Turkcell çeyrek karnesiyle takdir alır mı?

Şirketlerin çeyrek açıklamaları önemlidir. bir nevi üçer aylık dönemlerinin karneleri gibidir. Bu açıklamalarda babaya karne gösterme edasıyla davranır şirketler. 10 aldıkları beden, müzik ve din dersi gibi hayata etkisi az olan şeyleri bağırarak söylerler. Orta aldıklarını kırık olmadığı sevinciyle bağırır, kırıklarının sebebini öğretmenin onlara takmasına bağlarlar. Gerçekten de böyledir bu. Bütün şirketlere bakın.

Ben Turkcell toplantısına toplam kurumsal iletişim seviyesinin giderek aşağı inmesi ve bunun farkında olmamaları sebebiye gidemedim, gitmedim. Ama onları belli bir uzaklıktan takip ettim. Elimde borsalara gönderdikleri açıklamalar ve tabi ki basın bültenleri var.

Öcelikle bugün ilginç bir gün oldu Turkcell için çünkü açıklama yapacakları gün BTK onlar ve diğer şirketlere depremde neden konuşturtamadınız cezası kesmek için harekete geçti. Bunu gazeteci arkadaşlar sorduğunda olayı daha çok kesilen rakipleriyle bir saat kadar kesilen ya da onların deyimiyle aksayan şirketlerinin aynı kefeye konmasını eleştirerek anlatmışlar. Ne kadar yanlış. Çünkü orada konuşulması gereken şey ötekiler daha çok kesildi biz az kesildik değil. Deprem gibi zamanlarda milyonların aynı anda telefona hücum etmesinin yarattığı mücbir sebep. Dünyada hiçbir şirket tüm abonelerinin aynı anda konuşmasını kaldıracak yeterlilikte değil. Bakan ve BTK yetkilileri bunu öyle sanıyor olabilir. Ama bakan bunu konuşurken aman devlete ters gitmeyelim diye boynunu büküp Küçük İbo tavrı takınmaktansa bunu dile getirmeleri gerekirdi. Ama yapmadılar, yapamadılar. Çünkü devlet. Şimdi cezasını çekecekler haklı olmalarına rağmen. Ama günümüz ülkesinde haklı olmak değil, uyumlu olmak prim yapıyor maalesef.

Hızlıca finansallara bakmak gerekirse… yüzde 18 gelir ve kar artışı inanılmaz gelebilir. Enflasyon konusuyla harmanladığımızda aslında gerçek büyümenin kaç olduğunu basit bir toplama çıkarma işlemiyle bulabiliriz. FAVÖK marjının yüzde 41,5 olması mesela çok önemli. Ama bunu halka nasıl anlatırsınız bilmiyorum. Zira bunu söylemek sizden aldığımız her 100 liradan 41,5 lira kar ediyoruz anlamına geliyor. Bu başarı mı? Siz karar verin.

Turkcell bu dönemde basın bülteninin de manşetine 1,5 milyon faturalı müşteri aldık cümlesini çıkarmış. En başta söylediğimiz babasına karne gösteren çocuk yaklaşımı bu. Faturalı müşteri sayısı artmış harika ama toplamda bir milyon abone kaybına işaret ediyor gazetecilerin bakmayacağı finansal Excel tablosu… Yine finansalların olduğu sitedeki sunumda kayıp aboneler BTK’nın adresini vermemiş faturasız hatları kapatması kararına bağlanmış. O kadar basit mi gerçekten. Belli ki öyle görünmesi isteniyor. Mobil abone kayıp oranı geçen sene yüzde 2,1 imiş bu sene 2,7 olmuş. Yani bunu kimse söylememiş tabi ki…

İnternet tarafına gelecek olursak… Fiber abone sayısı 100 bine yakın artmış ve 1,5 milyona yaklaşmış. Ancak ADSL abonesi yaklaşık 200 bin azalmış ve 715 binlere düşmüş. Bu noktada sanki abone kaybı varmış gibi gözükse de dikkat etmemiz gereken bir unsur var: Önceki sene 4. çeyrekte piyasaya. sürülen Superbox aleti. 4G imkanlarıyla interneti Huawei modemiyle evin her yerine yayan bu hizmet gerçekten de çok tuttu. Başta acaba pahalıya mı geliyor diye düşünüyorduk ki halk bunun satış fiyatını mantıklı buldu. Son bir sene içinde 300 bine yakın Superbox satıldı ki eğer bir ürün bu kadar satıyorsa doğru üründür tartışmaya gerek yok. Bir yılda satışlar 10 kat arttı ve 323 bine çıktı. Belki ADSL kullanıcılarının azalmasının sebebi kullanıcıların bu ürüne terfi olmasıdır. Bunu Turkcell söylemediği sürece bilemeyeceğiz.

Dijital servislerin gelirlerinin 1 milyar lirayı aşması, bence Turkcell’in karnesindeki en önemli not. BiP’ten atılan mesaj sayısı ve fizzy’den dinlenen şarkı adedi beni gerçekten hiç ilgilendirmiyor. Ama günlük tekil TV+ açma sayısının 3,4 milyona çıkması onları Digiturk’ün tam karşısında bir yere çok ciddi bir rakip olarak konumluyor. Dergilikten okunan günlük dergi sayısının 191 bin olması ise basının ölmeyeceğinin ama şekil değiştireceğinin en önemli göstergesi. Ama Turkcell bunun farkında değil ve basını yaşatacak bu önemli adımı atamıyor bir türlü. Keşke basın araçları haber üretene katkı yapacak hale getirilse. Ama Turkcell için önemli bir kalem değil orası. Sadece belirli gazetelere yakın davranıp haber çıkartmak varken…

Paycell benim en çok kullandığım Turkcell hizmetlerinden biri. İçindeki kayıtlı kredi kartı sayısı 4,4 milyon olmuş. Ödemesi ve faturaya yansıması inanılmaz bir kolaylık sağlıyor. Ama daha da önemlisi bu hizmeti kullanan dükkan sayısı ki o da 7 bine çıkmış. 5,7 milyar liralık işlem hacmi yaşanmış. Bunlar gerçekten bankaları dahi kıskandıracak rakamlar. Üç yıl içinde bunları 17 milyon müşteri ve 150 bin dükkana çıkamayı planladıklarını söylüyorlar. Nasıl mı? QR tabanlı ödeme ve POS yazılımları sayesinde herkesin işini kolaylaştıracaklar sanırım.

Bunun ötesinde neler var? Mesela Murat Erkan hala ortak altyapı yapılsın diyor. Bunu sadece kendileri ve kendi kendilerine söylemeleri onları yalnızlaştırıyor. Biz ortak altyapı konsunda konuşalım dediğimizde karşımıza kendi sesiyle çıkıp konuşacak kimseyi göremiyoruz Turkcell’den. Sivil toplum kuruluşları, mesela TELKODER bunu dile getirdiğinde de bir anda kayboluyor bu şirket ve genel müdürleri.

Turkcell’in karnesi muhteşem değil. İyi ve kötü notları var. Sınıfta kalacak bir durumu yok ama kimse takdir beklemesin bu karneden.

Türkiye’de 2018 telekomünikasyon dünyası

BTK 2018 telekomünikasyon rapor ve rakamlarını açıkladı. Üstünden konuşulması gereken konuları TKNLJ formatında küçük başlıklar halinde sizler için çıkardım. Özetle çok parlak değil durum. Ama neden değil… İşte bunları size maddelerle vereyim.

WhatsApp global çöktü sorun bizde değil onlarda

Büyük kitlelerin konuşma ve mesajlaşma olarak kullandığı, operatörlerin gelirlerinde belirgin bir azalma gerçekleştiren WhatsApp, 30 Kasım gününü çok kötü geçirdi.

Gün boyu yavaşlayan ve mesajların gelip gitmesinde sorunlar çıkaran uygulama ilerleyen saatlerde web temelli uygulamasının çökmesiyle iyice kullanılmaz hale geldi.

Türkiye’de sosyal medya ortamlarında daha önce Twitter ve Facebook yavaşlatılmalarında olduğu gibi Türkiye kaynaklı bir sorun olduğunu düşünen kullanıcılar bu yönde sıkıntılarını dile getirdi.

Ancak hayır, BTK Başkanı Dr. Öner Fatih Sayan’ın USOM’dan aldığı bilgilerle yaptığı açıklamada söylediği gibi bu uluslararası bir sorun. İngiltere’den kıta Avrupası’na, Afrika’ya kadar birçok ülke kullanıcıları hemen hemen aynı sorunlardan muzdarip olduklarını dile getiriyor.

Hata bizdeki sorundan çok daha büyüğü özellikle Batı Avrupa ülkelerinde yaşanıyor.

Sorun bizde değil onlarda.

ABD regülasyonu “bazı siteleri yavaşlatabilirsiniz” diyor…

ABD’de “net neutrality” adında bir kavram tartışmaya açıldı. Önce bu kavramın ne olduğunu size hatırlatayım: Diyelim ki bir servis sağlayıcınız var. Bu servis sağlayıcısı, tüm internet sitelerinin müşterilerine aynı hızlarla, mümkün olan en yüksek hızlarla gelmesini sağlamak zorunda. Buna ağ tarafsızlığı deniyor.

“Sana ne kardeşim sen onun adresine filan bakma neyse getir” deniyor ki bu da size mantıklı gelmiştir. Tabi canım insanlar neden bazı siteleri yavaşlatsın bazılarını hızlandırsın ki? Biz ülkemizde bu sorunun cevabını yaşadık. Terörist eylemler zamanı sosyal medya, özellikle de Twitter ve Facebook, tartışmaların çok da uzamaması için gözle görülür biçimde yavaşlatıldı. Buna kimi sözde gazetecilerimiz ama kapanmadı sansür yok diyerek destek bile verdi. Onların işi ve parası çok ama yatacak yeri yok. Neyse ana konumuz bu değil.

ABD, 2 yıl önce bu olayın önemini, bizzat o zamanki başkanı Barack Obama’nın yaptığı geniş açıklamalarla halkına anlattı. Ve bunun için yapılan özgürlükçü söylemleri regülasyonlar takip etti.

ABD’de bizdeki BTK’nın muadili bir kurum var. Adı Federal Communications Commission… Komisyonun şimdiki başkanı, Ajit Pai, ajitasyon yaparak bu kuralların kaldırılmasını istediğini dile getirdi.

Bir ülke bunu neden kaldırmak ister? Akıl sır erdirmek zor. 14 Aralık günü bunun oylanması yapılacak. Pai bu tarafsızlığı kaldırarak internetin özgürlüklerini yeniden getirdiğini, servis sağlayıcılar üstündeki baskıyı kaldırdığını dile getiriyor şaşırtıcı bir biçimde. İsteyen istediğini. beğenmediğini yavaşlatma özgürlüğüne sahip olsun diyor.

Amerika ciddi adımlarla bir kabile devleti olmaya doğru ilerliyor.

FCC’nin oylaması üçte iki çoğunluğa sahip Cumhuriyetçilerin oylarıyla birlikte kesin kabul edilecek. Orada hemen kimsenin şüphesi yok.

Peki bu noktadan sonra ne olacak? Servis sağlayıcılar internet sitelerinden para alacak ve diyecek ki para verenler hızlı gelsin parasını vermeyenler sürünsün, öyle yavaş gelsin ki millet bezip bize para veren öteki sitelere gitsinler.

İnternetin doğasına ve ruhuna aykırı bu hareket dünyaya yayılır mı? Kesin örnek alan çok ülke olacaktır. Ben Türkiye’de para için bu yola girilmez gibi geliyor ama belli de olmaz. Gelecek için temkinli bir iyimserlik içindeyim.

Peki para kazanma tarafını söyledik. Ya şirketler farklı düşüncelere sahip internet sitelerinin hızlarını yavaşlatırsa? Farklı fikirler derken… Alternatif bakış açıları, muhalifler, büyük şirket ve iktidarı eleştirenler… Böyle sayınca kesin olmaz diyebilir misiniz? Ben diyemem.

Ha kural ve kanun takip edilecekse, 2011 yılında konjonktüre rağmen BTK’nın dimdik durarak aslanlar gibi çıkardığı harika kararlar var.

Dünya giderek, palyaçoların yönettiği bir gezegen olma yolunda büyük adımlarla ilerliyor. Bizim akıllı olmamız, o ülke bu ülke demeden bu tarzda söylemlere karşı durmamız gerekiyor.

Ya da Elon Musk’a gidip ne oldu abi şu bizim Mars işi deyip duracağız.

Çok fazla seçeneğimiz yok…

 

 

Fiber kullanıcı sayısı konusunda hala anlaşamamak

Türkiye’de fiber, internete bağlanmanın en hızlı, hatta en hesaplı yolu. Ama bir sorunumuz var ki fiberin evlere girebilmesi için ülkede ciddi yatırımlar yapılması gerekiyor. Bu yatırımlar uzun süre o ya da bu sebeple, o ya da bu şekilde engellendi. Ama şirketler Türkiye’de fiberin yaygınlaşması için çok ciddi çabalar sarfettiler.

Mesela Turkcell Superonline, fiber satabilmek için 5,2 milyar TL yatırım yaptı. Bunun karşılığında 40 bin kilometre fibere kavuştu. Ama en önemlisi, homepass adı verilen, fiber almaya muktedir, içine fiber internet girebilecek hane sayısı 3 milyona ulaştı.

Bu noktada rakibi Türk Telekom rakamlarına bakalım. Türk Telekom’un Türkiye sınırları dışında Turkcell Superonline kadar, yani 40 bin kilometre fiberi var. 246 bin kilometre döşenmiş fiberi var. 15,4 milyon haneye ulaşıyor.

Haberin derinliklerine indiğimizde karşımıza 1,2 milyon fiber müşterisi çıkıyor Turkcell’e ait. Türk Telekom resmi çeyrek açıklamasında 2,2 milyon fiber müşterisi olduğunu söylüyor. Diğer taraftan BTK’nın pazar verisi açıklamalarına baktığımızda kurum Türkiye’de fiber abone sayısının 2,1 milyona yaklaştığını söylüyor.

Şimdi Türkiye’deki yakışıklı insan sayısını araştırıyoruz dersek, yakışıklılık göreli bir kavram olduğu için kimine göre 1 milyon, kimine göre 3, kimine göre 40 milyon çıkması normal. Ama fiber bu. Işıl ışıl bir kablo bu. Evde olursa anlarsınız, yoksa hemen belli olur zaten. Yani BTK’nın bir önceki çeyrek verilerine bakacak olursanız Türk Telekom’un rakamı kesin yanlış, Turkcell’in rakamlarının yanlış olma ihtimali var. Ya da ikisi de doğru ve yıllardır pazar verilerini toplayan, bu verileri Türk Telekom, Vodafone ve Turkcell’den bizzat alan BTK yanılıyor.

Bunun ötesinde Turkcell Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Murat Erkan iki yıldır pazar lideri olduklarını söyleyerek Türk Telekom’un 2 milyonun üstünde fiber rakamını da gömecek açıklamalar yapıyor.

Yani bugün haydi bizim gibi yıların teknoloji muhabirlerini bir kenara bırakın. Diyelim ki Türkiye’ye bir şirket geldi yatırım yapmak için veya ürün satmak için veya Türkiye’nin hızlı internetine güvenerek iş yapmak için… Adam fiber kullanıcı sayısını soruyor. Acayip acayip, değişik değişik rakamlar çıkacak karşısına hepsi güvenilir olan kaynaklardan. Borsaya yıllardır açık şirket bir rakam söyleyecek, onu regüle eden kurum bambaşka bir şey söyleyecek.

Siz sıkılmadınız mı bundan?

Devletim bir el atsa bu rakamlara da kimin neyi söylediğini anlasak…

Yaşasın! Çok ucuza güdük internet geliyor

Türk Telekom efsanevi bir iletişim yapmış. Birkaç gazeteden birkaç güzel insanla buluşup çok güzel konular konuşmuşlar. Haftalardır benim sorularıma neden cevap alamadığım da böylece ortaya çıktı, meğer bu konuyla çok meşgullermiş.

Bu elitist toplantının sonucunu birkaç gazeteden derleyerek çıkaracak olursak ana tema ucu internet sağlamak üstüne oturuyor. Evet Türk Telekom ucuz internet verecekmiş. Peki nedir bu paket? 20 gigabayt internet kotalı bir internet…

Biraz benim yazdığım BTK raporlarına bakan ortalama zekada bir insan, Türkiye sabit internet ortalama kullanımının 72,9 gigabayt olduğunu görür. Yani ortalama kelimesi anahtar kelime aslında. Ortalamanın 4 kat altında bir interneti ucuz diye satmak ne kadar akıl karıdır onu tartışalım. Çünkü bizim yaptığımız şu: Ekmek 1 liraya satılıyor çok pahalı biz iki dilim ekmeği 75 kuruştan satalım çabasındayız.

Paul Doany 20 gigabayt kotalı güdük internetin her ev için yeterli olacağını söylüyor. Ben söylenmeyenleri dile getireyim: Zaten bunun üstünde etkin bir internet bağlantısını sunmakta zorlanıyor şirket. Yine BTK raporlarına baktığımızda yatırım gücünün düştüğünü görüyoruz. Evlere gelen bakır kablo, kurşun gibi duruyor Türk Telekom’da. Fiber diye sattığı “hizmetin” adını BTK raporlarında bile göremiyoruz sadece TT çeyrek açıklamalarında var.

Bütün bunları üst üste koyduğumuzda karşımıza Paul Doany ile karşı karşıyayken sorulmayan bir soru çıkıyor: Şu anda up to 50 gigabit internet 79 liraya satılıyor ki kurulum ücreti vs. olaylarını hiç katmıyorum buna. Aşağı yukarı aynı hızlarda (çünkü up to dediğimiz olay büyük bir yalan, asla 16 megabitk görmek mümkün değil) 20 gigabaytlık interneti 15 liraya satmak istediğinizi beyan ediyorsunuz.

Arada 35 gigabaytlık bir kota farkı ve 64 liralık tarife farkı var. Ya önceki fiyatınız çok yanlıştı senelerce bu halktan anlamamnız gereken bir ücret aldınız ya şimdiki çok yanlış. Ama ikisinin arası yok.

Bu arada yine o toplantıya katılan kimsenin soramadığı soruyu masanın üstüne koyalım: 15 liralık internet verirken telefon sabit ücreti buna dahil oalcak mı olmayacak mı? Çünkü o zaman 15 lira dediğiniz şey 40 liraya kadar çıkacak.

Son bir not da Doany’nin demeci üstüne: Bizim için penetrasyon önemli. Bence bu demeç de yanlış. Bizim için insanların internete girebilmesi önemli. Çünkü Doany 20 gigabayt kotalı internetin cep telefonunda 100 liralık bir tarifeye denk geldiğini söylüyor. Mobille sabitin aynı şey olduğuna inandırmaya çalışıyor bizi. Yine BTK raporlarında aylık ortalama kulanımının 2,5 gigabayt olduğu hizmetle 72,9 gigabayt olduğu hizmeti aynı kefeye koyup bizim buna ikna olmamımızı bekliyor.

5 inçlik ekrandan aldığınız veri; bilgisayar, oyun konsolu ve hatta Digiturk ile paylaşılan internetle aynı olur mu? Bunun cevabını Doany’nin bildiğine eminim.

Türkiye’nin iletişim altyapısı artık o kadar hızlı ilerlemiyor

BTK’nın her sene hazırladığı illere göre yıllık istatistikleri yayımlandı. Ben bu rakamları her sene olduğu gibi sizler için daha anlamlı veriler haline dönüştürdüm elimden geldiğince… Bunları TKNLJ formatında sizlerle paylaşıyorum:

  • Rakamlar 2011 ve 2016 tarihlerini kapsıyor
  • Bu zaman dilimi içinde Türkiye nüfusu bir yılda 1,36, 5 yılda 6,81 arttı
  • Sabit telefon kullanımı bir senede yüzde 3,62 gerilemiş. 5 yılda ise gerileme yüzde 27’nin üstünde
  • Ülkenin sabit telefon kullanımı, nüfusun yüzde 13,88’ine düşmüş durumda.
  • Benim en acayip bulduğum rakam, ülkenin sabit santral kapasitesi: Bir senede santral kapasitesi yüzde 8 düşmüş. Neden santral kapasitesi düşer ki? Bunu bir soru olarak Türk Telekom’un cevaplandırma ihtimaline bırakıyorum.
  • Türkiye’de ankesörlü telefon sayısı her şeye rağmen düşse de 1054 kişiye bir ankesörlü telefonla devamını sürdürüyor.
  • Mobil telefon kullanıcı sayısı 75 milyonun üstüne çıkmış durumda. Bu da toplam nüfusun yüzde 94’üne tekabül ediyor. Yani birilerinin bize söylediği gibi kişi başına bir telefondan fazla düşmüyor. Çocukları çıkardığınızda öyle belki ama dünyanın hiçbir yerinde çocuklar hariç telefon sayısı hesaplanmıyor.
  • Mobil hat sayısı bir senede yüzde 1,93 artmış. 5 sene içinde ise yüzde 14,9. Artış yavaşlıyor. Doygunluk kendini gösteriyor iyiden iyiye…
  • 2G kullanan abone sayısı sadece bir sene içinde ki o yıllar 2015-2016 arası, yüzde 52 düşmüş. 5 senedeki düşüş ise yüzde 86,8
  • BTK 3G ve 4G’yi birbirinden ayırmamış verdiği istatistiklerde… Bu bana ilginç geldi. Bu yüzden 4G’nin gidişatını tam olarak sezinleyemiyoruz. Bir senelik artış yüzde 9,84 olmuş. 5 senelik rakam ise yüzde 124 gözüküyor. 3G ve 4G arasında geçişlerin daha çok yaşandığını düşünecek olursak çok güzel sonuçlar verebilecek bir istatistiğin fırsatını kaçırmış sayılabiliriz.

Otel ve restoranlara yeni internet filtresi darbesi

BTK yeni bir yönetmelik çıkardı. Buna göre internet kafelerden restoran ve otellere kadar yeni filtreleme ve herkesin bilgisini saklama zorunluluğu getirildi. Bununla ilgili dikkat edilmesi gereken ancak ülke gündeminin görmezden geldiği çok önemli maddeler var. Sizler için unları maddelerle TKNLJ formatında sıralamak istiyorum:

  1. BTK yönetmeliğinde yasaklı olan siteler filtrelenmelidir deniyor. İyi de zaten yasaklı olan siteler ülkenin genel internet omurgasından yasaklı değil mi? Yasaklı siteleri restoran ve oteller neden bir daha filtreliyor? Niye tekrar bir filtreleme yatırımı yapıyor? Hangi sitenin yasaklı olduğunu olmadığını takip etmekle yükümlü mü restoranlar? Yasaklıysa izin verme yok yasaklı değilse gri bir alandaysa restoranlar bununla neden uğraşıyor?
  2. Yine otel ve restoranlar kendilerine giren insanların adını soyadını, girdiği aletin MAC ID denen kimlik kartını ve hatta girdiği adresleri iki sene boyunca saklamakla yükümlü. Burada da iki önemli nokta var: Birincisi iki sene boyunca otel ve restorana her giren çıkanı kaydetmenin ve saklamanın maliyetini kim karşılayacak? O nasıl bir saklama alanı olacak haberiniz var mı? Dalga mı geçiyorsunuz? Haydi onu geçtik, bir restorana gittiğimde benim hangi adrese girdiğimi adım ve telefonumla eşleştirmek kimin haddine? Benim nereye girdiğimi kebapçı neden biliyor? Kişisel bilgilerin korunması bu kadar kolay çöpe atılacak bir şey mi? Bir Phorm’u bu yüzden eleştirmedik mi? Sabah otelden çıkarken adamın sizin referandum için evet mi hayır mı dediğinizi bilmesi iyi bir şey mi? Bunu sizin vicdanınıza bırakıyorum.
  3. Bu filtrelemeyi hemen bugün yönetmelik çıkıncadevreye alıyorlar. Peki otel ve restoranların bu sistemi kurması böyle birkaç dakikalık bir iş mi? Bugün böylesi bir sistemin kurulması için ortalama 1.000 TL para istiyor en sıradan yazılım ve donanım şirketi… Hemen bugünden itibaren nasıl kuracak ve çalıştıracak bunu işi teknoloji olmayan yeme içme şirketleri? Bu kadar haksızlık olmaz…
  4. Otel ve restoranlardan sabit IP almaları isteniyor. Şimdi bizim karşıdaki kebapçıya git Türk Telekom’dan sabit IP al desenize… O sırada size ne tepki verdiğine bakın… Köpüklü ayran istemiyorsunuz, sabit IP için ne yapması gerektiğini nereden bilecek bu adamlar?

Keşke devletim insanlara 15 bin TL’ye kadar ceza keseceği bu sistemleri zorunlu hale getirirken bunları düşünse… Keşke bunları düşünmek ve dile getirmek biz teknoloji konusunda düşünen insanlara kalmasa. Haydi kaldı diyelim keşke önceden bize sorsalar da görüşlerimizi alsalar ki biz de böyle gelene geçene atar yapan gazeteciler gibi gözükmesek…

İnsanlar tanklara da çıktı telefonlara da

15 Temmuz kalkışmasının en önemli sıkıntılarından biri de ekonomiye yaptığı olumsuz etkilerdi. Bakıldığında hemen her sektör yılın üçüncü çeyreğini “yaşanmamış” aylar listesine ekledi ve büyük zararları sineye çekti.

Ancak Telekom sektöründe durum tam da öyle olmadı. Hatta uzun zamandır yapamadığı gelişmeleri bu sayede hayata geçirdi. BTK’nın yılın her çeyreğinde yayımladığı Pazar Verileri Raporu’na göre şirketler ciro ve karlarını, hatta abone sayılarını artırdılar.

  • Bir yıllık süreçte baktığımızda Türk Telekom gelirini yüzde 14, Turkcell yüzde 2, Vodafone yüzde 13,2, Avea ise yüzde 13 artırdı. Çeyrek bazında Türk Telekom yüzde 3,2, Turkcell yüzde 6,4, Vodafone 2,7, Avea yüzde 5 arttı.
  • Teknolojik yatırımlar açısından bakıldığında hem bir yıl öncesine göre hem de bu çeyrek için yatırımlarını artıran bir tek Türk Telekom var. Turkcell bir yıl öncesine göre yatırımını artırmış ancak geçen çeyreğe göre düşürmüş. Avea ve Vodafone’un her iki alanda düşmüş. Hatta Avea ve Vodafone’un çeyrek yatırım toplamları sadece Vodafone’un geçen çeyrek yaptığı yatırıma zar zor erişiyor.
  • Konuşma 64,2 milyar dakikaya çıkmış çeyrek başına… Şimdiye kadar yapılan en yüksek konuma. Bir yıl öncesine göre baktığımızda yüzde 12,2’lik bir artış söz konusu.
  • Enteresandır, 15 Temmuz’un yaşandığı dönemde belki de telekomünikasyon şirketlerinin yaptığı değişik kampanyalar yüzünden şikayetler neredeyse bıçak gibi kesilmiş. Mobil şikayetlerdeki düşüş yüzde 25 azalmış. Tüm şikayetler açısından baktığımızda bir çeyrekte yüzde 11 düşüş var.
  • Türk Telekom iyice data şirketi oldu. Erişim kalemi 2009 yılında toplam gelirin yüzde 24,3’ü iken bu çeyrekte yüzde 55,4 oldu. Hatırlanacağı gibi 2014 yılında erişim gelirleri ik kez konuşma da dahil tüm gelirleri geçmiş, 2016 yılı başında da yüzde 50’nin üstüne çıkmıştı.
  • Tam bir yılda erişimin toplam gelirlerdeki payısını yüzde 7,3 artırması, Türk Telekom ölçeğindeki bir firma için inanılmaz.
  • 10,1 milyonu sabit olmak üzere 59,1 milyon internet kullanıcısı var.
  • Mobil cepten internet korkunç derecede şişiriliyor. Bir sene içinde yaklaşık 12 milyon yeni mobil genişbant internet kullanıcısı yaratıldığı diye getirilmiş. Buna karşın esas gelişmişliği gösteren fiber kullanıcı sayısındaki artış çeyrek bazında 50 bin bile değil. Yıllık ise 200 bin civarında.
  • Abone başı internet kullanımı sabitte bir çeyrekte 3,5 gigabayt arttı. Mobilde ise yüzde 12 arttı. Mobilde yıllık artış ise yüzde 35…
  • 47 milyon mobil telefon sahibinin yüzde 18,4’ü, yani 8,8 milyonu, yanlışlıkla dahi internete girmemiş gözüküyor.
  • 4G’nin gelip artık iyice oturduğu şu günlerde BTK 7 ilde mobil internet hızını ölçmüş. En hızlı ilde hızımız 8 megabit. Yani öyle 300 megabit, 1 gigabit filan yok ortalıkta…

  • OECD ülkeleri arasında Sabit mobil genişbant yaygınlığında her zamanki gibi Macaristan, Şili ve Meksika’dan iyiyiz

İkinci Paul Doany dönemi, o dahil herkes için daha zorlu olacak

Türkiye’nin lider iletişim ve eğlence teknolojileri şirketi Türk Telekom’un yeni CEO’su, Yönetim Kurulu kararıyla Paul Doany oldu.

Bu cümle bir Türk Telekom basın bülteniyle geldi. Bekleniyordu çünkü o kadar çok yazılıp çizildi ki dedikodu olmaktan çıkmıştı artık. Bu cümle kesinleştikten sonra birkaç yazı yazıp sildim. Sonrasında sizlere Paul Doany kimdir konusunu, onun Türk Telekom’un başına geçtiği ilk dönemde çok yakınında olan biri olarak anlatmak istiyorum.

Önce o dönemler nasıldı onu hızlıca özetleyeyim size: AKP’nin ilk yıllarıydı. Sonradan bakanlıkta en uzun süre kalma rekoru kıracak olan bugünün başbakanı Binali Yıldırım’ın ilk yıllarıydı. Türk Telekom’un satışını kabul etmeyen muhalefet ve sivil toplum kuruluşlarının seslerinin en yüksek çıktığı zamanlardı. BTK’nın yeni yeni yapılandığı ve sektördeki ağırlığının henüz sonrası dönemlerde olduğu kadar yüksek olmadığı zamanlardı.

Gelelim Türk Telekom’un içine… Türk Telekom o yıllarda bir devlet kuruluşuydu. İçindekiler hedefsiz çalışmaya alışmış devlet memurlarıydı. Özel bir şirkette çalışma mevhumları olmadığı gibi, çok da yoğun bir çalışan kitlesine sahiplerdi. O zamanlar söylenenlere göre iş verimliliği çok da yüksek değildi. Çalışanların büyük bir kesimi devletin farklı kademelerine geçrek devlet memurluklarını devam ettirmekte çok kararlıydı.

Türkiye’ye gelmesinin ilk günlerinde bu şirkete danışmanlık hizmeti vermek üzere şirket dışından ama Paul Doany’e çok yakın bir seviyede çalışmaya başladım.

Çok zor zamanlardı gerçekten. Çünkü yapılan her yeni tarifenin günlerce BTK bünyesinde onay için bekletilmesi söz konusuydu. Şirket rekabeti korumak amacıyla TTnet ve mobil olarak birkaç parçaya bölünmüştü. Evet o zamanlarda daha Vodafone yoktu. Ama Turkcell inanılmaz derecede kuvvetliydi. Avea, Aycell ve Aria başarısızlığının gerçekten çok dibe vurmuş haliydi. Dolayısıyla şirket içinde koordinasyon kurmak neredeyse imkansızdı.

Bence o yıllarda Paul Doany bir mucize yarattı: Devletin o zorlu yapısıyla serbestleşmeye çalışan bir sektörün sancılarını harmanlayıp, farklı bir çalışma dünyası olduğunu çok yavaş benimseyen şirket içi çalışanları motive etmeye çalıştı.

Yaşananlar konusunda detay verebilmem profesyonel açıdan doğru olmaz. Ama kan ter ve göz yaşıyla geçen çok zor bir üç yıl olduğunu söyleybilirim size…

O zaman dilimi içinde Doany ile ilgili gördüklerim şunlar: İnanılmaz zeki ve esprili biri. Belki Binali Yıldırım le o yüzden çok iyi anlaşıyorlardı. İşine çok dedike çalışan biriydi ki benden az uyuyan bir tek onu gördüm. İnanılmaz espriler yapmasının yanında sinirlendiği zamanda yanında olmak istemeyeceğiniz biriydi. Onu en çok sinirlendiren şeyin hayal kırıklığı ve insanların aptallığı olduğunu söylemekte fayda var.

Özel hayatında doğru dürüst Türkçe konuştuğunu hiç görmedim ama Türkçe sunum yaptı, o zamanın başbakanına tamamı Türkçe açılış konuşması yaptı. Hesap kitap işlerini bizzat kendinin yaptığına birkaç kez şahit oldum. Sözünü sakınan da bir adam hiç değildi: Çok fazla diplomatik olmadığı çok zamanlar gördüm. Ama bunu insanları kırmadan yapardı. Türk Telekom il müdürlerinin şimdiki değil özelleşmeden önceki hallerini düşünün: O zaman bu insanlar devlet törenlerinde devlet erkanıyla beraber, vali, kaymakam, askeri erkanla beraber saf tutardı. O insanların özel şirkete dönüşme sancılarını gecesini gündüzüne katıp her biriyle teker teker konuşarak giderdi.

Kimsenin bilmediği bir yönü gündeme getirmekte fayda var: Ülkede yabancı ürün hayranlığının olduğu 2000’li yılların başında her eve soktuğu modemleri bir Türk firmasından alarak resmen bir sektör yarattı ülkede. Ama en önemlisi şirket satın almaları yaparak oyun, eğitim, Ar-Ge ve benzeri alanlarda çok da onlardan istenmeyen Türkleştirme adımları attı. O adımların iyi ya da kötü sonuçlanması konu dışı. Sonuçta kaç büyük Türk sermayesi biliyorsunuz şirket satın almalarıyla Türkiye’de şirket büyüten?

Yeniden Türk Telekom’un başına gelmesiyle sektör tekrar hareketlenebilir. Çünkü Türk Telekom son birkaç yıl içinde ilerleyen değil cepten harcayan bir kurum oldu. Ypabileceği birçok şeyi yapmadı. Şirket onun bıraktığı zamandan itibaren düzenli olarak aşağı doğru gitti. Devlet ilişkileri ve rekabet nezdinde hiç ileri adım atmadı (ben hep ileri adım atmalı demiyorum ama ilk zamanlarıyla kıyaslandığında çok fazla geriye gitiğini söylemek çok da yanlış olmaz)… Bence Binali Yıldırım’ın bir önceki Türk Telekom CEO’sunun gözlerinin içine baka baka fiber rekabetini eleştirmesiyle ilişkiler kopma noktasına geldi.

 

Bence daha ılımlı bir Türk Telekom için şirketin başına tekrar getirildi. Bene tüm yapıları değiştirip oyunu baştan yazması gerekiyor. İlk sefer kadar hatta daha zorlu bir süreç olabilir onun için.

Ama şurası çok önemli: Onun varlığı, Turkcell için çok büyük tehdit. Çünkü göreli olarak Kaan Terzioğlu’ndan daha fazla zaman geçirdi bu ortamda ve özellikle de “bu” devlet erkanıyla. Hele hele Türkiye’yi ve pazarı çok fazla bilmeyen yeni CEOsuyla Vodafone içintehdidin boyutları çok daha korkutucu…

Ama en azından sektöre yeniden heyecan gelebilir. Ve girişimcilerle geçirdiği sıkı fıkı 4-5 yılın ardından Türkiye’de yeni şirketlerin ayağa kalkmasını sağlayabilir.

Merakla bekliyorum ilerlemeleri…

Mobil internete sadece 4G kullanıcıları giriyor ötekiler yatıyor

Woman using her Mobile Phone, Night Light Background

Mobil pazar verileri, telekomünikasyon pazarı için çok önemli. Bu açıdan BTK raporunun bu gözle incelenmesinde büyük fayda var…

  • 4G’nin gelmesiyle en büyük değişim 3G abonelerinde yaşandı. 2G abone sayısı 1,4 milyon azalırken 3G abonelerinin sayısı 64,3 milyondan 28,6 milyona düştü.
  • Şu anda resmi olarak 38,6 milyon 4G abonesi var görünüyorsa da BTK bunun üstüne özel bir not düşmüş: 38,6 milyonun sadece 13,3’ü, yani üçte biri aktif abone. Yani GSM şirketleri abonelerini kürekle 4G dünyasına çekmiş. Ama adamlar aktif değil. Yani bizim 4G, sözde 4G…
  • Şu anda 73,7 milyon cep telefonu hattımız var. Bu da nüfusun yüzde 93,5’ine tekabül ediyor. 0-8 yaş çocuklar ve cihazlar arası veri aktarımı çıkarıldığında mobil penetrasyon oranı yüzde 106’ya çıkıyor.
  • Toplam mobil internet kullanımı sene başında 165 bin terabayt iken ikinci çeyrekte 255 bin terabayta çıkmış.  Yani data kullanımındaki artış yüzde 55… Şimdi şirketler bize şunu söylesin: Ortalamayı biliyoruz. Yüzde 55’in üstündeki artışa sahip şirketlerin ağları iyi, altındakilerinki kötüdür. Var mısınız bu hesabı açık etmeye?
  • Bu arada açık olmamakla beraber BTK şöyle bir rakam vermiş: Toplam tüm mobil internet kullanımı 255 bin terabayt. Ancak 4G ile yapılan kullanımların miktarı 225 bin terabayt. Yani 13 milyon aktif kullanıcı, toplam kullanıcıların yüzde 18’i; kullanılan toplam mobil verinin yüzde 88’ini harcıyor. Yani ülkede gerçek anlamda ne kadar mobil internetçi var derseniz ortaya çıkan gerçek rakam 13 milyondur!
  • Türk Telekom 2015 yılının birinci çeyreğinden bu yana 26.131 kilometre fiber döşemiş. Kalan bütün şirketler aynı dönemde 6.780 kilometre döşeyebilmişler. Neredeyse Türk Telekom’un bir çeyrekte döşediği kadar. Bu Türk Telekom’un döşeme izni konusunda daha çok korunup kollandığını mı gösteriyor yoksa diğer şirketlerin yatırım yapma konusundaki gönülsüzlüğünü mü? Lütfen bunu BTK ya da sivil toplum kuruluşları açıklasın.
  • Bu arada Türk Telekom bu kadar döşeme yaparken Superonline niye ve nasıl hala fiber lideri… Bu verinin de içinden çıkamıyorum…

Türk Telekom artık ses değil internet şirketi!

BTK her yıl üçer aylık periyodlar halinde hazırladığı Haberleşme Sektörü Raporu’nu yayımladı. Bu raporun çok önemli bir yeri var teknoloji hayatımızda: Temmuz darbe girişimi öncesinde son zamanlara kadar gerçekleşen rakamlar bize sunuldu. Temuz ayına kadar olan bitenleri sizler için maddeler halinde toparladım rapordan.

  • Bu yılın başından bu yana yatırımın şampiyonu Turkcell olmuş. 950 milyon TL’yi aşkın yatırımlarını Avea 760 milyona yakın yatırmla takip ederken Vodafone 712 milyon TL ileüçüncü. Türk Telekom ise eski zamanlarını aratırcasına 340 milyon liralık yatırım yapabilmiş.
  • Konuşma oranlarında mobilden mobile arama oranlarında bir zıplama oldu. 2. çeyrekte 4 milyar dakikaya yakın ekstra konuşma olmuş.
  • Servis sağlayıcılığı sektöründe milyon abone başına şikayet oranlarında 2016 ikinci çeyreğinde neredeyse bir patlama yaşandı. Ama toplam sayıya bakıldığında mobil operatörlere gelen şikayetler hala liderliğini koruyor.
  • 2016 yılı başı itibarıyla servis sağlayıcı sektörü resmen yıkılmış. 2016 yılı başında ne olduysa şikayetlerin en önemli bölümünü bağlantı sorunları oluşturuyor. 2015 yılı sonuyla kıyaslandığında 2016 yılının ortasındaki bağlantı şikayet sayıları neredeyse iki katına çıkmış.
  • Türk Telekom’un yıllık konuşma oranı hızla düşüyor düşmesine ya… Esas dikkat edilmesi gereken şey şu: 2015 yılında kurumun gelirlerinin yüzde 34,8’i sesten, yüzde 47,9’u veri erişiminden geliyordu. 2016 yılının ikinci çeyreğinde ses gelirleri yüzde 28,9’a düştü. İnternetten gelen para ise yüzde 55’e çıktı. Yani Türk Telekom artık ses değil veri erişimi firmasıdır.
  • Şu anda Türk Telekom abone başına 24,4 TL gelir elde ediyor. Kurumun birçok kullanımı düşerken geçen seneye kıyasla abone başı elde edilen gelirin 1 TL’den fazla artmış olması çok enteresan bir veri.
  • Genişbant internet abone sayıları 2015’e kıyasla 7 milyon kişiye yakın artmış. Ancak sabit internette artış 400 bin, geri kalan tüm artışlar aslında cep telefonu kullanıcılarında gerçekleşmiş. Yani aslında bu artışı 4G’ye borçluyuz diyebiliriz. Çünkü 2014 yılında 12 ayda yaşanan 7 milyon kişilik artışı bir 2016 yılında 6 ayda yakalamışız.
  • Fiberde saçma sapan bir gelişme var: Fiberin farklı çeşitleri var. Evin içine kadar gelen fiber, binaya kadar gelen fiber. Fiberin ucunun evin içine gelmesi elbette çok önemli bir şey ve en hızlı internet böyle sağlanıyor. Ama 2016 yılında evin içine kadar gelen fiber sayısı yüzde 3,3 oranında azılmış! Yani insanlar, yaklaşık 22 bin kişi, daha ucuz ve hızlı fiberden vazgeçmiş görünüyor. Buna karşın binaya kadar internet (sonrasında bakır) hiç artmadığı kadar, 65 bin kişi oranında artmış. Benim aklıma şu geliyor: Eve kadar internet diyen bazı şirketler BTK’ya yanlış bilgi vermemek için rakamlarını revize ederek “pardon abi o binaya kadardı yanlış söylemişim” diyerek değiştirdi. Bunun kokusu çıkar yakın zamanda…
  • Toplam fiber abonemiz 1,78 milyon kişiye ulaşmış durumda. Senelik büyümemiz yüzde 14. Biz böyle fiberleşemeyiz. Böyle olmaz. Bu rakamlarla ülkeye fiber yayılması için 3.000’li yılları beklememiz lazım. OECD ülkeleri arasında yapılan sıralamada hala diplerdeyiz.

Bir oksimoron örneği: Nokia Türk baz istasyonu üretecek

Çok enteresan başlangıcı olan bir basın bülteni geldi bugün. Bülten şöyle başlıyor:

Türkiye’nin lider iletişim ve eğlence teknolojileri şirketi Türk Telekom, Türkiye’de ilk kez Nokia tarafından üretilecek olan mobil iletişim donanımını kullanarak, yerli üretime destek vermeye devam edecek.

Müthiş bir mizah olarak düşündüm bunu. Evet en sonunda mizahi içeriğe sahip basın bültenleri de bizimle paylaşılmaya başlandı dedim. Ama değildi. Bülten tamamen ciddiydi.

TİB “biz her şeyi kapatıyoruz merak etmeyin” dedi

Ocak başında birkaç gazetede çıkan bir haber dikkatleri çekmişti: Kumar siteleri kanunlara rağmen kapatılmıyor diye… Sonra aynı haberi bu hafta paralel olarak adlandırılan medya da kullanınca BTK’dan açıklama geldi:

Kuzey Avrupa’nın enteresan 5G planları

Biz 30-40 milyon dolarlık yatırım ve araştırmayla kendi 4G’mizi ve 5G hizmetlerini hayata geçirebileceğimizi düşüneduralım, bu işin kaynağı Kuzey Avrupa dünyanın ötesine geçmeye hazırlanıyor. Kuzey Avrupa’nın teknoloji gülü ve Turkcell’in büyük ortağı TeliaSonera, kadim dostu ve mobil teknoloji partneri Ericsson ile 2018 yılında 5G’yi bulundularsa coğrafyada vereceklerini duyurdu.

Twitter “sen kime ne cezası kesiyorsun” davası açtı

BTK Twitter’ın terör örgütünü öven içeriklerini çıkarmadığı için 150 bin TL para cezası kesti. Öylesine… Durduk yerde…

Twitter da şimdi karşı dava açmış. Böyle ceza mı kesilir diyor. Yapılan işin anlamsızlığını dile getiriyor.

Türkiye’nin fiberle imtihanının analizi

Neresinden bakarsanız bakın Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri fiber haline gelecek yakın zamanda… Çünkü ülkemiz hızla teknolojiye daha yakın hale geliyor. Gerek giderek artın data kullanımı, gerek her sene ikiye katlanan mobil data ihtiyacının üstüne eklenecek 4G, gerekse karasal hatların bir türlü aratamayışının getirdiği tıkanıklık…

Turkcell Superonline’ın eski genel müdürü, şimdinin Turkcell genel müdür yardımcısı Murat Erkan, ilk basın toplantısını Eskişehir’de gerçekleştirdi. Konu her ne kadar Eskişehir ilimizin fiber ile tanışması olsa da aslında fiberi total olarak konuştuğumuz konular, içinde BTK raporlarının da olduğu bilgileri kapsadı. Bu toplantı bu bakış açısıyla yüklü bir analizi hakediyor diye düşünüyorum.

Eskiden tek başına hareket eden Superonline, Erkan’ın da geçişinden anlaşılacağı üzere Turkcell’in bünyesine geçirildi. Türk Telekom’da mobilin sabite geçişinin tam tersi bir süreç göze çarptı burada. Bu olaylarda regülasyonlarla ve rekabet kurumları nasıl hareket edecek diye sorgulamaktan bıktım. Demek ki bizim bilmediğimiz hukuk kuralları varmış bunu mümkün kılacak. Bu ayrı bir analiz konusu olsun.

Turkcell 13 ilinin yanına Eskişehir’i ekleyerek ağır girdiği iller sayısını 14’e çıkardı. Ağır girdiği iller diyorum çünkü 14 ilden ibaret değil bu kurumun yaptığı çalışmalar. Ama etkin çalışıtıkları illeri söylemeyi istiyorlar buna da saygı göstermek lazım.

Neden Eskişehir diye sormaya gerek yok sanırım. Hem Marmara bölgesinin yanıbaşında hem üniversitenin oluşturduğu kıpır kıpır bir kitle var. Ticaret deseniz yerinde duramıyor. Murat Erkan’a neden Eskişehir, bu illeri Nasıl seçiyorsunuz diye sorduğumuzda tarihi bir cümle kurdu: “Biz önceliğimizi gelişmek ve teknolojiyi kullanmak isteyen şehirlere verdik…” Tabii ki öyle olacak. Belediyelerin operatörleri rant kapısı olarak gördüğü aptallıklarla boğuşacağınıza, paranızla rezil olacağınıza, böyle pırıl pırıl insanların bulunduğu yerde kendinizi konumlandırmakta büyük fayda var.

Eskişehir’de ne yapacaklar? 95 milyon TL yatırımla 1.000 kilometre fiber çekecekler. Böylece 200 bin hanenin “evinin” kapısına kadar interne2t getirecekler. Ev kapısı olması çok önemli. Çünkü evin yakınlarındaki kutuya internet getirip bizim fiberimiz var diyenlerden farklı bir iş yapıyorlar. Eve kadar fiber var, binaya kadar fiber var ama kutuya kadar fiber diye bir şey yok.

200 bin ev ne demek? 2014 sayımına göre 814 bin nüfusa sahip Eskişehir için neredeyse nüfusun tamamı demek. Toplantı sırasında yerel bir gazeteden bir arkadaş çok enteresan ama bir o kadar realist bir soru sordu: “Bunu getireceksiniz de bize faydası ne olacak?” E bir de para verselerdi fiberi getirmek için diyecek oldum diyemedim arkadaşa. 8 megabite kadar internete verdiğin paranın altında bir ücrete 50 megabit alacaksın, üstelik fiber, daha ne istiyorsun diyemedim. Çünkü o sırada yanımda oturan yerel gazeteci arkadaş “şimdi Eskişehir kaçıncı oldu” diye sordu sulağıma. 14 deyince kaç il arasında dede, 14 diye cevap verince dudak büktü. Onlar olaya lig usulü bakıyorlar sanırım. Bari şu Diyarbakır’ı geçseydik mi demek istedi bilemiyorum.

Fiberin çok şey katacağı bu Eskişehir konusunu böylece kapatalım.

BTK Türkiye’yi Birleşmiş Milletler’e böyle anlattı

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Dr. Ömer Fatih Sayan, New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından gerçekleştirilen Dünya Bilgi Toplumu Zirvesi (WSIS+10) üst düzey etkinlik gözden geçirme zirvesine katılarak bir konuşma yaptı.

15-16 ARALIK 2015 tarihlerinde New York’ta BM Genel Kurulu tarafından gerçekleştirilen WSIS+10 üst düzey etkinlik gözden geçirme zirvesi, tüm sürecin gözden geçirilmesi ve gelecekte küresel toplumun karşılaşacağı fırsatların altını çizen bir etkinlik olması, daha önemlisi de BM’nin yüksek seviyeli bir toplantısı olması nedeniyle, WSIS+10’den çıkan kararların politik ağırlığı olması nedeniyle, önemli bir etkinlik.

BM Genel Kurul Salonu’nda yapılan toplantıda hitap eden BTK Başkanı Sayan, “Dünya Bilgi Toplumu Zirvesi sonuçlarının uygulanması genel değerlendirme toplantısında sizlerle birlikte olmaktan onur duyuyorum. Bu toplantı son 10 yılda WSIS sonuçlarının uygulanmasında ilerlememizi, başarılarımızı, karşımıza çıkan zorlukları ve önümüzdeki yolu değerlendirmemiz açısından çok önemli.” dedi.

Sayan, “Günümüzün dünyasında bilgi ve iletişim teknolojileri sürdürülebilir büyüme ve kalkınmada önemli bir rol oynuyor. BİT işlerimizi nasıl yaptığımızı, kamu hizmetlerinden faydalanışımızı, birbirimizle etkileşimimizi ve hatta günlük yaşamlarımızı etkiliyor. Geceleri yataklarımızın yanıbaşında internete bağlı telefonlar oluyor ve günlük yaşam alışkanlıklarımız geçen 10 seneye göre ciddi şekilde değişti; daha da değişecek gibi görünüyor.” diye konuştu.

Türkiye’yi anlattı
BTK Başkanı Sayan, geniş katılımlı toplantıda Türkiye’nin bilgi teknolojileri ve iletişim alanında geldiği noktayı anlatırken şunları ifade etti:

“Bu bağlamda sizlerle Türkiye’nin BİT’e ilişkin 2023 Stratejik Vizyonunda yer alan hedefleri paylaşmaktan gurur duyuyorum. Bu hedefler; ekonomimizi küresel ilk on içerisinde konumlandırmayı, bilgi-tabanlı bir topluma dönüşmeyi, BİT’ler için uluslararası bir merkez haline gelmeyi, BİT tabanlı ekonomik büyümeyi sürdürmeyi ve herkes için yüksek hızlı genişbant erişim sağlamayı kapsıyor. 

Bu vizyonla uyumlu olarak, Türkiye BİT’leri kullanarak e-devlet hizmetlerini ülke geneline yaymak için sağlam adımlar atmaya devam ediyor. Yakın bir zamanda gerçekleştirdiğimiz IMT-Advanced ihalesi ile işletmeciler gelecek sene Nisan ayından itibaren yüksek hızlı internet, katma değerli mobil hizmet ve uygulamaları genişletecek şekilde IMT hizmetini sunmaya başlayacaklar. Ayrıca 2020’den itibaren 5G hizmetlerini sunan ilk ülkelerden birisi olmayı hedefliyoruz. 

G20 üyesi bir ülke olarak, Türkiye geçen ay Antalya’da G20 Liderler Zirvesine ev sahipliği yaptı. Sayısal ekonomi G20 toplantılarında önemli gündem konularından biriydi. Sayısal ekonomi küresel ekonominin büyüyen bir parçası. BİT bağlanabilirliği pek çok sektörü etkiliyor ve BİT’ler ile GSYH arasında ciddi bir ilişki var. 

Tüm bu başarılara rağmen, sayısal uçurum gündemimizde duruyor. BİT’e karşılanabilir erişim sağlanması için yolları ve araçları bulmamız gerekiyor. Bağlanabilirlik en temel odağımız olmalı. 

Birbirine bağlı ülkeleri ve dünyayı inşa etmek için kullanılan çeşitli mali mekanizma model ve örnekleri var. Kamu-özel ortaklıkları, evrensel hizmet fonları, resmi kalkınma yardımları bu amaçlara ulaşılmasında sonuna kadar kullanılmalı. Sayısal uçurum konusuna ayrıca önem veriyoruz ve Türkiye’de düzenlemelerimizi sayısal uçurumu ortadan kaldırmak üzere yapıyoruz. BİT’teki gelişmenin ekonomik ve insani gelişmenin tüm alanlarına olumlu etki edeceğine inanıyoruz.
Yakın bir zamanda, Birleşmiş Milletler dünyaya Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ile yeni bir grup hedef koydu. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin bu hedeflere ulaşılmasında en önemli araçlardan biri olduğuna inanıyoruz. 

Kaliteli eğitim, cinsiyet eşitliği, düzgün iş ve ekonomik büyüme için BİT’leri kullanmanın yollarını keşfetmek ve geliştirmek zorundayız. Her sektörde sürdürülebilir şehirler ve daha iyi sosyal hizmetler için, tüm politikalarımızın merkezine BİT’leri yerleştirmemiz gerekmektedir.

Bilgi teknolojileri günlük yaşantımızın parçası olduğundan, insan haklarını ifade özgürlüğünü korumak internet politikaları bağlamında daha çok anlamlı hale gelmiştir. İnternet yönetişimi sistemlerimizi zorlamakta olup çok paydaşlı bir yaklaşımda insan odaklı, kalkınma ve yenilikçiliği hedefleyen bir metodoloji bulmak için burada bulunuyoruz. Çevrimdışı tüm insan hakları ve sorumluluklarımız çevrimiçi de korunabilir ve uygulanabilir olmalıdır.

Bu bağlamda, internetteki tüm kullanıcıların özellikle çocukların emniyeti ve güvenliğine azami dikkat edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bugünün çocukları sayısal yerlilerdir. Bazı bakımlardan avantajlı olmakla beraber, internet üzerinden zararlı saldırılara da daha açıktırlar.

Onların emniyet ve güvenliğini sağlamak bizim onlara karşı sadece görevimiz değil, aynı zamanda güvenli BİT’lerin geleceğini oluşturmak için de bir zorunluluktur. Bu itibarla, Türkiye’de 2011 yılından başlayarak ISS’ler tarafından çocukları ve aileleri korumak için ücretsiz ve seçime tabi paketler sunulmaktadır.

Tüm paydaşlar bu amacın gerçekleştirilmesine katkıda bulunmalıdır. İnternet kullanımında içerik sağlayıcılar ve çocuklar arasında hiçbir aracı bulunmamaktadır. Bu yüzden, içerik sağlayıcılar çocuklara karşı dengeli bir yaklaşımla hareket etmelidir. İnternet kullanıcıları için sağlam,basit ve bilgilendirici raporlama mekanizmaları sunmalıdırlar. Pratik önlemlerle yasadışı internet uygulamalarından onları korumak suretiyle, her çocuk ve gencin emniyeti sağlanmalıdır.

Bugünün dünyasında yeni uygulamalar, ürünler ve hizmetler sayesinde, hem mobil hem de sabit şebekelerde veri kullanımı hızla artmaktadır. Özellikle ağ tarafsızlığı tartışmaları ve OTT hizmetleri, BİT hizmetlerini sunma şeklini tamamen değiştirmektedir. OTT hizmetleri katma değer yaratmakta, fakat diğer taraftan da tüm genişbant ekosistemini, özellikle şebeke işletmecilerinin gelirlerini ve bunların şebeke düzenlemelerini finanse etme kabiliyetlerini etkilemektedirler. Tüm paydaşları, özellikle ağ tarafsızlığı konusunda belli kuralları ve yaklaşımları olmayan ülkeleri, bu hususların artıları ve eksilerini değerlendirerek tartışmaya davet ediyoruz.

Dünya Bilgi Toplumu Zirvesi’nden on yıl sonra, diğer önemli bir konu mahremiyettir. Fikirlerini özgürce ifade etmeleri amacıyla vatandaşların internet erişim hakkını güvence altına almak için kurallar konulması önem taşımaktadır. Yine, internette verilerin korunması ve bunların gizliliğine saygı gösterilmesi de eşit derecede önemlidir. Bu tür kişisel haklar ile veri-tabanlı yenilikçilik ve ekonomi arasındaki dengeyi korumamız gerekiyor. Bu yaklaşım, bir taraftan kişisel verilerin ekonomik değerini ortaya çıkaracak, diğer taraftan da ekonomik kalkınmayı güçlendirecektir.

Yasadışı içeriğe karşı internet kullanıcılarının haklarını korumanın internet ekonomisinin gelişmesine büyük bir katkı sağlayacağına inanıyoruz. İnternet aracıları da, yasadışı internet içeriği ile mücadele etmek için ulusal yasaların uygulanmasında sorumluluklarını bütünüyle yerine getirmelidirler.

İnterneti terör amaçlı kötüye kullanma dahil olmak üzere, her türlü yasadışı eylemi önlemek için birlikte çalışmamız gerekiyor. Sosyal medya platformları terör örgütleri tarafından propaganda aracı olarak kullanılmamalıdır. İnternetin yasadışı kullanımı ile mücadele etmek için, uluslararası kuruluşlar, hükümetler, sivil toplum kuruluşları ve internet aracıları arasında yakın işbirliği yapılması gerekmektedir. 

WSIS’den kalanlara baktığımızda, İnternet Yönetişim Forumu, başarısıyla öne çıkmaktadır. 9. İnternet Yönetişim Forumu’na 2014 yılında İstanbul’da evsahipliği yapmış olmanın gururuyla, IGF’in kendini internet yönetişimi için yıllık toplanma yeri ve tüm paydaşların kendilerini ifade etme platformu olarak konumlandırdığını memnuniyetle ifade etmek isteriz.

Bu bağlamda,IGF’in çok paydaşlı internet yönetişimi modelinin mükemmel bir örneği olduğunu söylemek mümkündür. Bu etkinlikte, IGF görev süresini uzattığımız gibi, IGF’inileri doğru birkaç adım daha atması gerektiğine de inanıyoruz. IGF’in tüm paydaşlar için somut çıktılar sağlaması gerektiğini düşünüyoruz. 2012 yılında, Genel Kurul ve Ekonomik ve Sosyal Konsey’in talebi üzerine, Kalkınma için Bilim ve Teknoloji Komisyonu IGF’in geliştirilmesine ilişkin bir rapor hazırlamıştır. 

“Daha Somut Çıktılar Geliştirilmesi” ile başlayan bu tavsiyeleri açmanın ve IGF’i daha ilgili ve daha problem çözücü bir konuma getirmek amacıyla, bunları dikkatle gözden geçirmenin zamanının geldiğine inanıyoruz.”

 

BM’deki toplantıya BTK Başkanı Dr. Ömer Fatih SAYAN’ın başkanlığında Kurul Üyeleri Celalettin DİNÇER, Hidayet YILDIZ, Figen KILIÇ ve Kurum Başkan Yardımcısı Gazali ÇİÇEK’tan oluşan bir heyet ile katılım sağlandı.

Toplantıda, üye ülkelerce üzerinde mutabakata varılan bir Sonuç Belgesi kabul edilmiştir. WSIS sonuçlarına ilişkin çalışmalarda bir referans belge olacak Sonuç Belgesinde; BİT’lere erişim konusunda bir dizi ortaya çıkan zorluklar ve fırsatlar ele alınırken, üye ülkeler için bilgi paylaşımını, ekonomik büyümeyi sağlamak ve sürdürülebilir kalkınmayı güçlendirmek açısından BİT’lerin kayda değer yayılımını sağlamak yolunda kabul edilen 71 maddelik hedefler ve ilkeler yer almaktadır.

WSIS NEDİR?

WSIS Süreci, ilk olarak 1998 yılında Minneapolis’te gerçekleşen ITU Tam Yetkili Temsilciler Konferansı (Plenipotentiary Conference-PP)’nda alınan 73 no’lu Çözüm Kararı ile başlamıştır. Bu karar ile BİT konularının tartışılacağı bir konferans düzenlenmesi hususunun ITU tarafından BM gündemine sunulması kararlaştırılmıştır. ITU Konseyinin 2001 yılında aldığı bir Çözüm Kararı ile de WSIS’in iki aşamalı olarak İsviçre ve Tunus’un ev sahipliğinde yapılması karara bağlanmıştır. BM Genel Kurulu da 2002 yılında ITU Çözüm Kararlarına atıf yaparak kabul ettiği A/RES/56/183 sayılı karar ile WSIS sürecini, ITU liderliği ve koordinasyonunda tüm ilgili BM uzmanlık örgütleri, hükümetler, özel sektör ve sivil toplum temsilcilerinin katkı yapmaya davet edileceği açık uçlu hükümetlerarası bir süreç olarak tanımlamıştır.

WSIS’in ilk ayağı 10-13 Aralık 2003 tarihleri arasında İsviçre’nin Cenevre şehrinde yapılmıştır. Zirvenin sonunda bir İlkeler Bildirgesi ile bir Eylem Planı kabul edilmiştir. İlkeler Bildirgesinde bilgi toplumuna ilişkin çeşitli konularda zirvenin üzerinde uzlaştığı ilkeler ortaya koyulmaktadır. Cenevre Eylem Planında ise İlkeler Bildirgesinde çeşitli alanlarda gösterilen amaçlara ulaşmak üzere koyulan kısa ve orta vadeli e-bilim, e-çevre, e-sağlık gibi hedefler yer almaktadır.

WSIS’in ikinci ayağı olan Tunus Zirvesi 16-18 Kasım 2005 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Tunus Zirvesinin sonunda Tunus Taahhüdü ve Bilgi Toplumu için Tunus Gündemi belgeleri oluşturulmuş ve tüm WSIS sonuçlarının ilgili tüm uluslararası örgütlerce (ITU, UNESCO, CSTD) kendi yetki alanlarına giren konular bakımından ele alınarak 10 yıl boyunca izlenmesi ve bu 10 yıl sonunda WSIS’ın geleceğine ilişkin değerlendirmelerin yapılması kararlaştırılmıştır.

Başlıksız

BTK 2015 yılının üçünü çeyrek verilerini açıkladı. İçinde çok ilginç veriler mevcut. Biz bunları her zaman yaptığımız gibi TKNLJ formatında sizlerle paylaşalım:

İşletmecilerin son bir yıldaki üçer aylık satış gerçekleşmeleri (Milyon TL)

  • 2015 yılı üçüncü üç aylık dönemde Türk Telekom, Turkcell, Avea ve Vodafone’un net satış gelirleri yaklaşık 8,2 milyar TL olarak gerçekleşti.
  • Diğer işletmecilerin net satış gelirleri 2015 yılı üçüncü çeyrekte yaklaşık 2,1 milyar TL olarak gerçekleşti.

İşletmecilerin bir yıllık yatırım gerçekleşmeleri (Milyon TL)

  • 2015 yılı üçüncü çeyrekte Türk Telekom ve mobil işletmecilerin toplam yatırım miktarı yaklaşık 1 milyar TL olarak gerçekleşti.
  • Diğer işletmeciler tarafından 2015 yılı üçüncü çeyreğinde yaklaşık 467,4 milyon TL yatırım gerçekleştirildi.

  • 2015 yılı üçüncü çeyrekte toplam mobil trafik miktarı 56,4 milyar dakika olurken sabit trafik miktarı ise 2,6 milyar dakika olarak gerçekleşti. Bir önceki üç aylık döneme göre mobil trafik miktarı sabit kalırken, sabit trafik miktarı yaklaşık yüzde 11,2 oranında azaldı. Trafiğin büyük bir kısmını (yüzde 91,9) mobilden mobile giden trafik oluşturuyor.
  • Gelen şikayetlere bakıldığında akıllı telefonların artmasıyla içerik hizmetleri konusunda şikayetlerin neredeyse iki katına çıktığı görülüyor. Fatura şikayetleri konusunda ise ciddi bir düşüş var.
  • Sabit tarafın şikyetlerine baktığımızda ise karşımıza bağlantı sorunları çıkıyor. Ülkede sözde genişbant arttıkça bağlantı sorunlarındaki şikayet artışı çığ gibi büyüyor.