Vodafone abonede beşinci gelirde birinci

ANKARA, MANŞET, OPERATÖRLER

BTK raporlarıyla haşır neşir olmayı çok severim. Sektörle ilgili çok değişik bilgiler verir bize BTK raporu. Eğer üçer aylık periyodlarla düzenli olarak takip ediyorsanız oradaki birçok veri size ayrı hikayeler anlatır.

2016 yılının ilk çeyreğiyle ilgili BTK raporu geldiğinde bu ayın yıldız konusu bence Sabit Telekom Hizmetleri isimli pazardan çıktı. STH deyince ne anlamalıyız? Türk Telekom sabit telefon hizmeti veriyor bildiğiniz gibi. Onun dışında kalan firmalar da bu hizmeti STH adı altındaki bir kümeden veriyor. Ama bu kümenin içinde Türk Telmekom TTnet olarak var, ama bunun yanında Turkcell Superonline adıyla bulunurken Vodafone da Vodafone Net ismiyle orada bulunuyor.

Üstünde çok konuşmaya değer bir pazar değil çünkü hepi topu 252 bin abonelik bir ortamdan bahsediyoruz. Ortamın abone sayılarını şu tabloyla sizlere sunmak istiyorum:

image

Yani Türk Telekom, kendine alternatif olan bir pazarın zaten yaklaşık yüzde 54’üne sahip. Yani altındaki herkesi toplasanız yine bir Türk Telekom iştiraki etmiyor. Ama bundan çok daha enteresan bir veri var elimizde:

image

TTnet yüzde 53,6’lık pazar payıyla gelirin yüzde 10,3’üne sahip. Turk.Net yine yüzde 9 aboneyle yüzde 3 gelire ulaşıyor. Ama Vodafone’un durumu çok ilginç: Abonede yüzde 4’lük pazar payına sahip şirket gelirde yüzde 30,6’lık bir pazar yakalamış.

Bu bana çok acayiph geldi ve bunun ne olduğunu Vodafone’a sordum. Şu cevabı verdiler:

Vodafone Net olarak, BTK’nın STH Hizmetleri net satış gelirleri tanımı çerçevesinde raporlama yapmaktayız. Bu tanım çerçevesinde; müşteri sayımız daha az olsa da, Vodafone Net şirketi altında çok çeşitli hizmetler sunduğumuz için 2016 yılı 1. çeyrek BTK Raporu’nda net satış gelirine göre pazar payında birinci sırada yer alıyoruz. STH işletmecilerinin abone sayısına göre pazar payları ile net satış gelirine göre pazar payları arasındaki farkı anlamak için bu işletmecilerin STH yapısını analiz etmek gerekmektedir.

Tamam da nasıl oluyor yani? Ben esas onun cevabını sordum Vodafone’a ama cevap alamadım. Analiz etmek lazım demiş Vodafone.

O zaman ben TKNLJ formatında analiz edeyim, yanlışım varsa düzelten biri çıkar:

Eğer bir kurum abonenin yüzde 4 gelirin yüzde 30’unu alıyorsa, diğer tarafta bir diğer kurum abonenin yüzde 53, gelirin yüzde 10’unu alıyorsa aralarında çok inanılmaz bir fiyat farkı vardır.

Sabit ses hizmetleri data ya da mobil gibi birbirinden farklı hizmetleri üst üste koyarak müşterideki cüzdan payını artırabileceğiniz şeyler değil. Acaba kiralık hat ve benzeri hizmetler mi giriyor devreye? Bunun cevabını Vodafone vermeden bilebilmemiz çok zor.

Diğer taraftan masanın diğer tarafına geçerek bir tez koyalım ortaya. TTnet’in yüzde 54 pazar payıyla gelirin yüzde 10’una sahip olması durumu bazı dedikoduları gündeme getiriyor: Türk Telekom sektörde çok fazla STH olmasını engellemek için bilerek düşük fiyatla buraya giriyor ve fiyat sıkıştırması uyguluyor.

Eser Telekom’un müşteri sayısında diğer kategorisi içinde varolup gelirde yüzde 10’a ulaşması da çok enteresan. Kaç kat fark olduğunu anlayamıyoruz çünkü müşteri sayısını bilmiyoruz. Ama TTnet ile başabaş olması dikkat çekici…

iPhone’dan GSM operatörlerine feci bir dayak geliyor

DONANIM, MANŞET, OPERATÖRLER

appleApple eskiden birlikte çalıştığı iş ortaklarının ayaklarına basmazdı. Sonra bir şeyler oldu, özellikle Steve Jobs’ın ölümünden sonra hayata bir farklı bakmaya başladı. Şimdilerde hiç de o benim partnerimmiş, telefonlarımı satıyormuş, benimle birlikte çalışıyormuş demeden tekme tokat giriyor.

Bunun en önemli örneklerinden birini, geçtiğimiz günlerde yaptığı yeni işletim sistemi açıklamalarında gördük. iOS10 sürümünde yeşil telefon API’si duyurdular. Yani artık telefonla arar gibi Skype ve WhatsApp üstünden ücretsiz arama yapabiliyorsunuz.

Apple bunu daha önce SMS atmak için gerçekleştirmişti. Mesela ben Apple ürünü kullanan diğer kullanıcılarla ücretsiz bir biçimde SMSleşiyorum ve bu alanda neredeyse hiç para vermez hale geldim. Çok yakın bir zamanda bunu konuşma için de yaparsam bundna sonrasını operatörler düşünsün demek geçiyor içimden.

Apple’dan feci dayak geliyor dememin sebebi ne onu da açayım kimi “ohooo bu Android’de ne zamandır var” diyecekler için… Apple kullananlar biraz daha keyiflerine düşkün ve bedava konuşmak için orayı burayı kurcalamayan kullanıcı profili çiziyor. Ama telefonunda bu uygulama açık bir biçimde gelirse de başka bir şey kullanmıyor oradan dibine kadar yürüyor. Hal böyleyken Apple bunu açıp zaten giderek eksilmekte olan ses trafiğinden hem de pahalı telefon almaya meraklı A grubundan ciddi trafik çalabilir. Bu bakış açısıyla Apple’ın ses trafiği “ceplemesi” Android’inkinden daha büyük olabilir.

2003 yılında WiFi, sesin en büyük düşmanı olacak dediğimizde herkes dalga geçmişti benimle. Nasıl dalga geçmesin o zaman GPRS ile internete bağlanıp akılsız telefonlar üstünden bidilik data aktarımları yapıyorduk. Ama o zaman bugünlerin o ya da bu şekilde geleceği belliydi.

Bakalım müşterisiyle iddialaşma moduna girerek yeni telefon ve bilgisayar çıkarmayan Apple en büyük destekçisi operatörleri de kızdırarak satışlarına nasıl etki yapacak… Bunu hep beraber göreceğiz…

 

Google ezici çoğunluğun motoru

ANKARA, MANŞET, POLEMİK

engelleme17 Haziran günü cahil bir ezici çoğunluk kitlesi, oruç tutulmadığını “tespit ettikleri” bir mekanı bastılar. İçeridekileri bir temiz dövdüler ve mekanı kapattılar. Mekan ertesi gün boşaltıldı ve kapatıldı. İnsanlar düşüncelerine saygı göstermedikleri diğerlerini döve döve kendi düşüncelerine çekmeye çalıştılar.

O anda rastlantı eseri gelişen olayların bir kısmı videoya alındı. Video, oradaki saldırganları ifşa etmek için Youtube ortamına kondu. Fakat sonra muhtemelen o ezici ve dayakçı çoğunluktan birileri gelerek bu videoyu işaretledi ve Youtube ortamından kaldırılmasını istedi.

Youtube yazının resminde gördüğünüz mesajı vererek bunu kaldırdı.

Youtube’a ne amaçla nasıl bunu kaldırırsın, bu yaptığın insanlığa sığar mı diye sorduğumda bununla ilgili birçok genel açıklamanın olduğu alanlara beni yönlendirmeye çalıştı ki oradaki  açıklamaların hiçbiri neden bu videonun kaldırıldığını bize anlatmıyor. Bu hareketi doğrulayamıyor. Zaten bir video özelinde konuşmayız diyerek kendini zeytin yağı gibi olayın dışına çıkarıyor. Sanırsınız ki sütten çıkmış ak kaşık…

Eğer yeterince kalabalıksanız aygıyı da, Google’ı da yönlendiriyorsunuz, hukuku da, devleti de… Ezici çoğunluğu kendine esas olarak belirliyor Google ve bugünün internet sistemi.

Diyelim ki banka soydunuz. Banka kameraları sizin yüzünüzü tespitledi. Eser miktarda arkadaşınızla da bu videoyu sudan sebeplerle yayından kaldırabilirsiniz.

Adile Naşit’in resmini koyarak bize şirin gözükmeye çalışan Google aslında ezici çoğunluğun kölesi, şeytani düşüncelerin hizmetkarı.

Seni sevmiyorum Google. Bu zihniyeti de sevmiyorum.

Kötüsün ve kötülüğe hizmet veriyorsun.

Bir sonraki baskın durağının sen olmayacağını nasıl ve nereden biliyorsun bilmiyorum.

Zorbalığın en büyük destekçisi sensin ve bundan zerre kadar utanman yok. Tekil olaylara bakmama arkasına sığınıyorsun.

Senin doğduğun günü gördüm battığın günü de göreceğim, buna eminim.

Türk Telekom eski müşterilerine para mı dağıtıyor?

ANKARA, MANŞET, POLEMİK, TÜRK TELEKOM

türk telekom yeni logoSabahın bir vakti. Telefona bir mesaj geldi. Açtım baktım ki Türk Telekom bana SMS göndermiş. Hiç bakmadım bile. Çünkü bırakalı kaç sene olmuş, hala bana “gelir misin bak buralar çok güzel” deyip duruyor. Gelmem. Gelecek olsam gitmezdim. Sonra mesajları temizlerken içeriğini gördüm. Benden fazla para aldıklarını, aldıkları parayı geri vermek istediklerini gidip bunu alabileceğimi söylemişler.

Şaşırtıcı. Çünkü kaç senedir karasal telefonum olmadığını ben bile unuttum. Hiç ekranı olan bir sabit telefonum olmadı öyle söyleyeyim size kafamdan hangi sene sildiğimi… Acaba kandırıyorlar mı dedim. Sosyal medyaya bir mesaj attım. Türk Telekom klasik özel mesajdan bilgilerimi istedi. Reklam SMS’lerini attığınız telefon filan demedim, hiç uzatmadım verdim numaramı.

Sonra birileri aradı. Gerçekten de Türk Telekom’un benden aldığı fazla parayı bana vermek istediğini söyledi. e-Devlet şifremi verip alabiliyormuşum bu parayı geri. Kaç para olduğunu sordum. Başta söyleyemeyiz dedi ama sonradan söyleyebileceği konusunda ikna oldu yetkili kişi. Öyle ya üç kuruşsa ne uğraşacağım öyle sitelerden sitelere bu parayı transfer etmek için…

Benden TC kimlik numaramı istedi yetkili kişi. Benim tüm özlük bilgilerim hala onlarda aslanlar gibi duruyor. Sevgilisinden 20 sene önce ayrılmış adamın hala hatıra olarak kızın ruj izi bıraktığı gömleği saklaması gibi. Beni unutmak kolay mı diye bir övünç kaynağı çıkardım kendime. Hiç birisi buradan alıp kötü amaçlarla kullanabilir filan diye düşünmedim.

Sonra yetkili bana 88 kuruş verebileceklerini söyledi. Sonra şurada biraz daha var dedi. Birkaç dakikalık beklemeden sonra gerçekten sıkıldım. Beni daha sonra arayacaklarını söyledi. Tamam dedim. Bir rivayete göre 61 TL bir diğer rivayete göre 200 TL alacağım varmış. Bunu istersem TT merkezinden elden, istersem internetten IBAN vererek hesabıma göndertebilirmişim.

Ne güzel bir dünya…

Çin kuantum iletişimle hava attı

BÜLTEN, MANŞET

kuantum iletisimÇin ucuz işgücü ve niteliksiz insanların ülkesi olmanın ötesine geçti. Bir de Çin Uluslararası Radyosu ile bülten geçerek bunun havasını atıyor. İşte bugün geçtikleri çok enteresan bir haber bülteni:

Son yirmi yılda dünyanın üretim merkezi haline gelen Çin, birçok kente kuantum iletişim ağları kurmaya başladı, Pekin ile Şanghay hattına 1000 kilometrelik bir kuantum iletişim hattı inşa edildi.

Ucuz iş gücü avantajına sahip ülkelerin emek yoğun sanayilerde üretime başlaması, Çin’in kendini teknolojiyi ve yaratıcılığı öne çıkaran bir ülke olma yolunda hızla geliştirmesine neden oluyor. Çin bu dönüşümü sağlamak için yeni nesil iletişim teknolojilerine yatırım yaparken, şimdiden birçok kente kuantum iletişim ağları kurmaya başladı.

Hali hazırda 1000 kilometrelik bir kuantum iletişim hattı Pekin ile Şanghay arasında inşa edildi bile. Ve dünyanın ile kuantum iletişim uydusunun Temmuz ayı içerisinde yörüngeye yerleştirilmesi planlanıyor.

Bilgi güvenliği modern toplumun temel gereksinimlerinden biri ve kuantum iletişim teknolojileri, en azından teorik olarak mükemmel ve koşulsuz bir güvenlik sağlama özelliğine sahip. Bu bilgi güvenliği olgusu askeri, finansal ve kişi güvenliği alanında büyük önem taşımaktadır. Kuantum şifrelemenin en büyük avantajı, şifreli anahtarların fotonlardan oluşması. Fotonların deşifre edilebilmesinin tek yolu, elektromanyetik kuvvetin kuvvet taşıyıcıları olan temel parçacıkların ölçülebilmesi ki, bu oldukça düşük bir olasılık. Fotonlar aynı zamanda kuantum ağına yapılacak bir müdahalenin çok kolay tespit edilmesini de sağlayacak.

Çin yaptığı Ar-Ge harcamaları ile birçok teknolojide küresel ölçekte önemli ilerlemeler sağlamakta. Kuantum iletişim ağlarının dünya genelinde kullanılması ise veri güvenliğini büyük ölçüde artıracak. Kuantum iletişim teknolojisine yapılacak yatarımlar sayesinde önümüzdeki on yıllık süreçte işlem hızının geleneksel bilgisayarların 10 milyar katı olan özel kuantum bilgisayarların üretilmesi olanaklı olabilecek

Türk internetinin hızı Bulgaristan ve Romanya’ya mı bağlı?

ANKARA, İNTERNET, MANŞET, OPERATÖRLER, POLEMİK

bulgarTürkiye’de bazı zamanlar internet yavaşlıyor. Her nedense bu zamanlar hep hükümetin bir şeylerin konuşulmasını istemediği anlara denk geliyor. Bakın Allah’ın şu hikmetine. Mahkeme kararı olmadan yapılan bu hareketler tamamen kanun dışı. Çünkü bizim kanunlarımızda yavaşlatma diye bir kural yok. Mahkeme kararıyla erişimi durdurma var. Ama yavaşlatma kabul edilebilir bir şey değil. Hele Twitter ve Facebook gibi belli sitelere yapılan yavaşlatma reziliğin dik alası.

Bu başka bir yazının konusu ama belirtmeden geçemeyeceğim: Bu yavaşlatmada parmağı olan Ulaştırma Bakanlığı, TİB, BTK, mobil ve sabit operatörler; günün birinde kesinlikle yargı önüne çıkacaklar. Artık orada çalışsalar da çalışmasalar da… Bunu biliyor olsalar da bilmiyor olsalar da… Bu kararlar kendilerine dikte ettirildiği için zoraki bir biçimde yapsalar da gönül rahatlığıyla yapmış olsalar da…

Gelelim yazımızın konusuna. Bu hafta yine bir yavaşlatma yaşandı. Herkes yine ne oldu bir yerde bir şeyler mi patladı yoksa yine hükümt bir bilginin daha az konuşulmasını mı istiyor diye sosyl medyayı yıkarken Ulaştırma Bakanlığı bir açıklama geçti:

“Bugün ülkemizde yaşanan internet hızındaki yavaşlamanın nedeni erişim engelinden veya idari bir uygulamadan kaynaklı değildir. Operatörlerin yurtdışı çıkışının olduğu Bulgaristan ve Romanya’da meydana gelen fiber hat bağlantı ve enerji sorunu nedeniyle olduğu tespit edilmiştir. Ülkemizdeki internet kullanıcılarını etkileyen teknik sorunların ivedilikle giderilerek internetin normal hızına dönmesi için yoğun bir şekilde çalışmalar ilgili operatörler tarafından sürdürülmektedir…”

Bu nasıl bir ülke ve nasıl bir internete bağlanma altyapısıysa sıradan bir günde Romanya ve Bulgaristan gibi iki ülkede yaşanacak fiber ve enerji sorunu koca ülkenin, dünya ekonomisinde yeri olan bir ülkenin internetini sakatlayıp silkeleyebiliyor. Dünya devi koca ülkenin çıkışının iki ülkedeki birkaç kişinin keyfine bağlı olduğunu düşünmek benim tüylrimi diken diken ediyor.

Sonra biz bu ülkeye yatırımcı çağırıyoruz, İstanbul’u finans merkezi haline dönüştürmek istediğimizi söylüyoruz, bu ülkeden girişim çıkacağını zannediyoruz, bu ülkede kocman  veri merkezleri açtık diye milleti Gebze’ye çağırıyor tef çalıyoruz.

Bizim yedeğimiz nerede? Bizim diğer fiber sınır kapılarımız nerede? Bir yer sakatlanınca hemen devreye giren yedek bağlantılarımız nerede? Kullanıcıya kesintisiz hizmet vermeyi taahhüt etmiş sözleşmelerimiz nerede?

Fransa’ya maça gazeteci götürüp oracıkta maç arasında demeç vererek, Gebze’de yarış arabalarına götürüp Porsche’a bindirip 1 gigabit mobil internet demekle olmuyor bu işler.

Biz Romanya ve Bulgaristan’da enerji ve fiber hattının başında duran masum köylü kadar teknolojik bir ülkeyiz.

YemekSepeti’nin rekabet ihlali tescillendi

Girişim, MANŞET, POLEMİK

YemekSepeti elimize doğan bir Türk girişimi. Doğumunda elimden gelen her ortamda ve şekilde onlara destek verdim, her girişime gösterdiğim ihtimamın fazlasını göstermeye çalıştım. Hızlı büyüdü. Yayıldı ve para kazanmaya başladı. Hatta satışıyla Türkiye’de herkese parmak ısırtacak başarılar yakaladı.

Sonra ne oldu? Her büyüyen ve piyasanın en büyüğü olan şirket olarak hatalara düşmeye başladı. Bu hataları TKNLJ içinde birbiri ardına sıralayıp bu hatalardan dönmelerini diledim. Ne olacak ben YemekSepeti’in çok iyi kullanan ve haberlerini yapan sade suya bir teknologdan başka bir şey değilim. Neredeyse doğduğumdan beri sakalım var ama sözüm pek dinlenmedi.

Neyi dinlemediler? Şöyle birkaç ana başlıkta sıralayalım: Müşterilerin mutlulukları yerine şirketlerin ari menfaatlerini koydular. Küçük restoranların mutluluğunun yerine büyük restoranların satışlarını ön plana çıkardılar. Benim alışveriş yaptığım minik ve güzel restoranlar birer ikişer bu sistemin içinden çıkmaya başladı.

Peki rekabet ihlali nasıl tescillendi? Çok basit: Rekabet Kurulu, rekabeti ihlal ettiği gerekçesiyle hakkında soruşturma yürütülen Yemek Sepeti AŞ’ye, 427 bin 977 liralık idari para cezası verdi.

Soruşturmanın ilerleyişi ve sonucu şu: YemekSepeti’nin “en çok kayrılan müşteri şartı” uygulamaları ve fiili münhasırlık uygulamaları yoluyla rekabeti ihlal edip etmediğinin tespitine yönelik açılmış. Soruşturmada, şirketin en çok kayrılan müşteri şartı uygulamaları ile rakip platformlarda daha iyi koşullar (fiyat, indirim, promosyon, menü içeriği, ödeme şekli, gönderim bölgesi ve limiti gibi) sunulmasını önlemek, rakip platformların tanıtımlarını engellemek, rakip platformlarla çalışmamaları karşılığında restoranlara promosyon sağlamak suretiyle ve “Joker” uygulamasıyla rekabeti ihlal edip etmediği incelenmiş. Ettiği ortaya çıkınca da ceza kesilmiş gitmiş işte.

Mayıs ayı sonunda sözlü savunmalar alınmış. Bol Bol Gıda AŞ Yöneticisi Faruk Kayabaşı ve Grand Fast Food Şirketi Temsilcisi Hakan İmay piyasada haksız rekabet uygulamaları ile karşılaştıklarını ve bu nedenle zor durumda kaldıklarını ifade etmiş. Kayabaşı, “Kapanma noktasına geldik” derken, İmay ise sözleşmelerinin haksız şekilde feshedildiğini savunmuş.

Yemek Sepeti AŞ Üst Yöneticisi Nevzat Aydın ise şirketlerinin daha önce bu yönde bir suçlamayla karşı karşıya kalmadığına dikkati çekerek, “Kendimi hiçbir yerde savunmak durumunda kalmamıştım. Yemek Sepeti, bu ülkeden çıkan tek garaj projesidir.” ifadelerini kullanmıştı.

Kendini tek olarak nitelemek, tek zannetmek nasıl bir egodur, nasıl bir yanlış bilgidir gibi sorular bu yazının konusu değil.

Ama girişimci olarak rekabetle yükselmesi gereken şirketin rekabeti böylesine ihlal etmesi, kendini savunmayı kendine zul görmesi çok acı. Onlar için yaptığım iletişimlerle geçen zamanlara çok acıdım şimdi…