Katlanan telefonların fiyatlarına katlanabiliyorsanız…

Geçtiğimiz günlerde Galaxy Z Serisi’nin yeni üyelerini tanıtan Samsung Electronics, katlanabilir akıllı telefon deneyimini bir kez daha yeniden tanımlıyor. Cihazların inovatif form faktörü sayesinde Galaxy Z Serisi, akıllı telefonlara getirdiği yeni kullanım şekilleri ile cihazlarını açarak kullanma, hatta dik yerleştirme olanaklarına kavuşmasını sağlayarak kullanıcıların günlük yaşamlarını da değiştiriyor. Kullanıcı zevklerine hitap eden özel tasarıma sahip tamamen yenilenmiş Galaxy Z Serisi, hem iş hayatını hem de özel hayatı kolaylaştıran, dijital yaşam tarzına uygun mobil deneyimler sunarken inovatif tasarımı sayesinde kullanıcılarına farklı deneyimlerin kapılarını açıyor. 

Yeniden şekillendirilmiş özel tasarımlar

Her iki model de Galaxy Z Serisi konsepti kapsamında bir araya gelen benzer form faktörlerine sahip. Galaxy Z Fold3, açıldığında iki akıllı telefonun toplam genişliğinde bir tablet ekran genişliğine ulaşabilirken, Galaxy Z Flip3 katlandığında bir akıllı telefonun yarısına denk boyutuyla son derece kompakt bir modele dönüşüyor. Her iki cihazın benzersiz ve özel tasarımları aynı zamanda “Galaxy Z” kimliğini karakterize eden güçlü bir izlenim bırakıyor.

Açılabilen geniş ekranlar

Kullanıcıların Galaxy Z Fold3 telefonu açarken, kapatırken veya sadece ellerinde tutarken yaptığı her hareket pürüzsüz ve zahmetsizce gerçekleşiyor. Özel tasarımı ve bileşenleri sayesinde iki ekranı kesintisiz bir araya getiren Galaxy Z Fold3 önceki modellere kıyasla daha ince bir görünüme sahip olduğundan, elde tutulması da çok daha kolay oluyor. Ekrandaki görüntü ile adeta bir bukalemun gibi renk değiştirip kaybolabilen yeni ekran altı kamera teknolojisi sayesinde kullanıcılar cihazı açık olarak kullanırken daha kesintisiz bir görüntüleme deneyimi yaşıyor. Ekranın kusursuz 120 Hz yenileme hızı ve mobil bir telefonda olabilecek en üst düzey donanımlardan biri olan Dolby Atmos ses çıkışı sayesinde kullanıcılar video, oyun ve diğer içeriklerin tam içinde hissedebiliyor.

Ekran katlanmışken de kullanılabiliyor

Galaxy Z Flip3’ün belirgin özelliklerinden biri, avuç içine rahatlıkla sığmasını sağlayan ikonik, kompakt tasarımı. Samsung kullanıcı deneyimini daha da kolaylaştırmak amacıyla kamera ve Kapak Ekranını tek bir alanda düzenleyip kamera çıkıntısını ortadan kaldırarak telefonun görünümün daha şık olmasını sağladı. Bu değişikliğin etkisiyle Galaxy Z Flip3’ün Kapak Ekranı, önceki modelden dört kat daha büyük ve birçok yeni özelliğe sahip. Kullanıcılar, cihaz katlanmışken de alarmlarını kontrol edebiliyor, çalma listelerini düzenleyebiliyor, sesli not kaydedebiliyor ve zamanlayıcı ayarlayabiliyor.

Birçok deneyimi aynı anda yaşatıyor

Samsung, günümüzde kullanıcıların yapmak zorunda oldukları işleri yerine getirmenin yanı sıra sevdikleri şeyleri de asla kaçırmamaları gerektiği anlayışıyla Galaxy Z Fold3 ve Galaxy Z Flip3 ile çoklu görevleri yerine getiren mobil deneyimleri güçlendirmeye yardımcı oluyor.Galaxy Z Fold3 kullanıcıları, aynı anda birden fazla görevi zahmetsizce yerine getirmek için cihazın 7,6 inç Sonsuz Esnek Ekranından ve gelişmiş Esnek Modundan yararlanabilirken, Galaxy Z Flip3 kullanıcıları aynı anda video kaydetmek ve bir canlı sohbete ev sahipliği yapmak için Esnek Mod’u kullanabiliyor. Üstelik bunların hiçbiri için ekstra ekipmana ihtiyaç da duymuyorlar. Her iki cihaz da modern kullanıcının hem iş hem de eğlence dâhil olmak üzere her türlü ihtiyacını aynı anda karşılıyor. 

Verimliliği artıran özellikler 

Galaxy Z Fold3, teknolojinin sınırlarını zorlayarak oluşturulmuş esnek tasarımı sayesinde günlük hayatta mükemmel bir iş arkadaşı olarak da öne çıkıyor. Geniş Kapak Ekranı, kullanıcıların telefonu açmaya gerek kalmadan çok çeşitli işlevlere erişmesini sağlıyor, akıllı çoklu görev özellikleri de hareket halindeyken verimli bir şekilde çalışabilmelerine yardımcı oluyor. Kullanıcılar Ana Ekrandaki sabit Görev Çubuğundan gerekli uygulamaları sürükleyerek çoklu görevleri aynı anda üç ekran açarak dahi yapabiliyor. Bir uygulama sürüklendiği takdirde yeni bir pencerede açılıyor ve kullanıcının iş akışında herhangi bir kesinti olması önleniyor. Kullanıcı nerede olursa olsun toplantı sırasında not almayı veya materyallere göz atmayı kolaylaştıran gelişmiş Esnek Mod sayesinde Galaxy Z Fold3, video konferans için de oldukça ideal. Cihaz için özel olarak tasarlanmış S Pen de kullanıcıların daha hızlı ve daha doğru bir şekilde sürükleyip bırakmalarına ve hatta el yazısıyla not alarak gerçekten kusursuz bir çalışma deneyimi yaşamalarına olanak tanıyor.

Daha iyi iletişime yardımcı olan araçlar 

Tasarımı başlı başına ikonik olan Galaxy Z Flip3’ün inovatif yapısı,   büyük gruplarla iletişim kurmak gerektiğinde de devreye giriyor. Cihazı sadece bir desteğe yerleştirerek canlı yayın, vlog ve diğer benzer etkinlikler için video çekmek her zamankinden daha kolay hale geliyor. Cihaz katlı durumdayken bile, eğlenceli selfie’ler çekmek için Kapak Ekranı kullanılabiliyor. Galaxy Z Flip3, kullanıcıların tasarım tercihleri veya genel olarak dünya ile kurdukları iletişim üzerinden kendilerini istedikleri gibi ifade etmelerine yardımcı oluyor.

Kullanıcının kendini ifade etmesini sağlıyor 

Galaxy Z Serisi’nin tasarım kimliğini temsil eden Galaxy Z Fold3 ve Galaxy Z Flip3, günümüz kullanıcılarının çok yönlü profillerine uyumlu, farklı ve benzersiz tasarım değerleri de sunuyor. Galaxy Z Fold3, zamana karşı direnen güçlü bir cihaz olarak tasarlandı. Galaxy Z Flip3 ise kendini ifade etme özelliğiyle kullanıcıların işlevden ödün vermeden tarz sahibi olmasını sağlıyor. Her iki cihaz da kullanıcılara, kaliteli işçilik ve inovasyonun keyfini çıkarırken kendilerini güçlü bir şekilde ifade etme olanağı sunuyor.

Zamansız tasarım en son inovasyonları içeriyor

Galaxy Z Fold3’ün tasarımı, yüksek kaliteli renk ve kaplamalarla klasik akıllı telefon tasarımına modern yorumlar getiriyor. Phantom Black rengi, Samsung’un benzersiz tasarım mirasının bir uzantısını oluştururken Phantom Green rengi günümüzde çevre konusunda önemi daha da artan sürdürülebilirliği yansıtıyor. Phantom Silver rengi, nötr bir ton iken sıcak bir pembe dış görünüş ile derinlik ve tarzı birlikte sunan bir ton tercihi sunuyor. Galaxy Z Fold3’ün deri kılıfı cihazın hem önünü hem de arkasını kaplıyor ve kullanıcılar S Pen’in ayrı ve kendine özgü kılıfını kullanarak S Pen’i kolaylıkla koruyabiliyor. En kolay kullanım amacıyla kılıfa eklenen halka da, kullanıcıların cihazlarını tek elle rahatça taşıyabilmelerini sağlıyor.

İkonik görünüm benzersiz zevklere hitap ediyor

Galaxy Z Flip3’ün genişletilmiş seçenekler yelpazesi sayesinde kullanıcılar, kendi benzersiz kişiliklerini ve tercihlerini ifade edebiliyor. Cihazın ön tarafını çıkartmalarla süsleme geleneği Galaxy Z Flip3’te de devam ediyor ve kullanıcılar artık sevdikleri resimleri veya duvar kâğıtlarını Kapak Ekranında görüntüleyebiliyor. Daha da benzersiz bir cihaz deneyimi isteyenler için Samsung.com’da özel şık renk örnekleri de bulunuyor. Kullanıcılar, silikon kayışlar ve halka kulplar başta olmak üzere çok çeşitli kılıf aksesuarlarıyla akıllı telefonlarını daha da iddialı hale getirebiliyor.

Minik not: Küçük katlanan telefonlar 12 bin, büyük katlananlar ise 22 bin…

Yayım tarihi
DONANIM, MANŞET olarak sınıflandırılmış

Çin’den çip krizine karşı 8,9 milyar dolarlık yatırım

Çinli Semiconductor Manufacturing International Corporation (SMIC) -Uluslararası Yarı İletken Üretim Kurumu- Shanghai’de bir çip üretim tesisinin inşası için 8,87 milyar dolarlık bir yatırım öngördüğünü açıkladı. Hükümet tarafından da desteklenen girişim, ülkenin bu sektörde bağımsızlığını güçlendirecek ve üretim kapasitesini artıracak. 

Söz konusu yatırım, gerçekten de Çin’in bu alandaki kapasitesini büyük ölçüde yükselterek küresel klasta çip üreten bir tesisle donatılmasını sağlayacak. Üstelik bu proje SMIC’in Shenzhen’de kurmayı planladığı ve ayda 40 bin adet 30 santimetrelik silisyum çip plakası üretebilecek 2,35 milyar dolarlık fabrikaya eklenmiş olacak. 

Shanghai üretim tesisinde ise SMIC, ayda 100 bin çip plakası üretimi için sözleşme imzaladı. Fabrika, şirketin bildirisinde belirtildiği üzere, 28 nanometre (1 nanometre 1 metrenin milyarda biridir) veya fazlası olgun teknolojilere odaklanacak. Bunlar, yarı iletkenlere tüm dünyada son derecede ihtiyaç gösteren otomotiv endüstrisine ve bu arada elektrikli araçlara tahsis edilecek.   

Öte yandan SMIC, söz konusu projeyi  denetlemek amacıyla hükümetle ortak bir girişim oluşturmayı öngörüyor. Bu girişimde SMIC, Lingang FTZ eşliğinde büyük hissedarı olacak. Şirket ayrıca, toplam 5,5 milyar dolar sermayeli bu yeni girişim için yeni yatırımcılar aradığını da açıkladı. (Çin Uluslararası Radyosu)

Yayım tarihi
DONANIM, MANŞET olarak sınıflandırılmış

Kalem, kağıt ve bilgisayar birlikteliği

Dünyanın önde gelen ekran çözümleri sağlayıcılarından ViewSonic, gerçek yazı deneyimini dijital teknolojiyle birleştiren ViewBoard NotePad 7,5” Grafik Tablet’i tanıttı. Özellikle pandemi süreciyle daha da hız kazanan dijitalleşmenin eğitim alanına uyarlanmış en çarpıcı örneklerden biri olan ViewBoard NotePad, öğrenciler için özel olarak üretilen bir dijital yazı tableti olarak tanımlanıyor. Hiçbir kısıtlama olmadan her türlü kağıdı kullanarak gerçek kalemle not almayı ve anında bu notları ekranda görmeyi sağlayan ürün, aynı zamanda dijital ortamda bulunan not ve çizimlerin üzerine yazı yazmaya da olanak tanıyor.

Kalem ve kağıda teknolojik dokunuş

Geleneksel eğitim materyalleri kağıt ve kalemi günümüz teknolojisiyle birleştiren yeni nesil kompakt çözüm ViewBoard NotePad 7,5” Grafik Tablet, öğrencileri daha verimli ve keyifli bir öğrenme sürecine davet ediyor. Grafik tablet ayrıca tak ve çalıştır tasarımıyla, ek donanım veya yazılım sürücülerine ihtiyaç duymadan, birlikte verilen USB kablosuyla bağlantı kurmayı kolaylaştırıyor. 

Özel olarak tasarlanmış gerçek mürekkep kullanılan elektromanyetik kalem, pile ihtiyaç duymadan çalışıyor. NotePad, her kalem darbesinin neredeyse tam olarak çoğaltılmasını sağlamaya yardımcı olan ±60 ° eğimle 4096 basınç seviyesini algılayabiliyor. 0,25 mm hassasiyete sahip olan dijital not defteri, 250 PPS yazı tepkisiyle kağıt üzeri yazıları veya çizimleri gerçek zamanlı olarak dijitalleştirip seri bir şekilde not almayı kolaylaştırıyor.

Üst seviyede verimlilik

ViewBoard NotePad’in okulda ya da evde öğrencilerin dijitalleştirilmiş notları gerçek zamanlı olarak almalarını sağlayan kullanıcı dostu bir cihaz olduğunu vurgulayan ViewSonic Türkiye, Orta ve Doğu Avrupa Direktörü Hasan Koçyiğit, “ViewSonic, paylaşımı ve üretkenliği artırmaya yardımcı olabilecek bu yeni etkileşimli çözümü ile öğrenme ortamına, ‘dijitalleştirilmiş öğrenme’ için tamamlayıcı bir araç sağlıyor. Kullanıcılar ister dijital içerik oluştursun, ister yönetsin veya paylaşsın, NotePad ile verimlilik daha üst seviyeye çıkacaktır” diyor.

Doğal bambu tasarım

200 x 170 x 7,5 mm boyutlarındaki ViewBoard NotePad, hafif, dayanıklı ve bambu kullanılan tasarımı sayesinde çok rahat taşınıyor. 5080 LPI dijital çözünürlüğü olan bu yeni nesil not defteri; Windows 7, MacOS 10.11 veya daha yeni sürümler ile uyumlu bir şekilde çalışıyor. Eğitim dünyasına geleneksel ve yeni nesil sistemleri başarıyla harmanlanmış kompakt bir ürün olarak etkileyici bir soluk katan 7,5 inç ViewBoard NotePad, eğitim ve tasarım yazılımlarıyla uyumuyla da dikkat çekiyor. 

ViewBoard NotePad 7,5” Grafik Tablet; bir adet mürekkepli kalem, USB kablosu, uç klipsi, iki yedek mürekkep ve hızlı başlangıç klavuzu ile birlikte sunuluyor.

Yayım tarihi
DONANIM, MANŞET olarak sınıflandırılmış

realme 100 milyon telefonu 3 yılda “gerçek” leştirdi

realme, üstün teknoloji ve tasarıma sahip uygun fiyatlı akıllı telefonlar ve AıoT cihazları sunarak gençlerin bir numaralı teknoloji markası tercihi olmayı hedefliyor. realme bu başarıya faaliyete başladığı 2018 Ağustos ayından beri üç yıldan daha kısa bir sürede ulaştı.

Yükselişte olan global tüketici teknolojisi şirketi realme, bugün dünya çapında 100 milyon akıllı telefon satarak bir kilometre taşına imza attıklarını duyurdu. Piyasa araştırma ve danışmanlık şirketi Strategy Analytics’e göre, realme, 2020 ve 2021 yıllarında yaşanan ekonomik zorluklarda gösterilen güçlü performans sayesinde, bu kilometre taşına üç yıldan daha kısa bir sürede ulaşarak dünyanın en hızlı akıllı telefon markası oldu.

Henüz 2018 yılında kurulan realme’nin bu başarısı, markanın dünya çapındaki satış performansını ve stratejilerinin doğruluğunu ortaya koydu. Yedinci en büyük akıllı telefon markası olan realme, halihazırda dünyanın dört bir yanındaki 61 farklı pazarda faaliyet gösteriyor. Bu 100 milyonluk kilometre taşı realme’nin dünyadaki gösterişli yükselişindeki son adımı oldu ve şirket adına yeni bir “ilki” daha ekledi. Örneğin; realme piyasaya 200 $’ın altında bir 5G telefonu süren ilk şirket oldu.  Telefonları 64 megapiksel kamera ile dünyadaki ilklerden biriydi ve realme 125W UltraDart şarj teknolojisini piyasaya süren ve ayrıca Qualcomm Snapdragon 888 işlemci ile donatılan ilk markalardan biri oldu. 

Bu başarı sektörü izleyen pek çok kişinin ve aynı şekilde rakiplerin dikkat kesilmesine neden oldu. Tüketici kitlesi olarak dünya çapındaki gençleri ve genç profesyonelleri hedef alan realme, CEO’su Sky Li’nin deyimiyle bu kitleye çok fazla taahhüt verilmesi ancak yeterince hizmet sunulmaması nedeniyle, pek çok popüler markayı geride bıraktı. “Gençler, gerek tüketicilerimiz gerekse çalışanlarımız, geleceğe yönelik atılım yapma cesareti göstermeyi ve trendleri belirlemeyi öğretti ve bize çok köklü bir sektörü alt üst etme cesareti verdi.”

Global akıllı telefon sektöründe yeni bir şirket olarak, sıralamalara meydan okumak her zaman imkansız görünmüştür. Ancak, realme avantajsız konumundan faydalanarak yeni iş stratejileri ve modellerini denemek için özgür bir alan yarattı. En çok tercih edilen markalardan biri olmayı hedefleyen realme, niş pazarlarını genişletmeye başladı. realme kısa bir süre önce orta ila yüksek kaliteli telefon segmentlerini hedefleyen “amiral gemi’’ niteliğinde muhteşem bir telefon olan realme GT’yi piyasaya sürdü. Şirket ayrıca önümüzdeki beş yıl içinde dünya çapındaki kullanıcılar için tam kapsamlı bir AIoT (Yapay Xeka Nesnelerin İnterneti) ekosistemi inşa etme vizyonunu da geliştiriyor. Bu amaçla, şirket 1+5+T stratejisini duyurdu. Bu stratejide 1 cep telefonu, 5 ses, giyilebilir teknolojiler, TV, tablet, dizüstü bilgisayarlar ve T ise realme’nin AIoT markası TechLife’dır. realme, kullanıcılarına çok pahalıya mal olmadan teknolojiyle desteklenen bir yaşam tarzı sunabileceğine inanıyor. Korkusuz bir vizyon ve tüm zorluklara meydana okuma cesaretiyle, realme rekabetçi bir ortamda engelleri aşmaya hazırdır. 

Li şunları söyledi: “Geçtiğimiz üç yıl, realme için gerçek anlamda girişimci bir ruh ve dizginlenemez bir büyüme performansıyla dolu bir süreçti. Genç kullanıcılarımızın büyük desteğiyle, 100 milyon akıllı telefon sevkiyatı hedefimize ulaştık ve akıllı telefon pazarında önemli mesafe kat ettik. Tüm dünyadaki genç tüketicilerimize premium performansa ve trendleri belirleyen tasarımlara sahip ürünleri uygun fiyatlarla sunmaya devam edeceğiz. 2022 yılı sonuna kadar bir 100 milyonluk satışa daha ulaşmayı ve 2023 yılında 100 milyon birimin sevkiyatını gerçekleştirmeyi hedefliyoruz.”

Yayım tarihi
DONANIM, MANŞET olarak sınıflandırılmış

Covid akıllı saat satışlarını patlattı

Yapılan araştırmalar son yıllarda giyilebilir teknolojik cihazların tüketiciler arasında popülerlik kazanarak ilgi odağı haline geldiğini tespit etti. Küresel giyilebilir cihaz endüstrisinin en önemli segmentini ise akıllı saatler oluşturuyor. Counterpoint Research’ün yakın zamanda yayınlanan Global Smartwatch Model Tracker araştırmasına göre, 2021 yılının ilk çeyreğinde küresel akıllı saat sevkiyatı yıllık bazda %35 artış gösterdi. 

International Data Corporation (IDC) Worldwide Quarterly Wearable Device Tracker verilerine göre 2021’in ilk çeyreğinde küresel akıllı saat pazarında Amazfit ve Zepp markalarıyla yüksek bir performans sergileyen Zepp Health Corporation dünyada ilk 4 sırada yer almış ve yıllık %68,8 büyümeye imza atmıştı. Zepp Health, akıllı saat sevkiyatlarında Brezilya (%40,9), Rusya (%28,9) ve İspanya’da (%23,5) birinci sıraya yerleşirken, İtalya’da 2’nci, Polonya’da 3’üncü, Almanya, Hindistan, Endonezya ve Tayland’da 4’üncü sırada yer almış ve yükselen satış ivmesini, moda ve yaşam tarzına yönelik Amazfit GTR 2 ve GTS 2 serisi gibi kendini kanıtlamış tasarımların yanı sıra Amazfit T-Rex Doğa Sporları serisi gibi ürünler sayesinde sağlamıştı.

Türkiye’de de pazar hızlı büyüyor, son altı ayda satışlar yaklaşık %30 oranında arttı

Amazfit Türkiye Ülke Müdürü Murat Sungur Özkan küresel akıllı saat pazarına olan talebin artması ve pazarın büyümesine ilişkin yaptığı açıklamada “Dünya genelinde akıllı saat pazarı son dönemlerde önemli ölçüde büyüme gösterdi. Bu büyümenin sebebi olarak global anlamda kablosuz fitness ve spor cihazlarına olan talebin artması, özellikle Covid 19 sonrasında çok sayıda kişinin sağlıklı yaşam bilinci kazanması ve akıllı saat pazarında, pazarı küresel olarak yönlendirmesi beklenen çok sayıda oyuncunun pazara girmesi faktörleri etkili oldu. Türkiye’ye baktığımızda Amazfit olarak büyük ilgi gördüğümüzü söyleyebilirim. Son altı aylık satış verilerine baktığımızda %30’a varan bir büyüme görüyoruz. Buradaki artışta, covid sonrası sağlığa verilen önemin artması, marka tarafında ürün çeşitliliği sağlanması ve satış noktalarındaki yaygınlık büyük önem taşıyor. Türkiye pazarına yakın zamanda giriş yapan bir marka olarak öncelikli stratejimiz Hepsiburada.com gibi saygın online satış platformları ile iş birliği yapmaktı ve online kanalda önemli platformlarda ürünlerimizi konumlandırdık. Yakın zamanda da Amazfit Türkiye ekibi olarak artık satış ağımızı oldukça genişlettik. Geldiğimiz noktada teknoloji severler Media Markt, Teknosa, Evkur, D&R, Vodafone, Turkcell gibi pek çok kanaldan da ürünlerimize erişilebiliyorlar” dedi. 

Yayım tarihi
DONANIM, MANŞET olarak sınıflandırılmış

Evin internet menziline yeni ufuklar ekleyin

Evlerde Wi-Fi sinyallerini her yere taşıyabilmek için en yaygın kullanılan ürünler Wi-Fi menzil genişleticiler (range extender). Her ürün grubunda tüketicilere çok geniş seçenek sunan TP-Link®, iki yeni menzil genişletici modelini satışa sundu. Aynı kasaya sahip olan RE215 ve RE315 modellerinin en önemli farkı, hızları.

İki yeni menzil genişletici de çift kanal desteğine sahip. RE215 modeli 5GHz bandında 433 Mbps, 2.4GHz bandında 300 Mbps; RE315 modeli ise 5GHz bandında 867 Mbps, 2.4GHz bandında ise 300 Mbps kablosuz hızlara sahip. Bu yüksek hızlar ile bir evin ihtiyacını rahatlıkla karşılayabilen ürünler ile yüksek hız gerektiren online oyun ve HD film gibi uygulamalar sorunsuzca yapılabiliyor.

Kolayca Mesh ağı oluşturuluyor

TP-Link’in bu iki yeni menzil genişleticisi OneMesh desteğine sahip. TP-Link’in Mesh teknolojisi olan OneMesh desteği olan bir modem ya da yönlendirici ile kolayca Mesh ağı oluşturabiliyorlar. TP-Link, hemen hemen tüm yeni modellerinde OneMesh teknolojisi bulunduruyor. Bu sayede OneMesh destekli cihazlarla evdeki Mesh Wi-Fi ağı rahatlıkla genişletilebiliyor ve Mesh teknolojisinin avantajlarından yararlanılıyor. Mesh Wi-Fi ağında aynı ağ adı ve şifre ile evde kesintisiz bağlantı mümkün oluyor. Ev içinde dolaşırken cihazlar arasında geçişi kullanıcılar hissetmiyor, güçlü ve kesintisiz bağlantının keyfi sürülüyor.

RE215 ve RE315 Wi-Fi menzil genişleticiler, Wi-Fi performansını artıran pek çok özellikle donatılmış. Bunlar arasında bulunan Uyarlanabilir Yol Seçimi özelliği, yönlendiriciye giden en hızlı bağlantı yolunu otomatik olarak seçiyor ve cihazları her zaman hızlı ve stabil olarak ağa eriştiriyor. Bir diğer özellik ise Yüksek Hız Modu. Bu mod, veri gönderilen bant ve veri alan bant ile yüksek hızda bağlantı sağlamak için 5GHz ve 2.4GHz kanallarının bant genişliğini birleştiriyor ve performansı en üst seviyeye çıkarıyor. 

İki menzil genişleticinin de üzerinde 2×2 MIMO destekli Ethernet girişi yer alıyor. Bu sayede cihazlar erişim noktası (access point) olarak da işlev görüyorlar. Aynı zamanda bu girişe kablo ile ağa erişebilen cihazlar da bağlanabiliyor.

TP-Link’in Tether uygulaması sayesinde son derece kolay kurulup yönetilebilen menzil genişleticilerin fiyatları ise şöyle:

–          RE215: 40 USD (KDV dahil)

–          RE315: 43,50 USD (KDV dahil)

Yayım tarihi
DONANIM, MANŞET olarak sınıflandırılmış

Çin’i alan dünyayı alır

Araştırma şirketi Canalys’in hazırladığı rapora göre, Çin’de akıllı telefon pazarı, 2021 yılının ikinci çeyreğinde sevkiyatların geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17 daralması nedeniyle 74,9 milyon adede düştü. Raporda yerel akıllı telefon üreticisi Vivo’nun nisan-haziran döneminde 18,2 milyon adetlik satışla liderlik koltuğuna oturduğu belirtiliyor. Vivo’yu ise 16 milyon adetle Oppo izliyor.

Sevkiyatlar açısından Huawei’yi geçen diğer bir Çinli marka olan Xiaomi üçüncü sıraya yükseldi. Xiaomi, aynı dönemde Söz konusu dönemde 12,6 milyon adet sevkiyat yaparak üçüncü Apple, 7,8 milyon adet sevkiyatla dördüncü oldu.

Canalys tarafından yapılan açıklamada, Huawei’nin yedi yıldan uzun bir süredir ilk kez iç pazarda akıllı telefon üreticileri arasında ilk beşe giremediğine vurgu yapıldı. Canalys Araştırma Analisti Amber Liu, “Akıllı telefon markaları, Huawei’nin gerilemesinden faydalanmak için birbirleriyle sert şekilde rekabet ediyorlar ve proaktif olarak kanal kaynakları elde edip yeni hedeflenen ürünleri piyasaya sürüyorlar” diye konuştu.

Liu, ayrıca 5G akıllı telefon yükseltme dalgasının azalmaya başlayacağını, çünkü tüketicilerin büyük bir bölümünün en yeni şebeke nesline geçmiş bulunduğu dile getirdi. Verilere göre yılın ilk yarısında Çin ana karası 2019 yılının aynı dönemine göre yüzde 9,9’luk düşüşle 167 milyon adet akıllı telefon sevkiyatı yaptı.

Canalys’in Mobilite Başkan Yardımcısı Nicole Peng, 2021’in ikinci yarısı için halen olumlu sinyaller olduğunu düşünüyor. Canalys’e göre ilk beş satıcının toplam pazar payı, Huawei’nin başı çektiği geçen yılın ikinci yarısında yüzde 95 iken 2021’de yüzde 82’ye düştü. Nicole Peng, yeni rekabetçi ortamda çeşitlilik ve rekabetin Çin pazarını canlandıracağına inanıyor.

Avuç içi kadar sabit disk

Western Digital (NASDAQ: WDC) bugün, cep boyutundaki tasarımı performansla birleştiren yeni taşınabilir depolama çözümü WD Elements SE SSD’yi duyurdu. Bu kompakt cihaz, dosyaları hızlı bir şekilde taşımak için taşınabilir bir sürücüye ihtiyaç duyan tüm kullanıcıların tam aradığı çözüm. WD Elements SE SSD ile kullanıcılar, hem dizüstü bilgisayarları hem masaüstü bilgisayarları hem de diğer cihazlarda ister iş ister eğlence amaçlı olsun tüm içerikler üzerinde tam kontrole sahip. 

“Uzun bir süredir katı hal sürücüleri (SSD), tüm kullanıcıların finansal olarak rahatça karşılayamayacağı bir şeydi” diyor Western Digital Bölge Satış Müdürü Yosi Rafael ve ekliyor: “Western Digital olarak SSD teknolojisini kullanıcılar için daha erişilebilir hale getirmeyi amaçlıyoruz. Hiç kimse güvenebilecekleri bir markanın finansal karşılığı, performansı ve güvenilirliği arasında bir seçim yapmak zorunda kalmamalı, bu yüzden WD Elements SE SSD’yi Türkiye pazara sunmaktan heyecan duyuyoruz.”

400 MB/sn’ye** varan okuma hızları ve 2 TB’a* varan kapasitelerle bu yeni taşınabilir SSD, kullanıcıların her gün daha fazlasını yapabilmeleri için büyük dosyaları hızla taşımalarına olanak tanıyor. Sürücünün tak-ve-çalıştır özelliği, kutudan çıkar çıkmaz kullanıma hazır olduğu ve herhangi bir iş akışına sorunsuz bir şekilde entegre olabileceği anlamına geliyor.

WD Elements SE SSD, 2 metreye kadar düşmeye dayanıklı kompakt, taşınabilir bir tasarıma sahip ve tüm bu özellikleri de bu yeni sürücüyü sürekli hareket halinde olanlar için mükemmel bir çözüm haline getiriyor. Western Digital’in depolamada herkesçe bilinen dayanıklılık mirasını sürdüren bu yeni sürücü, dünya çapında üç yıllık sınırlı bir garanti süresi ile destekleniyor. 

Fiyat ve Erişim Bilgisi 

WD Elements SE SSD, Western Digital Store ve diğer seçkin satış kanallarında Ağustos ayından itibaren kullanıcıların erişimine hazır olacak. 480 GB* kapasiteli sürücü için son kullanıcı önerilen fiyatı 89,99 €’dan başlıyor.

Yayım tarihi
DONANIM, MANŞET olarak sınıflandırılmış

Türkiye 5G üreticisi olmaya hazırlanıyor

5G teknolojisinin yaygınlaşması için çalışmalarına aralıksız devam eden ULAK Haberleşme,  tamamen yerli ve milli altyapı geliştirme faaliyetleri ile sadece yurt içine değil yurt dışına da hizmet vermek hedefiyle 5G ve ötesi için Türkiye’nin İletişim Gücü olmaya devam ediyor. Sektördeki araştırmalar sonucu ortaya çıkan sayılar, 5G’nin hayatımızda yaratacağı etkiyi şimdiden hissettirir nitelikte.  Dünya genelinde, Ocak 2021 itibariyle 61 ülkede 144’ten fazla servis sağlayıcısı 5G servis hizmeti verirken 2026 yılı sonunda kullanıcı sayısının 3.5 milyarı bulması bekleniyor. Gelecekte, dünyadaki mobil veri trafiğinin yarısından fazlasını taşıması beklenen 5G ağları ile; sağlık, akıllı ulaşım, endüstriyel üretim ve IoT sektörlerinin toplam gelirinin dört yıl içerisinde 700 milyar doları geçeceği tahmin ediliyor. 5G teknolojisini üreten dünyadaki 7 ülkeden biri olan Türkiye, gelecekte 5G’de söz sahibi ülkelerden birisi olacak.

AR-GE’YE DAYALI ÇÖZÜMLER ÜRETİYORUZ

Yabancı üreticilere karşı rekabetçi bir ürün ortaya koymanın, hedefleri arasında yer aldığını belirten ULAK Haberleşme Yönetim Kurulu Başkanı Dr.Celal Sami TÜFEKCİ; “Türkiye’yi güvenli iletişim altyapıları ile donatma hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yerli ve milli imkanlarla geliştirilen mevcut 4.5G teknolojilerini sürdürülebilir kılma çalışmalarımızı sürdürürken, 5G ve ötesi için dünya standartlarında yenilikçi çözümler üretmek için de çalışıyoruz. Geniş bant iletişim teknolojileri konusunda ortaya koyduğumuz patentler (IPR) ile aynı zamanda katma değeri yüksek işler gerçekleştirerek, uçtan uca yerli ağ teknolojileri geliştirmeyi hedefliyoruz. Bu kapsamda ULAK Haberleşme AR-GE ekibi, yapmış olduğu patent başvuruları ile katma değeri yüksek işler gerçekleştirmenin motivasyonunu kazanırken, Ar-Ge çalışmalarını da bir o kadar heyecanla sürdürüyor.” dedi.

5G TEKNOLOJİSİNDE DÜNYADA İLK 7’DEYİZ

TÜFEKCİ, “Bu teknoloji, dünyada sadece 7 ülke tarafından üretiliyor ve Türkiye de bu ülkelerden birisi. Ülkemizin, bu ülkeler arasında yer almasının haklı gururunu yaşıyoruz. Bu anlamda, geliştirdiğimiz milli teknolojimiz ile uluslararası pazarda da büyük pay sahibi olacağımıza inanıyoruz. Paylaşımcı ekosistem modeliyle, iki temel konuda çalışma modelini sürdürmeyi önemsiyoruz. Bunlardan birincisi; kuruluş misyonumuzda da yer alan yerli, milli ve güvenilir bir iş birliği modeli oluşturmak. İkincisi ise; kurduğumuz altyapı üzerinde çalışan yerli dikey sektörlere istihdam sağlayan ve cari açığı azaltacak girişimci bir model ile çalışmak.  Kritik AR-GE verilerini içeride tutan ve hem yatay hem de dikeyde güçlü bir ekosistem kuran bu iki model, operatörlerin kullanıcı olduğu sektörde sürdürülebilirliği sağlayacaktır” diye konuştu. 

TÜRKİYE’NİN VERİSİ MİLLİ GÜVENLİK MESELESİ

5G teknolojilerinin yanı sıra tamamen yerli ve milli haberleşme altyapısı olan ULAK uMAYA’nın da kullanımda olduğunu belirten TÜFEKCİ, Türkiye’nin verisinin milli güvenlik meselesi olduğunun altını çizdi.

Tüfekci, “Koyulan hedeflerin yabancı kaynaklı sistemlerle oluşturulan veri merkezleriyle gerçekleştirmesi oldukça zor. Amaç, uçtan uca veri güvenliği ise tek yol yerli ve milli sistemlerin kullanılmasından geçmektedir. Tamamen yerli ve milli olarak geliştirilmiş olan uMAYA, bu noktada devreye girerek kritik bir rol üstlenmektedir. Örneğin, bir bankadaki bilgiyi diğer şubelere bulut ortamında iletiyorsunuz. Bu, güvenlik anlamında çok önemli çünkü verinizi yabancı bir firmaya açmamış oluyorsunuz. Bu nedenle, uMAYA kullanımının her geçen gün yaygınlaşmasını, ekonomik, teknolojik ve siber güvenlik açılarından zorunluluk olarak görüyorum. Bununla birlikte, uMAYA’ da kullandığımız veri merkezi çözümümüzle merkezi yönetim kolaylığı sağlarken, yetişmiş insan kaynağını da en verimli şekilde kullanmış oluyoruz” şeklinde konuştu.

“Ayrıca, Kovid-19 salgınının etkileri göz önüne alındığında ihtiyaç haline gelen uzaktan eğitim, sağlık hizmetleri ve uzaktan çalışma konularında Türkiye’nin en ücra köşelerinde bile halkımızın hizmetindeydik. Örneğin; çocuklarımız için EBA, köylerde doktor ve asker çağrıları, karakollarda Mehmetçiklerin aileleriyle iletişimi gibi birçok başlıkta ULAK Haberleşme olarak ürettiğimiz çözümlerimiz  ile sahalarda operatörlerimizle beraber aktif rol alıyoruz”.

Hızlı şarj nasıl mümkün oluyor?

Dünyanın önde gelen lider akıllı ürün markası OPPO, Flash Charge Open Day etkinliğinde, hızlı şarj teknolojisine yönelik sürdürdüğü çalışmalarını ve hızlı şarj teknolojisi çözümünün sağladığı kolaylıkları duyurdu. OPPO VOOC Hızlı Şarj Teknolojileri Baş Mühendisi Jeff Zhang şunları söyledi: “OPPO’nun VOOC Hızlı Şarj teknolojisiyle ilgili yaptığı geliştirmeler, şarj adaptörü, şarj kablosu, güç devresi, pil ve daha fazla çözümü içeren hızlı şarj sistemi bütünündeki yeniliklere dayanıyor. VOOC Hızlı Şarj teknolojisi, kablosuz ya da kablolu şarj kullanımı fark etmeksizin, elektronik cihazların şarj edilmesi söz konusu olduğunda artık en uç şartlarda bile çok çeşitli ihtiyaçları karşılayabiliyor.”

Güvenli şarj: Yeni inovasyonlar daha güvenli bir şarj deneyimi sunuyor

OPPO, hızlı şarj teknolojisini geliştirirken her zaman verimliliği ve güvenliği ön planda tutuyor. Bu konsepte bağlı kalarak VOOC Hızlı Şarj teknolojisinde güvenliği artırmak için beş katlı güvenlik koruma sistemini tanıtan OPPO, yeni malzemelerin, yapay zeka algoritmalarının, şarj mimarilerinin ve diğer faktörlerin daha fazla inovasyon sunmak için nasıl kullanılabileceğini araştırıyor:

•          Düşük empedanslı sigorta: Hızlı şarj teknolojisinin beş katlı güvenlik koruma sisteminde bulunan sigorta, elektrik akımının aşırı yüklenmesi ya da farklı bir anormallik durumunda anında devreye giriyor ve fiziksel olarak elektrik kaynağına yalıtım sağlayarak pili koruyor. Daha düşük dahili dirence ve geliştirilmiş performansa sahip yükseltilmiş sigorta tasarımı, şarj sistemi güvenliğinin daha da artırılmasına yardımcı oluyor. 

•          Galyum Nitrür (GaN) Anahtarları: OPPO, akıllı telefonlarında ilk kez GaN anahtarlarını kullandı. Bu anahtarlar, daha küçük bir alan üzerinde geleneksel silikon MOSFET anahtarlarla aynı işlevselliği elde etmekle (dolayısıyla daha az alan gerektirmekle) kalmıyor, aynı zamanda düşük empedanslar ve yüksek voltajla çalıştığından ısı oluşumunu azaltıp şarj verimliliğini ve güvenilirliğini artırmaya yardımcı oluyor. 

•          Dahili seri iki hücreli tasarımı: Seri iki hücreli pil tasarımı, elektrik akımını düşürüp ısı üretimini azaltırken aynı gücün sağlanmasına imkan tanıyor. Dahili seri iki hücreli tasarım, ikili pil hücrelerini aynı yapıda birleştirerek bu konsepti bir adım daha ileri taşıyor, böylece aynı güvenlik performansını daha az yer kaplayarak sunuyor. Yeni tasarım, aynı boyuttaki pillerin pil kapasitesinde en az %5 artış sağlıyor.

•          Pil Güvenliği Algılama Çipi: OPPO’nun yerleşik yapay zeka algoritmalarına sahip tescilli Pil Güvenliği Algılama Çipi, çeşitli senaryolara dayalı olarak gerçek zamanlı voltaj düşüşlerini tanıyıp buna göre hareket ederek pillerin harici hasar görüp görmediğini algılayabiliyor. Voltaj düşüşünün pildeki hasardan kaynaklandığı tespit edilirse, telefon kullanıcıyı uyarıyor ve daha fazla tehlikenin önüne geçmek için ek güvenlik önlemleri alıyor.

•          Kompozit Akım Kolektörü: OPPO, tamamen yeni bir kompozit akım kolektörü içeren Kompozit Yapıda Güvenlik Pili geliştirdi. Diğer pillerdeki yalnızca alüminyumun kullanıldığı tipik tasarımın yerine bu pilde iki alüminyum katman arasına sıkıştırılmış yeni bir kompozit malzeme kullanılıyor. “Sandviç” formundaki bu yapı, beş katmanlı kompozit akım kolektörü mimarisini oluşturmak için ek bir koruyucu malzemeyle kaplandı. Harici hasarlardan kaynaklanan kısa devrelerden pili koruyan bu çözüm, güvenliği artırıyor. OPPO laboratuvar çalışmaları, performanstan ödün vermeyen yeni pilin, delinme ve çarpma testlerini %100 başarıyla geçtiğini gösteriyor.

Akıllı şarj: Mükemmel denge için pil ömrünü optimize ediyor

OPPO, etkinlikte yeni akıllı şarj teknolojisini de tanıttı. Şarj hızını mümkün olan en güvenli aralıkta tutmak için geliştirilen yeni teknoloji, farklı şarj senaryolarını akıllı bir şekilde algılayıp şarj akımını ayarlıyor. Bu gelişme aynı zamanda, kullanıcıların daha uzun sürelerde optimum pil ömrünün keyfini çıkarmasına imkan tanıyarak normalin dışında pil yaşlanmasının önüne geçilmesine yardımcı oluyor. Akıllı şarj teknolojisi, pil performansının çeşitli alanlarında gözle görülür iyileştirmeler sağlayabiliyor:

•          Daha uzun pil ömrü: 65W SuperVOOC teknolojisinin imkanlarını ve pilin tam şarj/deşarj olma hızını sağlayan bu gelişme, pilin kapasitesini 1.500 şarj döngüsünden sonra bile orijinal kapasitesinin %80’inde tutabiliyor. 

•          Belirli senaryolar için iyileştirilmiş şarj hızı: Şarj hızı, pilin herhangi bir zamanda güvenle alabileceği maksimum anlık güce bağlı olarak, belirli durumlara göre artırılabiliyor. 65W SuperVOOC teknolojisi söz konusu olduğunda, şarj hızı yaklaşık %20 artırılabiliyor ve gerektiğinde 4500mAh pilin 30 dakika içinde tamamen şarj olması sağlanıyor.

•          Şarj hızı ve telefon sıcaklığı dengesi: Yeni teknoloji, farklı kullanım senaryolarında optimum şarj akımı ile buna bağlı olarak sıcaklık artışı arasındaki en iyi dengeyi akıllıca kurabiliyor. Sonuç olarak, kullanıcılar hızlı şarj esnasında herhangi bir çekinceleri olmadan telefonlarını kullanabiliyor.

Ekstrem şarj: En soğuk ortamlarda bile hızlı şarj

OPPO, VOOC Hızlı Şarjı olabildiğince güvenli ve akıllı hale getirmenin yanı sıra, daha zorlu durumlarda optimize etmenin yollarını da araştırıyor. Örneğin, bir lityum iyon pili çok soğuk ortamlarda şarj etmek zor olabiliyor; böyle bir ortamda pili şarj etmeye zorlamak kısa devreyle bile sonuçlanabiliyor. OPPO’nun ultra düşük sıcaklıklar için geliştirdiği şarj çözümü, pilin optimum şarj sıcaklığını belirlemek ve şarj işlemi başlamadan önce sıcaklığı artırmak için akıllı algoritmalar kullanıyor. Yapılan testlerin sonuçları, pil sıcaklığının sadece on saniye içinde -20℃’den +10℃’ye yükseltilebildiğini ve böylece pilin normal şekilde şarj edilmesinin sağlandığını gösteriyor.

VOOC Hızlı Şarj teknolojisinin 2014 yılında piyasaya sürülmesinden bu yana, güvenlik, verimlilik ve kullanım kolaylığı konuları, OPPO’nun pil ve şarj teknolojisine yönelik Ar-Ge çalışmalarına katkıda bulunan temel alanların üçü olarak öne çıkıyor. OPPO, 30 Haziran 2021 itibariyle, hızlı şarj teknolojisiyle ilgili 3.000’den fazla patent başvurusu yaptı. VOOC Hızlı Şarj teknolojisini destekleyen 30’dan fazla cihaz aracılığıyla OPPO, bu hızlı, kullanışlı ve güvenli şarj deneyimini dünya çapında 195 milyondan fazla kişiye ulaştırdı.

OPPO 2021’de, tescilli VOOC teknolojisini otomobillere, kamusal alanlara ve çeşitli cihazlardaki çiplere getiren yeni projesi The Flash Initiative’i başlattı. Deneyimlerin İnterneti çağında kullanıcılara her duruma göre mükemmel tasarlanmış yeni nesil şarj deneyimleri sunmak için OPPO’nun hızlı şarj teknolojisi gelişmeye devam ediyor ve kullanıcıların herhangi bir cihazı her zaman ve her yerde şarj etmesine olanak tanıyor.

Sağlık laboratuarı gibi saat

Zepp Health, şirketin Huangshan 2’ye kıyasla önemli performans artışları sunan yeni nesil akıllı giyilebilir çipi Huangshan 2s’yi duyurdu. Yeni çip güç tüketimini %56 ve beklemedeki güç tüketimini %93 oranında azaltırken, grafik performansını %67 oranında artırıyor.

Huangshan 2s, çift çekirdekli RISC-V komut seti mimarisini kullanan ilk giyilebilir yapay zeka işlemcisi. Şirket, işlev, performans ve güç tüketimini bu kadar iyi dengeleyen bir giyilebilir çip geliştirmekten dolayı heyecan duyuyor. Yeni çip tüketicilerin şirketin akıllı sağlık ürünlerinde dair deneyimlerinde ve performansta önemli bir fark yaratacak. Huangshan 2s, şirketin üçüncü nesil Amazfit akıllı saatleri için kilit çiplerden biri olacak.

Zepp OS – Uygulama Geliştiricileri için Enerji Verimli Açık Mimari ve Sağlık Yönetim Sistemleri için platform oluşturan Zepp Health, akıllı giyilebilir Zepp OS için tamamen farklı bir hafif Mini Program + Bulut konsepti geliştirdi. Şirketin işletim sistemi de sağlık ve kullanıcı deneyimine önem verilerek tasarlandı ve hafiflik, pürüzsüzlük ve pratiklik olmak üzere üç temel özelliğe odaklandı.

Zepp OS, yalnızca bir akıllı saat işletim sistemi olmakla kalmayıp, aynı zamanda açık bir sağlık yönetimi platformunun çekirdeğini oluşturuyor. Böylece diğer birçok mobil işletim sisteminin sınırlamalarını ve sorunlarını ortadan kaldırıyor.

55MB’lık yeni Zepp OS, şirketin önceki Amazfit işletim sisteminin onda biri boyutunda ve WatchOS 8’in yirmi sekizde biri büyüklüğünde. Zepp OS’nin güç tüketimi önceki Amazfit OS’den %65 daha düşükken, karşılaştırma testlerinde şirketin akıllı saatlerinden birinde pil ömründe %190’lık artış gözlemlendi. Yeni Zepp OS ayrıca kullanıcı deneyimini en üst düzeye çıkarmak için birçok modern ve dinamik görsel efekt içeriyor.

Zepp ve Amazfit kullanıcıları için en heyecan verici şeylerden biri de, şirketin, şirketin tescilli biyosensör dizisinden ve AI çipinden gelen yüksek kaliteli veri ve zekadan yararlanan yeni uygulamalar oluşturmak için geliştiricilere Mini Program çerçevesini açması.

Yeni Zepp OS yalnızca akıllı telefonlarla değil, akıllı evler ve diğer sağlık cihazları ve ödeme sistemleriyle daha iyi bağlantı kurmak için çok güvenilir ve kararlı bir Bluetooth bağlantısı sağlıyor. 4G/5G modüllerini destekleyen Zepp OS, akıllı telefon olmadan doğrudan buluta saat bağlantılarına izin vermek için TCP/IP ağ protokollerini entegre ediyor. Zepp OS, NetEase, Spotify, Alexa, Yuepao veya Strava gibi müzik, sesli komut ve fitness için internet bulut hizmeti uygulamalarını destekliyor.

Zepp OS, 2021’in 4. çeyreğinde resmi olarak piyasaya sürülecek ve binlerce geliştiricinin katılımıyla akıllı giyilebilir kullanıcılar için küresel bir açık kaynaklı sağlık ekosistemi oluşturmasına olanak tanıyan, açık kaynaklı sağlık yönetimi platformu haline gelecek. Zepp Health, harici nesnelerin interneti (IoT) ortaklarına yönelik ticari uygulamaları dağıtmak üzere halihazırda Yitong Technology’ye Zepp OS ve Huangshan 2s akıllı giyilebilir çip teknolojilerini lisansladı.

Zepp Health Bilekten Tansiyon Ölçümünü Tanıttı

Zepp Health, non-invaziv bir şekilde bilekten kan basıncı ölçebilen PumpBeats’i tanıttı. Beş yıllık teknik araştırmaya dayanan ve şirketin tescilli Huangshan AI çipini ve biyosensör dizisini kullanan Zepp Health PumpBeats algoritması, saatin optik sensörleri aracılığıyla kan basıncını ölçebiliyor. Pekin Üniversitesi First Hospital’deki hipertansif hastaların klinik testleri, PumpBeats ölçümlerinde Sistolik basınçta 5,14 mmHg’den, Diyastolik basınçta 4,88 mmHg’den az sapma buldu.

Kan basıncı ölçümü sadece 30 saniye sürüyor. PumpBeats’in 2021’in 4. çeyreğinde Amazfit ürünlerinde sunulması bekleniyor.

Zepp Health, Tıbbi Görüntüleme Teknolojilerine Yatırım Yapmaya Devam Ediyor

Şirketin sağlıkla teknolojiyi birleştirme misyonu tüketicilerle sınırlı değil. Şirket, tüketicileri ve geleneksel sağlık sistemini kapsayan ve kapsayan daha geniş bir sağlık ve zindelik sistemini için alan bir vizyona sahip. 2020’de Zepp Health, minyatürleştirme, yapay zeka, çip, sensör ve algoritma uzmanlığının pazara sunulan yeni tıbbi görüntüleme teknolojilerinde kullanılabileceğini fark etti. Şirket, Promaxo, Inc. ve Hyperfine, Inc. dahil olmak üzere birçok genç tıbbi görüntüleme şirketiyle ortaklıklar kurdu ve önemli finansal yatırımlar yaptı. Bu yeni minyatür ve taşınabilir MRI, X-Ray ve ultrason sistemleri, tıbbi görüntülemede uygulama ve maliyetleri alt üst edecek. Küresel olarak daha iyi bakım ve daha düşük maliyetler üzerinde önemli etkisi olacak.

Konferansta Zepp Health, şirketin Çin’deki çabalarını desteklemek için ek mühendislik geliştirme çabasını duyurdu. Araştırma, Çin pazarının benzersiz ihtiyaçlarının yanı sıra şirketin mühendisliğinin ve IP’sinin gelişen yeni teknolojileri nasıl tamamlayabileceğini ve değer katabileceğini keşfedecek.

Yayım tarihi
DONANIM, MANŞET olarak sınıflandırılmış

Geleceğin mesleği sanayi robotu programlamak

Türkiye’de milyonlarca öğrenci hayalini kurduğu üniversiteye girebilmek için tercih döneminde girdi. Dünyada üretim anlayışı robotlu otomasyon, yapay zeka, nesnelerin interneti (IoT) gibi modeller sayesinde bambaşka bir boyuta geçerken, bilim ve inovasyonu odağına alan gençler, standart eğitimlerden ayrışarak yenilikçi meslekleri seçmeyi tercih ediyor.

“Yepyeni mesleklere ihtiyaç olacak”

Robot teknolojisi, nesnelerin interneti, bulut teknolojileri, artırılmış gerçeklik, siber güvenlik, 3D yazıcılar ve veri analizi gibi teknolojilerin temelinde yapay zekanın olduğunu belirten Tezmaksan Genel Müdürü Hakan Aydoğdu“Günümüzde imalat sanayisi başta olmak üzere stratejik sektörlerin en önemli sorunlarının başında nitelikli eleman eksikliği geliyor. Sanayide robotlu otomasyon ve yapay zeka temelli yeni nesil makineleri kullanacak iş gücümüz ne yazık ki dünya standartlarının altında… Robot kullanımının artması, insanların işlerini tabii ki tamamen elinden almayacak. Çünkü teknolojik gelişmeler insanın üretim sürecinde ortaya koyduğu katma değerin yerini tutmuyor. Buna karşın üretimde tekrar eden ve riskli olan işlerde robot kullanımı hem iş güvenliği hem de kalite anlamında avantaj sağlıyor. Robotlar bu zorlukların üstesinden gelebildiği için gelecek neslin daha yaratıcı rollerde görev alması bekleniyor. Dolayısıyla robot kullanabilen, programlayan, yazılım çözümleri ve otomasyon sistemleri geliştiren, uygulayan, hayata geçiren, dijital altyapıları oluşturan yepyeni mesleklere ihtiyaç olacağını öngörüyorum” dedi.

 “Endüstriyel IoT üretim kurallarını baştan yazıyor”

Sanayi ve IoT arasındaki ilişkiye değinen Aydoğdu“Yapılan bir araştırmaya göre en iyi IoT uygulama alanlarının başında üretim ve endüstri geliyor. Dünya genelindeki dev endüstriyel otomasyon aktörleri, sektördeki dijital dönüşümün itici güçleri arasında yer alıyor. Özetle hızlı problem çözme yeteneğine sahip olan endüstriyel IoT, üretim kurallarını baştan yazıyor, dijital fabrikaları bambaşka bir boyuta taşıyor. Böylece operasyonel performans da artmış oluyor” diye konuştu.

Tezmaksan Akademi eğitimlerinde yeni nesil uygulamalara yer veriliyor

Tezmaksan Akademi’nin sosyal sorumluluk projesi olarak faaliyet gösterdiğini kaydeden Aydoğdu, kuruluşundan bugüne kadar 150’yi aşkın öğretmen, 400’e yakın lise, 300’e yakın üniversite öğrencisi ve 1000’i aşkın operatöre ücretsiz eğitim desteği verdiklerini aktardı. Pandemiyle birlikte online platforma taşınan eğitimlerle son bir yıl içerisinde 117 farklı eğitim kapsamında 4.313 kişiye ulaştıklarını kaydeden Aydoğdu, Tezmaksan Akademi’nin geleceğin mesleklerindeki rolünü şöyle anlattı: “Dönüşen mesleklerde çeşitli becerilerin ön plana çıkması gerekiyor. Kurumların yazılım uygulamalarının ve prosedürlerin bir kombinasyonu olan iş zekası, bunların başında geliyor. Veri sistemlerinin korunması, tüm kurumlar için önem teşkil ediyor. Bu noktada bilgi güvenliği ekiplerinden yazılımlardaki kusurları bulması ve düzeltmesi bekleniyor. Uygulama tasarımında ise problemler belirlenerek etkili bir çözüm üretmek hedefleniyor. Hayatımızın bir parçası haline gelen mobil uygulamalar, nesnelerin internetinden sanal gerçekliğe, kişisel yaşamdan işletmeye kadar birçok alanda kullanılıyor. Bu da mobil uygulamalar sayesinde mümkün oluyor. Öte yandan IoT donanımı için ihtiyaç duyulan WiFi, bluetooth ve diğer çözümleri kurabilen mühendislere de talebin artacağı düşünüldüğünde, Tezmaksan Akademi olarak sözünü ettiğimiz tüm bu becerilerin kazanılması için destek oluyoruz. Bu doğrultuda mühendis ve operatörleri geleceğe hazırlıyoruz.  Özellikle dijital dönüşümün hızlandığı günümüzde, Endüstri 4.0 için kalifiye personel ihtiyacının arttığını biliyor, eğitimlerimizi bu bakış açısıyla güncelliyoruz. Eğitim metotlarımızda yeni nesil uygulamaları da detaylıca ele alıyoruz. Eğitimlerimizi dijital dönüşümle birlikte kariyerinde farklı bir yön çizmek isteyen geleceğin profesyonellerine yönelik kurguluyoruz.

Okul-sanayi iş birliklerinin günümüzdeki önemi

Meslek liseleri ve üniversitelerden mezun olan gençlerin dijital dönüşüme paralel olarak donatılması gerektiğinin altını çizen AydoğduPandemi birtakım süreçleri hızlandırmış olabilir ama henüz geç değil. Üretim altyapımızı ve insan kalitemizi hızlı ve sistemli bir program ile dönüştürebiliriz. Yapacağımız en büyük hata bu değişimi görmezden gelmek olur. Bu süreçte okul-sanayi iş birlikleri önem arz ediyor. Çünkü ülkemizde başarılı öğrenciler mesleki veya teknik eğitimlere pek yönlendirilmiyor. Oysaki dönüşen imalat koşullarında iyi mühendislere, yazılımcılara, operatörlere ihtiyacımız var. Dolayısıyla başarılı ve yetenekli öğrencilerin sanayi sektörünü hedeflemeleri önemli” dedi.

6G yapay zeka ile parıldayacak

Dünyanın önde gelen lider akıllı ürün markası OPPO, Araştırma Enstitüsü tarafından yapılan, ‘6G AI-Cube Intelligent Networking’ adlı ilk 6G raporunu yayınladı. Telekom sektörünün, yapay zekanın 6G ağ mimarisini nasıl güçlendirebileceğine dair en kapsamlı araştırmalardan biri olarak rapor, yeni nesil iletişim ağlarının tasarımı için daha ayrıntılı bir vizyon öneriyor. Şu anda OPPO, 6G hizmet ve teknoloji gereksinimleri, temel teknolojiler ve sistem özellikleri hakkında bilgi sahibi olmak için bir ön araştırma ekibi kurmuş durumda. 

OPPO, 6G’nin insanların yapay zeka ile etkileşim şeklini daha önce hiç olmadığı gibi yeniden şekillendireceğine ve yapay zekanın herkes tarafından kullanılabilecek, gerçekten kamuya hizmet eden bir teknoloji haline gelmesine izin vereceğine inanıyor. 6G ile güçlendirilen akıllı ürünler, yeni deneyimler oluşturmak için farklı uygulama seviyelerinde yapay zeka algoritmalarını indirip dağıtarak, daha gelişmiş yapay zeka modelleri oluşturmak için sürekli veri toplayarak yapay zekanın önemli unsurları haline gelecek.

Örneğin, otonom araçlar söz konusu olduğunda 6G ağları, aracın konumuna ve mevcut fiziksel ortama (ör. günün saati, hava durumu) dayalı olarak en uygun yapay zeka algoritmasını ve en uygun iletişim bağlantısını tahsis edebilecek. Araç, yapay zeka algoritmalarını anında indirip çalıştırabilecek ve aracın yolcu için en güvenli ve en konforlu yolculuğu sağlamasına olanak tanıyabilecek.

OPPO 5G Bilim Şefi Henry Tang, “Teknolojik gelişme ileriye dönük olmalıdır. Mobil iletişim teknolojisi on yıllık dönemlerde gelişiyor ve yeni nesil iletişim teknolojisinin standardizasyonunun 2025 yılında ve ticari uygulamanın 2035’te başlaması bekleniyor. 2035’e bakıldığında OPPO, dünyadaki akıllı ajanların sayısının insan sayısını aşacağını öngörüyor. Bu nedenle, yeni nesil iletişim teknolojisi olan 6G, yalnızca insanların değil, her türden insanın ihtiyaçlarına hizmet edebilmeli. Bu hedefimiz doğrultusunda erken teknik araştırma ve sistem tasarımını gerçekleştirdik” dedi.

6G, yapay zeka geliştirmede karşılaşılan, veri siloları ve kullanıcı gizliliği gibi birçok geleneksel sorunu çözerek, yapay zekanın sonuca varmaya nasıl katkı sağladığı, öğrendiği, etkileşim kurduğu ve uygulandığı konusunda devrim yaratacak. Rapor, yapay zeka algoritmalarının mevcut sınırlamalarından bazılarını hafifletmek için yapay zeka kaynaklarının farklı alanlara bölünmesini öneriyor. 6G ağı altındaki belirli kaynaklara göre düzenlenen yapay zeka alanları, doğru yapay zeka modeli tahsisi, ağ kaynak planlaması ve veri paylaşımı için uygun stratejiler sağlayacak.

Şu anda, akıllı cihazların sınırlı bilgi işlem gücü ve depolama kapasitesi, büyük ve genelleştirilmiş yapay zeka algoritmalarını kullanmalarını zorlaştırıyor. Bu cihazlarda çalışabilen özel yapay zeka, çoğu kullanıcının büyük veri taleplerini karşılayamıyor. Ancak 6G ağları altında, yapay zeka etki alanı, geleneksel bir baz istasyonu, veritabanı, yapay zeka model deposu ve uygulama sunucusu gibi birden çok rolü üstlenebiliyor.

Önerilen ağ kapsamında, 6G cihazları, cihazın konumuna ve gereksinimlerine göre bir yapay zeka alanına tahsis edilecek. Bu yapay zeka etki alanı daha sonra ilgili görevleri gerçekleştirmek için en uygun iletişim bağlantısını sağlarken istenen hizmetleri sunmak için gereken en uygun yapay zeka algoritmasını kullanacak. 4G ve 5G ağlarından farklı olarak, 6G ağlarında karar vermek için kullanılan yapay zeka, cihaz ve ağ tarafında organik olarak entegre edilecek.

OPPO, yakın gelecekte dünyanın 6G standartlarının oluşumuna yardımcı olacak 6G teknolojisi konusunda ön araştırma yapmaya devam edecek. 5G’nin yaygınlaşmasına önemli bir katkıda bulunan OPPO, 5G’nin büyük ölçekli ticarileştirilmesini teşvik etmek için ortaklarıyla birlikte çalışmaya devam ederken iletişim teknolojisinin evrimi yoluyla Deneyim İnterneti’nin geliştirilmesine öncülük edecek.

Akıllı lens dönemi

Göz içi lens tedavisi, başta katarakt olmak üzere birçok göz hastalığı için kullanılan tedavi yöntemidir. Akıllı lensler, göz içindeki doğal merceğin çeşitli nedenlerle berraklığını yitirmesi ya da fonksiyonel çalışmaması durumunda kullanılmaktadır. Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Göz Hastalıkları bölümünden Op. Dr. Muhsin Altunsoy  ‘Son yıllarda katarakt cerrahisinde ve göz içi lens teknolojisinde büyük gelişmeler oldu. Vazgeçilmez yöntem haline gelen dikişsiz tedaviler sayesinde lens teknolojisinin ilerlediğini ifade ederek Akıllı Lens hakkında merak edilenleri’ cevapladı.

Akıllı Mercek Nedir?

Akıllı mercek günümüzde katarakt ameliyatı sonrası uzak, yakın hem de ara mesafede gözlüksüz görebilmeyi sağlayan göz içi merceklere verilen isimdir.

Katarakt ameliyatında ya da göz içi lense yapılan cerrahiler sonrası doğal lensin fonksiyonunu görmek için göz içine suni mercek takılır. Bu merceklerle mümkün olduğunca uzak görmenin gözlüksüz olması amaçlanır. Standart bir mercekle uzak ya da yakında gözlüksüz olunabilecekken, akıllı merceklerde hem uzak hem de yakın mesafenin gözlüksüz olarak iyi görülmesi mümkün olabilmektedir.

Uzak yakın mercekler son 20 yıldır kullanımda olmasına rağmen özellikle son 5 yılda Trifokal ya da 3 odaklı denilen lenslerin uzak, yakın ve bilgisayar mesafesini kapsamasıyla kullanım oranı arttı. Özellikle masa başında çalışan, gözlük kullanımının kısıtlamalarını yaşamak istemeyen grupta ciddi bir açığı giderdi.

Trifokal lensler gözlükten tamamen kurtulmayı sağlar mı?

Büyük oranda evet. Küçük bir grupta hedeflenen değerlerden sapma olabilir. Ameliyat geçirenlerin genelinde gündelik hayatı idame edecek yeterli gözlüksüz görüş sağlanabilmektedir

Bu mercekler sadece kataraktı olan kişiler için mi uygundur?

Trifokal, 3 odaklı lenslerin gelişmesiyle birlikte kataraktı olmayan özellikle 50 yaş üstü hipermetrop bireylerde gözlük kullanımını bitirmek ya da en aza indirmek için bu tarz merceklerin kullanımı yaygınlaşmaya başlamıştır

Trifokal merceklerle astigmat da giderilebilir mi?

Ameliyat öncesi yapılan tetkiklerde kişinin Korneal astigmatı varsa ve buna bağlı ameliyat sonrası, astigmat değer olacaksa, bu durum astigmat düzeltici Trifokal mercekler ile düzeltilebilir

Daha önce ameliyat olmuş, standart göz içi merceği takılmış kişilere trifokal mercek takılabilir mi?

Bu kişilerin göz yapısı uygunsa ve özellikle belirgin bir numara sapması varsa, 3 odaklı lensler ek olarak yerleştirilerek hem numara düşürülmüş hem de farklı mesafeleri görebilmeleri sağlanmış olur

Trifokal Mercekler Kime Önerilmez?

Diyabet hastalarında, belirgin sarı nokta hastalığı olanlarda, göz içi lensin merkezi olmadığı durumlarda bu tarz mercekler önerilmez

Yayım tarihi
DONANIM, MANŞET olarak sınıflandırılmış

Katlanabilr telefonlar hangi menteşeyle katlanıyor?

Telefonunuzu açıp kapamak basit bir hareketmiş gibi görünebilir. Ancak konu katlanabilir cihazlar olduğunda, yapılan her katlama hareketinin arkasında binlerce saatlik emeğe dayanan araştırma ve inovasyon çalışmaları var. İlk olarak Galaxy Z Flip ve daha sonra Galaxy Z Fold2’de kullanılan Gizli Menteşe teknolojisi bunun en açık göstergesi.  

Samsung, ilk Galaxy Fold’dan sonra sağlamlığı arttıran ve Esnek Mod’u sunabilen yeni Gizli Menteşe özelliğini geliştirerek, kullanıcılar için tamamen yeni bir cihaz etkileşimi tarzı ortaya koyuyor. Samsung’un Galaxy Z Fold2’nin menteşesini tasarlarken teknik zorlukların nasıl üstesinden geldiklerini doğrudan uzmanları anlatıyor. 

Katlanabilme özelliği daha da gelişti

İlk Galaxy Fold ile birlikte geleneksel akıllı telefon algısı değişime uğrarken henüz iyileştirilmesi gereken tasarım unsurları da bulunuyordu. Galaxy Z Fold2’de, Gizli Menteşe mekanizması üzerinde, katlanabilir cihaz deneyimini iyileştiren bazı değişiklikler yapıldı. Yeni menteşede cihazın Esnek Mod’da durmasını sağlayan ve aşamalar halinde birbirine geçen çıkıntılı iki ayrı parçaya sahip özel bir CAM yapısı kullanılıyor. Galaxy Z Fold2, cihazı 180 derece açık bir şekilde tutan ve yanlışlıkla kapanmasını önleyen daha güçlü bir tutma kuvvetine sahip. Daha büyük form seçeneğinin gereksinimlerini karşılamak üzere Galaxy Z Fold2, Galaxy Z Flip’ten daha fazla sayıda CAM yapısına ve yaya sahip olsa da kompakt tasarımını da koruyor. Samsung Electronics Gelişmiş Mekanik Ar-Ge Grubu’ndan SeungHyun Hwan, şunları söylüyor: “İlk olarak Galaxy Z Flip’te kullanılan Gizli Menteşe, sunduğu Esnek Mod’u ve stabil katlama deneyimiyle kullanıcılardan olumlu geri bildirim aldı. Yeni ürünümüzde bu güçlü yanları muhafaza etmek istedik.”

Şık ve incelikli tasarım 

Dışarıdan basit görünse de Gizli Menteşe 60’tan fazla son derece küçük parçadan oluşan oldukça kompleks bir yapıya sahip. Onu hayata geçiren tek ekip mühendisler değil. Ürün tasarım ekibi de önemli bir role sahip. SeungHyun Hwan, bu konuyla ilgili olarak da “İncelikli bir çözüm üretmemiz gerekiyordu. Tasarım ekibiyle onlarca alternatifi inceledikten sonra menteşenin yerleşeceği bölümü en uygun seviyeye indirmeyi başardık ve bu şekilde nihai tasarımı ortaya çıkardık.” diyor.

Tozu ve kiri dışarı atan tasarım 

Katlanabilir bir cihaz geliştirmenin en büyük zorluklarından biri, kir ve tozun menteşeye girmesini ve ekranın alt bölümünde hasara yol açmasını engellemek. Menteşede cihazın katlanıp açılmasını sağlayan küçük bir boşluk yer almak zorunda. Ancak böyle bir boşluk aynı zamanda cihazı tozdan kaynaklı hasarlara karşı savunmasız hale getiriyor. Samsung bu nedenle Gizli Menteşe için Süpürme mekanizmasını oluşturdu. Samsung Electronics Gelişmiş Mekanik Ar-Ge Grubu’ndan Hee-Cheul Moon bunu şöyle açıklıyor: “Cihazın ön kısmı ve menteşe yuvası arasında bulunması gereken boşluğu kapatabilecek bir teknoloji geliştirmemiz gerekiyordu. Geliştirdiğimiz çözüm hareket halindeyken dahi boşluğu esnek yapısıyla kapatabilen Süpürme teknolojisi oldu.”

Yeni tasarımların entegrasyonu 

Galaxy Z Fold2 cihazının gereksinimlerini karşılamak için Süpürme mekanizmasının üç koşulu karşılaması gerekiyordu. İlk olarak dayanıklı olmalıydı. Katlanabilir cihazların kullanım tarzına uyum sağlaması için menteşenin en az 200.000 katlanma hareketi yapabilmesi gerekiyordu. İkincisi, menteşenin tüm küçük bileşenlerinin hareketi için esnekliğin de korunmasıydı. Son olaraksa Galaxy Z Fold2’nin hafif ve ince olması için küçük boyutlu olması gerekiyordu. 98 farklı fikri eledikten sonra Samsung’un mühendisleri hiç akla gelmeyecek bir şey düşündü: Evlerimizdeki elektrikli süpürgeler. Moon, şöyle devam ediyor: “Elektrikli süpürgelerin fırçaları, liflerden yapılmış elastik bir gövdeye sahiptir. Cihazımızda kullanılabilecek kısalıkta olduğunu fark ettik. 1 mm’den daha kısa lifleri işleyerek cihaz ömrüne uygun esnek parçalar haline getirdik.”

Süpürme teknolojisi sayesinde, kullanıcılar ekranın altına dolabilecek toz veya kirle ilgili herhangi bir endişe duymadan cihazlarını istedikleri gibi katlayıp açarak kullanabiliyor. 

Yayım tarihi
DONANIM, MANŞET olarak sınıflandırılmış

4G ile 6 megabit hıza ulaşamazken 6G ile 6 gigabit hız haberi okumak

Samsung Networks ekibinin Samsung’un 5G alanında kaydettiği başarıları ve ağ dönüşümüne yön veren yeni çözümlerini anlattığı “Samsung Networks: Redefined” sanal etkinliğinde, Samsung Electronics 5G vizyonunun yanı sıra en son ağ inovasyonları da paylaşıldı.  

Etkinlikte Samsung Networks, dünyanın birçok yerinde 5G için kullanılabilir 4 milyondan fazla radyo dağıtımı da dâhil küresel çapta yaşanan önemli gelişmeleri de aktardı. Samsung etkinlikte, yeni nesil ağları yaygınlaştırmak için sanallaştırmayı nasıl geliştirdiğini ve radyoları şirketin geliştirdiği en yeni yonga setlerine nasıl entegre edip 5G radyo inovasyonuna öncülük ettiğini ortaya koydu.

Samsung Electronics Ağlar İş Birimi Başkanı ve Müdürü Paul (Kyungwhoon) Cheun, konuyla ilgili şunları söyledi: “Bir yandan 5G yolculuğumuza devam ediyor ve 5G’nin bir sonraki aşamasına giden yola öncülük ediyoruz. Diğer yandan kablosuz teknolojinin sunabileceği sonsuz olanaklar üzerine konuşmaktan memnuniyet duyuyoruz. Operatörlerin ve tüketicilerin 5G’nin sunduğu avantajlardan tüm yönleriyle faydalanmasını sağlayabilecek en iyi küresel uzmanlığın ve teknik bilgilerin bir araya getirilmesi Samsung’un 5G vizyonuna dâhil ettiğimiz konular. Müşterilerimizin ve iş ortaklarımızın bu yolculukta bizimle beraber yürümelerinden memnuniyet duyuyoruz. 5G teknolojisinde hep birlikte daha birçok ilke imza atmak için sabırsızlanıyoruz.”

Sanal etkinlik boyunca Samsung Networks yetkilileri aşağıdaki konular hakkında önemli bilgiler paylaştı: 

Sanallaştırma

Radyo Erişim Ağı’ndan (RAN) Core’a kadar bir ağın tamamının sanallaştırılması, operatörlere çoklu avantajlar sunarak ağ yönetiminde daha fazla verimlilik, ölçeklenebilirlik ve esneklik sağlayacak. Bunun yanı sıra yazılım uygulamaları sayesinde yükseltmeler daha kolay hale gelecek. vRAN alanındaki son gelişmeler aşağıdaki çözümleri içeriyor: 

  • Samsung vRAN, bir temel bant birimindeki tüm öğeleri sanallaştırmayı başardı. Yıllardır devam eden Ar-Ge çalışmaları sayesinde Samsung, sektördeki ilk tamamen sanallaştırılmış ticari 5G RAN ağını uçtan uca uygulamaya koydu. Son dönemde, şirket tarafından devasa MIMO (Çoklu Giriş – Çoklu Çıkış) radyolarının COTS (ticari kullanıma hazır) sunucuları üzerinde çoklu-gigabit hızları destekleyebildiği ortaya kondu. Bu da vRAN teknolojisinin performansının artık özel donanım çözümlerinin performansına yakın olduğunu gösteriyor.  
  • Samsung vCore, optimize bir performans sağlarken operasyonel otomasyonu mümkün kılan, buluta özgü konteynerli bir mimaride yapılandırıyor. Samsung 5G vCore, yüksek uyumluluğu ve ölçeklenebilirliği sayesinde ağ operatörlerinin yeni hizmetlere hızlıca geçebilmesine ve ticari gereksinimlere göre yükseltme yapabilmesine olanak sağlıyor. İlk sanallaştırılmış Core’un 2015 yılında piyasaya sürülmesinden bu yana Samsung dünyanın ilk 5G Bağımsız Olmayan (NSA) sanal çekirdeğini başarıyla piyasaya sürerek 5G Bağımsız (SA) Core üzerindeki veri işleme kapasitesi konusunda ciddi bir aşama kaydetti. 
  • Ağ yönetimi çözümleri,sanallaştırılmış ağlarda operasyonel verimliliğin optimize edilmesini destekliyor. SCO olarak bilinen Samsung Cloud Orchestration, tam bir otomatizasyon ile ağ dağıtımı ve optimizasyonu sürecini koordine ediyor.Samsung’un Network Slice Manager’ı (Ağ Dilimleme Yöneticisi) dilimleme kaynaklarının sadeleştirilmiş bir biçimde yönetimini desteklerken, yapay zekâ tabanlı analitik ağ performansının akıllı bir biçimde analizinin yapılmasını mümkün kılıyor.

5G Radyolar

Samsung, on yılı aşkın bir süredir son derece rekabetçi 5G çözümleri üzerinde araştırma yaparak, standardizasyon sağlayarak ve bunları ticari kullanıma sunarak RAN çözümlerini desteklemek üzere 5G teknolojisine öncülük ediyor. Etkinlikte Samsung Networks yetkilileri, bu konudaki yeni gelişmeleri de şöyle sıraladı:

  • Şirket içinde üretilen yonga setleri: Samsung, 3. nesil RFIC, 2. nesil 5G modem ve DFE-RFIC entegre çip dahil, yeni ve daha geniş yonga setleri ürün serisiyle yonga seti araştırma ve geliştirme alanındaki liderliğini sürdürüyor. Tüm bunlar Samsung’un kompakt ve verimli, ancak aynı zamanda yüksek performanslı 5G çözümlerini destekleme yönündeki girişimlerinin bir parçası olarak geliştiriliyor. 
  • Yeni çözümler: Samsung aynı zamanda 5G radyo yelpazesini genişletmeye de devam ediyor. Samsung son olarak kendi geliştirdiği, orta bantta 400MHz bant genişliğini destekleyen ve operatörlerin daha esnek ve düşük maliyetli uygulama yapabilmesine yardımcı olan geniş bant radyoyu tanıttı. Tanıtımı yapılan diğer yenilikler arasında yeni nesil 5G Compact Macro ve temel bant birimlerinin yanı sıra anten entegrasyonuyla daha kompakt bir form faktörü, daha basit kurulum ve uygulama kolaylıkları sunan yeni One Antenna Radio çözümü de bulunuyor. 

Özel Ağlar

Samsung, kapsamlı çözüm portföyünden faydalanarak, güvenilir ve güvenli özel ağlar geliştirme kabiliyetine de sahip. Samsung’un alanında lider 5G çözümleri özel 5G ağları için dirençli bir destekleyici yapı sunarak, akıllı fabrikalar ve gerçek zamanlı 4K video takip sistemi gibi kullanım durumları oluşturabiliyor. Samsung aynı zamanda ağ ekipmanlarından uygulama ve cihazlara uçtan uca PS-LTE çözümleri de sunuyor. Ayrıca, Samsung dünyada bir ilk olarak, Kore çapında 3GPP uyumlu bir PS-LTE ağını desteklemenin yanı sıra alanında bir ilk olan MCPTX video konuşmayı bir bulut platformu üzerinde gerçekleştirmeyi başardı.

6G için gelecek vizyonu

“Samsung Networks: Redefined” etkinliği kapsamında ağlara ilişkin yapılan bilgilendirmelerde, Samsung’un 6G teknolojisi için öngördüğü vizyon ve bu alanda oluşturacağı yapı da paylaşıldı. Samsung, yeni nesil kablosuz teknolojilere hazırlıkta da başı çekiyor. Henüz 4G kullanılmaya başlanmadan önce 5G için araştırma ve geliştirme çalışmalarına öncülük eden Samsung, 6G için de şimdiden hazırlıklara başladı. Mevcut durumda kullanıcılara hiper bağlantılı deneyimler sunan Samsung, 6G alanındaki inovasyonlarını da hızlandırmaya hazırlanıyor. Kısa bir süre önce Samsung, 6G kablosuz iletişim için Terahertz (THz) spektrum uygulamasının sunabileceği imkânlara ilişkin yürüttüğü araştırmaların ardından, tümüyle dijital bir hüzmeleme çözümü kullanarak uçtan uca 140GHz’lik kablosuz bağlantı sağlamayı başardı. 140Ghz frekansa ve 2Ghz bant genişliğine sahip bu sistemde, yapılan testlerde 15 metrelik bir mesafede 6,2 Gbps hıza ulaşıldı. 

Huawei’de yenilikler yeni ülke müdürüyle tanıtıldı

HUAWEI Türkiye Tüketici Elektroniği Grubu, yeni işletim sistemi HarmonyOS’un yanı sıra; MatePad 11, Watch 3 Serisi, FreeBuds 4’ü şirketin yeni Ülke Müdürü Allen Yao eşliğinde tanıttı.

HUAWEI Türkiye Tüketici Elektroniği Grubu Ülke Müdürü Allen Yao yeni ürünlerle ilgili olarak yaptığı değerlendirmede; “HarmonyOS, kulaklıklar, otomobil ana üniteleri, akıllı TV’ler ve cep telefonlarına kadar birçok cihaz formu arasında sorunsuz bir etkileşimi destekleyecek. Farklı akıllı cihazları tek bir süper cihaz olarak ele alan, tüm cihazların ortaklaşa çalıştığı, yepyeni bir ekosistem sunuyoruz. COVID-19, tüm topluma ve sektöre öngörülemeyen zorluklar getirdi, ancak müşteri ekosistemimiz için yenilikçi ürünler sunmaktan asla vazgeçmedik. MatePad 11, FreeBuds 4, Watch 3 Serisi tüketicilerimiz için pazara değer katmaya hazır” dedi.

HUAWEI Türkiye Tüketici Elektroniği Grubu Mobil Eko Sistem İş Geliştirme Müdürü Kaan Arlı, şirketin pazara sunduğu yeni ürünlerle ilgili olarak; “Dağıtılmış teknolojiden yararlanan MatePad 11, yaratıcılık ve üretkenliği destekleyen bir Süper Cihaz’a dönüşerek akıllı telefonlardan PC’lere ve akıllı TV’lere kadar uzanan bir skalada diğer cihazların yeteneklerini kullanabilir. Yeni nesil MatePad 11 ise güçlü Qualcomm SM8250 Snapdragon 865 çip seti, %90 ekran-gövde oranı, milyonda bir kontrast oranı ve DCI-P3 geniş renk gamı desteği ile gelen 10,9 inç 120 Hz FullView ekran ile donatıldı. Geliştirilmiş App Multiplier ve Çoklu Pencere özellikleri, çoklu görevleri her zamankinden daha sorunsuz hale getiriyor” dedi. 

Bu gelişmeler, HUAWEI’nin tablet uygulamalarında yatay kullanımın geliştirilmesini de destekliyor. HUAWEI ayrıca, daha fazla etkileşime sahip İkinci nesil HUAWEI M-Pencil 2 de şirketin tanıttığı ürünler arasında yer aldı. 24 Haziran – 12 Temmuz tarihleri arasında Huawei Online Mağaza üzerinde ön satışta olacak MatePad 11 4.299 TL, kalem ve klavye ya da klavye yerine kılıf seçeneği ile birlikte 4.999 TL fiyat etiketleriyle sunuldu. Ayrıca 50 TL ön ödemeye, 150 TL ek indirim de uygulanıyor.

HUAWEI FreeBuds 4, Uyarlanabilir Kulak Eşleştirme (AEM) teknolojisiyle geliyor. Kullanıcıların kulak şeklini ve kullanım durumunu otomatik olarak algılayan HUAWEI FreeBuds 4, her kullanıcı için optimum gürültü engelleme seviyesini belirliyor. Üst düzey gürültü engelleme deneyimiyle yüksek ses kalitesi sunan yeni HUAWEI FreeBuds 4, çift mikrofonlu gürültü engelleme teknolojisine sahip. Mikrofonların ortam gürültüsünü çok daha yüksek doğrulukla algılamasını sağlayan bu özellik, endüstrinin ilk açık-fit kulak içi ürünü olma özelliğine de sahip. 24 Haziran – 5 Temmuz tarihleri arasında Huawei Online Mağaza üzerinde ön satışta olacak FreeBuds 4, 1.399 TL fiyatı ve HUAWEI Band 4 hediyesiyle tüketiciler ile buluştu. Ayrıca 50 TL ön ödemeye, 100 TL ek indirim de uygulanıyor.

HUAWEI WATCH 3 Serisi, HarmonyOS 2.0 işletim sistemi tarafından destekleniyor ve bağımsız bir cihaz gibi konumlanarak, akıllı telefon seviyesinde güçlü bir performansa imza atıyor. Sağlık verileri takibi ve antrenman izleme özellikleri, HUAWEI giyilebilir cihazlarının değişmez temel özellikleri arasında yer alıyor. Yeni seride kullanıcıların sağlık durumlarını daha detaylı ve konforlu bir şekilde kontrol edebilmeleri için farklı özellikler sunan HUAWEI, WATCH 3 Serisi’nde vücut ısısı desteği, el yıkama kontrolü ve düşme sensörü ile fark yaratıyor. 

Yayım tarihi
DONANIM, MANŞET olarak sınıflandırılmış

Cepten su altı belgeseli Galaxy S21 Ultra ile mümkün oldu

Güney Kore’nin güney kıyıları açıklarında bulunan Jeju adası, adayı çevreleyen Olle Patikası, siyah volkanik taş yığınları, parlak beyaz kumlar ve her noktadan görülebilen okyanus manzarası ile büyüleyici güzellikte bir yer. Güzelliği kıyılarıyla sınırlı olmayan Jeju Adası, aynı zamanda su altı güzellikleriyle de ün salmış durumda. 

Samsung Global Haber Merkezi ve sevilen su altı belgeselci Dong-sik Kim, okyanusların korunmasının önemine dikkat çekmek amacıyla bu yıl 8 Haziran’da “Okyanus: Yaşam ve Geçim Kaynakları” temasıyla kutlanan Birleşmiş Milletler Dünya Okyanus Günü’nde, Jeju’nun geniş çeşitliliğe sahip deniz yaşamını görüntülemek üzere özel bir dalış yaptı. 

Kim’in Samsung’un amiral gemisi akıllı telefonu Galaxy S21 Ultra görüntülediği Hint-Pasifik şişe burunlu yunusları veJeju balon balığı gibi eşsiz su altı canlıları, suyun altında tropikal yağmur ormanlarını andıran mercanlar, izleyenlerin adeta nefesini kesiyor. Çekimler, toza ve suya karşı olağanüstü dayanıklılığa sahip IP68 sınıf bir akıllı telefon olan Galaxy S21 Ultra ile yapıldı. Galaxy S21 Ultra’yı yüksek derinlikte sudan korumak ve cihazın kamerasını en etkin şekilde kullanmak üzere ayrı bir su geçirmez kılıf kullanıldı. Galaxy S21 Ultra koruyucu ek kılıfla birlikte kullanılırken yalnızca “kaydet” ve “kaydı durdur” ayarları kullanılabiliyor. Bu nedenle kamera ayarları su altında çekime başlanmadan önce düzenlendi. Bu çekimde Kim, yunuslar gibi daha aktif deniz canlılarını net bir biçimde görüntülemek üzere kamerasını geniş açı moduna ayarladı. Mercanı yakından mükemmel bir şekilde görüntülemek amacıyla da standart açı modunda 8K çözünürlüğü tercih etti. 

Dong-sik Kim’in Galaxy S21 Ultra ile çektiği videosu da, Jeju Adası açıklarındaki şaşırtıcı su altı dünyasının güzelliklerini gözler önüne seriyor.  

Yayım tarihi
DONANIM, MANŞET olarak sınıflandırılmış

Xiaomi’den yerli ve pilli telefon

Xiaomi, Türkiye’de ürettiği yeni modeli Redmi 9T’nin satışına başladı

Küresel teknoloji lideri Xiaomi’nin Türkiye’de açtığı fabrikada ürettiği giriş seviyesinin yeni lideri Redmi 9T, 2.799 TL’den başlayan fiyatlarla satışa sunuldu

Bulunduğu her bölgede lokal bir partner haline gelme misyonuyla çalışmalarını sürdüren teknoloji devi Xiaomi, Türkiye’de ürettiği giriş seviyesi akıllı telefonu Redmi 9T 4+64GB’ı 2,799 TL ve Redmi 9T 4+128GB’ı 2,999 TL fiyatıyla kullanıcısının beğenisine sundu. 

Giriş seviyesinin yeni lideri Redmi 9T, kullanıcıların fotoğraf yetenekleri ve genel tasarımdan ödün vermeden ihtiyaç duydukları olağanüstü performansı ve birkaç gün boyunca yetecek pil ömrünü sağlamak için özel olarak tasarlandı.

48 MP AI dörtlü kamera kurulumuna sahip Redmi 9T, 8 MP ultra geniş açılı kamerası sayesinde büyük grup ve geniş manzara çekimlerinde fotoğrafların kırpılmasının önüne geçiyor. 2 MP makro lens ve 2 MP derinlik sensörü ise profesyonel düzeyde bokeh ve çarpıcı yakın plan çekimler yapılabilmesine olanak tanıyor.

Redmi 9T, hafif tasarımına rağmen, 6.000 mAh (tipik) pili ve Qualcomm® Snapdragon 662 çipsetiyle güçlü bir performans sergiliyor. Redmi 9T, 11nm teknolojisiyle üretilmiş enerji tasarruflu işlemcisiyle, önceki nesillere göre daha az ısı üretimi ve daha düşük güç tüketimi ile çok daha yüksek bir performans sunuyor. 18W hızlı şarj özelliği cihazın öne çıkan diğer özelliklerinden. 

Corning® Gorilla® Glass 3 özellikli 6,53inç FHD+ Dot Drop ekranı, canlı ve net bir görüntüleme deneyiminin yanı sıra sağlam yapısıyla dikkat çekiyor.

Cepten film çekmek mümkün mü sorusuna net cevap geldi

Xiaomi’nin global filmlerinin ve videolarının prodüksiyonunu gerçekleştiren Xiaomi Studios, Gizem Kuru yönetmenliğinde Mi 11 ile Türkiye’de çekilen ilk filmi ‘Journey’i yayınladı.

Tamamı profesyonel ayarlarla çekilen filmde yeni Mi 11’in 4K görüntü kalitesinde 24, 30 ve 60 kare çekim özelliklerinden faydalanıldı. Ayrıca hızlandırma ve yavaşlatma teknikleri ile de filmde bazı sahnelerde derinlik etkisi yaratıldı.

Filmin yönetmeni Gizem Kuru film ve Xiaomi Mi 11 ile ilgili şu ifadeleri kullandı: “Cep telefonlarının bugünün anılarını yaratmakta ve onları geleceğe taşımakta ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Onlar, hayatlarımızın içindeki en özel anlara tanıklık eden hatta onları bizim için inşa eden ürünler. “Journey” filminde de bu içgörü ile hareketle, anılarımıza olan yolcuğu işlemek istedim. Xiaomi Mi 11, bana hem gündüz hem de gece içinde yarattığımız anıların ifade edilmesi için harika bir fırsat sundu. Telefonun video özellikleri profesyonel bir film çekmeye yetecek kadar iyi. Üç farklı lensin varlığı ve 4K video kaydında farklı FPS özelliklerinde kayıt alınabilmesi, Pro ayarlarda ışık dengesinin kolayca ayarlanabilmesi bu film çekimlerinde bize kaliteli sonuçlar verdi. Xiaomi Studios’un böylesine önemli bir projesinde yönetmen olarak yer almaktan dolayı çok mutluyum.”

İstanbul’da çekimleri 3 gün süren kısa film projesinde, genç bir kızın her gün batımında hissettiği duygular ve geceleri neden gündüzlerden daha çok sevdiği metaforik bir şekilde değerlendiriliyor. Film, ana karakterin Kadıköy’den Karaköy’e giden bir feribotta gün batımını izleyip düşüncelere daldığını göstererek başlıyor. Ardından geçmiş anılarını flashback ‘lerle hatırlaması ve seslendirmeyle günbatımının kendisinde uyandırdığı hislerin nedenleriyle anlatılıyor.