ABD yalan haber için yapay zekaya ihtiyaç duyuyor

ABD merkezli Allen Yapay Zeka Enstitüsü’nden bir grup bilim insanının geliştirdiği yapay zeka, gazetecilerin yazdıkları tarzda ancak sahte olan haberler üretebiliyor.

Grover adlı sinir ağına yalan haber üretiminin öğretilmesinin nedeni ise, enstitünün iddiasına göre, bu tür sahte içerikleri kolaylıkla tespit edebilmesini sağlamak.

Sahte haberlerin özelliklerini, yöntemlerini, modellerini öğrenen yapay zeka, böylece otomatik olarak hazırlanmış, kamuya açık çarpıtma içerikleri gerçeklerinden ayırt edebiliyor.

Yapılan araştırmalara göre, sahte haberlerin çoğu insanlar tarafından üretiliyor ve ardından sosyal medyada hızlıca yayılıyor. Ancak son dönemde yapay zeka teknolojilerinde yaşanan ilerlemelerle birlikte, robotlar tarafından da bu tür içerikler hazırlanmaya başlandı.

OKUYUCUDA GERÇEKLİK HİSSİ UYANDIRIYOR

Üstelik haber yazarken nelere dikkat edildiği, verilen bilgi ve öğelerin açıklanması, sıralanması, dilin kullanımı, uygun kelimelerin seçimi gibi teknik bilgileri gazeteciler gibi kavrayabilen robotların yazdığı haberler, okuyucuda gerçeklik hissi uyandırmaya çok daha yakın.

Grover’ın oldukça anlaşılır metinler  hazırlayabildiğinin altını çizen bilim insanlarına göre, sinir ağı özellikle teknolojinin dahil olduğu sahte haber üretim süreçlerine karşı etkili mücadele yürütebilecek.

Tümüyle sahte içerikleri tespit edebilen Grover’ın yanlı, gerçeği çarpıtarak aktaran ya da bir bölümünü gizleyen türden haberlere karşı etkili bir araç olamayacağı belirtiliyor. Okuyucular nezdindeki güvenilirliği ciddi şekilde sarsılan ve sorgulanan ana akım Batı medyası, son dönemde yanlılık ve gerçeği bütünüyle aktarmaktan kaçınma gibi eleştirilerle karşı karşıya.

Yayım tarihi
KISA KISA olarak sınıflandırılmış

Huawei Google ekosistemine “bu kötülüğü” yapar mı?

Geçtiğimiz gün Türk ve yabancı basınına yansıyan enteresan bir haber dikkatimizi çeldi: Google tarafından uygulama dükkanı izinleri kaldırılacak olan Huawei telefonları, içinde bulundukları durumu yepyeni bir stratejiyle avantaja çevirmeyi düşünüyor: Aptoide uygulama dükkanı…

Şimdi konuyu biraz açalım: Apple ile Google’ın farkı, Google’da insanlar farklı uygulama dükkanları açarak buraya konan yazılımları herkesin indirmesini sağlayabiliyorlar. Diyelim ki siz Digiturk’sünüz. Uygulamalarınızı Digiturk uygulama dükkanı diye bir yerde toplayıp insanların buradan indirmesini sağlayabiliyorsunuz.

O zaman niye herkes bunu yapmıyor? Çünkü uygulama geliştiriciler seksen tane dükkana ayrı ayrı uygulama göndereceklerine tek ve geçerli bir Playstore ortamına uygulama atarak daha az emekle daha çok kazanmayı yeğliyorlar. İşte Google Huawei’ye bir daha bu dükkanın önünden geçirtmem seni deyince aslında kullanıcılarına böyle bir zarar verdi.

Şimdi gelelim Huawei’nin buna verdiği cevaba: Yapıp yapmadığını teyit edemediğim bir açıklamayla bundan sonra Aptoide uygulama dükkanından uygulama indirtebilirim dedi Huawei. Yapabilir mi? Elbette. Ama sorunun düğümlendiği yer şurası: Aptoide ne?

Aptoide bir uygulama dükkanı. Ne var ki yüksek itibarlı bir uygulama dükkanı değil. Genelde burada korsan ürünlerin de olduğunu görüyoruz. Nasıl korsan? Mesela normal Google dükkanında parayla satılan uygulama, burada beleş takke indirilebiliyor. Bunu nasıl yapıyorlar? İnternette korsan uygulama indirebileceğiniz yerler yok mu? Var. Telefonda niye olmasın, yapmış adamlar işte.

Şimdi şöyle düşünün: içide bolca korsan yazılım ve yazılımcıların ayağına kurşun sıkan bir ortam olan yere Huawei tanıtım tabelası koyuyor. Bu, Google’ın ekosisteminin ayağına sıkması anlamına gelir.

Huawei’nin bunu yanlışlıkla yaptığını düşünmüyorum. Bence şirket aba altından sopa gösteriyor sen benim ayağıma basarsan ben senin kafana basarım diye…

Şahsi görüşümü soracak olursanız: Korsan yazılımları yayacak, insanların emeklerini heba edecek her tür adım beni çok rahatsız eder. Ancak Google yaptıklarıyla sitemine çomak sokulmasını hakediyor.

14 Ağustos Teknoloji gündemi

Über kullananların çoğu, uygulamayı hem şahsi işleri için hem de kurumsal için kullanıyor yurt dışında. Ülkemizin aksine yabancı ülkelerde Über’in kurumsal kullanımı bireyselden çok daha fazla. Fakat kullanıcılar hangi hesabından para transfer ettiğini unutabiliyor bazen. Öyle ya şirket hesabından özel işi için Über kullansa güzel mi olur? Olmaz. Über bunu tahmin edebilmek, insanların özel mi yoksa şirket hesabına mı yolculuk ettiğini anlamaya yönelik bir yapay zeka uygulaması geliştirmiş. 

Snapchat’in videoları belli bir süre sonra kaybolmayanını yapmışlar. Marco Polo adı verilen uygulama, eski günlerin Walki Talkie telsizlerinin videoya dönüşmüş hali olarak tanımlanıyor. Neden Marco Polo? Çünkü anglosakson ülkelerde bir körebe olunu var: Siz Marko diyorsunuz karşı taraf Polo diye bunu tamamlamak zorunda. Bir nevi ping atmanın gerçek hayattaki hali gibi. Bu arada Snapchat gibi yaygın bir hizmet varken sırf videolar silinmiyor diye niye bunu kullanasınız? Laf ola beri gele…

Ticketmaster, ülkemizin Biletix benzeri uygulamasının Avrupa izdüşümü… Uygulamanın İngiltere ayağı Pazartesi günü yaptığı duyuruda, ikinci elden bilet satım sitelerini kapattığını ve bu yıl içinde sitesinde fanların kendi aralarında bilet değişimine ağırlık vereceğini duyurdu. Ticketmaster, “Tek istediğimiz, sevdiğiniz etkinliklere güvenli bir şekilde bilet bulabilmeniz” diye bir de afilli cümle kurdu.

Eskiden ofislerimizde mail atıp alabilen bilgisayarlar yoktu. Faks vardı. Karşıdan diğer tarafın faks makinesinin içine konan kağıdın üstündeki bilgilerin aynı uzak alanda bulunan bir aletin içine fotokopi çekildiğini düşünün. Zamanla elbette bu teknolojiye gerek kalmadı ve ortadan kalktı. Ama belli ki her yerden kalkmamış üstelik bir kenarda süs gibi duracağına şirketlere zarar vermeye başlamış:  Faks cihazları korsanların bilgisayar ağlarına sızması için bir arka kapı olarak kullanılıyor. Korksanlık, telefon hattından bir görüntü dosyası göndererek ya da faks makinesinin bir görüntü dosyası olduğunu düşündüğü bir dosya göndererek çalıştırtıyor. Sonra gelsin şirketteki bilgiler bilgisayar korsanının önüne…

Moorfields göz hastanesi NHS vakfı vakfı ve University College London ile AI-outfit DeepMind tarafından geliştirilen yapay zeka sistemi göze geldi. Göz incelemesi artık bu hastane ve bilgisayar şirketleri tarafından geliştirilen sistemle yapılıyor ve yapay zeka, doktora gerek bile kalmadan 50’den fazla göz hastalığının teşhisini başarıyla koyuyor. Olay, 7.600’ın üstündeki hastanın 14 binin üstündeki taramasının incelenmesiyle geliştirilmiş. Yapay zekayı neyin üstüne salarsanız öğreniyor.  Lamı cimi yok.

Google’a diyorsunuz ki beni takip etme. Tamam diyor. Etmiyorsun değil mi diyorsunuz, tabi abi diyor. Sonra ne yapıyor? Elbette takip ediyor. Android cihazlarda ve iPhone’lardaki Google hizmetleri, uygulamayı durdurduğunu iddia eden gizlilik ayarlarını etkinleştirdikten sonra bile konumunuzun kayıtlarını saklıyormuş meğer. Araştırmacılar, arama şirketinin, bir yerlerde açık bölgeler tuttuğunu keşfetti. 

Türkiye’de terapi hizmeti veren psikologlar bun online olarak yapmaya başladı. Terapinin 10 dakikası 40 TL. Psikologlar bu yapılan işin herkese vakit kazandırdığını, yapanın da yaptıranın da bu işten çıkarı olduğunu dile getiriyor. 

Vodafone gazetecileri İstanbul dışına çıkarıp müşterilerine ne kadar çok kazandırdığını anlattı. Şirketin verilerine göre müşterilere bir yılda 440 milyon liralık ayrıcalık sağlanmış. En büyük ayrıcalık yurt dışında 245 milyon liralık konuşturmadan kaynaklanıyor. Bu kadarlık roaming ücretinden kurtardığını dile getiren şirketin zaten en büyük değerlerinden biri bu. 

e-Devlet 37 milyon kullanıcısıyla ekonomiye 2 milyar dolarlık katkıda bulunmuş. Nasıl mı? Askerlik durum belgesinden 565 milyon TL kazanılmasını sağlamış. Üniversite kayıtlarında sağlanan tasarruf 620 milyon TL olmuş.  e-arşiv uygulamalarında faturaların online kullanımıyla 1,7 milyar TL tasarruf elde edilmiş. Tabi ki bunların hepsi “eğer online yapılmak yerine bir devlet dairesine gidilseydi” üstüne kurulu hipotezler…

Haftadan geriye kalanlar – Apple kendini dövdü

Beyaz Saray’ın eski Siber Güvenlik Koordinatörü Michael Daniel, eski ABD Başkanı Barack Obama yönetiminin 2016’da Rus medya kuruluşlarına, etkili iş adamlarına ve doğrudan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e karşı kapsamlı bir siber operasyon planı hazırladığını anlattı.

Teknoloji devi Apple, 30 ülkede yaklaşık 15 milyon kişinin çalıştığı tedarik zinciri fabrikalarıyla ilgili bir rapor yayımladı. Ağır çalışma koşulları nedeniyle sık sık eleştirilen şirketin hazırladığı rapora göre, bu iş yerlerindeki ihlaller yalnızca bir yıl içinde ikiye katlandı. Raporda 756 denetim sonrası tespit edilen işçi haklarının ihlal edilmesi, çalışma saatlerinin tahrifi, taciz ve çocukların işgücü olarak kullanılması başta olmak üzere ciddi suistimaller yer alıyor.

Amazon’un ‘akıllı asistanı’ Alexa, son günlerde bir sorunla karşılaştı. Birçok kullanıcı sosyal medyadan Alexa’nın sebepsiz yere ‘güldüğü’ anların görüntüleri paylaştı ve rahasızlıklarını ifade etti. Sorunun kaynağının ne olduğunu netleştiren Amazon düzeltmek için hangi yolları izleyeceklerini de açıkladı.

Rekabet Kurumu başvuruları artık e-Devlet üzerinden yapılabilecek. Buna göre, teşebbüsler ve vatandaşların e-devlet aracılığıyla yapabileceği işlemler şu şekilde: Birleşme devralma başvurularının alınması, menfi tespit/muafiyet başvurularının alınması, birleşme devralma başvurularına 3. taraflarca itiraz veya bilgi verme başvurularının alınması, soruşturmalarda tarafların yazılı savunmaları için ek süre taleplerinin alınması, rekabet kurumuna yapılan dosyaya giriş başvurularının alınması, Rekabet Kurumu nezdinde sözlü savunma toplantısına katılım taleplerinin alınması.

ABD Başkanı Donald Trump’a Twitter hesabına eleştirel mesaj gönderenleri engellediği için açılan davada yargıç, bunun anayasayla ilgili karmaşık bir meseleye dönüşmemesi için öneri getirdi: Trump mesajlarını beğenmediği takipçilerini engellemek yerine basitçe sessize alsın.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye, vatandaşlık verilmesini “Suudi Arabistan ne yapmak istemektedir?” sözleriyle eleştirdiği robot Sophia’nın tasarımcısından teklif geldi: “Eğer siyasetçiler yeterince cesursa, Sophia tabii ki onlarla sohbet etmeye açık.”

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Türkiye’deki tüm asansörleri mercek altına aldıklarını belirterek, “Kuracağımız yeni sistemle ülkedeki tüm asansörlere ilişkin bilgileri harita üzerinden anlık izleyeceğiz ve etkin denetleyeceğiz” dedi. Asansör takip sisteminin coğrafi bilgi sistemi ile entegrasyonu için proje başlattıklarını bildiren Özlü, söz konusu sistem ile ülkedeki tüm asansörlere ilişkin bilgileri harita üzerinden anlık izleyeceklerini ve asansörleri etkin bir şekilde denetleyeceklerini belirtti. Özlü, asansör kimlik numarasıyla asansöre ilişkin bilgilere e-devlet üzerinden ulaşılabileceğini bildirdi. Denetimlerin bir sonucu olarak güvenli ürünlerin piyasada bulunmasına imkân sağlanacağını belirten Özlü, böylelikle güvensiz Uzakdoğu menşeli bazı ürünlerin de önüne geçileceğini kaydetti.

Ekonomi Bakanlığı tarafından yayımlanan genelgeyle ihracata destek ödemelerinde e-imza şartı getirildi. Ülke ekonomisine 157,1 milyar dolar katkı sağlayan 71 bin 269 ihracatçı firma, devlet desteği almak için Mart ayıran sonuna kadar e-imza almak zorunda.

Bankalararası Kart Merkezi (BKM) araştırmasına göre kredi kartı kullanıcıları arasında internetten alışveriş yapma sıklığı ayda ortalama 2.1’e ulaştı. Kredi kartı sahiplerinin yüzde 32’si internetten giyim ve aksesuar ürünlerini satın aldıklarını söylerken, bu kategorileri yüzde 14’le yemek siparişi, yüzde 10’la market takip ediyor. BKM Genel Müdürü Soner Canko, “Sonuçlar gösteriyor ki nakitsiz toplum için sağlam bir ekosistem var” dedi.

ABD fiber altyapısı için 1,5 trilyon dolar verecek mi?

Türkiye, 1991’de araç telefonları aracılığıyla 1G teknolojisiyle tanışırken, interneti 1993’te, cep telefonuyla görüşme, veri aktarımı ve SMS gönderimine imkân sağlayan 2G’yi 1994’te kullanmaya başladı. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in, 23 Şubat 1994’te, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’i aramasıyla gerçekleşen ilk cep telefonu görüşmesinin üzerinden 24 yü geçti. Sesin yanında datanın da önem kazanmasıyla 2009 itibarıyla 3G’ye geçilirken, 1 Nisan 2015’te mobil cihazlarda internet hızını 10 kat artıran 4,5G teknolojisi kullanümaya başladı. İnternete bağlanılan cihazlardaki iletişim hızında büyük artış sağlayacak 5G teknolojisine ise 2020’de geçilmesi hedefleniyor.

Google’ın geliştirdiği son yazılım göz arkasına ait taramaları analiz ederek bireyin yaşı, kan basıncı ve sigara içip içmediğine dair bilgilere ulaşabiliyor ve bunları doğru şekilde analiz edebiliyor. Google’ın geliştirdiği yapay zeka bugüne kadar, kalp rahatsızlıkları geçirme riskini tıpta kullanılan yaygın yöntemlerle yakın oranlarda belirledi. Mevcut yöntemler kan testi gerektirdiği için Google’ın algoritması doktorların işini daha kolay hale getirecek. Bilim insanları bu yapay zekayı eğitmek için yaklaşık 300 bin hastanın göz taraması ve genel tıbbı bilgilerini içeren verilerini analiz ettiler. Biri beş yıl sonra kalp rahatsızlığı geçirmiş biri ise geçirmemiş iki hastanın retinal görüntüleri sunulduğunda yapay zeka yüzde 70 oranında görüntülerin hangi hastalara ait olduğunu doğru tahmin edebildi.

Türkiye’de ilk defa bir YouTuber’ın başvurusuyla küfürlü yorum için dava açıldı. Bir videonun altında küfreden kişi hakkında 3 ay ile 2 yıl arasında hapis isteniyor.

Facebook ve Instagram kısa süre önce ABD, Avrupa ve Asya’da çöktü. Sitelere girmeye çalışan kullanıcılar ”Üzerinde çalışıyoruz, en kısa zamanda düzelteceğiz” uyarılarıyla karşılaşıyor. Türkiye’den erişim sorunu yok.

Gerçekte, yapay zeka, birçok insanın kendi profesyonel geri kazanımını gerçekleştireceği düşünülen teknoloji aslında işlerinde daha verimli olmalarına yardımcı olabilir. Bu, Carnegie Mellon Üniversitesi’nden ve Massachusetts Institute of Technology’den araştırmacılar tarafından yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre yapıldı. Mitchell, “Sonuç olarak, gerçekleşmesi muhtemel olan şeylerin bilgisayarların toptan yerine konması değil” dedi. “Kademeli bir evrim ve işlerin yeniden tanımlanması olacak, böylece otomatikleştirilebilecek görevler sizi, kişiyi, diğer görevleri daha fazla yapacak” dedi.

Resmi Gazete’de yayınlanan düzenlemeyle birlikte bina içi elektronik haberleşme tesislerinin, BTK tarafından hazırlanan güncel Bina İçi Elektronik Haberleşme Tesisatı Teknik Şartnamesine uygun olması zorunlu hale getirildi. Mevcut Şartnamede telefon tesisatı için sadece iki çift bakır kablo öngörülürken, yeni şartnameyle fiber optik, ethernet, uydu anten ve Kablo TV kabloları daire içi prizlere kadar dikey şaft (kablo bacası gibi) vasıtasıyla tesis edilecek. Bu sayede her daire hem fiber internete hem uydu yayınına hem de Kablo TV altyapısına erişebilecek. Mevcut şartnamede bir servis sağlayıcı bir binaya hizmet verdiği zaman, diğer işletmeciler altyapı yetersizliği nedeniyle o binaya hizmet veremiyordu. Yeni şartname ile bu durum ortadan kaldırılarak bina içerisinde de rekabet ortamı sağlanacak.

Trump’ın teknoloji altyapı planı interneti hızlandırmayacak gibi görünüyor. ABD’nin 52 sayfalık kanuni olarak altyapısını kurma planında geniş bant kelimesi sadece 4 kez geçiyor. Raporun ana fikri bir kere kaz bir daha kazma mantığında yatıyor. Olayın ülkeye maliyeti 1,5 trilyon dolar. Federal hükümet bnun 200 milyar dolarını karşılayacak.

Ne yazık ki, kripto popülaritesindeki artış, öngörülebilir bir şekilde, suçlular için farkında olmadan mayın para birimlerine ulaşmanızı sağlayacak yeni bir malware yol açtı : kriptojackerler. Kriptojackerler, bilgisayarınızı veya akıllı telefonunuzu, işlemcilerini kötü amaçlı yazılım üreticileri için kripto para birimlerini mayınlamak için kullanmaya zorlayan kötü amaçlı yazılım parçalarıdır. Ve kriptojacking malware dalgası muhtemelen yükselmeye ayarlanır. En son kurbanlar, Avrupa’da bir su şirketi, milyonlarca Android telefonu, Telegram uygulaması ve diğerlerini içeriyor.

Kendi Booking sistemini kurmak isteyen TÜRSAB ile hafta gündemi

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’nin (TÜRSAB) 23. dönem başkan adayı Hasan Erdem, TÜRSAB için güçlü bir e-portal oluşturmayı hedeflediklerini belirterek, “Milli ‘Booking’ oluşturmayı istiyoruz” dedi. Erdem, 10 bin 400 acentenin ulusal düzeyde, teknolojik gelişmelerle rekabet edebilecek portalının bulunmadığını, önemli projelerinden birisinin TÜRSAB’ın konaklama, bilet, destinasyon bankası kurması olduğunu söyledi. TÜRSAB için güçlü bir e-portal oluşturmayı hedeflediklerini bildiren Erdem, milli ‘Booking’ oluşturmayı istediklerini ifade etti. THY’nin bilet satışının yüzde 70’ini seyahat acentelerinin karşıladığını belirten Erdem, “THY acentelerden daha düşük fiyatlar anons ediyor. Bu bizim yaşamamızı zorlaştırıyor.” dedi.

Rusya Merkez Bankası, hackerların uluslararası para aktarım sistemi SWIFT’e saldırı düzenleyerek bankadan 340 milyon ruble (6 milyon dolar) çaldığını duyurdu.

CHP’li Özgür Özel, bir televizyon programında SGK’nın İsen’e ait şirkete kişisel bilgileri para karşılığında sattığını söyledi. Bunun üzerine İsen, Özel aleyhine 50 bin liralık tazminat davası açtı. Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davada tazminat talebi reddedildi. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi de dün mahkeme kararını onadı. Böylece, mahkeme ve Yargıtay’a sunulan SGK ile ilgili Sayıştay raporu, Özel’in iddiasını doğruladı.

Yazılım firması Akın Soft tarafından kurulan ‘AKINROBOTICS’ fabrikasında üretilen son insansı robota ‘ADA GH5’ adı verildi. ADA GH5’in, havaalanı, otogar, otel, alışveriş merkezi, mağaza, market, restoran, kafe gibi mekânlarla fuar, konser, açılış ve kutlama gibi organizasyonlarda, eğitim kurumlarında ve hastanelerde kullanılabileceği belirtildi. ADA GH5 ayrıca, ‘Erik Dalı’ şarkısı eşliğinde oynuyor, çay demleyip, yemek ve mangal yapıyor.

Ailesinde şehit olup olmadığını öğrenmek isteyen milyonlar, Milli Savunma Bakanlığı’nın internet sitesini kilitledi. Milli Savunma Bakanlığı’nın ‘Şehit Tespit Projesi’ kapsamında sorgulama yapanlar aradıkları bilgilere ulaşabiliyor. Sistemde 1853 Kırım Savaşı, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı, 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı, 1911 Trablusgarp Savaşı, 1912-1913 Balkan Savaşı, 1914-1918 Birinci Dünya Savaşı, 1919-1922 Kurtuluş Savaşı, 1950-1953 Kore Savaşı, 1853-1928 Muharebe Dışı Diğer Şehitler ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı başlıkları yer alıyor.

e-Devlet sorgulamasında göçmen olduğunu öğrenenler, AB üyesi ülkelerden çifte vatandaşlık almak için harekete geçti.

Adana’daki düğünde 4 buçuk yaşındaki kız çocuğuna cinsel istismarda bulunulmasıyla ilgili soruşturma tamamlanıncaya kadar yayın yapılmasının yasaklandığı bildirildi. Adana 1. Sulh Ceza Hakimliğinin yayın yasağı kararına rağmen olayla ilgili asılsız paylaşımların devam etmesi üzerine Başsavcılık, soruşturma başlattı.

 

Facebook zengin ya da fakir olduğunuzu anlayacak – Kısa Kısa

Sosyal paylaşım ağı Facebook’un patent başvurusu yaptığı yeni bir teknoloji, kullanıcılarının sosyo-ekonomik durumunu belirlemesini, işçi sınıfı, orta sınıf veya üst gelir sınıfından hangisinde yer aldıklarını anlamasını sağlayacak.

Sahte olduğu fark edilmeyecek kadar gerçekçi olan sahte pornolarda, hiç ilgisi olmayan kişilerin yüzleri kolayca kullanılabiliyor.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Zeytin Dalı Harekatı’yla ilgili Türk Tabipleri Birliği (TTB) bildirisine destek amacıyla sosyal medyada paylaşılan ve Cumhurbaşkanı’na hakaret içeren mesajlarla ilgili soruşturma başlattı.

Frankfurter Allgemeine Zeitung’un, Bilişim Sanayicileri Federasyonu Bitkom’a dayandırdığı habere göre, Almanya’da dijitalleşme sebebiyle önümüzdeki 5 yılda 3.4 milyon çalışan işini kaybedecek.

Nuh peygamberin telefonunu kanıtlama polemiği – 23 Ocak 2018

Kısa kısa köşesi, belirtilen tarih aralığında gazete, TV ve internet sitelerine yansımış haberlerin mümkün olan en kısa özetiyle size ulaştırılmış halidir. 

Enerji sektörüne yönelik siber tehditleri bertaraf etmek için başlatılan eğitim programı tamamlandı. Bakanlığa bağlı 12 kurumdan toplam 163 kişiye ‘enerji hackerı’ eğitimi verildi.

Manisa’nın Akhisar ilçesine bağlı Sarnıç Mahallesindeki vatandaşlar cep telefonlarıyla görüşebilmek için evlerin çatılarında ve yüksek yerlerde dolaşarak şebekenin çekmesini bekliyor. Aldıkları binlerce liralık telefonlar ile görüşme bile yapamadığına dikkat çeken mahalleli çatılarda dolaşırken bir gün düşüp ölmekten korkuyor.
Akhisar Sarnıç mahalle Muhtarı İbrahim Ağarlı , “Köyümüz 3 mahalleden oluşuyor yaklaşık olarak 480 civarında nüfusumuz var. Köyümüz 3 mahalle olduğundan toplu gözükmemektedir. Elektrik şebekesi üe ilgili girişimler oldu daha önceden. Baz istasyonların devresini yükselteceğiz denildi. Ama onun dışında bir faaliyet yapılmadı. Telefon ile iletişim sorunumuz çok büyük bir baz istasyonu çevremizde olsa iyi bir şey olur.

Bankaların verdikleri krediler karşılığında ellerinde rehin olarak Telekom hisseleri bulunuyor ama operasyonun rasyonel hale getirilip Telekom’a zarar verilmemesi için, kredi verilen şirket olan yüzde 55 paya sahip Otaş’a sahip olmak daha uygun yol olarak görüldü. Verilen bu karar doğrultusunda da adımlar geçen hafta atılmaya başladı.

Netflix, 2017’nin son çeyreğinde gelir ve karını artırdı. Bilançonun açıklanmasıyla şirketin piyasa değeri ilk kez 100 milyar doların üzerine çıktı. Netflix, üye sayısını da 117 milyona ulaştırarak bir rekora daha imza attı.

Türk Telekom borç yapılandırıyor – Kısa Kısa – 22 Ocak 2018

Kısa kısa köşesi, belirtilen tarih aralığında gazete, TV ve internet sitelerine yansımış haberlerin mümkün olan en kısa özetiyle size ulaştırılmış halidir. 
  • Hürriyet’ten Hacer Boyacıoğlu’nun haberine göre, kamu kurumları zorunlu olarak bu ‘yerli e-posta’ sistemi üzerinden haberleşecek, vatandaşlar ise isterlerse bu sisteme geçecekler. 2 milyon liraya mal olması planlanan sistemin bu yılın sonuna kadar faaliyete geçirilmesi hedefleniyor. Sistemin kuruluş amacı, bilgilerin yurt dışına çıkmadan çok daha güvenli bir şekilde dolaşıma sokulması olarak açıklanıyor.
  • Yargıtay, tartıştığı polislere “Dışarıda kedi gibi oluyorsunuz, üniformayı giyince aslan kesiliyorsunuz” dediği için hakaretten 1 yıl 4 ay hapse mahkum edilen kişiyi haklı buldu ve mahkumiyeti bozdu.
  • Türk Telekom, mobil telekom hizmeti veren iştiraki Avea’nın çeşitli davalara konu olan Hazine payı, evrensel hizmet katkı payı ve çeşitli konulara ait konularda yapılandırma düzenlemesinden yaralanarak toplam 312.2 milyon lira ödeme yapacağını duyurdu. Şirket bu kapsamda 210.5 milyon lirası anapara, 101.7 milyon lirası faiz olmak üzere toplam 312.2 milyon lira ödeme yapacak.
  • Dünyanın en büyük online perakendecisi Amazon, geçen yaz 13 milyar dolara Whole Foods’u aldıktan sonra Seattle’da kasa ve kasiyeri olmayan, hatta barkod okuyuculu self servis çıkışı da bulunmayan dünyanın ilk süpermarketini açtı.

e-Devlet patladı… Kısa Kısa – 19-21 Ocak

Kısa kısa köşesi, belirtilen tarih aralığında gazete, TV ve internet sitelerine yansımış haberlerin mümkün olan en kısa özetiyle size ulaştırılmış halidir. 
  • Kendilerini “Ayyıldız Tim” olarak isimlendiren Türk hacker grubu, İsrailli eski müsteşarın Twitter hesabını hackledi. Netanyahu’ya yakınlığıyla bilinen eski Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Dore Gold’un Twitter hesabına yerel saatle 22:47 sularında siber saldırı düzenledi. Eski İsrail Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Gold’un hesabını ele geçiren hacker grubu. “Hesabınız Türk Siber ordusu Ayyıldız Tim tarafından hacklenmiştir. Verileriniz ve özel mesajlarınız ele geçirildi. Türkler neler yapıldığını ya da neyin şeytani olduğunu asla unutmayacak.” mesajını yayınladı.
  • Türk Telekom 90 günden fazla süredir kendinde olan müşterilerine hediye veriyor. Hediye ne? Tabi ki kota. Kaç yıldır müşteriyse 3 katı gigabayt veriyorlar üç ay boyunca
  • Avrupa Birliği tarafından desteklenen Erasmus+ Programı Mesleki Eğitim Stratejik Ortaklıklar projesi kapsamında Uludağ Üniversitesi koordinatörlüğünde İngiltere’den Huddersfield Üniversitesi, Bulgaristan’dan Sofya Teknik Üniversitesi ile ULUTEK Teknopark ta bulunan Bizpark ile yürütülen ‘Sanal ve Arttırılmış Gerçeklik Aplikasyonları Projesi’nin ilk toplantısı UÜ Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulunda gerçekleştirildi.
  • İstanbul Aydın Üniversitesi bünyesinde, dünyanın sayılı nükleer araştırma merkezlerinden Avrupa Nükleer Araştırma Merkezinin (CERN) veri ve hesaplama birimini hizmete sundu… İstanbul Aydın Üniversitesi, yakın geçmişte “yaşamın kaynağının araştırıldığı yer” olarak kamuoyuna yansıyan Avrupa Nükleer Araştırmalar Merkezine (CERN) büyük bir katkıda bulundu.

Yılda 100 bin dolar almak için iş turnuvasına katılın

Geliştirdiği yüzde yüz uzaktan çalışma modeli ile dünya çapındaki kalifiye iş gücünü doğru şirketlerle buluşturan Crossover, 2 Aralık Cumartesi günü İstanbul’da IT profesyonellerine özel bir iş turnuvası düzenleyecek.

Toplam 5 saat sürecek turnuva için özel bir konsept öngörülüyor. Buna göre adaylar, 3.5 saatlik test, soru cevap, aralar ve görüşmeler esnasında teknik becerilerini oyunlaştırılmış bir sistemde ortaya koyacaklar. Daha önce İstanbul, Moskova, Madrid, Kahire, Krakov gibi birçok şehirde test edilen bu özel teknikle işe alım yapan Crossover, son bir yıl içinde Ankara ve İstanbul’da gerçekleştirdiği turnuvalarla 100’e yakın Türkiyeli profesyoneli ABD’li teknoloji şirketlerine yerleştirdi.

Crossover Türkiye Genel Müdürü Sinan Ata, İstanbul’u bölgede bir merkez olarak konumlamak için çalışmalarını sürdürdüklerine dikkat çekerek, şunları söyledi: “İstanbul bizim için çok önemli bir merkez, ülkemizde ciddi bir yetenek havuzu var.  Crossover olarak dünya üzerindeki IT profesyonelleri arasında en iyi yüzde 1’lik dilimi aramaya ve onları uygun pozisyonlara buluşturmaya devam ediyoruz. Turnuvalarımızda, teknik becerilerin yanı sıra ekibini yaratma, motive etme ve katkıda bulunma becerilerini ustalıkta göstermesi beklenen birinci sınıf profesyonelleri arıyoruz.”

Crossover’ın aradığı pozisyonlar ve bir yıllık ücretler ise şöyle:  

  • Yazılım mühendisliği yöneticisi ( Software Engineering Manager (Java, .NET, Ruby on Rails, PHP))- 100 bin Dolar
  • Baş iOS Mimarı (iOS Chief Architect) – 100 bin Dolar
  • Baş Android Mimarı (Android Chief Architect) – 100 bin Dolar
  • Baş Bulut Mimarı (Cloud Chief Architect) – 100 bin Dolar
  • Python Mimarı ( Python Architect) – 60 bin Dolar
  • Java Mühendisi ( Java Engineer) – 30 bin Dolar
  • .NET Mühendisi (.NET Engineer) – 30 bin Dolar
  • QA Mühendisi (QA Engineer) – 30 bin Dolar

İlgili adayların etkinliğe katılım için buraya tıklayarak kaydolması gerekiyor. Etkinlik yer bilgisi kalifiye adaylarla kayıt bilgileri alındıktan sonraki süreçte paylaşılacak.

Yandex reklam pazarına yoldan girdi

 

Yandex Navigasyon’un birçok büyük marka tarafından yoğun rağbet gören reklam modelleri dört ana başlık altında toplanıyor.

“Branded Pop Up Pins” modelinde kullanıcı rotasında devam ederken ortalama 1 veya 2 km yakınında bulunan reklam verenin lokasyonu, otomatik olarak haritada beliriyor. Kullanıcı isterse lokasyona rota oluşturabiliyor. Branded Pop-up Pins’te ise “dijital billboardlar” olarak tanımlanan banner’lar devreye giriyor. Markalar “dijital billboardlar” sayesinde daha detaylı bir görünüm elde ederek, kampanyalarını kullanıcılara duyurabiliyor.

“Custom Category” modeli, Yandex’in çok kullanılan “Kategoriler” sekmesinde uygulanıyor. Yandex her açıldığında “Arama” ekranında markanın logosu gösteriliyor. Logoya tıklandığında ilgili lokasyonların bulunduğu noktalar ortaya çıkıyor.

“Branded Voice Navigation” modelinde kullanıcı rota oluşturduğunda, Yandex’in “Rota oluşturuldu” sesli yönlendirmesi markanın adı ile birlikte duyuluyor. Kullanıcı rotanın sonuna ulaştığında ise Yandex’in “Varış noktasına ulaştınız” sesli yönlendirmesi de markanın adı ile birlikte yapılıyor.

Heyecanla karşılanan bir diğer reklam modeli olan “Navi Cursor” ise uygulamada rotayı izleyen imleç grafiğinde yapılacak yaratıcı tasarımları kapsıyor. Ana ekranda yer alan imleç reklam verenin belirleyeceği 3 boyutlu bir model ile değiştirilebiliyor.

“Yaşasın Türk girişimleri Silikon Vadisi’ne gidiyor” demeli miyiz?

Dünya gazetesinin bugünkü manşeti Silikon Vadisi’ne gitmiş olan Türk girişimciler. Gazetenin haber tonu ve olayı başlığa çekmesi, onların bunu çok beğendiğini gösteriyor.

Peki beğenmeli miyiz bunu? Yani Silikon Vadisi’nde Türk girişimcilerin olması, gerçekten de bizim zil takıp oynamamızı gerektiren bir şey midir? Haydi bunu TKNLJ’nin tez ve antitez formatında tartışalım:

TEZ:

Silikon Vadisi yeni iş fikri çıkarmak isteyenler için mükemmel bir ortam. Dünyanın en iyi bölgesi ve olmazsa olmazı. Eğer bir girişiminiz varsa gerek para bulmak gerekse bunu zeki insanlarla geliştirmek için dünyada gidebileceğiniz o alarda ikinci bir bölge yok. Türk şirketlerin orada olması bize gurur vermeli çünkü öyle bir yetiştirmişiz ki bu kişileri orada kendilerine yer bulabiliyorlar. Mesela Pakistanlılar gidebiliyor mu? Kamboçyalılar? Hayır. Ama biz oradayız işte. Hem oradayız hem de oradan yeni yatırımlar bulabiliyoruz.

ANTİTEZ:

Girişimler Silikon Vadisi’ne gidiyor. Bu ülkede kalmıyor. Şirketler orada kuruluyor. Bu ülkede vergi verilmiyor. Oraya gidenler biz hamdık piştik şimdi Türkiye’ye katkı verelim demiyorlar. Yolunu bulan orada kendi geleceğini çiziyor. Biz onlara burada kalacak motivasyonu, oraya gitmeden bulabileceği imkanları veremiyor olmalıyız ki buradan gidiyorlar.

SENTEZ:

Bizim girişimci çıkarmamıza ihtiyacımız var. Bizim ülkece bu gibi insanların doğru yer ve zamanda kendini büyütmesine ihtiyacımız var. Ama bizim onları başka ülkelerde vergi verir konumdan çıkarıp Türkiye’de iş ve istihdam yaratır hale getirmemiz gerekiyor. Hatta her şeyin millisini yapan biz; Bu girişimcileri milli sermaye ile beslemezsek elden kaçıracağız. Çok net bu.

Bizim bugünden itibaren yaşasın br girişim daha burada iş yapmadan ABD’ye gitmiş sevinç nidalarını bir kenara bırakıp bu işin Türkiye’de yapılması için hangi adımların atılması gerektiğine karar vermemiz lazım. Sadece İTÜ ve ODTÜ içindeki teknokentlerle olacak iş değil bu.

Yayım tarihi
KISA KISA olarak sınıflandırılmış

Samsung’un global marka olarak yükseliş grafiği

Samsung Electronics, Interbrand tarafından gerçekleştirilen “En İyi Global Markalar” araştırmasında istikrarlı bir şekilde marka değerini arttırmayı sürdürdüğünü açıkladı. İlk kez 2012 yılında, en iyi 10 marka içerisine giren ve 2016 yılında 7’inci sırada bulunan Samsung Electronics, 2017 yılında 6’ıncı sıraya yükselmeyi başardı. Interbrand’in araştırmasına göre bu yılın başarısı Samsung için özel bir anlam taşıyor. Interbrand, bu başarıyı sağlayan faktörler arasında Samsung’un amiral gemisi ürünlerinin başarılı lansmanlarını ve sürdürülebilir yüksek seviyeli mali performansı işaret etti.

Bu yükselişte sadece telefon değil sattığı TV ve beyaz eşyanın da payı çok büyük.

 

Yayım tarihi
KISA KISA olarak sınıflandırılmış

İçeriği bedavaya getirmenin şahane yolları

İçerik güzel, içerik şahane. Hatta kral. Bugün bildiğimiz anlamda sanal dünya para kazanma yollarının başında öyle ya da böyle içerik geliyor.

Ancak içerik üretmeyenler bilmez, içerik üretmesi pahalı bir iştir. Okursunuz, neler olup bittiğine bakarsınız. Bunun dünyadaki yansımalarına bakar, doğru değerlendirmeleri yapabilmek için tekrar okursunuz. Sonra olayları yakından görmek için ömrünüzü gününüzü verip çoğu zaman haketmeyen insanlara sorular sorar, biliyormuş gibi görünen insanların söylediği çoğu zaman yanlış şeyleri doğru hale getirip sunarsınız. Sonra biraz daha okur bundan sonra gelecek şeyleri tahmin etmeye çalışırsınız. Kendini ifade edemeyen bir kitle, ürün ya da hizmeti kendini ifade edebilir hale getirirsiniz.

Bütün bunları yaptıktan sonra dünyanızda bir aydınlanma olur. Okuduğunuz ya da gördüğünüz şeylerin, hatta aklınıza gelen fikirlerin kimin üzerinde nasıl etki yapacağını hissedebilmeye başlarsınız. Ki içerikçinin gerçek sihri de buradadır zaten, yazdıklarında değil.

Bir de şu var: Bazen sabah kalktığınızda süt ya da su içersiniz. Sabahın ilk saatlerinde aldığınız ilk sıvı yeterince ılıtılmamışsa bu midede gaz oluşumuna neden olur. Eğer yeterince içerik işiyle uğraşmamışsanız bu gazı içerik fikri sanarsınız ve bundan çok da mutlu olursunuz…

Bu yüzden pahalı olan bu içerik işinden ucuz yollarla para kazanmanın en iyi yolu, içerikçiler platform sunmaktır. Bir madeni parayı bir milyon kez yere atarsanız bir seferinde mutlaka yere dik biçimde düşecektir. Ve bir platforma milyonlarca yazı toplarsanız işi bu olmayan insanların bir kısmı bunlardan birkaçını mutlaka güzel yazacaktır.

Şirketler buna yönelik çalışmalarını yıllardır yürütüyor. Bu hafta Storia isimli bir firma bu konda bir bülten gönderdi. Bülten şirketi şöyle tanıtıyor:

Kullanıcılar tarafından oluşturulan içeriklerin yön verdiği yeni akım multimedya platformu STORIA, Amerika, Rusya, Brezilya ile eşzamanlı olarak Türkiye’de de faaliyetlerine başladı. Global büyüme odaklı Storia, çeşitliliğe odaklanarak, farklı görüşlerin ve yeni bakış açılarının güvenli bir ortamda özgürce ifade edilmesine olanak sağlamayı hedefliyor. 

Storia girişimcisi Röstem Hairedin şunları söylüyor: 

Günümüzde sosyal medyada arkadaş bazlı kurulmuş platformlarda, aynı doğrultudaki görüşler sürekli birbirini tekrar ediyor. Bu da zamanla farklı görüşlere karşı bilinçsiz toplum yaratıyor. Karşıt görüşlere karşı duyarsızlaşma, günümüzün en önemli problemlerinden. Storia’nın amacı ise bu probleme bir çözüm getirmek. Birbirinden farklı görüşlerin, fikirlerin ve hikayelerin güvenli bir  atmosfer içinde dile getirilmesini sağlamak. Kullanıcıları kutuplaşmalarından arındırıp, oluşmuş önyargılarını kırmak istiyoruz. Amacımız insanları eğlendirmek, bilgilendirmek ve düşüncelerini özgürce paylaşmaya yüreklendirmek.

İçeriklere www.storia.me internet sitesinden ya da iPhone/Android uygulamalarını indirerek ulaşabilmek mümkün.

Storia rakamları karşımıza şu sonuçları çıkarıyor:

  • Mayıs 2017 itibariyle, Storia’da aylık 3 milyon tekil ziyaretçi 10 milyondan fazla sayfayı ziyaret ediyor.
  • 2017 sonunda, Türkiye’de ziyaretçi sayısını 15 milyona çıkarmayı hedefliyor.
  • Storia’da her ay yazarlar ve ziyaretçiler tarafından 1,000’den fazla içerik paylaşıyor.
  • Platformda trafiğin yüzde 85’i mobil kullanıcılardan geliyor.
  • Topluluğun yaş dağılımına bakıldığında 18-34 yaş aralığındaki kullanıcılar yüzde 80 oranıyla öne çıkıyor.

Bendeki sorular şu:

  1. İçerik hazırlayanların bundan karı ne?
  2. İçerik hazırlayanlar, Türkiye’den gelmesi muhtemel aylık 15 milyon kişiye doğru içerik verirken bundan ne kazanacak? “Ben acayip okundum” övgüsünü mü?
  3. Bu girişim, esas işi içerik üretmek olan insanlara karşı borcunu ödemek için bir şey yapacak mı?
  4. Bu etkinlik neden birincil ayakta Rusya, Brezilya ve Türkiye gibi ülkelerden hareket ediyor? Bunun mantığını hiç düşündünüz mü? Bu üç ülkenin ortak noktası nedir acaba? Neden aralarında Fransa, İngiltere ve Almanya yok? Bu ülkedekiler içerik üretmeyi mi bilmiyor, yoksa başka bir şey mi var?

Paylaştıkça azalıyor olabilirsiniz

Facebook ve Instagram gibi sosyal medya platformlarında bilgi ya da fotoğraf paylaşmak, birçoğumuzun alışkanlığı haline geldi. Ancak Kaspersky Lab’ın araştırmacıları, Türkiye’deki kullanıcıların kişisel verilerini ne kadar çok paylaştığı konusunda bazı detayları ortaya çıkardı. Araştırma sonuçlarına göre insanların %95’i bilgilerini dijital ortamlarda paylaşırken, bunların %79’u çocuklarının fotoğraf ve videolarını, %62’si ise başkalarını içeren kişisel ve hassas video ve fotoğraflar paylaşıyor. Bu alışkanlıklar, çoğu ülkede kişisel verilerini tanımadıkları insanların erişimine büyük oranda açan genç nesiller özelinde daha da kötü bir noktaya ulaşmış gibi görünse de, Türkiye’de yaşlılar da benzer davranışlarda bulunuyor.

Endişe verici bir şekilde, yapılan araştırmaya Türkiye’den katılan internet kullanıcılarının yarısına yakını (%42) bilgilerini herkesin görebileceği şekilde paylaştığını söylüyor. Ancak bu şekilde paylaşılan verileri daha sonra kimin ne amaçla kullanabileceği belli olmuyor. Her 5 kişiden biri (%23) hassas verilerini iyi bilmediği insanlarla ve yabancılarla paylaştığını, dolayısıyla bu bilgilerin ne şekilde kullanılacağı üzerindeki kontrolü elden bıraktıklarını itiraf ediyor. Böylece, Türkiye’deki kullanıcılar finansal detaylarını (%53), pasaport, ehliyet ve benzeri kişisel belgelerinin taranmış hallerini (%35) veya şifrelerini (%44) paylaşarak kimlik hırsızlığına veya finansal saldırılara açık hale geliyor.

Bunlar Kaspersky Lab’ın yürüttüğü ve kullanıcıların veri paylaşım alışkanlıklarını ortaya koyan My Precious Data: Stranger Danger (Benim Kıymetli Verim: Yabancı Tehlikesi) adlı raporunun sonuçları. Araştırmaya göre, insanlar sadece verilerini değil, değerli verilerini depolayan cihazları da paylaşıyor. Neredeyse her 10 kişiden ikisi (%16) cihazlarına erişim sağlayan PIN numarasını bir yabancıyla paylaşmış ve yaklaşık her 10 kişiden üçü (%27) kalabalık ortamlarda cihazlarını kilitsiz ve denetimsiz bırakıyor. Dahası, insanların yaklaşık 4’te biri (%23) cihazlarını bir süreliğine kullanmaları için başka birine vermiş.

“Kişisel verilerin, insanlar ve şirketlerle aşırı şekilde paylaşılması gerçekten tehlikeli bir alışkanlık” diyen Kaspersky Lab Tüketici İşleri Birimi Başkanı Andrei Mochola, şöyle devam ediyor: “Günümüz dünyasında, başkalarıyla bilgi paylaşmak hiç bu kadar kolay olmamıştı ve bir çok açıdan bakıldığında internetin bunun için yaratıldığını söyleyebiliriz. Ama tek bir tuşa basarak önemli ve hassas bilgileri paylaştığımızda, bu bilgiler üzerindeki kontrol artık bizde değildir, çünkü bu verilerin nereye gittiğinden ve nasıl kullanılacağından emin olamazsınız. Kullanıcılar kelimenin tam anlamıyla değerli kişisel verilerini ve hatta onları depolayan aygıtları kendi elleriyle başkalarına veriyor.”

Araştırma, başkalarıyla çekilmiş özel ve hassas fotoğrafları paylaşma olasılığı en yüksek olanların gençler olduğunu gösteriyor. Türkiye’deki 16-24 yaş grubu gençlerin %78’i, bu tür paylaşımlar yaptığını söylerken, 55 ve üzeri yaşlardakilerin %66’sının çok da farklı davranmadığı görülüyor. Benzer alışkanlıklar finansal bilgilerin paylaşımına da yansıyor. Gençlerin neredeyse yarısının (16-24 yaş grubundakilerin %45’i) ve 55 yaşın üzerindekilerin de %37’sinin finansal ve ödeme ayrıntılarını diğer kişilerle paylaştığı görülüyor.

Andrei Mochola son olarak, “İnternet kullanıcılarının birbirleriyle fotoğraflarını, kişisel bilgilerini ve diğer bilgileri paylaşmayı bırakmasını beklemek gerçekçi olmasa da, onları önemli bilgileri herkese açık olarak paylaşmadan önce iki kez düşünmeye davet ediyoruz. Ayrıca tüm internet kullanıcılarını, cihazlarının veya verilerinin yanlış ellere düşme ihtimaline karşı, verilerini ve gizliliklerini koruyacak güvenlik önlemleri almaya teşvik ediyoruz” diyor.

Ne yüklediğimizi, bize ne yapabileceğini okumuyoruz

Kaspersky Lab’ın Türklerin de arasında olduğu çeşitil ülkelerden 18.507 tüketiciden çevrimiçi alışkanlıkları hakkında bilgi istediği “İnternet konusunda bilgili misiniz?” anketi, endişe verici sayıda tüketicinin, uygulamaları cihazlarına yüklerken güvenliğe dikkat etmemeleri nedeniyle gizliliklerini ve telefonlarında sakladıkları verileri siber tehditlere maruz bıraktığını ortaya çıkardı.

Kullanıcılar uygulamaların yüklenmesi sürecinde lisans anlaşmalarını veya mesajları okumayı ihmal ediyor ve böylece neyi kabul ettiklerini bilmiyorlar. Bazı uygulamalar, diğer uygulamaların yüklenmesini isteyerek kullanıcı gizliliğini etkileyebilir ve hatta bir cihazın işletim sistemi ayarlarını kullanıcı yükleme işlemi sırasında ‘kabul ediyorum’ dediği için tamamen yasal olarak değiştirebilir.

Anket kullanıcıların yüzde 43’ünün mobil cihazları üzerindeki uygulamalar nedeniyle risk altında olabileceğini belirtiyor. Çünkü bu kişiler yeterli siber bilince sahip olmadıkları için uygulamaları yüklerken uygulama izinlerini sınırlama konusunda da bir şey yapmıyor. Anket katılımcılarının yüzde 15’i uygulamaların telefonlarında neler yapabileceğine hiçbir şekilde limit getirmiyor ve yüzde 17’si istendiğinde uygulamalara izin veriyor, ancak sonra unutuyor; yüzde 11’i ise bu izinleri değiştiremeyeceklerini düşünüyor. Uygulama izinleri kontrol edilmediğinde uygulamaların, mobil cihazlarda bulunan iletişim bilgilerinden fotoğraflara ve konum verilerine kadar tüm kişisel ve özel verilere erişmeleri tamamen yasal bir şekilde mümkün olacak.

Kendilerini korumak için tüketiciler şunlara dikkat etmeli:

-Sadece güvenilir kaynaklardan uygulama indirin,
-Cihazınıza yüklemek istediğiniz uygulamaları akıllıca seçin,
-Yükleme işlemi sırasında lisans anlaşmasını dikkatlice okuyun,
-Bir uygulamanın istediği izinler listesini dikkatlice okuyun. Yükleme sırasında neyi kabul ettiğinizi kontrol etmeden ‘ileri’yi tıklamayın,
-Cihazınızı siber tehditlerden koruyacak bir siber güvenlik çözümü kullanın.

Aslında bunu bir benzeştirmeyle anlatacak olursak evimize bir adam geliyor içeri gireyim mi diyor. Biz sen kimsin necisin diye sormaya üşeniyor adamı içeri alıyoruz. Sonra da içeride unutup evden çıkıyoruz.

29643 nolu resmi gazetedeki Türk telefoncu

Türkiye enteresanlıklar ülkesi. Hiç olmayacak şeyler o kadar hızlı bir biçimde başımıza gelir ki ne olduğunu anlayamayız bile…

Bundan bir zaman önce Türkiye’de birkaç firma bir araya gelerek “bu yabancı telefon satıcısı firmalar bizi yiyecek ham yapacak, aman devlet bizi korusun” dediler. Uzun süre bu korumacılığın ne anlama geldiğini tartıştık. Devlet Türk telefonculardan daha mı az para alacaktı yoksa yabancı telefon firmalarına daha mı fazla vergi çakacaktı belli olmadı. Hala da belli olmadı aslında.

Yayım tarihi
KISA KISA olarak sınıflandırılmış

Kredi kartınız çalınınca başınıza neler gelir?

Kredi kartının çalınması her an hepimizin başına gelebilir. Kimse bu konuda güvende değil. Siz saklasanız verdiğiniz yerler acaba sizin kadar sahip çıkabiliyor mu kartınıza? Bu soru çok kritik. Ben bu konuda lağduriyet yaşamış iletişimci dostum Mehmet Sinlenmez‘in sıkıntısını duyunca ondan rica ettim ve bir mini röportaj yapmaya razı ettim onu.

Mehmet’in yaşadıkları, aslında Türkiye’de güvende olmadığımız gibi kartı kaptırdıktan sonra da ciddi uğraş gerektiğini gösteriyor bize. Ama bir nokta var ki… Onun yorumunu size bırakıyorum: PlayStation yetkilileri kendilerine gelen kredi kartı çalınma vakalarının Türkiye’ye yapılan siber saldrılar sonrasında arttığını ima etmiş. Üstünde tartışmaya değer gibi geliyor bana…

BTK terörizme karşı Twitter ile omuz omuza

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Ömer Fatih Sayan Twitter Başkan Yardımcısı Colin Crowell ile görüştü. Toplam bir saat süren bir görüşme bu. Sayan daha önce sıkça dile getirilen konuyu tekrar masaya taşıyarak Twitter’ın Türkiye’de ofis açmasına yönelik talebimizi yeniledi.

Sayan konuyu nasıl dile getirdiğini şöyle anlattı: “Türkiye genç ve dinamik nüfus yapısıyla sosyal medya kanallarının en çok kullanıldığı ülkeler arasında yer alıyor. Evrensel hukuk kuralları ile Türk hukuk kurallarının sosyal medya mecralarında da mer’i olması gerekiyor. Görüşmede bu konudaki hassasiyetlerimizi aktardık. Özellikle Türk yargı makamları tarafından verilen kararların uygulanmasının önemine dikkati çektik. Sosyal medya kanallarında açılan sahte hesaplar ile mücadele edilmesinin önemli olduğunu vurguladık.”

Biz Twitter’ın bura ofis açmasını niye istiyoruz? Anladığım kadarıyla adam gibi vergi alabilmek için. Bir de arada bir Fuat Avni ve benzeri karakterleri kulağından tutup yakalayabilmek için. Eğer elimizin altında bir Twitter yetkilisi olursa kafasına vurarak “hadi hala vermedin şunun adresini yaaa” diyebileceğiz.

Ama biz bunu bu şekilde dil getirmiyoruz. Onun yerine ne diyoruz? Günün anlam ve önemini de yansıtan terörizm diyoruz. Sayan, terörizmle sanal platformlarda mücadelenin önemli olduğunu vurgulayarak “Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinin terör örgütlerinin propagandasının yapıldığı mecralara dönüşmemesi gerekiyor. Bu konuda bütün dünya ülkelerinin karşılıklı işbirliği ve dayanışma içinde bulunması gerekiyor. Twitter’da Türkiye’ye yönelik faaliyetlerde bulunan terör örgütlerinin ve terörizmin propagandasının yapılmaması gerektiğine yönelik hassasiyetlerimizi aktardık” demiş Twitter müdürüne.

Adam ne diyecek? “Yok kardeşim olmaz” mı? Tabi ki memnuniyetle başını sallamıştır. Sayan, Ankara’da meydana gelen terör saldırısı sonrasında Twitter’den atılan mesajlara yönelik işbirliğinin önemli olduğunu belirterek, Twitter ile acil durumlardaki işbirliklerinin geliştirilmesi konusunda mutabakata vardıklarını bildirmiş. Fransa’daki terör saldırısı sonrasında Twitter’ın vatandaşları bilgilendirmek, uzak durmaları gereken alanlarla ilgili uyarmak için kullanıldığı bilgisinin paylaşıldığını belirten Sayan, bu konudaki işbirliklerinin Türkiye ile de yapılabileceğinin aktarıldığını belirtmiş. Sayan eğitim, sağlık, afet ve acil durumlarla ilgili konularda Türkiye ile Twitter arasında işbirliklerinin görüşüldüğünü ifade etti.

Ama sorunumuz şu: Biz evrensel anlamda kanun, kanunsuzluk ve meşruiyet kavramlarını çok feci karıştırıyoruz. Mesela Ankara patlamasında Ankara patlaması hakkında konuşmayı yasaklıyor, bu konuda Tweet atanları hapse gönderiyoruz. Aynı şekilde bir terörist bir devlet memurunun başına silah dayayınca bu kareyi paylaşan herkesi terörist olmakla suçluyoruz. Bizim ülkemizin başkentinin belediye başkanı seçim sonuçlarını seçim yasaklarına rağmen açıklayabiliyor ama seçim hakkında fikir beyan edenleri yaka paça tutuklayabiliyoruz.

Dolayısıyla biz kanunsuz bir ülkeyiz. Daha yakın zamana kadar bizim söylediğimiz içeriği kaldırmayan internet sitesi sahiplerini hapisle tehdit ediyorduk. O yüzden Google Facebook bizim kapımızdan geçmiyordu. Bizim terörist tanımımız net değil, hatta yok. Bizde hükümeti oluşturan parti aleyhine laf eden herkes biraz terörist.

Böyle bir Afrika ülkesi olsaydı, siz orada şirketinizin ofisini açar mıydınız?

Bizim terörizme karşı omuz omuz olmamız gerekiyor tüm dünyayla. Ama önce bize ters ters bakan, seçmen kağıdının üstünde lambalı logoyu tutturamayan herkesi terörist olarak nitelemeyi bırakmamız da gerekiyor.