Bakanlıktan 15 milyar TL yatırım desteği

Yatırımları desteklemek için sağlanan yatırım teşvik belgesi uygulamasından Temmuz ayında 672 proje yararlandı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından verilen belgelerle projelerin yatırım tutarı 14 milyar 948 milyon 961 bin 316 TL olarak açıklandı. Yatırımların 19 bin 407 kişiye istihdam sağlaması bekleniyor.

170 projeye 5 milyar TL yatırım

Resmi Gazete’de yayımlanan yatırım teşvik belgesi listesine göre, Temmuz ayında 170 yatırım teşvik belgesine tamamlanma vizesi verildi. Yatırım işlemi tamamlanan projelerin yatırım tutarı 5 milyar 856 milyon 148 bin 224 TL oldu. Yatırım teşvik belgesi kullanan firmalar, 4,5 yıl boyunca kurumlar vergisi indirimi, gümrük vergisi muafiyeti, KDV muafiyeti, SGK teşviki, faiz desteği gibi avantajlardan yararlanabiliyor. 

8 bin kişiye istihdam sağandı

İşletmelerin teşvik ve destekler konusunda bilinç düzeyinin artmasıyla istihdam ve ihracatta büyük hedeflere ulaşmanın mümkün olduğunu vurgulayan IFASTURK Mali Müşavirlik ve Denetim Kurucusu Mesut Şenel, “Temmuz 2021’de yatırım teşvik belgesi tamamlama vizesi alan projeler 8 bin 828 kişilik istihdam yarattı. İşletmelerin devlet desteklerinden faydalanarak ülke ekonomisine katkıda bulunmaları ihracat ve istihdam oranlarını artırıyor. Devlet teşvik ve destekleri konularında deneyimli ekibimizle işletmeler için en uygun programları belirleyerek vergi avantajlarından ve finansman desteklerinden faydalanmalarını sağlıyoruz.” dedi.

Sabancı Üniversitesi “nano startupları” kucaklıyor

Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi SUNUM, hayata geçireceği Spin-SUNUM programıyla, seçilecek start-up’ları 1 yıl boyunca himayesine alarak Ar-Ge ve altyapıdan pazara erişime kadar pek çok konuda destekleyecek. Nanoteknoloji üzerine odaklanmış start-up’ların başvurabileceği programla seçilecek start-up’lar, SUNUM ile iş birlikleri geliştirme ve yatırımcılarla tanışma fırsatı da bulabilecek. 

Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi SUNUM, hayata geçireceği “Spin-SUNUM” projesiyle, nano-ölçekli teknolojilere dayalı yöntem ve süreç kullanan, ürün ve hizmet geliştiren start-up’ları destekleyecek. Nano ölçekli teknolojilere sahip start up’lara yönelik olarak kurguladığı programla SUNUM, 30 Ağustos 2021 tarihine kadar büyümek isteyen start-up’lardan başvuru için talep toplayacak. 

Seçilen Start-up’lar kendi Ar-Ge altyapılarını oluşturmak için zaman ve kaynak harcamadan, mevcut imkanların desteği ile pazara daha hızlı ulaşma imkanı da bulacak.

Erken aşamalardaki “Derin teknoloji-Deep tech” girişimlerin, belirlenen hizmetlerle destekleneceği program kapsamında oluşturulan kurul, ilk etapta bir ön eleme yapacak ve ardından, seçeceği maksimum 20 start-up’ın “Pitching” sunumlarını değerlendirmeye alacak. 15 Ekim 2021 tarihinde açıklanacak finalistler arasından seçilecek 5 start-up ise SUNUM himayesine alınarak 1 yıl boyunca altyapıdan araştırmacılara erişime kadar birçok alanda desteklenecek. 

YATIRIMCILARLA TANIŞMA İMKANI

Himayeye alınacak start-up’lar, derin teknolojilere yatırım yapan yatırımcılar ile tanışma imkanı bulurken, 1 yıl boyunca fikirlerini geliştirebilmek ve daha gelişmiş prototipler üreterek verilerini doğrulamak için, SUNUM imkanlarından (cihaz, laboratuvar, teknik uzman vb..) ücretsiz ve/veya indirimli yararlanabilecek. Bunun yanı sıra SUNUM İş ve Proje Geliştirme ekibi desteğiyle SUNUM araştırmacılarına erişebilecek ve iş birliği ile danışmanlık fırsatlarından faydalanabilecek. SUNUM İş Geliştirme ekibi desteği ile de ürün geliştirme, SUNUM İş Ekosistemine erişim, büyük firmalar ve KOBİ’ler ile eşleşme ve işbirliği imkanına da sahip olabilecek. 

BAŞARILI BULUNANLARA 2 YIL DAHA DESTEK 

TÜBİTAK ve Avrupa Komisyonu fonlarından yararlanmak için mentörlük de verilecek olan programda, start-up’ların görünürlüğünün artmasıyla beraber yatırımcı ve yeni ekip üyeleri bulabilme fırsatları yakalamaları da mümkün olacak. 1 yılın sonunda başarılı bulunan start-up’lar, 2 yıl daha bu hizmetlerden yararlanmaya devam edebilecek ve uygun görülenlere daha uzun soluklu iş birlikleri teklif edilebilecek. 

Programa başvurular, 30 Ağustos akşamına kadar, https://sunum.sabanciuniv.edu adresi üzerinden doldurulacak başvuru formu ile yapılabilecek. 

Mali müşavirler dijitalleşiyor

Pandemide iş temposu artan mali müşavirler çalışmalarını sistemli, hızlı ve temas olmadan yürütebilecekleri bir çözüm arayışına girdiler. Fatura toplamada temassız dönemi başlatan e-malimüşavir.org platformu sayesinde mali müşavirler mükelleflerine ait defter, onay, belge ve bilgileri kargo, arşiv, iş gücü ve zaman tasarrufu sağlayarak dijital ortamda takip ediyor. Muhasebe işlemlerini fiziki görüşmelerle yürütmek zorunda olan saha çalışanlarının sağlık yönünden risk taşıyan süreçlerini kolaylaştırmak için geliştirilen e-malimüşavir.org platformunu mali müşavirlerin yanı sıra yatırım şirketleri, kuluçka merkezleri, girişimciler ve teknopark yönetimleri de kullanabiliyor.

Kargoya, yatırıma, kuruluma gerek yok

Platform, fişlerin ve faturaların mobil uygulama üzerinden saniyeler içinde sisteme aktarılmasını sağlıyor. Muhasebe belgelerinin fotoğrafını çekerek platforma kolayca yükleme olanağı, gereksiz kağıt ve kartuş kullanımını önlüyor. Herhangi bir yatırım veya kurulum gerektirmeyen dijital platform, üyelik yöntemiyle çalışıyor. E-malimüşavir.org platformuna üye olurken girilen e-posta adresi ve belirlenen şifre ile internet erişimi olan her yerden sisteme giriş yapılıyor. iOS ve Android işletim sistemleri ile uyumlu mobil uygulaması da bulunan bulut tabanlı e-malimüşavir.org platformuna girilen verilere internet bağlantısı bulunan her bilgisayar, tablet veya akıllı telefon yoluyla ulaşmak mümkün. 

Yıl sonuna kadar ücretsiz

E-fatura ve banka hareketlerini otomatik olarak uygulamaya aktaran platform, kullanım kolaylığı sunan sade ara yüz tasarımıyla dikkat çekiyor. Mali müşavirlik şirketleri, kullanıcı sayısında sınırlama olmaksızın tüm çalışanlarıyla platforma üye olabiliyor ve hizmet verdikleri tüm mükellefleri için platformdan 2021 sonuna kadar ücretsiz yararlanabiliyor. Üye sınırı bulunmayan platformdan yararlanmak için süre sınırı da bulunmuyor. 7/24 hizmete açık olan platformun müşteri hizmetleri de her an ücretsiz destekle üyeleri bilgilendiriyor.

Mali müşavirlere nefes aldıran yenilik

E-malimüşavir.org platformunun, koronavirüs sürecinde iş yükü artan mali müşavirlerin zaman ve emek yönünden tasarruf etmeleri için geliştirildiğini vurgulayan e-malimusavir.org kurucusu Mesut Şenel, “E-mali müşavir, 2020 yılı Şubat ayından bu yana web ve mobile uyumlu şekilde aktif olarak kullanılıyor. Hayatın her alanında yaşanan değişimlerin muhasebe süreçlerine de yansıdığı pandemi döneminde mali müşavirlerin, şirket yöneticilerinin ve muhasebe süreçleriyle ilgilenen çalışanların taleplerini ve ihtiyaçlarını analiz ettik.  E-mali müşavir platformunu bu analizler doğrultusunda geliştirmeye devam ediyoruz. Platformumuzu mali müşavirlik alanında ihtiyaç odaklı, ülkemiz adına yenilikçi bir gelişme olarak görüyoruz.” dedi. 

Türk Telekom geleceği seçti

Türk Telekom, yenilikçi fikirleri olan girişimleri destekleyerek, girişimcilik ekosistemini güçlendirmeyi sürdürüyor. Bu kapsamda, Türk Telekom tarafından Türkiye’de hayata geçirilen ilk kurumsal girişim hızlandırma programı PİLOT’un 9. dönem girişimleri belli oldu. Ağırlıklı olarak yapay zekâ odaklı, nitelikli ve özgün teknolojiler geliştiren ekiplerin oluşturduğu 18 girişimin her birine 200’er bin TL nakit desteği verilecek.  

Yeni dönemde programa katılacak girişim sayısını ve verilen nakit desteğini artırdıklarını ifade eden Türk Telekom Strateji, Planlama ve Dijital Genel Müdür Yardımcısı Barış Karakullukçu şöyle konuştu: “Türk Telekom olarak hedefimiz, ilk günden bu yana, girişimcileri desteklemek, girişimcilik ekosistemini güçlendirmek ve girişimlerle iş birliği yaparak müşterilerimize yenilikçi ürün ve hizmetler sunmak. PİLOT ile girişimlerin en çok ihtiyaç̧ duyduğu, nakdi sermaye ve mentor desteğini bir arada sunuyoruz. Girişimlere aynı zamanda Türk Telekom ile iş birliği fırsatı, eğitimler, iş bağlantıları ve yatırımcılara erişim imkânı sağlıyor, TT Ventures ile yatırım yaparak girişimleri büyütüyoruz. Bu yıl itibarıyla PİLOT programına katılan ekipler arasından seçilenler, dünyanın en büyük inovasyon platformu Plug&Play’in 4 haftalık ABD programına katılma fırsatına da sahip olacaklar. Seçilen her bir girişimi gönülden kutluyorum.”

Yapay zekâ ağırlıklı 18 girişim PİLOT’ta

Yeni dönem PİLOT girişimleri şöyle; reklam doğrulama hizmeti sunan Adnsafe, akıllı tarım uygulaması Agrovisio, yapay zekâ ve derin öğrenme veri servisi Arcanor, döngüsel ekonomi yeşil fintech çözümü Barty, şarj istasyonu çözümü Bluedot, otonom iş süreçleri geliştirme platformu Cameralyze, kolektif veri açıklama servisi Co-one, maliyet tahminleme ve tedarik zinciri yönetimi çözümü Costifier, dijital platformlardaki sahte ürünleri tespit eden Counterfake, sosyal medya karar destek çözümü Earnado, yapay zekâ destekli nöro teknoloji platformu emoty.Al, yapay zekâ ve doğal dil işleme tabanlı müşteri deneyim çözümü Feedgage, tedarik zinciri yönetim platformu Freightest, yapay zekâ tabanlı desen ve doku üretim yazılımı MYTH.AI, e-ticaret analitik çözümü NeSatılır.com, 3 boyutlu kalite kontrol yapılmasını sağlayan çözüm surfvis.ai, siber güvenlik çözümü Wallids ve video analitik çözümü XENA-VISION.

Geniş mentor ağına erişim ve Plug&Play Amerika Programı girişimleri bekliyor

PİLOT’a seçilen 18 ekip, program süresince geniş mentor ağına, büyük yatırımcılara ve Türk Telekom’un iş bağlantılarına erişim olanağı bulacak. Ekipler ayrıca program süresince çeşitli eğitimlere katılacak; ofis alanı, teknoloji alt yapısı, mobil iletişim paketi ve tanıtım desteği alacak. Program sonunda 18 girişim arasından seçilecek ekipler, dünyanın en büyük inovasyon platformu ve girişim sermayesi platformlarından Plug&Play’in 4 haftalık Amerika programına katılacaklar. Bu sayede, fikirlerini dünya çapındaki yatırımcılara tanıtma ve global şirketlerle iş birliği yapma imkânı elde edecekler.

Türk Telekom bugüne kadar PİLOT mezunu 73 girişime toplamda 5 milyon TL’nin üzerine nakit desteği verirken, mezun girişimler geçen yıl 850 kişiye istihdam sağladı ve 60 milyon TL ciro elde ettiler. Mezun girişimlerden 31 tanesi yatırım aldı. 

Sınavları yapay zeka yapacak

Çevrimiçi sınav sistemi ve çevrimiçi sınav güvenliği teknolojileri odağında yapay zeka ve makine öğrenmesiyle desteklenmiş yazılım çözümleri sunan Türk girişim Witwiser, pandemi döneminde de çok sayıda üniversite, sertifika merkezi ve büyük şirketi ölçme-değerlendirme ve mülakat süreçlerinde bu teknoloji ile buluşturdu. Çevrimiçi sınav güvenliği konusunda yerli yazılım ihracatı gerçekleştiren ilk şirket olma özelliğini taşıyan Witwiser’ın CEO’su Volkan Baran: “Halihazırda Belçika, Suudi Arabistan ve Azerbaycan’da faaliyetlerini sürdüren Witwiser, çevrimiçi sınav güvenliği sektöründe ilk akla gelen yenilikçi teknoloji şirketi ve referans kurumu olma hedefiyle Orta Doğu ve Avrupa’da iletişim çalışmalarına ivme kazandırıyor” sözlerini ifade etti.

Pandemi süreciyle fiziksel ortamda gerçekleşemeyen sınavların adil ve güvenli bir şekilde tasarlanması birçok kurum için kaçınılmaz bir ihtiyaç haline geldi. Üniversiteler, eğitim kurumları, sertifikasyon merkezleri, dil sınavı merkezleri, kurumsal şirketlerin işe alım ve eğitim departmanları başta olmak üzere ölçme-değerlendirme süreçlerini çevrimiçi gerçekleştirmek isteyen birçok kurum bu teknolojileri kullanmaya başladı. Dijitalleşen kullanıcı alışkanlıklarıyla birlikte özellikle akreditasyon kalitesini arttırmak ve güçlü bir itibar yaratmak için çevrimiçi sınav güvenlik sisteminin kullanılması önemli bir ihtiyaç haline geldi. 

Bütünsel bir güvenlik platformu şart

Sınav güvenliği için; kısa süre, çok soru, açık uçlu soru, rastgele soru, video konferans uygulamalarıyla kamera gözlemesi gibi tedbirler alınabiliyor. Bu yöntemler bazı noktalarda çözüm sağlasa da güvenlik ihlali noktasında farklı ve büyük açıklar bulunabiliyor. Sınav esnasında kullanıcıların izniyle kamera, ekran, ortam kayıtlarının alınması; sınav sırasında farklı uygulamaların açılmasının ve internet aramalarının engellenmesi, ölçme-değerlendirme içeriğinin korunması gibi birçok kontrolün tüm öğrencilere/adaylara uygulanabileceği bir çözüm ihtiyaç haline geliyor. Bu doğrultuda çevrimiçi sınavlarda kopya engellemeye yönelik yapay zeka desteğiyle süreçleri otomatize eden ve önyargıyı ortadan kaldıran çözümlere de ilgi her geçen gün artıyor. Bu sınavların çevrimiçi ortamda yapılması lojistik maliyetleri ortadan kaldırırken, içerik güvenliği açısından da kurumlara kolaylık sağlıyor.

Yapay zeka ile kullanımı kolay bir sistem sunuyor

Kurumlara özelleştirilebilir, ölçeklenebilir teknolojik çözümler sunan Witwiser, sınav güvenliği konusunda çalışan ilk yerli girişim olma özelliği taşıyor. Witwiser çözümleri kurumların halihazırda sahip olduğu bir öğrenme yönetim sistemine veya sınav sistemine de kolayca entegre olabiliyor. Geliştirilen sistemler sayesinde kuruluşlar, basitten karmaşığa her türlü sınavı hazırlayabiliyor, yapay zeka destekli ve kullanımı kolay ürünlerle çevrimiçi ölçme ve değerlendirme güvenliğini sağlayabiliyor. Witwiser, toplanan veriler üzerinden makine öğrenmesi ve özel algoritmalarla analizler yaparak çok fazla zaman ve insan kaynağı gerektiren bu sürecin optimize edilmesini sağlıyor. Son bir yılda 100.000’den fazla oturumu başarıyla tamamlayan Witwiser, ayrıca kurumların ihtiyaçlarına göre sürekli olarak yeni entegrasyonlar eklemeye ve gelişmeye devam ediyor.

Çevrimiçi sınav güvenliği alanında yerli yazılım ihracatı yapan ilk şirket

Çevrimiçi sınav sistemi ve güvenliği konusunda lider çözümler sunan yerli girişim Witwiser’ın CEO’su Volkan Baran, pandemiyle birlikte ölçme-değerlendirme süreçlerinin dijitalleşmesine yönelik yatırımların arttığını belirterek şu sözleri ifade ediyor: “Türkiye’de önemli üniversiteler başta olmak üzere çok sayıda şirketle iş birliği gerçekleştiriyoruz. Öte yandan, Witwiser olarak Suudi Arabistan’ın akreditasyon değerlendiricileri için otorite kurumu TAQEEM’e teknoloji sağlıyoruz. Bu çerçevede de alanımızda yerli yazılım ihracatı gerçekleştiren ilk şirket konumundayız. Çevrimiçi sınav sistemi ve çevrimiçi sınav güvenliği sistemi ürünleri ile uzaktan değerlendirme süreçlerini daha iyiye götürecek yenilikçi çözümler ortaya koyarak değerlendirme sektöründe ilk akla gelen yenilikçi bir teknoloji şirketi olmak, farklı ülkelere uzaktan ölçme-değerlendirmede hizmet vermek, küresel pazardaki rakiplerimiz arasında yapılan değerlendirmede ilk sıralarda tercih edilen bir kurum olmak ve dünya çapında kullanıcılar arasında güvenilir bir noktaya gelmek hedefiyle çalışmalarımıza devam ediyoruz.” 

Türkiye’den Yunanistan’a gen testi ihracatı başladı

Hastalıkların tanı ve tedavilerine yönelik gelişmeler tüm dünyada dikkatle takip ediliyor. Bu alanda hız çok önemli bir rol oynuyor, çünkü pek çok hastalık, ne kadar hızlı bir şekilde tanı konulursa tedavi şansı da o kadar artıyor. Nadir hastalıklar grubunda yer alan lipodistrofi hastalığında da erken tanı, hayat kurtarıcı bir öneme sahip. Yağ dokusunun kaybı ile oluşan ve iki farklı formda karşımıza çıkan lipodistrofi için geliştirilen en kapsamlı testler, global biyoinformatik sektörünün Türk oyuncusu Gene2info tarafından pazara sunuluyor. Genetik hastalıkların teşhisine yönelik, geliştirdiği tanı kitleri ve biyoinformatik çözümleri ile teşhis süreçlerini hızlandıran Gene2info, sektördeki öncülüğünü Türkiye’den yurt dışına taşıyor.  

Yunanistan’dan gelen örnekler Türkiye’de analiz ediliyor

2021’in başında Doğu Avrupa ve yakın coğrafyaya açılma stratejisi doğrultusunda Bulgaristan Temsilciliği’ni faaliyete geçiren Gene2info, şimdi de Yunanistan’a açıldı. Nadir hastalıklar grubundaki lipodistrofi hastalığının tanısına yönelik Yunanistan’da genetik test hizmetini başlatan Gene2info, Yunanistan’dan alınan biyolojik örnekleri Türkiye’ye getirerek, genetik ve biyoinformatik analizlerini yapıyor. Yunanistan’dan tanı talebi yapan doktorlar, tüm tanı sürecini Gene2info’nun çevrimiçi hizmet platformundan izleyebiliyor ve tıbbi genetik sonuç raporuna da aynı platform üzerinden ulaşabiliyor.

Tüm formlarıyla lipodistrofiyi analiz edebilen ilk ve tek test

Gene2info CEO’su Bahadır Onay, “Yağ dokusunun kaybıyla oluşan bir genetik hastalık olarak tanımladığımız lipodistrofi, konjenital jeneralize ve parsiyel olmak üzere iki formda karşımıza çıkıyor. Özellikle çocukluk döneminde fark edilen jeneralize formunda tedavi edilmezse hayatı tehdit eden komplikasyonlar gelişebiliyor. Her iki form da farklı genlerdeki mutasyonlardan kaynaklanıyor. Gene2info olarak dünyada lipodistrofinin hem jeneralize hem de parsiyel formunu analiz eden ilk ve tek genetik tanı kitini sunuyoruz. Şimdi bu kitle Yunanistan’da da tanı hizmeti verilmeye başlandı. Buradaki en önemli tercih sebebi de hız. Gene2info olarak genetik hastalıklardaki test sürecini aylar seviyesinden bir haftaya indirdik. Projenin niteliğine bağlı olarak bu süreyi gün düzeyinde de sunabiliyoruz. Öncüsü olduğumuz gibi, genetik tanının hızlı bir şekilde verilebilmesi dünyada her geçen gün daha büyük önem kazanıyor. Çünkü sağladığımız ‘hızlı tanı’, tedavisi olan genetik hastalıklarda hastanın hayatının kurtarılmasını sağlayabiliyor” dedi. 

Hedef yurt dışında yerel hizmet verebilmek

Genetik tanı alanında nadir hastalıklarla ilgili çalışan hekimlere uçtan uca bir çözüm sunduklarını belirten Bahadır Onay, “Biyolojik örneğin doktordan alınması, hastalığa özel geliştirilen genetik tanı kiti ile biyolojik örnekten DNA’nın ayrılması, Yeni Nesil Dizileme yöntemleriyle DNA’nın dizilenmesi ve yapay zeka destekli biyoinformatik analizle medikal genetik tanı raporunun oluşturulmasına tüm süreci yürütüyoruz. Ayrıca bu sürecin online platformumuz üzerinden anlık olarak izlenmesini sağlıyoruz. Orta vadedeki hedefimiz, öncelikle Doğu Avrupa olmak üzere hizmet verdiğimiz tüm bölgelerde, yerel bir genetik analiz laboratuvarı ile işbirliğine giderek test sürecini yerel olarak gerçekleştirmek.” 

Startuplar 15 ayda 10 yıllık büyüdü

Pandemi tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de birçok sektörü olumsuz etkilerken, startup ekosisteminin hızlanmasının önünü açtı. StartupMarket ve Kitlesel Fonlama Platformu Kurucu Ortağı ve CEO’su Serkan Bağçe, salgın döneminde startup ekosisteminin 10 yıl olarak öngörülen hacimsel büyümeye 15 ay gibi kısa bir süre ulaştığını kaydetti. Bağçe, şirket değeri 1 Milyar doların üzerinde olan Startupların yaygınlaşmasını beklediklerini ancak bu tahminlerinden çok önce gerçekleştiğini belirterek “2020 yılında 172 yatırım turunda 177 Milyon dolarlık yatırım yapıldı. Bu yılın ilk 5 ayında ise 107 turda toplam 931 Milyon dolarlık yatırım var” dedi.

2021 yılının ilk 5 ayında çok yol kat edildiğini de söyleyen Bağçe “Bu ivmelenmenin artarak süreceğini tahmin ediyoruz. Bunun nedeni ise toplamda 46 yatırım fonunun toplam hacimlerinin 1 Milyar doların üzerinde olması. Büyük yatırım fonları da yurtdışı temelli fonlar tarafından da destekleniyor. Bu perspektiften baktığımızda yakın dönemde yatırımı bekleyen 10 Milyar dolar gibi bir miktar olacağını öngörüyoruz” şeklinde konuştu.

StartupMarket ve Kitlesel Fonlama Platformu Kurucu Ortağı ve CEO’su Serkan Bağçe, SPK’nın kitlesel fonlama platformlarını yasal zemine kavuşturmasıyla hisse bazlı işlerin de yapılıyor olmasının süreçleri kısalttığını da sözlerine ekleyerek şunları söyledi;

“Her bir yatırım turuna baktığımızda yeni isimlere, yeni kişilere, yeni melek yatırımcılara rastlıyoruz. Önümüzdeki günlerde kredi kartı ile Startuplar’dan hisse almak da mümkün olacak. Bu da Startuplara olan yatırım iştahını oldukça arttıracak.  Ek olarak kurumlarla iş birliği yapmayan Startuplar çok zor büyüyor. Bunu geçtiğimiz yıllarda çok fazla gördük. Bugün baktığımız zaman sadece kurumların yönettiği 10’un üzerinde hızlandırma programları veya büyük şirketlerin Startupları hızlandırma amacıyla kurduğu fonlar var. Bu şirketlerin kurduğu alt yapılar sayesinde ekosistemin büyüyeceğini düşünüyoruz.”

Bağçe, StartupMarket’i ekosistemin dijital platformu olarak konumlandırmaya çalıştıklarını da dile getirerek “Bugün baktığımızda 2000’in üzerinde Startup’a StartupMarket üzerinden erişebiliyorsunuz. Onlarla iletişime geçebiliyorsunuz. Kurumsal hizmet ve çözümleri geliştirmeye çalışıyoruz. Bir şirketin startup ile iş birliği sürecine birlikte yolculuk yapıyoruz.  Son dönemde de kitle yatırım platformu yatırımımız da var. 4 Aralık 2020‘de kitle fonlama platformu olmak üzere kurduğumuz spin-off şirketimizde gerekli çalışmaları tamamlayarak 3 Mart 2021’ de ilk resmi başvurumuzu SPK’ ya yaptık. Son kalan eksiklerimizi de tamamladık. Çok yakında StartupMarket’te listelenen Startuplara kredi kartı ile yatırım yapabileceksiniz. Ayrıca fon kurma ve partner olma gibi oluşumların da içerisindeyiz.”

Vodafone iş ortağını satın aldı

Türkiye’nin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösterenVodafone, yeni nesil bağlantı ve dijital servisler şirketi olma yolunda büyümesini sürdürüyor. Sadece iletişim hizmetleri sunmanın ötesine geçerek dijital servislerde de büyümeyi hedefleyen Vodafone, geleneksel Sabit Ses Santrali (PBX) altyapısını yeni nesil çözümlerle buluta taşıyan yerli teknoloji ve yazılım şirketi FGS’nin %50’sini satın aldı. Anlaşmaya göre, FGS’nin marka adı ve organizasyon yapısı aynı kalırken, FGS yönetim kuruluna Vodafone Türkiye’den 2 isim katılacak. FGS, Türkiye’deki tüm sektörlere hizmet veren bir firma olmaya devam edecek. %100 Türk şirketi olan FGS’nin ürün ve hizmetleri, Vodafone Türkiye’nin mükemmeliyet merkezi olma hedefi doğrultusunda diğer ülkelere de ihraç edilecek.  

Yeni ortaklığı değerlendiren Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, şunları söyledi: 

“Vodafone olarak, 2025 yılına kadar Türkiye’nin en hızlı büyüyen dijital servisler şirketi olmayı hedefliyoruz. Bu hedefe ulaşmak için izlediğimiz yollardan biri, yeni nesil bağlantı ve dijital servisler şirketine dönüşmeyi kapsıyor. Sadece iletişim hizmetleri sunmanın ötesine geçiyor; dijitalleşmenin gücünü kullanarak, dijital pazaryeri, finans ve sigorta hizmetleri sağlayıcısı, dijitalleşmek isteyen işletmelerin en önemli destekçisi olma yönünde adımlar atıyoruz. FGS ortaklığı, yeni nesil bağlantı ve dijital servisler şirketi olma yolunda attığımız önemli adımlardan biri. Bu işbirliğiyle, sabit ses pazarındaki payımızı artırmayı hedefliyoruz. Vodafone ve FGS Ar-Ge ekipleri yenilikçi ürünler geliştirme konusunda da işbirliği yapacak. FGS, Türkiye’deki tüm sektörlere hizmet veren bir firma olmaya devam edecek. FGS ortaklığımız, ülkemizde yerli ürün ekosisteminin gelişmesi konusundaki önceliğimizi de destekliyor. Türkiye’de yerlilik oranı daha yüksek bir haberleşme sektörü yaratılmasına yönelik adımları destekliyoruz. Yerli ekosistemimize dahil olan firmaları uzun vadede Vodafone’un global gücünden ve deneyiminden yararlandırmak istiyoruz. Bu kapsamda, FGS’nin ürün ve hizmetlerini de mükemmeliyet merkezi olma hedefimiz doğrultusunda yurtdışına ihraç etmek istiyoruz. Vodafone olarak, dijital servislerde büyümeye devam edeceğiz.” 

FGS CEO’su Nihat Yılmaz ise şöyle konuştu:

“FGS olarak 2011 yılından bu yana Yıldız Teknik Üniversitesi teknoloji geliştirme bölgesinde ses ve haberleşme yazılımları geliştirmekteyiz. Geliştirdiğimiz çözümler birçok kamu kurumu ve özel sektör firmasında yaygın olarak kullanım imkânı bulmaktadır. Türkiye’nin lider mobil ve sabit ağ operatörlerinden biri olan Vodafone ile ortaklık kurmamız bizlerin doğru yolda olduğunu göstermiş ve daha büyük hedeflere odaklanmamız için tüm ekibimize moral ve motivasyon kaynağı olmuştur. Kısa vadeli hedeflerimizde ses, video, mesajlaşma, e-mail ve sosyal medya gibi haberleşme kanallarının tek bir platform üzerinde birleştirilmesi ve ülkemizdeki tüm operatörlerde yaygın olarak kullanılması vardır. Orta vadede ise ülkemizde geliştirdiğimiz yazılımların Vodafone ile birlikte yurt dışına ihraç edilmesi ve yaygınlaştırılması ana hedeflerimizdendir. Vodafone ortaklığının bizlere verdiği güç ve avantajlar ile ülkemizde geliştirdiğimiz yazılımların, kendi alanlarında dünya markaları arasında yer alacağına inancımız artmıştır.”

Vodafone’un 7 yıldır iş ortağı

Vodafone’un 7 yılı aşkın bir süredir kurumsal iş ortağı olarak çalışan FGS, yazılım ürünlerini kendi geliştiriyor. Kamu alanında da projeleri bulunan FGS, ses alanında pek çok yenilikçi ürün sunuyor. Şirket, bulutta çalışan yazılım tabanlı sabit telefon santral sistemi Cloud PBX ürününün yanı sıra yine Cloud PBX altyapısına dayanan ve akıllı telefonlarda uygulama olarak kullanılabilen Cloud PBX mobil aplikasyonunu da geliştirdi. FGS ayrıca, tam kapsamlı çağrı merkezi çözümleri ve CRM entegrasyonu hizmetleri; sesli mesaj ve yönlendirme hizmeti, akıllı sesli mesaj gönderimi, sesli yanıt sistemi, sesten metne dönüştürme (speech-to-text) ve metni sese dönüştürme (text-to-speech) modüllerinden oluşan gelişmiş IVR çözümleri ve çoklu kişinin aynı anda bağlandığı sesli ve video görüşme çözümleri sunuyor. 

1 milyon paket taşıyan şirketin değerlemesi 100 milyon TL oldu

Lojistik sektörü  globalde ve Türkiye’de hızla büyürken pandemiyle birlikte yatırımcıların da gözbebeği haline geldi. Kurumsal firmalara ve e-ticaret sitelerine “3 Saatte Ekspres”, “Aynı-Gün” ve “Sonraki-Gün” teslimat hizmeti sunan ve bunun yanında firmalara özel dedike sürücü ekibi de kurabilen PackUpp, teslimat sürecindeki tüm aşamaları dijitalleştiren sistemi ile yatırımcıların dikkatini çekti. 2020 yılı şirket değerlemesini 100 milyon TL’ye çıkaran PackUpp, kısa süre içerisinde küresel markalarla müşteri ağını genişletirken 1 milyondan fazla paketi kullanıcılarına ulaştırdı. 

Paket teslimatında % 100 başarı

Kurulduktan kısa bir süre sonra 100 milyon TL  şirket değerlemesine ulaştıklarını söyleyen PackUpp kurucu ortağı ve CEO’su Semih Emre Özcan, “Yerel ve globalde pek çok markayla işbirliği yapıyoruz. 2020 yılı içerisinde 2 kez yatırım turu tamamladık. Çok kırılgan ve riskli bir dönemde, rekor denebilecek 3 hafta gibi kısa bir sürede ikinci yatırım turumuzu tamamlarken %40’tan fazla da talep aldık. Aldığımız yatırımlarla PackUpp’ın global hedefleri için çalışmalarımıza ve teknolojimizi daha da geliştirmeye devam ediyoruz. Pandemi döneminde 1 yıl içerisinde 1 milyondan fazla paketin teslimatını gerçekleştirdik. Teslimattaki dijital dönüşüme öncülük eden hizmetlerimizle paketi kullanıcıya teslim etme oranımız % 100 başarıya ulaştı. Kullanıcılarımıza teslimat sürecinde paketlerini “Haritadan Canlı İzleme” özelliği sunuyoruz. Bunun yanı sıra gerekli durumlarda “Komşuma Bırak” özelliğiyle akıllı telefonları üzerinden tek tıkla adres değiştirmelerini de sağlıyoruz. Böylelikle evde olmasa da alıcının istediği yeni adrese teslimat yapılabiliyor” dedi. 

Yerli yazılımla küresel güç

Türk mühendislerin geliştirdiği ve yüzde 100 yerli son teknoloji yazılımla hizmet verdiklerini belirten Özcan şunları söyledi: “PackUpp olarak kendi teknolojimizi kendimiz üretiyoruz. Yerli yazılımımızla global çapta güçlü ve benzersiz bir teknolojiye sahibiz. Saha operasyonlarımızdan teslimata uçtan uca tüm sürücülerimizde kendi optimizasyonlarımızı, algoritmalarımızı ve uygulamamızı kullanıyoruz. 2021’de Türkiye’deki operasyonumuzdaki büyüme hedefinin yanı sıra gerçekleştireceğimiz 3. yatırım turuyla globale açılarak yerli teknolojimizi ihraç eden global bir marka ve global bir teslimat teknoloji devi haline geleceğiz” dedi.  

Buluttaki doktorlar yerdekilerin iş yükünü azaltıyor

Dünya’yı 1 yıldır etkisi altına alan pandemi normalleri yeniden şekillendirmeye devam ediyor. Kriz merkezi haline gelen sağlık kuruluşlarına müracaatlar noktasında birçok uzman doktor, vatandaşlara zorunlu ihtiyaçlar haricinde sağlık kuruluşlarına gelmemelerini tavsiye ederken teletıp hizmeti yapılan araştırmalara göre hastanelerin yükünü azaltmaya devam ediyor.

Global pandemi sürecinin birinci yılını geride bırakırken bazı alanlarda gelişmeler dikkat çekiyor. Özellikle sık sık yoğunlukları ile gündeme gelen sağlık kuruluşları pandemi hizmetleri dışındaki hizmetlerin sağlanmasında yer yer yetersiz kalabiliyor. Bu noktada sağlık hizmetine ihtiyaç duyan kişilerin ise yeni yöntemlere hızla adapte olduğu gözleniyor.

Yapılan araştırmalar dijital sağlık hizmeti teletıpa olan ilginin giderek arttığını gösteriyor. 2020 yılında dünyada gerçekleşen toplam hastane ziyaretlerinin yüzde 5’i teletıp yoluyla gerçekleşirken, 2021 yılında dünya çapında 400 milyondan fazla online sağlık hizmeti gerçekleşmesi ön görülüyor; bu hacimde bir sağlık hizmetinin yaratacağı toplam değerin ise 25 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

Konu ile ilgili konuşan bulutklinik.com Kurucu Ortağı Ali Hulusi Ölmez; “ Sağlık hizmetleri bir anlamda global pandeminin yükünü en fazla çeken sektör olarak ön plana çıkarken, medikal teknolojilerin de global anlamda bu tarz bir kriz senaryosuna hazır alanlardan biri olduğunu gözlemleme şansı bulduk bu süreçte. Global araştırmalar sağlık kurumlarına başvuran 10 hastanın yanlızca 2’sinin fiziksel muayane ihtiyacı olduğunu gösteriyor. Bu noktada pandemi koşullarının da ortaya çıkması ile insanların teletıp hizmetlerine ilgisinin artmasını doğal buluyoruz. Türkiye teletıp alanında global muadilleri ile kıyaslandığında gerçekten önemli bir aşama kaydetmiş durumda. 2016 yılından beri bu alanda faaliyet gösteren bulutklinik.com olarak klinik ve hastanelerin hastaları ile online görüşmelerini sağlayan dijital altyapıya sahibiz. Buradan elde ettiğimiz deneyim ile geldiğimiz noktada artık online görüşmeler dışında anlaşmalı laboratuvarlarımız vasıtası ile gerekli tetkikleri hastaların evlerinde gerçekleştirebiliyor ve tüm teletıp süreci boyunca maksimum bilgi güvenliği sağlayabiliyoruz. Bu noktada konvansiyonel sağlık hizmetlerine önemli bir alternatif sunduğumuzu söyleyebiliriz.” şeklinde konuştu.

Getir’in değeri 2,6 milyar dolar oldu

Daha önce dünyada yapılmamış 10 dakikada market ürünleri teslimat modeli fikri ile kurulan teknolojik girişim Getir, geçtiğimiz Ocak ayında ikinci yatırım turunu 128 milyon dolarla tamamlamıştı. Yalnızca iki ay içinde üçüncü turu da tamamlayan Getir, yerli ve yabancı fonlardan 300 milyon dolar değerinde yeni yatırım alarak değerlemesini 2,6 milyar dolara çıkardı. Getir, 5,5 yıl kadar kısa bir sürede Unicorn olan ilk Türk şirketi oldu. 

2 ayda 2 yatırım turu tamamlandı

İki ay içinde iki tur tamamlayan Getir’de üçüncü turun liderliğini yeni yatırımcılardan Silikon Vadisi merkezli Sequoia Capital ve mevcut fonlardan New York merkezli Tiger Global üstlendi. Daha önceki tura katılan 8 fondan 7 tanesi de bu son tura katıldılar. 

Getir Kurucusu Nazım Salur: “Dünyada ilk kez ortalama 10 dakikada market ürünleri teslimat modelini Getir ile 2015 yılında başlattık. İş modelimize olan yoğun ilgi nedeniyle geçtiğimiz turun üzerinden henüz 2 ay geçmeden bir tur daha yatırım alma imkanı doğdu. Biz de bunu değerlendirerek 300 milyon dolarlık yeni kaynak yaratarak yurt dışı pazarlarda daha hızlı büyümeye odaklanacağız. Aldığımız bu yatırımla 2,6 milyar dolar değerlemeye ulaşarak Türkiye’nin Unicorn’u olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Önümüzdeki aylarda Almanya, Fransa ve Hollanda’da da Getir operasyonlarını başlatacağız. Pandeminin kontrol altına alınmasını takiben Brezilya’da da bu iki heceli Türkçe kelimeyi sevdirmeyi arzuluyoruz. Getir’in Unicorn olmasında en önemli katkıyı veren bayilerimizin saha çalışanları olan kurye ve depo görevlilerine kıdeme dayalı olarak dağıtılmak üzere, 25 milyon TL’yi bayilerimiz kanalıyla paylaşacağımızı da belirtmek isterim” dedi.

Londra’dan sonraki 3 hedef: Almanya, Fransa, Hollanda 

Türkiye’nin Unicorn’u Getir, hizmet verdiği ülke sayısını 5’e çıkarmayı hedefliyor. İkinci turda alınan yatırımın ardından Ocak ayı sonunda Londra’ya hızlı bir giriş yapan Getir’in hedefleri arasında Almanya, Fransa ve Hollanda da var. Yeni ülkelerde 2021’in ilk yarısında hizmete başlamayı planlayan Getir, güçlü ekipler oluşturmak için iş başvurularını almaya başladı. 

Oyun ihracatı yapan şirketler KDV’yi TL olarak ödeyebilecek

KDV Genel Uygulama Tebliği’nde yapılan değişiklik ile TL’nin uluslararası ödemelerde artan yaygınlığı dikkate alındı. Faturasında Türk lirası karşılığı gösterilen hizmet ihraçlarında, bedelin Türk lirası olarak Türkiye’ye getirildiğini belgeleyen dokümanlara istinaden iade yapılabilmesine olanak tanındı.

Hizmet ihraçlarına KDV iadesi 

Tebliğ’in, Türk lirası ile yapılan hizmet ihracının tevsiki sorununu giderdiğini vurgulayan IFASTURK Eğitim, Ar-Ge ve Destek Kurucusu Mesut Şenel, “Düzenleme öncesinde, KDV’den istisna bulunan hizmet ihracatlarına ilişkin yüklenilen KDV’nin iade edilebilmesi ancak hizmet ihracatı bedelinin döviz olarak Türkiye’ye getirilme şartına bağlıydı. Yapılan değişiklikle KDV iade şartlarından olan dövizin Türkiye’ye getirilmesi şartı esnetilmiş oldu. Bu sayede ihracat yapan yazılım, uygulama ve oyun şirketlerinin sorunu çözülerek iade alabilmelerinin önü açıldı. İhracata dayalı devlet destekleri konusunda yıllara dayanan tecrübemizle, döviz kazandırıcı hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren tüm oyun, yazılım, mobil oyun ve uygulama şirketlerine KDV mevzuatı ve destekler hakkında danışmanlık hizmeti veriyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

KDV iadeleri TL ile yapılabilecek

Hizmet ihracına ilişkin beyan edilen işlemlerle ilgili yüklenilen ve indirim yoluyla telafi edilemeyen KDV’nin iadesi, hizmet bedeli döviz olarak Türkiye’ye gelmeden yerine getirilemiyordu. Yapılan düzenleme, faturasında Türk lirası karşılığı gösterilen hizmet ihraçlarında, bedelin Türk lirası olarak Türkiye’ye getirildiğini kanıtlayan belgelere istinaden de iade yapılabilmesini mümkün kıldı. 

Türk girişimine 6,2 milyon TL yatırım

E-ticaret satıcıları için tedarik, satış, sipariş ve stok süreçlerinin tek bir platform üzerinden yönetilmesini analiz edilmesini sağlayan Pixa, 6.2M TL değerleme ile TechOne’dan tohum yatırım aldı. Bilal Büyükdere ve Emre Bostan tarafından kurulan Pixa, bulut tabanlı ve modüler yapısı ile e-Ticaret sipariş ve depo yönetiminin daha akıllı, hızlı ve verimli yönetilmesine imkan sunuyor.

E-ticaret Operasyonlarınızı Yönetmenin En Kolay Yolu

Pixa, çok yönlü ve kullanışlı E-ticaret entegrasyonları ile e-ticaret site, muhasebe, pazaryeri, ERP ve kargo entegrasyonlarını gerçekleştirme ve tek panelden yönetme imkanı sunar. E-ticarete tam entegre ürünü ile stokları  kolayca yönetmeye ve depo operasyonlarını verimli bir şekilde yönetmeyi sağlar. Sipariş yönetim kurguları ve otomasyonları ile siparişleri sorunsuz bir şekilde yönetim kabiliyetini firmalara kazandırır. Envanterinize  tam hakim şekilde, raf sayım, depo sayım, ürün transfer, mal kabul , iade yönetimi ve diğer tüm özellikleriyle e-ticaret deponuzda 360 derece yönetim kabiliyetine sahiptir. ürünlerin depoda hangi rafta veya bölümde bulunduğu detaylıca görülebilir, bu sayede maliyetler düşerken karlılık artar. Pixa 360 derece entegrasyon platformu  ile; Ürünler tüm satış kanallarında kolayca listelenebilir  tüm siparişleri tek bir ekrandan yönetilebilir.  Kargo ve muhasebe entegrasyonları ile siparişlerin tüm fatura ve lojistik süreçleri tam entegre bir şekilde yönetilebilir ve   süreç verimliliği arttırılabilir.  

Pixa modüler platform yapısı sayesinde; diğer satıcıların ürünleri hangi fiyatlarda sattığını tespit eder, e-ticaret operasyonu verilerini analiz eder, depo yönetimi ile verimliliği ve karlılığı artırır. Ayrıca; müşteri alışkanlıklarını ve davranışlarını analiz ederek satış ve pazarlama stratejisi verileri sunar. 

“Global pazarda lider e-ticaret yönetim platformu olmak istiyoruz”

Online satış kanallarındaki sipariş ve depo yönetimi sürecinin geleneksel yöntemlerle doğru yönetilemediğini belirten Pixa Kurucu Ortağı Bilal Büyükdere; “Pazaryerlerinde satış yapan satıcılar için satış kanallarındaki süreç sorunsuz yönetilemiyor ve takip edilemiyor. Platformumuz sayesinde satıcılar, e-ticaret satış kanallarına  kolayca entegre olup siparişlerini ve stoklarını kolaylıkla takip edebiliyor. Pixa olarak global pazarda sipariş ve depo yönetim süreçlerini kolaylaştırmayı ve global pazarda lider e-ticaret yönetim platformu olmak istiyoruz.” dedi. 

4 ayda 10 milyonluk şirket kurdular

Eczanelerin tüm sağlık ürünü ihtiyaçlarını karşılamak ve eczacılık mesleğini geleceğe güçlü adımlarla taşımak amacıyla, yapay zeka temelli hizmetler geliştiren ve sunan Novadan, Nova Danışmanlık tarafından hayata geçirildi. Platform, eczacıların ürün alışverişinde tercih ettiği güvenilir bir dijital platform olurken, kısa sürede yatırımcıların da dikkatini çekti.

Serbest eczacılık sektörüne yönelik patentli teknolojileri geliştirerek hayata geçiren Novadan, Haziran 2020’de faaliyetlerine başladı. Sektöre sunduğu yenilikçi hizmetlerle dikkat çeken platform, faaliyete başlamasından 4 ay sonra, 10 milyon TL değerleme ile hava taşımacılığı yapan ULS Havayolları Kargo Taşımacılık’ın kurucusu ve ULS Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cebrail Karaarslan tarafından 2 milyon TL yatırım alarak fonlanmayı başardı.

Yapay zeka teknolojisine 2 milyon TL yatırım

Girişimci kimliği ile Novadan’a yatırım yapan ULS Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cebrail Karaarslan, sağlık sektörünü takip ettiklerini ve geleceğe yönelik teknolojilere yatırım yaptıklarını belirterek şunları kaydetti: “Özellikle yapay zeka temelli teknolojilerin gelecekte fark yaratacağına inanıyoruz. Novadan’a yatırım yapma kararını alırken, öncelikle bu konuyu dikkate aldık. Konusuna ve sektöre hakim yöneticilere sahip olması da yatırım yapma kararımızı netleştiren bir diğer husus oldu. Eczacıların ihtiyaçlarını çok daha iyi belirleyen, bu ihtiyaca yönelik yapay zeka temelli teknolojik çözümler geliştiren, yenilikçi ve dinamik bir ekibe sahip Novadan’a yatırım yaptık. Novadan’ın sağlık sektörünün tüm dinamiklerini olumlu yönde değiştireceğine olan inancımız tam.”

Sektörün dinamiklerini bilmek yetmiyor, yenilik şart

Sektörde 15 yılı aşkın tecrübelerinin bulunduğuna dikkat çeken Novadan kurucularından Haki Poyraz, bu sayede eczacılık sektöründeki ihtiyaçları çok iyi bildiklerini ve bu ihtiyaçlara yönelik çözümler sunduklarını belirtti. Poyraz, sözlerine şöyle devam etti: “Eczacılık sektöründe yaşanan zorlukları çok iyi biliyorduk ve bunlara yönelik olarak teknoloji odaklı çözümler geliştirmek için yola çıktık. Platformumuz sayesine eczacılar ihtiyaç duydukları sağlık ürünlerine kolayca ulaşabilmenin yanı sıra, eğitim, takas, çoklu arama gibi pazarda öncü hizmetlerden de faydalanabiliyorlar. Kısa sürede aldığımız yatırım, doğru yolda olduğumuzu kanıtlamış oldu. Sektörde öncü ve ilk akla gelen platform olma hedefiyle çalışmalarımızı aralıksız bir şekilde sürdürüyoruz.”

Alipay’in sahibi Ant Group 35 milyar dolara halka açılıyor

Ant Grubu, potansiyel olarak tarihin en yüksek miktarlı borsa girişine hazırlanıyor. Çevrimiçi ödeme devi Alipay’ın sahibi olan Ant, Çin düzenleyici kurumundan gerekli son izinleri de 21 Ekim Çarşamba günü aldı. E-ticaret devi Alibaba’ya bağlı şirket, hisse senetlerini aynı anda Shanghai Star Market platformunda hem de Hong Kong Borsası’nda halka arz edecek.
 
Doğu Çin’in Hangzhou kentinde yerleşik Ant, borsaya girişinde toplam 35 milyar dolar (30 milyar euro) hareketlendirebilecek. Bu, miktar tarihte görülmüş en yüksek giriş tutarı olarak gösteriliyor. 
 
Çin Mali Piyasalar Düzenleyici Kurumu, Ant Technology Group Co.,Ltd’nin hisse senedi emisyonu için Star Market’e kaydedilmesini onayladığını bildirdi. Kurum açıklamasında, adı geçen firmanın ve hissedarlarının artık hisse senedi emisyonunun takvimi konusunda Shanghai Borsası ile görüşebileceğini duyurdu. 
 
Ant Group pazartesi günü de düzenleyici kurumdan Hong Kong’da kote edilme hususunda onay almıştı. Öte yandan, her iki borsa da ayrı ayrı gruba onayını vermiş bulunuyor. Bu durumda Ant Grubu’na her iki borsanın yolu açılmış oldu. Bu giriş, daha önce 29,4 milyar dolar ile Riyad’daki Suudi petrol devi Aramco’ya ait olan rekorun da kırılmasına yol açacak.
 
Ant Group, kendi sistemi Alipay aracılığıyla Çin’de, ayda 700 milyon aktif kullanıcıya ve yılda 14,4 trilyon avroyu aşan bir işlem hacmine sahip. Ülkedeki en büyük rakibi internet devi Tencent’in WeChat Pay platformu. Ant Group birkaç yıldan beri şeklen Alibaba’dan ayrı. O zamandan bu yana da mali işlemler, servet yönetimi gibi finans sektörüne, seyahat alanına ve diğer bir dizi hizmet sektörüne el attı. 

Çin’in 285 milyon köylüsü internette ve ticarete yöneliyor

Çin’in internet gelişimiyle ilgili hazırlanan yakın tarihli bir rapora göre, haziran ayı itibarıyla Çin’in kırsalda yaklaşık 285 milyon internet kullanıcısı var ve bu rakam ülke toplamının yüzde 30’undan fazlasını oluşturuyor. Çin İnternet Ağı Bilgi Merkezi tarafından yayımlanan rapora göre, Çin’deki kırsal internet kullanıcılarının sayısı mart ayına göre 30 milyonun üzerinde arttı ve kentsel-kırsal dijital uçurum önemli ölçüde azaldı.
 
Raporda, internetin, halkın katılımı ve ilgili kampanyalara artan farkındalığıyla birlikte ülkenin yoksulluğu azaltma çabalarında daha büyük bir rol oynadığı belirtildi. Haziran itibarıyla yoksul bölgelerdeki tarım ürünlerinin sanal tanıtımı gibi ilgili faaliyetlerin Çinli internet kullanıcılarının yüzde 51,5’ine ulaştığı ve aktif internet kullanıcılarının yüzde 34’ünden fazlasının bu tür ürünleri sanal platformlar üzerinden satın aldığı kaydedildi. Bu arada rapor, e-ticaret canlı akışının yılın ilk yarısında canlı bir şekilde büyüdüğünü gösterdi. Haziran ayı itibarıyla, Çin’deki e-ticaret canlı yayın kullanıcılarının sayısı mart ayına göre yüzde 16,7 artışla 309 milyona ulaştı.
 
Kırsal kesimde 285 milyon internet kullanıcısı var

Raporda, sektörde 400 binden fazla canlı yayıncıyla birlikte Çin, 50 milyardan fazla görüntülemeyle bu yılın ilk yarısında 10 milyondan fazla canlı yayın yapan pazarlama etkinliği gördü. Rapora göre, canlı yayınlanan e-ticaret, Covid-19 salgını sırasında eve bağlı tüketiciler arasında sanal alışveriş için artan talebi motive etti.
 
Raporda, Covid-19’dan kötü etkilenen Hubei eyaletinde yerel yemekler satan yardım amaçlı bir canlı yayın programında 40 milyon yuan satış yapıldığı belirtilerek, canlı e-ticaret yayınlarının, Çin’in yoksulluğu giderme ve ekonomik kalkınma çabalarına dâhil olduğu kaydedildi. Raporda ayrıca, internetin, yoksullara iş, sosyal güvenlik ile tıbbi hizmet bilgileri sağlayarak ve yoksulluk çeken bölgelerdeki çocukların daha iyi eğitime erişmelerini mümkün kılarak Çin’in yoksullukla mücadele hedefine önemli ölçüde katkıda bulunabileceğini öne sürüldü.
 

Azerbaycan inovasyonda “gardaş” oldu

Azerbeycan İnovasyon Ajansı’nın girişimiyle Boğaziçi Ventures’ın bir temsilciliği Azerbaycan’da faaliyetlerine başlıyor. Böyle bir işbirliği Azerbeycan’da ilk kez gerçekleşmiş oluyor.

Türkiye’nin önde gelen girişim sermayesi yatırım fonlarından biri olan Boğaziçi Ventures’ın değerlendirmesine göre, Azerbaycan’da bilgi teknolojileri ve yeniliklerin gelişme hızı, bölgede girişim faaliyetlerinin başlatılması için elverişli koşullar yaratıyor.

Boğaziçi Ventures’ın temel amacı, Azerbaycan merkezli girişimlerin hızlı bir şekilde gelişmesini ve finansal kaynaklara ulaşarak dış pazarlara erişimini sağlamaktır. Boğaziçi Ventures’ın Azerbaycan’da faaliyete geçirilmesinin bölgenin genel ekonomisini güçlendirmesinin yanı sıra, son yıllarda yerel girişimlerin aktif büyümesi sonucunda bölgeye dikkat çekmesi ve Azerbaycan’ın bölgesel bir teknoloji merkezi haline gelmesinde önemli bir rol oynaması bekleniyor. 

Açılış törenine, Türkiye’nin Olağanüstü Büyükelçisi ve Tam Yetkili Azerbaycan Büyükelçisi Erkan Ozoral ve BV Azerbaycan ofisi temsilcisi Turan Almammedov katıldı.

Etkinlikte İnovasyon Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Tural Karimli, Azerbaycan’da inovasyon ve yüksek teknolojinin gelişmesi için yapılacak çalışmalar ve gelecek planları hakkında bilgi verdi. Aynı zamanda, potansiyel yerel girişimlerin Boğaziçi Ventures ile geniş işbirliği tartışıldı.

Boğaziçi Ventures’ın temel amacı, Azerbaycan’da gelecek vaat eden girişimlere hem finansal destek hem de küresel ölçeklendirme konusunda bilgi sağlayarak hızlı gelişim ve dış pazarlara erişim sağlamaktır. Son yıllarda yerel girişimlerin aktif büyümesi sonucunda, bölgeye dikkat çekilmesi ve Azerbaycan’da bir girişim fonu açılması, bölgenin genel ekonomisinin güçlenmesinde ve ülkenin teknolojik bir yapıya dönüşmesinde önemli rol oynaması bekleniyor. 

Türk oyun dünyası büyüdükçe yatırımcı sayısı da artıyor

WePlay Ventures mobil oyunlar, bilgisayar oyunları ve konsol oyunları alanlarında global pazarlarda büyüme potansiyeli olan 30’dan fazla oyun girişimine yatırım yapmayı planlıyor. Yatırım yapılan girişimlere sermayenin yanında bilgi, tecrübe ve bağlantıları da sunacak olan WePlay Ventures, oyun sektörü özelindeki tecrübesi ve geniş bağlantıları ile Türkiye’den çıkan oyun girişimlerinin globaldeki başarı şansını arttırmayı hedefliyor.

Girişimlere hem finansal hem stratejik destek!

Dünyada oyun sektörü her geçen gün katlanarak büyüyor. Türkiye’deki oyun girişimleri de özellikle mobil oyun alanındaki başarılarıyla dikkat çekmeye başladı. Türkiye’deki oyun girişimlerinin önemli bir potansiyele sahip olduğunu ancak global çaplı başarılar yaratabilmeleri için hem finansal hem de stratejik desteğe ihtiyacı olduklarını belirten WePlay ekibi, yatırım stratejisini bu duruma uygun şekilde planlıyor. Sadece oyun geliştirici ekiplere erken aşamada yatırım yapacak olan WePlay, akıllı sermaye modeli ile sermayenin yanında bilgi, tecrübe ve bağlantıları da girişimlere sunarak potansiyellerini ortaya çıkarmayı amaçlıyor.

Tecrübeli yatırım ekibi ile dikkat çekiyor

WePlay Ventures sunmuş olduğu akıllı sermayenin yanı sıra tecrübeli yatırım ekibi ile de dikkat çekiyor. WePlay ekibindeki fon yönetimi ve yatırım konusunda tecrübeli isimlere ek olarak League of Legends, Teamfight ve Valorant gibi milyonlarca kullanıcısı olan Riot Games’in eski Türkiye Genel Müdürü Bora Koçyiğit de bulunuyor. Türkiye E-Spor Federasyonu yönetim kurulu üyesi ve Blaze Esports kurucusu olan Bora Koçyiğit’in oyun sektörünün farklı alanlarında birçok yatırımı mevcut. Özellikle son yıllarda gerçekleşen oyun sektöründeki gelişmelere dikkat çeken WePlay Ventures yönetici ortağı Bora Koçyiğit, “Türkiye oyun sektörü geçtiğimiz her yıl hızla artan bir ivme ile gelişiyor. Son yıllarda gerçekleşen şirket satışları da bu durumu kanıtlar nitelikte. Türkiye oyun sektöründeki gelişim hızı, sektörün dünyadaki gelişim hızının çok önünde. Ülkemizde, potansiyeli olan oyun geliştirici ekiplerin doğru finansal ve stratejik destekler ile çok başarılı olabileceğine eminiz. WePlay Ventures ile kısa sürede birçok farklı başarı hikayesi yaratabileceğimize inanıyoruz.” dedi.

Yapay zeka yıldırımlardan koruyacak

Dünyanın ikinci uluslararası ‘yıldırım araştırma’ merkezi, Doğu Çin eyaleti Jiangsu’nun Suzhou kentinde kuruldu. Elektrik sistemine dayalı merkez, ‘yıldırıma karşı dinamik korunma’ ve ‘yıldırımdan yapay zeka yoluyla korunma’ gibi son dönemde beliren araştırma alanlarına odaklanacak.
 
State Grid Jiangsu Electric Power Co. Ltd. tarafından kurulan merkez, Büyük Elektrik Şebekeleri Uluslararası Konseyi tarafından da dünyanın yıldırım konusunda araştırma yapan ikinci merkezi olarak resmen tanındı. Söz konusu merkez, 15 ülke ve bölgeden, aralarında meşhur Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün (MIT) de bulunduğu 32 kurum ve laboratuvar ile iş birliği yaptı.
 
State Grid Suzhou Power Supply Company’den baş mühendis Tong Chong, merkezin, ulusal ve yabancı kaynakları kullanarak iklim değişikliği gibi aciliyeti olan evrensel sorunları ele alıp incelemeyi ve çözüm araştırmayı öngördüğünü açıkladı. Dünyadaki ilk yıldırım araştırma merkezi ABD’nin Florida eyaletinde bulunuyor. Ancak bu merkez, geleneksel bir araştırma konusu olan ‘yıldırımdan statik korunma’ konusuna yoğunlaşıyor.

Devlet oyun sektörüne 426 milyon TL destek verdi

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, oyun geliştirme konusunda son yıllarda girişimcilere yapılan destekleri açıkladı. Açıklamaya göre son 10 yılda Bakanlık tarafından oyun sektörüne yönelik yapılan desteklerin 426,7 milyon lirayı bulduğu, oyun sektöründe faaliyet gösteren yerli firmaların kişi başı 1,7 milyon dolarlık gelire sahip olduğu belirtildi. Bu destekten faydalanan girişimlerin yaş ortalamasının ise 6,5 olduğu kaydedildi.

Devlet destekleri oyun ve uygulama geliştirmeyi teşvik ediyor

Oyun geliştirme konusunda girişimcilerin faydalanabileceği destekler hakkında bilgi veren IFASTURK Eğitim, Ar-Ge ve Destek Kurucusu Mesut Şenel, “Ticaret Bakanlığı tarafından mobil uygulama ve oyun geliştiren firmalara kapsam ve ihtiyaç yönünden farklı destekler veriliyor. Yazılım lisans satın alma-kiralama desteği, yeni istihdam desteği, mobil uygulama ve pazara giriş desteği, reklam, tanıtım ve pazarlama giderleri desteği, komisyon gideri desteği gibi girişimcilerin oyun ve uygulama geliştirme konusunda desteye ihtiyaç duyabileceği alanlardaki talepleri belirli oranda karşılanıyor. Türkiye’deki oyun ekosistemini ayakta tutan bu tür destekler, özellikle genç girişimcilerin iş fikirlerini uygulamaya geçirmeleri için cesaret verici. Oyun geliştirme hedefi olan girişimcilere, sosyal hayatın yoğun olarak dijital ortama yöneldiği bu dönemde eğitim, verilen destekler konusunda sunduğumuz hizmetlerle yardımcı oluyoruz” dedi.

İndirilen mobil oyun sayısı 14 milyar

Koronavirüsün evde kalmayı mecbur kıldığı dönemde mobil oyun pazarı hareketlendi. Mobil uygulama izleme ve analiz hizmetleri veren App Annie tarafından yapılan araştırmaya göre, 2020’nin ikinci çeyreğinde iOS ve Google Play’den indirilen mobil oyun sayısı 14 milyara ulaştı. AdColony ile Global Web Index tarafından yayımlanan “Küresel Mobil Oyun Araştırması 2020” raporuna göre, Türkiye’deki yetişkinlerin yüzde 79’unun mobil oyun oynadığı ortaya çıktı. Araştırma sonuçları, Türkiye’deki mobil oyuncuların en sevdiği oyun türünün yüzde 49,2 ile “Aksiyon-Macera” türünde olduğunu gösteriyor. Bu türü, yüzde 46,2 ile “Puzzle” ve yüzde 45,7 ile “Yarış” türündeki oyunlar takip ediyor.