MENU

Türkler otobüsleri sürücüsüz yapma yolunda

Fransa Huawei’yi sistem içinde tutacak

22/07/2020 Comments (0) Views: 1964 ANKARA, MANŞET, POLEMİK

Muhtemel sosyal medya kanunu üstüne bir fikir yazısı

Sosyal medyaya getirilecek olası düzenlemelerle ilgili herkesin bir sözü var. Orada doğmuş, orada yaşayan biri olarak ben de benimkileri sizlerle paylaşmak istedim.

Dün bu konuyu savunmak isteyen tecrübesizce yandaş bir spiker şu kelimeleri kullanıyordu yasalarla ilgili: “Ne yani hiç mi kural olmasın, onlardan hiç mi hesap soramayalım…” Kendini gazeteci sanan kızcağızın anlamadığı şey şuydu: Ya hep ya hiç diye bir şey yoktur.

Almanya ile aynı kanun olur mu?

Sosyal medya konusunda Almanya ile aynı kanunlara sahip olma yaklaşımı içinde aslında çok basit bir yanlış var: Biz, yönetim erkleri ve vatandaşlar Alman değiliz. Bunu bir aşağılama ya da hor görme sözü olarak söylemiyorum. Montesquieu’nün “İklimler Teorisi” fikirlerinden bu yana her topluluğun farklı bir yaşam ve hayata bakış şekli olduğu konusunda fikir sahibiyizdir sanırım.

Almanya’daki bir kullanıcı, geçen yıl Alman Cumhurbaşkanı’nın zekasını sorgulayan, ona aptal diyen cümleler kullandı. Hemen her ülkede olabileceği gibi mahkemeye verildi. Mahkeme konuyu ölçtü biçti ve şu kararı verdi: Bu sözler vatandaşın kişisel eleştiri hakları sınırları içindedir. Eleştirilen kişi ne kadar yüksek seviyede ve tanınmışsa eleştirinin sertliğini o kadar kaldırması gerekir.

Bu düşünceye sahip ülkelerin koyduğu kanunlarla “yaptığınız şey doğru olmayabilir” dendiğinde evine baskın düzenlenip gözaltına alınma ihtimali yüksek olan insanların ülkesindeki kanunlar aynı olmamalı. Bunun sebebini anlatmaya çalışmaya gerek var mı?

Anonim insanların bilgileri verilsin

Anonimlik bir haktır aslında. İnsanlar her söyledikleri için isimlerini resimlerini ve imzalarını koymak zorunda değillerdir. Bunu tartışmaya gerek yok. Ama getirilmesi düşünülen kanunun içinde anonim kalanların verilerinin çekilebilmesi, istediğinde hemen sağlanması var. O yüzden bu konuya da birkaç küçük adımla giriş yapmamız gerekebilir.

İnsanlar özel olarak isimlerinin duyulmasını istememe hakkına sahip ya. Bazı durumlarda bu zorunluluk haline geliyor. Mesela bir fikir beyan ettiğinizde başınıza bir şey gelmeyeceği garantisi verirseniz insanlar anonim kalmayı seçmeyebilir. Ancak her fikirde iş bulamıyor, işinden oluyor ya da hapis cezası riski alıyorsa o insanlar anonimliği seçer. Bu yüzden belki de bizim ülke olarak kullanıcıların anonim kalma hakkını talep etmeyeceği bir atmosfer yaratmamızda büyük fayda var.

Veri paylaşımı şirketler için zorunluluk mu?

Biz şirketlerden bazı kişilerin verilerini istiyoruz ve onlar bize bunları vermiyorlar. Nasıl vermezler! Allah onları kahretsin, kahretmekle de kalmasın onlar bize 10 milyon TL ceza versinler bir de üstüne hatlarını yavaşlatalım.

Bu bakış açısı bu aralar toplumun büyük bir kesimine çok normal geliyor. Çünkü onlara yanlış örneklerle sunuluyor konu. Ben size bir diğer yanlış örneği sunayım.

Diyelim ki siz ir sosyal medya sitesi kurdunuz. Adı zivitır.com… Bu siteye kadınlı erkekli birçok insan, dünyanın dört bir yanından geliyor. Suudi Arabistan’dan bağlanan bir kız erkek arkadaşıyla el ele tutuştuğu resmi paylaştı burada. Suudlar çıldırdı ve bu kıza 100 kırbaç atıp onu sonrasında recmetmek istiyor. O kızın ismini ve IP adresini verir misiniz?

Buna muhtemelen toplumun büyük bir kesimi hemen hayır diyecektir. O kızın başına gelenlerin sorumluluğunu almak istemedikleri gibi sizin tarafta suç sayılmayan el ele tutuşmak gibi bir aktiviteyi suç saymadığınızdan burada önemli bir şey yok diyecektir. E Suudların kurallarına nasıl karşı koyarsınız? Onların kanunlarına karşı mı geliyorsunuz? İçişlerine mi karışıyorsunuz? Ne hakla?

Şu anda yaşadığımız şeyin abartılmış bir kopyası bu. Bir insan için söylenen sözler Twitter ve Facebook gibi ülkelerin bağlı olduğu kanunlara göre suç değil. Adamlar suç işlenmediği bir ortamda bizimle bilgi paylaşma ihtiyacı hissetmiyorlar. Gerçekten yılda 10 bin isim ve IP talep ettiğimizde bunların hepsinin çocuk pornosu ve FETÖ mensubu olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Türk verisinin Türkiye’de kalması…

En acayip konulardan birisi verinin nerede kalacağı. Bu bir sosyal medya, mikro medya… Öyle ya da böyle bir medyadan bahsediyoruz. Bazı içerikler yaratılıyor burada. Bu içerikleri insanlar yaratıyor. Bu insanların nerede olduğu, bilgilerin nerede olduğu konusunu ayrıştırmanın ne kadar sorunlu olduğunun farkında mısınız?

Mesela ben Türk’üm dediğimde benim verim Türkiye’de mi saklanacak? Cevabınız evetse Türkiye dışında yaşayan 5 milyon Türk’ün verisi de Türkiye’de mi barındırılmalı? Türkiye’deki 5 milyon Suriyelinin verisi nerede durmalı?

Diyelim ki sadece Türkiye sınırları içinde yaşayan insanların verisi burada tutulacak. Peki onlar geçen sene 300 binin üstündeki Türk’ün yaptığı gibi yurt dışına gidince o zaman bu verileri istediğiniz ere koyabilirsiniz mi diyeceğiz?

İçinde parayla alakalı verilerimizin bulunduğu banka verilerinin Türkiye sınırları içinde tutulması çok iyi fikir. e-Devlet verilerimizin keza Türkiye sınırları içinde tutulması da harika. Ama ayaklarımızı denize doğru uzattığımız resimler ve korkutunca iki metre sıçrayan kedili videolarımızın Türkiye içinde kalmasının sebebi ne? Bunun içinden çıkamıyorum.

Comments are closed.