2023’te her eve 100 megabit internet bu kadarcık fiberle gelebilir mi?

ANKARA, MANŞET, OPERATÖRLER

Geliri düşük ailelere belirli kotada ücretsiz internet hizmeti sunan Hükümet, ucuz internette de süreyi uzatıyor. Bugüne kadar yaklaşık 860 bine yakın aileye sunulan 29 lira 90 kuruş bedelle genişbant internet hizmetinin süresi uzatılıyor. Kampanyanın uzatılmasına yönelik talep Bilgi Teknolojileri ve iletişim Kurunu Başkanlığı’na iletildi. Kampanya süresinin 30 Eylül’e uzatılması öngörülüyor. BTK geçen yıl yüzde 74.5 olan mobil genişbant abone yoğunluğunu 2023’te yüzde 100’e çıkarmayı hedeflerken, yüzde 3.4 olan fiber genişbant aboneliği de yüzde 11.5’e ulaşacak. Kadınların internet kullanımı oranı da yüzde 90’a ulaşacak.

Ulaştırma Bakanı Cahit Turhan, ucuz internet kampanyalarına ilişkin milletvekillerinin sorularını yanıtlarken, 2023’e kadar en az 100 Mbps hızda geniş bant internet erişimi sağlanabilecek hane oranının yüzde 100’e çıkarılmasını hedeflediklerini belirtti. Türk Telekom’un “İnternet Bizden Kampanyaları”na dikkat çeken Turhan, “Hiç internet hizmeti almayan veya en az 3 ay önce internetini iptal etmiş olan 2 milyon haneye internet sağlanması hedefleniyor” dedi.

NOT: 2023 yılına kadar hanelere yüzde 100 oranında 100 megabit internet verebilmek için bugünden itibaren hiç durmadan ülkenin dört bir yanını fibelendirmek ve mevcut uzunluğu en az 50 katına çıkarmak lazım. Bu (TOKİ internet döşemediği sürece) gerçekleşebilir bir hedef olarak gözükmüyor. Fiberi yüzde 11,4’e çıkararak bunu gerçekleştirmek ise kendi içinde çelişiyor. Bu oksimoron durumu şöyle açıklayabiliriz: Masaya bir dilim ekmek koyalım ama masadaki 45 kişinin tamamı bu ekmeği yiyerek doysun… Ya ekmeği çoğaltacaksınız ya da ekmek yemesi gereken insan öngörüsünü düşüreceksiniz. Mevcut bakır kablolarla değil 100 megabit 10 megabiti bile verebilmek mümkün gözükmüyor. 

Son olarak: Bir bakanın bir özel şirketin kampanlarını örnek göstermesi çok şık olmamış…

Sahalardaki milli baz istasyonu sayısı 750 oldu

ANKARA, DONANIM, MANŞET

ULAK Haberleşme AŞ Genel Müdürü Metin Balcı, Türkiye’nin ilk yerli ve milli baz istasyonu ULAK’ın operatörlere teslimatının devam ettiğini belirterek, ”Geldiğimiz aşamada toplamda yaklaşık bin 500 ULAK baz istasyonu operatörlerimize teslim edildi. Bu baz istasyonlarından 750’si hizmet verirken, diğerlerinin kurulum çalışmaları devam ediyor” dedi.

Balcı, yaptığı açıklamada, ULAK’ın, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının desteğiyle Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığının koordinasyonunda, ASELSAN’ın ana yükleniciliğinde, Netaş ile Argela’nın katkıları ve 100’den fazla şirketin katılımıyla Türk mühendislerince geliştirilen ilk milli baz istasyonu olduğunu söyledi. Türkiye’nin, tasarımı tamamen yerli ULAK ile baz istasyonu üreten dünyanın 5 ülkesinden biri haline geldiğine işaret eden Balcı, haberleşme sistemini daha güvenli hale getirecek sistemin, teknolojiyi alan ve kullanan değil, tasarlayan, üreten ve satan ülke haline gelinmesinde önemli bir adım olduğunu bildirdi.

Balcı, ULAK Haberleşme AŞ’nin çalışmalarına “Türkiye’nin 5G ve ötesi için iletişim gücü” sloganıyla başladığını hatırlatarak, Evrensel Hizmet Projesi kapsamında birinci fazda 508, ikinci fazda 326 olmak üzere toplamda 834 ULAK baz istasyonu siparişinin teslimatını tamamladıklarını aktardı. Diğer taraftan her bir operatörün ilk etap siparişleri kapsamında toplamda 625 ULAK 4,5G baz istasyonu teslimatının yapıldığı bilgisini veren Balcı, eylül ayının ilk yarısında 125 teslimat daha gerçekleştirileceğini kaydetti. Balcı, Türkiye’nin ilk yerli ve milli baz istasyonu ULAK’ın operatörlere teslimatlarının süreceğini vurgulayarak, “Geldiğimiz aşamada toplamda yaklaşık bin 500 ULAK baz istasyonu operatörlerimize teslim edildi. Bu baz istasyonlarından 750’si hizmet verirken, diğerlerinin kurulum çalışmaları devam ediyor.” diye konuştu. ULAK’ın ticari operatör şebekelerinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi başta olmak üzere, Bilgi Teknolojileri ve iletişim Kurumu (BTK), Rize merkez, ODTÜ Teknokent gibi noktalarda hizmet verdiğini belirten Balcı, son bir ayda yapılan çalışmalarla özellikle Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerinden başlayarak, ticari şebekelerde de ULAK sistemlerinin yaygınlaşmaya başladığını söyledi.

Balcı, Turkcell ile 2019-2023 dönemini kapsayan 2 bin 650 adet ULAK baz istasyonu için ticari sipariş anlaşması yapıldığını anımsatarak, “Daha önceki 250 siparişle Turkcell’in toplam siparişi 2 bin 900’e yükseldi. Türk Telekom ve Vodafone Türkiye’den ise 250’şer olmak üzere toplam 500 baz istasyonu siparişi aldık. Bu operatörlerimiz ile de yıllara sari ULAK siparişleri için görüşmelerimiz devam ediyor.” ifadelerini kullandı. Yeni siparişlere cevap vermek için hazır olduklarını vurgulayan Balcı, 4,5G baz istasyonlarına yatırımın 2024 yılına kadar devam etmesinin ve bu sürede yaklaşık 20 bin 4,5G baz istasyonuna yatırım yapılmasının planlandığını bildirdi. Balcı, bu yatırımın önemli bir bölümünün yerli ve milli ULAK baz istasyonlarıyla gerçekleştirilmesini hedeflediklerine işaret ederek, şöyle konuştu: “Bu kapsamda yeni siparişler için BTK koordinesinde operatörlerle görüşmelerimiz sürüyor. Geldiğimiz nokta, dünya çapındaki diğer üreticileri dikkate aldığımızda, başlangıç olarak son derece ümit verici. Süratle değişen, kendini yenileyen ve yüksek teknoloji gerektiren iletişim altyapılarında teknolojik, ekonomik ve siber güvenlik açılarından milli ve yerli ürünlerle yerimizi almalı ve bunu devam ettirmeliyiz.”

İnternet yayınlarına sansür gelecek mi?

ANKARA, MANŞET, POLEMİK, Sansür

İnternet yayınlarının RTÜK tarafından “denetime alınması” ülkede zaten sürmekte olan sansür tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Peki yapılanlar gerçekten de sansür mü yoksa her devletin kendi hükümranlık hakları doğrultusunda atması gereken doğru adımlar mı? Bunları soru cevaplarla TKNLJ formatında açmaya çalışalım…

  • Öncelikle kafalardaki sansür kavramını kelime anlamıyla açıklığa kavuşturalım. Fransızca “censure” kelimesinden gelen bu kavram bir yasaklamayı değil denetimi anlatır. Sansür bir şeyin yasaklanması değil, denetime alınmasıdır. Bunun için TDK sitesine bakabilirsiniz… (Her türlü yayının, sinema ve tiyatro eserinin hükûmetçe önceden denetlenmesi işi, sıkı denetim) . Bu bağlamda internet için yapılan şey sansürdür ve bu da tartışmaya açık değildir.
  • Denetimin gerçekten ülkede bazı şeylerin daha iyi olması için yapıldığı konusunda ülkenin kamu yönetimi kimseyi ikna edemez. “Bu ülkede porno siteler çocukların korunması için değil bazılarının hayata bakışını gerçeklemek için yasaklanmaktadır” algısını yıkmak mümkün değildir. Bu yerleşik algıyla kavga etmek için atılacak birkaç adım ve yapılacak birkaç konuşmadan fazlasına ihtiyaç vardır. Çünkü iletişimciler bilirler ki 17 senede oluşan algı öyle kolayca silinip gitmez.
  • Amazon, Netflix ve BluTV gibi platformlar dünyanın dört bir köşesinde bu hizmeti vermektedirler. Dolayısıyla yaptıkları yayınlar belirli ülkelerin belirli kurallarına bağlı değil, evrensel kuralları hedeflemektedir. Peki bizim ülke insanımız internetle evrensel bir boyuta doğru giderken kanunlarıyla bizim yerelimizde biz sigarayı görmeyiz içkiyi buzlarız, küfür ettirtmeyiz diyebilir mi? Bence dememeli.
  • Yayın platformları ülke bütünlüğünü tehlikeye atan yayınlar yapmakta mıdır? Bunlar eğlence içerikli platformlardır. Dolayısıyla bizim yapacağımız denetim PKK propagandası ya da FETÖ iç haberleşmesi gibi sebepleri değil meme gösterdi mi, içki içtiler mi veya eşcinsel arkadaşlıklar var mı konusunun ötesine gidemez. Yani bu denetim belli kişilerin dünya görüşünü destekleme dışında daha ulvi bir anlam içermemektedir.
  • Bu şirketler Türkiye’de vergi vermemektedir. Vermeliler midir? Kesinlikle. Peki bizim burada onlardan şirket kurmalarını istememizin sebebi gerçekten vergi vermelerini sağlamak mıdır? Yani devlet “biz sizin dükkan açmanızı vergi vermeniz için istiyoruz, meme gösterdiğinizde şirketin Türkiye genel müdürünü hapse atmak için değil” garantisini verebilir durumda mıdır? Bence değil.
  • Bu ülkenin mütedeyyin kitlesi “ben bakmıyorsam onlar da bakmasın” gibi çirkin bir yaklaşıma sahip. Bunu dürüst bir biçimde dile getiremese de çocuklarımızı zararlı içerikten korumalıyız gibi saçma sapan gerekçelerle konuya yaklaşıyorlar. İşin daha da çirkin tarafı, bunu yaparken öncesinde “Netflix çok eşcinsellik övücü yayınlar yapıyor” gibi ön algı çalışması ve altlık hazırlıyorlar. Genelde bu tip kanunlar bu tip altlıkların üstüne kuruluyor. Aynı 2010’lu yılların başında internet denetimi için birçok kişinin bilgisayarında bir anda bulunmaya başlanan çocuk pornosu resimleri gibi…
  • Netflix gibi platformlar, gün boyu ben daha güzel yemek yaparım kavgası veren mahalle karılarının boy gösterdiği, insanların birbirini nefes alır gibi vurduğu ulusal kanalların aksine yaş seçeneği sunuyor. Mesela çocuğunuza verdiğiniz Netflix kullanıcı adı ve şifresi için izleyen kişinin çocuk olduğunu belirtirseniz şiddet yayınlarına bile maruz kalmıyor. Show TV’de birbirine geri zekalı gibi saatlerce ateş eden embesil mafya bozuntularından kaçış yok ama küfürlü ve silahlı bir Netflix yayınından kaçış var. Ve siz Netflix’e sansür uyguluyorsunuz. İnsanda biraz utanma olur.
  • RTÜK başkanı Ebubekir Şahin, Gazi Üniversitesinde basın yayın okumuş, Ombudsmanlık sistemi üstüne yüksek lisans yapmış ilginç bir şahsiyet. Hayat akışına baktığımızda tek bir gün bile gazetecilik yapmamış, içerik üretmemiş. (AA genel müdürlüğüne vekalet etmesini saymıyorum, genel müdür vekilleri içerik üretmez) Karate federasyonunda as başkanlık, Wushu federasyonunda üyeliklerde bulunmuş. Şimdi bize sansürün ne olduğu ve olmadığı konusunda ilginç açıklamalarda bulunuyor. Diyor ki biz halka sorduk yüzde 70,4 denetim istiyor. Ne yazık ki o olay öyle olmuyor. Yani halka sorduk yüzde 90 içki içilmesini doğru bulmadı diyerek içkiyi yasaklayamazsınız. Halkın yüzde 55’i kadınların mini etekle sokağa çıkmasını doğru bulmadı diyerek kadınların doğal haklarını ellerinden alamazsınız. Aynı şekilde halk denetim istiyor o zaman yönetmelik çıkardık demek de öyle olmaz…
  • Şu anda ekranlarda buzlanmış yayınlar seyrediyoruz. Bayağı bir bulut öbeğinin ardından dizi ve filmleri takip etmek bendeki bütün film izleme keyfini elimden alıyor. İnanılmaz izlenmiş klasik filmler takır takır kesilip kuşa çevriliyor RTÜK’ün kolunu bacağını soktuğu Digiturk gibi platformlarda. Neden? Çünkü gece saat ikide bu yayınları seyredecek çocukları korumaya çalışıyoruz milletçe. Haydi oradan.
  • Bugün internette porno sitelerin tamamını kapatma işini çocuklarla anlatamazsınız. Bu ülkede zorunlu olarak satılan çocuk filtreleri var ve siz 18 yaşından gün almış her Türk insanının izleme HAKKI olan porno siteleri kapattırıyorsunuz. Ülkenin yüzde 75 yetişkini, ülkenin yüzde 25 çocuklarına zeval gelecek diye onların izlemlerine göre sitelere bakamaz. Mantıklı değil bu.
  • En son olarak… Siz yasaklayacaksınız da ne olacak? Çocuklar ve büyükler bunları yine korsan sitelerden izleyecekler. Üstelik film indirirken virüslerle boğuşacaklar, internetten izlerken korsan bahis sitelerinin reklamlarına maruz kalacaklar. Ve siz aileyi böylece korumuş mu olacaksınız? Bir daha düşünün

ÖZETLE: İnternet yayınlarına sansür gelecek. İnternette keyif aldığımız her şey teker teker elimizden alınacak. Ve son şey elimizden kaydığında son farklı diziyi seyrettiğimizde bugün sesimizi çıkarmadığımız için suçlu hissedeceğiz kendimizi. 

KVKK adını vermemeyi seçtiği bir kuruma 75 bin TL ceza kesti

ANKARA, BÜLTEN, MANŞET

Gelişen teknoloji ve değişen reklam anlayışı zaman zaman vatandaşların anayasal hakkı olan kişisel verilerin korunması hakkının ihlali gibi kişilerin aleyhine oluşacak sonuçlar doğurabiliyor. Bunun son örneklerinden biri de bir vatandaşın Kişisel Verileri Koruma Kurumu’na başvurusuyla ortaya çıktı.

“Bir yatırım şirketi tarafından ilgili kişinin cep telefonu numarasının herhangi bir kişisel veri işleme şartına dayanmadan işlenmesi ve reklam amacıyla aranması hakkında Kuruma yaptığı başvuru” ile ilgili 08/07/2019 tarihli ve 2019/204 sayılı Kurul Karar Özeti Kişisel Verileri Koruma Kurumu tarafından açıklandı. Buna göre ilgili kişiyi reklam amaçlı izinsiz arayan şirkete 75 bin TL para cezası verildi.

Söz konusu Kurum açıklamasında;

– Reklam amacıyla izinsiz olarak aramasının hukuka aykırı bir kişisel veri işleme faaliyeti olduğu için şirketin 75 bin TL idari para cezasına çarptırılmasının,

– Şirket çalışanının daha önceki çalıştığı işyerinden elde ettiği ilgili kişinin verisini şimdiki çalıştığı işyerine Kanuna aykırı olarak aktarmış olduğu ve şirketin Kanuna aykırı olarak kişisel veriyi ele geçirmiş olduğu nedeniyle, Türk Ceza Kanununun 136 ncı maddesinde yer alan haklarını kullanabileceğine dair şikayetçinin bilgilendirilmesinin,

– Şirketin, ilgili kişinin verilerini nasıl ve ne şekilde elde ettiğine dair kendisine başvuran kişiye açıklama yapması ve Kanuna uyum konusunda gerekli hassasiyeti ve özeni göstermesi yönünde uyarılmasının, Kişisel Verileri Koruma Kurulunca kararlaştırıldığı belirtildi.

Şu çok anlaşılmaz bir şey: Yaklaşık onlarca defa operatörlerden gelen istenmeyen aramalar konusunda şikayetleri diye getirdim. Ama KVKK konuyla hiç ilgilenmiş gözükmedi. Şimdi bir yatırım şirketine, o da 75 bin lira gibi cüzi bir ceza kestiğini söylemiş. Neden o şirketin adını vermiyorsunuz? Kişisel bilgileri zarar görür diye mi? Tanıdık diye mi? 

Yolcu beraberinde getirilen telefon harcı 1500 TL oldu

ANKARA, MANŞET, POLEMİK

Dün Resmi Gazete‘de yayınlanan bir maddeyle yolcu beraberinde getirilen telefon kullanım harcı tutarı yeniden belirlendi. Bu rakam 1500 TL olacak.

Devlet şu anda her cep telefonundan fahiş fiyat alıyor. O yüzden yurt dışında 6.000 TL’ye satılan telefona burada 13.000 TL ödemek zorunda kalıyor insanlar. Devlet cari açığın yükünü cep telefonlarına, tablet ve bilgisayarlara yüklüyor. Bu fahiş vergilendirme, yurt dışından gelirken yanında telefon getirmeyi öyle bir hale dönüştürdü ki eğer dışardan telefon alıyorsanız size uçak bileti ve yurt dışında bir gün kalıp güzel bir restoranda yemek yemek bedavaya geliyor.

Yapılan şuursuz vergilendirmeyi görmezden gelip yurt dışından yolcu yanında getirilen telefonlara konan bu ekstra fahiş fiyatı doğru bulanlar olacaktır. Onların yanında durmayınız.

Yurt dışından getirilen telefonlardan fahiş vergi alınırken yurt dışından parça getirip onları burada tırt telefonlar haline dönüştüren firmalar ön plana çıkarılmayı bekliyorsa avuçlarını yalarlar. (Sözüm sana değil GM) Hatta nasıl osa yabancı telefonlar üstünde deli vergi var biz de onların fiyata yakın bir hale getirelim deyip fiyat artırdıklarını da hepimiz biliyor ve görüyoruz. Ama bunlar başka bir yazının konusu.

Yurtdışında yaşayıp ülkemize dönecek insanları düşünün. Yanlarında getirdikleri zaten kullandıkları ve parasını verdikleri telefon için 1500 TL daha verecekler.

1500 TL her tür insaf kriterinin üstünde.

TELKODER 11. Kalkınma Planı’na “temkinli like” verdi

ANKARA, BÜLTEN, MANŞET, RAPORLAR

Türkiye’nin 2019-2023 yılları arasında uluslararası alanda rekabet gücü kazanması, ekonomik ve sosyal kalkınmasını sağlaması amacıyla hazırlanan 11. Kalkınma Planı, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi. Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER), her sektörde rekabet ve verimlilik artışının öngörüldüğü planda elektronik haberleşme sektörüne ilişkin bölümü değerlendirdi.

TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Ata Arıak içerikte yer alan konuların, daha önce devlet tarafından yapılmış pek çok strateji belgesi ve eylem planı gibi belgelerde de yer aldığını ifade etti:

“2017 – 2020 yıllarını kapsayan Ulusal Genişbant Stratejisi ve Eylem Planı’nda ‘Fiber Şebekelerin Yayınlaştırılması’ hedefinin 2019 yılında tamamlanması öngörülüyordu. Aynı şekilde ‘İnternet Değişim Noktası Kurulması’ hedefinin de 2019 yılında tamamlanmış olması gerekiyordu. Bu hedeflere maalesef ulaşılamadı. Artık eyleme geçmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Telekomünikasyon sektörünün tüm sektörler için önem arz ettiğini göz önüne aldığımızda bu hedeflerin gerçekleştirilmemesi dünyadan geri kalma riskimizi giderek artırdığını söyleyebiliriz.”

Eksik yönleri bulunmasına rağmen genel olarak plandan umutlu olduklarını ve belirlenen hedeflere ulaşmak için hızla harekete geçilmesi gerektiğini vurgulayan Arıak, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü:

“Fiber şebekelerin yaygınlaştırılması, fiziksel altyapıların ortak kullanılmasının teşvik edilmesi, yakınsamanın etkileri ve yeni gelişen teknolojiler de dikkate alınarak düzenlemelerin yenilenmesi, uydu hizmetlerinin geliştirilmesi, veri merkezlerinin teşvik edilmesi, ülkenin verilerinin ülkede kalmasının sağlanması, İnternet Değişim Noktasının (IDN) kurulması gibi bizim için oldukça önemli olan konular yer alıyor. Bunlara ilişkin aksiyonların hızla hayata geçirilmesi gerektiğini düşünmekle birlikte sektörün büyümesi, rekabet ortamının gelişmesi, sektördeki vergilerin azaltılması gibi pek çok konunun ele alınmadığını görüyoruz. Yine belirlenen çalışmalar sonucu ulaşılması amaçlanan rakamsal hedeflerin yer almaması da planın eksiklikleri arasında.”

2019 – 2023 yılları arasını kapsayan 11. Kalkınma Planı’nda elektronik haberleşme sektörüne ilişkin önemli başlıklar şöyle:

  • Fiber şebekelerin yaygınlaştırılması, fiziksel altyapıların ortak kullanılmasının teşvik edilmesi
  • Yakınsamanın etkileri ve yeni gelişen teknolojiler de dikkate alınarak düzenlemelerin yenilenmesi
  • Uydu hizmetlerinin geliştirilmesi,
    Veri Merkezlerinin teşvik edilmesi, ülkenin verilerinin ülkede kalmasının sağlanması
  • İnternet Değişim Noktasının (IDN) kurulması
  • Sayısal bölünmenin azaltılması, (İnternet erişimi ve kullanımı bakımından gelir, bölge, cinsiyet ve yaş grupları arasındaki farkların azaltılması)
  • Kamu, özel sektör, üniversiteler ve STK’lar arasındaki işbirliği geliştirilerek dijital dönüşüm ekosisteminin oluşturulması

TAV Ar-Ge merkezi oldu

ANKARA, BÜLTEN, MANŞET

TAV Havalimanları iştiraki TAV Teknoloji, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın araştırma, geliştirme ve tasarım faaliyetlerini desteklemek üzere yürüttüğü programa girmeye hak kazandı.

TAV Teknoloji Genel Müdürü Kerem Öztürk “Kurulduğumuz günden bu yana yolcu ihtiyaçları ve beklentilerini göz önüne alarak güvenli, hızlı ve konforlu bir seyahat deneyimi yaratacak bilişim çözümleri üretiyoruz. Tamamen kendi kaynaklarımızla hayata geçirdiğimiz bilişim çözümlerini daha da geliştirmek üzere araştırma ve geliştirme faaliyetlerine önem veriyoruz. Bu kapsamda, 1500 metrekarelik alana kurulu, içerisinde iki laboratuvar, bir inovasyon merkezi, çeşitli büyüklüklerde ofis, toplantı odaları, seminer ve dinlenme salonları bulunduran yüksek teknolojiye sahip yeni ofisimize geçtik. Bakanlığın da desteğiyle önümüzdeki dönemde küresel pazarda rekabet edecek yeni ürünler ve çözümler çıkarmayı hedefliyoruz. Bunlar arasında havalimanlarını sorunsuz ve belgesiz biyometrik seyahatlere hazır hale getiren self servis kiosklar, self servis bagaj teslimi sistemleri, seyahat belgeleri onay sistemi, self servis uçuş biniş kapıları gibi çözümler bulunuyor. Bu kapsamda hızlı, konforlu seyahat ve akıllı havalimanı konseptleriyle ilgili danışmanlık ve uygulama hizmetleri sunmaya devam edeceğiz” dedi.

5746 sayılı Araştırma Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamında yürütülen program çerçevesinde yaklaşık 1 200 Ar-Ge merkezi ve bu alanda çalışan yaklaşık 60 bin kişiye destek veriliyor.