Patronlar işçilerin e-devlet şifresini istiyor

ANKARA, İNTERNET, MANŞET

edevletCumhuriyet gazetesinde yayımlanan bir haber, aslında teknoloji ve kişisel özgürlüklerden ne kadar bihaber olduğumuzun çok önemli bir göstergesi. Habere göre Kayseri’de Ofis Büro ve Flekssit işçileri sendikalara üye olmak istiyorlar. İşçilerin Birleşik Metal-İş’te örgütlenme girişiminde bulunmaları üzerine patron işçilerden “e-Devlet şifrelerini” istiyor. Sebebi hem işçilerin söyledikleri sendikaya üye olmalarını engellemek, hem de onları daha kendi görüşüne yakın olan Öz Ağaç-İş Sendikası’na üye yapmak…

Bir kişi birinin e-devlet şifresini alırsa onu bir sendikaya üye yapıyor olabilir mi bilmiyorum. Yani e-devlet hizmetlerinin o derecede gelişip gelişmediğini bilmiyorum. Ama bir patronun maaş verme kozunu kullanarak böylesi bir şeyi istemiş olması korkunç. Korkutucu olan şey insanları istemedikleri bir sendikaya üye yapmalarından ibaret değil: Eğer siz birinin e-devlet şifresini alırsanız onun hayatını ele geçirirsiniz. Onun tüm hayatını bambaşka bir hale getirirsiniz. Devletimiz her hizmetin tek bin noktadan verildiği internet sitesini, devlet giriş kapısını hayata geçirirken bunu düşündü mü bilemiyorum.

Düşünmediyse bile bunu şimdiden çok ciddi bir biçimde gündemine gelmeli. Mesela birisi sizden bunu zorla aldığı zaman evrakta sahtecilik, kişisel bilgilerin çalınması ve benzeri 30 farklı suçun bileşkesi ile cezalandırılmalı. Hukukçular bunun cezasını ivedilikle belirlemeli.

Hatta e-devlet hizmetlerine girenler zaman zaman telefonla aranarak siz girdiniz mi böyle bir değişiklik yaptınız mı diye soruşturulmalı.

Çok tehlikeli bir yere gidiyoruz!..

Ulaştırma Bakanlığı gelecek sene neler yapacak?

ANKARA, İNTERNET, MANŞET

binali yildirimUlaştırma Bakanlığı’nın gelecek sene yapacakları şimdiden ortaya çıkmaya başladı. Meclis görüşmelerinden basına yansıyanları, iletişim teknolojileri açısından incelersek karşımıza çıkacakları TKNLJ stilinde inceleyelim:

  • Mobil abone yoğunluğu yüzde 90’a ulaşacak TÜRKSAT, Türkiye’nin küresel uydu haberleşme pazarındaki ağırlığını artırma politikasına paralel olarak hem televizyon yayıncılığı hem de veri haberleşmesi için kullanılmak üzere gelecek yıl içerisinde TÜRKSAT 4B uydusu uzaya gönderilecek.
  • Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu faaliyetleri kapsamında gelecek yıl Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Anayasada kişisel verilerin korunmasına ilişkin getirilen düzenleme çerçevesinde kişilerin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığıyla temel hak ve özgürlüklerinin korunmasını temin edecek elektronik sistemler aracılığıyla veya diğer yollarla işlenen kişisel verilerin korunmasına yönelik kanun hazırlık çalışmaları tamamlanacak.
  • Sayısal içeriğin gelişmesi ve ticarileşmesi amacıyla başta oyun olmak üzere mobil uygulama, yazılım ve bilgi teknolojileri hizmetlerinin desteklenmesine yönelik çalışmalar yürütülecek. İnternetteki Türkçe içeriğin nicelik ve nitelik açısından gelişmesi ve erişilebilir olmasına yönelik faaliyetler sürdürülecek.
  • KOBİ’lerin bulut bilişim teknolojilerinden yararlanabilmesi için hizmet sağlayıcıları ile hizmeti alanlar arasında aracılık faaliyetlerinin geliştirilmesi sağlanacak. e-Ticaretin hem yurtiçinde gelişmesi hem de bu kanal vasıtasıyla ihracatın artırılmasına yönelik teşvik ve düzenlemelere ilişkin çalışmalar yürütülecek.
  • Sayısal yayın lisanslarının verilmesiyle beraber analog ve sayısal karasal yayınlar paralel olarak sürdürülecek ve analog karasal yayınlar en geç 2015 yılında sonlandırılacak.
  • 2014 yılında bu yıla göre elektronik haberleşme pazarının yüzde 10 büyüyerek 18,6 milyar dolara, bilgi teknolojileri pazarının da yüzde 10 büyümeyle 12 milyar dolara ulaşması öngörülüyor. Gelecek yıl mobil telefon abone yoğunluğunun yüzde 90, genişbant abone yoğunluğunun ise yüzde 45 olarak gerçekleşeceği tahmin ediliyor.
  • Gelecek yıl sonu itibarıyla büyük kısmı Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde olmak üzere elektronik haberleşme altyapısı olmayan yaklaşık 2 bin yerleşim yeri ve mobil kapsama alanı bulunmayan yaklaşık 500 yerleşim yeri kapsama altına alınacak.
  • Sabit ve mobil haberleşme altyapısı veya şebekelerinde kullanılan her türlü baz istasyonu, anten, kule. dalga kılavuzu, konteynır ve benzeri araç, gereç ve tesisatın kurulması, bunların taşınmazlar üzerine yerleştirilmesine ilişkin usul ve esaslarla bunların taşınmazlar üzerine yerleştirilmesi için uygulanacak ücret tarifeleri belirlenecek.
  • 2010 yılında taraf olunan siber suçla etkili mücadelede uluslararası işbirliğini sağlamaya yönelik olarak Avrupa Konseyinin 185 sayılı Siber Suç Sözleşmesiyle kişisel verilerin korunmasına yönelik yasal düzenleme yapılmasını müteakip, bu verilerin otomatik işleme tabi tutulması durumunda kişilerin korunmasına ilişkin 108 ve 181 sayılı sözleşmelerin onay çalışmaları başlatılacak.

Bilgi Toplumu Stratejisi’ne göre bu sene mobil artmayacak!

ANKARA, İNTERNET, MANŞET, OPERATÖRLER

tbmmTBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşmeleri süren 2014 yılı bütçe programında, ülkemizin bilgi toplumuna dönüşüm sürecinde, önümüzdeki dönem için politika, strateji ve uygulamaların belirleneceği yeni Bilgi Toplumu Stratejisi hazırlanarak hayata geçirileceği bildirildi. İşte stratejiden TKNLJ stilinde küçük notlar: (İçinden bazı biz şöyle yapacağız böyle olacağız gibi benim de söyleyebileceğim basitlikteki maddeleri çıkardım, okuması kolay olsun diye önemlilerini sizinle paylaşıyorum)

  • Devletin düzenleyici rolü etkinleştirilmesi, yapılan düzenlemelerin etkin şekilde uygulanması, alternatif altyapı ve hizmetlerin devreye girmesi, pazarın potansiyel gelişimi ve bilgi toplumu hizmetlerinin yaygınlaşmasını etkileyen sorunlara yönelik çözümlerin geliştirilmesi konularında çalışmalar yürütülecek.
  • Kullanıcılara yüksek hızlarda genişbant erişim hizmeti sunulmasına imkan veren fiber optik şebeke alt yapılarının yaygınlaştırılması ve kurulumunun kolaylaştırılmasına yönelik tedbirlerin hayata geçirilmesi çalışmalarına devam edilecek. (Belediye seçimleri yüzünden hiçbir belediyenin fiber kablo çekimine izin vermemesinin önüne geçilecek sözü mü bu?)
  • Bilgi ve iletişim teknolojilerine (BİT) yönelik Ar-Ge, yenilik ve ihracat teşviklerinin, belirlenecek öncelikli alanlarda, odaklı ve etkileri ölçülebilir bir yapıda uygulanmasına yönelik çalışmalar yürütülecek. (Girişimcilerin bir türlü ulaşamadıkları teşviklere ulaşabileceklerinin sözü olarak mı alalım bunu)
  • Mobil oyun ve uygulamalarda Türkiye’de var olacak FATİH Projesi başta olmak üzere, kamu projelerindeki BİT ürün ve hizmet alım süreçleri, yerli katma değerin artırılmasını ve KOBİ’lerin gelişimini gözeten bir anlayışla düzenlenecek.
  • Sayısal içeriğin gelişmesi ve ticarileşmesi amacıyla, başta oyun olmak üzere mobil uygulama, yazılım ve bilgi teknolojileri hizmetlerinin desteklenmesine yönelik çalışmalar yürütülecek. (Bu desteklerin ne olacağını hepimiz merak ediyoruz. Devlet televizyonyarında oyunla ilgili programlar çocuklara zarar verir bahanesiyle engellenirken bunu devlet olarak nasıl geliştireceğiz bunu görmek isteriz)
  • İnternetteki Türkçe içeriğin nicelik ve niteliği artırılacak İnternetteki Türkçe içeriğin nicelik ve nitelik açısından gelişmesi ve erişilebilir olmasına yönelik faaliyetler sürdürülecek.
  • KOBİ’lerin bulut bilişim teknolojilerinden yararlanabilmesi için hizmet sağlayıcılarıma hizmeti alanlar arasında aracılık faaliyetlerinin geliştirilmesi sağlanacak. Yüksek katma değerli internet girişimlerinin ortaya çıkması ve gelişimi de desteklenecek.
  • Analog ve sayısal karasal yayınlar paralel olarak sürdürülecek ve analog karasal yayınlar en geç 2015 yılında sonlandırılacak.
  • 2014 yılında elektronik haberleşme pazarı 18,2 ve bilgi teknolojileri pazarları 12 milyar dolara çıkacak.
  • Mobil telefon abone yoğunluğunun da yüzde 90, genişbant abone yoğunluğunun ise yüzde 45 olarak gerçekleşeceği tahmin ediliyor. (Haziran ayı rakamlarına göre mobil penetrasyonu zaten 89,9 yani devletimiz bu sene mobil şebekelerde artış olmayacağını öngörüyor olmalı)

Bilgisayar sınıfları kapalı bilişim toplumu

ANKARA, İNTERNET, MANŞET

bilisim sinifiZaman gazetesi manşetinden oldukça çarpıcı bir haber verdi. Yazılanlara göre liselerde bilgisayar dersinin seçmeli olması ve seçmeli dersin de çoğu zaman idare tarafından belirlenmesi birçok lisedeki bilgisayar sınıflarını atıl hale getirdi. 4+4+4 sistemiyle ayrılan ilk ve ortaokullardaki bilgisayar sınıflarının bazıları, bilgisayar dersi olmayan ilkokullarda kaldı. Liselerde ve ilkokullardaki bilgisayar odalan boş dururken, ortaokullarda zorunlu bilgisayar dersi olmasından dolayı sıkıntı yaşandı. Lise laboratuvarlannda bilgisayarlar boş bekletilirken, ihtiyaç halindeki ortaokullara gönderilmedi.

Yani şu anda ihtiyacı olan okullarda bilgisayar yok ama bilgisayar dersi vermeyen okullar tıklım tıklım bilgisayar dolu. Biz minicik çocukların ellerine tablet ve benzeri cihazları vermek için milyar dolarlık ihaleler açarken nasıl oluyor da bilgisayar sınıflarını onlardan sakınıyoruz bu da bence konunun en önemli tartışma platformunu oluşturuyor.

Bilişim Teknolojileri Eğitimcileri Derneği Başkanı Burcu Yılmaz, Türkiye genelinde 5 bine yakın bilgisayar odasının aktarılabilir durumda olduğunu; ancak okul müdürlerinin kullanılmayan bu aletleri vermek istemediğine dikkat çekmiş. Bilgisayar öğretmenlerinin birçoğunun geçici olarak liselerde görevlendirildiğini söyleyen Yılmaz, “Bu da demek oluyor ki, bilgisayar dersleri açılmamış. Zaten görevlendirilen öğretmenler de akıllı tahtalarlailgileniyorlar. 4+4+4 sistemine geçince bilgisayar dersleri ortaokullarda zorunlu oldu ve bizim bilgisayara ihtiyacımız varken diğer ilkokullarda, liselerde bilgisayarlann çürümeye bırakılması büyük ziyan.” demiş.

Ülkemizde yaklaşık 30 bin adet bilişim sınıfı var ki bunların sayısı kesinlikle yeterli değil zira Türkiye’de 25 milyonun üstünde ilköğretim öğrencisi var. Kabaca bir hesapla 1.000 öğrenciye bir bilişim sınıfı düşüyor. Bir de bunları kullandırtmadığımız durumda halimiz nice olur?

Neden okullarda bilgisayar dersi olsun ki sorusunun cevabı daha önce Estonya’nın bilişim mucizesini anlatırken sizlerle paylaşmıştım. Sonuçta o kadar küçük ve Avrupa’dan kopmuş bir ülkeden bile on yıllık bilgisayar eğitiminin ardından Skype gibi bir mucize çıkmıştı. Biz bilişimin tüketicisi ülke sınıfından çıkıp üretici konumuna yükselmek istiyorsak birkaç adım atmalıyız…

Gidemediğim “2 kat hızlı internet” toplantısından not ve sorular

İNTERNET, MANŞET, OPERATÖRLER

tt akamaiTürk Telekom bu hafta içinde bazı gazetecileri İngiltere’ye götürerek onlara yeni hayata geçirdiklerini işbirliğini anlattı. Bu büyük ve önemli bir işbirliğini gazetelerden, götürülenlerin söylediklerinden anladıklarımızı sizinle paylaşacak; anlamadıklarımızı, dikkat edilmesi gerekenleri de ayrıca gündeme taşıyacağım…

Önce olayın ne olduğunu, okuduklarımızdan anladığımız şekilde anlatalım:

  • Türk Telekom, Akamai isminde bir ABD şirketiyle anlaşma imzaladı. Akamai, içerik dağıtım ağı ve bulut altyapı servis sağlayıcı şirketi.
  • Türk Telekom, Akamai ile imzaladığı anlaşma kapsamında internet verimliliğini artıracak, internet ve sosyal ağlara erişimi iki kat artıracağı dile dile getiriliyor.
  • Bu anlaşmayla birlikte Türkiye’nin internet trafiği de hızlı bir biçimde yurt dışına açılacak. Türkiye’nin video vesair iletişimi yurt dışından daha hızlı ve kolay ulaşılabilir hale gelecek.
  • Yine anlaşma kapsamında Türkiye’ye dışarıdan 2.5 hexabyte trafik gelecek ve bunun 100 gigabaytından tasarruf edilecek.
  • Akamai’nin açıklamalarına göre şirketin 90 ülkede 141 bin sunucusu var. İnternet içeriğinin yüzde 15-30’unu onlar gerçekleştiriyor. Saniyede 10 terabit veri trafiği var.

Bu noktada benim kendi adıma kafaya takıp araştırdığım şeyleri sizlerle paylaşmak istiyorum:

  • Akamai, MIT mezunu matematikçi olan Daneil Lewin tarafından kurulmuş. Lewin verinin etkin kullanımı için matematiksel bir sistem geliştirmiş ve şirket onun sayesinde çok büyümüş ve ilerlemiş.
  • Ne yazık ki Daniel Lewin, 11 Eylül olayları sırasında Dünya Ticaret Merkezi’nin kuzey binasına çarpan uçağın içinde hayatını kaybetmiş.
  • 1998-99 yılından itibaren büyümesinin altında Time Inc.’in, IBM’in yöneticileri tarafından desteklenmesinin çok önemli rolü var.
  • Şirketin en önemli yaptığı şey, oluşan içeriği kendi sunucularına etkin bir biçimde dağıtıp yenilikçi algoritmalarla kim en hızlı alabiliyorsa veriyi oradan göndermek… Bu anlamda yapılanları en kaba şekliyle eskiden bilgisayarlamızda bulunan kaşeleme sistemine benzetmek mümkün olabilir.
  • Facebook’taki resimlere baktığımızda arasında aka veya akamai isimlerine rastlayabilirsiniz. O firma işte bu firma…

Bunların üstüne orada sorulmamış ama cevabını mutlaka bilmemiz gereken soruları buraya sıralayalım. Bunların cevapları aslında İngiltere ziyaretinde verilmiş olmalıydı bir diğer bakışla sorulmuş olmalıydı:

  1. Akamai ile Türk Telekom arasındaki anlaşma neyi kapsıyor? Ne üstüne?
  2. Akamai Türkiye’de sunucu mu barındıracak? Barındırırsa nerede ne şekilde barındıracak?
  3. Türk Telekom, Akamai’nin Tier 1 özelliğini mi kullanacak? Artık Türkiye’de bir Tier 1 bulunuyor dememiz mümkün mü?
  4. Üçüncü sorunun cevabına göre şunu sormamız gerekiyor: Biz artık daha hızlı sadece Akamai müşterilerinin ki bunun başında Facebook geliyor, verilerine mi ulaşacağız yoksa Tier 1 olarak açtığı solucan deliğiyle başta ABD olmak üzere tüm dünya ile daha hızlı mı haberleşeceğiz?
  5. Akamai bu verileri kaşeleme sistemiyle çalıştırdığı için dinamik olarak değiştirilen verilere güncellenmemiş haliyle ulaşmamız söz konusu olmaz mı?
  6. Bütün gazetelere konu internete iki kat hızlı ulaşma başlığıyla girmiş. Bu yanlış bir ifade değil mi? Yani bizim 4 megabit olan hızımız 8 megabite çıkmayacak. Sadece yurt dışına erişim hızımız “ping time” olarak tanımlanan zamanlama düşecek. Hepsi o değil mi? Mesela ben şirkeimin içinde bulunan yandaki bilgisayara hızlı erişebiliyorsa bizim internetimiz hızlı diyebilir miyiz?

İnternetin mucidi Google hiçbir hükümetle görüşmedi dedi

İNTERNET, MANŞET

Vint_Cerfİnternet’in mucitlerinden kabul edilen Google Kıdemli Başkan Yardımcısı Vint Cerf, 4 Kasım 2013’te İstanbul’da basın mensuplarıyla bir araya geldi. İnternet’in temellerinin atılması üzerinden 40 yıl, hayata geçmesinin üzerindense 30 yıl geçtiğini belirten ve Cerf, bu süre içerisinde büyük yol kat edildiğini dile getirdi.

İnternet’in sağladığı olanakların önümüzdeki dönemde varacağı nokta konusundaki görüşlerini anlatan Vint Cerf, şu an prototip aşamasında olan ve önümüzdeki yıl üretilmesi planlanan Google Glass üzerinde örnek uygulamaları göstererek şunları dile getirdi: “Bu yalnızca örneklerden biri. On binlerce kişinin dünyanın herhangi bir yerinden katılabildiği kitlesel online derslikler, eğitim alanında yaşanacaklar konusunda bize ipuçları veriyor. Sipariş veren buzdolabı, insansız otomobil gibi örneklerini görmeye başladığımız, nesnelerin İnternet üzerinden birbiriyle haberleştiği ‘Şeylerin İnterneti’ de yeni gelişmelere hazır olmamız gereken bir diğer alan. Gelecek, trafikten hava durumu ve enerji tüketimine kadar çok sayıda değişkeni takip ederek kaynakları doğru ve verimli şekilde yöneten akıllı şehirlerin olacak. Ne kadar yol yürüdüğü, nabzının ve ateşinin nasıl seyrettiğini takip edebilen bireyler, bu bilgilerin analizi sonucunda sağlık durumlarını ve potansiyel sağlık risklerini öğrenme olanağına kavuşacak.”

Tüm bu gelişmelerin ve getirdiği olanakların kimi zaman mahremiyet ve bilgi güvenliğine ilişkin tartışmalara neden olduğuna değinen Vint Cerf, konu hakkındaki görüşlerini şu sözlerle aktardı: “Kişisel mahremiyet açısından bakıldığında, her gelişmede olduğu gibi zaman içerisinde kişisel mahremiyet konusunda sosyal bir uzlaşma sağlanacak, uygun davranış kalıpları oturacaktır. Örneğin 20. Yüzyıl başlarında fotoğraf makinesi yaygınlaşmaya başladığında insanlar plajda fotoğraflarının çekilmesi konusunda kaygılanırken, bir süre sonra fotoğraf çekerken izin isteme kültürü gelişti. Aynı durum birbirini sosyal platformlarda işaretleme konusunda da yaşanacaktır. Veri güvenliği ise son derece hassas olduğumuz bir konu. Bu çerçevede Google hizmetlerinin şifreleme kapsamını sürekli olarak genişletiyoruz. ABD hükümeti de dahil hiçbir hükümetle herhangi bir anlaşmamız yok ve sistemlerimize erişim olanağı sağlamıyoruz. Hükümetlerin yasal çerçevede yaptığı taleplere ise, kamuoyu ile düzenli olarak paylaştığımız Google Şeffaflık Raporu’nda yer veriyoruz.”

Web’in 90’lı yıllardan bu yana büyümesine bireylerin gönüllü bilgi paylaşımı konusundaki motivasyonun büyük katkısı olduğunu belirten Cerf, bugün milyarlarca kişinin kullandığı faydalandığı web’in asıl gücünün ve değerinin sınırlamalar değil bilgi paylaşımı olduğunun altını çizdi.

Basın internet yüzünden tiraj kaybediyormuş gibi yapın

İNTERNET, MANŞET

basinBasın İlan Kurumu Genel Müdürü Mehmet Atalay, “Sosyal medyanın, internet medyasının müthiş fırtınası karşısında yazılı basın tiraj kaybetmeye devam ediyor” dedi. Atalay, Sinop’ta görev yapan basın mensuplarıyla bir araya geldiği değerlendirme ve istişare toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye’deki ulusal gazetelerin tirajının 5 milyonu aşamadığını söyledi. Türkiye Cumhuriyeti’ne yakışan gazete tirajlarının 20-30 milyon civarında olması gerektiğini belirtti.

Basın İlan KurumuTürkiye’de özellikle yerel ve zor durumda olan gazeteleri devlet ilanlarıyla besleyen ve ülkede az da olsa basının yaşamasını sağayan bir kurum. İyi ya da kötü çalışıyorlar apayrı bir tartışma konusu. Ama içinde bulundukları ve bulunmadıkları sektörleri bilmediği kesin… TKNLJ stilinde maddelerle sıralayalım:

  1. Gazeteler aslında toplamda tiraj kaybetmiyor. Sadece büyük ve örgün gazeteler, örgün ideolojinin peşinde olduklarından tiraj kaybediyorlar.
  2. Sosyal medya fırtınası diye bir şey yok. Zira sosyal medyada konuşulanların yüzde 90’ı zaten gazeteler kanalıyla edinilen bilgiler. Dolayısıyla artık fırtına gibi sosyal medya var gazete okumayalım diyen insanların varlığını düşünmek saçmalığın dik alası olur.
  3. İnternetin gazetelerin tirajını bölüyor olduğunu düşünmek de saçmalık: Zira zaten en çok okunan internet siteleri yine gazetelerin sitesi. Türkiye’de Milliyet ve Hürriyet gibi gazetelerin internet sitelerinin büyüklüğüne erişebilmiş bir haber sitesi var mı? Kandırmayalım kendimizi.
  4. Gazetelerin tirajlarını yine internet siteleri bölüyorsa da bunun suçu yine gazetelere ait. Çünkü internet siteleri asla muhabir çalıştırmıyor. Ajanstan haber alıyorlar. Ama gazeteler de tembel olduğu için ajanstan haber alıyorlar. Bu yüzden de çıkan haberlerle internet sitelerinde çıkmış olan haberler aynı oluyor. Suç internetin değil yine…
  5. Türkiye’de basılı gazete tirajı yer ve gök bir araya gelse 30 milyon olmaz. Zira internetten her an elinizin altında olan bedava gazetelerin tirajı bile 30 milyon değil. Hem de sonraki sonraki sonraki resim galerilerine rağmen… Gizli kapaklı buram buram seks kokan haberlere rağmen…
  6. Sorun sadece ve tamamen iktidar ya da para kaynaklarının kendi istedikleri gibi gazeteciliği yönlendirmeye çalışmasından kaynaklanıyor. Halk o ya da bu şekilde gazeteciliğin yönlendirildiğini farkeder. Halkın sezgileri güçlüyken aynı anda 10 gazetenin aynı başlıkla çıkması fütusuzluğu bunun üstüne tuz biber eker.

Basını öldüren gazeteler değildir, bu konu tartışmaya açık değildir…