ABD “ille de dinleyeceğim” diyor

ANKARA, MANŞET, POLEMİK

ABD’nin Rıza Sarraf davasına gösterdiği ilgi Türkiye gündeminin en önemli konuşma konularından birini oluşturuyor. Bu konunun kökekinde de dinleme kayıtları var. Gelen bilgiler Rıza Sarraf’ın yaptığı azı konuşmaların dinlendiği yönünde. Ama başta Türkiye tezi olmak üzere birçok kaynak bunun yasa dışı dinlemelerden kaynaklı zehirli ağacın meyvesi olduğunu dile getiriyor. Zehirli ağacın meyvesi zehirli olur doktriniyle yasadışı yollardan elde edilen deliller de yasadışıdır deniyor yani.

Ulusal Güvenlik Ajansı NSA, daha önce tüm telefon kayıtlarının toplanması üstüne bir iş yapmak istediğini dile getirmişti. Kongre bunu engelledi. Ama Obama sonrası değişen ABD zihniyetiyle bir federal yargıç, bu engellemenin kaldırılması, dolayısıyla bütün telefonların dinlenmesi ve kayıtların toplanmasını sağlayacak iki dava açtı.

Konuya çok kısa bir özet geçmek gerekirse… ABD istihbaratı kolaya kaçıyor. Diyorlar ki bütün konuşmaları toplayalım. Herşeyi kaydedelim. Sonra onları detaylı inceleyerek terörist örgütlerin ABD içindeki bağlantılarını ortaya çıkaralım. Bu bir klasik. Ne zaman bir ülkenin başı bir noktada belaya girse ilk ve en çok feda edilen kişisel hak ve özgünlükler oluyor.

ABD içindeki özgürlükçüler de diyorlar ki herkesin konuşmasını dinlemek ve bilgilerini toplamak da neyin nesi… Varsa bir olayınız, şüphelendiğiniz bir şey, o işe yönelik telefonları mahkemeye sunun, ona göre sadece ilgili olan insanlar dinlensin…

Bu arada ABD bahsi geçen mahkeme emirsiz dinlemeleri de yapmadı değil. Ama Edward Snowden bu konuyu kendi kellesi pahasına ortaya çıkarınca olay duruldu, tekrar göreli bir özgürlükler çağı başladı.

Aslında dinleme kayıtlarının toplanması sorunsalı delillerin niteliğine de bağlı. Şu anda konuştuğumuz kesin deliller mi dinlemeye temel oluştursun yoksa önemli ölçüde muhtemel deliller mi…

Sonuçta hepimizde bizi öyle ya da böyle dinledikleri konusunda önemli ölçüde muhtemel fikirler var. ABD, ya da Almanya ya da İngiltere ya da Türkiye… Sadece teröristlerin dinlenmesi için mi dinleneceğiz yoksa hükümete karşı söylediklerimizin değerlendirilmesi için mi… Emin olamıyoruz. Kimse bizim emin olmamızı sağlayacak kadar güven vermiyor bize.

Güvensizlik genlerimize işledi. Ve korku…

 

Şerefsizlikle reklamcılık arasındaki ince çizgi: İzin

ANKARA, MANŞET, POLEMİK

Bugünden sonra reklamsız bir dünya olabileceğini düşleyenler şu andan itibaren bu yazıyı okumayı bıraksınlar.

Günümüz reklamları, daha nce verdiğim farklı raporlardan da görebileceğiniz gibi artık medya değiştirerek karyşımıza çıkıyor. Eskinin gazete içinde gördüğümüz reklamları yok çünkü kimse gazete okumuyor. TV programları arasında geçen reklamlar yok çünkü genç yeni nesil, düzenli yayın akışı takip etmiyor.

Her şeyi reklama maruz kalanlara yöneltmek de haksızlık olur zira artık yeni nesil reklamcılar da eskisi gibi akıl fikir gerektiren şeyler yapmıyor, reklamverenler artık daha az tanıtım parası koyup daha çok para kazanmak istiyor.

Bütün bunlar olurken gelişen teknolojinin kullanılmasıyla yeni reklam alanları bulduğunu sanıyor pazarlamacılar. Konuyu TKNLJ formatında masaya yatıralım ve neyin ne olduğunu birlikte daha iyi anlayalım:

  • Bugün evinizde konuşytuğunuz konularda size enteresan mesajlar geliyor olabilir. Hepimize oluyor bu. Çünkü telefonlar bizim konuştuklarımızı dinliyor ve oradan aldıkları anahtar kelimelerle bize olmadık yerlerde reklamlar oluşturuyor.
  • Diyelim ki bize sundukları birer puntoluk yazılarda bu işin iznini alıyorlar. Peki bizim izin vermeme hakkımız var mı? Yani bir yere tıklayıp tamam artık benim evde konuştuğum şeylerle bana reklam gösterme diyebiliyor muyuz? Hayır ben bulamadım. Çünkü resmen bunu yaptıklarını kabul etmediler henüz…
  • Benim evdeki konuşymalarımı dinleyip bunu reklam mecrasına dönüştüren, o mecraya reklam toplayan ve oraya reklam verenler şu anda bunu bizim iznimiz dışında gerçekleştiriyorlar. Ha mahkemeye versek kesin davayı kaybederiz, bir yerlerde farketmeden bir izin vermişizdir. Ama Bu yapılan dünya gerçeklerinde izinsiz bir harekettir.
  • Biz büyük bir firmada gizli bir iş yapıyoruz diyelim. Bizi dinlemedikleri ne malum? Bir şirketin sanayi casusluğu için vereceği para ne kadardır?
  • Bir devlet büyüğü hakkında konuşuyoruz. Bizi reklam için dinleyen mekanizma bizi bir devlet büyüğü hakkında iyi ya da kötü konuşmaya yönelik dinleyemeyecek mi? Dinleyemez mi? Kesinlikle dinleyebilir. İsteyenler için hemen birkaç tane senaryo çıkarabilirim.
  • Bizim haberimiz olmadan seslerimizi dinliyor peki görüntülerimizi çekiyorsa? Kesinlikle çekmiyor diyebilir misiniz?
  • Bizden izin almadan bu işleri yapan, yaptıran, buna para veren herkesi şeref yoksunluğuyla suçluyorum. Çünkü bize dünya kadar paraya sattıkları aletlerle bizim istemediğimiz şeyleri yapıp sırtımızdan para kazanmaları şerefli bir iş değil. Onlar bunun şerefli bir hareket olduğunu kanıtlamakla yükümlüler.
  • Ve gelelim BTK’ya… Ülkemizin dirliğini, güvenliğini, verisel bütünlüğünü sağlamak için yasak üstüne yasak getirip günde onlarca yeni siteyi yasaklıyorlar. Bu konuda ne yapıyorlar? Vergi vermiyor diye dünya devlerinin sitelerini kapatırken bizim güvenliğimizi araştırıyorlar mı? Bana şu ana kadar bir adım atmışlar gibi gelmiyor.

Başlıkta da dile getirdiğim gibi şerefsizlikle reklamcılık arasında çok ince bir çizgi var. Adına izin diyoruz. Bizden izin almadan bize olur olmaz SMS’ler gönderenlerin ne kadar şerefsiz olduğunu daha önce dile getirmiştim. Şimdi bizim haberimiz olmadan bizi dinleyenleri de aynı kategoriye koyuyorum.

BTK’yı kendi adıma göreve çağırıyorum.

AKP CHP’nin tamamını dinliyor olabilir

ANKARA, DONANIM, MANŞET, POLEMİK, YAZILIM

ERDAL AKSUNGER'IN BASIN TOPLANTISIAKP tüm CHP’li milletvekillerini dinliyor olabilir. Dinlemiyor da olabilir. Ama şu anda dinliyor olma riski masanın üstünde olanca azametiyle duruyor ve bunun üstüne gidilmeli. Gelin bunların üstüne TKNLJ formatında gidelim. Konunun ciddiyetini hep birlikte görelim:

  • Olay çok basit: Meclis vekillere telefon dağıtıyor. Bu da büyük bir ihtimalle Android işletim sistemine sahip telefonlar.
  • Android telefonların şirketler ve kurumlar için çok önemli bir özelliği var: Uzaktan yönetilebilme!..
  • Uzaktan yönettiğiniz Androidlerle neler yapabilirsiniz biliyor musunuz? Telefonu dinlersiniz, kapalı gözükürken aslında açık olup sizin ortam dinlemenizi gerçekleştirebilir. Hiçbir uygulama açık değilken kamerasından sizin bulunduğunuz ortamı çekebilir. Nerede olduğunuzu düzenli olarak raporlayabilir. SMS ve maillerinizi farklı yerlere gönderebilir. Hangi cihazlara bağlı olduğunuzu, hangi internet ortamında ne şifre kullanarak girdiğinizi raporlayabilir. En önemlisi de her tür internet trafiğinizi bir yere gönderebilir.
  • Tüm bunları yapmak için tek soruyu, uzaktan erişime izin veriyor musunuz sorusunu onaylamanız yeterli. Mecliste elektronik postaların düzenlenebilmesi ve telefonun kurulması için muhtemelen bu onay verilmiştir.
  • Dinlenemeyecek telefonlar için kendini paralayan ve TÜBİTAK’ı baştan yaratan AKP’nin milletvekilleri için böylesi bir açık yaratmak doğru mudur?
  • CHP’nin teknoloji ile yakından ilgilenen milletvekili Erdal Aksünger konuyla ilgili bir soru önergesi verdi. İşte soru önergesinin maddeleri:

“Milletvekillerinin kullandığı cep telefonu, e- posta , fakslarla ilgili log kayıtları TBMM Başkanlığı tarafından tutulmakta mıdır? Tutuluyor ise gerekçesi nedir? Bu durum yasal mıdır? Bu şekilde elde edilen verilerin güvenliği nasıl sağlanmaktadır? Bu veriler MİT, Emniyet istihbarat gibi herhangi bir kurumla paylaşılmakta mıdır?

TBMM Bilgi İşlem Daire Başkanlığında MİT, Emniyet İstihbarat elemanlarından geçici görevle görevlendirilmiş elemanlar var mıdır? Var ise bu kişilerin sayısı ve görevleri ile görevlendirilme gerekçeleri nelerdir?

Yasama dokunulmazlığı yasalarla güvence altına alınmış olan milletvekillerinin özel telefonlarının, e-posta ve fakslarının TBMM Başkanlığı tarafından yürütülen e-posta sistemine entegre olabilmesi için bu yetkilerin istenilmesinin nedeni nedir?

Görevleri nedeniyle çoğu zaman milletvekilleri adına işlem yapan, e- posta ve faksları takip eden danışman ve sekreterlerin de TBMM sistemi üzerinden yaptıkları işlemler de kayıt altına alınmakta mıdır?

Tüm verileri silmeden, ekran kilidinin kontrol edilmesine, şifre ayarlarından Keyguard özelliklerini devre dışı bırakmaya, wi-fi bağlantılarını önlemeye , Bluetooth işleminin denetlenmesinden, internet paylaşımına kadar bir çok verinin talep edilmesi yasalara uygun mudur?

TBMM Başkanlığı bu sistemi kullanan milletvekillerine bugüne kadar kişisel bilgilerinin TBMM Bilgi İşlem Daire Başkanlığı tarafından takip edildiğine dair herhangi bir bilgilendirmede bulunmuş mudur? Bulunmadı ise nedeni nedir?

Bu yöntemle elde edilen kişisel verilerin güvenliği nasıl sağlanmaktadır?

TBMM Bilgi İşlem Daire Başkanlığından ısrarla bilgi istememize rağmen bu konu hakkında tarafıma bilgi verilmemesinin nedeni nedir? Yapılan bu işlemlerden TBMM Başkanı olarak bilginiz var mıdır?”

  • Bu dakikadan itibaren milletvekillerinin yapması gereken çok basit bir iş var: Hemen Android işletim sistemine ait telefonları, yönetici onayı verilmiş telefonları bir kenara bırakın. Farklı cihazlar edinin.
  • Eğer hala öyle birileri kaldıysa tarafsız bir kadroyla meclisin ilgili birimine gidilerek dinleme yapılıp yapılmadığı konusunda ciddi araştırmalar yapılmalı. CHP bunu yapmalı, AKP 12 yıllık iktidar olarak üstündeki bu yükten kurtulmak zorunda

SIM kart şifresi çalındı haberlerinin yanlışlığına dair…

DONANIM, MANŞET, OPERATÖRLER, POLEMİK, YAZILIM

sim kartBugün gazetelere yansıyan yabancı basın kaynaklı bir haber var. Haberin orijinalini merak edenler bu linke tıklayabilirler…

Bizim gazetelerimizin tamamına yakını bu haberi alarak Türkiye’de SIM kartla ilgilenen kimseye danışmadan körü körüne, bir de üstüne haberin orijinalinde olmayan şeyleri ekleyerek haber yapmışlar. Bu haberle birlikte saçma sapan çıkarımlar ve sonuçlar doğmuş. TKNLJ olarak haberi temizlemek, yapılan yanlışları habercilerin yüzüne vurmak da bizim görevimiz olsun. Tabii ki TKNLJ fomatında…

  • Öncelikli olarak söylememiz gerek ki Gemalto dünyanın önde gelen SIM kart üreticilerinden biri. Ama dünyanın tek üreticisi değil. Türkiye’nin de tek tedarikçisi değil. Bu şirketin başına gelenler 71 milyonu bağlıyor gibi göstermek, çok saçma olmasının ötesinde kasıtlı bir hareket gibi duruyor.
  • Gemalto’nun güvenlik şifrelerinin ele geçirilmiş ya da kırılmış olması hiçbir şeyi değiştirmiyor. Bu bilgilerle bir kart sahibinin telefonlarını dinlemek fiilen mümkün değil. Tek başına Gemalto tarafındaki bilgileri ele geçirmek de yetmiyor. Bu SIM kartın tüm bilgilerine ulaşabilmek için satışının yapılıdğı operatördeki birçok ek bilgiye ihtiyacınız var. Zaten operatörün içine girdiyseniz de Gemalto’dan aldığınız bilgilere ihtiyacınız yok.
  • SIM kart bilgilerinin tamamını ele geçirdiğinizde dinleme yapamaz, paralel bir hat açamazsınız. Sadece mevcut SIM kartın bir kopyasını üretirsiniz. Ama ben konuşurken bu ek kartla dinleme yapmanız da mümkün değil. Çünkü şebekeye bir kartın yasal eşi de olsa sadece bir kart giriş yapabilir. Diyelim ki sizin kartınızın bir eşi var. Bu adam bununla şebekeye giriş yapmak isteyince şebeke sizi dışarı atar. Siz dışarı atılınca tekrar giriş yaparsanız bu sefer de klonunuzu şebeke dışarı atar. İkisinin aynı anda çalışması fiilen mümkün değil.
  • Diyelim ki sizin kartınız ele geçirildi. Bu adamın yapacağı şey sizin SIM kartınız üzerinden sizin yerinize konuşma başlatmak olabilir. Bu da neye yarar? Anlamak güç.
  • Gelelim haberlerde sıkça geçen mobil cüzdan meselesine… SIM kartlarla o kadar alakasız bir şey ki… Mobil Cüzdan kullanmış olan herkes kaç farklı güvenlik aşamasından geçtiğini, kaç kez onay SMS’i alıp buna cevap vermek durumunda olduğunu bilir. Lütfen biraz ciddi olun.
  • SIM kartın takıldığı telefonları SIM şifrelemesini bilerek takip edemezsiniz. Bunun için baz istasyonu bilgisini alabildiğiniz operatörlere ihtiyacınız var. Yani bir arabanın şasi numarasını bilerek ona uzaktan müdahale edememek, onun nerede olduğunu anlayamamak gibi bir şey bu. Yine klon meselesine gelecek olursak, siz klonu çalıştırırsanız klonun yerini bulursunuz orijinalin değil.
  • Son olarak… M2M ve mobil cüzdan gibi uygulamalar Türk insanına büyük zorluklarla anlatılmış, geleceklerine dair bu kadar önemli bir dönemece girmeleri için çok uğraşılmış güzelliklerdir. Bunları aklınıza komik bir başlık geldi Bloomberg’de çok enteresan bir yazı buldunuz diye kirletemezsiniz. Eğer Türkiye’nin geleceğine yapılmış bir kötülük varsa o da Gemalto’nun şifrelerinin kırılması değil insanları bu yüzden bilmediği konularda yazarak infiale sevmekmektir…

Bu telefonun şifresini çözemezler demek…

ANKARA, DONANIM, MANŞET, POLEMİK

kriptolu telBu ülkenin bakanları öldürecek beni… Güzel bir iş yapmışlar ve kriptolu telefon üretmişler. Bu konuda söylenecek söz, verilecek mesaj çok basit: Türkiye kendi kriptolu telefonunu yaptı. Bu kadar.

Ama bakınBilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık ne demiş: Dünyanın en güvenli telefonunu yaptık!

Gelin konuyu TKNLJ formatında masaya yatıralım:

  • Bakan üç kat daha güvenli diyor. Kriptolu bir telefonun üç kat güvenlisi nasıl oluyor hiç anlatmamış
  • Telefonun donanımına dokunmadık, yazılımını değiştirdik diyor. Zaten kriptolu telefon donanımı değil yazılımıyla öne çıkar. Donanımla ne yapabilirsiniz ki şifreleme anlamında?
  • Daha önceki telefonun yazılımının içine dinlenmeyi mümkün kılan kodlar konmuş. Ve iktidar buna izin vermişse suç kimin oluyor?
  • Bu aletin şifreleme sisteminin anahtarı Türkiye’deki her şifreleme cihazında olduğu gibi TİB’de yok mu? En zayıf halkası kadar güvenlidir telefonlar…
  • Bu telefonların halka da verileceğini müjdelemiş bakan. O zaman parası olup bu telefonu alanları artık dinlemeyecek mi devlet? Tabii ki elinde kripto olduğu için dinleyebilecek…
  • Bu arada devlete şunu sormak lazım: Sıradan GSM sistemlerinin şifresi kırılabiliyor mu? Yine devletimizin yaptığı gibi santral üstünden dinleniyor.
  • Telefonların dinlenmesini sağlayan sistemler akıllı telefonların içine konan casus yazılımlar. hatta bununla ortam dinlenmesi bile yapılıyor. Devlet yetkilileri buna hazır mı? Bunu kim kontrol ediyor? Kontrol edenler paralel yapı değil eminiz değil mi?
  • Yeni üretilen telefonda yerlilik oranı düşükmüş. Vestel ve arkadaşları dava açmasın bu telefona? Aman diyeyim…

Milliyet ve Linux kullanan bilirkişiler

ANKARA, MANŞET, POLEMİK

kulakMilliyet’i severim, gazeteciliğe başlama yuvamdır. Çok şey verip çok şey aldığım bir yerdir. Teknoloji konusunda Türkiye’de yapılmış ilk sayfalardan birini hayata geçirdiğim yerdir. Gazetede yapılmış ilk teknoloji sayfasını hayata geçirdiğim yerdir. Teknoloji konusunda acayip şeyler yazdığında o yüzden “o ne abi” demek anamın ak sütü gibi hakkımdır.

Tolga Şardan, Milliyet’in Ankara kurdu, bir yazı yazmış gazetede: Diyor ki Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı TİB’de müdahale varmış, ilk biz yazdık. OK abi siz öyle diyorsanız öyledir. Sonra geçiyoruz datalar kısmına. Başlıkta diyor ki 40 milyon ses dosyası silinmiş. Allah allah… Peki sonra ne olmuş? 50 petabayt veri incelenmiş. Petabaytın bir milyon gigabayt olduğunu bilenler neden bahsettiğimizi, ne kadar bir büyüklük olduğunu biliyorlarsa sorun yok. telefon konuşmalarının saniyede 8 kilobite kadar olduğunu düşünecek olursak, saniyede 1 kilobayt veri saklama alanı ister. Dakikada 60 kilobayt, saatte 3.6 megabayt yapar. 3 saatte 10 megabayt, 15 saatte 50 megabayt, 15 bin saatte 50 gigabayt yapar. 15 milyar saatte 50 petabayt yapar. O da en kaba hesapla 1.5 milyon yıllık bir ses kaydı olması lazım. Yani Graham Bell telefonu icat ettiğinden bu yana binlerce kişiyi dinlemiş olsalar yine bu kadar datayı toplayamazlar.

Hadi petabayt olayını da geçelim. Diyorlar ki 11 gigabaytlık veri üstünde 2 hafta inceleme yapan bilirkişiler… Bu bakış açısıyla 50 petabayt veriyi incelemek 10 milyon hafta sürüyor… Güzel hatırın için onu da geçiyorum…

Bilirkişiler Linux programı kullanarak tespit yapmışlar. Vaaay o zaman kesin doğrudur hacı. Linux oğlum özgür yazılım… Mesela Microsoft ile tespit yapsalar o kadar doğru çıkmayabilir. Ama Linux ie tespit yapmışlar… Ben Türkiye’de Lİnux ile tespit yapabilen uzmanların olduğunu ilk kez duydum, geleceğe daha bir umutla bakıyorum artık…

Ama en büyük bomba şu: 11 gigabaytlık sunucu verisi inceliyorlar ve orada 40 milyondan fazla silinmiş ses dosyası buluyorlar. Sayılarla arası iyi olmayanlar için hemen daha önceki yaptığımız hesabı bu sefer tersten yapalım: 11 gigabaytın içinde 40 milyon dosya varsa o zaman bu dosyaların zaman boyutlarının çok küçük, yani saliseler düzeyinde olması lazım…

Bu bana şunu çağrıştırıyor: Manyağın biri dinlendiğini anlamış, karşı tarafı çaldırıp çaldırıp kapatıyor. Polisleri sinir ediyor yaptığı bu işlemle. Polis tam dinleyecek tak kapatıyor. Bunu da arkadaşlarıyla anlaşıp 40 milyon kere yapıyorlar.

Bence gazetecilerin her söylenen şeye tak diye inanmaması gerekiyor. Gazeteci kaynağını biraz daha sorgulamalı, dinlediği şeyleri anlamadıysa üstüne gidip doğrulatma almalı. Yoksa böyle tuhaf yazılar çıkıyor ortaya. Ben, bir nefeste benim yaptığım bu yorumları Tolga Şardan’a söyleyebilecek beş kişi sayarım yazı işleri seviyesinde…

Bunun için Linux kullanan bilirkişi olmaya bile gerek yok!..

Dinleme mi montaj mı karar veremeden dinleyenleri tutuklama zamanı

ANKARA, MANŞET, POLEMİK

telefon dinlemeBugün Türk tarihi için yine karanlık günlerden biri. Devlet yine paralel yapıya bağladığı TÜBİTAK ve TİB yetkililerini gözaltına alma operasyonu yapıyor. Bu gözaltıları ve dinlemeyle ilgili konuları TKNLJ formatında masaya yatıralım, neyin ne olduğunu hep beraber inceleyelim…

  • Operasyon kapsamında aralarında TİB eski Başkan Yardımcısı Hasan Palaz, TİB Başkan Vekili Osman Nihat Şen ve Bilgi Sistemleri Daire Başkanı İlhan Elieyioğlu’nun bulunduğu toplam 28 kişi yakalama kararı çıkartıldı. Dinlemeyle ilgili konular yaklaşık iki yıldır tartışılıyor. Bu isimler yaklaşık iki yıldır hedefte. Neden 4 bakanın fezlekesinin mecliste oylanacağı gün bu tutuklamalar yapılıyor? Bu nasıl bir mesajdır? Bunun rastlantı olduğunu düşenen kimse var mı?
  • Operasyonun sebebi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Başbakan Ahmet Davutoğlu, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ile Milli Güvenlik Kurulu üyelerine ait kriptolu ve normal telefonların usulsüz dinlenmesi… Söyleyin bakalım gerçekten dinleme kayıtları bulundu mu? Ses kayıtlarına ulaşamasanız bile oradaki sistemi bilen herkesin akıl edeceği gibi dinlemeyle ilgili kayıtlara ulaşabildiniz mi? Hayır şu ana kadar basına yansımış bir olay yok.
  • Şu ana kadar kriptolu telefonların dinlenebilmesi sağlayacak herhangi bir teknolojik düzenek ulunabildi mi TİB binası içinde? Herhangi bir düzenek? Hayır bu konuda kimse bir şey söylemedi. Şimdiye kadar defalarca sorulan bu sorunun cevabı hep hayır olarak kaldı.
  • Peki o zaman hem bu dinlemelerin kaydı yoksa hem de kriptolu telefon dinleme düzeneği yoksa zamanın başbakan ve arkadaşlarının sesleri nasıl dinlenmiştir? Acaba başbakanın cep telefonuna korsan bir yazılımla dinleme kapısı açılması mümkün müdür bunu kimse sormuş mudur? Ben söyleyeyim kimse sormadı. Başbakanın cep telefonunun veri bütünlüğünü kim sağlamaktadır? Bunun cevabını merakla bekliyorum.
  • Erdoğan’ın her sesli mesajı çıktığında farkettiğimiz seslerin telefon değil ortam dinlenmesi gibi çıktığı göze kulağa çarpıyordu. Peki onun cep telefonu, o zaman kullandığı cep telefonu incelendi mi?
  • İşin en acayip tarafı da TÜBİTAK’ın defalarca montaj bunlar denleme yok demesine rağmen hala insanların dinlemeden tutuklanması bize bir şeyler anlatmalı: Ya bunlar dinleme değil ve adamları haybeye tutukluyorsunuz ya da bunlar dinleme adamlı doğru tutukluyorsunuz ve bu konuymaları yapan başbakan ve bakanlar da tutuklanmalı… Bunun üçüncü bir seçeneği yok!..