89 TL versem limitsiz elektrik ve su verir misiniz?

ANKARA, İNTERNET, MANŞET, OPERATÖRLER

Ülkede acayip bir tartışmadır sürüp gidiyor: BTK, ne söylediğini tam ölçüp tartmadan bir açıklama geçti. Dedi ki bundan böyle internet kotasız olacak, adil kullanım kotası diye bir şey olmayacak. Bunu duyan halkım, bu tam olarak düşünülmemiş açıklamalardan yola çıkarak sandı ki şu anda verdiği mevcut kotalı internet fiyatlarının aynını kotasız olarak verebilecek. Halkta, özellikle de gençler arasında inanılmaz bir beklenti oluştu.

Sonra şirketler birer ikişer kotasız tarifelerini, doğal olarak üstüne kotasız kullanım ücretini giydirerek çıkarmaya başladı. Halkım da olanca gücüyle sosyal olan her tür medyadan harekete geçti ve bağırmaya başladı.

Daha önce TKNLJ içinde defalarca yazdım ama sizler için tekrar bir özet geçelim:

Adil Kullanım Kotası adını verdiğimiz şey, kelimeler anlamıyla bir iletişim yanlışı. Kotanın adili adaletsizi yok aslında. Bir tane kota var. O da şirketlerin size belli bir para karşılığında sattıkları kota.

Şu anda siz internete girdiğinizde girip çıktığınız her internet sitesi, indirdiğiniz her veri onların maliyeti haline dönüşüyor. Yani siz evinizde yaptığınız her internet gezintisi, operatörlerin cebinden belli bir para alıyor. Eskiden bunu hesaplamak kolaydı çünkü internet altyapımız kötüydü. Bu adamlar olsa olsa şu kadar data çekebilirler diye bakılırdı ve fazlasını çekebilmek fiziksel olarak mümkün değildi zaten.

Ama bugün fiber ve saz arkadaşları var. 25 megabitlik bir giriş paketi dediğimiz şey 1997 yılında 100 bin kişiyle kullandığımız ülke internet kullanımının 5 katına tekabül ediyor. İnterneti açıp indirmeye bağlayan biri bir şirketin canına okuyabilir. Ama esas kritik nokta şu: 25 megabitle indirme yapan biri, normal internet kullanan, yazısını okuyan, sosyal medya paylaşımını yapandan 100 kat fazla trafik oluşturuyor.

Kota bu noktada aslında normal internet kullanıcılarını korumak için yapılmış bir şey: Düşünün bir kere siz toplam 40 gigabayt kullanım yapıyorsunuz. Diğer taraftaki adam 500 gigabayt kullanmış. Data kullanımının paralı olduğu bir noktada ikimizin aynı fiyatı vermesi doğru mu? Hakkaniyetli mi?

Haydi olayı daha anlaşılır hale getirelim: Biz diyoruz ki belli bir para vereyim bunun karşılığında istediğim kadar internet kullanayım. Peki aynı şeyi elektrik ya da sular idaresine söyleyebiliyor muyuz? “Ben 89 lira vereyim ama istediğim kadar elektrik kullanayım bana elektrik kotası aşımı verme…” Bunu söyleyemeyiz. Diyelim ki söyledik, elektrik idaresi sizin evinizde yakabileceğiniz elektrik için size bir fiyat çıkarabilir. Peki ya siz evinizi, hatta apartmanınızı elektrik sobasıyla ısıtmaya kalkarsanız? Bu konuştuklarımızdan hiç farkı yok bunun…

Benim internet kullanımım belli. Onu bunu indirmiyorum. Muhtemelen en yüksek kullanımım Digiturk üstünden seyrettiğim “Dilediğin Yerden İzle” film ve dizileri… Eğer ben kafayı kırıp bir yerden yazılım, film, müzik indirecek olsam, sahip olduğum hızla 30 günde terabaytı bulabilirim. Ama bunu yapmıyorum.

Şimdi terabaytı bulan adamla benim aynı parayı verme durumuma bakalım: Ya terabaytlık adam ile aynı fiyatı veriyor ve anlamsız para harcıyorumdur… Ya terabaytlık adam benim küçük kullanımlarım için ayarlanmış tarifeyi veriyor ve şirketi zarara sokuyordur. Oysa ben azımı vereyim öteki de çoğunu versin… Niye bunu yapmak bu kadar zor ve anlaşılmaz geliyor herkese? Bunu çözemiyorum.

 

Bizim BTK ve operatörlerden isteyeceğimiz şey kotasız değil kotalı internet olmalı aslında. Biz demeliyiz ki abi bana az kullanımlı bir internet ver en ucuz kaça olur bu… Çünkü sabahtan akşama Facebook, Instagram ve Twitterdan çıkmayan birinin aylık internet kullanımı 100 gigabayt yapmaz, yapamaz.

Data kullanımı, su kullanımı veya elektrik kullanımı… Bunların birbirinden hiç farkı yok. Bunlar sevgi gibi paylaştıkça çoğalmıyor. Kapıdan içeri girmesinin net bir maliyeti var. Biz bu maliyetlerin düşürülmesini isteyelim devletten, kotasız olmasını isteyeceğimize… Bu maliyetlerin düşürülmesinin yollarını da yazdım daha önce defalarca yine TKNLJ içine: Daha çok fiber, daha çok yurt dışı çıkışı, daha az özel iletişim vergisi, rekabeti sağlayacak daha çok şirket ve daha alternatifli yollarla internete girme fırsatı…

Video TV’yi bitirir mi?

İNTERNET, MANŞET, OPERATÖRLER

Eyeidea stock video portfolioBaşlığı atarken içim bir tuhaf oldu. 1980 yılında Almanya’dan gelmiş bir arkadaşın evinde ilk kez video gördüm. Yani istediğin zaman filmi görüp istediğin zaman durdurabildiğin alet. Neler geçmişti aklımdan bununla yapılabilecek. O yıllarda çocuktun ve kendi aramızda inanılmaz muhabbetlerimiz vardı: Oğlum televizyonu bitirir lan bu… Başlat reklam çıkınca ileri sar (O zamanlar reklamsız bir yayın videoda bile olmaz sanıyorduk. Çocuktuk işte)

Aradan seneler geçti ve ülkem çoğunluğu özel birçok kanala kavuştu. Bu kanal sahiplerinden birine, Erol Aksoy’a o zaman sahip olduğu Cine5 ve Show TV’yi internete taşıyacak, dolayısıyla maçları yurt dışında da seyrettirecek bir sistem önerdim. Bayağı bir gitme gelmeden ve tartışmadan sonra kabul etti. O zamanın şartlarında ayda 20 dolar gibi devasa bir ücretle yayınları izlemek için binlerce kişiye ulaştık. Ama bu işi kimin yöneteceği kaygısı devreye girdi, zaten Erol Aksoy o yılların sonuna doğru medya ve ekonomi sahnesinden çekildi.

Netflix’in yaratacağı polemikler

ANKARA, İNTERNET, MANŞET, OPERATÖRLER

netflixNetflix ülkemize geldikten sonra kaflarda birçok soru birikti. Bunların hepsini olanca açık bir bakış açısıyla ve dürüstçe masaya yatıralım. Bu soruların cevapları ve bilgiler bize Netflix’in Türkiye’de tutup tutmayacağını, Tivibu, Turkcell TV+ ve Digiturk’ün bu ülkedeki geleceğini anlatacak. Tabii ki TKNLJ formatında geçelim bunların üstünden…

Netflix dünya (özellikle ABD)içeriğiyle gelmedi kapımıza. Şu anda Digiturk üstünde oynayan bazı diziler ve birçok filmleri Netflix’te yerini alamamış. Çok önemli diziler mi? Bazılarımız için öyle…

Netflix Türkiye’de!.. Şimdi Digiturk düşünsün

İNTERNET, MANŞET, OPERATÖRLER

imgresDünyanın en büyük film platformlarından Netflix, yayınlarını Türkiye’den de kanuni olarak seyrettireceği duyurusunu yaptı. Ayda 8 Euro ile tek ekran üstünden, 12 Euro ile 4 ekrana kadar eş zamanlı seyretme imkanı sağlayacak olan bu TV platformunda dizilerden filmlere televizyonda seyretmek istediğiniz her şey dünyayla hemen hemen eş zamanlı biçimde yayınlanacak.

Ben hemen bunu Xbox’a kurup televizyondan istediğim kadar yayın seyretmeye hazır hale getirdim. seyir deneyimlerimi sizlere düzenli olarak aktaracağım.

Şu andan itibaren Turkcell TV+, Tivibu ve özellikle de Digiturk için günler çok daha zorlu geçecek. Bun şirketlerin dünya devi ile nasıl başa çıkacağını hep birlikte izleyeceğiz.

Umarım bu hizmete giden internetin yavaşlatılması, devletten yurt dışına giden paracıklarımızı korumak için bu hizmetin yasaklanması gibi şeyler karşımıza çıkmaz.

Film ve maçları göstermek hırsızlık değil çünkü streaming

DONANIM, MANŞET

teeveeBir sürü yazıyı yetiştirme stresi içinde Facebook’a girdim ve bir reklam gördüm: Teevee.io. Genelde böylesi şeylerde haber değeri görür ve tıklarım. Bu sefer de yanılmadım.

Siteye girdiğimde küçük bir cihazla bütün film ve maçları ücretsiz olarak seyredebileceğimi söylüyordu site bana. 300-400 TL arasında değişen fiyatlarla verilen bu cihazlar bunu nasıl yapıyordu? Digiturk ile anlaşmalarının olabileceğini düşündüm saf saf… Canlı yardım linki vardı tıkladım ve aşağıdaki konuşmayı yaşadık.

Bilgilerinize sunuyorum.

TeeVee.io Destek
Abonesiz, Hollywood yapımları Türkiyede vizyona girmeden önce TeeVee kutusundan izlenebilir. Canlı spor müsabakaları Avrupa ligi ve Şampiyonlar ligi dahil, Televizyon kanalları yerli/yabancı, yetişkin kanallarıda izlemeniz mümkün. En az 3mb internet şarttır TeeVee kutusunu kullanabilmeniz için.

Siz — Bilgilerinizi güncelleyin
selamlar

futbol maçlarını nasıl ve kaça gösteriyorsunuz?

hangi maçları alabiliyoruz bu kutuyla?

Film ve diziler için ekstra ödeme yapmamız gerekiyor mu?

Teevee.io Türkiye Destek sohbete katıldı

Teevee.io Türkiye Destek
Hayir hic bir ek odeme yapmiyorsunuz

Dunyadaki tum maclari canli olarak seyredebiliyorsunuz

Siz — Bilgilerinizi güncelleyin
Hangi maç ve filmlerden bahsediyoruz? türkiyedeki lig maçlarını izleyebiliyor muyum?

Teevee.io Türkiye Destek
Evet

Fakat hd kalitede degil

Siz — Bilgilerinizi güncelleyin
Digiturk’e para vermeden değil mi?

Teevee.io Türkiye Destek
Gs fb bjk avrupa kupa maclari hd

Evet digiturk ile alakamiz yoktur

Siz — Bilgilerinizi güncelleyin
korsan filan diye baskın yapmasınlar bize?

Teevee.io Türkiye Destek
Hayir

Streaming ile yayinlar size ulasiyor

Bu yasal bir tekniktir

Siz — Bilgilerinizi güncelleyin
o dediğiniz olunca korsan olmuyor di mi?

Teevee.io Türkiye Destek
Hayir kesinlikle oyle birsey soz konusu degildir

Çok acayip bir ülkeyiz biz. Teknolojiyi çok değişik yerlerde kullanıyoruz. Bu konuşmadaki en kötü taraf ne biliyor musunuz? İnsanları bunun korsan olmadığına inandırma çalışması…

Digiturk’ü sevmiyor olabilirsiniz. Ama minik bir kutuya 400 TL verdikten sonra bunlar kesilince ne yapacaksınız? Kimden hesap soracaksınız? Veya evinize baskın yapılınca ne olacak? Hırsızlık yaptığınızı bilmemek ceza almanızı engellemez diye biliyorum.

Çok acayip bir ülkeyiz…

Digiturk’ün ilk haberinin tarihçesi

MANŞET, OPERATÖRLER, RAPORLAR

digiturk ilk haberYanlış mı hatırlıyorum diye düşündüm. Milliyet web sitesine gittim. Bana en eski Digiturk haberini getir dedim. Ve doğru hatırladığım ortaya çıktı: Milliyet gazetesinde, basılı gazetede, bu haberi ilk yapan benmişim.

Haberi çok iyi hatırlıyorum. 10 Aralık 1999 günü yayımlandı bu haber. İki gün önce bu basın toplantısının duyurusu gelmiş gazeteye. Milliyet gazetesi o zamanlar Aydın Doğan’a aitti ve bu bir Doğan Holding basın toplantısıydı. Yani gidilecekti. Benim gitmem kararlaştırılmış. Çünkü bu içinde teknoloji olan bir basın toplantısıydı.

Konuyu bir kenara bırakın, zor bir basın toplantısıydı bu. Çünkü bir yandan Aydın Doğan’ın damadı Mehmet Ali Yalçındağ diğer tarafta ise; Dinç Bilgin, Erol Aksoy ve Aydın Doğan arasında ping pong topuna dönen Show TV’nin yeni sahibi Mehmet Emin Karamehmet vardı. Aydın Doğan o aralar herkesle kavgalıydı ve cidden çok büyüktü. Karamehmet o zamanların yükselen yıldızıydı. Herkes onun GSM trenini nasıl yakaladığını, diğerlerinin nasıl kaçırdığını konuşuyordu.

Bu iki holdingin arasında çok da bariz olmayan bir husumet vardı. Ama o zaman ikisinin de düşmanı Uzan Holding’di ve Uzanlar birinin GSM dünyasından diğerinin basından öylesine büyük düşmanıydı ki aralarından su sızmayan dostlar gibi görünüyorlardı.

Yine de toplantı boyunca fotoğraf çeken fotoğrafçı kardeşim onların tek bir sempatik pozunu bulamadı. Bunu üstteki kupürden de görebilirsiniz. Öyle ki diğer pozlarla karşılaştırınca bu asabi suratlar minik kızının ilk bale gösterisini izlemeye gelmiş anne baba şefkati barındırıyor gibi duruyor. Gayet iyi hatırlıyorum çünkü resim seçiminde fırça yedim sanki adamları güldürmekle mükellefmişim gibi…

Toplantı oldukça teknik, üstelik bir de yabancı dildeydi. Çünkü Philips dünya başkanı bu inanılmaz pazarın teknik altyapısını kurmak için Türkiye’ye gelmişti. Öylesine ovuşturuyordu ki ellerini, bir ra kıvılcımlar çıkmaya başladı.

Toplantıda CD kalitesinde ses, set top box, uydudan yayın, izledikçe öde gibi kavramların bombardımanına tutulduk. Kimse diğeri için bir şey söylemedi. O zamanki öngörümüz “Karamehmet’in iş yapma yeteneğiyle Doğan’ın medya gücü birleşirse bu adamların önünde durulmaz” idi.

Ben maç yayınları filan diyecek oldum… Susturdular beni. Bildiğiniz susturdular. Çünkü o yıllarda maç yayınları Uzan’ın sökerek aldığı haliyle Teleon isimli kanaldaydı. Piyasada doğru dürüst kutusu yoktu, adam gibi yayını yoktu. Ama haklar onlardaydı işte. Kimse o anda spor yayınlarından bahsedilmesini istemiyordu. Çünkü Fenerbahçe’yi ayartmak için ciddi uğraşlar verilmiş, sonunda bir maç yayını havuzu oluşturulmuştu. Elbette bunun sürükleyicisi futbol olacaktı. Ama o anda orada hele hele Doğan holding bünyesinde çalışan bir gazeteci sormayacaktı bunu.

Sonra ne oldu peki? Haber yayınlandı. 70 milyon dolar yatırım öngörüldü ki bu yatırım 2004 yılına kadar 500 milyon doları bulacaktı. Para Avrupa Eximbanklarından gelecekti. 2003 yılı için 4 milyon satış hedefi kondu. Ama bu sistem hayatında hiç o kadar satmadı.

Peki Aydın Doğan ne oldu derseniz… 2000 yılında GSM 1.800 ihalesi şartnamesi açıklandı. Şartnameye göre bu ihaleye girecek olan şirketler mevcut GSM şirketyerinden hiçbiriyle ortak olamıyordu ve Karamehmet’in Turkcell’i vardı. Aydın Doğan alt dudağını bükerek belki de hayatının en büyük hatasını yaptı ve bu ortaklığı sona erdirip İş Bankası karşısında asla kazanamayacağı ama o zamanlar bunu bilmediği bir GSM yarışına girdi.

İşin daha acayip tarafı 2003 yılına kadar maç haklarına sahip Uzanlar tepetaklak oldu ve bir anda Digiturk maç yayınlarının üstüne oturdu. İnanılmaz büyüdü ve üstesinden gelinemeyecek bir dev oldu. Kimse onun yerine geçmek için yola bile çıkamadı. Aydın Doğan elinden kaçan balığa çok içerledi. 2009 yılına kadar Hürriyet gazetesinde çok mecbur kalınmadığında Turkcell haberi çıkmadı. Turkcell çok mecbur kalsa da Hürriyet’e reklam vermedi.

Çok mu açık yazdım bilmiyorum… Ama Digiturk Katar’a gelin gitti deyince o basın toplantısından bahsetmezsek olmazdı…

 

Digiturk nereye ve kime gitti?

ANKARA, MANŞET, POLEMİK

PSG-BARCELONEGünün son saatlerinde Digiturk’un beIN Media Group tarafından satın alındığı haberi ekranlara düştü. Konuyla ilgili ilk hızlı araştırma sonuçlarını sizlerle paylaşmak istiyorum. Tabii ki TKNLJ formatında:

  • beIN Media Group dediğimiz şey aslında spor yayınları yapan bir kanal. Yani öyle filmle, haberle, erotik film kanallarıyla filan işi yok. En temel işi spor yayınları
  • Biz onu böyle Media Group ismiyle tanıyaduralım aslında bildiğiniz Al Jazeera yani Türkçe okunuşuyla El Cezire yapısı. Dükkan tamamen Katar sermayesine ait.
  • “Katar sermayesi de kim” diye soracak olanlar için… Nasser Al-Khelaifi dile Katarlı bir iş adamı. 1973 doğumlu. Eski tenisçi diye geçiyor ama konuyla ilgili veri bulamadımKatar Davis Cup takımında güzel sonuçlar almış. Hiçbir turnuvada birinci turu geçememiş. Öyle bir tenisçi yani
  • Paris Saint Germain’in de sahibi ve (tabii ki) yöneticisi. İbrahimoviç’i takıma kazandırırken 180 milyon doların üstünde para harcadı ama takım hiçbir şey olmadı… Ama Khelaifi, Katar’a bakan oldu.
  • Avusturalya, Kanada, Arabistan ve İspanya’da alt şirketleri var. Türkiye bu coğrafik yayılmaya tam olarak uyuyor.
  • Katar Emiri’nin yakını. Emir Türkiye Cumhurbaşkanı’nın yakını. Digiturk TMSF’nin kontrolünde. TMSF bağımsız değil hükümete bağlı… Öyle gider bu hikaye…

Günün birinde Erdoğan Katar emirine, Katar emiri Khelaifi’ye, Khelaifi şirketin yayın müdürüne mesela “Halk TV’yi kaldırsana” derse ne olur sizce?