Facebook’un Kripto parasına günde bir milyon dolar ceza riski

eticaret, MANŞET, SOSYAL MEDYA

Facebook ve saz arkadaşları, Libra isimli kripto para birimini başlata aklarını duyurmaları üstünden bir ay geçti. ABD’nin senato üyeleri bu duyurudan bu yana Facebook’a bu planları durdurdurma çağrısı yapıyor. Şimdi, bazı hukukçular da şirketin tamamen durmasını istiyor. ABD’nin Finansal Hizmetler Komitesinin Demokrat çoğunluğu, büyük teknoloji şirketlerinin finansal kurumlar olarak işlev görmesini ya da dijital para birimleri çıkarmasını önleyecek yasayı hazırladı bile.

Facebook’un Libra’ya yönelik planlarını engellemenin yanı sıra, “Büyük Teknoloji Firmalarını Finans Dışında Tutma Yasası”, diğer firmaların, yani yıllık geliri en az 25 milyar dolar olan çevrimiçi platform hizmeti sunanların, yani bir başka deyişle Google, Amazon ve Twitter gibi firmaların, benzer kripto para birimleri başlatmasını önlemeyi hedefliyor. Kuralları ihlal eden şirketler günde 1 milyon dolara kadar para cezasına çarptırılabilir.

Facebook, Amerikan finans sistemi ve kanun koyucularla oyun oynanmayacağının farkında. Milletvekilleri ve düzenleyicilerin kaygıları giderilinceye kadar Libra’yı başlatmayacaklarını garanti etmeyi planlıyor. Facebook’un dijital cüzdanının başkanı David Marcus, Libra’nın egemen para birimleri ile rekabet etmek ya da para politikasına müdahale etmek için inşa edilmediğine dair bir açıklama yaptı.

Facebook ABD’nin ilgili sistemlerine neredeyse yalvarma moduna geçti. Bakalım sisteme bu kadar dost olacağını söyledikten sonra halkı bunun bağımsız bir yapı içereceğine nasıl ikna edecekler…

Siyasal reklamları reklam kütüphanesine yazacaklar

İNTERNET, MANŞET, SOSYAL MEDYA

Facebook’un siyasi reklamlarda şeffaflığı arttırma çabaları küresel bir mesele haline dönüştü. Facebook, şeffaflık araçlarını dünya çapındaki reklam verenlerin kullanımına sundu ve siyasi yayınların izin verildiği sürece reklam yayınlamalarını sağladı. Bu arada reklamın kimin tarafından verildiği de gösterilmek zorunda. Reklamların kendisi, görüntüleme sayısı ve demografik bilgiler gibi verilerle birlikte yedi yıl boyunca bir Reklam Kütüphanesi arşivinde oturacak.

Buna göre, Facebook, Reklam Kitaplığı çerçevesine erişimi genişletiyor; böylece gazeteciler, düzenleyiciler ve diğerleri reklamların sebep ve kaynaklarını araştırabilir.

Ayrıca, dünyanın bazı bölgelerinde reklamlara daha “proaktif” yanıtlar görülebiliyor. Şu an itibariyle, Facebook, Arjantin, Kanada, Singapur ve Ukrayna’da sorunlu ve politik reklamları tespit etmek için bir otomasyon ve insan denetimi karışımı kullanıyor. Arjantin ve Singapur’da bu olay “önümüzdeki birkaç ay” da başlayacak. Ayrıca, araştırmacıların bu ülkelerdeki toplam reklam harcamalarını izlemelerine yardımcı olacak bir Reklam Kütüphanesi Raporu da olacak.

Daha önce olduğu gibi, Facebook, şeffaflık önlemlerinin seçimlerle karışmaya ve başka türlü gerginliklere yol açma girişimlerini yakalamaya yardımcı olacağını umuyor. Facebook, bazı demografik bilgileri hedefleyen masum reklamları istemeden engellerken Mozilla, Facebook’un reklam şeffaflığı kampanyalarını sınırladığı bildirilen tarayıcı eklenti politikaları için yarattı. Bu sorunların küresel ölçekte çoğaldığını görmek mümkün.

Dünyada sosyal medya kullanılarak farklı çevreler seçimlere müdahale etmeye çalışıyorlar. Bu bugün o ülkelerin başına geliyor yarın bizim başımıza gelmesi çok olası… Bu haberleri çok daha yakından takip etmeliyiz…

Zuckerberg’ün ikiyüzlülüğü kendi mailleriyle belgelendi

İNTERNET, MANŞET, SOSYAL MEDYA

Biz Facebook bizim bilgilerimizi nasıl saklayamaz diyorduk ki aslında kendi bilgilerini de adam gibi saklayamadıkları ortaya çıktı. Şirketin 2011-15 yılları arasındaki 4 bin sayfalık belgesini ele geçiren NBC News kanalı, Facebook CEO’su Mark Zuckerberg ile Facebook COO’su Sheryl Sandberg’in kullanıcıların verilerini pazarlık kozu olarak kullanarak hem rakiplerini kontrol etme hem de Facebook’un gücünü konsolide etmeye yönelik planları bizzat yönlendirdiğini duyurdu.

Bu dolapları çevirirken kamuoyuna verileri koruduğuna dair açıklamalar yapan Zuckerberg’in uzun yıllardır en üst düzey yöneticileriyle kullanıcı verilerine erişimi satmaya dair planları ele alıp desteklediği belirtildi.

Sızdırılan belgeler arasında e-postalar, web sohbetleri, sunumlar, elektronik çizimler, toplantı özetleri var. Bunlar, Zuckerberg, yönetim kurulu ve yönetici ekibinin Facebook’taki kullanıcı verisi hazinesine dalmanın ve yağmalamanın yollarını nasıl bulduklarını ortaya koyuyor. Bu kullanıcı verilerine arkadaşlar, ilişkiler ve fotoğraflar da dahil.

Buna göre Facebook bazı durumlarda  ortaklık yaptığı şirketlere kullanıcı verilerine erişim sağlayarak iltimas geçiyor, bazı durumlarda ise rakip şirket ya da uygulamalara kullanıcı verilerine erişimi kapatarak set çekiyor.

Örneğin Facebook’un reklamlarına para harcadığı ve Fire akıllı telefonunun piyasaya sürülmesinde ortaklık yaptığı için Amazon’a sosyal medya devinin kullanıcı verilerine çok geniş çaplı erişim verildi.

Diğer yandan çok popülerleşen ve rakip olarak değerlendirilen bir mesajlaşma uygulamasına, kullanıcı verilerine erişimin kesilmesi tartışıldı.

Zuckerberg 2014 yılında New York Times’a “Kullanıcılar arasında mahrem iletişim giderek daha fazla önem kazanıyor. İnsanları daha rahat hissettirecek ne yaparsak o kadar iyi” diyordu.

Bizim verilerimizle herkes birbirini zengin ediyor. İşin daha kötü tarafı bizim verilerimizi kullanarak bizim fikirlerimiz ve geleceğimizle oynuyorlar. Belli ki ABD buna dur demeyecek. Belli ki AB bizim için bir şey yapmayacak. Bizim de ülke olarak bazı adımlar atma zamanımız gelmiş olabilir. Türkiye’den de para kazanan bu kurumlar üstünde bazı yaptırımlarımız olmalı…

Bu Amerikan markalarını neyle değiştireceğiz?

ANKARA, MANŞET, POLEMİK

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bize döviz oyunları oynayan Apple’ı hedef göstererek onun yerine kullanabileceğimiz Samsung ve Vestel gibi markaları bize işaret etti.

Ancak hayatımızdaki ABD markaları Apple ile bitmiyor ki… Gelin bakalım başka neler var ve bunları neyle değiştireceğiz:

Microsoft: Bu markanın yerine yenisini koymak neredeyse imkansız. Çünkü bilgisayar işletim sistemi olarak en büyük muadili yine Apple. Haydi o olmadı, Linux tabanlı işletim sistemleri var. Kullanabilecek misiniz? Yeni çıkan her bilgisayarın içindeki cihazları n sürücülerinin tamamını bulabilecek miyiz? İnsanımızın 20 senede kullanmayı öğrendiği Microsoft ürünlerinin yerine kim açıdan çok daha yüksek performanslı olan Linux ürünlerini kullanabilecek miyiz? Peki ya Microsoft’un ofis ürünleri? Onun da açık kaynak kodlu muadilleri var. Bedava olmasına rağmen kaç şirkette kullanılıyor? Excel dahileri açık kaynak kodlu ofis içinde bulunan Excel muadillerini kullanabilecek mi? Bir de işin bulut tarafı var tabi. Skype var. Sunucu tarafı var ki devlet tarafında .Net üstünde koşan kaç uygulama var diye sorsam üç ayda cevap alamayabilirim.

Google: Arama motoru için Google yerine Yandex koyma ihtimalimiz var. Peki ya Gmail? Yandexmail onun yerini alabilir mi? Bizim devlet olarak kendi verimiz ülke içinde kalsın diyerek ürettiğimiz bir mail sistemimiz oldu mu? Haydi onu geçtim sunucu tarafında onun yerine ne koyacağız? Google ile halledilen o kadar çok ücretsiz kullandırılan hizmet var ki bugün ya Allah ya Settar dediğimizde onların Amerikan olmayan muadilleriyle değiştirmemiz kaç yıl sürer farkında mısınız?

IBM: Bilişim dünyasının en eski ve köklü markalarından biri IBM. Türkiye’de o kadar çok bankada sunucuları kullanılıyor o kadar çok devlet kurumunda ağır işleri yapıyor ki “bunu değiştirsek mi acaba” cümlesini kurduğumuz anda bile milyonlarca dolar borca gireriz. Bana inanmayan bir danışmanlık şirketinden yardım istesin. Böylesi bir çalışma için sadece danışmanlığına sizden dünyaları alır bu şirketler.

Oracle: Siz bilmiyorsunuz ama hayatımızın ayrılmaz bir parçası bu. Verileri çoklu ve etkin bir biçimde kullanmak için dünyanın en çok dağıtılan uygulamalar bütününden biri Oracle. Türkiye ile ilgili o kadar çok şey yaptı ki dünyada her sene anlattığı başarı öykülerinin en önemli kahramanlarından biri haline geldi Türkiye’nin kamu sektörü. Sağlıktan eğitime, karayollarından e-devlete… Şaka olarak bile bu şirketi hayatımızdan birkaç dakikalığına çıkarmamız imkansız.

Intel: Her bilgisayarın içinde bir Intel yongası var. Yonga deyince dört yapraklı yonca gelmesin aklınıza. Bilgisayarın aklı, kalbi, olmazsa olmazı bu. Her sistem için bir muadil söyledim ama bunun ABD malı olmayan muadili yok. Gerçekten yok. Eğer Intel kullanmama kararı alırsak ülke sathında abaküs devrimi başlatmamız gerekir. Var mısınız? 

Facebook: Her şeyi hayatımızdan öyle ya da böyle çıkarırız da Facebook’u çıkaramayız. Yok öyle bir dünya. Kağıt oynarken birbirlerine davet atanları mı istersiniz, yaptıkları yemekleri paylaşanları mı, reisi en çok ben seviyorum gruplarını mı… Bir de sadece Facebook diye düşünmeyin olayı. Bunun Instagram’ı var, Twitter’ı var, Snapchat’i var. Vallahi devrim olur ülkede…

Ben bunları yazıyorum ama şimdi benim karşıma geçip sen ABD mallarını neden koruyorsun bunlardan kaç para alıyorsun diyen IQ seviyesi oda sıcaklığıyla yarışan beyinsizler olacaktır. Söyleyeyim efendim: Bunlar son 20 yıldır neredeyse hiç reklam vermeyen, bundan sonra da vermeyecek olan firmalar. 

Ben bunları neden söylüyorum: Çünkü zamanında açık kaynak kodlu işler yapalım, açık kaynak kodlu şeyler çok önemli derken kimse burnuna bit etmiyordu söylediklerimi. Hatta ben 25 yıl önce bunların muadillerinin Türk üniversitelerinde üretilmesini söylediğimde tefe koydular beni. Şimdi alın bakalım tefinizi oynayın.

Son bir not: Bu yabancı devletlerin üstümüzde oynadığı oyunların iyi bir tarafı da var her şerrin içinden bir hayrın çıkması gibi: Eskiden yeni bir Oracle muadili üstünde çalışmak çok pahalıya geliyordu. Gerçekten de Microsoft varken niye yeni bir işletim sistemi kullanalım ve milyarlar verip bunu yaratalım sorusunun cevabı yoktu. Şimdi marjinal sebeplerle bunu üretmek için nedenlerimiz var. Ufaktan girelim bu işlere be ülkem. Zararın neresinden dönsek kardır.  

Facebook ile başa çıkmanın tek yolu evrensel kanun ve kurumlar

İNTERNET, MANŞET, POLEMİK, SOSYAL MEDYA

Christopher Wylie… Facebook’un Cambridge Analytica skandalını ortaya çıkaran gazeteci. Yaptığı bu büyük işin ardından bütün kullanıcıları uyarıyor: Veri toplama ve sosyal medya hedeflemesi, Web kullanıcılarının gizliliğini ve demokrasinin sağlıklı işleyişini tehdit ediyor.

Başkan Trump’ın 2016 kampanyasına yardım etmeden önce danışmanlıkta çalışan Christopher Wylie, Facebook’un politik adaylara, reklamcılara ve diğerlerinin çevrimiçi olarak farklı Amerikan seçmeni kategorilerine ulaşmasına olanak tanıyan araçlarına işaret etti. Ona göre Facebook politikacıların seçmenlerin evine gitmesine ve onlara bir şeyler fısıldamasına katkıda bulunuyor. Ve onların ne söylediğini bir tek bunu söyleyenler biliyor.

Facebook , kullanıcılara siteden bazı verileri silmelerine yardımcı olan araçlar çıkarırken diğer yandan üçüncü taraf uygulamalarının tam denetimini başlattığını söylüyor. Fakat bu sosyal medya sitesinden bilgilerinizi silebiliyor musunuz? Hayır. Burası tam bir mafya gibi. Bir giren bir daha çıkamıyor. Siz Facebook’tan çıktığınızı düşünüyorsunuz ama aslında bütün bilgileriniz orada duruyor. Bunu çıktıktan sonra tekrar girdiğinizde bütün bilgilerinizi en son bıraktığınız gibi orada bularak test edebilirsiniz. Yani bu ortama girmek kolay çıkmak imkansız.

Siz bu ortamdan çıktığınızı düşünseniz de sizin bütün bilgileriniz tüm hızıyla işlenmeye devam ediliyor.

Facebook’a ve saz arkadaşlarına ABD’den AB’den Türkiye’den ceza ve yasaklamalar vererek bu işin önüne geçemeyiz. Uluslararası, evrensel kararlar alabilen bir yapı olmalı. Bu yapı o ülkeden bu ülkeye değişmeyecek kuralları koyabilecek yeteneklere sahip olmalı. Adamları hukukun güçlü olduğu yerlerden bilmem ne adalarına kaçırıp oradan istediklerini yapabilecek hale getirmemeliyiz. Pisliklerin dünyada kaçacak yeri olmamalı.

Açıkça söylemek gerekirse ABD ve AB’nin kendi işine geldiği gibi davranması, kendilerine göre, evrensel olmayan kararlar alması beni çok yoruyor. Biraz farklı düşünmenin vakti…

Bilgilerimizi çalan Mark tüm zamanların en yüksek değerine ulaştı

İNTERNET, MANŞET, POLEMİK, SOSYAL MEDYA

Mark Zuckerberg bir şirkete on milyonlarca kullanıcısının bilgisini sattı. Ortalık birbirine girdi. Bu hareketten sonra başta ABD olmak üzere bütün ülkelerin meclisleri komisyonlar kurdular ve Mark’ı sorguya çektiler. Bütün ülkeler acaba bizim başımıza geldi bizim mi haberimiz yok diye korku içinde geçmişlerini araştırmaya başladı.

Dünyada birçok önde gelen şahsiyet bu iş böyle gitmez Facebook’umuzu kapatıyoruz dediler. Diğer sosyal medya alemlerinde altın günleri gibi Facebook’u bırakma günleri düzenlendi. Facebook için sona gelindi cümleleri kurulmaya başlandı.

Derken aradan sadece birkaç hafta geçti ve aslından insanların ne kadar balık hafızalı olduğu net bir biçimde ortaya çıktı. Facebook’un hisseleri bütün zamanların en yüksek seviyesine çıktı.

Bu yazıyı yazdığım sırada hisselerin değeri 200 dolar civarına gelmişti.

Demek ki neymiş? Çalıp çırpacaksınız arkadaş. Silletin bilgilerini, arkadaşlık ilişkilerini, resimlerini, yazdıklarını…

Böyle böyle kazanıyorsunuz demek ki…

Instagram Youtube olma adımları atıyor

İNTERNET, MANŞET, SOSYAL MEDYA

Instagram enteresan bir mecra. Facebook içinde olmak istemeyen genç nesli harika bir biçimde toparlayıp bünyesine aldı. Orada harika hayatlar ve mükemmel resimlerle kendi iç kitlesini yarattı. Ancak video alanında biraz zayıftı. Çünkü buraya videoları ölçüp biçerek koymak gerekiyordu, zaman kısıtlaması vardı.

Instagram, WallStreet Journal haberine göre bunu bir kenara bırakıp artık bir saate kadar videoları da bünyesine katma kararı aldı. Bu da başta kaynak gazete olmak üzere herkes tarafından Instagram Youtube olmak istiyor şeklinde yorumlandı.

Bir dakikadan bir saat geçmek Instagram bakış açısı için çok önemli. Bu bakış açısıyla şirketler kurumsal videolarını çok da düşünmeden bu mecraya koymak için adımlar atmaya başlayacak belki de.

Peki neden Youtube’a video konmasın da Instagram’ı tercih etsinler? Bunun birkaç bariz sebebi var. Gelin bunları TKNLJ formatında inceleyelim:

  • Instagram tam bir “bugünün sosyal medya aleti”… Oysa Youtube sosyal medya ortamı değil. Mesela küfürlü yorumlara baktığınızda Youtube çirkinliğin merkezinde ama Instagram’da bunlar göreli olarak çok daha az gerçekleşiyor.
  • Youtube’e kıyasla Instagram’da daha etkin sayıda genç var. Bakın daha çok demiyorum, etkin diyorum. Gençler Youtube ortamında kendilerini ifade etmek istemiyor. Ama Instagram’da bunu yapıyor.
  • Hızla değişen nesil Instagram’da kendini gerçekleyebiliyor ama Youtube içinde kendini kaybolmuş hissediyor paylaşım anlamında. Bu tezimin kaynağı şu: İnsanlar Youtube’a konan mallarını Instagram gibi Twitter gibi alanlarda paylaşıyor. Ama Instagram için aynı şey söz konusu değil. Oraya bir paylaşım yapıldığında konu kapanmış oluyor.
  • Şirketler Youtube’a ne çekerlerse koyuyorlar ama Instagram için özel çalışmalar yürütüyorlar.
  • Instagram reklam konusunda hep daha ileri adımlar atmaya çalışıyor. Bunu video ile yapmak da bence gayet iyi bir fikir.

Hal böyleyken Instagram’ın böyle bir şey yapsak mı acaba sorusu bile heyecan yaratıyor.

Peki insanlar bu alanı neden tercih etmesinler? İşte bu nokta da çok önemli: Youtube içerik geliştiricilere para veriyor. Tamam çekilen videoların daha çok gösterilmesi, Instagram kitlesine sunulması güzel ama bu şirket şimdiye kadar hiç gelir paylaşımlı bir modele gitmedi. Youtube üstünden para kazananlar “varsın para gelmesin yeter ki seyredilsin videom” der mi? Bence demez.

Bir de şunu düşünmek lazım: Instagram bir dakikadan uzun video seyretmek isteyen insanların alanı mıdır? Ben zannetmiyorum. İnsanlar oradaki resimlere bile detaylı bakacak zaman harcamıyorlar bu ortamda…

Değişik tartışmalar bizi bekliyor.