Gates mobil işletim sistemini beceremediğinden 400 milyardan olmuş

Eski Microsoft başkanı Bill Gates, Android’in Apple’ın iOS platformuna varsayılan alternatif haline gelmesine izin verdiğini ve kariyerinin en büyük hatası olduğunu düşündüğünü açıkladı.

Risk sermayesi şirketi Village Global tarafından düzenlenen bir etkinlikte konuşan Gates, mobil yazılım fırsatının “Microsoft’un kazanması için doğal bir şey” olduğunu ve “ne olursa olsun, Microsoft’un Android olmamaya neden olduğu her hangi bir yanlış yönetişimden” bahsettiğini söyledi.

Gates mobilde kaybolarak Gates, Microsoft’un 400 milyar dolarlık bir fırsatı kaybettiğini söyledi.

“Bu mobil işini doğru yapsaydık gerçekten de lider olurduk…”

Gates, görevini 2000 yılında Microsoft CEO’su olarak bıraksa da, Google’ın baskınlığı için Android platformuna karşı kaybedilmiş bir mücadele vermesi nedeniyle Temmuz 2008’e kadar baş yazılım mimarı olarak kaldı.

Microsoft’un ilk mobil çabası, Windows Mobile, Android’de pazar payını hızla kaybetmeden önce 2007’de zirveye ulaştı. Gates’in ayrılmasından kısa bir süre sonra Microsoft, yeni bir Windows Phone işletim sistemi ile mobil stratejisini, temellerini geri kazanmak ve Android’i devirmek için başarısız bir girişimde yenildi.

Google teknolojinin neferi değil Trump’ın finosuymuş meğer

Trump ABD’nin iç işleyişinde ve küresel ticaret savaşlarında Huawei’yi kendine başlangıç hedefi olarak seçti. Şirketin sahibinin kızını uçaktan aldırıp hapse attırdı, dünyanın diğer ülkelerine Huawei ile çalışan bana gelmesin dedi, AB ülkeleri üstündeki gücünü Huawei kullanmamalarına telkin için kullandı.

Ama bunların hiçbir yetmedi, bir de ülkesinin topraklarından çıkan en önemli gücü olan Google’ı devreye soktu. Google, bizim her zaman eleştirdiğimiz gereğinden fazla yükselmiş olan gücünü haksız bir biçimde Huawei üstünde kullandı.

Google dedi ki mevcut telefonları etkilemeyecek ama bundan böyle çıkacak olan telefonlarda Android güncelleme ve birçok hizmete erişmeye kısıtlama gelecek.

Bundan sonrasını TKNLJ formatında sorgulayarak sürdürelim:

Eyyy Apple!..

Türkiye’de belli başlı gazetecilerle direkt iletişim kuran, diğerlerine karşı ölü taklidi yapan, bu alanda kendini lord seviyesine konumladıran Apple, yine belli gazeteciler ve yabancı bültenler aracılığıyla toplumdan özür diledi. “Ya biz yavaşlatmak için değil vallahi kem küm” dedi.

Şimdi konuyu masaya yatıralım: Apple bir prestij ürünü. Ona verilen para ve kullanıcıların tercih sebepleri rasyonel değil. Yan hah bu kameraya bu para verilir kararıyla iPhone alan olduğunu zannetmiyorum çünkü o paranın alabileceği çok daha iyi donanımlar var. Kaldı ki zaman zaman neredeyse 10 bin liraya gelen telefonu kimse mantıklı sebeplerle açıklayamaz.

O zaman ben de prestijli bir kullanım ömrü istiyorum Apple’dan. Bunun sunumlarında şöyle iyi işlemci, böyle şahane sistem diyorlar. Ama cihaz ömrü iki seneyle sınırlı. Üçüncü senesine girdiği zaman otomatik olarak boynu bükülüp yavaşlıyor. O işlemcinin haketmediği bir yavaşlama bu. Apple bunu kabul etsin ya da etmesin, yavaşlatıyorlar telefonları bilerek ve isteyerek. Bu tartışmaya açık değil. Zaten kabahatlerinden büyük olan özürleri de bunu anlatıyor…

Diyorlar ki uygulamalar gelişiyor daha çok işlemci talebi geliyor. E tamam zorlama beni güncellemeye. Bırak ben eski hızımla mutlu ve mesut yaşayayım hayatımı. Yan böylesi bir sistemi kuran insanlar bunu yapmayı beceremiyor demek çok büyük bir yalan.

Şu anda bize kalan tek tutar tarafı iOS işletim sistemi. Eğer Google yanlışlıkla bana zerre kadar güven vermeyen ve kendimi yetersiz hissetmeme neden olan çirkin Android sistemini adam gibi çalışır hale getirirse ne prestiji düşünürüm ne gönül bağını ne de iOS’in yazılım havuzuna harcadığım parayı.

Apple bunun farkında mı bilmiyorum. Muhtemelen kol kola girip gezdikleri birkaç “yakın” gazeteci bunu onlara söylemiyordur.

Android canınıza okuyor ve okumaya da devam edecek

Cep telefonunu cep telefonu yapan uygulamalar aslında. Siz ne derseniz deyin, ne kadar üstün kamera, pil ya da işlemci koyarsanız koyun olay dönüp dolaşıp o ekranda görünen uygulamaların zekası, kalitesi ve eğlencesinde düğümlenip kalıyor.

Bu bakış açısıyla Android ve iOS arasındaki etkin bir savaş aslında cep telefonu pazarı. Android ürünler daha iyi kamera, daha iyi ekran, daha daha daha daha şeklinde gidiyor. Apple ise sessiz sedasız ve derinden gidiyor. Kamerasının kaç megapiksel olduğunu bile söylemiyor.

Bunun bendeki sebebi şu: Apple yazılımına güveniyor, diğer tüm markalar bu yazılımdan kaynaklanan eksikliklerini müthiş ürünlerle kapatmaya çalışıyorlar.

Nesi eksik Android’in? Sorsanız Apple Fanboy derler bunu söyleyenlere ama ben yine de sayayım: Burası güvenli değil. Bunu herkes biliyor ama kimse söylemiyor. Android uygulama pazarına isteyen herkes hiçbir kontrolden geçmeden ürünlerini takır takır sokuyor. Soktukları ürünlerin içindeki zararlı yazılımlar size takdire şayan zararlar veriyor. Mesela fener uygulaması indiriyorsunuz, önünüzü aydınlatmakla mükellef uygulama size ben senin cep telefonu listene erişeceğim diyor yoksa çalışmıyor. Ne yapacaksın listemdekileri mi aydınlatacaksın?

Android guruları ne var canım ben Android telefonuma root olabiliyorum şunu yapıyorum bunu yapıyorum diyorlar. Ama düşünmüyorlar ki bunu kullanan çok genç ve yaşlıların telefonları ve bilgi güvenlikleri tehdit altında. Tek bir şerefsiz tek bir komutla onların kameralarını açıp her daim fotoğraflarını çekebilir… Ama uzmanlar root oluyorlar. O yüzden Android şahane.

iOS, kendi sistemine giren her uygulamayı takar takır araştırıyor. İçinde zararlı bir kod varsa sokmuyor sisteme. İçi temizse ve bir süre sonra zararlı bir yazılımla güncelleme yapılıyorsa yine sokmuyor sisteme. Oyun açtığınız zaman bu oyunun arkadan dolaşıp sizin fotoğraflarınızı çekmeyeceğine eminsiniz. Verilerinizi, annenizin kardeşinizin telefonunu çirkin insanlara satmadığına eminsiniz.

Güvenlik mi über megapikselli kamera mı… Siz karar verin.

BlackBerry nasıl hala ayakta?

Bu dünya çok acayip teknoloji devleri gördü. Onların çok hızlı çöktüğünü de gördü. Ama bazen öyle acayip bir şey oluyor ki ne yaparsanız yapın göçüp gitmiyor markalar…

BlackBerry de bunlardan biri. Şirket battı gitti derken kendi küllerinden inatla doğdu. Son 6 çeyrektir beklentilerin üstünde gelir elde ediyor. Bu çeyrekte 297 milyon dolar gelir elde etti. Siparişleri artıyor, satışı artıyor… Kısacası her şeyi artıyor. Peki bu kadar telefonun olduğu, sabah erken kalkanın kendi lisanslı telefonunu üretebildiği dünyamızda bunun sebeplerini nerede aramalı?

BlackBerry’nin en dikkat edilmesi gerken taraflarından biri iş telefonu özelliğini asla kaybetmemiş olması… Daha akıllı değil belki ve daha yüksek kameralı da değil… Hatta Apple ve Google tarafından milyonlara ulaşmış geçmişi olan bir işletim sistemleri de yok.

Ama iş dünyasını biliyorlar. İş dünyasını anlıyorlar. Orijinal şirket olmasalar bile iş geleneğini devam ettirmeyi biliyorlar.

Google Android’i Linux tabanlı bir işletim sistemi olarak satın aldı. Peki BlackBerry, bir başka deyişle Research in Motion ne yaptı? Unix tabanlı QNX işletim sistemini satın aldı. İki satın almanın arasında 5 senelik fark var. QNX başarılı bulundu ve dünyanın pek büyük şirketleri tarafından da kullanılıyor.

BlackBerry geri dönebilir. Telefon olarak değil ama şirket olyarak geri dönebilir. Akıllıca bir iş yaparak daha önceki hatalarına düşmüyor, Apple ya da Samsung ile kavga dövüşe girmiyorlar. Alttan alttan gidiyorlar.

Bakalım daha neler göreceğiz…

 

Yandex yayıncılarla okurların arasını buluyor

Yandex Android için geliştirdiği mobil tarayıcının alfa sürümüne kullanıcıların rahatsız edici reklamları şikayet edebileceği bir buton yerleştirdi. Bu özellik sayesinde kullanıcılar, ekranı tamamen kaplayan ve istenmeyen reklamları engelleyebilecekler. Ayrıca bu özellik ile Yandex, sahip olduğu yapay zeka ile kullanıcıların hangi tip reklamlardan rahatsız olduğunu gerçek zamanlı olarak öğrenerek benzer reklamların da engellenmesini sağlayacak. Yandex ayrıca bu özellik ile elde ettiği geri bildirimleri reklam verenler ve yayınlarla paylaşarak daha etkili ve kullanıcıyı rahatsız etmeyecek reklam kampanyaları düzenlenmesinin de önünü açmış olacak.

Yandex’in mobil tarayıcısına eklediği şikayet butonu ayrıca reklam engelleyici yazılımlara bir alternatif oluyor. Yandex’in bir yandan kullanıcıları rahatsız etmeyen, bir yandan da yayıncıları zarara uğratmayan bir reklam çözümü geliştirme stratejisinin bir ürünü olan şikayet butonu ile kullanıcıların hangi reklamları, neden engellediği Yandex’in öğrenebilen yapay zekası ile anlaşılabilecek. 2015’in Ekim ayından itibaren Yandex.Browser’ın masaüstü sürümünde reklam engelleyici yazılım kullananların yüzde 20 oranında arttığını da açıklayan Yandex, tüm reklamları engelleyen bu tip yazılımların yayıncılara etkisini azaltmayı hedefliyor. Geliştirilen yeni çözüm ile daha verimli reklam kampanyalarının yapılabilmesi mümkün olacak.

Yandex bunu yapmakla harika bir iş çıkarıyor. Bir yandan bizi düşünüyor belki… Ama diğer taraftan senelerdir altını dolduramadığı “Türkiye’ye gelip reklam gösterme işine gireceğiz” sözü için somut bir adım atıyor belki. Belki Google’ın reklam eksiklikerini araştırıyor ona göre kendi sistemini zenginleştirecek. Belki kendi tarayıcısının en güzel olması için bunu yapıyor.

Öyle ya da böyle Yandex güzel yapıyor.

Umarım reklam engelleyici yazılımları yükleyip aslında reklam engelleyici yazılımları yapanların daha çok para kazanmasını sağlamaktan başka bir iş yaptığını bilmeyen saftorikler bunu kullanır biraz akıllanır…

Otoparktaki arabanıza para kazandıran girişim

Girişim haberlerini vermeye bayılıyorum. Akıllı insanlar boş oturmak yerine beyninin içindeki elektrik alışverişlerini paraşa dönüştürüyor. Girişimciliğin bu hafta gördüğüm yeni örneği Arda Aşkın, Güven Özyurt ve Erman Çağıral. Garajyeri isminde bir uygulama yapmış. Bülten gönderme safhasına kadar da gelmiş. Yani artık ayaklarının üstünde duruyor.

Fikir dile kolay gibi görünüyor ama o kadar da basit değil: Arabanız var ve evinizin önünde duruyor. Birisinin de arabaya ihtiyacı var. Siz bu uygulama üstünden arabaya ihtiyacı olan adama arabanızı veriyorsunuz. Parasını ve kira bedelini siz belirliyorsunuz. Adam arabayı kullanıp gtiriyor parasını veriyor. Alan memnun satan memnun…

Şimdiye kadar Garajyeri ile araçlarını kiraya verenlerin kazandıkları toplam ek gelir 500 bin TL’yi geçmiş. Ocak 2015’te, Hummingbird Ventures, Nevzat Aydın ve Doğa Girişim’den toplamda 900 bin dolarlık yatırımla 17 kişilik ekiple kurulan Garajyeri ilk yılında 4 milyon TL’lik kiralama talebi hacmine ulaştı. 2017 Ocak ayında yeni yatırımcı turuna çıkacak olan Garajyeri’nin hedefinde Rusya, Dubai ve Katar fonları var.

Mayıs 2015’te kullanıma açılan Garajyeri şu anda İstanbul’da 250 araçla hizmet veriyor. Kuruluşundan bu yana binlerce aracın kayıt olduğu ve yavaş yavaş aktif hale getirildiği Garajyeri’nin 2017 hedefi ise bin araçla hizmet vermek. Aşkın’ın hayali ise 81 ilde her mahallede 5 otomobile ulaşmak. Türkiye’de 17 bin mahalle ve 53 bin muhtar var. Rakamlar kocaman…

Garajyeri CEO’su Arda Aşkın’ın sözlerinden TKNLJ formatında küçük notlar paylaşalım sizinle:

  • Araca ihtiyacınız olduğunda, şehir merkezlerindeki rent-a-car firmalarına gitmek ve ihtiyacınıza yönelik marka ve modelde araç bulmakta zorlanıyordunuz.
  • Mahallede boşta duran araçları kullanabilmenin bir yolu olmalı
  • Türkiye’de paylaşım ekonomisine yeni bir boyut kazandırarak insanların boşta duran araçlarından kâr elde etmelerini sağlamayı ve böylelikle her yıl artan araç alımından kaynaklanan çevre kirliliğini azaltmayı hedefliyoruz.
  • Kiralanan her araç sayesinde trafikten yaklaşık 9 ile 13 arasında araç çekilmiş oluyor ve bu da 46 bin kilogram karbon salınımının önüne geçiyor.
  • Mahalledeki araçları kiralayarak komşuluk ilişkilerini güçlendirmek de Garajyeri’nin sosyal hedefleri arasında.
  • Rent-a-car sektörü dünyada büyürken Türkiye’de bu anlamda büyük bir açık var. Türkiye’de bu işi yapan kişiler araç kiralama hizmetini mahalle aralarında güven oluşturmayan yöntemlerle yürütmüşler.
  • Araçların günlük ortalama kiralama bedeli 70 TL’dir. Araç modeline göre fiyatlar bin TL’ye kadar çıkabiliyor.
  • Bir ayda 15 gün kiraya verme ise asgari ücrete denk geliyor. Örneğin 8 ayda 30 bin TL kazanan bir kullanıcımız var. Bir araçla başladı şu an sistemde 6 arabası var.

10 yaşını geçmeyen araçların kayıt yapıldığı sistemde; zorunlu trafik sigortası yaptırmış olan araç sahipleri, TC kimlik numaralarını, cep telefonu numaralarını, IBAN numaralarını, e-posta adreslerini ve ruhsat bilgileri gibi temel verileri siteye giriyor. Verilen bilgilerin doğruluğu kontrol edildikten sonra üyelikleri onaylanıyor. Araç kiralamak isteyenler de aynı şekilde bilgilerini sisteme girerek platforma üye oluyor. Ayrıca, ehliyet puanı yeterliliğini bildirmek ve Facebook ile giriş gibi bir takım ek zorunlulukların bulunduğu sistemde araçların saatlik veya günlük kira fiyatlarını araç sahipleri belirliyor.

Araç kiralamak isteyen kullanıcılar lokasyon ve tarih seçerek arama yapıyor ve gelen sonuçlar üzerinden, fiyat, model ve mesafe açısından en uygun olan araca istekte bulunuyor. İstek onayladığında, kiracı Garajyeri üzerinden ödeme yapıyor ve anahtarı elden teslim alıyor. Araç iade edilinceye kadar Garajyeri hesabında tutulan kira bedeli, teslimatla birlikte araç sahibine aktarılıyor.

Ben baktım ama şu soruların cevaplarını göremedim:

  • Araba bozulursa ne olacak?
  • Arabayla ölümlü trafik kazası gerçekleştirilirse ne olacak?
  • Teröristler araba kiralayıp çalıyorlar bunları çalmayacakları ne malum?
  • Hukuki olarak bu arabayla yapılan kaza kime yazar bilemiyorum
  • Kim olduğunu bilmediğiniz, arabanın içinde kimlerle ne yapacağını bilmediğiniz bir adama arabanızı verip sonra da çocuğunuzu o rabaya oturtur muydunuz? Bana bu tarafı bayağı ters geldi
  • Bunun vergisi filan… Bilemedim

 

Bebeğin ateşini telefondan öğrenmek…

Çocuğunun hastalanarak ateşlenmesi tüm ebeveynlerin çok hassas olduğu bir konu. Zaten bebeği yeni olan bir anne baba stresten ne yapacağını bilemez. Ancak her saniye gidip ateş de ölçülmez. Quadro buna çok güzel bir çözüm bulmuş: Android ve IOS işletim sistemli Akıllı telefonlarla birlikte çalışan Quadro Akıllı Ateş Ölçer telefonunun ekranından 7/24 çocuğun ateşini takip edebilmeyi, hatta çocuğun ateşi belirlenen seviyenin üstüne çıktığında telefonda alarm çalmasını sağlıyor.

Quadro Türkiye Müdürü Serkan Gezici tarafından yapılan açıklamada Quadro Akıllı Ateş Ölçerin Sağlık Bakanlığı tarafından onaylı bir sağlık ürünü olduğu, ve bu kapsamda İstanbul, Bursa ve Güney Ecza Kooperatifleri ile yapılan görüşmeler sonucu satışının sadece eczanelerde gerçekleşeceğini dile getirdi. Ürün 9 Kasım 2015 tarihinden itibaren Türkiye genelindeki yaklaşık 24 bin eczanenin raflarında yerini alacak.

  • 7/24 Gerçek zamanlı ısı ölçümü ( 3 saniyede bir ölçüm)
  • Isı limit alarmı (belirlenen ısı limitine ulaşıldığında akıllı telefon alarmı çalar)
  • 999 saat boyunca sürekli veri kaydı
  • Kol bandı ya da, hassas bebek tenine özel olarak geliştirilmiş yapışkan bantlar ile çocuğunuzun istediğiniz bölgesinden ateşi takip etme olanağı
  • Bulut Teknolojisi & Uzaktan Kullanabilme imkanı (işteyken evdeki ya da okuldaki çocuğunuzun ateşini takip edebilme)
  • 0.05C’lık ısı değişim hassasiyeti
  • 0.1C hata payı
  • 30-45C geniş ısı ölçüm aralığı
  • 8 gr. ağırlık, 1,5cm yarı çap ile küçük ve hafif
  • IOS ve Android desteği
  • 2 Yıl garanti, T.C. Sağlık Bakanlığı onayı

 

Microsoft “kim olursan ol gel çalıştırayım” dedi

Microsoft tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen ve Windows, Windows Phone, Microsoft Azure vediğer Microsoft yazılımlarını kullanan geliştiricileri biraraya getiren BUILD konferansı bu yıl da teknoloji dünyasına damga vurdu. 29 Nisan – 1 Mayıs tarihleri arasında San Francisco’da gerçekleşen BUILD 2015, önemli duyurularla gündeme oturdu.

Microsoft yeni Universal Windows Platform ve Windows Store ile değişik geliştiricilerin çok az bir emekle cihazlarını Windows 10‘a dönüştürmelerini sağlayarak, fırsat yaratacak devrim niteliğindeki yenilik ve gelişmeleri konferansta duyurdu. Firma aynı zamanda yeni Web tarayıcısı, Microsoft Edge (eski Project Spartan), telefonlar için Windows 10 Continuum, Cortana ve Microsoft HoloLensi de piyasaya sunduğunu açıkladı.

Konferansta açıklanan yol haritasına göre; Microsoft’un Windows, iOS ve Android geliştiricilerini kapsayan cesur adımları, Windows 10’u en cazip gelişim platformu haline getirecek. Microsoft; Windows, iOS, Android, Mac ve Linux geliştiricilerinin milyarlarca Microsoft müşterisine ulaşmasına izin verecek. Microsoft’un; yeni veri, geliştirici ve Office hizmetleri, geliştiricilerin istedikleri platformda akıllı uygulamalar geliştirmesine yardımcı olacak.

Microsoft yeni Universal Windows Platform ve Windows Store ile uygulama geliştiricilerin uygulamalarını Windows 10 uygulamasına dönüştürmelerini sağlayacak önemli bir adım atıyor. iOS ve Android uygulamalar artık Windows 10 üzerinde de çalıştırılabilecek. Yeni platform ve yazılım geliştirme paketleriyle web siteleri, klasik Win32 uygulamaları, Android Java/C++ uygulamaları ve IoS uygulamaları çok kolay bir şekilde Windows 10 mağazası üzerinden Windows uygulaması olarak sunulabilecek. Bu yeni SDK’lar sayesinde yazılımcılar hem daha önce Windows harici platformlar için yazmış oldukları kodları kullanabilecek, hem de Windows platformuna özel bir çok kullanım ile çok daha zengin uygulamalar geliştirebilecekler.

Evrensel Windows Platformu’nun getirdiği bir diğer yeni özellik ise Continuum. Artık telefonlar birer PC’ye dönüşebilecek. Telefonların içindeki bilgisayarı ortaya çıkarmak için tek yapılması gereken ise bir monitör bağlamak olacak. Evrensel Windows Platformu sayesinde uygulamaların birer hologram olarak çalışması bile mümkün olacak.

Microsoft, Build 2015’te, sunulacak yeni dalga araç ve güncellenmiş hizmetler ile yazılım geliştiricilerin Visual Studio 2015 Release Candidate, Linux ve Mac için .NET, Visual Studio Code önizleme, Application Insights in Public Preview gibi çoklu platformlarda verimliliğini artıracağını da duyurdu.

AKP CHP’nin tamamını dinliyor olabilir

AKP tüm CHP’li milletvekillerini dinliyor olabilir. Dinlemiyor da olabilir. Ama şu anda dinliyor olma riski masanın üstünde olanca azametiyle duruyor ve bunun üstüne gidilmeli. Gelin bunların üstüne TKNLJ formatında gidelim. Konunun ciddiyetini hep birlikte görelim:

  • Olay çok basit: Meclis vekillere telefon dağıtıyor. Bu da büyük bir ihtimalle Android işletim sistemine sahip telefonlar.
  • Android telefonların şirketler ve kurumlar için çok önemli bir özelliği var: Uzaktan yönetilebilme!..
  • Uzaktan yönettiğiniz Androidlerle neler yapabilirsiniz biliyor musunuz? Telefonu dinlersiniz, kapalı gözükürken aslında açık olup sizin ortam dinlemenizi gerçekleştirebilir. Hiçbir uygulama açık değilken kamerasından sizin bulunduğunuz ortamı çekebilir. Nerede olduğunuzu düzenli olarak raporlayabilir. SMS ve maillerinizi farklı yerlere gönderebilir. Hangi cihazlara bağlı olduğunuzu, hangi internet ortamında ne şifre kullanarak girdiğinizi raporlayabilir. En önemlisi de her tür internet trafiğinizi bir yere gönderebilir.
  • Tüm bunları yapmak için tek soruyu, uzaktan erişime izin veriyor musunuz sorusunu onaylamanız yeterli. Mecliste elektronik postaların düzenlenebilmesi ve telefonun kurulması için muhtemelen bu onay verilmiştir.
  • Dinlenemeyecek telefonlar için kendini paralayan ve TÜBİTAK’ı baştan yaratan AKP’nin milletvekilleri için böylesi bir açık yaratmak doğru mudur?
  • CHP’nin teknoloji ile yakından ilgilenen milletvekili Erdal Aksünger konuyla ilgili bir soru önergesi verdi. İşte soru önergesinin maddeleri:

“Milletvekillerinin kullandığı cep telefonu, e- posta , fakslarla ilgili log kayıtları TBMM Başkanlığı tarafından tutulmakta mıdır? Tutuluyor ise gerekçesi nedir? Bu durum yasal mıdır? Bu şekilde elde edilen verilerin güvenliği nasıl sağlanmaktadır? Bu veriler MİT, Emniyet istihbarat gibi herhangi bir kurumla paylaşılmakta mıdır?

TBMM Bilgi İşlem Daire Başkanlığında MİT, Emniyet İstihbarat elemanlarından geçici görevle görevlendirilmiş elemanlar var mıdır? Var ise bu kişilerin sayısı ve görevleri ile görevlendirilme gerekçeleri nelerdir?

Yasama dokunulmazlığı yasalarla güvence altına alınmış olan milletvekillerinin özel telefonlarının, e-posta ve fakslarının TBMM Başkanlığı tarafından yürütülen e-posta sistemine entegre olabilmesi için bu yetkilerin istenilmesinin nedeni nedir?

Görevleri nedeniyle çoğu zaman milletvekilleri adına işlem yapan, e- posta ve faksları takip eden danışman ve sekreterlerin de TBMM sistemi üzerinden yaptıkları işlemler de kayıt altına alınmakta mıdır?

Tüm verileri silmeden, ekran kilidinin kontrol edilmesine, şifre ayarlarından Keyguard özelliklerini devre dışı bırakmaya, wi-fi bağlantılarını önlemeye , Bluetooth işleminin denetlenmesinden, internet paylaşımına kadar bir çok verinin talep edilmesi yasalara uygun mudur?

TBMM Başkanlığı bu sistemi kullanan milletvekillerine bugüne kadar kişisel bilgilerinin TBMM Bilgi İşlem Daire Başkanlığı tarafından takip edildiğine dair herhangi bir bilgilendirmede bulunmuş mudur? Bulunmadı ise nedeni nedir?

Bu yöntemle elde edilen kişisel verilerin güvenliği nasıl sağlanmaktadır?

TBMM Bilgi İşlem Daire Başkanlığından ısrarla bilgi istememize rağmen bu konu hakkında tarafıma bilgi verilmemesinin nedeni nedir? Yapılan bu işlemlerden TBMM Başkanı olarak bilginiz var mıdır?”

  • Bu dakikadan itibaren milletvekillerinin yapması gereken çok basit bir iş var: Hemen Android işletim sistemine ait telefonları, yönetici onayı verilmiş telefonları bir kenara bırakın. Farklı cihazlar edinin.
  • Eğer hala öyle birileri kaldıysa tarafsız bir kadroyla meclisin ilgili birimine gidilerek dinleme yapılıp yapılmadığı konusunda ciddi araştırmalar yapılmalı. CHP bunu yapmalı, AKP 12 yıllık iktidar olarak üstündeki bu yükten kurtulmak zorunda

Turkcell 1 milyon saatlik yazılım eğitimi verdi

Turkcell’in, Türkiye’yi yazılım geliştirme alanında daha iyi bir konuma kavuşturmak üzere hayata geçirdiği “Geleceği Yazanlar” projesi, kısa sürede yazılımcıların ve yazılımcı adaylarının bir numaralı başvuru kaynağı oldu. Yazılımcı ekosistemine katkı sağlamak amacıyla geliştirilen ve isteyen herkesin faydalanabildiği proje 33 bin üyeye ulaştı.

Süreyya Ciliv’in ardından Turkcell Genel Müdür Vekili olan İlker Kuruöz; “Geleceği Yazanlar” projesine ilişkin şu açıklamayı yaptı: “Geleceği Yazanlar, kısa sürede bir yazılım okuluna dönüştü. Türkiye’nin yerli yazılımcıları artık Geleceği Yazanlar’dan çıkıyor. Projenin gördüğü ilginin, Turkcell takımını da daha iyisini yapma yolunda motive ettiğine inanıyoruz.”

Turkcell’in 1,2 milyon TL’lik eğitim katkısı sağladığı “Geleceği Yazanlar” platformunda 1 milyon saat online eğitim verilirken 2 bin sayfa eğitim dokümanı ve 20 bin satır kod örneği bulunuyor. Bu süre içinde 720 bin kişinin ziyaret ettiği http://gelecegiyazanlar.turkcell.com.tr 11 milyon sayfa gösterimine ulaştı. Türkiye’nin genç nüfusunun mobil yazılımcı olmaya yönlendirilmesinin hedeflendiği proje kapsamında 76 bin kilometre yol kat edilerek 50 şehre gidildi ve 67 üniversitede etkinlik düzenlendi. Eğitim, gelişim, danışmanlık imkânlarının sunulduğu projenin sitesinden eğitim süreçlerini başarıyla tamamlayan 3 bin 500 geliştiriciye toplam 7 bin 200 başarı belgesi verildi. “Geleceği Yazanlar” eğitimlerinde Android, iOS ve Windows Phone gibi milyonlara hitap eden platformlara yönelik uygulama ve yazılım eğitimlerini tamamlayıp mezun olanların sayısı 3 bini aştı.

Saksı gibi durmayan teknoloji

saksı
saksı

Türkiye’de araç içi ses teknolojileriyle kendini duyuran Parrot isimli şirket çok enteresan bir ürünle kendini gösterdi: Bluetooth özellikli saksı yapan şirket, çiçeklerin daha iyi gelişi; evi bir bahçe haline dönüştürmesini sağlayacak.

Cihaz bildiğimiz, ora boy çiçekleri alacak kadar büyük bir saksı… İçinde küçük bir su deposu da var. Göze hoş görünen bir şekle sahip. Çok acayip ama bitkiler müzik sever diye üstünde bir de radyosu var…

Saksı, saksı gibi durmuyor tabi. İçinde bir uygulaması var. Bu uygulamaya saksıya hangi çiçeği koyduğunuzu söylüyorsunuz. Uygulama yaklaşık 8 binden fazla çiçeğin beslenme ve sulanma bilgisini içeriyor. İçindeki algı aletleri toprağın su miktarını, sıcaklığını, ışık seviyesini ve hatta geçirgenliğe bakarak topraktaki gübreyi dahi ölçüyor.

Cihaz kendi içindeki suyuyla bitkiye 3 hafta gözü gibi bakabiliyor. Tabii ki bu süre bitkinin türüne ve istediği suya göre değişebiliyor.

Cihaz 2015 yılı içinde piyasaya sürülecek. Fiyatı henüz belli olmasa da yaklaşık 60 dolar civarında bir fiyatla çıkacağı söyleniyor.

Bu alet kesinlikle türünün ilki değil. Hatta bu aletin bir benzerini Estonya’da deneme fırsatı bulmuştum. Ama bu kadar iyi paketlenmiş ve pazarlaması yapılan ürün muhtemelen daha önce hiç olmadı. Bekleyip göreceğiz…

Nefes temizleyen nane gibi teknoloji

Her sabah hemen her insan korkunç bir ağız kokusuyla uyanır. Bu kokunun çok fazla sebebi olabilir. Bu sebeplerin belirlenebilmesi, ağız kokusunun ortadan kaldırılması için çok önemlidir. Mint (Nane) adı verilen bir teknoloji işte bu yüzden ağız ekosisteminde neler olduğunu ortaya çıkarabilmek için hayata geçirilmiş.

Breathometer adı verilen bir şirket akıllı bir ağız içi cihazı hayata geçirmiş. Bluetooth bağlantısıyla çalışıyor. Cihaz ağız içine girdikten sonra oradaki havayı vakumluyor. Ardından vakumladığı havanın içindeki bileşenleri, nem oranını ölçümlüyor. Sonrasında bu edindiği verilerden ağız sahibine önerilerde bulunuyor.

Cihaz ağız içindeki iki farklı şeyi ölçüyor: Bunlardan birincisi nem oranı ikincisi ise sülfit. Sülfür seviyesinin oranı, ağızda çürük olduğunu, diş hastalıklarını ve türevlerini gösteriyor. Nem oranı ise kişinin susuz kalıp kalmadığını, ne kadar su içmesi gerektiğini anlatıyor.

Mint ölçüm yaptıktan sonra bunları iOS ya da Android temelli cihazlara aktarabiliyor. Zaten bu cihazlara aktarım yapıldıktan sonra gerisi yazılımın işi…

Lolipoplu tablet 2015’te Türkiye’de

HTC bugün Android Lollipop işletim sistemine sahip ilk tablet olan Nexus 9’un piyasaya çıkışını duyurdu.

Ekranı, alüminyum çerçeve içine yerleştirilen Nexus 9, tek bir elde rahat şekilde tutulabilecek kadar da küçük olan, 4:3 en-boy oranına sahip 8.9 inç bir ekranla sunuluyor. Sadece 436 gram ağırlığında olan tablet kolaylıkla taşınabiliyor.

Nvidia Tegra K1 64-bit çift çekirdekli işlemcili cihaz, 1.6MP ön ve 8MP arka kameralara sahip. Ön çift hoparlör sahip oldugu akıllı amplifikatörü ve HTC BoomSound profilli hoparlör modu ile cihazın ön yüzünden stereo ses gelmesini mümkün kılıyor.

En son Android Lollipop işletim sisteminden en iyi şekilde yararlanmak üzere tasarlanan Nexus 9, çoklu görevi hızlıca yerine getiren özellikler ile doluyken bir dizi güvenli giriş fonksiyonu ile üst düzey kişiselleştirme ve güvenlik de sunuyor. Uzatılmış pil ömrü, oyun oynamaya daha fazla, cihazı şarj etmeye ise daha az zaman ayırma anlamına geliyor.

Cihaz 2015 yılının ilk aylarında Türkiye’de satışa çıkacak

7 liraya dinlenememe garantisi

Türkiye’de şifreli görüşmelerin yapılması için ilginç bir yönetmelik var: “Regülatör kurumdan izin alınmadan yapıldığı tespit edilen kodlu veya kriptolu haberleşmeler iletişime kapatılır ve ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulur” deniyor. Ancak böylesi bir uygulamanın yurt dışında üretilmesi, uygulamanın bu tip kurallara takılmaması anlamına geliyor. Uygulamanın üreticisi Can Birinci de zaten yurt dışında yaşıyor ve çalışmalarını oradan yürütüyor.

Sistem temel olarak; sesin arama yapılan cep telefonunda Advanced Encryption Standart (AES) ile şifrelenerek, bir sunucu üzerinden karşı tarafa iletilmesi mantığına dayanıyor. Novende sesi mümkün olan en yüksek standartta şifreledikten sonra karşı tarafa o şifreyi nasıl çözeceği bilgisini de gönderiyor. Bir başka deyişle aslında bu konuşmayı çözecek bir anahtar yok. Bu bakış açısıyla da çalınabilir, ele geçirilebilir bir şifresi yok. Novende her aramada yeni baştan bir anahtar üreterek başkalarının kapıdan içeri girmesini engelliyor.

Uygulamanın yaratıcısı Can Birinci uygulamanın çıkışını şöyle anlattı:

“Şifreli konuşma yazılımı fikri, aslında eski kız arkadaşımla telefonda yaptığım bir konuşma sırasında aklıma geldi. Hani nasıl derler biraz özeldi. Sonra kendi kendime dedim ki ‘Bu muhabbetimizi arkadaşlarım duysa amma dalga geçerler…’ Sonra şifreli konuşma için mobil uygulama yazmaya karar verdim.”

Ancak konu için bir araştırma yaptım, ilgili kurumun bir yönetmeliği var diyor ki “Kurumdan izin alınmadan yapıldığı tespit edilen kodlu veya kriptolu haberleşmeler iletişime kapatılır ve ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulur”. Tamam izin almak için başvurayım ama kurum “bana tüm kaynak kodlarını vereceksin ben oradan bazı yerlere hat çekebiliyor muyum ona bakacağım sonra izin veriririm” demek istiyor.

 

Sorun şu ki bu izni asla alamazdım zira Novende uçtan uca şifreleme yapıyor araya bir yere dinleme için hat falan çekemezsin, mimarisi buna uygun değil ayrıca hem “iletişim özgürlüktür”diyeceğim hem de aslında şifreleme yapmayan, dinlemeye uygun bir mimari yaratacağım, hayır bu hem etik, hem doğru hem de ahlaklı bir davranış olmazdı. Bu yüzden ürünü ABD’de yazdım ve yine ABD’de yayınladım.

 

Ürünün Google ve Youtube reklam lansmanını ilk Türkiye için yaptım çünkü ülkenin buna ihtiyacı var. Sonra Rusya, Türk cumhuriyetleri ve Hindistan gelecek. Söz konusu bu ülkelerde otoriteler kafa göz yara yara sınırsız dinliyor.

 

Bende herkes gibi sosyal medyaya düşen ses kayıtlarını dinledim ama açık söylemek gerekirse beni Türkiye’ye odaklanmaya iten belli başlı faktörlerden birisi, önemli bir kişinin akrabasının evli bir kadınla yaptığı telefon görüşmesinin de Youtube’da yayınlanması oldu. Bu adamla kadının yaşadığı bazılarına göre ahlaksızlık olarak gelebilir ama ahlak göreceli bir kavramdır. Ayrıca o görüşmenin suç takibi ile ne alakası var ? Hadi dinledin niye yayınlıyorsun !

 

Gelen sorulardan biriydi ve aslında uygulamayı yazarken zaten kendime çokça sorduğum bir konuydu; “Ya uyuşturucu kaçakçıları, terör örgütleri, yada benzeri illegal gruplar uygulamayı kullanır ve istihbarattan kaçarsa? Ülke güvenliği?”… O zaman kararımı verdim; dinlemeler ile ilgili gerçekten adam gibi yasal düzenlemeler yapıldığında, suçtan bağımsız aykırı dinleme yaparak kişisel hak ve hürriyetlerin ortadan kalkmasına neden olanlara ağır cezalar verildiğinde, adli unsurlar ya da istihabarat kuruluşları dinleme ile ilgili işlerini düzgün yaptığı gün söz veriyorum Novende uygulamasını kapatacağım.

 

İnsanlar o kadar korkmuş ki “Tabi tabi uygulamayı yükleyin telefonunuza rahatça dinlenebilsin bizde yedik” şeklinde yorumlar da aldım. Yazılımın kaynak kodlarını açmadan, sunucunun içeriğini göstermeden zaten “ha tamam şimdi güveniyorum” dedirtme şansım yok, olursa zaten Novende diye bir şeye gerek yok.

 

Bir diğer soru şuydu; Novende ile ortam dinlemesi yapılabilir mi? Hayır Novende sunucu ile bağlantılı bir uygulama olduğu için onun üzerinden ortam dinlemesi yapılamaz. Eğer çok pimpirikli bir adamsanız SIM kartı çıkartıp ortam dinlemesi ihtimalini ortadan kaldırabilir ve Novende’yi Wi-Fi üzerinden kullanabilirsiniz.

 

Bir kullanıcı 6.90 lirayı pahalı olarak nitelemişti, ona verdiğim yanıtı ise bence neşeli olduğu için paylaşıyorum, “Sayın “XXX”, kız olsam arkadaşınız olmak istemezdim. Valeye garsona bahşiş bile bırakmaz beni mahçup ederdiniz. Size güvenle kullanabileceğiniz gerçekten iyi bir programı sadece aylık 6,90 liraya veriyorum, nasıl pahalı olabilir ki. Eğer gizli saklı konuşacağınız bir konu yoksa 41 ülke ile ayda sadece 6,90 liraya 7 gün 24 saat sınırsız konuşma imkanı sunuyorum. Açın Japonya’daki arkadaşınıza hava durumunu sorun açın ABD’deki arkadaşınıza Türkiye’den müzik dinletin. Bu da mı gol değil :)”

 

Sırada ne var diye soranlar oldu; Aslında şu sıralar bir proje için California’da bir emlak şirketinin bilgi işlem merkezinde çalışıyorum.Ancak sırada önümüzdeki yıl piyasaya sürmeyi planladığım Apple versiyonu ve şifreli SMS gönderimi var. Mevcut Novende kullanıcıları, şifreli SMS’i ücretsiz olarak alabilecek. Bunun dışında şifreli anında mesajlaşma, şifreli grup yazışma, şifreli dosya paylaşımı ve gene şifreli video sohbet de yapmayı planladığım projeler arasında. Akşamları tek başıma kod yazdığım için projeler 2016’ya sarkabilir tabi.

 

Ürünü yayınlamamın ardından 10 gün içerisinde şöyle güzel bir gelişme de oldu; yazılımın potansiyelini kavrayan bir Amerikan sigorta şirketinin talebi ile Novende’nin klonunu sigorta şirketinin verdiği bir başka bir adla, kendi sunucularına kurduk, güvenlik testlerini yaptılar ve ardından parasını ödeyerek satın aldılar. Artık yönetim, şirket elemanları ile kendi aralarında güvenle konuşabilecekler. Eğer kurumsal satış ile hedeflediğim rakamlara ulaşabilirsem Novende’nin fiyatı düşebilir, belki ücretsiz bile olabilir sonuçta “iletişim özgürlüktür” dedim.

Truva atları telefonları çok sevdi

Bilgisayarlardan alıştığımız virüsler cep telefonlarının da bir numaralı düşmanı oldu. Bunun görünen en büyük sebebi, cep telefonlarından virüsler vasıtasıyla çalınan bilgiler gerçek hayatta ciddi para eder hale getiriliyor. Çünkü cep telefonundan ele geçen bilgiler bilgisayardan ele geçen bilgilere kıyasla daha çok para ediyor ve satılabilir oluyor. Şu anda cep telefonlarından ele geçen fotoğraflar satılıyor, kontakt bilgileri uygulamalar haline getirilip satılıyor, sisteme girerken kullanılan kullanıcı adı ve şifreler aynı zamanda uygulama satın alabildiğiniz kredi kartını da çalışır hale getirdiği için para çalmak da daha kolay…

Android için yaratılan son truva atı Rus temelli Kyrsanec. Android temelli akıllı cep telefolarını hedef alan Kyrsanec, kendini popüler olan ve yasal gibi görünen uygulamaların içinde maskeliyor. Ağırlıklı olarak ücretli popüler uygulamaların kırılmış versiyonlarında yer alıyor. Bu nedenle genellikle daha az güvenilir uygulama mağaza ve forumlarında rastlanıyor. Son olarak Rus Sberbank’ın mobil uygulaması olan MobileBank, 3G Trafik Koruyucu, hatta bazı antivirüs yazılımlarının sahte uygulamalarında tespit edildi.

Maalesef akıllı telefon kullanıcılarının bir bölümü, özellikle ücretli uygulamaların kırılmış versiyonlarını araştırırken, telefonlarına uygulama yükleme aşamasında yeterince dikkatli davranmayabiliyor. Bu durum da siber suçlular tarafından fırsat olarak değerlendiriliyor.

Krysanec, bir RAT (Remote Access Trojan) yani Uzaktan Erişim Aracı niteliğini taşıyor. Yani Bu truva atı, akıllı telefonun C&C sunucusuna bağlanarak, cihazdan çeşitli verileri toplayabiliyor ve eklentilerini cihaza yükleyip kendini bir virüsten daha gelişmiş hale getirebiliyor.

Krysanec, telefondaki şu modüllere korsan erişim sağlıyor:
– Fotoğraflar
– Mikrofon aracılıyla ses kaydı
– Mevcut GPS lokasyonu
– Yüklenmiş uygulama listesi
– Açık internet sayfa listesi
– Aranan numaraların listesi
– Rehber
– SMS’ler

Bursa mobil dünyanın turizm merkezi olacak

Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından 3 dilde Iphone-Ipad tabanlı olarak hazırlanan mobil uygulama ‘Enjoy Bursa’ ile Bursa’nın tarihi ve turistik mekanlarını keşfetme yolunu açtı. Bursa’yı açık hava müzesi haline getirmek maksadıyla 8.500 yıllık arkeolojik bölgelerden 2300 yıllık Bitinya surlarına, 700 yıllık Osmanlı eserlerinden cumhuriyet dönemi sivil mimari örneği yapılara kadar her alanda yoğun bir çaba harcayan Büyükşehir Belediyesi, şehrin turizm pastasından aldığı payı artırmak için tanıtım çalışmalarına ağırlık verdi. Dijital devrimin yaşandığı günümüzde harita, broşür, katalog gibi argümanların yerini cep telefonu ve tablet uyumlu programlar alırken, Büyükşehir Belediyesi de Bursa’nın tarihi ve turistik mekanlarını dijital mecraya taşıdı. Bursa’nın tarihi ve kültürel mirasına ışık tutmak, yerli ve yabancı turistlere Bursa ile ilgili detaylı bilgi sunmak amacıyla Türkçe, İngilizce ve Arapça olmak üzere 3 dilde iphone -ipad tabanlı hazırlanan ‘Enjoy Bursa’ adlı mobil uygulama ile Bursa’yı keşfetmek artık çok daha kolay hale geldi.

Uygulama, ‘keşfet’ özelliği ile şehirdeki mekanları bulunduğunuz mevkie olan uzaklıklarına göre keşfetme imkanı sunarken, birbirinden güzel fotoğrafları incelemeye imkan sağlıyor. Bunun yanında ‘dinle’ özelliği ile mekanlar hakkındaki bilgileri dinleyerek de bilgi sahibi olmak mümkün. ‘Rotalar’ başlığından size uygun olan rotalardan birini seçebilir, bulunduğunuz mevkiden diğer mekanlara nasıl gideceğinizi gösteren yol haritasıyla gezi planınızı rahatça belirleyebilir, ‘Eski Bursa’ başlığında ise mekanların eski fotoğraflarını ve harita üzerindeki mevkilerini görüntüleyebilirsiniz. ‘Zaman tüneli’ özelliği ile Bursa´nın geçmişten günümüze geçirdiği değişimi inceleme imkanı bulurken, ‘Bursa Şehir Rehberi’ sayesinde yeşil Bursa’nın tarihi, lezzet durakları ve konaklama seçenekleri hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.

Beğendiğiniz mekanları Facebook, Twitter gibi sosyal ağlarda veya elektronik posta yoluyla sevdiklerinizle paylaşma imkanın sunan uygulama, şehirdeki hava durumunu güncel olarak takip etmenizi de sağlıyor. Karekod uygulaması ile tarihi mekanlardaki kare kodları okutarak hızlıca ilgili mekanın bilgilerine ulaşmak da mümkün. IPAD ve iphone akıllı cihazlara sahip kullanıcılar Appstore´dan ‘Enjoy Bursa’ uygulamasını yükleyebilirler.
 Öte yandan android mobil cihazlar için ´3 Boyutlu Mobil Turizm Atlası´ mobil uygulamasına da Google Play Store’da yayınlandı. Uygulama sayesinde kullanıcılar mekanlara ait fotoğraf, video, 3 boyutlu model, konum bilgisi ve 360 derece panoramik fotoğraflarla zenginleştirilmiş içeriğe android tabanlı mobil cihazlarından da ulaşabiliyorlar.

Türkiye’de mobil yazılımcılığı takdimimizdir

Türkiye katma değerli ürün ve hizmet üretiminde oldukça geri kalmış durumda. Bunun en kolay yollarından biri yazılım, özellikle de mobil yazılım. Türkiye’de konunun önde gelen uzmanlarından, eğitmen, akademisyen ve girişimci Ozan Uysal ile devlet teşvikinden satış kanallarına, çalışanların ücretlerinden melek yatırımcılara kadar uzanan bir yelpazedece geleceğin mobil dünyasını tartıştık…

Türkiye’de meraklı bir kişi nasıl yazılımcı olabilir?

Meraklı olanların yaşına göre alternatifler mevcut. Lise öğrencileri için bir çok okulda çeşitli programlama kursları başlamış durumda. Örneğin geçen sene Üsküdar Amerikan Koleji’nde 9 – 11. sınıf arası gençlere iPhone programlamayı hedefleyen bir kulüp kuruldu ve 10 kişilik bir öğrenci grubuna programlamanın temelleri anlatıldı. Kariyerini yazılımcı olarak ilerletmeyi planlayan bu gençler, yabancı üniversitelere başvururken deneyimlerinden bahsederek güçlü bir özgeçmiş hazırlayabiliyor. Üniversite düzeyine baktığımızda ise Türkiye’de oldukça iyi programlama eğitimi veren üniversiteler mevcut. Özellikle özel üniversitelerin, yazılım alanında iyi kadroları bünyelerine kattıklarını görüyoruz. Son dönemin popüler mobil uygulamalarıyla ilgili derslerin programa eklenmesi önemli bir gelişme.

Temel mühendislik eğitimi dışında özel kurslara giderek yazılım konusundaki açıklar kapatılabilir. Ancak yazılımda usta çırak ilişkisi esas olduğundan en etkili yöntem iyi bir yazılım mühendisinin yanında çalışmak olacaktır. Bu fırsatı bulamayanlar için çevrimiçi kaynakları takip etmek de bir çözüm olabilir. Son dönemde Turkcell Geleceği Yazanlar gibi örnekler, Türkçe kaynaklar konusundaki eksiği olan, yazılım konusunda kendini evinde geliştirmek isteyenlerin önünü açtı.

Mobil programlama yazılımcıların hayatına neler kattı?

Mobil uygulamalar şu sıralar Türkiye’de inanılmaz popüler, hatta yurtdışına göre daha popüler olduğunu söyleyebiliriz. Firma ya da şahıs herkesin bir mobil uygulama fikrine sahip olduğu bir ortamda mobil uygulama geliştiriciler altın dönemlerini yaşıyor. Özellikle son 4 senede Apple sayesinde inanılmaz hızlı gelişen mobil dünya, geliştirici eğitmek konusunda o kadar hızlı olamadı. Bu yüzden de geliştirici sayısı, artan talebe yetişemedi. Mobil yazılımcılar çok deneyimleri olmasa da web ve masaüstü yazılımcılarına göre daha fazla kazanır hale geldi. Bunun ötesinde web programlama tarafında en erken 5 yılda “deneyimli” sıfatına kavuşan yazılımcılar mobil tarafta 1 sene içinde “efsane” haline gelebiliyor: Bunun sebebi mobil projelerin ortaya çıkma süresinin çok daha kısa olması ve bu sayede CV’lerin oldukça “dolu” görünmesi.

Eskiden yazılımcılar kendilerine verilen işleri yaparken mobille beraber kendi kendinin patronu olmayı becerebildiler mi?

Web’de kendinin patronu olmak, tek başına ayakta durmak senelerdir mümkün. Ancak mobil platformların bu konuda sağladığı mobil mağaza avantajı var. AppStore ya da Google Play, bugüne kadar kimsenin yapamadığı bir şeyi yaptı: Kullanıcıları internet karmaşasından kurtararak bütün yazılımların tek bir kanaldan erişimine imkan sağladı. Bunu bir anlamda her dükkanın toplandığı bir AVM olarak da düşünebilirsiniz. AppStore’da tek bir uygulamayı açarak ihtiyacınız olan şeye iki üç adımda ulaşabiliyorsunuz. Müşteriye böyle bir dağıtım kanalı sunulup yazılımcılara da yüde 70 kazanç verildiğinde AppStore’un ve dolayısıyla mobil dünyanın bu derece gelişmesi mümkün oldu. Apple ve Google gibi firmaların hem kullanıcıya hem de geliştiriciye ödeme güvencesi vermesi mobil yazılımcıların ürünü direk satmasını kolaylaştırdı.

Mobildeki bu ortam, bir çok yazılımcının kendi işinin sahibi olmasını kolaylaştırdı ve evinden milyonlar kazanan bir kitle oluşturdu. Ülkemizde de bunu başarmış yazılımcıların sayısı az. Başarı hikayeleri çoğalıp ve ailenin maaşlı çalışma yönlendirmesi azaldıkça kendi işini kuran daha çok kişinin çıkacağına inanıyorum.

iOS, Windows ve Android platformlarının hangileri yazılımcılara daha yüksek kazanç fırsatı sunuyor?

Uygulamadan para kazanmanın çeşitli yolları var. Yazılımcı olarak ya bir yerde maaşlı çalışabilir, kendi uygulamanızı AppStore’a koyabilir ya da dış kaynak kullanımlı adam çalıştırabilirsiniz. iOS platformuyla çalışanlar diğerlerine göre daha yüksek ücret alıyorlar. Bunun sebebi de iOS platformunun öğrenme süresinin uzun olmasının ve Apple cihazlarının yüksek fiyatlarının geliştiricileri bu platformdan uzaklaştırması. Kendi uygulamanız üzerinden para kazanmak isterseniz yine iOS platformu en yüksek geliri size sunuyor. Özellikle uygulama içi satın alma sistemini kullanan bir çok uygulama oldukça iyi kazançlar elde edebiliyor. Google Play ise kazanç konusunda iOS platformunun gerisinde kalıyor, ancak her geçen gün aralığı biraz daha kapatıyor. Tabii Google Play’de AppStore’a göre daha fazla uygulama olduğunu da hatırlatmak gerek, bu da daha fazla rekabet demek oluyor.

Devletin teşvikleri yeterli mi?

Öncelikle devlet ve teşvik alanların birbirine karşı dürüst olması gerekiyor. Şu anda sadece bu desteklere güvenerek iş yapmaya kalkan ve sonunda başarısız olan bir çok firma var. Bunun sebebi ortada bir pazar ya da iş yapma imkanı yokken sadece devletin parasıyla ayakta kalmaya çalışmaları. Devletin maaşlı çalışanı olarak fikrini yapabilme ve ayakta durabilmeyi hayal ediyorlar. Girişimcilerin kaçırdığı nokta, bunun bir “teşvik” olduğu, ömür boyu hayatta kalma güvencesi vermediği. Mevcut iş planı ve satış ağınız olacak, devletin sunduğu imkanlarla bunu büyütme fırsatı elde edeceksiniz.

Devlet tarafından baktığımızda ise bu tarz teşviklerde karşılaşılan sonsuz bürokrasi ve girişimciye karşı güvensizlik, bir noktadan sonra teknoloji geliştirmesi gereken girişimcileri evrak peşinde koşan mali müşavire çeviriyor. Dolayısıyla iki tarafın da birbirinden ne beklediğini bilmesi ve teşviklerden buna göre faydalanması gerekiyor. En mantıklısı yüksek maliyet gerektiren projelerde profesyonel yatırımcı sermayesi ve devlet teşvikinin birleştirilmesi.

Verilen teşviklerle Türkiye’den bir Facebook çıkarabilir mi?

Bu soru gerçekten bir Facebook çıkmalı mı diye cevaplanabilir. Türkiye otomobil yapmalı mı yoksa yedek parça ve patent tarafından daha çok kazanıyorsa otomobili yapmaya ne gerek var tartışmasına benzer şekilde Facebook gibi bir sosyal ağ yapmalı mıyız yoksa veri madenciliği konusunda gelişip patent ve ürünlerle Big Data firmalarının analiz işlerini üzerimize mi almalıyız sorusu daha doğru bence. Türkiye’nin en önemli eksikliği belirli bir stratejisinin olmaması, varsa da bunu yeterince duyurmaması.

Son yıllarda melek yatırımcılar Türkiye’ye daha çok gelmeye başladı. İş geliştiricilerenler buna adapte olabildi mi?

Şahsen benim melek yatırımcılarla bir deneyimim olmadı, oldukça yeni olan firmam Türkiye’nin önde gelen inkübasyon merkezlerinden Inovent Ventures bünyesinde geliştirdiği mobil çözümlerle ayakta duruyor ve ürün geliştirmeye çabalıyor. Ancak piyasada gördüğüm ve tanıdığım kişilerden duyduğum, Türkiye’de ilk başlarda melek diye duyurulan yatırımcıların pek de melek olmadığı. Birçok projede yüksek yüzdelerle şirketi ele geçirilip fikir sahiplerinin maaşlı çalışan haline getirilmesi meleklere karşı olan güvenin azalmasına sebep oldu. Bunun dışında girişimcilerde gözlemlediğim ise yatırıma vur-kaç mantığında yaklaşmaları; “1 milyon alsak ertesi gün bizi bulamazlar” sözünü o kadar çok duydum ki insanların bu işi milli piyango gibi gördüğüne inanmaya başladım. Halbuki yatırım, işi büyütmek için bir katalizör, bir şirketin hayatında ise en fazla “iyi bir gün” olabilir. “Patron olan yatar” mantığı günümüzde “yatırım alan köşeyi döner”e dönüştü. Çoğu kişi Whatsapp satışının nasıl gerçekleştiğini incelemezken sadece 19 milyarın hayalini kuruyor, hemen eve gidip bir mesajlaşma uygulaması yazmaya çalışıyor. Girişimcilerin öncelikle paranın amaç değil araç olduğunu anlaması ve işi geliştirmek için paradan daha değerli şeyler (danışmanlık, hukuk desteği, network) olduğunu da bilmesi gerekiyor.

Türkiye’den dünya çapında bir uygulama ya da fikir çıkması için hangi şartların oluşması lazım?

Yazılım sektörü insan faktörünün oldukça önemli olduğu bir sektör, dolayısıyla yazılımcıların olgunlaşması sektörün de ilerlemesi anlamına gelecektir. Burada olgunlaşma sadece yazılım eğitimi değil biraz kendini bilmekle de alakalı. Genç yazılımcı adaylarının mezun olduktan sonra en yüksek maaşlı iş yerine en çok kendini geliştirebilecekleri işi kovalamaları hem kendilerine hem de sektöre yapacakları en büyük yatırım olacaktır. Bunun dışında sektörde çalışanların sadece teknolojiye odaklanmamaları, sosyal bilimlere de hakim olmaları onlara farklı fikirler geliştirme olanağı sunacak, değişik vizyonlara sahip olmalarını sağlayacaktır. Dünya çapında fikirler oluşturmak için dünyayı takip etmek, insanların nelere gülüp nelere üzüldüklerini bilmek gerekir. Facebook’u, Twitter’ı global yapan bütün dünya insanlarının yaşantılarına dokunmasıdır. Yazılım sektöründe ilk yatırım maliyetleri oldukça düşük olduğundan, global proje üretme konusunda sürekli ekonomiyi ve ülkenin durumunu sorumlu tutmak bence çok doğru değil. Ama bahsettiğim tipte insanların yetişmesini istiyorsak en azından üniversitelerde mühendislik programlarına daha çok sosyal bilimler eklemeli, mühendis adaylarının bakış açılarını sadece teknolojiyle kısıtlanmasını engellememiz gerekmektedir. İnsana yatırım yaptığımızda fikirler kendiliğinden gelecektir.

Siz lise ve dengi okullardaki öğrencilere birebir dersler veriyorsunuz. Öğrencilerin geleceğin bu mesleğine bakışını nasıl buluyorsunuz?

Açıkçası ortaokul ve lise seviyesindeki okullarda inanılmaz gençlerle tanıştım. Ankara’da bir eğitimde 12 yaşındaki bir gence iOS programlamayı öğrettim ve kendisi şu anda bir uygulamasını AppStore’a koydu. Bu çocuğun mobil uygulama konusundaki bilgi ve mühendislik yetenekleri çok yüksek düzeyde. Üsküdar Amerikan Kolejinde danışmanlığını yaptığım iOS Kulübünde tanıştığım 9-12. sınıf arasında gençler ise benzer şekilde hem sordukları sorularla hem de ortaya sundukları fikirlerle yaşlarının çok ötesinde bir bilgi ve vizyona sahip olduklarını gösterdiler. Bilgiye aç ve hızlı öğrenen bu gençler, henüz sektörü bilmediklerinden ve nasıl kurumsal davranmaları öğretilmediğinden inanılmaz yaratıcı fikirlere ve şaşırtıcı bir vizyona sahipler. Bu noktada yapılması gereken k12 seviyesindeki bu öğrencilerin ÖSS gibi sınavların stresine boğulmasını engelleyip yaratıcı fikirlerini genişletmeleri için fırsat vermek olmalıdır. Ülkenin en değerli doğal kaynağı olan gençlere yapılan yatırım ileride Türkiye’nin teknoloji alanında çok büyük atılımlar yapmasını sağlayacaktır.

Türkiye’de yazılımcı kadrosu yeterli mi? Adam/saat fiyatları fikirlerin hayata geçmesi için uygun mu?

Bir fikrin hayata geçmesi adam/saat fiyatının oldukça ötesinde bir şey. Ben Türkiye’deki eksikliğin yazılımcılarda değil ürün yöneticilerinde olduğunu düşünüyorum. Ürün yöneticisinin görevi fikir aşamasından satışa kadar her aşamada ürünün başında olmak, onun her detayıyla ilgilenmek ve geliştirmektir. Dolayısıyla iyi bir ürün yöneticisi hem yazılımın kalitesini değerlendirmeli, hem pazarlamayı düşünmeli, hem teknik analize hakim olmalı, hem de gelişmeleri takip ederek ürüne bir vizyon çizebilmelidir. Ne yazık ki ülkemizde bu kritik görevin hak ettiği değeri bulmadığını düşünüyorum.

Yazılım tarafına dönersek Türkiye’de gerçek bir uzman yazılımcı bulmak zor ve bu kişiler de herkesin bir senede “uzman” olduğu bir ortamda yurtdışına göre daha yüksek ücret talep ediyor. Bu da çoğu işin ekonomik olarak yapılmasını engelliyor. Burada ülkemizdeki çarpık “uzmanlık” sisteminin de payı olduğunu düşünüyorum. Yurtdışında 10 bin saat çalışmadan kendine uzman demeyen insanlar varken, biz de Linkedin hesapları iş hayatında 1,5 sene geçmeden “senior” olarak güncelleniyor.

Google mobil yazılımcılara 130 ülkenin kapılarını açıyor

Google Play servisinde artık Türk uygulama geliştiriciler yarattıkları uygulama ve oyunları ücretli olarak sunma imkanına sahip olacaklar. Böylelikle Türkiye’deki geliştiricilere 130’dan fazla ülkeye erişen bir pazarın kapıları açılacak.

Android tabanlı uygulama geliştiricilerin Google Play üzerinden uygulama ve oyunlarını satabilmeleri için Developer Console’dan giriş yaparak Google Wallet hesabı oluşturmaları gerekiyor. Uygulamalarını ücretsiz olarak daha önce yükleyenlerin uygulama içi satın alma veya üyelik yolu ile para kazanma imkanları bulunuyor. Yeni uygulamalar ise uygulama içi satın alma veya üyelik yoluyla satış yapma dışında uygulamalarını doğrudan ücretli kategorisinde yayınlayabiliyorlar.

Bunoktada bir dokunmadan geçersem kendimi çok rahatsız hissedecektim: Şimdi 130 ülkenin başbakan ve ekonomi bakanı çıkıp da vay bu mobil yazılımcılar burada dükkan kursun dese iyi mi olur? Acaba bu bülteni gören devlet erkanımız “haa bi de bu vaaar doğruuu” derler mi acep? Böyle demeseler de en azından biraz üstünde düşünmelerinde fayda var…

Nokia’nın yeni genel müdürünü zor günler bekliyor

Nokia’nın yeni genel müdürü haberi duygusal bir toplantıyla gazetecilerle birinci ağızdan paylaşıldı ve Sertaç Şener oldu. Sertaç Şener, 1999’da Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi bölümünden mezun oldu. Mobil iletişim sektöründe yaklaşık 15 senelik bir deneyime sahip. 2000-2010 seneleri arasında Nokia’da yerel ve bölgesel pozisyonlarda  pazarlama ve satış alanlarında görev yaptı.

Peki Şener’i neler bekliyor? Gelin bunları TKNLJ formatında derinlemesine kurcalayalım:

  • Nokia geçtiğimiz hafta resmen Microsoft’un malı oldu. Bu anlamda globalde ve Türkiye’de çok ciddi yönetsel krizler çıkabilir. Bu iki firmanın içini de bildiğimden değil her birleşen şirketin içinde yaşandığını gördüğüm verilere dayanıyor. Kriz çıkar diyen değil çıkmaz diyen falcıdır bu anlamda…
  • Nokia giderek satışları düşn bir firma. Bu anlamda neredeyse son on yıldır ne bir rakam açıkladılar ne de buna yakın bir bilgi notu geçtiler. Bu anlamda iletişim işi çok zor olacak.
  • Yeni çıkan X serisi gibi telefolar bir yandan Microsoft’un malı ama diğer yandan Nokia’nın mevcut işletim sisemleriyle Android gerçeğine uzak kalmamaya çalışacak. Bunları açıklamak da zor olacak.
  • Eskilerin çok lider çok elit telefonu Nokia, son yıllarda ucuz telefonlarla piyasada tutunmaya çalıştı. Ancak artık akıllı telefonların da çok ucuzları var. Microsoft işletim sistemiyle ucuzda kalmak nasıl olacak hep birlikte göreceğiz.
  • Özellikle kamera ve görüntüleme sistemlerilye kendine çıkış arayan Nokia Apple’ın kendinden oluşan, Samsung e LG gibi telefonların çok kuvvetli iletişim gücü altında çok zor hareket edecek. Çünkü 2000’li yılların başında sahip olduğu pazarlama ve tanıtım bütçelerinden çok uzak bir tutum sergiliyor.

Sertaç, yıllardır yakından takip ettiğimiz sıcak bir mobil dünya çalışanı. Genel müdürlük için çok zor bir zamanı seçti. Hayırlısı diyelim…