Facebook’un Kripto parasına günde bir milyon dolar ceza riski

Facebook ve saz arkadaşları, Libra isimli kripto para birimini başlata aklarını duyurmaları üstünden bir ay geçti. ABD’nin senato üyeleri bu duyurudan bu yana Facebook’a bu planları durdurdurma çağrısı yapıyor. Şimdi, bazı hukukçular da şirketin tamamen durmasını istiyor. ABD’nin Finansal Hizmetler Komitesinin Demokrat çoğunluğu, büyük teknoloji şirketlerinin finansal kurumlar olarak işlev görmesini ya da dijital para birimleri çıkarmasını önleyecek yasayı hazırladı bile.

Facebook’un Libra’ya yönelik planlarını engellemenin yanı sıra, “Büyük Teknoloji Firmalarını Finans Dışında Tutma Yasası”, diğer firmaların, yani yıllık geliri en az 25 milyar dolar olan çevrimiçi platform hizmeti sunanların, yani bir başka deyişle Google, Amazon ve Twitter gibi firmaların, benzer kripto para birimleri başlatmasını önlemeyi hedefliyor. Kuralları ihlal eden şirketler günde 1 milyon dolara kadar para cezasına çarptırılabilir.

Facebook, Amerikan finans sistemi ve kanun koyucularla oyun oynanmayacağının farkında. Milletvekilleri ve düzenleyicilerin kaygıları giderilinceye kadar Libra’yı başlatmayacaklarını garanti etmeyi planlıyor. Facebook’un dijital cüzdanının başkanı David Marcus, Libra’nın egemen para birimleri ile rekabet etmek ya da para politikasına müdahale etmek için inşa edilmediğine dair bir açıklama yaptı.

Facebook ABD’nin ilgili sistemlerine neredeyse yalvarma moduna geçti. Bakalım sisteme bu kadar dost olacağını söyledikten sonra halkı bunun bağımsız bir yapı içereceğine nasıl ikna edecekler…

Siyasal reklamları reklam kütüphanesine yazacaklar

Facebook’un siyasi reklamlarda şeffaflığı arttırma çabaları küresel bir mesele haline dönüştü. Facebook, şeffaflık araçlarını dünya çapındaki reklam verenlerin kullanımına sundu ve siyasi yayınların izin verildiği sürece reklam yayınlamalarını sağladı. Bu arada reklamın kimin tarafından verildiği de gösterilmek zorunda. Reklamların kendisi, görüntüleme sayısı ve demografik bilgiler gibi verilerle birlikte yedi yıl boyunca bir Reklam Kütüphanesi arşivinde oturacak.

Buna göre, Facebook, Reklam Kitaplığı çerçevesine erişimi genişletiyor; böylece gazeteciler, düzenleyiciler ve diğerleri reklamların sebep ve kaynaklarını araştırabilir.

Ayrıca, dünyanın bazı bölgelerinde reklamlara daha “proaktif” yanıtlar görülebiliyor. Şu an itibariyle, Facebook, Arjantin, Kanada, Singapur ve Ukrayna’da sorunlu ve politik reklamları tespit etmek için bir otomasyon ve insan denetimi karışımı kullanıyor. Arjantin ve Singapur’da bu olay “önümüzdeki birkaç ay” da başlayacak. Ayrıca, araştırmacıların bu ülkelerdeki toplam reklam harcamalarını izlemelerine yardımcı olacak bir Reklam Kütüphanesi Raporu da olacak.

Daha önce olduğu gibi, Facebook, şeffaflık önlemlerinin seçimlerle karışmaya ve başka türlü gerginliklere yol açma girişimlerini yakalamaya yardımcı olacağını umuyor. Facebook, bazı demografik bilgileri hedefleyen masum reklamları istemeden engellerken Mozilla, Facebook’un reklam şeffaflığı kampanyalarını sınırladığı bildirilen tarayıcı eklenti politikaları için yarattı. Bu sorunların küresel ölçekte çoğaldığını görmek mümkün.

Dünyada sosyal medya kullanılarak farklı çevreler seçimlere müdahale etmeye çalışıyorlar. Bu bugün o ülkelerin başına geliyor yarın bizim başımıza gelmesi çok olası… Bu haberleri çok daha yakından takip etmeliyiz…

Zuckerberg’ün ikiyüzlülüğü kendi mailleriyle belgelendi

Biz Facebook bizim bilgilerimizi nasıl saklayamaz diyorduk ki aslında kendi bilgilerini de adam gibi saklayamadıkları ortaya çıktı. Şirketin 2011-15 yılları arasındaki 4 bin sayfalık belgesini ele geçiren NBC News kanalı, Facebook CEO’su Mark Zuckerberg ile Facebook COO’su Sheryl Sandberg’in kullanıcıların verilerini pazarlık kozu olarak kullanarak hem rakiplerini kontrol etme hem de Facebook’un gücünü konsolide etmeye yönelik planları bizzat yönlendirdiğini duyurdu.

Bu dolapları çevirirken kamuoyuna verileri koruduğuna dair açıklamalar yapan Zuckerberg’in uzun yıllardır en üst düzey yöneticileriyle kullanıcı verilerine erişimi satmaya dair planları ele alıp desteklediği belirtildi.

Sızdırılan belgeler arasında e-postalar, web sohbetleri, sunumlar, elektronik çizimler, toplantı özetleri var. Bunlar, Zuckerberg, yönetim kurulu ve yönetici ekibinin Facebook’taki kullanıcı verisi hazinesine dalmanın ve yağmalamanın yollarını nasıl bulduklarını ortaya koyuyor. Bu kullanıcı verilerine arkadaşlar, ilişkiler ve fotoğraflar da dahil.

Buna göre Facebook bazı durumlarda  ortaklık yaptığı şirketlere kullanıcı verilerine erişim sağlayarak iltimas geçiyor, bazı durumlarda ise rakip şirket ya da uygulamalara kullanıcı verilerine erişimi kapatarak set çekiyor.

Örneğin Facebook’un reklamlarına para harcadığı ve Fire akıllı telefonunun piyasaya sürülmesinde ortaklık yaptığı için Amazon’a sosyal medya devinin kullanıcı verilerine çok geniş çaplı erişim verildi.

Diğer yandan çok popülerleşen ve rakip olarak değerlendirilen bir mesajlaşma uygulamasına, kullanıcı verilerine erişimin kesilmesi tartışıldı.

Zuckerberg 2014 yılında New York Times’a “Kullanıcılar arasında mahrem iletişim giderek daha fazla önem kazanıyor. İnsanları daha rahat hissettirecek ne yaparsak o kadar iyi” diyordu.

Bizim verilerimizle herkes birbirini zengin ediyor. İşin daha kötü tarafı bizim verilerimizi kullanarak bizim fikirlerimiz ve geleceğimizle oynuyorlar. Belli ki ABD buna dur demeyecek. Belli ki AB bizim için bir şey yapmayacak. Bizim de ülke olarak bazı adımlar atma zamanımız gelmiş olabilir. Türkiye’den de para kazanan bu kurumlar üstünde bazı yaptırımlarımız olmalı…

Bu Amerikan markalarını neyle değiştireceğiz?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bize döviz oyunları oynayan Apple’ı hedef göstererek onun yerine kullanabileceğimiz Samsung ve Vestel gibi markaları bize işaret etti.

Ancak hayatımızdaki ABD markaları Apple ile bitmiyor ki… Gelin bakalım başka neler var ve bunları neyle değiştireceğiz:

Microsoft: Bu markanın yerine yenisini koymak neredeyse imkansız. Çünkü bilgisayar işletim sistemi olarak en büyük muadili yine Apple. Haydi o olmadı, Linux tabanlı işletim sistemleri var. Kullanabilecek misiniz? Yeni çıkan her bilgisayarın içindeki cihazları n sürücülerinin tamamını bulabilecek miyiz? İnsanımızın 20 senede kullanmayı öğrendiği Microsoft ürünlerinin yerine kim açıdan çok daha yüksek performanslı olan Linux ürünlerini kullanabilecek miyiz? Peki ya Microsoft’un ofis ürünleri? Onun da açık kaynak kodlu muadilleri var. Bedava olmasına rağmen kaç şirkette kullanılıyor? Excel dahileri açık kaynak kodlu ofis içinde bulunan Excel muadillerini kullanabilecek mi? Bir de işin bulut tarafı var tabi. Skype var. Sunucu tarafı var ki devlet tarafında .Net üstünde koşan kaç uygulama var diye sorsam üç ayda cevap alamayabilirim.

Google: Arama motoru için Google yerine Yandex koyma ihtimalimiz var. Peki ya Gmail? Yandexmail onun yerini alabilir mi? Bizim devlet olarak kendi verimiz ülke içinde kalsın diyerek ürettiğimiz bir mail sistemimiz oldu mu? Haydi onu geçtim sunucu tarafında onun yerine ne koyacağız? Google ile halledilen o kadar çok ücretsiz kullandırılan hizmet var ki bugün ya Allah ya Settar dediğimizde onların Amerikan olmayan muadilleriyle değiştirmemiz kaç yıl sürer farkında mısınız?

IBM: Bilişim dünyasının en eski ve köklü markalarından biri IBM. Türkiye’de o kadar çok bankada sunucuları kullanılıyor o kadar çok devlet kurumunda ağır işleri yapıyor ki “bunu değiştirsek mi acaba” cümlesini kurduğumuz anda bile milyonlarca dolar borca gireriz. Bana inanmayan bir danışmanlık şirketinden yardım istesin. Böylesi bir çalışma için sadece danışmanlığına sizden dünyaları alır bu şirketler.

Oracle: Siz bilmiyorsunuz ama hayatımızın ayrılmaz bir parçası bu. Verileri çoklu ve etkin bir biçimde kullanmak için dünyanın en çok dağıtılan uygulamalar bütününden biri Oracle. Türkiye ile ilgili o kadar çok şey yaptı ki dünyada her sene anlattığı başarı öykülerinin en önemli kahramanlarından biri haline geldi Türkiye’nin kamu sektörü. Sağlıktan eğitime, karayollarından e-devlete… Şaka olarak bile bu şirketi hayatımızdan birkaç dakikalığına çıkarmamız imkansız.

Intel: Her bilgisayarın içinde bir Intel yongası var. Yonga deyince dört yapraklı yonca gelmesin aklınıza. Bilgisayarın aklı, kalbi, olmazsa olmazı bu. Her sistem için bir muadil söyledim ama bunun ABD malı olmayan muadili yok. Gerçekten yok. Eğer Intel kullanmama kararı alırsak ülke sathında abaküs devrimi başlatmamız gerekir. Var mısınız? 

Facebook: Her şeyi hayatımızdan öyle ya da böyle çıkarırız da Facebook’u çıkaramayız. Yok öyle bir dünya. Kağıt oynarken birbirlerine davet atanları mı istersiniz, yaptıkları yemekleri paylaşanları mı, reisi en çok ben seviyorum gruplarını mı… Bir de sadece Facebook diye düşünmeyin olayı. Bunun Instagram’ı var, Twitter’ı var, Snapchat’i var. Vallahi devrim olur ülkede…

Ben bunları yazıyorum ama şimdi benim karşıma geçip sen ABD mallarını neden koruyorsun bunlardan kaç para alıyorsun diyen IQ seviyesi oda sıcaklığıyla yarışan beyinsizler olacaktır. Söyleyeyim efendim: Bunlar son 20 yıldır neredeyse hiç reklam vermeyen, bundan sonra da vermeyecek olan firmalar. 

Ben bunları neden söylüyorum: Çünkü zamanında açık kaynak kodlu işler yapalım, açık kaynak kodlu şeyler çok önemli derken kimse burnuna bit etmiyordu söylediklerimi. Hatta ben 25 yıl önce bunların muadillerinin Türk üniversitelerinde üretilmesini söylediğimde tefe koydular beni. Şimdi alın bakalım tefinizi oynayın.

Son bir not: Bu yabancı devletlerin üstümüzde oynadığı oyunların iyi bir tarafı da var her şerrin içinden bir hayrın çıkması gibi: Eskiden yeni bir Oracle muadili üstünde çalışmak çok pahalıya geliyordu. Gerçekten de Microsoft varken niye yeni bir işletim sistemi kullanalım ve milyarlar verip bunu yaratalım sorusunun cevabı yoktu. Şimdi marjinal sebeplerle bunu üretmek için nedenlerimiz var. Ufaktan girelim bu işlere be ülkem. Zararın neresinden dönsek kardır.  

Facebook ile başa çıkmanın tek yolu evrensel kanun ve kurumlar

Christopher Wylie… Facebook’un Cambridge Analytica skandalını ortaya çıkaran gazeteci. Yaptığı bu büyük işin ardından bütün kullanıcıları uyarıyor: Veri toplama ve sosyal medya hedeflemesi, Web kullanıcılarının gizliliğini ve demokrasinin sağlıklı işleyişini tehdit ediyor.

Başkan Trump’ın 2016 kampanyasına yardım etmeden önce danışmanlıkta çalışan Christopher Wylie, Facebook’un politik adaylara, reklamcılara ve diğerlerinin çevrimiçi olarak farklı Amerikan seçmeni kategorilerine ulaşmasına olanak tanıyan araçlarına işaret etti. Ona göre Facebook politikacıların seçmenlerin evine gitmesine ve onlara bir şeyler fısıldamasına katkıda bulunuyor. Ve onların ne söylediğini bir tek bunu söyleyenler biliyor.

Facebook , kullanıcılara siteden bazı verileri silmelerine yardımcı olan araçlar çıkarırken diğer yandan üçüncü taraf uygulamalarının tam denetimini başlattığını söylüyor. Fakat bu sosyal medya sitesinden bilgilerinizi silebiliyor musunuz? Hayır. Burası tam bir mafya gibi. Bir giren bir daha çıkamıyor. Siz Facebook’tan çıktığınızı düşünüyorsunuz ama aslında bütün bilgileriniz orada duruyor. Bunu çıktıktan sonra tekrar girdiğinizde bütün bilgilerinizi en son bıraktığınız gibi orada bularak test edebilirsiniz. Yani bu ortama girmek kolay çıkmak imkansız.

Siz bu ortamdan çıktığınızı düşünseniz de sizin bütün bilgileriniz tüm hızıyla işlenmeye devam ediliyor.

Facebook’a ve saz arkadaşlarına ABD’den AB’den Türkiye’den ceza ve yasaklamalar vererek bu işin önüne geçemeyiz. Uluslararası, evrensel kararlar alabilen bir yapı olmalı. Bu yapı o ülkeden bu ülkeye değişmeyecek kuralları koyabilecek yeteneklere sahip olmalı. Adamları hukukun güçlü olduğu yerlerden bilmem ne adalarına kaçırıp oradan istediklerini yapabilecek hale getirmemeliyiz. Pisliklerin dünyada kaçacak yeri olmamalı.

Açıkça söylemek gerekirse ABD ve AB’nin kendi işine geldiği gibi davranması, kendilerine göre, evrensel olmayan kararlar alması beni çok yoruyor. Biraz farklı düşünmenin vakti…

Bilgilerimizi çalan Mark tüm zamanların en yüksek değerine ulaştı

Mark Zuckerberg bir şirkete on milyonlarca kullanıcısının bilgisini sattı. Ortalık birbirine girdi. Bu hareketten sonra başta ABD olmak üzere bütün ülkelerin meclisleri komisyonlar kurdular ve Mark’ı sorguya çektiler. Bütün ülkeler acaba bizim başımıza geldi bizim mi haberimiz yok diye korku içinde geçmişlerini araştırmaya başladı.

Dünyada birçok önde gelen şahsiyet bu iş böyle gitmez Facebook’umuzu kapatıyoruz dediler. Diğer sosyal medya alemlerinde altın günleri gibi Facebook’u bırakma günleri düzenlendi. Facebook için sona gelindi cümleleri kurulmaya başlandı.

Derken aradan sadece birkaç hafta geçti ve aslından insanların ne kadar balık hafızalı olduğu net bir biçimde ortaya çıktı. Facebook’un hisseleri bütün zamanların en yüksek seviyesine çıktı.

Bu yazıyı yazdığım sırada hisselerin değeri 200 dolar civarına gelmişti.

Demek ki neymiş? Çalıp çırpacaksınız arkadaş. Silletin bilgilerini, arkadaşlık ilişkilerini, resimlerini, yazdıklarını…

Böyle böyle kazanıyorsunuz demek ki…

Instagram Youtube olma adımları atıyor

Instagram enteresan bir mecra. Facebook içinde olmak istemeyen genç nesli harika bir biçimde toparlayıp bünyesine aldı. Orada harika hayatlar ve mükemmel resimlerle kendi iç kitlesini yarattı. Ancak video alanında biraz zayıftı. Çünkü buraya videoları ölçüp biçerek koymak gerekiyordu, zaman kısıtlaması vardı.

Instagram, WallStreet Journal haberine göre bunu bir kenara bırakıp artık bir saate kadar videoları da bünyesine katma kararı aldı. Bu da başta kaynak gazete olmak üzere herkes tarafından Instagram Youtube olmak istiyor şeklinde yorumlandı.

Bir dakikadan bir saat geçmek Instagram bakış açısı için çok önemli. Bu bakış açısıyla şirketler kurumsal videolarını çok da düşünmeden bu mecraya koymak için adımlar atmaya başlayacak belki de.

Peki neden Youtube’a video konmasın da Instagram’ı tercih etsinler? Bunun birkaç bariz sebebi var. Gelin bunları TKNLJ formatında inceleyelim:

  • Instagram tam bir “bugünün sosyal medya aleti”… Oysa Youtube sosyal medya ortamı değil. Mesela küfürlü yorumlara baktığınızda Youtube çirkinliğin merkezinde ama Instagram’da bunlar göreli olarak çok daha az gerçekleşiyor.
  • Youtube’e kıyasla Instagram’da daha etkin sayıda genç var. Bakın daha çok demiyorum, etkin diyorum. Gençler Youtube ortamında kendilerini ifade etmek istemiyor. Ama Instagram’da bunu yapıyor.
  • Hızla değişen nesil Instagram’da kendini gerçekleyebiliyor ama Youtube içinde kendini kaybolmuş hissediyor paylaşım anlamında. Bu tezimin kaynağı şu: İnsanlar Youtube’a konan mallarını Instagram gibi Twitter gibi alanlarda paylaşıyor. Ama Instagram için aynı şey söz konusu değil. Oraya bir paylaşım yapıldığında konu kapanmış oluyor.
  • Şirketler Youtube’a ne çekerlerse koyuyorlar ama Instagram için özel çalışmalar yürütüyorlar.
  • Instagram reklam konusunda hep daha ileri adımlar atmaya çalışıyor. Bunu video ile yapmak da bence gayet iyi bir fikir.

Hal böyleyken Instagram’ın böyle bir şey yapsak mı acaba sorusu bile heyecan yaratıyor.

Peki insanlar bu alanı neden tercih etmesinler? İşte bu nokta da çok önemli: Youtube içerik geliştiricilere para veriyor. Tamam çekilen videoların daha çok gösterilmesi, Instagram kitlesine sunulması güzel ama bu şirket şimdiye kadar hiç gelir paylaşımlı bir modele gitmedi. Youtube üstünden para kazananlar “varsın para gelmesin yeter ki seyredilsin videom” der mi? Bence demez.

Bir de şunu düşünmek lazım: Instagram bir dakikadan uzun video seyretmek isteyen insanların alanı mıdır? Ben zannetmiyorum. İnsanlar oradaki resimlere bile detaylı bakacak zaman harcamıyorlar bu ortamda…

Değişik tartışmalar bizi bekliyor.

Politik fikirlerimizi saklayamayan Facebook çıplak resimlerimizi istiyor

Facebook 80 milyonun üstünde kullanıcının bilgilerini dışarıdan insanlara politik saiklerle kullanmaları için verdi, çaldırdı ya da sattı. Bütün dünyaya rezil olması bir yana AB’den ABD’ye kadar birçok ülkenin araştırma kurullarına gidip aptal aptal sorularına cevap verip özür üstüne özür diledi.

Aradan öyle çok uzun bir zaman geçmeden gelip insanlara çağrı yaptı: Bana çıplak resimlerinizi gönderin. Ne? Niye be? Sebebi şuymuş: Bizim çıplak resimlerimize bakıp bizi tanıyacak. Sonra mesela biz biriyle ilişkiye girersek, ilişkiye girdiğimiz kişiyle fantezi yapar çıplak fotoğraflarımızı çektirirsek, sonra beklenmedik bir şekilde ayrılırsak, ayrıldığımız kişi bize o sırada hala çok kızgın olursa, fantezi yaptığımız zamanlarda çektiği resimleri intikam amaçlı bir biçimde internete yayarsa… O zaman ona verdiğimiz çıplak resimlerden bizi tanıyarak kızgın eski partnerimizin bizim intikam resimlerimizi koymasını engelleyecekmiş.

Bir tek bana çok aptalca gelmiyor değil mi?

Ha bu arada söylemeyi unutmayayım. Bizim kendi kendimize çektiğimiz çıplak resimlerimizi de Facebook çalışanları görebilecekler.

Bunların iki sebebi olabilir:

  1. Mark Zuckerberg Facebook işinden sıkıldı ve çıkmak istiyor. Bunun için adam gibi bir plan yapamamış aklına ilk gelen şeyi uygulamaya koymuş
  2. Mark herkesi kendi gibi biraz tutuk zannediyor

Mark bir dur Allah aşkına zaten ortalık karışık…

Facebook 3 ayda 1,5 milyar mesajı sildi attı

Facebook, ilk kez 2018’in ilk çeyreğinde yayınlamaya başladığı spam, nefret söylemi ve diğer tartışmalı içerik miktarlarını silme raporlarını yayınladı. Facebook şimdi standartlarını ihlal eden yayınlarla başa çıkmak için alınan önlemleri açıkladı. İçerik silmeleri altı kategoride gerçekleştirişor: Şiddet, yetişkin çıplaklık ve cinsel aktivite, terör propagandası, nefret söylemi, spam ve sahte hesaplar.

Ocak ve Mart 2018 arasında, Facebook’tan kaldırılan tüm içeriğin yüzde 97’si, 837 milyon mesajla spam kategorisinden oldu. Çıplaklığa yönelik 21 milyon mesaj silindi ki bunların yüzde 96’sı, kimse tarafından rapor edilmeden önce Facebook’un teknolojisi tarafından bulunup silindi. Benzer şekilde, grafik şiddet içeren yayınların yüzde 86’sı, alınma veya uyarı etiketi verilen 3.5 milyon içerikle raporlanmadan önce tespit edildi.

Facebook, nefret söylemi söz konusu olduğunda, teknolojinin mesajların belirlenmesinde hala tamamen etkili olmadığını kabul etti. Bununla birlikte, 2018 ilk çeyrekte sosyal ağdan 2,5 milyon nefret söylemi çıkarıldı, bunların yüzde 38’i teknoloji tarafından işaretlendi. Spam tanımlamak ve kaldırmak söz konusu olduğunda, sahte hesapların devre dışı bırakılması önemlidir. Aynı dönemde, 583 milyon sahte hesap uçuruldu.

Buradan ne çıkıyor:

  • Facebook bir anda başına taş düşmüşçesine silmelere başladı. Daha da önemlisi bunları raporlayıp insanlara haber vermeye başladı.
  • Facebook ben o kadar iyiyim ki daha siz bir şey söylemeden bunları anlayıp siliyorum demeye başladı.
  • Facebook raporlarında silinenlerin coğrafi etiketlerinden bahsetmiyor. Yani ne kadarı Türk ne kadarı Çin… Bunları bize söylemiyor.
  • Arada sürekli terör eylemlerinden bahsediyor ama konuşulan teröristler IŞİD ve el Kaide… Biz PKK mesajlarını sildik filan demiyor.
  • Seçimlerde sahte şeyler söyleyen hesapları kontrol ettiğini söylüyorlar ama bizim TAMAM veya DEVAM konusunda bir bilgi vermezler tabi.

Özetle Facebook kendi kendini ABD’de ne kadar güzel işler yaptığını söyleyerek övüyor.

Facebook pazar yeri açıyor sosyal alışverişi başlatıyor

Facebook Marketplace platformunu Türkiye’de kullanıma sunuyor. 64 ülkede kullanılabilen Marketplace, Facebook üzerinde yerel ürünleri almayı ve satmayı tek bir çatı altında topluyor.

İnsanların hâlihazırda Facebook’u kendi toplulukları içinde ürün alım satımı için sıkça kullandığının altını çizen Facebook, bu aktivitenin Facebook Grupları ile başladığını ve son birkaç yıl içinde ciddi artış gösterdiğini belirtti. Her ay 700 milyondan fazla kişi bir şeyler almak ve satmak için Facebook Marketplace’i kullanıyor.

Facebook Marketplace Ürün Yönetimi Direktörü Karandeep Anand konuyla ilgili şunları söyledi: “Bugün yerel ürünleri keşfetmeyi, almayı ve satmayı Facebook üzerinde tek bir çatı altında toplayarak kolaylaştıran Marketplace platformunu Türkiye’de kullanıma sunuyoruz. İnsanların hâlihazırda Facebook’u kendi toplulukları içinde ürün alım satımı için kullandığını biliyoruz ve Marketplace ile artık bunu çok daha kolaylaştırıyoruz.”

Facebook’un Marketplace ile ilgili paylaştığı bazı güncel veriler ise şu şekilde:

– Marketplace hâlihazırda 64 ülkede kullanılabiliyor

– Kullanıma sunulduğu günden itibaren Marketplace üzerinde potansiyel bir alıcı ve satıcı arasında geçen tekil sohbetlerde yüzde 77 artış gözlendi

– Her ay 700 milyondan fazla kişi bir şeyler almak ve satmak için Facebook Marketplace’i ziyaret ediyor

-1 Ocak 2017’den beri dünya çapında Marketplace sekmesinde yapılan aramalar 3 kat arttı

– Son üç ayda mevcut envanter içinde sırasıyla Araç, Mobilya ve Elektronik & Bilgisayar kategorileri, insanların en çok etkileşime geçtiği ilk üç kategori oldu

Platformu kullanmaya başlamak için Facebook üzerinde Marketplace simgesine tıklanması yeterli. Aranan ürünü kolayca bulabilmek için üst kısımdaki arama sekmesinde arama yapılabiliyor ve sonuçlar yer, kategori ya da fiyata göre filtrelenebiliyor. Satış yapmak için ise istenilen ürünün fotoğrafını çekip, açıklama ve fiyatını belirledikten sonra paylaşmak yeterli. Alıcılar ve satıcılar Facebook Messenger’ı kullanarak da kolaylıkla iletişime geçebiliyor.

Facebook’un sunduğu güvenlik ipuçları, gizlilik kontrolleri ve kullanımı kolay raporlama araçları ise insanların Marketplace üzerinde güvenle alışveriş yapmasına yardımcı olacak.

Ailenin çükeleki aileyi mahkemeye verir mi?

Sosyal medya… Paylaşım ortamı. İnsanlığı hazırlıksız yakalamış bir teknolojiler bütünü. Biz uzun uzun hazırlanmadan bu kadar özel hayatımızı açacağımız bir ortam tarafından ele geçirileceğimize inanamazdık. Hayaldi gerçek oldu.

Biz neyi nerede nasıl paylaşacağımızı düşüneduralım, hayatta yaşananlar bizi belli bir yere çekiyor zaten. İtalya’da 16 yaşındaki bir çocuk, babasının da desteğiyle anneyi paylaştığı resimler yüzünden mahkemeye vermiş.

Haksız mı çocuk? Bence sonuna kadar haklı. Bizim ev halkı içide tontiş veya çükülek gibi isimlerle çağırdığımız biricik şirin varlığımız… Dünyada kendine bir yer arıyor özellikle 10’lu yaşlarında. Bulmayı umduğu yer, vermek istediği imaj muhtemelen çükelek değil.

Bizim neslin de muhtemelen gurur duymadığı fotoğrafları çok vardı. Ama bunlar aile albümleri içinde özene bezene saklandı. Şimdi orası burası gözüken ismi fotoğrafa etiketlenmiş çocuğun durumundan çok farklıydı bizim olayımız tabi ki.

Ne yapmamız lazım? Benden size birkaç minik not… TKNLJ formatında:

  • Arkadaşlarınız ve aileniz de dahil kimsenin resmini onun açık izni olmadan sosyal medyaya koymayın
  • Size sormadan sizi etiketleyip resimlerinizi paylaşanları uyarın. Bu, hiç de ayıp değil. hatta o insanları eğitmek için gerekli
  • Çocuğunuz çok istese de kendi resimlerini belli bir yaşa gelinceye kadar paylaşmasına izin vermeyin. Çünkü küçük yaşlarda ona cool gelen şeyler ilerde büyük pişmanlık olarak geri dönüyor. Vücuduna çocukken Tsubasa dövmesi yaptırmak isteyen çocuğun durumu bu…
  • Hiç mi çocuğumuzun resmini paylaşmayacağız? Mümkünse hiç paylaşmayın. Nazar filan yüzünden değil iyi niyetliler var kötü niyetliler var. Yaparsınız kapalı bir grup, orada bildiğiniz tanıdığınız insanlara verirsiniz resimleri.
  • Aslında size çok önemli bir görev de düşüyor: Yapacağınız paylaşımlarla çocuğunuza neyi nerede nasıl paylaşacağını gösterebilirsiniz ki bu sayede çocuğunuz o sırada siz farkına bile varmadan saçma sapan resimlerini başkalarına açmasın… Ama siz yediği yemekten içtiği sigaraya paylaşan bir insansanız çocuğunuza bunu nasıl anlatacaksınız ki?

Yargıtay çözemediği işlere girmiş olabilir

Ülkemde gün olmuyor ki teknoloji ve hukukla ilgili vay arkadaş dedirten bir şey olmasın. Yargıtayın son aldığı karar beni yine derin düşüncelere daldırdı.

Bir çift var. Mutlular. Beraber ezip tozuyorlar. Resimler çektirip sosyal medya hesaplarına koyuyorlar. Ne kadar güzel bunlardan Türkiye’de milyonlarca çıkarabiliriz sanırım.

Sonra çiftin arası bozuluyor ve ayrılıyorlar. Bu da milyonlarca kişinin başına gelebilecek bir olay. Fakat olayı eşsiz yapan şey, çiftin kız tarafının mahkemeye gidip erkek tarafına dava açması. Neden dava açmış? Çünkü erkeğe demiş ki benim fotoğraflarımı sosyal medyadan kaldır. Oğlan demiş ki kaldırmam. Kız da al o zaman deyip mahkemeye gitmiş.

Mahkeme olayı incelemiş ve demiş ki resimlerin ilişki bittikten sonra sosyal medyaya konduğunu anlamanın kesin bir yolu yok. Belirsizlik durumunda üstüne suç atfedilen kişinin söylediği doğru sayılır. Konu da öyle kapanmış.

Şaka şaka kapanmamış. Kız, ülkenin sorunları bittiği için bu olayı temyize taşımış. Bir de siz bakın demiş. Yargıtay’ın 12. dairesi almış konuyu derinlemesine incelemiş ve demiş ki kız haklı adamı hapse atın.

Yargıtay adamın neden suçlu buluyor? Hangi maddeden? TCK’nın 136 sayılı maddesindeki “kişisel verileri hukuka aykırı biçimde başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi” sıfatıyla yargılamış.

Yani bizim telefon numaralarını SMS gönderen çirkin reklamcı şirketlere satanlardan bir tanesi bile yargılanmazken, bize her allahın günü bir bahis sitesinden istemediğimiz reklam gelirken bu adamları kanunun önünden geçireme. Kız arkadaşıyla çektirdiği resimleri internete koyan, sonra da kaldırmayan adamı 4 sene hapisle yargıla.

Bir dakika arkadaş… Bu adam resimleri kızın haberi yokken gece uyurken mi çekti? Hayır. Çekerken rızası var mıydı? Evet. PEki internet ortamına koyarken rızası var mıydı? Elbette. Çünkü olmasa eşek değil ya görürdü bir şekilde. İnsan sevgilisinin sosyal medyasına bakar değil mi?

Yayma eylemine bakalım. Sosyal medya yahu. Yaymak için oraya koyuyorsunuz kitap yazmak için değil o kadar malı. Ha istemiyorum kaldır deyince… Resimler kadının kendi malı mı? Adam orada yok mu? Resim üstünde söz hakkı yok mu adamın yani? Resimlerde bir açıklık saçıklık var mı? Muhtemelen yok çünkü onun ayrı ceza maddesi zaten vardır diye tahmin ediyorum.

Şimdi bu resimleri kaldırmayan bir erkek diye buna atarlanacak insanlar olacaktır. Davayı tersine çevirin. Bu resimleri kaldırmayan bir kadın olsaydı? Kadın 4 sene hapisle yargılansın erkek kapris yaptığı için deseydim ben? Muhtemelen ağzımı yüzümü kırardınız.

Yargıtay bence yanlış karar almış. Aslında konu bile olmaması gereken bir olayı anlamsızca büyütmüş. Bir de çirkin bir içtihat yaratmış. Şimdi birisiyle resim çektirdikten sonra adam diyecek ki “abi gözlerim kapalı çıkmış bunu kaldır”. Yahu altında onlarca arkadaşımın yazdığı güzel sözler var. Bunu kaldırırsam onlar da gidecek. “Vaay kaldırmıyorsun al sana 4 yıl hapis”…

Vallahi Türkler İstanbul’a girerken Galata Kulesi’nde meleklerin cinsiyetini tartışan gereksiz rahiplerden zerre kadar farkımız yok. Gerçekten internetin tüm sorunları bitti atarlı insanların resim kaldırtmasına kaldık. Ona da yanlış karar veriyoruz.

 

Ülke ve dünya gerçeklerinden bu kadar kopuk olmak bu kadar kolay mı yahu?

Facebook grupçuları 2018’de bir araya getiriyor

Facebook, geçtiğimiz Haziran ayında ilk kez Chicago’da gerçekleştirdiği Facebook Communities Summit (FCS)’i, 8-9 Şubat 2018 tarihlerinde Londra’da düzenliyor. Avrupa’nın dört bir yanında Facebook’u, anlamlı gruplar aracılığıyla insanları birbirine yakınlaştırmak için kullanan topluluk liderlerini bir araya getirecek etkinliğe Türkiye’den de başvuru kabul ediliyor.

Değerlendirme süreci sonunda FCS Europe’a katılma fırsatı yakalayan Facebook grup ve sayfa yöneticileri ile başarılı etkinlik yöneticileri, etkinlik kapsamında gerçekleştirilecek atölye çalışmalarına ve topluluk yönetimi konusunda tavsiyelere odaklanacak panellere katılma fırsatı yakalayacaklar. Katılımcılar diğer topluluk liderleri ile bir araya gelerek deneyimlerini paylaşabilecek, Facebook’un anlamlı topluluklar oluşturmaya yardımcı olmak için geliştirdiği ürünler hakkında detaylı bilgi alabilecekler. Tüm bunların yanında topluluk liderleri, ilgili Facebook ekipleri ile deneyimlerini ve geri bildirimlerini paylaşma imkânına sahip olacaklar.

Avrupa’da Facebook’ta aktif olan insanların yüzde 65’i grupları kullanıyor. Türkiye’de de gruplara ilgi oldukça yüksek. Türkiye, İngiltere ve İtalya ile birlikte Avrupa’da Facebook grupları kullanımının en yüksek olduğu üç ülke arasında yer alıyor. Facebook geçtiğimiz günlerde Türkiye’deki bazı başarılı grupların yöneticileri ile bir araya gelmişti.

Türkiye’de aktif olarak faaliyet gösteren grup ve sayfa liderleri ve Facebook’ta etkinlik düzenleyenler, Facebook Communities Summit Europe’a katılma şansı elde etmek için bu adresten başvuru yapabilirler.

Devletler küresel teknoloji devlerine karşı ayaklanıyor

Biz dünyanın teknoloji devleri bizim hakkımızı yiyor, bizim ürettiğimiz içerikler, bizim hayata geçirdiğimiz şeylerle kendi para kazanma yollarını geliştiriyor bize bir şey vermiyor derken… İşin içine Amerika dışındaki dünya devletleri girdi.

Rusya’nın Federal Bilgi Teknolojileri ve Kitle İletişimi Denetleme Kurumu Başkanı Aleksandr Jarov, kişisel verilere ilişkin yasal yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde Facebook’un engellenebileceğini söyledi.

Rusya daha önce Linkedin’i engelledi. Sırada Facebook var. Sonrasında Google ve Microsoft’un geldiğini konuşuyor herkes. Rusya ülkesindeki kanunların herkes ve her kurum için istisnasız geçerli olduğunu söylüyor.

Bunların temelinde Rusya’da 2015’te yürürlüğe giren kanun ve onun söyledikleri var: Ülkedeki yabancı şirketlerin Rus vatandaşlarına ait kişisel bilgileri Rusya’daki sunucularda tutması gerekiyor.

Bunlar Türkiye’de de tartışılıyor. Hatta AB ülkelerinde de. Ama Amerikan devleri bu konuda iyice köşeye sıkışmaya başladı. Ya küçük ülkeler beni kapatırsa kapatsın diyecekler ya da onların söylediği gibi dataları ülke içinde tutmaya başlayacaklar.

Ama buradaki temel sorun çok önemli: Rusya ve bizim gibi ülkeler bu datanın neden ülke içinde kalmasını istiyor? Başkaları bakamasın diye mi? Bunu düşünmek çok çocukça olur. Adamlar öyle ya da böyle bu bilgilere bakacaklardır sonuçta altyapıyı kendileri kuruyorlar.

Peki acaba devletler bu sitelere girenleri, orada olan bitenleri kendi ülkelerinin kanunlarıyla hop deyince hemen inceleyebilmek mi istiyorlar? Bu çok daha feci olur o şirketler için bir daha kimse güvenmez onlara.

İşte tüm bu şarlar içinde küresel teknoloji markalarını, özellikle de bilgi toplayanları çok zor günler bekliyor.

Ucunun biz son kullanıcılara öyle ya da böyle dokunmayacağını düşünmek büyük saflık olur.

Paylaştıkça azalıyor olabilirsiniz

Facebook ve Instagram gibi sosyal medya platformlarında bilgi ya da fotoğraf paylaşmak, birçoğumuzun alışkanlığı haline geldi. Ancak Kaspersky Lab’ın araştırmacıları, Türkiye’deki kullanıcıların kişisel verilerini ne kadar çok paylaştığı konusunda bazı detayları ortaya çıkardı. Araştırma sonuçlarına göre insanların %95’i bilgilerini dijital ortamlarda paylaşırken, bunların %79’u çocuklarının fotoğraf ve videolarını, %62’si ise başkalarını içeren kişisel ve hassas video ve fotoğraflar paylaşıyor. Bu alışkanlıklar, çoğu ülkede kişisel verilerini tanımadıkları insanların erişimine büyük oranda açan genç nesiller özelinde daha da kötü bir noktaya ulaşmış gibi görünse de, Türkiye’de yaşlılar da benzer davranışlarda bulunuyor.

Endişe verici bir şekilde, yapılan araştırmaya Türkiye’den katılan internet kullanıcılarının yarısına yakını (%42) bilgilerini herkesin görebileceği şekilde paylaştığını söylüyor. Ancak bu şekilde paylaşılan verileri daha sonra kimin ne amaçla kullanabileceği belli olmuyor. Her 5 kişiden biri (%23) hassas verilerini iyi bilmediği insanlarla ve yabancılarla paylaştığını, dolayısıyla bu bilgilerin ne şekilde kullanılacağı üzerindeki kontrolü elden bıraktıklarını itiraf ediyor. Böylece, Türkiye’deki kullanıcılar finansal detaylarını (%53), pasaport, ehliyet ve benzeri kişisel belgelerinin taranmış hallerini (%35) veya şifrelerini (%44) paylaşarak kimlik hırsızlığına veya finansal saldırılara açık hale geliyor.

Bunlar Kaspersky Lab’ın yürüttüğü ve kullanıcıların veri paylaşım alışkanlıklarını ortaya koyan My Precious Data: Stranger Danger (Benim Kıymetli Verim: Yabancı Tehlikesi) adlı raporunun sonuçları. Araştırmaya göre, insanlar sadece verilerini değil, değerli verilerini depolayan cihazları da paylaşıyor. Neredeyse her 10 kişiden ikisi (%16) cihazlarına erişim sağlayan PIN numarasını bir yabancıyla paylaşmış ve yaklaşık her 10 kişiden üçü (%27) kalabalık ortamlarda cihazlarını kilitsiz ve denetimsiz bırakıyor. Dahası, insanların yaklaşık 4’te biri (%23) cihazlarını bir süreliğine kullanmaları için başka birine vermiş.

“Kişisel verilerin, insanlar ve şirketlerle aşırı şekilde paylaşılması gerçekten tehlikeli bir alışkanlık” diyen Kaspersky Lab Tüketici İşleri Birimi Başkanı Andrei Mochola, şöyle devam ediyor: “Günümüz dünyasında, başkalarıyla bilgi paylaşmak hiç bu kadar kolay olmamıştı ve bir çok açıdan bakıldığında internetin bunun için yaratıldığını söyleyebiliriz. Ama tek bir tuşa basarak önemli ve hassas bilgileri paylaştığımızda, bu bilgiler üzerindeki kontrol artık bizde değildir, çünkü bu verilerin nereye gittiğinden ve nasıl kullanılacağından emin olamazsınız. Kullanıcılar kelimenin tam anlamıyla değerli kişisel verilerini ve hatta onları depolayan aygıtları kendi elleriyle başkalarına veriyor.”

Araştırma, başkalarıyla çekilmiş özel ve hassas fotoğrafları paylaşma olasılığı en yüksek olanların gençler olduğunu gösteriyor. Türkiye’deki 16-24 yaş grubu gençlerin %78’i, bu tür paylaşımlar yaptığını söylerken, 55 ve üzeri yaşlardakilerin %66’sının çok da farklı davranmadığı görülüyor. Benzer alışkanlıklar finansal bilgilerin paylaşımına da yansıyor. Gençlerin neredeyse yarısının (16-24 yaş grubundakilerin %45’i) ve 55 yaşın üzerindekilerin de %37’sinin finansal ve ödeme ayrıntılarını diğer kişilerle paylaştığı görülüyor.

Andrei Mochola son olarak, “İnternet kullanıcılarının birbirleriyle fotoğraflarını, kişisel bilgilerini ve diğer bilgileri paylaşmayı bırakmasını beklemek gerçekçi olmasa da, onları önemli bilgileri herkese açık olarak paylaşmadan önce iki kez düşünmeye davet ediyoruz. Ayrıca tüm internet kullanıcılarını, cihazlarının veya verilerinin yanlış ellere düşme ihtimaline karşı, verilerini ve gizliliklerini koruyacak güvenlik önlemleri almaya teşvik ediyoruz” diyor.

Google yeni bir sosyallik mümkün dedi, “Allo” dedi

Google kadar çok sosyal medya ve mesajlaşma yazılımı dnemiş olan bir firma yok sanırım. Belki biraz Microsoft… Ama bu çabalarının çoğunda ağaca çıktı ve ortaya çıkan sonuç, Google’ın bunları sessiz sedasız, kimseye farkettirmeden kapatması oldu.

Şimdi yeni bir uygulama daha yapmış, adını da Google Allo koymuş…

Mantık çok basit: Hem bir sosyal medya aracı yapacak, hem bir mesajlaşma platformu. Bir yandan WhatsApp olacak bir yandan Facebook, ama diğer taraftan da Google’ın olmazsa olmazlarını barındıracak içinde… Bu karmaşadan bir doğru çıkar mı? Vallahi bilmiyorum. Şimdiye kadar böyle çorba yapıp da başarıdan başarıya koşan görmedik…

Google diyor ki sohbet ederken bir uçuş bilgisini kontrol etmek ya da restoran aramak gibi nedenlerle çok sık ara vermek zorunda kalıyoruz. Gerçekten mi? Siz hiç azimli bir Türk erkeğinin bir kızla mesajlaşmasını gördünüz mü? Ben size söyleyeyim o adamın mesajlaşma motivasyonunu restoran aramak dğil, üstüne çöken ev ya da üstünden geçen tank bile bozamaz. Ama yine de siz motorsunuz bizden iyi bilirsiniz.

Neler var bu uygulamada? Gelin Google’ın söylediklerinden yola çıkarak beraber kurcalayalım:

Dediğimiz gibi Google Allo, plan yapmanıza, bilgiye ulaşmaya sohbet sırasında kullanıcıların kendini daha iyi ifade etmesine yardımcı oluyor. Kullanıldıkça öğreniyor, kendini geliştiriyor.

Google Allo yanıt vermeyi kolaylaştırıyor. Akıllı Yanıt özelliği sayesinde mesajlara sadece bir dokunuş ile karşılık verip “yolda mısın?” sorusuna hızlıca “evet” demek mümkün.

“Sohbet sadece yazıdan ibaret değil, çok daha fazlası” demiş Google. İşin gösterişine kaçmış: “Gönder” butonunda parmağı sadece aşağı ya da yukarı hareket ettirerek sohbete emojiler eklemek ya da metin boyutunu kolayca ayarlamak mümkün.  Google Allo, bu işe büşük kfa yorup yatırım yapmış ve 25’ten fazla özel etiket paketi için dünyanın çeşitli yerlerindeki bağımsız sanatçılarla ve stüdyolarla işbirliği yapmış. Öyle emoji deyip geçmeyin yani…

Google Allo, Google Asistan ile bir önizleme gibi tanışma fırsatı taşıyor. Google Asistan, Google ile sohbet etmeyi, sorular sormayı, doğrudan sohbet sırasında işleri yürütmeyi sağlıyor. (Şu an üstünde ne var? Hayır estağafurullah, size demedim sayın müdürüm gibi…)

Google Asistan, Google’ın uzun yıllardır sürdürdüğü insanlara günlük hayatlarında yardım etme yolculuğunda, “sıradaki adım” niteliğinde. Arama sonuçları sayfasında linklerin listelenmesi evresinden kullanıcı daha sormadan, proaktif olarak önemli güncellemeleri gönderme aşamasına geçtiğini söylemiş… Bunu söyleyince kafam karışıyor: Eskiden arardık sonuç gelirdi. Sonra aradıktan sonra dur bakayım bunu mu demek istedin demeye başladı. Bundan sonra “sende bugün bir haller var sanki Fransız Anayasası’ndaki güçler ayrılığı konusu hakkında araştırma yapacaksın gibi” diyecek. Proaktif çok acayip…

Google en iyisini sona saklamış: Güvenlik ve gizlilik konularına büyük önem verdikleri için Google Allo’daki tüm sohbetler Transport Layer Security (TLS) gibi endüstri standardı teknolojilerle şifrelenmeye başlanmış. Chrome’da olduğu gibi, Google Allo’da da kişiye özel pencere (Incognito) modu sunuluyor. Özel penceredeki sohbetlerde mesajlar uçtan uca şifrelenirken, gizli bildirimler ve belirli sürelerde mesajın otomatik olarak silinmesi gibi ek gizlilik özelliklerine de sahip oluyor. Bu özelliği nereden hatırlıyorum diyenler, Bylock kelimesini Google’dan aratabilir. İşin şakası bir yana bunlar güzel özellikler…

Uygulamayı kullanmadan hemen dövmeye başlamayalım. Ama Google’ın sosyal medya ve mesajlaşma uygulaması geçmişi çok parlak değil. Umarım bu sefer tutturur…

Önce kedili resime like ver sonra da iş bul

İnsan kaynakları ciddi bir iş. Size iş buluyor, para kazandırıyor. İş yeri sahiplerine düzgün insanlar buluyor, onların daha güzel çalışmalarını mümkün hale getiriyor. Bu arada bir de bunların üstüne kendi para kazanıyor.

Bu sektör öylesine rekabete açık ki içindeki firmalar çoğu zaman işin içinden çıkmakta zorlanıyor. Yenilikçilik adına komiklik yapmaya başlıyorlar. Kariyer.Net bu alanda enteresan bir açılıma gitmiş. Ne kadar ciddiyetli olduğuna gelin siz karar verin…

Kariyer.net, KariyerDost adını verdiği Facebook Messenger Chatbot’u üzerinden kullanıcılarına anında dönüş sağlayıp iş arama yolculuğunda onlara destek olmaya başlamış.

Yani?

Facebook’un Nisan ayında tanıttığı ve müşteri deneyimini tamamen değiştirebilecek bir niteliğe sahip olan yapay zeka uygulaması Chatbot kullanılıyormuş. Kariyer.net, Silikon Vadisi kökenli, yapay zeka ve chatbot uygulamaları konusuna odaklanmış bir girişim olan bdost.com’un geliştirdiği yazılım ve sohbet tasarımı ile Facebook Chatbot’a uyumlu hale gelmiş ve adayların en çok mesaj attığı konuları KariyerDost seçeneklerine eklemiş.

Facebook, chat, robot… Bunlar işe alım süreçlerinin kaldırabileceği ciddiyetse söyleyecek bir sözüm yok. Facebook’tan chat yaptığımız zaman şahane biçimde gençlere ulaşıyoruz deniyorsa benim için sorun yok. Konuştuğumuz elemanların karşısına robot çıkarınca onları ciddiye almıyoruz imajı vermiyoruz deniyorsa sorun yok.

Ama bu iş için binlerce saat çalışmalar yapılmıştır büyük ihtimalle. Binlerce saatin sonunda bir işsizin Facebook’ta kedili resimlere like verip derdini robota anlatıp kalıcı bir iş bulması normaldir diyen her kişiye saygı duyarım.

Facebook Yeni Şafak’ı like yolsuzluğu ve okuduğunu anlamamakla suçladı

Facebook’un Yeni Şafak gazetesinin bazı Facebook sayfalarına erişilememesi hakkında bir açıklama yaptı

“Facebook olarak, insanların Facebook Sayfaları ile ilgili deneyimlerinin gerçek, samimi ve anlamlı olmasını sağlamak için çalışıyoruz.

Ekibimiz Yeni Şafak’ın üç Facebook sayfasındaki bazı beğenilerinin kazanılma biçimiyle ilgili düzensizlikler tespit etti ve bu gibi durumlarda izlediğimiz olağan sürecin bir parçası olarak söz konusu sayfaları bir süreliğine dondurdu. Sayfalar dondurulduğundan beri ekiplerimiz, düzensizlikleri düzeltmek ve sayfaları sadece gerçek beğeni sayıları ile birlikte geri açmak konusunda uygun çözümü bulmak için Yeni Şafak ile iletişim halinde oldu.

Bugün Yeni Şafak’ın söz konusu sayfaları, bazı gerçek olmayan beğeni sayılarının kaldırılması ile birlikte geri açıldı. Ekiplerimiz konuyu incelemeye devam ediyor. Bu sayfaların veya Facebook’taki herhangi başka bir sayfanın Topluluk Standartlarımızı ihlal etmediğinden emin olmak için her zaman ek aksiyonlar alabileceğimizi belirtiyoruz.

İlkelerimizi anlamak ve kurallarımızın ihlalini önlemek için herkesi Topluluk Standartlarımızı ve politikalarımızı okumaya teşvik ediyoruz.”

Bu arada Yeşi Şafak yaklaşık bir haftadır Facebook aleyhine propaganda yapıyor. Bu haberle paylaştığım resim, gazetenn Facebook’u BTK başkanına şikayet etmesine dair birinci sayfa haberi…

Facebook’un 2015 karnesi belli oldu

Facebook Türkiye ve dünyada 2015 karnesini açıkladı.

Facebook dünya karnesi şu şekilde oluştu:

  • Dünya genelinde her ay 1,55 milyar insan Facebook’u kullanıyor; Facebook’u her gün kullananların sayısı ise 1 milyarın üzerinde
  • Android cihazlar üzerinden 1 milyar kişi olmak üzere Facebook’a mobil cihazları üzerinden giren insanların sayısı 1,39 milyardan fazla
  • Dünyada 50 milyon insan, düşük bant genişliğine sahip kullanıcılara özel tasarlanan Facebook Lite’ı kullanıyor
  • Facebook’ta günde 8 milyardan fazla video görüntüleniyor. 500 milyonunüzerinde insan her gün Facebook’ta video izliyor.

İşte Facebook’un Türkiye karnesi:

  • Türkiye’de Facebook’u her gün 27 milyonun üzerinde insan ziyaret ediyor
  • Türkiye’de hemen hemen her 2 insandan 1’i Facebook’ta
  • Her ay 34 milyondan fazla insan Facebook’u mobil cihazlar üzerinden ziyaret ediyor. Facebook’u mobil cihazlardan her gün ziyaret edenlerin sayısı ise 24 milyonun üzerinde
  • E-marketer’a göre Türkiye’de interneti olan insanların sayısı 44,7 milyonun üzerinde. Bu, Türkiye’de interneti olan insanların %88’inden fazlasının Facebook’ta olduğu anlamına geliyor