Google “yemedi”

ANKARA, İNTERNET, KISA KISA

Biz ballandıra ballandıra Youtube’u nasıl telif hakları konusunda kandırdığımızı anlattık

Google dedi ki:

YouTube yetkilileri yaptıkları açıklamada; ‘’Geçtiğimiz haftasonu YouTube hakkındaki erişimi engelleme kararı Türk mahkemesi tarafından kaldırıldı ve Türkiye’deki kullanıcılar 2 yıl gibi bir sure sonrasında tekrar siteye erişim imkanına sahip oldular. Erişim engelleme kararı, küresel çapta bir hizmetimiz olan YouTube.com’da bulunan, Türk kanunları kapsamında yasalara aykırı sayılan fakat halihazırda Türkiye’deki kullanıcıların erişimine kapatmış olduğumuz bir takım videoların global olarak siteden kaldırılması talebi sonucunda işleme konmuştu. Bu talebi, Türkiye kanunlarının Türkiye dışında geçerli kılınma zorunluluğu olmadığına inandığımızdan geri çevirdik.

Erişim engelleme kararı, Türkiye’de Internet Kurulu tarafından Almanya’da bulunan bir şirketin mevcut ‘otomatik telif hakları şikayet’ mekanizmasını kullanarak, YouTube.com’dan söz konusu videoları silmesi sonucunda kaldırılmıştır. Konuyu araştırdığımızda, bu videoların telif hakları politikamızı ihlal etmediği sonucuna vardık ve videolar Türkiye’den ulaşılamayacak bir şekilde yeniden siteye yüklendi. Türkiye’deki kullanıcılarımızın YouTube’a sorunsuz bir şekilde erişmeye devam edebilmelerini diliyoruz.

Youtube aslında dedi ki:

Biz Türkiye’nin kendi lokal dünyasında aldığı kararların muhattabı değiliz. Bunun için global stratejilerimizi değiştirmeyeceğiz. Bunu 1.2 milyar nüfuslu Çin için de yapmadık, ABD Temsilciler Meclisi için de… Videoların kaldırılması otomatik telif mekanizmasının kötüye kullanımından kaynaklandı. Ama onu da düzeltecek mekanizmalara sahibiz.

Şimdi devletimiz şunu diyebilir:

  1. Bunu milat kabul edelim ve başlamışken mevcut yanlışları ortadan kaldıralım.
  2. Almanya’da şirket mi yok, ILS gider MAYELES gelir. Biz böyle böyle haftada iki gün kadınlar matinesi tadında siteyi açar kaparız.
  3. Eh 907 günün ardından 3 gün açık kaldı daha ne istiyorsunuz… Zaten biz baktık izleyenler izledi bayağı…
  4. Zaten biz mahkeme kararı alıp kapatılsın diyene kadar birkaç gün daha idare eder bu…
  5. Bir kedi filmi vardı ya onu indirecektim tüh bak…

İnternet kafeler programa bağlandı

ANKARA, MANŞET

Bir internet kafeye girer bütün bankaların hesaplarını çökertirim” zihniyeti sona erdi. Tabii ki aynı zamanda “benim ne yaptığımdan kime ne, kendi iç dünyamda takılırım” devri de… İnternet kafelere getirilen şartlarla herkesin ne yaptığı nereye girdiği ve çıktığı bilinebilecek.

İçişleri Bakanlığı, BK ve TİB ile birlikte tüm Türkiye sathında internet kafeleri konrol altında tutmak için çalışmalarını sonlandırmak üzere. Bilindiği gibi 2007 yılı mayısında 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun devreye girdi. Bu kanunla birlikte “internet kafeler” izin belgesi olmadan çalışamaz hale getirildi.

Bu sayede çocukların korunması, suçların önlenmesi ve suçluların tespiti yönünde gerçekleşmesi sağlandı ya da sağlanacak. Bu amaçla bir filtre programı kullanılacak, kafeler içinde iç IP dağıtım loglarının saklanacak, sabit IP kullanımı ve IP log imzalayıcı program kullanılması zorunlu hale getirilecek. Toplanan bütün bilgiler TİB’e özel bir web ara yüzü ile ulaşacak. Bu web arayüzünün gerekli mercilere ulaşabilmesi için 967 mülki amirliğe kullanıcı adı ve şifre hazırlanarak gönderildi. İçişleri Bakanlığı ile yeni imzalanan protokolle bu veri girişleri artık İçişleri e-Modülü üzerinden gerçekleştirilecek. Bu yazılımı kullanan internet kafe sayısı ise 22 bin 500‘ü aştı.

Artık gönül rahatlığıyla internet kafelerden internete girebilir, oradan gelecek saldırıların müsebbibinin dakiklar mertebesinde bulunacağına emin olabiliriz.

Güvenli iletişim yasaklanıyor

ANKARA, KISA KISA, MANŞET

Devletimiz, 23 Ekim günü resmi gazetede yayımlanan bir açıklamayla kişi ve kurumların kendi içlerinde şifresi kırılamayan güvenli elektronik sistemler üstünden ses ya da veri aktarımı gerçekleştirmelerini yasakladı. Bunu yapmaya yetkili olan kurumlar ise sadece “Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Dışişleri Bakanlığı” olarak gösterildi.

Eğer mutlaka bu sistemi kullanmanız gereken bir iş yapıyorsanız yasaklanmıyor, sadece bir iki küçük formaliteyle karşı karşıya kalıyorsunuz:  Kurulması planlanan haberleşme sistemiyle Bilgi Teknolojileri Kurumu’na başvuruyorsunuz. Kullanılan kripto tekniği veya cihazı ile ilgili belgeler ve kullanılacak elektronik haberleşme sisteminin teknik özelliklerini aktarıyorsunuz. Kripto algoritması ve anahtarı, anahtar üretme, dağıtma ve yükleme modülü veya cihazı, bu amaçla kullanılan tüm yazılım ve donanım, gerektiğinde şifrenin çözülmesine imkan tanıyan yazılım ve⁄veya donanımı kuruma sağlıyorsunuz. Bu cihazdan iki adet kuruma veriyorsunuz.

Diyelim ki bunları verdiniz… Yine bitmiyor. Eğer cihazı üreten firma veya sizin sicil kayıtlarınızda Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Cumhuriyetin temel ilkelerine ve devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık veya 12⁄4⁄1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlardan mahkum olma durumu var ise yapılan başvuru reddediliyor.

Bunu istekleri yerine getirmeyenler, kodlu veya kriptolu elektronik haberleşme cihazı veya sistemi kullanıcı ve üreticileri için 5809 sayılı Kanunun 60 ve 63 üncü maddeleri uygulanıyor. Yani yetki belgelerine el konabiliyor, şirketleri kapatılabiliyor, 1 milyon lira idari para cezası uygulanıyor, 6 ay hapis ve 10 bin güne kadar adli para cezası veriliyor.

İlginç günler ve tartışmalar bizi bekliyor.

İki hatlı telefonlarda İMEİ krizi

ANKARA, MANŞET, OPERATÖRLER

 

Yurt dışından telefon getirterek pasaporta kaydettirmek ve kullanma işi Türkiye’de oldukça yaygınlaştı. GSM şirketlerinin bayi teşkilatlarının yardımcı olmasıyla işlemler oldukça hızlı ilerliyor. Ne var ki bu konuda sorunlar çıkabiliyor. Zaman gazetesinin iddiasına göre çift hatlı telefonları yurt dışından getirmek sorun yaratıyor. Zira telefonu bir hattın üstüne kaydettiriyorsunuz ancak diğer hat telefonu kaçak gibi algılıyor ve diğer hatta kaydettirme yapamıyorsunuz. Zaman gazetesi konuyla ilgili MOBİSAD Yönetim Kurulu Üyesi Caner Özgül ile görüşmüş.

Özgül aslında çift hatlı telefon denen cihazın iki telefonun tek bir aletin içinde vücut bulmuş hali olduğunu belirtiyor. Tek pasaporta iki İMEİ numarası kaydettirilemeyeceğini belirten Özgül bu konuda sorunlar yaşandığını ve yaşanacağını belirtiyor.

Aslında olmaması gereken bir özgürlük

ANKARA, İNTERNET, KISA KISA, MANŞET

2008 yılının Mayıs ayında Atatürk’e hakaretten kapandı. Şu anda dünyanın en fazla ziyaret edilen üçüncü sitesi. İki buçuk yıldır kapalı olmasına rağmen Türkiye’nin en fazla ziyaret edilen altıncı sitesi. Üstünde Türk sitesi olarak bir tek Mynet var. Yakın zamana kadar ilk üçteydi. Başbakan “ben giriyorum siz de girin” dedi. Cumhurbaşkanı sitenin kapalı olmasını tasvip etmesinin mümkün olmadığını söyledi. Ne var ki sitenin açılması 907 gün sürdü.

Siteden zararlı içeriklerin yok edilmesinin ardından 5651 sayılı Kanun’un, “Erişimin engellenmesi kararı ve yerine getirilmesi” başlıklı 8. maddesinin 9. fıkrası uyarınca yasak kararı ortadan kalktı. Liselerarası kompozisyon yarışması finalinde basınla buluşan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım müjdeli haberi verirken mevcut gelişmelerin bilgileri dahilinde olduğunu ve Youtube’un açılmasından mutluluk duyduğunu söyledi.

Açılışın ilk saatlerinde “bir şekilde ortadan kalkan videoların” yarattığı mutluluk, sonrasında derin bir endişe dalgasına bıraktı kendini. İlk gelen bilgiler içinde İnternet Kurulu Başkanı Serhat Özeren’in yoğun çabalarıyla açılışın gerçekleştiği yönündeydi. Yönetime yeni gelen Özeren’in bir süredir yasakların kalkması için yollar aradığı kaydedilmekteydi zaten. Ancak detaylı bilgiler geldiğinde bu yolların ne olduğu daha iyi ortaya çıktı.

Söylentilere göre Serhat Özeren yurt dışında International Licensing Services isimli bir kuruluşla temasa geçti. Kimi çevreler tarafından milliyetçi bir kuruluş olarak tanımlanan bu şirket Youtube üzerine konan videoları “kendi videoları” olarak tanımladı. Youtube böylesi bir başvuru karşısında kayıtsız kalmadı ve videoları kaldırdı.

Bu noktada karşımıza çok enteresan konu başlıkları çıkıyor şüphesiz:

  1. Aslında Youtube ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki sürtüşme hiçbir şart ve koşulda ortadan kalkmadı.
  2. Ulaştırma Bakanı’nın sık sık satır aralarında gündeme getirdiği Türkiye’de mevcudiyeti olmayan vergi vermeyen bir şirket tanımını değiştirecek bir durum oluşmadı.
  3. Youtube’un hızlı aksiyonu gösterdi ki bu şirket için telif hakları ülkelerin kendine yönelttiği ricalardan çok daha büyük önem arzediyor. Çünkü 907 günlük kapatmada gidip gelen bilgileri çok da fazla dikkate almazken bir telif hakları ihlalini bir haftadan kısa bir sürede değerlendirmeye aldı.
  4. Basına yansıyan bilgiler arasında Youtue’un bu gelişmelerden çok da fazla mutlu olmadığı görülüyor. Konuyu prestij olarak ele alacak tek yapı Türkiye Cumhuriyeti olmayacaktır.
  5. Youtube aslında sessiz sedasız bitirilmesi gereken bu hareketin bu kadar büyümesi karşısında mutyaka inceleme başlatacaktır. Bu videoların ILS isimli şirkete ait olmadığı gün gibi aşikardır, ilk inceleme başlatacak kişi bunu görecektir.
  6. Youtube açıldıktan sonra bunun tekrar kapanmaması mucize olacaktır. Bunu anlamak için bilge olmak gerekmemektedir.