TELKODER rekabet için ara bağlantı ücretini artırın dedi

Serbestleştirme yapılan tüm ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de telekomünikasyon alanında serbestleştirme yapılarak rekabetin sağlanması için kurumlar kuruluyor ve bir dizi işlem yapılıyor. Böylece, Telekomünikasyon alanında var olan yerleşik işletmecilerin ve diğer işletmecilerin rekabet güçlerini kullanmaları engelleniyor ve piyasaya yeni işletmecilerin girebilmesi sağlanıyor. Bunun için, bilindiği gibi, ülkemizde “Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu – BTK” kuruldu. BTK öncelikle telekomünikasyon alanındaki pazarları belirliyor, ayrıntılı çalışmalar yaparak bu pazarlardaki “Etkin Piyasa Gücü”ne sahip işletmecileri belirliyor ve belirlenen bu işletmecilere çeşitli yükümlülükler getiriyor. 

Bu pazarlardan birisi olan “Sabit Şebekede Çağrı Sonlandırma Pazarı” analiz çalışmaları ile farklı şebekelerde başlayıp farklı şebekelerde sonlanan çağrılar için işletmecilerin birbirlerine ödeyecekleri ücretler belirleniyor. Bu analiz yapılırken yerleşik işletmecinin ve piyasaya yeni giren işletmecilerin Pazar paylarına bakılıyor. Dolayısıyla işletmecilerin birbirlerine ödeyecekleri arabağlantı ücretlerinin rekabetin gelişmesi için çok önemli olduğu ortaya çıkıyor. BTK tarafından 2020 sonunda yapılan son analiz neticesinde STH Arabağlantı ücretlerinin düşürülmesine imkan sağlayan bir değişiklik yapıldı. Bu durum rekabetin yeterince gelişmemiş olduğu sabit telefon hizmetleri pazarında hizmet veren STH işletmecileri arasında endişe yarattı. 

Telekomünikasyon sektörün gelişebilmesi için rekabet ortamının sürdürülmesi gerektiğinin altını çizen TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Halil Nadir Teberci: “TELKODER olarak sektörün gelişmesi için düzenlemelerin önemine dikkat çekmemize rağmen alınan bu kararlar sektörde serbestleşme hedeflerini adeta yok sayıyor. Sabit telefon hizmetleri (STH) işletmecileri için çağrı sonlandırma tarifelerinde indirime yol açan bu değişiklik üyelerimiz tarafından endişeyle karşılandı. Oysa pazarda tam sağlanmış ve regülasyonlarla desteklenen bir rekabet ortamı, alternatif işletmecilerin de güçlenmesini sağlayarak tüketiciye daha kaliteli hizmet sunulmasını teşvik edecek. Regülasyonların alternatif işletmecileri koruyucu ve hatta güçlendirici nitelikte düzenlenmesi uzun vadede tüketici tarafında da daha kaliteli ve ucuz hizmetlerin sunulmasını destekleyecek.” diyor.

TELKODER, birkaç ay önce yaptığı açıklamada, STH pazarının gelişimi için önerilerini sıralamış ve ara bağlantı ücretlerinin artırılmasına ilişkin kritik önerilerde bulunmuştu. Derneğe göre 2009 yılından bu yana yürürlükte olan bu ücretlerin düşürülmemesi, hatta enflasyon ile dolar karşısında eriyen bu ücretlerin arttırılması gerekiyor. Dernek; 12 yıl içinde ekonomik olarak pek çok farklı vergi ve ek maliyetle de karşılaşan alternatif işletmecilerin sürdürülebilirliğinin sağlanması ve rekabetin gelişmesi için desteklenmeleri gerektiğini önemle vurguluyor. 

TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Halil Nadir Teberci: “BTK verilerine baktığımızda STH pazarının giderek küçüldüğünü görüyoruz. Oysa bu pazarda faaliyet gösteren pek çok alternatif işletmeci bulunuyor ve vatandaşlarımıza kaliteli iletişim hizmeti sunmak için var güçleriyle çalışıyorlar. STH alanındaki alternatif işletmecilerin pazar payı %20 gibi çok düşük bir seviyede seyrediyor. Avrupa ülkelerindeki pazar paylarıyla kıyaslanmayacak kadar düşük bir orandan bahsediyoruz. TELKODER olarak STH işletmecilerinin pazar paylarını artıracak etkin düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu düşünüyoruz. STH arabağlantı ücretlerinin artırılması işletmecilerimizin 12 yıldır maliyetlerine yansıyan artışlardan uğradıkları zararı azaltabilmeleri için önemli bir adım olacak. Arabağlantı ücretlerinde indirime gidileceğine dair aldığımız duyumların hatalı olmasını umut ediyoruz. Bu kararın alınması alternatif işletmecilerin önemli ölçülerde zarara uğramalarına neden olacak. Oysa; alternatif işletmecilerin korunması ve desteklenmesi daha fazla yatırım yapılmasına ve tüketicilerin de daha kaliteli hizmet alabilmesine olanak sağlayacak.” diyor.

STH işletmecileri için ara bağlantı ücretleri 2009 yılında belirlenmiş ve aradan geçen uzun yıllar boyunca fiyatlarda herhangi bir artırıma gidilmemişti.

Dünyanın en “iddaa”lı bilgi toplumu stratejisi

Türkiye’nin bilgi toplumu stratejisi hazırlanmıştı. İçinde ülkeyi çok ileri götüreceği söylenen plan ve programlar mevcuttu. 2015 yılının Mart ayında 3 yıllık plan devreye kondu. Planın nasıl olacağı da http://www.bilgitoplumu.gov.tr/2015/2015-2018-bilgi-toplumu-stratejisi-ve-eylem-plani-yayimlandi-2/ adresinde yayımlandı.

Ülkemizin temel sorunlarından biri olan “Acaba ne plan yapılmıştı, ne söylenmişti” konularında kimse geriye dönüp bakmazken biz baktık. Sayfa hala yerinde duruyordu. Sayfanın altında ” 2015-2018 Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planına ulaşmak için tıklayınız. ” ibaresi bulunuyordu.

Tıkladık.

Link bizi http://www.bilgitoplumustratejisi.org/tr sayfasına yönlendirdi.

Sayfada İddaa tahminlerinin nasıl yapılacağı yazıyordu. Bir başkasının blogu haline dönüşmüştü.

Bir gov.tr sitesi Türkiye’nin bilgi toplumu stratejileri olarak İddaa kuponu nasıl doldurulur sitesine yönlendiriyordu ki bu, bakış açısı olarak bir çoğunuza garip gelmeyebilir.

Eskiden dünyayla yarışabilmek için iddialı planlar yapardık, şimdi bilgi toplumu da dahil her şeyi sallıyoruz ve iddaa’lı şeyler yapıyoruz.

Emeği geçen herkese sevgi ve saygılarımla…

Yayım tarihi
ANKARA, MANŞET olarak sınıflandırılmış

Oyun ihracatı yapan şirketler KDV’yi TL olarak ödeyebilecek

KDV Genel Uygulama Tebliği’nde yapılan değişiklik ile TL’nin uluslararası ödemelerde artan yaygınlığı dikkate alındı. Faturasında Türk lirası karşılığı gösterilen hizmet ihraçlarında, bedelin Türk lirası olarak Türkiye’ye getirildiğini belgeleyen dokümanlara istinaden iade yapılabilmesine olanak tanındı.

Hizmet ihraçlarına KDV iadesi 

Tebliğ’in, Türk lirası ile yapılan hizmet ihracının tevsiki sorununu giderdiğini vurgulayan IFASTURK Eğitim, Ar-Ge ve Destek Kurucusu Mesut Şenel, “Düzenleme öncesinde, KDV’den istisna bulunan hizmet ihracatlarına ilişkin yüklenilen KDV’nin iade edilebilmesi ancak hizmet ihracatı bedelinin döviz olarak Türkiye’ye getirilme şartına bağlıydı. Yapılan değişiklikle KDV iade şartlarından olan dövizin Türkiye’ye getirilmesi şartı esnetilmiş oldu. Bu sayede ihracat yapan yazılım, uygulama ve oyun şirketlerinin sorunu çözülerek iade alabilmelerinin önü açıldı. İhracata dayalı devlet destekleri konusunda yıllara dayanan tecrübemizle, döviz kazandırıcı hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren tüm oyun, yazılım, mobil oyun ve uygulama şirketlerine KDV mevzuatı ve destekler hakkında danışmanlık hizmeti veriyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

KDV iadeleri TL ile yapılabilecek

Hizmet ihracına ilişkin beyan edilen işlemlerle ilgili yüklenilen ve indirim yoluyla telafi edilemeyen KDV’nin iadesi, hizmet bedeli döviz olarak Türkiye’ye gelmeden yerine getirilemiyordu. Yapılan düzenleme, faturasında Türk lirası karşılığı gösterilen hizmet ihraçlarında, bedelin Türk lirası olarak Türkiye’ye getirildiğini kanıtlayan belgelere istinaden de iade yapılabilmesini mümkün kıldı. 

Turkcell Ankara’ya bulutları vaat ediyor

Türkiye’nin en büyük veri merkezi işletmecisi Turkcell, Ankara’da açtığı Türkiye’nin en büyük veri merkezinde kamu kurumlarına özel ve izole bir alanda bulut hizmeti vermeye başlıyor. Türkiye’de bir ilke imza atan Turkcell, bundan böyle kamu kurum ve kuruluşlarına ait veriyi, Ankara Veri Merkezi içerisinde internete kapalı ve fiziksel güvenliği sağlanmış kamu bulut platformunda tutacak. Yüksek güvenlikli çözümler sunan Turkcell’in kamu bulut hizmeti ile kurumlar, Cumhurbaşkanlığı Bilgi ve İletişim Güvenliği tebliğine de uyum sağlayacak.

Türkiye’nin verisi Türkiye’de kalsın prensibiyle hareket eden Turkcell, veri merkezi yatırımlarına devam ediyor. Bu kapsamda Türkiye’de bir ilke imza atan Turkcell, Ankara veri merkezinde kamu kurum ve kuruluşlarına özel veri merkezi ve bulut alanı oluşturdu. Bu sayede kamuya ait veriler internete kapalı ve fiziksel güvenliği sağlanmış kamu bulut platformunda tutulacak olup platformda kullanılacak cihazlara erişim kontrollü olarak sağlanacak.

Kurumlar, kamu buluttan yararlanarak kendi altyapılarını yönetebilecek; gerek görmeleri halinde danışmanlık ve yönetim hizmetleri servislerinden yararlanabilecek. Ayrıca tüm bulut altyapısının yönetimini tek ekrandan sağlama, uçtan uca otomasyon ve anında kurulum imkanına da sahip olacaklar. Kurumlar dönemsel olarak yüksek kaynaklara ihtiyaç duyduklarında, ölçeklenebilir altyapılar sayesinde kapasitelerini uzaktan ve anında arttırabilecekler.

Konuyla ilgili değerlendirmesinde Turkcell Kurumsal Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ceyhun Özata şunları söyledi: “Turkcell olarak ülkemizin verisini yerli ve milli tesislerimizde en yüksek güvenlik standartlarını sağlayarak koruyoruz. Türkiye’nin verisi Türkiye’de kalsın prensibimiz doğrultusunda ülkemizin en büyük veri merkezini Ankara’da hayata geçirdik. Bulut bilişim hizmetlerimize yaptığımız yatırımların, aldığımız ISO27017 sertifikası ile uluslararası alanda tescillenmesi, kurumlarımız için sunduğumuz güvenli bulut ortamının önemli bir göstergesi oldu. Bugün geldiğimiz noktada ise kamu kurumlarımızın ihtiyacından yola çıkarak Ankara veri merkezimizde kamuya özel bulut alanı oluşturduk. Dijital İş Servisleri şirketimizi iki yıl önce tam da bu nedenle hayata geçirdik. Şirketlerimizin ve kamu kurumlarımızın ihtiyaçlarını yerinde tespit ederek tek elden çözüm üretmek en büyük amacımız.”

Bilgi ve İletişim Güvenliği Rehberine uygun ‘Kamu Bulut’ hizmeti

Milli güvenliği tehdit edebilecek veya kamu düzeninin bozulmasına yol açabilecek kritik verilerin güvenliğinin sağlanması amacıyla 2019 yılında yürürlüğe giren Cumhurbaşkanlığı Bilgi ve İletişim Güvenliği tebliğine ve bu tebliğe istinaden yayınlanan Bilgi ve İletişim Güvenliği Rehberi’ne uygun olarak tasarlanan ve hayata geçirilen ‘Kamu Bulut’ hizmeti; yetkili hesap yönetimi, çift faktörlü kimlik doğrulama, belirli IP’lerden erişim, yedekleme ve veri depolama altyapılarında şifreleme opsiyonlarının yanı sıra olası ataklara karşı fiziksel güvenliğe ek olarak birçok güvenlik ve veri yedekleme önlemlerinin alındığı teknolojilere sahip olması ile güvenlik açısından önemli faydalar sağlıyor.

Yüksek fiziki güvenlik

Türkiye’nin en büyük veri merkezi olan Ankara Temelli Veri Merkezi’nde 500 m2’lik beyaz alana kurulan ‘Kamu Bulut’ sadece kamunun ihtiyacına hizmet verebilecek şekilde izole edildi. Girişten beyaz alana kadar 6 güvenlik bölgesinin bulunduğu tesisin çevresinde sarsıntıya duyarlı sistemle konfigüre edilmiş istinat duvarı üzeri jiletli tel ve kayar demir bulunuyor. Tesise girecek her araç blok bariyeri, araç altı otomatik arama sistemleri ve plaka tanıma sistemleriyle kontrol altında tutuluyor. Sadece akredite personelin giriş yapabildiği tesiste, lokasyon bazlı yetki sistemiyle kurgulanmış kartlı geçiş sisteminin yanı sıra beyaz alanlara girişlerde ilave olarak aynı anda tek kişinin giriş yapabileceği retina taraması ile çalışana özel geçiş sistemleri yer alıyor.

Yeni ÖİV artışı hem vatandaşı hem sektörü vuracak

Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER) Özel İletişim Vergisi’nin (ÖİV)   %10’a çıkarılmasına ilişkin kararı değerlendirdi. ÖİV’in artırılmasının sektördeki işletmecileri özellikle internet hizmeti sağlayıcılarını zorlayacağını vurgulayan TELKODER bu artışın tüketicilerin en önemli haklarından biri olan haberleşme faaliyetlerini zorlaştıracağını ifade ediyor. Yakın zamanda 2020 yılı Aile Haberleşme Giderleri Raporu’nu da yayınlayan dernek 4 kişilik bir ailenin haberleşme giderinin vergiler dahil 3.737 TL olduğunu açıklamıştı. Dernek ÖİV’deki bu artışla birlikte bu ailenin 74 TL daha fazla vergi ödeyeceğine dikkat çekiyor. 

TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Halil Nadir Teberci: “TELKODER olarak her zaman, dünyanın hiçbir ülkesinde bulunmayan ve 1999 depremi nedeniyle geçici olarak getirilerek 2004 yılından itibaren kalıcı vergi haline getirilen Özel İletişim Vergisi’nin tamamen kaldırılması gerektiğini savunduk. Bugün yayınlanan Cumhurbaşkanlığı kararıyla %7,5 olarak uygulanan ÖİV’in yüzde 10’a yükseltilmesi devam eden taahhütlü sözleşmeler nedeniyle sektörde yer alan işletmeciler açısından sıkıntılara sebep olacak.  Özellikle sabit internet sağlayıcıları taahhütlü anlaşmalar sundukları için ilk aşamada bu artışı faturalara yansıtmakta güçlük yaşayacak. Bir önemli sıkıntı da bu vergi artışlarının hemen uygulanmaya başlaması nedeniyle ortaya çıkacak, bu tür vergi artışlarında gerekli hazırlıkların yapılabilmesi için geçiş sürelerine ihtiyaç duyuluyor. Öte yandan bu vergi artışından vatandaşlarımız da olumsuz etkilenecek. Özellikle içinde bulunduğumuz pandemi dönemi pek çok insan için internet aboneliğini zorunlu hale getirmişken bu artışla birlikte daha pahalı hale gelecek olan internet abonelik fiyatları vatandaşları ekonomik olarak zorlayacak.” diyor.

Özel İletişim Vergisi’nde geçtiğimiz yıllarda nasıl değişiklikler olmuştu?

1999 yılının Kasım ayında hayatımıza giren ÖİV o dönem mobil internet ve mobil telefon hizmetlerinde %25, sabit internet ve sabit telefon hizmetlerinde ise %15 olarak uygulanıyordu. Şubat 2009’da sabit ve mobil internet servis sağlayıcılığı hizmetine ilişkin ÖİV yüzde 15’ten yüzde 5’e indirilmişti. Söz konusu kararın, haberleşme ve internet vergilerinin en yüksek olduğu ülkelerin başında gelen Türkiye’nin bu olumsuz durumunu bir nebze olsun hafifleteceğine inanılsa da; o dönemde de TELKODER yine vergilerin kademeli olarak düşürülmesinin ve 3 yıl içinde tamamen kaldırılmasının hem sektör hem de vatandaş açısında önemli olarak görüyordu. Ancak 2018’de ÖİV tüm hizmetlerde %7,5 olarak sabitlendi. Bu düzenleme GSM işletmecileri açısından olumlu karşılansa da internet servis sağlayıcıları ve vatandaşlar açısından olumsuz olarak değerlendiriliyordu. Geldiğimiz noktada 30 Ocak 2021 tarihi itibariyle %10’a sabitlenen bu verginin sektördeki tüm işletmecileri ve vatandaşları olumsuz etkileyeceği düşünülüyor. TELKODER vatandaşa büyük bir yük olduğunu vurgulayarak artık ÖİV’in tamamen kaldırılması gerektiğinin altını çiziyor.

Üç operatör yazılım liginde bir araya gelirse ne olur?

Şaşırtıcı bir bülten geldi geçen hafta:

Türkiye’nin teknoloji öncüleri Turkcell, Türk Telekom ve Vodafone yerli mesajlaşma ve sosyal medya uygulamaları için dev bir iş birliğine imza attı. Bu kapsamda Türk Telekom müşterileri Türkiye’nin iletişim ve yaşam platformu BiP’i, Turkcell kullanıcıları ise Türk Telekom’un yeni nesil sosyal medya platformu Yaay’ı internet kotalarından harcama yapmadan kullanacaklar. Her iki uygulama aynı zamanda diğer uygulamalarla birlikte Vodafone’un İletişim Pass paketinde ücretsiz sunulacak.

Neden şaşırtıcı? Çünkü operatörlerin bir araya gelebilmesine alışık değiliz. Fiberden ara bağlantıya, yeni nesil bağlantı teknolojilerinin Türkiye’ye getirilmesinden baz istasyonu paylaşımına kadar birçok noktada bir araya gelmeleri gerekirdi, gelmek için çok konuştular ama hep sonuçsuz kaldı.

Sonra WhatsApp, kendi tarihinin en saçma sapan açıklamasını yapıp tüm dünya gibi Türk kullanıcılarını da şaşkına çevirince bir anda sessiz sedasız basın bülteni çıktılar ve gündeme oturdular.

Aslında gündeme oturdular demek de yanlış olur. Çünkü necip basınımız aslında yapılan şeyin ne kadar büyük bir olay olduğunu anlamadı. Operatörler belki üt taraftan aldıkları yönlendirmeyle belki halktan gördükleri yoğun WhatApp karşıtı tepkimeyle reaksiyon verdiler. Verdikleri reaksiyon aslında gelirlerinin küçülmesi yönündeydi.

Düşünsenize bir kere Tük Telekom kendine ait olmayan, her rklamı Turkcell’e yazan bir uygulamaya giren bir Türk Telekom kullanıcısından veri parası almayacak. Aynı Şekilde Turkcell YaaY’a giren bir Turkcell kullanıcısına buyur buradan geç sana bedava diyecek. Hadi onlar karşılıklılık ilkesi kapsalında bunu yapıyorlar. İngiliz Vodafone? Buralara giren kimselerden hiçbir para almayacağım diyecek…

Bugün operatörler tarihinde önemli bir dönüm noktası. Üç başkanın bir araya gelerek üç logonun önünde verdikleri resim de bunu anlatıyor zaten. Acaba bundan sonra ne olacak? Yani kimse WhatsApp ile devam etmek istemezken bizim anında mesajlaşma ihtiyacımız, sosyal medya ihtiyacımız ve haberleşmemizi aynı anda neredeyse ücretsiz karşılayabilecekler mi? Bunu yaparken gerçekten halkın verilerini kimseye vermeyin çağrısına riayet edebilecekler mi?

Bir iyi bir kötü noktadan bakalım konuya:

Eğer böyle bir birliktelik yolunda giderse her şey şahane olur. İnsanlar böylesi doğru uygulama yaptığında operatörlerin onlara destek vereceğini bilerek hareket eder. Bu da ülkemizden dünya çapında yen uygulamaların çıkma ihtimalini doğurur. Bu çok güzel bir şey.

ANCAK… İnsanlar WhatsApp’ın nesinden korkuyorlar sizce? Verilerini toplamasından mı? Onlara reklam göstermesinden mi? Facebook ile WhatsApp hesabının eşleştirilmesinden mi? Gerçekten iki günde milyonlarca kişinin dijital kavimler göçü başlatmasının sebebini burada mı buluyorsunuz?

Ben size söyleyeyim insanlar devlet mekanizmalarının haksız bir biçimde kendilerini takip etmesinden ve fişlenmekten ve sadece fikren muhalif olsalar bile evlerine bir sabah polisin duvardan girerek onları tutuklamasından korkuyorlar. Bu korku var ve bu korkuyu geçirmenin yolu devlete yakın kurumların açtığı sosyal medya organlarını kullandırmak değil.

Bu çok ciddi bir konu ve şu anda hiç tartışılmıyor olmasının sebebi operatörler, basın ve tüm halkın total iktidar korkusu.

BTK frekans onayı verdi otobüste ücretsiz internet devam edecek

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), WiFi hizmeti vermeye devam edebilmek için, frekans kiralama süresinin 2021 yılı sonuna kadar uzatılması konusunda, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na (BTK), 30 Kasım ve 21 Aralık’taki iki ayrı dilekçe göndermişti. 

BTK, bu akşam sosyal medya üzeriden yaptığı açıklamada, İBB’nin frekans süresinin 2021 yılı sonuna kadar uzatıldığını açıklayarak İstanbulluları mutlu etti.

Açıklamada, “İBB iştiraki İSTTELKOM AŞ’ye deneme amaçlı verilen frekansların izni 31 Aralık 2021 tarihine kadar uzatılmıştır. Bu tarihe kadar, vatandaşlarımızın mağduriyet yaşamaması için gereken yatırımların yapılması istenmiştir” denildi.

İBB Sözcüsü Murat Ongun, bu açıklamaya Twitter üzerinden teşekkür etti. Ongun, “BTK’ya metrobüs hattımızda sağladığımız ücretsiz internet hizmeti için 31 Aralık 2021’e kadar frekans onayı verdikleri için teşekkürler” ifadesini kullandı.

İBB Bilgi İşlem Daire Başkanlığı ve İSTTELKOM, 4 milyon abonesi bulunan İBB WiFi başta olmak üzere, İstanbul’da verilen internet hizmetlerin bundan sonra da asamadan devam etmesi için şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonraki sonra da gerekli yatırım ve hizmetleri kesintisiz sürdürecek.

FREKANS 2018’DE TAHSİS EDİLMİŞTİ

WiFi hizmetlerinin aksamadan devam etmesi için hayati öneme sahip frekans, BTK tarafından 2018 yılında İBB’ye tahsis edilmişti. İBB, mevcut frekansı kullanarak Yenikapı – Hacıosman Metrosu’nda 44, metrobüs hattında 41 olmak üzere toplam 85 baz istasyonu ve 335 el terminali kurdu.

Frekans süresinin uzatılmaması durumunda; 4 milyon vatandaşın kullandığı İBB WiFi hizmeti, metrobüs gibi toplu ulaşım araçlarında kesilecekti. Verilen onay, metrolarda internet kullanımı için hazır olan altyapıyla birlikte milyonlarca liralık kamu yatırımının boşa gitmemesi açsıdan da çok önemliydi. Bütün dünyayı sarsan Covid -19 salgını nedeniyle bütün bu yatırımların hızlıca yapılması mümkün görünmüyordu.

Salgın sürecinde, İBB’nin hizmetlerinin aksamaması ve İstanbulluların ücretsiz internet hizmetinden yararlanmaya devam etmesi, İBB Yönetimi tarafından kamuya duyulan güveni güçlendirecek, güzel bir gelişme olarak değerlendirildi.

Yayım tarihi
ANKARA, MANŞET olarak sınıflandırılmış

KVKK başvurusuna 30 günde cevap gelmezse inceleme gelecek

Kişisel Verileri Koruma Kurumu web sitesinde bu hafta yayınlanan veri ihlallerine dikkat çeken Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever, kamu kurumlarının ve özel sektör firmalarının yaptırımlarla karşı karşıya kalmamak için Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamındaki idari ve teknik tedbirlere uyumlu olmak zorunda olduklarını belirtti. Şenol Vatansever, kişisel verilerin korunması konusundaki farkındalığın daha da geliştirilmesine katkıda bulunmayı hedeflediklerini kaydetti. BİDER’de kimi üyelerin veri sorumlusu olarak uyumluluk çalışmaları yaptığını, kimi üyelerin uyumluluk için hukuki danışmanlık, yazılımlar ve teknoloji çözümleri sağladığını sözlerine ekledi.

BİDER Kurucu Üyesi ve Vatansever Bilişim Direktörü Sema Vatansever, KVKK’da ilgili kişiyle tüm vatandaşların ifade edildiğini belirterek, “Verisi işlenen herkes ilgili kamu kurumunun ya da özel sektör firmasının veri sorumlusuna başvurarak, kişisel verilerinin işlenip işlenmediğini öğrenme, kişisel verileri işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme, kişisel verilerin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme haklarına sahip. 30 günün sonunda cevap alamazsa Kişisel Verileri Koruma Kurumu’na sikayet.kvkk.gov.tr adresinden şikâyet edebiliyor, böylece inceleme süreci başlıyor. Kuruma ait olan KVKK Bilgi Danışma Hattı ALO 198’den de görüş alınabilir, ihbarlarda bulunulabilir.” değerlendirmesini yaptı.

Sema Vatansever, kanun çerçevesinde kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilerin bilinmesi, kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmesi halinde bunların düzeltilmesi, kişisel verilerin silinmesinin veya yok edilmesinin talep edilmesi gibi haklara sahip olunduğunu kaydetti.

Herkesin kişisel veriler konusunda haklarının farkında olmasını isteyen Sema Vatansever, bu konuda öncelikle şirketin veri sorumlusuna yazılı olarak başvuru yapılmasının zorunlu olduğunu bildirerek, “Veri sorumlusu başvuruda yer alan talepleri, talebin niteliğine göre en geç 30 gün içinde sonuçlandırmak zorunda. Veri sorumlusu buna göre talebi kabul edebilir veya gerekçesini açıklayarak reddedebilir. Başvuruda yer alan talebin kabul edilmesi halinde veri sorumlusunca gereği yapılmak durumunda.” ifadelerini kullandı.

Sema Vatansever; KVKK tedbirlerine uyum ve yaşayan sürecin yönetilmesi çalışmalarında en kritik olarak gördükleri başlığın sürekli ifade ettikleri “Kişisel Veri İşleme Envanteri Hazırlanması” olduğunu belirterek, şunları kaydetti: “Bazı danışmanlık firmalarının ‘Kişisel Veri İşleme Envanteri’ hazırlamak üzere hizmet verdikleri kamu kurumlarının ya da özel sektör firmalarının personelleriyle haftalar hatta aylar süren görüşmeler sonucunda oluşturdukları dokümanlar maalesef ne mevcut durumu sağlıklı olarak gösteriyor ne de gelecek için bir anlam ifade ediyor. Bu dokümanlar ağırlıklı olarak personel beyanlarını baz alarak oluşturuluyor. Personelin bilinçli ya da bilinçsiz olarak söylemediği bilgiler, personel bilgisayarlarındaki kişisel verilerin yansıtılmadığı raporlar KVKK açısından aslında hiçbir anlam ifade etmiyor. Temeli iyi atılmamış bir binanın ilk depremde hasar görmesi ya da çökmesi ne kadar yüksek ihtimal ise, gerçek durumu ortaya koymayan bir envanter de telafisi mümkün olmayan zararlara zemin hazırlayabilir. Envanter, beyana dayalı manuel olarak değil, çağımıza uygun şekilde yazılımlar ile otomatik olarak ortaya çıkarılmalı. Tüm sunuculardaki, tüm veri tabanlarındaki, tüm personel bilgisayarlarındaki kişisel veriler otomatik yöntemlerle taranmalı, raporlanmalı, kişisel veri içeren dokümanlar sınıflandırılmalı. Otomatik taramalarda kişisel verilerin tahmin edilebilen ve hiç tahmin edilemeyen kısımlardan nasıl çıktığı görülüyor. Kişisel verileri tarama operasyonu otomatik hale geldiği için veriler üzerinde tam kontrol sağlanabiliyor. Vatandaş ya da Kişisel Verileri Koruma Kurumu taleplerine hızlı geri dönüş yapılabiliyor. Bu alanda www.1kvkk.com ya da www.patriotkvkk.com adreslerinden idari ve teknik tedbirlere uyum ile ilgili daha detaylı bilgi alınabilir.”

Şirketlerdeki teknoloji çeşitliliğine cevap verebilecek yazılımlar tercih edilmelidir. Microsoft Windows ve Linux işletim sistemleri; Microsoft SQL, Oracle, MySQL, PostgreSQL, SQLite, H2 veri tabanları ve bunları kullanan çeşitli uygulamalar; PDF, Şifrelenmiş PDF, Microsoft Office (Word, Excel), CSV, TXT, TIFF, JPEG, GIF, PNG dahil olmak üzere çeşitli resim dosyaları ve bilinen yüzlerce dosya biçimi desteği olması önemlidir. Taranmış evraklarda en belirleyici kişisel veri olan T.C. Kimlik Numarası keşfini algoritmasına uygun olarak sıfır hata ile yapması süreçleri hızlandırır ve kolaylaştırır. Ek olarak; ad ve soyad, cep telefonu numarası, kredi kartı bilgileri, banka hesap bilgileri gibi Kişisel Verileri de -gerektiğinde OCR yaparak- tarayıp bulabilmeli ve raporlayabilmelidir. Silinmesi gereken dosyaları KVKK’ya uygun olarak silebilmelidir. Mahkemelerde delil olarak kullanabilmesi için yapılan tüm işlemlerin imzalı olarak zaman damgasıyla saklanması sağlanmalıdır. Bulduğu veri tabanı alanlarında içinde kişisel veri olanları KVKK’ya uygun olarak anonim hale getirebilmelidir.

Yazılım çözümleri kullanıldığında danışmanlık firmalarının hizmet verdikleri kamu kurumlarının ya da özel sektör firmalarının personelleri ile haftalar hatta aylar boyunca yaptıkları verilerinizi nerelerde tutuyorsunuz gündemi olan toplantılar ortadan kalkıyor. Hizmet alanlar tasarruf ediyor. Hizmet verenler danışmanlık ekiplerini birkaç noktaya yığmak yerine birçok yere aynı anda hizmet verebilecek duruma geliyor. Yazılım ile insan hataları ortadan kaldırılıyor. Otomatik taramalarda kişisel verilerin tahmin edilebilen ve hiç tahmin edilemeyen kısımlardan nasıl çıktığı görülüyor. Yazılım bunların tamamına teknolojik altyapı olarak destek veriyor. Devamında bu verilen hangilerinin tutulacağına, hangilerinin silineceğine ve anonim hale getirileceğine karar veriliyor. Hizmet alanlara zamandan ve bütçeden kazandırıyor. Veri envanterinin yaşayan bir süreç olarak kurgulanması ve güncellemelerin VERBİS’e yansıtılması kritik öneme sahiptir.

Vatansever Bilişim Direktörü Sema Vatansever, KVKK’da yaptırımlarla yüzleşmek durumunda kalan şirketlerin son pişmanlığının fayda etmediğini ifade etti ve, “Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun şirketler karşısında verinin işlenmesinin veya verinin yurt dışına aktarılmasının durdurulmasına kadar çok geniş yetkileri var. Şirketlerin sürecin mağduru olmaması için ilgili kişilerden gelen talepleri hızlı ve doğru biçimde cevaplaması gerekiyor. Vatansever Bilişim olarak iş birliği yaptığımız yerli ve milli çözümlerle buna uygun teknoloji altyapısı sağlıyoruz.” diyerek stratejik iş ortaklarıyla beraber KVKK idari ve teknik tedbirlere uyum kapsamında uçtan uca anahtar teslimi çözüm oluşturabildiklerini vurguladı.

Coca-Cola ve Ticaret Bakanlığı bakkallara sanal ticaret öğretiyor

Ticaret Bakanlığı, Coca-Cola Türkiye ile işbirliğinde pandemi döneminde bakkalların dijital dönüşümde daha etkin yer alabilmeleri ve rekabet güçlerini artırabilmeleri yeni bir proje başlattı.

“ Bakkalımla El Ele ” projesi ile 81 ildeki bakkal esnafına e-ticaretten, müşteri ilişkisine, dijital pazarlamadan, reklam ve sosyal medya kadar kadar eğitimler verilecek.  

Söz konusu eğitimlere Bakanlığın dijital eğitim portalı “ Sanal Ticaret Akademisi ” nden ücretsiz ulaşılabilecek. Diğer belirli illerde gezici TIR’larile proje tanıtılacak. 

Bakkal esnafının hayatını kolaylaştıracak çözümlerin eğlenceli videolarla aktarıldığı eğitimleri başarılı başarılı bakkallara “En Dijital Bakkal” sertifikası verilecek. Eğitimlere “https://akademi.ticaret.gov.tr” adresinden ulaşarak, tüm aşamaları tamamlayan bakkallar arasında yapılacak çekilişte de çeşitlendirilecek dağıtılacak.

Öte yandan Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan imzasıyla 81 ilde faaliyet gösteren tüm bakkal esnafını söz konusu ücretsiz eğitime ve dijital dönüşüme davet eden mektup gönderildi. 

– Bakan Pekcan : ” Bakkal Esnafımızı Güçlendirmeyi Amaçlıyoruz”

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, projeye ilişkin değerlendirmesinde Türkiye’nin dört bir yanında faaliyet gösteren ve sayıları 2 milyona ulaşan esnaf ve sanatkarın  üretimleri ve  istihdama sağladıkları katkılarla ülke ekonomisinin en önemli yapı taşlarından biri olduğunu belirtti.

Günümüz dünyasında geleneksel yöntemle yapılan ticaretin yerini elektronik ticaret anlayışına bıraktığını ifade eden Pekcan, esnaf ve sanatkarların varlıklarını daha güçlü bir şekilde devam ettirebilmeleri ve değişen ticaret ortamına ayak uydurabilmeleri için yenilikleri takip ederek gerekli dönüşümü sağlamalarının oldukça önem arz ettiğini kaydetti.

Tüm dünyayı olumsuz etkileyen koronavirüs salgını sonrasında dijital dönüşümün ve elektronik ticaretin daha da önem kazandığına dikkati çeken Pekcan, şunları kaydetti:

“Bu dönemde dünya genelinde çeşitli kısıtlamalar uygulanırken, insanlar evlerinden çıkmadan internet üzerinden alışverişe daha çok yönelmeye başladı. Bunun bir sonucu olarak Türkiye’de geçen yılın ilk altı ayında 55,9 milyar lira olan e-ticaret hacmi bu yılın ilk altı ayında %64 artışla 91,7 Milyar TL seviyesine yükselmiştir.

Bu artışa paralel olarak salgın döneminde gıda-market alışverişlerinin önceki yıla göre 4 kattan daha fazla bir artış göstermiştir. Elektronik ticaretteki bu artışı sayısı 200 bine yaklaşan bakkal esnafımız dijital dönüşüm uyum sağlayarak fırsata çevirebilir.

Biz de Bakanlık olarak hayata geçirdiğimizBakkalımla El Ele Projesiyle bakkal esnafımızıelektronik ticarette ve artan rekabet ortamında güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Eğitimlerimizle bakkallarımızın dijital dönüşümlerini sağlayarak, bulunduğu sokağın dışında, internet üzerinden de satış yapmalarını,  farklı yöntemlerle satışlarını artırmalarını, böylelikle hem daha fazla müşteriye ulaşmalarını hem de gelirlerini yükseltmelerini sağlamayı amaçlıyoruz.Öte yandan esnaflarımıza yönelik global firmalarla ortak çalışmalarımız devam edecek.”

Dijitalleşme İle Ticari Faaliyetler Verimli Hale Gelecek –

Pandemi döneminde işleri olumsuz yönde etkilenen esnafın yanında olduklarını ifade eden Coca-Cola İçecek CEO’su Burak Başarır  “Coca-Cola Türkiye olarak pandemi döneminden en çok etkilenen iş kollarından yeme-içme sektörüne destek olmayı sorumluluğumuz kabul ediyoruz. İşletmelerin yeniden müşterileriyle buluşmasında köprü olmak, pandeminin olumsuz etkilerini en aza indirebilmek için tanıtım ve çeşitli kampanyalarla iş ortaklarımızın yanında olduk. Şimdi de Ticaret Bakanlığımız ile beraber bakkal esnafımıza pandemi sonrası değişen pazar koşullarında rekabet gücünü artırmak ve ticari faaliyetlerini güçlendirmek amacıyla eğitim desteğinde bulunacağız” diye konuştu. 

Bakkalların perakende sektöründe önemli bir yere sahip olduğunu belirten Başarır sözlerini “Bakkallarımıza, dijital dünyaya uyum sağlamaları ve müşteri yönetimi konusunda eğitimler hazırladık. Bu eğitimlerle birlikte, bakkalların yeni iş modellerine daha hızlı adapte olarak, ticari faaliyetlerini daha verimli hale getirebileceklerine inanıyoruz” diye sürdürdü. 

Mahkeme Uber o kadar kötü olmayabilir dedi

İstinaf mahkemesi bugün aldığı karar ile Uber’e Türkiye’de erişim engeli getiren ilk derece mahkemesi kararını hatalı buldu. İstinaf mahkemesi kararı bozarak Uber’e erişim engelini kaldırdı. Erişim engelinin kaldırılması ile birlikte Uber, taksi ürünüyle Türkiye genelinde faaliyet göstermeye devam edebilecek. 

Temasa geçilen Uber Global sözcüsü: “Türkiye’ye inanıyoruz ve bağlıyız. İstinaf mahkemesi Uber Taksi ile faaliyetlerimizi sürdürmeye devam edebileceğimizi teyit ettiği için mutluyuz. Uygulamamızı İstanbul’daki tüm yolcu ve sarı taksi şoförlerine sunmaya devam edeceğiz.”

Uber, İstanbul’da hizmet vermeye başladığı 2014 yılından itibaren, İstanbullular için popüler bir güvenli ulaşım seçeneği haline gelmiş ve Türkiye’de 4,5 milyondan fazla kişi tarafından indirilmiş ve kullanılmıştır. Erişim engelinin kalkması ile, Uber uygulamasında UberTaksi hizmeti sunulabilecek. Uber uygulaması İstanbul’da 14 bin 500 taksi sürücüsü tarafından hali hazırda kullanılmıştır.

Google temsilciyi atadı Dijital Dönüşüm Ofisi ile KOBİ tartıştı

Google, Türkiye’de küçük ve orta ölçekli işletmelerin dijital dönüşümüne çok yönlü katkılarını sürdürüyorBasın toplantısıyla tanıtılan Dijital Dönüşümle Fark Yaratan Esnaflar Programı içerdiği toplam 12 milyon dolar değerindeki hibe, finansman, reklam kredileri ve “Google Türkiye Dijital Platformu” ile esnaf ve KOBİ’leri pandemi koşullarına dayanıklı hale getirip yarının güçlü ve rekabetçi işletmeleri olmalarına yardımcı olmayı hedefliyor.

Dijital Dönüşümle Fark Yaratan Esnaflar Programının tanıtımı, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Ali Taha KoçTürkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu Başkanı Bendevi Palandöken ve Google Yükselen Pazarlar Başkan Yardımcısı Meir Brand ile Google Türkiye Ülke Direktörü Mehmet Keteloğlu’nun katılımıyla düzenlendi. 

İlgili kamu kurum ve kuruluşları destekleri ve TESK işbirliğiyle hazırlanan ve dört temel bileşenden oluşan ve COVID-19 sürecinden en çok etkilenen ekonomik aktörler olan esnaflara yönelik Google Türkiye’nin hayata geçirdiği destek paketinin amacı küçük işletmelerin dijital becerilerle donatılarak, olağanüstü durumlara karşı daha dirençli hale gelmesini sağlamak.

Bakan Pekcan: “Hedefimiz büyük, dijital dönüşümü geriden takip etmek gibi bir lüksümüz yok”

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan konuşmasında Dijital Dönüşümde Fark Yaratan Esnaflar Programının Bakanlığın çalışmaları ile uyumlu olduğunu vurguladı ve şunları söyledi: “Ülke olarak, bilgi toplumu olma ve dijitalleşme gibi çağın gelişmelerini içselleştirme noktasında proaktif olmalıyız. Ülkemizin hedefleri büyük. Bu hedeflere ulaşmak için dijital dönüşümü geriden takip etmek gibi bir lüksümüz yok. Bilakis, dijital dönüşüm sürecinin önemli ve baş aktörlerinden biri olma vizyonumuz ile çalışmalarımızı sürdürmeliyiz. Esnaf ve sanatkârlarımızı da bu gerçekliğin ve bu dönüşümün içerisinde görüyoruz. Esnaf ve sanatkârlarımızı asla bu sürecin dışında düşünemeyiz.”

“Sadece üretim değil, üretimin yanında pazarlama, müşteri ilişkileri, dış ticaret operasyonları  ve lojistik gibi pek çok faaliyette belirleyici bir role sahip olan dijital uygulamalar esnaf ve sanatkarlarımız için büyük fırsatlar barındırıyor. Dijital uygulamalar ve e-ticaret sayesinde esnaf ve KOBİ’lerimiz faaliyetlerini etkinleştirip yaygınlaştırabilecek ve daha fazla kazanç sağlayıp kendi markalarını yaratabilecek, işletmelerini ve ticari faaliyetlerini büyütebilecek ve hatta ihracatçı olabilecek. Dijital Dönüşümle Fark Yaratan Esnaflar programının da benzer hedeflerle kurgulandığını görüyoruz.”

“Ülkemizdeki e-ticaret altyapısının kullanımının geliştirilmesine yönelik faaliyetlerimizi hız kesmeden sürdürüyoruz” diyen Pekcan şöyle devam etti:

“Google Türkiye işbirliğiyle başlattığımız ‘Dijital Dönüşümle Fark Yaratan Esnaflar’ programını oldukça önemli, faydalı ve zamanlaması bakımından oldukça yerinde bir proje olarak görüyorum. Bu doğrultuda, 2021 yılında da hem Google ile hem de diğer firmalar ile işbirliği içerisinde yeni projeler geliştirmeye devam etmeyi hedefliyoruz. Hem Cumhurbaşkanlığımızın, hem Bakanlığımızın hem de TESK’in projenin bir parçası olması, kamu-özel sektör işbirliği açısından da oldukça olumlu bir tabloyu ortaya çıkarmıştır.”

Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Ali Taha Koç: “Veri merkezli inovasyon, bizim başlıca vizyonumuz”

Konuşmasında dijital teknolojilerin ve dijital dönüşümün vatandaşa sunulan hizmetlere olan olumlu etkilerine ve bu alanda kamu ile özel sektörün işbirliği yapmasının önemine değinen Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Ali Taha Koç, bu alanda Türkiye’nin çok önemli ilerlemeler kaydettiğini vurguladı. Koç, şunları söyledi:

“Pandemi nedeniyle tüm dünyada hayatın her alanında ciddi değişimler yaşandı. Dijital dönüşümde dijital altyapının güçlü olması büyük önem taşıyor. Dijital altyapınız iyi ise, bu diğer ülkelere göre daha avantajlı olduğunuz anlamına geliyor. Dijital dönüşüm ve e-devlet hizmetleri bürokrasiyi azaltırken, şeffaflığı, hesap verebilirliği ve verimliliği artırıyor. Veri merkezli inovasyon, bizim başlıca vizyonumuz”.

Esnafların ekonominin belkemiği olduğunu da vurgulayan Koç, şöyle devam etti: “Esnaf güçlüyse ekonomi de güçlü ve rekabetçi hale gelir ve gelir dağılımı da daha adil olur. Esnafların dijital dönüşümü bu anlamda büyük bir önem taşıyor. Esnafın gerekli beceriler kazandırılarak desteklenmesi gerekiyor. Günümüzde bulut tabanlı çözümler sayesinde çok daha düşük maliyetle çok daha etkin ve verimli sonuçlar elde edilebiliyor. Güçlü bir dijital ekosistemi oluşturduğumuzda, işletmeler hem rekabet hem dayanışma halinde olacak bu sayede verimlilik de inanılmaz ölçüde artacaktır.”

Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu Başkanı Bendevi Palandöken: “Birçok sektörün bu dijital dönüşüme hızla adapte olacaklarını umuyorum”

Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu Başkanı Bendevi Palandöken konuşmasında şunları söyledi:

“İşlerin durma noktasına geldiği bugünlerde salgın toplumsal, ekonomik ve ticari hayatı olumsuz etkilemeye devam ediyor. Salgın ve kısıtlamalar döneminde online ticaret kavramını sık sık kullanmaya başladık. Bu dönemde dijitalleşmeye ayak uydurmuş olan esnaf ve sanatkarlarımızın işlerini devam ettirebildiğini gördük. Google öncülüğünde Ticaret Bakanlığımızın da paydaşı olduğu restoran ve kafelerin dijital dönüşümü kapsamında dijital pazarlama eğitimleri sunulacak. Restoran ve kafelerin dijitalleşmesi hedefiyle öncelikle pandemiden en çok etkilenen 20 ilimizde yürütülecek olan projenin esnafımıza verimli ve faydalı olmasını diliyorum.”

Google Yükselen Pazarlar Başkan Yardımcısı Meir Brand: “Türkiye, hızla büyüyen e-ticaret pazarı ve startup ekosistemiyle çok büyük bir potansiyele sahip”

Basın toplantısında Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Ali Taha Koç ile katıldığı panelde soruları yanıtlayan Google Yükselen Pazarlar Başkan Yardımcısı Meir Brand şunların altını çizdi:

“Google olarak, herkes için daha sürdürülebilir ve kapsayıcı bir ekonomik büyüme sağlanması için bireylere ve işletmelere destek oluyoruz. Bunu, sunduğumuz ürün ve araçlarla insanların yeni beceriler edinmelerine olanak sağlayarak, işletmelerin çevrimiçi dünyada büyümelerine destek olarak ilgili kamu kurumları ve topluluklarla işbirliği içerisinde yapıyoruz.

Türkiye, hızla büyüyen e-ticaret pazarı ve startup ekosistemiyle çok büyük bir potansiyele sahip. Bu da bizi Türkiye’yi daha fazla desteklemeye teşvik ediyor.

Bugün, son 14 yıldır Türkiye’nin dijitalleşme yolculuğuna verdiğimiz desteği bir adım ileri taşıyor ve pandemi sırasında ve sonrasında KOBİ’lerin dijitalleşmesi için araçlarımız, ürünlerimiz ve kaynaklarımızla elimizden geleni yapmaya devam edeceğimizin altını bir kez daha çiziyoruz. Bize bu fırsatı sağladığı için Sayın Bakanım Ruhsar Pekcan’a bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.

Google Türkiye Ülke Direktörü Mehmet Keteloğlu: “Program kapsamında 12 milyon dolar değerinde finansal destek ve teknolojik araçlarla esnafımızın yanında olmayı sürdüreceğiz”

Google Türkiye Ülke Direktörü Mehmet Keteloğlu pandemi döneminde ve sonrasında dijitalleşmenin önemini vurguladığı konuşmasında şunları söyledi:

“Türkiye’de gelişimine katkıda bulunduğumuz dijital ekosistem, bugüne kadar 1.4 Milyon kişilik istihdam yarattı ve yaratmaya devam ediyor. Ekonomik büyüklük olarak Google tarafından desteklenen dijital ekonominin milli gelir içerisindeki payı da yüzde 4’ü aştı ve nominal bazda 150 milyar TL’ye ulaştı. Bu payın 2023’de milli gelirin yüzde 4.7’sine ulaşacağını öngörüyoruz.”

“Bu program ile Google olarak, Türkiye’de on binlerce işletmenin ve ekonominin can damarı olan KOBİ’nin işlerini teknolojinin sunduğu olanaklarla sürdürülebilir kılmalarına yardımcı olmayı amaçlıyoruz. Bunun için esnafımıza yönelik COVID-19 destek paketimizi oluşturduk.”

“12 milyon dolar değerinde finansal desteği ve 1.5 milyon bireyin ve işletmenin dijital yetenekler kazanarak büyümesini sağlayacak Google Dijital Türkiye Platformu’nu içeren “Dijital Dönüşümle Fark Yaratan Esnaflar” program ile esnafımızı ve KOBİ’lerimizi dijital araçlar ve yeteneklerle 360 derece desteklerken bu sıkıntılı dönemde onların yanında olmayı hedefliyoruz.”

Google olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Türkiye ekonomisinin dijitalleşmesi ve küresel rekabette öne çıkabilmesi için elimizden gelen her türlü çabayı göstermeye hazırız.”

Google’dan Türkiye’ye 360 derece dijital dönüşüm desteği

Google, COVID-19 destek paketi kapsamında hayata geçirdiği “Dijital Dönüşümle Fark Yaratan Esnaflar Programı” ile esnaf ve küçük işletmeleri farklı araçlarla 360 derece destekleyecek bir çerçeve oluşturdu. Ekonominin can damarı olan esnaf ve KOBİ’lere odaklanan program şu  dört temel bileşenden oluşuyor:

●     Restoran ve kafelerin dijital dönüşümü için TESK’e 500 bin dolarlık Google.org hibesi

COVID-19’dan en fazla etkilenen sektörler arasında yeme-içme sektörü ilk sıralarda yer alıyor. Bundan yola çıkan Google, restoran, kafe işletme sahiplerinin ve çalışanlarının dijital becerilerini geliştirmek üzere TESK tarafından yürütülecek dijital dönüşüm projesine 500 bin dolar tutarında Google.org hibesi sağlıyor.

TESK’le hayata geçirilecek Restoran ve  Kafelerin Dijital Dönüşümü Projesi, içerdiği online ve yüzyüze eğitimlerle yeme-içme sektöründeki işletmelerin dijital beceriler kazanarak daha dirençli hale gelmelerini hedefliyor. Bu kapsamda önümüzdeki iki yıl içerisinde 20 bin restoran ve kafenin dijital dönüşümünün tamamlanması hedefleniyor.

●     KOBİ’lere 3 milyon dolar kredi desteği

Pandeminin KOBİ’ler için sarsıcı etkilerinin ortadan kalkmasının zaman alacağı gerçeğinden hareket eden Google, KOBİ’lerin sermayeye erişimine yardımcı olmak ve nakit akışlarını rahatlatabilmek amacıyla Dijital Dönüşümle Fark Yaratan Esnaflar Programı kapsamında 3 milyon dolarlık bir kredi programı oluşturuyor.

●     Kamu kurumlarına ve KOBİ’lere 8,5 milyon dolarlık reklam hibesi

Google, COVID-19 ile ilgili toplum sağlığı açısından kritik olan bilgilerin yayılması ve işletmelerin desteklenmesi için kamu kurum ve kuruluşları ile küçük ve orta ölçekli işletmelere 8,5 milyon dolar değerinde reklam hibesi sağladı. Pandemi başından bu yana bu destekten yararlanan kurum ve kuruluşlar arasında Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı yer alıyor.

●     1,5 milyon birey ve işletmeyi dijitalle buluşturacak Google Dijital Türkiye Platformu

Ekim ayında hayata geçen Google Dijital Türkiye Platformu işletmelerin yeni müşterilere ve pazarlara ulaşmalarına yardımcı olacak online araçlara ve eğitimlere hızlı ve etkin biçimde, tek noktadan ulaşmalarını sağlıyor. Google Dijital Türkiye Platformu sayesinde işletmeler dijital varlıklarını güçlendirmek, yeni müşterilere ulaşmak, daha etkin dijital pazarlama kampanyaları ile tüketiciye kolay erişebilmek gibi konularda rehberlik alabiliyor. İçerisinde Grow My Store, Google Benim İşletmem, Dijital Atölye ve IdeaSoft işbirliği gibi farklı araç, ürün ve eğitimleri barındıran platform 1.5 milyon birey ve işletmeye ulaşarak dijital yetenekler kazandırmayı hedefliyor.

e-Devlet otobüste unutulan kayıp eşyaları sahiplerine ulaştırıyor

İstanbul’da otobüs, metrobüs, metro, tramvay ile durak ve istasyonlarda unutulan eşyalar, görevliler tarafından kayıt altına alınıyor ve Karaköy’deki İETT Tünel binasındaki kayıp bürosuna götürülüyor.

Eşyalar buradan sahiplerine teslim ediliyor. Teslim alınmayan eşyalar ise bir süre burada muhafaza edildikten sonra sahipleri ortaya çıkmazsa ihale ile satılıyor. Bazı giyim eşyaları ve kırtasiye malzemeleri ise yardım kuruluşlarına bağışlanıyor.

EN ÇOK KİMLİKLER UNUTULUYOR

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) bağlı toplu ulaşım araçlarında bulunan eşyalarda, rekoru kartlar oluşturuyor. Geçen yıl araçlarda ve duraklarda 50 bin İstanbulkart ile 12 bin pasaport, ruhsat, nüfus cüzdanı gibi kişisel kimlik kartı bulundu. Bulunan kartların yüzde 18’i sahipleriyle buluşturuldu. Geri kalanlar ise kartı çıkaran kurumlara gönderildi.

İBB’nin bağlı kuruluşlarından İETT Genel Müdürlüğü, zaman ve iş israfına neden olan tüm bu iade ve teslim süreçlerini iyileştirmek için başlattığı çalışmayı tamamladı. Yeni sistemde, TC Kimlik Numaralı kayıp eşyalar, CRM adlı yazılım ile e-Devlet sistemine girilecek. Vatandaşlara e-Devlet bildirimi ve SMS olarak otomatik bilgilendirme iletilecek.

E – BAŞVURU DA YAPILABİLECEK

Böylelikle yolcular, kendilerine ait eşya, kimlik vb. kayıplarını kısa sürede teslim alma imkanına sahip olacak. İstanbullular, aynı zamanda e-Devlet sistemi üzerinden kayıp eşya başvurusu da yapabilecek. Bu başvurular otomatik olarak İETT’nin sistemine düşecek ve eşyalar sahipleriyle buluşturulacak.

Eşyası kaybolan yolcular, 30 Kasım Pazartesi gününden itibaren https://www.turkiye.gov.tr/iett-kayip-esya-bildiri… adresinden kayıp eşya başvurularını yapabilecek.

2 Türksat uydusuna bir şey olursa 2,2 milyar TL ödenecek

Gücünü adından alan Türkiye Sigorta, ülkemizin tek uydu operatörü olan Türksat ile dev bir iş birliği gerçekleştirdi.

Yapılan sigorta poliçesi ile Türkiye’nin uzaydaki gözleri olan ve toplam değeri 280 milyon doları aşan milli haberleşme uyduları ‘Türksat 3A’, ‘Türksat 4A’ ve ‘Türksat 4B’ 1 yıl süreyle Türkiye Sigorta tarafından sigortalanıyor ve olası risklere karşı 2.225.000.000 TL değerinde teminat sağlanıyor.

Düzenlenen ‘Yörüngedeki Uydu Operasyon Sigorta Poliçesi’, yangın ve ek teminatlarını içermesinin yanında uydularımız yörüngede görevlerini yerine getirirken meydana gelebilecek göktaşı çarpması, yörüngeden çıkma ve çarpışma gibi risklere karşı da güvence sunuyor.

Ülke genelinde toplam 7.100 dağıtım noktası, 2.600 çalışanı ve 16 milyon müşterisi ile sektörünün liderliğini üstlenen Türkiye Sigorta, hayata geçirdiği öncü çalışmaları imza attığı güçlü iş birlikleri ile zenginleştirmeyi sürdürüyor.

Bu anlaşmayla Türkiye Sigorta’nın hizmet sınırları uzaya taşındı…

Şirket bu kapsamda, Türkiye’ninuydu operatörü Türksat ile önemli bir anlaşmaya imza attı. Yapılan iş birliği ile ‘Türksat 3A’, ‘Türksat 4A’ ve ‘Türksat 4B’ haberleşme uyduları, 1 yıl süreyle Türkiye Sigorta tarafından sigortalandı.

Üç milli uydunun, yerli ve milli bir sigorta şirketi tarafından teminat altına alınması sektör açısından da bir ilk olurken; söz konusu iş birliği ile Türkiye Sigorta’nın hizmet sınırları uzaya ulaşmış oldu.

Hatırlanacağı üzere Türksat 3A uydusu 13 Haziran 2008, Türksat 4A uydusu 14 Şubat 2014, Türksat 4B ise 16 Ekim 2015 tarihinde uzaya gönderilmişti.

“Gücümüzü adımızdan alıyor, Türkiye markası için sınır tanımıyoruz”

Çevik iş yapış biçimleri ve ileri teknoloji altyapısıyla sigortacılığa yepyeni bir soluk getirdiklerini ve alanında güçlü kurumlarla yaptıkları anlaşmalar sayesinde etki alanlarını Türkiye’nin değerlerini büyütmek üzere genişlettiklerini belirten Türkiye Sigorta icra Kurulu Başkanı Atilla Benli şöyle konuştu; “Bugün her iki kurumun da tarihçesi açısından çok önemli bir gün. Yaptığımız anlaşma ile uzayda uydu sahibi 30 ülkeden biri olan Türkiye’mizin milli haberleşme uydularını Türkiye Sigorta güvencesi altına alıyoruz. Uydu teknolojilerine yatırımlarına devam eden, 1994 yılından günümüze bu alanda olağanüstü mesafe kat eden Ülkemizin haberleşme uydularına destek sunmanın heyecanını taşıyoruz. Biliyorsunuz; Türkiye tarihinin en büyük doğal gaz keşfi Sakarya Gaz Sahası’ndaki Tuna-1 kuyusunda yapıldı. Biz de Türkiye Sigorta olarak ilk poliçemizi Tuna-1 kuyusunun sigortalanması kapsamında düzenlemiş ve yerli ve milli yatırımlara teminat vermeyi sürdürerek; daha güçlü bir geleceğin inşası yönünde Türkiye’nin kararlı duruşunda, Türkiye Sigorta olarak yerimizi alacağımızı belirtmiştik. Bugün, bu yönde öncü bir adım daha atmanın mutluluğunu yaşıyor; Türkiye’nin değerlerini uzayda da güvence almanın gururunu taşıyoruz. Türksat’ın değerli yönetimine ve projede emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum”.

Türksat Genel Müdürü Cenk Şen ise Türksat 3A, Türksat 4A ile Türksat 4B’nin ülkemiz kamu sigorta şirketlerinin bir araya gelmesi ile kurulan Türkiye Sigorta tarafından sigortalanması ile Türkiye’nin uydularının milli kaynaklarla sigortalanmış olacağının ve ülke kaynaklarının çok daha etkin kullanılmış olacağını vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu anlaşma ile hem ülkemizin hem de şirketimizin kaynaklarına koruma sağlayacağız. Ayrıca Türkiye Sigorta Şirketi’nin de tecrübesinden istifade edilmiş olunacak. Bilindiği gibi Türksat olarak, bir yandan uydu ve uzay teknolojileri ile bilişim altyapısının kurulması ve küresel pazarlara açılmak üzere önemli adımlar atarken, diğer yandan uydu ekosisteminin tüm Dünya’ya ulaşması ve milli uydu ekosisteminin geliştirilmesi için önemli çalışmalar yapıyoruz. Bu kapsamda gerçekleştirdiğimiz büyük atılımlarla uydu haberleşme alanında bölgesinde lider ve örnek teşkil edilecek bir kurum hâline geldik. Bu yıl filomuza katılacak olan Türksat 5A ve önümüzdeki yıl uzaya fırlatılacak Türksat 5B uyduları ile şirketimiz, 5 adet aktif uyduya sahip olacak ve Dünya uydu operatörleri arasındaki önemli yerini perçinleyecek. Türkiye’yi geleceğin inşasında hem Dünya’da hem de bölgesinde önemli bir konumda yer alma fırsatı bekliyor. Bizler de şirket olarak bugün olduğu gibi sağlam adımlar atarak ülke geleceği için kritik olan rolümüzü daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz.”

Microsoft Türkiye’ye bir milyar Euro yatırımı nasıl yapar?

FILE PHOTO: Euro currency bills are pictured at the Croatian National Bank in Zagreb, Croatia, May 21, 2019. REUTERS/Antonio Bronic

Microsoft Yunanistan’a milyar Euroluk veri merkezi yatırımı yapınca ülkemizde yoğun bir tartışma konusu oldu. Neden bize değil de onlara konusu çok tartışıldı. Ben bu konuda sizlere bize nasıl yapılırdı konusun irdeleyen birkaç madde çıkarmak istedim. Elbette bütün faktörleri ortaya dökebilmek imkansız ama en azından birkaç küçük fikir olurdu herkes için daha iyiye gidebilme adına:

  • Microsoft için bir ülkenin ekonomisinin tutarlı olmasında büyük fayda var. Yani bugün böyle ama yarın ekonomik kriz çıkabilir algısının ortadan (elbette somut verilerle) kaldırılabilmesi lazım.
  • Ülkedeki hukuk sisteminin uluslararası hukukla “hizalanmış olması” lazım. Bizim hukuk sistemi “biz uluslararası hukuk kurallarından farklı şekilde davranırız” şeklinde çalışırsa yurt dışından kişi ve kurumların gelmesini sağlayamayız.
  • Genel olarak ülkece ağ yönetimi konusunda yüksek yeterliliklerimizin olduğunu kanıtlamalıyız. Yani ülkeye şu kadar saldırı var ama biz bunlardan şu şu şu yöntemler sayesinde etkilenmiyoruz diyebilmemiz lazım.
  • Politik açıdan ülkelerle aramızın kavga seviyesinde bozuk olmaması lazım. “E Yunanistan bizimle kavga ediyor onlara niye veriyorlar” dememek lazım. Çünkü Yunanistan sadece bizimle kavgalı. Diğer bütün ülkelerle arası iyi. “Aman bizim data orada durmasın” diyen ülke sayısı çok yüksek değildir. Ama “bizim verimiz Türkiye’de kalabilir” diyen ülke sayısı bir elin parmaklarını geçmez, o ülkelerde de internet kullanımı var mıdır tartışılır…
  • Bizim ülkemizde veri merkezlerinin sayısını çok artırmamız lazım. Böylece bakın bizim ülkede bu işler yapılıyor harika da gidiyor gibi bir gösterişi sunmamız lazım şirketlere…
  • Şirket ve ülkelere biz bize veri vermeyen olursa yöneticilerini yargılarız internet bant genişliklerini daraltırız gibi şeyler söylemememiz lazım. Bu konu geçekten de çokomelli.
  • Microsoft ve Yunanistan’ın verdiği bilgilere göre bu veri merkezi orta vadede bir milyar Euro gibi bir değer yaratacak ülke ekonomisine. Acaba biz de bunu doğru kabul ederek ona göre yeni bir vergilendirme yapabilir miyiz bu tip yurt dışından gelecek teknolojiler için? Ne bileyim mesela mobilyacılar ya da konut sektörüne tanıdığımız imtiyazların küçük bir kısmıyla ülke ekonomisinde ve istihdamda büyüme sağlayabilirdik…

Bu adımlar sadece Microsoft’un veri merkezi açması için değil, ülkenin 2023 hedefleri için de önemli. Biz bu birkaç küçük maddeyi yerine getirdiğimiz zaman bilmem kaç tane bina satmaktan daha hızlı büyüyeceğiz orası kesin. Ama bunu yapmak ister miyiz? O konuyu oturup konuşmamız lazım. Elbette istemeliyiz ama bazı durumlarda politika evrensel çıkarların, ülkesel refahın nüne geçiyor maalesef. Hayır kesinlikle öyle olmuyor diyenler lütfen mesaj atsın…

Şehirlerarası yolculuğa çıkarken HES kodunu nasıl alacaksınız?

Devletten gelen bir açıklamaya göre bundan sonra şehirlerarası yolculuğa çıkarken HES kodu almak gerektiği dile getirildi. HS kodu almayla ilgili merak ettiğiniz her şey:

HES Kodu Nasıl ve Nereden Alınır?
HES kodu e-devlet yoluyla, SMS yoluyla ya da akıllı telefonunuzun uygulama mağazasından ücretsiz olarak indirebileceğiniz Hayat Eve Sığar uygulaması yoluyla alınabilmektedir. HES kodu almak ücretsizdir. HES kodunuz olmadan uçak, tren ve otobüs bileti satın alamazsınız.

SMS ile HES Kodu Alma
Telefonunuzun mesaj kısmına HES yazıp bir boşluk bıraktıktan sonra TC kimlik/Yabancı Kimlik numaranızı, kimliğinizin seri numarasının son 4 hanesini ve HES kodunu kullanmak istediğiniz süreyi (en fazla 45 gün) aralarında birer boşluk bırakarak yazıp 2023’e göndererek size özel HES kodunuzu alabilirsiniz.

Örnek HES Kodu Mesajı: 42857485859 G274 45 > 2023

Başkasının Adına HES Kodu Alabilir miyim?
Evet alabilirsiniz. Yukarıdaki mesaj örneğinde olduğu gibi kimlik bilgilerine sahip olduğunuz kişilerin adına, kendi mobil hattınızdan HES kodu alabilirsiniz.

En Fazla Kaç Günlük HES Kodu alabilirim?
En fazla 45 gün geçerli bir HES kodu alabilirsiniz. 45 gün geçtikten sonra yeniden HES kodu almanız gereklidir. HES kodunuzun, yolculuk tarihinden itibaren en az 7 gün daha geçerliliği olmak zorundadır.

Bir Kere Kullandığım HES Kodunu Yeniden Kullanabilir miyim?
Aldığınız HES kodunu kaç günlük aldıysanız o süre içerisinde istediğiniz kadar kullanabilirsiniz. Sahip olduğunuz HES kodunun süresinin dolması durumunda yeniden HES kodu almanız gerekir.

HES Kodumu Unuttum Ne Yapmam Lazım?
HES kodunuzu kaybettiyseniz ve hatırlamıyorsanız yeni bir HES kodu alarak bilet alma işlemini gerçekleştirebilirsiniz.

Tek Bir HES Kodu Birlikte Yolculuk Yapacak Bütün Bir Aile için Yeterli mi?
Hayır yeterli değil. HES kodu kişiye özel olup herkes için ayrı ayrı alınması gereklidir. 0-2 yaş arası çocuklar için HES kodu almak zorunlu değildir.

Kendi Arabamla Şehir Dışına Çıkacağım. HES Kodu Almam Gerekiyor mu?
HES kodu kullanımı yalnızca toplu ulaşım araçları için zorunludur. Kendi aracınızla yapacağınız seyahatlerde HES kodu almanıza gerek yoktur.

Yurtdışına Gideceğim. HES Kodu Almalı mıyım?
Yurtdışına çıkacak kişilerin eğer hava limanı için şehir değiştirme durumları yoksa HES kodu almalarına gerek yoktur. HES kodu yalnızca Türkiye içerisinde yapılan seyahatler için gereklidir.

Yayım tarihi
ANKARA, MANŞET olarak sınıflandırılmış

Sosyal medya firmaları tehditle değil ricayla da gelebilir

TikTok, Avrupa pazarındaki varlığını güçlendirmek için ilk Avrupa veri merkezini kurmayı ve küresel genel merkezini Avrupa’ya taşımayı düşünüyor. TikTok, bu kararını açıklamasının ardından Almanya’nın “finans başkenti” olarak bilinen Frankfurt’tan önemli bir davet aldı.
 
Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesine bir açıklama yapan Frankfurt Belediye Başkanı Peter Feldmann, TikTok’a küresel merkezini Frankfurt’ta kurmaları için çağrıda bulundu. Feldmann, Frankfurt’un küresel internet merkezlerinden biri olduğunu ve çok sayıda veri merkezine ve birçok Çin sunucusuna ev sahipliği yaptığını söyledi. Feldman, açıklamasında Frankfurt’un bilişim teknolojisi şirketleri için ideal bir yer olduğunu da vurguladı.

Biz de sürekli bunu söylüyoruz işte. Biz eğer gelmezseniz gözünüzü patlatır, hatlarınızı yavaşlatır ocağınıza icir ağacı diker sizi döveriz diyoruz. Çünkü biz onları dövmek için, istediğimiz datayı almak için, büyüklerimize kötü sözler edildiğinde onların kapı numaralarını edinebilmek için istiyoruz.

Alman ne yapıyor? Dünyanın en büyük sosyal medya şirketlerinden birinin ev sahibi olmaya çalışıyor. Çünkü biliyor ki bunu yaparsa ekonomisi canlılığını koruyacak, girişimciler oradan kendilerine feyz alacak, şehrindeki yazılımcılara istihdam fırsatı doğacak ve şirketler konuşmaya gelenler küçük de olsa bir hareketlilik yaratacak.

Gelmezseniz sizi kırbaçlatırım demeyi bilmiyor muydu acaba Almanlar?

Elektrikli kaykay yönetmeliği neden geçmek zorunda?

İBB’nin elektrikli kaykay (e-scooter) paylaşım sistemlerini düzene sokmak amacıyla hazırladığı yönerge, UKOME’de kabul görmemişti. Hazırlanan yönergenin Bakanlık tarafından uygun bulunmasına rağmen böyle bir sonuç çıktığına dikkat çeken İBB Ulaşım Daire Başkanı Utku Cihan, “Yönergede kaykay ücretleri için zam öngörülmüyordu. Scooterların kimlik numarasına sahip olması ise birçok dünya şehrinde uygulanıyor. Amaç kazanç değil, acil durumda yardımın veya şikayetin kısa yoldan yapılabilmesidir” dedi.

İBB, geçen ay yapılan Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) toplantısında, tüm dünyada olduğu gibi İstanbul’da da yaygınlaşan elektrikli kaykay (e-scooter) kiralama uygulamasını bir sisteme sokmak için hazırladığı yönergeyi gündeme taşımıştı. Bu alandaki kuralların belirlenmesini, hizmet kalitesinin artırılmasını ve sisteme hukuki bir altyapı kazandırmayı amaçlayan yönerge, UKOME’de oy çokluğuyla uygun bulunmamıştı.

DÜNYA İNCELENEREK HAZIRLANDI, BAKANLIK ‘OLUR’ VERDİ

Düzenlemeyle ilgili son günlerde kamuoyuna yanlış bazı bilgilerin yansıdığını belirten İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Ulaşım Daire Başkanı Utku Cihan, “Sosyal medyada ve çeşitli basın organlarında dile getirilen plaka ile yeni bir rant kapısı yaratma, ücret artışı vb. tüm konular gerçeği yansıtmıyor. Yönerge, ruhu itibariyle elektrikli araç paylaşım sistemlerinin sürdürülebilir, çevreye saygılı ve kentsel hareketliliği arttırıcı özelliğini dikkate alan, bu alanın gelecekte daha da önem kazanacağı bilincine dayanarak sektördeki inovasyonun, istihdamın ve arge çalışmalarının önünü açacak yapıdadır. Öte yandan kullanıcı güvenliği ve sektördeki aktörlerin ticari yapılarının sağlığını da kapsayıcı özellik taşımaktadır” diye konuştu.

İBB’nin 3 ay boyunca dünya çapında benzeri tüm düzenleme çalışmaları incelediğini, sektörde faaliyet gösteren her ölçekteki girişimle yönerge taslağını paylaştığını, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları ile bu alanlarda çalışma yapan kişilerden katkı istendiğini aktaran Cihan, şöyle konuştu:

“Ayrıca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile de görüş alışverişinde bulunuldu. Bu noktada hem alınan geri dönüşler yönergede yer aldı, hem de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkilerince çalışmanın yetkinliği tarafımıza iletildi. Yönerge son haline gelene kadar son derece şeffaf bir süreç izlendi.”

ÜCRET ARTIŞI ÖNGÖRÜLMÜYORDU

Utku Cihan, yönergede sektörden gelen talepler doğrultusunda firmaları fiyat tarifesi oluşturma konusunda kısıtlamadıklarını, taban ve tavan fiyat oluşturarak elektrikli kaykay sahibi firmaların da rekabet koşulları altında ezilmelerini engellemeyi hedeflediklerini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yönergede, ‘Elektrikli Kaykay Paylaşım Sistemi başlangıç ücreti 2 tam elektronik bilet ve dakika başı kullanım ücretleri 1 tam elektronik bileti geçemez. Açılış ücreti 1 tam elektronik biletin 1/3 ünden, dakika başı kullanım ücreti ise 1 tam elektronik biletinden 1/6’sından düşük olamaz’maddesine yer verildi. Bu maddeye göre firmalar tavan ücret olarak (açılış ve dk) 7TL/3.5TL aşamaz. Aynı zamanda taban ücret olarak (açılış ve dk) 1.16TL/0.58TL altında olamaz deniliyor. Yaygın ücretlendirmenin 1.99TL/0.59TL olduğu düşünüldüğünde yönerge bir zam öngörmüyor. Aynı zamanda mevcut ücretlendirmenin taban ücret kriterinin altına çekilerek yıkıcı rekabet şartlarının oluşması da engellenmiyor. Bu ve bunun gibi daha birçok düzenlemeyi içeren yönerge geleceğin ulaşım türlerinden birisi olan akıllı ulaşım sitemlerinin gelişimine katkıda bulunurken, kullanıcı ve ticari mağduriyetlerin de oluşmasını engelleyici yapıda.”

NEDEN PLAKA?

Elektrikli kaykay sistemlerinde araçların bir kimlik numarasına sahip olmasının birçok dünya şehrinde uygulandığının altını çizen Cihan, “Burada amaç plaka üzerinden bir kazanç elde etmek değildir. İşletmeci firma ve kullanıcı dışında üçüncü tarafların ihlal ya da herhangi bir acil durum sırasında gerekli başvuru ve iletilerin kısa yoldan yapılabilmesini sağlamaktır. Herhangi bir kaza ya da ihlal sırasında bir yer belirtmeksizin sadece kaykaya ait kimlik numarası üzerinden gereken yardım ya da şikâyet kolayca yapılabilir. İşletmeci firmalar her bir kaykaya ait zaten kendi sistemleri içinde bir kod barındırıyor. Plaka bunun sadece üçüncü kişilerce görünürlüğünü sağlamanın bir yoludur” ifadelerini kullandı.

YÖNERGEYE DAİR DİĞER ÖNEMLİ DETAYLAR

Kamuoyunda sıkça dile getirilen ve tartışılan bu iki konu dışında yönergede elektrikli kaykayların sürüş kültürünün gelişmesi, kullanıcı güvenliği ve toplumun bilinçlendirilmesine dair daha birçok düzenleme bulunuyor. Öngörülen diğer önemli düzenlemeler şöyle;

  • Firmalara her yıl en az bir adet kitlesel bilinçlendirme kampanyası yapması zorundadır.
  • Araçlarda düşme sensörü bulundurulması zorunludur. Hareket halindeki bir kaykayın düşme sensöründen uyarı alınması durumunda anında kullanıcı ile bağlantıya geçilip acil yardıma ihtiyacı olup olmadığının sorulması, gerekiyorsa 112 acil hizmetinin sistemdeki yer bilgisine göre yönlendirilmesi gereklidir.
  • Kullanıcılar için denetleme mekanizması oluşturulması, birden fazla ihlale konu olan kişilerin süreli olarak kullanım haklarının kısıtlanması sağlanmalıdır.
  • Anonim sürüş verilerini açık veri ilkeleri doğrultusunda yerel yönetimler ile paylaşılmalıdır.
  • İşletme yapan firmalar ISO 27001, ISO 9001, OHSAS 18001, ISO 14001 ve ISO 39001 belgelerine sahip olmalıdır.
  • Oluşabilecek zararlar ve üçüncü şahıslara verilebilecek zararlara yönelik her bir kaykayın sigorta yapılması gerekmektedir.
  • Keyif verici madde ile kullanıldığı belirlendiğinde ilk ihlalde kullanıcının kullanım hakkı 180 gün askıya alınır, ikinci ihlalde süresiz olarak sistem üyeliği iptal edilir.
  • %10 şarj düzeyinin alındaki araçların kullanımda bulundurulamaz.
  • İşletme yapan firmalar KVKK kapsamında gizlilik taahhütnamesi vermek zorundadırlar.

İç ticaret işlemleri dijitalleşecek MERSİS önem kazanacak

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, yaptığı yazılı açıklamada, Bakanlığın Türkiye’de hızlı, kolay ve güvenli bir ticari ortam tesis etme hedefi doğrultusunda teknolojinin sunduğu imkanlardan yararlanarak, hizmetleri dijital ortama taşımayı ve iş insanlarına daha iyi hizmet sunmayı amaçlayan çalışmalarının ara vermeden sürdüğünü belirtti.

Bakanlık bünyesindeki Merkezi Sicil Kayıt Sisteminin (MERSİS), kamusal hizmetlerde dijital dönüşümün öncülüğünü yapan temel bilgi sistemleri arasında yer aldığına işaret eden Pekcan,MERSİS’in halihazırda 45 farklı kurumla anlık olarak veri paylaştığını ve entegre olarak çalıştığını ifade etti.

MERSİS üzerinden ticaret siciline ilişkin ihtiyaç duyulan bilgilere tek noktadan erişildiğine, kurum ve kuruluşlar ile tacirler ve vatandaşlar tarafından sistemin önemli bir doğrulama kaynağı olarak kullanıldığına dikkati çeken Pekcan, “İç ticaret işlemlerinin dijitalleştirilmesi kapsamında sürdürülen çalışmalar neticesinde MERSİS üzerinden elektronik ortamda yürütülen işlemlerin kapsamı genişletilmiş ve paydaş kurumlarla işbirliği yapılarak vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştıran pek çok yeniliğe imza atılmıştır.” dedi.

Bu kapsamda, yakın zamanda devreye alınan elektronik belge uygulaması ile Ticaret Sicili Müdürlüklerince verilen tüm belgelerin, ödeme aşamaları da dahil olmak üzere, tamamen elektronik ortamda MERSİS üzerinden temin edilebilmesinin sağlandığını hatırlatan Pekcan; İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa Ticaret Sicili Müdürlükleri başta olmak üzere toplam 40 ticaret sicili müdürlüğünde belgelerin tamamen elektronik ortamda talep edilebildiğini ve alınabildiğini kaydetti.

-Tescile ilişkin ilanlar da artık elektronik ortamda verilecek

Bakanlığın dijital dönüşüm çalışmaları kapsamında vatandaşlara sunduğu hizmetlere bir yenisini daha eklediğini belirten Pekcan, şu bilgileri paylaştı:

“Ticaret sicili işlemlerinde, tescile ilişkin ilanlar fiziki olarak (posta veya kargo ile) Türkiye Ticaret Sicili Gazetesine gönderilmekte bu durum maliyet ve zaman kaybına neden olmaktaydı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile yürütülen ortak çalışma sonucunda MERSİS ile Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Bilgi Sistemi entegrasyonu sağlanmıştır. Buna göre, Ticaret Sicili Müdürlükleri tarafından yapılan tescillere ilişkin ilanlar Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’ne artık elektronik ortamda gönderilebilecek ve en geç iki saat içerisinde yayımlanabilecek. Söz konusu ilanlara Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin internet sayfası üzerinden ulaşılabilecek. Böylece ticari faaliyetler hız kazanacak.

Zaman ve maliyet tasarrufu sağlayan ve 124 Ticaret Sicili Müdürlüğünde devreye alınan söz konusu uygulama kısa sürede tüm Ticaret Sicili Müdürlüklerinde hayata geçirilecek.”

Pekcan, iç ticaretin dijitalleşmesine, ticari işlemlerin daha hızlı bir şekilde yürütülmesine, vatandaşlara daha nitelikli ve hızlı hizmet sunulmasına ve giderlerden tasarruf sağlanmasına katkı sağlayacak çalışmalara devam edeceklerini sözlerine ekledi.

Muhtemel sosyal medya kanunu üstüne bir fikir yazısı

Sosyal medyaya getirilecek olası düzenlemelerle ilgili herkesin bir sözü var. Orada doğmuş, orada yaşayan biri olarak ben de benimkileri sizlerle paylaşmak istedim.

Dün bu konuyu savunmak isteyen tecrübesizce yandaş bir spiker şu kelimeleri kullanıyordu yasalarla ilgili: “Ne yani hiç mi kural olmasın, onlardan hiç mi hesap soramayalım…” Kendini gazeteci sanan kızcağızın anlamadığı şey şuydu: Ya hep ya hiç diye bir şey yoktur.

Almanya ile aynı kanun olur mu?

Sosyal medya konusunda Almanya ile aynı kanunlara sahip olma yaklaşımı içinde aslında çok basit bir yanlış var: Biz, yönetim erkleri ve vatandaşlar Alman değiliz. Bunu bir aşağılama ya da hor görme sözü olarak söylemiyorum. Montesquieu’nün “İklimler Teorisi” fikirlerinden bu yana her topluluğun farklı bir yaşam ve hayata bakış şekli olduğu konusunda fikir sahibiyizdir sanırım.

Almanya’daki bir kullanıcı, geçen yıl Alman Cumhurbaşkanı’nın zekasını sorgulayan, ona aptal diyen cümleler kullandı. Hemen her ülkede olabileceği gibi mahkemeye verildi. Mahkeme konuyu ölçtü biçti ve şu kararı verdi: Bu sözler vatandaşın kişisel eleştiri hakları sınırları içindedir. Eleştirilen kişi ne kadar yüksek seviyede ve tanınmışsa eleştirinin sertliğini o kadar kaldırması gerekir.

Bu düşünceye sahip ülkelerin koyduğu kanunlarla “yaptığınız şey doğru olmayabilir” dendiğinde evine baskın düzenlenip gözaltına alınma ihtimali yüksek olan insanların ülkesindeki kanunlar aynı olmamalı. Bunun sebebini anlatmaya çalışmaya gerek var mı?

Anonim insanların bilgileri verilsin

Anonimlik bir haktır aslında. İnsanlar her söyledikleri için isimlerini resimlerini ve imzalarını koymak zorunda değillerdir. Bunu tartışmaya gerek yok. Ama getirilmesi düşünülen kanunun içinde anonim kalanların verilerinin çekilebilmesi, istediğinde hemen sağlanması var. O yüzden bu konuya da birkaç küçük adımla giriş yapmamız gerekebilir.

İnsanlar özel olarak isimlerinin duyulmasını istememe hakkına sahip ya. Bazı durumlarda bu zorunluluk haline geliyor. Mesela bir fikir beyan ettiğinizde başınıza bir şey gelmeyeceği garantisi verirseniz insanlar anonim kalmayı seçmeyebilir. Ancak her fikirde iş bulamıyor, işinden oluyor ya da hapis cezası riski alıyorsa o insanlar anonimliği seçer. Bu yüzden belki de bizim ülke olarak kullanıcıların anonim kalma hakkını talep etmeyeceği bir atmosfer yaratmamızda büyük fayda var.

Veri paylaşımı şirketler için zorunluluk mu?

Biz şirketlerden bazı kişilerin verilerini istiyoruz ve onlar bize bunları vermiyorlar. Nasıl vermezler! Allah onları kahretsin, kahretmekle de kalmasın onlar bize 10 milyon TL ceza versinler bir de üstüne hatlarını yavaşlatalım.

Bu bakış açısı bu aralar toplumun büyük bir kesimine çok normal geliyor. Çünkü onlara yanlış örneklerle sunuluyor konu. Ben size bir diğer yanlış örneği sunayım.

Diyelim ki siz ir sosyal medya sitesi kurdunuz. Adı zivitır.com… Bu siteye kadınlı erkekli birçok insan, dünyanın dört bir yanından geliyor. Suudi Arabistan’dan bağlanan bir kız erkek arkadaşıyla el ele tutuştuğu resmi paylaştı burada. Suudlar çıldırdı ve bu kıza 100 kırbaç atıp onu sonrasında recmetmek istiyor. O kızın ismini ve IP adresini verir misiniz?

Buna muhtemelen toplumun büyük bir kesimi hemen hayır diyecektir. O kızın başına gelenlerin sorumluluğunu almak istemedikleri gibi sizin tarafta suç sayılmayan el ele tutuşmak gibi bir aktiviteyi suç saymadığınızdan burada önemli bir şey yok diyecektir. E Suudların kurallarına nasıl karşı koyarsınız? Onların kanunlarına karşı mı geliyorsunuz? İçişlerine mi karışıyorsunuz? Ne hakla?

Şu anda yaşadığımız şeyin abartılmış bir kopyası bu. Bir insan için söylenen sözler Twitter ve Facebook gibi ülkelerin bağlı olduğu kanunlara göre suç değil. Adamlar suç işlenmediği bir ortamda bizimle bilgi paylaşma ihtiyacı hissetmiyorlar. Gerçekten yılda 10 bin isim ve IP talep ettiğimizde bunların hepsinin çocuk pornosu ve FETÖ mensubu olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Türk verisinin Türkiye’de kalması…

En acayip konulardan birisi verinin nerede kalacağı. Bu bir sosyal medya, mikro medya… Öyle ya da böyle bir medyadan bahsediyoruz. Bazı içerikler yaratılıyor burada. Bu içerikleri insanlar yaratıyor. Bu insanların nerede olduğu, bilgilerin nerede olduğu konusunu ayrıştırmanın ne kadar sorunlu olduğunun farkında mısınız?

Mesela ben Türk’üm dediğimde benim verim Türkiye’de mi saklanacak? Cevabınız evetse Türkiye dışında yaşayan 5 milyon Türk’ün verisi de Türkiye’de mi barındırılmalı? Türkiye’deki 5 milyon Suriyelinin verisi nerede durmalı?

Diyelim ki sadece Türkiye sınırları içinde yaşayan insanların verisi burada tutulacak. Peki onlar geçen sene 300 binin üstündeki Türk’ün yaptığı gibi yurt dışına gidince o zaman bu verileri istediğiniz ere koyabilirsiniz mi diyeceğiz?

İçinde parayla alakalı verilerimizin bulunduğu banka verilerinin Türkiye sınırları içinde tutulması çok iyi fikir. e-Devlet verilerimizin keza Türkiye sınırları içinde tutulması da harika. Ama ayaklarımızı denize doğru uzattığımız resimler ve korkutunca iki metre sıçrayan kedili videolarımızın Türkiye içinde kalmasının sebebi ne? Bunun içinden çıkamıyorum.

Teknoloji firmalarına değil noterlere indirimli elektrik

Görevli elektrik tedarik şirketi olarak İzmir, Manisa, Aydın, Denizli ve Muğla başta olmak üzere Ege Bölgesi’nde ve Türkiye genelinde yaklaşık 5 milyon müşteriye elektrik tedariki sağlayan Aydem ve Gediz Elektrik Perakende, Türkiye Noterler Birliği (TNB) ile önemli bir iş birliğine imza attı.

TNB Başkanı Dursun Cin ile Aydem ve Gediz Elektrik Perakende Pazarlama ve İş Geliştirme Direktörü Gülin Sontuna tarafından açıklanan kampanya uyarınca TNB çatısı altındaki birlik binaları ve 2061 adet noterlik dairesi, ticarethane abone grubunda olan tüketim noktalarına özel 12 ay sabit birim bedelli indirimli elektrik kampanyasından faydalanabilecek.

TNB ile yapılan anlaşmadan aylık elektrik faturası 110 TL ve üzerinde olan ticarethane abone grubu müşterilerinin yararlanabileceğini vurgulayan Aydem/Gediz Elektrik Perakende Pazarlama ve İş Geliştirme Direktörü Sontuna, uygulamaya ilişkin “Kampanya süresince TNB mensubu noterlere sunulan sabit birim bedelli aktif enerji bedeli, 12 ay boyunca sabit olarak uygulanacak. Kampanyadan yararlanmak isteyen noterler, TNB’nin portalı veya Aydem ve Gediz Elektrik Perakende’nin web sitelerinden erişebilecekleri başvuru formunu doldurabilir ya da 0 (232) 388 87 00 numaralı iletişim merkezimizi arayabilirler. Kampanyamız 30.09.2020 tarihine kadar devam edecek.” dedi.

TNB Başkanı Dursun Cin ise, TNB çatısı altındaki binaları ve 2061 adet noterlik dairesini ilgilendiren kampanyaya ilişkin yaptığı değerlendirmede “Bu kampanyadan faydalanacak meslektaşlarımız, birim fiyatlarını sabitleyerek fiyat artışlarından etkilenmeden elektrik kullanma fırsatı elde edecekler’’ diyerek şunları ekledi:

“Bu iş birliğine vesile olan tüm çalışma arkadaşlarıma ve Aydem ve Gediz Elektrik Perakende’ye katkılarından dolayı teşekkür ederim. Meslektaşlarımıza fayda sağlayacak çalışmalar yapmaya devam edeceğiz. ”

Türkiye’nin internet alanında ileri gitmesini istiyoruz. İçerik artsın istiyoruz. Firmalar internete daha çok girsin istiyoruz. Ama biz fabrikalara verdiğimiz elektrik fiyatının neredeyse iki katına hosting ve data center firmarına elektrik satıyoruz ki bu firmaların en önemli gideri elektrik. Bu da yetmezmiş gibi noterlere de indirimli veriyoruz ne güzel bültenleri çıkıyoruz. Garip bir ükeyiz…

Yayım tarihi
ANKARA, BÜLTEN olarak sınıflandırılmış