Türkiye sanal gerçeklikte içerik üreten 5’inci ülke oluyor

ANKARA, MANŞET

TOBB ETÜ Teknoloji Merkezi bünyesindeki Ebuliz Sanal ve Artırılmış Gerçeklik Mükemmeliyet Merkezi, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ile TOBB ETÜ Mütevelli Heyeti Başkan vekili Faik Yavuz’un katıldığı törenle açıldı. Törende konuşan Ziya Selçuk, bakanlık olarak çocukların geleceğe nasıl hazırlanacağı düşüncesinde olduklarını söyledi.

Özellikle meslek liselerine büyük önem verdiklerinin altını çizen Selçuk, bir ülkede ekonomi, eğitim ve demokrasinin kalkınma ile doğrudan ilişkili olduğunu bildirdi.

Mesleki eğitimde artık yeni bir dönemin başladığının altını çizen Selçuk, bu yıl 250 patent ve markanın bu liselerde üretildiği bilgisini paylaştı. Selçuk, öğretmenliğin sadece geçim vasıtası olarak görüldüğü bir anlayışa karşı olduğunu, üniversitelerin de memur kafasıyla yönetilmemesi gerektiğini bildirdi.

TOBB ETÜ Mütevelli Heyeti Başkanvekili Faik Yavuz bu merkezde geleceğin eğitim programlarının tasarlanacağını belirterek, burada pratik eğitim için içerik üretileceğini kaydetti. Buradaki yazılımlar aracılığıyla öğrencilerin, bir motorun tüm parçalarını söküp takmayı sanal ortamda görebileceğini dile getiren Yavuz, “Türkiye sanal ve artırılmış gerçeklikte içerik üreten 5’inci ülke olacak” diye konuştu.

TOBB ETÜ’nün, Türkiye’nin ihtiyacı olan nitelikli beşeri sermayeyi üretmek için kurulduğuna dikkat çeken Yavuz, “Teori ve pratik eğitimi bir arada gören öğrencilerin yüzde 73.5’inin mezun olduktan 1 sene sonra iş buluyor. Teknoloji merkezinin yabancı ortaklarıyla birlikte dünyanın en hızlı mikro işlemcisini geliştirme çalışmaları sürüyor” dedi.

Elektronik tebligat PTT’ye emanet

ANKARA, BÜLTEN, MANŞET, YAZILIM

PTT AŞ tarafından kurulan ve tebligatları elektronik ortamda çok daha hızlı, güvenli ve etkin bir şekilde alıcısına ulaştırmayı sağlayan ve yaşanabilecek karışıklıkların önüne geçebilmek adına teslim edilme ve okunma güvencesinin yer aldığı “UETS” düzenlenen lansman ile tanıtıldı. Yasal kanıt olarak da kabul edilen elektronik tebligatlar sayesinde kağıt kullanımının ortadan kalkmasıyla hem büyük oranda tasarruf sağlanıyor hem de çevreye zarar verecek uygulamaların önüne geçiliyor.

UETS’nin günlerce süren tebligat işlemlerini e-tebligat uygulamasıyla saniyeler içerisinde ilgilisine ulaştırdığını, böylece adalet sisteminin daha kaliteli ve hızlı bir şekilde işlemesine imkân sağladığını ifade eden Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, “Tebligatı hukuki dinlenilme ve adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından biri olarak görüyoruz. Hemen hemen bütün hukuki işlemler ancak tebligatla sonuç doğurabilir. Dolayısıyla yargılamanın sağlıklı sürdürülebilmesi, iddia ve savunmayla ilgili delillerin eksiksiz toplanabilmesi, itirazların yapılabilmesi için önce usulüne uygun bir tebligatın yapılması şarttır. İyi işleyen bir yargı sistemi için iyi işleyen bir tebligat sistemi şarttır” dedi.

“UETS sayesinde 8 bin ağaç kesilmekten kurtarıldı”

UETS’nin dijital dönüşüm stratejilerinin en önemli aşamalarından birini oluşturduğunu kaydeden Ulaştırma ve Altyapı Bakanı M. Cahit Turhan, “2019 yılında sistem üzerinden 19 milyon tebligat ilgililere ulaştırıldı. Böylece 8 bin ağaç kesilmekten kurtarıldı. Kurtarılan ağaç sayıları gelecek dönemlerde 100 binleri bulacak. Geçen yıl sistem üzerinden yapılan gönderimler nedeniyle sağlanan tasarruf miktarı 200 Milyon Türk Lirası’dır” dedi.

Günden güne gelişen bilgi ve iletişim teknolojilerinin insan hayatı ve kamu işleyişinin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini belirten Turhan, “Fiziksel bilgilerin dijital ortama aktarılması, üretilmesi, paylaşılması ve erişimi kurumlar için zoru kolay kılma anlamı taşır. Bugün tanıtımını yaptığımız UETS’yi bu kapsamda değerlendirmekteyiz. Ülkemizin dijital dönüşümünde önemli bir yer edinen PTT AŞ, elektronik tebligat sisteminin kurulması konusunda da üzerine düşen sorumluluğu gayretiyle yerine getirdi” diye konuştu.

“PTT olarak tüm hizmet alanlarımızda dijital dönüşüm öngören bir stratejiyi kararlılıkla uyguluyoruz”

Bir dünya markası olma vizyonu doğrultusunda ürün ve hizmet çeşitliliği ile iş ve işlem kalitesini artırmaya devam eden PTT’nin, inovatif atılımları ve stratejileriyle geleceği şekillendirecek standartlara vurgu yapan PTT AŞ Genel Müdürü Hakan Gülten, “PTT AŞ tarafından üretilen, işletilen ve korunan UETS sayesinde, tebligatlar hem hızlı hem de güvenli bir şekilde alıcısına ulaşıyor.” dedi. PTT’nin tüm hizmet alanlarında dijital dönüşüm öngören bir stratejiyi kararlılıkla uyguladığını dile getiren Gülten, “Bu nedenle devletimiz, tebligat sistemi gibi çok önemli bir hizmet alanını dijitalleştirirken PTT’ye de önemli bir sorumluluk yükledi ve zorunlu elektronik tebligat sistemine geçişte PTT’yi ana paydaşlardan biri olarak görevlendirdi” ifadelerini kullandı.

6 ay gibi kısa bir zamanda UETS’yi geliştirerek hizmete sunduklarını söyleyen Gülten şöyle devam etti: “Bakanlığımızın e-devlet uygulamaları çerçevesinde, bir hizmet alanının daha başarılı şekilde dijitalleşmesine katkı sağladık. UETS’yi dijital dönüşüm stratejimizin önemli aşamalarından biri olarak gördük ve diğer e-devlet uygulamalarımızla hızlı bir şekilde entegre ettik. Devletimizin bize yüklediği sorumluluğun altından 180 yıllık tecrübemiz ve Bakanlığımızın verdiği destekle başarılı şekilde kalktık ve Adalet Bakanlığımızın yönetmeliğine uygun, gerekli bütün teknik detaylara hâkim bir sistemi kullanıma açtık”

Tebligatlara 30 Yıl Ulaşma İmkânı

UETS’nin kullanıcılarına, ihtilaflarda yardımcı olacak ve hak mahrumiyetlerini önleyecek bir arşiv hizmeti de sunduğunu vurgulayan Gülten, “UETS üzerinden gönderilen tebligatlara ait deliller 30 yıl boyunca saklanıyor ve mahkemelerde resmi delil olarak kabul ediliyor. Elektronik tebligatlarının UETS’de saklanmasını isteyen müşteriler ek arşiv alanı satın alarak gönderilerini saklama imkânı bulabiliyor. Kullanıcı hesaplarının ücretsiz olarak verildiği uygulamada, kullanıcılara 100 MB alan da ücretsiz olarak sağlanıyor ve kapasite sınırı olmaksızın kullanıcılar geriye dönük 6 aya kadar olan elektronik tebligat gönderilerine erişebiliyor” ifadelerini kullanarak sözlerini bitirdi.

Akıllı su sayacını devlet herkese verse mi acaba?

ANKARA, MANŞET

Dünya giderek daha kötüye gidiyor. Sular azalıyor, nüfus artıyor. Uzmanlar çok kötü günlerin bizi beklediğini söylese de kimse oralı değil. Suyu daha etkin kullanmanın milyonlarca yolu var. Bunlardan biri de akıllı su sayacı.

Ancak geçen hafta okuduğum bir haber beni gerçekten çok üzdü. Haberde şu ibareler geçiyor:

Tüketici Hakları Derneği Zonguldak şube başkanı Ali Topaloğlu yaptığı açıklamada, “Tüketicilerin yargı karaları gereği seçme tercih etme hakkı vardır. Belediye Meclis kararı yargı kararlarına aykırıdır. Belediye Meclisi 2020 ilk toplantında su sayaçları ile ilgili tüketicileri zora sokacak bir kararı iktidar çoğunluğuna dayanarak almıştır.  Bu karara göre; yeni abone olanlar, parasını ödeyemeyip suyu kesilenlerin suyu açılırken, Su sayacı Mekanik sayacı arızalananlar ve on yıllık kullanım ömrünü doldurmuş olanların ÖN ÖDEMELİ Sayaç kullanma zorunluğu getirilmesi getirilmiştir.
Bu konuda 2015 Yılında Yargıtay 3. hukuk dairesinin içtihata dönüşmüş kararı vardır. Gerek Tüketici yasası gerekse de evrensel hukuk kuralları gereği Tüketiciler ister akıllı sayaç, isterlerse mekanik sayaç takılması konusunda serbesttirler, istedikleri sayacı tercih edebilirler. Tüketicilere hiçbir şekilde akıllı sayaç dayatılamaz.”

Biz her şeyi dayatmayla veriyoruz halkımıza. Demeç veren kişi sonuna kadar haklı. Onun yerine devlet bu maliyeti üstlenerek hem suları daha etkin kullanmamızı sağlasa hem de tasarrufu özendirse nasıl olur acaba?

Wikipedia bu ülke için neden bir utanç belgesidir?

ANKARA, MANŞET, POLEMİK

Wikipedia iki buçuk yıl kapalı kaldıktan sonra tekrar açılma yoluna girdi. Ha açıldı ha açılacak. Ama bunun açılıyor olması bizim için daha az utanılır hale getirmiyor. Bundan neden utanmamız gerektiğini sizlere birkaç madde halide hatırlatmak istedim:

  1. Wikipedia, insanların ortak emeğiyle üretilmiş, eğitim ve bilgilendirme amaçlı, tamamen ticari kaygılardan uzak bir internet oluşumuydu. Bunun değil kapatılması, bunu tartışmak bile utanç abidesi oldu
  2. Wikipedia, Türkiye’nin teröristlere destek vermesi konulu bir makale yüzünden yıllarca kapalı kaldı. Mesela Türklerin uzaylılara destek . verip dünyayı ele geçirme çabalarıyla ilgili, ya da Kızılderililerin dünyadan silinmesinde oynadığı rol konulu bir makale olsaydı bu siteyi kapatır mıydık? Ne kadar saçma der geçerdik değil mi? İşte Türkiye terörizme destek veriyor konulu bir madde yüzünden bunu kapatmamız bunun olabilirliğini doğrular, neredeyse tasdik eder, bunu ciddiye alır bir hava yarattı. Bu bizim için ayrı ve büyük bir utanç vesikası oldu.
  3. Bu ülkenin bütün halkı, neredeyse ağız birliği etmişçesine bu sitenin açılması için günlerce, haftalarca, aylarca ve ellerinden her geldiğinde bir yerlerde yazdılar, söylediler, sokaklara çıktılar. Bunun yeniden açılma ihtimalini bunca çağrıya rağmen dikkate almamak bu üke için büyük bir utanç durumu oluşturdu.
  4. Ülkesindeki hiçbir “yeniden açılmalı” sesine kulak vermeyen hükümet, AİHM’den gelen ilk kararda konuyu tekrar tartışmaya karar verdi. Kendi ülkesinin demokratlarına değil dış yapıların kararlarını daha çok dikkate aldı. Bu belki de bu ülkenin son yıllarda yaşadığı en büyük utançtı.
  5. Anayasa Mahkemesi’nin iki buçuk yıldır önüne almadığı bu dava dosyasını AİHM konu hakkıda görüş bildirdikten sonra işlemeye karar verdi. Mühim olan ülkesindeki hassasiyetleri dinlemesiydi. Bunu yapmadı. Yabancıların hassasiyetlerini dikkate alması birçok demokrat insanı çok utandırdı.
  6. Bugün Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, iktidar mensupları herkes Wiki’nin açılması gerektiğini, açılacağını söylemiş. BTK hala mahkemeden gerekçeli karar bekliyor. Bu da önemli bir utanç kaynağı olmalı onlar için. 2,5 yıldır gereksiz yere kapalı açın gitsin işte be!

Bir sabah uyandık baktık ki ne görelim: Fiberimiz 7,5 milyon kilometre!

ANKARA, İNTERNET, MANŞET, TÜRK TELEKOM, TURKCELL

Bundan yaklaşık bir yıl önce, bu konularda yazan ve okuyan biri olarak Türk Telekom ve Turkcell’e basit bir soru gönderdim.

“Dünyada fiber uzunluğunun iki türlü ölçümü var: İçinden fiber geçen kanalların uzunluğunun ölçümü, diğeri ise kanalların içinden geçen kıl sayısıyla kanalık uzunluğunun çarpımı. Sizde hangisi geçerli?”

Bu soruyu gönderdiğim her iki şirket de mavi ekran hatası verdi. “Eee… Üüü” efektiyle cevap verdiler. “Biz bakalım geri dönelim” dediler ve bir yıla yakın zamandır cevap vermediklerine göre hala bakıyorlar diye düşünüyordum. Sonra Türk Telekom (tabi ki beni çağırmadıkları bir toplantıda) 7,5 milyon kilometre fiberlerinin olduğunu dile getirdi.

Ülkemiz bir gecede fiber zengini olup çıkmıştı. Ne kadar mutluyduk. Ben eve gidip baktığımda bir gecede fiber hızımın 75 kat hızlandığını gördüm. Aynı zamanda cep telefonuma gelen hız da 55 kat artmıştı. Üstüne üstlük artık 1894 kat daha az para veriyordum internete.

Basın toplantısında gazetecilere demezler mi “5G öncesi büyük atılım yaptık” diye? Beni aldı bir gülme. Basına söylenen 300 bin kilometreden çağrılı basına söylenen 7,5 milyon kilometreye çıktık demek gerçekten büyük atılım yapmaktı. Milyon yahu! Daha ne olsun? Şu anda evinde hala UP TO 8 megabit ile internete giren ve buna şuursuzca 100 liraya yakın para veren kullanıcılar daha mutlu hissediyorlar kendilerini. Çünkü İstanbul’un abone başına fiberleşme oranı yüzde 76 imiş. Bunların kaçı FTTH denen gerçekten eve kadar giren fiber yerine bir noktaya kadar fiberle gelip yolun kalanını katırlarla devam eden internet… Bilemiyorum. Sorsam yine mavi ekran alıp bir yıl sonra şu kadarmış derler belki. Uğraşacak enerjim ve isteğim yok.

Türk Telekom CEO’su Ümit Önal “Bu altyapı, Türkiye’nin altyapısıdır. Talep eden her operatör bu altyapıyı kullanabilir” demeseydi iyiydi. Çünkü şimdiye dek atılan tüm adımlar, yazdığımız tüm yazılar, diğer şirketlerin tüm şikayetleri ve ortaya konan tüm akıllarla dalga geçen bir cümleydi bu. Türk Telekom size kullanmayın demedi ki hiçir zaman. Sadece üstüne öyle bir fiyat koydu ki kendi fiberini çekmek, ondan kiralamaktan ucuza geliyordu.

Önal bunu bilmiyor mu? Kesinlikle biliyor. Ama halk bilmiyor, çağrılı bazı gazeteciler bilmiyor. O da bunun avantajından faydalandı. Mesela ben evime 10 milyon dolar veren herkese evimi satarım. Bu beni gerçekten satmaya istekli biri yapıyor mu? Yani…

Cumhurbaşkanı’nın fiberin önünde duran bana hesabını verir demesiyle fiberin milyonlarca kilometre artması bir oldu. Fiberin önünde durana çok acayip ceza vereceğiz derse burdan güneşe kadar fiberimiz olabilir. Hatta moleküllerinin her birinin arka arkaya eklenmesiyle 254 bin ışık yılı gibi bir mesafeyi yakalamamız bile mümkün olabilir.

Bir gecede kavuştuğumuz milyonlarca kilometre fiberimiz hayırlı olsun.

Türk elektronik postası kim nasıl yaparsa olur?

ANKARA, MANŞET, OPERATÖRLER

Türkiye’nin verisinin Türkiye’de kalması için aslolan şeylerin başında her gün kullanılan her gün elden geçen şeylerin Türkleştirilmesi gerekiyor. Mesela elektronik posta gibi.

Turkcell kendinin üreteceği Türk elektronik posta konusunda bilgiyi kısıtlı ve kapalı bir kitleye vermek ve sorularımdan kaçınmak istediği için onunla ilgili bilgi veremiyorum. O kısıtlı gruba girme “şansı” yakalamış “şanslı” gazeteciler mutlaka sizlere onların yapacağı rüya gibi şeyleri anlatacaktır. Ben size bildiğim evrensel gerçekleri anlatayım…

Sıkça söylendiği gibi, eğer bir şeye para vermiyorsanız orada satılan şey sizsiniz demektir. Bu, özellikle internetten ücretsiz aldığımız hizmetlerde böyle. Sosyal medya gibi, bazı oyunlar gibi ve tabi ki elektronik postalar gibi.

Bir elektronik posta kullanırken kendimizi nasıl satabiliriz sorusu kafanızdan büyük bir hızla geçiyor olabilir. Cevabı çok kolay: Sizin bilgilerinizin kullanılması, sizin iletişim kurduğunuz kişilerin bilgilerinin kullanılması ve bu bilgilerin en iyi ihtimalle reklam için kullanılması…

Her ne kadar benim bilgilerimi alsalar de olacak diyen çok büyük bir kitle çıkacak olsa da aslında sizin bilgilerinizin başkalarının veri işlemesine katkı vermesi çok korkunç bir şey. Bunu belki 10 sene sona siz ama özellikle de siz gittikten sona çocuklarınız fark edecek ve hepiniz için çok geç olacak. O konuyu şimdilik geçelim.

Peki Türkiye’nin dışına çıkmayan bilgilerle bu işi yapmamız gerektiğini neden söylüyoruz? Çünkü Türkiye, Turkcell’in çağrılı kısıtlı kitlesine Turkcell’in dijitalden sorumlu genel müdür yardımcısının anlatamayacağı kadar önemli bir dönemeçten geçiyor.

Nedir o dönemeç? Şu anda Google’dan Facebook’a kadar uzanan belli bir yelpazede şirketler, dünyada ve Türkiye’de bir başkaldırı sürecinden geçiyor. Ne zaman bir kesinti olsa acaba Google onlara kestiğimiz cezalar yüzünden, ambargolar yüzünden, devletlerarası ilişkiler yüzünden bizim hizmetleri kesti mi acaba diye paranoya yapıp duruyoruz. Varlığımızın büyük bir kısmını bu şirketlerin üstüne koymuş yaşamımızın ayrılmaz bir parçası haline dönüştürmüşüz. Google dese ki bize “Sen bana ceza mı kesiyorsun? Peki vermiyorum o zaman size mail, bulut ve benzeri hizmetleri al ne halin varsa gör…” Sevgili Füsun Nebil ile düzenli olarak bunu konuşuyoruz. O belki de akil bir bakış açısıyla “bu insanlar buradan iyi para kazanıyor neden böyle yapsınlar ki” diyor ve çok büyük bir ihtimalle haklı. Ama bu her gün daha da şizoidleşen dünya düzeninde ya bir manyak çıkıp böyle bir şey derse ne yaparız? İşte başkaldırı dediğimiz şey burada başlıyor.

Verilerimizin onun bunun kucağında olmasından değil belki de sırf bu yüzden “yarın acaba çalışacak mı” diye düşünmeyeceğimiz bir temel internet varlığımız olmalı. Bankalara, iş yerlerine yaptığımız başvurulara, gün boyu yazılan kızlara oğlanlara vereceğimiz bir mailimiz olmalı.

Peki bunu kim nasıl yapmalı? İşte bu noktada meselenin temeline geliyoruz. Turkcell mi, Türk Telekom mu, Vodafone ya da Mehmet Efendi ve Mahdumları teknoloji şirketi mi? Ben oyumu hiçbirinden yana kullanıyorum. Kalıcı ve sağlam, içinde birilerinin dataları göğsünde sektirmediği bir maile ihtiyacım var benim. Bir tane de olsa böyle bir mailim olması gerekiyor. Turkcell kısıtlı basın kitlesine ne anlattı bilmeme imkan yok ama ben oyumu onlardan yana da kullanmam. Çünkü benim için Turkcell ya da Google çok farketmiyor. İçinde “atanmış” güvenilir yöneticilerinin olması, Türkiye’de vergi veriyor olması da umurumda değil. Onlar devlete devletin sahip olamayacağı teknik imkanlar sağlayabilir. Ama ben devlet güvencesi istiyorum. Yandex ya da Google neyse Turkcell de o benim için. Kar etmek isteyen ve bedava hizmet veren şirketlerin bakış açılarına eşit derecede güvenmiyorum.

Bu arada yine kısıtlı kitleden olmadığım için Turkcell’in verceği mailin alan adı kökünü bilmiyorum. Ama asla kullanmayacağım bir alan adı seç deseler… Yaani kelimesini veya bunun sağına soluna mail yazılmış halini işaretlerdim. Mail adresi dediğiniz şey bedava da olsa biraz karizması olmalı. O kadar da değil yaani

Cumhurbaşkanı fiber için karşısında kimi bulacak?

5G, ANKARA, MANŞET

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MÜSİAD’in “Dijital Gelecek” temasıyla gerçekleştirdiği “Vizyoner Zirvesi”nde yaptığı konuşmada tüm dünyada dijitalleşme konusunda yaşanan gelişmelere ve dijitalleşmenin bel kemiğini oluşturan fiber altyapının önemine dikkat çekti. Fiber altyapımızı güçlendirmeden 5G teknolojisini kullanamayacağımızı vurgulayan Sayın Cumhurbaşkanı “Hükümete geldiğimizde Fiber hat uzunluğumuz 81 bin kilometreydi, bugün 364 bin kilometreyi geçtik. Bu fiber hat konusunda yavaş gittiğimizi görüyoruz. Firmalarımızın fiber hat yatırımını hızlandırması gerekiyor. Aksi takdirde 5G teknolojisini etkin kullanamayız. Fiber hat yatırımları konusunda engel çıkaranlar karşılarında bizzat şahsımı bulacaklarını bilmelidirler. Eksiklilerimiz olmakla birlikte dijital dünyayı yakalama konusundaki kararlılığımız tamdır” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanının fiber altyapı konusunda yaptığı açıklamanın umut verici olduğunu dile getiren Serbest Telekomünikasyon İşletmeleri Derneği (TELKODER) Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Ata Arıak: “Kurulduğumuz ilk yıldan beri Türkiye’nin gelişmiş ülkelerle rekabet edebilmesi için fiber ağlarla donatılması gerektiğini her fırsatta dile getiriyoruz. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) açıkladığı 2019 2. çeyrek verilerine göre ülkemizde şu anda 364,549 km’lik bir fiber altyapı bulunuyor. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da vurguladığı gibi fiber hat konusunda çok yavaş ilerliyoruz. Tüm dünya ülkeleri bilim ve teknolojiyle kalkınmayı ana hedef olarak koyuyor. Biz de dijitalleşmeyi ve teknolojiye yatırım yapmayı benimsiyoruz ancak bu hedeflerin başarıyla sonuçlanması için fiber altyapının yaygınlaşması şart.”

Fibere yatırım yapmak isteyen şirketlerin pek çok noktada engellendiğini de vurgulayan Yusuf Ata Arıak: “Sayın Cumhurbaşkanının bu konunun farkında olduğunu bilmek ve düzeltilmesi için uyarılar yaptığını görmek bizi çok mutlu etti. Çünkü fiber altyapı sadece telekomünikasyon sektörü için değil tüm sektörlerin gelişebilmesi için çok önemli. Cumhurbaşkanının bu önemli açıklaması üzerine hem merkezi hem de yerel yönetimler tarafında fiber altyapının hızla ve yaygın olarak tesis edilmesi konusundaki çalışmaların hızlanacağını umut ediyoruz. 18 ay önce imzalanan “Ortak Altyapı Paylaşım Protokolü”nün ivedilikle hayata geçmesi gerektiğini düşünüyoruz.”