Kategoriler
ANKARA Girişim MANŞET

Biz hala Küçük Prens’in gezegenini sunamayan çaresiz Türkleriz

Küçük Prens romanında çok enteresan bir bölüm var. O bölümü sizinle paylaşayım:

Küçük prensin geldiği gezegenin asteroid B 612 olduğuna inanmak için çok ciddi nedenlerim var. Çünkü bu gezegen teleskopla sadece 1 kez görüldü, 1909 yılında ve bir türk astronom tarafından.

Astronom, uluslararası bir astronomi kongresinde bu buluşunu sundu. Ama üzerindeki kıyafet yüzünden kiç kimse ona inanmadı. Büyük insanlar böyledir işte.

Neyse ki asteroid B 612’nin şöhretinden dolayı bir Türk diktatör halkına Avrupalılar gibi giyinmeyi empoze etti. Aksi halde ölüm cezasına çarptırılacaklardı. Aynı astronom 1920’de buluşunu çok şık giysilerle tekrar sundu. Ve bu defa herkes ona inandı.

Türk diktatör vs. gibi konuları sonra sizlerle ayrıca tartışırız. Ama burada Türk’ün üstünde Arap kıyafetleri olduğıu için ona kimsenin inanmaması, sonra çok şık kıyafetler giyince birilerinin onu dinlemesi bence çok enteresan ve bugünlerimize yönelik çok enteresan bir öngörü.

Bugün biz Türkiye’den girişim çıkarmaya çalışıyoruz. Dünyaya açılıp kendimizi büyütmek istiyoruz. Bunun için yabancılardan bizim fikirlerimize yatırım yapmasını istiyoruz. Ama sonuçta bizim üstümüzdeki kıyafetler yüzünden, bir başka bakış açısıyla olduğumuz kişi ve taşıdığımız pasaport yüzünden bir türlü dinlenmiyoruz.

Türkiye’den çıkan veya çıkmaya çalışan girişimcilerle sık sık konuşuyorum. “Türkiye’den olmaz olmuyor işte” diyorlar. Ya gidip ABD’de bir ofis tutuyor ve aynı fikri aynı Türk girişimcilerle ABD etiketiyle oradan satmaya çalışıyorlar, ya da işlerini kapatıyorlar.

Türk devleti eğer girişimcilere destek vermek istiyorsa öyle para pul vermeye çalışmak yerine ülkemizin imajıyla oynamalı. Ülkemiz dışarıdan bakıldığında kafası fesli, vücudu beyaz entarili geri kalmış insanlar olarak gözükmemeli. Bunu yapmanın birçok yolu var ve buradaki bir yazıya sığacak bir şey değil bu.

Ama bunu yapmak bir seçenek değil zorunluluk. Ülkedeki tüm girişimciler birbiri ardına yurt dışına kaçıyor. Zaten çok zor çıkan bu girişimleri oralara kaptırmak bu devletin canını sıkmalı.

Antoine de Saint Exupery’nin 1943 yılında Türk insanı için yaptığı öngörüyü bizim hala görememiş olması benim çok fazla canımı sıkıyor.