Turkcell’in yapay zeka macerası üstüne yorumlar

BÜLTEN, MANŞET, TURKCELL, YAZILIM

Turkcell “ben yapay zekaya bambaşka bakıyorum” toplantısı yaptı. Aslında toplantının çağrısı yapay zeka konusunda attıkları adımların ilkelerini anlatmaktı. Ama henüz o noktada olunmadığı çok net bir biçimde ortaya çıktı: İnsanlar henüz Turkcell’in yapay zekayla ilgili yaptıklarını tam olarak bilmiyorlardı. Bu yüzden “biz yapay zekayı zaten yalayıp yuttuk gelin size sonrasında bu konuda atacağımız adımlar için koyduğumuz ilkeleri anlatalım” diyemedi kimse.

Turkcell büyük bir yapı ve teknoloji şirketi olarak konumlandırıldığı için yapay zekayı bir sürü yerde doğal olarak kullanıyor. Mağazası var ki girip çıkanlara duygusal analiz yapıyor. Çağrı merkezi var ki atılacak adımları yapay zeka sayesinde belirliyor… Satış stratejileri için 2010 yılının başından bu yana verileri birbiriyle kıyaslıyor. Yapay zekayı kullanacak çok fazla şey var kurumun içinde.

Turkcell yapay zekayı anlatırken işin biraz kolayına kaçarak insanların kafalarında yapay zekayı en iyi konumlayacakları yeri seçti ve yüz tanımayla ödeme yapma sistemlerinden bahsetti. Ben olsam ne anlatırdım bilmiyorum ama bence yüz tanımayla ödeme yaptırtacak yapay zekadansa satış alanında zeka kullanımı daha önemli: Mesela bir kullanıcıya ücretsiz olarak tanımladığınız “meşgulken beni arayanları göster” hizmetinin konuşmaya ne kadar tesir ettiği, bedava dergilik sayfasının data kullanımını ne kadar artırdığı, Yurt dışına giderken konuşmada yapılan indirimin o kullanıcının Turkcell’de kalmasına ne kadar önemli faydalar getirdiği… Ama hayır, bize bambaşka şeyler sunuldu anlatımlarda.

Bence yapay zekanın ilkelerini belirleyip bunları dünya sathında farklı yapay zeka toplulukları ve regülatif kurumlarla tartışacak kadar olayı ileri götürmüş Turkcell iletişimde de bu bakış açısını kaybetmemeliydi. Gerçekten toplantının daha büyük bir kısmı o ilkelerin ne olduğuna yönelik değil hangi badirelerin ardından o ilkelerin seçildiğini anlatmaya yönelik olmalıydı. Belli ki bu konuda gerçekten çok çalışmışlardı, ama bunu gösteremediler. Turkcell’in hayata geçirdiği güzel yapay sesten bu ilkelerin okunmasını isteyip konuyu hızlıca kapattık.

Turkcell enerjiye tasarruf, tasarrufa enerji veriyor

BÜLTEN, MANŞET, TURKCELL

Turkcell’in yenilikçi iştiraki Dijital İş Çözümleri perakende, sağlık, finans, lojistik, üretim, enerji, tekstil gibi pek çok sektöre özel olarak sunduğu uçtan uca çözümlerine bir yenisini daha ekledi. Türkiye’nin enerji tasarrufuna katkı sağlayacak olan Turkcell Enerjim Servisi, enerji tüketiminin anlık takibine imkan tanıyarak verimliliğe katkı sağlıyor. Her yıl Ocak ayının ikinci haftası kutlanan Enerji Tasarrufu Haftası’nda hayata geçirilen servis sayesinde şirketler yüzde 15 tasarruf edebilecek. Kurumların enerji tüketimini kontrol altına alarak verimliliklerini artırmalarını ve enerji maliyetlerini düşürmelerini sağlayan Turkcell Enerjim Servisi ile herhangi bir ilk yatırım maliyetine gerek olmadan enerji tüketimleri anlık olarak takip edilebiliyor, kontrol altına alınıyor. Akıllı cihaz ve sensörler ile toplanan enerji tüketimi verileri servis platformuna iletilerek anlamlandırılıyor, analiz raporları ve bildirimler sunuluyor.

Ceyhun Özata: “Türkiye’nin enerji ihtiyacına özel çözümler üretiyoruz”

Konuyla ilgili değerlendirmesinde Turkcell Kurumsal Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ceyhun Özata şunları söyledi: “Turkcell olarak ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedefine katkı sağlamak üzere çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bir yandan Turkcell olarak üzerimize düşeni yerine getirirken diğer yandan çözümlerimizle şirketlerin sürdürülebilirlik hedeflerine de katkı sağlıyoruz. Bu anlamda ülkenin enerji kaynaklarının verimli kullanılması için şirketlere sunduğumuz Kopilot Filom ve bulut platformları gibi akıllı ulaşım ve endüstri çözümlerimiz bulunuyor. Son olarak Enerji Tasarrufu Haftası’nda kullanıma sunduğumuz Turkcell Enerjim Servisimiz ile de şirketlerimize yüzde 15 tasarruf imkanı sunmayı hedefliyoruz. Turkcell olarak da kararlılıkla uyguladığımız sürdürülebilirlik programımız sayesinde sadece enerjide geçtiğimiz yıl 94 milyon kilovat saati aşan enerji ile 60 milyon TL’lik tasarruf sağladık. 2030 yılında elektrik tüketimini tamamen yenilenebilir kaynaklardan karşılamayı hedefleyen bir şirket olarak önümüzdeki dönemde de Türkiye’nin enerji ihtiyacına özel çözümler üretmeye devam edeceğiz.”

Sürdürülebilirlik çalışmalarına ara vermeden devam eden Turkcell, bu amaçla enerji tasarrufuna yönelik teknoloji ve uygulamalarını iş süreçlerinin her aşamasında hayata geçiriyor. Sadece 2019 yılında 94 milyon kilovat saati aşan enerji tasarrufu ile ülke ekonomisine 60 milyon TL’lik katkı sağlayan Turkcell,  bu sayede 35 bin hanenin bir yıllık toplam elektrik tüketimi kadar tasarruf sağladı. Böylece çevreye yaklaşık 56 bin ton daha az karbondioksit salınımı gerçekleşirken 100 bin adeti aşan yetişkin kızılçam ağacının yaptığına eşit oranda karbondioksit azaltımı sağlandı.

Turkcell’in girişimci arıları kullanıcıları dik tutuyor

BÜLTEN, Girişim, MANŞET, TURKCELL

Türkiye’nin teknoloji ve inovasyon odaklı fikirlerinin desteklendiği platform Arıkovanı, girişimcilerin parlak fikirlerini desteklemeye devam ediyor. Platformunda Kişisel Duruş Antrenörü olarak fonlanmaya devam eden Kodgem Straight, kişilerin duruşunu 21 günde iyileştirmesine olanak sağlıyor. Proje, masa başında otururken veya yürürken duruşu değiştirmenin en basit, en hızlı ve en doğal yolu olmayı ve böylece postürünüzü düzeltmeyi hedefliyor.

“Dik durmak için teknolojik çözüm” olarak tanımlanan Kodgem Straight, giyilebilir cihaz sayesinde duruş bozulduğu an bedene küçük titreşimler veriyor. Hipoalerjenik olan yapıştırıcılarının bir tarafı cilde, diğer tarafı cihaza yapıştırılıyor. Bu yapıştırıcılar 3-10 gün arasında dayanıklılık gösteriyor. Mobil uygulama StraightApp ile senkronize çalışan cihaz, gün boyu çalışırken, yürürken veya otomobil kullanırken duruşu takip ediyor ve çeşitli egzersiz önerilerinde bulunuyor. Ortaya çıkan verilerle de gelişiminizi grafiksel olarak görüntülemeyi sağlıyor.

2018 yılının ekim ayında fikrin doğmasıyla yola çıkan Kodgem Straight, 2019 yılının son haftalarında ön siparişe açıldı. Şubat ayında ön siparişlerin teslimine hazırlanan cihaz, Arıkovanı.com’da hedefinin yüzde 37’sine ulaştı, 45 gün içinde 65 bin TL tutarında ön sipariş almayı hedefliyor.

Arıkovanı 2019’da da en iddialı projelerin platformu oldu

Girişimcilerin en çok tercih ettiği kitlesel fonlama platformu Arıkovanı, 2019 yılında da yerli teknolojileri geliştirmek ve üretmek için maddi kaynak yaratmaya devam etti. Bugüne kadar toplanan 6 milyon TL’lik desteğin 1,5 milyon TL’si Turkcell Arıkovanı üzerinden gerçekleşti. 64 projenin yer aldığı platformda 34 proje başarıyla fonlandı. Girişimcilere ve girişimci adaylarına ilham veren 464 blog yazısı yayımlandı ve Arıkovanı üye sayısı 114 bin 314’e ulaştı. Projelerden bazıları ülke sınırlarını aşarak Japonya, Hindistan, Hollanda ve Amerika gibi ülkelerden fon topladı.

Fikir geliştirme maratonu Sustainbul Ideathon hayata geçirildi ve katılımcılar eğitim, seminer ve mentorluklar alarak fikirlerini uzmanlar ile paylaştı. Girişimci ve girişimci adaylarıyla bir araya gelmek amacıyla Fincube ile birlikte Arıkovanı Söyleşisi gerçekleştirildi. Bu etkinlikte kitlesel fonlama, Arıkovanı ve başarılı girişim hikayeleri anlatıldı. Bu yıl, görme engellilerin hayatını kolaylaştırmak için üretilen WeWALK projesinin üretim süreçleri tamamlandı. Destekçileriyle buluşan cihaz, TIME dergisinin yılın icatları listesine girdi. Bir diğer tamamlanan proje dünyanın en küçük osiloskobu Minis oldu ve yüzde 120 fonlanarak alıcılarına teslim edildi. Çocukların kodlama ile tanışmasını sağlayan uygulama Kodris, Üsküdar BİLSEM’de kullanılmaya başlandı. Girişimcilik kültürünü yaymak amacıyla yayımlanan Founders dergisi, Dergilik uygulamasında 1 milyona yakın indirildi.

Turkcell verileri hayatın kutusuna koydu çift haneli petabaytlara geldi

BÜLTEN, MANŞET, TURKCELL, YAZILIM

Turkcell, dijital servisleriyle yaşama kolaylık ve eğlence katmaya devam ediyor. Yüzde yüz yerli kişisel bulut depolama servisi lifebox, 2019 yılında kullanıcı sayısını 5,5 milyona çıkardı. Kullanıcılarına güvenli rehber yedekleme, yüz ve obje tanıma, tekrarlayan fotoğraflar için telefon hafızasında yer açma, otomatik hikayeler yaratma gibi deneyimler sunan lifebox, 1,5 milyon aylık aktif kullanıcı sayısına ulaşarak etkili bir büyümeye imza attı.

 Yıl boyunca lifebox’a fotoğraf, video, müzik gibi farklı türde 6,3 milyar dosya yüklendi. Bu dosyaların sunucularda kapladığı yer ise 12 PB’ı geçti. Bu sayı, 18 milyon 432 bin CD içeriğine ya da 120 bin saatlik TV programına karşılık geliyor.

 lifebox’ın en sevilen özelliklerinden biri olan PhotoPick bu yıl 1,4 milyon kez, çektiği fotoğraflar arasında kararsız kalan kullanıcıların en iyi fotoğrafı seçmelerini sağladı. Bu yıl lifebox’ta 2,6 milyon kullanıcı, rehberini yedekleyerek herhangi bir kaybolma durumuna karşı önlemini aldı.

Tüm sunucuları Türkiye’de bulunan lifebox, “Türkiye’nin verisi Türkiye’de kalmalı” düşüncesinden yola çıkarak kullanıcılarının bilgilerini ülke sınırlarındaki sunucularda güvenle saklıyor. Kullanıcılarının hesaplarındaki bilgileri özenle saklayan lifebox, 2019’da güvenlik önlemlerini bir kat daha artırarak giriş işlemlerinde e-mail doğrulama ve iki adımlı kimlik doğrulama özelliklerini getirdi. Böylece kullanıcılara lifebox’a girdikleri e-mail adres bilgilerini doğrulamaları gerektiğine dair bir bilgilendirme gidiyor ve böylece o hesaba yanlış bir e-mail tanımlama gibi karışıklıkların önüne geçilmiş oluyor. İki faktörlü kimlik doğrulama sayesinde ise uygulamaya giriş işlemlerine bir güvenlik katmanı daha eklenmiş oluyor.

Bir sabah uyandık baktık ki ne görelim: Fiberimiz 7,5 milyon kilometre!

ANKARA, İNTERNET, MANŞET, TÜRK TELEKOM, TURKCELL

Bundan yaklaşık bir yıl önce, bu konularda yazan ve okuyan biri olarak Türk Telekom ve Turkcell’e basit bir soru gönderdim.

“Dünyada fiber uzunluğunun iki türlü ölçümü var: İçinden fiber geçen kanalların uzunluğunun ölçümü, diğeri ise kanalların içinden geçen kıl sayısıyla kanalık uzunluğunun çarpımı. Sizde hangisi geçerli?”

Bu soruyu gönderdiğim her iki şirket de mavi ekran hatası verdi. “Eee… Üüü” efektiyle cevap verdiler. “Biz bakalım geri dönelim” dediler ve bir yıla yakın zamandır cevap vermediklerine göre hala bakıyorlar diye düşünüyordum. Sonra Türk Telekom (tabi ki beni çağırmadıkları bir toplantıda) 7,5 milyon kilometre fiberlerinin olduğunu dile getirdi.

Ülkemiz bir gecede fiber zengini olup çıkmıştı. Ne kadar mutluyduk. Ben eve gidip baktığımda bir gecede fiber hızımın 75 kat hızlandığını gördüm. Aynı zamanda cep telefonuma gelen hız da 55 kat artmıştı. Üstüne üstlük artık 1894 kat daha az para veriyordum internete.

Basın toplantısında gazetecilere demezler mi “5G öncesi büyük atılım yaptık” diye? Beni aldı bir gülme. Basına söylenen 300 bin kilometreden çağrılı basına söylenen 7,5 milyon kilometreye çıktık demek gerçekten büyük atılım yapmaktı. Milyon yahu! Daha ne olsun? Şu anda evinde hala UP TO 8 megabit ile internete giren ve buna şuursuzca 100 liraya yakın para veren kullanıcılar daha mutlu hissediyorlar kendilerini. Çünkü İstanbul’un abone başına fiberleşme oranı yüzde 76 imiş. Bunların kaçı FTTH denen gerçekten eve kadar giren fiber yerine bir noktaya kadar fiberle gelip yolun kalanını katırlarla devam eden internet… Bilemiyorum. Sorsam yine mavi ekran alıp bir yıl sonra şu kadarmış derler belki. Uğraşacak enerjim ve isteğim yok.

Türk Telekom CEO’su Ümit Önal “Bu altyapı, Türkiye’nin altyapısıdır. Talep eden her operatör bu altyapıyı kullanabilir” demeseydi iyiydi. Çünkü şimdiye dek atılan tüm adımlar, yazdığımız tüm yazılar, diğer şirketlerin tüm şikayetleri ve ortaya konan tüm akıllarla dalga geçen bir cümleydi bu. Türk Telekom size kullanmayın demedi ki hiçir zaman. Sadece üstüne öyle bir fiyat koydu ki kendi fiberini çekmek, ondan kiralamaktan ucuza geliyordu.

Önal bunu bilmiyor mu? Kesinlikle biliyor. Ama halk bilmiyor, çağrılı bazı gazeteciler bilmiyor. O da bunun avantajından faydalandı. Mesela ben evime 10 milyon dolar veren herkese evimi satarım. Bu beni gerçekten satmaya istekli biri yapıyor mu? Yani…

Cumhurbaşkanı’nın fiberin önünde duran bana hesabını verir demesiyle fiberin milyonlarca kilometre artması bir oldu. Fiberin önünde durana çok acayip ceza vereceğiz derse burdan güneşe kadar fiberimiz olabilir. Hatta moleküllerinin her birinin arka arkaya eklenmesiyle 254 bin ışık yılı gibi bir mesafeyi yakalamamız bile mümkün olabilir.

Bir gecede kavuştuğumuz milyonlarca kilometre fiberimiz hayırlı olsun.

Turkcell’in ikinci el telefon satışı üstüne…

DONANIM, MANŞET, TURKCELL

Turkcell giderek daha ilginç bir firma haline dönüşüyor. Teknolojinin birçok alanına girip orada yapılanları ve yapılamayanları alarak kendi bünyesinde idare eden bir deve, Gargantua’ya dönüşmeye başladı. Bakıyorsunuz dünyada online TV seyretme alışkanlığı var, Turkcell mevcuttaki televizyonlarla ortak iş yapmak yerine kendi yayın saçağını kuruyor. Elektronik posta sağlayıcılarla ortak iş yapmak yerine kendi elektronik posta yapısını kuruyor. Mevcut dijital asistanları almak yerine kendininkini geliştiriyor. Arama motoru deseniz öyle, dijital hizmetler deseniz öyle, elektronik cihaz satış için kanallar aynı şekilde. Hatta kendi finansal kredi yapısını kurdu neredeyse banka oldu. Daha ne yapsın?

Şimdi de kendi ikinci el telefon ağını kurmaya hazırlanıyor. Öyle ki vatandaştan kendi cep telefonlarını toplayacak, onları temizleyip adam edecek ve sonra da satışa sunacak. Cep telefonunuzu kaça satacağınızı öğrenebilmek için internet sitesine girerek telefonunuzun değerlemesini yapabiliyorsunuz. Sonra bunu bayiye götürerek son bir bakış açısının ardından satıp isterseniz parasını alabiliyor istemezseniz bunu peşine sayarak oradan kendi telefonunuzu alabiliyorsunuz.

Hemen aklımıza birçok soru geliyor cep telefonuyla ilgili değil mi? Mesela ya bu telefonlar daha önce yargıda benzerlerini gödüğümüz FETÖ olaylarında kullanıldıysa ve başımıza bir iş gelirse? Hayır Turkcell bunun kontrolünü zaten yapıyor. Peki ya aldığım telefon hemen bozulursa? Turkcell bunun da kontrolünü yaparak bir sene garantiyle beraber veriyor size ikinci el telefonu. Böylece cihaz piyasasındaki bir büyük maddi yükü de kullanıcının sırtından alıyor.

O cihazı almıyorum bu cihazı istemiyorum demiyor Turkcell. Türkiye’de faturayla resmi yollardan satılan tüm telefonları alacak onları müşterilerine de satacak. Resmi yollarla tamlaması elbette çok önemli. Kaçak ithalatçıların pazarlama noktası naline dönüşmeyecek Turkcell elbette.

Bu bakış açısıyla piyasanın en önemli “cihazcısı” haline dönüşecek. Bunu yapacak gücü var mı? Fazlasıyla var çünkü en yaygın bayi ağının yanında teknolojik olarak da bunu yapmaya muktedir bir yapıya sahip. Sattığı telefonlar illa Turkcell’de kullanılacak diye bir kilitleme ya da limitleme bile koymuyor. Bu konuda gönlü çok ferah diye anlıyorum.

Her ne kadar Turkcell bu cihaz satışı tanıtımında dünyanın elektronik çöplüğe dönüşmesini anlatıp bunu engellemeye çalıştığını söylese de aslında ortada daha büyük ve önemli bir bakış açısı var: Telefonlar çok pahalandı. Elinde adam gibi telefonu olmayanlar daha az veri kullanıyor, belki daha da az konuşuyor. Turkcell mevcut toplumsal telefon kalitesini yükseltip o telefonları yeniden hayata kazandırarak kendisine de önemli bir fayda sağlamayı hedefliyor: Daha çok data kullansınlar, daha çok konuşsunlar, dolayısıyla daha çok para harcasınlar. Bu ayıp değil. Üstüne üstlük bir kazan – kazan stratejisi.

Murat Erkan, CEO olduktan sonra bu bakış açısıyla çok şey değiştirdi şirketin içinde. Erkan ilginç bir adam, halk gibi düşünmeyi biliyor onların neye ihtiyacı olduğunu herkesten iyi görüyor. Bu bakış açısıyla eski CEO’lara kıyasla onu daha çok halkın içinden biri olarak nitelemek hiç de yanlış olmaz. İlk geldiğinde insanlar yönetsel yeteneklerinden şüpheliydi, diğerleri gibi finansal konularda poz atmaması kafalarda soru işaretleri doğurdu. Ancak attığı her adımda ortalığa yeni bir ilerleme konusu koydu.

İkinci el telefon satışının Turkcell gibi bir dev tarafından böylesine garantili ve tamir etmeli şekilde yapılacak olması diğer cihaz satıcılarını kızdırıp Turkcell ile olan ilişkilerinin zedelenmesine yol açar mı? Bence öyle bir şey olmaz. Turkcell takışmak için fazla büyük bir şirket. Bence Samsung’undan Apple’ına kadar kimse bu anlamda Turkcell ile didişmez.

Turkcell’in Superbox’ı: Acil değil düzenli kullanım için sorun çözen bir cihaz

BÜLTEN, DONANIM, MANŞET, TURKCELL

Turkcell bundan aylar önce Superbox diye bir ürün çıkardığını duyurmuştu. Bu, içinde SIM kart olan bir modemdi. Ürün ilk bakışta ciddi biçimde pahalı gözüküyordu. İki sene boyunca taahhüdü vardı. “Elimizde telefon ve onu WiFi olarak herkese açabilme özelliği varken neden bu ürünü seçeyim ki” sorusu aklıma direkt olarak geldi ve açıkçası çok da fazla tutar bir ürün gibi görmedim.

Ardından bunu bir şekilde kullanabilme fırsatı yakaladım. Çok yanıldığımı anladım.

Alet elektriğe bağladığınız ve çok da küçük sayılmayacak boyutlarda, içinde bir SIM kart olan bir modem en kaba tanımıyla. Biraz kullandığınızda bundan ibaret olmadığını anlıyorsunuz.

Öncelikle cihazın bilgisayar ya da bağlanmasını istediğiniz cihazlarla aradaki bağlantısı gerçekten çok iyi. Ev içi ya da yazlıkta her yere ciddi biçimde hızlı internet verebiliyor. Bu anlada telefonla yapacağınız hiçbir bağlantıyla mukayese edilebilir düzeyde değil, elbette çok daha başarılı. Bunun yanında Turkcell şebekesinin hep iyi olduğu yerlerde mi kullandım bilemiyorum ama Ping time dediğimiz özellikle oyunlarda iş gören o bağlantı zamanı inanılmaz iyi. Hatta buna yok artık diyenler olabilir evde kullandığım eve direkt gelen fiberinkine çok yakın.

Hız konusuna gelelim. Turkcell doğal olarak “up to” mantığıyla 4G hizmetinin verebileceği en yüksek hızı iletişimde kullanıyor ve 375 megabite kadar internet veriyor diyor. Asla 100 üstü hızları göremediğimi söylemem lazım. Ama fiber bağlı evde yapabildiğim her şeyi fiberi kapatıp onunla yapabildim. Yani fiberiniz yoksa bunu kesinlikle kullanabilirsiniz.

Bu aleti evden çıkarken çantanıza koyup gittiğiniz her yeri kendi internetiniz ve eviniz haline getirebilirsiniz. Kimseden WiFi şifresi istemenize gerek yok.

Tek “keşke” dediğim şey keşke pili de olabilseydi. Ama bu kadar hızlı internete girebilmek için bence değer bir yerden fiş aramaya. Aranızda 20 metre de olsa bağlanabiliyorsunuz sonuçta hiç sorunsuz.

Baktığınızda eğer mahallenizdeki bakır kabloya mahkumsanız ve ona anlamsızca 50-100 lira arası para veriyorsanız hiç düşünmeyin buna geçin. Size gerçekten iyi gelecek parasını da düşünmeyin. Parası demişken de… Her şeyini, hızını ve kotasını limitsiz alırsanız 200 liranın altında kalıyorsunuz. Yok . benim ihtiyacım düşük derseniz 10 megabite limitlisi de var ki 100 liraya çok yaklaşıyorsunuz.

 

Turkcell konuyla ilgili bir bülten göndermiş onunla bitirelim konuyu:

Fiber altyapının olmadığı lokasyonlarda sunulan ve 4.5G şebekesi üzerinden hizmet veren Superbox, kabloya ihtiyaç duymuyor ve elektrik olan her yerde kullanılabiliyor. Sağladığı üstün teknoloji sayesinde 4.5G’nin ulaştığı 375 Mbps’ye varan internet hizmeti sunan Superbox’ın kullanıcı sayısı da her geçen gün hızla artıyor. Son 4 ayda yüzde 165’ten fazla artışla 100 bin yeni kullanıcıyla buluşan Superbox’ın müşteri sayısı ise toplamda 150 bini aştı. Taşınabilir özelliğiyle Superbox evlerin yanı sıra işyerlerinde, yazlıklarda ya da elektrik prizinin olduğu her yerde kullanılabiliyor.

Turkcell’in müşterilerine yenilikçi çözümler sunduğunun altını çizen Turkcell Genel Müdürü Murat Erkan şunları söyledi:

“Türkiye’nin Turkcell’i olarak müşterilerimizi son teknolojilerle buluşturmaya devam ediyoruz. Fiber altyapı ile ulaşılamayan evlere bakır teknolojiyle internet götürmek yerine, özel olarak geliştirdiğimiz yenilikçi teknolojik çözümümüz Superbox ile fiber hızında mobil internet sunuyoruz. Türkiye’de bir ilk olan bu teknolojiyle ev internetinin tanımını da değiştirmiş olduk. Bu yenilikçi çözümümüzün bugüne kadar 150 bin kişi tarafından tercih edilmesi de müşterilerimizin hak ettiği hızlara erişmeye olan isteklerinin önemli bir göstergesi.”

“Superbox’la yüksek hızlarda interneti geniş kitlelerle buluşturuyoruz. Ancak bizim sunduğumuz bu hizmetten ziyade ülkemizin dijitalleşme hedeflerine erişmesi için Türkiye’nin her köşesine yüksek hızda fiber internetin götürülmesi gerekiyor. Bunun için de toplam fiber yatırımları kritik role sahip. Turkcell olarak yıllardır ortak altyapı konusunun önemini her fırsatta dile getiriyoruz. Ülkemizde yaklaşık 20 milyon hane var. Şu anda fiberin ulaştığı hane sayısı ise yaklaşık 5 milyon. Acilen 15 milyon haneye daha fiber ulaştırmamız gerekiyor. Sektördeki tüm oyuncuların sahip oldukları fiber altyapıları paylaşarak bundan sonra yapacakları altyapı yatırımını ortak yapması gerekiyor. Bu altyapıları bizlerin ayrı ayrı yatırım yaparak tamamlamasının maliyeti 13-15 milyar dolar olur. Bu da ülke kaynaklarının israfı demek. Halbuki hem mevcut altyapıyı paylaşıp hem de bundan sonraki yatırımları beraber yaparsak bunun maliyeti 2-2,5 milyar dolar olur. Bu sayede hem insanımız hem de ülkemiz kazanır.”