İşte son on yılda cep telefonu satışlarının değişimi

Türkiye’de en önemli polemik konularından biridir cep telefonu satış rakamları. Biz genelde bu rakamları sorduğumuzda hemen hiçbir cep telefonu üretici, ihracatçı veya satıcısı bize bunları vermez. Ama bu verilerin bize sunulmaması bunların bir yerlerden bulunamayacağı anlamına gelmiyor. Daha önce 15 Temmuz 2016’da sosyal medyanın nasım kullanıldığını anlattığım yazıda kaynak olarak kullandığım StatCounter değişik istatistikler veriyor. Ben cep telefonu kullanım istatistiklerini oradan aldım.

Bu kurum bu istatistikleri nasıl ediniyor, hangi araçları kullanıyor bilmiyorum. Türkiye verilerinin güvenilir olup olmadıklarını da bilmiyorum ama bildiğim birkaç dünya ülkesinin verileri açık kaynaklarda sunulanlarla paralel gidiyor. Yani dünyada yalan söylemeyip Türkiye’de yalan söylediklerini düşünmek çok saçma… Dünya, kıtalar ve ülkeler özelinde en uç marka telefonlara kadar yüzdesel olarak satış rakamları bu site tarafından veriliyor. Ben de buradan sizler için birkaç veri çıkardım.

İlk veri seti 2010-2019 yılları arasında Türkiye’de satılan markaları incelememizi sağladı. 2010 yılının başında Türkiye’nin lideri Nokia imiş. 2010 yılında yüzde 67 olan pazar payı 2019 yılında yüzde 0,62’ye düşmüş. 2013 yılında Nokia piyasadan öylesine silinmiş ki üstüne bir değil iki ayrı şirket çıkmış: Samsung ve Apple.

2012 yılında yüzde 28 pazar payına sahip Samsung 2013 yılında yüzde 45 bandına gelmiş. 2019 yılında yüzde 53’e gelmiş ama genelde 2012 yılında yaptığı zıplamayla karşılaştırıldığında yatay bir seyir izlemiş.

Apple Türkiye’de hep düz bir çizgide yer almış. En fazla yüzde 19 olmuş en az yüzde 16. Çıkardığı sese bakıldığında daha fazla satıyormuş izlenimi uyandırsa da çok belli bir kullanıcı kitlesi olduğu çok bariz.

Son yıllara baktığımızda en dikkat çekici oranı Huawei’de görüyoruz. Bir yıl içinde neredeyse iki kat büyüyüp yüzde 4,5’tan 9’a çıkmayı başarmış. Bir anda üçüncü büyük cihaz haline dönüşmüş.

Dördüncü sırada ise yüzde 5 civarı ile General Mobile var. Ne yazık ki Türk üreticileri verdikleri imaj kadar iyi değiller sıralamada. Vestel yüzde 1,89, Casper 1,17… Turkcell ve Vodafone markalı telefonların toplamı da hemen hemen yüzde 1 yapıyor. Vestel 10 sene içinde en fazla yüzde 1,95 olmuş.

2019 verilerini detaylı incelemek isteyenler için…

Gelelim dünya verilerine…

Intel 8.500 mobil teknoloji patentini satışa çıkardı

Intel, Nisan ayında 5G ile ilgili modem çabasından vazgeçtiğini duyurdu. Bundan sonra yaptığı Ar-Ge ile elde ettiği 8.500 adet mobil ve kablosuz bağlantı patentini elden çıkarma kararı aldı.

Konuyla ilgili IAM’in haberine göre Intel, adı verilmeyen bir alıcıyla özel görüşmelere girdiğini de duyurdu.

Intel patent lisanslama grubu direktörü James Kovacs, mobil IP portföyünün haziran ayının sonunda girmesinden bu yana “çok güçlü bir pazar ilgisi” çektiğini dile getirdi. Ancak henüz bir şirketle kesin bir karar aşamasına gelinmediğini belirtti.

Kovacs ilgilenen şirketin ismini vermemiş olsa da, Apple’ın bu şirket olabileceği ihtimali yüksek görünüyor. Apple, Nisan ayında, Intel’in eski 5G modem geliştirme birimi başkanını işe aldığı dile getiriliyor.

Bu yılın başlarında yonga sağlayıcı olan Qualcomm ile olan farklılıklarını çözmesine rağmen, Apple’ın dış tedarikçilere olan bağımlılığını azaltmak için kendi hücresel modemleri için çalışmalarını hızlandırdı.

Google teknolojinin neferi değil Trump’ın finosuymuş meğer

Trump ABD’nin iç işleyişinde ve küresel ticaret savaşlarında Huawei’yi kendine başlangıç hedefi olarak seçti. Şirketin sahibinin kızını uçaktan aldırıp hapse attırdı, dünyanın diğer ülkelerine Huawei ile çalışan bana gelmesin dedi, AB ülkeleri üstündeki gücünü Huawei kullanmamalarına telkin için kullandı.

Ama bunların hiçbir yetmedi, bir de ülkesinin topraklarından çıkan en önemli gücü olan Google’ı devreye soktu. Google, bizim her zaman eleştirdiğimiz gereğinden fazla yükselmiş olan gücünü haksız bir biçimde Huawei üstünde kullandı.

Google dedi ki mevcut telefonları etkilemeyecek ama bundan böyle çıkacak olan telefonlarda Android güncelleme ve birçok hizmete erişmeye kısıtlama gelecek.

Bundan sonrasını TKNLJ formatında sorgulayarak sürdürelim:

Apple vergi indirimini aldı ABD’ye 350 milyar dolar getiriyor

Apple, yurtdışı nakit ödemelerde yeni yatırım ve vergi ödemelerinin karışımı ile önümüzdeki beş yıl içinde ABD ekonomisine 350 milyar doları “pompalama” sözü verdi.

Şirket, yaptığı açıklamada; ABD’ye geri göndermeyi planladığı şu anda deniz aşırı fonlarda duran 250 milyar dolarla 38 milyar dolarlık rekor bir vergi ödemesi yapacağını açıkladı.

Neden oldu bu? Çünkü Apple Aralık 2017’de yürürlüğe giren vergi yasasındaki değişikliklerden yararlandı: Kurumsal vergi oranları yüzde 35’ten yüzde 21’e düşürüldü. Bir de bunların üstüne yurtdışında depolanan nakitlerin bir defalık geri dönüş oranını yüzde 35’ten yüzde 15,5’e düşürüldü. Geri dönmek için güzel fırsatlar bunlar.

Beş yıllık finansman rehininin bir parçasını oluşturan Apple, yerli veri merkezlerini genişletmek için 10 milyar doların üzerinde yatırım yapmayı planlarken sermaye harcamalarına 30 milyar dolar ayırdı.

Şirket ayrıca, Gelişmiş Üretim Fonu yatırımlarını 1 milyar dolardan 5 milyar dolara çıkarmayı planlıyor. Fon, mevcut ABD merkezli üreticilere destek sağlıyor ve diğer şirketleri piyasaya girmeye yardımcı oluyor.

Yeni işler de gündemde: Apple, henüz inşa edilecek bir Amerikan kampüsünde ve ABD’deki diğer yerlerinde 84 bin çalışan iş gücüne 20 bin yeni çalışan ekleyeceğini taahhüt etti. Şirket, Apple müşterilerine teknik destek sağlayacak yeni kampüsün yerini bu yılın ilerleyen saatlerinde ilan edecek.

Apple’ın CEO’su Tim Cook, “Amerikan yaratıcılığının gücüne derinden inanıyoruz ve yatırımlarımızı iş yaratma ve işe hazırlık üzerinde doğrudan etkide bulunabileceğimiz alanlara odaklıyoruz” dedi.

Şirket, 2018’deki Amerikan tedarikçilerine yaklaşık 55 milyar dolar kazandıracağını da notlarına ekledi.

Apple, eğitim alanındaki çabalarını güçlendirme planlarını detaylandırdı ve kodlama becerilerindeki eksikliği gidermek için harekete geçilmesi gerektiği belirtildi. Şirket, sözde iOS uygulama ekonomisinin şimdiye kadar ABD’de 1,6 milyon iş yarattığını ve yalnızca 2017 yılında yerli uygulama geliştiricileri için 5 milyar dolar gelir sağladığını söyledi.

FreeShop’ta elektronik cihaz satın alma dönemi

Yurt dışına gidiş gelişlerimin en önemli duraklarından biri olan gümrüksüz alandaki Setur FreeShop, akıllıca bir iş yaparak Apple ürünlerini satmaya başlamış.

Neden akıllıca ve neden değil konularını masaya yatıralım: Şu bir gerçek ki yurt dışında özellikle Apple ürünlerini almak inanılmaz derecede karlı sonuçlar verebiliyor. Freeshopların da yurt dışı sayıldığı bu dönemde Setur çok akıllıca adımlar atmış.

Ancak merakımı gidermek için sorduğum soruya umduğum cevabı alamadım: Acaba, dedim, yurt dışından telefon almış mı sayılıyoruz yoksa yurt içinden mi? Sonuçta gümrüksüz alan olsa da Türkiye’den alışveriş yapıyorsunuz. Ve aynı mantıktan yola çıkacak olursak oradan alınan telefonların pasaporta işlenmesi gerekmemeli, Türkiye’de otomatik olarak çalışmalı. Yani Fransa’dan aldığımız iPhone ile arasında bir fark olmalı. Ama olmuyormuş.

Peki aradaki fiyat farkı nedir diye baktım. Avrupa’dan alacağınız bir iPhone’dan 30 euro daha pahalı ama Türkiye’den elbette ucuz. Ama öyle ABD fiyatları kadar devasa bir uçurum yok arada. başlangıç modellerinde 800-900 TL farkediyor. Bu para BTK ile uğraşıp telefonu pasaporta kaydettirmeye değer mi bilmiyorum.

Ha kaydettirmediğimiz mallara gelecek olursak… İşte orası çok güzel. Çünkü Apple Macbook Pro ile fiyat farkı büyüyor. Hem yurtdışından alma ile aradaki fark azalıyor, hem de Türkiye ile satış fiyatı arasındaki uçurum artıyor.

Tatile gittiğinizi düşünelim. Yurt dışından bir bilgisayar alırsanız Türkiye fiyatıyla 2000 TL civarında bir fark oluşuyor. Ama yurt dışında elinizde bilgisayarı sallayarak dolaşmayı kim ister… İşte bu noktada Setur karlı bir alışveriş mekanı haline dönüşüyor. Kapıdan çıkarken parfümle beraber bilgisayarını al ve çık al sana uçak biletlerin bedavaya geldi.

Ama bunun da bir kötü tarafı var: Benim görebildiğim kadarıyla bu düşündüğümü herkes düşünmüş ve Setur’da bilgisayar kalmamış…

Apple müşteriler “telefon yavaşlamasından kuşkulanıyor” sanıyor

Bunun bir teknoloji yazısı olması gerekiyordu ama bu bir iletişim kuralları yazısı aslında.

Apple yıllardır iyi bir iletişim yapmıyor. Hatta hiç iletişim yapmıyor. Telefonları iki senelik olunca bir anda birer birer ölüyor ve bu konuda ne bir açıklama geçiyor ne de tek çift laf ediyor bu konuyla alakalı. Yurt dışındaki belli başlı bazı kanallara kendi kafasından geçenleri söylüyor. Ülkemizden etkinliklerine götürürken yazım kurallarını imzalattığı belli başlı bazı kişiler üstünden iletişim  kurmayı yeterli sayıyor. Ama öyle olmuyor işte.

Bugün geldiğimiz noktada Apple, yıllardır yaptığı hatayı kabul etmiş oldu, özür diledi. Pil parasını ucuzlatacağım, hatta yazılımımı değiştireceğim dedi.

Ama en büyük yanılgısı, üstüne gidilmemiş bir kriz ve iletişim konusunu dile getirme biçimi: Müşteriler Apple’ın niyetinden kuşkulandı diyorlar. Hayır Apple müşteri hiçbir şeyden kuşkulanmadı. Onlar bunu yaptığınıza emin.

Apple bunu yapıyor mudur benim kafamda bazı kuşkular olabilir. Ama çoğunluğu 6+ ve daha eski kullananlarla konuştuğumda onlarda en ufak bir kuşku görmüyorum. “Bir daha iPhone alırsam…” diye başlayan cümleler kuruyorlar. Bu konuda minik bir algı araştırması yapsalar onlar da görürler. Ama etkinliğe götürdükleri gazetecilere sorarak öğrenmeleri zor bu gibi şeyleri.

Bu tip şirketlerin içindekilerle konuştuğunuzda size iletişimin tek elden ve ABD’den yapıldığını söyleyecekler size. Bunun arkasına sığınarak “biz de istiyoruz anlatmayı ama” diye başlayan cümleler kuracaklar. Neticede tüm dünyada iletişim kuramcılarının kabul ettiği yerel pazarın şartlarına ve durumuna göre iletişimi kavramını zıt geçiyorlar. Zıt geçtikleri zaman pazarlar da onları zıt geçer.

Uzayda hiçbir alan boş kalmaz. Hemen yenisiyle doldurulur. 2000’lerin öncesi ve hemen başında Nokia kraldı. Bir iki yanlış adımla kaybolup gittiler. Gidin sorun bakalım kim hatırlıyor o zamanki efsane telefonları… 10 sene içinde Apple ismini de kimse hatırlamaz hale gelebilir. Kimlerin silinip gittiğini gördük şu kısa teknoloji yazarlığı hayatımda…

 

Eğer iPhone’un çıkışında yaşadıkları efsane büyümeyi efsane kayboluşa çevirmek istiyorlarsa aynen böyle devam edebilirler.

Eyyy Apple!..

Türkiye’de belli başlı gazetecilerle direkt iletişim kuran, diğerlerine karşı ölü taklidi yapan, bu alanda kendini lord seviyesine konumladıran Apple, yine belli gazeteciler ve yabancı bültenler aracılığıyla toplumdan özür diledi. “Ya biz yavaşlatmak için değil vallahi kem küm” dedi.

Şimdi konuyu masaya yatıralım: Apple bir prestij ürünü. Ona verilen para ve kullanıcıların tercih sebepleri rasyonel değil. Yan hah bu kameraya bu para verilir kararıyla iPhone alan olduğunu zannetmiyorum çünkü o paranın alabileceği çok daha iyi donanımlar var. Kaldı ki zaman zaman neredeyse 10 bin liraya gelen telefonu kimse mantıklı sebeplerle açıklayamaz.

O zaman ben de prestijli bir kullanım ömrü istiyorum Apple’dan. Bunun sunumlarında şöyle iyi işlemci, böyle şahane sistem diyorlar. Ama cihaz ömrü iki seneyle sınırlı. Üçüncü senesine girdiği zaman otomatik olarak boynu bükülüp yavaşlıyor. O işlemcinin haketmediği bir yavaşlama bu. Apple bunu kabul etsin ya da etmesin, yavaşlatıyorlar telefonları bilerek ve isteyerek. Bu tartışmaya açık değil. Zaten kabahatlerinden büyük olan özürleri de bunu anlatıyor…

Diyorlar ki uygulamalar gelişiyor daha çok işlemci talebi geliyor. E tamam zorlama beni güncellemeye. Bırak ben eski hızımla mutlu ve mesut yaşayayım hayatımı. Yan böylesi bir sistemi kuran insanlar bunu yapmayı beceremiyor demek çok büyük bir yalan.

Şu anda bize kalan tek tutar tarafı iOS işletim sistemi. Eğer Google yanlışlıkla bana zerre kadar güven vermeyen ve kendimi yetersiz hissetmeme neden olan çirkin Android sistemini adam gibi çalışır hale getirirse ne prestiji düşünürüm ne gönül bağını ne de iOS’in yazılım havuzuna harcadığım parayı.

Apple bunun farkında mı bilmiyorum. Muhtemelen kol kola girip gezdikleri birkaç “yakın” gazeteci bunu onlara söylemiyordur.

Tim Cook: “Makine gibi düşünen insanlardan korkuyorum”

Dijital dünyayı yakından ilgilendiren en önemli internet konferanslarından biri Wuzhen’de düzenleniyor. Apple’ın patronu Tim Cook bu toplantıda konuşarak içinde yapay zeka da olan birçok konuda şirketin kilometre taşları hakkında bilgilendirmelerde bulundu.

Yapay zeka konusunda önemli çalışmaları olduğunun altını çizen Cook, bu sektörün gelişmesi için ortaya çıkacak olan faydaların yoğun bir biçimde paylaşılması gerektiğini vurguladı. Cook’a göre yapay zeka insan hayatını yeniden şekillendirecek ve performansınımızı artıracak. Bu bakış açısıyla AI çok ciddi seçenekler yelpazesi sunuyor.

Cook bu toplantıda basına çok da güzel bir manşet verdi: “Makinelerin insanlar gibi düşünmesinden değil, esas insanların makine gibi düşünmesinden endişeleniyorum…”

Konuşmasının bir bölümünde Başbakan Binali Yıldırım’ın doktorun elindeki neşter ve katilin elindeki bıçak analojisini hatırlatan bir cümle sarfeden Cook şunu söyledi: “Teknolojinin kendisi iyi ya da kötü olmayı seçmez. İnsanlar onu iyiye ya da kötüye kullanırlar.”

ABD merkezli Apple, Çin’de 5 milyon kişiye istihdam sağlıyor. Toplam App Store kazancının yaklaşık dörtte birini oluşturan 16,9 milyar dolar  kazanan 1,8 milyon uygulama geliştiricisi bulunuyormuş.

Apple, bunu yaparken Çin’e diğer ülkelere göstermediği saygı ve özeni de gösteriyor: Şirket, Çinli yetkililerle, kullanıcılara sansürsüz iletişim sağlayan VPN gibi uygulamaların kaldırılmasında da işbirliği yaptığını açıklamıştı.

Bu noktada haberi yorumsuz bırakmayalım: Ülkelerin isteklerini demokrasiye olan bağlılığı yüzünden kaldıran şirketler yoktur. O ülkeden çok kazanan ya da az kazanan şirketler vardır. Apple gibi tüm üretiminizi o ülkeden yapıp ve toplam hizmet satışlarınızın yüzde 25’ini o ülkeye yönlendiriyorsanız demokrasiyi filan cümle içinde çok fazla kullanmak istemez, hatta mümkün olduğunca görmezden gelirsiniz.

Bu dünya düzeni böyle.

İşinize gelirse…

Beni niye takip etmemen gerektiğini söylemek zorunda değilim Google!

Quartz isimli bir teknoloji sitesi var. ilginç haberler çıkıyor. Severek takip ediyorum.

Yaptıkları bir araştırmayla bulmuşlar ki Android yüklü telefonlar Google’a sürekli konum bilgilerini gönderiyor. Kasmışlar kendilerini ve tüm konum temelli hizmetleri kapatmışlar. Android yine göndermeye devam etmiş. Olayın suyunu çıkarmışlar ve cihazın konum alma özelliğini kapatmışlar. Ama Android buna boyun eğer mi… Hemen çevredeki baz istasyonlarının kimliklerini toplayıp yine kullanıcının nerede olduğunu göndermeye devam etmiş.

Amerikalı yazarlar diyorlar ki nerede olduğunun bilinmesini istemeyen, örneğin kocasından kaçan, kanun tarafından korumaya alınan insanlar bundan zarar görebilirmiş. Ne münasebet efendim… Ben izlenmek istemiyorum. Benden kırk tane izin almanız gerekiyor benim nerede olduğumu birine göndermek ya da bundan bir pazarlama etkinliği çıkarmanız için.

Ben size neden benim konum bilgimi almamanız gerektiğini söylemek zorunda değilim. İstemiyorum. İşte o kadar. Bu benim en kişisel bilgim ve ne var canım alsa ile alınmasını istemiyorum. Sebebi beni ilgilendirir. Google’a açıklama yapmak zorunda olduğumu düşünenler de geri zekalıdır.

Android yüklü telefonlara da hayvan gibi para veriliyor. Android bizim kara kaşımıza kara gözümüze bize bağışlanmış bir işletim sistemi değil. Telefon aldığımızda bunun parasını veriyoruz. Yani öyle istediğini yapacak bir konumda değil. Olamaz da zaten.

Değil benim isteğim olmadan bilgi toplamayı, benim bilgi toplanmasını engelleyemeyeceğim yöntemlerle konumumu alması kabul edilebilir bir şey olmamalı.

Sırf bunun için bir daha Google arama motoru kullanmamayı kabul edebilirim.

Android canınıza okuyor ve okumaya da devam edecek

Cep telefonunu cep telefonu yapan uygulamalar aslında. Siz ne derseniz deyin, ne kadar üstün kamera, pil ya da işlemci koyarsanız koyun olay dönüp dolaşıp o ekranda görünen uygulamaların zekası, kalitesi ve eğlencesinde düğümlenip kalıyor.

Bu bakış açısıyla Android ve iOS arasındaki etkin bir savaş aslında cep telefonu pazarı. Android ürünler daha iyi kamera, daha iyi ekran, daha daha daha daha şeklinde gidiyor. Apple ise sessiz sedasız ve derinden gidiyor. Kamerasının kaç megapiksel olduğunu bile söylemiyor.

Bunun bendeki sebebi şu: Apple yazılımına güveniyor, diğer tüm markalar bu yazılımdan kaynaklanan eksikliklerini müthiş ürünlerle kapatmaya çalışıyorlar.

Nesi eksik Android’in? Sorsanız Apple Fanboy derler bunu söyleyenlere ama ben yine de sayayım: Burası güvenli değil. Bunu herkes biliyor ama kimse söylemiyor. Android uygulama pazarına isteyen herkes hiçbir kontrolden geçmeden ürünlerini takır takır sokuyor. Soktukları ürünlerin içindeki zararlı yazılımlar size takdire şayan zararlar veriyor. Mesela fener uygulaması indiriyorsunuz, önünüzü aydınlatmakla mükellef uygulama size ben senin cep telefonu listene erişeceğim diyor yoksa çalışmıyor. Ne yapacaksın listemdekileri mi aydınlatacaksın?

Android guruları ne var canım ben Android telefonuma root olabiliyorum şunu yapıyorum bunu yapıyorum diyorlar. Ama düşünmüyorlar ki bunu kullanan çok genç ve yaşlıların telefonları ve bilgi güvenlikleri tehdit altında. Tek bir şerefsiz tek bir komutla onların kameralarını açıp her daim fotoğraflarını çekebilir… Ama uzmanlar root oluyorlar. O yüzden Android şahane.

iOS, kendi sistemine giren her uygulamayı takar takır araştırıyor. İçinde zararlı bir kod varsa sokmuyor sisteme. İçi temizse ve bir süre sonra zararlı bir yazılımla güncelleme yapılıyorsa yine sokmuyor sisteme. Oyun açtığınız zaman bu oyunun arkadan dolaşıp sizin fotoğraflarınızı çekmeyeceğine eminsiniz. Verilerinizi, annenizin kardeşinizin telefonunu çirkin insanlara satmadığına eminsiniz.

Güvenlik mi über megapikselli kamera mı… Siz karar verin.

Kış saati değişikliklerini neden son dakikaya bırakmamalı?

Yaz saati kış saati polemiği 1960’lardan beri, 50 yıldır ülke gündemini meşgul eden bir konu. 1973 yılında yaz saati kış saatini farklılaşması başlayana kadar halk “neden bunu değiştirmiyoruz” demiş. Sonra keşke saatlerle oynamasak denmiş. Bunlar konu hakkında kafaların düzenli olarak karışık olduğunun en önemli göstergesi.

Ancak bizim çok daha önemli bir derdimiz var: Bugün hayatımızın çok önemli bir bölümünü akıllı sistemler yönetiyor. Cebimizde cep telefonları, elimizde tabletler, kucağımızda bilgisayarlar… Nesnelerin interneti kapsamında birbiriyle konuşup duran aletler var. Örgün ağlar; borsa, havalimanları ve finansal sistemler global dünyanın aktörleriyle her saniye konuşup duruyor. Ve bizim aynı zamanda aynı şeyi konuşuyor olmamız lazım.

Saatler değiştiğinde kolunuzdaki saati ve arabanızın çevrim dışı saatini bir kenara bırakın, hiç saat ayarı yapıyor musunuz? Telefonunuzun, bilgisayarınızın, tabletinizin, üstünde web sitenizin bulunduğu sunucunuzun, evinizdeki oyun konsolunun, hatta uydu sistemlerinizin saatleri otomatik olarak değişiyor. Ve siz bunun farkında bile değilsiniz.

Sizce bu değişiklik Allah’tan mı geliyor? Bakanlar kurulu bir düğmeye basarak mı değiştiriyor bunları? Hayır. Bununla ilgili uluslararası firmalar; Microsoft, Apple, Oracle, Google yapıyor bu değişiklikleri.

Ancak orada çalışan zavallı Willam’ın durumunu bir düşünün: “Gaddemit yine değiştirdiler. Şit değiştirdiklerini değiştirdiler.”

Bunlardan biri bile bizim değişiklik hızımıza şetişemese… Uçaklar, online satış siteleri, telefonumuz ne hale düşer düşündünüz mü?

Lütfen şunu son dakikaya kalmadan değiştirin.

Lütfen küresel trendleri takip edin ve herkes ne yapıyorsa onu yapın.

Yeni Apple lansmanı analizi

Apple senelik mutat toplantılarından birini yaparak 4 yeni ürününü lanse etti: Bunlar yeni saat, yeni Apple TV, iPhone 8 serisi ve yeni iPhone X. Burada anlatılanları masaya yatıralım ki farklı bir tartışma konumuz olsun. Elbette TKNLJ formatında:

  • iPhone eski alışkanlıklar ve özelliklerini bir kenara bıraktı. Tarihinde belki de ilk defa çıkacak olan ürün iki gün öncesinden yanlışlıkla değil bilerek ve isteyerek basına sızdı. iPhone X ve altın renkli telefon gibi vurucu detaylar Türk basını tarafından bile servis edildi. Apple eski sürpriz faktörünü bu sefer hiç beceremedi
  • Apple diğer lanmanlarından farklı bir biçimde uzun süre “ah neydi o Steve Jobs ile yaşadığımız günler” söylemini yaptı. Bunu yapmazdı, öldüğünden beri de yapmadı. Sesi titrelen Tim Cook bence çok da şirin bir görüntü vermedi.
  • Apple genellikle lansmanlarında tüm dünyaya sesleniyor olmanın sorumluluğunu taşıyarak yerel konulara girmezdi. Lansman dışı konular olarak dünyaya enerji konusunda ne kadar katkıda bulunduklarını sürdürülebilirliklerini filan anlatırlardı. Bu toplantıda yeni iş yerlerini ve açılacak olan Chicago satış merkezlerini anlatınca “biz bunları niye dinliyoruz ki” diye sormadan edemedik.
  • İzleyiciler ve onların tepkileri de saçma sapan bir yere geldi: Eskiden yeni bir özellik çıkına “uuu” diye bağıran seyirciler bana çok batmazdı. Şimdi yalan değil altın renkli iPhone deyince, kalp ritmini gösteren saat deyince bar bar bağıran seyirciler gerçekten gereğinden fazla antipatik oldu.
  • Steve Jobs ile bugünkü Apple ekibinin anlaşamadığı bir nokta vardı ki bu nokta son derece kritik: Jobs kullanıcı dostu ve kolay algılanıp kullanılabilir basit ürünler yapıyordu. Günümüz Apple mühendisleri aletin içine koyabildikleri her şeyi koymuşlar bir de üstüne şu ana kadar alışılagelmiş home düğmesi gibi eyleri kaldırmışlar. Bakalım ne kadar uyum sağlayacak insanlar buna…
  • Apple’ın bence yanlış yaptığı bir diğer alan ise iki adet iPhone 8’in yanına bir tane yepyeni telefon, iPhone X çıkarması oldu. Kafalar karıştı. Diğer ürünlerle beraber eş zamanlı 5 ürün tanıtıldı. Bakalım iletişim dünyasında hangi ürünler görülmez ya da daha az algılanır olacak…

BlackBerry nasıl hala ayakta?

Bu dünya çok acayip teknoloji devleri gördü. Onların çok hızlı çöktüğünü de gördü. Ama bazen öyle acayip bir şey oluyor ki ne yaparsanız yapın göçüp gitmiyor markalar…

BlackBerry de bunlardan biri. Şirket battı gitti derken kendi küllerinden inatla doğdu. Son 6 çeyrektir beklentilerin üstünde gelir elde ediyor. Bu çeyrekte 297 milyon dolar gelir elde etti. Siparişleri artıyor, satışı artıyor… Kısacası her şeyi artıyor. Peki bu kadar telefonun olduğu, sabah erken kalkanın kendi lisanslı telefonunu üretebildiği dünyamızda bunun sebeplerini nerede aramalı?

BlackBerry’nin en dikkat edilmesi gerken taraflarından biri iş telefonu özelliğini asla kaybetmemiş olması… Daha akıllı değil belki ve daha yüksek kameralı da değil… Hatta Apple ve Google tarafından milyonlara ulaşmış geçmişi olan bir işletim sistemleri de yok.

Ama iş dünyasını biliyorlar. İş dünyasını anlıyorlar. Orijinal şirket olmasalar bile iş geleneğini devam ettirmeyi biliyorlar.

Google Android’i Linux tabanlı bir işletim sistemi olarak satın aldı. Peki BlackBerry, bir başka deyişle Research in Motion ne yaptı? Unix tabanlı QNX işletim sistemini satın aldı. İki satın almanın arasında 5 senelik fark var. QNX başarılı bulundu ve dünyanın pek büyük şirketleri tarafından da kullanılıyor.

BlackBerry geri dönebilir. Telefon olarak değil ama şirket olyarak geri dönebilir. Akıllıca bir iş yaparak daha önceki hatalarına düşmüyor, Apple ya da Samsung ile kavga dövüşe girmiyorlar. Alttan alttan gidiyorlar.

Bakalım daha neler göreceğiz…

 

FETÖ telefon satışlarını da vurmuş

Akıllı telefon pazarı diğer birçok form faktörlerin aksine uzun bir süredir büyümekte ve pazar tahminleri de büyüme trendleri göstermekteydi. 15 Temmuz darbe girişimi, dolardaki oynaklık ve piyasalarda bunların sonucu oluşan ekonomik belirsizlikler bu büyüyen teknoloji grubunda ciddi bir negatif etki ve kırılma yaratmış gözüküyor.

IDC (International Data Corporation) Türkiye 2016 3. çeyrek raporuna göre Türkiye akıllı telefon pazarı yıllık bazda yüzde 11, bir önceki çeyreğe göre ise yüzde 17 küçülme göstererek toplamda 2.75 milyon ithalat adedi ile üçüncü çeyreği kapattı. Ciro olarak ise yıl bazında küçülme aynı kalırken bir önceki çeyreğe göre yüzde 25 küçülme gerçekleşti.

Türkiye Akıllı Telefon Pazarı

2014Q3

2015Q3

2016Q3

Adet

QoQ Değişim

14%

11%

-17%

YoY Değişim

41%

10%

-11%

Halihazırda yükselmiş olan dolar nedeniyle sene başından beri son kullanıcı fiyatlarında indirimi baskılamak ve hatta zaman zaman ürün fiyatlarını artırmak zorunda kalan üreticiler, 15 Temmuz darbesi ve arkasından gelen ekonomik kriz ortamında daha da düşen karlılıklarla başetmek zorunda.

Piyasadaki tüm oyuncuların bir an evvel 2016’dan kurtulmak istemesinde sadece dolar fiyatları etkili değil. Teknoloji zincirlerinde hemen hemen tüm oyuncular piyasalara da yansıdığı şekilde ölüm kalım savaşı veriyor. Düşen satışlar ve karlılık, azalan tüketici güveni, fiyatlar üzerindeki ciddi rekabet bu oyuncuları zor durumda bırakıyor. Telekom operatörleri tarafında da pek parlak bir durum yok. Turk Telekom ve Avea birleşmesinin bayiler üzerindeki etkisi yılın ortasında bitti bitecek derken Turk Telekom distribütörleri üzerindeki karlılık baskısı cihaz satışlarına çok olumlu yansımıyor. Turkcell tarafındaki yönetim belirsizliği, Turkcell’in cihaz satışları konusundaki tutumunu da etkiliyor ve uzun yıllardır cihaz satışı konusunda liderliği elinde bulunduran Turkcell kanalı gerileme kaydetmiş durumda.

Samsung’u Note 7 değil J serisi vurdu

Üretici özelinde ise Samsung, %43 pazar payıyla liderliğini koruyor olsa da rakam bazında yılın önceki çeyreklerine göre Q3’te daha düşük bir performans sergiledi. Burada Note 7 etkisinden daha çok J serisindeki tedarik sıkıntıları rakamlar üzerinde negatif bir etki yarattı. Apple, iPhone 7 lansmanı öncesi, 2015Q3’teki düşük performansına benzer şekilde pazar payında (%15) ve ithalat rakamlarında düşüş kaydetti. LG ise G4’de yakaladığı çıkışı G5 ile sürdüremedi ve organizasyonel değişikliklerle beraber pazar payı %4’e düştü. Yerli oyuncular tarafında yukarıdaki olumsuz resmin aksine güzel gelişmeler yaşanıyor. General Mobile, Andoid One serisine odaklı stratejisine devam ediyor ve %13 pazar oayıyla ilk 4 marka sıralamasında yerini koruyor. Vestel, son çeyrek Vodafone kanalında yaptığı başarılı kampanyayla %7 pazar payı yakaladı.

IDC Türkiye’den Kıdemli Pazar Araştırma Analisti Ramazan Yavuz: “2016 akıllı telefon pazarının doyum noktasına evrildiği, cep telefonlarından çok giyilebilir teknolojiler ve sanal gerçeklik gibi yeni teknolojilerin daha ön plana çıkmaya başladığı bir yıl olabilir” dedi. “Özellikle son kullanıcı fiyatlarının orta fiyat bandında oturması, bu segmenttteki ürünlerde ciddi rekabet, doların ve piyasada derinden ilerleyen ekonomik krizin akıllı telefon markalarını 2017’de de zorlayacağa benziyor.”

IDC raporundan alınacak dersler

  • BTK raporuna göre 15 temmuz ve devamında telefonla konuşma sürelerinde patlama yaşansa da telefon satışları tam tersi etki görebiliyor
  • 15 Temmuz olaylarının etkilerini yaşadık ama her yönüyle henüz inceleyebilmekten çok uzağız
  • 2016 yılının son çeyreğinde yaşanacak gelişmeler bize 15 Temmuz’un zararlarıyla ilgili gerçek bilgiyi o da kısmen verebilir
  • Çeyreksel bazlı küçülmenin yıllık küçülmeden daha derin olması, 15 temmuzla aslında iyi olabilecek bir yılın olması gerekenden çok daha kötüye gittiğini gösteriyor
  • Küçülmenin tamamını 15 temmuza bağlamak doğru olmaz. IDC raporu net bir biçimde firmaların şimdiye kadar hiç bu kadar yanlış yapmadığını da satır aralarında bize vurguluyor. Büyük aktörlerler Samsung ve LG’de yaşananlar çeyrek bazındaki daralmanın önemli sebepleri olarak gösterilebilir
  • Şirketlerin dünyada yaşadığı aksaklıkların Türkiye’de de yaşanması, Apple örneğinden görebilebileceği gibi Türk tüketicisinin dünya nezdinde alışveriş alışkanlıklarına ulaştığını gösteriyor
  • Esiden cihazların yayılmasıyla karını doğru oranda artıran operatörlerin dünyası da değişti. Bu sene karlılık ve kullanım çok iyi arttı ama Vodafone dışında hiçbir operatörün şahane cihaz sattığını söylemek mümkün değil.
  • Vestel’in Vodafone desteği ve “Türk” söylemine rağmen yüzde 7 pazar payında olması, üstünde konuşulması gereken bir unsur. Üstünde neredeyse iki kat pazar payına sahip General Mobile isimli Türk telefonu olmasaydı söyleyecek çok sözü olabilirdi. Ancak belli ki tüketici Türk algısına değil telefon özelliklerine bakıyor.

Son yılların en baştan savma Apple toplantısı

Apple toplantıları yakın zamana kadar hep bir heyecan dalgası yaratırdı. Yeni telefonu, tableti, saati, bilgisayarı ve onların yazılımları.

Apple’ın 21 Mart 2016 toplantısı da bunları yapmak için hayata geçirilmiş bir toplantı olarak dikkatlerimize sunuldu. Ama gerçekten (bence) iPhone 4’ten 4S’e geçildiği toplantıdan bu yana yaşanmış en kötü etkinlik olarak tarihe geçti.

Son telefon bükücü Apple


Apple Amerikan Patent Ofisi’nden kıvrılabilir, bükülebilir telefonların patentini kazandı. Kazandı deniyor çünkü muhtemeln birçok şirket aynı anda bu işin peşinden koşuyordu.

Apple’ın bu alanda aldığı patent sayısı 54 olarak dile getiriliyor. Aldığı patentin ismi tam olarak esnek elektronik cihazlar… Patentte en çok bu cihazların OLED (Organic Light Emitting Diode) yönü vurgulanmış.

Apple’ın CEO’su da devletine güvenmiyor

Ben ne zaman kişisel bilgilerin çok sıkı korunması, hatta devletten dahi korunması gerekliliğine dair haber yapsam başta devlete yakın kaynaklar olmak üzere birçok kesimden yoğun eleştiri alıyorum. Devlet bizim bilgilerimizi niye çalsın niye kullansın, niye niye niye diye…

Konuyla ilgili benimle aynı duyarlılığı taşıyan (belki ben onun duyarlılığını taşıyorumdur bilemiyorum şimdi tam olarak) Tim Cook çok önemli bir açıklama yaptı tarihe geçecek bir vaka kapsamında.

Apple 1 milyar cihazla 76 milyar dolara koştu

Apple 2016 yılının birinci çeyrek rakamlarını açıkladı. Şirket herkesi şaşırtacak biçimde kendi rekorlarını kırmadı belki ama ortadaki rakamlar gerçekten de inanılmaz şeyler söylüyor. Tek bir şirketin neler yapabileceği gerçekten de hepimizi şaşırttı.

Şimdi oluşumları tknlj formatında sizlerle paylaşalım:

Apple 3 kıtada 4,5 milyon kişiye iş verdi

Apple bugün tüm dünyadaki müşterilerin bu yılbaşı döneminde App Store’a her zamankinden daha büyük ilgi gösterdiğini ve App Store’un Noel ve Yılbaşı haftalarında yeni rekorlar kırdığını duyurdu.

3 Ocak’a kadar devam eden iki hafta boyunca, müşterilerin uygulamalar ve uygulama içi alımlar için 1,1 milyar doların üzerinde harcama yapmasıyla trafik ve satın alma miktarı konularında arka arkaya haftalık rekorlar kırıldı. Müşterilerin 144 milyon doların üzerinde harcama yaptığı 1 Ocak 2016, App Store tarihinin en büyük günü oldu. Böylece, sadece bir hafta önce Noel gününde kırılan bir önceki gün rekoru da aşılmış oldu.

Ar-Ge yapıyor yılda 1,5 milyar dolardan fazla kazanıyor

Haberin özü çok enteresan değil aslında: Ericsson ile Apple arasında bir patent davası olmuş. İki şirket olayın üstünde çalışmalar yapmışlar. Sonunda Apple Ericsson’a para vermeyi kabul etmiş ve olay çözülmüş. Nasıl çözülmüş? Apple Ericsson’a 7 yıl boyunca belli bir ücret ödemeyi kabul etmiş. Kaç para verdiği, ne amaçla verdiği çok fazla konuşulmadı kulislerde…

Bu kadarlık haber mi olurmuş demeyin. Olmaz tabi. Haberi biraz daha kurcaladığımızda karşımıza Ericsson’un senede bu ve benzeri patentlerden ne kadar kazandığını buldum. 13 ila 14 milyar İsveç Kronu, yani yaklaşık 1,52 milyar dolar. Bu arada bu rakam 2014 yılında yaklaşık 10 milyar kronmuş. Yani bir sene içinde yüzde 40 artmış.

Peki bu para nereden ve niye geliyor? Ericsson her ne kadar uzaktan donanım şirketi göbö görünse de alsında dünyanın en büyük Ar-Ge yapılarından biri. Bilmeyenler olabilir, şirketin GSM/GPRS/EDGE, WCDMA/HSPA, ve LTE konularında 35 binin üstünde patenti var. Biz 4,5G ismini yaratırken onlar isimlere filan takılmadan bunun yazılımından donanımına kadar her şyini yapıyorlar. Bu konuda dünyada en çok patent almış şirket onlar. Dünya üstünde 2,5 milyardan fazla  insan onların sistemleri sayesinde telefonla konuşuyor.

 

Demek ki neymiş? Devletten 30 – 40 milyon dolar cukkalayıp “ah be tam baz istasyonu üretiyorduk şey oldu” gibi kelimelerle saçmalamak yerine çalışırsanız kazanıyorsunuz.

2009’dan bu yana kanunen zorunlu bir biçimde 500’ün üstünde Ar-Ge çalışanı istihdam eden şirketlere ve onların bize sunamadığı patentlere gelsin bu haber…