Kuzey Avrupa’nın enteresan 5G planları

ericsson5gBiz 30-40 milyon dolarlık yatırım ve araştırmayla kendi 4G’mizi ve 5G hizmetlerini hayata geçirebileceğimizi düşüneduralım, bu işin kaynağı Kuzey Avrupa dünyanın ötesine geçmeye hazırlanıyor. Kuzey Avrupa’nın teknoloji gülü ve Turkcell’in büyük ortağı TeliaSonera, kadim dostu ve mobil teknoloji partneri Ericsson ile 2018 yılında 5G’yi bulundularsa coğrafyada vereceklerini duyurdu.

Bilal Erdoğan için interneti yakar mısınız?

Basit bir soru: Bir kişinin kişisel özlük hakları için bütün interneti yakar mısınız? Bütün Sosyal medyayı yakar mısınız? Peki bütün Twitter’ı? Bir kişi için internetin ne kadarını kapatmanız doğru olur?

Fuat Avni diye bir sosyal medya fenomeni Cumhurbaşkanı’nın oğlu hakkında iddialarda bulundu.

Onun İtalya’ya kaçtığını oraya babasının paralarını kaçıracağını söyledi. Ardından her seferinde olduığu gibi birileri bunu yalanladı. Halkın büyük bir kesiminin bunu ciddiye alıp “acaba gerçekten bir para var mı yurt dışına transfer edilen” diye düşündüğünü hiç zannetmiyorum. Ama Erdoğan’ın avukatları olayı gererek bambaşka bir yere getirdi.

Avukatlar dediler ki ya bu Fuat Avni’nin yazdıkları silinsin ya da Twitter toptan kapatılsın.

Böyle bir şey mümkün olabilir mi? Bir kişinin hakkını korumak için koca Twitter ve ondan faydalanan milyonlarca insan bir anda auta çıkarılabilir mi?

Diken haber sitesinin haberine göre Yaman Akdeniz gibi isimler Twitter’ın, bir diğer deyişle vatandaşın haklarını korumak için tüm hukuki bilgilerini seferber etmiş durumdalar.

Onlar bizim için uğraş verirken ben tekrar soruyorum: Bilal Erdoğan için interneti yakar mısınız? Peki cumhurbaşkanının oğlu olmayan biri için? Hakarete uğrayan bir gazeteci için? Çöp toplarken fotoğrafları çekilen bir evsiz için?

Ben devlete hava için 4 milyar versem…

İhale geçti. Şimdi beraberce oturup sonrasında olacakları masaya yatıralım. Ben bugün devlete havanın kullanım ücreti olarak 4 milyar euro versem ondan neler isterdim sizlere anlatmak istedim. Tabii ki TKNLJ formatında:

  • Sevgili devlet… Sana havadaki frekansları kullanmak için 4 milyar veriyorum. Bu paranın karşılığını almak benim hakkım. Bundan sonra beni daha çok dinlemeni istiyorum.
  • Sevgili devlet… Ben 4 milyar veren biri olarak bu teknolojinin olmazsa olmazı fiberi dilediğim yere gömmek, bunu da adam gibi kanunlarla yapmak istiyorum.
  • Sevgili devlet… Ben bundan sonra fiber döşerken büyükşehir ve yerel yönetimlerin nazı ve kaprisini çekmek istemiyorum. Halka hizmet vermek ve 4 milyarı etkin ticarete dönüştürebilmem için bunlar şart. “Bana ne git belediyeyle anlaş” deme hakkını alıyorum senden
  • Sevgili devlet… Bukadar devasa bir yatırım yapmışken artık bu teknolojileri kötüleyen, yalanlayan, çöp diyen devlet büyüklerinin söylemlerine muhattap kalmak istemiyorum. Lütfen teknolojilerin manevi şahıslarına saldırılar dursun.
  • Sevgili devlet… Eğr sana verdiğim para kadar bir parayı teknoloji yatırımı ve insanların mutluluğuna harcayacaksam bu parayı kime nasıl verdiğime karışma. Beni yerli teknoloji yapabildiğini söyleyen ama ortaya bir baz çizimi bile koyamayan kurumların insafına bırakma.
  • Sevgili devlet… Yeni teknolojiler gelince ben zaten bağlasan durmam. Onları daha yüksek rekabet avantajına kavuşmak için dibine kadar kullanırım. Bu yüzden lütfen beni 4,5 yapacaksın 5 olacaksın gibi politik safsatalarına boğma.
  • Sevgili devlet… farkında olmayabilirsin ama ben zaten her sene 1 milyarın üstünde teknoloji yatırımını düzenli olarak yapıyorum. O yüzden bana Ar-Ge bölümlerinde kaç kişi çalıştıracağımı söyleyip yapmazsan sana ceza veririm laflarıyla sıkma…
  • Sevgili devlet… Benim kazandığım paranın yarısını daha benim elime dahi geçmeden 1999 yılında olmuş bitmiş depremin yaralarını sarmak için benden alıp durma

Digiturk nereye ve kime gitti?

Günün son saatlerinde Digiturk’un beIN Media Group tarafından satın alındığı haberi ekranlara düştü. Konuyla ilgili ilk hızlı araştırma sonuçlarını sizlerle paylaşmak istiyorum. Tabii ki TKNLJ formatında:

  • beIN Media Group dediğimiz şey aslında spor yayınları yapan bir kanal. Yani öyle filmle, haberle, erotik film kanallarıyla filan işi yok. En temel işi spor yayınları
  • Biz onu böyle Media Group ismiyle tanıyaduralım aslında bildiğiniz Al Jazeera yani Türkçe okunuşuyla El Cezire yapısı. Dükkan tamamen Katar sermayesine ait.
  • “Katar sermayesi de kim” diye soracak olanlar için… Nasser Al-Khelaifi dile Katarlı bir iş adamı. 1973 doğumlu. Eski tenisçi diye geçiyor ama konuyla ilgili veri bulamadımKatar Davis Cup takımında güzel sonuçlar almış. Hiçbir turnuvada birinci turu geçememiş. Öyle bir tenisçi yani
  • Paris Saint Germain’in de sahibi ve (tabii ki) yöneticisi. İbrahimoviç’i takıma kazandırırken 180 milyon doların üstünde para harcadı ama takım hiçbir şey olmadı… Ama Khelaifi, Katar’a bakan oldu.
  • Avusturalya, Kanada, Arabistan ve İspanya’da alt şirketleri var. Türkiye bu coğrafik yayılmaya tam olarak uyuyor.
  • Katar Emiri’nin yakını. Emir Türkiye Cumhurbaşkanı’nın yakını. Digiturk TMSF’nin kontrolünde. TMSF bağımsız değil hükümete bağlı… Öyle gider bu hikaye…

Günün birinde Erdoğan Katar emirine, Katar emiri Khelaifi’ye, Khelaifi şirketin yayın müdürüne mesela “Halk TV’yi kaldırsana” derse ne olur sizce?

Cumhurbaşkanı yazılımdan sorumlu bakan oluyor

Sabah gazetesi bugün enteresan bir haberden bahsetmiş. Bu habere sevinmeli miyiz bilemiyorum. Ama içindeki mutluluk verici yönlerle saçmalıkların dökümünü sizin için hazırladım. TKNLJ formatında:

  • Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin bilişim alanında sıçrama yapması için önemli bir plan hazırladı. Erdoğan, dünya çapında bilişim uzmanları, programcılar ve yazılımcılar yetişmesi için özel bir projeyi hayata geçirecek. Peki ben anlamıyorum cumhurbaşkanları proje yapar mı? Bu bir sosyal sorumluluk projesi olsa anlarım. Ama içinde milli eğitim sanayi ve bilişim bakanlıklarını olduğu bir proje. Cumhurbakanına ne oluyor kuzum?
  • Cumhurbakanı 11 yıl başbakanlık yaptı. O zaman kendimizi yırttık. Niye bu fikir görmezden gelindi?
  • Cumhurbaşkanı, yazılım, e-girişim ve bilişim teknolojileri alanlarının parlayan yıldızları ile bir araya gelecek. Türkiye’nin bu alanlardaki sorunlarını ve yapılması gerekenleri dinleyecek. Özel sektör ve kamunun bu alana ilgisini artıracak adımları belirleyecek. Gelecek nesillerin bu alana ilgisini artırmak için öğrencilerle bilişim şenliklerinde bir araya gelecek. E hadi bütün bunları yaptı. Bunlardan çıkan sonuçları cumhurbaşkanlığı örtülü ödeneğinden mi yapılacak? Ne diyorsunuz siz yahu?
  • Erdoğan bu şenliklerde, Türkiye’yi bilişim ve yazılım alanında sıçrama yapması için öğrencilerle birlikte program ya da oyun komutu yazacak. Ne yazacak Black Ops modları mı? Taksim’de Black Ops  mu yapacak seçilmiş polisler?
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde başlattığı, Fatih Projesi, tablet bilgisayar ve akıllı tahta gibi uygulamalara ve yatırımlara rağmen, Türkiye’nin bilişim ve yazılım alanındaki zayıf karnesi masaya yatırıldı. Yalan söylüyorsunuz. Bunların karnesi masaya hiç yatırılmadı. Eğer yatırılsaydı bu projeyi yürüten insanların zan altında olması gerekirdi…
  • Erdoğan ilk olarak, yazılım, e-girişim ve bilişim teknolojileri alanlarında son dönemde önemli işlere imza atan parlak beyinler ile bir araya gelecek. Cumhurbaşkanlığı Sofrası bu amaçla düzenlenecek ve son dönemde önemli programlara, yazılımlara ve e-ticaret alanında projelere imza atan isimlerle bu alanın önemli akademisyenleri davet edilecek. Yani TÜBİSAD, YASAD gibi dernekler Ak Saray’da yemek yiyecek ve ülke bilişim alanında kalkınacak… Yaşasın!!!
  • Bu arada o haberde geçmeyenleri anlatalım sizlere: Bilişim öğretmenlerinin öğrencilere yazılım dersleri vermesinden hiç bahsedilmiyor
  • Meslek liselerinin torna tezgahı bölümlerinin yanına birer yazılım bölümü açılması konusunda herhangi bir şey söylenmemiş.
  • Girişimi olan insanların devletten hakettikleri yatırımı alabilmeleri için maymun gibi uğraşmamalarını sağlayacak sistemlerin hayata geçirilmesinden bahsedilmemiş
  • Türkiye’ye sermaye olarak gelen şirketleri korkutan internet kapatmaları, site yasaklamaları, şirket çalışanlarının hapse atılması gibi konularda yapılacak iyileşmelerden hiç bahsedilmemiş
  • Minik çocuklara temel yazılım dersleri vermeye çalışan şirketlere yapılacak güzelliklerden bahsedilmemiş…

Herkes manşet atmış yaşasın cumhurbaşkanı yazılıma eğiliyor diye… Ama kimsenin soru sorduğu yok. Herkes pasif. Öyle edilgen edilgen haber yazıyorlar.

4G’nin ertelenmesinden anlamamız gerekenler…

26 Mayıs’ta yapılması gereken 4G ihalesi cumhurbaşkanının bir açıklaması ardından sorgulanmaya başlandı. Konuyla ilgili BTK bir basın açıklaması, bir başka deyişle duruş metni hazırladı. Dikkatle hazırlanmış bu metnin satır aralarını TKNLJ formatında inceleyelim:

  • 2G ve 3G geçmişte tüketici beklentilerini karşılamış ama sonra yetersiz kaldı diyor BTK. Bu bakış açısıyla 5Ggelene kadar 3G ile idare edelim savı kesinlikle geçersiz hale geliyor. Ben bunu anlıyorum…
  • BTK açıklamasında halen sektörde faaliyet gösteren tüm işletmeciler başta olmak üzere ilgili tarafların da görüşleri alınarak ihale süreci başlattığını dile getiriyor. Bu hafta bir araya geldiğimiz TELKODER yetkilileri kendilerine danışılmadığını dile getirerek sitemkar konuştular. Hangisinin doğru söylediğini tartışmaya açmak benim görevim değil. Ben sadece bunu bir tespit olarak masaya yatırmak istedim.
  • İhalenin ertelenmesinin sebebi olarak “değişiklik taleplerinin değerlendirilmesi ve ihaleye katılacak isteklilerin teknik ve finansal hazırlıklarını tamamlayabilmek” gösterilmiş. Eğer durum gerçekten buysa 2,5-3 milyar Avro’ya tamamlanacağı öngörülen ihalede 3 aylık erteleme sorun çıkarmaz hatta hoş görülebilir.
  • Ancak diğer taraftan keşke bunu cumhurbaşkanı 4G çöptür 5G’yi bekleyelim demeden önce bu adımlar atılabilseydi. Keşke BTK bunu apar topar yapıyor zaten onlar ajan diyen Savunma Sanayi Müsteşarlığı yetkilileri ortaya çıkmadan bu karar alınmış olsaydı… Alınan karar çok doğru bile olsa, bu söylemlerden sonra dile getirilmesi olayın bütün inandırıcılığını maalesef aldı götürdü.
  • 3 aylık erteleme sonucunda 5G için yeni teknolojiler mi geliştireceğiz veya 4G çöp olmaktan çıkacak mı sorusu kafamızda yankılanıp duruyor.
  • Bakalım şirketler yeni karar karşısında nasıl bir iletişim süreci yürütecek…

Keşke böyle olmasaydı…

Sayın cumhurbaşkanı dedi diye 5G’ye hız veren İTÜ

İTÜ, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından da önemine işaret edilen “5G” teknolojileri için bu alanda yaklaşık 1 yıldır süren çalışmalarına hız verdi.

Bu bir bültenin spotunun giriş cümlesi. İTÜ, İstanbul Teknik Üniversitesi, 1773 yılında Mühendishane-i Bahrî-i Hümâyûn adıyla kurulmuş devlet üniversitesidir. Bir üniversite, ilim irfan kuruluşu olarak başta devlet yönetimi olarak kimseye eyvallah etmez zaten. Bir sayın dedi diye iş yapmaz. Bir işi yapıyorsa bile bunu bir sayına bağlamaz. Bağlamamalı.

Peki ne yapmış? Okuyalım öğrenelim bültenlerinden:

İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca

Türkiye’nin iletişim teknolojilerinde sadece kullanıcı ve ithalatçı konumundan çıkıp hızla teknoloji geliştiren ve satan konuma gelmesi için Elektrik-Elektronik Fakültesi ve Bilişim Enstitüsü’nün işbirliği içinde, “5G Çalışma Grubu” oluşturuldu.

Yaklaşık 1 yıldır 5G üzerine araştırmalarına devam eden İTÜ, ileri teknolojilerde öncü olma misyonuyla yeni bir çalışma başlattı. Bilişim, elektronik ve telekomünikasyon alanında uzman akademisyenlerden oluşan “İTÜ 5G Çalışma Grubu” kuruldu. Bu sayede, sadece ülkemiz değil dünya için de yeni olan bu teknolojiyle ilgili teknolojik bileşenler, standartlar ve insan kaynağı konusunda araştırmalar yürütülecek.

İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca, “250. Yaşına doğru ilerlerken dünyanın en köklü üniversitelerinden biri olarak, amacımız yeni teknolojilerin keşfedilme sürecinden itibaren tüm aşamalarında sektörel paydaşlarla işbirliği yaparak yer almak. İTÜ bilimsel ve teknolojik çok sayıda yeniliğe imza atmış, ülkemizi yeni teknolojilerle tanıştırmış bir kurum olarak bugün de pek çok geleceğe yönelik çalışma yürütüyor. Şimdi ise dünyanın gündemindeki böyle önemli bir konuda, geleceğin teknolojilerini yapılandıracak aktörlerden biri olmak için çalışıyoruz” dedi. İTÜ’nün akademik bir kurum olarak başlıca görevleri arasında nitelikli insan kaynağı yetiştirmenin olduğuna dikkat çeken Karaca, şunları kaydetti:

“5G’nin Türkiye’de şekillenmesi sürecinde aktif yer almak istiyoruz. Bunun standartları, frekansları ve alt teknoloji bileşenlerinin belirlenmesi gibi birçok aşamayı ele alacağız. Ama en önemlisi, bu alanla ilgili uzman işgücünü yetiştirmek hedefindeyiz. Bunun için öncelikle insan kaynağı eksikleri nedir, hangi akademik programlar geliştirilmeli konularına eğileceğiz. 5G üzerine hem sektörde hem de akademik anlamda çalışacak insan kaynağını yetiştirmeye yönelik yüksek lisans ve doktora programları açmayı hedefliyoruz.”

Yeni kriptolu telefon her seferinde şifre üretecek

Vatan gazetesi bugün yepyeni kriptolu telefonların müjdesini vermiş manşetinden. Gelin telefonun özelliklerini ve dinlenip dinlenemeyeceği polemiğini TKNLJ formatında maddeler halinde inceleyelim:

  • Telefonların, özellikle kriptolu olanların dinlenebilmesi, elinizde kripto anahtarı olsa bile çok zor. Çünkü o kriptonun anlık olarak çözülmesi için bir tele başka bir tel bağlayarak dinleme yapmak kadar kolay değil. Ciddi teknoloji istiyor.
  • Yeni yapılan telefon ilginç bir mantıkla hayata geçirilmiş: Telefonun aynı mantıkla çalışan diğer telefonla konuşması anında bir şifre üretiliyor. Ama her seferinde her konuşmaya özel ayrı ayrı şifreler üretiliyor. Böylece “şifre bilinse bile” kelimeleri cümle içinde rahatça kullanılabilecek
  • Şunu düşünmüş olabileceklerini umuyorum: Normalde şifreyi çaldıran devlet (eğer öyle bir şey varsa tabi)  Bu yeni şifreleme mekanizmasını da elinden kaçırabilir. Yani tek bir şifre çaldırmak gibi her seferinde nasıl şifre üretildiği çalınırsa yine tek şifre çalınmış gibi olur, haybeye yepyeni teknoloji üretmiş oluruz biz de…
  • IMEI üzerinden dinleme yapıldı filan çok saçma bir yaklaşım. Koca bakan ve başbakanların telefonlarının IMEI’si olsa ne olacak olmasa ne olacak…
  • Kriptolu telefonların en büyük laneti, hele ki hayata geçirilen telefonda olduğu gibi iki tarafın sertifikasına bakılarak şifre üretiliyorsa, konuşma yapan her iki tarafın da kriptolu telefon kullanması gerekiyor. Yani kesin bir dinlenmeme garantisi isteniyorsa haberlerde adları geçtiği için sayıyorum, Başbakanın konuştuğu işadamının da, oğlunun ve kızının da kriptolu telefon kullanması gerekiyor. Yoksa ha kriptolu telefon kullanmışsınız ha herhangi bir Çin malı ürün…
  • Şuna dikkat ediyorlar mı bilmiyorum: Yeni akıllı telefonların en önemli riski üstündeki akıl: Yani siz istediğiniz kadar bir telefonun ses kısmına kripto yerleştirin eğer bu telefonun içine casus dinleme programı koymuşsanız o telefon dinlenir. Yani sizin bahçe girişindeki evinizin kapısını dünyanın en sağlam çeliğiyle kaplatıp evden çıkarken pencereyi açık bırakmanız gibi… Başbakan ve çevresinin telefonlarının yazılım kontrolünü kim yapıyorsa ona sağlam bir sorumluluk düşüyor…

Cumhurbaşkanı teknolojiye ne kadar karışmalı?

Cumhurbaşkanı dedi ki:

“İnsanlar o marka telefonu alabilmek için gece dahi saatlerce kuyrukta bekliyorlar. bu marka her yıl model çıkardığı halde, modeller arasında çok büyük farklılıklar da yok ha, bunu da söyleyeyim. Tanınmışlık sayesinde bu uzun kuyrukları oluşturabiliyorlar. burada birçok arkadaşımız da bunu biliyor. aslında satılan telefon değil, satılan o telefonun markası. “bak yenisini aldım” bu.

Bu demeç gerçekten de Türk tarihinin en ilginç yaklaşımlarından biri. Çünkü Cumhurbaşkanı gözle görülür bir biçimde girmemesi gereken bir konuya giriyor, açık bir biçimde bilmediği konuda konuşuyor ve net bir biçimde haddini aşıyor.

Cumhurbaşkanı milli eğitim konusunda konuşabilir, ulaştırmadan dem vurabilir, çocuk psikolojisini bildiğini iddia edip bu konuda ahkam kesebilir ve hatta teknoloji konusunda derinliği olan ya da olmayan şeyleri dile getirebilir.

Ama cumhurbaşkanı bir markayı hedef alarak konuşma yapamaz. Çünkü cumhurbaşkanı memleketinin tüm insanlarına aynı uzaklıkta olduğu gibi (bizim cumhurbaşkanımızın herkese aynı uzaklıkta olduğunu değil olması gerekeni söylüyorum) tüm markalara da aynı uzaklıkta olmalıdır.

Olaya teknoloji gözüyle bakmayın. Marka markadır… Mesela Nuh’un Ankara makarnasını yemeyin o çok lapa oluyor diyemez. Tat konserve yemeyin onun doğallığından şüphelerim  var diyemez. Nova City’de oturmayın orasının ulaşımı kötü diyemez. LG Televizyon almayın onun renkleri kötü diyemez…

Çünkü cumhurbaşkanı herkese ve kurumsal yapılara aynı uzaklıktadır.

Çünkü cumhurbaşkanının cumhur idaresi gibi çok fazla ve ulvi işleri vardır.

Çünkü cumhurbaşkanı eğer bir sorun görmüşse bunu rapor eder ve bunu çözecek devlet erkanı vardır.

Çünkü cumhurbaşkanı “atıp tutamaz”…

Neden biliyor musunuz?

Çünkü birisi çıkıp derse ki “sana ne isteyen istediği kuyrukta bekler, ne anladın modeller arasında çok büyük farklılık olmadığını A7 ile A8 işlemciyi karşılaştıracak bir yetenğin oldu mu hiç hayatında, 4,7 inç ile 5,5 inç arasındaki farklı parmaklarını açarak gösterebilir misin”…

Burada çirkin konumda olan sadece cumhurbaşkanı değil onun temsil ettiği iddia edilen devlet olur.

Eğer etrafında akıllı bir danışan varsa ona sus artık desin. Eğer yoksa bizi dinlesin, sussun…

Başbakan internetin padişahı oluyor

Önceki cumhurbaşkanı Abdullah Gül bu maddeyi kabul etmemiş, imzalamam değiştirin de gelin demişti. Ama o madde cumhurbaşkanının değişmesiyle birikte aynen uçarak geri geldi:

Bu madde dediğimiz bildiğiniz kişisel hak ve özgürlüklerin sıfırlanması:

Milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi nedenlerinden bir veya birkaçına bağlı olarak, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, erişimin engellenmesi Başkanın talimatı üzerine, Başkanlıkça yapılacak. Erişim sağlayıcıları Başkanlıktan gelen erişimin engellenmesi taleplerini en geç 4 saat içinde yerine getirecek. Başkan tarafından verilen erişimin engellenmesi kararı, başkanlık tarafından 24 saat içinde sulh ceza hakiminin onayına sunulacak. Hakim kararını 48 saat içinde açıklayak…

Başbakan ülke güvenliği gibi muğlak bir kavramın arkasına sığınarak istediği interneti sitesini, internetin istediği kadarını kapayacakya da açacak. Böylece mahkeme hukuk gibi gereksiz bir sürü adım ortadan kaldırılacak… Önce başbakan kapatacak sonra mahkemeler onun aldığı kararın doğrulamasını yapacak.

Mesela bir kişi adam öldürüyor, başbakan oraya gelip katili öldürecek, sonra mahkeme katil için idam hükmü verecek gibi…

Davutoğlu ve Erdoğan ortaklığı ilk kafayı internete attı.

Padişahlığın ilk adımı ülkemize hayırlı olsun.

Abdullah Gül cumhurbaşkanlığından ibaretmiş

Türkiye’nin 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Çankaya Köşkü’nden ayrıldıktan sonra internette kişisel web sitesi açtı. Gül, facebook sayfasında fotoğrafının altında yazan “politikacı” ifadesini de korudu. www.abdullahgul.gen.tr adresinde, Abdullah Gül ile eşi Hayrünnisa Gül’ün yanyana fotoğraflarına yer verildi. Sitede; Gül’ün facebook, tvvitter, instagram, izlesene.com, youtube ve vidivodo sitelerindeki hesaplarına da link verildi.

Peki bu sitede ne olmasını bekliyorduk? Kişisel web sitesi dediğiniz şey biraz da kişisel hayatın yansımasıdır. Hayatında neler olup bittiğini anlatır. Şu anda Abdullah Gül’ün sitesine baktığımıza sadece ve sadece cumhurbaşkanlığı alanında yaptıkları var. Ne öncesi ne sonrası… Fotoğraf ve videolar… Yazılar çiziler… Hepsi cumhurbakanlığından ibaret.

Cumhurbaşkanlığı yapmış biri özellikle suyunu çıkaracak kanunlara dakikası dakikasına hiç geciktirmeden imza atmış birinin bu tip detayları atlamaması lazım.

Bakalım yeni cumhurbaşkanı neler yapacak internet konusunda…

Cumhurbaşkanına bilişim politikası önerilerini sunarsak hayatımızda ne değişir?

Bilişim Sanayicileri Derneği, Ankara’da Cumhurbaşkanlığı himayelerinde gerçekleştirdikleri “Atılım için Bilişim Konferansı”nın sonuçlarını Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile paylaştı. Ben çok fazla Ankara’yı bilmediğim ve özellikle de anlayamadığım için icra ile işi olmayan Cumhurbaşkanına neden önerilerin sunulduğunu çözemedim. Ama mutlaka önemli bir sebebi vardır.

Görüşmede sunulan önerileri TKNLJ tarzında özetleelim:

  • Nitelikli insan kaynağı ve eğitim,
  • Şeffaf ve rekabetçi bir piyasa oluşturulması
  • Sektöre yönelik bütüncül politikalar oluşturulması ve yönetişim
  • Türkiye eğer 2023 yılında dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girmek istiyorsa bilgi ve iletişim teknolojilerini ve inovasyonu kalkınmasının merkezine almaktan başka şansı yok
  • Bu konu bir sektör meselesi değil bir memleket meselesi
  • 2023 hedeflerine varmak için Türkiye’nin bilişim sektörünün kaldıraç etkisinden yararlanmaktan başka yolu yok

Gönderilen bültende cumhurbaşkanının bu konuya nasıl baktığını gösteren bir açıklama yok, “aa ne güzel dediniz” gibi bir alıntı bile bulunmuyor. Ama ben halen Cumhurbaşkanımız bunları çok beğense, tamam her işi bırakın buna eğilin dese bile hayatımızda ne değişeceğini bilmiyorum.

Eğer bizim gazete okumadığımız bir ana denk gelip başkanlık sistemi geldiyse, sayın Gül başkan seçildiyse onu bilemeyiz. Ama himaye himayedir ve iyidir…