Türkiye’de 2018 telekomünikasyon dünyası

ANKARA, İNTERNET, MANŞET, OPERATÖRLER, RAPORLAR

BTK 2018 telekomünikasyon rapor ve rakamlarını açıkladı. Üstünden konuşulması gereken konuları TKNLJ formatında küçük başlıklar halinde sizler için çıkardım. Özetle çok parlak değil durum. Ama neden değil… İşte bunları size maddelerle vereyim.

WhatsApp global çöktü sorun bizde değil onlarda

ANKARA, İNTERNET, MANŞET, SOSYAL MEDYA

Büyük kitlelerin konuşma ve mesajlaşma olarak kullandığı, operatörlerin gelirlerinde belirgin bir azalma gerçekleştiren WhatsApp, 30 Kasım gününü çok kötü geçirdi.

Gün boyu yavaşlayan ve mesajların gelip gitmesinde sorunlar çıkaran uygulama ilerleyen saatlerde web temelli uygulamasının çökmesiyle iyice kullanılmaz hale geldi.

Türkiye’de sosyal medya ortamlarında daha önce Twitter ve Facebook yavaşlatılmalarında olduğu gibi Türkiye kaynaklı bir sorun olduğunu düşünen kullanıcılar bu yönde sıkıntılarını dile getirdi.

Ancak hayır, BTK Başkanı Dr. Öner Fatih Sayan’ın USOM’dan aldığı bilgilerle yaptığı açıklamada söylediği gibi bu uluslararası bir sorun. İngiltere’den kıta Avrupası’na, Afrika’ya kadar birçok ülke kullanıcıları hemen hemen aynı sorunlardan muzdarip olduklarını dile getiriyor.

Hata bizdeki sorundan çok daha büyüğü özellikle Batı Avrupa ülkelerinde yaşanıyor.

Sorun bizde değil onlarda.

ABD regülasyonu “bazı siteleri yavaşlatabilirsiniz” diyor…

ANKARA, İNTERNET, MANŞET, OPERATÖRLER

ABD’de “net neutrality” adında bir kavram tartışmaya açıldı. Önce bu kavramın ne olduğunu size hatırlatayım: Diyelim ki bir servis sağlayıcınız var. Bu servis sağlayıcısı, tüm internet sitelerinin müşterilerine aynı hızlarla, mümkün olan en yüksek hızlarla gelmesini sağlamak zorunda. Buna ağ tarafsızlığı deniyor.

“Sana ne kardeşim sen onun adresine filan bakma neyse getir” deniyor ki bu da size mantıklı gelmiştir. Tabi canım insanlar neden bazı siteleri yavaşlatsın bazılarını hızlandırsın ki? Biz ülkemizde bu sorunun cevabını yaşadık. Terörist eylemler zamanı sosyal medya, özellikle de Twitter ve Facebook, tartışmaların çok da uzamaması için gözle görülür biçimde yavaşlatıldı. Buna kimi sözde gazetecilerimiz ama kapanmadı sansür yok diyerek destek bile verdi. Onların işi ve parası çok ama yatacak yeri yok. Neyse ana konumuz bu değil.

ABD, 2 yıl önce bu olayın önemini, bizzat o zamanki başkanı Barack Obama’nın yaptığı geniş açıklamalarla halkına anlattı. Ve bunun için yapılan özgürlükçü söylemleri regülasyonlar takip etti.

ABD’de bizdeki BTK’nın muadili bir kurum var. Adı Federal Communications Commission… Komisyonun şimdiki başkanı, Ajit Pai, ajitasyon yaparak bu kuralların kaldırılmasını istediğini dile getirdi.

Bir ülke bunu neden kaldırmak ister? Akıl sır erdirmek zor. 14 Aralık günü bunun oylanması yapılacak. Pai bu tarafsızlığı kaldırarak internetin özgürlüklerini yeniden getirdiğini, servis sağlayıcılar üstündeki baskıyı kaldırdığını dile getiriyor şaşırtıcı bir biçimde. İsteyen istediğini. beğenmediğini yavaşlatma özgürlüğüne sahip olsun diyor.

Amerika ciddi adımlarla bir kabile devleti olmaya doğru ilerliyor.

FCC’nin oylaması üçte iki çoğunluğa sahip Cumhuriyetçilerin oylarıyla birlikte kesin kabul edilecek. Orada hemen kimsenin şüphesi yok.

Peki bu noktadan sonra ne olacak? Servis sağlayıcılar internet sitelerinden para alacak ve diyecek ki para verenler hızlı gelsin parasını vermeyenler sürünsün, öyle yavaş gelsin ki millet bezip bize para veren öteki sitelere gitsinler.

İnternetin doğasına ve ruhuna aykırı bu hareket dünyaya yayılır mı? Kesin örnek alan çok ülke olacaktır. Ben Türkiye’de para için bu yola girilmez gibi geliyor ama belli de olmaz. Gelecek için temkinli bir iyimserlik içindeyim.

Peki para kazanma tarafını söyledik. Ya şirketler farklı düşüncelere sahip internet sitelerinin hızlarını yavaşlatırsa? Farklı fikirler derken… Alternatif bakış açıları, muhalifler, büyük şirket ve iktidarı eleştirenler… Böyle sayınca kesin olmaz diyebilir misiniz? Ben diyemem.

Ha kural ve kanun takip edilecekse, 2011 yılında konjonktüre rağmen BTK’nın dimdik durarak aslanlar gibi çıkardığı harika kararlar var.

Dünya giderek, palyaçoların yönettiği bir gezegen olma yolunda büyük adımlarla ilerliyor. Bizim akıllı olmamız, o ülke bu ülke demeden bu tarzda söylemlere karşı durmamız gerekiyor.

Ya da Elon Musk’a gidip ne oldu abi şu bizim Mars işi deyip duracağız.

Çok fazla seçeneğimiz yok…

 

 

Fiber kullanıcı sayısı konusunda hala anlaşamamak

ANKARA, MANŞET, OPERATÖRLER

Türkiye’de fiber, internete bağlanmanın en hızlı, hatta en hesaplı yolu. Ama bir sorunumuz var ki fiberin evlere girebilmesi için ülkede ciddi yatırımlar yapılması gerekiyor. Bu yatırımlar uzun süre o ya da bu sebeple, o ya da bu şekilde engellendi. Ama şirketler Türkiye’de fiberin yaygınlaşması için çok ciddi çabalar sarfettiler.

Mesela Turkcell Superonline, fiber satabilmek için 5,2 milyar TL yatırım yaptı. Bunun karşılığında 40 bin kilometre fibere kavuştu. Ama en önemlisi, homepass adı verilen, fiber almaya muktedir, içine fiber internet girebilecek hane sayısı 3 milyona ulaştı.

Bu noktada rakibi Türk Telekom rakamlarına bakalım. Türk Telekom’un Türkiye sınırları dışında Turkcell Superonline kadar, yani 40 bin kilometre fiberi var. 246 bin kilometre döşenmiş fiberi var. 15,4 milyon haneye ulaşıyor.

Haberin derinliklerine indiğimizde karşımıza 1,2 milyon fiber müşterisi çıkıyor Turkcell’e ait. Türk Telekom resmi çeyrek açıklamasında 2,2 milyon fiber müşterisi olduğunu söylüyor. Diğer taraftan BTK’nın pazar verisi açıklamalarına baktığımızda kurum Türkiye’de fiber abone sayısının 2,1 milyona yaklaştığını söylüyor.

Şimdi Türkiye’deki yakışıklı insan sayısını araştırıyoruz dersek, yakışıklılık göreli bir kavram olduğu için kimine göre 1 milyon, kimine göre 3, kimine göre 40 milyon çıkması normal. Ama fiber bu. Işıl ışıl bir kablo bu. Evde olursa anlarsınız, yoksa hemen belli olur zaten. Yani BTK’nın bir önceki çeyrek verilerine bakacak olursanız Türk Telekom’un rakamı kesin yanlış, Turkcell’in rakamlarının yanlış olma ihtimali var. Ya da ikisi de doğru ve yıllardır pazar verilerini toplayan, bu verileri Türk Telekom, Vodafone ve Turkcell’den bizzat alan BTK yanılıyor.

Bunun ötesinde Turkcell Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Murat Erkan iki yıldır pazar lideri olduklarını söyleyerek Türk Telekom’un 2 milyonun üstünde fiber rakamını da gömecek açıklamalar yapıyor.

Yani bugün haydi bizim gibi yıların teknoloji muhabirlerini bir kenara bırakın. Diyelim ki Türkiye’ye bir şirket geldi yatırım yapmak için veya ürün satmak için veya Türkiye’nin hızlı internetine güvenerek iş yapmak için… Adam fiber kullanıcı sayısını soruyor. Acayip acayip, değişik değişik rakamlar çıkacak karşısına hepsi güvenilir olan kaynaklardan. Borsaya yıllardır açık şirket bir rakam söyleyecek, onu regüle eden kurum bambaşka bir şey söyleyecek.

Siz sıkılmadınız mı bundan?

Devletim bir el atsa bu rakamlara da kimin neyi söylediğini anlasak…

Yaşasın! Çok ucuza güdük internet geliyor

İNTERNET, MANŞET, TÜRK TELEKOM

Türk Telekom efsanevi bir iletişim yapmış. Birkaç gazeteden birkaç güzel insanla buluşup çok güzel konular konuşmuşlar. Haftalardır benim sorularıma neden cevap alamadığım da böylece ortaya çıktı, meğer bu konuyla çok meşgullermiş.

Bu elitist toplantının sonucunu birkaç gazeteden derleyerek çıkaracak olursak ana tema ucu internet sağlamak üstüne oturuyor. Evet Türk Telekom ucuz internet verecekmiş. Peki nedir bu paket? 20 gigabayt internet kotalı bir internet…

Biraz benim yazdığım BTK raporlarına bakan ortalama zekada bir insan, Türkiye sabit internet ortalama kullanımının 72,9 gigabayt olduğunu görür. Yani ortalama kelimesi anahtar kelime aslında. Ortalamanın 4 kat altında bir interneti ucuz diye satmak ne kadar akıl karıdır onu tartışalım. Çünkü bizim yaptığımız şu: Ekmek 1 liraya satılıyor çok pahalı biz iki dilim ekmeği 75 kuruştan satalım çabasındayız.

Paul Doany 20 gigabayt kotalı güdük internetin her ev için yeterli olacağını söylüyor. Ben söylenmeyenleri dile getireyim: Zaten bunun üstünde etkin bir internet bağlantısını sunmakta zorlanıyor şirket. Yine BTK raporlarına baktığımızda yatırım gücünün düştüğünü görüyoruz. Evlere gelen bakır kablo, kurşun gibi duruyor Türk Telekom’da. Fiber diye sattığı “hizmetin” adını BTK raporlarında bile göremiyoruz sadece TT çeyrek açıklamalarında var.

Bütün bunları üst üste koyduğumuzda karşımıza Paul Doany ile karşı karşıyayken sorulmayan bir soru çıkıyor: Şu anda up to 50 gigabit internet 79 liraya satılıyor ki kurulum ücreti vs. olaylarını hiç katmıyorum buna. Aşağı yukarı aynı hızlarda (çünkü up to dediğimiz olay büyük bir yalan, asla 16 megabitk görmek mümkün değil) 20 gigabaytlık interneti 15 liraya satmak istediğinizi beyan ediyorsunuz.

Arada 35 gigabaytlık bir kota farkı ve 64 liralık tarife farkı var. Ya önceki fiyatınız çok yanlıştı senelerce bu halktan anlamamnız gereken bir ücret aldınız ya şimdiki çok yanlış. Ama ikisinin arası yok.

Bu arada yine o toplantıya katılan kimsenin soramadığı soruyu masanın üstüne koyalım: 15 liralık internet verirken telefon sabit ücreti buna dahil oalcak mı olmayacak mı? Çünkü o zaman 15 lira dediğiniz şey 40 liraya kadar çıkacak.

Son bir not da Doany’nin demeci üstüne: Bizim için penetrasyon önemli. Bence bu demeç de yanlış. Bizim için insanların internete girebilmesi önemli. Çünkü Doany 20 gigabayt kotalı internetin cep telefonunda 100 liralık bir tarifeye denk geldiğini söylüyor. Mobille sabitin aynı şey olduğuna inandırmaya çalışıyor bizi. Yine BTK raporlarında aylık ortalama kulanımının 2,5 gigabayt olduğu hizmetle 72,9 gigabayt olduğu hizmeti aynı kefeye koyup bizim buna ikna olmamımızı bekliyor.

5 inçlik ekrandan aldığınız veri; bilgisayar, oyun konsolu ve hatta Digiturk ile paylaşılan internetle aynı olur mu? Bunun cevabını Doany’nin bildiğine eminim.

Türkiye’nin iletişim altyapısı artık o kadar hızlı ilerlemiyor

MANŞET, OPERATÖRLER, RAPORLAR

BTK’nın her sene hazırladığı illere göre yıllık istatistikleri yayımlandı. Ben bu rakamları her sene olduğu gibi sizler için daha anlamlı veriler haline dönüştürdüm elimden geldiğince… Bunları TKNLJ formatında sizlerle paylaşıyorum:

  • Rakamlar 2011 ve 2016 tarihlerini kapsıyor
  • Bu zaman dilimi içinde Türkiye nüfusu bir yılda 1,36, 5 yılda 6,81 arttı
  • Sabit telefon kullanımı bir senede yüzde 3,62 gerilemiş. 5 yılda ise gerileme yüzde 27’nin üstünde
  • Ülkenin sabit telefon kullanımı, nüfusun yüzde 13,88’ine düşmüş durumda.
  • Benim en acayip bulduğum rakam, ülkenin sabit santral kapasitesi: Bir senede santral kapasitesi yüzde 8 düşmüş. Neden santral kapasitesi düşer ki? Bunu bir soru olarak Türk Telekom’un cevaplandırma ihtimaline bırakıyorum.
  • Türkiye’de ankesörlü telefon sayısı her şeye rağmen düşse de 1054 kişiye bir ankesörlü telefonla devamını sürdürüyor.
  • Mobil telefon kullanıcı sayısı 75 milyonun üstüne çıkmış durumda. Bu da toplam nüfusun yüzde 94’üne tekabül ediyor. Yani birilerinin bize söylediği gibi kişi başına bir telefondan fazla düşmüyor. Çocukları çıkardığınızda öyle belki ama dünyanın hiçbir yerinde çocuklar hariç telefon sayısı hesaplanmıyor.
  • Mobil hat sayısı bir senede yüzde 1,93 artmış. 5 sene içinde ise yüzde 14,9. Artış yavaşlıyor. Doygunluk kendini gösteriyor iyiden iyiye…
  • 2G kullanan abone sayısı sadece bir sene içinde ki o yıllar 2015-2016 arası, yüzde 52 düşmüş. 5 senedeki düşüş ise yüzde 86,8
  • BTK 3G ve 4G’yi birbirinden ayırmamış verdiği istatistiklerde… Bu bana ilginç geldi. Bu yüzden 4G’nin gidişatını tam olarak sezinleyemiyoruz. Bir senelik artış yüzde 9,84 olmuş. 5 senelik rakam ise yüzde 124 gözüküyor. 3G ve 4G arasında geçişlerin daha çok yaşandığını düşünecek olursak çok güzel sonuçlar verebilecek bir istatistiğin fırsatını kaçırmış sayılabiliriz.

Otel ve restoranlara yeni internet filtresi darbesi

ANKARA, İNTERNET, MANŞET

BTK yeni bir yönetmelik çıkardı. Buna göre internet kafelerden restoran ve otellere kadar yeni filtreleme ve herkesin bilgisini saklama zorunluluğu getirildi. Bununla ilgili dikkat edilmesi gereken ancak ülke gündeminin görmezden geldiği çok önemli maddeler var. Sizler için unları maddelerle TKNLJ formatında sıralamak istiyorum:

  1. BTK yönetmeliğinde yasaklı olan siteler filtrelenmelidir deniyor. İyi de zaten yasaklı olan siteler ülkenin genel internet omurgasından yasaklı değil mi? Yasaklı siteleri restoran ve oteller neden bir daha filtreliyor? Niye tekrar bir filtreleme yatırımı yapıyor? Hangi sitenin yasaklı olduğunu olmadığını takip etmekle yükümlü mü restoranlar? Yasaklıysa izin verme yok yasaklı değilse gri bir alandaysa restoranlar bununla neden uğraşıyor?
  2. Yine otel ve restoranlar kendilerine giren insanların adını soyadını, girdiği aletin MAC ID denen kimlik kartını ve hatta girdiği adresleri iki sene boyunca saklamakla yükümlü. Burada da iki önemli nokta var: Birincisi iki sene boyunca otel ve restorana her giren çıkanı kaydetmenin ve saklamanın maliyetini kim karşılayacak? O nasıl bir saklama alanı olacak haberiniz var mı? Dalga mı geçiyorsunuz? Haydi onu geçtik, bir restorana gittiğimde benim hangi adrese girdiğimi adım ve telefonumla eşleştirmek kimin haddine? Benim nereye girdiğimi kebapçı neden biliyor? Kişisel bilgilerin korunması bu kadar kolay çöpe atılacak bir şey mi? Bir Phorm’u bu yüzden eleştirmedik mi? Sabah otelden çıkarken adamın sizin referandum için evet mi hayır mı dediğinizi bilmesi iyi bir şey mi? Bunu sizin vicdanınıza bırakıyorum.
  3. Bu filtrelemeyi hemen bugün yönetmelik çıkıncadevreye alıyorlar. Peki otel ve restoranların bu sistemi kurması böyle birkaç dakikalık bir iş mi? Bugün böylesi bir sistemin kurulması için ortalama 1.000 TL para istiyor en sıradan yazılım ve donanım şirketi… Hemen bugünden itibaren nasıl kuracak ve çalıştıracak bunu işi teknoloji olmayan yeme içme şirketleri? Bu kadar haksızlık olmaz…
  4. Otel ve restoranlardan sabit IP almaları isteniyor. Şimdi bizim karşıdaki kebapçıya git Türk Telekom’dan sabit IP al desenize… O sırada size ne tepki verdiğine bakın… Köpüklü ayran istemiyorsunuz, sabit IP için ne yapması gerektiğini nereden bilecek bu adamlar?

Keşke devletim insanlara 15 bin TL’ye kadar ceza keseceği bu sistemleri zorunlu hale getirirken bunları düşünse… Keşke bunları düşünmek ve dile getirmek biz teknoloji konusunda düşünen insanlara kalmasa. Haydi kaldı diyelim keşke önceden bize sorsalar da görüşlerimizi alsalar ki biz de böyle gelene geçene atar yapan gazeteciler gibi gözükmesek…