Mağazalara akıl gerekiyor

BÜLTEN, MANŞET, YAZILIM

Ülkemizde; 2018 sonu itibariyle 1 trilyon TL’lik bir büyüklüğe ulaştığı tahmin edilen  perakende sektörü geleneksel mağazacılıkta olduğu gibi dijital platformlarda da büyümeye devam etti. İnternet üzerinden alışveriş yapanların oranı bir önceki yıla göre 4,4 puan artarak yüzde 29,3 oranına yükseldi. Sektörün bu denli hızlı büyümesini sağlayan en önemli etkenlerin başında şüphesiz teknoloji geliyor. Sektörün en büyük tehdidi de en fırsatı da teknoloji olarak görünüyor. Perakendecilerin offline mağazalarını en çok tehdit eden unsur dijital dönüşümken, potansiyel müşteriyi mağazalara çekmenin yolu ise yine dijital dönüşümden ve dijital kanallardan geçiyor.

E-ticaretin, perakende sektörü karşında giderek güçlenmesi, sektördeki dönüşümü de hızlandırıyor. Dünya perakende sektörünün büyüklüğü 25 trilyon dolara ulaşmış durumda. E-ticaretin global pazardaki büyüklüğünün ise 2021 yılı itibariyle her yıl yüzde 16 artarak 4,5 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Perakende sektörü, geleceğini garanti altına almak için yapay zeka kullanımını artırmaya, daha iyi müşteri deneyimi için büyük veriden yararlanmaya ve eş zamanlı tepki beklentisini karşılamaya yöneliyor.

“Perakendede mobil uygulamalar ve büyük veri belirleyici olmaya devam edecek”

Müşterilere bilgi sağlamanın ve onlarla en iyi şekilde iletişim kurmanın perakende personelinin görevi olduğunu söyleyen T-Systems Türkiye Genel Müdürü Sinan Kılıçoğlu: İnsansız, tamamen robotların ve sensörlerin hizmet verdiği perakende deneyimine çok uzak değiliz. Tamamen dijital mağazacılığın bir adım öncesindeyiz ve bu sürece hazırlık yapmak gelecekte de sektörde var olabilmek için kaçınılmaz görünüyor. Açıkçası, günümüzde de çok kanallı çabalar bir süredir var. Ancak bunların hepsinin başarılı olduğunu söylemek zor. Önümüzdeki dönemde perakendede mobil uygulamalar ve veriden hareketle üretilen çözüm ve kampanyalar belirleyici olmaya devam edecek. Teknolojiyi merkeze alarak müşteri beklentisine cevap verebilen perakende firmaları dijital dönüşüm sürecinde ortaya çıkan yeni fırsatlardan da faydalanabilecek. Bilgisayarlar, telefonlar, kasalar, reklam ekranları ve elektronik fiyat etiketleri gibi ekipmanlarını bağlı hale getirmeyi başaran perakendeciler tam anlamıyla entegre bir mağazacılık deneyiminin keyfini çıkaracak. T-Systems olarak, perakende müşterilerimize dijital dönüşüm süreçlerinde rehberlik ederek dijital çağın müşterisinin tüm beklentilerini karşılayacak çözümler sağlıyoruz. Tüm müşteri deneyimi girişimlerinin üçte ikisinin 2022’ye kadar BT kullanmaya başlayacağını düşünürsek, perakende sektöründe yaşanan dijital dönüşümün hızlanarak devam etmesi gerekiyor” dedi

Mac’leri de vururlar

BÜLTEN, RAPORLAR, YAZILIM

macOS genellikle daha güvenli bir sistem olarak kabul edilse de siber suçlular bu sistemi kullananlardan da faydalanmak için şanslarını deniyor. 2019’un en yaygın macOS tehdidi olan Shlayer, bunun en iyi örneklerinden biri. Bu tehdit özellikle reklam yazılımı konusunda odaklanıyor. Bu yazılımlar yasa dışı reklamlar göstererek, tarayıcı sorgularını toplayıp daha da fazla reklama yönlendiren arama sonuçları gösterilmesine neden olarak kullanıcıları rahatsız ediyor.

Ocak – Kasım 2019 döneminde düzenlenen tüm saldırılar arasında Shlayer’ın oranı yüzde 29,29 oldu. İlk onda yer alan macOS tehditlerinin neredeyse tamamı da Shlayer’in kurduğu AdWare.OSX.Bnodlero, AdWare.OSX.Geonei, AdWare.OSX.Pirrit and AdWare.OSX.Cimpli gibi reklam yazılımlarıydı. Shlayer’ın bulaşma algoritması, ilk tespit edildiğinden bu yana pek değişmedi. Buna rağmen yazılımın aktifliğinin çok azalmaması, kullanıcıların bu tehdide karşı kendilerini mutlaka koruması gerektiğini gösteriyor.

Bulaşma süreci genellikle işi aşamada tamamlanıyor. Öncelikle kullanıcılar Shlayer’ı kuruyor, ardından zararlı yazılım çeşitli reklam yazılımlarını indiriyor. Yazılımın cihaza bulaşması için ise kullanıcının farkında olmadan zararlı programı indirmesi gerekiyor. Shlayer’ın ardındaki tehdit grubu bunun için bir zararlı yazılım dağıtım sistemi kurmuş. Bu sistem ile kullanıcılar birden fazla kanal üzerinden zararlı yazılımı indirmeye yönlendiriliyor.

Shlayer bir dizi dosya ortaklığı programıyla web sitelerine para kazandırma yöntemi olarak sunuluyor. Amerikalı kullanıcıların yaptığı indirme başına yüksek ücret teklif ediliyor. Bu şekilde, 1000’den fazla “ortak site” Shlayer’ın yayılmasını sağlıyor. Bu yöntem şu şekilde işliyor: Kullanıcı bir TV dizisi veya futbol maçı aradığında reklam sayfaları onu sahte Flash Player güncelleme sayfalarına yönlendiriyor. Kurban buradan zararlı yazılımı indiriyor. Zararlı yazılım bağlantısını dağıtan site, indiren kişi başına ücret alıyor.

YouTube gibi milyonlarca kişinin takip ettiği büyük platformlarda da zararlı bağlantılar video açıklamalarına eklenirken, Wikipedia’da ise bu tür bağlantılar makale referansları arasına gizleniyor. Bu bağlantılar da sahte Adobe Flash güncelleme sayfasına yönlendiriyor. Bu bağlantılara tıklayan kullanıcılar ayrıca Shlayer indirme sayfalarına yönlendiriliyor. Kaspersky kullanıcıları ayrıca pek çok yasal web sitesi içerisine yerleştirilmiş, zararlı kod içeren 700’den fazla siteye yönlendiren çok sayıda bağlantı tespit etti.

Bu sitelerin neredeyse tamamı, İngilizce içerikli sahte bir Flash Player sayfasına yönlendiriyor. Bu durum, yazılımdan en çok etkilenen ülkelerin sırasıyla ABD (%31), Almanya (%14), Fransa (%10) ve İngiltere (%10) olmasıyla da örtüşüyor.

Avukatların hayatına Barokart geliyor

ANKARA, Girişim, YAZILIM

Avukatların mahkeme vezneleri, maliye vezneleri ve icra müdürlüklerinde yaptıkları ödemelerde yeni bir uygulama başladı. Bu zamana kadar maliye ve mahkeme veznelerinde nakit, icra müdürlüklerinde Vakıfbank banka kartı ile yapılabilen icra, harç, masraf gibi tüm ödemeler, artık nakit, banka veya kredi kartına gerek olmadan SMS yolu ile yapılabiliyor. Adliyelerin tüm veznelerinde ve icra müdürlüklerinde geçerli olan uygulama avukatlara büyük kolaylık getiriyor.

SSD hafızanız uzun yaşasın diye…

BÜLTEN, DONANIM, YAZILIM

Depolama alanlarının gerek şirketler gerekse de kullanıcılar için önemli bir konu olduğu biliniyor. Gelişen teknolojiyle birlikte sabit diskler yerine SSD sürücüler daha çok tercih ediliyor. Sabit bir diske göre yüksek performans sağlayan SSD’lerin ömrü ise kullanıcıların yanlış kullanımları ya da gerekli tedbirleri almamasından dolayı kısalıyor. SSD’lerin ömrünün doğrudan sürücüye ne kadar ve ne sıklıkta yazıldığına bağlı değiştiğinin altını çizen Veri Kurtarma Hizmetleri Genel Müdürü Serap Günal’a göre, SSD’lerin ömrünü uzatmak için kullanıcıların uygulaması gereken 6 yol bulunuyor:

Herkesin kendi şahsi bulutunun olduğu bir zamana doğru…

BÜLTEN, MANŞET, YAZILIM

Gelişmiş güvenlik çözümleri ve sunduğu maliyet tasarrufu nedeniyle bulut bilişim, dijital çağda şirketlerin rekabet gücünü artırmaya ve yaygınlaşmaya devam ediyor. Bazı kurumlar kendi bünyelerindeki bulut özellikli IT altyapılarını kullanıyor. Bunlar, kurumsal bir veri merkezinde çalışan veya bir üçüncü taraf hizmet sağlayıcısı tarafından özel olarak barındırılan özel bulut sistemleri (private cloud) olarak nitelendiriliyor. Bunun yanında, Microsoft gibi, üçüncü taraf global bulut hizmet sağlayıcılarından hizmet olarak alınan bulut hizmetleri de şirketlere avantajlar sunuyor (public cloud). Bulut kullanmak isteyen şirketler, kendi ihtiyaçlarına göre bu iki seçeneğin karışımını sunan hibrit bulut servislerini seçebiliyor; kurumsal uygulamalarını kendi IT altyapılarında, diğer hizmetlerini ise global olarak sağlanan bulut hizmetlerinde çalıştırabiliyor. Örneğin web tabanlı e-posta gibi düşük güvenlik gereksinimine sahip ve yüksek hacimli ihtiyaçlar için genel bulut, finansal raporlama gibi hassas, iş açısından kritik ihtiyaçlar için de özel bulut (veya şirket içi altyapı) kullanılabiliyorBöylece bulutun sağladığı tüm faydalardan en güvenli ve esnek bir şekilde faydalanmak mümkün oluyor.

Zombi olmaktan kurtulun

BÜLTEN, MANŞET, YAZILIM

İnternet çağında artık her elektronik cihaz bilgisayar ağına veya internete bağlanabilir nitelikte tasarlanıyor. Çünkü her cihazın iletişimde olması gerektiği birçok diğer kontrol ve takip sistemleri bulunuyor ya da en azından kullanıcısının erişmesi için gerekiyor. Ayrıca her yerden ulaşılması gerektiğinden, internetin bir parçası olarak tasarlanıyor. Buraya kadar her şey çok normal, çağımızın gereksinimleri de bu yönde. Ancak internete bağlanan dolayısıyla dünyaya açılan bu cihazlar ne kadar güvenli ve dış saldırılara yani tehditlere karşı ne kadar korunabiliyor?

Ne yazık ki internete bağlanabilen başta modem olmak üzere, kamera, televizyon, video oynatıcılar, STB, medya depolama ve paylaşım cihazları, sensörler ve benzeri ev aletlerinden cep telefonlarına, birçok cihaz ilk üretim yazılımından sonra yazılım güncellemesi yapmıyor veya ilk yıl sonunda bırakıyor. Ayrıca yazılım güncellemesi merkezi bir sistem üzerinden yapılmadığı için yazılım güncellemesi yapılmadan çalışmaya devam ediyor.

Oysaki, internet üzerindeki tehditler her gün yenileniyor. Bugün güvenli olan cihazın, yarın yeni bir güvenlik açığı fark edip dünyanın diğer bir ucundan akıllı uygulamalarla bulunup saldırıyor. Kameranızı, televizyonunuzu, bilgisayarınızı ya da her türlü cihazı kontrol edebiliyorlar.

Güvenlik saldırıları eskiden büyük şirketleri hedef alırken artık evleri de hedef almaya başladı. Siber saldırganlar ev içi cihazları kullanarak izini kaybettirip işlediği suçları ilgili abonenin üzerine atabiliyor. Yakın zamanda haberlerde de karşımıza çıkan, saygın insanların özel bilgisayarlarının ele geçirilip, yüz kızartıcı siber suçlar işlendiği de bir gerçek.

Bu sorunlara karşı öncelikle, internete bağlanan her cihazın kullanım süresince (ortalama 5-10 yıl boyunca) sürekli otomatik güncelleme alması beklenir. Ancak gerçek hayatta bunun olması neredeyse imkansızdır. Birçok üretici yüzlerce çeşit modeli basit bir yazılımla piyasaya sürüp üretimden sonra tedavülden kaldırıyor. Yazılımdan ziyade donanıma, onun ekonomik olarak üretilmesine odaklanmaya devam ediyor. Ya baştan güvenliksiz yazılımla ya da yazılımları güncellemeyerek cihazların üretimin sonrasında güvenlik açığı ile kullanılmaya başlamasına neden oluyor.

Çözümü var

Tüm ev ve işyerindeki cihazların güncelleme alamayacağı için, bu cihazların bağlanıp internete eriştiği ev veya iş ağında güvenlik sağlanabilir ve bu sayede üst düzey koruma elde edilebilir. Güvenlik sağlayacak cihazlar ise temelde Modem ve Routerlar. Bu cihazlar güncel tutulup, ev veya iş yerlerinde ki ağ ekipmanlarına özel güvenlikler de tanımlanırsa, tehditler büyük ölçüde savuşturulabilir.

Ev ve iş yerlerinde Modemlerin artık kesinlikle otomatik güncelleme alabilir olması gerekirken, kullanım süresince de bu güncellemelerin düzenli sağlandığı kontrol edilmelidir. Otomatik güncelleme alıyor ama bir yıl sonra baktığınızda artık yenisi çıkmıyorsa fayda sağlamıyor demektir.

Keenetic tüm ürünlerini otomatik olarak güncelliyor.

Keenetic tüm ürünlerini otomatik olarak güncelleyen ve bunu en az beş yıl boyunca garanti eden tek firmadır. Yılda 10 ve üzeri güncelleme yayınlama ortalaması ile kullanıcılarının internet güvenliğine odaklanan Keenetic, yeni bir tehdit oluştuğu anda hızlı hareket ederek ara beta yazılımlar da geliştirmektedir. Bu sayede kullanıcıyı koruyan marka ürün garantisinin sadece donanım arıza garantisi olmadığını, yazılımı düzenli güncellenmeyen bir ürünün kısmen öldüğünü, ele geçirilmişse artık zombileşip sahibinin kullanımı dışına çıktığının farkında olan bir marka. Örneğin ülkemizdeki Wi-Fi cihazlarda kullanılan kablosuz iletişim şifreleme teknolojisi WPA2, defalarca kırıldı ve yeni yamalar çıkarıldı. Bu yamalar milyonlarca kullanıcıda gerek üretici tarafından cihazların yazılımları güncellenmediği için gerekse, otomatik güncelleme alamadığı için kullanılmıyor.

İnternet kullanıcılarının Modemlerini kontrol etmesini, en azami 6 aydan uzun yazılım yüklüyse güncellemeleri kontrol etmelerini, yeni yazılım yayınlanmamışsa, cihazlarını değiştirmelerini öneriyoruz.

Çekmece açılınca cebinize uyarı mesajı gönderen girişim

BÜLTEN, Girişim, MANŞET, YAZILIM

Turkcell’in fonlama platformu Arıkovanı yaratıcı fikirleri desteklemeye devam ederken, ihtiyaçlara yönelik doğru çözümler de kitlesine ulaşmayı başarıyor. Dolap, çekmece gibi mobilyaların içerisine yerleştirilen ve bluetooth bağlantısı ile eşyaları uzaktan kilitlemeyi sağlayan Onlock, 40 günlük süresinde hedeflediği 140 bin TL’lik desteğin üzerine çıkarak 141 bin 600 TL topladı. Dileyen kullanıcılar Arıkovanı Mağaza’dan ön sipariş vermeye devam edilebiliyor.

Çekmece her açıldığında telefona bildirim

Akıllı mobilya kilidi Onlock’ın mobil uygulaması kullanılarak, anahtar isteğe göre birden fazla kişi ile paylaşılabiliyor. Belirli bir saat aralığında ya da belirlenen günlerde anahtar kullanma yetkisi bir başkasına verilebiliyor. Uygulama, anahtarın paylaşıldığı ve kilidi kullanmakta olan kişilerin kayıtlarını tutuyor, böylece çekmeceye ya da dolaba kimin eriştiğine kolayca ulaşılabiliyor. Ayrıca bir başkası ile paylaşılan anahtar her kullanıldığında cep telefonuna bildirim göndererek anlık bilgilendirme sağlıyor.

Arıkovanı.com’da hedefinin üzerine çıkmayı başaran Onlock sayesinde ofislerdeki kişisel dolapları ya da evlerde çocukların ulaşmaması gereken eşyaların konulduğu bölmeleri uzaktan kilitleyerek güvende hissetmek mümkün.