iPhone fiyatlarını kim artırdı?

ANKARA, DONANIM, MANŞET, POLEMİK

iphone fiyat

iPhone fiyatlarını artırdı. Bizim teknoloji dünyası dalgalandı… Hemen konuyu TKNLJ formatında, kolay algılanabilir şekliyle inceleyelim…

  • Fiyat artışları yüzde 6,39 ila 8,45 arasında değişiyor
  • Bilindiği üzere iPhone Dolar ve Euro üstünden satılıyor. Bunun için de ya günlük iPhone kuru belirleyeceksiniz ya da belli periyodlarla ayarlama yapacaksınız
  • Tablonun sağ tarafından görebileceğiniz gibi iPhone fiyatının açıklandığı 11 Eylül’den bu yana dolar kuru yüzde 5,66 artmış.
  • Bu bakış açısıyla ürün fiyatlarına yapılan net zammın 0,73 ila 2,82 arasında olduğunu görebilirsiniz.
  • Apple bunu belli dönemlerde yapmayı seçiyor. Bu dönemler üçer aylık diye biliyorum. Uygulama fiyatlarından da bunu görebilirsiniz
  • Bunu kesinlikle devletin şu anda konuşmakta olduğu yabancı cihazlar vergisine bağlamamak lazım. Onun ne kanunu ne yönetmeliği var henüz…
  • Bu bakış açısıyla bu artışı “HENÜZ” Vestel’in verdiği (ya da verdirildiği) şikayet dilekçesine bağlamak imkansız
  • Konuyla ilgili benim duruş ve görüşlerimi bu adresten bulabilirsiniz

Lütfen sakin olalım. Derin nefes alıp, neyin ne olduğunu görüp ona göre tepkimizi koyalım…

Yeni kriptolu telefon her seferinde şifre üretecek

ANKARA, DONANIM, MANŞET, YAZILIM

kriptoVatan gazetesi bugün yepyeni kriptolu telefonların müjdesini vermiş manşetinden. Gelin telefonun özelliklerini ve dinlenip dinlenemeyeceği polemiğini TKNLJ formatında maddeler halinde inceleyelim:

  • Telefonların, özellikle kriptolu olanların dinlenebilmesi, elinizde kripto anahtarı olsa bile çok zor. Çünkü o kriptonun anlık olarak çözülmesi için bir tele başka bir tel bağlayarak dinleme yapmak kadar kolay değil. Ciddi teknoloji istiyor.
  • Yeni yapılan telefon ilginç bir mantıkla hayata geçirilmiş: Telefonun aynı mantıkla çalışan diğer telefonla konuşması anında bir şifre üretiliyor. Ama her seferinde her konuşmaya özel ayrı ayrı şifreler üretiliyor. Böylece “şifre bilinse bile” kelimeleri cümle içinde rahatça kullanılabilecek
  • Şunu düşünmüş olabileceklerini umuyorum: Normalde şifreyi çaldıran devlet (eğer öyle bir şey varsa tabi)  Bu yeni şifreleme mekanizmasını da elinden kaçırabilir. Yani tek bir şifre çaldırmak gibi her seferinde nasıl şifre üretildiği çalınırsa yine tek şifre çalınmış gibi olur, haybeye yepyeni teknoloji üretmiş oluruz biz de…
  • IMEI üzerinden dinleme yapıldı filan çok saçma bir yaklaşım. Koca bakan ve başbakanların telefonlarının IMEI’si olsa ne olacak olmasa ne olacak…
  • Kriptolu telefonların en büyük laneti, hele ki hayata geçirilen telefonda olduğu gibi iki tarafın sertifikasına bakılarak şifre üretiliyorsa, konuşma yapan her iki tarafın da kriptolu telefon kullanması gerekiyor. Yani kesin bir dinlenmeme garantisi isteniyorsa haberlerde adları geçtiği için sayıyorum, Başbakanın konuştuğu işadamının da, oğlunun ve kızının da kriptolu telefon kullanması gerekiyor. Yoksa ha kriptolu telefon kullanmışsınız ha herhangi bir Çin malı ürün…
  • Şuna dikkat ediyorlar mı bilmiyorum: Yeni akıllı telefonların en önemli riski üstündeki akıl: Yani siz istediğiniz kadar bir telefonun ses kısmına kripto yerleştirin eğer bu telefonun içine casus dinleme programı koymuşsanız o telefon dinlenir. Yani sizin bahçe girişindeki evinizin kapısını dünyanın en sağlam çeliğiyle kaplatıp evden çıkarken pencereyi açık bırakmanız gibi… Başbakan ve çevresinin telefonlarının yazılım kontrolünü kim yapıyorsa ona sağlam bir sorumluluk düşüyor…

Amaç Türk firmalarını korumak değil vergi almak

ANKARA, DONANIM, MANŞET, POLEMİK

mobil telefonTürkiye’de her hafta birbirinden ilginç olaylar ve demeçler olmasına alıştık artık. Bunun bir örneğini geçtiğimiz haftalarda telefon pazarında gördük. Vestel; NCB, Telpa, Ova ve Erkayasan şirketleriyle birlikte ithalat koruması istedi. Bir başka deyişle “Yabancı şirketler Türkiye’de çok iyi satıyor ve biz Türk şirketler olarak bundan zarar görüyoruz. Bu konuda devlet bir şey yapsın” dediler.

Ardından bu hafta içinde Ekonomi bakanı Nihat Zeybekçi bir açıklama yaparak Türkiye’ye gelen cep telefonu, bilgisayar ve elektronik aletlere anti-damping vergisi getireceklerini açıkladı. Amaç elbette yerli üreticilerin pazar payını artırmak. Zeybekçi “Türkiye çok başarılı bir şekilde mobil telefon üretebiliyor, tablet üretebiliyor, laptop üretebiliyor” diyerek bu vergilerin konma sebebini kendince gerçeklemeye çalıştı.

Ancak dikkat edilmesi gereken bir nokta gözden kaçıyor: Eğer gerçekten Türk şirketleri koruma altına alınmak istense o zaman bu ürünlere getirilen vergilerin düşürülmesi gerekirdi. Türk ürünlerinden alınan vergilerin düşürülmesiyle bu ürünler zaten yabancı muadillerine kıyasla daha hesaplı bir hale gelecekti.

Ama hayır. Hükümet bunu yapmak yerine yabancı ürünlere ekstra vergiler getirme kararı alacağını beyan etti. Yani temel sebep Türk üreticisini daha satın alınabilir hale getirmek değil yurt dışından getirilen ürünlerden ekstra vergi alabilmek ve bütçe açığını bu şekilde azaltmaya çalışmak.

Bilişimin ülkeyi kalkındıracağı, bilişime yapılan yatırımın hepimizin geleceği ve ekonomisine katkıda bulunacağını bilmeyen yok. Ama biz Türk üreticileri koruma bahanesiyle bilişimi daha da zor ulaşılabilir hale getiriyoruz. Belki de insanların bilgiye daha kolay bir biçimde ulaşmasını istemiyoruz.

Geçtiğimiz hafta gördük ki Diyanet İşleri Başkanı’nın ısıtmalı koltukları olan güvenli sürüş imkanı tanıyan 1 milyon liralık Mercedes S500 kullanabilmesi için vergiyi sıfırlayabiliyoruz. Peki halkımızın bilgiye daha kolay ulaşması için bu vergi indirimini neden yapamıyoruz, bunu anlayabilmek ve kabullenmek çok güç.

Açıkçası Vestel ve beraberindeki şirketlerin bu başvuruyu gerçekten bunu düşünerek mi yaptığını, yoksa yapmaları için hükümet tarafından mecbur bırakılıp bırakılmadıklarını bilemiyoruz. Ama onların da diğer şirketlere ekstra vergi getirilmesi yerine kendi vergilerinin düşürülmesi konusuna sıcak bakacaklarına eminim.

Hangi telefonlar Türk sayılır, bir telefon ya da bilgisayarın tam anlamıyla Türk olabilmesi için işlemcisinden piline, ekranından kılıfına kadar hangi parçalarının Türkiye’de üretilmesi gerektiğini bilmiyorum. Tek bildiğim bu şekilde giderse Türkiye’de daha az insanın internete girmesi, daha az bilgisayar satılması söz konusu olabilir.

Teknolojinin 2015 sihirli küresi

ANKARA, DONANIM, MANŞET, OPERATÖRLER, SOSYAL MEDYA, YAZILIM

nesnelerin interneti4G nasıl gelecek?

2014 yılının son çeyreğinde en önemli tartışma konularından biri 4G oldu. Türkiye 3G’ye geçerken dünyada yaygınlaşan 4G’nin 2015 yılında kullanıma gireceği müjdelendi. Ancak operatörlere bu hizmetin nasıl dağıtılacağı konusu açıkta kaldı. 4G için en önemli şey frekanslar ve bunların nasıl dağıtılacağı belli olmadı. Mevcut duruma bakıldığında devlet tüm operatörlere eşit biçimde yaklaşmayı ve frekansları en çok para verene göre değil, eşit bir biçimde dağıtmayı hedefliyor. Ancak daha netleşmiş değil. Bu arada yine geçtiğimiz senelerde çok konuşulan tesis paylaşımı da 2015 yılında gündeme gelebilir. Mevcut durumda hiçbir operatör baz istasyonunu diğeriyle paylaşma üzerine bir anlaşma yapmadı. Sadece baz istasyonlarının takıldığı kulelerde paylaşıma gidildi. Ülke kaynaklarının daha az harcanması ve herkesin kurduğu sistemi rakibinin bulunmadığı bölgelerde kiralaması 2015 yılında gündeme gelebilir. Türkiye’de 4G için ekipmanlara daza az para yatırılması ve bütçe açığı yaratmaması için 4G baz istasyonu teknolojilerinin yaratılması da özendirilebilir.

Fiberin artış yılı olacak

Son iki yıl içinde fiber konusunda hiçbir somut adım atılamadı ve şirketlerin fiber döşeme hızı diğer yıllara göre oldukça düştü. Bu konuyu gündemlerinde tutan BTK ve ilgili bakanlıkların yaptığı çalışmalar sonlanmak üzere olduğu dile getiriliyor. Bu sayede hem fiberin istenen her yere döşenmesi mümkün olacak hem de bazı telekom firmalarının ellerinde bulunan fiberi paylaşmak için isteksizlikleri devlet eliyle ortadan kaldırılacak. İki sene öncesinin fiber döşeme hızı yakalandığında fiberin ülkenin birçok alanına daha çok yayılması ve ADSL gibi giderek eskiyen ve fibere göre yavaş kalan teknolojilerden kurtularak ülkede gerçek yüksek geniş bant teknolojilerinin gelmesi söz konusu olabilir. Zaten 4G’nin için en önemli gerekliliklerin başında fiber teknolojileri geliyor. Fiberin dağılımının artmasıyla hem şirketler hem de bireyler daha hızlı internete girebilecek.

 

Telekomünikasyonda eski tatlı karlar olmayacak

Türkiye’de telekomünikasyon, dünyadakinin aksine bir gelişme gösteriyor ve global daralmaya rağmen giderek artıyordu. Daha çok konuşma süresi, durmadan artan kar oranları ve tüm dünyayı kıskandıracak kadar hızlı artan 3G kullanımı. Ancak telefon penetrasyonunda neredeyse yüzde 100’e gelindi. Türk Telekom’un sabit abone sayısında yaşadığı kayıplar onu ülkenin dördüncü operatörü haline getirdi. Avea 2014 yılının başında hala karlılık açıklayamazken Vodafone Turkcell’i yakalamak için yüksek pazarlama bütçeleriyle çalışmaya başladı. Turkcell ise neredeyse kurulduğu günden bugüne ilk kez abone sayısında Pazar toplamının yüzde 50’sinin altına düştü. 2015 yılında şirketler toparlanma dönemine girecek. Yüksek ihtimalle karlılığı artıracak tedbirler alınacak ve fiyat rekabetinin hızı düşecek. Şirketler birbirleriyle teknoloji ve 4G gibi alanlarda yarışırken daha ucuz olmak artık bir seçenek olmaktan çıkacak.

 

İnternet ve telefon dinlemeleri

2015 yılında dinlemeler Türkiye’de en az konuşulan konulardan biri olacak. Çünkü artık dinlemeler tamamen MİT kontrolüne geçecek. Doğal olarak da kimin, nasıl ve hangi sebeplerden dolayı dinlendiği konusunda daha az hesap verilmeye başlanacak. BTK içinde yapılanan TİB’i daha az duyuyor olacağız. Bunun yanında 2014 yılında etkin bir biçimde konuşulan internet dinlemeleri 2015’te de en önemli konulardan biri olacak. Her ne kadar Facebook ve Twitter arzu edildiği kadar çok kimlik bilgilerini Türk yargısıyla paylaşmıyor olsa da yine de buzlama ve yayından kaldırma işlemi sayesinde daha sakin bir seçim dönemi geçirilecek. Bu bakış açısıyla, çok önemli bir şey çıkmadığı sürece Twitter ve Youtube gibi sitelerin kapatılması beklenmiyor. Ancak seçim süreci boyunca etkinliği artan Türk haber sitelerinde geçmiş döneme göre daha büyük yasaklar gelebilir…

 

Mobil telefon dünyası

Mobil teknolojilerde özellikle telefonlar alanında geçmiş senelere kıyasla daha küçük gelişmeler olması bekleniyor. Telefonların parçalarının üretiminin tamamına yakını Çin’de yapıldığı için cihazlar birbirlerine çok benzeyecek. Daha yüksek pikselli fotoğraf makinesi, daha büyük ekran gibi teknolojilerde sınırlara gelindiği için yenilikler tasarım alanında aranacak. Telefonların çok fazla birbirine benzemesi, rekabeti fiyata çekecek ve tüm pazar araştırmalarının gösterdiği gibi dünyada markasız (no name) Çin malı ucuz ürünlerde patlama yaşanacak. Markalar bir anlamda kendilerini yaratan ve ucuza satılmasını sağlayan kaynaklarla fiyat rekabetine hazırlanıyor. Bu savaşı kullanıcısıyla duygusal bağ kurmayı başaran ürünler kazanacak. Ancak giderek zorlaşan bir ekonomide fiyat ve duygusal bağ arasındaki savaşın oldukça zorlu geçmesi bekleniyor. Türkiye’de üretimi özendirebilmek için devlet önümüzdeki sene yabancı telefonlara ekstra vergi getirmek istediğini söyledi. Bu da yabancı telefonlarla Türk olanlar arasında çok ciddi bir fiyat farkının doğabileceğini gösteriyor. Yani 2015 yılında ülkemizde ya Türk telefonlar ya da tamamen isimsiz Çin malı ürünler görme ihtimalimiz çok yüksek…

 

Bilgi güvenliğinde daha da çok zorlanacağız

2014 yılında insanların internet üstünden dolandırılması ve dijital saldırılara maruz kalması olaylarını çok görmüştük. Ne yazık ki saldırılar dozunu ve yaratıcılıklarını daha da artırarak sürdürecek. Dolandırıcılıklar yerel hırsızlık vakalarından çıkarak uluslararası bir boyut kazanacak. Kişisel bilgilerin ortada dolaşması eskisinden daha çok rahatsız edici olacak. E-Devlet hizmetlerinin de giderek artış göstermesiyle dijital kimlikleri çalınan vatandaşların adına sanal şirketler kurulabilecek, banka hesapları boşaltılacak, hatta işinden dahi olabilecek. Bilgisayar korsanlarının yeni ve en önemli hedefi ise herkesin kişisel bilgilerinin bulunduğu cep telefonları olacak. Önümüzdeki sene bilgisayar saldırılarıyla cep telefonu saldırı sayısının eşitlenmesi bekleniyor.

 

İstenmeyen SMS ve maillere son

Yıllarca herkesin her daim yanında olan telefonlara gelen istenmeyen mesajlar kullanıcılara hayatı zehir etti. Ancak 2014 yılının son çeyreğinde çıkarılan bir kanunla kullanıcıların istemedikleri SMS’leri göndermek isteyenlere ciddi para cezaları verilmesi gündeme geldi. 2015 yılının ortasından itibaren şirketler SMS atmak istedikleri kullanıcılardan öncesinde izin almış olmaları gerekiyor. Böylece otomobil tamircilerinden kuru temizleme şirketlerine, uydu çanak satıcılarından internet hattı dağıtan bayilere kadar birçok şirketin önü kesilmiş olacak. Özellikle GSM şirketleri ciddi adımlar atmak ve kendileri üstünden gönderilen SMS’lerin kanuna uygunluğunu denetlemek zorunda kalacak. Kurumlar kullanıcıları SMS almaya ikna etmek için yaratıcı kampanyalar yapmaya başlayacak.

 

Nesnelerin interneti patlayacak

Makinelerin arada insan müdahalesi olmadan kendi aralarında haberleşerek veri oluşturması ve belirli bazı işleri yapabilmesi anlamına gelen nesnelerin interneti 2015 yılında çok daha ileri gidecek. Makinelere takılan GSM hatlarına vergi avantajı sağlanmıştı. Artık belirli bir doygunluğa ulaşmış, halkın yüzde 100’üne erişmiş GSM pazarında satılacak “makineler arası iletişim” hatları yepyeni bir soluk getirecek. M2M adı verilen bu sistem, aynı zamanda şirketlerin iş yapış biçimlerini de değiştirerek daha verimli çalışmalarını sağlayacak. Tarımdan fabrikalara, belediye hizmetlerinden elektrik su ücretlerinin toplanmasına kadar birçok alanda devrimsel ilerleme söz konusu olacak.

 

Buluta güvenlik geliyor

Bulut bilişim bundan birkaç sene önce, çok hızlı bir biçimde kullanıma girdi. Verilerin internet üstünde tutulması ve yedeklenmesi şirket ve kullanıcıların kafasında yepyeni ufuklar açtı. Ancak 2014 yılında bu verilerin kötü niyetli kullanıcılar tarafından ele geçirilmesi ve sanatçıların istenmeyen fotoğraflarının kamuoyuyla paylaşılması buluta olan güvenin sarsılmasına neden oldu. Bilgilerin sızma nedeni olarak kullanıcıların yeterince sağlam parola belirlememesi gösterildi. 2015 yılında alınan dersler ışığında bulutun güvenliğine daha çok önemi verilecek. Apple, Google ve Microsoft gibi verileri buluta taşıyan şirketler yepyeni kurallar belirleyecek ve bilgilerin çalınmasını engellemeye çalışacak.

 

Bilgisayar yerini tablete bırakacak

Mikro işlemci teknolojilerinin giderek gelişmesi, eskiden sınırlı işler yapabilen tabletlerin yeteneklerini artırdı. Bilgisayarlar ve tabletler arasındaki fark giderek kapandı. Özellikle tabletler içinde bulunan yazılımın getirdiği destekle de geniş kitleler için bilgisayar kullanmak anlamsız hale gelmeye başladı. Tüm teknoloji analistleri, 2015 yılında tabletlerin çok ucuzlayacağını, bu yüzden de satışların patlayarak bilgisayarları tahtından indireceğini söylüyor. Uzmanlar 2015 yılında bilgisayar almak isteyenlerin tablet seçeneklerini gözden geçirmeden satın alma yapmamaları gerektiğini dile getiriyor.

 

Yazılıma harcanan para artacak

Geçtiğimiz yıllarda çok yüksek fiyatlara satılan yazılımlar tablet ve akıllı telefonların gelmesiyle farklı bir dönemece girdi. Korsan kullanımın bu cihazlar sayesinde azalmasıyla yazılımlar son derece ucuzladı. Bundan on sene önce 100-300 dolarlar mertebesinde satılan yazılımlar herkesin bunu almaya başlamasıyla birlikte 10 doların altına düştü. Hatta çoğu yazılım sadece 1 dolara satılıyor. Bu yüzden kullanıcılar daha fazla yazılıma para verir hale geldi. Yazılımcıların daha çok para kazanması ise hemen her konuda yeni bir yazılımın üretilmesine neden oldu. Kullanıcıların yazılımlar için harcadığı para, neredeyse akıllı telefon ve tabletlerine verdiği ücretle eşdeğer hale geldi.

Akıllı tahta sayısı 186 bine çıkıyor

ANKARA, DONANIM, MANŞET

akilli tahtaUlaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Elvan, okullara FATİH projesi kapsamında 85 bin etkileşimli tahta gönderildiğini, 101 bininin de okullara sevkıyatına başladıklarını söyledi.

Elvan, FATİH Projesi kapsamında 432 bin dersliğin etkileşimli tahta ve yazıcılarla donatılacağını belirterek, “Proje kapsamında bugüne kadar 85 bin etkileşimli tahta dağıtımı gerçekleştirdik. Etkileşimli tahtalardan 101 bininin okullara sevkıyatına başlandı” dedi.

Elvan, 347 bin etkileşimli tahta ve 42 bin yazıcı için ihale yapıldığını ve yüklenici firmalarla sözleşmelerin imzalandığını ifade ederek, 42 bin yazıcının alımının gerçekleştirildiğini ve okullara 16 bin yazıcının gönderildiğini belirtti. Etkileşimli tahtalardan 101 binin de okullara sevk edilmeye başlandığını anlatan Elvan, dağıtımlara paketler halinde devam edileceğini kaydetti. FATİH Projesinin tamamlanmasının ardından öğrencilerin bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanma yetkinliğinin artacağını vurgulayan Elvan, projenin bilişim sektörünü de olumlu yönde etkileyeceğini ifade etti.

İTÜ İstabul havasını otobüslerle temizleyecek

BÜLTEN, DONANIM, MANŞET

testaraci_2T.C. Kalkınma Bakanlığı’nın koordinasyonunda İstanbul Kalkınma Ajansı tarafından desteklenen İTÜ Prof. Dr. Adnan TEKİN Malzeme Bilimleri ve Üretim Teknolojileri Uygulama Araştırma Merkezi ve İETT ortaklığında yürütülmekte olan “İstanbul’daki Dizel Motorlu Toplu Taşıma Araçlarının Egzoz Filtrelerini Temizlemeye Yönelik Yeni Bir Sistem Geliştirilmesi” adlı projenin startı verildi.

Egzos Emisyon projesinin ilk test sürüşleri İTÜ-ATUM Müdürü Prof. Dr. Cüneyt ARSLAN ve proje ekibinin başkanlığında, İETT Ulaşım Teknolojileri Daire Başkanlığı’ndan, Teknoloji Geliştirme Müdürü Ensar Kızılaslan, ve Mühendis Erdinç Bozkurt,un katılımlarıyla gerçekleştirildi.

Egzoz emisyon ölçümlerinin yapılacağı 40B Sarıyer-Beşiktaş ve 41AT Ayazağaköyü-Davutpaşa Yıldız Teknik Üniversitesi güzergahlarında çalışmakta olan otobüslerden özel olarak belirlenen test araçları “Yeşil Kampüs” çalışmaları kapsamında İTÜ Ayazağa Yerleşkesine getirildi.

Proje için özel olarak görevlendirilen test araçları ölçüm ve analiz çalışmaları süresince, Kalkınma Bakanlığı, İstanbul Kalkınma Ajansı, İETT, İTÜ ve İTÜ-ATUM logoları ile özel olarak giydirilerek 2015 yılı Ağustos ayı başına kadar İstanbul halkının kullanımına sunuldu.

PROJE HAKKINDA

İTÜ ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Elektrik Tünel Tramvay İşletmeleri arasında ortaklaşa geliştirilen ve İTÜ yürütücülüğünde gerçekleştirilecek olan proje, İstanbul başta olmak üzere tüm Marmara Bölgesindeki ulaşım ve toplu taşıma kaynaklı hava kirliliğini azaltılmasının yanı sıra, ulaşımda enerji verimliliği konularında bir dizi bilimsel ve inovatif teknik çalışmadan oluşuyor.

İstanbul Kalkınma Ajansı tarafından desteklenen proje, İstanbul başta olmak üzere tüm Marmara Bölgesindeki ulaşım ve toplu taşıma kaynaklı hava kirliliğini azaltılmasının yanı sıra, ulaşımda enerji verimliliği konularında bir dizi bilimsel ve inovatif teknik çalışmadan oluşuyor.

Ulaşım ve toplu taşımada kullanılan araçlarda yakıt sarfiyatı – egzoz emisyon konularındaki mevcut sorunlar ortadan kaldırılacak projede, toplu taşıma uygulamalarında enerji verimliliği değerleri artırılacak ve egzoz emisyonlarının tüm zararlı etkilerinin en aza indirilmesi sağlanacak

PROJENİN HEDEFLERİ

Bir yıl sürecek olan proje ile; Toplu taşıma sistemlerinde yakıt – egzoz etkileşimleri hakkında bilgi artışı, egzoz sistemi ve filtrelerin bakım-onarım-temizlik uygulamaları için yeni bir sistemin geliştirilmesi, toplu taşıma uygulamalarında egzoz sistem kirliliğinden kaynaklanan ek yakıt sarfiyatında düşüş, toplu taşıma araçlarının sebep olduğu zararlı egzoz emisyon değerlerinde düşüş, toplu taşımada kullanılan enerjinin (yakıt) daha etkin ve daha verimli kullanılması, egzozdaki kirli filtrelerin sebep olduğu fazla enerji tüketiminin azaltılması, egzoz ve yakıt arasında enerji verimliliği koşullarının saptanması ve ideal koşulların yakalanması, mevcut enerjinin ekonomik açının yanı sıra çevreye duyarlı bir şekilde kullanımının sağlanması, Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Amerika Çevre Örgütü (EPA) ve Avrupa Birliği Egzoz Normlarının yakalanması, toplu taşıma ve yoğun trafikten kaynaklanan hava, su ve çevre kirliliklerinin önlenmesi, fosil yakıt kullanımına bağlı çevre kirliliklerinin neden olduğu hastalık ve olumsuz psikolojik etkilerde azalış, egzoz emisyonlarının neden olduğu rahatsızlıklara bağlı sağlık giderlerinin azaltılması ve daha temiz, çevreye duyarlı bir toplu taşıma hedefleniyor.

Apple ve IBM ortak iş kurdu ve satışa geçti

BÜLTEN, DONANIM, MANŞET, YAZILIM

Apple CEOsu Tim Cook ve IBM CEOsu Ginni Rometty

Bu konuyla ilgili daha önce duyuru haberini de yapmıştım… Bu bakış açısıyla gelen bülteni sizlerle paylaşmak istedim…

Apple ve IBM bugün iOS için IBM MobileFirst çözümlerinin ilk dalgasını kullanıma sundu. Bu çözümler, iş dünyası için üretilmiş yeni bir uygulama sınıfı oluşturuyor ve IBM’in büyük veri ve analiz yeteneklerini kurumsal iPhone ve iPad kullanıcılarına ulaştıran bulut hizmetlerini destekliyor. Apple ve IBM arasında daha önce benzeri görülmemiş işbirliği sayesinde, iOS için IBM MobileFirst çözümlerinden bankacılık, perakende, sigorta, finansal hizmetler, telekomünikasyon sektörleri ile devlet kurumlarındaki ve havayolu şirketlerindeki kurumsal müşteriler yararlanabilecek. iOS için IBM MobileFirst çözümlerini desteklediklerini açıklayan IBM müşterilerinden bazıları  Citi, Air Canada, Sprint ve Banorte.

“Sunduklarımız doğrudan yeni iş fırsatları arayışına yönelik; büyük veri ve bireysel girişkenliğin kesişim noktasındaki yeni değeri ortaya çıkaran akıllı teknolojiler” diyen IBM Global Business Services Kıdemli Başkan Yardımcısı Bridget van Kralingen şunları ekledi: “İşbirliğimiz, yeni bir iş dünyası profesyonelleri kuşağının performansını yükseltmek amacıyla IBM’in sektördeki uzmanlığını ve kurumsal bilgi işlemdeki benzersiz konumunu Apple’ın efsanevi kullanıcı deneyimi ve ürün tasarımındaki mükemmelliği ile bir araya getiriyor.”

“Bu, kurumlarda iPhone ve iPad kullanımı için büyük bir adım. Kurumların iOS aygıtlarını işlerinde kullanacakları heyecan verici yeni yolları görmek için sabırsızlanıyoruz”  diyen Apple Worldwide Pazarlama Kıdemli Başkan Yardımcısı Philip Schiller ise sözlerini şöyle sürdürdü: “İş dünyası mobil teknolojiye geçti ve Apple ile IBM kurumların işlerini yapma biçimlerini yeniden tanımlamalarına yardımcı olmak için dünyanın en iyi teknolojisini en akıllı veriler ve analiz yetenekleriyle buluşturdu.”

Sektörlerdeki temel fırsatları ve öncelikleri hedefleyen iOS için IBM MobileFirst uygulamaları, çalışanların şirketin tüm yetkinliklerine, müşterilerle iletişim kurdukları her yerden, her zamankinden daha hızlı, daha kolay ve güvenli bir şekilde erişmelerini sağlayarak kurumsal mobiliteyi bir seviye daha derinleştiriyor.

Özel olarak iPhone ve iPad için tasarlanan iOS için IBM MobileFirst uygulamaları, analiz yetenekleriyle donatıldıkları ve temel kurumsal süreçlerle birleştirildikleri güvenli bir ortamda sunuluyor. Bu uygulamalar her kuruluş için özelleştirilebilir ve IBM’in iOS aygıtları için özel bulut hizmetleriyle, veri, uygulama ve aygıt güvenliği sağlanarak kolayca dağıtılabilir, yönetilebilir ve güncellenebilir. iOS için IBM MobileFirst çözümlerinin ilk uygulama serisi birçok sektör için kullanıma hazır olup, sürekli olarak yeni uygulamalar tasarlanmaya ve geliştirilmeye devam ediliyor:

• Plan Flight (Seyahat ve Taşımacılık), pilotların uçuş planlarını ve mürettebat listelerini önceden görmelerini, uçuş sırasındaki sorunları yer personeline bildirmelerini ve yakıt konusunda daha bilgi sahibi olarak karar vermelerini sağlayarak, tüm havayolu şirketlerinin en büyük harcama kalemi, yani yakıt konusunda destek veriyor.
• Passenger+ (Seyahat ve Taşımacılık) uçuş personeline uçuş sırasında, özel teklifler, yeniden rezervasyon ve bagaj bilgileri dahil olmak üzere, benzersiz bir kişiselleşmiş hizmet düzeyi sunmalarını sağlıyor.
• Advise & Grow (Bankacılık ve Finansal Piyasalar), müşteri profillerine ve rekabet analizlerine erişim için güvenli kimlik doğrulama, daha kişiselleşmiş önerilerde bulunmak için analize dayanan bilgiler toplama ve güvenli işlem tamamlama yetenekleriyle bankacıların küçük işletme sahibi müşterilerine yerinde servis vermelerini sağlıyor.
• Trusted Advice (Bankacılık ve Finansal Piyasalar) danışmanların (danışmanın ofisi yerine müşterinin mutfağında veya yerel bir kafede)müşterilerin portföylerine erişmelerini ve bu portföyleri yönetmelerini, tahmine dayanan güçlü analizlerle bilgi edinmelerini işlemleri güvenli bir şekilde tamamlayana kadar gelişmiş modelleme araçlarıyla önerilerini eksiksiz bir şekilde test etmelerini sağlıyor.
• Retention (Sigorta), acentaların müşterilerin profillerine ve geçmişine erişmelerini ve analize dayanan elde tutma risk puanı, akıllı uyarılar, anımsatıcılar, bir sonraki en iyi adım önerileri ve e-imza ve prim toplama gibi temel işlemlerin kolaylaştırılması gibi özelliklerden yararlanmalarını sağlıyor.
• Case Advice (Devlet) hareket halindeyken her seferinde bir aile veya durumu ele alarak kritik kararlar veren sosyal hizmet görevlilerinin iş yükü ve destek sorunlarının çözümüne yardımcı oluyor. Bu çözüm olay önceliklerini gerçek zamanlı analiz bilgilerine dayanarak ayarlıyor ve riskleri tahmin analizine dayanarak değerlendiriyor.
• Incident Aware (Devlet), kolluk kuvvetlerine olay yerlerinin haritalarına ve video görüntülerine, mağdurun durumu hakkındaki bilgilere, olayın büyüme riskine ve suç geçmişine gerçek zamanlı erişim olanağı sağlayarak yedek kuvvet ve destek hizmetlerini çağırma yeteneklerini arttırarak, iPhone’u yaşamsal önemde bir suç önleme aygıtına dönüştürüyor.
• Sales Assist (Perakende) çalışanların müşteri profillerine erişmelerini, daha önceki alışverişlere ve mevcut seçimlere dayalı olarak önerilerde bulunmalarını, envanteri kontrol etmelerini, mağaza içinde ürünlerin yerlerini bulmalarını ve mağaza dışında teslim edilecek ürünleri göndermelerini sağlıyor.
• Pick & Pack (Perakende) siparişleri yerine getirme sürecini dönüştürmek için yakınlık esaslı teknolojileri ve arka uç sistemleriyle birleştiriyor.
• Expert Tech (Telekomünikasyon), üst seviyede saha hizmeti, daha etkili bir sorun çözüm süreci, üretkenlik ve daha yüksek bir müşteri memnuniyeti sağlamak amacıyla, yönlendirme optimizasyonu için uzmanlık ve konum hizmetlerine erişmek üzere FaceTime gibi yerleşik iOS hizmetlerinden yararlanıyor.

“Mobil yenilikler Citi’nin üst düzey müşteri deneyimleri, en başta da kurumsal uzmanlığımızı müşteriyle temas kurduğumuz noktaya kadar genişleten deneyimleri sunma biçimimiz üzerinde derin bir etkide bulundu” diyen Citi Global Tüketici Bankacılığı, Müşteri Deneyimi, Dijital ve Pazarlama Sorumlusu Heather Cox ardından şunları ekledi: “IBM ve Apple ile profesyonel çalışanlarımızı yeni bir rekabet avantajı yaratacak ve müşterilerimizin yaşam kalitesini yükseltmek için bilgimizi nasıl paylaşabileceğimizi yeniden düşünmemizi sağlayacak mobil yeteneklerle donatma hedefi konusundaki işbirliğimizin olağanüstü bir enerjisi var.”

Apple ve IBM arasındaki işbirliği, iOS için IBM MobileFirst uygulamalarını tamamlamak üzere kurumsal müşterilere kurumsal mobiliteyle entegre olacak başka yetenekler de sunuyor:

• Mobil Platform ve Kurum Entegrasyonu – IBM’in analiz, iş aklı ve bulut depolamadan filo ölçeğinde aygıt yönetimine, güvenliğe ve entegrasyona kadar global sektörel danışmanlık uzmanlığından, müşteri deneyimi tasarımından ve kurumsal sistemler entegrasyon bilgisinden yararlanılması. Bu gelişmiş mobil yönetim, özel bir uygulama kataloğunu, veri ve aktarım güvenlik hizmetlerini ve tüm iOS için IBM MobileFirst çözümleri için işlem güvenliği hizmetlerini ve üretkenlik uygulamaları serisini içeriyor. Yerinde yazılım çözümlerine ek olarak, tüm bu hizmetler IBM’in Bulut Pazarındaki geliştirme platformu olan Bluemix’te de bulunacak.
• Tedarik, etkinleştirme ve yönetim – Kurumsal güvenlik, aygıt yönetimi ve veri ve süreç entegrasyonuyla birlikte, kesintisiz ve ölçeklenebilir uçtan uca satın alma, dağıtım ve yaşam döngüsü yönetimi. Kurumların en son aygıt sürümlerini edinmelerini sağlamak için IBM Global Financing kiralama seçenekleri ve hizmetleri.
• Kurumlar için AppleCare—IT departmanları ve son kullanıcılara aygıtları için Apple’ın ödüllü müşteri destek hizmetleri grubundan 7/24 destek ve IBM tarafından sunulan yerinde destek.