Netflix raporlarıyla Türkiye’nin hız haritası

İNTERNET, MANŞET

Netflix… Dünyanın en önemli içerik platformlarından biri. 109 milyon abonesiyle 190 ülkede günde 125 milyon saatten fazla içerik gösterimi yapıyor. Dünyanın her yerinden kendine gelen müşterilerinin hızlarını inceleyen Netflix enteresan bir çalışmaya imza atıyor aylardır: Ülkelerin hızlarını düzenli olarak ölçüyor.

Peki bu hızları nasıl ölçüyor? Bunun için her ülkenin Prime Time adı verilen en çok yayın izlenen zaman dilimi içinde hızlarını alıyor ve ortalamasına bakıyor.

Bu noktadan itibaren Netflix tablolarından almamız gereken dersleri sizlerle paylaşmak istiyorum:

  • Bu tablolar kesinlikle “şu servis sağlayıcı daha hızlı bu daha yavaş” önergesinin birincil göstergesi değil. Yazıda da belirttiğim gibi bunlar Netflix’e en hızlı ulaşan servis sağlayıcılar listesi
  • Burada dünyanın en hızlı bağlantısının 4,11 megabit olduğunu göz önünde bulunduracak olursanız hızların 3 virgül bir sayı olduğuna şaşırmamanız gerektiği ortaya çıkar. Öteki ülkelerde Netflix’e 50 megabitle ulaşan kimse yok yani.
  • Türkiye’nin ortalama hızı 3,24 megabit. İlk 6 sıradaki servis sağlayıcılarımızın 4’ü bu ortalamanın üstünde. Türk Telekom ve D Smart gerçekten çok düşük olunca ortaya böyle bir sonuç çıkıyor.
  •  Türkiye, 3,24 megabit ortalamasıyla 59 Netflix ülkesi arasında 31. sırada. Neredeyse tam ortadayız yani. Alt tarafımızda en diye dokunur ülke Japonya ve Fransa. Üstümüzde Trinidad var.
  • Türkiye’nin birinci sıradaki İsviçre ile arasında yüzde 27’lik bir hız farkı var. ABD ve İngiltere’den yüzde 13 daha yavaşız. Son sıradaki Venezuella’dan yüzde 61 daha hızlıyız.
  • Gelelim Türkiye karşılaştırmalarına: Türkiye’nin birinci sırasında 3,73 megabitle Türksat var. İkinci sırada Turkcell Superonline 3,67 megabitle geliyor. Listenin en ilginç ismi 3,41 ile TurkNet.
  • Şirketleri dünya ile karşılaştırdığımızda mesela 3. sıradaki TurkNet, dünyada 20. sırada; İsrail, İspanya, Kanada ve İtalya gibi ülkelerin ortalamasından daha hızlı gözüküyor.
  • Bu arada aylara uzanan bir bakış açısıyla baktığımızda Türksat ve Turkcell’in hızlarının giderek düştüğü gözlemleniyor. Türkiye’de hızı önceki ayara göre en çok artan şirket TurkNet olmuş ve onun altında da Vodafone var.
  • Bu tarzdaki yurt dışı kaynaklı hız ölçümleri, Türkiye’deki şehir efsanelerinin de yerle bir olmasına neden oluyor. E han kotasız internet kullandırdığı için TurkNet’in hızı giderek düşecekti? Dünya devi Vodafone’un üstüde, Türkiye’nin fiber şampiyonu karasal dev Türk Telekom’dan yüzde 16 daha hızlı…
  • Türkiye’ye daha çok internet baronu gelirse bu gibi yurt dışı hizmetlere daha hızlı erişebiliriz. Hatta keşke ülkemizde barındırılabilse bu hizmetler

Video TV’yi bitirir mi?

İNTERNET, MANŞET, OPERATÖRLER

Eyeidea stock video portfolioBaşlığı atarken içim bir tuhaf oldu. 1980 yılında Almanya’dan gelmiş bir arkadaşın evinde ilk kez video gördüm. Yani istediğin zaman filmi görüp istediğin zaman durdurabildiğin alet. Neler geçmişti aklımdan bununla yapılabilecek. O yıllarda çocuktun ve kendi aramızda inanılmaz muhabbetlerimiz vardı: Oğlum televizyonu bitirir lan bu… Başlat reklam çıkınca ileri sar (O zamanlar reklamsız bir yayın videoda bile olmaz sanıyorduk. Çocuktuk işte)

Aradan seneler geçti ve ülkem çoğunluğu özel birçok kanala kavuştu. Bu kanal sahiplerinden birine, Erol Aksoy’a o zaman sahip olduğu Cine5 ve Show TV’yi internete taşıyacak, dolayısıyla maçları yurt dışında da seyrettirecek bir sistem önerdim. Bayağı bir gitme gelmeden ve tartışmadan sonra kabul etti. O zamanın şartlarında ayda 20 dolar gibi devasa bir ücretle yayınları izlemek için binlerce kişiye ulaştık. Ama bu işi kimin yöneteceği kaygısı devreye girdi, zaten Erol Aksoy o yılların sonuna doğru medya ve ekonomi sahnesinden çekildi.

Rakip şirketler konu TV vergisi olunca kol kola girdi

BÜLTEN, DONANIM, MANŞET, TÜRK TELEKOM, TURKCELL

tvTelkoder, TV yayınları için kendi içinde bir yapı oluşturdu. Bu yapıya D-Smart, Tİvibu ve Turkcell dahil oldu. Normalde kendi içinde kıyasıya rekabet eden şirketler bu komisyon kapsamında ortak hareket edecek… İşin ilginç yanı Telkoder Tivibu’nun şemsiye grubu Türk Telekom’a sürekli negatif mesajlar çıkarken bir noktada beraber çalışmayı benimsemesi…

Hatırlanacağı gibi 1999 yılında yaşanan deprem ile geçici olarak Özel İletişim Vergisi (ÖİV) hatımıza girdi. Sonra bu vergi çok beğenildi ve kalıcı oldu. Bu vergi daha sonraki yıllarda İnternet hizmet bedelleri %25-15’ler seviyesinden %5’lere kadar çekildi. Ancak, yayıncılık platformu hizmetlerindeki vergi yükü olduğu gibi bırakıldı. Bu durumdan bilgi ekonomisinin önemli bir bölümünü oluşturan yayıncılık platformu olumsuz yönde etkileniyor ve tabii ki işin yükünü tüketici çekiyor. Bu vergiler, tüketicinin cebinden çıkıyor ve bilginin büyük kitlelere ulaşmasını önlüyor.

Dünyada iletişim hizmetlerine uygulanan vergiler ile ülkemizde uygulanan vergiler karşılaştırıldığında, Türkiye’de hem uygulanan vergilerin çok çeşitli ve karmaşık olduğu hem de vergilerin çok yüksek oranlarda uygulandığı görülüyor. Dünyada tüketicinin TV seyretmek için verdiği vergi oranı ortalama yüzde 20’ler seviyesinde iken ülkemizde yüzde 33 (KDV+ÖİV) oranında olduğu görülüyor. Ayrıca, ülkemizde yayıncılık platformlarının yayınlarının izlenebilmesi için kullanılan alıcı cihazları üzerinden ithalat veya imalat aşamasında yüzde 19,7 oranında Özel Tüketim Vergisi, Bandrol ve Kültür Bakanlığı kesintileri de alınıyor. Bunların da en fazla yüzde 10 olacak şekilde azaltılması gerekiyor.

Bu vergiler ve kesintiler kullanım yaygınlığını olumsuz etkiliyor. Avrupa Birliğinde yüzde 63, Doğu Avrupa ülkelerinde  yüzde 50’ler seviyesinde olan kullanım yaygınlığının ülkemizde yüzde 30’lar seviyesinde olduğu tahmin ediliyor. Hatta Doğu Avrupa ülkelerinde 2017 itibariyle yüzde 61 seviyesine ulaşması bekleniyor. Ülkemizde, Maliye Bakanlığı ile Ulaştırma Denizcilik Haberleşme Bakanlığı tarafından acil olarak yeni bir sektörel vergi reformu yapılmasına ihtiyaç duyuluyor.

Diğer yandan, Yayıncılık platformlarınca yapılan TV ve radyo gibi içerik satışı elektronik haberleşme hizmeti olmadığından sunulan bu hizmetler dolayısıyla alınan içerik bedellerinin Özel İletişim Vergisi (ÖİV)’ye tabi tutulmaması da gerekiyor. Tüketiciler içerik üzerinden ÖİV ödemek zorunda kalmamalılar.

Ülkemizde uydu ve İnternet üzerinden film, dizi gibi alanlarda yayın yapan ve 6112 sayılı Radyo Ve Televizyonların Kuruluş Ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun kapsamında yerleşik kabul edilmediğinden lisans almak zorunda olmayan bazı yabancı kanallar ücret karşılığında izleniyor. Ancak bu yayınları yapan yabancı şirketler devlete vergi ödemiyorlar. Aynı işi yapan yerli şirketler ise devlete her türlü vergilerini ödüyorlar. Bu durum sektörde haksız rekabete yol açıyor. Devlet vergi kaybediyor. Haksız rekabete sebep olan ve vergi kaybına yol açan bu uygulamaların da makul çerçevede düzenlemesi, şartların dengelenmesi gerekiyor.

BTK Digitürk ve D-Smart aboneliklerini bitirecek

ANKARA, MANŞET, POLEMİK

asabiBugün gazetelere yansıyan haberlerde BTK’nın Digiturk ve D-Smart gibi dijital yayın platformları ve aboneler arasında yaşanan çözümsüzlüklere de müdahale edeceğini dile getiriyor…

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı bu hedefe ulaşmak için yeni bir sistem kurdu. Bu sistem kapsamında vatandaş, TV şirketi ile sorun yaşadığı takdirde şikayetini devlete yapacak. Özellikle üyelik iptal ettirme konularında yapılan şikayetlerin artması üzerine Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), kendi internet sayfasında şikayet bölümü açtı. Böylece vatandaşın, üyeliğini bitirme konusunda veya diğer sorun yaşadığı konularda BTK’nın şikayet sayfasından mail atması yetecek. Böylece BTK yetkilileri, vekaleten vatandaşın adına şirket ile irtibata geçerek sorunu çözüme kavuşturacak. Sorun karşılıklı ortak çözüme ulaştırıldıktan sonra, BTK tarafından vatandaşa çözüm ile ilgili en geç 48 saat içinde bilgi mesajı atılacak.

Bu sayede sizin süreniz dolmamış, biz iptal talebinizi almamışız, yoo siz bizi aramadınız ki gibi bütün çirkinlikler sona erecek. Şimdi kendini güçlü sananlar düşünsün…

Ali Güven’e katılmama hakkını kullanma zamanı

ANKARA, MANŞET

Ali-GuvenAnadolu Ajansı’na demeç veren D-Smart Üst Yöneticisi (CEO) Ali Güven, D-Smart’ın Digitürk’ü satın alma isteğine ilişkin, “Bu iki şirketin birleşmesiyle 3 yıl sonra 6-7 milyon abonesi olan, piyasa değeri 10 milyar doları bulmuş, Türk televizyonunu bölgeye yayan bir dünya devinin çıkmasını hayal ediyorum” dedi. Güven, D-Smart’ın, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) Çukurova Grubu’nun borçları nedeniyle el koyduğu Digitürk’e ilişkin planlarını AA muhabiriyle paylaştı. Türkiye’de Digitürk ile aynı işi yapan bir şirket bulunduğunu, bunun da D-Smart olduğunu söyleyen Güven, “Bizim bu şirkete talip olmamız kadar doğal bir şey olamaz. Kendimize çok güveniyoruz. D-Smart’ın Digitürk’ü almasıyla ortaya çıkacak ekonomik avantajlar diğer firmalarda olmayacak” diye konuştu.

Ali Güven bu konuda oldukça yanlış düşünüyor. Zira Türk Telekom’un bu şirketi alması söz konusu olursa giderek eriyen abone sayısı, dolayısıyla şirketin değerinin evlere verilecek belki de ücretsiz yayınla bir anda durdurulması söz konusu olabilir. Yani bu en çok kime yarar diye bakıldığında Türk Telekom’a katma değeri D-Smart’tan çok daha fazla olacaktır. Ama alan kişi şunu hatırlamalı: Çok yakında Digiturk’ün futbol üstündeki gösterim hakkı öyle ya da böyle bitecek…

Ali Güven, tekelleşme eleştirilerinin hatırlatılması üzerine ise şunları söyledi: “Türkiye’de çok kuvvetli, dünya normlarında bir rekabet hukuku var. Çok iyi çalışan bir Rekabet Kurumu ve çok deneyimli uzmanları var. Tabii ki onların izin vermesi halinde bu satınalma gerçekleşir. Burada raconu devlet keser ve çok da haklı olur. Devletin ya da Rekabet Kurulu’nun yerinde ben de olsam, bu satışı çok incelerim. Diğer firmalar arasında Türk Telekom’dan açıklama geldi. Onlar da hakikaten Digitürk’ü alıp, büyütebilecek vizyona ve kapasiteye sahipler. Bizim bu açıklamaları yapmamızdaki en önemli sebep, yetkili mercilerin yanı sıra halka bu talebimizi resmi olarak belirtmek ve iletmekti. Biz bunu yapmak zorundayız.”

Ali Güven burada da şaşırtıcı bir biçimde yanılıyor: Zira Rekabet Kurumu rekabetin tesis edebileceği şartlarda çalışabilir. Sektörün ikincisi, sektörün birincisini satın alıp akabinde “Rekabet Kurumu şahane çalışıyor haydi çalışsın da tekel olmasın” derse buna kargalar da dahil olmak üzere herkes güler. O yüzden de bu söylem çok akil durmuyor…

Güven, D-Smart’ın Digitürk’ü satın alması halinde, yapılacakların listesinin yüzde 99 tamamlandığını belirterek, planlarına ilişkin şu bilgileri verdi: “Biz Digitürk’ü alırsak eğer, elindeki 2015 Mayıs ayına kadar elinde olan lig haklarını, Türkiye’deki diğer pay TV operatörlerine, yani bize gelecek herkese Rekabet Kurulu’nun belirlediği şartlarla ve fiyatlarla vereceğiz. Bugüne kadar Digitürk’ün ‘Benden başka kimsede olamaz’ dediği şeyi biz herkese açacağız. Alan herhangi bir firmanın da aynısını yapmasını bekliyoruz. Türkiye’de futbol, ‘benden başkasında olmasın’ anlayışı yüzünden bitti, futbolun değeri çok düştü. İnsanlar çocuklarını artık voleybol kursuna yazdırıyor. Özellikle 2011 yazında olanlar yüzünden de insanlar futboldan soğudu. Bizim en büyük görevimiz Türkiye Süper Lig haklarını tabana yaymaktır. Fiyat konusunda Digitürk’ü çok eleştiremem ama biz aldığımız takdirde şu an Digitürk müşterilerinin ödediği paket fiyatlarında mutlaka bir iyileştirme yapacağız.”

Hep Ali Güven’in tersine gitmek istemem ama bak bir alalım ne kadar ucuzlatacağız yaklaşımı bana çok popülist geldi. Halk bunu mevcut D-Smart fiyatlamalarına bakmadan dahi yutmaz. Futbolun değerinin sürünmesinin sebebi mevcut maç gösterimi midir yoksa hükümetin işin içine elini ayağını, kolunu bacağını sokması mı? Tabii ki bunları AA röportajında dile getirmesini bekleyemeyiz. Ama futbola ilgi düştü millet çoluğunu çocuğunu voleybola yazdırıyor yaklaşımına kendimi ne kadar zorlarsam zorlayayım ikna olamadım…