Emre Kurttepeli “Mynet’imi bana geri ver” dedi

Türkiye girişim dünyası oldukça hareketli günler geçiriyor. Önemli bir hamle de Mynet’in kurucusu Emre Kurttepeli’den geldi.

Mynet’in yatırımcısı olan Tiger Global’in sahip olduğu hisseleri geri alan Kurttepeli, böylece şirketin tüm hisselerinin sahibi oldu. Bu işlem öncesinde Emre Kurttepeli’nin yüzde 51, Tiger Global’in ise yüzde 49’luk hissesi bulunuyordu. Mynet’in küresel bir marka olması için çeşitli ve kapsamlı çalışmalar yürüttüklerini kaydeden Kurttepeli, hisse değişimiyle birlikte yeni vizyonlarını hayata geçirmede daha hızlı hareket edeceklerini kaydetti.

Tiger Global ile Mynet’in geçmişte birlikte yatırımlara da imza attıklarını belirten Kurttepeli, bugüne kadar verdikleri destek nedeniyle Tiger Global yönetimine teşekkür etti. Mynet’in yeni vizyonuna ve ekibine olan inancının yüksek olduğunu belirten Kurttepeli, ekibe olan desteğinin artarak devam edeceğini kaydetti. Kurttepeli, Mynet için teknoloji ağırlıklı bir vizyon çizildiğini; Blockchain, Yapay Zeka gibi yeni teknolojileri temel alan ürünleri çıkaracak yeni ekiplerin kurulduğunu, Oyun grubunun ise tamamen yurtdışına odaklanacağını belirtti. Bu yeni strateji doğrultusunda Mynet CEO’luğuna kısa bir zaman önce Bilgen Aldan gelmiş ve yeni takım yapılanmasıyla şirketin vizyonunu; “Bireysel müşterilere hizmet eden, global teknoloji şirketi” olarak belirlenmişti.

1999 yılında kurulan ve Türkiye’de pek çok ilke imza atan Mynet, bugün her ay ortalama 40 milyona yakın kullanıcıya erişiyor.

Girişimci kimliğiyle 1990’lı yılların ortasında Türkiye’nin ilk kurumlara yönelik internet servis sağlayıcı şirketi Fornet’i, 1999 yılında ise Mynet’i kuran Kurttepeli, bugüne kadar Trendyol gibi e-ticaret platformlarından Insider gibi yapay zeka bazlı kurumsal çözüm sunan firmalara, Sobee gibi oyun şirketlerinden çeşitli mobil çözümlere kadar 40’ın üzerinde girişimin kurucusu ya da yatırımcısı konumunda bulunuyor. Kurttepeli aynı zamanda Endeavor Türkiye ve Galata Business Angels’ın (GBA) Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev alıyor.

Türk oyun şirketi Gram Games 1 milyar liraya satıldı

İstanbul ve Londra’da iki stüdyoda toplamda 77 çalışanıyla faaliyet gösteren ve innovatif bir mobil oyun stüdyosu olan Gram Games; 250 milyon dolar nakit ve ek ödemeler karşılığı dünyaca ünlü oyun geliştiricisi Zynga bünyesine katıldı. Çalışanlarına tanıdığı yıl içerisinde sınırsız tatil hakkı ile mesai ve alt üst ilişki kavramlarının bulunmadığı Gram Games, bir çok gencin de çalışmak için hayalini süslüyor.

“1010!” ve “Six!” gibi ünlü bulmaca oyunlarının üreticisi olan ve dünya çapında 170 milyondan fazla oyuncuya sahip Gram Games, bugüne kadar pek çok oyununu Amerika ve Avrupa mobil platformlarında da birinciliğe taşıma başarısını gösterdi. Geçtiğimiz sene geliştirdikleri yeni oyunları “Merge Dragons!” ile de en çok kazanan ilk 50 oyun içerisine giren Gram Games’in Kurucu Ortağı ve CEO’su Mehmet Ecevit satınalma ile ilgili; “2012 yılından bugüne başarıyla yarattığımız Gram Games kültürünü, İstanbul ve Londra’daki stüdyolarda çalışan yetenekli takımımızı ve başarılı sayısız oyunumuzu; Zynga şirketinin dünya çapında etkin organizasyonuyla birleştirmekten gurur duyuyoruz. Zynga’nın dünyayı oyunlarla bağlama misyonuna derinden inanıyoruz ve takımları ile birlikte çalışmaya başlamak için çok heyecanlıyız” dedi.

Gram Games Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Karamancı ise Gram Games’in oyun geliştirmekteki özgün ve etkili yaklaşımını, Zynga’nın uzmanlığıyla birleştirmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek; “Ürettiğimiz “1010!” ve “Six!” gibi oyunlar ile dünyanın en başarılı bulmaca oyunu üreticileri arasında yer alıyoruz. Geçtiğimiz sene “Merge Dragons!” oyunumuz mobil oyun pazarında oldukça ses getirdi. Geliştirdiğimiz oyunlar ile milyonlarca insana ulaşmak istiyoruz. Bizler için bu paylaşım paha biçilmez bir keyif ve motivasyon kaynağı.”

Satınalma işlemini gerçekleştiren Zynga CEO’su Frank Gibeau; “Türk mobil oyun şirketi Gram Games ekibinin özgün kültürü ve yaratıcı oyun geliştirme yöntemleri açıkçası bizleri çok etkiledi. Hızlı hareket ederek, zevkli, oynaması kolay ve bağımlılık yaratan oyunlar üretiyorlar.” dedi.

YORUM: Gram Games’in birçok oyunun severek oynadım. Bir yandan sevindim, diğer yandan böylesine büyük bir değerin bir başka oyun firmasına satılmış olması biraz içimi burktu. Ama bu şunun göstergesi: Biz Türkiye’de güzel şeyler yapıp kendi halimize bırakıldığımız, kösteklenmediğimiz zaman iyi şeyler çıkarıyoruz. Devletimiz uzun zamandır söylediğimiz şeyi yaparak oyun dünyasına destekler vermeli. Bu sektörün ülkede otomotiv sektörünü geçeceğine hiç şüphem yok.

Takımını seven bu girişimi baş tacı eder

Biz bağırıp çağırmayı seven bir toplumuz. Genelde maçlarda bağırmak güzeldir ama konu futbol olunca biz maçlardan önce, maç sırasında ve sonrasında bağırırız. Ama yetmez transfer döneminde bağırırız. Aldığımız futbolcuya ve almadığımız futbolcuya bağırırız. Kulüp yönetimine aldığı ve almadığı futbolcu için bağırırız.

Ucuz alırlar kızarız, pahalı alırlar kızarız. İyisini alırlar bir bit yeniği arar, neden genç oyuncu almadığı için kulübe kızar ama genç oyuncu oyuna girip eli ayağına dolanınca daha çok kızarız.

Tüm bunların ötesinde benim aklıma şu soru gelirdi: Madem bu kadar biliyorsunuz bir adam da siz önerin kulübünüze… Hani “bizim mahallede bir Osman abi var acayip çalım atar” tadında değil. Gerçek adam gözleyip önermeden bahsediyorum.

İTÜ’nün Teknoloji Geliştirme Bölgesi İTÜ ARI Teknokent’in girişimcilik kuluçka merkezi İTÜ Çekirdek’in düzenlediği Big Bang Startup Challenge’da 400 Bin TL yatırım ve ödül alarak ilk 3’e giren Scoutium, futbolseverler, futbolcular ve kulüpler için bir pazar yeri oluşturarak, kitle kaynaklı futbol gözlemciliği platformu sunuyor.

Scoutium, futbolun en önemli problemlerinden birini, yani “keşfedilmeyi bekleyen futbolcular ve yeterli bilgiye erişemeden transfer yapan kulüpler” problemini, milyonlarca futbolseveri sürece dâhil ederek çözmeyi amaçlıyor. Scoutium, futbolseverlerden profesyonellerin belirlediği formatlarda aldığı futbolcu değerlendirmelerini gelişmiş algoritmalar ile süzgeçten geçirip, kulüplerin hizmetine sunuyor. Sistem, aynı zamanda kullanıcılar arasında isabetli değerlendirmeler yapanları ve futbol gözlemciliğine yatkın olanları da tespit ediyor ve yapılan mülakatlarda uygun bulunan kullanıcılar ‘Scoutium Gözlemcisi’ olarak tescillenerek canlı maç izleme görevlerini yerine getirip, sistemden gelir elde edebiliyor. Dahası Scoutium Gözlemcileri kulüpler tarafından keşfedilerek futbol tutkusunu profesyonel mesleğe dönüştürebiliyor.

İTÜ Çekirdek bünyesinde çalışmalarını sürdüren Scoutium, 20’yi aşkın spor kulübüyle anlaşma yaparken, platform içerisinde 1000’i aşkın aktif kullanıcı bulunuyor. Scoutium’un Kurucu Ortağı ve CEO’su Efe Aydın Scoutium’un amacını “Kullanıcılarımızın yaptığı futbolcu değerlendirmelerini ve canlı analizleri kulüplere ulaştırarak tüm dünyada karanlıkta kalmış futbolcuları ve gözlemcileri keşfetmek” olarak tanımlıyor.

Scoutium ile ilgili detayları buradan alabilirsiniz…

Girişimcilik GH ile hareket çekti

“Girişimci Geliştirme Programı” olarak bir yıldır faaliyet gösteren Girişim Hareketi dönem içerisinde gerçekleştirdiği seminerler ve fikir geliştirme atölyeleri sonrasında, girişimci adaylarının heyecanla beklediği ilk Girişim Hareketi Buluşması’nı Mayıs ayında gerçekleştirdi.

Girişimcilik ekosistemine ivme kazandıran ve kısa sürede katılımcılarının desteğiyle hızla büyüyen Girişim Hareketi (GH)’nin bu ilk buluşmasında çok değerli isimler deneyimlerini, başarı ve başarısızlık hikayelerini; start-uplar ve fikri olan girişimciler ise projelerini bu platformda paylaştılar.

Müge Yalvaç Turunç moderatörlüğünde gerçekleşen buluşmada, girişimcilik hikayeleriyle değer katan kıymetli konuşmacıları 1,618 Ad Works Ajans Başkanı Sefa Karahan, Enuygun.Com Girişimcisi Çağlar Erol, Uni Islak Mendillerinin Kurucusu ve Eczacı Mucit Ataman Özbay, Otomisyon Kurucu Ortakları Erdem Işık ve Özgür Duruöz, ButikGez.Com Girişimcisi Nurgül Akça ve JCI Türkiye Başkanı Özgür Noyan oluşturdu. Ayrıca, girişimci adaylarımız Işıl Doksanbir, Halil Ozan Özkök, Hüseyin Sartık, Zeynep Yörük ve Sercan Perut’a sırasıyla Picktory, Biz.İz Yalın Not Defteri, Nasıl Olmuşum, Life In Your Life ve Backlash projelerini katılımcılara sunumlarını gerçekleştirdi.

Program sırasında iki yeni şubenin direktörlük protokol imza töreni ile birlikte Girişim Hareketi ve JCI Türkiye (Genç Liderler ve Girişimciler Derneği) arasında işbirliği protokolü imza töreni gerçekleşti. GH İstanbul Direktörlüklerini Avrupa Yakası için Volkan Çevik ve Anadolu Yakası için Zeynep Çifçili üstlendi.

GH, Avrupa yakasında yarattıkları sinerji sonrası Mayıs ayı ortasından itibaren Anadolu yakasında da ilk semineri ile yayılma politikasına başladı. Bu kapsamda ilk seminerde “Girişimciler için İş Modeli Tasarımı”nı anlatan GH Koordinastörü İsmail Haznedar’ın girişimci adaylarına notu ise şöyle: Bir Anka Kuşu misali yeniden doğabilmek, içinizde canlanan fikirleri hayata geçirebilmek veya start-up’ınız için en iyisini öngörebilmek adına siz de “girişime varım” deyin. Biz, girişimcilik ekosisteminde beraber bir değer yaratabileceğimize inanarak yola çıktık ve her geçen gün insanların içinde filizlenen o küçük esintilerin gitgide büyüyen bir iletişim ağı içerisinde hayat bulduğuna tanık oluyoruz. Bu noktada söz konusu olan içinizdeki küçük bir arzu, bir niyet veya zihninizde canlanan bir fikirse dahi, siz de bu girişim hareketine katılın.”

“Girişimcilik alanında yeni fikirler ve projeler üretmek üzere harekete geçiyoruz! ve bu girişimcilik oluşumunu tüm Anadolu’ya yaymayı hedefliyoruz” diyerek yola çıkan Girişim Hareketi ekibi, çok hızlı bir ivmeyle öncelikle Ankara, İzmir, Antalya, Bursa başta olmak üzere Anadolu’da yaygınlaşmayı ve ekosisteme can suyu olmayı hedefliyor.

ABD Türkiye’de milyar dolar arıyor

Rina Onur Şirinoğlu

Merkezi Silikon Vadisi’nde bulunan 500 Startups ağı altında faaliyet gösteren ve Türkiye’nin ilk ABD merkezli girişim sermayesi fonu olan 500 İstanbul, ülkemizdeki girişimcilik ekosistemine katkı sağlamaya kesintisiz devam ediyor. Yönetici Ortak Rina Onur Şirinoğlu’nun verdiği bilgiye göre, 500 İstanbul önümüzdeki 5 yıllık dönemde 100 girişime yatırım yapmayı hedefliyor.

Türkiye’ye ve dünyadaki Türk girişimcilerine odaklanan 500 İstanbul’un Temmuz ayının sonunda aktif hale geldiğini anımsatan Şirinoğlu, “15 Temmuz’dan hemen sonra başlayan süreçten bugüne kadar, eğlenceden sağlığa, ulaşımdan perakendeye, farklı alanlarda 12 girişime yatırım yaptık. 2016 sonu ile 2017 ilk çeyreğinde 5 yatırıma daha imza atmayı hedefliyoruz. 2017’de portföyümüze 20 girişim daha eklemeyi planlıyoruz. 5 yıl içinde ise yatırım yaptığımız girişim sayısının 100’yi bulacağını düşünüyoruz” dedi.

“Portföyümüzde Türkiye pazarını hedefleyen şirketler de yer alıyor ancak büyük çoğunluğu küresel pazarlara oynayan şirketler oluşturuyor” diye konuşan Rina Onur Şirinoğlu, “Amacımız, Türkiye’den çıkıp dünya genelinde başarıya ulaşan, değeri milyar dolarlarla ifade edilen şirketler oluşmasına destek olmak. 500 İstanbul olarak bölgedeki ilk ve tek global erken aşama yatırım fonu konumundayız. Fonumuzun yatırımcıları arasında Türkiye’nin önde gelen holdingleri ve yatırım firmalarının yanı sıra iş dünyasından isimler bulunuyor. 4 ay gibi kısa bir süre içinde 12 girişime destek vermiş olmamızın, yatırımcılarımızın Türkiye’deki girişimcilik ekosistemine olan inançlarını en iyi şekilde yansıttığına inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

Dünyanın en sağlıklı girişimi

Tüm dünyada her dakika yeni bir girişim ve inovasyon öyküsü görüyoruz Beni çok etkileyenler var. Ancak Amazon Web Services’in destek verdiği MalariaSpot kadar beni etkileyenini çok az gördüm.

Madrid Teknik Üniversitesi’nden Miguel Luengo Oroz ve ekibi, Amazon Web Services’in çözümlerinden yola çıktı, her gün binlerce insanın ölümüne sebep olan hastalıkların teşhisine yardımcı olmak için dünyanın dört bir yanındaki oyuncuların ortak zekasını kullanmaya karar vermiş.

MalariaSpot’un fikri 2012 yılında ortaya çıkmış. “Birleşmiş Milletler’de küresel sağlık sorunları üzerine çalışırken, sıtma teşhis sürecinin elle yapılan ve çok zor olması dikkatimi çekti” diyen Oroz, ‘bir kan örneğinde hastalığa neden olan parazitleri belirlemenin ve saymanın 30 dakika kadar bir zaman aldığını ve dünyada tüm vakaları teşhis edebilecek yeterli sayıda uzman olmadığını’ görmüş.

Bir bilgisayar oyunu tutkunu olan akademisyenin aklına o an bir fikir gelmiş: “Neden uzay gemilerini vurmak yerine parazitleri araştırdığımız bir oyun yaratmıyoruz?” Bilgisayar ve mobil cihazlar için tasarlanan oyunda “sıtma avcısı”nın dijitalleştirilmiş gerçek bir kan örneğinde parazitleri bulmak için 1 dakikası var.

Yayımlandığı tarihten bugüne, 100 ülkede 100 binden fazla kişi 1,5 milyon parazit “avlamış” ve sonuçlar oldukça umut verici: Aynı örnek görüntü üzerinde yapay zeka tarafından bir araya getirilen birçok oyuncunun yaptığı tıklamaların sonucu, bir uzmanın sayımı kadar kesin; ancak çok daha hızlı.

Oroz konuyu şöyle açıklıyor: “Bilgisayar oyunu aracılığıyla ortaklaşa teşhis koymanın çılgınca bir şey olmadığını gösteren bir çalışma yayımladık. Fakat şimdi bunun tıbbi açıdan değerlendirilmesi gerekiyor.”

Oroz’un ekibi Mozambik’teki bir klinikle işbirliği yapıyor. Ekibin yaptığı gerçek zamanlı testler Afrika kökenli sıtma türünün ilk uzaktan teşhisini gerçekleştirmiş.

Siz tatile giderken evdeki hayvanları Armut’a emanet edin

Armut.com ilginç bir girişim. Kendiniz yapmak istemediğiniz ancak mutlaka yapılması gereken işleri hayata geçirmenin yollarını sunuyor size. Evi temizlemeniz gerekiyor, ama istemiyorsunuz. Armut piş ağzıma düş diyerek bu siteye giriyor ve oradan destek alıyorsunuz.

 

Temizlik, nakliyat ve tadilat başta olmak üzere birçok farklı kategoriden 90 bini aşkın hizmet vereni online ortama taşımışlar. Ancak şu anda çok daha önemli bir işe başlıyorlar: Uzun bayram tatilinin yaklaştığı bu dönemde tatile gidecek kişilerin, evcil hayvanlarını emanet edeceği yer arayışlarına 200’ü aşkın üye güvenilir kedi ve köpek oteli ile çare olmayı hedefliyorlar.

Tatile giderken kedinizi yanınızda götüremezsiniz. Kedinizi bir ihtimalle evde bırakailirsiniz. Ama ya tatile beraberinizde götüremediğiniz köpeğiniz? İşte bunun için hayvan otelleri var. Bu yıl yaz mevsiminde, ilkbahara göre Armut’a gelen evcil hayvan oteli taleplerinde yüzde 250 üzerinde bir artış gözlenmiş. Geçtiğimiz yılın ilk altı ayına göre bu sene karşılaştırıldığında bu artış yüzde 270’in üzerine çıkmış.

Kullanıcılar armut.com üzerinden, geceliği 20 TL’den başlayan fiyatlarla kedi ve köpek otelleri için teklif alabilmeye başladı. Gelen teklifler arasından diğer kullanıcıların yorumlarına ve verilen puanlara göz atıp, kendisine ve evcil hayvanına en uygun gelen hizmet vereni tercih etme imkanını sonuna kadar değerlendiriyorlar.

Türk Telekom girişimi “otomatik pilot”a bağladı

Girişim, odağımızda olması gereken bir konu. Telekomünikasyon firmaları da öyle. Her ikisinin bir araya geldiği ortamların sayısı o kadar da fazla değil. Türk Telekom PİLOT projesi işte tam olarak bunu anlatıyor. Türkiye’nin en çok para kazanan firmalarının Türkiye’den ürün ve hizmet yaratılması için ön ayak olmasını çok istiyorum açıkçası. Türk Telekom’a girişimlerle ilgilenme fikrinin nasıl doğduğunu sordum. Şirketin İş PLanlama Genel Müdürü Yardımcısı Fırat Yaman Er de cevap verdi.

  1. Türk Telekom PİLOT projesi ne zaman ve nasıl doğdu? Programın içeriğinde neler bulunuyor? Girişimcilere ne gibi destekler sunuluyor?

Girişimciliğin, tüm dünyada kalkınma stratejileri içinde giderek daha fazla önem kazandığını görüyoruz. Girişimcilik ekosisteminin gelişimi, Türk Telekom olarak bizim de öncelikli ilgi alanlarımızdan birini oluşturuyor. Bu yaklaşımla, girişim hızlandırma programı PİLOT’u, girişimleri desteklemek ve girişimcilik ekosistemini büyütmek amacıyla 2013 yılında hayata geçirdik. PİLOT, ülkemizde özel sektör tarafından yürütülen ilk hızlandırma programı olma özelliğini taşıyor. PİLOT programı ile yenilikçi fikirleri Türkiye’ye katma değer sağlayacak işlere dönüştürüyor ve teknolojiye yaptığımız yatırımla ‘inovasyon ve girişimcilik’ konularına öncülük ediyoruz. Böylece ülkemizdeki girişimleri hızlandırarak, Türkiye’nin girişimcilik adına sahip olduğu potansiyeli açığa çıkarmayı ve ekonomik fayda yaratmayı hedefliyoruz.

PİLOT’a seçilen her girişime 75 bin TL nakit sermaye desteği ve Türk Telekom ile iş ortağı olma fırsatı sunuyoruz. Ekipler aynı zamanda ofis alanı imkânı, 100 bin dolar değerinde bulut hizmetleri, mobil iletişim paketi ve projelerinin tanıtımı için iletişim desteğinden faydalanabiliyorlar. Ayrıca, Türkiye’nin lider iletişim teknolojileri şirketi olmanın avantajlarını ve imkânlarını tecrübemizle birleştirip girişimlerle paylaşıyoruz ve onlara destek oluyoruz.

PİLOT girişim hızlandırma programı 12 hafta sürüyor. PİLOT’a katılan ekipler, düzenlenen eğitim ve çalıştaylar ile fikirlerini başarıyla hayata geçirebilmek için izleyebilecekleri yöntemler hakkında bilgi sahibi oluyorlar. Program kapsamında katılımcılar, yalın girişim, kullanıcı deneyimi, dijital pazarlama ve yatırımcı sunumu gibi konularda, uzmanlardan eğitim alıyorlar. Ekipler ayrıca, program boyunca Türk Telekom’un uzman profesyonelleri ile çalışma imkanı yakalıyorlar ve girişimcilik ekosisteminin önde gelen girişimcilerinden ve yatırımcılarından oluşan mentor ağına erişebiliyorlar.

Ekiplerden, program sonunda doğrulanmış bir iş modelini esas alan bir ‘Ana Fonksiyonlara Sahip Ürün (MVP)’ ortaya çıkarmaları bekleniyor. Programı başarı ile tamamlayan ekipler geliştirdikleri MVP ve iş modelini, girişimcilik ekosisteminden seçkin yatırımcıların katıldığı ‘Demo Günü’nde sunuyorlar.

  1. Şu ana kadar yapılan girişim yardımı ve sayısı nedir?

Programa bugüne kadar 1.500’e yakın başvuru aldık, 200’ün üzerinde girişimle yüz yüze görüşme gerçekleştirdik. Geride bıraktığımız üç dönemde toplam 30 girişim programdan başarıyla mezun oldu. Mezun olan girişimler arasından 9 girişim yatırım aldı, 7 girişim ise Türk Telekom ile iş birliği yapma fırsatı yakaladı. Programdan şimdiye kadar mezun olan 30 girişime toplamda 750 bin TL sermaye desteği sağladık.

PİLOT’ta şu anda dördüncü dönemin içindeyiz. Başvuru sürecinin ardından yapılan kapsamlı değerlendirmeler sonrasında, Datapare, EKMOB, İnşaat Dükkânı, MentalUP, Mihmandar ve Teleporter programa katılmaya hak kazanan ekipler olarak belirlendi. Bu altı yeni ekiple program sürecimiz devam ediyor.

  1. Sermaye aktarımı için özel olarak seçilen bir girişim dalı var mı? Girişimler nasıl ve hangi kriterlerle seçiliyor? Kullanıcılar size nasıl gelmeli?

Teknoloji alanında yenilikçi ve katma değer yaratacak projesi olan tüm girişimciler PİLOT’a başvurabilir. Her başvuru döneminde, Türk Telekom olarak destekleyeceğimiz alanların duyurusunu www.turktelekompilot.com.tr web sitesi üzerinden yapıyoruz. Dördüncü dönem için örneğin akıllı ev, akıllı şehir, kurumsal uygulamalar, büyük veri, yapay zeka, siber güvenlik, eğitim, sağlık, enerji, perakende gibi alanları belirledik.

PİLOT’a başvurular Türk Telekom ile iş birliği potansiyeli, fikrin yenilikçiliği ve uygulanabilirliği, faaliyet gösterilen pazarın büyüklüğü ve büyüme potansiyeli, iş modelinin tutarlılığı, ‘Ana Fonksiyonlara Sahip Ürünün (MVP)’ başarı potansiyeli ve ekibin yetkinliği dikkate alınarak çeşitli perspektiflerden değerlendiriliyor.  Türk Telekom PİLOT ekibi tarafından değerlendirilip başvurusu olumlu bulunan ekipler tanışma toplantısına davet ediliyor. Davet edilen ekiplerle gerçekleştirilen yüz yüze görüşmeler sonrasında projeleri uygun bulunan girişimler 12 hafta süren hızlandırma programına davet ediliyor.

PİLOT girişim hızlandırma programına katılmak isteyen girişimler, yeni dönem başvuruları için www.turktelekompilot.com.tr adresini takip edebilirler.

  1. Neden Türk Telekom yatırımcı olmayı seçti? Bunun genel telekomünikasyon stratejileriyle bir bağıntısı var mı?

Tüm dünyada, ülkelerin kalkınmasında başarılı girişimlerin payı giderek artıyor. Özellikle telekomünikasyon gibi yeni fikirlerin ışığında gelişen ve dönüşen bir sektörde teknoloji girişimlerine destek vermek çok büyük değer taşıyor. Bu alanda Türk Telekom olarak hedefimiz; yenilikçi teknoloji girişimleriyle iş birlikleri yaparak müşterilerimize katma değerli servisler sunabilmek, girişimleri hızlandırarak ülkemiz ve sektörümüz için ekonomik fayda yaratabilmek. Ülkemizin ve şirketimizin kendi içinden çıkartacağı potansiyel başarı hikayeleriyle, teknoloji alanında konumunu güçlendirmesini hedefliyoruz.

Change.Org: Hayır işi için çalışanlarına hayır demek

Change.Org dünyada değişim başlatmayı hedefleyen 159 milyon kişinin bir araya geldiği, şu şöyle olmasın bu yönde değişsin dediği bir internet sitesi… Bu hafta içinde basına yansıyan haberlere göre çalışanlarının üçte birini geçici olarak işten çıkardı.

Change.Org, sadece hayır işleri yapmıyor. Para kazandığı alanlar da var. Kurumdan atılanların büyük bir çoğunluğu, para kazandırmakla yükümlü bölümde çalışanlar…

Nasıl para kazanıyorlar? Yöntem basit. Mesela sınır tanımayan doktorlar için kampanya yapıyorsunuz. Orada para topluyorsunuz. Aracı kurum olarak Change.Org kullandığınız için bu kurum sizin topladığınız paranın yüzde 5’ini alıyor. Hayırdan aracılık yapıyor yani…

Kurum CEOsu Ben Rattary, tam Change.Org’a yakışır bir demeç vermiş: Evet bizim milyonlara ulaşmamızı sağlayan müthiş insanların bir bölümüyle yollarımızı ayırmak zorunda kaldık… O insanlar bizi bugün olduğumuz yere getirdiler ve onların çabalarıyla bugünlere geldik…”

Her ne kadar kendini farklı satmaya çalışırsa çalışsın… Change.Org kar amacı güden bir şirket. Yani dünyayı değiştirmekten para kazanıyor. Dünyayı para karşılığında değiştiriyor. Kurucuları arasında ABD’nin en afilli haber sitesi Huffington Post’un kurucusu ve sahibi Arianna Huffington, Microsoft’un artık tüm servetini insanlığa harcayacağını taahhüt eden sahibi Bill Gates ve kimilerinin aktör zannettiği şimdi melek yatırımcılığa srmış olan Ashton Kutcher var. 42 milyon dolar para toplayarak kuruldular.

 

Balinalar ölmesin, kadınlar radikalist ülkelerde hapse girmesin, çocuklar daha çok et yesin, bizim mahalleye sarı damperli kayonlar girmesin… Ama Change.Org daha çok para kazanmak için işten adam da atabilsin…

Sezen Aksu’nun dediği gibi: Her şey mal mülk, her şey para pul…

Otoparktaki arabanıza para kazandıran girişim

Girişim haberlerini vermeye bayılıyorum. Akıllı insanlar boş oturmak yerine beyninin içindeki elektrik alışverişlerini paraşa dönüştürüyor. Girişimciliğin bu hafta gördüğüm yeni örneği Arda Aşkın, Güven Özyurt ve Erman Çağıral. Garajyeri isminde bir uygulama yapmış. Bülten gönderme safhasına kadar da gelmiş. Yani artık ayaklarının üstünde duruyor.

Fikir dile kolay gibi görünüyor ama o kadar da basit değil: Arabanız var ve evinizin önünde duruyor. Birisinin de arabaya ihtiyacı var. Siz bu uygulama üstünden arabaya ihtiyacı olan adama arabanızı veriyorsunuz. Parasını ve kira bedelini siz belirliyorsunuz. Adam arabayı kullanıp gtiriyor parasını veriyor. Alan memnun satan memnun…

Şimdiye kadar Garajyeri ile araçlarını kiraya verenlerin kazandıkları toplam ek gelir 500 bin TL’yi geçmiş. Ocak 2015’te, Hummingbird Ventures, Nevzat Aydın ve Doğa Girişim’den toplamda 900 bin dolarlık yatırımla 17 kişilik ekiple kurulan Garajyeri ilk yılında 4 milyon TL’lik kiralama talebi hacmine ulaştı. 2017 Ocak ayında yeni yatırımcı turuna çıkacak olan Garajyeri’nin hedefinde Rusya, Dubai ve Katar fonları var.

Mayıs 2015’te kullanıma açılan Garajyeri şu anda İstanbul’da 250 araçla hizmet veriyor. Kuruluşundan bu yana binlerce aracın kayıt olduğu ve yavaş yavaş aktif hale getirildiği Garajyeri’nin 2017 hedefi ise bin araçla hizmet vermek. Aşkın’ın hayali ise 81 ilde her mahallede 5 otomobile ulaşmak. Türkiye’de 17 bin mahalle ve 53 bin muhtar var. Rakamlar kocaman…

Garajyeri CEO’su Arda Aşkın’ın sözlerinden TKNLJ formatında küçük notlar paylaşalım sizinle:

  • Araca ihtiyacınız olduğunda, şehir merkezlerindeki rent-a-car firmalarına gitmek ve ihtiyacınıza yönelik marka ve modelde araç bulmakta zorlanıyordunuz.
  • Mahallede boşta duran araçları kullanabilmenin bir yolu olmalı
  • Türkiye’de paylaşım ekonomisine yeni bir boyut kazandırarak insanların boşta duran araçlarından kâr elde etmelerini sağlamayı ve böylelikle her yıl artan araç alımından kaynaklanan çevre kirliliğini azaltmayı hedefliyoruz.
  • Kiralanan her araç sayesinde trafikten yaklaşık 9 ile 13 arasında araç çekilmiş oluyor ve bu da 46 bin kilogram karbon salınımının önüne geçiyor.
  • Mahalledeki araçları kiralayarak komşuluk ilişkilerini güçlendirmek de Garajyeri’nin sosyal hedefleri arasında.
  • Rent-a-car sektörü dünyada büyürken Türkiye’de bu anlamda büyük bir açık var. Türkiye’de bu işi yapan kişiler araç kiralama hizmetini mahalle aralarında güven oluşturmayan yöntemlerle yürütmüşler.
  • Araçların günlük ortalama kiralama bedeli 70 TL’dir. Araç modeline göre fiyatlar bin TL’ye kadar çıkabiliyor.
  • Bir ayda 15 gün kiraya verme ise asgari ücrete denk geliyor. Örneğin 8 ayda 30 bin TL kazanan bir kullanıcımız var. Bir araçla başladı şu an sistemde 6 arabası var.

10 yaşını geçmeyen araçların kayıt yapıldığı sistemde; zorunlu trafik sigortası yaptırmış olan araç sahipleri, TC kimlik numaralarını, cep telefonu numaralarını, IBAN numaralarını, e-posta adreslerini ve ruhsat bilgileri gibi temel verileri siteye giriyor. Verilen bilgilerin doğruluğu kontrol edildikten sonra üyelikleri onaylanıyor. Araç kiralamak isteyenler de aynı şekilde bilgilerini sisteme girerek platforma üye oluyor. Ayrıca, ehliyet puanı yeterliliğini bildirmek ve Facebook ile giriş gibi bir takım ek zorunlulukların bulunduğu sistemde araçların saatlik veya günlük kira fiyatlarını araç sahipleri belirliyor.

Araç kiralamak isteyen kullanıcılar lokasyon ve tarih seçerek arama yapıyor ve gelen sonuçlar üzerinden, fiyat, model ve mesafe açısından en uygun olan araca istekte bulunuyor. İstek onayladığında, kiracı Garajyeri üzerinden ödeme yapıyor ve anahtarı elden teslim alıyor. Araç iade edilinceye kadar Garajyeri hesabında tutulan kira bedeli, teslimatla birlikte araç sahibine aktarılıyor.

Ben baktım ama şu soruların cevaplarını göremedim:

  • Araba bozulursa ne olacak?
  • Arabayla ölümlü trafik kazası gerçekleştirilirse ne olacak?
  • Teröristler araba kiralayıp çalıyorlar bunları çalmayacakları ne malum?
  • Hukuki olarak bu arabayla yapılan kaza kime yazar bilemiyorum
  • Kim olduğunu bilmediğiniz, arabanın içinde kimlerle ne yapacağını bilmediğiniz bir adama arabanızı verip sonra da çocuğunuzu o rabaya oturtur muydunuz? Bana bu tarafı bayağı ters geldi
  • Bunun vergisi filan… Bilemedim

 

Yemek Sepeti’nden neden çıkıyorlar?

Yemek Sepeti benim ilk çıktığı andan beri kullandığım, destek verdiğim iyi bir girişimdi. Yalan yok kimi zaman sırf bir Türk girişimi olduğu için bazı küçük aksaklıkları görmezden gelerek destek verdiğimiz bir alan oldu orası. Sonra yatırım sermayesi aldı çok mutlu olduk. Sonra yabancı ortaklara satıldı daha da çok mutlu olduk. Sahibinin gazetelere verdiği çalışanlara dünya kadar para dağıtması filan hep haber olurken ben ana iştigal alanında yapması gereken güzellikleri bekledim. Ama böyle olmadı.

Bugün evden çıkıp dışarıda yemek yerken restoran sahibiyle Yemek Sepeti konusunda konuştum. noktasına virgülüne dokunmadan orada konuştuklarımızı, Yemek Sepeti’nin neden ve nasıl bozulduğunu size anlatmak istedim.

  • Restoran sahipleri bu sisteme beher alışveriş üstünden yüzde 10 ila 15 arası komisyon veriyorlar
  • Restoran sahibi “her işi biz yapıyoruz ama yine de onlara verdiğimiz para için üzülmüyoruz” konusunu özellikle vurguluyor
  • Anck restoran sahibi Yemek Sepeti’nin artık alışverişler üstünden değil ay başlarında 2-3 bin liralar mertebesinde nakit para istiyor olmasında içerlemiş. “Neden böyle bir şey yapalım ki” sorusunu kafalarından atamıyorlar.
  • Yemek Sepeti’nde restoranlar, aslında bizim bildiğimiz en güzel küçük esnaf sepet içindeki büyük zincir mağazalar karşısında eziliyorlar. Onlar kahraman bakkal ve süper marketlere karşı eziliyorlar. Çünkü Yemek Sepeti o bütçesi olan kuruluşları bar bar bağırıyor. Ana sayfasına girin bakın. Hamburgerciler, pizzacıların sepeti olmuş durumda bu ortam…
  • Restoran sahibi milliyetçi bir yaklaşımla şunları söylüyor: “Eskiden Türk girişimi olduğu için sonsuz desteğimiz vardı ve verdiğimiz paradan keyif alıyorduk. Şimdi yabancı bir firma oldular ve onlara para kazandırmak eskisi kadar keyifli değil…”
  • Restorn sahibi çok cahil restorancıların olduğunu kendisinin ticaret odasında etkin bir yapıda olduğunu ve özellikle yine yabancılar tarafından satın alınmış yemek kartı şirketleri ve yemek sepeti gibi kurumlara karşı harekete geçmek için adımlar attıklarını dile getiriyor.

Yemek Sepeti piyasada tek olmasının karanlık gücünü çok iyi kullanıyor. Kimse bunu yadsıyamaz. Ben ne kadar büyük umutlarla destek verdiğim bu kuruluşun büyük restoran zincirlerine laf ettirmeyen, niye geç geldi diye sorduğumda lafı büyük restoranlar lehine kıvıran yemek sepeti çağrı merkezine de içerliyorum açıkçası.

Günlük düzenli olarak dışarıdan yemek söyleyen, hatta bazı günler iki öğün oradan yiyen biri olarak ben de bir şeylerin ters gittiğinin kesinlikle farkındayım. Sürekli bir şeyler ısmarladığım restoranların oradan kaybolduğunu izlemleyebiliyorum. Ama syısal olarak dökebilyecek yeteneğe sahip değilim…

Yemek Sepeti benim için eskiden olduğu şey değil. Belli ki “bazı” restoranlar için de öyle…

Girişimcilere dostça tavsiyeler

Girişimciler farklı ortam ve şekillerde yaptığımız buluşmaların bir diğerini Mucrosoft Yaz Okulu kapsamında gerçekeştirdim. Sevgili Fatih Sarı ve Savaş Önemli’nin bulunduğu Behice Funda moderatörlüğünde gerçekleştirilen toplantıda kafama yazdığım notları sizlerle paylaşmak istedim. Belki sadece oradaki gençlerin değil herkesin işine yarar:

  • Girişim, yazılım bilen insanların tek başlarına yapabileceği bir şey değildir. Herkesin farklı bakış açısına ihtiyacı vardır. Bu yüzden de mutlaka kendinize sosyal bilimler ya da gideceğiniz alanda uzmanlaşmış insanlardan ortaklar edinmeye çalışın
  • Ne iş yaparsanız yapın sonuçta ir fikre ihtiyacınız var. Hiçbir fikir de vahiy yoluyla insana gelmiyor. Çevrenizi kurcalayın, insanlarla konuşun ama en önemlisi de okuyun. Fikirler öğrendiklerinizin bileşkesidir
  • Girişimin başarısını gösteren en önemli faktör elde ettiğiniz gelirdir. Kazanamıyorsanız veya kazanma ışığı yoksa ulaştığınız insan sayısı veya indirttiğiniz uygulama size kendinizi yalandan başarılı hissettirmesin
  • Yatırımcının girişimciye beş dakikalık süre vererek onu maymun haline dönüştürtmesine izin vermeyin. Kendinizi iyi ve ağırdan satın. Sonuçta sizden bir tane var ama yatırımcıdan her yerde on binlerce… Tamam fikirlerinizi mum ışığında romantik bir akşam yemeğinde vermeyin ama asansörün yedinci katma çıkma süresinde de anlatmaya çalışmayın. Sizi dinlemeyen gitsin, gidene kal denmez
  • Yerellik sarmalından kurtulun. Global düşünün. Türkiye sizin egonuzu tatmin eder, global dünya ise cebinizi…
  • Yazılımcının düştüğü en büyük hata hayata geçirdiği uygulamalara yapabildiği her şeyi eklemek istemesidir. Bunu yapmayın. Gerekeni gerektiği kadar koyun. Butuzağa düşmemenin en kolay yolu yazılımcı olmayan bir ortakla ilerlemektir.
  • Kendi işinizin tanıtımını yapın. Ama bu sadece reklam değil. İletişim ve PR işinden korkmayın. Bunun için para harcamaktan veya yatırımcıdan para istemekten çekinmeyin

 

İşe alım süreci oyuna gelir mi?

Enteresan bir haber geldi bugün. DenizBank, Türkiye’de Yuzyuzeyiz.biz isimli firma ile birlikte Deniz’in İncisi programı adı altında 2015 yaz dönemi stajyerine, tamamen dijital ve kişiye özel bir işe alım ve işe başlama deneyimi hayata geçirmiş.

Değerlendirme süreci boyunca, adaylar kendilerini tanıttıkları videolarını kaydetmiş, bilgisayarlarının başından kalkmadan uygun iş profillerini belirlemek için testlerini tamamlamış ve işe alım görüşmelerini bile Yüzyüzeyiz.biz akıllı işe alım platformu üzerinden online olarak canlı bağlantı ile gerçekleştirmiş. Ardından da Türkiye’de ilk defa, staj için uygun bulunan adaylar, onboarding adı verilen işe başlatma süreci ile tanışmış. Bu süreçte her aday kendisine özel hazırlanan web sitesinden, stajı hakkındaki tüm bilgilere ulaşıp tamamlaması gerek işleri ve görevleri takip etmiş ve başarılı bir staj geçirmek için gerekli tüm deneyimleri tamamladıkça da rozetler kazanmış. Mobil cihazlardan da erişilebilen kişiye özel konsolda; izlenmesi gereken videolar, okunması veya yüklenmesi gereken dokümanlar, tamamlanması gereken e-eğitim, işler, deneyimler gibi birçok başlık bulunuyormuş.

Uygulama Elba isimli bir şirket tarafından geliştirilmiş. TÜBİTAK destekli ODTÜ teknokentte hayata geçirilen bi yazılım. Teknolojik olarak şahane, fikir olarak mükemmel. Ama böyle bir şey yapılması doğru mu sorusunu masaya yatırmak istiyorum…

İş sizin gamification yapmanız gereken bir şey mi? Angry Birds modeli rozetler kazanmanız gereken bir süreç mi? Bir kişiyi işe alırken neden sadece CV’siyle değerlendirmiyoruz? Çünkü o kişinin sizde geçirmesini istediğiniz uzun bir süreç var. Oturup kalkmayı biliyor mu, insani ilişkileri nasıl, hayata karşı duruşu ne yönde gelişmiş gibi şeyleri öğrenebilmeniz gerekiyor. Kameranın önünde bu kişinin kendine güvenini, çevresiyle ilişkilerini değerlendirmek o kadar kolay mı? Teknolojik olarak mükemmel bir sistem kurmanız bunu önünüze gelen her alanda uygulamanızı mümkün kılar mı? İnsani olarak bir insanı soğuk kameralar ve birilerinin hazırladığı testlerle çözebilir misiniz?

Eğer evinden çalışacak insanlar seçiyorsanız bu işin altına imzamı atarım. Ama sosyal ortalar için bildiğimiz iş yaşamı kurallarını kapsamıyor bu. Denizbank bir ilki hayata geçirmiş olmanın haklı gururunu yaşıyor ve bunu yapan firmayla birlikte basın bülteni çıkıyor. Ama umarım bunun gelişimi ve olası başarısızlıkları konusunda da bizi bilgilendirir.

Ki ben böylesi bir bilgilendirmeyi çok olası görmüyorum.

 

Yemeksepeti.com 589 milyon dolar değerlemeyle satıldı

Operasyonlarının bulunduğu 28 ülkenin birçoğunda pazar lideri konumundaki Delivery Hero, 589 milyon dolar toplam değerleme üzerinden Türkiye’nin online yemek sipariş devi Yemeksepeti’nin hisselerinin tamamını bünyesine kattı.

Yemeksepeti satın alımı ile, aktif olduğu ülke sayısını 32’ye çıkaran Berlin merkezli Delivery Hero, 100.000’den fazla partner restoran üzerinden, aylık yaklaşık 10 milyon siparişe aracılık edecek.

2001’de henüz üniversiteden yeni mezun olan Nevzat Aydın, Melih Ödemiş, Gökhan Akan ve Cem Nufusi tarafından kurulan Yemeksepeti, bugün Türkiye dahil 8 ülkede hizmet veriyor.

Nevzat Aydın Yemeksepeti CEO’su olarak görevine devam edecek

Bu yatırımla beraber CEO Nevzat Aydın, Yemeksepeti’ndeki görevini sürdürecek ve Delivery Hero’nun yönetiminde aktif rol üstlenerek, global anlamda şirketin büyümesine katkıda bulunacak.

Yemeksepeti CEO’su Nevzat Aydın, Türkiye tarihinin bu en büyük internet yatırımıyla ilgili: “2001 yılında 4 kişiyle hayata geçirdiğimiz Yemeksepeti, bugün 400 kişilik bir ekiple 7 gün 24 saat, milyonlarca insanın hayatını kolaylaştırıyor. İnsanlara “Yemeksepeti yokken ne yapıyorduk?” dedirten bir iş modeli kurabilmek oldukça gurur verici.15 yıllık geçmişimizde yerli ve global birçok farklı yatırımcı tarafından teklifler aldık, fakat hep doğru zamanı ve doğru partneri bekledik. Global hedefleri, iş yapış tarzı ve kurumsal kültürü bizimle bu denli örtüşen bir iş ortağı ile yolumuza devam edecek olmak bizi çok heyecanlandırıyor. Şimdi artık 15 senelik deneyim, teknik bilgi ve bize has inovatif iş yaklaşımımızı, Delivery Hero ile birlikte daha geniş coğrafyalara yayma zamanı” dedi.

“Yemeksepeti, iş modelinin başarısını Türkiye ve bölgede kanıtladı”

Delivery Hero CEO’su Niklas Östberg: “Delivery Hero olarak bu sektördeki birçok şirketi derinlemesine analiz ediyoruz. Şimdiye kadar Yemeksepeti’nin gösterdiği performans kriterlerine yaklaşabilen bir örnekle daha karşılaşmadık. 15. yılında bile etkileyici büyüme oranlarını tutarlı bir şekilde gerçekleştirmesi, bize yaptığımız işte motivasyon ve ilham verdi. Nevzat ve ekibi, bu iş modelinin gelişmekte olan pazarlarda ne kadar başarılı olabileceğini Türkiye’de ve bölgede kanıtladı. İnovatif iş anlayışı ve dinamizmi ile Yemeksepeti’nin performansı bundan sonra da, Delivery Hero’nun mevcut ve hedef pazarları için en iyi rol model olacak. Yemeksepeti gerçekten çok sıra dışı bir şirket ve Delivery Hero ailesine katıldıkları için büyük heyecan duyuyorum.” dedi.

Yemeksepeti hakkında

Ülkemizin ilk ve en büyük online yemek siparişi sitesi olan Yemeksepeti, 2001 yılında kuruldu. Bugün itibariyle 62 ilde ve 10.000’e yakın üye restoran ve aylık aldığı 3 milyon siparişle, milyonlarca kullanıcıya hizmet veriyor. Yemeksepeti Türkiye’nin yanı sıra Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Umman, Lübnan, Ürdün, Suudi Arabistan ve Yunanistan olmak üzere 7 ülkede daha operasyonlarını sürdürüyor.

Delivery Hero hakkında

Delivery Hero, dünya çapında 100.000’den fazla restoran ile çalışan global bir online yemek sipariş platformudur. Genel merkezi Avrupa’nın start-up başkenti Berlin’de bulunan şirket, toplam 28 ülkede faaliyet gösteriyor. 520’si Berlin’de olmak üzere, 1.500 çalışanı olan şirket, bugüne dek Insight Venture Partners, Kite Ventures, Team Europe, ru-Net, Tengelmann Ventures, Point Nine Capital, Rocket Internet, Target Ventures ve Vostok Nafta’dan yatırım aldı.

Girişimciliği sadece gençlere yakıştırmak…

Bundan 30 yıl önce olanca muhalifliğimle gençlerin neden meclise girmediğini sorgulardım. Genç olmayanı genç olmayanların anlayamayacağını düşünürdüm. 18 yaşındaki bir çocuğun meclise girdiğinde yapabileceği şeyleri tahayyül ederdim. Aradan yıllar geçti, 18 yaşındakilere seçilme hakkı vereceklerini söylediler. İçim burkuldu. “O çocukları içeride ne yoğururlar, nasıl manipüle ederler” diye korktum. Çünkü manipülasyon işini yakından görme ve tanıma şanssızlığını yaşadım bir zaman. Toplumlar, basın, taraftar grupları, şirketler… 18 yaşındaki çocukları mecliste çıtır çıtır yerlerdi oradaki adamlar…

Sonra girişimci ruhla karşılaştım dünyanın dört bir yanında… O zamanlar Türkiye’de yoktu olsa ne güzel olur filan dedim. Girişimcilerin başarı öykülerini yazdım 2000 yılından önce… Bir adam, bir fikir, milyarlarca dolar… Google ve benzerlerinin hikayeleri bizim kahramanlarımızdı. Sonra bir döküldüler patır patır… Ortada birkaç tanesi kalabildi yalnızca…

Sonra bu işler Türkiye’ye de gelmeye başladı. Türkiye’de meleklerin olduğu haberini uçurdular bize. Gençleri daha tohum olarak toprağa düşmeden sarıp sarmalayan, onları eğitmek için diğer şirketlerden para toplayan şirket ve oluşumlara rastladım. Bunların içinden öyle sanıldığı gibi birkaç milyon dolarlık bir girişim bile çıktığını görmedim değil ki milyar dolarlık…

Türkiye’nin bu konudaki en büyük bbayarı öykülerine baktım sonra ki onlar da ilk kurulum anından bu yana elimde büyüdü denebilir. Hepsinin hemen her aşamasına seyirci oldum. Yemeksepeti olsun, gittigidiyor olsun ilk bültenlerinden gavurlarca satın alınmalarına kadar her aşamasını anlatabilirim sizlere.

Şimdi bakıyorum aklıevvel şirketler, kendini yatırımcı dostu olarak gösteren şahsiyetler… Hepsi genç girişimci arıyor. Niye? Çünkü onlar taze fikirli, içinde bulundukları jenerasyonu anlayabilen insanlarmış. Bir de ciks üniversitesi ardından MBA filan yaptı mı tamam işte… CV’sinde Turkcell ya da Procter and Gamble da varsa tadından yenmez… Çağrı yapıyor şirketler şu yaştan küçükler giremez diye…

“Niye” sorusunu yönelttim o şirketlere, hiç cevap alamadım. Bana sorarsanız benim birkaç cevabım var: Mesela onları kurtların kandırması kolay diye olabilir… Mesela uzun vadeli düşünemiyorlar diye olabilir… Mesela hayat tecrübeleri olmadığı için olabilir… “Abi niye sen 50 bin lira verince şirketimin gelecekteki satışından 50 milyon alıyorsun” diye sormadığı için olabilir…

Çok dinamik, daha zeki ve çağını yakalayabilen tipler olduğu için de olabilir. Ama buna niyeyse inanamıyorum.

Eldeki başarı öyküleri fikir işinden en çok parayı götürenlerin orta yaş abiler olduğunu net bir biçimde gösteriyor.

Şu ana kadar bir araya gelip konuştuğum tüm başarı öykülerinin kahramanları uzun vadeli düşünmüyor. Bir şirket kurayım, satayım paranın gözüne vurayım sonra buharlaşıp gideyim modunda.Genç olan o öyküleri ülke yararına tarihe yayıp her daim ondan para kazanmayı düşünen bir yapıda değil.

Belki paranoya yapıyorum, belki giderek giden yaş yüzünden hayata atarlanıyorum. Ama bir seferlik olsun “oleeey genç girişimci süpeer” mantığından çıkarak getirdiğim bakış açısıyla düşünmekte fayda yok mu? Bir seferlik?

Devlet girişimcilere ne yapsın?

Bugün hükümet yetkilileri genç girişimciler için yaptıklarını ballandırarak anlatıyor ya, gerçekte onları birer Facebook ve Twitter çıkaracak girişimciler yapacak desteği vermedikleri gün gibi ortada. Bugün kendi işini kurmak için devletin ilgili kurumlarına giden girişimciler, üç kuruş girişim teşviki alabilmek için evrak doldurmaktan kendi işlerine odaklanamıyorlar.

Oysa devletin bu çocukları yaşatmak, onlara yol açmak için yapacağı şey çok basit…

Öncelikle çok net bir gerçeği masaya yatıralım: Türkiye’de kalan bir iş modelinin büyüyüp çok para kazanmasına imkan yok. Eğer gerçek anlamda para kazanan bir iş yaratmak istiyorsak gençleri Türkiye dışında mecralar yaratmaları için teşvik etmeliyiz.

Bunun en kolay yolu devletin etkin bir eğitim vermesinden geçiyor. Ne yazık ki giderek daha çok imam hatipleştirilen, yabancı dil ve matematik gibi temel eğitimleri sakatlanan devlet okullarının bu konuda öğrencilere yardımcı olabildiğini söylemek zor.

İkinci planda uluslararası aktörlerin Türkiye’ye gelmeye teşvik edilmesi gerekiyor. Ancak biz bu konuda da iyi değiliz. İnternete koyduğumuz yasaklar, bize fişlememiz için veri vermeyen şirketlerin yöneticilerine getirmeye çalıştığımız anlamsız hapis cezası tehditleri şirketleri Türkiye’den kaçırıyor.

Üçüncü planda ABD’nin en büyük başarılarından biri olan girişimcilerin bir arada olmasını sağlayacak silikon vadileri kurulamaması durumu var. Biz her üniversitemizi birer teknoloji bölgesi haline dönüştürmeye çalışırken bu bölgelerin içinde dünyanın en pahalı metrekare fiyatına sahip ofislerini yarattık. Bahanemiz de hazır: Nasıl olsa vergi vermiyorsunuz oradan çıkarırsınız…

Bizim şirketlerin yaratılması için teşvik vermemiz lazım. Bu teşviki kuruluş aşamasında vermemiz lazım. Onların başarılarına göre artırmamız lazım. Ucuz finans, ucuz hukuki destek, ucuz çeviri hizmeti sağlamamız lazım. Ama biz yüzlerce sayfalık evrak doldurtup vereceğimiz üç kuruş parayı iki yıl içinde şirketlere sağlamayı marifet sayıyoruz.

Çözümü uzakta aramayın: Kurulduğu günden bu yana hep fiziki savaşların içinde bulunmuş İsrail bile, tüm dünyaya yazılım satıyor, uygulamalar satıyor, toprağında üretmediği donanımı satıyor hatta bizimki gibi bir tarım ülkesine domates tohumu satıyor.

Biz onlara ait olup olmadığına emin olamadığımız meşrubatı kaldırıma dökecek kadar yaklaşabiliyoruz onlara…

Girişimciler nereye neyle girişsinler?

Kalkınma Bakanlığı’nın Bilgi Toplumu Yenileme Sttrtejisi kapsamında bir raporu geçti elime… Sizlerle bu raporun farklı yönlerini sık sık içindeki tablolar vasıtasıyla paylaşacağım. Bugünün tablosu seçili ülkeler bazında vatandaşların girişim sermayelerine ulaşıp ulaşamadığını inceliyor.

 

Amerika’da finansman bulma kolaylığı endeksi yüzde 96 iken Türkiye’de yüzde 12. Yani Türkiye’de mükemmel de olsa bir fikrin çöpe gitme olasılığı, ABD’de göre 8 kat yüksek.

Melek yatırımcı ağlarına baktığımızda ise ABD’de her milyon kişiye bir ağ düşerken Türkiye’de onbinde yedi. Yani 120 kat daha düşük. Bu da bizden girişimci çıkmasının ne kadar daha zor olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Eğer bu ülkede bir vatandaşımız girişimcilik yapabiliyorsa, ABD vatandaşının ona helal olsun demesi, hatta elini öpmesi gerekiyor sanki…

Bu rakamlara bakınca Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşabilmesi için öncelikli alanını girişimi destekleyecek sermayelerin artırılmasında ve en azında bu sermayelerin ülkeye gelmesine katkıda bulunacak uygun ortamı oluşturmasından bulmamız gerekiyor.