Türkiye’de bilgisayar Umre’den daha az kullanılıyor

ANKARA, DONANIM, MANŞET, RAPORLAR

numara tasimaTeknolojinin hayatımızdaki yeri ve ağırlığı konusunda tüm dünyada birbirinden farklı araştırmalar yapılıyor. Ancak bu araştırmaların en önemlilerinden biri, ülkenin nabzını düzenli olarak tutmak zorunda olan TUİK’te duruyor aslında. Çünkü TUİK enflasyon hesaplaması için Türkiye’deki tüm ürünlerin fiyatlarını, ekmeğinden benzinine, cep telefonundan çocuk bezine, düzenli olarak takip etmek zorunda. Üstelik bu ürünlerin kimin tarafından ne oranda kullanıldığını da belirlemek zorunda ki ona göre hayatımıza enflasyon etkisini görebilsin. İşte bu bakış açısıyla teknolojik ürünlerin hayatımıza etkisini TUİK tablolarında inceledik.

Çocuklara seksek oynatın ki gelişsinler

MANŞET, POLEMİK

Bu hafta gazetelere yansıyan bir ajans haberi: Uzman klinik psikoloğu Yekta Korkmaz, 0-6 yaş arasındaki çocukların, uzun süre bilgisayar kullanmalarının gelişimlerini engelleyeceğini söyledi.

Nasıl yani dediğinizi duyar gibiyim. Bakalım haberin detayına: Korkmaz bilgisayar ve teknolojik aletlerin aşırı kullanımının tehlike oluşturduğunu ifade etliş. İlkokul öncesi dönemi çocukların bilgisayar, tablet veya telefonları genellikle oyun amaçlı kullandığını hatırlatan Korkmaz kullanım süresinin artıkça çocukların gelişimlerinde problemlerin ortaya çıktığını bildirmiş.

Ne gibi sorunlar? “0-6 yaş arası dönemde çocukların zihinsel, duygusal, sosyal ve dil gelişimleri oldukça hızlıdır. Çocukların kendi yaşıtlarıyla oynadığı oyunlarm saklambaç ip atlama, kule yapma, boyama, kes yapıştır, lego, sek sek… İnce motor, kaba motor, dil gelişimi sosyal-bilişsel alanlarının gelişimine katkısı fazladır. Ebeveynlerin çocuklarını teknolojik aletlerden çok bu tarz oyunlara yöneltmesi gelişimleri için oldukça önemlidir. Çocukların yaklaşık 2 yaş civarında teknolojik aletlere ilgisi başlar. 3 yaş öncesinde teknolojik cihazlarla ilgilenmesine olabildiğince engel olmak 3 yaş sonrasında ise bunu olabildiğince en aza indirerek en fazla gun boyu toplamda 20 dakika anne babanm denetimi altında oynamasına izin verilebilir.”

Uzman psikoloğumuzun anlamadığı, matbaayı engeleyen zihniyete sarılmasını sağlamasının nedeni çok basit: Korkmaz bilgisayar, tablet ve akıllı telefonların içinde ne olduğunu bilmiyor. O yüzden ip atlama, seksek ve kule yapma gibi yüksek entelektüel faaliyetleri öneriyor. Aslında uzmanımızın çocukları tanıdığını da söyleyemeyiz. Çünkü Lego 6 yaşından küçük çocuklara verilmez. Kutusunun üstünde yazıyor. 3 yaşındaki bir çocuğa ip atlatmaya çalışırken de uzmanımızı görmek isterim gerçekten… Bu arada dokunmatik ekranların küçük motor yeteneklerine yaptığı katkı için kendisine milyonlarca sayfalık bilimsel çalışma bulabilirim…

Korkmaz diyor ki “4-6 yaş grubu çocukları için bilgisayar oyunları çok cazip gelebilir ailenin bu konuda net tavır sergilemesi esnek olmaması çok önemlidir. Günde en tazla toplamda yarım saat olarak ailenin de onayladığı oyun veya çizgi filmleri izlemesine izin verilebilir. Çocuğun yaşı ilerledikçe internet kullanımını denetim altına almanın güçleşir.

İşte bunlar hep denetimci zihniyetin çocuk yaştan başlattığı tahakküm. İnternete girmemeyi öğren… Benim sayfalarımı okuyanlar göreceklerdir ki kim internet hakkında kötü bir şey söylerse basın ve yönetim tarafından el üstünde tutuluyor. Çocuklar için internet ve bilgisayarları ulaşılmaz gösterirseniz onlar ilk bulduklarında deli gibi oynarlar bununla. Oysa çocuklar küçük yaştan itibaren bu cihazlarla tanışsalar o zaman buna olan ilgileri azalır, mantıklı zamanlarda oynar, dışarıda oynama ihtimali varsa çıkar oynarlar. Br başka deyişle buldumcuk olmazlar.

Bu tip haberleri her gördüğünüzde eleştirin. Çocukların bilgisayarla nasıl etkileşime geçmesi gerektiğini bunu uzun süredir yapmakta olan anne babalara sorun…

Çocukların bilgisayar kullanımına dikkat edin demek başka, bilgisayar çocukların gelişimini engeller demek başka. Herkes kendine gelsin yahu!!!

Ülke gerçeklerinden bihaber MEB blog zorunluluğu getirdi

ANKARA, DONANIM, MANŞET, YAZILIM

okul bilisayarMilli Eğitim Bakanlığı öğretmenlere zorunlu bir iş yapma listesi getirdi. Bu listede öğretmenlere çocuklara blog açması, e-portfolyo oluşturması, akıllı tahtalarda öğretim vermesi gibi zorunluluklar getiriliyor. Bunları TKNLJ formatında inceleyelim MEB’in ülke gerçeklerinden ne kadar koptuğunu hep birlikte kavrayalım…

  • Bu ülkede okullarda kaç tane bilgisayar var? Okullardaki bilgisayarlar ne kadar iyi çalışıyor? Bilgisayar laboratuvarlarına giriş için izin var mı?
  • Blog açmak gerçekten çok güzel. Ama blog açmayı öğretmenler biliyor mu? Çocuklara bunu nasıl gösterecek öğretmenler?
  • Blog açmak için milli eğitim bir yer vermiyor. Bu çocuklar blogları hangi sistem üstünde nasıl açacak? Bu konuda bir yönlendirme yok.
  • Okulların kaçında doğr dürüst ve yeterli internet var? Çocuklara bu zorunluluğu evinde bilgisayar nasıl olsa vardır diye mi veriyorsunuz?
  • Çocukların kaçına tablet verdiniz? Kalanlar ne olacak?
  • Çocuklar bunu yapamazsa suç öğretmenlerin mi olacak? Biz öğretmenlerimize bu egitim yatırımını yapmadan bunu onlardan nasıl istiyoruz?
  • 40 çocuğa bakan öğretmenlerin her çocuğa bir blogla uğraşması harika ama 300 çocuğa bakan gariban öğretmenlerim ne yapacak?
  • Çocuklardan video blog hazırlamaları isteniyor. Hangi aletlerle? Hangi video çekim sistemiyle?
  • Çocukların e-portfolyolarını DVD’ye basmaları isteniyor. Hangi bilgisayarlarla? Hangi DVD yazıcılarla? Hangi yazılımlarla?

Yine her TKNLJ yazısında olduğu gibi eleştirmek değil öneri getirmek de bizim işimiz olsun:

  • Öncelikle öğretmenlerin tamamına internet ve benzeri teknolojiler için kesintisiz eğitim verilmeli
  • Her okulda her öğrencinin kullanabileceği kadar bilgisayar ve yeterli internet verilmeli
  • Çocukların toplu olarak blog açacakları sistemler kurulmalı ve bunların kolay yöntemleri arayüzleri hazırlanmalı
  • Çocukların doğru yazdığı yazılar öne çıkarılmalı ve çocuklar yazmaya teşvik edilmeli
  • Çocukların bu işleri yapabilme imkanı olmayan okullarda bu sistem acilen geri çekilmeli ki çocukların hevesleri kırılmasın…

Türk insanı teknoloji satın almasında Japon’u geçmiş

MANŞET, RAPORLAR

telefonlarDeloitte, “Küresel Mobil Kullanım” raporunu yayınladı. Rapor, Belçika, Fransa, İngiltere, Kanada, ABD gibi gelişmiş ülkeler ile Türkiye, Brezilya, Meksika, Güney Afrika gibi gelişmekte olan ülkeleri masaya yatırıyor. Bu anketle mobil cihaz sahipliği ve kullanımı, mobil cihaz tercih eğilimleri, internete mobil bağlanma alışkanlıklarına yönelik güncel bilgiye ulaşma imkânını sunuluyor. Bunun yanı sıra, numara taşıma ve operatör değiştirme nedenleri, mobil işletim sistemi tercihleri, fiyatlandırma ve faturalandırma eğilimleri ile mobil pazarlama gibi birçok alt başlık incelenmiş.

Mayıs – Temmuz 2013 tarihleri arasında yürütülen araştırmanın raporuna göre Türkiye’de, bir kişinin ortalama 5,4 adet taşınabilir cihazı bulunuyor. Bu rakamla Türkiye, İngiltere ve Fransa ile aynı orana sahipken; Amerika, Almanya, Hollanda, Japonya gibi birçok gelişmiş ülkenin de önüne geçiyor. Türkiye’de akıllı telefon, tablet, dizüstü bilgisayar ya da netbook cihazları üzerinden internete bağlanma oranı ise 2013 yılında, bir önceki yıla oranla %42 oranında artış gösterdi.

Bunun yanı sıra, gelişmekte olan ülkelerde kullanıcıların geleceğe dair mobil cihaz satın alma eğilimleri, gelişmiş ülkelere göre daha yüksek bir trend gösteriyor. Örneğin gelişmiş ülkelerdeki kullanıcıların %30’u akıllı telefon, %23’ü dizüstü bilgisayar ve %19’u tablet bilgisayar almayı planlarken, bu oran gelişmekte olan ülkelerde neredeyse ikiye katlanıyor ve akıllı telefonda %63, dizüstü bilgisayarda %53 ve tablet bilgisayarda %51’e çıkıyor.

Tablet bilgisayarlarda büyüme oranı düşük olsa da, piyasanın büyümeye devam edeceği bekleniyor. Dünyada kullanılan tabletlerin yalnızca %20’si 3G ve 4G ile internete bağlı iken, neredeyse yarısının ekranı 23 cm’den küçük. 2013 yılı sonu itibariyle Dünya’da 180 milyon adet tablet satılması bekleniyor.

Tarihsel olarak, yaşlı kullanıcıların gençlere göre teknolojik cihazlara daha geç adapte olduğu miti günümüzde kırılıyor. Ankete göre, özellikle gelişmiş ülkelerde yaş ortalamasının yüksek olması göz önüne alındığında, 55 yaş üzeri grupta akıllı telefon kullanımının arttığı görülüyor. Bu grupta telefon satın alımı, hediye yolu veya eski telefonların artık piyasada olmaması ile ilişkilendirilse de, bu kararın bilinçli bir tercih olduğu değerlendiriliyor. Ülkeler bazında incelendiğinde ise, örneğin Türkiye’de, tüm kullanıcılar nezdindeki akıllı telefon penetrasyonu %67 iken, sadece 45 yaş ve üzeri gruba ilişkin oranın %53’e çıktığı görülüyor.

Hızlı teknoloji gelişiminin hayatımıza getirdiği bir diğer durum ise kullanılan telefonun belirli aralıklarla değiştirilmesi olarak karşımıza çıkıyor. Kullanılan telefonun yenisiyle değiştirilmesi süresi, 18-24 yaş arası grupta 14 ay iken, 55 yaş üzeri grupta 2 yıla kadar çıkıyor. Küresel Mobil Kullanım Araştırması, bu verilerle, mobil cihaz ve bu cihazlar için uygulama üreten şirketlerin, 55 yaş üzeri kitleyi de hedef gurubu içerisine alması gerektiğinin önemle altını çiziyor.

Öte yandan, Wi-Fi kullanımı, araştırmaya konu olan 20 ülkenin 16’sında hala birinci sırada bulunuyor. Türkiye verilerine bakıldığında ise özellikle akıllı telefonlarda mobil kullanımın %72’sini Wi-Fi, %26’sını ise operatörden alınan mobil network oluşturuyor. Gelişmekte olan ülkeler arasında Türkiye, Wi-Fi kullanımı oranıyla, Meksika’nın (%74) ardından ikinci sırada gelirken, operatörden sağlanan mobil network kullanımında ise sondan ikinci oluyor.

2013 yılının başlarında, anlık mesajlaşmanın, hızlı mesaj (SMS)’i geçmesi, raporda öne çıkan önemli değerlendirmelerden bir diğerini oluşturuyor. Anlık mesajlaşmanın bu denli hızlı yayılmasının bir nedeni olarak OTT (Over-the-top) trendi gösterilirken, SMS hizmet sağlayıcılarının 2013 yılında beklenen gelirlerinin neredeyse 5’te biri olan 32 milyar dolarlık bölümünü anlık mesajlaşmaya kaptırdıkları tahmin ediliyor. Yine de SMS gelirlerinin, 2015’e kadar artarak devam etmesi bekleniyor.

Türkiye’ye bakıldığında ise, akıllı telefonlar aracılığıyla anlık mesajlaşma uygulaması kullananların oranı %56 olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye, bu oranla Almanya (%43), Brezilya (%43), İngiltere (%30), Rusya (%28), Amerika (%23), Belçika (%20) ve Fransa (%15) gibi ülkeleri geride bırakıyor. Anlık mesajlaşmanın en çok kullanıldığı ülkenin ise %83 oranıyla İspanya olduğu belirtiliyor.

Kullanıcıların profili incelediğinde ise, gelişmiş ülkelerde 18-34 yaş arası kullanıcıların %50’den fazlası anlık mesajlaşma uygulaması kullanırken; bu oran Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde %63’ün üzerine çıkıyor. 55 yaş ve üzeri gruplara bakıldığında ise gelişmiş ülkelerdeki kullanıcıların oranı %29 iken, gelişmekte olan ülkelerdeki anlık mesajlaşma kullanım oranı %49’a kadar çıkıyor. Araştırmaya katılan kullanıcıların belirli bir fiyat ödeyerek sınırsız hizmete sahip olmak istedikleri uygulamaların başında ise WhatsApp geliyor. Bu listede WhatsApp dışında Blackberry Messenger, LINE, Kakao Talk ve QQ uygulamaları bulunuyor.

Rapordan çıkan sonuçları TKNLJ tarzıyla masaya yatıralım:

  • Türkiye’deki insanların kişi başına 5,4 taşınabilir cihaza sahip olması, bin insanın 5,4 mobil cihaza sahip olması çok acayip.

  • Türk insanının kişi başı mobil cihaz kullanımıyla Amerikalı, Alman ve hele Japonların önüne geçmesi bana kesinlikle inandırıcı gelmiyor.

  • Gelişmekte olan ülkelerin cihaz alımına yönlenmesini salt ihtiyaçla açıklayamıyorum. Biraz da eziklik var sanki… Bir Meksikalı ve Türk’ün bir Japon’dan daha fazla teknolojiye ihtiyaç duyması elbette mümkündür. Ama LTE’si bile olmayan ülkelerin bunlara sahip olmasının sebebini özentiyle de açıklamak mümkündür.

  • Yaşlıların teknolojiden faydalanmaya başlayacakları kaçınılmaz bir gerçekti. Ama bu insanlar 2 yıldan önce cihaz değiştirmiyor. Onlara özel daha sade aletler yapılmalı diye düşünüyorum.

Yurtlarda kim kime neyi kaça verecek?

ANKARA, MANŞET

suat kilic5N1K gazetecilerin sahip olması gereken prensiplerden biri, olmazsa olmazıdır.

CeBit Bilişim Fuarı açılışında Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç ilginç bir çıkış yaptı: Bakan, 310 bin gencin ‘Yurdum Evim Ücretsiz İnternetim’ projesi kapsamında genişbant ücretsiz internet hizmetine kavuştuğunu söylerken sözlerine şöyle devam etti:“Türkiye’nin en büyük, dünyanın sayılı Wi-Fi ağlarından birini Türkiye’de YURTKUR bünyesinde kurmayı başardık. 10 gigabyte (gigabittir o aslında ama bakan öyle söyleyince gazeteciler böyle yazmış) genişbant internet hizmetinden 310 bin gencimiz 1 Haziran 2013 tarihinden bu yana etkin bir şekilde yararlanma imkanını yakaladı. Türkiye genelinde şu anda 168 tane gençlik merkezimiz var. 155 tane de gençlik merkezi yapımına devam ediyoruz. Bu merkezler gençlerimizin bilgi ve iletişim çağının hem teknolojisi ile buluşma adresleri oldu. Fuara katılan tüm firmalara açık bir çağrıda bulunuyorum. 310 bin gencimiz geniş bant ücretsiz internet hizmetine kavuştu. Şimdi gençlerimizin taşınabilir ya da dizüstü bilgisayar ihtiyaçları olacak. Kâr amacı gütmeden gençleri ön plana çıkaran tekliflere açık olduğumuzu buradan ifade ettik. Fuar günlerinin belki önemli kazanımı bu olabilir diye düşünüyorum.

Son cümle enteresan ve buna Vestel hemen cevap vermiş: Vestel İcra Kurulu Başkanı Turan Erdoğan, Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın YURTKUR’daki öğrencilere taşınabilir bilgisayar önerisiyle ilgili, böyle bir talebi memnuniyetle değerlendireceklerini kaydetti. AA muhabirlerinin sorularını yanıtlayan Erdoğan,  Bakan Kılıç’ın fuara katılan firmalara yaptığı çağrıya ilişkin ellerinden geleni yapabileceklerini vurguladı.

Peki şu soruların cevaplarını biz de bekliyoruz:

  1. Kar amacı gütmeden bilgisayar vermek ne demek?
  2. Kaç adet bilgisayara ihtiyaç duyuluyor?
  3. Bunun için ihale açılacak mı?
  4. İhale ilanları fuardaki konuşmalarla yapılıyor cevaplar da hemen oracıkta mı veriliyor?