BTK nöbetteyiz dedi ama…

İnternette seçimlere doğru dozunu artırarak çoğalan partililerin seks kasetleri üzerine BTK olumlu bir açıklama yaptı. BTK, bütün arkadaşlarımız telefonları açık bir şekilde 7 gün 24 saat nöbetteyiz dedi.

Dedi ancak kısa süreli bir aramayla, konuya hiç hakim olmadan, sadece Youtube’a girerek görüntülerin orijinallerine ulaştık. Yaptığımız şey çok basitti, hatta ekran görüntüsünü de sizlerle paylaşıyorum, Youtube arama motoruna “mhp seks kaseti” yazdım. Karşıma 192 sonuç çıktı. E hani kaldırılmıştı? Hani ülkem nöbetteydi. Bunları da öyle gece yarıları özel metodlarla aramadım. Perşembe günü saat 16:20’de TTnet hattımla Youtube’un üstünde bulunan arama motorundan buldum.

Bunun için ne gibi adımlar atıldı, bunun meydana gelmemesi için ne yapıldı, hani seksüel içerikler internette paylaşılamıyordu, hani çocuklarımızı koruyorduk? Çocuklarımız sadece yabancı abi ve ablaların seks görüntülerinden mi etkileniyor? Siyasilerin görüntüleri olunca sorun olmuyor mu?

Ben bu noktada BTK işini iyi yapamamış, onu anlıyorum. 7 gün 24 saat nöbet tam oturtulamamış.

Bu yazıyı okuyup, bak bu adam sansürün yanında diyecek okurlarımı, yani BTK sansür yapsın di mi diyecek devlet yetkililerini alenen herkesin içinde okuduğunu anlamamakla suçluyorum…

Yazının ana fikri, BTK’nın yapması gerenleri yapmadığını, yapmaması gereken şeyleri yapmak için konuyu merak edenleri bilgilendirmek yerine tv ve gazeteleri gezdiğini somutlaştırmaktır.

BTK’nın cevaplayamadığı sorular

BTK’nın getirdiği yasaklar için ilk yazı yazanlardan biriyim. Konuyu gündeme getirdikten sonra BTK neden bana soru sormadan bunları yazıyorsun minvalinde şöyler söyledi. İstanbul’da yaşayan bir gazeteci eğer başkanların cep telefonunu kaydetmemişse BTK’ya ulaşamaz dedim. Olur mu dediler. Aslında doğru söylüyorlardı neden olmasın diyerek onlara soru ve cevaplar hazırladım.

Sorularımı gönderdim. Bana neden cevap vermesinler ki verecekleri mantıklı cevaplar onların sarsılan imajlarını kamu nezdinde tazeler, “zaten bu söyledikleri de politik onun için söylüyorlar” gibi artık saçmalamaya varan demeçler vermekten kurtarırdı onları.

Sorularımı TİB başkanına gönderdim. Onadna hemen hızlıca bir elektronik mektup geldi bunları basın sorumlumuza da gönderseydin diye. Ama kendisi mailin CC’sine eklemişti zaten tekrar göndermeme gerek yoktu.

Artık bana öyle ya da böyle bir cevap gelecekt her şey yolunda yapılmıştı. Dİğer gazeteci arkadaşlara söyleyebilecek bir şeyim olduğunu düşündüm. Ama?.. Ama o gün BTK başkanı  5 gazeteci seçti ve onlarla birlikte yemek yedi. Çıkan yazıların içinde benim sorularım yoktu allahtan… Gazeteci olarak bana yapılan büyük haksızlıktı ama yırtmıştım. Sonra aradan birkaç gün daha geçti. Yine bir basın toplantısı ve yine ben çağrılmadım. Üstelik bu seferki İstanbul’da. Yine benim sorularım sorulmadı. Bir gazeteci olarak yine yırttım. Sonra başkan televizyona çıktı, sonra gazetelere çıktı. Benim sorularım hala yoktu.

BTK’nın basın sorumlusunun elinde benim sorularım var, TİB başkanının elinde benim sorularım var. Ama ben ne çağrılıyorum, ne cevaplanıyorum. Belki de cevaplayamayacakları sorular sorduğum için. Oysa cevaplarını biliyorum. Sadece bu soruların bir mantığı var. cevap verdikleri zaman başı ve sonu olan bir hikaye çıkacak ortaya. “Adam doğru söylüyormuş beyler” tadında yazan gazeteci arkadaşlarımızın söylediklerinden biraz dahna derinliği olan bir yazı olacak.

Ben sorularımı kamuyla da paylaşayım bu sorular başkanın gelmesini beklerken… Belki başkanın cebine sahip olan gazeteci arkadaşlardan birisi bu soruları sorar da ortada farklı bir gazetecilik olur.

Ama her neresinden bakarsanız bakın, BTK’nın yaptığı kabul edilemez. BTK adam seçmektedir, kendi işine gelen gazetecilere cevap vermektedir, bir devlet kurumunun yapmaması gerektiği kadar adam kayırmaktadır.

Bir başkanın yurt dışında olması, o kadar adamın yaptığı işi anlatamaması anlamına geliyorsa, o kurumun yaptığı her şeyin sorgulanması gerekir.

İşte bir türlü cevaplanamayan basit sorularım…

1. 5651 nolu kanunun BTK ve TİB gibi ilgili kuruluşların mahkeme kararı olmadan site kapatma yetkisi olmadığı söyleniyor. Bu doğru mudur?
2. 5651 nolu kanunun 5. maddesinde “Yer sağ­la­yı­cı, yer sağ­la­dı­ğı içe­ri­ği kon­trol et­mek ve­ya hu­ku­ka ay­kı­rı bir fa­ali­ye­tin söz ko­nu­su olup ol­ma­dı­ğı­nı araş­tır­mak­la yü­küm­lü de­ğil­dir” ibaresi yer almaktadır. Bu anlamda servis sağlayıcılara gönderilen alan adı içinde geçen kelimeler niçin gönderilektedir?
3. 22 Ağustos tarihinde başlayacak olan filtrelemede kara ve ak listeye girmesi muhtemel internet siteleri neye göre ve kim tarafından belirlenmektedir?
4. Kara listeye yanlışlıkla girdiğini düşünen bir kişi bu listelerden çıkmak için kime nasıl başvurmalıdır?
5. Ekşi Sözlük sitesi için servis sağlayıcısına içinde şu ibare olan mail gönderilmiştir: “Aşağıdaki alan adlarına yer sağlayıcılık hizmeti verdiğiniz tespit edilmiştir. Bu kapsamda derhal bunlara yer sağlayıcılık hizmetine son vermeniz gerekmektedir. Aksi takdirde herhangi bir bildirimde bulunulmaksızın yasal işlemlere başvurulacaktır.” Oysa başkanımız dün yapılan basın toplantısında “Şikayetleri incelemeleri için yer sağlayıcılara mail gönderiyoruz. 21 Nisan’da Ekşisözlük’e de mail gönderdik. 10 civarında sitede ile Ekşisözlük’te ilgili içeriklerde sorun olmadığını kısa bir sürede, 2 saat içerisinde belirleyip tekrar mail attık ve ’listede şunları yok sayabilirsiniz’ dedik” demiştir. Bu aradaki çelişkiyi nasıl okumalıyız?
6. Filtreleme mekanizması oturduktan sonra müstehcenlik içeren sitelerin filtre kullanmak istemeyenlere, dolayısıyla çocuk yaştakilerin bulunmadığı kesin olan evlerdeki kullanıcılara açılması söz konusu olacak mı?
7. Müstehcenlik muğlak bir kavram olduğuna göre müstehcen olduğu düşünülen siteler hangi kriterlere göre seçilmektedir? (cinsel organların görünmesi, cinsel birleşmenin görünmesi veya kelime tabanlı aramalar gibi…)

BTK’ya yeşilaylı destek

Yeşilay daha önce internet bağımlılığını öldüren bir bağımlılık olarak nitelemişti biz de elbette bunu sizlere aktardık. Sonra TKNLJ olarak onlara getirdiğimiz eleştirilere kendi bilgileri dahilinde cevap verdiler ki biz bunu da cevapladık.

Son zamanlarda çıkan yazılardan BTK’nın internet konusunda zor durumda kaldığını düşünmüş olacaklar ki hemen internetin kısıtlanmasının haklı nedenlerini anlatan bir bilgi notu kaleme almış ve başkanın ağzından yayımlamışlar. Yazıyı noktasına dokunmadan size tam haliyle veriyoruz. Hak verenler olur, vermeyenler olur. Ama ben kendi görüşlerimi öncesinde vereyim ki onların yazısını bölmemiş olayım…

Teknoloji bir uzmanlık işidir. Eğer sizbir iddia getirecekseniz diğer yazılarda belirttiğim ve Yeşilay’a eleştiri olarak getirdiğim gibi temellerinizin olması gerekir. Bu temelleri “bir kesim” gazetesinin sansürü porno meraklıları istemiyor başlıklı yazılarından edinemezsiniz. Biraz daha fazla okumanız, dünyada neler olup bittiğini öğrenmeniz lazımdır.

Mesela İngilizler de Japonlar da aynı şeyi yapıyor demek düpedüz cahilliktir. Zira bu ülkelerde filtreler her sabah sekizde işine gelen akşam beşte çıkan kravatlı devlet memurları değil, özel kuruluşlardaki uzmanlar tarafından yapılır. Orada müstehcenlik kelimesinin anlamı ayak bileği gözükmesinden jenital organlara kadar uzanan bir yelpazede tanımlanmaz. Oradaki insanlar kadınların omuz başından tedirgin olmazlar.

Toplum sağlığını korumak elbette birinci sırada gelir. Ama internete yapılanı Yeşilay’ın iştigal alanına uyarlayacak olursak; “şişede satılan içeceklerin hepsi alkollü olabilir yasaklanmalıdır. Bakkallar şişeden bir yudum içsinler eğer sarhoş olurlarsa satmasınlar” cümleleriyle yasaklar getirilmesi gerekir onların alanına da… Bunlar birer analoji, benzeştirme, size bir şeyi andırma için kullanılan söz sanatıdır. Bu açıklamayı yapmayı söz sanatlarını az kullandığı için hemen kavrayamayan zihniyetler için yapıyorum.

Yazı şöyle:

Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Elektronik Haberleşme Sektöründe Tüketici Hakları Yönetmeliği’nin 10’uncu maddesi hükümleri kapsamında, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından hazırlanan “İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar Taslağı” 22 Ağustos 2011 tarihinde yürürlüğe girecek.

Bu yeni sisteme göre internete BTK tarafından belirlenen aile, çocuk, yurtiçi ve standart paket adıyla belirlenen 4 filtre tipinden biri seçilerek girilebilecek. Filtreyi aşmak ya da aşmaya çalışmak suç sayılacak. Filtrelerin aşılmasının önlenmesinden ise internet servis sağlayıcıları sorumlu tutulacak.

Çocuk pornografisi ile baş edemeyen İngiltere’nin bu konuda çalışmalar yaptığını daha önce duyurmuştuk. İngiliz Hükümeti de sanal alemdeki zararlı içeriklerden toplumu korumak için benzer bir uygulamaya gitme hazırlığı içerisinde. Zira hızla gelişen teknolojinin denetlenmemesi durumunda meydana gelebilecek zararların telafisi mümkün olmayabiliyor.

Filtre sistemi, özenle hazırlanmış bir düzenlemeyle, sadece çocuk pornosunun ve sanal fuhuşun önlenmesi kadar, en büyük tuzaklardan biri olan sanal kumarın da önlenmesi için büyük bir adım oluşturacaktır. Bu sebeple yapılacak düzenlemede konulacak sınırlar birey özgürlüğünü hedef almadan suçlarla mücadeleye ve toplum sağlığını korumaya yönelik olmalıdır.

Bu kapsamda yapılacak olan düzenlemede porno sitelere erişimde sabıkalı olmamak gibi hükümlere de yer verilmesi uygulamanın amacına hizmet edecektir. Zira bu ve benzer bir suçtan sabıkası bulunan bireye internette özgürce dolaşma imkanı tanınmaması toplumun güvenliği ve sağlı açısından uygulanması gereken en önemli tedbirdir. Bununla birlikte zararlı içerik taşıyan sitelere erişimde yaş sınırlaması, bu sitelere erişmek isteyenlerin sağlık durumları gibi hususlar da incelemeye tabi tutulmalıdır.

Filtre uygulamasının internet teknolojilerine entegrasyon sürecinde alınacak ve alınmakta olan büyük yaraların önlenmesine katkı sağlayacağını umuyoruz. Çocukları ve gençleri cinsellik, şiddet ve olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlara karşı korumakta ailelere de destek sağlayacak bu düzenleme, teknolojinin muazzam bir gelişme kaydettiği böyle bir yüzyılda internet güvenliğinin sağlanmasına da katkı sunacaktır.

Yaşadığımız yüzyılda meydana gelen gelişmeleri yasaklayıcı bir tutumla karşılamanın etkili bir çözüm yolu olmayacağını her fırsatta belirtiyoruz. Hem çağın gerisine düşmemek hem de bu gelişmelerden toplum ve birey sağlığını korumamız gerekmektedir. Bunu yaparken ne özgürlüklere halel getirmeli ne de toplum ve bilhassa genç nüfusun sağlığı bu gelişmelerin insafına terk edilmelidir.

Ayrıca, insanın üçüncü şahıslara zarar verememesinin yanı sıra kendi beden ve ruh sağlığına da zara verememesi, bağımlılık yapan ve zararlı içerikli (porno ve sanal kumar gibi) sitelere erişimin özgürlükler kapsamında değerlendirilememesi, yapılan düzenlemelerin yasal dayanaklarının başta anayasa olmak üzere silsile takip edilerek yapılmasını arzu etmekteyiz.

Düzenlemenin, bilişim teknolojilerindeki baş döndürücü gelişme hızı karşısında yapılması gereken bir çalışma olduğunu düşünüyor ve düzenleme kadar uygulamanın da etkili olmasını temenni ediyoruz.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

Tayfun Acarer’in “gözünden kaçmış” gerçek

Tayfun Acarer yaptığı basın toplantısında kendini eleştirenlere “yine” vermiş veriştirmiş. Eleştirenleri önlerine gelen metni okumamakla suçlamış. Demiş ki:

“Servis sağlayıcılara gönderilen yazıyı birkaç defa okudum. Orada ‘bu kelimeleri gördüğünüzde erişimi engelleyin, yasaklayın, kısıtlayın’ diye en ufak bir kelime yok. Sadece ‘genellikle bu tür müstehcen içerikler şu kelimelerin altında olabiliyor’ diye bir bilgilendirme var. Bu, içerik ve servis sağlayıcılardan gelen talep üzerine yapılmış bir işlemdir. Son dönemlerdeki tartışmalar, genellikle kararın ya da yazının okunmaması ve yapılan yorumlardan kaynaklanıyor.”

Sevgili gazeteci arkadaşlarımız yanlarında servis sağlayıcılara gönderilen metin olmadığı için muhtemelen “aa olur mu sayın başkanım” demediler. Ama metni noktasına virgülüne dokunmadan sizinle paylaşırsak kimin neyi okumadığını, defalarca okuduğu halde gözünden kaçırdığını sanırım daha iyi anlarız:

Buna göre barındırdığınız alan adlarında İlgili kanun ve yönetmeliğe aykırı içeriklerin bulunmaması gerekmektedir. Aşağıda İlgili kanun ve yönetmeliğe aykırı içerik bağlamında değerlendirilebilecek kelime gurupları verilmiştir. Bu kelime guruplarını barındıran içeriklerin çıkarılması ile ilgili alan adlarının hizmetine son verilmesi ve son durumun mail ile tarafımıza iletilmesi gerekmektedir. Bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda ilgili CEZAİ müeyyideler ile karşı karşıya kalınabileceği unutulmamalıdır.

Tarihe yanlış not düşülmesini önlemek, neyin ne olduğunu bilmek için herkese yanında bilgi ve belgeyle gezmelerini öneriyorum. Eğer yanında bu belgeler varsa ve bu soru sorulmadıysa o zaman bunun ayıbını toplantıya katılanlara bırakıyorum.

İnsanları yanıltmamak, bir seçenek değildir.

Sunum yaparken porno çıkmasından korkanlara özel…

Bu haftaki yazımızda Türkiye’nin genel bir korkusu haline gelen bilgisayarınızdan istemediğiniz zamanda porno içerik çıkmasıne engellemenin yollarını anlatan teknik bir yazı hazırladım. Türkiye’de önemli bir sorun haline gelen bu konuda devletimizin atacağı adımlara katkı vermek benim gurur kaynağım oluyor.

  1. Porno içerik sunum yapılan power point ya da excell uygulamasından çıkmaz bu konuda içiniz rahat olsun
  2. Bilgisayarınızda aniden pornografik pencereler açılıyorsa bunun en önemli sebebi malware adı verilen programlar olabilir.
  3. Malware yazılımlarından kurtulmanın en kolay yolu bunların çoğunlukla bulaştığı  pornografik sitelere daha az ve dikkatli girmektir
  4. Porno sitelere girmeden yapamayanlar için malware yazılımlarını temizleyen ücretsiz yazılımlar öneriyorum.
  5. Eğer gerçekten koruycu yazılımlara da güvenmiyorsanız Apple ve onun işletim sistemini kullanmanız yerinde olacaktır.
  6. Kimi pornografik içerikli siteler tarayıcı kapatılmadığında belli sürelerde popup dediğimiz yeni bir tarayıcı ekranı açmaktadır. Bu yüzden sunumlara girmeden önce son girdiğiniz porno siteyi tamamen kapattığınıza emin olunuz

Tüm bunları yaptıktan sonra içiniz rahat olsun, sorun çıkmayacaktır.

Türkiye özgürlüklerde meğer Avrupa ile aynıymış…

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü bir açıklama yaparak internete  erişim hakkının sınırsız olması gerekiyor dedi ve ekledi: “Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi ve Türkiye Anayasası’ne göre herkesin internete sınırsız erişimi garanti edilmeli”

TİB’in başkanı Fethi Şimşek’in cevabı gecikmedi: Bizce de öyle olmalı.

Şimşek şöyle konuştu: “Biz de zaten herkesin internete erişim hakkının sınırsız olması gerektiğini, çocukların bazı sitelere girişinin engellenmesinin tamamıyla meşru olduğunu, ebeveynlerin internete filtre koyup koymamada özgür olması gerektiğini savunuyoruz. Sınır tanımayan gazeteciler acaba TİB’in elemanları mı? Biz de zaten herkesin internete erişim hakkının sınırsız olması gerektiğini, çocukların  bazı sitelere girişinin engellenmesinin tamamıyla meşru olduğunu, ebeveynlerin internete filtre koyup koymamada özgür olması gerektiğini savunuyoruz.”

Demek ki Türkiye Avrupa ile aynı seviyedeymiş. Avrupa’da ne yapılıyorsa Türkiye’de de onu yapıyormuşuz. Demek ki Türkiye de özgürmüş.

Acaba Sınır Tanımayan Gazeteciler de kendilerine getirilen eleştirileri politik yaklaşım olarak niteliyorlar mı?

Devlet “işine gelene” demeç veremez

Şirketler işine gelene demeç verebilir. Kendi istedikleri cevap ya da bilgi kitlesini kullanabilir. Özel olmanın getirdiği rahatlıktır bu. İnsanlar ona gönül koyarlar, gerekirse bir daha onların toplantılarına gitmez onların habererini görmezler.

Ama devlet böyle değildir. Devlet kamu yararına iş yapan bir mekanizmadır. Devlet büyük küçük, yanlı yansız, yandaş karşıt ayırdetmeyen bir kurumdur. Çünkü herkese ulaşmak gibi bir zorunluluğu vardır.

Devletimiz gündeme getirdiğimiz sansür konusunda bir cuma akşamı basın toplantısı düzenlemiş, buraya sadece beş gazeteyi çağırmıştır. Eğer gazeteciler devlet yetkilisini bir kenarda sıkıştırıp soru sorarlar ve cevaplarını alırlarsa bu gazetecilik başarısıdır ve kimse bunu eleştiremez.

Ama devlet kurumu, sadece beş gazeteciyi özel haber vermek için yemeğe davet ediyor ve onlara özel haber veriyorsa bu ayrımcılıktır, devlet memurunun görevini kötüye kullanmasıdır. İhalesiz mal alımı yapmasıyla, ihaleye sadece bir kurumu çağırmasıyla karşılaştırdığımızda hiçbir farkı yoktur.

Bizim resmi olarak gönderdiğimiz bilgi isteklerini kurum sorumlusu üstünden göndermemizi tavsiye ederken hemen o akşam toplantı düzenlemek “en hafif” söyleyişiyle “yanlıştır”.

Servis sağlayıcılar “haydi canım sen de” diyebilir

Başlık iddialı gelebilir. Ama incelemesi ve doğrulaması çok kolaydır. İsteyen herkes, servis sağlayıcılar da dahil, TBMM internet sitesinde 5651 nolu kanunun bulunduğu adrese giderse söylediğimizin doğruluğu suç apaçık ortaya çıkar.

Neden bunu söylüyoruz? BTK ve TİB başkanları bir basın toplantısı düzenledi. Bu basın toplantısında bizim sorularımıza yine cevap alınmadı ama başkanlar son bir haftadır söyledikleri şeyleri tekrarladılar. Neydi bunlar? Biz aslında filtreleme yapmıyoruz. Biz aslında alan adlarını yasaklamıyoruz. Bunlar sadece tedbir kararları. Servis salayıcılar tedbirli olabilsin diye alınmış kararlar.

Biz ne sorarsak soralım hep aynı cevapları veriyorlar. Bunu bir kenara bırakıyoruz.

Gelelim haydı canım sen de kısmına… 5651 nolu kanunun 5. maddesinin birinci fıkrasında açıkça “Yer sağ­la­yı­cı, yer sağ­la­dı­ğı içe­ri­ği kon­trol et­mek ve­ya hu­ku­ka ay­kı­rı bir fa­ali­ye­tin söz ko­nu­su olup ol­ma­dı­ğı­nı araş­tır­mak­la yü­küm­lü de­ğil­dir” açıklaması var. O zaman BTK, kendi görev ve esaslarının tanımlandığı bu maddeyi bilmiyor mu ki yer sağlayıcılara bu maddeleri tedbiren gönderiyor?

Bana biraz ya tutarsa gibi geldi. Çünkü yer sağlayıcı, “bana ne kardeşim bana ne gönderiyorsun bunları ben içeriğe bakmakla yükümlü filan değilim” derse BTK’nın cevabı çok kısa ve net olur: “Peki”…

BTK başkanının verdiği demeçlerde bir ilginç nokta daha var. Başkan diyor ki “Şikayetleri incelemeleri için yer sağlayıcılara mail gönderiyoruz. 21 Nisan’da Ekşisözlük’e de mail gönderdik. 10 civarında sitede ile Ekşisözlük’te ilgili içeriklerde sorun olmadığını kısa bir sürede, 2 saat içerisinde belirleyip tekrar mail attık ve ‘listede şunları yok sayabilirsiniz’ dedik.” Bu açıklamaya bakınca Ekşi Sözlük’ün yer sağlayıcısına “bir baksanız iyi olur” minvalinde bir mail gönerildiği gibi bir yaklaşım çıkıyor. Oysa gelen maili hatırlayalım:

Aşağıdaki alan adlarına yer sağlayıcılık hizmeti verdiğiniz tespit edilmiştir. Bu kapsamda derhal bunlara yer sağlayıcılık hizmetine son vermeniz gerekmektedir. Aksi takdirde herhangi bir bildirimde bulunulmaksızın yasal işlemlere başvurulacaktır. Diğer taraftan; bundan sonrada; 5651 sayılı kanunda sayılan katalog suçlar (müstehcenlik, fuhuş, çocukların cinsel istismarı, vb.) kapsamındaki internet sitelerine yer sağlayıcılık (hosting) hizmeti vermemeniz gerekmektedir. Gereğinin derhal yapılmasını ve sonucundan bilgi verilmesini rica ederim.

Başkanım? Bu bir görüş isteme maili midir?

Ben bunu sorarsam maksatlı mı olurum?

İnternet denen devvar u gaddar

Türkiye’de internet konusunda yaşanan olaylara tepkiler yurt dışında da sürüyor. Ama sanılanın aksine her yorum sansüre karşı bir duruş sergilemiyor. Amerika Birleşik Devletleri’in Pensilvanya eyaletinden yapılan bir yorumda internetin tehlikelerine dikkat çekildi. Yorumda internetle ilgili şu cümleler kullanıldı: “Şimdilerde genç-ihtiyar, kadın-erkek, okumuş-okumamış hemen herkes televizyondan sonra internet denen devvar u gaddarın elinde de bir oyuncak ve bu sihirbazın meshûr bir piyonu halini almaya başlamıştır. Mevcut durumu itibarıyla o, bedeni ve cismâniyeti, ruhun ve kalbin önüne çıkararak, vicdana kezzâp döküp insan hissiyatını köreltmekte; gıybete ve iftirâya prim vererek dünya kadar bühtân bağımlısı yetiştirmekte ve bilhassa gençleri ve çocukları çirkin şeylere özendirmekte, haramlara alıştırmaktadır. Anne, baba ve eğitimciler internet kullanımını mutlaka kontrol altına almalı; çocuklarını kafa ve vücud sağlığını destekleyen sporlara yönlendirmelidir ki, ‘çocuklarınıza yüzmeyi, atıcılığı ve biniciliği öğretin’ hadisi de bize -bir yönüyle- bu ufku göstermektedir.”

Pensilvanya’da Osmanlıca İngilizce’den sonra daha yaygın ve ikinci dil olduğu için yapılan açıklamaların Türkçesini sizinle paylaşmayı bir görev biliyoruz:

“Şimdilerde genç-ihtiyar, kadın-erkek, okumuş-okumamış hemen herkes televizyondan sonra internet denen sürekli kendini tekrar eden zalimin elinde de bir oyuncak ve bu sihirbazın büşülenmiş bir piyonu halini almaya başlamıştır. Mevcut durumu itibarıyla o, bedeni ve beden sahibi ola halini, ruhun ve kalbin önüne çıkararak, vicdana kezzâp döküp insan hissiyatını köreltmekte; arkadan dedikoduya ve iftirâya prim vererek dünya kadar iftira bağımlısı yetiştirmekte ve bilhassa gençleri ve çocukları çirkin şeylere özendirmekte, haramlara alıştırmaktadır. Anne, baba ve eğitimciler internet kullanımını mutlaka kontrol altına almalı; çocuklarını kafa ve vücut sağlığını destekleyen sporlara yönlendirmelidir ki, ‘çocuklarınıza yüzmeyi, atıcılığı ve biniciliği öğretin’ hadisi de bize -bir yönüyle- bu ufku göstermektedir.”

Gelelim konuyla ilgili yorumlarımıza… Bu yazı son iki aydır yaptığımız sansür tartışmalarında bize oldukça önemli bir “ışık” olmuştur. Şe sebeple:

  1. Bir anda nereden çıktığını bilemediğimiz hızlı filtreleme mekanizmasının sırrı çözülmüştür
  2. Cismani sitelere neden bu kadar karşı çıkıldığı belli olmuştur.
  3. Pensilvanya’da internet bağlantısı olarak Verizon 15 megabit hızı 49.99 dolara vermektedir. Bu yüzden bu bölgede internet çok tercih edilmemektedir.
  4. İnternetin alternatifi yüzme ve atçılıktır.

Umarım onların tuttuğu leoparın kuyruğudur

4 Mayıs sabaha karşı 03:04’te Ekşi Sözlük’ün kurucusu SSG acı bir mesaj yazdı. Bu mesajda Ekşi Sözlük’ün tüm altyapısının barındırıldığı sourtimes.org’u bünyesinde tutan Sadecehosting’e kapatılacak siteler listesi gönderildi TİB tarafından. Bu listede sourtimes.org da vardı. Katalog suçlardan hüküm giymişti Sözlük. Bilindiği gibi katalog suçlar müstehcenlik, fuhuş, çocukların cinsel istismarı gibi şeyleri kapsıyor. Gönderilen “emir”de Sözlük’ün bu katalogdakilerden hangisine uyduğu söylenmiyordu. Ama emir basitti: Kapatın ve sonucu da bize bildirin…

SSG’nin konuyla ilgili görüşlerini ve kapatma emrini bu adresten okuyabilirsiniz. Ama konuyu özetleyen cümlesi şudur: Leopar’ın kuyruğunu tutmayacaktın TİB. Şimdi sakın bırakma. Mesaj umarım “ilgili” herkesin anlayabileceği kadar basittir. Zorlanılması durumunda seve seve söylenmek istenen şeyleri dile getirmeye hazırım.

Konuyla ilgili gelişmeleri twitter ve facebook üzerinden de takip edebilirsiniz.

İlk bir saat 15 dakikada SSG’nin yazdığına 225 yorum geldi. Siz bu satırları okurken muhtemelen bu sayı katlamış olacak.

Ekşi Sözlük’ün bu ülke için ne ifade ettiğini anlatmak benim işim de değil haddim de… Bilmesi gereken herkes bu sitenin ne olduğunu biliyor. Sözlük bu tür tehditlere ilk kez muhattap kalmıyor. Daha önce boş yere aylarca yasaklandığı da oldu. Ama hep hukuk bir başka deyişle Sözlük kazandı.

Şu anda TİB karşısında konuyla ilgili Türkiye’nin en hazırlıklı avukatını bulacak. Bana söylediği maksatlı yayın yapan bir takım medya yakıştırmasını kendisine uygun hukuki dille iade eden birilerini bulacak karşısında. Korkutup sinhdiremeyeceği bir patron, kandırıp bezdiremeyeceği bir servis sağlayıcı ile muhattap kalacak. Bundan sonra artık tedbir mi der, yanlış anlaşılma mı der, maksatlı yayın mı der, hep birlikte göreceğiz.

Benim SSG’nin söylediklerine atfen tek bir temennim var: Umarım TİB’in tuttuğu leoparın kuyruğudur.

Ekmek kuran çarpsın öyle demedik bak…

TİB yaptığımız yayınlar üstüne biz hariç tüm basına bir açıklama geçmişti. Bu açıklamanın bir benzerini de ilk “emri” ve kelime gruplarını gönderdikleri servis sağlayıcılara geçtiler. Özetle aslında başlıkta geçen cümleyi söylemişler ama biz mailin tamamını da siz mail tamamı severlerle paylaşalım:

27/04/2011 tarihli elektronik postamız ekinde yer alan kelime grupları yasaklı kelime grubu değildir.

Ancak kamuoyunda ve İnternet ortamında yapılan tartışmalardan da anlaşıldığı üzere; yazımızla ilgili açıklamaya ihtiyaç duyulmuştur.

Kelime grupları ile ilgili olarak yapılan çalışma gelen ihbar ve şikâyetlerin incelenmesi sonucu oluşturulmuştur. Bu kelime gruplarının geçtiği alan adlarından katalog suçlar kapsamındakiler ile ilgili işlem yapılması şeklinde anlaşılmalıdır.

Yapılan bildirim işlemi; ilgili Kanun gereği erişim engellemeyi gerektiren İnternet sitelerinin tespitinde kolaylık sağlanarak bu İnternet sitelerinin öz denetim anlayışı kapsamında incelenmesine yönelik işbirliği sürecinden ibarettir.

Hani bu kelimeleri servis sağlayıcılar istemişti? Neden onlara bir daha açıklama geçtiniz ki? Eğer dün başkanın söylediği gibi servis sağlayıcılardan gelen bir talep varsa insanlara zaten talep ettikleri şeyin ne olduğunu söylemeye gerek var mı?

Kelime grupları için yeni bir tanım yazılıyor: Bu kelimeler ihbar ve şikayetlerin incelenmesi sonucu çıkmış. Yani bunu TİB mensupları yaratmamış. Gelen şikayetlere bakıyorsunuz hep Haydar, hep baldız, hep Adrianne. TİB de diyor ki eğer sizde barındırılan sitelerin içinde bu kelimeler geçiyorsa onlarda kesin bir kötülük vardır. O gözle bakın.

Ama hala anlamadıkları bir şey var bunun daha rahat anlaşılabilmesi için büyük büyük ve kalın harflerle yazacağım bundan sonra:

SEVGİLİ TİB ÜYELERİ VE BAŞKANLARIM,

SİZ ÜLKEMDE OTOKONTROL YARATAMAZSINIZ. SİZİN BÖYLE BİR YETKİNİZ YOK. SEVGİLİ GÖKHAN AHİ’NİN SİZİN İÇİN HUKUKİ BİR DİLLE BELİRTTİĞİ GİBİ NE SİZ NE DE SERVİS SAĞLAYICILAR BİR SİTENİN İÇİNDEKİ İÇERİĞİ YARGILAMAYA MUKTEDİR DEĞİLSİNİZ. BÖYE BİR YETKİNİZ DE YOK. BUNU ANCAK YETKİLİ MAHKEMELER VE HAKİMLER YAPABİLİR. BENİM SERVİS SAĞLAYICIM BENİM VERDİĞİM PARA KARŞILIĞINDA SUNUCULARIN ÜSTÜNE BENİM YAZDIĞIM YAZILARI, ÇEKTİĞİM FOTOĞAFLARI VE KODLARIMI KOYABİLİR. GERİSİNE KARIŞMAK ONUN VE HATTA SİZLERİN NE HADDİNE NE DE YETKİSİNDEDİR. EĞER BU YAZILARIN KATALOG SUÇLARDAN BİRİNİ Kİ ONLAR ÇOCUK PORNOSU, İNTİHARA TEŞVİK, KUMAR, VS… İÇERDİĞİ DÜŞÜNÜLÜYORSA MAHKEMEYE ŞİKAYETTE BULUNULUR, MAHEME KALDIR DER.  TİB KARARI İÇERİK SAĞLAYICI YA DA SERVİS SAĞLAYICI YA DA ERİŞİM SAĞLAYICIYA ULAŞTIRIR.

BİR SERVİS SAĞLAYICI BENİM YAZILARIMA KARIŞIP ZATEN BUNUN BAŞLIĞINDA TİB’İN VERDİĞİ KELİMELER DE GEÇİYOR DEYİP BENİM SİTEMİ YAYINDAN KALDIRIRSA O SERVİS SAĞLAYICIDAN ŞU ANA KADAR İNTERNETTEN KAZANDIĞIM EN BÜYÜK PARAYI KAZANIRIM. MAHKEMENİN İZNİ OLMADAN TİB BENİM BİR SİTEMİ KAPATTIRMA GİRİŞİMİNDE BULUNURSA GERÇEKTEN SIKICI DÜNYAMIZA YENİ BİR RENK VE HEYECAN KATARIZ. BUNU AYNI TİB’İN SÖYLEDİĞİ GİBİ “TEDBİR AMAÇLI” DİLE GETİRİYORUM.

Bir yanlış yapıldı ve o yanlıştan dönüldü diye okuyorum yazılanları. Ama ağızdan kaçanları biz yanlış söylemedik onlar yanlış anladı garipliğine getirirse birileri, her seferinde, ama kalın harflerle ama ince harflerle seve seve cevap vermeye hazırım.

Evet ben maksatlı yayın yapıyorum

Sansür konusunda sitenin açıldığı Aralık 2010 tarihinden bu yana aklımın yettiği sitenin izin verdiği ölçüde yazılar yazdım. Sabahtan akşama kadar Türkiye’nin 250’den fazla yaygın gazetesinden haber taradım. Bu konuda çıkan yazıları okudum. BTK’nın kamuoyuyla paylaştıklarını, filtrelemenin esaslarını, bundan etkilenen şirketlerin sözlerini dinledim. Bu alanda yazdıklarımız ses getirmeye başladıktan sonra devlet büyüklerimiz, başkanlarımız televizyon programlarına çıkarak maksatlı yayın yapan siteler var dedi. Evet o site benim. Evet ben maksatlı yayın yapıyorum.

Ben maksatlı yayın yapıyorum çünkü 1923’te başlayan demokrasi maceramız daima küçülerek önümüze geldi. Demokratikleşme imkanları internet ve benzeri araçlarla arttıkça daha çok demokrasiden uzaklaşmaya başladık. Ben o demokratliktan uzaklaşılmaması maksadını güdüyorum.

Ben maksatlı yayın yapıyorum çünkü benim 10 yaşındaki oğluma serbestçe düşünebileceği, kendini ifade edebileceği, her şeyi sorgulayacağı, biat kültüründen uzak bir dünya bırakmak istiyorum.

Ben maksatlı yayın yapıyorum çünkü konu hakkında doğal olarak bilgi birikimi olmayan gazetecilerin karşısına çıkarak onları yanlış noktalara yönlendirmeye çalışan devlet büyüklerinin söylediklerinin aslında ne olduğunu görüyor ve bunları halkla paylaşmak istiyorum.

Ben maksatlı yayın yapıyorum çünkü kimi meslektaşlarımızın söz söyleme özgürlüğünün önü kapanıyor. Söyleyemediklerini yazdığımda teşekkür ve destek alıyorum. Onlar herkesin sandığı gibi yandaş değil sadece elleri kolları yaşam şartlarıyla bağlı.

Ben herkesin maksadını anlamakta zorluk çekiyorum. Neden her şeyden bu kadar çok korkuluyor, neden bu kadar yasak getirilmeye çalışılıyor, neden hep bir şey söylemek isteyen engelleniyor?

Eğer bu şekilde yazılar yazdıkça üstümüze salınan bu güruhun sayısı artarsa, bu yazıları yazdığımız için bizi vatan haini ilan eden devlet büyükleri üstüme gelmeye devam ederse buradan beyan ve taahhüt ediyorum, maksadımı aşacağım.

BTK’nın (bana gönderemediği) resmi açıklaması ve yorumları

———- Forwarded message ———-
From: Güleser AYKARA
Date: 2011/4/28
Subject: TİB tarafından Yer Sağlayıcılara gönderilen bilgilendirme amaçlı e-posta içeriği hakkında;
To:

Değerli arkadaşlarım,

ihbar merkezimize gelen şikayetlerde ve uzmanlarımız tarafından tespit edilen kullanıcı şikayetlerine neden olan bazı alan adlarına ilişkin listelerin hazırlanarak, Web barındırma hizmeti sunan yer sağlayıcı firmalara gönderilen listelere ilişkin olarak bir duyuruyu dikkatlerinize sunuyorum. Daha önce de bu tür bilgilendirmeler yapıldı. Büyük kapasiteli yer sağlayıcı firmalar Kurumumuzdan bu şekilde destek talep etmektedirler ve zaman zaman listeler gönderilmektedir. Sanırım bir yanlış anlaşılma var bazı kelimelerin yasaklandığına dair. Bültenimizde de açıklamaya çalıştığımız gibi herhangi bir kelimenin yasaklanması söz konusu değil.

İyi günler,
Sevgi ve saygılarımla
Güleser Aykara

BTK Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri

*BASIN BÜLTENİ*
*Yer Sağlayıcılara gönderilen bilgilendirme amaçlı e-posta içeriği hakkında*;
*Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Telekomünikasyon İletişim Başkanlığından Kamuoyuna Duyuru*

*Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Ankara, 28.04.2011*

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığınca vatandaşların yoğun şikayetlerine konu olmuş alan adları ve içeriklerinden hareketle tespit olunan bir kısım sakıncalı kelime grupları, hosting hizmeti yapmakta olan yer sağlayıcılara bilgi amaçlı olarak bildirilmiş ve bu kelimelere içeriklerinde yer verilen alan adları ile ilgili tedbir alınması talep olunmuştur.

Bu içerikleri barındıran İnternet sitelerinin 5651 sayılı Yasanın 8. maddesinde yer verilen katalog suçlar ile ilgisi kapsamında yetkililerince
gözden geçirilmesi ve suça aracılık edilmemesi amacına matuf olarak tarafımızca gerçekleştirilen bildirimden ibarettir.

5651 sayılı yasa kapsamında yer sağlayıcılara I numaralı anahtar kelime grubunun geçtiği alan adlarının barındırılmaması, II numaralı anahtar kelime grubunun alan adından ve III numaralı anahtar kelime grubunun ise içerikten kontrol edilerek gerekli önlemlerin alınması amacıyla gerçekleştirilen bildirimden ibarettir.

Bu sözcüklerle ilgili yasaklama söz konusu olmayıp,  yer sağlayıcıların katalog suçlardan birini işleyen siteleri tespit etmelerini kolaylaştırmak
için sunulmuş anahtar sözcüklerden ibarettir.

Bu haberi ilk yazan, en çok yayan kişi olarak bana gönderilmemiş açıklamayı okura olan sayfımdan yayımlıyorum. Beni tanıyorlar yazdığımı da biliyorlar ama bakış açısı buraya kadar.

Bu açıklamaya karşı benim söyleyebileceğim şey şu: Açıklama yazılırken sanılanın aksine bu ülkenin insanları aptal değil. Sebeplerini maddelerle sıralayalım ki anlaşılması kolay olsun:

1. Eğer birinin tedbir almasını istiyorsanız ona “ilgili kanun ve yönetmeliğe aykırı içerik bağlamında değerlendirilebilecek kelime gurupları verilmiştir. Bu kelime guruplarını barındıran içeriklerin çıkarılması ile ilgili alan adlarının hizmetine son verilmesi ve son durumun mail ile tarafımıza iletilmesi gerekmektedir. Bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda ilgili CEZAİ müeyyideler ile karşı karşıya kalınabileceği unutulmamalıdır” mı dersiniz? Mesela “emniyet kemerini kullanmazsan ehliyetini iptal ederim” cümlesi bir tedbir cümlesi midir?

2. “Tarafımızca gerçekleştirilen bildirimden ibarettir” demek gerçekten mantıklı mıdır? Bu kelimeler kötü kelimelerdir aman bilginiz olsun mu demektedir elektronik posta? Eğer bu sadece bir bildirimse neden içinde cezai müeyyideler büyük harflerle “hatırlatılmaktadır”?

3. I numaralı kelime grubu alan adı içinde barındırılmasın diyorsunuz. Yani beSIKtas kelimesi kesinlikle yasak. Yani bu bir sade bildirim değil. Yani bu kelimeleri kesinlikle istemiyorsunuz. Bunu teyidetmiş oldunuz. II numaralı kelime grubunu alan adında kontrol edeceğiz diyorsunuz. Yani BALDIZ ve HİKAYE kelimesi sakıncalı ve alan adında bunu kontrol edeceğiz. Diyelim ki geçiyor. Kontrol ettik ve bulduk. Bunu kalır demiyor musunuz? Öyle spor olsun diye mi kontrol edeceğiz? Gerekli önlemleri almak ne demek? Kaldır demek değil mi? III numaralı kelime gruplarını içerikten kontrol edeceğiz. Ve? Sonra ne yapacağız?

4. Yasaklama söz konusu değil deniyor. Ama servis sağlayıcılara gönderilen elektronik posta ve düzeltme maili bunun net bir şekilde tersini söylüyor. Gönderilen elektronik posta her açıdan yanlıştır. “Biz öyle demedik” yerine özür dilenmeliydi.

Sansürden sonra Beşiktaş alan adı olamayacak!

Daha önce yazdığımız (1, 2) iki yazının ardından sitelerin nasıl etkileneceğini araştıralım.

Alan adları içinde xn harflerinin kullanılması da yasaklanmış. Bu harfler yasaklanınca uzun zaman Türkiye’de kullanılması için bakanların önayak olduğu, içinde ıv e ğ gibi Türkçe karakterlerin geçtiği Türkçe alan adları barındırılamaz hale geliyor.

Konuyla ilgili konuştuğumuz, alan adı satışı ve kurumsal / bireysel barındırma hizmeti sağlayan Ontek firmasının sahibi Murat Deligöz, bu gönderilen maddeyle yaşamalarının çok da mümkün olmadığını söyledi. Deligöz kendi hazırladıkları teknolojiyle 1.8 milyon internet sitesini hemen soruladıklarını, gelen yönetmelikle bunların 90 bininin hemen bugün kapatılması gerektiğini vurguladı.

Bu alan adları incelendiğinde gerçekten de internetin bütünlüğüne zarar veren yasaklamaların yaşanacağı dikkate çarpıyor. Örneğin içinde Beşiktaş geçen hiçbir alan adı içindeki üç harf yüzünden kullanılamaycak. Bu alan adlarından birkaçının örneğini vererek aslında olayın ne kadar kötü bir duruma bizi getireceğini dikkatlerinize sunalım.

Degisikmezeler.com – herkesokusundiye.com – sokmarket.com – bayramcikolotasi.com – bilgisayarakademisi.com – sanaldestekunitesi.com – tiklayarak.com – donanimalani.org – bakireklam.com – citirkurabiyem.com – kredikartiborcunubitir.com – burcunubil.com – globaldizayn.org – casperminishop.net – anlayarakokuma.com

Yasak kelimesini yasaklayan “akil” devlet

Devletimizin servis sağlayıcılara alan adları içinde geçmemesi gereken kelimeler listesi gönderdi, biz de bunun haberini yaptık. Şimdi gelin bu kelimelerin neler olduğunu, neden sansürlenmemesi gerektiğini birlikte inceleyelim. Belki birileri olaya daha akil bir biçimde bakmak ister ne dersiniz?

Bu kelimelerin içinde gerçekten küfür sayılan kelimeler bulunurken aslında sakıncalı kelimelerle uzaktan yakından alakası olmayan kelimeler de bulunuyor. Bu kelimeler üç ana grupta toplanmış. Birinci ve ikinci grup içeriği ne olursa olsun alan adının içinde geçmemesi gereken kelimeler, üçüncü grup ise başlıkta bu kelimeler geçiyorsa mutlaka incelenmesi gereken ondan sonra barındırılmasına izin verilen kelimeler. Birinci grup kelimeleri burada herhangi bir filtrelemeye takılmaması adına buraya yazmıyoruz.

İkinci grup gerçekten de masumiyet içeren kelimelerden oluşuyor. Baktığımızda şu kelimeleri ahlaka aykırı saymak için gerçekten hasta ruhlu biri olmanız gerektiği ortaya çıkıyor. Gelin her kelimenin aslında neler kapsayabileceği konusunda bir çalışma yapalım birlikte:

31: Örneğin 18975431.com gibi bir adresin barındırılması mümkün olmayacak. Çünkü içinde mastürbasyon çağrıştıran 31 kelimesi geçiyor.

Adrianne: Bu bir isim. Bir ismin nasıl olup da yasaklı bir kelime haline geldiğinin anlayabilmemize imkan yok.

Animal: Hayvan demek. İngilizce bir kelime. O kadar masum ki… Evet hayvanlarla seks yapan bir takım sapıkların internet siteleri var fakat bu kelimenin geçtiği bir siteyi kesin olarak barındırmayın demek örneğin animalplanet.com isimli televizyonlarımızda gösterilen belgesel kanalının Türkiye’de internette gösterilememesi anlamına geliyor.

Baldiz: Baldız kelimesi eşimizin kız kardeş ya da ablası anlamına geliyor. Bu kelimeyle ne alıp veremediğimiz olur? Acaba bu kuralı koyanların bu konuda ne gibi bir sorunu var? Bunu ancak Freud yaklaşımlı bir uzman çözebilir.

Buyutucu: Gerçekten korkunç bir kelime. Büyütücü… Müthiş zarar verebilir gerçekten gençlerimize. Örneğin Ülker ürünlerinden çocukları büyütücü bir süt filan çıkarsa bu sitenin barındırılması imkansız hale gelir.

Ciplak: Çıplak, yani giyinik olmayan. Evet bu sitenin barındırılması ükede büyük infial yaratabilir.

Citir: Çıtır, gevrek. Bir bisküvi markası da olabilir, her gün evimize aldığımız nimet olarak tanımladığımız taze ekmek de… Bu yüzden eve ekmek almamızı da engelelyeecekler mi acaba?

Escort: Bir araba markası var böyle Ford Eskort… Bu arabanın internet sitesi artık ülkemizde barındırılamayacak.

Etek: Bu bir giyecek. Muhtemelen bu kanun maddelerini hazırlayanların annesi, karısı, kızı, teyzesi halası, babaannesi ve sülalesindeki tüm kadınlar bunu giyiyor. Ne giysinler peki etek giymeyeyip? Çıplak da dolaşamıyorlar, ona da izin verilmiyor? Ya çarşaf giyecekler (ki bu bakış açısıyla hiç de fena fikir gibi gözükmüyor) ya da pantolon…

Fire: Ateş demek. Veya fire vermek, eksiltmek… Adı firefox olan bir internet tarayıcısı var. Bunu da mı yasaklayacağız? Bu site de mi gelemeyecek Türk internet sınırlarından içeri?

Firikik: Futbol terimi. Serbest atış. Maç seyrederken bu insanlar gerçekten serbest vuruş anlarında tahrik mi oluyorlar? O zaman ligi de yasaklayalım. LigTV maçlarını kırmızı noktayla yayınlasın ne dersiniz?

free: Ücretsiz demek. Bedava… Hangi akla hizmeten bu kelimenin geçmesini engelleyebilirsiniz. Yurt dışına ücretsiz ürün göndermek için free kelimesini kullanmak isteyen KOBİ’nize bunu nasıl anlatacaksınız? O KOBİ size gülmeyecek mi? Size itiraz etmeyecek mi? İçiniz rahat edecek mi internette ücretsiz seks arayan insanları engellemek için bütün ücnretsiz şeyleri yasakladığınızda?

got: Evet bu kelimenin sesli harfinin üstüne nokta koyduğunuzda oturma organımızı çağrıştırıyor. Ama Got kelimesi ingilizce get, sahip olmak fiilinin geçmiş zaman veya pasif olarak çekimli hali. O kadar çok kullanılıyor ingilizcede o kadar çok geçiyor ki… Bunu sadece akil olan değil İngilizceye de hakim olmayan biri önermiş olmalı. Sansürcülerin başına da İngilizce bilen birilerini öneriyoruz.

hatun: Kadın demek. Neden kadın kelimesini yasaklamıyorsunuz? Nene Hatun, ülkemizin en önemli sembollerinden biri. Onu yasaklayabileceğiniz aklınıza gelmedi mi? Bizim geçmiyşimize yön veren bir kadın hakkında açılacak siteyi yasaklamış olmak kendinizi kötü hissettirmiyor mu?

haydar: Bu bir isim. Türk ismi. Haydar Haydar diye bir şarkı var. Ben ki çok internet sitesi dolaşırım. Çocukluğumdan bu yana gelen gerçekten geniş bir küfür arşivim var. Ama Haydar ismini seks ya da küfür çağrışımlı hiçbir şeyin içine koyamadım. Koyan kişinin tandanslarını incelemek ve çocukluğunu dinlemeyi gerçekten çok isterim.

hayvan: E tabi Animal kelimesini yasaklayınca hayvan kelimesini yasaklamamak olmazdı. Ne de olsa İngilizce ile Türkçe arasında ayrım yapılmamalıydı. Adında hayvan kelimesi geçen o kadar çok çocuk kitabı var ki… Ben çocuğuma bunları okuturken bilmeden büyük bir sapıklık yapmışım meğer…

hikaye: Ama oldu mu? Hikaye? Öykü? Bunda nasıl bir kötü çağrışım buldunuz? Hikaye kelimesini nasıl yasaklarsınız? Çocuğunuza hiç hikaye kitabı almadınız mı? Anneniz babanız size hiç hikaye kitabı almadı mı? Çocukken hikaye kitabı okurken herhangi bir biçimde bir kıpırdanma mı hissetiniz?

homemade: Ev yapımı demek. Evde yapılan şeyler mi gücünüze gitti? Evde sadece o düşündüğünüz şey mi yapılıyor? Biz evde televizyon da seyrediyoruz mesela, oturup konuşuyoruz. Çocuk yetiştiriyoruz. Yemek yiyoruz. Ev yapımı kelimesi neden bu kadar gerdi sizi? Gerçekten kuzum ne yapıyorsunuz siz evinizde?

hot: Sıcak demek. Neskafe, çay, türk kahvesi… Sıcak bir banyo, çorba, ekmek… Soba, kalorifer, hava… Eğer bu kelimeden içi gıcıklanan varsa hayat onun için gerçekten zor olmalı. Sadece internetten bu kelimeyi çıkararak kurtulmaları imkansız. Bir de internetin en meşhur elektronik posta adresi var: Hotmail! Demek ki Microsoft bitti. Artık Türkiye’de Hotmail.com.tr barındırılamayacak. 10 milyon kşi mi etkilenecek bundan? Daha mı fazla? Microsoft buna cevap verebilir.

itiraf: İtiraf dünyada en yaygın olan dinlerden birinin ana ibadet alanlarından biri. Müslümanların oruç tuttuğundan fazla itiraf mekanizmasını kullanıyor katolik hıristiyanlar. Siz onların itirafını nasıl engellersiniz acaba?  Merakla bunu engelleyeceğiniz günü bekliyorum. Amerikalılar oruç ya da namaz gibi kelimeleri yasaklasaydı ne düşünürdünüz? Haydi cevap verin.

liseli: Zaten bu kelimenin yasaklanmasıyla niyetler belli oluyor. Ya sizin çocuklarınız liseye gelecek kadar zeki değil veya liseyi atlayıp direkt üniversiteye gidecek kadar zekiler. Arası yok. Liseli kelimesinden ne istediniz? Bir manyak liseli diye internet sitesi açtıysa siz liseli kelimelesini tamamen hayatımızdan nasıl çıkarırsınız? Bu nasıl bir çılgınlık?

nefes: Nefes bu ya. Soluk… Hayatın en önemli unsuru. Yaşarken en çok yaptığımız şey. Dini çağrışımları seksi çağrışımlarından daha çok. (Dinde nefes kelimesinin ne ifade ettiğini soranlara din kültürü ve ahlak bilgisi dersi verebilirim. Din kültürü badem bıyık bırakıp çok namaz kılmakla gelmiyor)

nubile: Bu bir kelime bile değil. Bunun yanında mktiealmkuieaülmku kelimesini de yasaklayın. O da anlamsız. Ülkemde nusbile kelimesini internet sitesi açmak için zorlayan insanlarla da tanışmak isterim. Bunu seksi çağrışımlar adına kullanmak isteyenler daha komik.

sarisin: İşte zurnanın zırt dediği yer. Aklın bittiği tükendiği yer. Sarışın olanlara yapılmış en büyük hakaret. Bunu önerenlerin insanlığından utanması, gidip bir deliğe girip saklanması gerekiyor.

sicak: Bu konuda söyleyeceğim her şeyi hot kelimesi için söylediğimi düşünyorum. Allah akıl fikir versin diyorum.

sisman: Ben şişmanım. Ne demek istediniz size bana şimdi? Neden yasakladınız bu kelimeyi? Bakan da şişman dedi, sonra obez diye düzeltti. Bakanımızı da kapatabilecek misiniz? Gidin işinize…

yasak: Yasak kelimesini yasaklayarak sansürün önüne geçmeyi mi planladınız acaba? Yasaklayacağınız siteleri içinde yasak geçemeyen bir alan adıyla mı tanıtacaksınız? Ne’niz var kuzum?

yerli: Gerçekten on numara… Yerli MALI…

Devlet sansürü yüzüne gözüne bulaştırdı

Devletimiz şimdiye kadar internet konusunda birçok şeyi yanlış yaptı. Ama hiç bu kadar şaşırmamıştı. Türkiye’deki erişim sağlayıcılara BTK kanalıyla gönderilen bir elektronik postayla içinde bazı kelimelerin geçtiği internet sitelerinin hostinginin, yani barındırılmasının yasaklanması konusunda karar alındığı, bu kararla birlikte eğer alan adının içinde bu kelimelerin geçtiği sitelerin barındırılması durumunda servis sağlayıcının ceza alacağı belirtildi.

Gönderilen elektronik postanın sebebi konusunda şu açıklamaya yer veriliyor:

Buna göre barındırdığınız alan adlarında İlgili kanun ve yönetmeliğe aykırı içeriklerin bulunmaması gerekmektedir. Aşağıda İlgili kanun ve yönetmeliğe aykırı içerik bağlamında değerlendirilebilecek kelime gurupları verilmiştir. Bu kelime guruplarını barındıran içeriklerin çıkarılması ile ilgili alan adlarının hizmetine son verilmesi ve son durumun mail ile tarafımıza iletilmesi gerekmektedir. Bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda ilgili CEZAİ müeyyideler ile karşı karşıya kalınabileceği unutulmamalıdır.