Anayasa Mahkemesi interneti özgürleştirdi mi?

ANKARA, İNTERNET, MANŞET, POLEMİK, Sansür

freedomBugün Anayasa Mahkemesi bir karar alacaktı 5651 numaralı kanunla alakalı… Bu kanun, internete sınırlamalar getiren, bizim hep birlikte birçok maddesini eleştirdiğimiz bir yapıya sahip. Sitelerin kapatılması, engellenmesi ve türevi hareketler, gücünü bu kanun maddesinden alıyor.

Kanunun eleştirilecek birçok yönü varken TELKODER kanalıyla işletmecilere dokunan maddesi Anayasa Mahkemesi’ne götürüldü. Neydi o yasanın 9. maddesi? Hemen öğrenelim:

Yer sağlayıcı, yer sağladığı hizmetlere ilişkin trafik bilgilerini 1 yıldan az ve 2 yıldan fazla olmamak üzere yönetmelikte belirlenecek süre kadar saklamakla ve bu bilgilerin doğruluğunu, bütünlüğünü ve gizliliğini sağlamakla yükümlüdür”, 4. fıkra, “Yer sağlayıcılar, yönetmelikle belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde yaptıkları işin niteliğine göre sınıflandırılabilir ve hak ve yükümlülükleri itibarıyla farklılaştırılabilirler

Bu niçin TELKODER’in eleştiri oklarına hedef oldu? Çünkü kullanıcıların tüm yaptıklarını iki yıl boyunca saklayacaksınız işletmeci olarak. Bu da kolay bir iş değil. Çünkü herkesin on binlerce kullanıcısı var. Bu kadar kullanıcının bilgisini iki yıla kadar saklamak kadar onları toplayabilmek de çok ciddi ve maliyetli bir iş.

Şu anda hizmet veren 300 kadar çoğunluğu TELKODER üyesi şirketlerin bu yükün altından kalkması çok da mümkün görünmüyor.

Bu alınan karar TELKODER için ciddi bir zaferdir. Bunu bir kenara yazmak lazım. Bu arada kanundan çıkarılan bir diğer şey de “erişim sağlayıcının yükümlülükleri” başlıklı 6. maddeye eklenen “Erişimi engelleme kararı verilen yayınlarla ilgili olarak alternatif erişim yollarını engelleyici tedbirleri almakla” ve “Başkanlığın talep ettiği bilgileri talep edilen şekilde Başkanlığa teslim etmekle ve Başkanlıkça bildirilen tedbirleri almakla, yükümlüdür” cümleleri.

Düşünsenize devlet diyor ki bunu engelle. Siz engellediğinizi düşünüyorsunuz ama birisi bir yol bulup giriyor. Siz bundan sorumlu olacaksınız. Devletin kendinin tam anlamıyla yapamadığı bir şeyi şirketlerden istemesi, buna bir yol bul diyerek diretmesi bana çok doğru gelmiyor…

Ama bana en çok yanlış gelen şey de şu: Bu kanunla bir savcı mahkeme kararı bile olmadan bir siteyi kapattıbiliyor. Hukuk mekanizmaları devreye girmeden, site sahibinin haberi dahi olmadan bir site öyle bir savcı istedi diye kapalı kalabiliyor. Bunun için tanımlanmış bir şey yok. Diyelim ki siteniz kapandı ve siz bunun gereksiz yere olduğunu kanılayıp açtırdınız. Mesela iki gün boyunca kapalı kaldı siteniz ve zarara uğradınız. Bu konuda tazminat da talep edemiyorsunuz.

Tanımı net olmayan bir müstehcenlik ve nasıl yapıldığı bilinmeyen bir intihara teşvik ile sitelerin kapatılabiliyor olması kimseye batmadı. Sadece bu kadar adamın verisini saklamak zor öyle her istendiğinde kapatmak da zor gibi şeylerin sonucunda birkaç cümle iptal edildi.

Yani özetle… İnternetin özgürleştirildiği filan yok. Birkaç şirketin zarara girmesi engellendi. O kadar…

Hemen sevinmeyin diye söyleyeyim dedim…

 

İnternetin değişen maddeleri ve gerekçeleri

ANKARA, İNTERNET, MANŞET, Sansür

İnternet yasaklarıyla yakından tanıdığımız 5651 kanunu değişti. Sizler için değişen kanun maddelerini ve hükümetin bu değişikliğe yönelik kafasındaki gerekçeleri birinci kaynaktan, yani meclis tutanaklarından sizler için çıkardım. Tartışırken inceleyebilmeniz için sizlerle bu maddeleri noktasına dokunmadan paylaşıyorum:

“MADDE 129- 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “iki bin Yeni Türk Lirasından on bin Yeni Türk Lirasına” ibaresi “iki bin Türk Lirasından elli bin Türk Lirasına” şeklinde ve dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(4) Trafik bilgisi Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından ilgili işletmecilerden temin edilir ve hâkim tarafından karar verilmesi hâlinde ilgili mercilere verilir.”

Gerekçe:

Mevcut durumda internet trafiğine ait bilgiler ancak bir soruşturma ya da kovuşturma olması durumunda mahkeme kararı ile işletmeciden temin edilebilmektedir. Hâlbuki çoğu zaman bir soruşturmaya başlanabilmesi için bu bilgiler gerekmektedir. Ayrıca trafik bilgilerinin farklı işletmecilerden farklı biçim ve düzenlerde gönderilmesi, bu bilgileri talep eden ilgili mercilerde kullanım zorluğu doğurmaktadır.

Mahkeme kararı üzerine ilgili işletmeciye başvurup trafik bilgisinin talep edilmesi ve işletmecinin talep edilen bu ham bilgileri kullanılabilir ve anlamlı hale getirip göndermesi ya da ham olarak gönderilen bilgilerin Başkanlık tarafından kullanılabilir ve anlamlı hale getirilmesi zaman almakta, böylece soruşturma ve kovuşturmaları geciktirmektedir. Terör saldırısı tehdidi gibi acil durumlarda talebe zamanlıca cevap verilmesi imkânı bulunmamaktadır. Diğer taraftan, işletmecilerin talep edilen bu ham bilgileri kullanılabilir ve anlamlı hale getirmesi işlemleri ciddi bir mali külfet oluşturmaktadır. Bu nedenle, fıkra ile işletmecilerin ek mali külfet altına girmesinin önlenmesi de sağlanmış olmaktadır.

Bu nedenlerle, temin edilecek genel internet trafiğine ilişkin bilgilerin hâkim kararı üzerine ilgili mercilere verilmesi öngörülmektedir.

“MADDE 130- 5651 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “yirmi dört saat” ibaresi “dört saat” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(16) Milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi nedenlerinden bir veya bir kaçına bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, erişimin engellenmesi Başkanın talimatı üzerine Başkanlık tarafından yapılır. Erişim sağlayıcıları Başkanlıktan gelen erişimin engellenmesi taleplerini en geç dört saat içinde yerine getirir. Başkan tarafından verilen erişimin engellenmesi kararı, Başkanlık tarafından, yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkiminin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırk sekiz saat içinde açıklar.

Gerekçe:

Milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması ile suç işlenmesinin önlenmesi nedenlerinden biri veya bir kaçına bağlı olarak internet ortamında vuku bulacak ihlallere yönelik çok kısa sürede koruyucu idari tedbir alınabilmesi hedeflenmiştir. Bu değişiklikle “milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması” ile “suç işlenmesinin önlenmesi” hususlarında, “gecikmesinde sakınca bulunan hal” kapsamında erişimin engellenmesi öngörülmüş ve böylece Anayasadaki düzenlemelere uygunluk sağlanmıştır. Bu kapsamda verilecek idari tedbir kararlarının, yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkiminin onayına sunulması ve hâkimin, kararını kırk sekiz saat içinde açıklaması öngörülmektedir.

 

Devlet herkesi internetten fişleyecek

ANKARA, İNTERNET, MANŞET, POLEMİK

Yine bir torba yasa tasarısı teklifi, yine internet yasaklarıyla ilgili atılmış gece yarısı adımları…

Dinlemeler konusunda en büyük polemiklerin odağında kalan TİB, telefonla dinleme ve takibin içine bir de internet takibini katmış bulunuyor. Dün gece geçirilen torba yasayla TİB, trafik bilgilerini en az 6 ay saklayacak ve ihtiyaç duyulduğunda doğrudan mahkemeye ulaştıracak. Bu konunun altındaki saçmalıkları yukarıdan aşağı TKNLJ formatında dizelim:

  • Telefon dinlemelerinde trafik bilgisi şirketlerden isteniyor. Bu konuda anlaşılan o ki internet trafik bilgilerini doğrudan TİB alacak ve saklayacak
  • Normal şartlarda dinleme yapılması için mahkeme emri veya savcıların prosedüre uygun istekleri geliyordu. Oysa internet bilgileri ne olur ne olmaz günün birinde istenebilir diye tamamıyla kontrol edilip saklanacak
  • Eskiden potansiyel suçlular izlenirken şimdi herkes izlenecek, herkes potansiyel suçlu olacak
  • Erişim Sağlayıcıları Birliği kurulması planlanıyor ve bu yönde adımlar atılıyordu. Bu adımın atılmasıyla bu birlik kadük oldu
  • Eskiden Türk Telekom ve benzeri servis sağlalyıcılardan bilgiler istendiği için halkın negatif ilgisine maruz kalıyorlardı. Şimdi bundan kurtulmuş oluyor şirketler…
  • TİB’in MİT’e devrinin bizzat cumhurbaşkanlığı seviyesinde konuşulduğu şu günlerde çok enteresan bir karar olduğunu kabul etmek lazım yeni torba yasanın…
  • Lütfen bu yasayla birlikte kimsenin nereye girdiğini ne olduğunu anlamıyoruz fişlemiyoruz demeyin. Bir insanın internet trafiğini bana verin size tüm hayatıyla ilgili her şeyini dökeyim size. Eer böyle bir şey olmaz diyorsanız ve yüreğiniz yetiyorsa sizin seçtiğiniz bakan ya da hükümet görevlilerinden başlayalım internet trafiklerini incelemeye…

Kendine dokunan Youtube’u Atatürk’ü bahane edip kapatmak

ANKARA, İNTERNET, MANŞET, Sansür

youtubeTİB’in sitesindeki bilgiye göre Dışişleri’ndeki güvenlik toplantısı ses kayıtlarını yayınladığı için engellenen YouTube, katalog suçlar kapsamında kapatılmış. Gerekçe yapılan yasa maddesi 5651 sayılı kanuna göre katalog suç maddeleri şöyle sıralanıyor: İntihara yönlendirme, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, sağlık için tehlikeli madde temini, müstehcenlik, fuhuş, kumar oynanması için yer ve imkân sağlama, Atatürk Aleyhine İşlenen suçlar.

Bu hemen aklımıza bir diğer tapeyi getirdi. Bir bürokrat diğerine diyor ki… “Aman efendim bunu kapatırsak herkes ne der…” Diğeri ona cevap veriyor: “Sen hele bi kapat, kanun sonrasında peşinden gelir…”

Bu çok ayıp ve üzücü bir şey. Çünkü son günlerde çıkarılan tape iki ülke arasında savaşa neden olabilecek kadar kötüyse mutlaka bunu kapattıracak bir kötü durum maddesi vardır elinizde. Kalkıp da kumarla Atatürk sevgisiyle kapattıramazsınız bu siteyi… Eğer kaphatmak için fuhuşa kumara kaldıysanız o zaman da ben şunu derim: Demek ki orada konuşulanlar o kadar kötü ve yanlış şeyler değilmiş baksanıza internet sitesini kapatmaya bile yetmiyor, yalandan dolandan bahaneler yaratmaya çalışıyorsunuz…

Ha zaten böyle bir konşma olduysa, bu konuşma ülkenin en önemli bilgilerini dışarı sızdırma ihtimali taşıyorsa bana niye göstermiyorsunuz da yurt dışının görmesinde sorun olmuyor onu anlamak hiç mümkün değil.

Ama sıkça söylediğim bir şeyi sizlere dile getireceğim: Herkes seçime çok az bir zaman kala Youtube’un kapanacağına adı gibi emindi. Ama öyle bir konjonktüre girilmişti ki eğer kapansaydı seçim bile kaybedilebilirdi. Ama seçime iki gün kala öyle bir şey oldu ki hem Youtube kapandı hem de kapatanlar kahraman oldu.

Türkiye’nin büyük bir bölümü yedi. Ben de öyle görünüyorum.

Ulaştırma Bakanı’nın ısrarla anlamadığı şeyler

ANKARA, MANŞET, POLEMİK, Sansür

lutfi elvanUlaştırma Bakanı Lütfi Elvan baktı herkes internet düzenlemelerinin karşısında yine konu hakkında eksikliklerini ortaya koyan açıklamalar yaptı. TKNLJ stilinde hemen üstünden geçelim bakanın karşısı boş kalmasın:

Telefonunuzla ilgili detay istediğinizde aranan numara, ne kadar süreyle konuştuğunuz gibi 3-4 temel bilgi veriliyor. Dolayısıyla trafik bilgileri bundan ibaret olacak. Birilerinin ifade ettiği gibi, ‘şöyle detay bilgiler, içerik olacak’, bunlar söz konusu değil. 

Ben neyi anlatamadığımızı da çözememeye başladım. Çok net: Siz benim http://www.tknlj.com/turkiyedeki-fiber-tunelleri-bogaz-manzarali-mi/ adresine girdiğimi görürseniz orada ne olduğunu da görürsünüz. Bu da beni fişlemenize yol açar. Ama siz 0532 xxx nolu telefonu aradığımda benim neler konuştuğumu göremezsiniz, bu fişleme olmaz. Bu kadar basit bir konuda neden anlaşamıyoruz?

Eğer böyle bir yanlış anlaşılma söz konusu ise bunları giderebiliriz. Bu yönetmelik veya başka şekilde olur ama bu yanlış anlaşılmayı gidereceğiz. Nasıl yapılacağına bakacağız, şu an bir şey söyleyemiyorum” karşılığını verdi.  

Bir şanlış anlaşılma yok. Kaldı ki niye raydan çıkmış kanunu yönetmeliklerle yerine sokmaya çalışıyoruz? Hukuken kanun yönetmeliği döver. Yönetmelik kanunu düzeltmek için değil çalışacak insanlara çerçeve vermek için kullanılmaz mı? Kötü ve alelacele kanun çıkarıp bunu yönetmeliklerle düzeltmeye çalışmak da neyin nesi? Yakışıyor mu koskoca ülkeye bu?

Takdir Sayın Cumhurbaşkanı’nın…Eğer bir yanlış anlaşılma veya trafik bilgilerine yönelik farklı bir anlaşılma söz konusu olacak ise buna açıklık getireceğiz.  İçerik olmayacak. Kesinlikle trafik bilgilerinde içerik olmayacak. Ne olacak; IP numarası olur, süre olur, tarih, bunlar olur, başka hiçbir şey olmaz. Biz bununla sınırlı tutacağız. Bir telefon detay bilgisinde yer alan hususlar neyse onun ötesine geçmeyecek.

Takdir tabii ki Cumhurbaşkanı’nın. Ama bu kadar üstüne gidilmez ki işin? Bu takdir hakemin ama o futbolcu elle dokunursa el vermenin yanlış olduğunu anlatmak için elimizden geleni yapacağız gibi bir şey… yapmayın bunu devletin tepesine… Adam zaten karşı çıkmakta çok zorlanıyor partiye…

Şu anda yasa sayın Cumhurbaşkanı’nda. Şu anda bir şey ifade etmemem, şu aşamada mümkün olmaz. Ama rahat olun.

Benim rahat olmamın yegane yol, benim bilgilerimin tutulmaması, benim sitemi bürokratların değil hukukçuların kapatması, benim stemin kanunsuz olmadığnı kanıtlamak içi mahkeme mahkeme gezmemem…

Kim kalkıp orada engelleme yok diyorsa, doğru söylemiyor. Her tarafta, özellikle yasadışı olan bir takım hususlar internet ortamına düşerse, hakaret,  iftira, özel hayatın gizliliğini ihlal gibi hususlarda da bu tür engellemeler yapılıyor. Avrupa’da da yapılıyor, gelişmiş ülkelerde de yapılıyor.

Kesinlikle öyle… Ama orada bu işi TİB benzeri kurumların başına konmuş bürokratlar değil, hukuk sistemi yapıyor. Ama hukuk yavaş söyleminin arkasına saklanmıyor onlar. Hukuku hızlandırıyorlar. Mahkemeleri eğitiyorlar. Mahkeme gözünü kapatıp herkese eşit davranıyor. Başbakanın abisine ayrı muhalefet partisi liderine ayrı davranmıyor.

Bizim aslında yapmak istediğimiz, inanın internetin daha sağlıklı kullanımını temin etmek, interneti daha açık hale getirmektir. Biz burada interneti engellemiyoruz. Sansür yok.

İnterneti kapatacak olan adamı dokunulmaz yaparak interneti açık hale getiremezsiniz. Hala TİB başkanına dokunulmazlık getirme sebebini açıklayamıyorsunuz işte. Söyleyn yahu arada bir kaçıracak o yüzden zeval gelsin istemiyoruz adama deyiverin… Düpedüz sansür bu işte.

O kadar mükemmel düzenlemeler, uygulamalar var ki kimse onları görmüyor. Hapis cezalarını kaldırıyoruz, internet sitesinin tamamıyla kapatılmasını, doğrudan kapatılmasını engelliyoruz. Kimse bunları konuşmuyor.

Hapis cezalarını kaldırıyoruz diye övünmek de neyin nesi? Mesela idamı kaldırdık diye övünebilir misiniz? Şu anda 14 yaşında tecavüze uğramış kızlarımız bu işi kendi rızalarıyla yaptılarsa eza indirimi yapacağız maddesini kaldırdığınız için vünebilir misiniz? Tabii ki kaldıracaksınız. Bir içeriği kaldırmayan adamı hapse atmak da neyin nesi?  Övünmek için daha doğru dürüst şeyler bulun allah aşkına…

Şu an İngiltere’de Google 100 bin kavram ve kelimeyi otomatik olarak  engelliyor. Mahkeme kararı mı var bunlarla ilgili?  Google engelliyor. 100 bin kelime ve kavram…Aradığınız zaman da ‘engellenmiştir’ mesajı almıyorsunuz, ne mesajı alıyorsunuz, ‘bulunamadı.’ Engelleniyor ama bulunamadı mesajı alıyorsunuz. Her yerde var bu.

Google hangi kavramları engeliyor var mısınız bakmaya? Evrensel hukuk kurallarının, gerçek nefret suçlarının oluşumunu engelliyor. 17 aralık sonrası akla gelen kuralların o anda yansıtılması değil… O yüzden bence Google kapatmaları bizim hükümetimizi zor durumda bırakabilir.

İngiltere’de İnternet Watch Foundation denilen vakıf, kara liste oluşturuyor, bu listeyi internet servis sağlayıcılarına gönderiyor. İnternet servis sağlayıcıları da bunları otomatik olarak engelliyor. Lütfen bunları görelim. Trafik bilgileri… İngiltere’de bugün 2 yıl trafik bilgileri saklanıyor. 1-2 yıl arasında değişiyor. İtalya’da bir yıl saklanıyor. Slovakya’da 6 ay…Kimse bunu konuşmuyor.  Avrupa’nın bir çok ülkesinde trafik bilgileri tutuluyor. Almanya hariç çünkü Almanya’da Anayasa Mahkemesi’nin bir kararı var. Almanya hariç diğer ülkelerin hemen hemen tamamında trafik bilgileri tutuluyor. Bunlar hiç konuşulmuyor.

Bunlar konuşuluyor. Ama şunlar hiç konuşulmuyor: Bu ülkelerde gerçek hukuk kuralları yürüyor. Mesela bir süre sonra birsi çıkıp da “aa bunları biz dinlemedik ki paraleller yapmış” demiyor. Veya yandaş bir gazete çıkıp da “kırmızılı kadına biber sıkan polis değilmiş aslında kim olduğunu biz de bilemedik çünkü yüzünde maske vardı” da demiyor.

Ben bu ülkenin kanun uygulayıcılarına güvenmiyorum. Bu yüzden de aman canım ne olacak diyemiyorum. Bundan iki sene sonra devlete iş yapmak istediğimde internet kayıtlarıma bakıp “bu Aydınlık gazetesi okuyormuş içeriğini göremiyoruz ama Aydınlık gazetesi işte almayın bunu” diyebilir. Demez mi? Bu kadar güveniyor musunuz devletin organlarına? Ben güvenmiyorum.

Bunları söylediğim için hapse atılır mıyım? Onu bile bilmiyor onun için bile güvenmiyorum devlete, kusura bakmayın.

Bu şartları AB değil biz istemeliyiz

ANKARA, İNTERNET, MANŞET, Sansür
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, internet sitesi kapatma konusunda Türkiye’yi mahkum ettmişti bunu hatırlarsınız. Adamlar bize aslında bizim söylememiz gereken 3 şartla gelmişler. Biz de tartışırken bunu kendimize düstur olarak almalıyız. Bunları teker teker sayalım ve altını dolduralım:

Yasa Net Olmalı:

Bizim kanunlarımızın en önemli özelliklerinden biri muğlak ifadelerden oluşması. Kişisel bilgilerin korunması konusunu tam olarak açıklamazsanız beni şişman gösteren resmimi basmışlar kapatın bu siteyi, benim sevmediğim ayakkabılarımla çekmişler bu adrese iletişimi durdurun gibi saçmalıklara maruz kalabilir, bir kıza şantaj yapan çeteyi “haber konulu resimler bunlar” diyerek hoşgörebiliriz…

Meşru amaç olmalı:

Bir siteyi kapatmak ya da belli bir adresini kullanıma kapatmak için amaçlarımız meşru mu, ya da belli mi? Ne zaman bu konu açılsa hemen herkes intihara meyilli kızlarımızın şikayetlerini ve çocuk pornosunu dile getiriyorlar. Peki bunlardan bir yıl içinde kaç şikayet geliyor? Mesela bir politikacı hakkında çıkan haberleri, bu kişinin kapattırmaya, kendi çıkarına sildirmeye çalışması meşru bir amaç mıdır? Hangisine daha çok rastlayabiliriz? Haydi bunu tartışalım.

Yargı Denetimi:

Ben bizim yargının yeterince denetime açık olmadığını düşünenlerdenim. Hele son kanunlarımızdan sonra ortaya çıkan tablo gösteriyor ki biz aslında bu denetimi yargıdan alarak siyasilerin eline veriyor, bundan yüzyıllar önce yazılmış kuvvetler ayrılığı ilkelerini ayaklar altına alıyoruz.  Yargının alması gereken kararları hukuk kartviziti olmayan bürokratların ellerine teslim ediyor, onları da dokunulmazlık zırhına bürüyerek iyice yargısal denetimden uzaklaştırıyoruz.

Hal böyleyken aslında bizim bu kanunu bırakın çıkarmayı, çıkarmayı kendi aramızda konuştuğumuz için bile Avrupa Birliği kapısından çevrilmemiz gerekebilir. Bu konuyu herkesin değerlendirmesine açıyorum…

Hükümet Vagus TV ile gövde gösterisi yapıyor

MANŞET, Sansür

Vagus.tv sitesi 48 saati aşkın süredir kapalı. TİB, internet yasakları başlamadan birçok siteye Erdoğan ve ailesiyle ilgili kayıt yayınladığı için erişim engeli koydu. Kararın zamanlaması manidar. Çünkü bugünden yarına internetle ilgili yeni yasaklama yöntemleri onanacak.

Vagus.tv’nin genel yayın yönetmeni Serdar Akinen soL gazetesine konuşmuş, konuyla ilgili görüşlerini aktarmış.

Akinan, sitesinin erişime kapalı olmasını soL’a değerlendirdi: “internetle ilgili yasa daha yürürlüğe girmeden şu anda bizim başımıza gelen şey bunun fiili uygulaması gibi. Dünden beri avukatlarımız, iki üç avukat ayrı ayrı, adliye koridorlarında koşturuyor. Malum bizim sitenin girişinde 2012/656 sayılı karar var. Bu dosya numarası kesinlikle bizle ilgili değil. Genel alınan bir karar. Biz asıl dosyaya ulaşmak istedik. Bir tanesi koruma tedbiri alınmasına ilişkin bir karar. Nihayet yaklaşık yarım saat kadar önce ulaştık. Bu karar 17 Aralık’tan sonra yapılan, ikinci dalga operasyon olarak bilinen operasyonla ilgili alınan bir karar. Fakat daha önemlisi, bu kararı alan, yayın yasağını yapan savcıya ulaştılar, bu kararda da herhangi bir şekilde Vagus’un adı geçmiyor. Hukuken şöyle bir durum var, herhangi biri veya savcı şikayette bulunuyor, diyor ki; ” ben bu sitede sakıncalı ya da ayıplı bir içerik gördüm, bunun tedbiren yayınının durdurulması gerekir ya da şu şu içeriklere erişimin engellenmesi gerekir” ve erişim engelleniyor. Ne kadar sürede biliyor musunuz? 24 saat. 24 saat içerisinde o savcının bu kararı ilgili mahkemeye onaylatması lazım. Onaylatırken de şunu demesi lazım: ‘şu şu içeriklerden dolayı, söz konusu maddeye muhalefet ediyor’. Ortada böyle bir şey yok. Kararı bulduk. Kararda kesinlikle bizim adımız geçmiyor. Suçun kişiselleşmesi diye bir durum var. Ortaya çıkan tablo şu, Telekomünikasyon iletişim Başkanlığı (TlB), burada resen yani bu karara dayanarak, yetki kullanıyor. Bir bürokrat oradaki bütün servis sağlayıcılara, yani Türk Telekom, Turkcell, Avea ve Vodafone’a bir yazı yollamış. Bunların da şu an ortak kullandıkları bir veri tabanı var. O veri tabanına DNS’ler giriyor. Porno da olsa başka bir şey de olsa, orada paylaşılıyor. Büyük olasılıkla o veri tabanını orada yediler. Bizden hoşlanmayan, iktidara yakın her neyse bir bürokrat oradan emir veriyor ve siteyi kapatıyorlar. Şu anda bizim dava açıp, ‘hakkımızda böyle bir karar yok, bize dosyayı gösterin, gösteremiyorsanız da yayın yasağım kaldırın’ dememiz gerekiyor. Şu an onu yapıyoruz. Ana nereden baksanız, 48 saattir erişilemez haldeyiz. Şu anda şikayetçi oluyoruz. Dosya 2. Asli Ceza Mahkemesi’ne verildi şu anda.

İşte bu yaşananlar aslında bize söylenen, “eğer site suçsuzsa açılır, açmak da çok kolaydır, bık bık da bık bık” gibi açıklamaları tamamen geçersiz hale getiriyor. Canlı örnek: Kurumlsallığı olan bir internet sitesi kendini paralıyor ve internet sitesini iki avukatın canhıraş çabalarıyla açtıramıyor işte. Bırakın açtırmayı niye kapandığını bile bulabilmiş değil.

Bugünler gelecekteki daha kötü günlerin en önemli göstergesi.