Çin’i alan dünyayı alır

Araştırma şirketi Canalys’in hazırladığı rapora göre, Çin’de akıllı telefon pazarı, 2021 yılının ikinci çeyreğinde sevkiyatların geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17 daralması nedeniyle 74,9 milyon adede düştü. Raporda yerel akıllı telefon üreticisi Vivo’nun nisan-haziran döneminde 18,2 milyon adetlik satışla liderlik koltuğuna oturduğu belirtiliyor. Vivo’yu ise 16 milyon adetle Oppo izliyor.

Sevkiyatlar açısından Huawei’yi geçen diğer bir Çinli marka olan Xiaomi üçüncü sıraya yükseldi. Xiaomi, aynı dönemde Söz konusu dönemde 12,6 milyon adet sevkiyat yaparak üçüncü Apple, 7,8 milyon adet sevkiyatla dördüncü oldu.

Canalys tarafından yapılan açıklamada, Huawei’nin yedi yıldan uzun bir süredir ilk kez iç pazarda akıllı telefon üreticileri arasında ilk beşe giremediğine vurgu yapıldı. Canalys Araştırma Analisti Amber Liu, “Akıllı telefon markaları, Huawei’nin gerilemesinden faydalanmak için birbirleriyle sert şekilde rekabet ediyorlar ve proaktif olarak kanal kaynakları elde edip yeni hedeflenen ürünleri piyasaya sürüyorlar” diye konuştu.

Liu, ayrıca 5G akıllı telefon yükseltme dalgasının azalmaya başlayacağını, çünkü tüketicilerin büyük bir bölümünün en yeni şebeke nesline geçmiş bulunduğu dile getirdi. Verilere göre yılın ilk yarısında Çin ana karası 2019 yılının aynı dönemine göre yüzde 9,9’luk düşüşle 167 milyon adet akıllı telefon sevkiyatı yaptı.

Canalys’in Mobilite Başkan Yardımcısı Nicole Peng, 2021’in ikinci yarısı için halen olumlu sinyaller olduğunu düşünüyor. Canalys’e göre ilk beş satıcının toplam pazar payı, Huawei’nin başı çektiği geçen yılın ikinci yarısında yüzde 95 iken 2021’de yüzde 82’ye düştü. Nicole Peng, yeni rekabetçi ortamda çeşitlilik ve rekabetin Çin pazarını canlandıracağına inanıyor.

Reklamların yüzde 70’i dijitale kayıyor

Araştırma şirketi Gartner tarafından pazarlama yöneticilerinin stratejik öncelikleri üzerine gerçekleştirilen araştırmaya göre, 1,7 trilyon dolarlık hacme sahip küresel reklam endüstrisinde reklam bütçelerin yüzde 50’den fazlası dijital platformlara harcanıyor. Perakende, finansal hizmetler, medya, seyahat ve konaklama gibi sektörlerden 430 pazarlama yöneticisinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırma, yöneticilerin yatırım kararları alırken dijital pazarlamaya öncelik verdiklerini gösteriyor. 

Taht açık ara dijitalin

Tüketici tarafında dijital platformlara yönelik artan talep geleneksel platformların zemin kaybetmesine neden oluyor. Araştırmaya katılan pazarlama yöneticileri, pazarlama bütçelerinin yalnızca yüzde 9’unu geleneksel pazarlamaya ayırdıklarını ifade ediyor. Dijital kanallara yapılan yatırımlar ise toplam pazarlama bütçelerinin yüzde 72’sini oluşturarak pazarlama yöneticilerinin öncelikli yatırım alanları arasında bulunuyor.

Son 10 yılda büyüme hızı arttı

Dijital pazarlama endüstrisinin son 10 yılda hızlı şekilde büyüdüğünün altını çizen dijital performans ajansı EG Bilişim Teknolojileri CEO’su Gökhan Bülbül, “Küresel pazardaki büyüme beklentileri, dijital pazarlama ve sosyal medya reklamcılığı harcamalarındaki artışla destekleniyor. Dijitalin 2024’e kadar reklam pastasının yüzde 70’ini oluşturacağı öngörülüyor. Dijital alan her zamankinden daha kalabalık. Bu alanda fark edilir olmak için dijital pazarlamadan faydalanan markalar, rakipler arasında parlıyor. EG Bilişim Teknolojileri olarak, eksiksiz bir dijital pazarlama hizmeti sunarak marka bilinirliğine, daha geniş kitlelere seslenmeye ve büyümeye katkıda bulunuyoruz.” ifadelerini kullandı.

Youtube’un video trendleri ve bazı gerçekler

Youtube enteresan bir video trendleri raporu gönderdi. Önce ona bakalım:

YouTube’un Kültür ve Trendler (Culture & Trends) ekibi 2020-2021 döneminde yükselen yaratıcı trendleri ve bu trendlerin videonun geleceğini nasıl etkileyeceğini ortaya koyan özel bir rapor hazırladı. Cannes Lions 2021 etkinliğinde duyurulan raporun bulguları, tüm dünyadan yüzlerce videonun analizine, 20’den fazla ülkede Ipsos tarafından yapılan anketlere ve endüstri uzmanlarıyla yapılan görüşmelere dayanıyor.

Rapordan dikkat çeken bulgular

YouTube Kültür Trendleri Raporu, görüntüleme, içerik biçimleri ve yaratıcılığın rotasını anlamak için en son video trendlerine ve analizlerine odaklanıyor.

●     Rapor, canlı ve eşzamanlı izlemenin, insanların bir topluluğun parçası olma ve bağlantıda olma hissi kazanmalarına yardımcı olduğunu ortaya koyuyor:

○   İnsanların yüzde 85’i geçen 12 ay içinde birliktelik duygusu yaratan bir canlı yayın izledi.

○   2020 yılında “Benimle” videoları gibi eşzamanlı içerikler tüm dünyada 2 milyardan fazla kez izlendi. 

○   Başkaları ile aynı odada TV ekranında YouTube içeriği izleyenlerin oranı yüzde 67.

○   İnsanların yüzde 79’u başkalarıyla birlikte YouTube seyrederken daha derin bağlantılar kurduklarını söylüyor.

●      Genel ve özel alanlar arasındaki sınırlar ortadan kalkarken, izleyiciler daha ‘ilgili’ içerikler istiyor.

○   İnsanlar, içerik üreticilerinin sahici benlikleriyle var oldukları ve kendileri için önemli olan konular hakkında konuştukları, izleyicilerle daha derin bir bağlantı kurdukları YouTube’da daha çok  ilgili içerikler arıyor ve bu içeriklerle daha fazla etkileşim kuruyor.

○   Örneğin bu ilgili formatlar, satrancın yeniden markalaşmasına da yardımcı oldu. Satrançla ilgili içeriklerin izlenmesinde geçen yıl dünya çapında %100’ün üzerinde artış oldu. 

○   Ek olarak, insanların %82’si ayda en az bir kez bir şeyi nasıl yapacaklarını öğrenmelerine yardımcı olacak videolar izledi. 

●      Dijital video, halihazırdaki görsel-işitsel kuralların ötesine geçiyor ve giderek daha deneyimsel bir hale geliyor.

○   ASMR (autonomous sensory meridian response) videoları ilgi çekerken, video podcast’ler (İnsanların yüzde 51’i son 12 ayda en az bir video podcast izledi)  ve ses öncelikli ya da oyunlardakine benzer sinematik birinci şahıs videoları gibi diğer duyusal formatlar ortaya çıktı.

○   Örneğin, Minecraft oyunundaki “Dream SMP” (survival multiplayer) sunucusunun videoları, Mayıs 2020’den itibaren 1 milyardan fazla izlenme ile son altı ayın en popüler eğlence fenomeni haline geldi.

○   Video ‘meme’ ve trendlere katılımcı olmak, aynı zamanda popüler ve sürükleyici bir sosyal eğlence biçimi haline gelmiş durumda. Güney Afrika‘da başlayan ve İsveç’teki sağlık çalışanları arasında bir hit haline gelerek 600 milyonun üzerinde izlenen Jerusalema challenge gibi dans trendleri büyük ilgi topladı.

Türkiye’den öne çıkan trendler

●      Raporda yer alan Ipsos verilerine göre;

○   Türkiye’de görüşülen katılımcıların yüzde 92’si son 12 ayda en az bir canlı yayın izledi.

○   Son 12 ayda online video içeriği izleyenlerin oranı yüzde 92, online video içerik paylaşanların oranı ise yüzde 80.

○   Katılımcıların yüzde 63’ü insanlarla iletişim kurmak için ayda en az bir kez video izliyor.

○   Yüzde 92’si öğretici içeriğe sahip videoları ayda en az bir kez ya da daha fazla sıklıkta izliyor.

○   YouTube içeriğini TV üzerinden ayda en az bir kez başkalarıyla birlikte aynı odada TV üzerinden izleyenlerin oranı yüzde 73.

Etkileşimli bir video formatında paylaşılan raporun tamamına http://yt.be/trendsreport adresinden ulaşılabiliyor.

Sonra diyelim ki Youtube bu kadar videonun artışını sağladıktan sonra acaba şu konularda neler yapıyor:

Acaba Youtube içerikçiye verdiği reklam ücretiyle aldığı reklam ücreti arasında nasıl bir fark yaşıyor? Yani bir firma 1.000 TL reklam verince bunun kaç lirası videoyu oluşturmak için kendini paralayan insanların cebine giriyor? 500 mü? 10 mu?
Acaba Amerika’da 100 video gösteren adamla Türkiye’de 100 video gösteren adamın cebine aynı para mı giriyor?
Acaba bu video yanlış şeyler çağrıştırıyor bu bizim standartlarımıza aykırı dediği şeyler ABD, AB ve Türkiye’de birbirinin tıpatıp aynısı mı? Yani standartlar evrensel mi günlük mü?

Bunlara cevap bulursak süper olur…

Kırsala hızlı internet uydudan gidebilir

Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER), geçtiğimiz günlerde Almanya’nın kırsal bölgelere uydudan genişbant internet sağlanması için duyurduğu destek programının ülkemiz için de faydalı bir model olabileceğine dikkat çekiyor. Genişbant uydu internetin Türkiye’nin dijitalleşme seviyesine önemli bir katkı sunacağını ve altyapı oluşturma gerektirmediğinden tüm sürecin daha hızlı ilerleyebileceğini vurgulayan TELKODER; öğrenciler, girişimciler, KOBİ’ler ve çiftçiler için bu projenin önemli olduğuna dikkat çekiyor. 

Geçtiğimiz günlerde SpaceX’in kurucusu Elon Musk’ın Almanya ziyareti sonrası Almanya Federal Ulaştırma ve Dijital Altyapı Bakanı Andreas Scheuer, kırsal kesimin SpaceX Starlink Genişbant hizmetine erişmesi için 500 €’luk bir destek programı oluşturmayı planladıklarını açıkladı. Avrupa Komisyonu’nun, AB’deki konumları ne olursa olsun tüm vatandaşlar için genişbant bağlantısını en üst düzeye çıkarma hedefini de destekleyen bu adımla Almanya, 10 Mbps’nin (saniyede 10 megabit) altında yavaş internet hızına sahip kırsal haneleri 500 €’luk bir kuponla sübvanse ederek ülke çapında yaklaşık 200 bin haneye genişbant internet sunmayı hedefliyor. Hızlı ve bürokratik olmayan bu yolla ülkenin dijitalleşme seviyesinin katlanarak artması bekleniyor. 

“Ülkemizin geleceği için uydu internetin sağlayacağı faydalar bir an önce fark edilmeli” 

TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Halil Nadir Teberci: “Ülkemizin dijitalleşebilmesi, dijital ekonomiden payını alabilmesi için tüm vatandaşlarımızın uygun maliyetli ve yüksek hızlı internete erişimini sağlamamız gerekiyor. Bugün, eğitimden finansa kadar hayatımızda kritik bir öneme sahip internete hala ulaşamayan bölgelerimiz bulunuyor. Pandemiyle birlikte özellikle kırsal kesimlerde internet erişiminin olmadığı ve bu durumun gerek ülkemiz içinde gerekse ülkemiz dışında önemli bir dijital uçurum yarattığını gördük. Ülkemizde fiber altyapı yatırımları maliyetler, çeşitli engellemeler ve sorunlar nedeniyle yeteri kadar ilerleyemiyor. Bu açığımızı daha hızlı ve altyapı gerektirmeyen uydudan sağlanan genişbant internet hizmetiyle giderebiliriz. Ülkemizin geleceği için uydu internetin sağlayacağı faydalar bir an önce fark edilmeli ve geç kalınmadan adımlar atılmalı. Çiftçilerimizin, kırsal kesimlerdeki öğrencilerimizin, kırsal kesimde kalarak yeni girişim modelleri hayata geçirmek isteyen gençlerimizin internete ulaşımını sağlamamız, Almanya’da ve Avrupa ülkelerinde olduğu gibi uydu internet alabilmeleri için destek paketleri sunmamız gerekiyor.” diyor.

TELKODER önerilerini şöyle sıralıyor;

  • 11 Haziran 2016 tarih ve 29739 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan Elektronik Haberleşme Sektörü Yetkilendirme Yönetmeliği’nde yapılan değişiklik ile uydu üzerinden elektronik haberleşme hizmeti sunan işletmecilere, Haziran 2018’e kadar “kullanıcılarına ait trafiği Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde kurulmuş uydu yer istasyonları üzerinden geçirme yükümlülüğü” getirilmiştir. Yönetmelik değişikliği ile varılmak istenen amaca ulaşılabilmesi ve internet trafiğinin tüm düzenleme gerekliliklerinin yerine getirilerek internet erişiminin Türkiye’den sağlanabilmesi için farklı çözüm yöntemleri oluşturulabilmektedir. Dolayısıyla, düzenleme ile varılmak istenen amaca başka teknik imkânlar ile ulaşılması mümkündür. Bu nedenle, ülkemizde uydu haberleşme hizmetlerinin gelişmesinde karşımıza en büyük engellerden bir tanesi olarak çıkan uydu yer istasyonu kurma yükümlülüğü kaldırılmalıdır. 
  • Uydu genişbant internet hizmeti, haberleşme uyduları aracılığıyla yapılan yüksek hızlı bir internet bağlantısı sağlıyor. İnternet bağlantısı olmayan veya altyapısı çok zayıf olan bölgelerde yaşayanlar için genellikle tek çözüm olarak karşımıza çıkyor. Avrupa’da birçok GEO, MEO ya da LEO’da hizmet veren uydu şirketleri en ücra bölgelere dahi internet hizmetinin ulaştırılmasını sağlayan çeşitli hizmetler sunuyor. Günümüzde uydu genişbant internet hizmeti ile kırsal bölgelere kalıcı ve hızlı bir şekilde internet hizmeti verilebilecek. Almanya örneğinde olduğu gibi ülkemizde de Türksat kapasitesi kullanımı zorunlu olmadan, uydudan genişbant hizmeti alacak abonelere ihtiyaç duyulan desteğinin verilmesi ya da evrensel hizmet fonunun bu destek için kullanılması büyük önem taşımaktadır. Bu projelerin, ancak istenilen her işletmeciden alınabilecek şekilde planlanmasıyla ülkemiz için çok daha ucuz ve hızlı şekilde neticeleneceği unutulmamalıdır.

Xiaomi dünya üçüncülüğünü korudu

Merkezinde Nesnelerin İnterneti (“IoT”) platformu ile birbirine bağlı akıllı telefonlar ve akıllı donanımlar bulunan bir internet şirketi olan Xiaomi Corporation (“Xiaomi” veya “Grup”; Hisse Senedi Kodu: 1810), 31 Mart 2021 tarihinde sona eren 2021 yılının ilk üç ayını içeren denetlenmemiş konsolide sonuçlarını açıkladı.

Xiaomi’nin 2021 yılının ilk çeyreğindeki toplam geliri ve düzeltilmiş net kârı pazar beklentilerinin üzerinde çıktı. Xiaomi’nin toplam geliri bir önceki yılın aynı dönemine göre %54,7 artış göstererek 76,9 milyar RMB’ye ulaştı. Düzeltilmiş net kârı ise piyasa beklentilerinin üzerine çıkarak bir önceki yılın aynı dönemine göre %163,8 artarak 6,1 milyar RMB oldu. 

2021 Yılının Birinci Çeyreğinde Öne Çıkan Rakamlar:

  • Toplam gelir, yıllık %54,7 artışla 76,9 milyar RMB’ye ulaştı
  • Brüt kâr, yıllık %87,4 artışla 14,2 milyar RMB oldu.
  • IFRS dışı düzeltilmiş net kâr yıllık %163,8 artışla 6,1 milyar RMB’ye yükseldi.

Xiaomi Corporation sözcüsü konuyla ilgili olarak şu açıklamayı yaptı: “2021’in ilk çeyreğinde, hem toplam gelirimiz hem de düzeltilmiş net kârımız rekor seviyelere ulaştı. Bu, iş modelimizin sağlamlığını ve stratejilerimizin etkin bir şekilde uygulandığını gösteriyor. Akıllı telefon satışlarında elde ettiğimiz güçlü büyüme, dünya genelinde kullanıcı sayımızın sürekli artmasını ve genişlemesini sağladı. AIoT platformumuz, dünya genelinde büyümesini sürdürdü. Mevcut iş kollarımızdaki güçlü büyümenin yanı sıra, yeni fırsatları keşfetmeye ve iş ufkumuzu genişletmeye devam ediyoruz. Geçtiğimiz mart ayında yeni marka kimliğimizi ve akıllı elektrikli otomobil alanına resmen girdiğimizi açıkladık. Şirketimiz için önümüzdeki 10 yılda parlak bir gelecek sağlayacak heyecan verici bir yolculuğa başladık.”

Üç Aylık Performans Değerlendirmesi

Xiaomi, premium akıllı telefon pazarındaki rekabet gücünü artırmaya devam ederken, dünya genelinde akıllı telefon satışlarında ilk üç sıradaki yerini korudu

2021’in ilk çeyreğinde, Xiaomi’nin akıllı telefon iş kolu önemli ölçüde büyümeye devam etti. Akıllı telefon satışlarından elde edilen gelir, yıllık %69,8 artışla 51,5 milyar RMB’ye yükseldi. Bu dönemde dünya genelindeki akıllı telefon satışları 49,4 milyon adede ulaşırken, bu iş kolundaki brüt kâr marjı %12,9 oldu. Canalys’e göre Grup, %14,1’lik bir pazar payıyla ilk çeyrekte akıllı telefon satışları açısından dünya genelinde 3. sırada yer aldı.

Xiaomi, aynı zamanda Çin akıllı telefon pazarındaki yükselişini sürdürdü. Canalys’e göre Xiaomi, 2021’in ilk çeyreğinde %14,6 pazar payıyla 4. sıraya yükseldi. Grup, çevrimiçi kanallardaki pazar konumunu daha da güçlendirdi. Üçüncü taraf verilerine göre, 2020 yılının ilk çeyreğinde %18,5 olan Çin’deki çevrimiçi akıllı telefon pazar payı 2021’in ilk çeyreğinde %38’e yükseldi. Xiaomi, Çin’de çevrimdışı perakende pazarındaki varlığını da güçlendirdi. Şirketin 30 Nisan 2021 itibarıyla perakende mağaza sayısı 31 Aralık 2020’ye göre 2.300’ün üzerinde artarak toplamda 5.500’ü geçti.

Giderek zenginleşen premium ürün portföyü, Xiaomi’nin premium akıllı telefon pazarındaki güçlü büyümesinin temelini oluşturdu. Yılın ilk çeyreğinde perakende satış fiyatı Çin’de 3.000 RMB ve yurtdışı pazarlarda 300 Euro veya üzeri olan akıllı telefon satışları 4 milyon adedi aştı. Buna ek olarak üçüncü taraf verilerine göre, Xiaomi’nin Çin’de 4.000 – 6.000 RBM fiyat aralığındaki akıllı telefonlarda 2020 yılının ilk çeyreğinde %5,5 olan pazar payı, 2021 yılının ilk çeyreğinde %16,1’e yükseldi.

“Smartphone × AIoT” stratejisiyle olağanüstü bir performans sergiledi
 

Grubun “Smartphone × AIoT” temel stratejisi 2021’in ilk çeyreğinde de olağanüstü performansının temelini oluşturmaya devam etti. IoT ve yaşam tarzı ürünleri segmenti gelirleri yıllık %40,5 artışla 18,2 milyar RMB’ye yükseldi ve çok güçlü bir performans sergiledi.

Xiaomi’nin 2021’in ilk çeyreğindeki Akıllı TV satışları 2,6 milyon adede ulaştı. All View Cloud’a (“AVC”) göre ilk çeyrekte Grup, Çin’deki TV satışlarında arka arkaya 9 çeyrektir 1. sırada, küresel olarak ise ilk beş arasında yer almaya devam etti. Ayrıca, pazarda Xiaomi’nin büyük ekranlı akıllı TV’lerine olan ilgi artmaya devam etti. AVC’ye göre Xiaomi ve Redmi TV’lerin perakende satış hacmi Çin’de bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %160 artarak %29,0’a ulaştı. Şirket, 70 inç TV pazarında perakende satış hacmine göre ilk sırada yer almaya devam etti.

Grubun IoT ve yaşam tarzı ürün segmentinin yurtdışı pazarlardaki hızlı büyümesi devam etti. Yurt dışı pazarlarda IoT ve yaşam tarzı ürünlerinden elde edilen gelir, ilk çeyrekte yıllık %81,1 artış gösterdi. Şirketin elektrikli scooter, hava temizleyici, Mi Box ve diğer ürünleri popülerliğini korudu.

Xiaomi, AIoT platformunu büyütmeye devam etti. 31 Mart 2021 itibarıyla Xiaomi’nin IoT (Nesnelerin İnterneti) platformundaki bağlı IoT cihaz sayısı (akıllı telefonlar ve dizüstü bilgisayarlar hariç) yaklaşık 351,1 milyon adete ulaştı. Ayrıca şirketin IoT platformuna (akıllı telefonlar ve dizüstü bilgisayarlar hariç) bağlı beş veya daha fazla cihaza sahip kullanıcı sayısı ise yıllık %48,9 artarak 6,8 milyona ulaştı. 2021 yılının mart ayında AI Assistant aylık aktif kullanıcı sayısı 93 milyona ulaştı. Mi Home App aylık kullanıcı sayısı ise yıllık %22,8 artışla 49,2 milyona ulaştı.

İnternet kullanıcı sayısı artmaya devam ederken şirketin reklam gelirleri yılın ilk üç ayında rekor seviyeye ulaştı.

Grubun internet hizmetleri segmentinden elde ettiği gelir 2021 yılının ilk çeyreğinde yıllık yüzde 11,4 artarak 6,6 milyar RMB oldu. İnternet hizmetleri segmentinde brüt kâr marjı ilk çeyrekte %72,4 oldu. Yılın ilk çeyreğinde reklamlardan elde edilen gelir yıllık %46,3 artış göstererek 3,9 milyar RMB’ye ulaştı. 

Şirketin dünya genelindeki kullanıcı sayısı hızla artmaya devam etti. 2021 yılının mart ayında MIUI aylık aktif kullanıcı sayısı yıllık %28 artarak 425,3 milyona yükseldi. Çin’deki aylık aktif kullanıcı sayısı ise yıllık %6,4 artışla 118,6 milyona ulaştı. 2020 yılının aralık ayından bu yana kullanıcı sayısı 7,7 milyon arttı.  TV internet hizmet tekliflerinin genişletilmesiyle Akıllı TV ve Mi Box aylık kullanıcı sayısı yıllık %34’ün üzerinde bir artış gösterdi. Abone sayısının hızla artmasıyla ücretli TV internet hizmeti abone sayısı yıllık %8,2 artarak 31 Mart 2021 itibarıyla 4,7 milyona ulaştı.

Yurtdışı internet hizmetleri geliri, yıllık %50 artış göstererek 0,9 milyar RMB’ye ulaştı. MIUI aylık aktif kullanıcı sayısı Batı Avrupa’da yıllık 95,5 arttı ve internet kullanıcı tabanı önemli yurtdışı pazarlarda büyümeye devam etti. Grup ileriye dönük olarak, yurtdışında verilen internet hizmetlerini daha da çeşitlendirerek yurtdışı internet hizmetleri kolunda büyümeyi ve kullanıcı deneyimini daha da geliştirmeyi planlıyor.

Xiaomi, Avrupa pazarındaki büyüme ivmesini sürdürüyor

2021 yılının ilk çeyreğinde, Xiaomi’nin yurtdışı pazarlardan elde ettiği gelir yıllık %50,6 artışla 37,4 milyar RMB’ye ulaştı. Canalys’e göre Xiaomi ilk çeyrekte pazar payı olarak akıllı telefon satışları açısından dünya genelinde 62 ülke ve bölgede ilk beşte, 12 ülke ve bölgede ise ilk sırada yer aldı

Xiaomi, kilit pazarlarda rekabetçi konumunu daha da geliştirdi. Canalys’e göre Xiaomi, 2021 yılının ilk çeyreğinde akıllı telefon satışlarındaki yıllık %85,1 artışla %22,7 pazar payını korudu ve Avrupa’da ilk defa ilk iki akıllı telefon üreticisi arasında yer aldı. 

Ayrıca şirket, akıllı telefon satışlarında yıllık %81,8 artışla %32,5 pazar payına ulaştığı Orta ve Doğu Avrupa bölgesinde arka arkaya iki çeyrekte 1. sırada yer aldı. Xiaomi ayrıca %32,1 pazar payı ile Rusya’da ilk kez 1. sırada yer aldı. 

Akıllı telefon satışlarında yıllık %89,3’lük artışla pazar payı %16,6’ya yükselen şirket Batı Avrupa’da ilk 3 sıradaki yerini korudu. Grup, %35,1 pazar payıyla arka arkaya 5 çeyrektir İspanya’da 1 numara olmaya devam etti. Xiaomi’nin pazardaki konumu İtalya’da 2. sıraya yükselirken Almanya ve Fransa’da 3. sıradaki yerini korudu. İngiltere’de ise ilk kez ilk 5 arasında yer aldı. Xiaomi, akıllı telefon satışlarında %28,3 pazar payına sahip olduğu Hindistan’da 14 çeyrektir 1. sıradaki yerini korumaya devam etti.

Grup, yeni pazarlarda da güçlü büyümesini sürdürdü. Canalys’e göre, Latin Amerika’da akıllı telefon satışları yıllık %161,7 artarak %11,5 pazar payına ulaşan şirket 3. sıraya yükseldi. Akıllı telefon satışları yüzde 87,8 artan şirket, Orta Doğu bölgesinde 3. sırada yer aldı. Afrika’da akıllı telefon satışlarındaki yıllık %191 artışla 4. sırada yer aldı. 

Xiaomi, 31 Mart 2021 itibarıyla işbirliği yapılan GSM operatörü sayısı (bağlı kuruluşlar dahil) dünya genelinde 150’nin üzerine çıktı. 

Teknoloji alanındaki inovasyonlar daha iyi bir yaşamın temel taşını oluşturuyor

Xiaomi’nin en son teknoloji ve inovasyonlara yönelik arayışı, Grubun gelişiminin ve büyümesinin temelini oluşturuyor. Grubun 2021 yılının ilk çeyreğinde araştırma ve geliştirme faaliyetleri harcamaları yıllık %61 artışla 3 milyar RMB’ye ulaştı. Grup, ürünlerine daha fazla dayanıklılık, süper hızlı şarj yetenekleri ve daha yüksek performans kazandırdı. Bu inovasyonlar, şirketin teknolojik yeniliklerin sınırlarını genişletmeye yönelik çabalarının önemli bir kanıtı olarak öne çıkıyor.  Grup, ileriye dönük olarak Ar-Ge yatırımlarını artırmaya, akıllı üretimin yanı sıra ana teknolojilerdeki inovasyonları durmaksızın takip etmeyi ve çözümlerinde en son teknolojileri kullanmaya devam edecek.

Konsollarda oyun bitiyor oyunlara dedeler para veriyor

Uluslararası 85 oyun firmasının Türkiye yetkili satıcısı olan dijital oyun mağazası Oyunfor’un açıkladığı verilere göre oyun ve oyun içi satışları nisan ayında 2021 yılının zirvesini yaşadı. Mart ayına kıyasla %20 artış gösteren satışlar, geçtiğimiz yılın nisan ayına kıyasla %28’lik bir büyüme gösterdi.

Oyunfor, her ay açıkladığı verilerle Türkiye oyun sektörünün durumunu gözler önüne sermeye devam ediyor. Oyun satışları ve oyun içi satış rakamlarına dayanan veriler doğrultusunda şubat ayında düşüşe, mart ayında tekrar yükselişe geçen cirolar, nisan ayında önceki aya kıyasla %20 oranında büyüyerek yılın zirvesini görmüş oldu. Geçtiğimiz yılın nisan ayına kıyasla %28’lik bir büyüme kaydeden satışlarda konsol oyunlarının payı gitgide azalırken mobil oyunların payı günden güne artıyor. Oyunfor Genel Müdürü Mehmet Dumanoğlu, konuyla ilgili şunları söyledi: ‘’Ülkemizdeki oyunseverler yüksek kur farklarından dolayı oyun konsollarına ve konsol oyunlarına ulaşmakta zorlanmaya başladı. Her geçen ay konsol oyunlarındaki satışlar düşerken ücretsiz masaüstü ve mobil online oyunlardaki oyun içi alışveriş rakamları artıyor.¨

Satışların kategori olarak dağılımı:

                   Ocak 2021   Şubat 2021    Mart 2021   Nisan 2021

PC               %17              %19               %21             %22

Konsol        %26              %25               %24             %17

Mobil           %57              %56               %55             %61

Nisan ayının şampiyonu Garena Free Fire
Oyunfor’un verilerinden hareketle Nisan ayında en çok ciro yapan oyun, 111 Dots Studio tarafından geliştirilen ve Garena tarafından 2017’de iOS ve Android işletim sistemleri için yayınlanan, battle royale türündeki Garena Free Fire oldu. 2019 yılında dünya çapında en çok indirilen mobil oyun olan Garena Free Fire, ülkemizde de her geçen yıl popülerliğini artırmaya devam ediyor.

Nisan ayında Oyunfor’un ‘en çok ciro yapan oyunlar’ listesinin ilk iki sırasını battle royale türündeki mobil oyunlar oluştururken, listede PC kategorisinde sadece iki oyunun yer alması ve bu iki oyunun da ünlü oyun yayıncısı Riot Games’e ait olması (League of Legends & Valorant) sektörün güncel dinamikleri açısından dikkat çekici.

Nisan ayında en çok ciro yapan 10 oyun:

1. Garena Free Fire  
2. PUBG Mobile
3. Call of Duty Mobile
4. Brawl Stars 
5. Mobile Legends   
6. Lords Mobile
7. LifeAfter 
8. Rules of Survival 
9.  Valorant
10. League of Legends

Son zamanların popüler mobil MOBA oyunlarından Brawl Stars ise ilk kez Oyunfor’un aylık listesinde kendine yer buldu. Finlandiya merkezli video oyun şirketi Supercell tarafından geliştirilen ve 2018’de küresel çapta yayınlanan Brawl Stars, ülkemizdeki aktif kullanıcı sayısını ve oyun içi hasılatını artırarak yayın hayatına devam ediyor.

Satışların yaşa göre dağılımı:

                    Ocak 2021    Şubat 2021    Mart 2021   Nisan 2021

18-21 Yaş       %9               %10             %9               %8

21-30 Yaş     %44             %45             %45             %44

   30+ Yaş       %47             %45              %46             %48

Satışların cinsiyete göre dağılımı:

                    Ocak 2021   Şubat 2021    Mart  2021   Nisan 2021

Kadınlar      %29              %30                %31              %30

Erkekler      %71              %70                 %69               %70

Online dans dersi Almanca dersinden iki kat pahalı

Türkiye’nin en büyük online hizmet platformu Armut.com, online hizmet talepleri kapsamında 2021 yılının ilk çeyrek verilerini inceledi. Geçen sene pandeminin ilk aylarında yükselişe geçen hizmetler, yaz aylarında düşüşe geçmişti. Geçtiğimiz haftalarda alınan tam kapanma tedbirleri sonrası online hizmetlere olan ilgi devam ederken, yükselen talebe rağmen fiyatların aynı seviyede kalması da dikkat çekti.

Online güzellik ve bakım hizmetleri yükselişte

Yılın ilk çeyreği boyunca online diyetisyen, psikolog ve kişisel antrenör hizmetlerinde büyük bir yoğunluk yaşandı. Evde geçirdiği zamanı artan ve pandemi sürecindeki belirsizlikle baş etmek isteyenler online psikolog arayışına yöneldi. Geçen seneye kıyasla 2021 yılında online psikolog talepleri %63, online diyetisyen servisleri %23, online kişisel antrenör %64, online yoga dersleri ise %22 oranında yükseldi.

Online özel derslere gösterilen büyük ilgi devam ediyor

Koronavirüs tedbirleri kapsamında öğrenciler uzaktan eğitimlerine devam ediyor. Çocuklarının eğitimine önem veren veliler, çocukları için okula yardımcı dersleri uzaktan eğitim hizmetlerini tercih etmeye başladı. Bu dönemde öğrenciler, online özel derslere ve etütlere yöneliyor. Okul dönemi olmasının da etkisiyle yılın ilk çeyreğinde online matematik dersleri %21, online fen bilimleri dersleri %105 arttı. Yabancı dile gösterilen ilgi de artarken, online olarak alınabilen Almanca özel dersleri %126, İngilizce özel dersleri %57, Fransızca dersleri ise %1187 arttı.

Pandemi devam ediyor, hobilerimiz artıyor

Pandemi dönemini evde daha verimli geçirmek isteyenler, resim yapmayı ve müzik aleti çalmayı öğrendi. Sanata eğilimin artığı gözlenirken buna paralel olarak yeni tedbirlerden sonra da aynı şekilde bateri, gitar, keman, resim, dans gibi hobiler için alınan online özel derslere olan ilginin devam ettiği gözlemleniyor. Bu kategorideki özel derslere olan talepler %71 artış göstererek hizmet alanlar için yeni hobiler kazanmanın önemli olduğunu kanıtlıyor.

Online servislerin ortalama fiyatları tam kapanmada değişmedi

Geçtiğimiz haftalarda tüm Türkiye yeni bir tam kapanma dönemine girmişti. Buna paralel olarak online hizmetlere olan talepler arttı ancak ders başına ortalama fiyatlar değişiklik göstermedi. Armut.com verilerine göre, online özel ders fiyatları ortlama olarak şöyle sıralanıyor;

Online Almanca Özel Ders87 TL
Online Bateri Dersi112 TL
Online Dans Dersi257 TL
Online Diyetisyen213 TL
Online Fen Bilimleri Özel Ders90 TL
Online Fizik Özel Ders120 TL
Online Fransızca Dersi119 TL
Online Gitar Dersi123 TL
Online İngilizce Özel Ders67 TL
Online Keman Dersi108 TL
Online Kimya Özel Ders89 TL
Online Klarnet Dersi94 TL
Online Matematik Özel Ders84 TL
Online Öğrenci Koçu68 TL
Online Personal Trainer197 TL
Online Piyano Dersi86 TL
Online Psikolog172 TL
Online Resim Dersi133 TL
Online Şan Dersi87 TL
Online Spor Dersi80 TL
Online Türkçe Dersi75 TL
Online Yoga Dersi146 TL

Türk startuplar oyuna geliyor

KPMG Türkiye, 212 iş birliği ile ‘Türkiye Start-up Yatırımları Raporu’nun üçüncüsünü açıkladı. Girişim ekosisteminin 2021 yılının ilk çeyreğindeki performansını ortaya koyan rapora göre Türkiye girişim ekosistemi bu çeyrekte, 508.5 milyon yatırım hacmine sahip 60 işlemle, 2020 yılındaki toplam yatırım tutarının 3,5 katından fazlasına erişerek tüm zamanların en yüksek yatırım miktarına ulaştı. Getir, iki farklı işlemde elde ettiği 428 milyon dolarlık yatırım ile toplam hacmin yüzde 84’ünü oluşturdu.

KPMG Türkiye Birleşme ve Satın Alma Danışmanlığı Lideri Gökhan Kaçmaz, pandemiyle artan dijital platformlara ilginin devam ettiğini söyledi. Kaçmaz, “Türkiye yatırım ve start-up ekosistemi, geçen yıl tarihinin en yüksek yatırım faaliyetine tanık olmuştu. 2021’in ilk üç ayındaki işlemlerle yeni rekorlar kırıldı. İlk çeyrekteki yatırımlar girişim ekosisteminin büyümeye devam edeceğini gösteriyor. Başlangıç seviyesi işlemleri işlem adedi bazında çoğunluğu oluştursa da, Getir’in son turda aldığı toplam 300 milyon dolarlık yatırım, geç dönem VC yatırımlarında da Türk girişimlere ilgiyi teyit etmesi açısından önemli” dedi.

212’nin kurucu ortağı Ali Karabey, start-up yatırımlarına ilişkin, “2021’in ilk çeyreğinde 60 girişimin aldığı toplam yatırım, 2020 senesinde alınan yatırımın yaklaşık 3,5 katına çıktı ve son 10 yılın rekorunu kırarak 509 milyon dolara ulaştı. Getir, 2021’in ilk çeyreğinde 428 milyon dolarlık yatırım aldı ve Türkiye’nin ikinci unicorn’u oldu. Ekosistemin hızla büyüdüğünü görmek umut verici” değerlendirmesinde bulundu.

Rapora göre ilk çeyrekteki önemli hareketler şöyle:

  • Getir, Ocak 2021’de Cranckstart Vakfı önderliğindeki B Serisi turunda 128 milyon dolar ve Mart 2021’de dünyaca ünlü Sequoia Capital ve Tiger Global Management liderliğindeki C Serisi’nde 300 milyon dolar topladı. Toplam 428 milyon dolarlık bu iki işlem, Türkiye’deki girişim yatırımlarının yüzde 84’ünü oluşturdu. 2,6 milyar dolar değerlemeye ulaşan Getir, en çok yatırım yapılan Türk şirketi ünvanını alarak unicorn oldu.

Oyun sektörü popüler 

  • 2021’in ilk çeyreğinde en fazla yatırım çeken ana Getir işlemlerinin de etkisiyle teslimat&lojistik olurken, en çok işlemin gerçekleştiği dikeyler ise oyun, fintech, medya ve SaaS (hizmet olarak yazılım) oldu.
  • İlk çeyrekte gerçekleşen 10 işlemden üçü oyun sektöründe yapıldı. Dream Games, Şubat 2021’de İngiltere ve ABD merkezli kurumsal yatırımcılardan gelen 50 milyon dolarlık Seri A yatırımı topladı.
  • Satın almada mega çıkışlar olmasa da işlem hacmine göre en büyük 10 işlemden dördü satın alma tarafında gerçekleşti. Bu çeyrekte gerçekleşen en büyük satın alma işlemi medya şirketi BluTV’nin yüzde 35,09’luk hissesinin, Discovery Communications Europe tarafından 20 milyon dolara satın alınması oldu. 
  • Türkiye, işlem hacmi büyüklüğü açısından Avrupa’da 10’uncu, MENA (Orta Doğu ve Kuzey Afrika) bölgesinde ise ikinci sırada yer aldı. Ayrıca İstanbul, işlem hacmi büyüklüğüne göre Avrupa şehirleri arasında yedinci sırada yer aldı.
  • Başlangıç seviye işlemleri, 2021 yılının ilk çeyreğinde 54 işlem sayısı ile ekosisteme hakim oldu. Öte yandan geç dönem VC işlemleri, Getir işleminin etkisiyle işlem hacmini sıralamasında ilk sırada yer aldı.

Türk Telekom üç ayda yüzde 20 büyüdü bir yılda karını yüzde 105 artırdı

Türk Telekom, 2021’in ilk üç ayında yüzde 20,4 büyüme ile 7,6 milyar TL gelir elde ederek yıla güçlü bir başlangıç yaptı. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 105 artarak 1,36 milyar TL seviyesine ulaşan net kârıyla Türk Telekom 2020’deki üstün finansal performansını sürdürdü. Son on iki ayda net 2,2 milyon abone kazanan Türk Telekom’un toplam abone sayısı da 50,6 milyona ulaştı.

Türkiye’nin dijital dönüşümüne liderlik eden Türk Telekom, 2021’in ilk çeyreğinde yüzde 20,4 büyüme ile 7,6 milyar TL konsolide gelir elde etti. Güçlü gelir büyümesiyle Türk Telekom’un faiz, amortisman ve vergi öncesi kârı (FAVÖK), geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 27,7 artışla 3,8 milyar TL’ye ulaşırken FAVÖK marjı yüzde 50,1 oldu. Çeyrek boyunca yaşanan olumsuz kur hareketlerine rağmen yılın ilk çeyreğinde Türk Telekom’un net kârı yıllık yüzde 105’lik etkileyici artışla 1,36 milyar TL olarak gerçekleşti. Türk Telekom’un yatırım harcamaları da 2021’in ilk çeyreğinde yıllık yüzde 40 artışla 1,3 milyar TL’ye yükseldi.

Ümit Önal: “Sürdürülebilir güçlü büyümeye odaklandık”

Türk Telekom CEO’su Ümit Önal konuyla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı: “Ülkemiz, bir çeyreği daha pandemi kısıtlamalarıyla geçirdi. Umuyoruz ki zor zamanların sonuna hızla yaklaşıyoruz. Bu dönem boyunca işimizin zirvesinde kalmaya ve sürdürülebilir güçlü büyüme için iddialı hedeflerimiz üzerinde çalışmaya odaklandık. Finansal mükemmellik ve risk yönetimi, dijitalleşme, verimlilik ve üstün müşteri deneyimine öncelik vererek 2020 yılının zorluklarını büyük fırsatlara dönüştürmeyi başardık. 2021’de daha da iyi bir performans elde etmek için gücümüze güç kattık. Bu çeyrekte, sabit ve mobil iş kollarımıza ek olarak kurumsal datadaki gelir büyümesinde de beklentilerimizin üzerinde performans gösterdik. Şu ana kadar kaydettiğimiz ilerleme ve önümüzdeki aydınlık görünüm; hizmetlerimizin bir parçası olarak kabul ettiğimiz, müşterilerimize, toplumumuza ve paydaşlarımıza kendini ‘değerli hissettirme’ iştiyakımızın bir eseridir.”

“2021 öngörülerimizi yükselttik”

2021 yılına tahminlerinden daha güçlü başladıklarını aktaran Önal şöyle konuştu: “Bu nedenle, 2021 öngörümüzü yukarı yönlü revize etmek için sağlam bir zemin oluştu. Mevcut koşullarda, yaklaşık yüzde 16 gelir büyümesi, yaklaşık 15,4 milyar TL FAVÖK ve yaklaşık 8 milyar TL yatırım harcaması öngörüyoruz. Yatırımlarımızla, sabit ve mobil şebekelerimizin genişletilmesi ve iyileştirilmesine, kapasite artırmaya, dijital gündeme, veri merkezlerine ve 5G’ye geçişe odaklanacağız.”

“Türkiye’nin internet hızını artırıyoruz”

Hedeflerinin, en iyi müşteri deneyimine ulaşmak olduğunu söyleyen Önal, “Abonelerimizi daha yüksek internet hızlarıyla buluşturmak için Ocak ayında yeni giriş seviyesi paketlerimizi 12Mbps’den 16Mbps’ye çıkardık. Devam eden fiber dönüşüm projelerimiz kapsamında, birinci çeyrekte 600 binden fazla abonemizi ADSL’den fibere geçirdik. Fiber ağımızın uzunluğunu 336 bin kilometreye, hane halkı kapsamasını ise 27,1 milyona yükselttik. Türkiye’nin internet hızını artırmayı sürdüreceğiz” diye konuştu.

“Yeni nesil teknolojilerle dijital ayak izimizi büyütüyoruz”

2021’in ilk çeyreğinin önemli gelişmelerini de özetleyen Önal şu açıklamalarda bulundu: “Mobil iş kolumuzda şebeke kalitesini ve müşteri deneyimini iyileştirme odağımız neticesinde bağımsız araştırma şirketi Opensignal’in ‘2021 Global Mobil Ağ Deneyim Ödülleri’nde* ‘Yükselen Yıldızlar’ ve ‘Yüksek Performanslılar’ arasında yer aldık. Nokia ile gerçekleştirdiğimiz 5G hız denemesinde 4.5Gbps üzeri hızlara ulaşarak yeni bir dünya rekoru kırdık. İstanbul Ticaret Odası ile yaptığımız iş birliği ile İstanbul’daki 430 bin KOBİ’nin dijital dönüşümü için önemli bir sorumluluk üstlendik. Yenilikçi dijital servislerimize rağbet artarken çevrim içi işlem kanallarımızdan yapılan TL yükleme ve fatura ödemeleri geçen yılın aynı dönemine göre yıllık yüzde 71 arttı.”

“2021’de ilk sürdürülebilirlik raporumuzu yayımlayacağız”

Türk Telekom CEO’su: “Türkiye’nin dijital dönüşüm sürecine liderlik ederken, sürdürülebilirliğin evrensel ilkelerini de stratejilerimize ve süreçlerimize entegre ediyoruz. 2020’de taraf olduğumuz BM Küresel İlkeler Sözleşmesi kapsamında ilk İlerleme Bildirimi Raporumuzu yayımladık. Sürdürülebilirliğe ve değer yaratmaya yönelik bütünsel yaklaşımımızı paydaşlarımıza sunma fırsatını bulacağımız ilk sürdürülebilirlik raporumuzu 2021 yılında yayımlamayı hedefliyoruz.”

“Hissedarlarımıza değer katmayı sürdürüyoruz”

Önal, “19 Mart’ta gerçekleştirdiğimiz Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda alınan kararla, 1,9 milyar TL nakit temettünün üç eşit taksitle ödenmesine karar verildi. İlk taksitin ödeme süreci tamamlandı. Böylelikle, hissedarlarımıza değer katma taahhüdümüzü bir kez daha ortaya koyduk” dedi.

Toplam abone sayısı 50,6 milyona ulaştı

Yılın ilk çeyreğinde toplam abone sayısı 50,6 milyona ulaşan Türk Telekom’un, son on iki aydaki net abone kazanımı 2,2 milyon oldu. Sabit genişbant abone sayısı 13,6 milyona yükselirken, sabit genişbant ARPU büyümesi güçlü performansını sürdürerek yıllık yüzde 14,1 artış gösterdi. Fiber abone sayısı ilk çeyrekte, yıllık yüzde 65 yükselişle 7,3 milyonu aştı. Mobil abone sayısı 23,3 milyon olurken, mobil ARPU yıllık yüzde 12,2 büyüdü. LTE abonelerinin aylık ortalama data kullanımı Mart ayında 9,5GB olarak gerçekleşirken sabit genişbant abonelerinin data kullanımı ise yıllık bazda yüzde 45 artarak 230GB seviyesinde seyretti.

Covid’den intikam almak için alışveriş zamanı

Yönetim danışmanlığı firması McKinsey & Company, COVID-19 salgının farklı alanlar üzerindeki etkileriyle ilgili raporlarını paylaşmaya devam ediyor. McKinsey’nin işletme ve ekonomi araştırma kolu olan McKinsey Global Enstitüsü (MGI), ‘Tüketici Talebindeki İyileşme ve COVID-19’un Kalıcı Etkileri’ raporunu yayınladı.

Fransa, Almanya, İngiltere ve ABD’deyapılan araştırmalara dayanan bu raporda;pandeminin, toplumun değişik kesimlerinde ekonomik açıdan yarattığı etkiler inceleniyor.   Bu amaçla, tüketiciler; harcanabilir gelir ve yaşlarına göre dokuz gruba ayrılıyor. Bunun yanı sıra tüketici harcamalarının neredeyse dörtte üçünü oluşturan sektörlerden, altı vaka derinlemesine analiz ediliyor. Raporda, bu analiz sonuçlarına bağlı olarak, tüketici talebinin nasıl gelişeceğine ve pandemiye bağlı davranışsal değişikliklerden hangilerinin ‘kalıcı’ olacağına ilişkin öngörüler ortaya konuyor.

Biriken tasarruflarla beslenen bastırılmış talep, hızlı bir toparlanma sürecine işaret ediyor 

Pandeminin ilk aylarında, Çin, ABD ve Batı Avrupa’da; tüketici harcamalarındaki ani ve derin düşüş, sağlık endişesiyle vazgeçilen hizmetlerden kaynaklandı. Seyahat, eğlence ve yemek gibi yüz yüze hizmetlerin, kısıtlamalarla birlikte birden durması, yüzde 11 ile 26 arasında değişen talep düşüşünün sebebi oldu. 

McKinsey raporuna göre; bu kategoriler uzun vadede büyüyor ve tüketici anketleri, pandemiden sonra güçlü bir talep toparlanmasına işaret ediyor. McKinsey uzmanları, bu noktada; tüketicilerin bastırılmış talebinin, bazı kesimler için oluşan önemli miktardaki tasarruf birikimleriyle birleştiğinde ‘intikam alışverişine’ dönüşebileceğini belirtiyor. Zira ABD ve Batı Avrupa’da, tasarruf oranındaki yüzde 10 ile 20 puan arasında değişen artışın, birçok haneyi harcama yapmaları için güçlü bir konuma getirdiğine vurgu yapılıyor. Bu artış oranının, ABD’de yıllık tasarrufların ikiye katlanmasına denk geldiği belirtiliyor.

Bu tablo, pandemiyi sona erdirecek etkili bir aşı uygulamasının; artan tüketici güveninin, bastırılmış talep ve birikmiş tasarruflarla beslenerek, talepte pandemi öncesi seviyelere ulaşılmasında etkili olabileceğini gösteriyor. Ayrıca Çin’de salgının kontrol altına alınmasıyla birlikte tüketici harcamalarında gözlemlenen toparlanma, çoğu ülke için iyimserliğin başka bir nedeni olarak öne çıkıyor.  Bütün bu olumlu tablonun yanı sıra raporda; bu ölçekte bir krizin beklenen olumsuz yanlarından birinin de düşük gelirli hanelerdeki iş kayıpları ve gelir belirsizliği olduğuna dikkat çekiliyor. Yüksek gelirli haneler pandemi döneminde tasarruf miktarlarını artırarak ya da büyük ölçüde zarar görmeden atlatabilse de düşük gelirli hanelerin yaşadığı olumsuzluklar nedeniyle toparlanmanın özellikle ABD’de düzensiz olacağı öngörülüyor.

Pandemi, tüketici davranışında kalıcı değişikliklere yol açıyor

Pandemi, bir yandan tüketicilerin tercihlerinde dijitali daha fazla benimsemesini hızlandırırken, diğer taraftan da ev dışında harcanan zaman ve paranın kesintiye uğramasına neden oldu. Bu dönemde yaşanan davranış değişikliklerinin kalıcı olup olmayacağını belirlemek için McKinsey uzmanları; geniş bir yelpazeyi kapsayan sektörlerden alınan altı tüketim grubunu inceledi. Bunlar arasında; çevrimiçi market alışverişinin hızlanmasının, evin varsa bahçenin; spor, oyun, hobi gibi farklı etkinlikler için yeniden düzenlenmesinin ve buna yönelik ekipman alışverişlerin yükselen trendler arasında yer aldığı görüldü. Ayrıca, uzaktan eğitime geçiş ve sanal sağlık hizmeti ziyaretlerine talepteki artış da dikkat çekiciydi. Bunlarla birlikte, canlı eğlencedeki ciddi düşüş ve uçak yolculuklarındaki azalma da madalyonun diğer tarafında yer aldı.

Pandemi dönemindeki tüketici davranışlarının kalıcılığını ölçmek için bir test geliştiren McKinsey & Company, 2020-2024 dönemine odaklanarak, tespit edilen değişimlerin büyük ekonomiler örneğine uyumunu değerlendirdi. Sonuç olarak raporda; çevrimiçi market alışverişinin, sanal sağlık hizmetlerinin ve tüketicilerin ev için yaptıkları yeni düzenlemelerin kalıcı olacağı belirtiliyor. Pandemi öncesindeki değerlerine dönmesi beklenen değişimlerin ise; uzaktan eğitim, uçak yolculuklarına ve canlı eğlence etkinliklerine olan talepte yaşanacağı öngörülüyor.  

Şirketlerin ve hükümetlerin uygulamaları da kalıcılıkta belirleyici rol oynuyor

Kalıcılık için önemli bir ön koşulun da yeterli altyapı yatırımlarına bağlı olduğunun altını çizen raporda, bu durum; tüketici, şirketler ve hükümetler açısından ele alınıyor. Örneğin; tüketiciler için güvenilir internet erişimi ya da uzaktan eğitimle ilgili yaşadıkları deneyimler kalıcılıkta belirleyici rol oynuyor. Endüstri söz konusu olduğunda; çevrimiçi markette teslimat yetenekleri yüksek ve veri tabanını başarılı şekilde yönetebilen şirketler, tüketicilerin sahip olduğu seçenekleri belirleyerek yeni ortama hızlı ve etkili bir şekilde cevap verebiliyor. McKinsey uzmanları, bütün bunların yanı sıra tüketiciler nezdinde sürdürülebilirlikle ilgili yükselen hassasiyetin de kalıcılık üzerinde etkileri olacağını belirtiyor.

McKinsey & Company Ortağı İlke Bigan: 

“Çevrimiçi market alışverişi ve sanal sağlık hizmetlerinin yükselişi, pandemi sonrasında da kalıcı olacak.”

Pandeminin tüketici alışkanlıklarında büyük değişime neden olduğunu vurgulayan McKinsey & Company Ortağı İlke Bigan raporla ilgili yaptığı açıklamada; “Sektör ayrımı olmaksızın dijital ürün ve hizmetlerin benimsenmesi, bu dönemde önemli bir hız kazandı. Araştırmalarımız, örneğin ABD’de, bu hız sayesinde; e-ticaretin pandeminin ilk üç ayında 10 yıllık gelişime eş değer büyüme kaydettiğini ortaya koydu. Araştırmamızda ayrıca; tüketicilerin tercihlerindeki değişimin, marka sadakatlerine yansıdığını da gördük. Tüketicilerin yüzde 40’ı, bu dönemde yeni bir marka ya da perakende şirketini denediğini belirtiyor. Bu arada e-ticaretin yaygınlaşmasının ve büyüme trendini sürdürmesinin her ülkede aynı şekilde geçerli olduğunu söylemenin de mümkün olmadığının altını çizmek isterim. Zira bu dönemde tüketicilerin yaşadığı e-ticaret deneyimi de kalıcılıkta belirleyici rol oynuyor. Örneğin, pandemi döneminde tüketicilerin yüzde 60’ının internet üzerinden alışveriş yaptığı İtalya’da, bu deneyimi tatmin edici bulanların oranı yüzde 10’dan az. Bu durum nedeniyle; İtalya’da, yeni normalde e-ticaret kullanım oranlarında artışın sınırlı olacağını söylemek mümkün. Çin’de ise tam tersi bir tablo var ve online alışveriş eğiliminin uzun vadede süreceği tahmin ediliyor” dedi.  

Tüketici davranışlarındaki değişimin kalıcılığında, şirketlerin bu sürece yanıtı kadar hükümetlerin üstlendiği rolün de etkili olduğunu belirten McKinsey & Company Ortağı İlke Bigan sözlerini şöyle sürdürdü; “Sağlık hizmetlerinin sanallaşması, çevrimiçi market alışverişinin neredeyse ikiye katlanması, evde vakit geçirme alışkanlığının yaygınlaşması dijitale yönelen tercihlerin örnekleri arasında yer alıyor. Ayrıca evden çalışmanın beraberinde getirdiği ev içi harcamaların artması, evlerin tadilatı gibi yeni tüketici davranışları yaygınlaşıyor. McKinsey & Company olarak; pandemi dönemi ortaya çıkan yeni tutumlardan hangilerinin devam edeceğini kapsamlı bir analizle belirlemeye çalıştık. Araştırmamızın sonuçlarına göre; çevrimiçi market alışverişi ve sanal sağlık hizmetlerinin yükselişi kalıcı olacak. Ayrıca, pandemi döneminde en güvenli alanımız olan evlerimize kazandırdığımız yeni fonksiyonların da kalıcı olacağı anlaşılıyor. Tüketici davranışlarındaki değişimde ve bunların kalıcı olmasında, şirketlerin ve hükümetlerin eylemlerinin de önemli etkileri olduğunu unutmamak gerekiyor. Bu çerçevede, şirketlerin iş modellerini ve hükümetlerinse altyapı politikalarını yeni normale göre yeniden ele almalarında büyük fayda bulunuyor.” 

Tüketiciler gelir ve yaş gruplarına göre dokuz bölüme ayrılıyor

Araştırmada tüketiciler; düşük, orta ve yüksek gelir gruplarının yanı sıra gençler, orta yaşlılar ve 65 yaş üstü olarak üç grup altında ve çapraz tablolar halinde dokuz bölümde toplanıyor. Tüketim toparlanmasına ilişkin davranışsal varsayımlar için Oxford Economics iş birliğiyle geliştirilen ekonomik senaryoların baz alındığı raporda; McKinsey küresel iş liderleri paneli tarafından ortaya konan en yüksek ihtimalli üç iyileşme senaryosuna odaklanılıyor. Bunların üçünün de ekonomiye yapısal bir zararın gelmediği ancak farklı iyileşme hızlarını öngören senaryolar olduğunun altı çiziliyor.

Çevreci profiller sanalda daha kolay partner buluyor

Kullanıcılarına ilgi alanları, önemsedikleri konular ve tercihleri gibi gerçek hayatta önemsedikleri konular hakkında sorduğu detaylı sorular ile en uygun eşleşmeyi sağlayan OkCupid, kullanıcılarının iklim değişikliği ve çevresel tehditlere bakış açısını araştırdı. Uygulama üzerinde özel grup oluşturan ve kullanıcılara profillerine iklim değişikliği savunucusu rozeti ekleyebilme özelliğini sunan uygulama, bu alanda paylaşılan 7.5 milyondan fazla yanıtı inceledi. Gençlerin verdiği yanıtlar ise umut verici… Verilere göre son 4 yıl içinde (Ocak 2017-2021) OkCupid kullanıcılarının iklim değişikliği ve çevre üzerine yaptığı sohbetlerde yüzde 456 artış yaşandı. Uygulamayı kullanan her 10 bekardan 9’u ise eşleştiği kişinin gezegenimize karşı duyarlı olmasını istiyor.

YENİ NESİL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE İNANIYOR

 “İklim değişikliğine inanıyor musun?” sorusunu dünya genelinde 1.8 milyon kişi yanıtladı ve neredeyse tamamı (yüzde 97) “evet” yanıtını verdi. Türkiye’de de durum farklı değil. İklim değişikliğinin gerçek olmadığını söyleyenlerin oranı sadece yüzde 2. Diğer yandan uygulama üzerinde iklim değişikliğine inandığını söyleyenler, aksini savunanlara göre yüzde 56 oranında daha fazla beğeni aldı. Geri dönüşüm konusundaki veriler ise umut verdi. Dünya genelindeki kullanıcıların yüzde 63’ü neredeyse her zaman geri dönüştürülen ürünleri kullandığını söylerken, yüzde 30’u bu soruya “bazen” yanıtını vermiş. Geri dönüşümü kısmen ya da hiç desteklemediğini söyleyenlerin oranı ise sadece yüzde 7. Türk kullanıcılarda bu durum benzer. Yüzde 34 “neredeyse her zaman” geri dönüştürülen ürünler kullandığını söylerken, aynı soruya “bazen” yanıtını verenler yüzde 58. Geri dönüşümü desteklemediğini söyleyen Türklerin oranı ise yüzde 8.

KULLANICILARIN YÜZDE 80’İ İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNDEN ENDİŞE DUYUYOR

Verilere göre uygulamayı kullanan gençler, iklim değişikliğine inanmanın yanı sıra bu duruma karşı kayıtsız değil. “İklim değişikliği konusunda endişeli misin?” sorusuna verilen 3 milyonu aşkın yanıta göre, her 10 kullanıcıdan 8’i (% 83) bu konuda endişe duyuyor. Türkiye’deki kullanıcılar arasında durum çok farklı olmasa da (%81), kadınlar mevcut durumdan erkeklere göre daha fazla endişeli (kadınlar %85- erkekler %79). Gençler yaşadıkları bu endişeyi gidermek için harekete geçmeye de hazır. Dünya genelinde her dört bekardan biri çevre konusunda gönüllü hizmetten keyif aldığını söylüyor.

TÜRK KULLANICILARIN YARISI KARBON AYAK İZİNİ AZALTMAYA ÇALIŞIYOR

İnsan faaliyetlerinin çevreye verdiği zararın ölçülmesinde kullanılan ve birim karbondioksit üzerinden ölçülen karbon ayak izi; enerji sarfiyatı, ulaşım, tüketim gibi birçok etken yüzünden artıyor. Dünya genelinde bekarların yüzde 63’ü “Bilinçli olarak karbon ayak izini azaltacak çaba gösteriyor musun?” sorusuna “evet” cevabını verdi. Türkiye’deki kullanıcılar da bu konuyu dünyanın pek çok ülkesine göre daha fazla önemsiyor ve bu soruya en çok “evet cevabı veren ülkeler; Birleşik Krallık (%72), Amerika Birleşik Devletleri (%65) ve Hindistan’ın (%53) ardından yüzde 48 ile 4. sırada yer alıyor.

YÜKSELEN DENİZ SEVİYESİNİ VE DOĞAL KAYNAK KULLANIMINI ÖNEMSİYORUZ

Yükselen deniz seviyesi de dünya genelindeki kullanıcılar arasında endişe konusu (%75). Kadin erkek kırılımına baktığımızda ise kadınlar (%80) erkeklere göre (%72) bu konuyu daha fazla önemsiyor.  Türk kullanıcıların verileri de global kullanıcılar ile paralel. Neredeyse her 4 kişiden biri denizlerin yükselmesinden kaygı duyuyor. Doğal kaynak kullanımı da kullanıcıların çevresel tehditler arasında dikkate aldığı bir konu. “Günlük yaşamında su, enerji veya diğer kaynakları korumaya çalışıyor musun?” sorusuna dünya genelindeki kullanıcıların yüzde 90’u evet cevabını verirken Türkiye’deki kullanıcıların ise tamamı (%96) bu konuyu önemsiyor.

Profiline iklim değişikliği savunucusu rozeti ekleyen kişilerin yüzde 44 daha fazla beğeni ve yüzde 72 daha fazla eşleşme aldığını vurgulayan OkCupid Türkiye Pazarlama Müdürü Ezgi Ceren Işık; “OkCupid kullanıcıları her zaman önemsedikleri konuları dile getiren kullanıcılar oldu. Yıllar geçtikçe gördük ki kullanıcılarımız iklim değişikliği ve çevresel tehditler konusunda her geçen gün daha fazla endişe duyuyor ve bu konuda kendi aralarında da konuşmak istiyorlar. Uygulama üzerindeki veriler, her 10 kullanıcımızdan 9’unun eşleşeceği kişinin çevreye duyarlı bir insan olmasını istediğini ortaya koydu. Biz de dünyanın dört bir yanında, çevre bilinci olan insanların birbirleri ile tanışıp, bir araya gelebilmeleri için ilk global rozetimizi iklim değişikliği hakkında oluşturduk.”

Çin 2020 yılında Ar-Ge’ye 372 milyar dolar harcadı

Bilim ve Teknoloji Bakanı Wang Zhigang, Çin’in araştırma-geliştirmeye (Ar&Ge) dönük harcamalarının 13. Beş Yıllık Plan döneminde (20216-2020) çok hızlı bir şekilde yükselerek 2020 yılında 2,4 trilyon yuana (yaklaşık 372 milyar dolar) ulaştığını söyledi. Çin’in temel araştırmaya ilişkin harcaması 2015’tekinin hemen hemen iki katına çıkarak 2020 yılında 150 milyar yuanı aşmış olması bekleniyor. Wang’ın belirttiğine göre temel araştırmaya yönelik harcamalar, 13. Beş Yıllık Plan süresince (20216-2020), toplamda 16,9 oranında bir büyüme oranına ulaştı.
 
Bilimsel ve teknolojik ilerlemenin katkısının 2020’de yüzde 60’a varması tahmin ediliyor. Öte yandan ‘bilimsel okur-yazar’ olanların genel nüfusa oranı da yine 2020’de yüzde 10’u aşmış oldu. Wang açıklamalarına, Çin’in, World Intellectual Property Organization tarafından yayınlanan Global Innovation Index içinde 2015’te 29 olan sıralaması 2020’de 14 oldu.
 

Çin internet reklamlarından 77 milyar dolar kazandı

Çin İnternet Şebekesi Enformasyon Merkezi tarafından açıklanan son verilere göre, ülkedeki internet reklam piyasasının hacmi, 2020 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 14 oranında büyüyerek 500 milyar yuana (77 milyar dolara) ulaştı. Çin İnternet Şebekesi Enformasyon Merkezi’nin açıklamasına göre; cep telefonuyla internet üzerinden reklam, 2018’de piyasanın yüzde 70’ini alırken geçen yılın yüzde 85 kadarına ulaştı.
 
Rapor; satın alma eğilimine yön veren internetteki reklamların, hem e-ticareti hem de beraberinde taşımacılık sektörünü de hareketlendiriyor. Dünyada internet üzerinden alışveriş ve mobil ödeme rekorunu elinde bulunduran Çinliler, video izleme konusunda da oldukça istekli. Rapor, bu nedenlerden dolayı, reklamların da hızla sanal dünyaya kaydığını vurguluyor. Öte yandan, Çin sosyal ağ platformları da tüketicilerin satın alma istekleri üzerinde etkili olduğu için sosyal medya reklamlarında da önemli bir sıçrama yaşanıyor.
 

Türkler restoranda romantik yemekleri özlemiş

Mastercard’ın Avrupa genelinde 19 ülkede gerçekleştirdiği Sevgi Endeksi araştırması, banka kartı, kredi kartı ve ön ödemeli kartlarla Sevgililer Günü için yapılan alışverişleri inceliyor. Araştırmaya göre, Türkiye’de son on yılda Sevgililer Günü döneminde gerçekleşen online işlem sayısı yüzde 151’e ulaştı. Böylece, bu yılın online alışverişleri tüm zamanların en yüksek seviyesini gördü. 

2019 yılından bu yana, Sevgililer Günü döneminde yapılan işlemlerde temassız kart kullanımı yüzde 102 oranında arttı. Ayrıca, Türk çiftlerin yüzde 83’ü bu yıl hediyelerini online alışveriş kanallarından tedarik ettiğini belirtti.

Pandemi döneminde bir araya gelebilmek bazı çiftlerin hayali oldu. Bu yıl, Türk sevgililerin %16’sı yalnızca Zoom, Facetime gibi online görüntülü konuşma imkanı sağlayan uygulamalarla bu özel günlerini kutlayabileceklerini belirtti. 

Pandemiyi birlikte geçiren çiftlerin en gözde planı ise evde baş başa bir yemek organizasyonu oldu. Sevgililerin yüzde 55’i evde kendi hazırladıkları yemeklerle kutlama yapmayı tercih ederken, yüzde 45’i dışarıdan yemek siparişi planlıyor. Ayrıca, Türk çiftlerin yüzde 34’ü bu yıl Sevgililer Günü’nde evde sinema deneyimi ile eğlenmeyi planlıyor

Türkler Sevgililer Günü’nü çok seviyor

2011 yılından bu yana Türkiye’de Sevgililer Günü döneminde yapılan alışveriş hacmi neredeyse %100 artarken toplam işlem sayısı ise 4 katına ulaştı.

Sevgilinin Günü değil: sevgi günü

2021’de ülkenin yüzde 76’sı Sevgililer Günü’ne daha fazla önem vermeye başladıklarını belirtti. Türk halkının yüzde 83’ü, bu özel günü layığıyla kutlamayı planlıyor. Sevgililer Günü son zamanlarda Türk halkı için sevgiliyle paylaşılan bir gün olmanın yanı sıra sevgiyi paylaşma günü haline geldi. Vatandaşların yüzde 55’i sevgilisine, yüzde 45’i bir arkadaşına ve yüzde 50’si ise bir aile üyesine tebrik kartı hazırlıyor. 

Restoranda romantik randevular özlendi

Mastercard’ın araştırmasına göre, romantik seyahatler için yapılan harcamalar son on yılda yüzde 71 azaldı. Son on yılın Sevgililer Günü alışverişlerini karşılaştıran araştırmaya göre, restoranlarda yapılan masraflar 2011’den bu yana yüzde 237 arttı. Ancak bu yıl pandemi döneminde gelen sosyal kısıtlamalar sebebiyle dışarıda kutlama yapmak mümkün olmayacak. 2021 yılında, Sevgililer Günü’nde restoranda romantik bir akşam yemeği planlamak, Türkiye’nin en çok özlediği aktivite oldu. 

Olmazsa olmaz hediyeler

Türkiye’de Sevgililer Günü’nün olmazsa olmaz hediyeleri çiçek ve mücevhere olan ilgi, bu yıl da azalacağa benzemiyor. Şayet geçtiğimiz on yılda bu özel gün için yapılan çiçek harcamaları yüzde 38 arttı. Aynı süre zarfında mücevherat üzerine yapılan işlem sayısı ise 2.5 katına çıktı.

2021’de mobilden satışlar bilgisayarı geçecek

PowerChord tarafında yapılan araştırmada, 2021’de pazarı etkilemesi beklenen temel dijital ve pazarlama eğilimleri ele alındı.  Mobil uygulama kullanımının  2020’de   yüzde 20 arttığının belirtildiği araştırmaya göre ve 2021’de mobil e-ticaret satışlarının, tüm çevrimiçi satışların yüzde 54’ünü oluşturması öngörülüyor. 

Dijitalin beş büyüğü belirlendi

Araştırmaya göre son yıllarda yeni sosyal platformları ortaya çıkmış olsa da, ilk beş sosyal medya sitesi sırasıyla Facebook, Instagram, Twitter, Tumblr ve LinkedIn olarak gösteriliyor. Bu sosyal medya platformları 2021’de dijital reklamcılık için en ideal kanallar olarak gösteriliyor. Patformlar aynı zamanda, işletmelerin nerede olurlarsa olsunlar müşterileriyle sürekli bir diyalog oluşturmalarını sağlayarak müşteri desteği ve sürekli etkileşim için hazır birer araç olarak gösteriliyor.

Müşteri de   pazarlama da dijitalde

Dijital pazarlamanın müşteri ihtiyacını hızlı ve etkili şekilde karşılamadaki rolünü değerlendiren EG Bilişim Teknolojileri CEO’su Gökhan Bülbül, “2020, şirketlerin dijital pazarlamaya geçişlerini hızlandırdıkları bir yıl oldu. Dikkat çekici diğer bir sonuç ise dijital ortamda müşteri ihtiyaçlarını karşılamaları için yeni yollar bulmaları bağlamında bir dönüm noktası olması. Müşteri beklentilerindeki hızlı değişimler ve müşterilerin dijital dünyadaki aktifliğinin artışı göz önünde bulundurulduğunda, müşteriye ulaşmanın en etkili, hızlı ve sonuçları ölçülebilir yöntemi dijital pazarlama stratejileryle hareket etmek.” açıklamasında bulundu.

Çin’in sadece dijital ekonomisi 5,5 trilyon dolar oldu

“2020 İnternet Geliştirme Raporu”na göre 2019 yılında Çin’in dijital ekonomisi 35,8 trilyon yuana (5,44 trilyon dolar) ulaştı. Bu rakamla dijital ekonomi sektörü, Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYİH) yüzde 36,2’sini oluşturdu. Çin’in dijital ekonomisinin toplam ölçeği ve büyüme hızı dünyanın ilerisinde yer alıyor.
 
Söz konusu rapor, dün Çin’in Zhejiang eyaletinin Yiwu kentinde Dünya İnternet Konferansı kapsamında düzenlenen İnternet Geliştirme Forumu’nda açıklandı. Raporda Mayıs 2020 sonu itibarıyla Çin’in fiber optik ağı kentsel ve kırsal bölgelerin tamamını kapsadığı ve fiber optik kullanıcıları tüm internet kullanıcılarının yüzde 93,1’ini oluşturarak dünyada ilk sırada yer aldığına vurgu yapıyor. 2019’da Çin’deki toplam 4G baz istasyonu sayısı 5,44 milyona ve bu yılın eylül ayı itibarıyla 5G baz istasyonu sayısı 480 bine ulaştı.
 
Raporda ayrıca, yeni koronavirüs (Covid-19) salgınının dünya genelinde yayıldığına ve küresel ekonomiye büyük darbe getirdiğine işaret edilerek, dijital ekonominin salgının etkisine karşı bir önlem haline geldiği ve ekonomik sistemi yeniden şekillendirmek ve yönetişim yeteneklerini geliştirmek için önemli bir güç olduğu dile getirildi. Bu yıldan itibaren, çevrimiçi alışveriş, eğitim, eğlence ve uzaktan ofis gibi çevrimiçi talebin hızla arttığına da işaret eden rapor, hizmet endüstrisinin yükselen dijital seviyesine de dikkat çekiyor.

5G 2030 yılına kadar 31 trilyon USD’ye ulaşacak

Ericsson (NASDAQ: ERIC) ConsumerLab’ın hazırladığı yeni “5G Tüketici Potansiyelinden Faydalanma” raporuna göre 5G tüketici pazarı 2030 yılına kadar dünya çapında 31 trilyon USD’ye ulaşabilir. Rapora göre iletişim servis sağlayıcılar 3,7 trilyon USD kazanç elde edebilir. Bu rakam, yeni dijital hizmet fırsatları ortaya çıktıkça daha da artabilir.

İletişim servis sağlayıcılar, 5G kullanım senaryolarını genişleterek ve paket halinde sunarak sadece dijital hizmetlerden elde ettikleri geliri 2030 yılına kadar 131 milyar USD’ye kadar artırabilir. Bu gelir tahminlerinin yaklaşık yüzde 40’ını 5G ağları üzerinden sunulan video, artırılmış gerçeklik (AR), sanal gerçeklik (VR) ve bulut destekli oyunlar oluşturuyor.

Rapora göre, en başta oyunlar olmak üzere alışveriş, eğitim, uzaktan çalışma ve üretkenlik gibi alanlardaki kapsayıcı medyaya yönelik tüketici harcamalarının yarısından fazlasını artırılmış gerçeklik hizmetlerine yapılan harcamaların oluşturacağı öngörülüyor.

Araştırma sonucunda elde edilen temel bulgular, tüketicilerin 5G hizmetlerini satın alma isteklerini COVID-19 salgınının nasıl etkilediğini de içeriyor. 2019’un başlarında tüketicilerin yüzde 20’si 5G hizmetlerini satın alma konusunda istekliydi. Ancak yıl sonunda bu rakam yüzde 10’lara kadar düştü. Bununla birlikte, dünya genelinde 5G hizmetlerini ilk kullanmaya başlayanların yüzde 20’si 5G hizmetleri için ücret ödemeye hazır. Rapora göre, 5G’yi erken kullanmaya başlayanlar ekonomik toparlanmaya yardımcı olabilir.

Raporda ayrıca iletişim servis sağlayıcıların tüketicileri 5G kullanmaya proaktif olarak teşvik ederek kullanıcı başına yüzde 34 daha fazla 5G ortalama geliri (ARPU) elde edebileceği öngörülüyor. İletişim servis sağlayıcıları, önümüzdeki 10 yıl boyunca pasif bir yaklaşım benimseyerek tüketici gelirleri yüzde 0,03 sabit gelir artışına kıyasla yüzde 2,7 lik bir bileşik yıllık büyüme hızıyla artırabilir.

Ericsson ConsumerLab Başkanı Jasmeet Singh Sethi, “Ericsson olarak iletişim servis sağlayıcıların ana işi olmaya devam eden 5G tüketici pazarına yönelik ilk defa bir gelir tahmini sunuyoruz. Araştırmamızda, bu pazarın gerçek potansiyelini ortaya çıkarmak için kullanım senaryosu geliştirme, tarife yeniliği, kaliteli 5G kapsama alanı ve ekosistem ortaklıklarının oynadığı rolü vurguladık. 5G’nin önümüzdeki 10 yıl içinde tüketici hizmetlerine yönelik iletişim servis sağlayıcılarına muazzam fırsatlar yaratacağı açıkça ortada. Devam eden bu yolculukta asıl kazananlar tüketici tekliflerini hızlı ve proaktif bir şekilde geliştiren iletişim servis sağlayıcılar olacak” dedi.

Raporda ayrıca uç bilgi işlem ve ağ bölümleme gibi önemli teknolojilerin servis sağlayıcıların 5G hizmetlerinden elde ettikleri geliri güvence altına almalarına nasıl yardımcı olacağı da vurgulanıyor. Bu gelirler, bulut destekli oyunlar ve artırılmış gerçeklik uygulamaları gibi temel dijital hizmetlerden veya araç içi bağlantı ve ilgili güvenlik özellikleri gibi diğer hizmetlerden elde edilebilir.

Ericsson ConsumerLab, 2019’un mayıs ayında 30’un üzerinde kullanım senaryosunu, kullanıcıların bu senaryolara ilgileri ve bunlara ödeme istekliliklerini içeren bir rapor yayınladı. Yeni 5G Tüketici Potansiyeli raporu, hem servis sağlayıcılar hem de daha büyük BT ekosistemindeki iş potansiyeli tahminleriyle oluşturulan öngörülere dayanıyor.

Türkler oyuna ayda 150 lira veriyormuş

17 ülkeden 13 binden fazla kişinin katılımıyla gerçekleşen “Global Oyun Sektörü ve Covid-19 Etkileri” araştırmasına göre, pandemi döneminde haftada 5 saatten fazla oynayan oyuncuların oranında yüzde 30 büyüme gerçekleşti. Video oyunlara yapılan harcamalarda ise yüzde 39 artış yaşandı. Evden çıkma yasağının kişileri daha fazla oyun oynamaya yönlendirdiği belirtilen araştırmada, küresel oyun pazarının önceki yıla göre yüzde 12 ila yüzde 15 oranında büyüyebileceği öngörüsü mevcut.

Oyun sektörünün başarısı ülke ekonomisine katkı sağlıyor

Oyun sektörünün yapılan harcamalar ve yatırımlarla her yıl daha da büyüdüğünü söyleyen IFASTURK Eğitim Ar-Ge ve Destek Kurucusu Mesut Şenel, “Oyun pazarının büyümesi ülke ekonomisine ciddi fayda sağlıyor. Türkiye, oyun pazarına ve oyun geliştirenlere sağlanan desteklerle dünya çapında ses getiren başarılara ev sahipliği yapıyor. Oyun firmalarının, bu alanda üretim yapan şirket sayısının artması, bu başarılara yenilerinin eklenmesi ve sektörün gelişimi için çok önemli. Oyun dünyasına iş fikirleriyle katkı sunmak isteyen girişimcilerin devlet desteklerinden, teşviklerden faydalanmaları için uzman kadromuzla her aşamada yanlarındayız.” dedi.

Oyuna ayda150 TL ödüyoruz

Araştırmaya göre, Türkiye’de aylık oyun sektörü harcamaları pandemi döneminde geçtiğimiz yıla oranla yüzde 21 yükselirken, bu oranın pandemi sonrası dönemde yüzde 10 seviyesinde kalması bekleniyor. Türkiye’de pandemiden önce video oyunlara ayda ortalama 123 TL harcanırken, pandemi esnasında bu harcamaların ortalama 150 TL’ye çıktığı gözlemlendi.

Türkiye kendi alan adını kullanım orantısında dünya lideri

2020 yılı gelecekte Kovid-19 salgını ve bütün dünyanın dijitalleşme süreçleri ile hatırlanacak. Şirketler yapılarından iş yapış biçimlerine, eğitimden sosyal yaşama pek çok alanın dinamiklerini değiştiren Kovid-19 salgını, tüm dünyanın dijitalleşme sürecini gözle görülür biçimde hızlandırdı. Bu süreçte internet tarifinin artışı, alan adı kullanımı ve kayıtlarını da atağa geçirdi.150’den fazla ülkeye alan adı satışı yapan ICANN akredite kayıt kuruluşu Atak Domain’in paylaştığı 2020 ülke domain istatistiklerine göre; dünya genelinde kayıtlı ülke uzantılı alan adı sayısı 148,8 milyona ulaştı.

Türkiye ülke uzantılı alan adı kullanımında %79’u aştı 

Dünya genelinde kayıt adedine göre en popüler kayıtlı ülke uzantısı 19,2 milyon alan adı ile Yeni Zelanda’ya bağlı Birleşmiş Milletler’in kendi kendini yönetemeyen ülkeler listesine aldığı ‘.tk’ uzantılı Tokelau bölgesi oldu. İkinci sırada 18,6 milyon ile dünyanın teknoloji devi ülkelerinden ‘.cn’ uzantılı Çin yer aldı. Sanayi devi ülkelerden Almanya 13,3 milyonluk kayıtlı ‘.de’ uzantısı ile üçüncü sıraya yerleşirken, İngiltere 10,2 milyon ‘co.uk‘ kayıtlı uzantısı ile dördüncü, Rusya ise 7,5 milyon ile beşinci sırada yer aldı. Ülke uzantılı alan adlarının kendi ülkelerindeki kullanım oranlarına bakıldığında, listenin başında %79,63’lük oranla Türkiye yer aldı. Ülkemizi sırasıyla %74,45 ile Fransa, %72,76 ile İtalya, %71,70 ile Norveç ve %70,94 ile Hindistan izledi.

“Türkiye, TRABİS’in devreye girmesiyle atağa kalkacak”

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Atak Domain genel müdürü Bahaddin Yazıcı, “Evrak zorunlulukları nedeniyle Türkiye’nin kayıtlı ‘com.tr‘ uzantılı alan adı sayısı 334 bin 514. Ancak önümüzdeki aylarda Ağ Bilgi Sistemi’nin (TRABİS) devreye girmesi ile evraksız kayıtların başlaması  ‘com.tr”yi atağa kaldıracak ve ülkemiz diğer popüler ülke uzantıları gibi hızla milyonlu sayılara ulaşacak” dedi. 

Kayıtlı alan adlarını artırma konusunda çalışmalarını sürdürdüklerine de değinen Bahaddin Yazıcı ,  “160’den fazla ülkede 10.000 binden fazla bayimizle faaliyet gösteriyor, ‘Bir Dünya Domain’ sloganıyla yakın zamanda faaliyete geçmesi beklenen ‘.tr’ otoritesi TRABIS ile de akreditasyonumuzu tamamlamış buluyoruz. Atak Domain olarak bugüne kadar 40 binin üzerinde müşterimiz için 120 binden fazla alan adı kaydettik ve tüm alan adı otoriteleri ile akredite çalışarak müşteri ve bayilerine birinci elden bin 600’den fazla alan adı uzantısı için kayıt imkanı sunuyoruz. Böylece tek noktadan Şili, Peru, Fas, Malavi, Umman, Endonezya, Vietnam gibi 150’den fazla ülke uzantısını zahmetsizce kaydederek, müşterimize global dünyanın kapılarını açabiliyoruz” şeklinde konuştu. 

Avrupa’da günlük kayıt ortalamasına göre Hollanda önde

Atak Domain’in paylaştığı 2020 ilk çeyrek verilere göre Avrupa kıtası günlük kayıt ortalamalarında ise ilk sırada 2 bin 910 kayıtla ‘.nl’ uzantılı Hollanda geldi. İkincilikte 2 bin 310 kayıt ile ‘.fr’ uzantılı Fransa yer alırken onu ‘.de’ uzantılı Almanya, bin 630 kayıt ile izledi. 

En fazla trafik alan web sitelerinde Rusya önde

Alexa listesine bakıldığında da en fazla trafiğe sahip ilk 1 milyon web sitesi arasında; ‘.ru’ uzantılı 43 bin 142 web sitesi ile yer bulan Rusya, ülke kodlu alan adına sahip web sitelerinin popülerlik sıralamasında liderliğe oturdu. Sıralamada Rusya’yı, 20 bin 82 web sitesi ile ’.de’ uzantılı Almanya takip ederken, üçüncü sırada 20 bin 845 web sitesine sahip ‘com.br’ uzantılı Brezilya yer aldı. Türkiye’nin sınır komşusu İran, 17 bin 181 ‘.ir’ uzantılı web sitesiyle dördüncü, 13 bin 100 web sitesiyle ‘co.uk‘ uzantılı İngiltere ise beşinci sıraya yerleşti.

ABD’nin dijital ekonomisinin hacmi 13,1 trilyon dolar

Çin Bilgi ve Telekomükasyon Teknolojileri Akademisi tarafından dün yayınlanan rapora göre, 2019 yılında dijital ekonomi bakımından ABD dünyada ilk sırada, Çin ikinci sırada yer aldı. 

2020 Çin Uluslararası Bilgi ve Telekomünikasyon Teknolojileri Fuarı (PT Expo China) sırasında yayınlanan raporda, dünyadaki 47 ekonominin dijital ekonomi tahminleri açıklandı. 2017 yılında 47 ekonominin dijital ekonomi miktarı bir önceki yıla göre 5,4 aratarak 31,8 trilyon dolara ulaştı. Bu artış aynı dönemde dünyanın gayri safi yurtiçi hasıla miktarının artışını 3,1 puan aştı. 

2019 yılında ABD 13,1 trilyon dolar miktarıyla dünyada ilk sırada yer alırken, Çin 5,2 trilyon dolarla ABD’yi izledi. Almanya, Japonya ve İngiltere ise üçüncü, dördüncü ve beşinci sıralarda yer aldı. 5 ülkenin dijital ekonomi miktarı dünya toplamının yüzde 78,1’ini oluşturdu. 

Dijital ekonominin geliştirilmesi, ekonomik toparlanmayı teşvik eden esas unsurlardan biri olarak kabul ediliyor.