DDOS saldırıları üçüncü çeyrekte yüzde 24 arttı

2020’nin 3. çeyreğiyle karşılaştırıldığında Dağıtık Hizmet Reddi (DDoS) saldırılarının oranı bir yılda yaklaşık %24 artarken, hedefli gelişmiş DDoS saldırıları aynı dönemde %31 artış gösterdi. En dikkate değer hedeflerden bazıları pandemiyle mücadele araçları, devlet kurumları, oyun geliştiricileri ve tanınmış siber güvenlik yayınlarıydı.

DDoS, yani Dağıtılmış Hizmet Reddi saldırıları, ağ sunucusunu hizmet istekleriyle boğmaya yöneliktir. Böylece sunucu çöker ve diğer kullanıcıların erişimini reddeder. Bu kuruluşlar ve işletmeler için büyük aksaklıklara neden olabilir. Bu tür saldırılar birkaç dakika, hatta birkaç gün sürebilir. Sözde “akıllı” DDoS saldırıları bunu bir adım daha ileri taşır. Bu saldırılar daha karmaşıktır, genellikle hedeflidir ve yalnızca hizmetleri kesintiye uğratmak için değil, aynı zamanda belirli kaynakları erişilemez hale getirmek veya para çalmak için de kullanılabilir. Her iki saldırı türü de 2021’in 3. çeyreğinde yükselişe geçti.

2020’nin 3. çeyreği ile karşılaştırıldığında 2021’in 3. çeyreğinde toplam DDoS saldırı sayısı yaklaşık %24 artarken, toplam “akıllı” saldırı sayısı %31 arttı. Saldırıya uğrayan kaynakların en büyük bölümü ABD’de bulunuyor (%40,8). Onu Hong Kong ve Çin izliyor. Ağustos ayında Kaspersky, toplam 8 bin 825 saldırıyla tek bir günde rekor sayıda DDoS saldırısı kaydetti:

Geçen çeyrekteki dikkate değer büyük ölçekli DDoS saldırılarından bazıları, saniyede çok sayıda istek gönderebilen Mēris adlı yeni ve güçlü bir botnet ağını içeriyordu. Bu botnet, en iyi bilinen iki siber güvenlik yayınına yönelik saldırılarda görüldü: Krebs on Security ve InfoSecurity Magazine.

Üçüncü çeyrekteki diğer dikkate değer DDoS trendleri arasında Avrupa ve Asya’da bir dizi siyasi güdümlü saldırının yanı sıra, oyun geliştiricilerine yönelik saldırılar yer aldı. Ayrıca saldırganlar birkaç ülkede pandemiyle mücadele kaynaklarını hedef aldı ve Kanada, ABD ve Birleşik Krallıkta telekomünikasyon sağlayıcılarına yönelik bir dizi fidye yazılımı saldırısı gerçekleşti. Saldırganlar kendilerini fidye yazılımı grubu REvil’in üyeleri olarak tanıttılar ve şirketlerin sunucularını fidye ödemeye zorlamak için kapattılar.

Kaspersky araştırmacıları ayrıca bir devlet üniversitesinde birkaç gün süren oldukça sıra dışı bir DDoS saldırısına tanık oldu. Eğitim kurumlarına yönelik saldırılar nadir olmasa da, bu örnek özellikle karmaşıktı. Saldırganlar devlet üniversitesine başvuranların çevrimiçi hesaplarının peşindeydi ve kaynağı tamamen kullanılamaz hale getiren bir saldırı vektörü seçtiler. Saldırı filtreleme başladıktan sonra da devam etti ki, bu nadir görülen bir durum.

Yayım tarihi

Wi-Fi bağlantısına sızmak çok basit

Tele-çalışma ve hibrit gibi yeni nesil çalışma şekilleri birçok kurum tarafından giderek benimsenirken, halka açık ağların her zaman zincirin en zayıf halkası olduğunu bilen hackerler da kötü amaçlı yazılım enjekte edebilecekleri kurumsal sunuculara kolaylıkla erişim sağlayabiliyor. Böyle bir durumda yeterli siber güvenlik önlemleri bulunmayan kurumlar ise ciddi maddi kayıplar yaşıyor. Konuyla ilgili “Siber suçlular, güvenlik zincirindeki en zayıf halkayı hedeflerler ve bir Wi-Fi bağlantısına sızmak çok basittir. Acemi siber suçlular bile Wi-Fi üzerinden akan trafiği durdurabilir ve akıllı telefonlardan, dizüstü bilgisayarlardan, tabletlerden veya akıllı saatlerden değerli verileri çalabilir. Özellikle uzaktan ve hibrit çalışma modellerinin denendiği bu dönemde hackerlerin, kurumların açıklarından yararlanarak yüksek kazanç sağlamaları muhtemeldir. Bir şirket için tek bir güvenlik ihlali maliyetinin 1 milyar dolar olduğunu hatırlatmak gerekirse bu durum kötü sonuçlar doğurabilir.” ifadelerine yer veren WatchGuard Türkiye ve Yunanistan Ülke Müdürü Yusuf Evmez, Wi-Fi ağlarını güvende tutmanın 6 etkili adımını sıralıyor.

1. Varsayılan yönetici parolalarını ve kullanıcı adlarını değiştirin. Çoğu Wi-Fi ağının merkezinde geniş bir bant yönlendirici veya başka bir kablosuz erişim noktası bulunur. Bu cihazlar, sahiplerinin ağ adreslerini ve hesap bilgilerini girmelerine izin veren yerleşik bir web sunucusu ve web sayfaları içerir. Oturum açma ekranları, yalnızca yetkili kişilerin ağda yönetimsel değişiklikler yapabilmesi için bir kullanıcı adı ve parola sorarak bu web araçlarını korur. Ancak satın alınan cihazlar ile gelen varsayılan oturum bilgileri son derece basittir ve hackerler tarafından iyi bilinir. Bu ayarları hemen değiştirmeniz etkili olacaktır.

2. Yerel trafiğinizi şifreli tutmak için bir VPN kullanın. Halka açık Wi-Fi bağlantıları çoğu zaman şifrelenmiyor. Hatta bazı durumlarda erişim şifresi bile gerektirmeyebiliyor. Hackerler ise mevcut ağları taklit eden ve bunları bağlı cihaza erişmek için kullanan kötü amaçlı kablosuz ağları yem olarak kullanabiliyor. Bu nedenle, veri iletimini şifreleyen güvenilir bir VPN bağlantısı kullanmak çok önemlidir.

3. Güvenlik duvarlarını ve güvenlik yazılımlarını kullanın. Modern ağ cihazları, yerleşik ağ güvenlik duvarları içerir. Ancak bunları devre dışı bırakma seçeneği de bulundururlar. Cihazlarınızda güvenlik duvarının açık olduğundan emin olun. Ekstra koruma için cihazlarınıza, ek güvenlik yazılımı yükleyebilirsiniz. Çok fazla güvenlik uygulaması katmanına sahip olmak çok önemlidir. Kritik verilere sahip korumasız bir cihaza sahip olmak durumu daha da kötü hale getirebilir.

4. Uzun kullanım dışı dönemlerde ağı kapatın. Etkili güvenlik önlemlerinden biri kullanılmayan ağınızı kapatmaktır. Bu önlem, siber saldırganların ağınıza sızmasını önleyecektir. Cihazları sık sık kapatıp açmak pratik olmasa da herkesin evden çalıştığı ve uzun süre çevrim dışı kaldığınız dönemlerde cihazlarını kapatabilirsiniz.

5. Wi-Fi ağlarına otomatik bağlanmayı durdurun. Ücretsiz kablosuz erişim noktası veya komşunuzun cihazları gibi açık bir Wi-Fi ağına bağlanmak, iş bilgisayarınızı güvenlik risklerine maruz bırakır. Genellikle etkinleştirilmemesine rağmen çoğu bilgisayarda, bağlantıların kullanıcıya bildirilmeden otomatik olarak gerçekleşmesine izin veren bir ayar bulunur. Geçici durumlar dışında bu ayarı etkinleştirmemelisiniz.

6. Güvenliğinizi istatistiklerle desteklenmiş analizlerle takip edin. Hangi ziyaretçinin ne zaman, nerede ve nasıl Wi-Fi bağlantınızı kullandığını öğrenerek güvende olduğunuzdan emin olmalısınız. Bu takibi yapmak, sunduğunuz kullanıcı deneyimini iyileştirmenize de yardımcı olacaktır. Ayrıca istatistikleri ve ölçüm verilerini değerlendirerek işinizle ilgili daha iyi kararlar alabilirsiniz.

Yayım tarihi

Huawei’den ruj görünümlü kulaklık

HUAWEI FreeBuds Lipstick, HUAWEI’nin Paris Estetik Araştırma Merkezi’nde global lüks, moda, otomotiv, dijital ve marka stratejisi endüstrilerinden bir grup çok uluslu tasarımcının izlerini taşıyor.  HUAWEI FreeBuds Lipstick, tasarım süreçlerinde asalet ve lüksü yorumlarken, muhteşem paslanmaz çelik gövde, yuvarlak kavisler ve ince çizgi işlemesiyle uyum ve zarafete saygı duruşunda bulunuyor.

HUAWEI FreeBuds Lipstick’in paslanmaz çelik şarj kutusu ayna kadar pürüzsüz bir yüzey elde etmek için cilalamanın yanı sıra 30 farklı işlem kullanılarak üretildi. Manyetik dizayna sahip şarj kutusu ayrıca aşınmaya da dayanıklı. HUAWEI FreeBuds Lipstick, gizemi temsil eden siyah, lüksü simgeleyen altın, tutku ve çekiciliği ifade eden kırmızı ile klasik ruj tasarımını kulaklıkta buluşturuyor. 

Konforlu ANC ve olağanüstü ses performansına sahip akıllı asistan

HUAWEI FreeBuds Lipstick, HUAWEI’nin 10 binden fazla insan kulağı modeline dayanan ergonomik simülasyon sistemine ve kulağın sekiz parçası üzerinde yapılan kapsamlı stres simülasyon testine dayanan endüstri lideri açık-fit tasarımını miras alarak, kulaklık tasarımını en üst düzeyde rahatlık sağlayacak şekilde geliştirdi.

Ayrıca, HUAWEI FreeBuds Lipstick, kulak kanalı şeklini ve kullanım koşullarını otomatik olarak algılayan ve ardından kullanıcıların kulaklarına uyacak en uygun EQ ayarını atayan AEM EQ ayarına sahip. Tüketiciler, HUAWEI AI Life uygulamasını kullanarak, kişiselleştirilmiş bir ses deneyiminin keyfini çıkarmak için dengeli (varsayılan), bas güçlendirme ve tiz güçlendirme yapan üç EQ modundan birini seçebiliyorlar.

HUAWEI FreeBuds Lipstick, çevresel gürültüyü etkili bir şekilde alabilen çift mikrofonlu aktif gürültü engellemeye sahip. AEM gürültü engelleme teknolojisi kullanıcılar için 10’dan fazla set arasından en uygun gürültü engelleyici parametre setini otomatik olarak seçiyor.

Cihazlar arasında sorunsuz geçiş için akıllı bağlantı

EMUI 12 Device+ özellikleri sayesinde kullanıcılar, akıllı telefonlarından HUAWEI Vision, PC veya tabletlerine bir videoyu kolayca aktarabildikleri gibi sesi de sorunsuz bir şekilde kulaklıklara aktarabilirler. Kullanıcıların yakınındaki akıllı telefon, tablet ve PC ile açılır pencere üzerinden eşleştirme yapabilmeleri için Bluetooth eşleştirmesi kullanılarak çift cihaz bağlantısı elde ediliyor. Kullanıcılar, HUAWEI AI Life Uygulamasında dokunmatik kontrol ayarlarını yapabilir.

Gürültü engelleme modlarını yönetmek, pil ömrünü kontrol etmek ve müzik çalmak için bir HUAWEI akıllı saat, HUAWEI FreeBuds Lipstick’e bağlanabilir. Tamamen yeni oyun ses kodlama teknolojisi ile HUAWEI FreeBuds Lipstick, ses gecikmesini 90 ms’ye kadar düşürüyor ve ekrandaki hareketle birlikte sesi senkronize tutuyor.

Sorunsuz bağlantının yanı sıra HUAWEI FreeBuds Lipstick, 48 kHz’e kadar örnekleme hızıyla yüksek kaliteli ses kaydediyor. Kullanıcılar HUAWEI AI Life uygulamasında Çevre Modu’nu açtıklarında, heyecan verici anları yüksek kaliteli sesle yakalamak için bir seyahat vlogu kaydederken çevredeki sesleri de kaydedebilirler.

Müziğin keyfini çıkarırken pil ömrü fark edilmeden azalabilir, bu nedenle HUAWEI FreeBuds Lipstick’in pil ömrü daha da artırıldı. Gürültü engelleme kapalıyken, tam şarjlı şarj kutusuyla 22 saat veya tam şarjlı kulaklıkla 4 saat müzik çalma sunan FreeBuds Lipstick’in güçlü pil ömrü, kullanıcıların her zaman ve her yerde endişelenmeden müziğin keyfini çıkarmasını sağlıyor.

HUAWEI FreeBuds Lipstick, 2.299 TL fiyat etiketiyle HUAWEI Online Mağaza üzerinden ön satışa sunuluyor. 4 ay vade farksız taksit avantajından yararlanabilecek tüketiciler, 100 TL ön ödeme yapmaları karşılığında 200 TL indirim de kazanıyorlar.

Türkiye özel hayatı kurcalayanlar için bir cennet

Takip yazılımları (stalkerware) sıradan insanlar tarafından satın alınabilen, akıllı cihaz aracılığıyla başka bir kişinin özel hayatını gizlice gözetlemek için kullanılan ve genellikle yakın partner şiddetinin bir parçası olarak kullanılan ticari yazılımlardır. Bu tür programlar tarafından istismarcıya aktarılan kişisel veri türleri, coğrafi konumdan sosyal medya mesajlarına ve herhangi bir anda cihazdaki kamerayı açabilme yeteneğine kadar değişir. Kaspersky’nin Stalkerware’in Durumu raporuna göre, toplamda, dünya çapında en az 53 bin 870 mobil kullanıcı Kaspersky’yi yükledikten sonra telefonlarında bu programın varlığına rastladı.

Şubat 2021’den bu yana DeStalk konsorsiyum ortakları, mağdurlara daha çok yardımcı olmak ve çevrimiçi cinsiyete dayalı şiddeti önlemek amacıyla e-öğrenme kursu geliştiriyor. Avrupa Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Enstitüsü’ne göre her on kadından biri 15 yaşından itibaren siber şiddete maruz kaldı. Avrupa’da, siber taciz yaşayan her on kadından yedisi de yakın bir partnerden en az bir fiziksel veya cinsel şiddet yaşadı.

Çevrimiçi kurs, bu alandaki bilgi boşluğunun doldurulması yolunda önemli bir kilometre taşı. Ancak uygulayıcılar ve yetkililer siber şiddet ve takipçi yazılımlarının kullanımını tanıma ve durdurma yeteneklerini geliştirmek için daha fazla bilgiye ihtiyaç duyuyor.

Kaspersky, e-öğrenme paketini Fundación Blanquerna, Una Casa per l’Uomo, Regione del Veneto ve WWP EN iş birliğiyle geliştirdi. Kurs, şirketin eğitim platformlarından biri olan Kaspersky’nin Otomatik Güvenlik Farkındalığı Platformu üzerinden sunuluyor. Avrupa Komisyonu’nun Hak, Eşitlik ve Vatandaşlık (REC) Programı’nın desteği sayesinde online kursu hayata geçirmek mümkün oldu.

Kaspersky Güney Avrupa Genel Müdürü Tanguy de Coatpont, şunları söylüyor: “Araştırma ve eğitim alanında uzman ortaklarımız, sivil toplum kuruluşları ve devlet yetkilileriyle siber şiddet ve takipçi yazılımları konusundaki bu önemli eğitim için içerik geliştirmek üzere DeStalk e-öğrenme çalışmalarına öncülük etmekten onur duyuyoruz. Farklı disiplinlerdeki uzmanlığımızı birleştirerek, platformumuzda benzersiz bir çevrimiçi kurs tasarladık. Aile içi şiddet konusunda çalışan profesyonellerin ve devlet yetkililerinin yeteneklerini artırmayı amaçlayan mikro öğrenme yaklaşımımız ve otomatik eğitim yolları, kullanıcıların kendi hızlarında öğrenmelerini ve siber şiddet ve takipçi yazılımlarının kurbanlarını desteklemek için gereken becerileri kazanmalarını sağlayacaktır.”

Yayım tarihi

Türk Telekom gönüllüleriyle gönüllere dokunuyor

İnsanı merkeze alan Türk Telekom’un çalışanları her türlü doğal afet, kaza ve arama kurtarma faaliyetleri gerektiren olaylarda zor durumda kalanlara yardım etmek amacıyla 11 yıl önce TTAKE’yi kurdu. Türk Telekomlu gönüllülerden oluşan bir sivil savunma hareketi olan TTAKE, bugüne kadar çok sayıda insanın hayatına dokundu. TTAKE, 30 üyeli merkez ekip ve buna ek olarak 11 bölge destek ekibi ile toplam 175 üyeye sahip ve AFAD’a (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) akredite durumda faaliyet gösteriyor. İçişleri Bakanlığı bünyesinde geliştirilen ve afet anlarında kullanılması hedeflenen “AFAD ACİL” uygulaması da 12 Kasım Düzce Depremi’nin yıldönümü olan 12 Kasım 2021 tarihi itibarıyla kullanıma açıldı.

Bölge coğrafyasına ve karakteristiğine uygun eğitimler

Gönüllü olarak TTAKE’e katılan ekip üyeleri, diğer sivil savunma ekipleriyle sürekli bilgi paylaşımında bulunuyor ve ilgili konularda güncel eğitimleri takip ediyorlar. Bölgelerde kurulan destek ekipleri, bölge coğrafyasına ve karakteristiğine uygun eğitimlerle kendi alanlarında uzmanlaşıyorlar. Hızla toplanıp olay yerine intikal edebilen reflekslere sahip TTAKE üyeleri, geçen yaz Antalya’nın Manavgat bölgesindeki yangında toplam 17 ayrı yardım çağrısı aldı ve 35 kişinin yangın bölgesinden tahliye edilmesine yardımcı oldu.

Depremlerden sellere

TTAKE, 11 yıldır, birçok arama kurtarma vakası, doğal afet durumları ve toplumsal olaylarda görev başındaydı. Van Erciş depremi, İstanbul’da yaşanan “Pamir Bebek” olayı, Trabzon ve Samsun’daki birçok “sel baskını”, Bafra‘da düzenlenen “Kapıkaya Fest”teki arama kurtarma çalışması, Samsun’daki “Balkan Tatbikatı”, Elâzığ ve İzmir depremleri; TTAKE üyelerinin aktif destek verdiği arama kurtarma faaliyetlerinden bazılarıydı.

Çocuklar TTAKE ile bilinçlendi

TTAKE’deki her ekip üyesinin “İlk Yardım” ve “Depremde Arama Kurtarma” eğitimlerini alması zorunlu. Ayrıca, destek ekip üyeleri, bölgelerin coğrafi özelliklerine göre Türk Telekom Akademi tarafından kendilerine atanan eğitimlere de katılıyorlar.

Zorunlu eğitimlerin yanı sıra, ekip üyelerinin verdiği eğitimler de kuruma büyük bir güç ve motivasyon sağlıyor. TTAKE, sosyal sorumluluk yaklaşımı kapsamında hayata geçirilen Türk Telekom Okulları’ndaki 1000 öğrenciye, Millî Eğitim Bakanlığı’nın izni dâhilinde, “Deprem Öncesi, Anı ve Sonrası” konulu “Deprem Bilinçlendirme Seminerleri” verdi. Ayrıca yaklaşık 200 “Türk Telekom Anaokulu ve Kreş” öğrencisiyle seviyelerine uygun eğitimler düzenlendi.

Afet zamanı iletişim kesilmesin diye…

İçişleri Bakanlığı bünyesinde geliştirilen ve afet anlarında kullanılması hedeflenen “AFAD Acil” mobil uygulaması Düzce Depremi’nin yıldönümü olan 12 Kasım 2021 tarihi itibarıyla kullanıma açıldı. m-TOD üyesi mobil operatörlerin geliştirme sürecinde İçişleri Bakanlığı ile beraber çalıştığı ve tecrübelerini paylaştığı mobil uygulama ile, deprem ve sel gibi afet durumlarında vatandaşların 112 hizmetlerine daha kolay ulaşmaları ve önceden belirleyecekleri 10 kişiyle internet üzerinden haberleşmelerinin sağlanması hedefleniyor.

AFAD Acil mobil uygulaması afet anında rehber olacak

Afet anlarında 112 Acil Çağrı Merkezi’ne yönlendirilen yoğun çağrı trafiğinin mobil uygulama sayesinde akıllı hale gelmesinin ve acil yardım talep eden kullanıcılara ait büyük verinin işlenerek kullanılmasının ileri seviye bir hizmet olacağını ifade eden Ertuğrul, “Klasik çağrı merkezi hizmetlerinin kapasitelerinin yetişemediği anlarda aramaları cevapsız bırakmamak ve veriyi değerlendirmek afet anlarında kriz yönetimi için son derece etkili olacak. Afet durumunda acil yardımlaşma uygulaması ile bölgesel mesajlarla vatandaşlara kolaylıkla ulaşım sağlanacak. Uygulama, devletin afet yönetiminde vatandaş için bir nevi rehber olacak. Vatandaşlarımız, AFAD Acil mobil uygulaması üzerinden bulundukları bölgelere en yakın toplanma merkezlerine kolaylıkla yönlendirilecek. Uygulamanın kullanımı hayat kurtarıcı olacak” dedi. 

Afet anında veri kullanımı kritik

Afet anlarında gerek mesajlaşma gerekse de ses trafiğinin internet tabanlı uygulamalar üzerinden iletilmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Tolga Ertuğrul, şöyle devam etti: “Mevcut 4.5G altyapıları ile veri aktarımı hem daha kaliteli hem de sorunsuz şekilde sağlanabiliyor. Mobil iletişim sektörünün de katkısıyla Bakanlık tarafından geliştirilen uygulamanın mobil ve/veya sabit internet kullanılmasına uygun bir şekilde tasarlanmasını çok değerli buluyoruz. Uygulamanın ülkemize ve vatandaşlarımıza hayırlı olmasını diliyor, aynı zamanda afete hazırlığın bir vatandaşlık görevi olduğu bilinciyle ve sorumluluğuyla bu uygulamanın geliştirme aşamasının bir parçası olmaktan mutluluk duyuyoruz. Uygulamaya gerek duyulacak felaketlerden uzak olmayı temenni ediyor, herkesin AFAD Acil uygulamasını yüklemesini öneriyoruz.”  

Afet anında dikkat edilmesi gereken hususlar

  • Yüksek trafik oluşumunu engellemek için özellikle ilk saatlerde telefonlar sadece acil aramalar için kullanılmalı,
  • Zorunlu olmayan kullanımlardan kaçınılmalı, zorunlu ise öncelikle kısa mesaj, e-mail veya sosyal medya üzerinden iletişim tercih edilmeli, ses araması sadece gerekli durumlarda yapılmalı ve olabildiğince kısa tutulmalı,
  • Afet zamanında cep telefonu pil kullanım süresinin uzatılması için bazı öneriler;
    • Düşük güç modunun açılması,
    • Ekran parlaklığının kısılması,
    • Arka planda çalışan uygulamaların kapatılması (konum saptanmasını sağlayan uygulamalar hariç),
    • Anında iletişim gerekmediği durumlarda maksimum güç tasarrufu için uçak moduna alınması,
    • Daha az güç tüketimi sağladığından hücresel bağlantıdan ziyade mümkün olduğunca Wi-Fi tercih edilmesi.

MediaMarkt IT cahilliğinin bedelini büyük ödüyor

Mediamarkt o büyüklükteki bör firmaya yakışmayacak fidye yazılım saldırısına uğradı. Siber güvenlik konusunda derinlemesine ve uzman haberler yapan Siberbulten.com isimli sitenin haberine göre tehdit aktörleri rekor seviyede fidye talep etti.

Mediamarkt’a saldıran Hive fidye yazılımı çetesi 240 milyon dolarlık fidye talep etti. İstenen bedel, şu ana kadar başlangıçta görülmüş en yüksek fidye talebi olarak nitelendiriliyor.

Saldırı sonrası firmanın Almanya ve Hollanda’daki mağazalarının IT sistemleri kilitlendi. Firman depo işlemleri gibi birçok operasyonda aksamalar meydana geldi. Özellikle Hollanda’daki mağazalardaki kasalarda kredi kartıyla işlem yapılamazken, geçmiş döneme ait kayıtlara erişilemedi.

Hive Fidye Yazılımı Grubu, bıraktığı fidye notunda kişisel bilgilerin, finansal raporların ve önemli belgelerin şifrelendiğini belirterek firmayı verileri ifşa etmekle tehdit etti.

Saldırganlar ayrıca mevcut dosyalarda değişiklik yaptıkları takdirde dosyalarını şifresinin kırılmasının mümkün olmadığını öne sürdü. Durumu FBI ya da polise bildirmeleri halinde onların fidye ödemeye izin vermeyeceğini ve sonuç olarak her şeyi kaybedeceklerini iddia etti.

MediaMarkt’ın aralarında Türkiye’nin de yer aldığı 13 ülkede 1.000’den fazla mağazası bulunuyor. Avrupa’nın en büyük tüketici elektroniği perakendecisi olan firmanın yaklaşık 53.000 çalışana sahip ve yıllık toplam cirosunun 20.8 milyar avroyu bulduğu belirtiliyor.

2021 yılında parolalar hala 123456

Parolasız yaşam hem kullanıcılar hem de güvenlik ekipleri için hayatı çok daha kolay hale getirmeyi vaat ediyor. Yönetici maliyetlerini düşürme, üretkenliği artırma ve siber riski azaltma gibi heyecan verici olasılıklar var. Bu avantajlara rağmen, hem  işletmeden tüketiciye (B2C)  hem de işletmeden işletmeye (B2B)  ortamların uyum sağlaması beklendiği kadar çabuk olmadı.  Ancak, dünyanın en büyük yazılım şirketi yeni bir teknoloji yaklaşımını desteklemeye karar verdiğinde, bunu dikkate almalıyız. Microsoft parolaları oldukça uzun bir süre önce “uygunsuz, güvensiz ve pahalı” olarak tanımladı. Bu yılın Mart ayında ise kurumsal müşterileri için parolasız kimlik doğrulaması tanıttı. Microsoft Eylül ayında, tüm kullanıcılar için desteğini genişleteceğini açıkladı.

Kişi başına parola sayısı 100’e yaklaştı

Parolalar kurumsal uygulamalardan online bankacılık, e-posta ve e-ticaret hesaplarına kadar her şeyi güvence altına almak için hala kullanılıyor. Sorun şu ki, artık yönetmek ve hatırlamak için bu kimlik bilgilerinin hepsi artık çok fazla oldu. Bir tahmine göre,  ABD’li çalışanların yüzde 57’si kurumsal parolalarını yapışkan notlara yazıyor. Dijital ayak izimizi genişlettikçe bu sayı artıyor. Ekim 2020 tahminlerine göre,  ortalama bir kişinin pandemi başlamadan öncesine göre yaklaşık yüzde 25 daha fazla parolası var ve bu da kişi başı yaklaşık 100 parolaya denk geliyor. Siber güvenlik açısından bakıldığında, parolalarla ilgili zorluklar belli. Saldırganların çalması, tahmin etmesi, kimlik avı veya kaba kuvvet saldırısına maruz kalmaları. Saldırganlar parolanızı ele geçirdiklerinde meşru kullanıcılar gibi davranabilirler, güvenlik savunmalarını geçebilir ve şirket ağlarının içinde çok daha uzun süre gizli kalabilirler. Günümüzde bir veri ihlalini tanımlamak ve bertaraf etmek için geçen süre 287 gündür.

Basit parola kullanımı devam ediyor

Parola yöneticileri ve tek seferde oturum açma, bu tür zorlukların üstesinden gelmek için her hesapta karmaşık parolaları depolar ve gerektiğinde otomatik olarak kullanırlar. Ancak tüketiciler arasında hala popüler değiller. Tüketici ve şirket hesaplarını kimlik hırsızlığı ve diğer kaba kuvvet tekniklerine maruz kalmamıza rağmen basit, tahmin edilmesi kolay parolaları tekrar tekrar kullanarak “koruyoruz”. Bu sadece güvenlik riskiyle de ilgili değil. Parolalar, BT ekiplerinin yönetmesi için önemli zaman ve para gerektirir ve de müşteri yolculuğunu da kesintiye uğratır. İhlaller, B2B ve B2C ortamlarındaki kullanıcı deneyimini kesintiye uğratabilecek büyük hacimli hesaplarda toplu sıfırlama gerektirebilir. 

Parolasız hesap kullanımı işletmeye hangi faydaları sağlayabilir?

Parolasız kimlik doğrulama ileriye doğru büyük bir sıçrama sağlar. Yüz tanıma, güvenlik anahtarı ve hatta e-posta/SMS yoluyla gönderilen benzersiz bir kod gibi biyometrik güvenliğe sahip bir kimlik doğrulayıcı uygulaması kullanarak, kuruluşlar tek bir hamlede statik kimlik bilgileriyle ilişkili güvenlik sorunlarını ortadan kaldırabilir. B2B ve B2C operasyonları için bu yaklaşımı benimseyerek, kuruluşlar şunları yapabilir:

  • Kullanıcı deneyimini geliştirir: Oturum açma işlemlerini daha sorunsuz hale getirir ve kullanıcıların parolalarını hatırlama ihtiyacını ortadan kaldırır. Bu, oturum açma sorunları nedeniyle daha az alışveriş sepeti terk edilirse satışların artmasına bile neden olabilir.
  • Güvenliği artırır: Çalınacak parola yoksa, büyük bir sorun daha ortadan kalkar. Geçen yılki ihlallerin %84’ünün sorumlusunun parolalar olduğu iddia ediliyor. En azından kötü adamların istediklerini elde etmek için daha çok çalışmasını sağlamış oluyorsunuz. Şu anda her yıl milyarlarca denenen kimlik bilgisi doldurma saldırıları geçmişte kalacak.
  • Maliyetleri ve itibar zararlarını azaltır: Fidye yazılımlarına ve veri ihlallerine finansal olarak zarar verme fırsatlarını en aza indirin. Ayrıca, parola sıfırlama ve olay araştırması ile ilişkili BT yöneticisi maliyetlerini de azaltmış olacaksınız. Bir rapor, şifre sıfırlama başına 200 $ kadar maliyet çıkabileceğini ve yılda 30.000 saat verim kaybına neden olabileceğini iddia ediyor.  BT ekiplerinin daha yüksek değerli görevlere zaman harcayabilmesini de sağlamış olacaksınız. 

Parolasız hesap kullanımının önündeki engel nedir? 

Parolasızlık her derde deva değil. Uygulamanın önünde çeşitli engeller var:

  • Güvenlik %100 garanti edilmez: SIM değiştirme saldırıları, örneğin,       tehdit aktörlerinin SMS ile gönderilen tek seferlik şifreleri (OTP’ler) atlatmalarına yardımcı olabilir. Bilgisayar korsanları cihazlara, makinelere erişebilirse, örneğin casus yazılımlar aracılığıyla , OTP’leri de ele geçirebilirler.
  • Biyometri gümüş kurşun değildir: Kullanıcının değiştiremeyeceği veya sıfırlanamayan fiziksel bir öznitelikle kimlik doğrulaması yapıyor olacağız. Saldırganlar sistemi hacklemenin bir yolunu bulursa zarar çok daha yüksek hale gelir. Ses ve yüz/görüntü tanıma teknolojilerinin üstesinden gelmek için makine öğrenimi teknikleri geliştirilmeye devam ediliyor.  
  1. Yüksek maliyetler: Büyük bir kullanıcı veya müşteri tabanına sahip KOBİ’ler, varsa cihazlarının veya belirteçlerinin değiştirilmesi sürecinde ciddi maliyetle karşılaşacaklar. Bazı parolasız teknolojilerin kullanıma sunulması oldukça pahalı olabilir. Microsoft gibi yerleşik bir sağlayıcıyı kullanmak daha mantıklı olacaktır, ancak yine de bir iç geliştirme maliyeti olacaktır.
  • Kullanıcı isteksizliği: Parolaların, büyük güvenlik eksikliklerine rağmen uzun zamandır kullanılıyor olmalarının bir nedeni var –       kullanıcılar içgüdüsel olarak bunları nasıl kullanacaklarını bilirler. Bilinmeyenin korkusunu aşmak, kullanıcıların kurallara uymaktan başka seçeneği olmayacağı kurumsal bir ortamda daha kolay olabilir. Ancak B2C dünyasında müşterileri alıştırmak oldukça zor olacaktır. Bu nedenle, oturum açma işlemini mümkün olduğunca sorunsuz ve sezgisel hale getirmeye özen göstermelisiniz.

Salgın sonrası dönem başlarken, iki eğilim parolasız oturum açmayı benimsemenin geleceğini şekillendirecektir: tüketici çevrimiçi hizmetlerinin kullanımında bir artış ve hibrit işyerinin ortaya çıkması. Her ikisinin de merkezinde mobil cihazlar yer aldığına göre kurumsal parolasız stratejinin burada başlaması mantıklı görünüyor.  

Yayım tarihi

Oltanın kralı Instagram’da

Son zamanlarda siber suçluların en çok kullandığı siber saldırı yöntemlerinden biri kimlik avı saldırıları olmaya devam ediyor. Kullanıcıların Instagram hesaplarına telif hakkı ihlalinde bulunulduğuna dair mesaj atarak kimlik avı saldırısında bulunan siber suçluların son günlerde Instagram üzerinden çoğu hesabı bu yöntemle ele geçirdiğine dikkat çeken Siberasist Genel Müdürü Serap Günal, atılan mesajda bulunan linke tıklanmaması gerektiğinden bahsederken, hesabı çalınan kullanıcılar için de izleyebilecekleri 5 adımı paylaşıyor.

“Instagram Telif Hakkı Merkezi”nden Gelen Mesajlar Sahte

Son günlerde Instagram kullanıcılarının gelen kutusuna sahte “Instagram Telif Hakkı Merkezi”nden hesaplarında olan bir paylaşımda telif hakkı ihlali tespit edildiğine dair mesajlar geliyor. Kullanıcıya gelen mesajın; “Bu durumun yanlış olduğunu düşünüyorsanız geri bildirimde bulunun, aksi halde hesabınız kapatılacaktır.” şeklinde devam ediyor olduğunu ve kullanıcıları bir linke yönlendirdiğini aktaran Serap Günal, bu linke tıklayan, kullanıcı adı ve şifresini kullanarak giriş yapan kullanıcıların bilgilerinin ise siber saldırganların eline çoktan geçmiş olduğunun altını çiziyor.

Instagram Direkt Mesaj Atmaz!

Instagram’dan geldiği iddia edilen telif hakkı ihlali mesajlarında dikkat edilmesi gereken birkaç adım bulunuyor. Instagram’ın kullanıcılarla direkt mesajlar üzerinden iletişime geçmeyeceğini belirten Serap Günal, Instagram’ın aynı zamanda kullanıcılara bir linkle form doldurtmayacağını veya hesaplarının şifrelerini kesinlikle istemeyeceğini hatırlatıyor. Eğer bir form doldurtacaksa da kullanacağı adreslemenin “instagram.com/…” şeklinde başlayacağını dile getiren Günal, telif hakkı ihlaliyle alakalı gelen direkt mesajların açılmamasını, mesajdaki linke tıklanmamasını ve linke şifre girilmemesini öneriyor.

3 Adımda Instagram Güvenliği Tüyoları

Instagram hesaplarının siber saldırganların eline düşmemesi için izlenmesi gereken 3 adımı paylaşan Siberasist Genel Müdürü Serap Günal, bu adımlara uyulduğu takdirde hesapların güvende olabileceğini söylüyor.

1. Güçlü şifreler seçin. Instagram için güçlü ve kolaylıkla bulunamayacak şifreler tercih edin. Artık birçok web sitesi veya sosyal medya mecrası kayıt sırasında şifre belirlerken en az bir büyük harf, bir küçük harf ve bir sembol kullanılmasını zorunlu kılıyor. Aynı zamanda hesaplarınızın hepsine birbirinden farklı şifreler oluşturmak da siber saldırganların tüm bilgilerinize tek seferde erişememesini sağlar.

2. İki faktörlü kimlik doğrulamayı açın. Neredeyse tüm hesaplarınızda kullanabileceğiniz bir güvenlik sistemi olan iki faktörlü kimlik doğrulamadan Instagram için de yararlanın. Bu sistem, kullanıcıların bir güvenlik koduyla kimliklerini doğrulamasını sağlayan çok adımlı bir işlemdir. Bu sistem sizden bir başkası hesabınıza giriş yapmaya çalışırsa size bildirim, SMS veya e-posta gelecek ve sizi bilgilendirecek.

3. E-posta hesabınızın güvenli olduğundan emin olun. Tüm hesaplarınız, Instagram dahil, e-postanıza bağlı. Tüm hesaplarınıza tek seferde erişmek isteyen siber saldırganların en büyük hedefi e-posta adresleri oluyor. Bu nedenle, e-posta hesabınızın güvenli olması oldukça önemli. E-posta hesabınızı e-posta şifreleme ile güvence altına alın.

Yayım tarihi

Xiaomi telefonlarını sulandırıyor

Xiaomi, 2022’nin ikinci yarısında Loop LiquidCool sistemini telefonlara uygulayarak akıllı telefonlar için soğutma teknolojisinde büyük bir atılım yapmayı planladığını açıkladı.

Yaptığı açıklamada, havacılık endüstrisinde kullanılan tekniklerden ilham alan ısı dağıtma teknolojisinin, sıcak hava ve soğutma sıvısı sirkülasyonunu ayırırken, geriye doğru ısı akışını engellediğini söyledi.

Geleneksel soğutma (VC) seçenekleriyle karşılaştırıldığında, teknolojinin iki kat daha fazla soğutma kapasitesine sahip olduğunu ve bu da onu mevcut en verimli akıllı telefon soğutma sistemi haline getirdiğini dile getirdi.

Loop LiquidCool modülü ile değiştirilen orijinal VC ile özel bir Xiaomi Mix 4 ahize kullanılarak yapılan 30 dakikalık bir oyun testi sırasında şirket, cihaz sıcaklığının maksimum 47.7 ℃ seviyesinin altında kaldığını ve işlemcinin standarttan 8.6 ℃ daha düşük olduğunu söyledi.

Şirket, yeni nesil sistemin CV sıvı soğutma ile aynı yöntemi kullanmasına rağmen, yeni form faktörünün verimlilikte önemli bir gelişme sağladığını açıkladı.

Açıklamada, geleneksel VC sistemlerinin gazlar ve sıvılar için ayrı kanalları olmadığı, sıcak gaz ve soğuk sıvıların özellikle yüksek iş yükleri altında karıştığı ve birbirini engellediği belirtildi. “Halka biçimli bir pompa, hava geçiş direncini yüzde 30 azaltan özel bir gaz borusu tasarımına sahiptir. Daha düzgün bir buhar akışı sağlanarak, maksimum ısı transfer kapasitesi yüzde 100’e kadar artırılıyor.”

Brezilya 5G açık artırmasında milyar dolar barajını geçti

Brezilya’nın 5G açık artırmasındaki teklif sahipleri, satışın ilk gününde 5G lisansları için 7,1 milyar BRL’den (1,27 milyar $) fazla harcama yapmayı taahhüt etti. Yerel operatörler Telefonica, Telecom Italia ve America Movil büyük harcamacılar oyarak ön plana çıktı.

Brezilya’daki en büyük üç operatörün yanı sıra, Brisanet, Algar ve Sercomtel, düzenleyici Anatel tarafından gün boyunca yayınlanan bireysel tahsis sonuçlarına göre, satışın açılış gününde etkin oldu.

Toplamda 15 teklif sahibi, şimdiye kadar her bir spektrum bloğunun üzerine konan ilk rezerv fiyatını oldukça aştığı satışa katılmaya hak kazandı.

Açık artırma, operatörlerin Huawei ekipmanlarını ilgili ağlarda kullanmasına izin verip vermeme konusundaki tartışmalar sürerken birkaç kez ertelenmişti .

Satışı başlatan Brezilya iletişim bakanı Fabio Faria, ülkenin “Latin Amerika’daki ilk 5G’ye” sahip olacağını söyledi: “Brezilya’nın dijital ekonomide olduğunu dünyaya göstereceğiz, dijital dönüşümle ilgileneceğiz.”

Geçen ay yayınlanan bir belgede, düzenleyici, satılan tahsislere 50 milyar BRL’lik bir ekonomik değer koydu, ancak hükümet tarafından yalnızca 9 milyar BRL’nin tutulacağını ve geri kalanının dijital hizmetlerin kapsamını ve erişilebilirliğini genişleten çeşitli projelere harcanacağını belirtti.

Anatel, operatörlerin çeşitli kapsama taahhütlerini içeren 5G lisanslarının yükümlülüklerini yerine getirmek için toplam 70 milyar BRL harcaması gerektiğini tahmin ediyor.

Yayım tarihi

İstanbulKart hayata dokunuyor

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) iştiraklerinden BELBİM AŞ, hizmet alanını genişlettiği İstanbulkart’ın mobil uygulamasını yeniledi. İstanbulluların hayatını kolaylaştıran kullanım alanlarıyla şehrin yaşam kartına dönüşen İstanbulkart, yeni mobil uygulaması ile dijitalleşti. Yeni mobil uygulama; şifre, parmak izi taraması ve yüz tanıma teknolojisi ve kampanya fırsatı gibi özellikler eklendi.

DAHA GÜVENLİ VE KOLAY

İstanbullulara çok daha rahat ve güvenli bir kullanım sağlamayı amaçladıklarını belirten BELBİM AŞ Genel Müdürü Yücel Karadeniz, “Daha kullanıcı dostu olan mobil uygulama üzerinden, TL ve abonman talimatı tanımlama ile bakiye kontrolünü gerçekleştirebiliyoruz ve dijital karta abonman yükleyebiliyoruz. Kart temini için bayiye gitmenize gerek yok, dijital kartınız yeter. Temassız kullanım imkanı da var” dedi.

İSTANBULKART MOBİL’E ÖZEL KAMPANYA

Dijital kartın İstanbulkartın tüm özelliklerini barındırdığına dikkat çeken Yücel Karadeniz, mobil uygulama ile kullanıcısına özel bir kampanya fırsatı da sunulduğunu söyledi. Karadeniz, “BELBİM AŞ, İstanbulkart Mobil lansmanına özel olarak, QR kodla ödemede 10 geç 9 öde kampanyası ve Materpass’te 100 TL ve üzeri yapılan yüklemelerde 10 TL kazan kampanyasını sunuyoruz” bilgisini paylaştı.

Ulaşımın yanı sıra; kafe-restoran, müze, akaryakıt harcaması ve online alışveriş gibi birçok alanda kullanılan İstanbulkart Mobil uygulaması, Google Play ve Apple Store’dan ücretsiz olarak indirilebiliyor.

YENİ ‘İSTANBULKART MOBİL’İN ÖZELLİKLERİ

  • İstanbulkart bakiye ve abonman yükleme
  • Dijital karta abonman yükleme
  • IOS işletim sisteminde de TL ve abonman yükleme talimatını NFC yoluyla tanımlama
  • Uygulamaya giriş yapmadan çevrim dışı QR kodla ödeme işlemi
  • HES kodu eşleştirme
  • 6 haneli tek şifre ile uygulamaya kolay giriş
  • İstanbulkart vizeleme talimatı ve talimatın NFC ile tanımlanması
  • Parmak izi tanıma ve Face ID (yüz tanıma) özelliğiyle uygulamaya güvenli giriş
  • Kampanyalara katılım, kampanya takibi ve ödül kazanımı
  • Kanal bazlı olarak ticari elektronik ileti izni

Türk Telekom “dile getirilen enflasyon”un üstünde büyüdü


Türkiye’deki dijital dönüşümün lideri Türk Telekom, yılın üçüncü çeyreğinde de beklentilerin üzerinde büyüyerek 2021’deki yüksek performansını sürdürdü. Yılın Ocak-Eylül dönemini kapsayan dokuz ayında yüzde 18 büyüme ile 24,4 milyar TL gelir elde eden Türk Telekom’un faiz, amortisman ve vergi öncesi kârı (FAVÖK) 12,1 milyar TL’ye ulaşırken, dokuz aylık FAVÖK marjı ise yüzde 49,6 oldu. Güçlü operasyonel performansı, etkin kur riski ve gider yönetimi sayesinde yılın ilk 9 ayında 4,7 milyar TL net kâr elde eden Türk Telekom’un yatırım harcamaları da ilk 9 ayda 4,3 milyar TL’ye yükseldi.

Ümit Önal: “Beklentileri bir kez daha aşan finansal sonuçlarla gücümüze güç kattık”

Türk Telekom CEO’su Ümit Önal: “Finansal ve operasyonel sonuçlarımızın bir kez daha güçlü yönlerimizin; tarihimizin, deneyimlerimizin, yatırım kararlarımızın, beşerî sermayemiz ve uygulama yetkinliklerimizin altını çizdiğini görmekten mutluyuz. Ülkemiz için dijital dönüşümü tamamlamaya ve 5G yolculuğunda Türkiye’yi öncü yapmaya kararlıyız. Türk Telekom için başarılarla dolu bir yılı kapatmak için çok az bir zaman kalmışken, ‘2022 Yılı’nı karşılamaya hazırlanıyoruz.” 

“Dijitalleşme, tüketici davranışlarında kalıcı bir dönüşüme yol açıyor” 

Sabit genişbantın, yüzde 29’luk güçlü gelir artışıyla 3. çeyrekte büyümenin itici gücü olmaya devam ettiğini belirten Önal sözlerine şöyle devam etti: “Geçen yılın olağanüstü özelliklerinden sonra normalleşmiş bir talep bekliyorduk, ancak net kazanımlar yıl içinde şimdiye kadar öngörümüzden daha güçlü seyretti. Yazlık mekânlardaki yeni bağlantı ihtiyacı ve okula dönüş sezonu da yeni kazanımları destekledi. Eğitim fiziksel olarak başlasa da öğrencilerin ödevleri, araştırmaları ve serbest zamanlarında kullandıkları internet için evde bağlantıya ihtiyaçları sürüyor. Giderek daha fazla şirket tarafından benimsenen hibrit çalışma modelleri de bağlantı talebinin devamlılığını destekliyor. Dijitalleşme, teknoloji ve iletişim hizmetlerine olan talebi körükleyerek, tüketici davranışlarında kalıcı bir dönüşüme yol açıyor.”

“Fiber ağımız, geleceğin teknolojileri için güçlü bir kaldıraç”

“3. çeyrek itibarıyla 353 bin kilometre uzunluğa ulaşan Türkiye’nin dört bir yanındaki fiber ağımız, geleceğin teknolojileri için güçlü bir kaldıraç niteliği taşıyor. 2019’da abone portföyümüzün yüzde 37’sini oluşturan toplam fiber abone sayımız 3. çeyrekte 8,8 milyona yükselerek abone portföyümüzün yüzde 62’sini aştı. Geçen yılın aynı döneminde 25 milyon olan fiber hane kapsamamız da 2021’in 3. çeyreği itibarıyla 28,9 milyonu geçti. Gelişen teknolojimiz ve erişimimiz, Türkiye için 5G’ye avantajlı bir geçişin yolunu açacak.”

“Mobilde iyileşen pazar ile birlikte performansımızı daha da ileriye taşıdık”

3. çeyrekte yaşanan normalleşme ile birlikte artan hareketliliğin daha dinamik bir mobil pazar sunduğunu vurgulayan Önal şu değerlendirmelerde bulundu: “Mobil abone tabanımız, 3. çeyrekte 500 binin üzerinde net abone kazanımı ile beklentilerimizin üzerinde büyüdü ve 2019 1. çeyrekten bu yana en yüksek artışa ulaştı. Toplam Prime tabanı 3. çeyrekte yıllık yüzde 64 büyürken, Prime abonelerinin toplam faturalı taban içindeki payı yüzde 29’u aştı. Son altı çeyrektir ‘yükselen eğilim’ gösteren mobil gelir büyümesinde, stratejilerimizin olumlu yansımalarını bir kez daha görmekten memnunuz.” 

“Silikon Vadisi üzerinden 5G teknolojilerine giden yolu açıyoruz”

Önal, kısa süre önce Silikon Vadisi’nde dünyanın sayılı teknoloji şirketlerinden Juniper Networks ve en büyük küresel girişim ve inovasyon platformlarından Plug and Play ile iki önemli iş birliğine imza attıklarını ifade etti. Önal, “Sadece Türkiye’de 5G’ye geçişe öncülük etmekle kalmıyor, aynı zamanda hızla dönüşen bir dünyada yeni nesil teknolojilerin standartlarını belirleyen küresel oyuncular arasında yerimizi de alıyoruz. Ar-Ge şirketimiz Argela ve onun ABD’deki inovasyon kolu Netsia aracılığıyla 5G, şebeke dilimleme, fiber optik ağlar, blockchain, veri analizi ve radyo erişim şebekesini kapsayan çeşitli alanlarda geliştirdiğimiz toplam 56 patentimiz ile tüm dünyaya 5G çözümleri sunuyoruz” dedi.

2021 öngörülerimizi üçüncü kez yukarı yönlü revize ediyoruz

Önal, sözlerine şöyle devam etti: “Sene başından bu yana beklentileri aşan performansımız, 2021 öngörümüzde üçüncü bir yukarı yönlü revizyonu gerekli kıldı. Buna göre, daha önceki öngörümüzde yıllık yüzde 17 olarak belirttiğimiz faaliyet gelirlerinin yüzde 18 oranında artmasını, 15,8 milyar TL olan FAVÖK’ün 16,2 milyar TL’ye yükselmesini ve 8,5 milyar TL olan yatırım harcamalarının da 8,7 milyar TL’ye ulaşmasını bekliyoruz.” 

Toplam abone sayısı 51,4 milyona ulaştı

Yılın ilk dokuz ayında toplam abone sayısını 51,4 milyona taşıyan Türk Telekom’un son on iki aydaki net abone kazanımı 1,9 milyon oldu. Sabit genişbant abone sayısı 14,1 milyona ulaşırken sabit genişbant ARPU yıllık yüzde 15,3’e yükseldi. Fiber abone sayısı yılın ilk 9 ayında, yıllık yüzde 67’lik artış ile 8,8 milyona ulaştı. Mobil abone sayısı 23,9 milyon olurken mobil ARPU’da yıllık yüzde 13,6 büyüme kaydedildi.

Amazon Prime’ın Kasım yenilikleri açıklandı

ALWAYS JANE

Amazon Prime Video, Kasım ayında Türkiye’de yayına girecek yeni yapımları açıkladı. Kasım ayında Türkçe altyazı seçeneğiyle Prime üyeleriyle buluşacak popüler Amazon Originals yapımları arasında Robert Jordan’ın en çok satan romanından uyarlanan Zaman Çarkı (The Wheel of Time), yönetmenliğini Jonathan C. Hyde’nin üstlendiği 4 bölümlük belgesel-dizi “Always Jane” ve sıra dışı bir genç kadının nefes kesen maceralarını anlatan “Hanna”nın üçüncü sezonu yer alıyor. Prime üyeleri Prime Video ile sürekli yenilenen popüler film ve dizilerden oluşan geniş bir seçkiye sınırsız erişimin yanı sıra bedava ve hızlı kargo, Prime Gaming ile ücretsiz oyun ve oyun içi içerikler ile üyelere özel indirimler de dâhil birçok ayrıcalığa aylık sadece 7,90 TL’ye sahip olabiliyor.

Amazon Prime Video Türkiye Kasım Ayı Takviminden Öne Çıkanlar:

Always Jane – 12 Kasım

Yönetmenliğini Jonathan C. Hyde’ın üstlendiği 4 bölümlük yetişkinliğe geçiş temalı belgesel-dizi “Always Jane”, 12 Kasım Cuma günü Prime Video Türkiye’de yayınlanacak. Jane Noury ve ailesinin kendilerini canlandırdıkları dizide, üniversite için evden ayrılmaya hazırlanan bir gencin samimi ve savunmasız hayatı işleniyor. Dizide, bir ailenin koşulsuz sevgisi, büyük sorunlarla başa çıkma yöntemleri, sahip oldukları nezaket ile değişimin gücünü kabullenişleri ve Jane’in gerçekçi bir hayat sürdürebilmesi için tüm engellerin üstesinden gelme çabası ekranlara yansıtılıyor. 

Zaman Çarkı (The Wheel of Time) – 19 Kasım

Başrollerinde Rosamund Pike, Joshua Stradowski ve Marcus Rutherford’un yer aldığı; Robert Jordan’ın çok satan romanından uyarlanan Zaman Çarkı, 19 Kasım Cuma günü Prime Video Türkiye’de izleyicilerle buluşuyor. Sadece kadınların sihir yapabildiği destansı bir evrende geçen hikâyede, Aes Sedai ismi verilen tüm üyeleri kadınlardan oluşan güçlü bir topluluğun üyesi olan Moiraine’in Two Rivers’daki küçük bir kasabaya gelişi ve ardından yaşanan gelişmeler konu ediniyor. Kasabada Moiraine, içlerinden biri Dragon Reborn kehanetine sahip olan, insanlığı ya kurtaracak ya da yok edecek olan 5 gençle birlikte tehlikeli bir yolculuğa çıkıyor. 

Hanna: 3.Sezon – 24 Kasım

Başrollerini Esmê Creed-Miles ve Mireille Enos’un paylaştığı, David Farr’ın kalemiyle hayat bulan “Hanna”nın üçüncü sezonu, 24 Kasım Çarşamba günü Prime Video Türkiye’de ekranlara geliyor. Dizinin üçüncü sezonunda kötücül örgüt Utrax tarafından bir suikastçı olmak için eğitilen Hanna’nın sürükleyici maceraları kaldığı yerden devam ediyor. Hanna, eski düşmanı ve eski CIA Ajanı Marissa Wiegler’ın yardımıyla gizlice Utrax’i içeriden yok etmeye ve kendini örgütün pençesinden kurtarmaya çalışıyor. Birlikte yüksek rütbeli Utrax ajanı John Carmichael’ı görevlerine yardım etmeye zorlamalarının ardından genç suikastçının yoldaşları Sandy ve Jules ve daha birçok yeni düşmanı Hanna’nın planından şüphelenmeye başlıyor. Hanna, hedefine doğru ilerledikçe yalnızca dünyanın gündemini değiştirmeye değil, özgürlüğünün karşısında duran Utrax’in arkasındaki asıl gücü de ortaya çıkarmaya adım adım yaklaşıyor. 

5G beklendiği gibi yürümedi

5G geniş kitlelere Nisan 2019’da sunulmaya başladığı halde, onu ticarileştiren telekomünikasyon işlemcileri açısından verimliliği hala bazı soruları beraberinde getiriyor. 2021 Haziran sonu itibarıyla küresel çapta hizmette olan 147 şebekenin ancak yüzde 14 kadarı toplam abonelerin yüzde 10’unda penetrasyon sağlamış durumda. Bu yüzde 10’luk oran; telekom operatörlerinin, cep telefonlarından kaynaklanan gelirlerinde 5G’nin pozitif etkisini görmelerine yol açabilen kritik eşik.

17 milyon abonesi olan Güney Kore en yüksek penetrasyon oranına sahip. 5G abonesinin Haziran 2021 itibarıyla 318 milyonu aştığı Çin’de ise bu sayı ülkenin toplam mobil bağlantı sayısının yüzde 11 kadarı. Bu arada mobil hizmetlerin gelirleri de 2021 yılının ilk ve ikinci üç aylık dönemlerinde sırasıyla yüzde 4,7 ve 3,7 oranlarında artmış görünüyor. Bu düzeyler, 2018’den bu yana hiç kaydedilmemişti.

Güney Kore ve Çin dışında, 24 ülkenin daha 2021 yılı sonuna değin yüzde 10’luk penetrasyon eşiğine varması bekleniyor. 37 ülkenin 2022 yılında ve 100’den fazlasının da 2026 yılında söz konusu eşiği aşacağı düşünülüyor.

2021 yılı ikinci üç aylık döneminde Çin, Güney Kore, Japon ve Amerikalı operatörler, dünya 5G piyasasının yüzde 93’ünü kontrol ediyor. Bu dönem itibarıyla dünyada mevcut 400 milyon 5G abonesinin yüzde 82 kadarı Asya’da; bunların da yüzde 87’si de Çin’de bulunuyor. Dünyanın Asya dışındaki piyasalarından yüzde 5’lik penetrasyon oranını aşan ülkeleri yalnızca ABD, Finlandiya ve İrlanda.

Aslında 5G henüz emekleme döneminde; teknolojik ve ticari potansiyeli henüz tam anlamıyla görülebilmiş değil. Onun da benimsenmesi, tıpkı 4G gibi, esas olarak arza bağlı yürüyor. Arza uygun talep ise endüstri tarafından yaratılmak durumunda. Nitekim Çinli ve Güney Koreli telekom işlemcileri kanıtlıyorlar ki, 5G’yi tüketicinin önüne koyduğunuz takdirde arkadan talep ve gelir artışı da geliyor.

Yayım tarihi

Huawei Çin pazarında eriyince sahne kimlere kaldı?

Counterpoint’in yayınladığı araştırmaya göre vivo, 2021’in üçüncü çeyreğinde yine Çin akıllı telefon pazarındaki birinciliğini korudu.

Araştırma firması Counterpoint’in aylık sektör raporuna göre vivo, 2021’in üçüncü çeyreğinde Çin’in akıllı telefon pazarında 1.sıradaki yerini aldı. Çin’deki akıllı telefon satışlarının %23’lük pazar payının sahibi olurken bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla %21’likbüyüme oranıyla da liderlik zirvesine güçlü adımlarla çıktı. vivo, ürün çeşitliliği ile en çok tercih edilen modeller arasındaki konumunu desteklemeye ve korumaya devam ediyor.  Yakın zamanda Canalys’in açıkladığı raporda da vivo, güçlü büyüme ivmesini koruyarak 2021’in üçüncü çeyreğinde %10’luk pazar payıyla ilk kez küresel akıllı telefon sevkiyatlarında dördüncü sırada yer aldı.

Instagramı güvenli kullanmak için ne yapmalı?

CHIANG MAI, THAILAND - AUG 26, 2018: A woman holds Apple iPhone X with Instagram application on the screen at cafe. Instagram is a photo-sharing app for smartphones.

Instagram arkadaşlarınızla, ailenizle ve isterseniz diğer insanlarla fotoğraf paylaşmanın çok sık kullanılan bir yolu ancak gizlilik ve güvenlik risklerini de beraberinde getiriyor. Kendinizi ve gizliliğinizi olabildiğince koruyarak Instagram’dan faydalanabilirsiniz.

İlk adım parola güvenliği

Profil sekmesinin altından Ayarlar ve Güvenlik bölümüne ulaşın. Her online hesabınızda olduğu gibi Instagram’da da parola/şifre güvenliği en önemli adımlardan biri. Benzersiz ve zor tahmin edilebilecek bir parola belirleyin. Diğer online hesaplarınızda kullandığınız bir parola olmamasına özellikle dikkat edin. Parolanızın ele geçirilmiş olma ihtimaline karşı İki faktörlü kimlik doğrulamasını mutlaka etkinleştirin.

Phishing (oltalama) e-postaları

Birçok platformdan, uygulamadan ve web sitesinden e-postalar alıyoruz. Bu e-postalar fatura veya ödeme makbuzu olabildiği gibi çeşitli servis ve hizmetler hakkında bilgilendirici e-postalar da olabiliyor. Fakat siber saldırganlar tam bu noktada devreye girerek gerçekmiş gibi görünen fakat kullanıcıyı aldatmayı ve verilerini çalmayı amaçlamış e-postalar gönderebiliyorlar. Instagram geliştiricileri bu gibi dolandırıcılıkların önüne geçebilmek için bir çeşit önlem geliştirmişler. Güvenlik bölümünde gerçekten Instagram tarafından gönderilen e-postaları görebiliyorsunuz. Böylece posta kutunuza Instagram’dan gelen ve bilgilerinizi vermenizi isteyen bir e-posta düştüğü zaman telefonunuzdaki Instagram uygulamasını açarak gerçekten Instagram tarafından gönderilip gönderilmediğini doğrulayabilirsiniz.

DM ile gelen talepler

Instagram’ın direk mesaj özelliği ile Instagram tarafından gönderilmiş gibi görünen bir takım talepler alabilirsiniz. Bir form doldurmanız, telefon numaranızı girmeniz veya parolanızı değiştirmeniz istenebilir. Unutmayın ki Instagram hiçbir zaman sizden DM ile talepte bulunmaz. Hesabınız ile ilgili talepler ve uyarılar e-posta yolu ile size gönderilir. Bu e-postaların kaynağının gerçekten Instagram olduğunu ise yukarıdaki bölümde tarif edildiği gibi doğrulayabilirsiniz.

Instagram hesabınıza bağlı diğer uygulamalar ve web siteleri

Üçüncü taraf yani Instagram’ın kendisine ait olmayan uygulamalar oldukça tehlikeli olabilirler. Bu tür uygulamalar Instagram için çeşitli araçlar (filtreler, pazarlama araçları vs.) sunarak kendi ağlarını genişletmeye çalışırlar. Fakat bu uygulamalara gözleriniz kapalı güvenmemelisiniz. Geliştiricileri sahtekâr olabilir, hesabınızı ele geçirmeye çalışabilirler, sizin adınıza post atabilirler. Bu tür, hesabınıza erişimi olan üçüncü taraf uygulamaları Veriler ve Geçmiş bölümden takip edebilirsiniz. İzinsiz veya gereksiz olanları mutlaka kaldırın. Bir zamanlar kullanmış olduğunuz uygulamanın, saldırıya uğramış veya başka bir şirkete satılmış olma ihtimali her zaman var.

Instagram gizlilik ayarları

Instagram’daki varlığınızın güvenliği kadar gizliliği de önemli. Birçok insan bilerek veya bilmeyerek paylaşımlarını halka açık olarak yapıyor. Bu da fotoğraflarınızın, videolarınızın ve de profil bilgilerinizin herkes tarafından görülebilir olmasına neden oluyor. Paylaşımlarınızı ve profil bilgilerinizi sadece yakın arkadaşlarınızın görebileceği şekilde sınırlandırmak akıllıca olacaktır. Bunun için Gizlilik ayarlarına yöneliyoruz. Eğer bir fenomen veya ünlü biri değilseniz ve instagram’ı sadece eğlence için kullanıyorsanız hesabınızı gizli olarak ayarlayın. Bu şekilde profilinizi ve gönderilerinizi sadece onayladığınız kullanıcılar görebilecektir. Fakat unutmayın, bu ayarı yapmadan önceki kullanıcıların tamamı onaylanan olarak kabul edilir. Gizlilik bölümünün en altındaki Takip Ettiğin Hesaplar’a gidin ve Takipçi bölümünden istemediklerinizi kaldırın.

Hikayelerinizi kimlerin görebileceğini belirleyin

Profiliniz halka açık olsa da olmasa da hikayelerinizin kimler tarafından görülebileceğini, paylaşılabileceğini veya yanıt verilebileceğini farklı gruplar ve takipçiler için ayarlayabilirsiniz.

İstenmeyen (spam) mesajları engelleyin

Spam gönderilerden, takipçilerinizden gelen doğrudan mesajlardan veya sizi garip gruplara ekleyen yabancılardan rahatsızsanız hepsini durdurabilirsiniz. Gizlilik ayarlarını açın, Mesajlar’ı seçin ve istek alma seçeneklerinizi belirleyin.

Hareket durumunuzu gizleyin

Takipçilerinizin online olduğunuzu bilmesini istemiyorsanız hareket durumunuzu gizleyebilirsiniz. Gizliliğe gidin, Hareket Durumu’nu seçin ve kapatın. Bu durumda sizin de diğer kullanıcıların durumunu göremeyeceğinizi unutmayın.

Bazı kullanıcılardan gizlenin

Bazı spam gönderenlerin ve diğer istemediğiniz kullanıcıların hesabınıza erişmesini engelleyebilir veya kısıtlayabilirsiniz. Bunu yapmak istemediğiniz kullanıcının profiline gidin, sağ üst köşedeki üç noktaya tıklayın ve Engelle veya Kısıtla’yı seçin.Kısıtlı listenizdeki takipçiler fotoğraflarınızı ve videolarınızı görmeye ve hatta yorum bırakmaya devam edebilirler ama bu yorumlar yalnızca siz ve yorumcu tarafından görülebilir. Son olarak birbiri ile yakın ilişkili olduklarını göz önüne alarak Facebook ayarlarınızı da gözden geçirmeyi unutmayın.   

ABD Huawei’yi yüzde 32 küçülttü

Huawei geçtiğimiz hafta sonunda rakamlarını açıkladı. Buna göre Huawei’nin satışları, ABD yaptırımları altında ve Honor akıllı telefon markasının satışının ardından 2021’in ilk dokuz ayında bir önceki yıla göre %32 düştü.

Şirket, Eylül ayında sona eren dokuz aylık gelirin yüzde 10,2 kar marjı ile 71.3 milyar dolar olduğunu duyurdu.

Amerikalı yetkililer, Çin’in en önemli küresel teknoloji markası olan Huawei’de bir güvenlik riski olduğunu ve bu açığın Çin’in casusluk yapmasını kolaylaştırabileceğini söylüyor. Washington, telefon ağlarını yeni nesil teknolojiye Huawei ile yükselkmeyi isteyen Avrupalılara bu şirketi dışlamaları için çok fazla kulis yaptı.

Huawei, vurguyu kendi Çin pazarına ve hastaneler, fabrikalar ve diğer endüstriyel müşteriler için ağ teknolojisine ve ABD yaptırımlarından etkilenmeyeceğini söylediği diğer ürünlere kaydırarak yanıt verdi. Şirket, kendi akıllı telefon işletim sistemi HarmonyOS’u piyasaya sürdü ve bu yıl sonuna kadar 150 milyon kullanıcıyı geçmeyi beklediğini söyledi.

Huawei daha önce 2020 satışlarının bir önceki yıla göre 2020’de yüzde 3,8 artarak 891.4 milyar Yuan’a yani 135,8 milyar dolara yükseldiğini, ancak bu büyümenin 2019’daki yüzde 19,1’lik büyümeden düştüğünü söylemişti.

Honor telefonunun Huawei’ye ait olduğunu toplumun büyük bir kısmı bilmiyor. Aslında Honor’un varlığı Huawei’nin gücünü ortaya koyuyor. Şirket 2020 Kasımında bu telefonu yeni markayla bünyesinden ayırdı. Yine aynı ABD baskısını yese de Qualcomm’dan çip alabilmek için ABD’den izin almayı başardı ve yılır üçüncü çeyreğinde 14,2 milyon telefon satarak Çin pazarında Vivo ve Oppo’nun ardından Apple’ı geçerek üçüncü sıraya oturdu.

Huawei’nin inovasyon haritasında sürdürülebilirlik var

Huawei’in her yıl düzenlenen önemli etkinliklerinden biri olan “Avrupa İnovasyon Günü” bu yıl Viyana’da gerçekleştirildi. Etkinlikte; çevrenin teknolojiyle korunması, dijital ekonomideki yenilikler ve genç yeteneklerin eğitimi, sürdürülebilirlik ekseninde ele alınan konu başlıklarıydı. “Sürdürülebilir bir Avrupa için İnovasyon” temasıyla gerçekleştirilen etkinlik, BT endüstrisi temsilcileri, akademik kurumlar, medya kuruluşları ve kamu kurumlarının temsilcilerini bir araya getirdi. 

Eski Avusturya Cumhurbaşkanı Heinz Fischer, etkinliğin açılış konuşmasında, “Huawei’in Avusturya’ya yenilikçilik ve yeşil çözümler konusunda daha fazla katkı yapmasını umuyorum. Barışçıl, başarılı ve güzel bir Avusturya ve Avrupa için birlikte çaba gösterelim” dedi.

Huawei Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi Catherine Chen ise açılış konuşmasında Huawei’in böylesine önemli bir etkinliğe en sahipliği yapmasından duyduğu mutluluğu ifade etti. Chen; “Avrupa ile dostluğumuz ve iyi ilişkilerimiz 20 yıldır devam ediyor. Bu birliktelik artık ulusal sınırları aştı ve birlikte mücadele ettiğimiz her dönemde güçlenerek, aramızda özel bir bağ oluşturdu. Bu süre boyunca kendimizi “Avrupa’da, Avrupa için” var olmaya ve tüm güçlü yönlerimizle Avrupa’ya katkıda bulunmaya  adadık. Huawei, gelecekte de Avrupa’da dijital ekosistemin en önemli paydaşlarından biri olacaktır. İş ortaklarımızla birlikte çevreci teknolojiler alanında çalışırken, daha sürdürülebilir bir Avrupa için inovasyon odaklı çalışmaları desteklemeye devam edeceğiz” dedi.

Doğa ve çevre için teknoloji

Huawei, Avrupa İnovasyon Günü’nde; eğitim, ekoloji, sağlık ve gelişim alanlarını kapsayan küresel gelişim programı TECH4ALL’ın güncel proje ve faaliyetlerini de paylaştı. Atıl durumundaki akıllı telefonları ve yapay zeka teknolojisini kullanarak Amazon  yağmur ormanlarındaki hareketleri gözleyen “Rainforest Connection” da dahil olmak üzere birçok TECH4ALL girişimi katılımcılarla paylaşıldı. Huawei ayrıca, Viyana Üniversitesi ile Neusiedl Gölü’ndeki bir araştırma projesi için iş birliğine gitti. Yine TECH4ALL girişimi kapsamında, “Guardian” olarak adlandırılan proje, iklim değişikliğinin biyolojik çeşitlilik üzerindeki etkilerini araştırmak ve yeni çevre koruma önlemleri geliştirmek için Huawei’in akıllı yazılım sistemlerini kullanacak.

Dijital bir Avrupa için 5G odaklı yenilikler

Son 20 yılda Avrupa pazarında dijitalleşmenin önemli bir destekçisi olan Huawei, etkinlikte farklı sektörlerde destek verdiği dijitalleştirme çalışmalarını paylaştı. Viyana’daki hastanelerde kullanılmak üzere 5G bağlantısı ile çalışan robotlar, insansız hava araçları ve 5G teknolojisi desteğiyle hayata geçecek Linz Akıllı Tarım Projesi ve Macaristan’da yer alan Avrupa’nın ilk tam bağlantılı akıllı limanı bu projelerden bazılarıydı.

Genç yeteneklerin eğitimine 35 milyon avro yatırım

Etkinlikte söz alan Huawei Orta ve Doğu Avrupa ve Kuzey Avrupa Bölge Başkanı Phillip Gan, şirketin Avrupa özelindeki eğitim yatırımlarına vurgu yaptı. Dijital Avrupa’nın vasıflı iş gücüne sahip olması gerektiğinin altını çizen Gan, “Şirketler ve üniversiteler arasındaki işbirliği, bu iş gücünü elde etmek için son derece önemli. Bu tür işbirlikleri bilimin ve teknolojinin ilerlemesine fayda sağlarken sektörlerin gelişimini de destekler. Huawei, son 10 yılda Gelecek için Tohumlar gibi eğitim programları aracılığıyla Avrupa’da 30.000’den fazla BT profesyonelinin eğitimine katkı sağladı. Önümüzdeki 5 yıl içinde genç yeteneklerin eğitimi için yaklaşık 35 milyon Avro yatırım yapacağız. Bu program 500.000 kişiye fayda sağlayacak” dedi.

Huawei ayrıca Gelecek için Tohumlar burs programını da açıkladı. Şirket, program çerçevesinde 2,5 milyon Avro yatırım yapmayı taahhüt etti. Huawei Orta ve Doğu Avrupa Bölgesi Başkan Yardımcısı Radosław Kędzia, Huawei’in Gelecek için Tohumlar projesi kapsamında Avrupa’nın en iyi üniversiteleriyle işbirliğine gideceklerini söyledi.

Huawei Mobil Servisleri inovasyonla gelişiyor

Huawei Mobil Servisleri (HMS) ekosistemi, son birkaç ayda dünyanın en büyük üçüncü mobil ekosistemi haline geldi ve 5,1 milyon uygulama geliştiricinin dünya çapında 730 milyondan fazla aktif kullanıcıyla bağlantı kurmasına yardımcı oldu. Huawei Mobil Servisleri Avrupa Başkan Yardımcısı Dr. Jaime Gonzalo, etkinlik çerçevesinde, Huawei’in genç geliştiricilere sunduğu yeni destek programını paylaştı. Gonzalo, 2021 yılının 3. çeyreğinin sonunda AppGallery’de yıllık bazda %81 oranında artışla, 173.000’den fazla HMS tabanlı uygulamanın yer aldığını söyledi.

Akıllı ve yenilikçi dijital deneyimlerle birlikte dijital zekanın geleceğini keşfetmek için 200’den fazla ülke ve bölgeden 4.000 ekip arasında yoğun bir rekabete sahne olan  Huawei HMS Uygulamaları İnovasyon Yarışması‘nın kazananları da Avrupa İnovasyon Günü’nde açıklandı. Finale kalan 600 takım, kadınları teknoloji alanında desteklemeyi ve teşvik etmeyi amaçlayan, “HMS Teknoloji Kadınları Ödülü” kategorisi için de yarıştı.”

Huawei Avrupa İnovasyon Günü etkinliği, bu yıl ilk kez 5G bağlantısıyla canlı yayınlandı. Etkinlik alanında ayrıca, katılımcıların akıllı madencilik çözümleri ve artırılmış gerçeklik oyunları gibi 5G uygulamalarını deneyimleyebileceği bir demo aracı da yer aldı.

Sabancı’nın Cumhuriyet Seferberliği

Ülke yangınlarla boğuştu, sellerle boğuştu. Bu kavgadan galip ayrıldığını söylese de kalesinde çok gol gördü. Verimli topraklarımızı, kocaman ağaçlarımızı ve en önemlisi moralimizi kaybettik. Bu noktada geçtiğimiz günlerde Sabancı Grubu, bir seferberlik çağrısı yaptı.

Adını Cumhuriyet seferberliği koyması enteresandı. 29 Ekim ile 10 Kasım arasında yapılacak olması enteresandı. Reklam filminde Atatürk büstünün temizlenmesi görüntüleri enteresandı. Başından sonuna dağ başını duman almış şarkısına vurgu enteresandı. Etkinliğin yapılacağı illerin seçimi ve bir önceki seçimlerdeki oy deposu enteresandı.

Toplamda baktığımızda, eğer hiç satır arası okuması yapmazsanız bu bir gönüllülük etkinliği. Sabancı Grubu finansal gücünü kullanarak şu anın en önemli konularından biri olan sürdürülebilirliğin üstüne gidiyor. Ağaçlandırma, biyoçeşitlilik ve üstüne okulların restorasyonu. Fikren mükemmel.

“Biz grupça ağaç dikiyoruz” denip geçilecek bir etkinlikten fazlası bu. TV ve gazeteler bunu böyle görmüş olabilirler. Ama birkaç kelimelik fazlası var:

  • Sürdürülebilirlik etkinliğinin adının Cumhuriyet Seferberliği olması…
  • Etkinliğe çağrılı gazetecilerin eskilere kıyasla tüm mahallelerden çağrılmış olması…
  • Grubun bizzat CEO’sunun birkaç CEO ve grubun insan kaynakları büyük şefiyle etkinliğe gelip bizzat elini toprağın içine sokması (bu deyim yan anlamlarıyla birlikte kullanılmak istenmiştir)

Sabancı CEO’su Cenk Alper çok enteresan bir cümle kurdu: “Doğaya karşı topyekün bir savaş açtık. Kazanırsak hep birlikte kaybedeceğiz…” Müthiş bir cümle. Enerjiden sanayiye kadar yatırımları olan bir holding patronunun “insanlık olarak haddimizi aştık ve bu yüzden başımıza gelenlerin suçunu yine doğaya yüklüyoruz” demesi dikkat çekici.

Sosyal medyada bir kesim doğa için atılan adımları samimi bulmuyor. Yine sosyal medyada bir kesim aslında Cumhuriyet Seferberliği ile kastedildiği kadar karşıt duruşa sahip olmadığını iddia ediyor Holdingin…

Ne olursa olsun, ülkenin en eski ve büyük holdinglerinden birinin çevreye duyarlı olması önemsenmesi gereken bir şey. Bize düşen olayın takibini iyi yapmak. En azından bizim mahalle bunu her zaman ve layıkıyla yaptı.