Hayır onun tek suçu popüler olmak değil!

Kaspersky 02-2012Kaspersky yazılım güvenliği konusunda gayet bilgilendirici iletişim çalışmaları yapıyor. Ama bu sefer duvara çıkmış. Kısaca özetlemek gerekirse: Diyorlar ki mobil dünya için geliştirilen virüslerin yüzde 99’u Android için geliştirilmiş. Onun tek suçu var, çok popüler olmak.

Yok öyle değil. Nedenleri toparlayabildiğim kadarıyla sizlerle paylaşmak istiyorum:

  • Android çok popüler olabilir. Ama virüslerin girmesi için tek suçu bu popülerliği, çok kullanılması değil. Bu tartışmaya açık da değil.
  • Yıllarca Apple ürünleri Microsoft kadar popüler olmadığı için virüs girmiyor dendi. E kullanımları ne kadar artarsa artsın yine de virüs girmedi. Bu bir şehir efsanesi olarak kaldı yani…
  • Virüslerin normalde mobil cihazlar içine girmesi çok zor. Çünkü sık sık içine hafıza çubuğuyla veri sokup çıkarmıyorsunuz. Peki nereden geliyor bu kadar virüs? Tabii ki resmi Android yazılımı indirme sitelerinden. Neden? Çünkü Google yapması gerekeni yapmıyor, üstüne düşeni yerine getirip orada resmi olarak dağıttığı yazılımların içini incelemiyor. Bütün çirkin korsanlar telefonların içine Google “gel vatandaş buradaki yazılımlarda sorun yok” dediği için geliyor…
  • Android’in en önemli eksiklerinden biri de telefonun birçok özelliğine erişebilmesi… Mesela içinde Android olmayan telefonunuza virüs girse ne olur? Çok çok verileriniz silinir. Ama Android telefonda biri sizin telefonunuzu ele geçirirse uzaktan formatlayabilir, mikrofounu açıp sizi dinleyebilir, kameradan sizi görebilir. Neredeyse virüs özelliğini kazanmamış yazılımlar bile sizin oradaki tüm kontakt bilgilerinizi çalış belli bir adrese gönderebiliyor zaten. Bunlar bence bir tasarım sorunu. Telefonunuzun mikrofonunu uzaktan bir uygulamayla ele geçirtmek mimari bir yanlışlıktır. Kimsenin böyle bir hak verecek kadar önemli bir işi olamaz.
  • Diğer taraftan hep aklıma şu soru geliyor: Acaba iOS için antivirüs uygulamalarının çıkmaması antivirüs yazılımcılarının mı yetersizliği, virüs yazarlarının mı yoksa Android’i kodlayanların mı? Bunu bir gün tartışalım…

Microsoft küllerinden doğmaya çalışıyor

Önce Microsoft’un küllerinden doğması için ölmüş olması lazım diyenlere önden cevap vererek başlayalım: Mobil dünyayı neredeyse pas geçti, işletim sistemi dünyasını Windows işletim sistemi olmayan tabletlerin domine etmesine izin verdi. Son işletim sistemi çalışmaları da harika gitmiyor. Evet belki ölmedi ama en azından son kullanıcı pazarı için 1990’ların Microsoft’u olmadı da kesin…

Şirket 2-4 Nisan tarihleri arasında eskiden Türkiye’den gazetecilerin de götürüldüğü geliştiriciler konferansı gerçekleştirdi. Orada konuşulanları şirketin gönderdiği resmi bülten, oraya katılanların blogları ve zaman içinde edindiğimiz bilgi birikimleriyle harmanlayarak TKNLJ stilinde sizlerle paylaşayım…

  • Microsoft artık 9 inçten küçük aletlerden işletim sistemi parası almayacak. Bu da demek oluyor ki telefonlara ücretsiz girerek Android ile yarışı onun bedava kulvarına çekmeyi planlıyor. Bu yarışı sadece Nokia üstünden giderek beceremeyecekleri kesindi zaten…
  • Nokia üç yeni telefonunu orada duyurdu. Bu da demek oluyor ki artık Nokia’nın kendi öz varlığı yok. Oranın assolisti bile değil. Orada havayı ısıtan bir uvertür konumunda.
  • İşletim sistemi grup başkan yardımcısı amacının Windows’u herkese hitabeden bir platform yapmak olduğunu söylemiş. Bence talihsiz bir iletişim. Çünkü Microsoft eskiden herkesin platformuydu. Artık öyle olmadığını bizzat en üst düzey yöneticiler söylemiş.
  • Microsoft bundan 10 yıl kadar önce ataç ve çatlak profesör görünümlü kişisel asistanını algısıyla beraber kaybetmiş olmalı. Şimdiki kuşak Apple’ın Siri’sini ilk kişisel asistan sanıyor olabilir. Ama Microsoft kendi asistanını Siri’ye bakarak yeniden tasarlamış görünüyor. Cortana isimli asistan Bing arama motorunu kullanıyor, davranış analizi yapıyor, kişisel bir etkileşim kurabiliyor. 2015 yılından önce de ülkemize gelmeyecek. Ha şahsen Siri’den önce Türkçe konuşacağına eminim bu konuda iddiaya bile girerim.
  • Microsoft’un en önemli işlerinden biri de kurumsal dünyaya dalması olacak. Uzaktan erişimle cihazları kontrol ederek müdahale edebilme, aynı 1990’lı yıllarda başlayan Windows uzaktan yönetimi gibi cep telefonlarına çok şey kazandıracak. Android ve iOS işletim sistemlerine karşı bu tecrübesini daha iyi kullanmalı. Zaten yeterince geç kaldı bu alanda… 
  • Windows 8.1 önümüzdeki aydan itibaren telefonlara ücretsiz olarak dağıtılacakmış. Şu andaki çok minik mobil Windows varlığı yüzünden çok sorun çekeceklerini zannetmiyorum…
  • Yabancı kaynaklarda da öne çıkan en enteresan yanlardan biri Microsoft’un belki de attığı geri adım: O alıştığımız Başlat menüsü yeni düzende pek bir uzaklara atılmış, gözden yitmişti. Kullanıcılar o kadar çok dövdüler di tırım tırım geri getiriyorlar o menüyü. Kullanıcıyla kavga etmek her zaman harika sonuçlar getirmez. Olsun, hatadan dönmek de erdemdir.
  • Bence konferansın en önemli mesajlarından biri icat edildiği tarihten bu yana hep daha fazla disk alanı ve hafıza kullanımı isteyen Windows’un geriye doğru adım atması oldu. Söylenenlere bakılırsa 1 GB bellek ve 16 GB disk alanı bu işletim sisteminin çalışmasına izin verebilecek. Bu da neyi getirecek? Tabii ki ucuz, örneğin 300 doların altındaki tabletlerde Windows satılabilmesini… İşte o zaman Android ile yarışmaya başlayabilir.
  • Buraya kadar yarış hep Android ile yarışmaya çalışıyordu. iOS ile yarışabilmek için de programlama özelliklerini geliştirmeye çalışacak. örneğin telefon için ayrı bilgisayar için ayrı yazılım paketleme sistemi olmayacak. Bir kez programlayan ikisi için de kullanabilecek yaptığı işi.
  • Windows mağazası da aynı iTunes gibi uygulama keşfi, gelir paylaşımı ve kişiselleştirilmiş uygulama tavsiyeleriyle bezendi. Bunu 1990’ların ortasında yapsa harika olurdu, ama kısmet bugüneymiş.
  • Ben bir süredir gelişmelerini yakından takip ettiğim Kinect için yapılanları hayranlıkla izliyorum: Microsoft hareket algılayan bu cihazı sistemiyle o kadar iyi birleştirdi ve bunun kaynak kodlarını öylesine açtı ki ileride Microsoft’u işletim sistemi değil Kinect ile hatırlıyor olabiliriz

Microsoft’u bekleyen en büyük tehlike

Gecenin bir yarısı internet sitelerinde gezerken yabancı bir yorumcunun yazdıkları beni benden aldı. Kısacık bir yazıda arkadaş diyor ki Microsoft’u bekleyen en büyük tehlike rakipleri ya da ürün kalitesi değil. Microsoft geçmiş yıllarda sahip olduğu en önemli varlığını, kullanıcıların umursamasını kaybetmiş durumda.

Eskiden iyi ya da kötü de olsa birileri için Microsoft önemli bir isimdi. Herkes iyi konuştuğu için demiyorum bunu. İyi konuşan da vardı kötü konuşan da. Ama konu Microsoft’tan açıldı mı birilerinin iyi ya da kötü söylyecek şeyi mutlaka olurdu. Birkaç disketle Windows 3.0 yüklediğimiz günlerden Windows 95’lerden Vista’dan Windows 7’ye kadar. Açılmasını beklerken ağaç olmaktan bahsedenler, Linux bu işi daha iyi yapar diyenler, virüslerden şikayet edenler, mavi ekrana düşenler, ne güzel artık arka plan resmi koyabiliyoruz diyenler, kaçak program yüklemek için site arayışına girenler… Bunların hepsi iyi ya da kötü Microsoft’tan bahsederdi.

Ama bugün Microsoft kimsenin konusu değil, umuru değil… Daha kötü söylemiyle bu şirin şirket kimsenin ipinde değil. İnsanlar artık mobilden bahsediyor, tabletleri konuşuyor, iOS diyor, Android diyor, Chrome diyor, Safari diyor… Kimse eski gözağrısının yüzüne bakmıyor.

Bence Microsoft bir an önce buna bir el atmalı. Kendi hakkında iyi ya da kötü konuşmasına imkan tanımalı, bunun için ona yollar ve imkanlar sunmalı.

Bugünleri öngörmüştüm aslında. Belki beni de bu şyazıyı yazmaya iten sebep bu: Eskiden hepimizin elinde birer Microsoftlu ürün vardı. O yüzden bundan bahseder o yüzden içinde yaşadığımız dünyayı anlatırdık halka. Şimdi içinde Microsoft olan bir dünyadan çıktık, başka evrenlere açıldık.

Microsoft’u bekleyen en büyük tehlike budur. Artık ondan daha az konuşulmasının, daha iyi iletişim araçlarına rağmen daha az dikkat çekmesinin sebebi budur.

* Bu sayfadaki resim 26 Ağustos 1995 tarihinde Windows lansmanından sonra yaptığım haberin Milliyet’teki yansımasıdır…

Beşiktaş’ın yeni stadının teknolojisi böyle olacak

Beşiktaş dünya teknolojisine hazırlanıyor Vodafone ABD’de salon inceliyor

Bilindiği gibi gibi Vodafone geçen ay Beşiktaş ile 145 milyon dolarlık bir anlaşmaya imza attı. Bu stadın teknolojik altyapısının Vodafone işbirliğiyle gerçekleştirileceği açıklamasının ardından uzun süre bu teknolojinin nelere kadir olacağı konusunu araştırdım. Ne yazık ki Vodafone tarafında yaptığım tüm çabalar sonuçsuz kaldı. En sonunda ekonomi konularında Türkiye’nin önde gelen haber sitelerinden Manset.At bizim çağrılı olmadığımız Vodafone toplantısında haberi çekip kopardı. Vodafone Genel Müdürü Gökhan Öğüt’le yapılan onuşmada Brooklyn Nets takımının maçlarını oynadığı Barclays Center’ın dünyanın en iyi teknolojisini barındırdığını duyduklarını ve hali hazırda ABD’deki bir ekiplerini buraya yönlendirdiklerini söyledi. Biz de bu stadyumun özelliklerini sizler için paylaşalım istedik…

Android özel hayatınızın canına okuyabilir

Bir yakınımla konuşuyordum. Konu cep telefonlarına geldi. Ben yine hangi telefonu niye almalıyız klişelerinin gelmesine hazırlanırken günlük basına yansımış bir soruya muhatap kaldım: “Android telefonlara uzaktan erişip kamerayı açmaları ve beni izlemeleri mümkün diyorlar ne diyorsun?” Şaşırıp kaldım. Evet teorik olarak doğruydu bu söylenen şey. Zordu ama imkansız değildi. “Peki o zaman ben neyime güvenerek bu telefonu yanımda taşıyorum” diye sordu arkadaşım. “Bilmediğin programlar yüklemezsen bir şey olmaz” diyecek oldum ama ben bu riski alır mıydım? En azından şimdiye kadar almadım.

Sonra konu ilgimi çekti. Sonuçta ben kullanmıyorum ama ailede oldukça fazla Android kullanan eş dost var. Onları da düşünerek uzaktan ele geçirdiğinizde bir Android yüklü telefona neler yaptırabileceklerini araştırmaya başladım. Çok enteresan şeyler çıktı karşıma… Tabii ki bunların hepsi telefonu ilk aldığınızda içinde hazır olan kötü uygulamalar değil. Kötü programlar yüklemek ya da yüklememek sizin elinizde.

Sadece bir noktayı hatırlamak lazım: Apple sistemine bir yazılım sokabilmeniz için o yazılımın ortalama 20 günlük bir test sürecinden geçmesi gerekiyor. Değil zararlı yazılım, sıkıcı yazılımları bile almıyorlar. Android işletim sistemi için ise neredeyse sizin uygulamayı koymanızla başkalarının indirmeye başlaması bir oluyor. Bunu gözden kaçırmamak lazım.

Bu bakış açısıyla yeterince kötü bir program yükleyebilirseniz:

· Android telefonun kontakt listesini uzaktan alabilirsiniz. Geçen hafta bir arkadaşım cep telefonu arama uygulaması bulmuş. Aradığınız isimleri bunun içinden bulabiliyormuşsunuz. Bunun içinde Ahmet Abim veya Mehmet Usta gibi arama sonuçları bulmuş. Öngörü şu: Bir yazılım herkesin telefonlarında bulunan isim ve telefonlarına erişiyor. Sonra da bunları değişik uygulamalarda kullanıyor.

· Sizin bilginiz olmadan nerede olduğunuzu GPS sinyallerinden alıp belli bir yere gönderebiliyor.

· Uzaktan telefonunuza erişerek bulunduğunuz yerdeki ağlara katılmak için telefonunuza girdiğiniz Wi-Fi şifrelerinizi alabiliyor. (Bunun için root olmak gerekiyor, herkes yapamaz)

· Uzaktan erişip duvar kağıdınızı değiştiriyor. Düşünsenize bir politikacının haberi olmadan telefonunun duvar kağıdı olarak rakip parti logosu koyduğunuzu…

· Bir cihazı uzaktan silip kullanılmaz hale getirebiliyor.

· Uzaktan erişip sizin adınıza tanıdığınız ya da tanımadığınız birine sizin numaranız üstünden SMS atabiliyor.

· Herhangi bir çağrı başlatma sayfasına gitmeden telefonunuzdan tanıdığınız ya da tanımadığınız birini arayabiliyor.

· Telefonunuzla yaptığınız tüm etkinlikleri, aradığınız kişiler listesinden SMS attıklarınıza, oynadığınız oyunlardan bulunduğunuz yerlere kadar her şeyi birilerine gönderebilir.

· Zararsız görünen bir uygulamanın sizin bilginiz olmadan ekstra paketler yükleyerek bambaşka bir hale gelmesi sağlanabilir. (Hakkını yemeyelim, bunu iPhone ile de  yapabilirsiniz teorik olarak)

BlackBerry apar topar satılıyor

BlackBerry, uzun zamandır beklenen açıklamayı en sonunda yaptı. Satılması için resmi prosedürler başladı. BlackBerry’i almak için düğmeye basan firmanın ismi Fairfax Financial Holdings Limited. Zaten şu anda yüzde 10 ile fiilen BlackBerry’nin en büyük hissedarı. Firmanın sahibi Prem Fatsa isimli Kanadalı bir milyarder. Bu teklif aşamasında Watsa BlackBerry yönetim kurulundan ayrılmış.

Hatırlanacağı üzere BlackBerry, cuma günü yaptığı açıklamayla 4.500 çalışanı işten çıkaracağını duyurmuştu.

Yeni ürünleri tutmayan, 1 milyar dolara yakın zarar açıklayan BlackBerry neden bu durumlara düştü? TKNLJ stilinde madde madde açalım bunu:

  • Şirketin, Apple ile hemen hemen aynı zamanlarda, 1984 yılında kurulmuş
  • Kurucusu 1961 İstanbul doğumlu bir Rum, Mihal Lazaridis. 12 yaşındayken Kanada’da bir kütüphanedeki bütün bilimsel yayınları okuduğu için ödül almış.
  • Şirket en büyük zıplamasını o zaman için çok büyük bir atılım olan push elektronik postalarla yaptı. Yani bir elektronik posta gelince otomatik olarak telefonunuza geliyordu. Bunun için BES adı verilen BlackBerry Enterprise Serverlar yazıldı. Şirketler bu sistemi kullanmak için birbirini çiğnedi.
  • Sistem Microsoft Exchange Server üstünde çalışıyordu. Bu anlamda Microsoft da bu işten oldukça mutlu çıktı.
  • Sadece elektronik postaların otomatik olarak gelmesi değil, telefona adını veren böğürtlene benzeyen tuşlara sahip klavye de herkesin bu telefonu seçmesine yardımcı oldu.
  • Telefon ve sunuculara gelen güvenlik desteği sayesinde özellikle devlet kurumları ve şirketler bu telefonu çok ciddi bir biçimde kullanmaya başladı.
  • Sonra iPhone çıktı. O aralarki BlackBerry’nin gücünü şuradan anlayabilirsiniz: Yeni telefon BlackBerry Killer olarak tanımlandı. Hatırlanacağı üzere sonrasında çıkan tüm akıllı telefonlar iPhone Killer olarak tanımlandı.
  • BlackBerry klavyesine mi pazar payına mı güvendi, ciddiye mi almadı bilinmez; yeni gelen ekrandan klavyeli telefonlara karşı adım atamadı.
  • İnsanlar fiziksel klavye olmasa ne yazar kapasitif ekranlarda çok güzel yazı yazılıyormuş diyerek bir anda yeni akıllı telefolara döndü.
  • O aralarda BlackBerry ABD başkanları tarafından kullanılan bir aletken bir anda hakkında soruşturmalar davalar açıldı.
  • Davaların bir kısmı BlackBerry çok kilitli biz onun içinden geçeni göremediğimiz için teröristler bunu kullanıyor iken diğer tarafta bizim bütün bilgiler bunun içinden geçiyor bizi takip ediyorlar olunca acayip bir hukuk dünyasıyla tanıştı şirket…
  • Sonra küçüldü olmadı, dokunmatik çıkardı olmadı, tablet çıkarı olmadı, çırpınmalar sırasında harcanan paralar şirketi milyar dolar zarara soktu. Atılan adımların hiçbiri kesinlikle satışa yansımadı.

Turkcell Geleceği neden yazdı?

Turkcell yaptığı bir basın toplantısıyla “Geleceği Yazanlar” isimli bir proje başlattığını duyurdu. Toplantıya BTK başkanı geldi, Ulaştırma Bakanı geldi. Protokole oturan onlarca büyük abi geldi.

Önce Geleceği Yazanlar projesini kısaca tanıyalım. Bu projeyi hayata geçmeden önce inceleme fırsatı buldum. Çok güzel insanlarla çok güzel içeriklerin hazırlandığı süper bir iş oldu. Yazılımcılar, özellikle de mobil dünyanın önde gelenleri, bu sisteme dahil oalcak. Bu sistemin içinde bulunan kütüphaneyi inceleyecek. Burada hazır pazı programcıkları dahi kullanacak belki. Sonuçta yapılacak çok iş var. Burası belki de platformların üstünde, hatta platformların çapraz olarak bilgi alışverişinde bulunduğu Türkiye’nin en önemli eğitim merkezi.

Şimdi gelelim Turkcell bunu neden yaptı sorusuna ve bunların cevaplarına. Bunu TKNLJ stilinde ana başlıklar halinde inceleyelim:

  • Ama sanırım en kapsayıcı birincil nedeni olarak Türkiye’ye fayda getirmek olarak gösterebiliriz. Türkiye’den yazılımcı yetişmesi, ülkenin önünün açılması anlamına gelecek. Çünkü sadece yazılım sektörü bu kadar ciddi katma değerler yaratabiliyor.
  • Bunu sadece yazılım sektörü olarak da düşünmemek gerekiyor. Çünkü yazılım dünyası da genel olarak çok iyi durumda değil. Aam ne zaman ki mobil yazılımdan konuşmaya başlıyoruz, işte orada akan sular duruyor. Çünkü mobil yazılımı pazarlama faaliyetine para dahi harcamadan bir kalemde herkesin cebine sokabiliyorsunuz. Hle ki Turkcell gibi 35 milyonun üstünde abone tabanına sahipseniz…
  • Turkcell, en büyük abone tabanına sahipken yazılımcılara herkesten daha çok muhtaç. Çünkü onun en iyi yazılımcılara değil, en büyük yazılımcı tabanına ihtiyacı var. En iyilerin iki üç program yazması onu kesmez. Çünkü Türkiye nüfusunun yarısından fazlasına dokunuyor. Her beden ve ihtiyaca göre yazılım üretecek nefesi Turkcell gibi bir devin bile olamaz. Bu yüzden herkesin onun için bir şey üretmesi lazım.
  • Eğer “herkes” yetmezse işte o anda birinin gelip herkesin sayısını artırması lazım. İşte Turkcell tam olarak bunu yapıyor.
  • Sıradan vatandaş ve her işini alt kadrolara yaptıran kurumsal şirketler bunun farkında değillerdir. Ama şu anda mobil yazılım piyasasında çok ciddi kriz var: Yazdıracak inanılmaz sayıda program var, ama yazacak adam yok. Yazılımcılar inanılmaz fiyatlar çekiyor, üstlerine aldıkları işleri aylarca sonra teslim ediyorlar. Parası hazır işler kodlanamadığı için çöpe gidiyor, dünyadaki muadillerimiz bizi ezip geçiyor. Yazılımcıların sayısının artması Türkiye’de halen göze görünmeyen bu tarzda krizlerin biraz olsun yatışmasını sağlayacak.
  • Bakan ve hükümet sürekli yurt dışına giden ve bütçe açığı yaratan paralardan bahsedip duruyor. Peki bakanımız farkında mı Türkiye’de yazılım üretecek sermaye ciddi biçimde birikti. Eğer Türk yazılımcılar bu yazılım beceresini gösteremezse sermaye bekler mi? Tabii ki beklemiyor. Şu anda yine büyükler farkında değil ama insanlar Hindistan’dan çok ucuza yazılımcı tutup değerli fikirlerinin çalınması pahasına işlerini orada yaptırıyorlar. Eğer maliye bakanı ya da ulaştırma bakanımız bu yazılımları yaptırmak için yurt dışına giden parayı duysa muhtemelen daha önce geleceği yazdırmayan şirketlerin “ağzına vururdu”.
  • Turkcell’in en büyük katma değeri aslında bu sistemi marka bağımsız hayata geçirmesi. Örneğin Microsoft Açık Akademi yaptı ve bu hafta duyurusu yapıldı. Ama Microsoft doğal olarak Android ya da iOS işletim sistemiyle nasıl iş yapılacağını öğretmedi. Evet gerçekten inanılmaz sayıda insana eğitim verdi ve verecek. Ama tek platformda. Mobil dünya, sadece Windows ile gidemeyecek kadar büyük.
  • Son olarak Turkcell’in bu yaptığı iş çok iyi bir temel taşı. Hani bazı hukuki metinler vardır, bunu bir kez biri yazar, sonrasında gelenler onu kopyalayıp yapıştırır ve hayatının sonunda kadar kullanır. İşte geleceği yazanlar böyle bir şey. Şimdi başladınız yapmaya, diyelim ki yeni bir işletim sistemi çıktı, al kopyala apıştır oradan yürü. Diyelim ki artık telefon yok; gözlük, yüzük ve düdüklü tencereden konuşuyoruz. Al hemen bu sistemi uyarla oraya.

 

Operatör marka telefonlar yüzde 12 sattı

OPR Araştırma Hizmetleri güzel bir araştırmayı basınla paylaşmış. Türkiye’de telefon satışını konu alan bu araştırmadan küçük notları sizlerle paylaşıyorum:

  • 2013’ün ilk yarısında 4 milyon 465 bin 243 adet cep telefonu satılmış
  • Satılan telefonların yüzde 74’ü akıllı telefon
  • Akıllı telefonlar tüm telefon satışı cirosunun yüzde 92’sini kapsıyor
  • Türkiye’de telefon satan 49 marka var
  • Türkiye’de 750 farklı model telefon satılmış
  • Telefon fiyatları 108 TL ve 3.717 TL arasında değişiyor
  • Satılan telefonların yüzde 97’si dokunmatik
  • Satılan tüm telefonların yüzde 12’sini operatörlerin kendi markaları oluşturuyor
  • Akıllı telefonların yüzde 44’ünü operatörler satmış
  • Tüm telefonların yüzde 24’ü hiper ve süpermarketlerde satılmış
  • Satılan akıllı telefonların yüzde 69’u Android

Bu güzel araştırmayı paylaştığı için OPR’a teşekkür ediyoruz

Dünyadaki telefon satışları bize ne diyor?

Gartner’ın yayımladığı 2013 yılının ikinci çeyreği telefon satış rakamları, sadece sütun ve kolanlardan ibaret değil. Bize satır aralarında birçok önemli şeyi söylüyor. Sizler için bunları kısa notlar halinde çıkardım:

  • Nokia akıllı telefon pazarında yok. Marka olarak yüzde 4.3 pazar payına ve 9.6 milyonluk satışa sahip ZTE’nin altında “others” kategorisinde gözüküyorlar
  • iPhone satışlarında geçen yılın aynı çeyreğine oranla 3 milyonluk bir artışı var ama toplam pazar payından yüzde 4.6, yani Nokia’nın toplam pazar payından fazla kaybetmiş.
  • Bu rakamlar bizde Apple pazardan alacağını aldı gibi bir izlenim uyandırsa da aslında şöyle düşünmek de çok yanlış değil: “Apple çıkar çıkmaz herkes bu cihazı almak için birbirini çiğniyor. İkinci çeyreğe de alacak bir şey kalmıyor.” Diğer çeyreklerin rakamları daha farklı çıkabilir.
  • Samsung S serisiyle ciddi yeni kullanıcı alıyor. Apple’ın tahtı bu bakış açısıyla sallanabilir. Samsung’un pazar payı yüzde 2 artmış gözükse de satışları 25 milyonun üstünde artmış.
  • LG’nin satışları iki katı, Lenovo’nunkiler 2.5 kat artmış. Bu çıkışı biraz da Samsung’un yolundan gitmeye borçlular gibi gözüküyor.
  • Akıllı telefonlarda Symbian varlığı geçen seneki yüzde 6 civarı pazar payından binde 3’e düşmüş. Artık Symbian kelimesinin kullanımdan çıkma vakti gelmiş…
  • İşletim sistemi olarak Microsoft 7.4 milyon ürün satmış. iOS’in dörtte birinden az. Ama umut vaadediyor. Çünkü geçen sene aynı dönemde 4 milyon satışı varmış.
  • Yüzde 79 ile işletim sistemi pazarını tartışmasız domine eden Android, nasıl oluyor da yüzde 14’lük iOS karşısında uygulama pazarında bu kadar geride kalıyor inanılır gibi değil. Bunun altındaki sebepleri bir uygulama geliştiricisi gözlüğünden sizlerle paylaşacağım.
  • Akıllı olmayan telefonlar pazarına baktığımızda Nokia inanılmaz bir satış, 60 milyonla ikinciliğe çıkıyor. Samsung’un ise akıllı olmayan telefonlarının sayısı 36 milyon civarında
  • Dünya çapında geçen çeyrekte akıllı telefon satışı 225 milyon. Toplam telefon sayısı ise 435 milyon. Yani yeni akıllı YENİ telefon satışı yüzde 50’nin üstüne çıkmış

Hapis garabeti kalkıyor Twitter Türkiye’ye gelebilir

İnternetin gelişmesi için yeni açılımlar Türkiye’nin önünü açan bir kanun tasarısı mecliste torbada bekliyor. Bugün sadece iki gazetenin ciddi olarak incelediği kanun tasarısı, aslında içinde yazanlardan çok daha büyük anlamlar taşıyor. Kanun tasarısına göre içerik barındıran şirketlere daha önce getirilmiş olan içeriği kaldırmazsa 2 yıl hapis cezası maddesi tarihe gömülüyor.

Bu madde sayesinde Türkiye’de servis sağlayıcı hizmeti veren kurumların başı olası büyük dertleren kurtuluyor. Ama bunun Türkiye’nin servis sağlaycıları için çıkarıldığını söylemek çok büyük safdillik olur. Zira bu olayın arkasında çok daha büyük bir planın parçaları var.

Bu madde sanılanın aksine küçük servis sağlayıcıları değil; Facebook, Twitter, Google ve benzeri sosyal medya içerik barındırıcılarını etkiliyordu. Örneğin Google’a Atatürk ile ilgili bir içerik konusunda sıkıntılar olduğunu ve bunun kaldırılması isteğini gönderdi devletimiz. Google, bunu evrensel şartları dahilinde inceleyip masaya yatırdı. Sonra bunun kaldırılabilir nitelikte olmadığına karar verdi. Bu noktada eğer devletimiz Türkiye’de bunu kaldırmayan bir Google yetkilisi bulursa onu hemen nezarete atacak ve 2 yıl hapis istemiyle yargılayacak.

Google için bu bir skandal olurdu. Google sırf bu kanunun orada durması ihtimali yüzünden dahi Türkiye’ye yönetici atayamaz, burada bir dükkan açamazdı. Bu çağ dışı uygulamanın varlığı bile Google’ın buraya göndereceği elemanın maliyetini birkaç katına çıkarırdı ABD’de ödemesi gereken sigorta payı yüzünden. Şimdi bu madde yok. Biz artık modern bir ülkeyiz demesek de biz artık çağ dışı bir ülkeyiz diyebiliyoruz göğsümüzü az da olsa gererek…

Bu konu hakkında sosyal medyada ilk paylaşımların ardından gelseler ne olacak sorularına yönelik cevabi nitelikte bir paragraf yazmak istiyorum: Bu şirketlerin Türkiye’de olması, devlet için iyi olabilir ama aslında hepimiz için çok büyük anlamlar ifade edecek: Türkiye’de istihdam doğacak. Örneğin Google video gösterimi uygulamasını tüm dünyadan bir yıl sonra Türkiye’de açmayacak, bizi sonraki ülkeler statüsünden çıkaracak. Biz buradan Android’e paralı içerik göndermek için yurt dışından ABD sigorta numarası aramayacağız.

Bunun gibi onlarca şey saymamızın yanısıra aslında en önemlisi bu şirketlerin Türkiye’de kendilerine bir internet düğümü kurmaları bizim için çok önemli. Yani OTT adı verilen Over The Top şirketler buradan bir internet köprüsü kurar ya da mevcut sistemlerinin çok küçük de olsa bir kısmını Türkiye’ye getirirlerse o zaman Youtube’a gitmek için tam bir dünya turu atmayacak, bu içeriklere belki de yurt dışına çıkış parası vermeden ulaşabileceğiz. Türk Telekom ve Superonline gibi servis salğayıcılar Türkiye içinde verdikleri 100 megabitlik hizmetleri Türkiye’ye özgü olmaktan çıkarıp dünyaya da yayabilecekler.

Elbette Twitter ve Facebook ve arkadaşları Türkiye’ye gelmek için başka akil bahaneler bulabilirler. Vergi diyebilirler, internet filtrelerini örnek gösterebilirler… Elleri hala çok kuvvetli. Ama en azından dünyaya üstü kapalı da olsa aslında bizim çağ dışı bir ülke olduğumuzu, hapse gece yarısı ekspresi kaldırdığımızı söyleyemeyecekler.

Bu anlamda şahsım adına emeği geçenlere teşekkürü bir borç bilirim.

Bugünkü Fatih tablet ihalesinin kötü kokuları

Ülkenin ayakta ve herkesin tedirgin olduğu şu günlerde uzun zamandır tartışma konusu olan Fatih Projesi tablet ihalesi bugün yapılıyor. İhale Türkiye’nin geleceğine ışık tutsun diye yapılıyor ama kendi bugününe ışık tutacakmış gibi görünmüyor. Bir ihale düşünün ki şartnamesinde tabletin üstüne konacak logonun büyüklüğü bile anlatılmış. Kablosunun metresine kadar tarif verilmiş… Ama içinden o kadar çok kötü koku geliyor ki insanın içinden bugün deprem olsa da bu ihale yapılmasa diyesi geliyor.

Nedir bu kötü kokular bunları size bir nefeste sayalım. İhaleyi kim alırsa alsın bu kötü kokuların bir kısmı üstüne sinecektir. Bu ihale bu şartname ve gidişatıyla çirkindir:

  1. Bu ihale 3 seneyi kapsayan 10 milyon 600 bin tableti kapsıyor. Ama biz dünyanın en acayip ülkesi olarak 3 sene sonra teslim alacağımız tabletin ihalesini şimdiden yapıyoruz. 3 sene sonra o tabetler neye yarayacak, veya bir başka bakış açısıyla 3 sene sonra tablet mi kalacak… Bunları düşünmeden 10 milyon 600 bin aletin birden ihalesini şimdiden yapanları kendi adıma kınıyorum.
  2. Basına farklı zamanlarda yansıyan söylentilere göre bazı firmalar (adı bizde saklı kalsın) istendiği gibi incelenmesi için ürün vermek yerine sadece ürünlerin özelliklerinin yazdığı kağıtları teslim etmiş. Ama buna rağmen ihaleye girebileceklermiş. Eğer bu doğruysa, o firmanın adının büyük olmasına kanan ve bunu kabul edenleri kendi adıma kınıyorum.
  3. Bu ihalede bariz bir biçimde adresleme var: Sadece Android sistemi çalışacak tabletlerin üretilmesi için onay veren yetkilileri kınıyorum. Siz nasıl bir işletim sistemini tek işletim sistemi olarak bir ihalenin kapısından içeri sokabilirsiniz? iOS ve Windows’un buraya alınmamasını nasıl açıklayacaksınız? Yetersizlikle mi? Tarih sizi çok farklı yazacak…
  4. Başbakan 12 Haziran 2011 seçimlerinden önce tüm dünyaya tablet projesi yapacaklarını duyurmuştu. O zamanlar 16 milyon tablet ve 7.5 milyar dolarlık bir proje olarak duyurulan bu sistem için o tarihten bu tarihe pilot dağıtımlar dışında hiçbir şey yapılmadı. O kadar zaman dilimi içinde ülke gibi olan bir ülke kendi işletim sistemini yazardı ki yazılmışı vardı en azından bunu kullanırdı. Ama yapmadık. Bunun yapılmasını düşünmeyenleri kendi adıma kınıyorum.
  5. Projenin içinde satışa çıkarılacak olan tabletlerin hiçbirinde mobil bağlantı olmayacak. çocuklar okulun dışına çıktıkları zaman tableti defter ve kitap olarak kullanacaklar. Bu konuda genel uyarılara rağmen hiçbir adım atılmadı. Bu da hepimizin ayıbı olsun.

Projenin detaylarıyla ilgili daha konuşacak çok şey var. Bunları sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz…

MOBİLSİAD ile vergi ve reklam üstüne

MOBİLSİAD gündemimize yeni gelmiş bir dernek. Yeni ama gümbür gümbür geldiğini söylemek yanlış olmaz. Bir süredir özellikle mobil reklamlar konusunda onlarla konuştuklarımzı sizlere aktarıyordum. Türk mobil dünyası “bi yerlere” savaş açtı ve MOBİLSİAD ile mobil reklam üstüne yazıları muhtemelen aramızda süregelen ve giderek ısınan diyalog konusunda sizlere fikirler verecektir.

Kemer Alkin ile sonunda yapma fırsatı bulduğumuz kısa görüşmenin ardından, MOBİLSİAD ile ilk diyalog kurduğumuz günden bu yana kurumun kendini daha iyi ifade ettiğini veya farklı bir bakış açısı seçtiğini gördüm. Bazı konulara daha net bir şekilde eğilip onları bizlerle p;aylaşmak istedikleri ortaya çıktı. Sadece toplantının sonunda ilk disiplin kaybolduktan sonra eski defterleri açtık. Onlarda da yaşanan gelişmeleri sizlerle paylaşacağım.

Kerem Alkin bir eleştiriyle başladı söze: “Akıllı cihazların gelişimine bağlı olarak katma değerli servislerin dünyada çok büyük bir hacimsel genişleme yaşanıyor, ancak Türkiye buna ayak uyduramıyor…” Bunun en önemli nedenlerinden birinin katma değerli servislere uygulanan yüksek vergi olduğuna işaret eden Alkin, üretilen katma değerin neredeyse yüzde 80’e yakınının vergiler ve GSM operatörlerine giden pay olduğunu işaret etti. Şu andaki vergi yapısıyla üretilen 100 birimlik katma değerin sadece 17.5 birimi teknoloji KOBİ’lerine kalıyor. Bunun hesabının nasıl yapıldığını sizinle paylaşalım. Şu anda devlet ÖİV olsun, KDV olsun, düzenli vergiler olsun toplamda gelirin yüzde 65(ine el koyuyor. Tabii ki bu paradan bir de operatör paylaşım istiyor. Yüzde 50-50 paylaştıkları zaman yüzde 17.5 ile mutlu olmaya çalışıyor servis sağlayıcı. Onların beyin kıvrımlarından çıkan elektrik yeteneksizlerin yarattığı bütçe açığını kapatıyor, operatörlere katkı sağlıyor, kullanıcıların yazılım ihtiyacını karşılıyor.

10 lira üstünden sadece 2 lira kazanabilmek için yaptığı çalışmalar doğal olarak katma değerli servisler üretenlerin morallerini sıfırlıyor. Bu yüzden de Türkiye’de hizmet üretmeye çalışmak yerine Apple ve Android gibi platformlara uygulama geliştirseler, sıfıra yakın bir vergi oranıyla çok ciddi paralar kazanıyorlar. Parayı Türkiye’ye getirmedikleri sürece vergi de vermiyorlar. Bazı şirketler bu yüzden yurt dışında şirketler açarak orada maaş veriyorlar. Bunun suçunu da bu şirketlere yüklemek yanlış: Kapitalist sistem, paranın önünü kesmeye çalışanlara daima güzel dersler veriyor. Paraya gem vurmak çok zor bugünün küresel dünyasında…

Peki yapılan ne? Büyük saçmalık: Özel İletişim Vergisi dediğimiz, depremin yaralarını birkaç seneliğine sarmak için konan garabet vergi konuşmayı kapsıyor normal şartlarda. Katma değerli hizmetlerin hemen hiçbirinin içinde ses yok. O zaman neden ÖİV alıyoruz? Bunun cevabı da yok. Devlet Türkiye’de yazılım konsunda adım atıyoruz destek oluyoruz diyor. Oysa gölge etmese, sadece olayları kendi akışına bıraksa hem Türkiye ciddi bir yazılım becerisine kavuşacak hem de devlet oluşacak daha yüksek hacimden daha çok vergi almaya başlayacak.

Ve reklam

Tüketici haklarının korunması konusunda Derneğin yaptığı çalışmalara da değinen Alkin, katma değerli servisler konusunda maksimum tüketici memnuniyeti adına önemli mesafe kat ettiklerini belirtti. Alkin Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bünyesinde Ekim 2010’da başlatılan, bugün ise Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü ile devam ettirilen işbirliği çerçevesinde, Bakanlığa gelen ve Derneğe yönlendirilen toplam 12 şikayetin tümünü tüketici lehine sonuçlandırdıklarını ifade etti. Alkin ayrıca, yine tüketicileri mobil servis kullanımı konusunda bilinçlendirmek ve bilgilendirmek amacıyla oluşturulan “Mobil Tüketici Bilgilendirme Platformu” (www.mobiltuketici.com) üzerinden katma değerli servislerin kullanımı konusunda bilgi hizmeti vermeyi ve tüketicilerden gelen olumlu/olumsuz eleştirileri yönetmeyi sürdürdüklerini, bu platform üzerinden Derneğe iletilen 22 şikayetin tümünün üyelere iletilerek, çözümlenmesinin sağlandığını söyledi.

İngiltere başta olmak üzere Dünya’daki örneklerinden hareketle kamu otoritesinin Derneklerine katma değerli servislere yönelik denetleme yetkisi vermesi halinde, tüketici memnuniyetini maksimize edecek tüm kurguyu hayata geçirmeye hazır olduklarını belirten Kerem Alkin, bu konuda gereken resmi talebi de yaptıklarını ve bu denetleme yetkisinin verilmesi halinde kısa süre içerisinde en etkili alt yapıyı kurmaya hazır olduklarnıı ifade etti.

Ama burada eski söylediklerimizden vazgeçmiş değilim: Ben halen bana gereksiz reklam gelmesindense birilerinin daha az para kazanmasını yeğlerim. Bu devlet bana gereksiz reklam atan kuaförün, otomobil yedek parçacısının ve mobil operatörün önünü kesmeli. Bunun için onlara ciddi cezalar vermeli. MOBİLSİAD diyor ki eğer SMS gönderimi yapan şirketler köşeye sıkıştırılırsa bu sefer aynı SMS’leri Bulgaristan’dan da alabiliriz. Zaten şu anda o ülkelerden saçma sapan mesajlar ve aramalar geliyor. Kaldı ki devletin vereceği yetkiyle operatörler dışarıdan gelen bu saçma mesajların önüne geçebilir, onları engelleyebilir.

Bana şu andaki mevcut düzende operatörler ve servis sağlayıcıların öyle ya da böyle para kazandığı, bu mazancın da kullanıcı mutluluğuna rağmen elde tutulması isteniyormuş gibi geliyor. Eğer şu anda ciddi çalışmalar yapılır ve kullanıcıları mutlu eden, karşılığı verilen reklamlar sağlanırsa herkes bundan mutlu olabilir. Kazanç da aynı oranda artar.

Şu anda SMS ile reklam gerçekten diğerlerine kıyasla çok daha ucuza geliyor. Niye ucuza geliyor? Çünkü istemeyenlere de SMS atılıyor, kullanıcıların SMS almak istemeleri için çeşitli hediyeler sağlanmasına gerek bırakılmıyor. Siz bankanızdan SMS almak istediğinizde izinli SMS veri tabanına kayıt oluyorsunuz. Ondan sonra da size SMS atmayan ne ayakkabıcı kalıyor ne de otomotiv firması…

MOBİLSİAD yetkililerinin de çok güzel belirttiği gibi artık bu çakal SMS’lerden geri dönüş oldukça azaldı. Ama küfür katsayısının düştüğünü düşünmüyorum. Bu tarzda SMS’i hayata geçirenlerin her allahın günü kulakları ölesiye çınlıyor.

Size bu satırları yazarken D-Smart’tan bir yetkili yine bana birşeyler satmaya çalıştı. Telefonumu nereden bulduğunu sorunca önümüzde belirdi dedi. Bu gerizekalılığın önünü devlet kesmeli. Yoksa ben mümkün olan en üst oktavdan hakaretlerle hapse girme pahasına önünü keseceğim…

Yeni ticaret kanunu karmaşasına son

Bir efsane gibi gelen ve Türkiye’de alışılagelen birçok taşı yerinden oynatacağı belirtilen yeni Türk Ticaret Kanunu özellikle şirketlerin başını çok ağrıtacağa benziyor. Yeni Türk Ticaret Kanunu ile ilgili olarak bilgilendirme çalışmalarına devam eden Deloitte Türkiye, akıllı telefon ve tablet kullanıcıları için de bir uygulama hazırladı.

Akıllı telefon ve tablet kullanıcılarının yükleyebileceği uygulama sayesinde, 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girecek Yeni Türk Ticaret Kanunu ile ilgili mevzuattaki son gelişmelere, güncel haberlere, her ay yayınladığımız TTK Bültenleri’ne, uyum haritasına, TTK yayınlarına ulaşılabilecek.

Bu uygulama üzerinden ayrıca firmaların TTK’ya ne derece hazır olduğunu ve geliştirmesi gereken alanları belirlemesine yardımcı olan TTK Metre isimli ankete de ulaşılabilecek.

Uygulama Apple ürünleri için bu adresten Android ürünleri için bu adresten indirilebilirsiniz.

Vodafone Android’e oynuyor

Vodafone, HTC işbirliği ile inovatif fikirlerine ve Android uygulama geliştirme yeteneklerine güvenenlere yönelik bir yarışma düzenleyerek Fikir Yıldızları’nı arıyor. Bu sene ilki yapılacak olan Vodafone Fikir Yıldızları Yarışması’nda en parlak fikirler ve en iyi uygulamalar ödüllendiriliyor. Parlak Fikir ve Android Uygulaması kategorilerinde düzenlenecek yarışmada dereceye giren gençler Londra’da yapılacak olan appsworld 2011 Europe’a katılarak kendilerini geliştirme ve dünyaya açılma fırsatı yakalıyor.

Vodafone, benzerlerinden farklı olarak Fikir Yıldızları yarışmasına katılan en iyi Android uygulamaların Android Market’te sunulması için katılımcılara HTC ile birlikte destek olmayı ve uygulamalarını sunan katılımcıların oluşacak gelirden pay almalarını hedefliyor. Detaylı bilgiler ve başvuru fırsatı www.fikiryildizlari.com adresinde yer alıyor. Vodafone parlak fikirlerle dolu gençleri bekliyor.

Türkiye’de Android pazarına girebilen en küçük akıllı telefon geliyor

Sony Ericsson, Xperia X10 mini ile Android kolaylığını ceplere taşıyor. Android Market açık olarak gelen Xperia X10 mini, ceplere ücretsiz Android uygulamaları ile özelleştirmeyi sağlıyor. Dünyanın “en eğlenceli akıllı telefonu” Xperia X10 mini, Turkcell İletişim Merkezleri ve Turkcell’in anlaşmalı olduğu zincir mağazalarda, internet paketiyle birlikte ayda 35 TL’den başlayan fiyatlarla satışa sunuluyor.

Sony Ericsson’un Xperia serisi için geliştirdiği özel uygulamalarla cepte konforun ve eğlencenin tarifini yeniden yapan Xperia X10 mini’de akıllı ve eğlenceli bir telefonda ne ararsanıyorsa var: Kolay şebeke kurulumu, hızlı e-posta ayarları, Android Market ile 100 binden fazla kullanışlı ve eğlenceli ücretsiz uygulamaya erişim ve Android browser ile süper hızlı internet deneyimi… Ergonomik tasarımı ve küçük boyutlarıyla elinizden düşüremeyeceğiniz Xperia X10 mini, aynı zamanda şık bir aksesuar olarak tasarlanmış.

Küçük ama marifetli Xperia X10 mini, Facebook gibi sosyal medya araçlarını tek bir ekranda birleştiren Sony Ericsson Timescape uygulamasıyla birlikte geliyor. Xperia X10 mini’nin süper duyarlı dokunmatik ekranı ile telefonunuzu tek elle kullanabilir ve iletileri tek bir dokunuşla Facebook, Twitter gibi ortamlarda anında paylaşmak mümkün. Android tabanlı Xperia X10 mini, sürükle-bırak destekli hassas dokunmatik ekranı ile masaüstünü istendiği gibi düzenleyip telefonu baştan yaratma imkanı sağlıyor.

Gidişi suskun olmuştu ama dönüşü muhteşem olacak

Sony Ericsson, Android işletim sistemini kullanan hem akıllı hem de eğlenceli Xperia serisi cep telefonları ile Türkiye’ye hızlı bir dönüş yaptı. Uzun yıllar boyunca Türkiye’deki kullanıcıların beğenisini kazanmış olan Sony Ericsson’un ülkemize dönüşü Sony Ericsson yöneticilerinin en üst düzeyde katıldığı bir toplantı ile duyuruldu.

Sony Ericsson Orta ve Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Afrika Bölge Başkanı Herve Fontaine; Orta ve Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Afrika Bölgesi Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı Martijn Lutgerink, Sony Ericsson Güneydoğu Avrupa ve Akdeniz Bölgesi Genel Müdürü Yannis Ghikas ve Sony Ericsson Güneydoğu Avrupa ve Akdeniz Pazarlama Direktörü Chara Dalekou’nun katılımıyla 17 Mart 2011 tarihinde gerçekleştirilen öğle yemeğinde Sony Ericsson, Android tabanlı Xperia serisi ve Türkiye’ye yönelik yeni stratejisiyle ilgili bilgi verdi.

Sony Ericsson, 2011 ve sonrası için global stratejisinin en öncelikli ülkelerinden biri olarak Türkiye’yi seçti. Geçen yıl Android tabanlı telefonlarıyla dünyada büyük başarı yakalayan Sony Ericsson, Türkiye’deki tüketicilerin teknolojiyi çok yakından takip etmesi ve özellikle dijital eğlencenin adresi olan multimedya destekli akıllı telefonlarda en son teknolojiye sahip olmak istemesi nedeniyle Türkiye’ye büyük önem verdiklerini kaydetti.

Dünya çapında birçok ülkede Android pazarında 1 numara olan Sony Ericsson, Türkiye’de de 2011 sonunda Android pazarında 1 numara olmayı hedefliyor. Şirketin nihai hedefi ise eğlenceli ve kullanışlı modelleri ile Türkiye’de akıllı telefon pazarında da liderliği elde etmek olarak açıklandı. Sony Ericsson Xperia serisi, Sony Ericsson’a özel Android uygulamaları ve Android Market desteği ile 100 binden fazla ücretsiz Android uygulamasını Türkiye’deki kullanıcılara sunuyor. Buna ek olarak, Türkiye’deki kullanıcılar, Sony Ericsson’un PlayNow uygulama mağazasında yer alan birçok Android uygulamasına Android Market’e girmeden erişebilecek.

Sony Ericsson Güneydoğu Avrupa ve Akdeniz Bölgesi Genel Müdürü Yannis Ghikas, Sony Ericsson’un Android tabanlı telefonlarla Türkiye’ye dönüş yapmasıyla ilgili olarak şunları söyledi: “Sony Ericsson olarak, aslında Türkiye’den hiç ayrılmadık, sadece bir süre boyunca Türkiye’deki tüketicilere cazip gelecek, onların beklentilerini karşılayacak ürünlerle kullanıcılarımızın karşısına çıkamadık. Şimdi daha güçlü, daha özellikli, daha yenilikçi, daha akıllı, daha eğlenceli ve en üstün teknolojiyi sunan bir dünya markası olarak Türkiye’deki varlığımızı güçlendirmek istiyoruz. Bu süreçte yepyeni bir ekip, yepyeni bir dağıtım ağı, yepyeni bir satış sonrası servis hizmeti ve yepyeni bir pazarlama anlayışıyla Türkiye’de yeniden yapılandık. Bu bağlamda, ücretsiz Android Market uygulamalarının sağladığı tüm özelliklerle kolayca özelleştirilebilen Android tabanlı Xperia modellerimiz ile mobil dijital eğlencenin en iyisini, hem iş dünyası için güçlü birer cep ofisi hem de hayatınıza renk katacak gelişmiş birer cep sinema sistemi olan Xperia telefonlarımız aracılığıyla Türkiye’deki kullanıcılara sunacağız. Dünya çapında birçok ülkede Android pazarında 1 numarayız. Sony’nin Exmor kamera sensörünü, Bravia Engine teknolojisini ve konsol oyunlarında kendini kanıtlamış Playstation oyun sistemini dünyanın en eğlenceli akıllı telefonlarında birleştiren seçeneklerimizle 2011 sonunda Türkiye Android pazarında da 1 numara olmayı hedefliyoruz. Nihai hedefimiz ise eğlenceli ve kullanışlı modellerimizle Türkiye’de akıllı telefon pazarında da 1 numara olmaktır.”

Herkee Android programcısı olma fırsatı

Yıldız Holding Bilişim Grubu şirketlerinden Medyasoft, kişi ve kurumlar için tasarladığı katma değerli eğitimlerine bir yenisini daha ekliyor. 2011 yılında özellikle mobil uygulama pazarı için uzman yetiştirme eğitimleriyle ön plana çıkan Medyasoft, Apple iPhone ve iPad uygulama eğitimlerine ‘Eclipse’ ile Android uygulama geliştirme eğitimini de ekledi.

Cep telefonu ve tablet bilgisayarda 100 milyona yaklaşan kullanıcı sayısıyla mobil dünyanın yeni gözdesi Android işletim sistemi kullanan cihazlar için hazırlanan ‘Eclipse’ eğitimiyle Medyasoft, sektördeki uygulama ihtiyacını karşılayıp gençler için yeni iş fırsatları sunacak.
Android işletim sistemi kullanan cihazlara yönelik başlatılan uygulama geliştirme eğitimiyle ilgili olarak, Medyasoft’un bilişim dünyasındaki trendleri uzman kadrosuyla eğitim alanında katma değerli hale getirdiğini belirten Medyasoft Pazarlama Müdürü Cüneyt Tonguç, “Yapılan araştırmalar 2011 yılında tüm dünyada satılacak olan bilgisayarların yarıdan fazlasının tablet PC ve akıllı telefon gibi cihazların olacağına işaret ediyor. Sağlıktan perakende ve gıdaya kadar birçok sektör günlük iş hayatını büyük ölçüde kolaylaştıracak bu cihazları kullanmaya hazırlanıyor. 2014 yılında 500 milyon kişi tarafından kullanılması beklenen bu cihazlardan çok üzerlerinde yer alan uygulamalar ön planda olacak. Medyasoft olarak Apple iPhone ve iPad uygulama eğitimlerinden sonra hayata geçireceğimiz Android Eclipse eğitimiyle, kurumların yeni trendleri yakalamalarını, gençlerimizin ise yeni iş ya da kazanç sağlamalarını hedefliyoruz” dedi.
Kısa süre sonra ülkemizde de yayına başlayacak olan Android Market’te uygulama sayısının 200 bine yaklaştığına dikkat çeken Tonguç, 2011 sonunda mobil uygulama pazarından elde edilen gelirlerin 15 milyar doları aşacağına dikkat çekerek, gençlerin evlerinde geliştirecekleri sadece bir uygulama ile binlerce dolar kazanabileceklerini söyledi.
Android uygulama geliştirme eğitimlerinin Türkiye’de ve yurtdışında çeşitli projelere imza atan senior yazılım danışmanları tarafından verileceğini belirten Cüneyt Tonguç, eğitimlere katılmak isteyenlerin literatürü takip edebilecek İngilizce ve temel programlama bilgisine sahip olmaları gerektiğini belirtti. Tonguç, “Altı kişilik sınıflarda düzenleyeceğimiz eğitimlerde katılımcılar ilk etapta Android cihaz özellikleri ve uygulamaları hakkında bilgiye sahip olup, ardından Eclipse üzerinde cihaz özelliklerine göre uygulama geliştirme yöntemlerini öğreniyor. Eğitimlerde ayrıca katılımcılara web servisleri ve cihazlara veri aktarımının yanısıra arayüz, widget, XML mizanpaj, network, veri işleme, 3D grafik gibi önemli konularda da bilgi aktarılıyor” dedi.

Android Market’e Kitapçı Oluyor

Google’ın işletim sistemi Android Apple ile beraber birer sadece birer yazılımdan fazlası olmayı başardı. Aynı zamanda bir hayat şekli halini alan program geçtiğimiz aylarda Honeycomb ile beraber müzik dükkanı haline geleceğini ima etmiş, ancak bu hayata geçmemişti. Bugünlerde yeni bir dedikodu daha ortalıkta dolanmaya başladı. Buna göre Android, son zamanlarda Kindle ve Nook gibi ürünlerle pazarı hareketlenen elektronik kitapları satmaya başlayacak. Film ve müziğin ardından kitapların da eklenmesiyle beraber Google Apple’ın ensesindeki takibini daha sıkı bir hale getirecek gibi.

Samsung’dan Android 3 müjdesi

Geçtiğimiz haftaAndroid 3.0’ın çıkmasıyla birlikte hemen Samsung’a gönderdiğimiz Samsung Galaxy Tab ve benzeri ürünlerde Android 3.0 ne zaman kurulabilecek sorusuna müjdeli bir cevap geldi. Gelen cevabı virgülüne dokunmadan sizlerle paylaşıyoruz:

Önümüzdeki dönemde Samsung olarak; Galaxy Tab, Galaxy S gibi stratejik telefon modellerimizin İşletim Sistemi güncelleme sürecine hassasiyetle eğiliyor olacağız.

Bu bağlamda, şu an piyasadaki Android 2.2 (Froyo) işletim sistemine sahip tablet cihazımız Galaxy Tab (P1000), Google’ın tablet cihazlar için geliştirdiği Android 3.0 (Honeycomb)’a güncellenebiliyor olacak.

Kullanıcılar güncelleme işlemini, Samsung’un bilgisayar üzerinde çalışan ‘KIES’ senkronizasyon yazılımı ile sorunsuz şekilde yapabilecekler. Güncelleme yayınlandığında, kullanıcılar KIES üzerinden güncelleme uyarısı alacaklar, güncellemeyi seçerek otomatik olarak tabletlerini yeni versiyona güncelleyebilecekler.

Bunun yanında; şu an piyasada bulunan üst segment akıllı telefon modelimiz Galaxy S (I9000)’de,Android 2.2 (Froyo)’dan Android Gingerbread’e güncellenebiliyor olacak. Güncelleme işlemi KIES üzerinden yapılabilecek.

Zamanlama olarak Google’ın zaman çizelgesi takip ediliyor olacak.

Nokia Kimi Seçecek?

Nokia şu an itibariyle hala cep telefonu pazarının lideri. Tüm dünyada en çok Nokia model cep telefonları bulunuyor. Ancak trend bunun değişmekte olduğunu gösteriyor. iPhone ve Android marka cihazlar giderek daha çok kişi tarafından tercih edilmeye başladı.

Bunu gören Nokia yöneticileri işletim sistemini değiştirmeye karar verdi ve bunun için alternatifleri araştırmaya başladı. İki en büyük aday Windows Mobile ve Android işletim sistemleri. Duyumlar, firmanın bu iki üretici ile yakın temasta olduğunu gösteriyor. Dedikodular ise Nokia’nın Windows’a daha yakın olduğunu gösteriyor. Ancak kesin olan bir şey var. Her kimi seçerse seçsin Nokia cep telefonu pazarındaki dengeleri alt üst edecek.