Google teknolojinin neferi değil Trump’ın finosuymuş meğer

Trump ABD’nin iç işleyişinde ve küresel ticaret savaşlarında Huawei’yi kendine başlangıç hedefi olarak seçti. Şirketin sahibinin kızını uçaktan aldırıp hapse attırdı, dünyanın diğer ülkelerine Huawei ile çalışan bana gelmesin dedi, AB ülkeleri üstündeki gücünü Huawei kullanmamalarına telkin için kullandı.

Ama bunların hiçbir yetmedi, bir de ülkesinin topraklarından çıkan en önemli gücü olan Google’ı devreye soktu. Google, bizim her zaman eleştirdiğimiz gereğinden fazla yükselmiş olan gücünü haksız bir biçimde Huawei üstünde kullandı.

Google dedi ki mevcut telefonları etkilemeyecek ama bundan böyle çıkacak olan telefonlarda Android güncelleme ve birçok hizmete erişmeye kısıtlama gelecek.

Bundan sonrasını TKNLJ formatında sorgulayarak sürdürelim:

Bu Amerikan markalarını neyle değiştireceğiz?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bize döviz oyunları oynayan Apple’ı hedef göstererek onun yerine kullanabileceğimiz Samsung ve Vestel gibi markaları bize işaret etti.

Ancak hayatımızdaki ABD markaları Apple ile bitmiyor ki… Gelin bakalım başka neler var ve bunları neyle değiştireceğiz:

Microsoft: Bu markanın yerine yenisini koymak neredeyse imkansız. Çünkü bilgisayar işletim sistemi olarak en büyük muadili yine Apple. Haydi o olmadı, Linux tabanlı işletim sistemleri var. Kullanabilecek misiniz? Yeni çıkan her bilgisayarın içindeki cihazları n sürücülerinin tamamını bulabilecek miyiz? İnsanımızın 20 senede kullanmayı öğrendiği Microsoft ürünlerinin yerine kim açıdan çok daha yüksek performanslı olan Linux ürünlerini kullanabilecek miyiz? Peki ya Microsoft’un ofis ürünleri? Onun da açık kaynak kodlu muadilleri var. Bedava olmasına rağmen kaç şirkette kullanılıyor? Excel dahileri açık kaynak kodlu ofis içinde bulunan Excel muadillerini kullanabilecek mi? Bir de işin bulut tarafı var tabi. Skype var. Sunucu tarafı var ki devlet tarafında .Net üstünde koşan kaç uygulama var diye sorsam üç ayda cevap alamayabilirim.

Google: Arama motoru için Google yerine Yandex koyma ihtimalimiz var. Peki ya Gmail? Yandexmail onun yerini alabilir mi? Bizim devlet olarak kendi verimiz ülke içinde kalsın diyerek ürettiğimiz bir mail sistemimiz oldu mu? Haydi onu geçtim sunucu tarafında onun yerine ne koyacağız? Google ile halledilen o kadar çok ücretsiz kullandırılan hizmet var ki bugün ya Allah ya Settar dediğimizde onların Amerikan olmayan muadilleriyle değiştirmemiz kaç yıl sürer farkında mısınız?

IBM: Bilişim dünyasının en eski ve köklü markalarından biri IBM. Türkiye’de o kadar çok bankada sunucuları kullanılıyor o kadar çok devlet kurumunda ağır işleri yapıyor ki “bunu değiştirsek mi acaba” cümlesini kurduğumuz anda bile milyonlarca dolar borca gireriz. Bana inanmayan bir danışmanlık şirketinden yardım istesin. Böylesi bir çalışma için sadece danışmanlığına sizden dünyaları alır bu şirketler.

Oracle: Siz bilmiyorsunuz ama hayatımızın ayrılmaz bir parçası bu. Verileri çoklu ve etkin bir biçimde kullanmak için dünyanın en çok dağıtılan uygulamalar bütününden biri Oracle. Türkiye ile ilgili o kadar çok şey yaptı ki dünyada her sene anlattığı başarı öykülerinin en önemli kahramanlarından biri haline geldi Türkiye’nin kamu sektörü. Sağlıktan eğitime, karayollarından e-devlete… Şaka olarak bile bu şirketi hayatımızdan birkaç dakikalığına çıkarmamız imkansız.

Intel: Her bilgisayarın içinde bir Intel yongası var. Yonga deyince dört yapraklı yonca gelmesin aklınıza. Bilgisayarın aklı, kalbi, olmazsa olmazı bu. Her sistem için bir muadil söyledim ama bunun ABD malı olmayan muadili yok. Gerçekten yok. Eğer Intel kullanmama kararı alırsak ülke sathında abaküs devrimi başlatmamız gerekir. Var mısınız? 

Facebook: Her şeyi hayatımızdan öyle ya da böyle çıkarırız da Facebook’u çıkaramayız. Yok öyle bir dünya. Kağıt oynarken birbirlerine davet atanları mı istersiniz, yaptıkları yemekleri paylaşanları mı, reisi en çok ben seviyorum gruplarını mı… Bir de sadece Facebook diye düşünmeyin olayı. Bunun Instagram’ı var, Twitter’ı var, Snapchat’i var. Vallahi devrim olur ülkede…

Ben bunları yazıyorum ama şimdi benim karşıma geçip sen ABD mallarını neden koruyorsun bunlardan kaç para alıyorsun diyen IQ seviyesi oda sıcaklığıyla yarışan beyinsizler olacaktır. Söyleyeyim efendim: Bunlar son 20 yıldır neredeyse hiç reklam vermeyen, bundan sonra da vermeyecek olan firmalar. 

Ben bunları neden söylüyorum: Çünkü zamanında açık kaynak kodlu işler yapalım, açık kaynak kodlu şeyler çok önemli derken kimse burnuna bit etmiyordu söylediklerimi. Hatta ben 25 yıl önce bunların muadillerinin Türk üniversitelerinde üretilmesini söylediğimde tefe koydular beni. Şimdi alın bakalım tefinizi oynayın.

Son bir not: Bu yabancı devletlerin üstümüzde oynadığı oyunların iyi bir tarafı da var her şerrin içinden bir hayrın çıkması gibi: Eskiden yeni bir Oracle muadili üstünde çalışmak çok pahalıya geliyordu. Gerçekten de Microsoft varken niye yeni bir işletim sistemi kullanalım ve milyarlar verip bunu yaratalım sorusunun cevabı yoktu. Şimdi marjinal sebeplerle bunu üretmek için nedenlerimiz var. Ufaktan girelim bu işlere be ülkem. Zararın neresinden dönsek kardır.  

Google’ın harita hizmetleri Hindistan’ın yağmurlarına karşı…

Google, Hindistan’ın ölümcül yağmurlarına karşı harekete geçiyor. Hindistan hükümeti ile anlaşmalar yapan Google, dijital harita hizmetlerini ve işlemci gücünü bu ülkenin kullanımına sundu.

Hindistan Merkez Su Komisyonu, kitleleri öldürebilecek, ev ve oturma alanlarını yok edebilecek ve hastalıkları yayabilecek su baskını ile ilgili tahribatı azaltmaya çalışmak için Silikon Vadisi’yle işbirliğine yeşil ışık yaktı.

Bu işbirliği ile, sele yakalanma riski olanları doğru zamanda uyarmanın yolları aranacak. Sel sularını yönetmeyi umut eden şehir planlayıcıları, Google haritaları ule daha doğru yolu bulmak için çaba sarfedecek.

Şimdiye dek sel olasılığı sadece bir gün öncesinden öngörülebildi. Hintli yetkililer, Google’ın dünya yüzeyinin 3D haritalama bilgisini ve nehir ve yağmur okumalarını analiz etmek için yapay zeka yöntemlerini kullanarak, üç gün önceden tahminler sunabileceklerine inanıyor. Tahminler, herhangi bir taşkının kapsamını ve derinliğini tahmin etmeyi, ülkenin hangi bölgesindeki hangi toplulukların tehlikede olabileceğini anlamak için kullanılacak.

Google’ın yardımıyla hazırlanan sel haritalarının, acil durum ve felaket servisleri tarafından kullanılması planlanıyor.

2017’de meydana gelen sel felaketlerinde; Hindistan, Bangladeş ve Nepal genelinde 1300’den fazla insanı öldü ve bundan 40 milyondan fazla kişi etkilendi.

Şiddetli yağmurun getirdiği sel ve toprak kaymalarında yaklaşık 200 kişi öldü. Bu yılki Muson mevsiminden önce tüm evrak işlemlerinin bitirilmesi ve çalışmaların başlatılması planlanıyor.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan açıklamada; boğulma ve evlerin ve barınakların yitirilmesi gibi ölümlerin yanı sıra, yaygın su baskını salgınları da tifo, kolera ve hepatit A gibi suyla bulaşan hastalıkların yayılmasını artırma ihtimali taşıyor.

Hindistan hükümeti, güçleri Google ile birleştirerek, kendi hesaplama ve dijital haritalama gücünü geliştirmek için ihtiyaç duyulan maddi kaynaklardan da büyük miktarlarda tasarruf sağlayacağını dile getirdi.

Hükümetin yaptığı bir açıklamada, ortak girişimin “konum hedefli, eyleme geçirilebilen sel uyarıları sağlanmasına yardımcı olacak sel tahmin sistemlerinin iyileştirilmesi” için kullanılacağını söyledi.

Google (ne hakla) kripto para reklamlarını yayımlamayacak

Google Haziran ayından itibaren kripto paraların halka arzı olarak tanımlanabilecek ICO etkinliklerinin ilanlarını yayımlamayı bırakacağını, bunları yasaklayacağını dile getirdi.

Şirket duyuruyu şu şekilde yaptı: “Kripto para birimleri ve bunlarla sınırlı olmamak üzere (başlangıç parası teklifleri, kripto para birimi takasları, kripto paralı cüzdanlar ve kripto para karşılığı ticaret tavsiyeleri dahil)” ile ilgili reklamlar Google’ın AdWords platformunda artık kullanılamayacak.

Bu noktada sorulması gereken deli soruları sormaya başlayalım ülkece bu soruları burada biriktirelim:

  1. Google kim oluyor ki herhangi bir regülatör kararı olmadan işine gelen şeyin reklamını yayınlıyor işine gelmeyeni bırakıyor?
  2. Google’ın ben bu reklamları yayımlamıyorum demesiyle hayır yayınlayacaksın diyecek bir regülatör bulunmuyor mu?
  3. Google, orta ya da uzun vadede kendine rakip olma ihtimali olan kripto paraların büyümesini istemiyor olabilir mi?

Beni niye takip etmemen gerektiğini söylemek zorunda değilim Google!

Quartz isimli bir teknoloji sitesi var. ilginç haberler çıkıyor. Severek takip ediyorum.

Yaptıkları bir araştırmayla bulmuşlar ki Android yüklü telefonlar Google’a sürekli konum bilgilerini gönderiyor. Kasmışlar kendilerini ve tüm konum temelli hizmetleri kapatmışlar. Android yine göndermeye devam etmiş. Olayın suyunu çıkarmışlar ve cihazın konum alma özelliğini kapatmışlar. Ama Android buna boyun eğer mi… Hemen çevredeki baz istasyonlarının kimliklerini toplayıp yine kullanıcının nerede olduğunu göndermeye devam etmiş.

Amerikalı yazarlar diyorlar ki nerede olduğunun bilinmesini istemeyen, örneğin kocasından kaçan, kanun tarafından korumaya alınan insanlar bundan zarar görebilirmiş. Ne münasebet efendim… Ben izlenmek istemiyorum. Benden kırk tane izin almanız gerekiyor benim nerede olduğumu birine göndermek ya da bundan bir pazarlama etkinliği çıkarmanız için.

Ben size neden benim konum bilgimi almamanız gerektiğini söylemek zorunda değilim. İstemiyorum. İşte o kadar. Bu benim en kişisel bilgim ve ne var canım alsa ile alınmasını istemiyorum. Sebebi beni ilgilendirir. Google’a açıklama yapmak zorunda olduğumu düşünenler de geri zekalıdır.

Android yüklü telefonlara da hayvan gibi para veriliyor. Android bizim kara kaşımıza kara gözümüze bize bağışlanmış bir işletim sistemi değil. Telefon aldığımızda bunun parasını veriyoruz. Yani öyle istediğini yapacak bir konumda değil. Olamaz da zaten.

Değil benim isteğim olmadan bilgi toplamayı, benim bilgi toplanmasını engelleyemeyeceğim yöntemlerle konumumu alması kabul edilebilir bir şey olmamalı.

Sırf bunun için bir daha Google arama motoru kullanmamayı kabul edebilirim.

Kış saati değişikliklerini neden son dakikaya bırakmamalı?

Yaz saati kış saati polemiği 1960’lardan beri, 50 yıldır ülke gündemini meşgul eden bir konu. 1973 yılında yaz saati kış saatini farklılaşması başlayana kadar halk “neden bunu değiştirmiyoruz” demiş. Sonra keşke saatlerle oynamasak denmiş. Bunlar konu hakkında kafaların düzenli olarak karışık olduğunun en önemli göstergesi.

Ancak bizim çok daha önemli bir derdimiz var: Bugün hayatımızın çok önemli bir bölümünü akıllı sistemler yönetiyor. Cebimizde cep telefonları, elimizde tabletler, kucağımızda bilgisayarlar… Nesnelerin interneti kapsamında birbiriyle konuşup duran aletler var. Örgün ağlar; borsa, havalimanları ve finansal sistemler global dünyanın aktörleriyle her saniye konuşup duruyor. Ve bizim aynı zamanda aynı şeyi konuşuyor olmamız lazım.

Saatler değiştiğinde kolunuzdaki saati ve arabanızın çevrim dışı saatini bir kenara bırakın, hiç saat ayarı yapıyor musunuz? Telefonunuzun, bilgisayarınızın, tabletinizin, üstünde web sitenizin bulunduğu sunucunuzun, evinizdeki oyun konsolunun, hatta uydu sistemlerinizin saatleri otomatik olarak değişiyor. Ve siz bunun farkında bile değilsiniz.

Sizce bu değişiklik Allah’tan mı geliyor? Bakanlar kurulu bir düğmeye basarak mı değiştiriyor bunları? Hayır. Bununla ilgili uluslararası firmalar; Microsoft, Apple, Oracle, Google yapıyor bu değişiklikleri.

Ancak orada çalışan zavallı Willam’ın durumunu bir düşünün: “Gaddemit yine değiştirdiler. Şit değiştirdiklerini değiştirdiler.”

Bunlardan biri bile bizim değişiklik hızımıza şetişemese… Uçaklar, online satış siteleri, telefonumuz ne hale düşer düşündünüz mü?

Lütfen şunu son dakikaya kalmadan değiştirin.

Lütfen küresel trendleri takip edin ve herkes ne yapıyorsa onu yapın.

Devletler küresel teknoloji devlerine karşı ayaklanıyor

Biz dünyanın teknoloji devleri bizim hakkımızı yiyor, bizim ürettiğimiz içerikler, bizim hayata geçirdiğimiz şeylerle kendi para kazanma yollarını geliştiriyor bize bir şey vermiyor derken… İşin içine Amerika dışındaki dünya devletleri girdi.

Rusya’nın Federal Bilgi Teknolojileri ve Kitle İletişimi Denetleme Kurumu Başkanı Aleksandr Jarov, kişisel verilere ilişkin yasal yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde Facebook’un engellenebileceğini söyledi.

Rusya daha önce Linkedin’i engelledi. Sırada Facebook var. Sonrasında Google ve Microsoft’un geldiğini konuşuyor herkes. Rusya ülkesindeki kanunların herkes ve her kurum için istisnasız geçerli olduğunu söylüyor.

Bunların temelinde Rusya’da 2015’te yürürlüğe giren kanun ve onun söyledikleri var: Ülkedeki yabancı şirketlerin Rus vatandaşlarına ait kişisel bilgileri Rusya’daki sunucularda tutması gerekiyor.

Bunlar Türkiye’de de tartışılıyor. Hatta AB ülkelerinde de. Ama Amerikan devleri bu konuda iyice köşeye sıkışmaya başladı. Ya küçük ülkeler beni kapatırsa kapatsın diyecekler ya da onların söylediği gibi dataları ülke içinde tutmaya başlayacaklar.

Ama buradaki temel sorun çok önemli: Rusya ve bizim gibi ülkeler bu datanın neden ülke içinde kalmasını istiyor? Başkaları bakamasın diye mi? Bunu düşünmek çok çocukça olur. Adamlar öyle ya da böyle bu bilgilere bakacaklardır sonuçta altyapıyı kendileri kuruyorlar.

Peki acaba devletler bu sitelere girenleri, orada olan bitenleri kendi ülkelerinin kanunlarıyla hop deyince hemen inceleyebilmek mi istiyorlar? Bu çok daha feci olur o şirketler için bir daha kimse güvenmez onlara.

İşte tüm bu şarlar içinde küresel teknoloji markalarını, özellikle de bilgi toplayanları çok zor günler bekliyor.

Ucunun biz son kullanıcılara öyle ya da böyle dokunmayacağını düşünmek büyük saflık olur.

Parası olan yazdıklarımızı internetten silebilir mi?

Bana gelen bir basın bülten kafamda internette parası olan herkes bizim yazıp çizdiklerimizi silebilir mi sorusunu uyandırdı kafamda… Bunun için bana bülteni gönderen kurumla derinlemesine bir sohbete girdik. Önce gelen basın bültenini sizinle paylaşarak neden bende bu izlenimin uyandığını sizinle paylaşmak istiyorum…

Bültenin başlığı “İNTERNETTE İSTENMEYEN HABERLERDEN KURTULMAK MÜMKÜN” ile verilmiş. Devamındaki spotunda Hakkınızda yayınlanmış asılsız haberlerin kaldırılması zor değil deniyor.

Şirket bize diyor ki “kişi ve kurumlar dijital ortamda yayınlanmış asılsız haberler veya yanlış bilgilerin kaldırılması için çoğunlukla tek tek haber kaynaklarına ulaşmak zorunda kalıyor. Dijital hukuk alanında yaşanan gelişmeler bu sorunların çözümünü de kolaylaştırıyor. “E-koruma.net”, dünyanın önde gelen arama motorları, sosyal ağlar ve dosya paylaşım sitelerinde yer alan istenmeyen içeriklerin kaldırılmasında yüzde 100’e yakın bir başarı sağlıyor.”

Şirketin kurumsal iletişim yöneticisi Esra Topal, “dijital ortamlarda paylaşılan asılsız, karalayıcı ve küçük düşürücü içerikler kişi ve kurumların itibarını zedeleyebiliyor. Bu tür içerikler internet ortamında geleneksel mecralara göre çok daha hızlı yayılıp tek tıkla milyonlarca kişiye ulaşabiliyor. Özellikle göz önünde olan kişiler, büyük şirketler ve ünlü isimler zaman zaman internet ortamında yıllarca emek vererek oluşturdukları itibarlarını, çalışma hayatlarını, iş ilişkilerini olumsuz yönde etkileyecek içeriklerle karşılaşabiliyor. Bu içerikler; asılsız, karalayıcı haberler ve özellikle telif haklarına aykırı her hangi bir durum olarak karşımıza çıkıyor. E-koruma.net’in dijital hukuk alanında yaptığı çalışmalar bu tür haberlerin ve içeriklerin internet ortamından kaldırılmasına yardımcı oluyor” demiş.

İstenmeyen içeriklerin kaldırılması konusunda sosyal medya ajansları, dijital pazarlama ve marka ajanlarının yetersiz kalacağını belirten Topal ”Örneğin geçtiğimiz dönemlerde büyük bir içecek firmasına yapılmış olan karalama kampanyası gerçeği yansıtmamasına rağmen haksız rekabet oluşturarak hedef kitlesini yanıltıcı ve itibar zedeleyici imaj çizmişti. İnternette hakkınızda çıkmış olan bu tür haberlerin tespit, takip ve dava süreçleri uzman kişi ve kurumlar tarafından yapılmalıdır. Hukuki ve bilişim alt yapısı olmayan kurumlar bu işlemleri gerçekleştiremez. Yaptıracağınız hiçbir işlemin yüzde 100 bir sonucu yoktur. Yapılacak işlemin kaldırılma süreçleri içeriğin boyutuna göre değişkenlik göstermektedir.’’ açıklamasını getirmiş.

“Bu davaların hızlı bir şekilde çözüme kavuşması için uzman kişilerden destek almanızda fayda var” diyor.

Peki o zaman benim aklıma gelen soru muhtemelen bir çoğunuzun da aklına gelmiştir. Mesela ben bir şey söylüyorum ve bu benim kendimi ifade etme özgürlüğümle uyuşuyor. Peki buna rağmen bu yazılanların internet ortamından silinmesi mümkün mü? Konuyu birkaç soruyla şirkete yönelttim. Esra Topal ivedilikle bu sorulara samimi cevaplar verdi:

Google’ın trend anketi: Evet mi çıkacak hayır mı?

Google’ın en önemli hizmetlerinden biri trend anketi. Belli kelimelerin ne kadar arandığını soruşturulduğunu ve kullanıldığını ölçerek kullanıcılara belli konularda fikir veriyor.

İçinde bulunduğumuz şu günlerde ülke gündemi evet ve hayır üstüne kurulu. Birçok anket firması değişik yollarla anketler yaparak halkın nabzını tutuyor. Her seçimdeki gibi belirgin bir sonuç çıkmıyor karşımıza. Ben de Google’ın trend raporlarına bakarak bu konuda bilgi edinebilir miyiz sorunsalını masaya yatırmaya çalıştım.

Tahmin edeceğiniz gibi evet ve hayır araştırması yaptım. Ancak evet ve hayır kelimeleri günlük hayatın her alanında kullanılan, jenerik bir kelime. O yüzden kafamızın bir tarafında hep bu bilgiyi tutalım ve rapora o gözle bakalım istedim.

Öncelikle bu konunun tüm yönleriyle devreye girdiği yılbaşından, trend raporlarının gidebildiği kadar eskiye giderek normalde evet ve hayır kavramları ne kadar kullanılıyormuş görmek istedim.

2004 yılının ocak ayından 2017 yılının başına kadar hayır kavramı zaten önde giden bir yapı içeriyor. Google trendleri bunları belli bir algoritmayla ölçüyor. Bu algoritmaya göre kullanılan her 9 evet kelimesi için 7 hayır kelimesi göze çarpıyor. Yani zaten eşit kullanımı olan kavramlar değil bunlar.

2017 yılına geldiğimizde toplam kullanımlar 43 evete 30 hayır gibi bir ortalamaya gelmiş. yüzdesel olarak baktığımızda yaklaşık yüzde 14-15 bandında bir artış yaşanmış evet kelimesi kullanımında…

Bunu seçimden evet çıkacak diye yorumlamak çok yanlış bir okuma olur. Çünkü Google sadece internet sitelerinin ne kadar çok bu kelimeleri kullandığını ölçüyor. Bu bir seçim sonucu araştırması değil.

Bir de şu açıdan düşünelim: Ülkenin en çok ziyaret ve satışı olan gazete ve internet sitelerinin bir şekilde evet kelimesini desteklediğini aklımızdan çıkarmayalım. Bunların internet kullanımına etkisi aynı şekilde gerçekliği bozucu bir faktör olabilecektir.

Gözümüzü tüm bu gerçeklere kapatıp baktığımızda Google bize daha çok evet kullanıldığını, bu kullanımın da geçmişe oranla belirgin bir artış gösterdiğini önümüze koyuyor.

ÖNEMLİ NOT: Google Trend tabloları merkezden dinamik bir veri çekmektedir. Eğer sayfaya girdiğinizde iki ayrı grafik görmüyorsanız bağlantı hızınız veya o anda oluşan bir sorun yüzünden verileri çekememişsiniz demektir. Bunun için sayfayı tekrar yenileyin.

ÖNEMLİ NOT2: Trendlerin ne zaman ne kadar değiştiğini görebilmek için farenizin imlecini çizgiler üstünde dolaştırın. Detaylı bilgi kutucuk olarak önünüze gelecektir.

ABD Küba’ya Google’dan girdi

Google, Küba’da hizmetlerini hızlandırmak için adaya bilgisayar sunucuları yerleştirmek üzere Küba devleti ile anlaşma imzaladı. Yetkililer Başkan Barack Obama’nın görevden ayrılmadan önce süreçlerin başlayabilmesi için acele ediyor.

Başkan Eric Schmidt, Pazartesi günü Havana’da Küba devlet telekomünikasyon şirketi La Empresa de Telecomunicaciones de Cuba SA ile aylarca süren müzakereler sonunda anlaşmayı imzaladı.

Küba’daki Google sunucuları, popüler YouTube videoları gibi içerikleri depolayacak ve içeriğin Kübalı kullanıcılara daha hızlı ulaşmasını sağlayacak. Bu sayede, uzun zamandır dünyanın en izole ülkelerinden biri olan 11.2 milyon ülkenin internet erişimi farklı bir noktaya taşınacak.

ABD Ticaret Odası’na göre; cep telefonları, Wi-Fi bağlantı noktaları ve evlere genişbant bağlantıları Küba’da hızla artıyor. Geçen yıl, bir önceki yıla göre iki kat fazla, 150 bin kişinin internet bulunduğu dile getirildi.

İnternet servislerinin hızı konusunda endişe duyan Google; Grönland, Somali, Yemen ve Gazze Şeridi de dahil olmak üzere yerel kullanıcıların hızını artırmak için sunucuları dünya çapında yerel sunucular işletiyor.

Elbette Google bunu sadece hayır işi ya da sosyal sorumluluk olarak yapmıyor: Şirket hizmetleri daha hızlı kullanıldığında, kullanıcılar daha fazla Google araması yapıyor ve daha fazla YouTube videosu izliyor ve şirketin daha fazla reklam satmasına olanak tanıyor.

Anlaşma, Obama yönetiminin, Küba yetkililerini ABD’nin Küba ile olan ısınan ilişkilerini sorgulayan Donald Trump’ın açılış öncesi bekleyen anlaşmaları tamamlaması için baskı yapması sonrasında geldi.

Yönetim, bu tür anlaşmaların, ülkeler arasındaki diplomatik ve ticari bağları açma hamlesini kalıcı kılmasına yardımcı olmasını umuyor. Küba, geçtiğimiz hafta Royal Caribbean Cruises Ltd., Norwegian Cruise Line Holdings Ltd. ve Pearl Seas Cruises şirketlerinin önümüzdeki yıl adaya giden yolculuklarını başlatma planlarını onaylamış, ABD ticari hayatına doğru önemli adımlar atmıştı.

 

Google yeni bir sosyallik mümkün dedi, “Allo” dedi

Google kadar çok sosyal medya ve mesajlaşma yazılımı dnemiş olan bir firma yok sanırım. Belki biraz Microsoft… Ama bu çabalarının çoğunda ağaca çıktı ve ortaya çıkan sonuç, Google’ın bunları sessiz sedasız, kimseye farkettirmeden kapatması oldu.

Şimdi yeni bir uygulama daha yapmış, adını da Google Allo koymuş…

Mantık çok basit: Hem bir sosyal medya aracı yapacak, hem bir mesajlaşma platformu. Bir yandan WhatsApp olacak bir yandan Facebook, ama diğer taraftan da Google’ın olmazsa olmazlarını barındıracak içinde… Bu karmaşadan bir doğru çıkar mı? Vallahi bilmiyorum. Şimdiye kadar böyle çorba yapıp da başarıdan başarıya koşan görmedik…

Google diyor ki sohbet ederken bir uçuş bilgisini kontrol etmek ya da restoran aramak gibi nedenlerle çok sık ara vermek zorunda kalıyoruz. Gerçekten mi? Siz hiç azimli bir Türk erkeğinin bir kızla mesajlaşmasını gördünüz mü? Ben size söyleyeyim o adamın mesajlaşma motivasyonunu restoran aramak dğil, üstüne çöken ev ya da üstünden geçen tank bile bozamaz. Ama yine de siz motorsunuz bizden iyi bilirsiniz.

Neler var bu uygulamada? Gelin Google’ın söylediklerinden yola çıkarak beraber kurcalayalım:

Dediğimiz gibi Google Allo, plan yapmanıza, bilgiye ulaşmaya sohbet sırasında kullanıcıların kendini daha iyi ifade etmesine yardımcı oluyor. Kullanıldıkça öğreniyor, kendini geliştiriyor.

Google Allo yanıt vermeyi kolaylaştırıyor. Akıllı Yanıt özelliği sayesinde mesajlara sadece bir dokunuş ile karşılık verip “yolda mısın?” sorusuna hızlıca “evet” demek mümkün.

“Sohbet sadece yazıdan ibaret değil, çok daha fazlası” demiş Google. İşin gösterişine kaçmış: “Gönder” butonunda parmağı sadece aşağı ya da yukarı hareket ettirerek sohbete emojiler eklemek ya da metin boyutunu kolayca ayarlamak mümkün.  Google Allo, bu işe büşük kfa yorup yatırım yapmış ve 25’ten fazla özel etiket paketi için dünyanın çeşitli yerlerindeki bağımsız sanatçılarla ve stüdyolarla işbirliği yapmış. Öyle emoji deyip geçmeyin yani…

Google Allo, Google Asistan ile bir önizleme gibi tanışma fırsatı taşıyor. Google Asistan, Google ile sohbet etmeyi, sorular sormayı, doğrudan sohbet sırasında işleri yürütmeyi sağlıyor. (Şu an üstünde ne var? Hayır estağafurullah, size demedim sayın müdürüm gibi…)

Google Asistan, Google’ın uzun yıllardır sürdürdüğü insanlara günlük hayatlarında yardım etme yolculuğunda, “sıradaki adım” niteliğinde. Arama sonuçları sayfasında linklerin listelenmesi evresinden kullanıcı daha sormadan, proaktif olarak önemli güncellemeleri gönderme aşamasına geçtiğini söylemiş… Bunu söyleyince kafam karışıyor: Eskiden arardık sonuç gelirdi. Sonra aradıktan sonra dur bakayım bunu mu demek istedin demeye başladı. Bundan sonra “sende bugün bir haller var sanki Fransız Anayasası’ndaki güçler ayrılığı konusu hakkında araştırma yapacaksın gibi” diyecek. Proaktif çok acayip…

Google en iyisini sona saklamış: Güvenlik ve gizlilik konularına büyük önem verdikleri için Google Allo’daki tüm sohbetler Transport Layer Security (TLS) gibi endüstri standardı teknolojilerle şifrelenmeye başlanmış. Chrome’da olduğu gibi, Google Allo’da da kişiye özel pencere (Incognito) modu sunuluyor. Özel penceredeki sohbetlerde mesajlar uçtan uca şifrelenirken, gizli bildirimler ve belirli sürelerde mesajın otomatik olarak silinmesi gibi ek gizlilik özelliklerine de sahip oluyor. Bu özelliği nereden hatırlıyorum diyenler, Bylock kelimesini Google’dan aratabilir. İşin şakası bir yana bunlar güzel özellikler…

Uygulamayı kullanmadan hemen dövmeye başlamayalım. Ama Google’ın sosyal medya ve mesajlaşma uygulaması geçmişi çok parlak değil. Umarım bu sefer tutturur…

Çin, Avrupa ve ABD tepişecek global teknoloji sona erecek

Başta bize sunulan şey şuydu: Dünya global bir bahçe haline gelecek. Herkes bu global yapıya üretecek, ardından yine bu bahçeden beslenecek. Sınırmar ortadan kalkacak. Herkes bağlı olduğu ülkenin kurallarına göre değil artık tek bir yumruk haline gelmiş dünyaya çalışacaklardı.

Elbette bunun zararları olacaktı. Elbette bu sistem oturana kadar zorlu yollardan geçecektik. Ama bir şekilde taşlar yerli yerine oturunca daha iyi bir dünyamız olacaktı hesapta. Ama olmadı. Neden olmadı? Gelin bunu masaya yatırıp inceleyelim:

  • Avrupa, kurduğu birliğin arkasına saklanarak ABD teknolojisini hiç rahat bırakmadı. Tüm ülkeler bu şirketle teker teker harika ilişkiyer yürütürken Avrupa Birliği ismi altında toplandıklarında onlarca dava açtılar bu kuruma. Tekel olmasını eleştirdiler. Tarayıcısını eleştirdiler. Verdiği ve vermediği vergileri eleştirdiler.
  • Google… Avrupa’nın en çok eleştirdiği kurumların başında geliyordu. Hemen hemen çıkardığı her hizmet için üst üste davalar açıldı. Arama motorundan reklam uygulamalarına kadar hem birlikten hem de teker teker ülkelerden ayrı ayrı sopa yedi. Yılmadı ama 2000’lerin başıyla kıyasladığımızdaki motivasyonunun olduğunu söylemek güç…
  • ABD bu arayı boş geçirmedi. Avrupa’dan gelen şirketler hiçbir zaman birer ABD şirketi haline dönüşemedi. Buna örnek olarak ABD’nin altyapı yükünü çeken Deutsche Telecom ve ona yapılanları örnek gösterebiliriz. Seslerini çıkarmadılar ama bu ülkede gerçekten çok çektiler.
  • Geçtiğimiz günlerde ülkemizde de Turkcell’in ortağı olarak dolaylı faaliyet gösteren Telia, ABD’den 1,5 milyar dolarlık bir sopa yedi Türki Cumhuriyetlerde verdiği iddia edilen rüşvet yüzünden…

Bunlar bilinen şeyler. Bu arada belgelenemeyen olaylar da var: Mesela ABD’nin telekulak skandallarını dillendiren Joseph Snowden’in Avrupa tarafından bu işe sokulduğu söyleniyor. Keza ABD’nin Almanya ve Türkiye gibi ülkeleri dinlediği iddialarının temelinde yine Snowden var.

Globalleşmek için öncelikle birbirinin ayağına basma motivasyonu olmayan ülkelerin varolması gerekiyor. Ülkelerin mükemmel geçinmesi şart değil ama birbirlerine aba altından sopa göstermeleri de hoş olmuyor. Görünen o ki dünya henüz o aşamada değil.

Lütfen bu yazıyı bir globalleşme sevdalısının üzüntülerini anlatması olarak algılamayın. Dünya bir şekilde globalleşecek ama bunu yaparken küçükleri ezmeyecek, devasa global markaların ülkelerin bağımsızlık ve bütünlüklerini görmezden gelerek hareket etmesi engellenecek.

Bir tezim var: Eğer Fenerbahçe ile Yandex arasında yapılan reklam anlaşması tutmuş ve her iki tarafa da yüz milyonlarca dolar kazandırmış olsaydı Rusya ile aramızda kriz çıkmazdı. Bir top mermizine Erdoğan konup havada uçmakta olan Putin düşürülse bile çıkmazdı…

Messi’yi Fenerbahçe değil Microsoft Türkiye transfer edecek

Microsoft ve Yandex, Türkiye, Rusya, Belarus, Kazakistan, Ukrayna ve bölgedeki daha bir çok ülkede insanların Windows 10 ile daha özel bir kullanıcı deneyimi yaşayabilmeleri için stratejik bir iş birliğine gittiklerini duyurdu. Windows 10 işletim sistemli cihazlarda yer alan Microsoft Edge ve Internet Explorer (IE) tarayıcılarında Yandex varsayılan açılış sayfası ve arama motoru olarak sunulacak.

Peki başlıkla ne alakası var? Fenerbahçe aratınca Messi alıyor da Microsoft aratınca niye olmasın?

İki şirket arasında yapılan anlaşma ile Microsoft, Windows 10 işletim sistemli cihazlarda Yandex arama motoru ile kullanıcılara yerel bir arama deneyimi sunacak. Windows 10, orijinal Windows 7 ve Windows 8 kullananlar için ilk yıl ücretsiz olarak sunuluyor.

Anlaşmanın geçerli olduğu ülkelerde kullanıcılar Windows 10’un sunduğu avantajları özel bir Yandex tanıtım sayfası üzerinden görebilecek, bu sayfa üzerinden Windows 10’u resmi olarak indirip, kullanabilecekler. Hazırlanan özel Yandex sayfasında ayrıca Windows 10 ile yapılabilecekler de detaylıca görülebilecek.

“Dünyanın dört bir yanındaki kullanıcılarımızın seveceği bir Windows 10 deneyimi sunmaya kendimizi adadık. Bunun için izlediğimiz yollardan biri ise kullanıcılarımıza yerel anlamda uygun deneyimler sunmak.” diyen Microsoft Windows ve Cihazlardan Sorumlu Başkan Yardımcısı Terry Myerson, “Microsoft ve Yandex’in uzun süredir devam eden başarılı bir ortaklığı var. Windows Phone’a belli ülkelerde Yandex arama motoru entegre edilmiş durumda. Bu bölgelerde Windows 10 ekosistemiyle birlikte kullanıcılarımıza Yandex arama deneyimini sunmayı dört gözle bekliyoruz.” şeklinde konuştu.

Yandex CEO’su Arkady Volozh ise: “Windows 10 başarısını çoktan kanıtladı ve büyüme potansiyeli olduğunu da net biçimde gösterdi. Microsoft’un yerel pazarlarda güçlü oyuncularla iş birliği yapmaya hazır olmasının etkisi de burada önemli bir rol oynuyor. Bu yeni anlaşma, Microsoft ile geçmişe dayanan iş birliğimizin gelişim sürecinde beklenen bir adım ve ürünlerimizin yüksek kalitesini de doğular nitelikte.” dedi.

Şimdi günün soruları şunlar:

  • Microsoft bu arama motoru yerleştirme işini ne kadar parayla yapıyor? Fenerbahçe’nin aşağı yukarı ne kadar aldığını biliyoruz.

  • Fenerbahçeliler mevcut Yandex arama motorunu silip tekrar Yandex araması mı yapacak? Fenerbahçe’ye nasıl para kazandıracak?

  • Yandex’in bir de tarayıcısı var ki kullanılsın diye Fenerbahçe taraftarına dünya kadar para veriyor. Bu noktada bu iki yeni iş ortağı nasıl kapışmadan yollarına devam edecek?

“Hep” değil “doğru zamanda” internette olmak

Man holding crystal ball in landscape

İnternet bilgisayarın dışına çıkıp tüm akıllı cihazlar ve türevleriyle hayatımızın dört bir yanını sarınca her zaman bağlı sayılmaya başladık. Eskiden internet başında geçirecek zaman ayarlamaya çalışırken her daim bağlı kalmak, doğru ve değerli anların bu ortamda değerlendirilmesi sorunsalını ortaya çıkardı.

Sürekli kendime soruyordum benim için internette geçirdiğim doğru zaman nedir diye… Google uzun zamandır üstünde çalıştığım bu soruya güzel bir araştırmayla karşılık verdi: Google’ın Haziran 2015’te gerçekleştirdiği “Önemli Anlar Türkiye Araştırması” da ortaya koyduğu sonuçlarla günümüz tüketicileri için anların önemine, pazarlamacılar ve iletişimciler içinse bu “doğru anları” yakalamanın yaşamsallığına dikkat çekiyor.

Birden fazla ekran üzerinden medya tüketimi geçtiğimiz 3 yıl içerisinde internet kullanıcılarının yüzde 90’ının alışveriş, seyahat planı ya da herhangi bir içerik görüntülemek gibi nedenlerle cihaz değiştirmesine bağlı olarak yüzde 500 düzeyinde artış göstermiş. Bu durum, tüketicilerin ilham ya da bilgi arayışında olduğu, yeni şeyler keşfettiği ya da kararlar verdiği amaç ve tutku odaklı geçirdiği “önemli anları” beraberinde getirdi.

Araştırma kapsamında ‘izlemek istiyorum’, ‘yapmak istiyorum’, ‘bulmam lazım’ ve ‘satın almam lazım’ anları gibi farklı durumları işaret eden bu anlarla ilgili ilginç veriler ortaya konuyor:

İzlemek istiyorum anları

Akıllı telefon kullanıcılarının yüzde 60’ı, ilgili araştırmanın yapıldığı haftadan önce eğlenmek ya da ilham almak için YouTube’u açmış.

Yapmak istiyorum anları

35 yaşın altındaki internet kullanıcılarının yüzde 80’i öğrenmek istedikleri her şey hakkında YouTube’da bir video bulabileceğine inanıyor.

Bulmam lazım anları

İnternet kullanıcılarının yüzde 92’si bağlı bir cihazda, çevrim içi veya çevrim dışı içerik veya reklamlar tarafından anında daha fazla bilgi aramaya yönlendiriliyor.

Satın almam lazım anları

Akıllı telefon kullanıcılarının yüzde 92’si belirli ürünler için alışveriş yaparken cihazlarını kullanmış.

Peki bunlardan bize ne? Önemli anlar oldouğunu öğrenmek kime nasıl bir fayda sağlıyor?  Bu anlar son kullanıcıya ait ama bunu değerlendirmek markala düşüyor. Neler yapmalı bu markalar?

İnternet tüketicilerinin yüzde 71’i bir şirketin mesajının konuyla ilgili olmasının, markayla ilgili düşüncelerini etkilediğini kabul ediyor. Akıllı telefonlarında araştırma yapanların yüzde 63’ü cihazlarında o anda telefonlarından ilgili bilgiye ulaştıkları için normalde düşünmedikleri bir markayı satın almayı düşünüyor.

Akıllı telefonlarında arama (araştırma) yapanların yüzde 54’ü cihazlarında o anda ilgili bilgiye ulaştıkları için normalde düşünmedikleri bir markayı gerçekten satın aldığını belirtiyor. Akıllı telefon kullanıcılarının yüzde 75’i mağazada cihazlarını son kullandıklarında bir ürün ya da hizmet hakkında internette buldukları bilginin alacakları kararı etkilediğini söylüyor.

Önemli Anlar Türkiye Araştırması’nda öne çıkan sonuçlardan bazıları ise şöyle sıralanıyor:

  • Türkiye’de online tüketicilerin %88’i kendisine uygun gelen bir markadan gelen bir mesajı gördükten sonra harekete geçiyor.
  • 35 yaşın altındaki internet kullanıcılarının %80’i öğrenmek istedikleri her şey hakkında YouTube’da bir video bulabileceğine inanıyor.
  • İnternet kullanıcılarının %92’si bağlı bir cihazda, çevrim içi veya çevrim dışı içerik veya reklamlar tarafından anında daha fazla bilgi aramaya yönlendiriliyor.
  • İnternet tüketicilerinin %71’i bir şirketin mesajının konuyla ilgili olmasının, markayla ilgili düşüncelerini etkilediğini kabul ediyor.
  • Akıllı telefonlarında araştırma yapanların %63’ü cihazlarında o anda telefonlarından ilgili bilgiye ulaştıkları için normalde düşünmedikleri bir markayı satın almayı düşünüyor.
  • Akıllı telefonlarında arama (araştırma) yapanların %54’ü cihazlarında o anda ilgili bilgiye ulaştıkları için normalde düşünmedikleri bir markayı gerçekten satın aldıklarını ifade ediyor.
  • Akıllı telefon kullanıcılarının %75’i mağazada cihazlarını son kullandıklarında bir ürün ya da hizmet hakkında internette buldukları bilginin alacakları kararı etkilediğini söylüyor.

Yandex’in kullanımı hepi topu yüzde bir arttı

Madem bizim pazarımız için milyonlarca dolar vermeye hazır, madem gelirinin büyük bir kısmını bu alana aktarmak istiyor o zaman Yandex’in burada ne zamandır ne kadar kullanıldığını söylemek de gerekiyor. Büyük gazete ve gazeteciler nedense işin o tarafına hiç girmediler.

Ben işe gayet tutarlı br ölçme mekanizması sunan Stat Counter ile girdim. Bu sistem üsündesosyal medyadan tarayıcı kullanımına, arama motorundan mobil işletim sistemlerine kadar her şeyi görmek mümkün. Bütün dünya buradan veri alıyor.

Lafı çok uzatmadan, Fenerbahçe sponsorluğu ile patlama yaptığı söylenen Yandex tarayıcısı kullanımına bakalım:

Bu iki buçuk yıllık tarayıcı kullanım rakamları. 1 Ocak 2013 ile başlıyor. En üstte hoplaya zıplaya artan Chrome kullanımıYüzde 50’lerden başlayıp yüzde 80’lere kadar gidiyor. İkincisi düşmekte olan Internet Explorer… Yakında yüzde 10 trendinin altına düşecek gibi duruyor. Üçüncü sırada ise Firefox var. Hiç umut vermeyen bu tarayıcı yatay gibi görünen aslında düşmekte olan bir trend çiziyor. Ve dördüncü sırada üç büyüklerin tarayıcısı Yandex geliyor. İki sene önce yüzde 1’in altında bir yerden başladığı yolculuğunu Son bir aya baktığımızda yüzde 2,5 beviyesine kadar getirmiş. Son bir aydaki büyük Fenerbahçe reklam, tanıtım ve hareketiyle yüzde 3,3 yapmış yani neredeyse yüzde bir artırmış. Ama hepsi o. Yani 600 bin Fenerbahçeli… Milyonlarca dolar… Göğüs reklamı…

Stat Counter öyle diyor bize…

Peki arama motorunda durum ne?

Tepedeki ince kırmızı çizgi Google… Ortaya belki not almak istersiniz diye boşluk bırakmadım. Evet arama motoru pazarındaki durum bu. Arama motoru pazarında yandex açık ara farka ikinci. Rakibi Bing’i ezmiş durumda. Yüzde 0,77 oranında kullanılan Bing’de 7 kat daha yukarıda, yüzde 5,8 kullanıldığı olmuş.

Ağustos başında yüzde 4,8 kullanılırken bugünlere gelindiğinde arada 5,8’leri görmüş ama son birkaz günde yine 5,7 seviyesine inmiş. Yni öyle yüzde 10 bandını görecekmiş gibi durmuyor. Milliyet gibi gazetelerde “istese var ya Beşiktaşlı taraftarlar da acayip para kazandırır kulübüne” gazlı iletişimini kullansalar da durum ortada.

Yüzde 93 küsür ile yüzde 5 küsürün çatışmasında Google ne kadar para kaybeder bilmiyorum ama yüzde birlik bir kıpırdanma yaratmak için Fenerbahçe’ye 40 milyon dolar veren Yandex’in Türkiye’de medyaya beş kuruş reklam yatırımı yapmayan Google ile kafa kafaya gelmesi için muhtemelen üç büyükleri Barselona yapacak kadar para akıtması lazım…

Veriler Yandex’e haksızlık olmasın diye Desktop cihazlar üstünden yapılan aramalar bazında derlenmiştir. İşin içine mobil, tablet ve oyun konsolu aramaları eklendiğinde Yandex arama oranları yüzde 3’ün altına düşmektedir.

Bu arada bu rakamların yanlış olduğunu ileri sürenler, dertlerini birçok kaynağın alıntı yaptığı Stat Counter’a aktarabilirler…

Fenerbahçe Yandex anlaşmasının analizi

Fenerbahçe ile Yandex arasında bir anlaşma yapıldı. Basına yansıdı ama bir türlü sözleşme detayları bizlere yansımadı. Zaten verilmesini de beklemiyorum. Ama yansımalardan ve resmi açıklamalardan yola çıkarak sizler için mümkün olduğunca bir analiz çıkarmaya çalıştım. TKNLJ formatında sizlerle paylaşmak istiyorum:

  • Fenerbahçe resmi sitesinde konuyla ilgili şöyle bir açıklama var: 1 milyon Fenerbahçe taraftarının, 1 yıl süreyle günde 25-30 kez Fenerbahçe Yandex Browser veya Fenerbahçe Yandex Arama Motoru kullanması halinde, Fenerbahçe’ye yıllık yaklaşık 40 milyon dolar bir gelir sağlayacak. (Haberde bir taraftarın bu şartları yerine getirdiğinde yılda 36 dolar kazandıracağı da dile getiriliyor. Yaklaşık 40 milyon dolar sanırım böyle elde ediliyor)
  • Hızlı bir arama yaparsak 2012 yılında ortalama bir ABD Google kullanıcısının günde 4,4 arama yaptığını bulmak mümkün. Ben kendi aramalarıma baktığımda haber amaçlı olarak günde 20-25 arası arama yaptığımı buldum. Ortalama 1 milyon kullanıcının günde 25-30 arama yapması için bilgiye çok aç olması lazım. Çünkü günde 30 arama yapacak konu bulmak çok kolay değil.
  • Ortalama 30 arama yapan bir kullanıcının yılda 11 bin arama yapmış olması lazım. Bu da 36 dolar kazandırıyor tezinden yola çıkarsak her bin arama için ödenen miktarı 3,27 dolara geliyor. Bu gerçekten inanılmaz yüksek bir tutar.
  • Örneğin ABD’de yüksek kalitedeki sitelerin her bin gösterimi için 3-4 dolar veren sistemler var. Ama arama yapmak ve tarayıcı kullanmaya yönelik bu paranın verilmesi için Yandex’in gerçekten çok istekli olması lazım.
  • Anlaşmanın 3 senelik olduğu dile getiriliyor. Böylesi bir anlaşma için oldukça iyi bir süre…
  • İşin çetrefilleştiği nokta şu: Yandex 2014 yılında 902,4 milyon dolar kazanmış. Gelirlerinin yaklaşık yüzde 4,5 gibi bir kısmını Fenerbahçe’ye vermeyi taahhüt ediyor şu andaki şartlarda. Aziz Yıldırım bu gelirin 100 milyon dolara çıkmasını hedeflediklerini dile getiriyor. Yani ya gelirlerin yüzde 11’lik bir kısmını Fenerbahçeye verecek. Ya da o günlerde Fenerbahçe’den aldığı kullanıcılarla toplam gelirini 20 milyar dolara çıkaracak…
  • Bundan seneler önce Yandex’in sahipleriyle Moskova’da yaptığımız buluşmada Google reklamları gibi olan mekanizmalarını günü geldiğinde devreye sokacaklarını dile getirmişlerdi. Ama onlar Google’ın izinden gitmeyi değil hükümetle ters düşmeyecek bir yapıyı kurmayı planlıyorlardı. Acaba diyorum Fenerbahçe anlaşmasının ardında yatan gizli plan bu olabilir mi? Bekleyip göreceğiz.
  • Yandex Fenerbahçe’ye böylesine büyük kıyak bir tarife yapınca diğer takım taraftarı onun hakkında ne düşünecek? Eline sağlık diyecek mi? Elimizde Türk Telekom ve Vodafone gibi örnekler var. Bekleyip göreceğiz…

 

Alphabet teknoloji değil bir iletişim operasyonu

Alphabet, hayatımıza yeni giren bir kavram. Alfabe olarak çevirebilirsiniz ama çevirmeyin. Google yöneticileri yeni yaptıkları bir açıklamayla Google’ın bütün hizmetlerini bu çatı altına topladıklarını duyurdu. Adresini de abc.xyz olarak akıllara kazımaya çalışıyor. Peki Google bunu niye yaptı? Buna bir teknoloji insanı olarak değil iletişimci kimliğiyle bakmak gerekiyor. Çevredeki haber kirliliğini bir kenara bırakarak sizlerle bu konuyu masaya yatıralım. Tabii ki TKNLJ formatında…

  • Marka yönetimi ve iletişimi kolay bir iş değildir. Ne kadar paranız olduğuna, ne kadar tanınmış olduğunuza da bakmaz. Öyle bir elinize ayağınıza dolaşır ki bir anda bütün varlığınızı kaybedersiniz. O yüzden zaman zaman en güçlü markaların bile önemli adımlar atmaları gerekir. Google Alphabet operasyonunu biraz bu gözle incelememiz lazım.
  • Google deyince aklınıza ne geliyor? Hiç ıvırıp kıvırmayın, otomatik algı bir arama motoru getiriyor aklımıza. İçimizden muhtemelen on binde birlik bir kesim Google’ı teknoloji şirketi olarak tanımlayacaktır. Sorun etrafınıza… Annenize, apartman görevlinize, asistanınıza, Çocuğunuza sorun. Algıyla kavga etmeyi bırakın.
  • Google algısı size yeri geldiğinde zeytinyağlı yaprak sarma tarifi getiren, yeri geldiğinde cumhurbaşkanının tapelerini getiren yeri geldiğinde de pornografik içerik taşıyan bir yazılımdır aslında. Ne kadar başarılı olduğu, yaptığı işin ne kadar eşsiz olduğu, bir başkası tarafından uygulanabilirliğinin zorluğu bu durumu değiştirmez. Sonuçta anneniz, üniversite profesörünüz veya kapıcınız için değişen bir şey değil bu..
  • Oysa Google, belki de dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden biridir. ABD’yi fiberle kaplamayı hedefleyen, cep telefonlarının değişmez işletim sistemini yapan, arabaları şoförsüz yöneten, robotlara sizinle el yakmaca oynamayı öğretmeyi amaçlayan bir teknoloji şirketi… Google kelimesi onlarca senedir yarattığı yerleşik algı yüzünden bu alanı kapsayamıyor. Öyle ki aslında Gmail’i bile onunla özdeşleştiremeyen çok büyük bir yüzdeden bahsediyoruz.
  • Google her ne kadar dünya online reklam pastasının “müdürü” de olsa her yaptığı iş için yeniden algı ve iletişim yönetimi yapmak zorunda kalıyor. Kendini paralıyor ve muhtemelen yeni bir startup’ın vereceği emekten kat be kat yoğun çaba harcıyor.
  • Bu şartlar dahilinde bence çok akıllıca bir adım atarak Alphabet adı altında bir çatı marka oluşturdular. Bundan sonra Alphabet deyince dünyanın en uçuk kaçık teknolojileri gelecek aklınıza. Bir dalı inan ömrünü uzatmaya çalışırken bir kolu geleceğin ev sistemlerini kuracak. Bir yandan startuplara para verirken diğer yandan robotlara akıl verecek.
  • Bu bilginin sağlamasını şöyle yapın: Anadolu Holding deyince aklınıza ne geliyor? İyisiyle kötüsüyle bir imaj oluşuyor. Ama bu imaj Coa Cola içenler için farklı, Efes Pilsen tüketenler için ayrı, inşaat makinesi ihtiyacı duyanlar için, İsuzu marka belediye otobüsüne binenler için ve Abank’a gidenler için farklı. Otobüste koltuğunun rahat olmadığını düşünenler Coca Cola içmeyi bırakmıyor. Ya da Efes Pilsen basketbolda Fenerbahçe’yi yendi diye Abank’taki hesabını kapatmıyor. Farklı marka sahibi olmanın güzellikleri bunlar işte.

Alphabet konusunu düşündüğünüzde lütfen bunları gözden kaçırmayın. Şirketi yönetenlerin isimleri veya niye alphabet.com adresinden yayın yapmadıkları çok anlamsız detay… Gazeteleri okuyup bunlara boğulup kalmayın.

Sizler daha iyisini hak ediyorsunuz

Gazetelerin e-mail geri çağırmasıyla imtihanı

Gmail birkaç zamandır denemesini yaptığı yanlış gönderilen elektronik postanın geri çağrılması özelliğini herkese açmasıyla basınımızda bomba patladı. Artık yanlış gönderilen mailler kabusu bitiyormuş. Cahilliklere halkı bilgilendirme açısından cevap verelim:

  • Bu sistem senelerdir zaten uygulanıyor. İngilizce Outlook kullananlar bunu recall olarak tanıyacaktır.
  • Bu uygulamayla birlikte yanlış gönderilen mail kabusu sona ermiyor. Eğer siz yanlış gönderdiyseniz o gitmiş bitmiştir. Geri çekilebilme ihtimali düşüktür.
  • Eğer karşıdaki elektronik postayı okumadıysa ve hem gönderen hem alanın sunucuları uyumluysa recall komutuyla beraber mail geri çağrılabiliyor.
  • Ama diyelim ki siz gönderdiniz, o sırada gönderi yaptığınız adam işsizdi ve maili açtı. Ondan sonra ne yapacak sistem? Evine baskın yapıp adamın gözlerini mi kapayacak? Karşısında striptiz yaparak dikkatini mi dağıtacak?
  • Bu gibi hareketler insanları dikkatsizce mail göndermeye itebilir. Eğer mail atıyorsan yazdığını okuyacaksın, gönderim listesindeki insanların adını kontrol edeceksin. İletişim oyuncak da değil boru da…

Google Apple’ın piline oynuyor

Eğer şimdiye kadar farketmediysenzi söyleyelim: Yapılan araştırmalarda Google Chrome tarayıcısının, Macbook’ların pilini çok daha hızlı bitirdiği ortaya çıkmış.

Bunun birkaç sebebi var ki bunlardan biri arka planda kalan sekmelerin kullanılmamasına rağmen sürekli pili daha fazla kullanmak istemeleri… Bunların önceliklerinin ayarlanmasıyla ciddi bir pil desteği sağlanacak Macbook’lara…

Apple’ın kendi Safari taraycısı Google uygulamalarını Chrome kadar iyi yönetemiyor olabilir. Ancak o da Apple ürünleri içindeki pil yönetimini harika bir biçide yürütüyor. Google içinde yapılan iyileştirmelerin sonucunda Chrome’un Safari kadar iyi bir pil koruma performansına geldiği söyleniyor.

CPU kullanımı elbette her şey değil. Pil harcaması önemli ama ne hızda arama yaptığınız, ekstra ugulamaları nasıl çalıştırdığınız, elektronik postalarınızı ne hızla çektiğiniz çok daha önemli. Chrome şu anda benim görebildiğim kadarıyla Safari’den çok daha iyi…