89 TL versem limitsiz elektrik ve su verir misiniz?

Ülkede acayip bir tartışmadır sürüp gidiyor: BTK, ne söylediğini tam ölçüp tartmadan bir açıklama geçti. Dedi ki bundan böyle internet kotasız olacak, adil kullanım kotası diye bir şey olmayacak. Bunu duyan halkım, bu tam olarak düşünülmemiş açıklamalardan yola çıkarak sandı ki şu anda verdiği mevcut kotalı internet fiyatlarının aynını kotasız olarak verebilecek. Halkta, özellikle de gençler arasında inanılmaz bir beklenti oluştu.

Sonra şirketler birer ikişer kotasız tarifelerini, doğal olarak üstüne kotasız kullanım ücretini giydirerek çıkarmaya başladı. Halkım da olanca gücüyle sosyal olan her tür medyadan harekete geçti ve bağırmaya başladı.

Daha önce TKNLJ içinde defalarca yazdım ama sizler için tekrar bir özet geçelim:

Adil Kullanım Kotası adını verdiğimiz şey, kelimeler anlamıyla bir iletişim yanlışı. Kotanın adili adaletsizi yok aslında. Bir tane kota var. O da şirketlerin size belli bir para karşılığında sattıkları kota.

Şu anda siz internete girdiğinizde girip çıktığınız her internet sitesi, indirdiğiniz her veri onların maliyeti haline dönüşüyor. Yani siz evinizde yaptığınız her internet gezintisi, operatörlerin cebinden belli bir para alıyor. Eskiden bunu hesaplamak kolaydı çünkü internet altyapımız kötüydü. Bu adamlar olsa olsa şu kadar data çekebilirler diye bakılırdı ve fazlasını çekebilmek fiziksel olarak mümkün değildi zaten.

Ama bugün fiber ve saz arkadaşları var. 25 megabitlik bir giriş paketi dediğimiz şey 1997 yılında 100 bin kişiyle kullandığımız ülke internet kullanımının 5 katına tekabül ediyor. İnterneti açıp indirmeye bağlayan biri bir şirketin canına okuyabilir. Ama esas kritik nokta şu: 25 megabitle indirme yapan biri, normal internet kullanan, yazısını okuyan, sosyal medya paylaşımını yapandan 100 kat fazla trafik oluşturuyor.

Kota bu noktada aslında normal internet kullanıcılarını korumak için yapılmış bir şey: Düşünün bir kere siz toplam 40 gigabayt kullanım yapıyorsunuz. Diğer taraftaki adam 500 gigabayt kullanmış. Data kullanımının paralı olduğu bir noktada ikimizin aynı fiyatı vermesi doğru mu? Hakkaniyetli mi?

Haydi olayı daha anlaşılır hale getirelim: Biz diyoruz ki belli bir para vereyim bunun karşılığında istediğim kadar internet kullanayım. Peki aynı şeyi elektrik ya da sular idaresine söyleyebiliyor muyuz? “Ben 89 lira vereyim ama istediğim kadar elektrik kullanayım bana elektrik kotası aşımı verme…” Bunu söyleyemeyiz. Diyelim ki söyledik, elektrik idaresi sizin evinizde yakabileceğiniz elektrik için size bir fiyat çıkarabilir. Peki ya siz evinizi, hatta apartmanınızı elektrik sobasıyla ısıtmaya kalkarsanız? Bu konuştuklarımızdan hiç farkı yok bunun…

Benim internet kullanımım belli. Onu bunu indirmiyorum. Muhtemelen en yüksek kullanımım Digiturk üstünden seyrettiğim “Dilediğin Yerden İzle” film ve dizileri… Eğer ben kafayı kırıp bir yerden yazılım, film, müzik indirecek olsam, sahip olduğum hızla 30 günde terabaytı bulabilirim. Ama bunu yapmıyorum.

Şimdi terabaytı bulan adamla benim aynı parayı verme durumuma bakalım: Ya terabaytlık adam ile aynı fiyatı veriyor ve anlamsız para harcıyorumdur… Ya terabaytlık adam benim küçük kullanımlarım için ayarlanmış tarifeyi veriyor ve şirketi zarara sokuyordur. Oysa ben azımı vereyim öteki de çoğunu versin… Niye bunu yapmak bu kadar zor ve anlaşılmaz geliyor herkese? Bunu çözemiyorum.

 

Bizim BTK ve operatörlerden isteyeceğimiz şey kotasız değil kotalı internet olmalı aslında. Biz demeliyiz ki abi bana az kullanımlı bir internet ver en ucuz kaça olur bu… Çünkü sabahtan akşama Facebook, Instagram ve Twitterdan çıkmayan birinin aylık internet kullanımı 100 gigabayt yapmaz, yapamaz.

Data kullanımı, su kullanımı veya elektrik kullanımı… Bunların birbirinden hiç farkı yok. Bunlar sevgi gibi paylaştıkça çoğalmıyor. Kapıdan içeri girmesinin net bir maliyeti var. Biz bu maliyetlerin düşürülmesini isteyelim devletten, kotasız olmasını isteyeceğimize… Bu maliyetlerin düşürülmesinin yollarını da yazdım daha önce defalarca yine TKNLJ içine: Daha çok fiber, daha çok yurt dışı çıkışı, daha az özel iletişim vergisi, rekabeti sağlayacak daha çok şirket ve daha alternatifli yollarla internete girme fırsatı…

Video TV’yi bitirir mi?

Başlığı atarken içim bir tuhaf oldu. 1980 yılında Almanya’dan gelmiş bir arkadaşın evinde ilk kez video gördüm. Yani istediğin zaman filmi görüp istediğin zaman durdurabildiğin alet. Neler geçmişti aklımdan bununla yapılabilecek. O yıllarda çocuktun ve kendi aramızda inanılmaz muhabbetlerimiz vardı: Oğlum televizyonu bitirir lan bu… Başlat reklam çıkınca ileri sar (O zamanlar reklamsız bir yayın videoda bile olmaz sanıyorduk. Çocuktuk işte)

Aradan seneler geçti ve ülkem çoğunluğu özel birçok kanala kavuştu. Bu kanal sahiplerinden birine, Erol Aksoy’a o zaman sahip olduğu Cine5 ve Show TV’yi internete taşıyacak, dolayısıyla maçları yurt dışında da seyrettirecek bir sistem önerdim. Bayağı bir gitme gelmeden ve tartışmadan sonra kabul etti. O zamanın şartlarında ayda 20 dolar gibi devasa bir ücretle yayınları izlemek için binlerce kişiye ulaştık. Ama bu işi kimin yöneteceği kaygısı devreye girdi, zaten Erol Aksoy o yılların sonuna doğru medya ve ekonomi sahnesinden çekildi.

Netflix’in yaratacağı polemikler

Netflix ülkemize geldikten sonra kaflarda birçok soru birikti. Bunların hepsini olanca açık bir bakış açısıyla ve dürüstçe masaya yatıralım. Bu soruların cevapları ve bilgiler bize Netflix’in Türkiye’de tutup tutmayacağını, Tivibu, Turkcell TV+ ve Digiturk’ün bu ülkedeki geleceğini anlatacak. Tabii ki TKNLJ formatında geçelim bunların üstünden…

Netflix dünya (özellikle ABD)içeriğiyle gelmedi kapımıza. Şu anda Digiturk üstünde oynayan bazı diziler ve birçok filmleri Netflix’te yerini alamamış. Çok önemli diziler mi? Bazılarımız için öyle…

Netflix Türkiye’de!.. Şimdi Digiturk düşünsün

Dünyanın en büyük film platformlarından Netflix, yayınlarını Türkiye’den de kanuni olarak seyrettireceği duyurusunu yaptı. Ayda 8 Euro ile tek ekran üstünden, 12 Euro ile 4 ekrana kadar eş zamanlı seyretme imkanı sağlayacak olan bu TV platformunda dizilerden filmlere televizyonda seyretmek istediğiniz her şey dünyayla hemen hemen eş zamanlı biçimde yayınlanacak.

Ben hemen bunu Xbox’a kurup televizyondan istediğim kadar yayın seyretmeye hazır hale getirdim. seyir deneyimlerimi sizlere düzenli olarak aktaracağım.

Şu andan itibaren Turkcell TV+, Tivibu ve özellikle de Digiturk için günler çok daha zorlu geçecek. Bun şirketlerin dünya devi ile nasıl başa çıkacağını hep birlikte izleyeceğiz.

Umarım bu hizmete giden internetin yavaşlatılması, devletten yurt dışına giden paracıklarımızı korumak için bu hizmetin yasaklanması gibi şeyler karşımıza çıkmaz.

Film ve maçları göstermek hırsızlık değil çünkü streaming

Bir sürü yazıyı yetiştirme stresi içinde Facebook’a girdim ve bir reklam gördüm: Teevee.io. Genelde böylesi şeylerde haber değeri görür ve tıklarım. Bu sefer de yanılmadım.

Siteye girdiğimde küçük bir cihazla bütün film ve maçları ücretsiz olarak seyredebileceğimi söylüyordu site bana. 300-400 TL arasında değişen fiyatlarla verilen bu cihazlar bunu nasıl yapıyordu? Digiturk ile anlaşmalarının olabileceğini düşündüm saf saf… Canlı yardım linki vardı tıkladım ve aşağıdaki konuşmayı yaşadık.

Bilgilerinize sunuyorum.

TeeVee.io Destek
Abonesiz, Hollywood yapımları Türkiyede vizyona girmeden önce TeeVee kutusundan izlenebilir. Canlı spor müsabakaları Avrupa ligi ve Şampiyonlar ligi dahil, Televizyon kanalları yerli/yabancı, yetişkin kanallarıda izlemeniz mümkün. En az 3mb internet şarttır TeeVee kutusunu kullanabilmeniz için.

Siz — Bilgilerinizi güncelleyin
selamlar

futbol maçlarını nasıl ve kaça gösteriyorsunuz?

hangi maçları alabiliyoruz bu kutuyla?

Film ve diziler için ekstra ödeme yapmamız gerekiyor mu?

Teevee.io Türkiye Destek sohbete katıldı

Teevee.io Türkiye Destek
Hayir hic bir ek odeme yapmiyorsunuz

Dunyadaki tum maclari canli olarak seyredebiliyorsunuz

Siz — Bilgilerinizi güncelleyin
Hangi maç ve filmlerden bahsediyoruz? türkiyedeki lig maçlarını izleyebiliyor muyum?

Teevee.io Türkiye Destek
Evet

Fakat hd kalitede degil

Siz — Bilgilerinizi güncelleyin
Digiturk’e para vermeden değil mi?

Teevee.io Türkiye Destek
Gs fb bjk avrupa kupa maclari hd

Evet digiturk ile alakamiz yoktur

Siz — Bilgilerinizi güncelleyin
korsan filan diye baskın yapmasınlar bize?

Teevee.io Türkiye Destek
Hayir

Streaming ile yayinlar size ulasiyor

Bu yasal bir tekniktir

Siz — Bilgilerinizi güncelleyin
o dediğiniz olunca korsan olmuyor di mi?

Teevee.io Türkiye Destek
Hayir kesinlikle oyle birsey soz konusu degildir

Çok acayip bir ülkeyiz biz. Teknolojiyi çok değişik yerlerde kullanıyoruz. Bu konuşmadaki en kötü taraf ne biliyor musunuz? İnsanları bunun korsan olmadığına inandırma çalışması…

Digiturk’ü sevmiyor olabilirsiniz. Ama minik bir kutuya 400 TL verdikten sonra bunlar kesilince ne yapacaksınız? Kimden hesap soracaksınız? Veya evinize baskın yapılınca ne olacak? Hırsızlık yaptığınızı bilmemek ceza almanızı engellemez diye biliyorum.

Çok acayip bir ülkeyiz…

Digiturk’ün ilk haberinin tarihçesi

Yanlış mı hatırlıyorum diye düşündüm. Milliyet web sitesine gittim. Bana en eski Digiturk haberini getir dedim. Ve doğru hatırladığım ortaya çıktı: Milliyet gazetesinde, basılı gazetede, bu haberi ilk yapan benmişim.

Haberi çok iyi hatırlıyorum. 10 Aralık 1999 günü yayımlandı bu haber. İki gün önce bu basın toplantısının duyurusu gelmiş gazeteye. Milliyet gazetesi o zamanlar Aydın Doğan’a aitti ve bu bir Doğan Holding basın toplantısıydı. Yani gidilecekti. Benim gitmem kararlaştırılmış. Çünkü bu içinde teknoloji olan bir basın toplantısıydı.

Konuyu bir kenara bırakın, zor bir basın toplantısıydı bu. Çünkü bir yandan Aydın Doğan’ın damadı Mehmet Ali Yalçındağ diğer tarafta ise; Dinç Bilgin, Erol Aksoy ve Aydın Doğan arasında ping pong topuna dönen Show TV’nin yeni sahibi Mehmet Emin Karamehmet vardı. Aydın Doğan o aralar herkesle kavgalıydı ve cidden çok büyüktü. Karamehmet o zamanların yükselen yıldızıydı. Herkes onun GSM trenini nasıl yakaladığını, diğerlerinin nasıl kaçırdığını konuşuyordu.

Bu iki holdingin arasında çok da bariz olmayan bir husumet vardı. Ama o zaman ikisinin de düşmanı Uzan Holding’di ve Uzanlar birinin GSM dünyasından diğerinin basından öylesine büyük düşmanıydı ki aralarından su sızmayan dostlar gibi görünüyorlardı.

Yine de toplantı boyunca fotoğraf çeken fotoğrafçı kardeşim onların tek bir sempatik pozunu bulamadı. Bunu üstteki kupürden de görebilirsiniz. Öyle ki diğer pozlarla karşılaştırınca bu asabi suratlar minik kızının ilk bale gösterisini izlemeye gelmiş anne baba şefkati barındırıyor gibi duruyor. Gayet iyi hatırlıyorum çünkü resim seçiminde fırça yedim sanki adamları güldürmekle mükellefmişim gibi…

Toplantı oldukça teknik, üstelik bir de yabancı dildeydi. Çünkü Philips dünya başkanı bu inanılmaz pazarın teknik altyapısını kurmak için Türkiye’ye gelmişti. Öylesine ovuşturuyordu ki ellerini, bir ra kıvılcımlar çıkmaya başladı.

Toplantıda CD kalitesinde ses, set top box, uydudan yayın, izledikçe öde gibi kavramların bombardımanına tutulduk. Kimse diğeri için bir şey söylemedi. O zamanki öngörümüz “Karamehmet’in iş yapma yeteneğiyle Doğan’ın medya gücü birleşirse bu adamların önünde durulmaz” idi.

Ben maç yayınları filan diyecek oldum… Susturdular beni. Bildiğiniz susturdular. Çünkü o yıllarda maç yayınları Uzan’ın sökerek aldığı haliyle Teleon isimli kanaldaydı. Piyasada doğru dürüst kutusu yoktu, adam gibi yayını yoktu. Ama haklar onlardaydı işte. Kimse o anda spor yayınlarından bahsedilmesini istemiyordu. Çünkü Fenerbahçe’yi ayartmak için ciddi uğraşlar verilmiş, sonunda bir maç yayını havuzu oluşturulmuştu. Elbette bunun sürükleyicisi futbol olacaktı. Ama o anda orada hele hele Doğan holding bünyesinde çalışan bir gazeteci sormayacaktı bunu.

Sonra ne oldu peki? Haber yayınlandı. 70 milyon dolar yatırım öngörüldü ki bu yatırım 2004 yılına kadar 500 milyon doları bulacaktı. Para Avrupa Eximbanklarından gelecekti. 2003 yılı için 4 milyon satış hedefi kondu. Ama bu sistem hayatında hiç o kadar satmadı.

Peki Aydın Doğan ne oldu derseniz… 2000 yılında GSM 1.800 ihalesi şartnamesi açıklandı. Şartnameye göre bu ihaleye girecek olan şirketler mevcut GSM şirketyerinden hiçbiriyle ortak olamıyordu ve Karamehmet’in Turkcell’i vardı. Aydın Doğan alt dudağını bükerek belki de hayatının en büyük hatasını yaptı ve bu ortaklığı sona erdirip İş Bankası karşısında asla kazanamayacağı ama o zamanlar bunu bilmediği bir GSM yarışına girdi.

İşin daha acayip tarafı 2003 yılına kadar maç haklarına sahip Uzanlar tepetaklak oldu ve bir anda Digiturk maç yayınlarının üstüne oturdu. İnanılmaz büyüdü ve üstesinden gelinemeyecek bir dev oldu. Kimse onun yerine geçmek için yola bile çıkamadı. Aydın Doğan elinden kaçan balığa çok içerledi. 2009 yılına kadar Hürriyet gazetesinde çok mecbur kalınmadığında Turkcell haberi çıkmadı. Turkcell çok mecbur kalsa da Hürriyet’e reklam vermedi.

Çok mu açık yazdım bilmiyorum… Ama Digiturk Katar’a gelin gitti deyince o basın toplantısından bahsetmezsek olmazdı…

 

Digiturk nereye ve kime gitti?

Günün son saatlerinde Digiturk’un beIN Media Group tarafından satın alındığı haberi ekranlara düştü. Konuyla ilgili ilk hızlı araştırma sonuçlarını sizlerle paylaşmak istiyorum. Tabii ki TKNLJ formatında:

  • beIN Media Group dediğimiz şey aslında spor yayınları yapan bir kanal. Yani öyle filmle, haberle, erotik film kanallarıyla filan işi yok. En temel işi spor yayınları
  • Biz onu böyle Media Group ismiyle tanıyaduralım aslında bildiğiniz Al Jazeera yani Türkçe okunuşuyla El Cezire yapısı. Dükkan tamamen Katar sermayesine ait.
  • “Katar sermayesi de kim” diye soracak olanlar için… Nasser Al-Khelaifi dile Katarlı bir iş adamı. 1973 doğumlu. Eski tenisçi diye geçiyor ama konuyla ilgili veri bulamadımKatar Davis Cup takımında güzel sonuçlar almış. Hiçbir turnuvada birinci turu geçememiş. Öyle bir tenisçi yani
  • Paris Saint Germain’in de sahibi ve (tabii ki) yöneticisi. İbrahimoviç’i takıma kazandırırken 180 milyon doların üstünde para harcadı ama takım hiçbir şey olmadı… Ama Khelaifi, Katar’a bakan oldu.
  • Avusturalya, Kanada, Arabistan ve İspanya’da alt şirketleri var. Türkiye bu coğrafik yayılmaya tam olarak uyuyor.
  • Katar Emiri’nin yakını. Emir Türkiye Cumhurbaşkanı’nın yakını. Digiturk TMSF’nin kontrolünde. TMSF bağımsız değil hükümete bağlı… Öyle gider bu hikaye…

Günün birinde Erdoğan Katar emirine, Katar emiri Khelaifi’ye, Khelaifi şirketin yayın müdürüne mesela “Halk TV’yi kaldırsana” derse ne olur sizce?

TTnet televizyonu asli işi yaptı

Tivibu İçerik Direktörü Volkan Üst ve TTNET Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Mert Başar
Tivibu İçerik Direktörü Volkan Üst ve TTNET Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Mert Başar

TTnet, Tivibu adında bir televizyon platformu açmıştı. Bu platformda bazı değişikliklere gitti. Ancak bu toplantıyı sadece Tivibu birkaç yeni kanal daha açıyormuş olarak yorumlamak, konuyu çok hafife almak olur. O yüzden de konuyu daha derinlemesine, bizden beklendiği gibi TKNLJ formatında inceleyelim…

Öncelikle hep birlikte bu toplantının neden yapıldığını, gönderilen basın bülteninin girişiyle gözden geçirelim:

TTNET, HD yayınlarıyla birlikte 12 yeni sinema kanalını kullanıcılarının beğenisine sunuyor. Dünyanın önde gelen stüdyoları ve Türkiye’nin önemli yapımcı firmalarıyla yapılan işbirliğiyle; “Sinetivi”, “Sinetivi 2”, “Sinetivi Adrenalin”, “Sinetivi Adrenalin 2”, “Sinetivi Karnaval”, “Sinetivi Karnaval 2”, Türkiye’nin ilk IPTV platformu Tivibu’da izleyicilerle buluşuyor. Toplam 24 sinema kanalı sayısına ulaşan Tivibu, Türkiye’nin en fazla sinema kanalına sahip TV platformu oldu. (…) Sinetivi kanalları 2014 sonuna kadar tüm Tivibu üyelerine açık olarak yayın yapacak. 2015 yılında, Tivibu’daki tüm sinema kanallarında 2500 film yer alacak. Bunlardan 1000 tanesi ise Sinetivi kanallarında yayında olacak.

Turkcell’in televizyona kattığı ‘artı’ya derin analiz

Turkcell, erişim ve iletişim hizmetleri içinde eğlenceyi ön plana çıkarmak için Turkcell TV Plus adıyla televizyon platformu hayata geçiriyor. Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv, bu platformun en büyük gücünün Turkcell’in mobil ve Turkcell Superonline’ın fiber bağlantısı olduğunu dile getirdi. Ciliv, iki senedir devam eden televizyon çalışmalarıyla geleceğin TV platformunu yarattıklarını vurguladı.

Televizyon platformu kurmada en önemli sorunun doğru stratejiyi yakalamak olduğunu belirten Ciliv şöyle konuştu: “Araştırmalara bakıldığında akıllı cihazlar son dört yılda 50 milyondan bir milyara ulaştı. 2014 yılında 1,5 milyar film izlenebilecek cihaz satılacak. 2006 yılında kullanıcıların tamamına yakını TV kanalının kendilerine sunduğu yayını izlerken bugün bu sayı yüzde 32’ye düştü. Kullanıcıların üçte ikisinden fazla bir kısmı kendi yayınını kendi oluşturuyor. İşte bu yüzden kişiselleştirilmiş televizyon çok önemli…”

Yeni platform için eve cihaz takılıyorsa da yayınları tablet, akıllı telefon ve bilgisayardan da seyretmek mümkün oluyor. Yayınları izleyenler 12 saat geri giderek yayını istedikleri yerinden tekrar izleyebiliyorlar. Bunun yanında izlenen yayınları kumanda tuşundan istenen dakikayı tuşlayarak o zamandan itibaren izlemek de mümkün.

Bunun yanında Turkcell TV Plus’ın sunduğu en önemli özelliklerin başında sınırsız sayıda yayını buluta kaydetme imkanı sunuyor. Bir kullanıcı bir gün boyunca izlemeyi düşündüğü yayınların tümünü kayıt olarak verebiliyor. Kayıtlar bulut üstünde durduğu için sayısı ya da kapladığı alan konusunda hiçbir sınırlama yok.

Yayın akışında aradığını bulamayan TV izleyicileri için sinema dünyasının son filmleri de geniş bir seçim yelpazesiyle 2 TL’lik fiyatlarla izleyicilerin beğenisine sunulacak.

Yine sistemin sağladığı en önemli özelliklerden biri de dijital platformların önemli getirilerinden olan kaldığı yerden izleme şansı. Televizyondan seyredilen bir filmi durdurup dışarı çıkınca o anda kaldığı yerden izleme özelliği televizyona artı değer getiriyor. Bunun yanında kullanıcılar o anda hangi filmi izlediklerini sosyal medya ve diğer Turkcell aboneleriyle anında paylaşabiliyor.

Gelelim işin analiz tarafına ve TKNLJ formatında maddelerle açıklayalım size aklımızdan geçenleri:

  • Olayın esas önemli tarafı LTE geldiğinde yaşanacaklar. Hayır data hızı olarak değil: LTE baz istasyonları tıpkı birer tek yönlü TV anteni gibi çalışıyor. Böylece data trafiğine hiç girmeden isteyen istediği kadar TV seyredecek mobil ortamdan. Bu başlayana kadar yapılan herşey ara oyun gibi duruyor benim gözümde. Çünkü esas o zaman büyüyecek iş
  • Süreyya Ciliv’e özellikle futbol ihalesine girip girmeyeceklerini sordum. Biz herkesle işbirliğine açığız şeklinde kaçındı cevap vermekten. Bir futbol ihalesi düşünün ki bir anda Digiturk, bir yanda onun rakibi D-Smart, bir yanda Turkcell ve TV Plus diğer yanda Türk Telekom ve Tivibu. O kadar acayip paralara gider ki lig… İki sene sonra kesin batar…
  • Sistemin ücretlendirmesini beğenmedim. Net değil. Birçok farklı parametreler içinde boğulmuş durumda. Örneğin ayda 6 liraya cepten TV seyredebiliyorsunuz. Ama bir film yaklaşık 750 megabayt. Şöyle oturaklı birkaç saat seyretseniz cart diye bitirirsiniz kotayı. Parasal konulara gireceğiniz zaman 50 liraya kadar kota parasını da hesaba katmanız şart. Benzer sistemlerin fiyatlandırmasıyla paralel gitmesinde fayda var. Teker teker film satın alma fiyatlarının Apple TV gibi sistemlerle rekabet edebilmesi de bunu kullanacak insan sayısını gösterecektir bizlere…
  • Eve yeni bir kutu almak ister miyim bilmiyorum. Şu anda televizyonun altında Xbox One, Playstation 3, Apple tv ve Digiturk IQ var. Bunun yerine cepten izleyip onu televizyona aktarmak daha iyi hem de ucuz olur benim için… Veya Xbox içinde kullanabileceğim bir uygulama olarak Turkcell TV Plus… Ya da akıllı TV içine yükleyebileceğim bir uygulama… Bunu Turkcell Teknoloji genel müdürüyle konuştum, üstünde çalıştıklarını söyledi.
  • Bulut konusu çok önemli. Turkcell çok akıllıca bir iş yapıp bütün yayınları buluta kaydediyor. Siz onun için kayıta bastığınızda aslında sadece kaydedilen yayının belli bir süresine kendinizi taglemiş oluyorsunuz. Böylece ister eş zamanlı ister istediğiniz gibi binlerce yayın kaydedebilirsiniz. Bulut tarafında sizin için bir başlangıç ve bitiş saati olduğundan öyle ağır bir yük de getirmeyeceksiniz. Çok zekice
  • Turkcell TV için iş ortaklıkları çok önemli. Turkcell burada kanal açmak isteyenlerden ne kadar para isteyecek? Digiturk yüzbinlerce dolar istiyor. Bu konu da çok önemli. Benim topul diyerek istediğini oyuna alan istemediğini almayan mahallenin zengin ve şişko çocuğu olma tuzağına düşeceğini zannetmiyorum Turkcell’in. Ne yazık ki Digiturk bu tuzağın tam ortasında.

Mona Lisa’yı Digiturk korusa üstüne yazı yazardı

Digiturk’ün doğru ve yanlışları var. Ama şu futbol için yaptığı yanlışlar gerçekten kuruma olan bütün sevgimi alıp götürüyor.

Digiturk’te maç seyrederken ekranda aynı size gösterdiğim resimdeki gibi bir harf dizisi ekranı dolaşıp duruyor. Neden? Korsan gösterimi engellemek için. Korsan gösterimi engellemek için olayını da açalım: Türkiye’de bazı insanlar evdeki web kameralarını Digiturk ekranına dayıyorlar, maçı internetten dağıtıyorlar. Digiturk ekranda maçı gösteren aletin kodunu ara ara ve sık sık yayımlıyor ki eğer adam bunu gösterirken yakalanırsa adamın ev adresini bulacak ve gidip baskın yapıp ocakları söndürsün.

Şimdi ya ben Digiturk yayınımı internete sokarsam diye maç boyu ekranda bu harf dizisinin dolaşması benim için haksızlık değil mi? Çok para verip kocaman bir ekran almışım… Daha çok para verip HD yayın yapan bir Digiturk yayın ve kutusuna abone olmuşum. Aradaki kabloları en kalitelisinden almışım ki veri kaybı olmasın. Tam ağız tadıyla maç izleyeceğim… Haydaaa ortada harfler uçuşuyor…

Ya filmleri sinemada çekerlerse diye orada da harf dizisi dolaşıyor mu? Hayır.

Eğer Fransa’da Louvre müzesinin korumasını Digiturk’e verseydi üstüne her gün bir harf dizisi yazardı sanırım şirket…

Biraz tüketici dostu olun, her zaman kendinizi düşünmeyin ne olur… Biraz insafınız olsun…

BTK Digitürk ve D-Smart aboneliklerini bitirecek

Bugün gazetelere yansıyan haberlerde BTK’nın Digiturk ve D-Smart gibi dijital yayın platformları ve aboneler arasında yaşanan çözümsüzlüklere de müdahale edeceğini dile getiriyor…

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı bu hedefe ulaşmak için yeni bir sistem kurdu. Bu sistem kapsamında vatandaş, TV şirketi ile sorun yaşadığı takdirde şikayetini devlete yapacak. Özellikle üyelik iptal ettirme konularında yapılan şikayetlerin artması üzerine Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), kendi internet sayfasında şikayet bölümü açtı. Böylece vatandaşın, üyeliğini bitirme konusunda veya diğer sorun yaşadığı konularda BTK’nın şikayet sayfasından mail atması yetecek. Böylece BTK yetkilileri, vekaleten vatandaşın adına şirket ile irtibata geçerek sorunu çözüme kavuşturacak. Sorun karşılıklı ortak çözüme ulaştırıldıktan sonra, BTK tarafından vatandaşa çözüm ile ilgili en geç 48 saat içinde bilgi mesajı atılacak.

Bu sayede sizin süreniz dolmamış, biz iptal talebinizi almamışız, yoo siz bizi aramadınız ki gibi bütün çirkinlikler sona erecek. Şimdi kendini güçlü sananlar düşünsün…

Digiturk neden varolmayan hizmeti oldurtmaya çalıştı?

Digiturk dün bana telefon açarak yeni bir uygulamanın başladığını, artık Plus kutulardan da internete girilebileceğini söyledi. Açıkçası inanmak istedim çünkü bilgisayar ve tabletlerden internete girerek kaçırdığım ve Digiturk program isimlendirmesi politikası yüzünden kaydedemediğim programları seyretmeye çalışmaktan bıkmıştım. (Digiturk’un program ismi koyma politikası her sezon başında program adının başına 1-2-3 koyma üzerine kurulu. Eğer düzenli kayıt alıyorsanız kutu bunu yeni sezon olarak algılamıyor eski yayın sanıyor bu yüzden de kayıt etmiyor)

Bana ayda 11 küsür TL ödemeyeceğim müjdesini veren çalışan kabloyu Plus kutunun arkasına taktığım anda her şeyin yoluna gireceğini söyledi. Dediğim sebeplerden dolayı hemen inandım ama elime uzaktan kumanda alıp televizyonun karşısına geçince kendimi oldukça aptal hissettim. Çünkü uzaktan kumandanın üstünde internet üstünden yayınları seyreebileceğimi ima eden herhangi bir düğme yoktu.

Digiturk çağrı merkezini aradım. Gelen cevap ilginçti: Plus kutunun öyle bir internete girme gibi işlevi yoktu, olamazdı da.

Önce çok sinirlendim. Göz göre göre benimle dalga geçmişlerdi. Bu da kaç insana aman canım çocuklar eğlendiler işte diyerek konuyu kapattırdırdı ki? Ama sonra böyle bir şey yapma sebeplerini düşünmeye başladım. Gerçekten ne olabilirdi?

  1. Digiturk içinde bir birim kullanıcıları arayarak çok eğlenmek istemi olabilirdi. Belki benim “gerçekten de internete giriyor mu” şeklindeki aptalca yanıtlarımı kahkahalarla internette duyacaktım bir süre sonra…
  2. Plus kutusunun xhs4213424 modeli internete girebiliyordu, bunun hepsi internete girebiliyor zannettiler ve işini iyi yapamayan bir pazarlama yetkilisi herkesi arayın emri verdi zavallı çağrı merkezi çalışanlarına
  3. Böyle bir alet olsa acaba insanlar bağlanır mı şeklinde bir araştırma yapmak istediler ve bunun için de ben ve birkaç farklı insanı kekleyerek araştırmalarını güçlendirdiler.
  4. Benim cihaz telefon ya da internete bağlı olmadığı için bir türlü ne seyrettiğimi kimi nasıl seyrettiğimi göremiyorlar. Bu da onları çıldırtıyor çünkü neyi seyredersem ona göre reklam alabilecekler. Beni bir seferliğine kandırarak aletin içine saklanmış yüzlerce kayıt bilgisini saniyeler içinde merkeze indirdiler. Ki bu benim gizlilik haklarıma müdahale oluyor.
  5. Son olarak ve en olası fikir şu gibi geliyor bana: Bize Plus ile internete girmek gibi olmayacak bir seçenek sundular. Ama bu seçeneğin bir de olası tarafı var: Ekstra para verip yeni kutu almak. Bizim ağzımıza çaldıkları bir parmak bal ile bize parayla yeni kutu satmaya ikna edecek bir viral hayata geçirdiler.

Benim aklıma gelen sebepler bunlar. “Digiturk internete takılınca bizi gizlice izliyor ve ağımdaki bilgileri devlete göderiyormuş”tan daha akıllıca teorileri olan varsa onları burada konuk etmek isterim.

Bu arada Digiturk özür yazısı gönderirse buranın kapısı yine ona açıktır

Digiturk ve Superonline kol kola ortak paket çıkardı

Digiturk, Turkcell Superonline ile yapılan işbirliği kapsamında üyelerine internet hizmeti de sunacak. Digiturk’e yeni üye olacak kullanıcılar, Dilediğin Zaman Dilediğin Yerde özelliği taşıyan uydu alıcıları ile HD Digiturk ve limitsiz internetten oluşan yeni pakete 59,99 TL’ye sahip olabilecekler. Bu kampanya kapsamında Digiturk’e üye olanlar, 24 ay boyunca Digiturk platformunda yer alan HD yayınlardan ücretsiz olarak faydalanmış olacak.

Digiturk’ün Superonline işbirliği ile sunacağı internet hizmeti kapsamında üyelerden internet bağlantı ücreti alınmayacak. Digiturk üyeleri internet faturalarında önemli oranlarda indirimlerden yararlanacak. Digiturk, internet hizmeti ile birlikte sunacağı yeni pakete ek olarak üyelerine özel avantajlı teklifler ve sürpriz hediyeler de sunacak.

Mevcut üyeler ise Turkcell Superonline 8 Mbit/sn’ye kadar limitsiz ADSL ya da 10 Mbit/sn limitsiz fiber paketine sadece internet paket farkını ödeyerek sahip olabilecek. Üyeler, mevcut paketleri üzerine ek Digiturk içeriğini ekleyebilecek ya da diledikleri üst internet paketine geçiş yapabilecekler. 24 aylık abonelik taahhüdü ile modem kullanımı fiber internet hizmetinde ücretsiz, ADSL internet hizmetinde ise aylık 3 TL olacak.

Paketlerle ilgili detayları BURADAN alabilirsiniz

Konunun detayları için Digiturk sitesinden önemli bilgilere bakalım:

Kampanya kapsamında taahhüt vermek gerekiyor mu?
Evet, hem DIGITURK hem de TURKCELL SUPERONLINE üyeliği için ayrı ayrı 24 ay üyelik taahhüdü verilmesi gerekiyor.

Mevcut DIGITURK üyesiyim, bu tekliflerin hepsinden faydalanabilir miyim?
Evet. Yukarıda belirtilen şartlar ve fiyatlar ile tüm DIGITURK üyeleri bu tekliflerden faydalanabilir.

İnternet bağlantısı için yeni bir modem almam gerekiyor mu?
Evet. Yeni ADSL üyelikleri için aylık 3 TL bedelle TURKCELL SUPERONLINE mülkiyetindeki modemler kullanımınıza tahsis edilir. FİBER üyelikleri içinse, TURKCELL SUPERONLINE mülkiyetindeki modemler herhangi bir bedel ödemeden kullanımınıza tahsis edilir.

Limitli bir paket aldım diyelim, taahhüt süresi boyunca internet paketimi değiştirebilir miyim?
Evet. 24 ay taahhüt süreniz boyunca dilediğiniz üst pakete geçiş yapabilirsiniz.

Kampanya kapsamında, faturalarımı nereye ödüyor olacağım?
Kampanya kapsamında, hem DIGITURK hem de TURKCELL SUPERONLINE ile üyelik sözleşmesi imzalarsınız. Üyeliğiniz boyunca, tarafınıza her iki firmadan ayrı ayrı iki fatura gönderilecektir.

Faturalarımı ne zaman ödeyeceğim?
DIGITURK faturalarınızı ön ödemeli olarak ödersiniz. Turkcell Superonline faturaları ise takip eden ayın başında kesilir.

24 ay içinde taahhüdümü bozmam durumunda ne olur?
Taahhüt süreniz boyunca DIGITURK ya da TURKCELL SUPERONLINE’a vermiş olduğunuz taahhüdünüzü bozmanız durumunda, o güne kadar tarafınıza sağlanan tüm indirimler, BTK kurallarına uygun şekilde size fatura edilir.

Fiber internet üyeliğini kimler alabilir?
Turkcell Superonline Fiber İnternet hizmeti 13 ilde, fiber internet altyapısının bulunduğu bölgelerde geçerlidir. Turkcell Superonline Fiber İnternet altyapısı bulunan bölgeleri harita üzerinde görmek için linki tıklayın.

Telefon hattım yok, yine de bu kampanyadan faydalanabilir miyim?
Evet. Aylık 10 TL yalın ADSL ücreti karşılığında bu kampanyadan faydalanabilirsiniz. Turkcell Superonline fiber altyapısının olduğu bölgelerde ise ek bir ücret ödemeden fiber internet kampanyasından yararlanabilirsiniz.

Aylık 39 TL tutarındaki limitsiz ADSL ve limitsiz FİBER paketlerine ilişkin Adil Kullanım Kotası bilgileri nedir?
Adil Kullanım Kotası kapsamında; 10 Mbps Limitsiz Fiber İnternet hizmeti için indirme (download) hız alanı 50 GB, yükleme (upload) hız alanı 50 GB; 8 Mbps’e kadar Limitsiz ADSL hizmeti için indirme (download) hız alanı 50 GB’dır. Belirtilen hız alanı miktarlarının aşılması halinde, ay sonuna kadar fiber internet hizmetinde indirme (download) hızı 3 Mbps, yükleme (upload) 1 Mbps; ADSL internet hizmetinde indirme (download) 3 Mbps olacaktır.

Limitli internet paketlerinde kotamı aştığımda ne kadar öderim?
Turkcell Superonline tarifelerine göre kota aşım ücreti ödenecektir.

İnternet hizmeti hakkında detaylı sorularım için nereden destek alabilirim?
Turkcell Superonline internet sitesini (www.superonline.net) ziyaret edebilir veya müşteri hizmetlerini (0850 222 0 222) arayabilirsiniz.

Modem için bir bedel ödemem gerekiyor mu?
Modemler, fiber üyeliklerde, 24 ay aylık abonelik taahhüdü süresince ücretsizdir. ADSL hizmetinde aylık tüm vergiler dahil (%18 KDV) 3 TL bedelin Turkcell Superonline’a ödenmesi gerekmektedir. Modemler stoklarla sınırlıdır ve Turkcell Superonline mülkiyetindedir. Mevcut SUPERONLINE üyeleri, mevcut modemlerini kullanabilirler.

DIGITURK kurulumu için bir bedel ödemem gerekiyor mu?
DIGITURK kurulumu ücretsizdir, 30 TL aktivasyon bedeli üyeye aittir.

Bu üyelikler için belli bir zaman dilim var mı?
Bu kampanya 28 Şubat 2014’e kadar geçerlidir.

Ali Güven’e katılmama hakkını kullanma zamanı

Anadolu Ajansı’na demeç veren D-Smart Üst Yöneticisi (CEO) Ali Güven, D-Smart’ın Digitürk’ü satın alma isteğine ilişkin, “Bu iki şirketin birleşmesiyle 3 yıl sonra 6-7 milyon abonesi olan, piyasa değeri 10 milyar doları bulmuş, Türk televizyonunu bölgeye yayan bir dünya devinin çıkmasını hayal ediyorum” dedi. Güven, D-Smart’ın, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) Çukurova Grubu’nun borçları nedeniyle el koyduğu Digitürk’e ilişkin planlarını AA muhabiriyle paylaştı. Türkiye’de Digitürk ile aynı işi yapan bir şirket bulunduğunu, bunun da D-Smart olduğunu söyleyen Güven, “Bizim bu şirkete talip olmamız kadar doğal bir şey olamaz. Kendimize çok güveniyoruz. D-Smart’ın Digitürk’ü almasıyla ortaya çıkacak ekonomik avantajlar diğer firmalarda olmayacak” diye konuştu.

Ali Güven bu konuda oldukça yanlış düşünüyor. Zira Türk Telekom’un bu şirketi alması söz konusu olursa giderek eriyen abone sayısı, dolayısıyla şirketin değerinin evlere verilecek belki de ücretsiz yayınla bir anda durdurulması söz konusu olabilir. Yani bu en çok kime yarar diye bakıldığında Türk Telekom’a katma değeri D-Smart’tan çok daha fazla olacaktır. Ama alan kişi şunu hatırlamalı: Çok yakında Digiturk’ün futbol üstündeki gösterim hakkı öyle ya da böyle bitecek…

Ali Güven, tekelleşme eleştirilerinin hatırlatılması üzerine ise şunları söyledi: “Türkiye’de çok kuvvetli, dünya normlarında bir rekabet hukuku var. Çok iyi çalışan bir Rekabet Kurumu ve çok deneyimli uzmanları var. Tabii ki onların izin vermesi halinde bu satınalma gerçekleşir. Burada raconu devlet keser ve çok da haklı olur. Devletin ya da Rekabet Kurulu’nun yerinde ben de olsam, bu satışı çok incelerim. Diğer firmalar arasında Türk Telekom’dan açıklama geldi. Onlar da hakikaten Digitürk’ü alıp, büyütebilecek vizyona ve kapasiteye sahipler. Bizim bu açıklamaları yapmamızdaki en önemli sebep, yetkili mercilerin yanı sıra halka bu talebimizi resmi olarak belirtmek ve iletmekti. Biz bunu yapmak zorundayız.”

Ali Güven burada da şaşırtıcı bir biçimde yanılıyor: Zira Rekabet Kurumu rekabetin tesis edebileceği şartlarda çalışabilir. Sektörün ikincisi, sektörün birincisini satın alıp akabinde “Rekabet Kurumu şahane çalışıyor haydi çalışsın da tekel olmasın” derse buna kargalar da dahil olmak üzere herkes güler. O yüzden de bu söylem çok akil durmuyor…

Güven, D-Smart’ın Digitürk’ü satın alması halinde, yapılacakların listesinin yüzde 99 tamamlandığını belirterek, planlarına ilişkin şu bilgileri verdi: “Biz Digitürk’ü alırsak eğer, elindeki 2015 Mayıs ayına kadar elinde olan lig haklarını, Türkiye’deki diğer pay TV operatörlerine, yani bize gelecek herkese Rekabet Kurulu’nun belirlediği şartlarla ve fiyatlarla vereceğiz. Bugüne kadar Digitürk’ün ‘Benden başka kimsede olamaz’ dediği şeyi biz herkese açacağız. Alan herhangi bir firmanın da aynısını yapmasını bekliyoruz. Türkiye’de futbol, ‘benden başkasında olmasın’ anlayışı yüzünden bitti, futbolun değeri çok düştü. İnsanlar çocuklarını artık voleybol kursuna yazdırıyor. Özellikle 2011 yazında olanlar yüzünden de insanlar futboldan soğudu. Bizim en büyük görevimiz Türkiye Süper Lig haklarını tabana yaymaktır. Fiyat konusunda Digitürk’ü çok eleştiremem ama biz aldığımız takdirde şu an Digitürk müşterilerinin ödediği paket fiyatlarında mutlaka bir iyileştirme yapacağız.”

Hep Ali Güven’in tersine gitmek istemem ama bak bir alalım ne kadar ucuzlatacağız yaklaşımı bana çok popülist geldi. Halk bunu mevcut D-Smart fiyatlamalarına bakmadan dahi yutmaz. Futbolun değerinin sürünmesinin sebebi mevcut maç gösterimi midir yoksa hükümetin işin içine elini ayağını, kolunu bacağını sokması mı? Tabii ki bunları AA röportajında dile getirmesini bekleyemeyiz. Ama futbola ilgi düştü millet çoluğunu çocuğunu voleybola yazdırıyor yaklaşımına kendimi ne kadar zorlarsam zorlayayım ikna olamadım…

Tatilde teknolojiyi nasıl kullanmalı?

Uzun bir tatil döneminin arifesindeyiz. Teknolojiyi kullanarak daha mutlu bir tatil geçirmek mümkün mü değil mi sorusuna cevap bulmak için çıkardığım birkaç küçük notu TKNLJ stilinde sizlerle paylaşmak istiyorum…

  • Eğer telefonunuzda gelen elektronik için bir sesli ya da titreşimli uyarı varsa hemen ve ivedilikle kaldırın
  • Yolda duraklayacağınız yerlerin planını yapmadıysanız Foursquare’i etkin biçimde kullanın: Yol boyu gidilebilecek yerleri orada çekilmiş fotoğraflar ve yazılmış yazılardan o anda belirleyin. Foursquare yönlendirmesini mutlaka kullanın
  • Eğer arkadaşlarınız tarafından ulaşılabilir olmak istemiyorsanız Foursquare ya da Facebook uygulamasının yer belirleme özelliklerini kapatın
  • Eğer etkin internet kullanmak istiyorsanız ve telefonunuz da destekliyorsa operatörünüze açacağınız bir telefonla çift taşıyıcı özelliğini etkin hale getirin. Kimi operatörlerde bu özelliğin ülkenin yüzde 90’larına vardığını unutmayın
  • Digiturk’ün uygulamalar dükkanını mutlaka kullanın. Buradan sıkıldığınız anlarda film seyredebileceğiniz gibi seyredemeyeceğiniz filmleri akıllı kutunuzun kaydetmesini, eve gelince seyredilmesini de sağlayabilirsiniz
  • Mobil cihazların oyun özellikleri hayat kurtarır. Tatile gitmeden önce özellikle offline oyunları telefonunuza yüklediğinize emin olun
  • Genellikle tatilde birçok sebepten dolayı daha çok internet kullanımı söz konusu olur. Telefonunuza operatörden gelen uyarı mesajlarını görmezden gelmeyin. Unutmayın ki telefonlar her an siz açmasanız da veri alışverişinde bulunabilir. Nasıl olsa açmayacağım diyerek biten data paketinin getirdiği külfetten kurtulamazsınız
  • Bulunduğunuz yerden çekilmiş fotoğrafları sosyal medyaya atmak hoş bir şey değildir. Bunun oraya gdecek durumu olmayanlar üstünde yarattığı durumu düşünmek gerekir
  • Deniz kıyısında ayak çekmek güzel değildir. Bu konuda fobili insanlar olabileceğini size ne kadar ağır konuşabileceklerini düşünün… Demek istediğimizi anlayacaksınız

Türk Telekom Digiturk’e teklif verirse ne olur?

Bugün basın dünyası Türk Telekom’un Dİgiturk’e bağlayıcı olmayan teklif vermesi haberiyle sarsıldı. Türk Telekom daha öce de Digiturk ile “ilgilenebileceğini” yarım ağızla da olsa söylemişti. Şimdi resmi bir biçide söylediğine göre sıradan bir ilgi değil bu gibi geliyor bana. Türk Telekom’un Digiturk ilgisini birkaç başlıkla toplamak ve ilerleyen zamanlarda bu konuya tekrar tekrar gelip nerede olduğumuzu incelemek istiyorum.

  1. Türk Telekom çok zor zamanlardan geçiyor. Şu anda kesinlikle sadece data üstünden para kazanıyor ve karasal ses iletişiminin geleceği görünmüyor. Bu konuda zaten Türk Telekom çeyrek açıklamasında paylaşımda bulunmuştuk. Digiturk onlar için iyi bir çıkış noktası olabilir.
  2. TTnet’in Tahsin beyle başlayan farklı cihazlara gitme stratejisi vardı ve Tivibu ile bunun ilk adımlarını izlemiştik. Ama hepimizin bildiği gibi Tivibu attığı taş kadar kuş ürkütmedi. İyi bir sistemdi ama gelişmesi için çok para harcanması, içine çok içerik konması gerekiyordu. Digiturk bu konuda iyi açılımlar verebilir eldeki hazır kadrosuyla.
  3. Merak ettiğim noktalardan biri piyasada D-Smart var, Türk Telekom var. Şu anda gözle görülebilir de bir ihale filan yok. Bu ikisi kapalı kapılar ardında birilerinden allahın emri ile Digiturk’ü isteyecekler mi yoksa bir ihale düzenlenecek mi hepimizin gözleri önünde… Bunu göreceğiz.
  4. D-Smart Digiturk’e talip olunca rekabet kurulunun işe karışıp karışmayacağını merak etmiştik. Bu sektörün bir diğer elemanı olarak Türk Telekom’un teklif vermesinde de aynı şeyi bekliyoruz ve soruyoruz: Rekabet Kurumu bu işe ne diyecek?
  5. Bu arada bir çıkar çatışması mutlaka olacak: Türk Telekom, diğer hiçbir takıma vermediği milyonlarca dolarlık desteği Galatasaray’a verdi. Eğer Telekom Digiturk’ü alırsa, Galatasaray’ın maçları ne kadar iyi ve sık gösterilirse ve bu kulüp başarıya koşarsa Türk Telekom bundna herkesten çok çıkar sağlayacak. Bir diğer takımı tutuyor olmasam da bu beni rahatsız ederdi. Aynı şey Türk Telekom Türkiye’ye ilk geldiğinde  1. Lig’e sponsor olduğunda orada Türk Telekom futbol takımı varken de yaşanmıştı. Ben buna gönül rahatlığıyla evet diyemiyorum kusura bakmayın.
  6. Bu durum oluştuğunda eminim ki Türk Telekom web TV tadında bir sistemi hayata geçirecektir. Bu alanda regülasyonun çapraz sübvansiyonlar hakkında ciddi adımlar atması lazım. Digiturk’ü sadece Türk Telekom kullananların izlememesi için önemli adımların atılması gerekiyor.
  7. Bir de Dİgiturk deyince aklınıza ne geliyor? Maçlar… Dİgiturk’e verilen paraların büyük kısmı eminim ki maç için veriliyordur. Yeni ihale ne zaman? Çok yakında. O zaman Digiturk’e verdiğiniz ücreti ona göre kurmak lazım

Hep birlikte neler olup biteceğini izliyoruz…

Tivibu’nun 1 milyon kişiye ulaşması ne demek?

Geçtiğimiz hafta TTnet, kullanıcı sayısının bir milyona ulaşması üstüne bir basın duyurusu yayımladı. Şimdi gelin birlikte aslında bu rakamın ne anlama geldiğine birlikte bakalım…

Bir web hizmetinin, adı ve içeriği ne olursa olsun, 1 milyon kişiye ulaşması çok önemli bir unsurdur. Eğer bir hizmet, ücretli ya da ücretsiz 1 milyon kişiye ulaşmış ve toplam internet kullanıcısı gözüyle baktığınızda hedef kitlenin yüzde 20’sine hitabetmişse hizmetin niteliği konusunda tartışacak çok az şey vardır.

Tivibu hizmetini, web üzerinde bilgisayardan televizyon seyretme olarak görmek yerine, evlerde Digiturk veya Dsmart cihazlarının yerini almaya hazırlanan bir verici olarak görmeye çalışın. Digiturk’ün 2 milyonun biraz üstünde kullanıcı sayısıyla yılda 1 milyar liraya yakın yayın parası ödediğini cebinizde tutun. Bu bilgiyi TTnet’in 5 milyon kullanıcısını muhtemel müşteri haline getirdikten sonraki halini düşünün. Bu hizmeti yadsımak zor.

Bu hizmet, öyle ya da böyle kurum için karlılığı yüksek bir yapı içerecektir burada kimsenin şüphesi olduğunu düşünmüyorum. Bu hizmet eğer milyonlu rakamlarda evlere girerse, mevcut internet bağlantısının kaldırmakta zorlanacağı bir yapı içerecektir. Zira HD yayınlar bilgisayarımzdaki minik ekranların isteyeceğinin çok daha ötesinde bir bant genişliği alacaktır. Bu nedenle Tivibu aslında TTnet’in Türkiye’nin toplam bant genişliğinde oynama ve düzeltme yapması gereken bir hizmet haline gelecektir. Tivibu bu anlamda altyapının daha ileri gitmesinin teminatıdır.

Eğer ben evimde Tivibu IPTV hizmetini almak istersem bağlantı hızım ne olursa olsun TTnet evime bir o kadar daha bant genişliği getirmek durumunda kalacaktır. Bunu yapmaya istekli olduğunu anlıyoruz. Nasıl anlamayalım ki daha önce belirttiğimiz karlılık bunu gerektiriyor.

Tivibu, uydu üzerinden aldığımız yayın saçağına oranla daha yüksek sayıda kanal barındırma potansiyeline sahiptir. Çünkü çanaktan bahsederken evimize toplu halde bir kanal girişi var. Biz seyretsek de seyretmesek de rusça kanalının bant genişliği evimize girmek zorunda. Oysa IPTV teknolojisi evden içeri sadece istemde bulunduğumuz kanalı taşıyor. Bu anlamda 100’lü sayıda kanallar değil, sunucu tarafının limitlerinde (!) binli sayılarda kanalları barındırması mümkün. Bu da görüntülü içerik sahipleri için daha demokratik bir dünyanın kapılarını açıyor. Uyduya çıkma parası yerine TTnet sunucularına yayın gönderme ücretiyle bir kanal sahibi olabilirsiniz ki arada 100 katından fazla fark olduğunu söylersek TV dünyasından olanlar hak verecektir.

Tivibu evden içeri zaten para verdiğimiz bir paketin “kardeşi” olarak geliyor. Bu anlamda kullanıcı lehine fiyatsal düzenlemeler görmek hepimizin dünyasını güzelleştirir. IPTV yaygınlaştıktan sonra kendi resellerları haline gelmiş ve fiyat rekabeti yapmakta zorlanan rakiplerine karşı hizmet üstünlüğü elde etmek isteyen Türk Telekom’un bu yolu seçmemesinin bizi şaşırtması lazım. (Türk Telekom rakiplerinin birçok kampanyada TTnet’in stış fiyatının altında fiyat çıktığını dikkate alarak okumak lazım bunu)

Tüm bu sebepleri arka arkaya sıraladığımızda aslında Tivibu’nun TTnet’in verdiği hizmetlerden biri değil, daha iyi hizmet vermek için imzaladığı bir sözleşme olduğunu söyleyebiliriz.

Tivibu rakamlarının IPTV tarafında bir an önce milyonu yakalaması TTnet’i, kullanıcıları ve dolayısıyla Türkiye’yi daha farklı bir konuma getirecektir.

Tivibu’nun bir milyona ulaşması tekrar tekrar okunması, sık kullanılanların arasına konarak sık sık kontrol edilmesi gereken bir haberdir.

Blogunu Geri İsteyenlere Birkaç Öneri

Bu akşam yatağa yattığınızda düşünün, blogunuzu bugün kim okudu? Blogger kapanmamış olsaydı ne değişecekti? Son gerçekleşen olaylardan sonra Blog bir özgürlük simgesi haline geldi. Kullanıcılar bu kapanan web sitesine büyük tepki gösterdi. Kimi kullanıcılar bu kapanmanın henüz farkında bile değil. Zira kendileri çok uzun zaman önce DNS anlamında Türkiye’den taşındı. Kendileri Türkiye’de yaşıyor ama sanal ruhları çok uzakta.

Peki, internet özgürlüğü için, blogger ve benzeri sitelerin (youtube, wordpress vs.) kapatılmaması için ne yapılabilir? Demokratik haklar ve özgürlükler söke söke mevcut otoriteden alınır. Yani ileri demokrasi olmayan yapılarda bu böyledir. İleri demokrasilerde yöneticiler yönettikleri kişiler daha sokaklara dökülmeden bunun önlemini alır. 90’larda hatırlayın özel radyolar kapatıldığında herkes arabasının antenine siyah kurdele taktı ve haklarını aldılar. Protesto ise bambaşka bir şeydir. Bir şeyi protesto edersiniz ve büyük ihtimalle sonuca ulaşamazsınız. Aylar boyunca herkes Susurluk skandalı açığa kavuşsun diye ışıklarını kapatıp açtı, kişisel olarak ben hala oradaki ilişkileri tam olarak anlamlandırabilmiş değilim.

Protesto değil, hakları elde etmek için yapılabileceklere birkaç örnek ise şöyle verilebilir:

– “Sevgili Digiturk, maç yayınını almış olman ve benim bunun için sana para veriyor olmam, seni desteklediğim ve yaptığın her şeyin arkasında olduğumu göstermiyor” gibi bir mail bombardımanı kendilerine ya da gazetelere atılabilir,

– “Sokağa çıkmıştık ‘pornoma dokunma’ diye pankart açmıştık, oradaki pornoyu çizip blog yazarız yine sokağa çıkarız” gibi bir politika izlenebilir. Ama bu sefer 1 kerelik bir şey olmasın denmesi elzemdir

– Kadınların iç çamaşırı renklerini yazdığı facebook status update lerine benzer mesajlar yine bu ortam üzerinden dağıtılabilir; “Arkasındayız ama destek için değil” gibi mesela.

Ama çok daha önemli bir durum var. Nasıl bir özgürlük bekliyoruz? Digiturk maç yayınlarını internetten bedava izlemek midir özgürlük beklentimiz? Yoksa kimsenin okumadığı blogumuzun orada olduğunu bilmenin içimizi rahatlatmasını mı istiyoruz? Bu gece yattığımızda bunu kendimize karşı dürüst olarak düşünelim.

Sayin Basbakan Biz Giremiyoruz, Siz Girebiliyor musunuz?

Google’in Blogger hizmetinin kapatilmasinin ardindan internette kullanicilar harekete gecti ve ozellikle Facebook profillerinden durumu protesto etmeye basladi. Bunun uzerine hemen bir suclu arayisina girisildi ve secim arefesinde iktidar sucu uzerine almayacagi icin Digiturk tek basina ortada kaldi. Bu da yetmiyormus gibi firma yaptigi aciklamayla adeta yetmez ama evet dedi. Iste aciklama;

“Halkımızdan almış olduğumuz destekle Türk futboluna yaptığımız yatırımlarla birlikte, illegal maç yayınlayan kişi yada kişilerle mücadelemiz devam edecektir. Kamuoyuna saygılarımızla sunulur.”

Boyle bir gozdagi boyle bir kudreti kendilerinde nasil bulduklarina dair bir aciklama henuz gelmedi. Turk Telekom bile TT Arena yatirimi icin boyle curretkar bir aciklama yapmamisti. Turk halkindan alinan nasil bir destektir, sanki yatirim yapiyordur ama bunu hibe mi ediyordur?

Bu isin sadece bir boyutu. Necmettin Erbakan’in cenazesi ile mesgul olan gundemde bu konunun kaynayip gidecegi, daha sonra secim falan derken internet ozgurluklerinin kisitlanmasi konusunun kaynayacagi dusunuluyor olabilir. Gercekten boyle olur mu? Buyuk ihtimalle. Cozum icin arayislar internetten suruyormus. Belki gecen sefer Youtube konusunda yapildigi gibi Sayin Basbakan’a gidip “Gecen sefer siz Youtube’a ben giriyorum siz de girin demistiniz Blogger’a nasil girebiliriz?” sorusu sorulabilir.