebekesine ulaşacağını açıkladı.

Kınık Mezrası’nda düzenlenen törene Bakan Yıldırım’ın yanı sıra Diyarbakır Valisi Mustafa Toprak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Bayındırlık ve Haberleşme Bakanı Ersan Saner, Türk Telekom Bölge Müdürü Muhammet Katmer, Diyarbakır Emniyet Müdürü Mustafa Sağlam ile çok sayıda kurum müdürü katıldı. Törende konuşan Bakan Yıldırım, ‘Evrensel Hizmet Kesintisiz Telefon ve İnternet Erişimi’ sistemi sayesinde internete girmeyen, bilgiye ulaşmayan çocuğun kalmayacağını söyledi. Türkiye’nin bilgi toplumu olması için gayret gösterdiklerini anlatan Yıldırım, “Devir değişti. Eskiden büyüklerden bir şeyler öğreniliyordu, şimdi küçüklerden. Köylerdeki büyüklerimiz çocuklardan interneti öğrenecek.” dedi.

Türkiye’de 8 yıl önce köylerde yol ve su sıkıntısının yaşandığını belirten Yıldırım, günümüzde yapılan hizmetler sayesinde köylerin artık bu hizmet yerine internet ve şebeke sisteki istediğini söyledi. Yıldırım, artık Bitlis’in, Muş’un köyündeki bir teyzenin kendilerini ‘bize yol ve su getir’ diye değil, internet için aradığına dikkat çekti. Yaptıkları çalışmada Türkiye’de bin 500 köyde internet ve telefon şebekesinin olmadığını tespit ettiklerini dile getiren Bakan Yıldırım sözlerini şöyle sürdürdü- “Bu köylerde ne kablolu ne da kablosuz bağlantı yoktu. Buna kayıtsız kalamazdık. Kınık halkı bu hizmete nasıl ulaşıyorsa diğer köylerimiz de ulaşacak. Biz aradaki farklar ortadan kalksın diyoruz. Batı ile doğu arasında uçurum gibi fark vardı. Batıya hizmet iyi ve hızlı gitti. Doğu’da böyle olmadı. Bunun bedelini ödedik, bir daha böyle olmasın istiyoruz. Batıda ne oluyorsa doğuda da olsun diyoruz.” Diyarbakır Valisi Mustafa Toprak ise kırsal alana her türlü hizmeti götürdüklerini belirterek, ulaştırma konusunda yapılan çalışmalardan dolayı Bakan Yıldırım’a teşekkür etti.

Editörün notu: Evrensel Hizmet Fonu GSM firmaları ilk çıktığında onların gelirleri üstünden belli bir oranda alınan ücretti. Bunun alınmasının sebebi, kurumların sadece büyük şehirlere, nüfusun yoğun olduğu bölgelere yatırım yapacağı korkusuydu. Onlardan bir ücret alınacak, sonra alınan ücretle hizmet götürmenin çok zor olduğu alanlara bu parayla hizmet verilecekti. Şu anda GSM firmalarından alınan bu ücretle, sabit internet hizmeti için alt yapı kuruluyor.

“Salonun ortasına kaka yapılmaz”

Bazı kurallar vardır ki çok iyi anlatılması anlaşılması gerekir. Kara kaplı kitaplara yazılır, hep yanınızda taşınır. Ama bazı kurallar vardır ki yazılı çizili hale getirmeye gerek yoktur. Hatta bu kuralları hatırlatmak bile hakaret sayılır.

Örneğin sizin evinizden içeri girmiş birine salonun ortasına kaka yapmamaları kuralını hatırlatırsanız muhtemelen o ana kadar yaptığınız en saçma hareketi gerçekleştirmiş olursunuz. Çünkü siz bilirsiniz ki insanlar zaten öyle bir şey yapmaz. Bu terbiyeyi iki yaşına varmadan zaten aldığı varsayılır insanların.

Bildiğiniz gibi hayatımızın en güzel öğelerinden biri sosyal medya… Onun içinde iş ile ilgili en güzel çalışan sitelerden biri linkedin. Genel anlamıyla iş arayan insanları çalışan arayanlarla buluşturuyor. Şirket ve çalışanlar karşılıklı bir şekilde burada ihtiyaçlarını gideriyorlar.

Buranın belli başlı bazı kuralları var, ama bunlar salonun ortasına kaka yapılmaz örneğinde olduğu gibi yazılı değil: Mesela sizinle iş konuşan birini çalışmakta olduğu şirkete reklam etmek doğru değil. Mesela çalışmakta olan birine şirketinin önünde alenen iş teklif etmek doğru değil. Mesela bir şirketin kimliğini taşıdığını söyleyerek onun rakibi olan çalışan grubundan insan çağırmak hiç doğru değil.

Bu hafta içinde bir şirketin insan kaynakları yetkilisi (ki o şirket bunun münferit bir yanlışlık olduğunu onadı) diğer şirketin Linkedin grubuna gelerek bizimle çalışmak isteyen var mı diye soruyor. Soğuk bir ortam oluşuyor tabi. Grubun içinde bulunan o şirket yetkilisi bu hareketin çok şık olmadığını belirtiyor. İK yetkilisinin tavrı ilginç: Zaten bize CV’ler gelip duruyordu.

Bu tip yanlışlar hiç yapılmamalı. Şirketlerin centilmenliklerine zeval gelmesine değmez rakipten alacakları iki üç kişi… Hiçbir insan kaynaklarından sorumlu genel müdür yardımcısının altında çalışanlara böyle yapmayın demesine de gerek olduğunu düşünmüyorum. Sebebini yazının başlığında ve giriş bölümünde anlatmaya çalıştım.